PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı kurum temsilcilerinin selamlamaları ile devam etti. Konferansta konuşan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Şeriat anayasasına karşı barışı savunmalıyız” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi‘nin düzenlediği konferansa; kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri de katıldı.
Konferansa katılan kurumlar adına, temsilciler konuşmalarını yaptı.
“SESİMİZİ YÜKSELTMEK İÇİN BİR ARADAYIZ”
AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “Alevi kadınları adına kazanılmış bir cehpeden olarak burada olmaktan gurur duyuyorum. Kadın olmak zor, Alevi bir kadın olmak daha zor. Aleviliğin kadınla bir derdi yok ama Alevilerin kadınla bir derdi var. Kurumları temsil ediyoruz ama ‘aman kadın’ sözlerine maruz kalıyoruz. Türkiye’de en büyük sorun zarifseniz zayıf sanıyorlar. Bu kurumları gençleştirip kadınlaştırırsın önümüzdeki 30 yılı kurtarırız. Bu yolun kadınları olarak iyi ki varsınız, iyi ki varız.” dedi
Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Leyla Solmaz, ise “Kadınların gücünü artırmak, sesimizi daha yükseltmek için bir aradayız. Gelecekte daha adil, daha eşit toplumun temellerini atacağız” diye ekledi.
“LAİKLİKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Madımak Davası Avukat’ı Şenal Sarıhan, “Kadınların ayakların altına almaya çalışıldığı böyle bir dönemde bu konferansı yapmanız çok değerli. Biz biliyoruz ki laiklik özellikle kadınlar için bir güvencedir. Anayasa değiştirilmeye çalışılıyor, böyle bir dönemde başa şunu yazmamız gerekiyor; laiklikten vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.
“LAİKLİK BÜYÜK BİR TEHDİT ALTINDA”
Birlikte durmanın öneminin altını çizen CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlı Akay, “Ülkemiz çok zor bir zamandan geçiyor. Adında adalet geçen bir partinin iktidar döneminde adaleti mumla arar olduk. Tarihimizin en cinsiyetçi meclisine sahibiz maalesef. Mecliste kadının fıtratına uygun işlerde çalışmasını isteyenler var, bu meclis ayrımcılığın artacağı bir meclis olacak. Laiklik büyük bir tehdit altında” dedi.
“BU ÜLKENİN SORUNLARI BARIŞ İLE ÇÖZÜLÜR”
DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan ise, “Yolun sahibi anadır. Yıllardır çözülmeyen iki sorundan kaynaklı şeriat anayasası ile karşı karşıya kaldık. Alevilerin ve Kürt halkının sorunları çözülmüyor. Barış anneleri barış olsun diye açlık grevindeler. Biz Alevi kadınlar yüksek sesle barışı istemeliyiz. Bu ülkenin sorunları barış ile çözülür. Barış olmadığı taktirde karşımıza şeriat anayasası çıkacaktır” dedi.
PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde başladı.
Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi‘nin düzenlediği konferansa; kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri de katıldı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz, “Merhaba canlar! Merhaba Kerbela’daki Zeynep Ananın düsturunu alanlar, merhaba 1200’ü yılların başında, dergahımızda ilk kadın ahiliği kuran Kadıncık Ananın kemaletini rehber edinenler, dönen dönsün ben dönmezem yolumdan diyen Pir Sultan’ın yoldaşları merhaba, bende sığar iki cihan, ben bu cihane sığmazam diyerek derisi yüzülen Seyyit Nesiminin izinden gidenler merhaba, merhaba ırkların değil, kırkların izindeyiz diye haykıran alevi kadınlar merhaba madımak katliamındaki koru, yüreğine alıp yanımızda olan madımak anneleri ve bacıları” diyerek konferansa katılanları selamladı.
Konferans, slay gösterimi ve saygı duruşu ile başladı ardından Sema Ulusoy İzkaya ve Zeynep Karababa’nın okuduğu Gülbeng-Üç Nefes ile devam etti. Sunuculuğunu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz’ın yaptığı konferansta, ABF adına açılış konuşmasını Elif Keleşo yaptı.
ABF adına açılış konuşması yapan Elif Keleşo, şunları söyledi:
“Hepinizi Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri adına saygı ve sevgi ile yürekten selamlıyorum. ABF tarafından düzenlenen ve kolektif bir emeğin ürünü olan 1. Alevi Kadın Konferansı’na hoş geldiniz.
Coğrafyamızda önce kadınlar uyanır, sonra Güneş doğar. Çünkü Güneşi kadınlar doğurur. Güneşin anaları ve güneşin çocukları hoş geldiniz, merhaba!
Baş eğmemeyi Zeynep Anadan, örgütlü mücadeleyi Bacıyan-ı Rum’dan, direnmeyi ve zalimin önünde diz çökmemeyi Alevi öğretisinden ve yol önderlerinden öğrenen Alevi kadınlar olarak, tarihimizden devraldığımız mirası sahipleniyoruz.
Bizim köklerimiz çok derinlerdedir ve insanlık tarihine cesaretin, sevginin, barışın ve direnişin sembolü olarak kayıtlıdır. Tarihin her bir aşamasında mazlumun yanında yer alan Alevi kadınlar, her daim bozuk düzenlerin çarkını kırmak için örgütlenmiş ve mücadele etmiştir. Bugün de Alevi kadınlar olarak, özgürlüklerden yana bütün kız kardeşlerimiz ile birlikte şeriata karşı laiklik, savaşa karşı barış, sömürüye ve esarete karşı özgürlük, haksızlığa ve ayrımcılığa karşı eşitlik ve adalet mücadelesinden asla vazgeçmiyoruz. İnancımız olan Alevilik, rızalık üzerine kurulmuştur. Kadının rızalığı olmayan hiçbir düzende adalet yoktur.
Sevgili canlar, bugün ilkini gerçekleştireceğimiz Alevi Kadın Konferansında yapılacak sunumlar, tartışmalar ve konuşmalar yarınlarımıza ışık tutacak ve yolumuzu aydınlatacaktır. Bu vesileyle “Alevilerde, kadın erkek eşitsizliği var mıdır?” diyerek tartışmayı başlatmak isterim. Alevilik, cümle mevcudatı rıza şehrine ulaştıracak uzun bir yoldur. Bu şehir, yaşamın her alanında rızalığı esas alan bir sistemin adıdır. Rıza şehri, Aleviliği özümsemiş her canın ütopyasıdır. Bu sistemin ilkeleri ve olmazsa olmazları vardır. Bu ilkeler Yol ulularını, yolu sürenleri ve talipleri bağlar. İnancımız, mitlerimiz, deyişlerimiz, nefeslerimiz ve söylencelerimiz ile sürekli olarak beslenir.
“ALEVİLER İBADETTE HİÇBİR CANI CİNSİYETİYLE GÖRMEDEN AYNI SAFTA YER ALIR”
Aleviliği diğer inanç sistemlerinden ayıran iki önemli husus vardır: İlki; Yola ikrar veren Aleviler, 72 millete aynı nazarla bakarlar. İkincisi ise; Aleviler, Cemler’de, erkanlarda ve ibadette hiçbir canı cinsiyetiyle görmeden aynı safta yer alırlar. Dolayısıyla Yol süren ya da örgütsel olarak mücadele eden her bir Alevi, pirlerinin izinden yürümek, cem kurmak, dem sürmek zorunda olduğu gibi aynı zamanda ırk ve cinsiyet ayrımı yapmayan bir inanca ve anlayışa sahip olmak durumundadır. Alevilik, can olmaya giden yolun girişidir ve bu yolun sonu yoktur! Yolda ilerlemek ve Hakk ile Hakk olmak için, doğruluğuna inandığımız toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını önce kendi zihnimize sonra çevremize ve örgütümüze mal etmemiz gerekir.
Alevilikte dört kapıdan biri olarak bilinen hakikat kapısına erildiğinde ırklar tartışılmadığı gibi cinsiyet kimliklerinin ya da cinsel yönelimlerin de tartışılması söz konusu değildir! Kabemiz can olduğu gibi hakikatin makamı birdir, kaynağı demdir! Nasıl ki kurulan cemde, sürülen demde okunan gülbenglerin, söylenen deyiş ve nefeslerin, paylaşılan lokmaların, yapılan hizmetlerin, dönülen semahların, durulan darın, görülen didarların, verilen rızalıkların, edilen niyazların cinsiyeti yok ise Alevilikte de esas ve ayrıcalıklı olan cinsiyet kimliği değil, candır. Bu nedenle devr-i daimde; yani içinde yaşamış olduğumuz devirde ‘hepimiz canız’, ‘hepimiz eşitiz’, ‘bizde eşitlik vardır’, ‘zaten üç can bir cem ve ceme giren herkes candır’
“ÖRGÜTLERİMİZDE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ BİR BÜTÜNLÜK TEŞKİL ETMEMEKTEDİR”
Örgütlerin erkekler tarafından yönetildiği, kadınların bir kadın kotası dolayısıyla mecburen yönetimlere bir lütufla alındığı, sayısal açıdan adalet sağlansa dahi karar verme mekanizmasında eşitliğin ve adaletin olmadığı, kadınların yalnızca kendi kürsülerinde söz sahibi olabildiği örgütlerimizde toplumsal cinsiyet eşitliği bir bütünlük teşkil etmemektedir.
Yankı odalarının kısır döngü yarattığı bu sistemde, ‘Hiçbir şey yapılmıyor!’ demek doğru olmaz çünkü adalet adına verilecek çaba hem kadını hem erkeği hem de kendini ikili cinsiyet sisteminin içinde hissetmeyen herkesi ilgilendirir. Örgüt bazında söz edeceğimiz eşitlik ise bütün cinsiyet kimlikleri aynı çabayı verdiği takdirde mümkün olur. Diğer türlü eşitlik söylemlerinin altı doldurulamaz. Aleviliğe ve örgütsel olarak verdiğimiz adalet mücadelesine konfor alanını terketmiş ve eril zihniyetten uzak erkekler ile bu cinsiyetçi sistemin şekillendirmek istediği gibi olmayı reddeden kadınlar ile ulaşabiliriz.
“KENDİ İÇİMİZDEKİ EŞİTSİZLİĞİ GİDERMEK KONUSUNDA HEP BİRİKTE SORUMLUK ALMALIYIZ”
‘Yetmiş iki milleti bir nazar ile görmeyen halka müderris olsa hakîkatte asidir!’ düsturunu temel esas alan bir yolun yolcuları olarak bugün, kendi içimizdeki eşitsizliği giderme konusunda hep birlikte sorumluluk alıp, görevlerimizi yerine getiremezsek hem bireysel hem toplumsal hayatın akışında eşitlikten uzak düştüğümüz gibi Yol’umuza da ters düşeriz.
Öyleyse ‘Alevilikte kadın-erkek eşitliği var mıdır?’ sorusundan ziyade cinsiyet kimliklerinin eşit olduğu Alevilik’te ‘Ben bir Can olarak ne yapmaktayım?’ sorusu daha bir önem kazanmaktadır. Cinsiyetçi hegemonya tarafından yönetilen örgütlerde eşitlikten, Alevilik’ten, görgüden söz edilemez! Yapılan her davranışın kendi bilinçaltımızda bir kültür, inanç barındırdığını söylemek yanlış olmaz. Her davranış birer düşünceden doğduğu gibi eril tahakkümün hüküm sürdüğü örgüt sistemi, eşitlikten uzak bir politika içermektedir.
Bu konferans ile, sözünü ettiğim bu anlayış da içinde olmak üzere, kimi temel sorunlarımızı masaya yatırmayı, buradaki muhabbet, tartışma ve katkılarla fikrimize, mücadelemize, yolumuza güç ve zenginlik katmayı arzuladık. Bugün burada Alevilikte kadın ve toplumsal cinsiyet anlayışı, Alevi kadının gündelik hayatta ve örgütlerde karşılaştığı sorunlar, Cumhuriyetin ilk yüzyılında Alevi ve kadın olmak ve ikinci yüzyılda Alevi kadınların önünde duran sorunlara ilişkin sunum ve tartışmalar olacak.”
PİRHA – Ankara’da 3 Şubat’ta yapılacak olan Alevi Bektaşi Federasyonu 1. Kadın Konferansı’na katılım çağrısı yapan kadınlar, “Erkeklerin bir de bizim dilimizle dinlemesi gerekiyor. Yaşamın her alanında haksızlığa uğruyoruz” dedi. Alevi kadınlar, önyargılardan kurtulmak adına her kesimden insanı da konferansa davet ettiler.
Alevi Bektaşi Federasyonu 1. Kadın Konferansı, 3 Şubat’ta Ankara’da yapılacak. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi tarafından organize edilen konferansın duyurusunda “Yol’umuzda vardık, varız, hep var olacağız” vurgusu öne çıktı.
Konferansta, Alevi inancında kadının varlığının yanı sıra “Cumhuriyetin 2. yüzyılında ne yapmalı ve nasıl bir mücadele tarzımız olmalı” gibi başlıklar da konuşulacak.
Alanlarında yetkin çok sayıda ismin yer alacağı konferans, Ankara Yılmaz Güney Sahnesi’nde saat 10.00’da başlayacak.
3 oturum şeklinde düzenlenecek konferansın detaylarını organizasyonda yer alan isimlerle konuştuk.
“HAKSIZLIĞA UĞRADIĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUZ”
Aktivist Emel Sungur Uzman, öncelikle bu konferansın hangi ihtiyaç doğrultusunda oluştuğunu şu sözlerle anlattı:
“Türkiye’deki kadınlara yönelik binlerce saldırı, şiddet, toplumun dışında yaşamayan kadınlar olarak bize de yansıyor. İhtiyaç konusuna öncelikle bununla başlayayım. Özellikle Alevi örgütlenmesinde en fazla emek veren kadın canlarımız ama ne yazık ki görünürlüğü çok flu bir noktada. Bunu görünür hale getirmek için de kadınlar için birtakım ayrıcalıklar yapmak gerekiyor. Açıkçası Yol’un orijinali, Yol’un başlangıç ve çıkış noktası, hünkarın dediği gibi Eşitler Meydanı… Ancak biz, hem uygulamalarda hem kurumsal olarak bu eşitlik noktasında haksızlığa uğradığımızı ve mağdur olduğumuzu düşünüyoruz.
Demek ki bizler arasında bir takım rahatsızlıklar var ki biz bu işe karar verdik. Çeşitli nedenler de sayabiliriz. Örneğin meydanda zaman zaman karşılaştığımız eşitsizlikler ve bu meydanın dışına çıktığımızda birtakım eksiklik ve kadına yönelik haksızlıklar noktasında böyle bir karar verip yola çıktık. ABF, bildiğiniz gibi bütün demokratik Alevi örgütlenmelerinin en üst kurulu ama öğrendim ki ne yazık ki 20 kişilik yönetim kurulunda kadınlar %10 ile temsil ediliyor. Demek ki ortada görünen bir ihtiyaç var.
Şikayetlerimizi muhabbetlerde dile getiriyoruz. Tabii dedenin biraz esnekliği ile de ilgili diye düşüneceğim; kadının onun dünyasında kabul görmesi, veyahut diğer inançlardan etkilenmesiyle de ilgili; ancak bizim Yol’un gereği bu ‘eşitiz’ ifadesinin mutlaka yaşamımıza geçirilmesi gerekiyor. Burada eşitlik sağlanırsa muhtemelen toplumsal mücadelede de eşitlikte ilerlemiş olacağız.”
“MÜCADELE ETMEDEN HAK ALMAK MÜMKÜN OLMUYOR”
Emel Sungur Uzman konferansın özgünlüklerine de değindi. Yapılacak buluşmanın, yaşama yansımalarının olacağını da ifade eden Uzman, şöyle devam etti:
“Anadolu’nun renkleri birbirini çok tanımıyor. Konferans bu anlamda bu tanımanın da önünü açacaktır. Konferansımıza ritüellerle başlayacağız. Ulusoy ailesinden Sema Ulusoy Anamız, başta gülbeng okuyacak. Çerağı uyarılacak, sonrasında hepimizin bildiği geleneksel bir ritüelimiz olan üç nefesle devam edeceğiz. Toplumun bu anlamda bizi anlamaya çalışıp, kulak vermesi ve ritüellerimizi öğrenmesinin değerli olduğunu düşünüyorum. Sadece Alevi-Sünni ya da Kürt, Türk, Gürcü, Çerkes meselesi değil, bu ülke çok renkli bir mozaik. Ne yazık ki birbirimizi tanıma noktasında sıkıntılarımız var. Ne yazık ki fabrika ayarlarında büyük düşmanlıklar da var. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça hem barışın önünü açıyor hem de bu ayarların doğru olmadığı, bize dayatılan ayarlar olduğu ortaya çıkıyor. Aslında resmi tarihin peşinden gitmektense herkes kendi tarihini doğru yazmalı. Evet inançsal, yaşama dair farklılıklarımız var. Bütün bunları o gün konuşmak istiyoruz. Muhtemeldir bu konferansın devamı gelecek. Hiçbir şeyin hakkını mücadele etmeden almak mümkün olmuyor. Konferans aslında bunun bir parçası. Biz de bütün bacılar olarak böyle bir mücadele yoluna karar verdik. Bir dedenin de ifade ettiği gibi gülbengi dedeler okuyor, mutfakta lokmayı bacılar pişiriyor. Evet hem mutfakta lokma pişirir, aşuremizi kaynatırız hem de burada gülbeng okumasını, muhabbet yürütmesini biliriz. O anlamda bir başlangıç diye düşünelim. Bu, ileriki yolculuğumuzun belki biraz önünü açacak bir çalışma olacak. Hem akademiden hem de örgütlü mücadele içinden gelen kadınlar var. Ben de Alevi örgütlenmesinde 35 senemi dolduruyorum. Ham iken giriyoruz usul usul pişmeye başlıyoruz, boş giriyoruz dolu çıkıyoruz. Konferansta elbette eksiklerimiz de olacaktır ama geleneğin bize öğrettiği bir dil var; eksikliklerimiz doluya yazıla…”
“BU SEFER BİZ KONUŞALIM ERKEK CANLAR DİNLESİN”
Emel Sungur Uzman, konferansa katılım çağrısı da yaparak “Ankara’daki siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, meslek odalarını, köy derneklerini tek tek ziyaret etmeye çalışıyoruz. Böyle bir çalışmanın ihtiyaç olduğunu aşağı yukarı her gittiğimiz yerde duyduk. Özellikle dile getiriyoruz, kurumların başkanları erkek olabilir, onları misafir olarak hanemize mihman edebiliriz ancak her kurumdan 3-5 dakikalık temsili konuşmacı istiyoruz. Onların da kadın olması noktasında hassasiyetlerimiz söz konusu. Bu sefer biz konuşalım erkek canlar dinlesin dedik. Tartışmaların olacağı, finalde bir de sonuç bildirgesinin oluşturulacağı bir konferans olacak. Farklı inançtan, farklı dilden, farklı kesimlerden gelen kadınlarla yolculuğumuza devam edeceğiz” dedi.
“KADIN İBADETHANELERİMİZDE SÖYLEMDE VAR AMA EYLEMDE YOK!”
Konferansın konuşmacılarından biri de Hacı Bektaş Eğitim ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Canan Seçkin olacak. Konferansta ‘Öğretiden pratiğe Alevi ve kadın olmak’ başlığını konuşacak olan Seçkin, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yol’umuzda sürekli kadın ve erkeğin eşit olduğundan bahsediliyor ama günümüzde yansıması böyle değil. Hizmet yürüten bacılar olarak bunu sürekli duyuyoruz ama karşılığını göremiyoruz. Günümüzde bakıyoruz ki kadın hem ibadethanelerimizde hem demokratik kitle örgütlerinde söylemde var ama eylemde yok. Böyle bir çalışmanın da kadınların hak ettiği yere, özüne kavuşacağına faydası olacağını düşünüyoruz.”
“YOL’UN ERKEKLEŞMEYE EVRİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”
Konferansın, egemen düzene karşı bir itiraz niteliğinde olduğunu da söyleyen Canan Seçkin, “Egemen erkek aklın, inancımıza yansımalarını, aslında Yol’un biraz da erkekleşmeye evrildiğini görüyoruz. Postta analarımız yok. Ana ocaklarımızı da geçtik, doğal olarak dedenin eşi olan anaları, yanlarında görmek artık neredeyse mümkün değil. Özellikle erkeklerimiz şunu söylüyorsa; ‘Bizde kadın erkek farkı yok. Kadın ve erkekler bir. Kırklar Ceminde dahi kadınlar vardı’ söylemini şöyle değiştirmemiz gerekiyor; ‘Kırklar ceminde dahi erkekler vardı.’ Ki biz kadınlar öyle demiyor, Kırklar ceminin bize söylediğini söylüyoruz. Biz canız. Bizde cins yok, can var. Yani biz ten gözüyle değil can gözüyle bakıyoruz.”
“KARAR ALMA MEKANİZMALARINDA DA OLMAMIZ GEREKİYOR”
Canan Seçkin, konferansa katılım yönünde Alevi kadınlara çağrı da yaparak sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:
“Özümüze dönmemiz gerekiyor. Fatma Anayı, Hüsniye’yi rehber edindiysek eğer Kadıncık Ana’ya, Ayşe Bacı’ya, Güzide Ana’ya, onların yaşamlarına bakıp neler yapmamız gerektiğini tekrar hatırlatmamız gerekiyor.
Bir de erkeklere çağrıda bulunmak istiyorum. Söylediklerini uygulamaları, özlerini dara çekmeleri gerekiyor. Gerçekten Yol böyle mi? ‘Kadın erkek eşit’ diyorlar ama yaşanan bu mu? ‘Yol’ derken sadece cemevinde yapılan ritüellerden bahsetmiyorum, bizlere ait olan Alevi örgütlerinden de bahsediyorum. Elbette ki ‘Zaman sana uymazsa sen zamana uyacaksın’ demiş Şah-ı Merdan Ali. Zamana uyacağız, daha önceki gibi olmayacak ama bugüne uyarlanması, eşit temsil edilmesi gerekiyor. Madem hizmette varız, söz ve karar alma mekanizmalarında da olmamız gerekiyor. Kadınlarımıza bunun için çağrıda bulunuyorum. Sadece Alevi örgütlerinden bahsetmiyorum, dünya genelinde de geçerli, bir konuşma olduğunda son sözü nedense hep erkekler söylüyor, onların dili ile teyit edilmiş oluyor. Tam tersine konferansta kadın dili ile konuşulacak, kadın dili ile anlatılacak. Bir de erkeklerin, bizim dilimizle dinlemeleri gerekiyor. Son sözü de biz söyleyeceğiz. Bizi tanımak isteyen bütün canları da konferansa davet ediyoruz.”
PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı’nı Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapacak. Konferansa katılım çağrısı yapan PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, “Gelin canlar hem sınıf mücadelesine, hem kadın mücadelesine omuz verin, birlik olalım” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı’nı Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapacak. Konferansa, kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri de davet edildi.
“SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ, ÖRGÜTLEYECEK GÜCÜMÜZ VAR”
PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, konferans ile ilgili PİRHA’ya bilgi verdi. Türkyılmaz, Alevi kadınların yaşadığı sorunlara işaret ederek, “Alevi Bektaşi Federasyon ve Alevi kadınlarının düzenlediği 3 Şubat’ta yapılacak olan konferansın ana fikri şu idi; Biz kadınlar, her ne kadar Alevi olarak doğduğumuzda demokrasi adına bir ileride olsak da, reel yaşamımıza baktığımızda Alevi kadın canlarımızın cemevlerinde hala çay yaptığı, yemek yaptığı ve cemevi yönetimine kadınları alırken tam da yemeği yapar, aşı yapar mantığıyla alındığını hepimiz biliyoruz. Bu nedenle Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi ‘erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, eksiklik noksanlık senin beyninde’ diyor. Eşteşiz diyor. Ama yaşama baktığımızda eşit olmadığımızın, eşdeş olmadığımızın biz Alevi kadınlar bilincindeyiz” dedi.
Türkyılmaz, Antalya’daki çalıştayı hatırlatarak, “Üç yıl önce biz Antalya’da, Antalya Şube Başkanımızın organize ettiği -ki o zaman bizim kadın sekreterimizdi- canımızın hazırladığı çalıştaydaydık. O Antalya Kadın Çalıştayı’na gelen kadınla, çalıştaydan çıkan kadın aynı olmamış, çünkü kadın bilinci yüklenmişti, farkındalık yüklenmişti. Bu da Türkiye’de ilk defa yapılıyor ve Alevi kadınların ilk defa yaptığı bir çalıştay. Tüm kurumları ve kuruluşları çağırıyoruz. Birlikte sözümüzü söyleyelim diyoruz. Söyleyecek sözümüz, örgütleyecek gücümüz var.”
“YOL VE ERKANIMIZI DİĞER KADIN ÖRGÜTLERİNE DE TANITMIŞ OLACAĞIZ”
Alevi kurumlarında yer alan kadınların sayısının az olduğunun altını çizen Türkyılmaz, Aleviliği diğer kadın örgütlerine de anlatmak istediklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Biz Alevi dünyasında da kadınlar olarak ikinciyiz. Karar alma mekanizmalarımıza baktığımızda Alevi Bektaşi Federasyonu’na bağlı otuz üç tane kurumumuz var, hem onların yönetimlerinde hem de Pir Sultan yerelinde sayımızın az olduğunu görüyoruz. Biz burada şu tartışmayı bile yürütüyoruz ki bu zuldür; ‘kadın, ana cem yürütür mü?’ Erkek canlarımız bunu bile kabul edecek düzeyde değil. Oysaki Aleviliği bilmediklerini biz görüyoruz çünkü Alevilikte Yol kadındır, erkanımız erkektir. Hala bunu bile bilmeyen erkek arkadaşlarımızla, yoldaşlarımızla bu mücadeleyi vermek zorunda kalıyoruz.
Gülbenglerimizle başlayacağız, çırağlarımızı uyandıracağız. Biraz da Yol ve erkanımızı derneklerden, partilerden gelen kadınlarımıza tanıtmış olacağız. 18. yüzyıldaki fetvalardan bilirsiniz; ‘Alevilerin kestiği yenmez’ vb. ortalığa yayılan bu yalancı felsefeyi de biraz ötelememiz, bunun böyle olmadığını da anlatmamız gerekiyor. Biz kadınlar olarak, kadın sorunun öznesi isek bunu çözecek ve eşleştirecek de yine biz kadınlarız.
O ikinci olan, o ötekileştirilen, kötüsü de kanıksanan yani bu sistemin kendine yüklediği misyonları kanıksayan, ikinci olduğunu kanıksayan ve bunu kader sayan kadınlarımızda farkındalık yaratmak zorundayız. Bunun kader olmadığını, bunun sistem tarafından bizlere yüklendiğini de biz, kadınlara anlatmak zorundayız.”
“SİSTEMİ SALLAYACAK OLAN BİZ KADINLARIZ, GELİN BİR OLALIM”
Ortak mücadeleyi büyütmenin önemini dile getiren Türkyılmaz, 3 Şubat’ta yapılacak olan ‘kadın konferansına’ tüm kadınları davet etti.
Türkyılmaz, “Eğer bu sorunun, bunun öznesi benim diyorsanız ve yaşam ellerimizde şekillenecek diyorsanız, tüm kadınlar hem de etnik kökeniniz ne olursa olsun, düşünsel yapınız ne olursa olsun, dünyaya nasıl bakarsanız baksın gelin sözümüzü birlikte söyleyelim. Söylediğimiz sözü de birlikte örgütleyelim. 3 Şubat’ta Ankara Maltepe Yılmaz Güney Sahnesinde gelin birlikte Yol ve erkanımızı sürelim. Gelin kadın sorununun çözümünü bir adım daha öne taşıyalım. Gelin ey kadınlar. Birlikte olalım el ele, kol kola, dayanışmayla… Eğer bunu yaratmazsak, bu sistem bizi daha çok ötekileştirecek, ikincileştirecek ve yok sayacak. Eğer biz bir arada olursak, dayanışırsak, el ele, kol kola olursak bu sistemi sallayacak olan biz kadınlarız. Dünya tarihine bakın, Fransız Devrimi kadınların greviyle başlamıştır, Rusya devrimi kadınların grevi ile başlamıştır. Gelin canlar hem sınıf mücadelesine, hem kadın mücadelesine omuz verin, birlikte olalım” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu Bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı’nı Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapacak. Alevi kadınlar, konferansa davet etmek için TTB’yi ziyaret etti.
3 Şubat’ta Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapılacak olan Kadın Konferası’na katılım çağrısında bulunan Alevi kadınlar; demokratik kitle örgütlerini, siyasi partileri, köy derneklerini ve kurumları ziyaret ediyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi adına Emel Uzman ve Ayten Gürsoy, Türk Tabipleri Birliği’ni ziyaret etti.
TTB ile görüşen kadınlar, yapacakları kadın konferansına TTB’yi de davet etti.
Yapılacak konferansın, kadın mücadelesi için bir motivasyon olacağının altını çizen Uzman ve Gürsoy, birlikte mücadele etmenin önemini dile getirerek konferans davetiyesini TTB’ye iletti.
PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı’nı 3 Şubat’ta Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapacak.
Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı’nı Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapacak. Konferansa, kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri de davet edildi.
3 Şubat’ta gerçekleşecek Kadın Konferansı, Sema Ulusoy İzkaya ve Zeynep Karababa’nın okuduğu Gülbeng-Üç Nefes ile başlayacak. Sunuculuğunu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz’ın yapacağı konferansta, ABF adına açılış konuşmasını Elif Keleşo yapacak.
“YOL’UMUZDA VARDIK, VARIZ, HEP VAR OLACAĞIZ”
1.Oturum
Mitolojiden Öğretiye Alevilikte Kadın (İstanbul Üniversitesi Doç. Dr. Cemal Salman)
Öğretiden Pratiğe Alevi ve Kadın Olmak (Serçeşme Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Canan Seçkin)
Ev, Şehir, Kamusal Alan: Gündelik Hayatta Alevi Kadın (İzmir Büyükşehir Belediyesi Yüksek Mimar Demet Bayar)
2.Oturum
Diğer Kadın Örgütleri ve Alevi Kadınlar (Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Fidan Ataselim)
Cumhuriyet, Eşit Yurttaşlık ve Alevi Kadın Mücadelesi (Gazeteci- Yazar, HBVAKV Gölbaşı Şube Başkan Yardımcısı Aysel Kamber)
Aktarım, Ayrım, Asimilasyon: Kadın Gözüyle Algı ve Deneyimler (Hacettepe Üniversitesi Prof. Dr. Özlem Cankurtaran)
3.Oturum
Alevi Kadın Mücadelesinin Bugünü-Yarını: Kazanım, Sorun ve Yeni Yollar (Sosyal Hizmet Uzmanı Gül Erdost, Emel Sungur Uzman Kadın Aktivisti)
Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılında Alevi Kadınlar (Ankara Üniversitesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz)
Konferans, konuşmacıların ve diğer konukların değerlendirmeleri, kurum temsilcileri/Alevi kadınların değerlendirmeleri ile son bulacak.
PİRHA- HDP’nin iki sürecek olan Kadın Meclisi Konferansı başladı. konferansta konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “ Biz kadınlar her kesimden bir araya gelen kadınlar olarak ortak mücadelenin öneminin farkındayız. Bu farkındalıkla, farklılıklarımızla birlikte; eşitlik için, adalet için, demokrasi için ortak bir mücadelede buluşma zamanıdır” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, iki gün sürecek olan 4’üncü Olağan Kadın Konferansı başladı.
‘Özgürlükte ısrarlı, mücadelede kararlıyız’ sloganıyla düzenlenen konferans, İnşaat Mühendisleri Odası’nın (İMO) Ankara’daki şubesinde bulunan konferans salonunda gerçekleştiriliyor.
Konferansın gerçekleştirildiği salona Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk’un fotoğrafının yer aldığı ‘Kadın hasta tutsaklar onurumuzdur’, katledilen Deniz Poyraz’ın fotoğrafının yer aldığı ‘Deniz Poyraz Ölümsüzdür’, ‘Özgürlükte ısrarlı mücadelede kararlıyız’, ‘Eş başkanlık mor çizgimizdir’, ‘Kadın yoksulluğuna hayır’ ve ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’ pankartları asıldı.
Konferansa 300 kadın delegenin yanı sıra, Eş Genel Başkan Pervin Buldan, Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, milletvekilleri, il eş başkanları, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş sözcüsü Esengül Demir, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sözcüsü Sevtap Akdağ Karahalı, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Ayşe Erdem, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad -TJA) ve Barış Anneleri katıldı.
Kadınların halay ve zılgıtlarıyla başlayan konferansta, ilk olarak divan üyeleri seçildi. Sonrasında sinevizyon gösterimi yapıldı.
“AYSEL DOĞAN BİZ KADINLARA GÜÇLÜ BİR MÜCADELE MİRASI BIRAKARAK ARAMIZDAN AYRILDI”
Konferansın açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan kadınların yüz yıllardır vermiş olduğu mücadeleye değinerek, “Bu yürüyüşün ilk adımlarını atan ve kadın mücadelesinin güçlenerek, büyüyerek bugünlere ulaşmasını sağlayan cezaevleri ve sürgündeki bütün kadın yoldaşlarımıza buradan en güçlü sevgi ve saygılarımı gönderiyorum, onları kucaklıyorum. Bu mücadeleye soluk katarken yaşamını yitirmiş bütün kadınları saygıyla anıyorum. Kadın mücadelemizin ilk neferlerinden olan ve geçen hafta sonsuzluğa uğurladığımız sevgili Aysel Doğan’ı bir kez daha saygı ve sevgiyle anıyorum. Aysel Doğan hiçbir şartta, koşulda hiçbir zulme boyun eğmedi biat etmedi. Onun hayatı her zaman direniş ve mücadeleydi. Biz kadınlara güçlü bir mücadele mirası bırakarak ayrıldı aramızdan. O göremedi fakat ömrünü adadığı barışın elçisi olan Aysel Doğan’a o büyük ve onurlu barışı mutlaka ama mutlaka gerçekleştireceğimizin sözünü buradan bir kez daha veriyorum” şeklinde konuştu.
“BUGÜN İTİBARİYLE HER İKİ KADINDAN BİRİ İŞSİZ”
Buldan, ekonomi ve cinsiyet eşitsizliğinin yanı sıra şiddet ve suç oranlarındaki artışa dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti:
“Yoksulluk ve açlık giderek derinleşmektedir. Kurdukları tekçi erkek sistemleri ile mafya, yolsuzluk, soygun ve yağma düzenleri ile hukuku ve demokrasiyi tamamen yürürlükten kaldırdıkları baskı, zulüm ve dikta rejimleri ile ortaya koydukları krizleri sonu gelmez bir biçimde derinleşmektedir. İktidarda kaldıkları her gün hatta her saat fakirleşen bir ülke var artık. Fakat tekçi iktidar cenahı sürekli olarak ekonomik büyümeden söz etmektedir. Sermaye ve AKP-MHP erkek ortaklığı, kadınları ve bir bütün olarak toplumu bir sömürü alanı olarak görmektedir. Cinsiyet eşitsizliğini her alanda olduğu gibi ekonomide de derinleştirdiler. Bugün itibariyle her iki kadından biri işsizdir. Çalışan kadınlar ise ucuz işgücü ve güvencesiz işgücü olarak ekonomiye dâhil olabilmektedir. Ekonomik olarak kadınlara mutlak yoksulluk dayatılmaktadır. Kadınların payına düşen ise ekonomik büyüme değil, ekonomik olarak tüketme, bağımlı bırakma siyasetidir.”
“KADINA YÖNELİK SUÇLAR TEŞVİK EDİLMEKTEDİR”
Kadına yönelik şiddette her gün en az üç kadının katledildiğini, şüpheli kadın ölümlerinin arttığını ifade eden Buldan, “Bu karanlık tabloyu unutturmaya çalıştıklarını da biliyor ve görüyoruz. Kadına yönelik erkek şiddeti her gün tırmanırken uygulanan cezasızlık politikaları ve kadınlara karşı bizzat bu tekçi erkek iktidar tarafından yöneltilen saldırılarla mevcut tablo korunmaya çalışılmaktadır. Hatta kadına yönelik suçlar teşvik edilmektedir. Hükümet bu suçların bizatihi failliğini yapmaktan da geri durmamaktadır. İstanbul sözleşmesi bu amaçla fesih edildi kadınlar bunun farkındadır. Kadınların kendi öz mücadeleleri ile elde ettikleri yasal haklar bu amaçla iktidar tarafından tartışma konusu yapılmıştır. Eş başkanlık ve eşit temsiliyet ilkemiz suç sayılmaya çalışılmaktadır. Bunun için kadın belediyeciliğimiz hedef alındı, bütün kadın kurumlarımızın kapısına kilit vuruldu. Açıkça HDP şahsında tüm kadın siyaseti ve mücadelesi hedef alınmaktadır. Erkek failler cezasızlık politikası ile korunurken diğer taraftan Kürt kadınlara yönelik olarak organize bir şekilde resmi ellerden saldırılar sürmektedir. Her gün bunların bir yenisi gün yüzüne çıkmaktadır” dedi.
“KAFTANCIOĞLU’NA VERİLEN CEZA KADIN SİYASETİNE DÖNÜK BİR SALDIRIDIR”
CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen hapis cezasını anımsatan Buldan şunları kaydetti:
“Kadınlar olarak asla kabul etmediğimizi ve kadın siyasetine dönük bir saldırı olarak gördüğümüzü ifade etmek isterim. Fakat altını önemle çizmek isterim ki; bu hukuksuzluk kadın siyasetine karşı geliştirilen saldırıların en son halkasından biridir. Herkesçe iyi bilinmelidir ki toplumun geniş kesimleri tarafınca sessiz kalınan her suç, her saldırı, her hukuksuzluk adres skalasını genişleterek işlenmeye devem etmektedir, sessiz kalındığı müddetçe işlenmeye de devam edecektir. Kürde yapılan haksızlık ve baskı bu ülkede yaşayan ve demokrasi derdi olan hiçbir kesimi ıskalamaz. Kadına yönelen şiddet bu ülkede yaşayan hiçbir bireyin güvenliğini ıskalamaz. Öteki olarak kabul edilmiş kimliklere yöneltilmiş; asimilasyon ve baskı politikaları hiçbir kesimin inanç özgürlüğünü, kimliğini ve kültürünü yaşatma hakkını ıskalamaz.”
“MUHALEFET CESUR VE DEMOKRATİK BİR DURUŞ SERGİLEMELİDİR”
‘İşte tam da bu nedenlerle, tecrübeyle de sabit olduğu üzere muhalefetin tüm kesimlerine ve tüm demokrasi güçlerine buradan çağrıda bulunmak istiyorum’ diyen Buldan, son olarak şunları aktardı:
“Cesur bir demokratik duruş, bu duruşun gereklerini korkusuzca, cesaretle savunmak tüm muhalefetin olmazsa olmaz sorumluluğudur, görevidir. Geride bıraktığımız yüzyıl tekçilikle, cinsiyetçilikle, ayrımcılıkla geçti. Ret ve inkâr politikaları ile geçen yüzyılın bedelleri bu ülke için çok ağır oldu. Şuan içerisinde bulunduğumuz çöküş dönemi yanlışlarla geçirilmiş bir yüzyılın sonucudur. Aynı hatalarla bir yüzyılı daha bu ülkeye, halklarımıza kaybettirmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu anlamda tarihsel sorumluluklarımız oldukça hayati önemdedir. Ya hep birlikte kazanacağız, ya da hep birlikte kaybedeceğiz. Elbette mücadelemizle direnişimizle hep birlikte kazanmak için yolumuza devam edeceğiz. Biz kadınlar diyoruz ki; bir avuç soyguncu erkek düzeni değil, kadınlar kazansın, halklar kazansın, bu ülke kazansın. Biz kadınlar her kesimden bir araya gelen kadınlar olarak ortak mücadelenin öneminin farkındayız. Bu farkındalıkla, farklılıklarımızla birlikte; eşitlik için, adalet için, demokrasi için ortak bir mücadelede buluşma zamanıdır.”
Buldan’ın konuşmasının ardından konferans basına kapalı şekilde devam ediyor.