PİRHA- Rojava’daki kadınlara destek için saçını ören hemşire İkra A.’nın gözaltına alınması kadınların ve sendikaların tepkisine yol açtı. SES’li kadınlar gözaltıyı kınayarak saçlarını ördü.
Suriye’de de HTŞ’li bir cihatçının SDG’li bir kadın direnişçinin kesilmiş saç örgüsünü gösterdiği videonun paylaşılması üzerine, kadınlar tepki göstermek ve Suriye’nin kuzeyindeki kadınlarla dayanışmak için saçlarını ördükleri videoları paylaşıyor. Saç örgüsü kampanyasına destek verdiği için açığa alınan hemşire İkra A., İstanbul’da gözaltına alınarak gece geç saatlerde Kocaeli’ye götürüldü. Hemşire emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusu sonrası nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan hemşire İkra A., adli kontrol şartıyla salıverildi.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Aksaray Şube ile Amed Şube, hem Rojava’daki kadınlara hem de hemşire İkra A.’ya destek olma amacıyla saçlarını ördü. Sendika, “Aynı saç değil belki ama aynı acı. SES İstanbul Kadın Meclisi olarak Hemşire İkra ile dayanışmamızı gösteriyor, Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğünü kınıyoruz” diyerek tepkilerini gösterdiler.
PİRHA- Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) Başkanı Leyla Solmaz’ın ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ( AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu’nun da içinde yer aldığı bir heyet, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde deprem bölgelerindeki kadınlarla bir araya gelecek.
Türkiye ve Avrupa Alevi hareketi deprem bölgelerinde sürdürdükleri dayanışma ve yardım çalışmalarını birlikte yürüttüler. Bölgedeki cemevleri üzerinden yürütülen çalışmalara Alevi kadınlar da aktif olarak katıldılar.
Maraş merkezli depremlerin ilk gününde depremzedelerin yardımına koşan ve bulundukları yerlerde topladıkları yardımları bölgeye gönderen kadınlar, çalışmalarını sürdürüyor. Kadınlar depremi ilk gününden beri sahada olarak çalışmalara destek veriyor.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadınlarla dayanışma amaçlı Avrupa’nın farklı şehirlerinden gelen Alevi kadınlar Kayseri Cemevine ulaştı. 7 Mart günü Kayseri Hacı Bektaş Veli Cemevini ziyaret eden Avrupa Alevi Kadınlar Birliği heyeti, Cemevi Başkanı Abbas Tan ile görüşerek yardım çalışmalarına ilişkin bilgi aldı.
Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) Başkanı Leyla Solmaz’ın ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ( AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu’nun da içinde yer aldığı heyet, Kayseri Cemevinde hazırladıkları ihtiyaçları bölgedeki kadınlara ulaştıracak.
AAKB heyeti, bugün Hatay başta olmak üzere diğer deprem bölgelerine giderek depremzede canlarla görüşecek. Hızır lokmalarını depremden zarar gören insanlara ulaştırma amacıyla yola çıkan heyet birkaç gün deprem bölgelerinde kaldıktan sonra Avrupa’ya dönecek.
PİRHA- Bursa Akçağlayan Cemevinin düzenlediği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğinde kadın mücadelesi ve deprem konuşuldu. Kadınlar “Dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğiz” dedi.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Bursa Akçağlayan Cemevi Gençlik Kolları etkinlik düzenledi. Gençlerin çağrısıyla bir araya gelen kadınlar “Dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğiz” dedi.
“DAYANIŞMAYLA YARALARIMIZI SARACAĞIZ”
Akçağlayan Cemevinde yapılan etkinlikte konuşan Akçağlayan Gençlik Kolları Temsilcisi Burcu Gülaçtı, “Bugün Türkiye’de kadının adı yok. Hükümetlerin ve onun yarattığı zihniyet kadınların nasıl giyineceğine, kaç çocuk doğuracağına, nasıl güleceğine ve sokakta gezip gezemeyeceğine karışıyor. Her yıl yüzlerce kadın katlediliyor boşanmak, ayrılmak istediği için. Kadınlara yönelik taciz ve tecavüz sonrasında kadının kıyafeti, sokakta saat kaçta gezdiği sorgulanıyor. Çocuklar sistematik olarak tacize istismara maruz kalıyor. Ağır cezalar verilmediği gibi bunların üstü örtülüyor. Biz emekçi kadınlar var oldukça, ne bizlere dayatılan yaşam tarzına boyun eğeceğiz ne de çocuklarımızı, kardeşlerimizi bu gericiliğe teslim edeceğiz” dedi.
Depremin yıkıcılığını kadınların daha fazla yaşadığını vurgulayan Gülaçtı, “Yaralarımız dayanışma içerisinde saracağız. İlk günden bugüne dayanışma ağını ördük ve büyütüyoruz. Kadınlarla birlikte bugün deprem bölgesine hijyen kitleri başta olmak üzere yapılması gereken her şeyi dayanışma ağıyla yapıyoruz ve büyütmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“HİJYEN MALZEMELERİNE İHTİYAÇ VAR”
Deprem sonrası bölgeye giderek incelemelerde bulunan Kestel Hacı Bektaş Veli Cemevi Başkanı Türkan Tolunay Çiftçi de, bölgede hazırladıkları rapora değinerek, “Gittiğimizde şehirlerin yerle bir olduğunu gördük. Çadırların kurulu olduğu yerler çok kötü. Bir araç geçtiğinde her yerin toz kapladığını gördük. Hangi sokağa girerseniz girin her yer aynı; hayatlar bitmiş. Halkın depremzedelere yardım ettiğini herkes gördü biz de bunu yaşadık. Hijyen malzemelerine ihtiyaç var, kimsesiz çocukların tarikatlara bırakılmaması ve barınma için konteyner kentlerin oluşturulması gerekiyor” diye konuştu.
“DAYANIŞMA ZİNCİRİNİ DAHA DA BÜYÜTMEYE İHTİYAÇ VAR”
Ekmek ve Gül’ün başlattığı ‘Kız kardeşlik köprüsü ile hayatı yeniden kuruyoruz’ kampanyasını anlatan Funda Eylem Sancarbarlaz, “Depremin ilk anından beri hepimiz seferber olduk. Bizler başlattığımız kampanya ile bu seferberliği kalıcı hale getirmek istiyoruz. Sadece bir yardımlaşma değil yardımlaşmanın ötesinde hayatlarımızı yeniden kurmak deprem bölgesindeki kadınların hayatlarını yeniden kurmak ama aynı zamanda da buradaki kadınların daha güvenli yaşamlar, güvenli kentler kurabilmesini sağlamak. Kadınların ve çocukların sağlıklı güvenli huzurlu bir ortamda yaşayabilmesi, barınma beslenme haklarının sağlanması, şiddete karşı önleyici ihtiyaçların karşılanması için bu kampanyayı büyütüyoruz. Bu kampanyayı birlikte daha da büyüteceğimize inanıyorum. Çünkü bu kampanya mücadele etme çağrısıdır birlikte olma çağrısıdır. Bütün kadınları bu kampanyanın bir parçası olmaya ve dayanışma zincirini daha da büyütmeye ihtiyaç var” şeklinde konuştu.
PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi Kadın Meclisi’ne üye kadınlar, kadın meclislerinde yaptıkları çalışmaları ve kadınların yaşadıkları sorunları anlattı. Mamak’ta kadınlara ulaşmaya çalıştıklarını belirten Kadın Meclisi üyeleri, Mamak halkı ve belediyelerle ortak havuz oluşturup ihtiyacı olanlarla dayanıştıklarını ifade ettiler. Örgütlenmenin önemine değinen kadınlar, “Dayanışma ağımızı güçlendireceğiz” dediler.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi üyesi kadınlar, Ankara ve Mamak bölgesi yerelinde yaptıkları çalışmaları ve yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor. PİRHA’ya konuşan kadınlar, Mamak’ta çocuk gelinlerin olduğunu, Alevi kadınların yeterince bilinçli olmadığını ve kadınların dört duvar arasından çıkarak örgütlenmelerinin şart olduğunu aktardılar.
“KADINLAR OLARAK MAMAK’TA NELER YAPABİLECEĞİMİZİ KONUŞTUK VE MECLİSİMİZİ KURDUK”
Kadın meclisi üyelerinden Bahtiyar Atakay, doğma büyüme Tuzluçayırlı olduğunu ve işletmecilik yaptığını ifade ederek, “Zeytindalı Kadın Kooperatifi’nin eğitim üretim atölyesi sorumlusuyum. Fadime Türkyılmaz’ın adaylığı sırasında buraya arada bir geliyordum. Uzaktan da olsa bir şeyler yapıyordum. Daha sonrasında üye olmaya karar verdim. Kadınlar olarak burada toplandık ve Mamak’ta neler yapabiliriz diye konuştuk. Böylelikle kadın meclisimizi oluşturduk ve ortak akılla bir yol haritası belirledik. Önce kendi mahallelerimizde ki kadın, genç ve okul çağındaki çocukların sorunları üzerine bir harita belirledik. Çevremizde 3 tane ilköğretim okulu ve ortaokul var. Bunların okul aile birlikleri ile irtibata geçtik. Onlarla birlikte oturduk. Ortak akıl üzerinden kendi mahallemizden, kendi çevremizden başlayarak neler yapabiliriz, diye konuştuk ve bunu tüm Mamak geneline yaymak istedik” şeklinde konuştu.
“DAYANIŞMA İÇİN MAMAK HALKI VE BELEDİYELERLE BİRLİKTE ORTAK HAVUZ OLUŞTURDUK”
Okul aile birlikleri ile ihtiyaç sahibi olan velilere ve öğrencilere ulaştıklarını kaydeden Atakay sözlerine şu şekilde devam etti:
“Özellikle pandemi döneminde yardımlarda bulunduk. Önce gıda ile başladık. İnsanlar gerçekten çok zor durumdaydı. Gönüllülerimiz ve dernek üyelerimiz ile birlikte ortak bir havuz oluşturduk. Daha sonra belediyelerden yardımlar alarak kolilerimizi ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. Sonrasında okul aile birliklerimizle yapmış olduğumuz çalışmalarda öğrencilerimizin neye ihtiyacı var bunları belirledik. Özellikle dar gelirli öğrencilerimize ulaşmak istedik. Kırtasiye malzemelerinden tutun da kılık kıyafete kadar ortak oluşturduğumuz havuzdan, bir nebze olsun ihtiyacı olanlara yardımcı olmaya çalıştık. Yardımlar için Mamak Belediyesi ile de görüştük ancak hiçbir şekilde yardım alamadık oradan. Biz Mamak’a bağlıyız ve bizim vergilerimizle Mamak Belediyesi ayakta duruyor. Bir şeye ihtiyacımız olduğunda meclis üyelerimizle birlikte özel arkadaşlarımızın kanalıyla ihtiyaçlarımızı ilettik. Ancak somut olarak hiçbir destek görmedik. Buraya bağlı olduğumuz için önce kendi bölgemizdeki belediyeye gittik. Oradan somut olarak bir yardım alamadığımız için Büyükşehir Belediyesi ile gönüllülerimiz ve bize destek olan üyelerimizle bu ortak havuzu oluşturduk.”
İnsanların bir yerden bir çağrı, bir kıvılcım, bir hareket beklediklerini söyleyen Akatay, halkın sorunlarının ortak olduğunu belirtti.
Yaptıkları çalışmalar sonucunda halktan olumlu geri dönüşler aldıklarını da sözlerine ekleyen Akatay, “İnsanlar pandemi sürecinde biraz daha içeri kapandığı için ve sosyal aktiviteler iyice kısıtlandığı için fiziksel anlamda gidemezsem bile ufakta olsa ne yapabilirim, ne katkı sunabilirim diye düşünüyorlardı. Biz burada kadın meclisimiz ile birlikte yaptığımız aktiviteleri, sosyal medyamızdan, pankartlarımızla, söylemlerimizle insanlara duyurmayı başardık. Bununla birlikte insanlar, evet orada bir kıpırdanma var, kadınlar bir şey yapıyor dediler. Daha sonrasında bir işin ucundan tutmak için derneğimize gelmeye başladılar” dedi.
‘Dayanışma güçlendirir’ diyen Atakay son olarak, “Özellikle kadınlar arasındaki dayanışma çok önemli. Biz daha yolun başındayız ve yapabileceklerimizi biliyoruz, yol haritamız belli. Gideceğimiz daha çok yol var ve bir kadın yanında iki kadınla birlikte geliyor. İki kadın dört kadınla geliyor. Biz bir şeyler yaptıkça çoğalacağız ve dayanışma ağımızı genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.
“MÜCADELE ETMEYİ ÇOK SEVİYORUM, O YÜZDEN DE PİR SULTAN’DAYIM”
Kadın meclisinden Gülizar Sakmak ise Kadın Meclisi’nde örgütlendiği günden bugüne kendini daha güçlü hissettiğini vurgulayarak; “Yaklaşık 30 yıldır bu mahallede oturuyorum. Ben burada yapılan etkinliklere katılıyorum. Çalışmalara elimden geldiğince dahil olmaya çalışıyorum. Kadın Meclisi olarak basın açıklamaları, eylemler, toplantılar, aşure günleri gibi etkinlikler yapıyoruz. Mahallede ihtiyacı olan, eksiği olan kadınları tespit ediyoruz ve onlarla dayanışma halinde oluyoruz. Maddi manevi kadınların yanında oluyoruz. Kadınlar örgütlü olursa daha güçlü olur. Ben kendimi yalnız hissetmiyorum. İnsanları görüyorum ve tek olmadığımı biliyorum. Bu beni bir kadın olarak daha güçlü yapıyor. Mücadele etmeyi çok seviyorum, çalışmayı çok seviyorum. O yüzden de Pir Sultan’dayım” cümlelerini dile getirdi.
“MAMAK’TA DA ÇOCUK GELİNLERLE KARŞILAŞIYORUZ”
Latife Eskiköy de en az 30 yıldır Mamak’ta yaşadığını belirterek, özellikle kadınlara ve çocuklara dokunmaya çalıştıklarını aktardı. Eskiköy, çocuk gelinler meselesine de değinerek şunları söyledi:
“Çocuk gelinleri engellemeye çalışıyoruz. Mamak’ta da çocuk gelinlerle karşılaşıyoruz. En başta ben kendimden örnek vereyim. Ben çok küçük yaşta evlendirildim. Bir kadın için bu çok büyük bir yaradır. Çocukluğunu yaşayamaz, gençliğini yaşayamaz, anne olur anneliğini bilmez, hayata nereden başlayacağını bilmez. Açıkçası hep yarım yamalak kalır. 13-14 yaşındaki çocukları başlık parası karşılığında veriyorlar. Bu durum bir kadın olarak bana çok ağır geliyor. Annelerin bu duruma engel olması gerekiyor. Babaları geçiyorum çünkü onlar paraya göz dikmiş durumda. Para karşılığı kızını satıyor. Ama anne karşı çıkabilir. Burada biz kadınları bilinçlendirmeye çalışıyoruz ve kadınlar bilinçlendikçe toplum da ilerliyor. Ben önceden kendi halinde yaşayan çocuk gelinlerden biriydim ama ne zaman ki Pir Sultan’a geldim, Kadın Meclisi ile tanıştım, kadın olmanın farkına vardım.”
“KADINLAR DÖRT DUVAR ARASINDA KALMASINLAR”
1973 yılından bu yana Mamak’ta yaşayan Sabır Göktaş ise kadınların kendi aralarında dayanışma sağladıkça kendilerini daha güçlü hissettiğini belirterek şunları dile getirdi:
“Kadın Meclisi’nin üyesiyim. Burada çeşitli faaliyetler yapıyoruz. Bu faaliyetlere katılıyorum. Kadınların maddi manevi yanında olmaya, onlarla dayanışmaya çalışıyoruz. Buraya birisi gelip sıkıntısını anlattıysa ona nasıl yararlı olabiliriz diye konuşuyoruz ve elimizden geleni yapıyoruz. Ben kendimi burada çok güçlü hissediyorum. Buraya gelip birisine bir faydam olur mu, birisine dokunabilir miyim diye düşünüyorum. Kadınların yanında, burada kendimi yalnız hissetmiyorum. Kadın, çocuk ve genç desteği, onlarla birlikte olmak bana başka bir haz veriyor. Kadınlara buradan çağrı yapıyorum; dört duvar arasında kalmasınlar. Değişik fikirler, değişik insanlar tanısınlar.”
“ÖRGÜTLENMEMİZ GEREKİYOR”
Kadın Meclisi üyelerinden Adalet Ayten, 1986 yılından bu yana Mamak’ta yaşadığını ifade ederek, Mamak’ta birçok faaliyet yürüttüklerini, Tuzluçayır’ın örgütlenme bilincine sahip seçkin bir yer olduğunu anlattı.
Özellikle kadınlara ve çocuklara ulaşmaya çalıştıklarını söyleyen Ayten sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bizim dokunduğunuz bir kadın diğer bir kadına ulaşıyor, yakalanabilecek noktaları belirtiyor ve biz böylelikle herkese ulaşmaya çalışıyoruz. Alevi kadınlar yeterince bilinçli değiller kadın konusunda. Çünkü çoğu kadın ekonomik özgürlüğünü kazanamamış durumda. O yüzden eşine bağlı kalmak zorunda oluyor. Bizim kız çocuklarımızı okutmamız gerekiyor. 3 gün önce şöyle bir olay yaşadım; Boğaziçi’nde bir alışveriş merkezinde kasada bir bey ile kasiyer kızın konuşmasına tanık oldum. Eşini Urfa’dan 80 bin TL’ye aldığını söyledi. Ben böyle bir şeyle ilk defa karşılaştım. Çok üzüldüm ve şaşırdım. Bunun karşılığında kasiyer kızlar da, böyle bir şey var mı deyip gönüllü davrandılar. Ben bir kadın olarak orada müdahale ettim ve bir kadının bedelinin olmayacağını söyledim. Oradaki kasiyer kızlara da kendilerine böyle bir şey yakıştırdıkları için kendilerini kınadığımı söyledim. Sonra beyefendi uzaklaştı. Mağazadaki herkes beni dinliyordu. Kadına bir bedel konduğunu söylediler orada ve genç kızlar da buna heveslendi. Bir söz vardır, ‘Önce Analar uyanır sonra güneş doğar’ denir. Bu ne demektir? Her şey bizde başlıyor. Biz güneşten önce uyanıyorsak çok şeyi de değiştirebiliriz. Bunun içinde örgütlenmemiz gerekiyor. Kadın kadının kurdu olmadan, birbirimize yurt olarak, destekleyerek, birbirimize yol açarak devam etmemiz gerekir.”
PİRHA- Prof. Dr. Hasan Bilgili’nin Ç.B.’ye tecavüzde bulunduğu iddiasıyla yargılandığı davada, Şehir Hastanesi’nde Ç.B’den alınan kan ve idrar örneklerinin üzerine “adli vaka” yazılmadığı için atıldığı ortaya çıktı.
Veteriner Prof. Dr. Hasan Bilgili’nin Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde öğretim üyesi olduğu 2019 yılında hekim Ç.B’ye yönelik cinsel saldırı suçundan yargılandığı davanın 4’üncü duruşması Ankara Adliyesi 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya çok sayıda kadın ve taraf avukatları da katıldı.
“ADALETSİZLİĞE TESLİM OLMAYACAĞIZ”
Duruşma öncesinde Ankara Adliyesi önünde bir araya gelen kadın dayanışma komiteleri üyeleri yaptıkları basın açıklamasıyla cinsel saldırıyı gerçekleştiren Prof. Dr. Hasan Bilgili’nin tutuksuz yargılanmasını protesto etti.
Yapılan açıklamada konuşan Tuğçe Çaputçu şunları dile getirdi:
“Biz kadınlar şiddete karşı haklı davasının peşini bırakmayan veteriner hekim arkadaşımızla dayanışmak için buradayız. İki senedir somut delillerin yok edilmesi, tehdit ve şantajlarla bitirilmeye çalışılan süreci adaletsizliğe teslim etmeyeceğiz. Kadınların can güvenliğini korumaktan aciz bırakmayacağız. Kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştırmak için elinden geleni ardına koymayanlara inat yalnız mücadele etmeyeceğiz. Kadına yönelik şiddetin suçlusu olarak kadınları ilan edenlere, geri adım attırmaya çalışanlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Şiddet gören kadına; ‘mücadele edemedin mi?’ diye soranlara mücadeleyi kendi karşısında görecek.”
DELİLLER KARARTILDI
Yapılan kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada dosyaya gelen evraklara dair bilgiler verildi. Ç.B’ye ait Ankara Şehir Hastanesi’nden istenilen mikrobiyoloji kliniğince hazırlanan kan ve idrar örneklerine dair hastanenin Biyokimya İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Özcan Erel imzalı 12 Mart tarihli cevabı okundu. Gelen cevapta, “istenilen kan ve idrar örneklerinin aradan geçen uzun süre nedeniyle yönetmelik kapsamında imha edildi” ifadeleri yer aldı. Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) yeni bir raporun gelmediği görüldü.
Ç.B’nin avukatı Aslı Arıhan söz aldı. Şehir Hastanesi’ndeki numunelerin kaybedildiğini bu nedenle sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatan Arıhan, “Raporu ve numuneleri düzenleyen kişiler hakkındaki suç duyurumuza dair soruşturma devam ediyor. Delil bütünlüğü bozulmuştur. Hastaneden istediğimiz delil doğru düzgün gönderilmemiştir. Numunelere adli vaka yazılmadığı için atıldığı söyleniyor. Ama yönetmeliğe göre atmamışlar. Tüm bunlar Ç.B’ye bunları yapanlar zaten daha önce, ‘ bizim elimiz kolumuz uzun, bu ilk değil’ demişlerdi. Bu delillerin yok edilmesi de bunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
“TECAVÜZCÜLER SERBEST BIRAKILIYOR”
Yargılamanın 2 yıldır devam ettiğini belirten Arıhan, “Ç.B’nin buraya gelip gitmesi büyük bir yaradır. Bu kişiler hala tutuksuz yargılanıyor. Bundan sonra tecavüze uğrayan kadınların nasıl hak aramasını bekliyoruz. İl Sağlık Müdürlüğü’nden gelen belgelerde de eksiklik var. Yani Adli Tıp Kurumu’na gönderilen belgelerin hepsi eksik” diyerek, sanık Hasan Bilgili hakkında tutuklama talebinde bulundu.
TUTUKLAMA TALEBİ İSTENDİ
Arıhan’ın ardından söz alan Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Ceren Kalay Eken de, İstanbul Sözleşmesi gereği kapsamında baro olarak davaya katılma talebinde bulundu. Söz alan sanık avukatları ise müşteki avukatların ve katılma talebinin reddedilmesini talep etti.
“ÖLÜMLE TEHDİT EDİLİYORUM”
Duruşmada söz alan Ç.B. ise “Yaşadığım çok zor. Süreç uzadıkça yaşadıklarım da zorlaşıyor. Sürecin bu kadar uzaması ve sanıkların tutuksuz olması adalet duygumu zedeliyor. Sanıkların tutuklanmalarını ve indirimsiz en ağır cezayı almalarını istiyorum. İki sene oldu, sanıkların dışarıda olmasını kabullenemiyorum. Başından beri delillerin karartıldığını söylüyorum. Ama savcılık, delillerin karartıldığını yeni ortaya çıkarıyor. Sanıklar bana olay günü, ‘Bizim elimiz kolumuz uzun, sen ilk değilsin, seni öldürürüz’ demişlerdi. Ben de en başından beri bunu söyledim. Beni ölümle tehdit ettiler. İki yıldır yapmadılar diye yarın yapmayacakları anlamına gelmez” dedi.
TUTUKLAMA TALEBİ REDDEDİLDİ
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen raporların dosyaya dönüşünün beklenmesine, Ç.B.’nin avukatının dosyaya sunduğu belgelerin incelenmesine, değerlendirme kapsamında belgelerin ATK’ye gönderilmesine karar verdi. Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin katılma talebini reddeden mahkeme heyeti, sanıklara dair tutuklama talebini de delil yetersizliği gerekçesiyle reddetti. Duruşma 7 Temmuz’a ertelendi.
“CİDDİ BİR ADALET MÜCADELESİ VERİYORUZ”
Ç.B.’nin avukatı Aslı Arıhan duruşma bitiminde adliye önünde kısa bir konuşma yaparak; “İğne ile kuyu kazıyoruz. Ciddi bir adalet mücadelesi veriyoruz. Delillerin karartıldığı en baştan beri söylüyorduk. Yapılan soruşturma neticesinde delillerin karartıldığı da ortaya çıktı. Delilleri karartanlar hakkında soruşturma devam ediyor. Valilikten soruşturmanın açılması yönünden izin alındı. Birçok kadın mağdur oldu ama bunu ifade bile edemediler ama benim müvekkilim tüm her şeyi göze alarak ifade etti etmeye de devam edecek. Sadece kendisi için değil ses çıkaramayan tüm mağdurlar için bu davayı devam ettiriyoruz. Müvekkilim bu dosyadaki mağduriyeti iki yıldır her celse yaşayarak devam ediyor” diye konuştu.
NE OLMUŞTU?
Prof. Dr. Hasan Bilgili, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde öğretim üyesi olduğu 2019 yılı Nisan ayında, kendisine ait hayvan hastanesinde çalışan veteriner Ç.B’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı ancak savcılık tarafından daha sonra tahliye edildi.
Olayla ilgili idari soruşturma kapsamında üniversitedeki görevinden çıkarılan Bilgili hakkında, ‘nitelikli cinsel saldırı’, ‘cebir ve tehdit ile hürriyeti yoksun kılma’, ‘tehdit’ ve ‘hakaret’ suçlarından 5 yıldan 27,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle de dava açıldı. Bilgili, delilleri yok etmek amacıyla ona yardım ettiği ileri sürülen veteriner hekim Serkan Durmaz ve Ç.B’nin vücudundaki cinsel saldırı izlerini temizlediği iddia edilen jinekolog Dr. Hüseyin Şenyurt’un, Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamaları sürüyor.
PİRHA – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbul’da bulunan Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan, tüm kadınları alanlara davet etti. Kadına yönelik her türlü şiddetin son bulmasını isteyen Doğan, “Daha çok olalım, daha güçlü duralım” dedi.
Kadın cinayetlerinin en çok yaşandığı ülkelerden biri olan Türkiye’de kadın örgütleri 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne hazırlanıyor. Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan, taciz ve tecavüzlere karşı tüm kadınları 8 Mart’ta alanlara davet etti.
“KADIN CİNAYETLERİNİ NORMALLEŞTİRMEYECEĞİZ”
Devlet tarafından kadın cinayetlerinin durdurulmasının karşısında iktidar yetkililerinden kadın cinayetlerini normalleştirilmesi adına yapılan açıklamaları eleştiren Adile Doğan, “Devletin her türlü sindirme, unutturma ve olmamış gösterme tavrına karşılık elimizden geldiğince karşı durmaya çalışacağız. Kadın cinayetlerini normalleştirmeyeceğiz. Dayanışmayı büyüterek örgütlülüğü genişleteceğiz. Dertlerimiz ve sorunlarımız ortak. Çözümleyecek taleplerle 8 Marta doğru yürüyoruz” dedi.
KADINA YÖNELİK HER TÜRLÜ ŞİDDETİN SON BULMASINI İSTİYORUZ
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan, “Kreş talebinden, kadına yönelik her türlü şiddetin son bulması için, krizin yükünün krizi çıkaranlara faturalandırılması için meydanlarda olacağız. Savaşa karşı barışa olan hasreti en çok hisseden biz kadınlarız. Çocuklarımızı bize ait olmayan savaşlarda kaybetmek istemiyoruz. Sınır kapılarında yeni yaşam umudu ile türlü zorluklarla mücadele edenler biz kadınlarız. Bu şiarla meydanlarda sesimizi yükselteceğiz” diye konuştu.
“DAHA ÇOK OLALIM, DAHA GÜÇLÜ DURALIM”
Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde büyük buluşmalar gerçekleştiren Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, bu yıl da yoğun katılımlı bir program düzenlemek istiyor. Adile Doğan, “En önemli sorunlarımızdan birinin karşısında duracağız. Kadınlar savaşmak istemiyor. Bu 8 Mart bizim için daha farklı bir önem daha farklı bir anlam taşıyor. Bu korkunç savaşı kabul etmeyeceğiz. Barış talebi ile dayanışmamızı büyüteceğiz. Daha çok olalım, daha güçlü duralım, diyoruz. Tüm kadınları alanlara bekliyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne tüm kadınları bekliyoruz” dedi.
Bir erkek tarafından yüzüne asit atılan Berfin’in eski sağlığına ve yeni bir yüze kavuşması için başlatılan kadın dayanışması sonuç vermeye başladı. Kampanya, Sağlık Bakanlığı’nın onayına kalırken, Berfin’in ameliyatları ise sürüyor.
Hatay’ın İskenderun ilçesinde, 15 Ocak’ta evine dönerken çantasını gasp etmeye çalışan Ozan Çeltik isimli saldırgan tarafından yüzüne asit atılan 19 yaşındaki Berfin Özek için İskenderun Kadın Platformu tarafından “Gülüşü solmasın, birlikte güçlüyüz” sloganıyla başlatılan dayanışma kampanyası sonuç vermeye başladı.
İskenderun Kaymakamlığı’nın desteğiyle toplanan belgeler Hatay Valiliği’nde işleme alınırken, bürokratik belgeler de tamamlanmış oldu. Kampanya için Sağlık Bakanlığı onayının alınmasının ardından hesap numarası ilan edilecek.
Dayanışmanın sosyal medyada gündem olmasıyla Sağlık Bakanlığı da İskenderun Kadın Platformu’na ulaşarak, Özek’in Ankara Şehir Hastanesinde tedavi olmayı kabul etmesi durumunda masrafları karşılamayı taahhüt etti. Ancak, hastanede kök hücre tedavisi bulunmuyor.
“SAĞLIK BAKANLIĞI’NDAN BEKLENTİMİZ YARALARIN İYİLEŞTİRİLMESİ DEĞİL, YENİ BİR YÜZDÜR”
Konuyla ilgili bir basın açıklaması yapan İskenderun Kadın Platformu, desteği için CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal’a teşekkür etti. Özek’in sağlık durumuna ilişkin bilgilerin de yer aldığı açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
“İyileşmiş bir yüz mü iyileşmiş yaralar mı anlamında bir tercih yapılması durumunda; tabi ki 18 yaşında hayatın başında bir genç kardeşimizin yaşamını devam ettirmesi tercihimizdir. Sağlıklı bir birey olması için sosyal devlete düşen koşullara mecbur kılmak değil, en iyi seçeneğin yapılmasını sağlamaktır. Bu açıdan üzerimize düşeni yapıp Ankara Şehir Hastanesi’ne Berfin’i götüreceğiz. Ancak aynaya tekrar bakmasını sağlayacak çözüm için mücadele etmeye devam edeceğiz. Sağlık Bakanlığı’ndan beklentimiz yaraların iyileştirilmesi değil, yeni bir yüzdür. Çünkü erkek şiddetinin haklı bir karşılık bularak Berfin’in toplumdan soyutlanmasını istemiyoruz.
Berfin şu anda göz kapaklarından bir ameliyat oldu. Adana şehir Hastanesinde. Değerleri daha iyi durumda. Cuma günü kontrolleri yapılacak. Gözle ilgili durum netleşecek. Göz tedavisi içinde ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz.”
Açıklamanın sonunda ise İskenderun Kadın Platformu’nun Özek’in yanında olduğu vurgulanarak, “Dün olduğu gibi bu günde şiddetin karşısında, Berfin’in yanında olduğumuzu ilan ediyoruz” denildi.
PİRHA – Tuzluçayır Kadın Dayanışma Derneği, kızına istismarda bulunup, eşini de katleden Şükrü Şengül’ü serbest bırakan mahkemeye tepki gösterdi. Döndü Şengül’ün öldürüldüğü yerde bir araya gelen kadınlar “O katili denetimli serbestlik ile bırakan devlet görevlilerini de yargılamak zorundasınız” dedi.
Tuzluçayır Kadın Dayanışma Derneği üyeleri, Ankara Mamak Kartaltepe Mahallesinde bir aile içerisinde yaşanan istismar ve kadın cinayeti sebebiyle bir araya geldi. 8 yaşındaki çocuğuna istismarda bulunduktan sonra gözaltına alınıp serbest bırakılan ve ardından da eşi Döndü Şengül’ü katleden Şükrü Şengül’ün yargılanması için basın açıklaması yapıldı.
“DEVLET KORUMASINDA OLAN BİR KADIN DAHA ÖLDÜRÜLDÜ”
Anne Döndü Şengül’ün bir süre önce istismar sebebiyle eşi hakkında şikayette bulunup boşanma davası da açtığına dikkat çekildi. Elif Sancı’nın okuduğu basın metninde Şükrü Şengül’ü serbest bırakan adli merciler eleştirilerek şunlar ifade edildi:
“4 gün önce hepimizin bildiği gibi güpe gündüz bir kadın daha öldürüldü. Döndü Şengül’ün 8 yaşında bir kızı 5 aylık bir oğlu vardı. Yoksulluk ve şiddet kıskacında yaşanan hayata bir de kızına istismarda bulunan kocası ekleniyor ve Döndü kocasına dava açıyor.
Mahkeme çocuğunu alıp yurda veriyor ve Şükrü Şengül’ü denetimli serbestlikle serbest bırakıyor. Anne çocuğunu yurttan yanına alıyor, boşanma davası açıyor, kendisine ve çocuğuna koruma kararı çıkartıyor. Ama tüm bunlara rağmen Döndü güpe gündüz, insanların gözü önünde öldürülüyor.
Şükrü Şengül’ü serbest bırakan ey hakim,
Şükrü Şengül’ü serbest bırakan ey savcı,
Kadını korumakla yükümlü devlet güçleri, Döndü’ye bir hayat borcunuz var.
5 aylık bebeğe bir anne borcunuz var, 8 yaşındaki çocuğa bir anne borcunuz var.
Bu çocuklar ‘anne’ diye ağladığında ne cevap vereceksiniz? ‘Kızımın sütü aka aka öldü’ diye ağlayan anneye ne cevap vereceksiniz?
Her gün kadınlar öldürülüyor, çocuklar istismara uğruyor. Haber duymadığımız tek günümüz olmuyor. Cezasızlık, cesaret veren söylemler, ‘bir defadan bir şey olmaz’, ‘yanlışlıkla olmuştur’ diyenler yüzünden suçlular aklanıyor, önleri açılıyor, serbest bırakılıyor.
Biz dernek olarak farklı istismar davalarının da müdahiliyiz. O davalar için adliyeye gidip ‘devletin savcısı 12 yaşında çocuğu istismar edenleri neden tutuklu yargılamıyor?’ dediğimizde ‘ben onlara nasihat ettim’ cevabını duyuyoruz.
Artık yeter! Kadınların çocukların payına düşen bu hayatı kabul etmiyoruz.
Devlet kadını, çocuğu korumayacaksa ne yapar? Devlet, kadınlar öldürülürken nerede? Devlet, çocuklar istismar edilirken nerede? Koruma kararı olan kadınları, çocukları korumak zorundasınız. Suçluların ellerini kollarını sallayarak gezmelerine engel olmak zorundasınız.
O katili denetimli serbestlik ile bırakan devlet görevlilerini de yargılamak zorundasınız.
Sabrımız taştı, artık yeter, bir kişi daha eksilmek istemiyoruz. Kadın cinayetleri duruncaya kadar çocuklarımıza dokunulmayıncaya kadar mücadele edeceğiz. Bizler öldürülen kız kardeşimizin çocuğunu korumak için açtığı ve artık bizlere kalan davanın da takipçisi olacağız. Şükrü Şengül’ün en ağır cezayı alması için elimizden geleni yapacağız.
Sessiz kalmıyoruz, kalmayacağız. Yaşasın kadın dayanışması.”