Etiket: kadın gazeteciler

  • Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği’nden Kasım raporu: 38 gazeteci yargılandı

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği’nden Kasım raporu: 38 gazeteci yargılandı

    PİRHA- MKG’nin Kasım raporuna göre, 7 gazeteci hakkında soruşturma, 7 gazeteci hakkında dava açılırken, 38 gazeteci yargılandı, 7 gazeteciye toplam 2 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Kasım ayı “Kadın Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu”nu açıkladı. Raporun değerlendirme kısmında; Özgür Basın ve kadın gazetecilere yönelik baskıların her geçen gün artarak devam ettiği belirtildi.

    Raporda, “Gazeteciler, mesleklerini icra ederken yalnızca ifade özgürlüğü ihlalleriyle değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık, şiddet ve tehditlerle de karşı karşıya kalmaktadır. Bu baskılar, hem gazetecilerin mesleki özgürlüklerini hem de halkın doğru bilgiye erişim hakkını tehdit etmektedir” denildi.

    BASKILAR SİSTEMATİKLEŞTİ

    Kasım ayı boyunca gazetecilere yönelik gözaltı, ev baskınları, tehdit, kötü muamele ve sansürün arttığı belirtilen raporda, şu ifadelere yer verildi:

    “Özellikle Adıyaman’da JINNEWS muhabiri Derya Ren’in evine iki kez baskın düzenlenmesi, Batman’da JINNEWS muhabiri Pelşin Çetinkaya’nın haber takibi sırasında polis tarafından darp edilmesi ve İstanbul’da Hilal Köylü’nün mesleğini bırakmaya zorlanması, gazetecilere dönük sistematik baskıların en somut örnekleridir.

    Bu süreçte, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Roza Metina da 26 Kasım’da gözaltına alınmıştır. Roza Metina’nın yanı sıra gazeteciler Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Havin Derya, Berfin Atlı ve Serap Güneş de ev baskınları sırasında gözaltına alınmıştır. Gazetecilere yönelik bu operasyonlar, yalnızca mesleki faaliyetleri hedef almakla kalmamakta, aynı zamanda kadın gazetecilerin toplumsal yaşamda var olma mücadelesine de bir saldırı niteliği taşımaktadır. Gazetecilerin hedef alınması, yalnızca mesleklerini yapmalarını değil, aynı zamanda birer kadın olarak toplumsal yaşamda var olmalarını engellemeyi amaçlayan cinsiyet temelli bir saldırıdır. Gazetecilerin maruz bırakıldığı fiziksel ve psikolojik şiddet, tehdit ve yargı baskıları, cinsiyet ayrımcılığıyla birleşerek derinleşmektedir. Özgür Basın’a yönelik bu baskı ortamı, gazetecilerin sesini kısmayı ve toplumda gerçeklerin duyulmasını engellemeyi hedeflemektedir.Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği olarak, baskılara karşı direnen gazetecilerin yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Gazetecilerin sesi susturulamaz; gerçeklerin ışığı hiçbir zaman karartılamaz. Tüm kamuoyunu, kadın gazetecilere ve özgür basına sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    5 TUTUKLU KADIN GAZETECİ

    Raporda, Kasım ayı içerisinde 3 gazetecinin saldırıya maruz kaldığı, 8 gazetecinin evine baskın yapıldığı, 9 gazetecinin ifadeye çağrıldığı, 4 gazetecinin kötü muamele gördüğü, 5 gazetecinin mesleğini icra ederken tehdit edildiği, 3 gazetecinin haber takibinin engellendiği, 7 gazeteci hakkında soruşturma, 7 gazeteci hakkında da dava açıldığı, 7 gazeteciye toplamda 2 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası ve 7 bin 80 TL para cezası verildiği, 38 gazetecinin ise yargılanmasının devam ettiği kaydedildi.

    Raporda, tutuklu gazeteciler ise şöyle sıralandı:

    1-Elif Ersoy – Yürüyüş Dergisi Yazı İşleri Sorumlusu
    2-Hatice Duman – Atılım Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü
    3-Lütfiye Burcu Kara – Mücedele Birliği Gazetesi
    4- Selamet Turan – Gazeteci
    5-Özden Kınık – TRT Eski Çalışanı

    (HABER MERKEZİ)

  • Eril medyayla mücadele alanında yeni bir ses: Kadın Gazeteciler Derneği kuruldu- VİDEO

    Eril medyayla mücadele alanında yeni bir ses: Kadın Gazeteciler Derneği kuruldu- VİDEO

    PİRHA- Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Fatoş Sarıkaya, meslek hayatlarında yaşadıkları eşitsizlikler, cinsiyet temelli adaletsizlikler, mobbing ve hak ihlallerine karşı örgütlü mücadele yürütmenin önemine vurgu yaparak, “Biz gazeteciler hak ihlaline maruz kalan herkesin sesi olurken kendi yaşadığımız sorunları gündeme getirmekte oldukça eksik kalıyoruz. Bu nedenle kalemimizi kendi sesimiz için kullanmak amacıyla bir araya gelerek bu derneği kurduk” dedi.

    Patriyarkanın kadınların hayatını ağ gibi sardığı bir sistemde medya sektöründe de çeşitli eşitsizlik ve ayrımcılıklar yaşanıyor. Baskıyla, sansürle, hak gasplarıyla ve cinsiyetçilikle karşı karşıya kalan kadın gazeteciler, eril sistemin yarattığı tüm bu sorunlarla baş etmeye çalışarak mesleklerini icra etmeye çalışıyorlar.

    Haziran ayında kuruluşunu ilan eden Kadın Gazeteciler Derneği, sektörde yaşanan tüm bu sorunlarla mücadele etmek adına yeni bir eşik olmayı hedefliyor.

    Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Fatoş Sarıkaya, derneğin kuruluş amacını ve hedeflerini PİRHA’ya anlattı.

    “SEKTÖRDE CİNSİYETÇİLİK YOK SAYILIYOR”

    Yükselen kadın hareketiyle birlikte çeşitli meslek kollarında kadınların örgütlendiğini ancak medya sektöründe bu tarz bir örgütlenmenin oldukça zayıf kaldığını belirten Fatoş Sarıkaya, “Basın sektörü belki de cinsiyetçiliğin en had safhada yaşandığı bir alanken ne yazık ki temelde yatan sorunların kaynağının cinsiyetçilik olduğu fark edilmiyor. Hala birçok kadın ve erkek meslektaşımız iş yaşamında kadın erkek ayrımının yaşandığını kabul eden bir yerde değiller. Dolayısıyla bu anlamda bir örgütlü mücadele kökleşmek için uygun zemini kendine yaratamamış durumda” dedi.

    “KENDİ SESİMİZ OLMAK İÇİN”

    Kadın gazetecilerin karşılaştığı sorunlara toplumsal cinsiyet eşitsizliği perspektifinden bakılması gerektiğinin altını çizen Sarıkaya, bu sorunlarla mücadele etmek için dernek çatısı altında bir araya geldiklerini anlattı. Sarıkaya, derneğin kuruluş amaçlarına dair şunları söyledi:

    “Biz gazeteciler hak ihlaline maruz kalan herkesin sesi, sözü olurken kendi yaşadığımız sorunları gündeme getirmekte oldukça eksik kalıyoruz. Medyada hakim eril ideoloji sebebiyle kadın gazeteciler şiddete, mobbinge, ikincileştirilmeye oldukça açık durumdalar. Feminist bir kadın gazeteci olarak medyada haberin dilinden, kurgusundan, görselinden tutun da iş yaşamında yaşadığımız sorunlara kadar her alanda müthiş bir cinsiyet eşitsizliğine maruz kalmak benim hep dert edindiğim bir meseleydi.

    Tüm bunlarla mücadele etmek adına ilk olarak Kadından Haber gazetesini kentteki kadınlarla hazırlamak kadın gazeteci örgütlülüğü için önemli bir adımdı fakat yeterli değildi. Daha örgütlü, sürekliliği olan bir güç oluşturmaya ihtiyaç duyduk. Yaşadığımız sorunlar böylesine fazlayken neden kalemimizi kendi sesimiz için kullanmayalım diyerek kentteki kadın gazetecilerle bir araya geldik ve bu derneği kurduk.”

    ÖRGÜTLENME ÇAĞRISI

    4 aylık süreçte haksızlığa maruz kalan kadın gazetecilerle dayanışmak için çeşitli basın açıklamaları, dava takipleri yapan dernek; ilerleyen süreçte mesleki eğitim ve dayanışma adına çeşitli çalışmalar gerçekleştirmeyi hedefliyor.

    Özellikle sektörde işe yeni başlamış gazeteciler ve iletişim bölümü öğrencilerine mesleğe dair ön açıcı bir alan yaratmayı önemsediklerini dile getiren Sarıkaya, “Mesleki dayanışmayı, kadın ve LGBTİ+ gazetecilerin haklarını, cinsiyet eşitliğine dayanan haber dilini omuz omuza örmek istiyoruz. Bu nedenle bu sektörde çalışan tüm kadın+ gazetecileri dernek çatısı altında örgütlenmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

    Diren KESER/ MERSİN

     

  • 6 kadın gazetecinin duruşması ertelendi

    6 kadın gazetecinin duruşması ertelendi

    PİRHA – Özgür Basın çalışanlarına destek eylemi yaptıkları gerekçesiyle yargılanan 6 kadın gazetecinin ikinci duruşması 18 Haziran’a ertelendi.

    Özgür Basın çalışanlarına yönelik gözaltı operasyonlarını protesto etmek amacıyla 29 Nisan 2023’te İstanbul Kadıköy’de bir araya gelen ve darp edilerek gözaltına alınan 6 gazeteci hakkında açılan davanın ikinci duruşması görüldü.

    Gazeteciler Serpil Ünal, Yadigar Aygün, Pınar Gayıp, Eylem Nazlıer, Zeynep Kuray ve Esra Soybir hakkında “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla açılan davanın duruşması, Anadolu Adliyesi 22’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuksuz yargılanan gazeteciler duruşmaya katılmadı. Avukatlar Devrim Avcı Özkurt ve Ezgi Köse duruşmada hazır bulundu.

    Mahkeme heyeti, ilk duruşmada savunması alınmayan Esra Soybir’in savunmasının tamamlanması için Antalya 34’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimat yazısına ilişkin cevabın beklenilmesine karar verdi. Duruşma 18 Haziran’a ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • MKG’den Ocak ayı raporu: 9 kadın gazeteci cezaevinde

    MKG’den Ocak ayı raporu: 9 kadın gazeteci cezaevinde

    PİRHA-MKG’nin “2024 Ocak Ayı Kadın Gazetecilere Dönük Hak İhlalleri Raporu”na göre; 9 kadın gazeteci cezaevinde ve 18 gazetecinin yargılamasına devam edildi.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), “2024 Ocak Ayı Kadın Gazetecilere Dönük Hak İhlalleri Raporu”nu yayınladı.

    Raporda; Türkiye’nin, 2024 yılına kadın gazetecilere yönelik pek çok şiddet olayına ev sahipliği yaparak girdiği belirtildi. 2024 yılının ilk ayında kadın gazetecilerin haklarının gasp edildiği ve mesleklerini yapmalarının engellendiğinin belirtildiği raporda, “Kadın gazetecilerin yargılandığı davalar bu ay da devam etti. Birçok kadın gazeteci gibi Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu da yargılanıyor ve 18 Ocak’ta görülen ikinci duruşmasında da tahliye edilmedi. Gazetecilik faaliyetlerinin suç sayıldığı bu ülkede haksızlığa boyun eğmeyen kadın gazetecilerin mücadelesi de devam ediyor” denildi.

    GAZETECİNİN KAMUOYUNU BİLGİLENDİRME HAKKI GASP EDİLEMEZ

    Türkiye’de 9 kadın gazetecinin mesleklerini icra etmek istedikleri için tutuklandıklarının hatırlatıldığı raporda, “Dışarıda haber takibi yapan kadın gazeteciler ise her türlü tehdide maruz kalıyor. Bu tehditlere bir örnek verecek olursak, gazeteci Medine Mamedoğlu’na yaptığı haberler nedeniyle dijital medya hesabı üzerinden tehdit ve hakaret içeren mesajlar gönderildi. Hiç kimse gazetecilerin haber yapma, gerçeği açığa çıkarma ve kamuoyunu bilgilendirme hakkını tehdit, baskı ve tutuklamalar ile gasp edemez. Gazetecilere ve gazeteciliğe yönelik bu saldırıların son bulması için dayanışmanın ve birliktelik ruhunun öne çıkması elzemdir. Çünkü gazetecilik suç değildir” ifadeleri yer aldı.

    GAZETECİLER, MAHKEMELERDE GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK ZORUNDA BIRAKILDI

    Raporun devamında şu ifadelere yer verildi: “Gazetecilerin yargı kıskacına alındığı Ocak ayında ‘ifade özgürlüğüne’ dair açılan 18 davanın duruşması görüldü. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde gazeteciler haklarında açılan davalar nedeniyle mahkemelerde gazeteciliği savunmak zorunda bırakıldı. 1 gazeteciye 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi, 1 gazeteci gözaltına alındı, 1 gazeteciye dava açıldı. 1 gazeteci tehdit edildi. İşten çıkarılmaya karşı greve giden ve eylemleri devam eden 6 kadın gazeteci, ifade için emniyete çağrıldı. 24 haber ve 219 sosyal medya içeriğine erişim engeli getirildi. Yine ülkede yayımlanan Kürtçe gazete Xwebûn’un internet sitesine erişim engeli getirildi.”

    HAK İHLALLERİ ARTTI

    Raporda yer alan hak ihlalleri şu şekilde:

    *Gözaltına Alınan Gazeteciler: 1

    *Tehdit Edilen Gazeteciler: 1

    *Cezaevlerinde Gazetecilere Yönelik İhlaller: 1

    *Hakkında Dava Açılan Gazeteciler: 1

    *Cezalandırılan Gazeteciler: 1- Hapis Cezası: 1 yıl 8 ay

    *Yargılaması Devam Eden Gazeteciler Dosya Sayısı: 18

    *Tutuklu Kadın Gazeteci Sayısı: 9

    *Erişim Engeli Getirilen İnternet Sitesi: 1

    *Erişim Engeli Getirilen Haberler: 24

    *Erişim Engeli Getirilen Sosyal Medya İçeriği: 219

    TUTUKLU KADIN GAZETECİLER

    Derya Ren – JINNEWS Muhabiri

    Dicle Müftüoğlu – Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı

    Dilan Oynaş – Azadiya Welat gazetesi çalışanı

    Elif Ersoy – Yürüyüş Dergisi Yazı İşleri Sorumlusu

    Hatice Duman – Atılım Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü

    Özden Kınık – TRT çalışanı

    Özlem Seyhan – Gazeteci

    Tülay Canpolat – Sabah Gazetesi Ankara Muhabiri

    Bircan Yıldırım – BircanTVHaber’in yayın yönetmeni

    Ocak ayında hapishaneden tahliye olan gazeteciler: Nazlı Ilıcak, Sibel Mustafaoğlu.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da MKG öncülüğünde buluşan kadın gazetecilerden dayanışma mesajı – VİDEO

    İstanbul’da MKG öncülüğünde buluşan kadın gazetecilerden dayanışma mesajı – VİDEO

    PİRHA – Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği öncülüğünde kadın gazeteciler İstanbul Feneryolu’nda kahvaltı etkinliğinde buluştu. Gazeteciler dayanışma yöntemlerini tartışarak, atölye planlamaları çıkardılar.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), “Kadın gazeteciler olarak kahvaltıda bir araya geliyoruz dayanışmayı büyütmek ve ortaklaşmak için sizleri aramızda görmeyi istiyoruz” şiarıyla İstanbul Feneryolu’nda kahvaltı etkinliği gerçekleştirdi. MKG, üyelerinin yanı sıra, İstanbul’da çalışan her kesimden kadın gazeteci ile bir araya geldi.

    Kahvaltı ile başlayan etkinlik, MKG’nin dernekleşmesi üzerine yapılan bilgilendirme ile devam etti.

    “ERİL DİLE KARŞI KADIN HABERCİLİĞİ ÖNEMLİ”

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) üyesi Kibriye Evren, gazetecilere dönük baskı politikalarının yanı sıra kadın gazetecilerin yaşadığı şiddete dikkat çekerek, sansür yasasıyla kadın gazetecilerin susturulmak istendiğine vurgu yaptı. Kürdistan’da bu baskının daha fazla olduğunu söyleyen Evren,“Kürt gazeteci Dicle Müftüoğlu’nun gazeteci faaliyetinden dolayı hala tutsak olduğunu belirterek, “Herkesin dayanışma göstermesi gerekiyor. Medyadaki eril dile karşı kadın gazetecilerin, kadın haberciliği önemli. Devletin kadın gazetecilere yönelik şiddetine karşı nasıl bir dayanışma ağı gerekiyor bunun üzerinden dayanışma göstermeliyiz. Dayanışmak için etkinlikler düzenlenmeli. Birbirimizle fikir alışverişinde bulunmalıyız” dedi.

    “TÜM GAZETECİLERİN DUYARLI OLMASI GEREKİYOR”

    Gazeteci Pınar Gayıp ise dayanışanın kadınlar açısından önemli olduğunu söyleyerek, gazetecilerin tutuklaması ve gözaltına alınmakta karşı refleksin daha güçlü gösterilmesi gerektiği konusunda tüm gazetecilerin duyarlı olması gerektiğini ifade etti.

    “GAZETECİLİK ONURUNDAN BAHSEDERKEN SAHİPLENMEYİ ESAS ALIYORUZ”

    Daha sonra söz alan Gazeteci Aysel Işık, Dicle Müftüoğlu’nun gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanmasına değinerek, yargılanma sırasında mahkemenin tavrına işaret etti. Işık, “Kürdistan’da gazetecilere yönelik baskının iki kat arttığını görüyoruz. Çok sayıda kadın gazeteci var ama dayanışma çok az. Fiziki bir dayanışmaya ihtiyaç var. Gazetelik onurundan bahsederken dayanışmayı değil sahiplenmeyi esas alıyoruz. Ben eminim Kürdistan ve Türkiye’de bir akış sağlayabiliriz. Dicle’nin davasını da bu şekilde sahiplenebiliriz” şeklinde konuştu.

    “İÇERİDE BULUNAN GAZETECİLERİN SESİYİZ”

    Gazeteci Nezahat Doğan da “Aktif olarak neler yapabilir tartışmak önemli ama bunu pratikte görmek önemli. Dayanışma değil örgütlenmeyi esasa alarak biraya gelmeyi, ortaklaşmayı sağlamalıyız. Gerçek haberciliğe temas etmek, örgütlenmek için sokakta sesimizi duyurmalıyız. İmece usulü olarak Dicle’nin davasına katlım sağlanabilir. Bizim şu an konuşmaktan ziyade sahada gücümüzü göstermemiz önemli. Biz dışarıdakiler olarak içeride bulunan gazetecilerin sesiyiz. Biz bunu unutursak içeridekileri unutmuş oluruz” diye belirtti.

    “DAYANIŞMAYI YÜKSELTEBİLİRİZ”

    Gazeteci Evrim Kepenek ise kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Kepenek, “Dicle Müftüoğlu’nun duruşmasında örgütlenip gidelim. Bizler de bir planlama çıkarabiliriz. İlk ses çıkartma ilk harekete geçme noktasında biraz hızlıca hareket etmemiz gerekiyor. Buradan bir eylem veya dayanışma yükseltebiliriz” diye aktardı.

    “DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEMİZ GEREKİYOR”

    Gazeteci Marta Sömek de konuştu. Sömek, kadın gazetecilerin sahada polis şiddetine maruz kaldığını söyleyerek, gözaltına alınan ve tutuklanan gazetecilere dönük hak ihlali raporu tuttuklarını kaydetti. Gazetecilerin maruz kaldığı hak ihlali raporlarını her üç ayda bir basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı.

    Sömek, şunları kaydetti:

    “Bizler o raporu İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) yayınlıyoruz. Buradan da sadece birkaç arkadaşımızla birlikte o raporu yayınlıyoruz. Oradaki dayanışmayı çok fazla göremiyoruz. Tam da bu boyutta dayanışmayı büyütmemiz gerekiyor. Sadece Diyarbakır’a gidip bir duruşmaya katılmak değil derneğin herhangi bir çalışmasında bir katılım sağlayarak dayanışmayı büyütebiliriz. Yine derneğin üç aylık toplantıları oluyor. Buraya sadece üye olan arkadaşlar gelmiyor. Aynı zaman da atölye tartışmaları da yürütüyoruz.”

    “ÖZGÜR BASIN KOLAYLIKLA BİLGİLERE ULAŞAMIYOR”

    “Kadın gazeteciler olarak dayanışmayı daha çok nasıl büyütebiliriz buna dair çalışmalar yapmalıyız” diyen Sömek, “Gazeteciler sahada şiddete maruz kalabiliyoruz. Özellikle adliyelerde bununla sıkça karşılaşıyoruz. Çok rahat duruşma salonuna girebilen havuz medya kart dahi göstermezken, biz bir saat boyunca orada mücadele yürütüyoruz bir duruşmaya girebilmek için. Özgür basın, muhalif basın kolaylıkla bilgilere ulaşamıyor. Bu boyutta özellikle sahada maruz kaldığımız o polis şiddetine karşı kadınlar olarak nasıl dayanışabiliriz, nasıl bu dayanışmayı büyütebiliriz? Biz JINNEWS olarak tüm Marmara’ya bakıyoruz ve sayımız da az. Bu noktada birbirimizle dayanışabiliriz. Gidemediğimiz yerlerde birbirimizle paslaşabiliriz, bilgi verebiliriz, görüntü paylaşabiliriz. Bu noktada tüm arkadaşlarla dayanışma yürütebiliriz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadın gazeteciler, eril medyaya karşı direnmekte kararlı: Mücadeleyi sürdüreceğiz- VİDEO

    Kadın gazeteciler, eril medyaya karşı direnmekte kararlı: Mücadeleyi sürdüreceğiz- VİDEO

    PİRHA- Erkeklerin hakimiyet kurduğu medya sektöründe kadınlar uzun yıllardır cinsiyetçilikle baş etmeye çalışıyor. Kadın gazeteciler maruz kaldıkları cinsiyetçilik, mobbing ve ayrımcılıklara karşı pes etmeyeceklerini, hayatın her alanında olduğu gibi eril medyaya karşı da mücadeleyi sürdüreceklerini ifade ettiler.

    Kadınlar, her sektörde olduğu gibi medya sektöründe de ayrımcılığa ve ikincilleştirilmeye maruz kalıyor. Gazetecilik yapan kadınlar şiddet, taciz, mobbing, nefret dili, ekonomik eşitsizlik, cam tavan sendromu ve cinsiyetçilik gibi birçok sorunla karşı karşıya kalıyor. Bu gibi problemler mesleği icra etme noktasında zorlayıcı olsa da bir yandan eril medya sektöründe var oluş mücadelesi veren kadınların sayısı günden güne artıyor.

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Mersin’de yaşayan kadın gazeteciler; sektörün sorunlarını, var oluş mücadelelerini, eşitlik için çözüm pratiklerini ve gazeteci olma deneyimlerini PİRHA’ya anlattılar.

    “KADIN GAZETECİLERE İHTİYAÇ VAR”

    2014’ten bu yana gazetecilik yapan İmece Gazetesi Editörü Seren Sabuncu, zaten oldukça zor bir meslek olan gazetecilikte bir de kadın kimliği ile var olmanın epey zorlayıcı olduğu görüşünde. Sektörde erkeklerin hakimiyet kurması sebebiyle bir süre gazeteciliğe ara veren ancak kadın gazetecilere ihtiyaç olduğunu düşündüğü için mesleğe kaldığı yerden devam eden Sabuncu, medyada kadın çalışanların olmasının önemli olduğunu belirtti.

    Gazetecilikte yaşanan sorunlara değinen Sabuncu, bunun çözüm yolunun kadın gazeteci sayısının çoğalmasından geçtiğini kaydetti:

    “Erkeklere verilen haklar daha fazla. Eşit işe eşit ücret kavramı yok. Sahada çalışmak ayrı zor çünkü erkekler kendilerince orada bir hakimiyet kurmuşlar. Öyle bir ortamda rahat çalışabilecek alan yaratmak zor. Ama ben bu tür ayrımların Mersin’de kırılmaya başladığını düşünüyorum çünkü kadın gazeteciler çoğalmaya başladı. Bu nedenle kadın gazetecilerin bu mesleği bırakmamalarını temenni ediyorum. Her ne kadar çoğalmaya başlasak da yeteri kadar sayısal çoğunluğa ulaşmamış olabiliriz fakat önemli olan nitelik ve bunu da yaptığımız işlerle ortaya koyduğumuzu düşünüyorum.”

    “EVLİ KADIN GAZETECİLER DEZAVANTAJLI DURUMDA”

    Mezopotamya Ajansı Mersin Muhabiri Yüsra Batıhan evli bir kadın gazeteci. Patriyarkal sistemde özellikle evli kadınlara atfedilen rollerin kadınlık, evlilik ve gazetecilik kesişiminde büyük bir olumsuz etki yarattığını dile getirdi.

    Gazetecilikteki yoğun temponun günün sonunda evde de devam ettiğini söyleyen Batıhan, “Sabahın erken saatlerinde başlayan iş temposu akşam geç saatlere kadar sürüyor. Bir de eve gidince temizliğin, yemeğin bütün yükü senin üzerine yükleniyor. Böyle olduğunda kadın kendini yeniden üretemiyor. Aynı işi yaptığım erkekler eve gittiğinde dinlenme imkanına sahip” dedi.

    Bu sebeple erkek gazetecilerin kendilerini yeniden üretip, bir sonraki güne hazırlayabildiklerini ancak kadınların bu koşturmalı döngü içerisinde dinlenmeden çalıştıkları için verimlerinin düştüğünü ifade eden Batıhan, “Kadınlar bir yerden sonra haber üretemez, verimli olamaz hale geliyor. Bu yüzden birçok duayen gazetecinin erkek olduğunu görüyoruz ama toplumsal cinsiyet rollerinin kırıldığı bir süreçte gazetecilik sektöründe de kadınlar bunu değiştirmeye başlıyor” sözlerini kullandı.

    “YERELDE KADIN GAZETECİLERİN İŞ TANIMI YOK”

    Yaklaşık 1 buçuk yıldır sektörde çalışan ve şu an Çukurova Gazetesi’nde grafikerlik yapan Meryem Karadağ ise yerelde kadın gazeteci olmanın kat be kat zor olduğuna değindi. Yerelde çalışan kadın gazetecilere temizlik, çay ve yemek yapma dayatmasının olduğuna dikkat çeken Karadağ, “Mesleğe ilk başladığımda ofiste benimle aynı işi yapan erkek meslektaşım da olmasına rağmen çay ve temizlik yapmak gibi işler benden istendi. Erkeklerden böyle bir şey talep edilmiyor. Bu da oldukça heves kırıcı bir durum” diye konuştu.

    KADIN GAZETECİLERDEN ÖRGÜTLÜLÜK VURGUSU

    Seren Sabuncu, Yüsra Batıhan ve Meryem Karadağ, böylesine erkek egemen bir sektörde kadınların örgütlenmesinin oldukça elzem olduğunun altını çizerek şu ifadelerde ortaklaştılar:

    “Kadın gazeteciler geniş bir mobbing çemberi içerisine alınmış durumda. Maaş alamamaktan tutun da yaptıkları haberlere kadar her türlü ayrımcılığa maruz kalıyorlar ama çoğunlukla seslerini çıkaramıyorlar çünkü güçlü bir örgütlenme yok. Haklarımızı alamıyoruz ama bu kurumlardan çıkamıyoruz da. Öte yandan toplumsal rollerin dayattığı baskılar var. Tüm bunların karşısında öz kadın gücümüzle bir araya gelip güçlü bir örgütlülük yaratmak şart.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • MKG 2023 yılı raporu: Bir yıl içinde 168 gazeteci yargılandı, 10 gazeteci tutuklu-VİDEO

    MKG 2023 yılı raporu: Bir yıl içinde 168 gazeteci yargılandı, 10 gazeteci tutuklu-VİDEO

    PİRHA-Kadın gazetecilere yönelik 2023 yılı hak ihlalleri raporunu açıklayan Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği(MKG), en az 168 kadın gazetecinin yargılandığını, tutuklu olan kadın gazeteci sayısının da 10 olduğunu  kaydetti.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği(MKG), İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi’nde kadın gazetecilere dönük 2023 yılı hak ihlali raporunu açıkladı. Raporun Türkçe metnini Gazeteci Saliha Aras, Kürtçe metnini ise Gazeteci Eyşan Arıcı okudu.

    “2023 MÜCADELE VE DİRENİŞ YILI OLDU”

    Basın açıklamasında konuşan MKG üyesi Diren Yurtsever, “2023 yılını geride bıraktık kadın gazeteciler açısından yargılanma tutuklanma, baskı mobbing, sansür ve en ağır da yargı sopasının kadın gazeteciler üstünde bir araç olarak kullanıldığını görüyoruz. Türkiye’deki mevcut atmosfere baktığımızda 2024 yılı da kadın gazeteciler açısından böyle geçecek. Kadın gazeteciler açısından geride bıraktığımız bu bir yılda baskılar artarken aynı zamanda mücadele dolu bir yıl oldu. Kadın gazeteciler, tutsak edilen arkadaşları için alanlardaydı ve her yerde basın özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı sesini yükseltti, biat etmedi. Biz kadın gazeteciler olarak tüm baskılara rağmen onurlu bir gazeteciliği sürdürmenin sözünü bu basın toplantısıyla veriyoruz” dedi.

    “İKTİDAR GAZETECİLERİ YIL BOYUNCA HEDEF ALDI”

    Gazeteci Saliha Aras, Anayasa ile güvence altına alınan haber yapmak, yaymak, paylaşmak, bilgi edinmek, düşünce ve ifade özgürlüğü hakkının, son bir yılda da ağır bilançolarla ihlal edildiğini belirtti.

    Aras, “Özellikle Mayıs 2023 seçimleri sonrasında tekçi, cinsiyetçi, dinci, ideolojik milliyetçiliği iktidar nezdinde yeniden konsolide eden siyasal iktidar, bekasını sürdürmek adına toplumcu bir haber anlayışı ile hakikati açığa çıkarma sorumluluğunu yerine getiren gazetecileri yıl boyunca hedef aldı. Kadın gazeteciler tutuklandı, yargılandı, şiddete maruz kaldı, işinden edildi ve çeşitli engellemeler ile karşı karşıya kaldı” dedi.

    İKTİDARIN BİR ‘SOPA’ OLARAK KULLANDIĞI YARGI BASKISI

    Aras, “Türkiye ve Kürdistan’da kadın gazetecilerin en fazla maruz kaldığı ihlallerin başında, iktidarın bir “sopa” olarak kullandığı yargı baskısı oldu” diyerek yıl boyunca onlarca kadın gazetecinin yargılandığına, haklarında dava açıldığına, gözaltına alındığına, tutuklandığına ve ceza aldığına dikkat çekti.

    Aras, şöyle devam etti:

    “Kadın gazeteciler, ya devletin “kırmızı çizgisi” olan Kürt sorununa dokunduğu için ya da ucu bürokrasiye değinen taciz, tecavüz ve yolsuzlukları açığa çıkaran haberleri nedeniyle en fazla yargı baskısına maruz kaldı. Bu kapsamda Mayıs seçimlerinden hemen önce, iktidar şaibeli seçime giderken 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde yaptığı operasyonla aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu’nunda olduğu iki gazeteciyi gözaltına alarak tutukladı. Yine seçimlerden hemen önce yaptığı operasyonlarda 5 gazeteciyi gözaltına alarak tutukladı.”

    “KADIN GAZETECİLER POLİSİN ŞİDDETİNE, TACİZİNE MARUZ KALDI”

    Aras, yine kadın gazetecilerin, erkek-devlet şiddetinin sokaktaki tezahürü olan polis şiddeti ve baskısına da sahada haber takibi sırasında maruz kaldıklarını ifade ederek “Kadın gazeteciler başta kadınların sesi olmak üzere hakikati açığa çıkarma mücadelesini verirken, kolluğun şiddetine, tacizine maruz kaldı. Bunlardan en güncel örneklerden biri, 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü’nde Şırnak’ta JINNEWS muhabiri Rozerin Gültekin’in haber takibi sırasında polis işkencesine maruz kalarak gözaltına alınması oldu. Polisler tarafından darp edilen Rozerin’in parmağında çatlak, vücudunun çeşitli yerlerinde ise darp izleri bulundu” dedi.

    Aras, şunları da ekledi:

    “Yine JINNEWS muhabiri Elfazi Toral, İstanbul’da basın açıklamasını takip ettiği sırada, polisin işkencesine maruz kalarak gözaltına alındı. Sağlık sorunları olmasına rağmen elleri kelepçeli bir şekilde kalbine yumrukla vurulan, tekmelenen Elfazi, vücudunun çeşitli yerlerine ağır darbeler aldı. Saatlerce kelepçeli bir şekilde gözaltında tutulan Elfazi, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldı ve haber yapması engellendi.”

    “10’UN ÜZERİNDE KADIN GAZETECİ İŞİNDEN EDİLDİ”

    Savaş politikaları nedeniyle halkları yoksulluğa maruz bırakan siyasal iktidarın derinleştirdiği ekonomik krizden kadın gazetecilerin de nasibini aldığını söyleyen Aras, “Yıl boyunca ekonomik krizi gerekçe gösteren çeşitli mecraların işten ilk çıkardığı kesim, kadın gazeteciler oldu. Kadın gazeteciler ya “makul” kadın olmadıkları ya da geleneksel erkek egemen zihniyet bakış açısı ile gözden en rahat çıkarılan kesim oldu. 2023 yılında da 10’un üzerinde kadın gazeteci işinden edildi. Kadın gazeteciler ayrıca çalıştıkları yerlerde maruz kaldığı mobbing nedeniyle istifaya zorlanırken, yine yaptıkları programlar nedeniyle sanal medya üzerinden hedef gösterilen kadınlar da oldu.”

    “HAKİKAT MÜCADELESİNİN KAZANACAĞINA OLAN İNANCIMIZI YİNELİYORUZ”

    21 yıllık iktidarı boyunca baskı iklimini sürekli diri tutan mevcut siyasal iktidarın özellikle son 10 yılda, ülkeyi istibdat rejimi ile yönettiğini ifade eden Aras, “Kendi “bekasını” tahkim etmek adına, başta gazeteciler olmak üzere tüm toplumu, muhalefeti sindirmeye çalışıyor. Gazetecilerin hakikati çıkarmak adına haber yapmasını engellerken, aynı zamanda toplumu habersiz bırakmayı hedefliyor. Bizler biliyoruz ki; gazeteciler susturulduğunda, tüm toplum susturulur. Ve bizler biliyoruz ki gazeteciler soluksuz bırakıldığında, tüm toplum nefessiz kalacaktır” denilerek kadın gazetecilerin, 2023 yılında da baskılar karşısında geri adım atmadıklarına dikkat çekti.

    Aras, “Baskılarla dolu bir yılı geride bırakırken, Gurbetelli Ersöz başta olmak üzere yitirdiğimiz kadın gazetecilerin direnci ve iradesi ile onurlu bir gazeteciliğin yolu olan hakikat mücadelesinin kazanacağına olan inancımızı yineliyoruz” diye konuştu.

    EKİM-KASIM-ARALIK’TA 72 GAZETECİ YARGILANDI

    Rapora göre, 2023 yılının son üç ayı olan Ekim, Kasım ve Aralık ayında, 72 kadın gazeteci yargılandı, 11 kadın gazeteci gözaltına alındı, 5 kadın gazeteci haber takibi sırasında polis şiddetine maruz kaldı, 5 gazeteci hakkında soruşturma açıldı, 4 gazeteci hakkında dava açıldı, 5 kadın gazeteci ifade verdi, 3 kadın gazeteci tutuklandı, biri para cezası, 2’si hapis cezası olmak üzere 3 gazeteci ceza aldı, bir kadın gazetecinin haber takibi sırasında polislerce kamerası kırıldı, 1 kadın gazeteci mesleğini icra ettiği için sanal medyadan tehdit edildi, 1 kadın gazeteci hakkında mesleğini icra ettiği için suç duyurusunda bulunuldu, 1 kadın gazeteci işten çıkarıldı, haber takibi yapan gazeteciler 4 kez polislerce engellendi, bir tv kanalına para cezası ve 5 kez kapatma cezası verildi.

    2023 yılı kadın gazetecilere yönelik hak ihlalleri verileri şöyle:

    *Yargılanan gazeteci sayısı: 168
    *Mesleki faaliyetlerinden dolayı hakkında soruşturma başlatılan gazeteci sayısı: 32
    *Hakkında dava açılan gazeteci sayısı: 13
    *Gözaltına alınan gazeteci sayısı: 37
    *Tutuklu kadın gazeteci sayısı: 10
    *Gözaltında polis şiddeti ve kötü muameleye maruz kalan gazeteci sayısı: 33
    *Yıl içerisinde tutuklanan gazeteci sayısı: 5
    *Yıl içerisinde yargılamalar sonucu ceza alan gazeteci sayısı: 8
    *İfadeye çağırılan gazeteci sayısı: 11
    *Mesleki faaliyetlerinden dolayı sanal medyada hedef gösterilen gazeteci sayısı: 2
    *Mesleğini icra ederken tehdit edilen gazeteci sayısı: 2
    *Mesleğini icra ettiği için hakkında suç duyurusu bulunan gazeteci sayısı: 1
    *Sahada haber takibi polis tarafından engellenen gazeteci sayısı: 10
    *İşten çıkarılan gazeteci sayısı: 9
    *Mobbing nedeniyle istifa eden gazeteci sayısı: 1

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadınlar patriyarkayla 2023’te de mücadele etti

    Kadınlar patriyarkayla 2023’te de mücadele etti

    PİRHA- 2023 yılı boyunca erkek iktidara ve patriyarkal sisteme karşı hayatın her alanında mücadele eden kadınlar, eşitlik sağlanana kadar mücadeleyi yürütme kararlılığıyla 2024 yılına girmeye hazırlanıyor. Öte yandan, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildi, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gerekli görüşmeler yapıldı. 

    Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık; eğitimden çalışma yaşamına, sağlıktan karar mekanizmalarına katılıma kadar kadınların yaşamını ciddi boyutlarda etkiliyor.

    Kadınlar bu yıl da erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, eşitsizliğe, tacize, tecavüze, sistematikleşen kadın cinayetlerine, ahlaki normlarla baskılanmaya, haklarına göz diken sistemle, gözaltı ve davalarla mücadele etti.

    2023’te kadınların gündeminde şu başlıklar öne çıktı:

    -Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde bu yıl bir ilk yaşandı ve bir gün boyunca yalnızca kadın etkinliklerine yer verildi. 3 oturumdan oluşan ‘Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu’ paneli yapıldı. Panelde Kadıncık Ana’dan günümüze Alevi kadınının tarihsel yolculuğu, Alevi erkanlarında kadının yeri ve asimilasyonun etkileri, Alevi kurumlarında yönetici kadınların genel kararlara etkileri ve hak mücadelesine katkıları konuşuldu.

    Panelinin ardından sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildiği, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gereken görüşmelerin gerçekleştirilmesine karar verildi.

    SALDIRILARA KARŞI FEMİNİST MÜCADELE

    İstanbul Sözleşmesi’nden nafaka hakkının gasp edilmesine, 6284 sayılı Yasa’ya, saldırılardan kadınların başarılarının hedefe konulmasına kadar birçok alanda saldırıya maruz kalan kadınlar, tüm bunları kadın dayanışması ve feminist mücadeleyle geri püskürttü yıl boyunca.

    -Danıştay, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair son kararı verdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesini “hukuka uygun” buldu. Danıştay’ın oy çokluğuyla onayladığı kararın ardından Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çıkmış oldu.

    -5 Ocak 2020’den bu yana akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Dersim’de Vali Bülent Tekbıyıkoğlu ve İl Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz ile görüştü. Görüşmede, Gülistan Doku’nun dosyasının yeniden baştan aşağı inceleneceği ifade edildi.

    -DİSK İzmir 2 No’lu Şube yöneticilerini cinsiyetçi söylem ve yalan haberlerle hedef gösteren Yeni Asır gazetesi önüne “Kadın Düşmanı Yeni Asır” yazılı siyah çelenk bırakıldı.

    -Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Nilgün Erdem ve Araştırma Görevlisi Ekin Değirmenci görevlerine iade edildi.

    -EŞİK Platformu’nun çağrısıyla ‘Kadınlar Meclis’te’ sloganıyla TBMM’de basın açıklaması yapıldı. İktidarın kadına ve kadın haklarına karşı yapmayı planladığı yasal değişikliklere karşı toplumsal muhalefetin tüm kesimlerinin ve muhalefet partilerinin ortak bir karşı duruş sergilemesi gerektiği belirtildi.

    -A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın tarihi başarısı 2023’e damga vurdu. ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın internet sitesinde “Krizlerle boğuşan Türkiye, kahramanını buldu” manşetiyle takıma yer verdi. Bunun yanı sıra bir takım gerici kesimler, kadın voleybol takımını hedef aldı ve Ebrar Karakurt’a homofobik saldırılarda bulundu.

    -Nafaka hakkına karşı propaganda yapan Yeniden Refah Partisi, Meclis’in Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na nafaka hakkının sınırlandırılması için kanun teklifi verdi.

    -Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2024 yılı için bütçe teklifi 334 milyar 349 milyon 925 bin lira oldu. 8 kalemden oluşan bütçede kadınların güçlendirilmesi 7’inci sırada yer aldı. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi programına 11 milyar 904 milyon lira ayrılırken, kadının güçlendirilmesine ise ayrılan bütçe 2 milyar 900 milyon lira oldu.

    -Türkiye’nin Rojava’ya ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşı Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar ayaklanarak, savaşa karşı barış taleplerini haykırdı.

    -Pınar Gültekin’in katledilmesine ilişkin süren davanın karar duruşmasında fail Cemal Metin Avcı’ya ağırlaştırılmış müebbet, kardeşi Mertcan Avcı’ya ise 4 yıl hapis cezası verildi.

    Demans teşhisi konulan ve uzun bir süre cezaevinde tutulan Aysel Tuğluk için Alevi kadınlar yıl boyunca özgürlük çağrısı yaptı.

    -Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Aysel Tuğluk’un durumunu üçüncü kez inceleyen ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporuna tepki göstererek, “Bu vicdansızlığa son verin” çağrısında bulundu.

    -Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), Aysel Tuğluk nezdinde tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için eylem yaptı. AAKB, duyarlı kesimleri tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için her ilde bulundukları yerlerdeki postanelerden Adalet Bakanlığı’na faks çekmeye ve mektup göndermeye çağırdı.

    -Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, hem yazılı bir açıklama yaparak hem de hazırladıkları videolarla, tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    -Paris Alevi Kültür Merkezi (PAK) cezaevi koşullarında sağlık durumunun kötüleştiği duyurulan Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi çağrısında bulundu.

    -Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Karma eğitim önemlidir. Ancak ihtiyaç duyulması halinde kız okulları kurulabilir” sözleri kadınlardan tarafından tepkiyle karşılandı.

    – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, süresiz nafakanın adil olmadığını söyleyerek, “Süresiz nafaka ödemek gibi uygulama kabul edilebilir olamaz. Mağdur olan erkeklerimiz varsa onun da yanındayız. Bunları da dinlememiz lazım” dedi.

    -AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yeni kabinede sadece bir kadın bakan yer aldı.

    -Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirilmesi ve cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin davada H.K.G’nin zorla evlendirildiği Kadir İstekli 30 yıl, baba Yusuf Ziya Gümüşel 20 yıl, anne Fatıma Gümüşel ise 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    -Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan KYK yurdunda arızalanan asansör düştü, Zeren Ertaş adlı öğrenci hayatını kaybetti. Ertaş’ın hayatını kaybetmesi ülke genelinde büyük tepkilere ve zincirleme protestolara sebep oldu.

    -Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği kuruluşunu ilan etti. Derneğin kurucu üyeleri, kadın gazetecilerin sesi olacaklarını belirterek, “Amacımız gazetecilerin direnişini büyütmek” dedi.

    -Ankara Valiliği, 64 ülkeden gelen kadınların katılımıyla Türkiye’de ilk kez yapılacak olan Dünya Kadın Yürüyüşü’nün gerçekleştirilmesi planlanan feminist yürüyüşü ve konserini yasakladı.

    -Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan bir kişinin Filistin eyleminde kadınları kıyafetleri üzerinden hedef almasına karşı kadınlar sokağa çıkarak, “Savaşlar, çatışmalar üzerinden kadınların bedenini, hayatını hedef alanların karşısındayız” dedi. Mersin Barosu da bu cinsiyetçi söylemlere karşı suç duyurusunda bulundu.

    -Gabonlu üniversite öğrencisi Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın katledilmesine lişkin tecavüz failinin yargılandığı davanın Karabük’te görülen ilk duruşmasında failin tutukluluk halinin devamına karar verilirken duruşma 24 Ocak 2024 tarihine ertelendi. Kadınlar Dina için adale sağlanana kadar olayın takipçisi olacaklarının altını çizdi.

    -Faillerin yargılanması, gözaltında kayıpların akıbeti araştırılması talebiyle her hafta Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapan ancak polislerce engellenen Cumartesi Anneleri’nin “Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapmak istiyoruz” mücadelesi sonuç verdi. Her hafta işkenceyle gözaltına alınan Cumartesi Anneleri, 5 buçuk yılın ardından Galatasaray Lisesi önünde kayıpların akıbetini sordu.

    8 MART VE 25 KASIM’DA KADINLAR SOKAKLARI DOLDURDU

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin başta olmak üzere birçok kentte kadınlar ve LGBTİ+’lar, eşitlik talebiyle alanlara çıktı.

    İstanbul’da Beyoğlu Kaymakamlığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’nü yasakladı. Yasağa uymayan kadınlar “Hükümet istifa” ve “Korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla yürüyüşü gerçekleştirdi. Depremin gölgesinde ülkenin dört bir yanında gerçekleşen yürüyüşlerde hükümetin hesap vermesi istendi. 25 Kasım’da da sokakları dolduran kadınlar, erkek-devlet şiddetini bir kez daha alanlardan ifşa etti.

    ERKEK ŞİDDETİ 2023’TE DE HIZ KESMEDİ

    Kadınlar, 2023 yılının ilk ayını Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptaline yönelik davaları reddederek, kararını onaması haberiyle karşıladı. Sözleşmeden çekilme kararı, kadınları erkek şiddetine daha açık hale getirdi. Sözleşmeden çıkılmasının yanı sıra; 6284 Sayılı Yasa’nın etkili şekilde uygulanmaması, kadın örgütlerini kapatma girişimleri, Medeni Kanunu’nda ve anayasada gerici düzenlemelerin yapılması, cezasızlık politikaları ve iktidarın kadın düşmanı söylemleri kadın cinayetlerini daha da arttırdı.

    Medyaya yansıyan haberlere göre 2023 yılında 321 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 208 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.

    DEPREM EN ÇOK KADINLARI ETKİLEDİ

    Maraş merkezli depremlerin ardından deprem bölgesinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle herkesten daha çok kadınlar olumsuz etkilendi. Kadınlar depremin ilk günlerinde koordinasyonsuzluk ve plansızlık nedeniyle barınma, ısınma ve hijyen sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Kadınlar için ayrı tuvaletlerin, hijyen ürünlerinin, yıkanma alanlarının ve anne sağlığı hizmetlerinin azlığı, kadın depremzedelerin karşılaştığı ilk zorluklar arasında. Depremden hemen sonra kadın hareketi ülkenin dört bir yanında dayanışma ağı örerek depremzede kadınlar için seferber oldu.

    – Mor Dayanışma, büyük bir hasar ve on binlerce enkazın olduğu Hatay Samandağ’da kadın dayanışma çadırı kurdu. “Birlikte yeniden kuracağız” şiarıyla da deprem bölgesindeki kadınlarla dayanışmak amacıyla mektup kampanyası başlattı.

    -Kadın Koalisyonu, Afet Koordinasyon Ağı kurdu.

    -Depremden hemen sonra kadınlar, Afetlere Karşı Feminist Dayanışma Grubu’nu kurdu. Grup, depremzede kadınların ihtiyaç duyduğu ürünleri taşıyan ‘Mor Tır’ı deprem bölgelerine ulaştırdı.

    -Depremden etkilenen kadın ve çocuklar için Ekmek ve Gül tarafından “Kız Kardeşlik Köprüsüyle Hayatı Yeniden Kuruyoruz” adıyla çalışma başlatıldı.

    -Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’nin, “Yaşamı Yeniden Kuruyoruz: Afette Feminist ve LGBTI+ Dayanışması” başlığıyla gerçekleştirdiği Feminist Buluşma’da, depremzede kadınlar ile LGBTI+’ların maruz kaldığı şiddete karşı yeni yaşamın kurulmasında kadın dayanışmasının şart olduğunun altı çizildi.

    -Siyasi partilerin kadın meclisleri, kadın örgütleri, sendikalar, Alevi kadın dernekleri deprem bölgesindeki kadınlar için dayanışma çalışmaları gerçekleştirdi.

    KADINLARIN SEÇİM GÜNDEMİ

    2023 yılının en önemli gündemi depremden sonra 14 Mayıs Milletvekili Genel Seçimleri ve 28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri oldu hiç şüphesiz. Seçim sürecinde yine en çok kadınların yaşamları pazarlık haline getirildi ve kadınların hakları, kazanımları, mücadeleleri seçim malzemesi yapıldı. Bu süreçte Cumhur İttifakı ile bileşenleri tarafından çokça kadın düşmanı söylemler meydanlarda, basında dillendirildi.

    Yeniden Refah Partisi, seçim aracında milletvekili adayı Çiğdem Kulalı Seçkin’in fotoğrafını gölgeledi. Seçim aracında sadece erkek adayların fotoğraflarının yer alması kamuoyunda büyük tepki çekti. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan seçim sürecinde kadınların ve kadın örgütlerinin karşı çıktığı “süresiz nafaka mağduriyetinin giderilmesi”, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun aile bütünlüğünü bozucu maddelerinin ayıklanması” sözü verdi.

    Seçim sürecinde kadınları hedef alan partilerin başında gelen HÜDA-PAR ise kadın ve LGBTİ+’ların haklarına karşı kısıtlayıcı ve nefret barındıran sözleriyle ön plana çıktı. “Bekar kadınların sahiplendirilmesi” sözleriyle büyük tepki çeken HÜDA-PAR’ın kadın hak ve özgürlüğünü geriletmeye dair çokça politikası bulunuyor. Bunlar; kadınların kamusal alandandan evin içine hapsetmekten, çocuk evliliklerinin meşrulaştırılmasına, boşanmaların engellenmesi için teşviklerin yaratılmasından, kadınları ‘ahlak’normları içerisine hapsetmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    -Yeniden Refah Partisi, seçim aracında milletvekili adayı Çiğdem Kulalı Seçkin’in fotoğrafını gölgeledi. Seçim aracında sadece erkek adayların fotoğraflarının yer alması kamuoyunda büyük tepki çekti.

    -Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan seçim sürecinde kadınların ve kadın örgütlerinin karşı çıktığı “süresiz nafaka mağduriyetinin giderilmesi”, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun aile bütünlüğünü bozucu maddelerinin ayıklanması” sözü verdi.

    -Seçim sürecinde kadınları hedef alan partilerin başında gelen HÜDA-PAR, kadın ve LGBTİ+’ların haklarına karşı kısıtlayıcı ve nefret barındıran sözleriyle ön plana çıktı. “Bekar kadınların sahiplendirilmesi” sözleriyle büyük tepki çeken HÜDA-PAR’ın kadın hak ve özgürlüğünü geriletmeye dair çokça politikası bulunuyor. Bunlar; kadınların kamusal alandandan evin içine hapsetmekten, çocuk evliliklerinin meşrulaştırılmasına, boşanmaların engellenmesi için teşviklerin yaratılmasından, kadınları ‘ahlak’normları içerisine hapsetmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    Tüm bu saldırılara karşı kadınlar karşı söylem üreterek hareket geçti. Sol Feminist Hareket’in hazırladığı “Kadınları İkinci Turda Oy Vermeye, Sandıklara Sahip Çıkmaya ve Mücadeleye Çağırıyoruz!” başlıklı bildiriye aydınlar, akademisyenler, müzisyenler, oyuncular, hukukçular ve sanatçıların bulunduğu yüzlerce kadın imza attı. Gazeteci, yazar, akademisyen, şair, hukukçu, hak savuncusu, oyuncu, siyasetçi yüzlerce kadın, 28 Mayıs’ta yapılacak 2. Tur Cumhurbaşkanlığı seçimleri için “Buradayız, bu karanlığa teslim olmayacağız” başlığıyla başka bir bildiri daha yayımladı. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), ise HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi yetkilileri, AKP’den 6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik Kanun’un kaldırılması isteklerine tepki gösterdi.

    Öte yandan seçime giren siyasi partilerin milletvekili listeleri yine eşit temsilden çok uzaktaydı. Seçim sürecinde kadınların en büyük talebi İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar yürürlüğe girmesi oldu.

    Meclis’e bu yasama döneminde toplam 121 kadın milletvekili seçildi. Yeşil Sol Parti’nin 61 milletvekilinden 30’unu kadınlar oluşturdu. Yeşil Sol Parti’de kadın temsil oranı yüzde 49 ile diğer partilere göre en yüksek düzeyde. AKP’den 50, CHP ve Yeşil Sol Parti’den 30’ar, İYİ Partiden 6, MHP’den 4, Türkiye İşçi Partisinden ise 1 kadın milletvekili TBMM’de yer aldı.

    İKTİDARIN SİNDİRME ARACI OLARAK YARGI SOPASI

    Hayatlarını eşit ve özgür bir şekilde yaşamak isteyen, hakları için mücadele eden kadınlara bir baskı da yargı kanadından geldi. Yıl boyunca kadınlar haklarında açılan çeşitli davalar ve gözaltılarla sindirilmeye çalışıldı. Her ne kadar iktidar korkutma aracı haline getirdiği ‘yargı sopası’nı kullansa da bu, kadınlar üzerinde etki etmedi. Kadınlar her koşulda dik durma dirayetini gösterdi.

    -Konserinde yaptığı şaka nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan yargılanan Gülşen’e 10 ay hapis cezası verildi.

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi’nin çağrısıyla, “ÇEDES’e Hayır” demek için, Mamak’ta faaliyet yürüten  Laik Bilimsel Eğitim Platformu’ndan kadınlar, bildiri dağıtırken gözaltına alındılar.

    -Batman’ın Beşiri ilçesinde 2020 yılında tecavüz ettiği İpek Er’i intihara sürükleyen uzman çavuş Musa Orhan’a dönük cezasızlık politikasına karşı faile “hakaret ettiği” iddiasıyla yargılanan Ezgi Mola’ya destek olmak için paylaşım yapan Hazal Kaya hakkında da “hakaret davası” açıldı. Hazal, emniyete giderek ifade verdi.

    -Emine Şenyaşar hakkında 2 yeni dava açıldı. AKP’li İbrahim Halil Yıldız’a “hakaret” ettiği iddiasıyla açılan soruşturmalardan 2’sinin davaya dönüşmesiyle toplamda 10 dava açılmış oldu.

    -Kalıcı yaz saati uygulaması için belgesel çekimi görüntüleri gerekçe gösterilerek tutuklanan belgesel yönetmeni Sibel Tekin, tahliye oldu.

    -Şırnak’ın Cizre ilçesinde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde şiddete karşı yürüyen kadınlar hakkında soruşturma açıldı.

    -Musa Orhan’ın suç duyurusu üzerine hakkında dava açılan sanatçı Farah Zeynep Abdullah, bin 300 TL adli para cezasına çarptırıldı.

    -Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) hakkında ‘ahlaka aykırı faaliyet yürütmek’ iddiasıyla ve kapatılması talebiyle açılan davanın 4’üncü duruşması görüldü. Dava reddedildi.

    -Kadın örgütlerinin, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin Danıştay’a açtıkları davanın duruşması görüldü. Danıştay savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, kararın iptali yönünde karar verilmesini istedi. Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    -Demans hastası olduğu gerekçesiyle 27 Ekim 2022’de Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tahliye edilen eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, 2012 tarihli bir soruşturma gerekçesiyle evinde gözaltına alındı. Tuğluk,  ifade işleminin ardından serbest bırakıldı.

    -Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan HDP eski İstanbul Milletvekili Hüda Kaya tutuklandı.

    -Tutuklu Kürt siyasetçi Gültan Kışanak tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmedi. Kışanak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaptığı konuşma nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 5 yıla kadar hapis istemiyle açılan bir başka dava daha bulunuyor.

    KADIN GAZETECİLER HEDEFTEYDİ

    Türkiye’de gazeteciler yazdıkları veya söyledikleri nedeniyle cezaevinde tutuluyor. Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumun haber alma hakkı da engellenmiş oluyor. Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ), 2023 yılının raporuna göre Türkiye, özellikle Kürt kadın gazetecileri susturmak için yasayı silah olarak kullanan ülkelerin başında geliyor.

    Kadın gazeteciler yıl boyunca şunları yaşadı:

    -PİRHA muhabiri Dilan Şimşek, Cumartesi Anneleri eylemini takip ederken polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

    -JINNEWS muhabiri Elfazi Toral ile Demokratik Modernite çalışanı Sema Korkmaz, İstanbul’da haber takibi sırasında polis saldırısına maruz kalarak, gözaltına alındılar.

    -Jinnews muhabiri Nazlıcan Yıldız tutuklandı.

    -Gazeteci Beritan Canözer serbest bırakıldı.

    -MA muhabiri Yüsra Batıhan hakkında, depremde yapılan haberleri sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar gerekçesiyle soruşturma açıldı.

    -Beş gün gözaltında tutulan Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Rojin Altay, savcılık ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    -HDP Milletvekili Remziye Tosun, Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan gazeteci Derya Ren’e yönelik çıplak arama dayatmasını Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu.

    -Gazeteci ve akademisyen Nagihan Akarsel’in cenazesini takip ettiği sırada gözaltına alınan Jinnews muhabiri Dilan Babat hakkında “Türk devleti ve kurumları aleyhinde sözde haber yapma” iddiasıyla dava açıldı.

    -Gözaltına alınan gazeteci Dilan Akyol’un yaptığı haber gerekçe gösterilerek, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla adliyeye sevk edildi. Ardından serbest bırakıldı.

    -Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı gazeteci Dicle Müftüoğlu tutuklandı.

    -Gazeteciler Sibel Yükler, Evrim Deniz, Evrim Kepenek gözaltına alındı. İfadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    -Mezopotamya Ajansı (MA) Muhabiri Ceylan Şahinli “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti.

    -Ankara’daki bombalı eyleme dair yaptığı değerlendirmeler gerekçesiyle gözaltına alınan Gazeteci Ayşenur Arslan, ifade verme işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    -Şırnak’ta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yapılmak istenen yürüyüşte gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Zeynep Durgut ve JINNEWS muhabiri Rozerin Gültekin serbest bırakıldı.

    -16 gazetecinin tutuklanmasını protesto ederken darp edilerek gözaltına alınan gazeteci Sibel Yükler’e Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten dava açıldı.

    -Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 2022 yılında tutuklanan gazeteciler Remziye Temel, Safiye Alagaş, Elif Üngür ve Neşe Toprak’ın tahliyesine karar verildi.

    -29 Ekim 2022’de gazetecilik faaliyetleri ile suçlanarak tutuklanan Mezopotamya Ajansı ve JİNNEWS muhabirleri Berivan Altan, Habibe Eren, Diren Yurtsever, Öznur Değer ve Ceylan Şahinli tahliye edildi.

    -“Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlamasıyla Duvar Gazetesi’nden Evrim Deniz, Bianet’ten Evrim Kepenek ve T24 editörü Sibel Yükler gözaltına alındı. Gazeteciler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    KADINLARIN BAŞARILARI

    Kadınlar 2023 yılında sadece şiddet ve olumsuz olaylarla gündeme gelmedi. Hayatın her alanında var olma mücadelesi veren kadınların başarıları ödüllendirildi.

    -İsveç merkezli Olof Palme Uluslararası Anlayış ve Ortak Güvenlik için Anma Fonu’nun 1987’den bu yana her yıl verdiği Olof Palme Ödülü’ne bu sene, Ukrayna, İran ve Türkiye’den üç kadın insan hakları savunucusu layık görüldü. Ödül, İHD Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin, Ukraynalı Psikolog Marta Chumalo ve İranlı gazeteci, insan hakları savunucusu Narges Mohammadi’ye verildi.

    -Kars Barosu, 2022 Adalet Ödülü’nü Urfa Adliyesi önünde adalet arayan Emine Şenyaşar’a verdi.

    – Uluslararası İnsan Hakları Forum ve Film Festivali’nde, Diyarbakır’da erkek şiddeti sonucu ağır yaralanan Mutlu Kaya’nın hikayesini konu alan “My Name is Happy” (Benim Adım Mutlu) filmine iki ödül verildi.

    -Jina Mahsa Amini’nin katledilmesini ilk duyuran gazeteci Nilifer Hamediye Alman Gazeteciler Derneği tarafından ödül verildi.

    -Avrupa Parlamentosu, Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü, Mahsa Amini ve “Jin jiyan azadî” hareketine verdi.

    -2023 Nobel Barış Ödülü, cezaevindeki İranlı kadın aktivist Nergis Muhammedi’ye verildi. Ödülün, İran’da kadınlara yönelik baskılara karşı verdiği mücadele ve insan hakları mücadelesi nedeniyle verildiği açıklandı.

    – 2023 Nobel Tıp Ödülü’nü, MRNA aşısıyla ilgili çalışmaları nedeniyle, Covid aşısının bulunmasını sağlayan teknolojiyi geliştiren çalışmalarından ötürü Katalin Kariko ve ABD’li Drew Weissman kazandı.

    -Nobel ödüllerinin sonuncusu olan Ekonomi Ödülü, kadınların işgücü piyasasındaki yeri üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı Harvard Üniversitesi Profesörü Claudia Goldin’e verildi.

    -Uluslararası İnsan Hakları Forum ve Film Festivali’nde, Diyarbakır’da erkek şiddeti sonucu ağır yaralanan Mutlu Kaya’nın hikayesini konu alan “My Name is Happy” (Benim Adım Mutlu) filmine iki ödül verildi.

    -Doğan Kitap’ın Duygu Asena’nın anısını ve fikirlerini yaşatmak için 2007’den bu yana her yıl düzenlediği Duygu Asena “Kadının Hala Adı Yok” Roman Ödülü Arlin Çiçekçi’nin “Servi Nine ve Üç Güzeller” adlı eserine verildi.

    -Don Ansim veya United Women of Italy’nin Renata Fonte Ödülü, 2023 yılında kadına yönelik şiddete karşı, cinsiyet eşitliği ve özgürlüğü için mücadele yürüten dört Afganistanlı kadına verildi.

    -Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü “Kuru Otlar Üstüne”deki performansıyla Merve Dizdar’a verildi. Dizdar, konuşmasında ödülünü mücadele eden kadınlara adadığını ifade etti.

    -26’ncı Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali yapıldı. Törende ödül alan isimler, konuşmalarında mücadele ve umut vurgusu yaparken, ödüllerini Çiğdem Mater’e ithaf etti.

    -Free Press Unlimited’ın düzenlediği “En Dirençli Gazeteci Ödülü” DFG Derneği’nin tutuklu Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’na verildi.

    -Kürt aktivist Hêro Wekîl’e, Cenevre İnsan Hakları Merkezi tarafından “2023 Doğa Hakları Kadın Kahramanları” ödülü verildi.

    DÜNYADA KADINLAR CEPHESİNDE NELER YAŞANDI?

    2023 yılında Türkiye’de olduğu gibi dünyanın birçok yerinde de kadınlar kazanımları ve hakları için mücadele etti. Kimi ülkelerde eşitlikçi kazanımlar elde edilirken Afganistan’da Taliban’ın yönetimi ele geçirmesiyle kadınlar için daha karanlık bir yıl oldu 2023.

    Aynı şekilde İran’da da kadınlar başörtüsü zorunluluğu başta olmak üzere birçok sorunla mücadele etmek zorunda kaldı.

    -İran’da Jina Mahsa Amini’nin katledilmesiyle başlayan “Jin jiyan azadî” isyanı hükümetin tüm saldırılarına rağmen 2023 yılında da sürdü. Amini’nin katledilmesinin ardından dünyanın hemen her yerinde süren kadın mücadelesinin yeni şiarı haline gelen “Jin Jiyan Azadi /Kadın Yaşam Özgürlük” sloganı kadın sokak hareketinin öznesi haline geldi. Ve tüm dünyada ülke ülke yayıldı. Amini’nin katledilmesine ilişkin ilk haberi yapan iki gazeteciye ise hapis cezası verildi. Amini’nin ardından zorunlu başörtüsüne uymadığı için işkence edilen Armita Geravand (16) hayatını kaybetti.

    -Taliban’ın yönetimi ele geçirdiği Afganistan’da bir grup kadın, yeni yönetimde haklarının geri alınmaması için eylem yaptı. Başkent Kabil’de ellerinde pankartla bir video çeken kadınlar, “Çalışmak, eğitim ve siyasi katılım her kadının hakkıdır” sloganını attı. Afganistan Ulusal Gazeteciler Birliği, Taliban’ın yönetime gelmesinin ardından kadınların medyadaki varlığının iki yıl öncesine göre yüzde 64 oranında azaldığını duyurdu. Taliban Enformasyon ve Kültür Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca müzik yayını yaptığı iddiasıyla, “Kadınların Sesi” isimli yerel radyo istasyonunu kapattı. 2 ay sonra radyo tekrar yayına başladı.

    -Suudi Arabistanlı öğrenci Salma el-Shehab, sosyal medyada ‘muhalif ve aktivistlerin paylaşımlarını retweet ettiği için’ 34 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Avrupa Suudi İnsan Hakları Örgütü (ESOHR) bunun, bir muhalife verilen en uzun hapis cezası olduğunu açıkladı.

    -Filistinli Yazar Adania Shibli’ye, “İsrail’deki savaş” gerekçesiyle Frankfurt Kitap Fuarı’nda verilecek olan ödül töreni iptal edildi.

    -Arjantin’de 14 yaşındaki bir kız çocuğun polisten yardım istenmesine rağmen öldürülmesi kadınlar arasında infial yarattı. Polisi kadın cinayetlerine kayıtsız kalmakla suçlayan yüzlerce kadın, Mendoza bölgesinde adalet sarayını ateşe verdi. Öte yandan Arjantin Ulusal Kongresinin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde birçok durumda kürtajı yasallaştıracak tasarı kabul edildi.

    -Meksika’da binlerce kadın, polis tarafından boynu kırılarak öldürülen göçmen Victoria Salazar için başkent Mexico City’de sokaklara döküldü. Protestocuların polisle çatışması sonucu 32 kişi yaralandı. Kadın hareketinin mücadelesinin sonucu olarak Meksika Yüksek Mahkemesi tecavüz sonucu hamile kalan 12-17 yaşları arasındaki çocukların, anne baba onayına gerek kalmadan kürtaj yapabilmesine karar verdi.

    -ABD’nin Teksas eyaletinde kadınların hamileliklerinin 6’ncı haftasından sonra kürtaj olmasını yasaklayan yasa yürürlüğe girdi.

    -Polonya’da aylardır tartışılan ve büyük tepkilere sebep olan kürtaj yasağı yürürlüğe girdi. Yasağın yürürlüğe girmesi ile birlikte ülke genelinde protestolar yeniden başladı.

    -Londra’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İngiliz feminist örgütlerin organize ettiği “Million Women Rise” yürüyüşü, binlerce kadının katılımıyla “Bir kadın, bir beden, bir şarkı, bir sevgi” şiarıyla gerçekleşti.

    -Avrupa Birliği (AB), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde kadına yönelik cinsel şiddet faillerine yaptırım uygulama kararı aldı. Hollanda’nın girişimiyle alınan karar, aynı zamanda kurumun bu bağlamda kabul ettiği ilk yaptırım paketi.

    -İspanyol milletvekilleri tarihi bir adım atarak, şiddetli regl ağrısı çeken kadınlara ücretli tıbbi izin verilmesini öngören yasal düzenlemeyi onayladı. Böylece İspanya, bu tür bir yasayı onaylayan ilk Avrupa ülkesi oldu. Ayrıca hükümet, şirket yönetim kurullarında en az yüzde 40 kadın temsilini zorunlu kılan yasayı çıkarmaya hazırlandığını duyurdu.

    -Japonya, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadelede çok önemli bir adım attı. Yeni kurallara göre; büyük şirketler erkekler ve kadınlar arasındaki ücret farklarını açıklamak zorunda kalacak.

    -İspanya’da cinsiyet eşitliği için kadınların mücadelesi sonucunda hükümet, cinsiyet eşitliğine yönelik yeni bir adım atma hazırlığında. Hükümet, şirket yönetim kurullarında en az yüzde 40 kadın temsilini zorunlu kılan yasayı çıkarmaya hazırlandığını duyurdu.

    -Yeni Zelanda’da yoksullukla mücadele çalışmaları kapsamında tüm okullarda ücretsiz regl ürünleri dağıtılmasına karar verildi.

    -Latin Amerika ülkesi Bolivya’da ‘Kültürler, Dekolonizasyon ve Depatriarkalizasyon Bakanlığı’ kuruldu. Bakan olarak ise Sabina Orellana atandı.

    -Güney Kıbrıs’ta oy birliğiyle onaylanan ve Ceza Yasası’nda değişikliğin yolunu açan yasaya göre bundan böyle tecavüz suçu işleyenler müebbet hapisle cezalandırılacak. Ceza, sadece kadınlara değil, erkeklere ve LGBTİ bireylere tecavüzü de kapsıyor.

    -İzlanda’da kadınlar 48 yıl sonra ilk kez eşit ücret talebiyle greve çıktı. Kadınlar başkent Reykjavik’te de eşit ücret talebiyle büyük bir miting yaptı.

    -Cinsiyete dayalı bir şiddet eylemi olarak ifade edilen feminiside karşı Belçika, bir yasa çıkardı. Yasa sadece feminisidleri değil, aynı zamanda bu tür suçlara öncülük edebilecek cinsel, psikolojik ve zorlayıcı kontrol gibi farklı şiddet biçimlerini de tanımlıyor.

    -İsviçre’de emeklilik yaşının yükseltilmesi, cinsiyetçi ve cinsel şiddet, feminisid (kadın cinayetleri), ücret eşitsizliği, yapısal ırkçılık, çocuk bakım tesislerinin finanse edilmemesi, homofobik ve transfobik ayrımcılık, kürtaj hakkına yönelik saldırılar sebebiyle feminist greve yüzbinlerce kadın katıldı.

    Fatoş SARIKAYA/PİRHA

  • TGS: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz

    TGS: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz

    PİRHA – İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasını değil, uygulanmasını talep ettiklerini belirten TGS Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu, “#İstanbulSözleşmesindenVazgeçmiyoruz sözünü sahipleniyor, bu sözü büyütmek için tüm meslektaşlarımıza çağrı yapıyoruz” açıklaması yaptı.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesinin yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Türkiye’nin, 2011 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesi’ni 2012’de ilk kabul eden ülke olduğu hatırlatılan açıklamada, “2014’ten bu yana yürürlükte olan ve tam adı ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ olan sözleşmenin İstanbul adını taşıması, olumlu anlamda bir ayrıcalık olması gerekirken, sözleşmenin Türkiye’de 2020’de tartışma konusu haline getirilmesi kabul edilebilir değildir” denildi.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ NEDEN ŞEYTANLAŞTIRIYORSUNUZ?”

    Geçmişte AKP’nin sözleşmeye ilişkin söylediği olumlu konuşmalara dikkat çekilen açıklamada, kadın cinayetlerinin arttığı bugünlerde ne değiştiği soruldu. Açıklamada, “Neden altında imzanızın bulunduğu İstanbul Sözleşmesi’ni bugün birtakım algı kampanyalarıyla şeytanlaştırıyorsunuz?” diye soruldu. Açıklamada, ayrıca yaşamını yitiren kadınların isimlerine de yer verilerek, “2008’den bu yana erkekler tarafından katledilen binlerce kız kardeşimizin artık aramızda olmayışının sorumlusu, bir Kadın Bakanlığı’na ihtiyaç varken mevcut Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nı kapatıp yerine Aile ve Sosyal Bakanlığı kuran, kadını aile içine hapsederek anne ve eş olarak tarif eden, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi tartışan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı giderek artan oranda günlük hayatın düzenlenmesinde söz sahibi kılan, hemen her gün polis şiddetinin sergilenmesine ses çıkarmayan hatta şiddetin emrini veren iktidardır” ifadelerine yer verildi.

    “ŞİDDET HABERLERİ BİTENE KADAR MÜCADELE SÜRECEK”

    Açıklamada, “Emir komuta zinciri içinde hareket ederek, meslek ahlakını unutarak, kadınların İstanbul Sözleşmesi isyanını görmezden gelerek, saklayarak, daha da kötüsü sözleşmenin karşısında saf tutarak yaptığınız yayınlar nedeniyle öldürülen kadınların kanı sizin de elinizdedir. ‘Meslektaş’ diyemediğimiz, hayatı dine göre, sözüm ona ‘örf ve adetlere’ göre tasarlamanın peşinde bazı isimler tarafından yazılan yazılarda, atılan gazete manşetlerinde, başlıklarda İstanbul Sözleşmesi’nin aileyi yok ettiği iddia edilmektedir. Kadınlar yok olsun ama aile yok olmasın diyen bu zihin yapısı, karşısında kadın hareketini bulacaktır. Kadına yönelik şiddet haberleri bitene kadar mücadelemiz sürecektir” diye belirtildi.

    İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasını değil, uygulanmasını talep ettiklerini belirten TGS, açıklamasının devamında şunlar kaydedildi: “Biz kadın gazeteciler, kadın hareketinin sözleşmenin yürürlüğe girmesinin yıldönümü olan 1 Ağustos’ta sosyal medyada, sözleşmenin AKP MYK’sında görüşüleceği tarih olan 5 Ağustos’ta ülkenin dört bir yanında gerçekleşecek olan kadın eylemlerinde yer alacağımızı bildiriyor, #İstanbulSözleşmesindenVazgeçmiyoruz sözünü sahipleniyor, bu sözü büyütmek için tüm meslektaşlarımıza çağrı yapıyoruz.”