PİRHA- Dersim’in Ovacık ilçesinde, 5 yıl önce sivil girişimlerin desteğiyle kurulan kadın tekstil atölyesinde, bir başarı hikayesi yazıldı. Kadınlar yurt içi ve dışındaki firmalara giyim ürünlerinin yanı sıra bez torba üretip aile bütçesine katkı sağlıyor. Kooperatif bünyesindeki atölyede 10-15 kadın istihdam ediliyor.
Ovacık Belediyesi’nin desteğiyle 2019 yılında kurulan 70 kadın üyesi bulunan Ovacık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, bölgede ekonominin canlanması için tarımsal faaliyet ağırlıklı çalışmalar yapıyor.
ÇAGSİAD, Anka Dersim gibi sivil girişimlerin ve iş insanlarının desteğiyle Ovacık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi bünyesinde oluşturulan tekstil atölyesinde 10-15 kadına istihdam sağlanarak zor koşullarla mücadele eden Dersim’de bir başarı hikayesi yazıldı. Amaçları arasında geleneksel Dersim kıyafetleri üretmek ve kendi tasarımlarını yaratmak da bulunan kooperatife, Türkiye ve yurtdışındaki tekstil firmalarından siparişler geliyor. Gelen siparişler atölyede dikilip baskısı da yapılarak paketleniyor ve müşteri firmalara gönderiliyor. Aynı zamanda perakende satış için de belirli kıyafetler ve ekolojik ürünler için doğal bez torba üretiliyor.
Ovacık Belediyesi binasının üst katında yürütülen atölye faaliyeti, üretim, istihdam ve ürünleriyle bölgede örnek alınabilecek bir pratik sergiliyor.
“AMACIMIZ KENDİ KÜLTÜRÜMÜZÜ YAŞATMAK”
Beş yıldır faaliyet yürüttüklerini ve kadınlara istihdam sağladıklarını belirten Ovacık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi başkanı Eylem Çimen, “Yaklaşık 10-15 kişi şu anda çalışmakta. Amacımız bunu daha ileriye götürmek. Tabii ki bunu desteklerle yapabiliyoruz ve dışarıdan destekleri de bekliyoruz tabii ki. Özellikle amacımız kendi kültürümüzü yaşatmak, kendimiz üretip kendimiz satmak” dedi.
“ATÖLYE OLMASAYDI HİÇ HAYATA TUTUNAMAZDIM”
Yeni koleksiyonlarının geldiğini vurgulayan atölyenin ustabaşı Fidan Küçük, bütün kadın arkadaşları ürünlerini almaya davet ettiklerini ifade etti.
1993 yılında köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını ifade eden atölye çalışanlarından Şehriban Biter ise şunları kaydetti:
“2018’de boşandım ve iki çocuğumla birlikte buraya geri yerleştim. O dönemde başka yerlerde çalıştım ama burası açıldıktan sonra buraya başladık. Sağ olsun belediye başkanımız ve ÇAGSİAD İş İnsanları Derneği bize yardımcı oldu. Makinalarımız geldi. Ondan sonra çalışmaya başladık. Kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. İki çocuğumla beraber burada yaşam mücadelesi veriyorum. Burası olmasaydı inanın kesinlikle hiç hayata tutunamazdım. Benim için çok güzel oldu. Kendi mesleğimi yapıyorum. Burada böyle bir imkan sağlandığı için çok mutluyum.”
PİRHA- Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki tarihi mekanlardan On Gözlü Köprü ile Gazi Köşkü’nün yanında yer alan Şimel Kadın Kooperatifi, ürettikleri doğal ürünlerle topluma bir yandan kahvaltı ve yöresel yemekler hizmeti sağlarken, bir yandan da kadın emeğini görünür kılmaya çalışıyor.
Birçok kadına iş imkanı sunan ve kadının ev içinde görünmez hale getirilen emeğine karşı kadınlara gelir kapısına dönüşen Şimel Kadın Kooperatifi‘nin kurucularından Şimel Beğik, kooperatifin nasıl kurulduğunu, kuruluş amacını ve neler ürettiklerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“EMEĞİ GÖRÜNÜR KILMAK İSTEDİK”
Eski bir belediye işçisi olan Şimal Beğik Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyım sebebiyle işsiz kalmasıyla başlayan serüvenini şöyle aktardı:
“Ben yaklaşık beş buçuk yıldır yemek sektöründe çalışıyorum. Daha önce çeşitli işlerde çalıştım. 2010 yılında bir işletmem daha vardı. Yaklaşık dokuz ay çalıştırdım, daha sonra kapatmak zorunda kaldım. Beş yıl da belediyede çalıştım. Belediyede çalıştığım süreçte Kadın Danışmanlık Merkezi’nde çalışıyordum. Daha sonra kayyımların gelmesiyle biz de ihraç edildik. Bununla beraber yaklaşık 3 yıl işsiz kaldım. Hatta belediye ismini duyan iş vermiyordu, belediyeden atıldık diye kimse bize kapısını açmıyordu. Daha sonra Dicle Üniversitesi’nde bir kafede çalışmaya başladım. İki aylık bir çalışmaydı. İki aydan sonra “Madem ki elimden bu kadar şey geliyor. Ben kendi işimi kurayım” dedim. Daha sonra Dicle Üniversitesi’nin kafeteryalar bölümünde bir yer kiraladım ve yaklaşık beş buçuk yıldır orada ev yemekleri yapıyorum. Tabii yaparken ciddi zorluklar yaşadım, hatta kadın olduğum için böyle bir işe girişeceğimi duyanlar “Kadınsın, tek başına nasıl yaparsın? Borç altına gireceksin. Borcunu kim ödeyecek?”dedi. Bir erkeğe borçlu olmayı yakıştırıyorlar, ama bir kadına yakıştıramıyorlar. Sonra gözüm kapalı girdim o işe. Beş buçuk yıldır birçok zorluklara rağmen depreme, pandemiye rağmen hala işim devam etmekte. Özellikle kadınlar için ciddi bir iş kapısı oldu. Birçok kadına dokundu orası. Şu an 7 kadın çalışanımız var. Onun dışında evde üretip de bizim destek verdiğimiz kadınlar var. Tabii onunla beraber şöyle bir karar aldık. Bu kadar piyasa boşluğu var iş anlamında ve birçok kadın işsiz, iş yapmak istiyor. Aslında evinde birçok emeği var ama o emeği görünmüyor. Biz de o emeği kooperatif yoluyla görmek görünür kılmak istedik ve 9 ay önce kooperatifimizi kurduk.”
“KADINLARLA BİR ARAYA GELDİK KOOPERATİFİMİZİ KURDUK”
Kooperatif kurmayı uzun süredir planladığını aktaran Beğik, “Ben daha önce de bir kadın kooperatifi olsun diye düşünüyordum. Çünkü belediyede çalışırken birçok mahalle gezdim, birçok çalışmada bulundum. Özellikle toplumsal cinsiyet üzerine Kürtçe eğitimler verdim. Kadınların emeği, hayata karşı direnişini, ekonomiye karşı olan direnişini o zaman fark etmiştim. Uzun zamandır zaten düşünüyordum. Tabii araya pandemi, deprem girince kooperatifimizi kurmayı biraz ertelemek zorunda kaldık. Sonra işimizin yoğun olduğu bir günde denetimciler geldi. Denetimi yapan kişiler baktılar, birçok üretimimiz var, çok hızlı çalışıyoruz. Bunları görünce adam dedi ki “Bu kadar üretim yapıyorsunuz, niye bir kooperatif kurmuyorsunuz? Bu konuda ben de size yardımcı olurum kurulum aşamasında.” O, bu fikri verince biz zaten hazırdık kooperatif kurmaya. Sonra kadınlarla bir araya geldik, oturduk, konuştuk, kooperatifi kurmaya karar verdik. Kooperatifimiz bu şekilde kuruldu”dedi.
“BURAYI BİR GASTRONOMİ MERKEZİNE ÇVİRMEK İSTİYORUZ”
Beğik, “Bizim amacımız doğal ürün üretmek ve bu doğal ürünlerle serpme kahvaltı vermek. Biraz da burayı gastronomi merkezine çevirmeyi düşünüyoruz. Asıl büyük amacımız o. Bizim mekanımız, Hevsel bahçelerinin karşısında ve biz birçok ürünümüzü Hevsel bahçesinden temin edip o şekilde işliyoruz” diye belirtti.
Beğik, Hevsel bahçelerinden temin ettikleri meyveler ve doğal ürünlerle reyhan şerbeti, süt reçeli, otlu peynir, şakşuka, domates konservesi, şeftali reçeli gibi pek çok ürünü üreterek kooperatifte satışa sunduklarını ifade etti.
“AMACIMIZ KADIN DAYANIŞMASINI SAĞLAMAK”
Beğik, 8 kadının emeğiyle kurulan Şimal Kadın Kooperaitifi’nin amaç ve faaliyetlerini ise şöyle sıraladı:
“Kooperatifimizin iki amacı var. Birincisi doğal ürün üretmek ve hizmete sunmak. İkincisi de kadın dayanışmasını sağlamak ve kadınları bir araya getirerek kadın emeğini görünür kılmak. Görünür kılınırken de emeğinin karşılığını almasını sağlamak. Kadın emeğini nasıl görünür kılıyoruz? Mesela yıllarca evin içinde hizmet sunan kadınlar var. Çocuk bakan, temizliğini yapan, yemeğini yapan ama bunun herhangi bir karşılığı yok. Fakat bunlara ‘iş yapmayan kadınlar’ deniliyor toplumda. Mesela biri soruyor ya eşin ne iş yapıyor? Eşim çalışmıyor. Evin içindeki emek görünmüyor. Biz de bu emeği aslında biraz görünür kılmak istedik. Mesela şunu örnek verebilirim. Hani süt mayalama belki çok bir şey değil, yoğurt yapmak. Biz sütümüzü burada bir kadından temin ediyoruz, yoğurdumuzu yine aynı şekilde. Biz bunu ondan alırken kadının verdiği o emeğin karşılığını vermiş oluyoruz. O da aslında emeğin ne kadar değerli olduğunun farkına varıyor. Farkına varınca da kadın değişiyor toplumda.”
“KADINLAR HER ŞEYİ BAŞARABİLİR”
Kadınların üretime dahil olmasının önemine dikkat çeken Beğik, sözlerine şöyle devam etti:
“Ben kendi yerimi açarken hiç sermayem yoktu, sıfır sermayeyle başladım. Borçla başladım ve çevremdeki insanların baskısı vardı. İşte ‘Kadınsın, nasıl yapacaksın? Bu kadar borcu nasıl ödeyeceksin?’ Bu tür söylemler oldu, biraz da psikolojik baskı oldu. Buna rağmen ben kendime güvendim. Çünkü yıllardır zaten üretiyoruz, yapıyoruz evin içinde ama verdiğimiz emeğin bir karşılığı yoktu. Biz de bu şekilde görünür olmak istedik. Ben bütün kadınların başaracağına inanıyorum. Yıllarca evin içinde o kadar hizmet vermesine rağmen emeğin karşılığı yok, hatta tam tersi. Akşam olduğunda istenilmeyen şeyler, ondan beklenti çok fazla olduğu için hepsini karşılayamadığı zaman şiddet bile görebiliyor. Kadın emeği bizim için bu kadar önemliyken açıkçası ben de isterim ki bütün kadınlar bu emeğin farkına varsın. Bir kadının başaramayacağı şey yoktur diye düşünüyorum. Bu kadar zor şartlarda ben bu kadarını başarmışsam diğer kadınlar benim iki katımı, üç katımı başarırlar.”
“EĞİTİMDE KADINLARIN YERİ OLMALI”
Beğik, kadınlara seslenerek, “Toplumda bu kadar emek veren kadınlar varken bu emeğin karşılığını görünür kılmak için bence bütün kadınlar bir şekilde hayata dahil olsunlar. Kendilerini eve kapatmasınlar. Bunun için dernekler kurabilirler, kooperatifler kurabilirler, kooperatiflerin sayısını arttırabilirler. Özellikle eğitim olarak kız çocuklarını yetiştirirken eğitimde gerçekten kadınların yeri ayrı olmalı. Ona karşı politikalar geliştirilmeli, kadın eğitimlerine yönelik ciddi politikalar geliştirilmeli, kadın haklarına dair yine aynı şekilde. Herkesin farklı becerileri var. Bunun üzerinde gidip o beceri doğrultusunda kendini geliştirmeli ve kendine yeni bir kapı açmalı” diye konuştu.
“BURADA BİR GÜÇ BİRLEŞİMİ VAR”
Şimel Kadın Kooperatifi kurucu ortaklarından Xezal Heyv ise “2023 yılında arkadaşlarımla beraber kurduk burayı. Burada olmak neden önemli benim için? Çünkü burası bir üretim alanı. Hem de bizim gibi diğer kadın arkadaşların da çalışma alanı olacağı için önemli bir yer burası. Arkadaşlarımla birlikte burada çalışmaktan çok mutluyum. Çünkü burada bir güç birleşimi oluyor. Kadınların ayakları üstünde sağlam duruşunun bir birleşimi aynı zamanda. O yüzden çok mutluyuz arkadaşlarımla beraber böyle bir kooperatif kurduğumuz için bu alanda çalıştığımız için. Şöyle bir mesaj vermek isterim burada. Herkes kendi emeğini görünür kılabilmek için bir ortam eğer oluşturabiliyorlarsa oluştursunlar. Eminim herkes ayaklarının üstünde çok sağlam durabilir yeter ki bir şeyler yapabilsinler, bir eğitimde bulunabilsinler” ifadelerini kullandı.
“MÜŞTERİLER ÇOK MEMNUN”
Kooperatif’in ürünlerini satın alan ve kahvaltısını burada yapan müşterilerin ise oldukça memnun.
PİRHA’ya konuşan bir müşteri, “Her şey el emeği olduğu için, organik olduğu için kendi ürettikleri şey olduğu için daha bir lezzetli oluyor. Bir de kadınlar olarak bizim onlara destek çıkmamız lazım. O yüzden burayı tercih ettik ve insanı çok güzel ağırlıyorlar. Başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Bir diğer müşteri ise şunları aktardı:
“Yemekbizden sayfasının hem kurucusuyum hem de kullanıcısıyım. Şimdi Şimel Hanım’la daha önce çekim yapmıştık, paylaşmıştık. Biz beğendiğimiz şeyi paylaşıyoruz. Paylaşımdan sonra birçok aile gelip burada tekrar kahvaltısını yaptıktan sonra bize olumlu şekilde geri dönüş yaptı. Zaten ben ara ara eşimle, çocuğumla burayı tercih ediyoruz. Şimel ablayı biz tanıyoruz. Ürünlerin çoğunu kendisi yapıyor. İkincisi ise gerçekten ürünlerinde tat var. Özellikle şu menemen. Menemeni yazın konserve yapıyorlar, o şekilde yapıyorlar. Kavurma aynı şekilde. Birçok reçeli kendileri yapıyor. Ben kahvaltıyı tavsiye ediyorum.”
PİRHA-Ankara’da yaşayan Yozgatlı kadınlar, kadın emeğini ön plana çıkarmak için geleneksel ürünler ile modern teknolojiyi kullanarak üretim yapacakları ‘Bozkır Emekçi Kadın Kooperatifi’ni kurdu. Üretimi üç yoldan yapacaklarını belirten kadınlar, kadın gücünün birleştiriciliğine vurgu yaptı.
Ankara’da yaşayan Yozgatlı kadınlar bir araya gelerek kadın emeğinin değerini ve kadının görünürlüğünü arttırmayı amaçlayarak kadın kooperatifi kurdu. Kooperatif üyeleri, 1980’den sonra kadınlar arası dernekleşmenin geliştiğine, son 10 yıldır da kooperatifleşmede ciddi bir artışın olduğuna dikkat çekerek kadının örgütlülüğünün önemine vurgu yaptılar. Kadınların yan yana örgütlü olmasının yanı sıra ekonomik anlamda da kadını desteklemek amacıyla kooperatifleştiklerini belirttiler.
Kooperatifi kurmaya karar veren kadınlar, kooperatifleşme sürecini ve üretim faaliyetlerini PİRHA’ya anlattı.
“ÜRETİMİMİZİ ÜÇ YOLDAN YAPACAĞIZ”
Kooperatif üyesi Salime Tarihçi üretimlerini üç yoldan yapacaklarını belirterek, geleneksel ürünleri şehre entegre etmeyi amaçladıklarını belirtti.
Tarihçi, planlarını ve çalışmalarını şöyle anlattı:
“Ankara’da yaşayan Yozgatlı kadınlar olarak, kadın emeği üzerinde faaliyet yapmaya, üretim yapmaya bu yaz karar verdik. Düşüncemiz geleneksel ürünleri şehre taşımak yani köyümüzü kente taşımak. Duygularımızı ve düşüncelerimizi kente entegre etmek. Çünkü özellikle bu bölge de göç alan bir bölge. Biz aslında köyümüzü buraya taşıdık. Varlığımızla, duygu durumumuzla, düşüncelerimizle. Bunu biraz daha hem ticarileştirmek hem görünür yapmak istedik. Üretimimizi üç yoldan gerçekleştireceğiz. Biri bu.
İkincisi, özellikle gıda egemenliği derdimiz oldu. Fabrikasyon ve seri üretimin içeriği hep kuşku yaratıyor artık. Bu kuşku bizi yeniden gıdaya dönmeye davet etti aslında. Bu nedenle de kendisi üreten küçük çiftçiden alışveriş yapmaya karar verdik. Tek kişinin alışverişi zor olduğu için bir grup olarak yani dayanışma örgütü olarak hem kırsalın dayanışması hem kentteki tüketicinin dayanışmasını örgütlemeye çalışacağız. Özellikle organik ürün pazarları çok pahalı ve erişilebilir kitle orta sınıf ve biraz daha üstü. Biz zaten yoksullukla mücadele istiyoruz. Sağlığımızı korumak istiyoruz. Çocuklarımızı korumak istiyoruz. Böyle olunca da organik değil doğal veya sağlıklı tanımını ve durumunu tercih edip erişilebilir kitleyi yoksulluk tarafından çoğaltmak istiyoruz.”
Başka bir çalışma alanımız da tıbbi aromatik bitkilerle kozmetik üretmek. Sabun ve krem planımız var ve faaliyete de hemen hemen geçtik. Yine geleneksel olanın bizim için yararlı kısmını, toplum için yararlı kısmını erişilebilir yapmak istiyoruz. Örneğin kantaron yağlı kremin hem sağlık için hem estetik olarak işe yaradığını gördük. Bunun sabununu, kremini üreten arkadaştan alıp şimdi pazarlayacağız ama daha sonra kendi üretim alanlarımızı da kuracağız.
“VATANDAŞA REHBERLİK ETMEK İSTİYORUZ”
Üçüncü, bir çalışma alanımız da cinsiyet eşitliğinde sözlü kültür, gündelik hayat. Bizim konumuz olsun istedik. Ve yerinde yerele ulaşıp, hem tarihini, hem kültürünü, hem de cinsiyetler arası farkla İç Anadolu’dan başlayarak bir halk bilimci gibi çalışıp vatandaşa rehberlik etmek istiyoruz. Bu düşünce özellikle şuradan etkiledi: Son zamanlarda kına, nişan, düğün organizasyonlarında töreler değil, törenler çok aktif ve bir şov genelde. Ve bu şovun ritüellerini senaryoyu yazanlar belirliyor. Hem bu bir piyasa. Yani işte kına piyasası. Bizim memlekette bindallı diye bir şey yok, öyle bir giysi yok yani. Bu gündelik hayatın bir parçası değil, kurgu. Bu kurgusal yozlaşmaya karşı da farklı geleneklerimizin, iyi olanlarının, cinsiyet eşitliğine hizmet edebilecek olanların değerlenmesi, izlenmesi, katılımını üretime katmak istiyoruz. Yani gezi düzenleyeceğiz, bölgeyi tanıyacağız, köylere gideceğiz. Köylülerin hayatlarına gireceğiz. Geri geleceğiz, bizim hayatlarımıza bakacağız ve entegrasyonu sürdürmek istiyoruz.”
Bahtiyar Atakay ise kadınların kooperatifleşme sürecinde alacakları eğitimler ile kendi becerilerini keşfederek üretime en faydalı hallerini bulmayı amaçladıklarını söyledi.
Atakay, “Kadın gücünü, kadın emeğini yan yana getirmeyi hedefledik. Zaten bunları öncelikle evlerimizde yapıyoruz. Sonrasında kadınlarla dayanışarak iyi gününde, kötü gününde, düğününde, cenazesinde iş bölümü yaparak birbirimizle dayanışarak ortaya herkesin çorbada tuzu olarak bir çorba çıkarıyoruz. Biz bu ağı, bu kadın gücünü birleştirici olarak ne kadar yayabiliriz, ne kadar büyütebiliriz diye yola çıktık. Ve Emekçi Bozkır Kadın Kooperatifi’ni kurmaya karar verdik. Üretim kısmında zaten kadınlarımız evde üretim yapıyorlar. O evi çekip çeviren gelen ham maddeyi yeme haline ya da içme haline çeviren kadın gücü ve kadının emeği. Biz bunu kooperatif olarak şöyle yapmayı planlıyoruz ve yapıyoruz da zaten. Öncelikle üretim kısmında kadının beceri alanını genişleterek, geniş kitlelere ve daha çok kadına ulaşabilmek amacıyla eğitimlerimiz olacak. Sonucuna nasıl yaklaşacağımızı, kadınlarla birlikte oturup karar vereceğiz. Hangi kadının evde hangi koşullar da üretim yapabilmesi bizim için çok önemli. Engellisi oluyor, yaşlısı oluyor, çocuğu oluyor. Tabii ki en az bize birkaç saatini ayırabilmeli ki bizimle birlikte o da üretebilmeli ve o da kazanabilmeli” diye konuştu.
Kadın örgütlenmesinin zayıf kaldığını belirten Nuran Eraslan da, üretimde geleneksel ürünleri modern teknolojiler kullanarak üretmenin önemine değindi.
Kadın örgütlülüğünü genel anlamda zayıf bulduğunu belirten Eraslan şöyle devam etti:
“Bedensel olarak fazla çalışıyorlar karşılığını alamadıklarını düşünüyorum. Bu kooperatif bizim için biz kadınlar için birlikte yol alma, daha güçlü olma konusunda bir şanstı. Çalışır olmak iyi bir şey, görünür olmak çok iyi bir şey. Ama biz, kadınlara nasıl ulaşacağız? Çünkü örgütlü değiliz, örgütlü olmadığımız için ulaşamıyoruz. İnsanlar da bize ulaşmıyor. Federasyondaki görevim bu konudaki duyarlılığımı arttırdı, kadınların nasıl şartlarda yaşadıklarını gördüm, çalışma şartlarını gördüm. Ama örgütlü değiliz, daha farklı bir şekilde örgütlenmemiz gerektiğini fark ettim. Kooperatifteki çalışmaların da bedensel değil, daha çok şu anda teknoloji çağında olduğumuz için teknolojiyle ilerlememiz gerektiğini düşündüm. Tamam biz Bozkır kadınlarıyız, hayatımız çok farklı. Hepsini görüyoruz ama geleneksel hayattan bir adım dışarı çıkıp, modern hayatla beraber olmak gerektiğini düşünüyorum. Madem ki uçağa biniyoruz, madem ki telefon kullanıyoruz, madem teknolojinin her alanından faydalanıyoruz, bunu öğrenmemiz, örgütlü bir şekilde hayatımızı kolaylaştırmasını sağlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden kooperatif bizim için, ailelerimiz için şans, geleceğimiz için bir şans. Bedensel çalışmayı istemiyorum yani bir iş yapılacaksa modern tarım aletleriyle yapılmalı. Adım atmalıyız. Nasıl örgütleneceğimiz konusunda tabii farklı şeyler var. Bunun maddi tarafı var. Elimizde ürünümüz olduğunda ve bunu pazara çıkardığımızda maddi gelirimiz de olacaktır. Fazlasıyla olacaktır. Devletten beklentimiz var ama biz önce kendimiz örgütlü olmalıyız diyorum.”