Etiket: kadın komisyonu

  • İHD’den BM ve AB’ye Rojava çağrısı!-VİDEO

    İHD’den BM ve AB’ye Rojava çağrısı!-VİDEO

    PİRHA- İHD Kadın Komisyonu birçok ilde, Suriye ve Rojava’da kadınlara ve kız çocuklarına yönelik sistematik saldırılara dikkat çekerek Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası mekanizmalara acil çağrıda bulundu. Kadınlara yönelik savaş suçlarının artık görmezden gelinemeyeceği vurgulandı.

    Suriye Geçici Hükümeti ve ona bağlı çetelerin Suriye ve Rojava özelinde yürüttüğü savaş politikaları gündemdeki yerini korurken, 6 Ocak 2026’dan bu yana Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıların sürdüğü belirtildi. Bugün saat 12.30’da İHD Dersim Şubesi Kadın Komisyonu, yaptığı basın açıklamasında bu saldırılardan en fazla kadınlar ve çocukların etkilendiğini ifade etti.

    “ÇETELER ÖZELLİKLE KADINLARI VE KIZ ÇOCUKLARINI HEDEF ALIYOR”

    Kadın Komisyonu adına açıklamayı İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu. Açıklamada, HTŞ bağlantılı silahlı grupların Kürtler, Aleviler, Ermeniler ve bölgede yaşayan diğer halklara yönelik sistematik saldırılar yürüttüğü belirtilerek, özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik ağır suçlar işlendiği vurgulandı.

    6 Ocak’ta Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde gerçekleşen saldırılara dikkat çekilen açıklamada, bir kadının cansız bedeninin bir binadan atılmasının kadınlara yönelik vahşetin boyutunu gözler önüne serdiği ifade edildi.

    Yeşil, “Sahadan gelen güvenilir bilgiler, çok sayıda cinsel saldırı, cinsel işkence, zorla alıkoyma ve tehdidin yaşandığını göstermektedir. Kadın bedeni savaşın bir silahı haline getirilmiştir. Bu suçlar münferit değil, bilinçli ve sistematik bir şiddet politikasının parçasıdır” dedi.

    ULUSLARARASI SESSİZLİĞE TEPKİ

    Rojava’da hedef alınanın özgür yaşam iradesi olduğunu vurgulayan Yeşil, Haseke ve Kobane başta olmak üzere bölgedeki kadınların ciddi bir tehdit altında olduğunu söyledi. Uluslararası insan hakları mekanizmalarının sessizliğini eleştiren Yeşil, “Kadın dayanışmasıyla bu sessizlik son bulmalıdır” çağrısında bulundu.

    Açıklama, uluslararası kadın dayanışmasına çağrı ile sona erdi. Açıklamanın ardından İHD’li kadınlar, BM ve AB bünyesinde görev yapan kadınlara mektup gönderdi.

    BM VE AB’YE MEKTUP

    İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu da bugün saat 13.00’de  yaptığı açıklamada Suriye ve Rojava’da kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ile savaş suçlarına karşı Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği kurumları ve uluslararası insan hakları örgütlerine mektup gönderdi. Komisyon, yetkilileri acil sorumluluk almaya çağırdı.

    Konuya ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenleyen Kadın Komisyonu, BM’nin 1325 sayılı “Kadın, Barış ve Güvenlik” kararı ile AB ve üye devletlerin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri hatırlattı.

    Basın metnini okuyan İHD Mersin Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, HTŞ saldırılarının özellikle kadınlar ve kız çocukları açısından onarılamaz sonuçlar doğurduğunu söyledi.

    Sarıkaya, “Tüm dünyanın gözleri önünde bir kadının cansız bedeninin bir inşaattan aşağı atılması, kadınlara yönelik vahşetin ulaştığı boyutu göstermektedir. Çok sayıda cinsel saldırı, cinsel işkence, zorla alıkoyma ve tehdit, kadın bedeninin savaşın bir silahı haline getirildiğini ortaya koymaktadır. Bu suçlar münferit değil, örgütlü ve sistematik bir şiddet politikasının parçasıdır” dedi.

    Haseke ve Kobane başta olmak üzere Rojava’daki kadınların ve kız çocuklarının ciddi bir tehdit altında olduğunu belirten Sarıkaya, kadınların yaşam hakkı, beden bütünlüğü ve onurunun doğrudan hedef alındığını vurguladı.

    Açıklamanın ardından İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, taleplerini içeren mektupları ilgili kurumlara gönderdi.

    PİRHA/DERSİM/MERSİN

     

  • İHD Kadın Komisyonu’ndan Diyanet’in hutbesine tepki: Şiddet devlet eliyle meşrulaştırılıyor!

    İHD Kadın Komisyonu’ndan Diyanet’in hutbesine tepki: Şiddet devlet eliyle meşrulaştırılıyor!

    PİRHA-  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, kadınları açıkça hedef gösteren hutbesine tepki gösteren İHD Merkezi Kadın Komisyonu, bu söylemlerin kadın katliamlarını meşrulaştırdığını belirterek, “Erkek egemen akıl; Cuma hutbeleriyle, futbolla, televizyon dizileriyle, eğitim sistemiyle toplumun içine yayılmaya çalışılmakta, adeta şiddet devlet eliyle “meşrulaştırılmaktadır” dedi. 

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 1 Ağustos Cuma günü yayımladığı hutbede kadınları hedef aldı. Cuma hutbesinde, açık giyinen kadınlar “aile kurumuna saldırmakla” suçlandı; bu kadınlara karşı sessiz kalanların ise “büyük vebal altında kalacakları” ifade edildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Kadın Komisyonu, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 81 ilde okutulan Cuma hutbesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada hutbenin içeriğinin kadın bedenini hedef aldığı belirtilerek, kadınların yaşam hakkına ve özgürlüğüne yönelik ciddi bir saldırı olduğu vurgulandı.

    ‘Erkek Egemen Şiddet Politiktir’ başlığıyla yayımlanan açıklamada ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, altına imza attığı uluslararası sözleşmelere uygun davranmaya ve Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesini ivedilikle imzalamaya davet edildi.

    EKİN WAN HATIRLATILDI

    İHD Merkezi Kadın Komisyonu’nun açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “Kadına yönelik devlet kaynaklı cinsel şiddetin en bariz örneğinin yaşandığı bir günün yıldönümünde, kadına yönelik şiddet alanında tüm kadınları isyana sürükleyen mevcut durumu bir kez daha tüm topluma hatırlatmak istedik.

    Bugün Ekin Wan ( Kader Kevser Ertürk)’ün 10 Ağustos 2015 tarihinde Varto’da vurulduktan sonra vücudunun çırılçıplak teşhir edildiği günün yıldönümü…

    Bu suçu, devletin yetkili resmi makamları işledi. Bugüne kadar da işlenen bu suç nedeniyle hiç kimse yargılanmadı, hesap verilmedi. İnsan hakları savunucusu kadınlar olarak, her zaman kadına yönelik şiddetin politik şiddet olduğunu dile getirirken kastettiğimiz gerçeklik, tam da budur. Yerleşik sistem; son derece erkek egemen militer, feodal ve fobik özellikler taşımaktadır. Maalesef ki, sistemin bu özellikleri erkek egemen şiddeti de beslemektedir.

    “TEMMUZ AYI İÇERİSİNDE 32 KADIN KATLEDİLDİ”

    İçinden çıktığımız Temmuz ayı içinde 32 kadın katledilmiştir. Bu sayı, yalnızca kamuoyuna yansıyan vakalardır. Bilmediğimiz başka kadın cinayetlerin olması da muhtemeldir. Bu sayı, korkunç bir sayıdır. Bu sayı, yaşadığımız coğrafyada hiçbir kadının güvende olmadığının da ispatıdır. Yaşanan bu yoğun erkek şiddetini, sistemi tartışmadan ve sistemin yapısıyla birlikte değerlendirmeden anlamak da mümkün değildir.

    DİYANET’İN HUTBESİNE TEPKİ!

    Geçtiğimiz hafta içinde, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından tüm camilerde Cuma hutbesi olarak okunmak üzere hazırlanan hutbenin içeriği, bu sistemin de özünü de ifşa etmektedir. Söz konusu hutbede, “Hayasızlık ahlaki değerleri yok eden, insanın onur ve saygınlığını ayaklar altına alan bir felakettir. Şeytanın en sinsi tuzaklarından biridir.” denmiş; aynı hutbede giyim sektörü, modacılar ve bazı medya çevreleri “çıplaklığı özendirmek ve örtünmeyi değersizleştirmekle” suçlanmıştır ve hutbede “Allah’ın örtünme emrinin ihlali” değerlendirmesi yapılmıştır.

    Aynı hutbede, tıbbı zorunluluk olmadan yaptırılan estetik ameliyatların şeytanın oyunu olduğu, günah olduğu; dövme yaptırmanın ise haram olduğu savunulmuştur.

    Diyanet’in yayınladığı bu hutbe, kadınların katledilmesine gerekçe yapılan anlayışların tamamını temsil etmektedir. Kadınlar, giyim kuşamlarında ve yaşam tarzlarını seçmekte özgürdür.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET POLİTİKTİR”

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti, altına imza attığı uluslararası sözleşmeleri sürekli ihlal etmektedir. Kadına yönelik şiddet alanında bugüne kadar yazılmış en önemli sözleşme olan Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan devlet olmasına rağmen, Türkiye Cumhuriyeti’nin 2021 yılında bu sözleşmedeki, imzasını çekmesi, şiddeti besleyen bir anlayışı maalesef daha da görünür hale getirmiştir.

    Ailede, okulda, çalışma yaşamında, televizyon dizilerinde, futbolda- bütün bu alanlarda kadına yönelik şiddeti artırmakla sonuçlanan erkek egemen anlayış övülmektedir. Bugün yaşanan kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet konusunda bu anlayışın etkisinin olmadığını söylemek mümkün değildir.

    İşte, tam da bu nedenle kadına yönelik şiddet politiktir.

    “ŞİDDET DEVLET ELİYLE MEŞRULAŞTIRILMAKTADIR”

    Erkek egemen akıl; Cuma hutbeleriyle, futbolla, televizyon dizileriyle, eğitim sistemiyle toplumun içine yayılmaya çalışılmakta, adeta şiddet devlet eliyle “meşrulaştırılmaktadır.”

    Bizler insan hakları savunucusu kadınlar olarak, devlet şiddetinin en yoğun bir biçimde uygulandığı bir günün yıldönümünde- yani Ekin Wan’ın vücudunun devlet güçleri tarafından çıplak olarak teşhir edildiği bugünde- kadına yönelik şiddet konusunda ne kadar isyan içinde olduğumuzu bir kez daha topluma anlatmak istedik.

    Kadına yönelik şiddet, resmi şiddetten bağımsız düşünülemez. Yerleşik, militer, feodal erkek egemen devlet aklı, bu şiddetin temel besleyicisidir. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, altına imza attığı uluslararası sözleşmelere uygun davranmaya ve Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesini ivedilikle imzalamaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • İHD Mersin’den öğrenci cezalarına tepki: Barınma ve Eğitim hakkı ihlal ediliyor- VİDEO

    İHD Mersin’den öğrenci cezalarına tepki: Barınma ve Eğitim hakkı ihlal ediliyor- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı protestoya katıldıkları gerekçesiyle öğrencilerin yurttan uzaklaştırılmasına tepki gösterdi. İHD Mersin, disiplin soruşturmalarının hukuka aykırı yürütüldüğünü ve kadın öğrencilerin anayasal haklarını kullandıkları için hedef alındığını belirtti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, Mersin Üniversitesi KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı düzenlenen barışçıl oturma eylemine katılan öğrencilerin yurttan uzaklaştırılması üzerine dernek binasında basın toplantısı düzenledi. İHD, öğrenciler hakkında başlatılan disiplin soruşturmalarına ilişkin hazırladığı raporu kamuoyuyla paylaştı.

    “DİSİPLİN SÜRECİ HUKUKİ DEĞİL”

    Basın metnini okuyan İHD Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, öğrencilerin yazılı beyanları, yapılan başvurular ve elde edilen belgeler doğrultusunda yürütülen disiplin sürecinin hem hukuki hem de idari açıdan ciddi eksiklikler taşıdığını vurgulandı. Sarıkaya, birçok öğrencinin protestoya doğrudan katılmadıkları halde yalnızca alanda bulunmaları ya da izlemeleri gerekçesiyle cezalandırıldığını belirtti.

    Yurt yönetimi ile yapılan görüşmelere de değinen Sarıkaya, protesto sırasında herhangi bir şiddet veya mala zarar verme olayının yaşanmadığının teyit edildiğini aktardı. Disiplin işlemlerinin yalnızca belirli öğrencilere yöneltilmesinin ise sürecin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü dile getirdi.

    “BAKANLIK AÇIKLAMASI GERÇEKLE UYUŞMUYOR”

    Sarıkaya, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın protestolar nedeniyle hiçbir öğrencinin yurttan uzaklaştırılmadığı açıklamasına dair şunları söyledi:

    “Ancak elde edilen belgeler, bu beyanın gerçeği yansıtmadığını ortaya koymaktadır. Öğrencilere verilen uzaklaştırma cezaları toplamda 3 aya kadar uzatılmış olup, bu durum öğrencilerin anayasal haklarını kullanmaları nedeniyle barınma hakkından mahrum bırakılmalarına ve dolayısıyla eğitim haklarının ihlaline yol açmaktadır.”

    “KADIN ÖĞRENCİLER HEDEFTE”

    Fatoş Sarıkaya, uzaklaştırma kararlarının yalnızca kız öğrencilere uygulanmasının toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren bir durum olduğuna dikkat çekti. Kadın öğrencilerin sadece fiziksel barınma sorunlarıyla değil, aynı zamanda toplumsal baskılar ve cinsiyet temelli ayrımcılıklarla da mücadele etmek zorunda kaldıklarını hatırlatan Sarıkaya, “Erkek egemen bir toplumda kadınların eğitim ve barınma hakları, sürekli olarak tehdit altındadır. Barışçıl bir protestoya katıldıkları gerekçesiyle yalnızca kız öğrencilerin hedef alınması, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini pekiştiren ve denetim politikalarını yansıtan bir durumdur. Öğrenciler hem kadın oldukları için hem de seslerini duyurdukları için cezalandırılmakta; bu durum, kadınların kamusal alandaki varlıklarını bastırmaya yönelik sistematik bir tutumun parçası haline gelmektedir” dedi.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    Sarıkaya, öğrencilerin yaşadığı hak ihlallerinin giderilmesi için yetkililere şu çağrıyı yaptı:

    “-Disiplin soruşturmaları şeffaf, adil ve hukuka uygun biçimde yürütülmeli,
    -Savunma hakkının tesisi için ilgili görüntü ve belgeler öğrencilere sunulmalı,
    -Barınma hakkını engelleyen uzaklaştırma kararları derhal kaldırılmalıdır.”

    İHD Mersin Şubesi, anayasal haklarını kullandıkları için cezalandırılan tüm öğrencilerin yanında olduklarını belirterek, bu cezaların ivedilikle geri alınmasını talep etti.

    İHD’nin hazırladığı rapor:

    İHD KYK Raporu

    PİRHA/ MERSİN

  • Akbük Cemevi Kadın Kolları Başkanı Şenol: Haksızlığa karşı güçbirliği yapmalıyız-VİDEO

    Akbük Cemevi Kadın Kolları Başkanı Şenol: Haksızlığa karşı güçbirliği yapmalıyız-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na bağlı Akbük Cemevi Şubesi Kadın Kolları Başkanı Gülşen Şenol, Akbük Cemevinde kadın kollarının pandemi öncesi ve sonrasında yaptığı kadın çalışmalarına dair bilgi verdi. “Buradaki tüm kadınlarımız bizlere büyük destek verdiler. Kadın kollarımızın haricinde cemevimizde semahçılar ve saz ekibimiz vardı. Sazlarımızla, sözlerimizle burada bir faaliyet yürütmeye çalıştık. Fakat pandemiden dolayı bu sürecimizi geri plana itmek zorunda kaldık” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na bağlı (HBVAKV) Akbük Cemevi Şubesi Kadın Kolları Başkanı Gülşen Şenol, Akbük Cemevinde kadın kollarının pandemi öncesi ve sonrasında yaptığı kadın çalışmalarına dair bilgi verdi. yapılan haksızlıklara karşı her zaman haksızlığa uğrayanların yanında yer aldıklarını vurgulayan Şenol, bu tavırlarını her daim sürdüreceklerini ifade etti.

    Akbük Cemevinde 2017 yılında kadın kollarının oluşturulduğunu belirten Şenol, “Buradaki tüm kadınlarımız bizlere büyük destek verdiler. Kadın kollarımızın haricinde cemevimizde  semahlarımız ve saz ekibimiz vardı. Sazlarımızla, sözlerimizle burada bir faaliyet yürütmeye çalıştık. Fakat pandemiden dolayı bu sürecimizi geri plana itmek zorunda kaldık. Ondan dolayı da şu an herhangi bir faaliyetimiz yok. İnşallah tüm ülke adına normale döneceğiz ve ondan sonra tekrar çalışmalarımıza başlayacağız.

    “KHK VE SENDİKALI OLDUKLARI İÇİN İŞTEN ATILANALRLA DAYANIŞTIK”

    Cemevinde kadın kolları olarak yaptıkları faaliyetlerinden bahseden Şenol şunları dile getiridi:

    “Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden atılan arkadaşlarımız ve yine Söke’de çalışan arkadaşlarımız vardı ve sendikalı oldukları için işlerinden atılmışlardı. Onlarla Akbük Cemevi olarak dayanışmak için ziyarette bulunduk, destek olduk. Çünkü bizler yapılan haksızlığa karşı bir güç birliği yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Son zamanlarda bu haksızlıklar çok fazlasıyla oluyor. Türkiye’nin her tarafında bu tür şeyler çok fazla ve ondan dolayı o arkadaşlarımıza, canlarımıza destek olmak amaçlı buradan cemevi olarak grup oluşturduk, o şekilde onlara destek amaçlı gittik.”

    İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İÇİN EYLEM

    İstanbul Sözleşmesi için de eylemler yaptıklarını belirten Şenol, “Akbük’te bize bu eylemi yaptırmamak için müdahalede bulunmuşlardı. Sorun çıkarmışlardı. Ama biz kadınlar o baskılara karşı ne olursa olsun bu mücadeleyi vereceğimize and içmiştik ondan dolayı da Akbük Cemevine geldik ve burada o eylemi yaptık. Bizim için önemli olan karşı koyabilmekti ve yaptık” dedi.

    Yapılan baskılara karşı her zaman direneceklerini belirten Gülşen Şenol, “Bizler ne olursa olsun baskıların bizi yıldırmaması gerektiğine inanıyoruz ve onun için de büyük bir çaba harcıyoruz. Ve bu baskılardan yılmayacağımızı bir kez daha dile getiriyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/AKBÜK-AYDIN

     

  • ‘İşkence insanlığa karşı suçtur!’-VİDEO

    ‘İşkence insanlığa karşı suçtur!’-VİDEO

    PİRHA- İHD Kadın Komisyonu üyesi kadınlar, HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu üyesi ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Sevil Rojbin Çetin’e dönük köpekli işkenceyi açıklamalarla protesto etti. Diyarbakır, İstanbul, Ankara ve Mersin başta olmak üzere birçok ilde eş zamanlı yapılan açıklamalarda “İşkence, insanlığa karşı telafisi mümkün olmayan bir suçtur” denildi.

    Diyarbakır’da yapılan ev baskınında gözaltına alınan HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu üyesi ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Sevil Rojbin Çetin’in, köpekli işkenceye maruz kalmasına dönük tepkiler devam ediyor.

    “İŞKENCE, İNSANLIĞA KARŞI TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN BİR SUÇTUR”

    İHD Kadın Komisyonu, Diyarbakır, İstanbul, Ankara ve Mersin başta olmak üzere birçok ilde eş zamanlı, Sevil Rojbin Çetin’in gözaltında işkence görmesine dair basın açıklaması yaptı.

    Açıklamalarda, Rojbin Çetin’in gördüğü işkence paylaşılarak, “Kadın siyasetçilere ve aktivistlere yönelik baskı ve yıldırma politikasının yoğunlaştığını ve süreklileştiğini görmekteyiz. Kadın mücadelesine, demokrasiye ve insan haklarına yönelik baskının yansıması olarak, kadın mücadelesine de darbe vurulmak ve sindirilmek istenmektedir. Resmi gayri resmi gözaltı alanlarında yapılan işkence, yaşamın bir rutini hale getirilmeye çalışılmaktadır. Oysa işkence, insanlığa karşı telafisi mümkün olmayan bir suçtur” denildi.

    “SEVİL ROJBİN ÇETİN’LER YALNIZ DEĞİLDİR, MÜCADELEMİZLE YANINDAYIZ”

    Açıklamaların devamında “Tam da Türkiye’nin imzalamış olduğu “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme”nin yıldönümünde yapılan bu işkence, Anayasa’nın 90. Maddesi ile garanti altına alınmış olan sözleşmenin çiğnendiğini, yok sayıldığını ve hükümsüz kılındığını da görmekteyiz” denilerek, şunlar ifade edildi:

    “İşkence uygulamalarına derhal son verilmeli ve failler hakkında yasal işlem başlatılarak cezalandırılmalıdır. Türkiye, imzacısı olduğu ve işkenceyi suç sayan sözleşmemelere uymalı ve bu işkence vakalarına dönük önleyici tedbirleri almalıdır. İşkence görenlerin muayeneleri Türkiye’nin taraf olduğu İstanbul Protokolü’ne uygun olarak yapmalıdır. İşkencenin önlenmesinde etkili ve önemli bir araç olan ‘Ulusal Önleme Mekanizması’nın işlevlerini yerine getirmek üzere yetkilendirilmiş olan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, iktidar politikalarına uygun davranmayı bırakıp bu işkence iddialarına karşı görevini derhal yerine getirmelidir, getiremiyorsa feshedilmelidir. İşkenceye karşı mücadele anlamında TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nu ve tüm ilgili kurum ve kuruluşları mücadeleye çağırıyor ve insanlığa karşı işlenmiş olan bu suçlara karşı ortak zeminde ses vermelerini talep ediyoruz. Sevil Rojbin Çetin’ler yalnız değildir, mücadelemizle yanındayız.”

    (HABER MERKEZİ)