Etiket: Kadın Meclisi

  • DAD Kadın Meclisi’nden Rahmi Koç’a tepki: Irkçılık ve cinsiyetçilik mizah adı altında meşrulaştırılamaz!

    DAD Kadın Meclisi’nden Rahmi Koç’a tepki: Irkçılık ve cinsiyetçilik mizah adı altında meşrulaştırılamaz!

    PİRHA- DAD Kadın Meclisi, Rahmi Koç’un Kürt kadınlarına yönelik sözlerine tepki göstererek, “Bir halkı, bir dili, bir kültürü ya da kadınları aşağılayan hiçbir ifade; mizah, espri veya fıkra adı altında meşrulaştırılamaz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, Rahmi Koç’un Kürt kadınlarını hedef aldığı sözlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, söz konusu ifadelerin “ırkçı ve cinsiyetçi” olduğu belirtilerek, halkları ve kadınları aşağılayan söylemlerin karşısında durmanın toplumsal bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

    DAD Kadın Meclisi açıklamasında, bir halkı ya da kadınları hedef alan ifadelerin mizah adı altında normalleştirilemeyeceğine dikkat çekerek, “Bir halkı, bir dili, bir kültürü ya da kadınları aşağılayan hiçbir ifade; mizah, espri veya fıkra adı altında meşrulaştırılamaz” ifadelerini kullandı.

    Irkçılık ve cinsiyetçiliğin toplumsal ayrımcılığı besleyen anlayışlar olduğuna işaret edilen açıklamada, “Halkların ve kadınların onurunu hedef alan her türlü söylemin karşısında durmayı insani, vicdani ve toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz” denildi.

    “KÜRT HALKINI VE KÜRT KADINLARINI HEDEF ALAN YAKLAŞIMLARI REDDEDİYORUZ”

    Kürt halkının uzun yıllardır inkar, asimilasyon ve ayrımcılık politikalarına maruz bırakıldığına vurgu yapan DAD Kadın Meclisi, bu anlayışın günümüzde farklı biçimlerde sürdüğünü belirtti. Açıklamada, “Bugün de bu anlayışın farklı biçimlerde sürdürülmesine sessiz kalmayacağız. Kürt halkının kimliğini, dilini, kültürünü ve özellikle Kürt kadınlarını hedef alan her türlü ayrımcı yaklaşımı reddediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    Kadınların kimlikleri ne olursa olsun ortak bir mücadele hattında buluştuğunu kaydeden Kadın Meclisi, “Kadınları aşağılayan, onları cinsiyetçi kalıplar içinde değerlendiren her türlü yaklaşımın karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “72 MİLLETE AYNI NAZARLA BAKAN KADINLARIZ”

    Açıklamada Alevi inancının eşitlik ve insan onurunu esas alan değerlerine de vurgu yapılarak, “Biz, Xızır’ın aşkına doğruluğa ikrar vermiş bir inancın yolcuları ve 72 millete aynı nazarla bakan kadınlar olarak; hiçbir halkın, hiçbir inancın, hiçbir dilin ve hiçbir kimliğin aşağılanmasını kabul etmiyoruz” denildi.

    İnançlarının özünün hakikati, adaleti, eşitliği ve insan onurunu savunmak olduğunun altı çizilen açıklamada, nefret ve ayrımcılığı üreten söylemlere karşı mücadeleyi sürdürecekleri belirtildi.

    DAD Kadın Meclisi, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

    “Irkçılığın, cinsiyetçiliğin ve her türlü ayrımcılığın karşısında; halkların eşitliği, kadın özgürlüğü, toplumsal adalet ve birlikte yaşam değerlerini savunmaya devam edeceğiz.”

    HABER MERKEZİ

  • ABF Kadın Meclisi: Katili koruyan düzeni reddediyoruz!

    ABF Kadın Meclisi: Katili koruyan düzeni reddediyoruz!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu’nun şüpheli ölümü ve Gülistan Doku soruşturmasındaki son gelişmeler üzerine yazılı bir kamuoyu duyurusu yayımladı. Açıklamada, kadın ölümlerinin “intihar” denilerek kapatılmasına tepki gösterilirken, “Cezasızlık politikası ile katilleri cesaretlendiren hukuki düzeni reddediyoruz” denildi.

    “İLAYDA ZORLU DOSYASI ŞEFFAFLIKLA ARAŞTIRILMALIDIR”

    17 Nisan’da yaşamını yitiren İlayda Zorlu’nun ölümüne ilişkin ciddi iddiaların bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, genç kadının katıldığı demokratik eylemler nedeniyle ailesinin polis tarafından arandığı ve aile içi baskıya maruz kaldığı iddiaları hatırlatıldı. Zorlu’nun, polis olan babasının beylik tabancasıyla yaşamına son verdiği iddiasının yüzeysel bir değerlendirmeyle geçiştirilemeyeceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    “İntihar denilerek kapatılmaya çalışılan her dosya, gerçeğin üzerinin örtülmesi riskini taşımaktadır. İlayda Zorlu’nun ölümüyle ilgili tüm iddialar derhal, bağımsız ve şeffaf bir şekilde araştırılmalıdır.”

    “GÜLİSTAN DOKU DOSYASI EN AÇIK ÖRNEKTİR”

    Açıklamada, Gülistan Doku soruşturmasında gelinen noktanın, şüpheli kadın ölümlerindeki manipülasyonu gözler önüne serdiği vurgulandı. Dönemin devlet yetkililerinin “kurbanı değil faili koruduğu” savunulan açıklamada, sahte delillerle kamuoyunun yanıltıldığı ifade edildi. Gülistan Doku dosyasında bugün atılan adımların 6 yıllık bir ihmalin sonucu olduğu belirtilerek, sadece faillerin değil, soruşturmayı etkin yürütmeyen yetkililerin de yargılanması talep edildi.

    “ZULMÜN KARŞISINDA MAZLUMUN YANINDA OLACAĞIZ”

    ABF Kadın Meclisi, inançsal bir sorumlulukla yaşam hakkını savunduklarını belirterek açıklamayı şu çağrıyla sonlandırdı:

    Kadınların maruz kaldığı baskı ve tehdit iddiaları ciddiyetle ele alınmalıdır.

    İntihar iddiasına gerekçe olan tüm bulgular kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

    Görevini ihmal eden tüm makam sahipleri hakkında soruşturma açılmalıdır.

    Açıklamada, “Gerçekler açığa çıkana ve adalet sağlanana kadar sürecin takipçisi olacağız” mesajı verildi.

    HABER MERKEZİ

  • DAD Kadın Meclisi: Gülistan Doku dosyasında hiçbir mevki ve makam zırh olmamalı!

    DAD Kadın Meclisi: Gülistan Doku dosyasında hiçbir mevki ve makam zırh olmamalı!

    PİRHA- Gülistan Doku dosyasında 6 yıl sonra yaşanan gözaltı gelişmelerini değerlendiren Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, “faili meçhul” süsü verilmek istenen karanlık perdenin artık aralanması gerektiğini vurguladı. Yapılan açıklamada, “Dönemin kayyum-valisinden bürokratlara kadar, bu cinayette adı geçen herkes yargı önünde hesap vermelidir” denildi.

    5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan yeni gelişmelere dair bir açıklama da Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi’nden geldi. Meclis, sistemli cezasızlık zırhına ve delil karartma girişimlerine dikkat çekerek, gerçek adalet sağlanana kadar mücadelenin süreceğini ilan etti.

    “6 YILLIK CEZASIZLIK ZIRHI VE ÖRTBAS GİRİŞİMLERİ”

    Dersim’de bir annenin çığlığının 6 yıldır yankılandığını belirten DAD Kadın Meclisi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Gülistan Doku’nun katledildiği günden bu yana ailesinin ve her yerde yılmadan olayı aydınlatmak için mücadele eden tüm kadın canların verdiği adalet mücadelesi birçok örtbas etme girişimine maruz kaldı. Sistemli bir cezasızlık zırhı, eksik ve üstü örtülü yürütülen soruşturmalar sonucunda olayın üzerinden tam olarak 6 yıl geçti. Ancak bugün gelinen eşik artık gerçeklerin saklı tutulamayacağını ve suçluların hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarına devam edemeyeceğini açığa çıkarmıştır. Son süreçte yapılan gözaltılar bunun somut göstergesidir.”

    “KAYYUM-VALİ VE BÜROKRASİ HESAP VERMELİ”

    Gelişmeleri olumlu bulmakla birlikte adaletin tesisi noktasında kaygıların sürdüğünü ifade eden DAD Kadın Meclisi, soruşturmanın kapsamının genişletilmesi gerektiğini savundu: “Baş şüphelilerin etkin bir şekilde sorgulanmadığı, delillerin karartıldığı bir dava seyri vicdanları yaralamaya devam edecektir. Bu cinayette parmağı olan, faillere koruma kalkanı oluşturan herkes soruşturma kapsamına girmelidir. Dosya, tarafsız ve bağımsız heyetlerce yeniden incelenmeli; dönemin kayyum-valisinden emniyet, üniversite ve bürokratik makamlarda görevli şahıslara kadar herkes yargı karşısında hesap vermelidir.”

    “DERSİM KADINLAR İÇİN GÜVENSİZ HALE GETİRİLMEK İSTENİYOR”

    Açıklamada, Dersim coğrafyasının Raa Heq öğretisindeki yerine atıfta bulunularak, bölgenin bir şiddet merkezi haline getirilme çabasına tepki gösterildi: “Dersim, ‘Hakikat Ana-Kadın Yoludur’ diyen öğreti ışığında, doğanın ve insanın iç içe olduğu kadim bir coğrafyadır. Ancak ne yazık ki bu topraklar, uzun süredir kadın cinayetlerinin ve ‘faili meçhul’ bırakılan dosyaların merkezi haline getirilmeye çalışılmaktadır. Bizler, Dersim’i kadınlar için güvensiz bir yer haline getirmek isteyen politikalara karşı, kadim inancımızdan aldığımız güçle mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Açıklama, kararlı bir adalet takibi vurgusuyla son buldu: ” ‘Gülistan Doku nerede?’ diye sormaya ve gerçek adalet yerini bulana kadar bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Yaratılmak istenen karanlık biz kadınların sesini susturamayacak ve kadın direnişleriyle uyandırılan çerağlar yolumuzu aydınlatmaya devam edecek. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, kadınlar çaresiz değildir!”

    HABER MERKEZİ

  • Freiburg’da ortak panel: Kadına yönelik şiddete karşı mücadele toplumsal sorumluluktur!-VİDEO

    Freiburg’da ortak panel: Kadına yönelik şiddete karşı mücadele toplumsal sorumluluktur!-VİDEO

    PİRHA- Freiburg Dergâhı Kadın Komisyonu ile Kürt Toplum Merkezi NUDA Kadın Meclisi, 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü kapsamında ortak bir panel düzenledi. Etkinlik, kadınların mücadelesini, dayanışmayı ve ortak direnişi büyütme çağrısıyla gerçekleştirildi.

    Panel, Dergâh Kadın Komisyonu Sözcüsü Gülseren Acar’ın çerağ uyandırmasıyla başladı. Ardından yapılan saygı duruşu ve kısa bir değerlendirmenin ardından program, panelist Zehra Hezer’in sunumuyla devam etti.

    “TARİHSEL SÜREÇ VE MÜCADELE VURGULANDI”

    Zehra Hezer 25 Kasım’ın tarihsel önemine dikkat çekerek kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadelenin temel bir toplumsal sorumluluk olduğunu vurguladı. Hezer, mücadelenin yalnızca kadınların değil, tüm toplumun ortak görevi olduğunun altını çizdi.

    Kadınların Toplumsal Ve Siyasal Mücadelesi Anlatıldı

    Programın devamında Dergâh eşbaşkanı Nilay Yumuşak söz aldı. Nilay Yumuşak, kadınların toplumsal, siyasal ve kamusal alandaki direniş ve örgütlenme süreçlerine değindi. Sunumun ardından Gülseren Acar, Demokratik Alevi Kadın Birliği’nin (DAKB) 25 Kasım bildirgesini katılımcılara okudu.

    Etkinlikte, Nilay Yumuşak’ın okuduğu şiir salonda güçlü bir duygu ve dayanışma atmosferi oluşturdu. Katılımcılar, şiirin ardından uzun süre alkışladı.

    Panelin sonunda tüm kadınlar ve katılımcılar, 25 Kasım’da alanlarda buluşma çağrısı yaparak dayanışmayı ve mücadeleyi büyütme kararlılığını ifade etti. Program, ortak mücadele mesajlarıyla son buldu.

    HABER MERKEZİ

     

  • SES Dersim Kadın Meclisi’nden kahvaltı: 8 Mart direnen kadınların mirasıdır- VİDEO

    SES Dersim Kadın Meclisi’nden kahvaltı: 8 Mart direnen kadınların mirasıdır- VİDEO

    PİRHA- SES Dersim Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kahvaltı düzenledi. Kahvaltıda konuşan SES Dersim Kadın Sekreteri Sevgi Erol, “Özgürlük, adalet, eşitlik mücadelesi veren biz kadınlar dünyanın dört bir tarafında bir olduk, birlik olduk, sesimize ses olduk. Erkek egemen şiddete, bedenimizin ve emeğimizin sömürülmesine, özel savaş politikalarına, doğamızın talan edilmesine hep beraber ses çıkardık” dedi.

    Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Kadın Meclisi 8 Mart haftasında kahvaltı düzenledi. Kadın mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimi yapılırken halaylar çekildi. Kahvaltıya katılan kadınlar elleriyle pankant boyadılar.

    “8 MART, EŞİT VE ÖZGÜR BİR DÜNYAYA DAİR ÜMİTLERİZİ DİRİ TUTMAKTA”

    Etkinlikten konuşan SES Dersim Kadın Sekreteri Sevgi Erol, SES Kadın Meclisi olarak bu etkinlik ile 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü selamladıklarının altını çizerek, “Direnen kadınların mirasıdır 8 Mart. New York’ta dokuma fabrikasında çalışan kadın işçilerin emek sömürüsüne karşı isyan ettiği gündür. Bu isyan İran’da Jina, Şili’de Las Tesis, Ortadoğu’da Jin Jiyan Azadî oldu. İsyan da biziz, dayanışma da biziz, gelecek de biziz. Eşit, adil, özgür bir yaşam, barış ve demokrasi için geçmişten bugüne mücadeleyi her alanda büyüten tüm kadınları saygıyla anıyoruz. 8 Mart kadınların mücadeleleriyle bugüne taşıdığı kararlılığı, eşit ve özgür bir dünyaya dair ümitlerimizi diri tutmaktadır” dedi.

    “TÜM KADINLARI ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Erol, Erkek egemen kapitalist iktidarın savaş ve çatışma politikalarının, ülkemizde ve dünyada kadınların yaşadığı baskı, şiddet, eşitsizlik ve yoksulluğu derinleştirdiğini belirterek şunları söyledi:

    “Bütün bu savaşlara karşı, biz kadınlar olarak ölüme karşı yaşamı , savaşa karşı barışı haykırmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
    Özgürlük, adalet, eşitlik mücadelesi veren biz kadınlar dünyanın dört bir tarafında bir olduk, birlik olduk, sesimize ses olduk. Erkek egemen şiddete, bedenimizin ve emeğimizin sömürülmesine, özel savaş politikalarına, doğamızın talan edilmesine hep beraber ses çıkardık.

    Kadınlar olarak bizi yok sayanlara ‘duvarlarınız bize dar gelir’ diyor; tüm kadınları erkek egemen sınırlara ve kapitalist sömürüye karşı, emek ve özgürlük mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz. Bizi evle, savaşla, yoksullukla ve baskıyla kuşatmaya çalışan erkek egemen sistemin getirdiği eşitsizliğe baskıya ve bizi susturmaya, haklarımızı gasp etmeye çalışanlara karşı birleşelim, mücadeleyi büyütelim. Kadınlar örgütlendiğinde, birlikte mücadele verdiğinde dünya değişir. Yaşasın 8 Mart. Jin, Jiyan, Azadî”

    PİRHA/DERSİM

  • DEDEF Kadın Meclisi: Yozlaşmaya tahammülümüz kalmadı-VİDEO

    DEDEF Kadın Meclisi: Yozlaşmaya tahammülümüz kalmadı-VİDEO

    PİRHA- DEDEF Kadın Meclisi’nin düzenlediği etkinlikte kadınlar bir araya geldi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda “Toplumsal eşitsizliklere ve yozlaşmaya karşı artık tahammülümüz kalmadı” denilerek mücadele çağrısı yapıldı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Kadın Meclisi, dernek genel merkezinde yaptıkları etkinlik ile kadınlarla bir araya geldi. Kartalkaya’daki otel yangınında hayatını kaybedenler adına durulan saygı duruşunun ardından Xızır lokmasının duasını Sarı Saltık evladı Fecire Dilekçi Ana verdi.
    Açılış konuşmasını DEDEF Kadın Meclisi Sözcüsü Hediye Zengin yaptı.

    “ARTIK TAHAMMÜLÜMÜZ YOK”

    Zengin konuşmasından Türkiye’nin artık suç sarmalı merkezi haline geldiğine vurgu yaparak, “Önümüzde 6 Şubat var. 2 yıl önce çok ciddi bir deprem yaşadık. Özellikle bu depremde siz değerli kadın arkadaşlarımız kolektif bir çalışma yürüterek depremde yitirdiğmiz canlarımızı ve orada yaşamını idame ettiren canlarımıza bir damla su olmak adına çok ciddi emek verdiniz. Daha 10 gün önce Bolu Kartalkaya’da ihmal sonucu 78 tane canımızı kaybettik ve bunların 36’sı çocuk. Her gün uyandığımızda ya kayyum, ya gözaltılar, ya katliamlar, ya tutuklamalar, ya operasyonlar ile karşılaşıyoruz. Biz bunlara dur demek istiyoruz, tahammülümüz yok. İhmaller son bulsun. Bir canımızı daha kaybetmeye tahammülümüz yok. Çocuk istismarlarına ve kadın cinayetlerine tahammülümüz yok. Öncelikle İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkarak kadınlarımızı ve çocuklarımızı koruma altına alsınlar” dedi.

    “ATAERKİL DÜZENİN DEĞİŞMESİ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Geçtiğimiz günlerde Dersim’in Pertek ilçesine 12 yaşındaki bir kız çocuğunun istismara uğramasına ilişkin de konuşan DEDEF Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gamze Yentür, şunları ifade etti:

    “Bu olayla ilgili S.K adlı erkek ve çocuğun annesi S.Ç tutuklanmış ve yargı süreci de devam etmektedir. Bu vahim olayın ardında Pertek halkı ve kadınlar sokağa çıkarak protesto düzenlemiş, çocuk istismarlarının örtbas edilmesine karşı mücadele edeceklerini vurgulamışlardır.

    Bu aslında kültürel olarak bir yozlaşmanın, kültürel olarak bir çürümenin de başka bir göstergesidir. Dersim Dernekleri Federasyonu Kadın Meclisi olarak tüm Dersim’deki halkımızı ve demokratik kitle örgütlerini bu davanın takipçisi olmaya, çocuk istismarına karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Toplumsal eşitsizliklere ve yozlaşmaya karşı artık tahammülümüz kalmamıştır. Çocuklarımızın, gençlerimizin, kadınlarımızın yozlaştırılmasına, katledilmesine, hayattan koparılmasına izin vermeyeceğiz.

    Bizler buradan kadın meclisi olarak tekrar şunu söyleyeceğiz; çocuklarımızın güvenliği ve hakları için birlikte hareket edeceğiz. Bu ataerkil düzenin değişmesi gerekiyor. Bunun değişmesi için de biz kadınlar mücadele edeceğiz.”

    Etkinlik lokmaların pay edilmesi ile sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • DEM Parti Kadın Meclisi’nden savaş karşıtı deklarasyon: 2025 yılını kadınlar barış yılı yapacak

    DEM Parti Kadın Meclisi’nden savaş karşıtı deklarasyon: 2025 yılını kadınlar barış yılı yapacak

    PİRHA – DEM Parti Kadın Meclisi “Özgür ve eşit yaşamda ısrarcıyız, savaşlara karşıyız” kampanyası başlatttı. Panel, konferans ve atölye çalışmaları düzenleyeceklerini açıklayan Kadın Meclisi, “Ülkenin her yerinden savaş karşıtı bir sesi bütün dünyaya duyuracak ve birlikte yükselteceğiz! 2025 yılını kadınlar barış yılı yapacak” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, “Özgür ve eşit yaşamda ısrarcıyız, savaşlara karşıyız” kampanyası başlattığını açıkladı.

    Kadın Meclisi, DEM Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla kampanya ve yürütecek çalışmalarına ilişkin deklarasyonu açıkladı. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk’in açıkladığı deklarasyonda, kampanya kapsamında panel, konferans ve atölye çalışmaları düzenleneceği kaydedildi.

    Deklarasyonda şu ifadelere yer verildi:

    “Kendi bekasını ve devamlılığını her şeyin önüne koyan anti demokratik, militarist, eril ve otoriter yönetimler, savaşları dünyanın her yerinde kaçınılmaz bir beka sorununun sonucu olarak göstermeye ve savaşı meşrulaştırmaya çalışır. Fakat dünya deneyimlerinin ve savaş karşıtı hareketlerin bizlere sık sık hatırlattığı gibi savaşlar kaçınılmaz değildir ve savaşın kazananı yoktur. Bütün savaşlar geride büyük bir enkaz bırakır. Savaşlar bedensel bütünlüğe, yaşama hakkına ve insanlık onuruna saldırıdır. Hayatlar gider, kentler yıkılır, doğa, tarih, kültür ve sanat mirası geri dönülemez biçimde tahrip edilir. Bu büyük acıların, bu kıyımın ve bu zulmün 21. yüzyılda tekrar tekrar yaşanması kaçınılmaz değildir. Bugün dünyanın her yerinde yeniden bir topyekûn savaşa sürüklendiğimiz hissiyatı güçlenir ve bu yöndeki emareler çoğalırken, kaçınılmaz olan tek şey güçlü bir savaş karşıtı hareketi örgütleme gerekliliğidir. Bu hareketin evrensel ölçekte desteklenmesidir.

    BARIŞ İÇİN ÖRGÜTLENMEK ZORUNLULUĞU 

    Oysa maalesef savaş karşıtlığının ve savaş karşıtı örgütlenmelerin güçlenmesinin kaçınılmaz olduğunu anlatmak güç olmasa da bu karşıtlığı mücadele kanallarına yönlendirmek ve hayata geçirmek çok güç. Nitekim iki büyük emperyalist paylaşım savaşının yarattığı büyük yıkım ve bu savaşlarla eş zamanlı yaşanan soykırımlar da savaşlardan kesin biçimde kaçınma politikasını getirmedi. Büyük savaşların üzerinden elli yıl geçmeden Avrupa’da, eski Yugoslavya topraklarında yaşanan etnik savaşlar aynı korkunç savaş gündemlerinin içine ne kadar hızla düşülebileceğini de gösterdi. Aynı dönemlerde vuku bulan Ruanda Soykırımı, savaş ve soykırım tehdidinin dünyayı terk etmediğini ve hiçbir zaman kendiliğinden terk etmeyeceğini, barış için örgütlenmek ve bu konuda mütemadiyen çalışmak zorunluluğunu da büyük bir netlikle açığa çıkardı.

    3’ÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI  

    Suriye’de 13 yılı geride bırakan iç savaş döneminde, Şengal’de yaşanan ve 75. ferman olarak anılan IŞİD’in Ezidi Soykırımından sonra ya da Rojava’da yaşanan katliamlardan sonra da savaşın ve çatışmaların sonu gelmiyor. Bundan da öte, Kürt Sorununun bir çözümsüzlüğe sıkıştırılmak istendiği ve Kürtlere savaşın dayatıldığı da hem Türkiye’de hem Ortadoğu coğrafyasında yaşanan bütün çatışmalarda açıkça görülüyor. Son olarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş süreci gibi İsrail ve Filistin Savaşı ve Gazze’de yaşanan korkunç katliamlar da bu çıkar mücadelesinin çapını ve ölçeğini genişletti. Bugün artık yeni bir dünya savaşının, yani üçüncü dünya savaşının mümkün olmayacağını hiç kimse tereddütsüz ifade edemeyeceği gibi, bu konuda çalışanlar, üçüncü dünya savaşının Ortadoğu’da ve Ukrayna’da süren savaşlar gibi bir vekâlet savaşı olarak çoktan başladığını da söylüyor.

    İMRALI’DA TECRİT SÜRDÜRÜLÜYOR

    Türkiye’ye daha yakından bakıldığında ise Kürt sorunuyla ilişkili olarak, genel geçer tanımlar çerçevesinde sıcak bir savaş yaşandığı, egemen söylemde kabul görmemekle birlikte, savaşın, hem doğrudan hem dolaylı etkilerine oldukça sert bir biçimde maruz kalındığı da kolaylıkla görülebilir. Cumhuriyet tarihinin tamamına yayılan bu çatışma, özellikle son kırk yıllık süreçte kısa süreli bir çözüm süreci deneyimi dışında neredeyse kesintisiz bir hâl almıştır. Kürt sorununda -onurlu bir barış için- 2013-2015 tarihleri arasındaki barış ve çözüm sürecinde olduğu gibi tarihsel muhataplıkları dikkate alan ve muhatapların sözünü işitilir kılan bir müzakere süreci elzemdir. Bu hakikate rağmen, bugün İmralı’da, ulusal ve uluslararası mevzuata ve insan haklarına tümüyle aykırı, tam iletişimsizlik koşullarındaki bir tecrit pervasızca sürdürülüyor. Bütün cezaevlerinde ve özellikle idari gözlem kurullarının hukuk dışı uygulamalarıyla gündeme gelen hak ihlalleri bu tecritle devamlılık oluşturuyor ve tecridi tüm topluma yaygınlaştırıyor.

    IRKÇI SALDIRILAR SAVAŞIN AYRILMAZ BİR PARÇASI

    Uluslararası toplum ve uluslararası örgütlenmeler, Kürt sorunu etrafında Türkiye’de ve Ortadoğu’da yaşanan hak-hukuk ihlallerine karşı bir yanıt üretemediği gibi, güçlü bir savaş karşıtı hareketin gelişmesine de yardımcı olmuyor. Egemen devletler, Türkiye’den Avrupa ve ABD’ye, İran’dan Rusya ve Çin’e bu topraklarda kendi çıkarlarını gerçekleştirmeyi ve korumayı her şeyin üstünde tutuyor. Bu çatışmalı süreçlerin -sıcak savaş dönemlerinin ürettiğinden farklılaşmalar gösterse de- ürettiği yapısal şiddet, ırkçılık, yoksulluk gibi toplum hayatını her yönüyle etkileyen sonuçları vardır. Emek sömürüsü alanında ise savaş hâlinin bir beka ve güvenlik sorununu gündemde tutarak her tür toplumsal itirazı, toplantı gösteri özgürlüğünü ve en başta ifade özgürlüğünü geri plana itmesi, grev gibi sendikal hak taleplerini kriminalize etmesi de aynı doğrudan etkiler kapsamındadır. Savaş ve çatışma bölgelerindeki yerlerini yitirmiş, yerinden yurdundan edilmiş nüfusun kitlesel göçü, göçün çoğu zaman ölümcül koşullarda gerçekleşmesi, göçmenler ve mültecilerin sığındıkları ülkelerde maruz kaldıkları dışlama ve ırkçı saldırılar da savaşın dehşet verici hakikatinin ayrılmaz bir parçasıdır.

    SAVAŞ DÖNEMLERİNDE KADINLAR

    Kadın katli vakalarındaki olağanüstü artış bile Kürt sorununu kuşatan eril, militarist ve cinsiyetçi dilden ve pratiklerden ayrı düşünülemez. Yine çocukları hedef alan şiddet vakaları da bu doğrultuda değerlendirilmelidir. Çünkü savaşlar eril, militarist ve cinsiyetçi şiddet dilini ve pratiklerini en uç noktalara vardırır. Savaşın sona ermesiyle birlikte ne bu dil ne de şiddet pratikleri buharlaşıp gider. Şiddet gündelik hayatta yerleşik hâle gelir ve normalleşir. Savaşlarla gelen insani ve maddi yıkım, kadınların ve çocukların hayatında savaşın reel olarak yaşandığı dönemi çok aşan olumsuz ve onarılamaz sonuçlar yaratır. Kadınlar savaş dönemlerinde çok özel biçimlerde ve özel yöntemlerle mağduriyetlere maruz bırakılıyor. Savaş ve çatışmalarda, kadın bedeninin ve düşman topraklarının aynı işgal tasavvurunun konusu olduğu, bu konuda yapılan pek çok araştırma ile açığa çıkarılmıştır. Kadın bedeni fetih mantığı ile ele geçirilen, teşhir edilen ve yağmalanan toprak ya da mülkle devamlılık içinde militarist söylemde içerilir. Bunun savaşlardaki sonuçları kadınları hedef alan tecavüz, taciz ve işkencelerdir. Yalnızca bedenlerinin değil, kişisel eşyalarının ya da giysi ve iç çamaşırlarının da ele geçirilmesi, işgalci tarafından giyilmesi, aşağılayıcı pozlar eşliğinde teşhir edilmesi yaygın bir durumdur.

    BARIŞ İNŞASINDA KADINLAR

    Kadınların da gerek özel gerek toplumsal yaşamlarında bu duruma karşı ürettiği ve çoğu zaman başka yolların tüketilmesinden kaynaklı öz savunma gibi mücadele yöntemleri söz konusudur. Bu da savaş ve barış ile ilişkili üzerinde düşünülmesi gereken bir başlık oluşturur. Özel yaşamlarında bu noktaya itilen kadınlar arasında Çilem Doğan ve Nevin Yıldırım ilk akla gelen örneklerdir. Rojava’da IŞİD barbarlığına karşı savaşan kadınlar da bu anlamda IŞİD’le mücadelede kadın savunması olarak mücadelenin önemli ve öncü bir gücünü oluşturmuştur. Bu nedenle sadece savaşın mağdurları olarak değil, kadınları, mücadeleyi ve savaşı geriletmek ve barışı inşa etmek için pozisyon alan aktif özneler olarak ayırt etmek de çok önemlidir. Aynı zamanda barış inşasında kadınların aktif rol almasının önemi de savaşın yaşandığı her bağlamda yeniden vurgulanmalı ve açıklanmalıdır.

    BARIŞI İNŞA ETMEK GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA ETMEKTİR

    Çünkü toplumsal ve ulusal siyasal mücadelelerde yer alan sosyalist ve feminist kadın meclisleri ve kadın hakları savunucuları kadar feminist teorisyenler ve akademisyenlerin de kabul ettiği temel hakikat, cinsel şiddetin ve cinsiyet eşitsizliklerinin savaş dinamikleri içine derin bir biçimde kök saldığıdır. Bu temel hakikatin bilgisini her daim canlı tutmak ve toplumsallaştırmak gerekir. Bugün yeniden savaş karşıtı perspektifleri güçlendirmek gereken bir kavşaktayız. Barış ihtiyacı yakın tarihte bugün olduğu kadar güçlü olmamıştı hiç. Barış istiyoruz. Barış istemeliyiz. Barışı inşa etmeliyiz. Bu aynı zamanda geleceği birlikte inşa etmek demektir.

    Bu perspektif doğrultusunda DEM Parti Kadın Meclisi olarak ‘Özgür ve eşit yaşamda ısrarcıyız, savaşlara karşıyız!’ başlıklı kampanyamızı başlatıyoruz. Kadınların barış talebini en güçlü şekilde dile getirmek, güçlendirmek, savaşın kadınlar, çocuklar, dezavantajlı hayatlara mahkum edilmek istenen tüm kesimler üzerindeki yıkıcı etkilerini görünür kılmak ve küresel barışın tesis edilmesine katkıda bulunmak istiyoruz. Bu amaçla, uluslararası toplumla ve Türkiye’deki ilişkili tüm kesimlerle, sivil toplum alanındaki kadın, çocuk, emek, ekoloji ve LGBTİ+ örgütlenmeleriyle, yerel yönetimlerimiz ve il teşkilatlarımızla farklı alanlarda temaslar ve ağlar kurarak barışın sesini yükseltmek istiyoruz. Önümüzdeki altı aylık süreçte bu çerçevede ulusal ve uluslararası panel ve konferanslar düzenleyerek, atölye çalışmaları yaparak ve medyada savaş karşıtı metinleri ve görsel içerikleri çoğaltarak güçlü bir savaş karşıtı çaba ortaya koyacağız.

    2025 YILINI KADINLAR BARIŞ YILI YAPACAK!

    Bunun yanında, 2025 yılını barış yılı ilan etmek istiyoruz! Başta Diyarbakır ve İstanbul olmak üzere birçok ilde, 2025’te, tüm yıla yayılan atölyeler, buluşmalar, halk festivalleri, barışa ses verecek etkinlikler, üretimler planlayacağız. Bu ülkenin anti militarist sosyalist, feminist, ekolojik birikiminden Kürt halkının görkemli mücadele deneyiminden yararlanacağız ve barış yılında en güçlü biçimde ‘Savaş değil barış kaçınılmazdır’ diyeceğiz.  Bir yıla yayılan bu etkinlikler süresince, ülkenin her yerinden savaş karşıtı bir sesi bütün dünyaya duyuracak ve birlikte yükselteceğiz! 2025 yılını kadınlar barış yılı yapacak!”

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF Kadın Meclisi: Hünkarı en güzel şekilde anacağız; Cemevi Başkanlığı inancımıza darbe vurmaktadır

    ABF Kadın Meclisi: Hünkarı en güzel şekilde anacağız; Cemevi Başkanlığı inancımıza darbe vurmaktadır

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarına rağmen Hacı Bektaş Anma Etkinliği düzenlemesine tepki gösterdi. Kadın Meclisi, “Bu kurumun düzenlediği etkinlikler, 72 millete bir nazarda bakan ve eşitlik ilkesini benimseyen Alevi inancına ciddi bir darbe vurmaktadır. Alevi inancına yönelik bu tip dayatmaların karşısında, hep birlikte aynı kararlılıkla durmamız gerektiğini vurguluyoruz” denildi.

    Bu yıl Hacı Bektaş Anma Etkinlikleri, 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın da 15 Ağustos’ta düzenleyeceği anma programı için çağrı yapması tepkilere neden oldu.

    Hacı Bektaş Anma Etkinlikleri’nde bu kurumla iş birliği yapmış katılımcıların bulunduğunu belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi konuya ilişkin bir açıklama yayınladı.

    “BU KURUMUN DÜZENLEDİĞİ ETKİNLİKLER, ALEVİ İNANCINA DARBE VURMAKTADIR”

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın devlet eliyle Alevi toplumunu asimile etmek ve biat kültürünü yerleştirmek amacıyla kurulan  bir kurum olduğunun belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bu kurumun düzenlediği etkinlikler, 72 millete bir nazarda bakan ve eşitlik ilkesini benimseyen Alevi inancına ciddi bir darbe vurmaktadır. Örgütümüz, bu konuyla ilgili gerekli açıklamaları yapmış olmasına rağmen, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’nde bu kurumla işbirliği yapmış katılımcıların bulunduğunu üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi olarak, bu konuda duruşumuzun net olması gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde, yaptığımız açıklamaların ve mücadelemizin anlamını yitireceği aşikârdır. Bu tartışmayı kişisel boyuta indirgemek yerine, adı geçen kurumun etkinliklerine katılmış tüm sanatçı, akademisyen, yazar, konuşmacı, ana ya da dede kim varsa her birine karşı aynı tavrı sergilemek zorundayız. Bu isimlerin, Alevi kamuoyuna bir özeleştiri sunarak özür dilemesi veya bundan sonraki etkinliklerimizde yer almamaları gerekmektedir.

    Bizler, sponsorlar ya da fonlara ihtiyaç duymadan, Hünkâr’ı en güzel şekilde anabilecek güce sahibiz. Bu konuda hiç kimseye muhtaç değiliz. Alevi inancına yönelik bu tip dayatmaların karşısında, hep birlikte aynı kararlılıkla durmamız gerektiğini vurguluyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ezidi katliamının 10. Yılında Dem Parti Kadın Meclisi’nden açıklama: Unutmayacağız! -VİDEO

    Ezidi katliamının 10. Yılında Dem Parti Kadın Meclisi’nden açıklama: Unutmayacağız! -VİDEO

    PİRHA-“Ezidi Soykırımını ve Kadınlara Yönelik Katliamları Unutmadık, Unutmayacağız” diyerek bir araya gelen DEM Parti Kadın Meclisi açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Ezidi kadınlar IŞİD çeteleri tarafından savaş ganimet olarak görüldü. Kadınlara yönelik cins kırımının tekrarlanmaması için mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini belirtiyoruz. 3 Ağustos günü, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ ilan edilmesi için çağrımızı tekrarlıyoruz” denildi.

    3 Ağustos 2014’te IŞİD çeteleri tarafından Şengal’de 5 binden fazla Ezidi katledilmiş, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce Ezidi kaçırılmıştır. DEM Parti Kadın Meclisi, Ezidi halkına yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    “Ezidi Soykırımını Ve Kadınlara Yönelik Katliamları Unutmadık, Unutmayacağız” diyerek bir araya gelen kadınlar ” Savaşa hayır, barış hemen şimdi”,”Kadınlar barışta ısrar ediyor”,”Jin, jiyan, azadi” sloganları attı.

    Sakarya Caddesi’nde yapılan açıklamada, basın metnini DEM Parti Ankara İl Eş Başkanı Tatlıgül Gül okudu.

    “DAHA ÖNCEKİLERDE OLDUĞU GİBİ 74. FERMANDA DA İLK HEDEF KADINLAR OLDU”

    Soykırımda binlerce Ezidî kadın çocuk katledilirken yine binlerce kadının cinsel şiddet ve işkencenin her türlüsüne maruz kaldığını belirten Tatlıgül Gül, “Kadınlar köle pazarlarında satıldı. Ve yine 2 bin 700 Êzidî kadının akıbeti ise hala bilenmemektedir. IŞİD çeteleri eliyle 3 Ağustos 2014 tarihinde Ezidi halkına yönelik gerçekleştirilen soykırım geçmişte gerçekleştirilen kırımları tamamlamak üzerinden yapılmıştır. Sadece Ezidi halklar, kadınlar katledilmedi. Evler talan edildi, kutsal yerler hedef alındı, mezarlar tahrip edildi ve bir bütün toplum katledildi. Katliamdan sağ kurtulanları ise zorla göçertilerek buranın insansızlaştırılması amaçlanmıştı. Daha öncekilerde olduğu gibi 74. Fermanda da ilk hedef kadınlar oldu. Êzidî kadınlar IŞİD çeteleri tarafından savaş ganimet olarak görüldü” dedi.

    “ÇETELER, BAŞTA TÜRKİYE OLMAK ÜZERE FARKLI ÜLKELERE ÊZİDÎ KADINLARI VE ÇOCUKLARI KAÇIRDI”

    Siyasi iktidarların bu çeteleri durdurmaya yönelik tek bir girişimde bulunmadığının altını çizen Gül, şunları söyledi:

    “Çeteler, başta Türkiye olmak üzere farklı ülkelere Ezidi kadınları ve çocukları kaçırdı. Kamuoyuna yansıyan bilgiler, hukuki süreçler bunun en açık göstergesidir. Son olarak hala Ankara’da IŞİD’li bir ailenin Ezidi bir kız çocuğunun alıkoyması davası hala devam etmektedir. Yine bu çeteler Amed’de, Ankara’da, Suruç’ta, Antep’te birçok katliam gerçekleştirmiş onlarca canımızı almışken bu katliamın arkasındaki karanlık güçler açığa çıkarılmamış, katliamların yaşanmaması için yeterli tedbirleri almayan siyasi sorumlular hiçbir şekilde hesap vermemiştir. Tam tersine IŞİD’in katliam gerçekleştirdiği bu kentlerde yaşayan halklarla dayanışma gösterenler, Kobanî’de yaşanan katliama karşı mücadele eden kadınlar Kobanî Kumpas Davalara ile cezalandırmak istemiştir.

    Ülkedeki erkek egemen siyasi iktidarının politikaları geçmişte olduğu gibi bugünde Kürt halkına ve kadınlara düşmanlık üzerinden devam etmektedir. Şengal’de, Rojava’da bugün bombalar yağdırması da bunun en büyük kanıtıdır. Yine ‘güvenlik’ adı altında Federe Kürdistan bölgesine bağlı Kürt halkının yaşadığı köylerin zorla boşaltılması ve buraların insansızlaştırılmasının temelinde de yine bu düşmanlık vardır. Rojava’da, Şengal’de kadınlar öncülüğünde örülen yeni eşit ve özgür yaşama tahammülsüzlük vardır.”

    “3 AĞUSTOS, ‘KADIN KIRIMI VE SOYKIRIMA KARŞI ULUSLARARASI EYLEM GÜNÜ’ İLAN EDİLMELİ”

    Birleşmiş Milletlerin alt kurumları dahil 15’e yakın ülke ve Avrupa Partlementosunun bu katliamı soykırım olarak tanıdığını belirten Tatlıgül Gül, 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal de IŞİD çeteleri eliyle gerçekleştirilen bu katliamın Türkiye tarafından da soykırım olarak tanısı gerektiğini belirtti. Gül, şunları ekledi:

    “Savaştan beslenen kapitalist erkek egemen iktidarların ulus-devlet mantığına karşı bugün Şengal’de Rojava’da kadınlar öncülüğünde inşa edilen yeni yaşam tüm halklara alternatif bir model sunmuştur. Bugün Şengalli, Rojavalı kadınlarla dayanışmayı büyütmek eşitlik ve özgürlükleri esas alarak örülen yeni yaşamı savunmak hepimizin sorumluluğundadır. Şengal’de örülen bu yaşamı savunmak kadın özgürlük mücadelesini savunmaktır. Kürt halkına ve onun değerlerine saldıranlara karşı eşit ve özgür bir yaşamda ısrar etmektir. Savaş baronlarına karşı savaş karşıtı en geniş kadın cephesinde buluşmaktır.

    Ortadoğu’da yükselen kadın özgürlük mücadelesi karanlık güçler, işbirlikçi çeteler eliyle yürütülen bu savaş siyaseti ile soykırım politikalarıyla sindirilemeyecek kadar büyük bir mücadeledir. Êzidî kadınların direnişi bunun en büyük kanıtıdır. Kadınlara yönelik cins kırımının tekrarlanmaması için mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini belirtiyoruz. 3 Ağustos günü, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ ilan edilmesi için çağrımızı tekrarlıyoruz.”

    “BUNCA KAYIP ÇOCUĞUN, KADININ AKİBETİ NE OLACAK?”

    DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise “Yalnızca 74’le sınırlı olmayan, Ezidi Kürtlerin yaşadığı yüzlerce katliamla karşı karşıya gelmiş, buna mağruz bırakılmış ve buna karşı da oluşması gereken uluslararası destek ve dayanışmanın oluşmadığı bir günün yıldönümündeyiz. Üzerinden 10 yıl geçti bırakın yüzleşmeyi, Türkiye’de hala IŞİD tarafından rehin tutulan, köle pazarlarında satılanlar var. Çok ciddi iddialar var, öncelikle bu iddiaların neden ortaya atıldığı, bunların neden özellikle Ankara’da yapıldığı ve neden Ankara’nın böyle bir şüphe ile yaşamak istediği gibi soruların yanıtlanması gerek. Tam da bugün bir kez daha hatırlatıyoruz; bugün evet bir kadın kırımının yıldönümü, evet bir cins kırımının yıldönümü ama bunu tanınması, kabul edilmesi gerek. Ama bunu sadece soykırım olarak tanımlamak da yetmez. Hala kayıp binlerce Ezidi çocuktan bahsediyoruz, hala kayıp binlerce Ezidi kadından bahsediyoruz. Hala kendi topraklarına nasıl dönecekleri, nasıl yaşayacakları meçhul binlerce Ezidi’den bahsediyoruz. Bunca kayıp çocuğun, kadının akibeti ne olacak?

    “BİZ KADINLAR BU KATLİAMI UNUTTURMAYACAĞIZ!”

    Onların kaybolmasına neden olanlar, bu suça bir şekilde iştirak edenler, bu soykırımı görmezden gelenler bilsinler ki biz bunu unutturmayacağız. Biz kadınlar bunu unutturmayacağız. Şengal çok uzak bir cografya olarak geliyor olabilir ama öyle değil. Ezidi kadınlar ve Ezidi kadınların yaşadıkları, kadın kırımına, cins kırımına ve soykırıma karşı  mücadele eden herkesin ortak mücadele etmesi gereken çok önemli bir soykırım. Eğer tarihte bu yaşananlar ile ilgili ortak mücadele hattını genişletmez ve burada sesleri çoğaltmazsak, bunları unutturmak isteyenleri yalnızca sessizliğimiz ile güçlendirmiş oluruz. Onları güçlendirmemek, bu katliamların hesabını sormak, kayıp Ezidi kadınları bulmak, bu çocukların akibetlerine ilişkin ortak bir mücadele de buluşmak bugün kadın kırımı ve ve cins kırımı mücadelesi açısından çok değerli bir anlam taşıyor” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Kobane’den Geziye Kadınlar Adalet ve Özgürlük İçin Buluşuyor’

    ‘Kobane’den Geziye Kadınlar Adalet ve Özgürlük İçin Buluşuyor’

    PİRHA- DEM Parti Kadın Meclisi, Kobane Davası’nda verilen hapis cezalarını protesto etmek için “Kobane’den Geziye Kadınlar Adalet ve Özgürlük İçin Buluşuyor” şiarıyla İstanbul’da bir araya gelecek.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, Kobane Davası’nda verilen hapis cezalarını protesto etmek için 4 Haziran’da İstanbul’da buluşma düzenleyecek. Mitinge davada tahliye edilen siyasetçiler Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat‘ın da katılacağı ifade edildi. İstanbul Okmeydanı’nda düzenlenecek buluşma saat 13.00’te başlayacak.

    Kadın Meclisi’nden “Kobane’den Geziye Kadınlar Adalet ve Özgürlük İçin Buluşuyor” başlığıyla yapılan açıklamada “Gezi’nin yıldönümünde, Cumartesi Anneleri’nin 1000’inci buluşmasında ve Kobani Kumpas davası kararlarının sonrasında, 4 Haziran’da İstanbul’da bir araya geliyoruz” denildi.

    Açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “İstanbul’dan Kobane’ye umudu ve mücadeleyi çoğaltıyoruz. Herkes çekildiğinde bile biz alanlardaydık. Yine buradayız. Bir aradayız! Kadınlarız biz. Gezi’den Kobane’ye, bir kırmızı fularız… Saçlarımızı isyan rüzgârı savurur ve eşarplarımızı… Acılarımızı birbirine bağlarız. Ateş gibi yanar bakışlarımız. Direnişin kadın tarihini yazarız. Yastığımıza nakış oldu kuş kaşlı çocuklarımız ve ağzı karanfilli oğullarımız. Köleleştirildi, zincire vuruldu ve katledildi gözü sürmeli kız kardeşlerimiz.”

    “GEZİ’DEN SUR’A, SUR’DAN KOBANE’YE YOLLAR AÇARIZ”

    “Asla vazgeçmeyenleriz. Unutmayanlarız ve affetmeyenleriz. Sokağın hafızasına yazılır mücadelemiz. Kadınlarız biz. Plaza de Mayo’dan Galatasaray Meydanı’na köprüler kurarız. Kayıp evlatlarımız doğurdu bizi, adımızı kulağımıza onlar fısıldadı ‘Benim Annem Cumartesi’ Koynumuzda büyüttük isyanımızı. Gezi’den Sur’a, Sur’dan Kobane’ye yollar açarız. Adalet çığlığıyız, özgürlük arayışıyız. Beyaz tülbentlere oya gibi işlendi barış isteğimiz… 4 Haziran’da Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat ile birlikte İstanbul’dayız. Kadın hareketinin ve mücadelemizin kazanımlarının gasp edilmesine, Kobane Kumpas Davasına, kine ve intikama sessiz kalmayacağız!”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEDEF Kadın Meclisi yol haritasını belirledi; 4 Mayıs’ta Dersim’de anmaya çağrı

    DEDEF Kadın Meclisi yol haritasını belirledi; 4 Mayıs’ta Dersim’de anmaya çağrı

    PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Kadın Meclisi, İstanbul’da toplandı. Buluşmada önümüzdeki dönem çalışmalar ve planlamalara dair yol haritası belirlendi. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu Kadın Meclisi ilk buluşmasını farklı şehirlerden gelen kadınlarla İstanbul’da gerçekleştirdi. Buluşmada hak mücadelesinde Hakk’a yürüyenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    Dersim Dernekleri Federasyonu binasında gerçekleşen buluşmada, yaşamın her alanında hak ve eşitlik mücadelesini yürüten, alanlarda emeğinin hakkını isteyen, erkek egemen sisteme ve ekolojik yıkıma karşı kadın duruşundan ödün vermeyerek direnen, şarkısını söyleyen, sanatını icra eden; savaşa, yoksulluğa, erkek düzene ve karşı demokratik eylemleriyle meydan okuyan bütün kadınların mücadelesi selamlandı.

    Buluşmaya farklı illerden katılan kadınlar kadın meclisinin hedeflerine dair paylaşım ve öneride bulunarak, yol haritası belirlemesine katkı sundu. Her ay dönüşümlü olarak aylık toplantıların gerçekleştirilmesi kararı alınan buluşmada ayrıca 4 Mayıs Dersim Soykırımı’nın 87. yıl dönümünde Dersim’de yapılacak anmaya katılma çağrısı yapıldı.

    Ayrıca gelecek yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların Dersim’de bir araya geleceği kadın kurultayı örgütlenmesi kadın meclisinin planlamasına alındı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Kadın Meclisi’nden Kadıncık Ana Dergahı’nda 8 Mart açıklaması-VİDEO

    PSAKD Kadın Meclisi’nden Kadıncık Ana Dergahı’nda 8 Mart açıklaması-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi, Kadıncık Ana Dergahı’nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Kadınlar, “Umudumuzla, direncimizle ve inancımızla, dört bir yanımızı kuşatan duvarları aşacağız” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisleri, ‘8 Mart Kadınlar Günü’ kapsamında Hacıbektaş’a ziyaret düzenledi. Kadıncık Ana Dergahı’nda yapılan açıklamaya Türkiye genelinde bulunan tüm PSAKD şubelerinden kadınlar katıldı.

    Açıklamayı kadınlar adına, PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara okudu.

    “KADINCIK ANAYIZ, YEZİD’İN KARŞISINDA ZEYNEBİZ”

    Rukiye Ercan Kara, “Bugün 8 Mart , kadınların direnişinin, mücadelesinin ve dayanışmasının günü” diyerek, “Erkek-devlet şiddetine, sömürüye, ayrımcılığa karşı haklarımız ve hayatlarımız için itaatsizliğimizi büyüttüğümüz gün! Umudumuzla, direncimizle, ve inancımızla, dört bir yanımızı kuşatan duvarları aşacağız. İlim ve  irfanımızla ululaşan Kadıncık Anayız, Yezid’in karşısında Zeynebiz, Koçgiri’de Zarifeyiz, orta çağın cadılarının, Clara’nın, Rosa’nın, Mahsa Amina’nın ve mücadelemize ilham olan tüm kadınların direnişine selam olsun. AKP-MHP ittifakı kadın düşmanı politikalarla en temel haklarımıza saldırmaya devam ediyor. Medeni kanunda yapılmak istenen değişiklik ile kadınların nafaka hakkına göz koyulurken, ”aile arabuluculuğu” sistemi ile kadınların boşanması zorlaştırılarak ”kutsal aile”leri içerisinde yola getirilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

    “HAKLARIMIZA DA HAYATLARIMIZA DA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    İktidarın kadınların kazanılmış haklarına saldırdığını söyleyen Kara, “Bizler biliyoruz ki kadınları öldürenler  devletin sorumluluklarını yerine getiremeyenler ve  erkekler. Sadece bir günde 8 kadın eski eşi yada boşanmaya çalıştığı erkekler tarafından öldürüldü. Devletin en temel sorumluluğu olan kadınların yaşam hakkını korumak, şiddeti önlemek, failleri cezalandırmak yerine  kadınların kazanılmış haklarına saldırılıyor. İstanbul Sözleşmesinden imza çekilmesi sürecinde olduğu gibi 6284 sayılı kanun aileleri dağıttığı gerekçesiyle tartışmaya açılıyor. Mücadele ederek bir bir kazandığımız haklarımızı tartıştırmayacağız. Haklarımıza da hayatlarımıza da sahip çıkıyoruz. Yoksulluğun giderek derinleştiği, kadınların en güvencesiz, en esnek ve en ucuz işlere mahkum edildiği bu dönemde emeğimizin sömürüsüne karşı sesimizi yükseltiyoruz” diye konuştu.

    “CEVABIMIZI SEÇİMLERDE VERECEĞİZ”

    Kara, şiddetin her türlüsüne karşı örgütlenerek yerel seçimlerde kadın düşmanı siyasetlere cevap vereceklerini kaydederek, “Afeti felakete çeviren AKP-MHP ittifakı hala deprem bölgesindeki halkın taleplerini yerine getirmiyor. Ölüme terk edilen binlerce insan en temel hakları için mücadele etmeye hesap sormaya devam ediyor. Kadınlar olarak her felakette olduğu gibi yine en çok etkilenen bizler olduk. Deprem bölgesinde hala barınma, beslenme, hijyen gibi en temel ihtiyaçları karşılanmayan kadınlar erkek şiddetine karşı en temel hukuki haklarına bile ulaşmakta zorlanıyor. Kadınlara yoksulluk, işsizlik , din ve kriz dışında  bir yaşam örgütleyemeyenlere cevabımızı biz de seçimlerde vereceğiz. Yerel seçimlere gittiğimiz bu süreçte kamusal haklarımıza sahip çıkmaya kadınlar olarak bu kentin her yerinde vardık, varız ve var olmaya devam edeceğiz! Yaşamın her alanını örgütlemeye, erkek-devlet şiddetinin saldırılarına direnmeye, dünyayı bize dar etmeye çalışan erkek egemen sistemin  yıkma irademizi  daha güçlü  devam ettireceğiz” dedi.

    PİRHA/NEVŞEHİR

  • DAD Kadın Meclisi: Nahak sistemlere karşı hak yol delili ve diliyle mücadele edeceğiz

    DAD Kadın Meclisi: Nahak sistemlere karşı hak yol delili ve diliyle mücadele edeceğiz

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü direnişle karşıladıklarını belirterek,  “Coğrafyamızda ziyaretleşmiş kadın evliyalarımız olan Ana Fatma, Ana Xaskar, Ana Jele, Ana Buyare, Ana Baye, Ana Xeycan ve daha çokça kadın ziyaretlerimizin duygularıyla, yeryüzünün dünya kadın mücadele ve direncinin başarıya ulaşmasını diliyoruz ve selamlıyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi , 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayınladı. “Günümüzde de Nahak güç ve sistemlere karşı hak yol delili ve diliyle mücadele edeceğiz” diye belirtilen açıklamada, bugünün de direnişle karşılandığı vurgulandı.

    “SÖMÜRÜ, DEĞERSİZLEŞTİRME VE METALAŞTIRMAYA KARŞI MÜCADELE DEVAM EDECEK”

    Her türlü baskıya karşı kadınların direnmekten vazgeçmediği kaydedilen açıklamada, yaşamın her alanında güncel Firavun ve Yezit zihniyete karşı durmaya devam edileceğinin altı çizilerek, “Tarihin her dönemi her zamanı hak ve hakikat kavgasına tanık olmuştur. Her dönemin hak ve hakikat arayıcıları olmuştur. Tarihi Nahak ve hak üzerinden değerlendirme ve bilme bizim bir kültürümüzdür. 1857 yılında yakılan kadınların direnişi nahak zihniyete karşı hakça bir duruştur. Bu kadınlar zamanın hakikat arayıcılarıdır. Onları saygıyla selamlıyoruz. Bütün dönem ve zamanların; Firavun, Nemrut, Muaviye, Yezit anlayışı ve zihniyetleri lanetliyoruz. Günümüzde de başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın her tarafından kadına yönelik her türden baskı eşitsizlik, yoksulluk kadının emeğinin bedeninin sömürülmesine, değersizleştirilmesine metalaştırılmasına karşı mücadelemiz devam edecektir” denildi.

    “NAHAK SİSTEME KENDİ HAKİKATİMİZLE KARŞI DURACAĞIZ”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Nahak sisteme ve düzene karşı ancak kendi hak ve hakikatimizle karşı duracağız. Kadın hak ve hakikatini görmeyen zihniyetlerin, sistemlerin kavgası buradan başlar. Coğrafyamızda ziyaretleşmiş kadın evliyalarımız olan Ana Fatma, Ana Xaskar, Ana Jele, Ana Buyare, Ana Baye, Ana Xeycan ve daha çokça kadın ziyaretlerimizin duygularıyla, yeryüzünün dünya kadın mücadele ve direncinin başarıya ulaşmasını diliyor ve selamlıyoruz. Her yerde ve her zamanda bu hakikatle var olacağımıza inanıyoruz. Günümüzde de nahak güç ve sistemlere karşı hak yol delili ve diliyle mücadele edeceğiz. Yaşamın aynası, direnen bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ kutluyoruz. Jin, Jiyan, Azadi!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bursa Dersimliler Derneği Kadın Meclisi: Erkeklerle hak olarak eşit olmak istiyoruz

    Bursa Dersimliler Derneği Kadın Meclisi: Erkeklerle hak olarak eşit olmak istiyoruz

    PİRHA- Bursa Dersimliler Derneği Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlarla buluştu. Buluşmada davaları kamuoyu tarafından yakından takip edilen katledilen kadınlar anıldı ve hikayeleri kısaca anlatıldı.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken Bursa Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Kadın Meclisi buluşma gerçekleştirdi.

    Etkinlik, 6 Şubat 2023’te Maraş merkezli depremi anlatan slayt gösterimi ile başladı. Slayttan sonra katledilen kadınlar anıldı ve hikayeleri kısaca anlatıldı.

    Başta 8 Mart’ı yaratan kadınlar olmak üzere katledilen kadınlar ile 6 şubat depreminde hayatını yitirenler için saygı duruşundan sonra 8 Mart’ın tarihçesine değinilerek genel kadın örgütlülüğüne vurgu yapıldı.

    “ERKEKLERLE HAK OLARAK EŞİT OLMAK İSTİYORUZ”

    Meclis adına yapılan konuşmalardan sonra panelin ilk kısmında Menemen Dersimliler Derneği Başkanı ve DEDEF yöneticisi Avukat Gamze Yentür söz alarak 8 Mart, ataerkil düzen ve kadın ezilmişliği üzerine bir sunum gerçekleştirdi. Yentür, özel mülkiyet, üretim tarzı arasındaki ilişkiden bahsederek sisteme karşı mücadele edilmesi gerektiğini ifade ederek, cinsiyetin toplumsallık içinde yaratıldığını, erkekler ile biyolojik olarak değil hak olarak eşit olmak istediklerini dile getirdi.

    ÖRGÜTLENEREK YAN YANA GELME ÇAĞRISI

    İnteraktif yapılan panelin ikinci kısmında ise kadına ve çocuğa yönelik şiddet karşısında hukuken yapılabilecekler ve tedbirler anlatıldı. Kadına şiddetin biçimleri tartışılan bu bölümde cezaların tek başına anlamlı olmadığını, toplumsal dilin ve bilinçlenmenin arttırılması gerektiği üzerinde duruldu. 6284 sayılı Kanunun içeriği, uluslararası kadınları korumaya dönük sözleşmeler anlatılarak, Türkiye’nin çekildiği İstanbul Sözleşmesi süreci üzerinde de duruldu.

    Hukuki korumaların yanında, öyle ki burjuva hukukunun dahi kağıt üzerinde kaldığı bu dönemde yasaları uygulatmak için örgütlenmek ve yan yana gelmek gerektiğini ifade eden Yentür, “Dayanışma ile birçok şeyi aşabiliriz. Kadınlar olarak birbirimizin yurduyuz” dedi.

    Panelin üçüncü ve son kısmında ise daha geniş soru, cevap yapılarak özelinde Bursa açısından kadın ve Alevi kadın Hareketi konuşularak son verildi.

    PİRHA/BURSA

  • PSAKD Mamak Şubesi deprem bölgesi ile dayanışma etkinliği düzenledi-VİDEO

    PSAKD Mamak Şubesi deprem bölgesi ile dayanışma etkinliği düzenledi-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi Kadın Meclisi, depremzedelere destek olmak için kermes düzenledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi Kadın Meclisi, 6 Şubat’ta meydana gelen ve etkilerinin hala sürdüğü deprem bölgesine dayanışma amacıyla için kermes düzenledi.

    Kermese, çok sayıda kadın, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve kurum temsilcileri katıldı.

    Etkinliği depremde kaybedilenler için saygı duruşu ile başlandı.

    “TÜRKİYE’NİN TARİHİNİ BİZ ALEVİLER DEĞİŞTİRECEĞİZ”

    Katılımın yoğun olduğu kermeste açılış konuşmasını yapan PSAKD Mamak Şubesi Kadın Sekreteri Bahtiyar Atakay, “Mamak Kadın Meclisi olarak derneğimizde depremzede ailelere dokunmaya çalıştık. Depremi unutturmamak, dayanışmayı devam ettirmek için buradayız” diye konuştu.

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz 10 Aralık mitingine çağrı yaparak, “Hepinizi Pir Sultan’nın direnci ile selamlıyorum. Depremde hükümet, Alevi ve Kürt köylerine gitmedi. Ölülerimizi enkaz altında bırakanlar, dirilerimizin okullarına imam atıyorlar. Hepimiz el ele bu düzeni yıkacağız” dedi.

    PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş ise “6 Şubat’ta en büyük felaketlerden birisini ülkemizde yaşadık. Maalesef canımız, Zülfikar Yılmaz’ı 3 gün sonra çıkardık. Zülfikar kefensiz toprağa sırladık. Aslında orada hükümeti toprağın altına verdik. Biz orada o gün bulanmasaydık o bölge tarikatlara teslim olacaktı. Biz Aleviler, inanç ve eşit yurttaşlık talebi istemekten asla vazgeçmeyeceğiz. Bu ülkede ne yazık ki inanç özgürlüğü yok. Kurumlara sormak istiyorum Alevilere yapılan zulümler karşısında neredeydiniz. Türkiye’nin tarihini biz Aleviler, biz Kızılbaşlar değiştireceğiz” ifadelerini kullandı.

    Depremin üzerinden geçen 10 aya rağmen soruların devam ettiğine dikkat çeken PSAKD Genel Merkezi Kadın Sekreteri Rukiye Kara ise, “Deprem 6 Şubat’ta oldu, üzerinden 10 ay geçti. Acıları artmaya devam ediyor. Orada çocuklar yazlık çadırlarda kalıyorlar, hala kadınlar iç çamaşırı bulamadıkları için hastalıkla mücadele ediyorlar. Dayanışma yaşatır diyoruz, çünkü devlet en başından beri destek olmadı. Devlet, Alevi ve Kürt diye ayırdı. O yüzden biz herkesin yararlarını sarmak zorundayız, bu ülkeye sahip çıkanlar olarak ülkeyi gericiliğe, karanlığa, tarikatlara teslim etmemek için bugün depremzedeler ile dayanışacağız. 10 Aralık’ta ise Aleviler ile sokakları inleteceğiz” şeklinde konuştu.

    Dayanışma etkinliği; Yoldaş’ça Türküler, Gülten Akkaya, Yusuf Sarıkaya’nın müzikleri ve halaylar ile sonlandı.

    ANKARA/PİRHA

  • ‘İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girsin, 6284 Sayılı Yasa etkin uygulansın’-VİDEO

    ‘İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girsin, 6284 Sayılı Yasa etkin uygulansın’-VİDEO

    PİRHA- KESK Kadın Meclisi adına Eğitim-Sen Mersin Şube Kadın Sekreteri Nermin Karasu, İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede feshedilmesi ve hemen arkasından da 6284 Sayılı Yasa’nın tartışmaya açılmasının kadına yönelik şiddetin artmasına neden olduğunu ifade etti. Karasu, “İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girsin, gereği yerine getirilsin. 6284 Sayılı Yasa etkin uygulansın! ILO’nun 190 Sayılı Sözleşmesi onaylansın!” dedi.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne dair KESK Kadın Meclisi adına Eğitim-Sen Mersin Şube Kadın Sekreteri Nermin Karasu, basın açıklaması yaptı.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Her gün en az 4 kadının en yakınındaki erkekler tarafından katledildiğini, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin arttığını belirten Nermin Karasu, “8 bin kadının erkekler tarafından katledildiği bu dönemde kadınların can güvenliğinin olmadığı ve artık şüpheli kadın ölümleri olarak bahsedilen erkek şiddetini örtmeye çalışan bir kavram ile karşı karşıyayız. İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede feshedilmesi ve hemen arkasından da 6284 Sayılı Yasa’nın tartışmaya açılması kadına yönelik şiddetin artmasına neden oluyor” diye konuştu.

    İstanbul Sözleşmesi’nin keyfi ve hukuksuz bir şekilde feshedilmesinin kendisi bile erk şiddetinin geldiği, boyutların örtme çabası olduğunun altını çizen Nermin Karasu, “İstanbul Sözleşmesinden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına karşı Şiddetin Önlenmesine dair yasanın içersinde bulunan nafaka hakkı ve boşanma kanuna karşı çıkılması kadının kazanılmış haklarının tartışmaya açılmasını kabul etmediklerini vurgulayan Nermin Karasu, “Kadını bir adım daha mezara yaklaştırmanızı reddediyoruz” diye ifade etti.

    “6284 SAYILI YASA ETKİN UYGULANSIN!

    Nermin Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İLO’nun 190 sayılı iş yaşamında şiddet ve taciz sözleşmesi ve sözleşmenin uygulanmasına ilişkin 206 sayılı tavsiye kararının onaylanmasını istiyoruz. Çünkü tavsiye kararı niteliğindeki bu yasa çalışma yaşamında şiddet ve tacizi yasakladığı ve sözleşmeyi onaylayan ülkelere bu konuda yaptırım getirdiğinden kadınlar için hayati önem taşımaktadır. Ya kadınların hayatlarını koruyacaksınız ya da sorumluluk dahilinde kadınları koruyacak yasaları uygulamaya koyacaksınız.

    Kadına yönelik şiddetin sürmesine ve artmasına neden olan koşulların ortadan kaldırılarak, yeni şiddet vakalarının ortaya çıkmasını engellemek üzere uluslararası sözleşmelerin onaylanmasını ve yasal mevzuatın uluslararası sözleşmelere göre düzenlenerek uygulanmasını istiyoruz.

    Bu nedenle bugün TBMM’ye KESK Kadın Meclisi olarak  taleplerimize dair sesimizi iletmek üzere faks çekme eylemi gerçekleştiriyoruz. İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girsin, gereği yerine getirilsin. 6284 Sayılı Yasa etkin uygulansın! ILO’nun 190 Sayılı Sözleşmesi onaylansın!”

    PİRHA/MERSİN

     

     

     

     

  • Hacıbektaş’da Alevi kadınlardan iki önemli tarihi karar

    Hacıbektaş’da Alevi kadınlardan iki önemli tarihi karar

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında yapılan Alevi kadın panelinin ardından bugün sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildiği, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gereken görüşmelerin gerçekleştirileceği kararının alındığı belirtildi.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapılan ‘Alevi kadın’ etkinliğinin ardından bugün sonuç bildirgesi yayınlandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleş. O tarafından duyurulan bildirgede, tüm bileşenlerle Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildiği, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli
    ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile gerçekleştirilmesi için gereken görüşmelerin yapılması kararının alındığı belirtildi.

    “Alevi kadınlar olarak YOL’umuza sahip çıkıyoruz” denilen bildirgede şu ifadeler yer aldı:

    “Biz Kadınlar, 17 Ağustos 2023 tarihinde Pirimizin diyarında, Kadıncık Anamızın huzurunda ‘Kadın Kadının Yurdudur’ şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ‘Tarihten Bugüne Alevi Kadının Yolculuğu’ panelinde gönüllerimizi birlemenin mutluluğunu yaşadık.
    Öncelikle dört bir yana saldığımız peykleri duyup bize mihman olan cümle canlara aşk-ı niyazlarımızı sunuyoruz.
    Bir araya gelmemizin nedeni genç bir Kadın Hak Aşığımızın söylediği gibi ‘Aslında Aleviler bugün bunu konuşmamalıydı” cümlesi ile daha açık beyan edilebilir…
    Yolumuzda erkek-dişi sorulmaz iken, geldiğimiz süreçte neden sorulduğunu kendi içimizde tartışmaktı amacımız. Felsefesi kadın-erkek eşitliği üzerine kurulmuş olan inancımızın neden bugünlere kadar taşınamadığını irdeledik ve geldiğimiz süreçte Alevi kadınların karşılaştığı engellerin aslında bize ait olmadığını, bu şekilde davranan herkesin Alevi inancının düsturunu değil, Emevi ictihatını örnek aldığını hatırlatmak istedik.

    Panelimizde 3 farklı misyondaki canlarımızı dinledik. Kadın akademisyenlerimizin belirttiği gibi ‘Elbette ki bulunduğumuz coğrafyadaki diğer ataerkil kültürlerden izole değiliz ancak bu, bizim dilimize pelesenk olan kadın-erkek eşitliğinin gündelik yaşama yansımaması için bir bahane olamaz!

    Kurum temsilcilerimiz, Alevi kurumlarında yöneticiliğe niyet eden kadınların nasıl önce kendi evinde erkekler tarafından veto edildiğinden, bunu aşanların ise kurumlarda nasıl duygusal ve psikolojik taktiklerle caydırılmaya çalışıldığından bahsettiler.

    İnanç temsilcilerimiz ise Yol erkanlarındaki hizmetlerde karşılaştıkları eşitsizlikleri ve bu eşitsizliklerle mücadelenin ne kadar elzem olduğunu belirttiler.

    “GELECEĞİMİZİ YOLUMUZA UYGUN OLARAK KURMAK İÇİN YOL HARİTASI BELİRLEMEYE KARAR VERDİK”

    Bu buluşma vesilesiyle olanı olduğu gibi şeffaf bir şekilde tartışıp analiz etme fırsatı bulduk ve yapılan hataları düzeltmek, eksiklerimizi gidermek, geleceğimizi yolumuza uygun kurmak için bundan sonra neler yapacağımıza dair bir yol haritası belirlemeye karar verdik. Bunu bir başlangıç olarak kabul edip güçlü bir Alevi Kadın örgütlülüğü ile toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelemizi sürdürmek ve büyütmek konusunda kararlı olduğumuzu gördük.
    Bu kararlılığımızın bir göstergesi olarak tüm bileşenlerimizle Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verdik.
    Ayrıca Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma etkinlikleri’ adı ile yapılması için gereken görüşmelerin yapılması kararını aldık.

    “YOLUMUZU SİYASAL İSLAMCI ASİMİLASYON POLİTİKALARINA TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Biz Alevi Ka dınlar, giderek daha da baskıcı hale gelen İslamcı iktidarın dayattığı rollere, evlere ve karanlığa hapsolmayı reddediyoruz. Yol’umuzu, siyasal islamcı asimilasyon politikalarına teslim etmeyeceğiz. Bize asırlardır zulmedenlere benzemeyeceğiz. Bir yandan inancımızın tanınması için eşit yurttaşlık mücadelemiz sürerken diğer yandan kendi içimizde de eşitliği tekrar kurmanın, uygulamanın ve yaşamanın imkanlarını arayacağız. Bunu da yitik geçmişimizi ortaya çıkartarak başaracağız. Zira “Alevilikte kadının” geçmişini ortaya çıkarmak gibi tarihi bir sorumluluğumuz olduğunun bilincindeyiz.

    “AMACIMIZ ‘CİNS’ DEĞİL ‘CAN’ OLMAKTIR”

    Amacımız erkeklerden bir adım öne geçmek değildir. Amacımız öğretimizde olduğu gibi yaşamın her alanında yan yana olmaktır. Her şeyden önemlisi kendi içimizdeki ve dışımızdaki problemleri erkekler ile birlikte çözmek; yol ve erkanı birlikte yürütmektir. Amacımız cins değil Can olmaktır…
    Amacımız dili, dini, rengi, cinsi ne olursa olsun her canlıya ortak nazarla bakılacak Rıza Şehri’ne ulaşmaktır. Böyle bir dünya mümkündür ve bu dünya daha çok kadınların vereceği mücadele ile gerçekleşecektir.
    Sonuç olarak;
    Yol ‘Can’dır ve kadının yolun dışına itilmesi yolumuzda yaşanan savrulmaların en büyük nedenlerinden biridir. Bu durum üzerimizde oynanan asimilasyon politikalarını başarıya ulaşmasını hızlandıracaktır.
    Alevi kadının kuşatılmışlığı hem içimizde, hem de dışımızda yaşanmaktadır.

    Bir yandan dışarıdaki baskı, asimilasyon, toplumsal cinsiyetçilik, diğer yandan kendi içimizdeki Erkan hizmetlerindeki eşitsizliğe karşı tüm bileşenlerimizi ve Alevi kadınları omuz omuza mücadele etmeye davet ediyoruz.
    Cümle Canlara aşk olsun !

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Kadın Meclisi: Yıkım en çok kadınları vurdu, yeni yaşam onların ellerindedir

    DAD Kadın Meclisi: Yıkım en çok kadınları vurdu, yeni yaşam onların ellerindedir

    PİRHA- DAD Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak, “Ülkemizde 716 gündür adalet arayan, adete adalet timsali olan, güçlü, asil kadın Emine Şenyaşar canın mücadelesini ortaklanmak, aradığı adalete hepimizin ihtiyacının olduğu bilinciyle 9 Mart günü onun yanında olacağımızı bildiririz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    “YENİ YAŞAM KADINLARIN ELLERİNDEDİR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü deprem acısı ile karşıladık. Doğaldır ki deprem bölgesindeki kadın canlarımızla dayanışmak, onların acılarını ortaklanmak, yanlarında olmak için deprem bölgesindeyiz. Yitirdiğimiz tüm canlarımızın devri daim, yıldızlar yoldaşı olsun.

    Her yıkım elbette ki öncelikle kadınları ve çocukları vurur. Kadınlar; güçlü iradeleriyle, toprağına, yurduna bağını koparmadan bu diyarları şenlendirip, bağ bahçeye dönüştüreceklerine inancımız tamdır. Çünkü kadın yaşamdır. Yeni yaşam onların ellerindedir.

    Ülkemizde 716 gündür adalet arayan, âdete adalet timsali olan, güçlü, asil kadın Emine Şenyaşar canın mücadelesini ortaklanmak, aradığı adalete hepimizin ihtiyacının olduğu bilinciyle 9 Mart günü onun yanında olacağımızı bildiririz.

    Güneşi doğuran, emeği bol, yüreği sevgi dolu emekçi kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Antalya’da Kızılarık Cemevinde kalan depremzede kadınlara 8 Mart ziyareti-VİDEO

    Antalya’da Kızılarık Cemevinde kalan depremzede kadınlara 8 Mart ziyareti-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Antalya Şube Kadın Meclisi, HDP Kadın Meclisi, Antalya Kadın Dayanışma Merkezi üyeleri, HBVAKV Kızılarık Cemevinde kalan depremzede kadınları ziyaret ettiler. Yapılan konuşmalarda yaraların dayanışmayla sarılacağı vurgulandı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Kadın Meclisi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi ve Antalya Kadın Dayanışma Merkezi üyeleri, 8 Mart öncesi Kızılarık Cemevinde kalan depremzede kadınlara dayanışma ziyareti yaptı.

    “TÜM GÜZELLİKLERİN OLDUĞU ÖZEL BİR GÜN OLSUN”

    Antalya Abdal Musa Kültür ve  Tanıtma Derneği Eş Başkanı  Gülçin Akça, “Bizler, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi olarak burada 5-6 kurum birlikte dayanışarak bölgeden gelen sevgili dostlarımıza hizmet vermeye, dayanışmaya çalışıyoruz. Eksiklerimiz vardır elbette ama elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bu özel gün hepimiz için özel olsun. İnşallah barışın huzurun tüm güzelliklerin olduğu özel bir gün olsun” ifadelerini kullandı.

    “BİRBİRİMİZİN ELİNİ TUTARAK YAŞAMAYI BAŞARACAĞIZ”

    Antalya Kadın Dayanışma Merkezi üyesi Gülseren Pusatlıoğlu da “Burada hep birlikte masa etrafında bulunmak, aslında dünden bugüne her birimizin çocukluğumuzdan öğrendiğimiz birlikte olmak, paylaşmak, dayanışmak; bu özellikle biz kadınların yaşamlarında öğrendiği en güzel şey. Dostluğu, dayanışmayı, barışı, özgür olmayı ve yanı başımızdakilere mutlaka elimizden geleni yapacaklarımız vardır diyen ortamlardayız. Bugün burada başka bir şekilde buluşmayı arzulardık ama hem acılarımız hem isyanımız hem de öfkemiz çok büyük. Ama bu öfkemizi büyütmek acımızı da yasımızı da tutmak gerekli. Birbirimizin elini tutarak yaşamayı başaracağımıza inanıyorum” dedi.

    BİR ARADA OLMAMIZ GEREKİYOR”

    Antalya Kadın Dayanışma Merkezi üyelerinden Niğar Duru ise “Hoş geldiniz diyeceğim ama hoş gelemediniz her ne kadar devlet ‘kader’ dese de bu bizim kaderimiz değil, değildi. Ama devletin yanlış tutumu, yanlış politikalar, bugün acılı bir şekilde bir araya gelmeyi istemezdik hep birlikte güzel günlerde bir arada olmayı isterdik. Ama yaralarımızı birlikte sarmak için bir arada olmamız gerekiyor” diye konuştu.

    BİZDEN HELALLİK İSTEYEMEZLER”

    HDP Kadın Meclisi’nden Songül Şarklı da, 6 Şubat’ta yaşanan depremin ardından Adıyaman’a 2. gün gittiğini belirterek duygularını şöyle anlattı:

    “Adıyaman’da 4 gün kaldık ancak oraya hiç girmek istemiyorum. . Çünkü gerek yaşayarak gerek de ekranlardan gördüğümüz çok kötü şeylerdi. Şu anda bizim gündemimiz el ele tutuşup birbirimize iyi gelmek. Elbette iyi olmaya çalışırken bize yapılan haksızlığın, yanlışın, yalnız bırakılmışlığın, ihmallerin, binlerce can aldığını da unutmadan bunun hesabını sormak üzere bir yere yazarak öncelikle birbirimizi iyi etmeye çalışmamız gerekiyor. Bizler elbette ki burada elimizden geleni yapıyoruz. Buradaki birçok kadın da gerek nöbete gelerek, gerek buradaki iş bölümü ile bize destek sunarak elinden geleni yapmaya çalışıyor. Herkes şu anda ‘nasıl yardımcı olabilirim, nasıl dayanışma gösteririm’ duygusunu gerçekten hep birlikte yaşıyoruz. Burada kalan canlarımız da bunun farkındalar. Ama bu dakikadan sonra gerek deprem bölgesinde olanlar, gerek başka illerde olanlar olarak birbirimize destek olurken bir yandan da canlarımıza sebep olan ihmalin hesabını nasıl sorarız; deprem bölgelerinde özellikle en çok kadınlar ve çocuklar büyük sıkıntı yaşıyor. Onları bir an bile unutmadan, onlar için ne yapabiliriz, bunun hesabını sormak için nasıl örgütleniriz konularını tartışmak zorundayız. Daha doğmadan önce vergi almaya başlayanlar, bizim her ihtiyacımızı karşılamak zorunda. Benden vergi alırken iyi ama vermeye geldiğinde de bizden helallik isteyemezler. Kimseye hakkımızı helal etmiyoruz.”

    “GÜÇLÜ YARINLAR İÇİN GAYRET GÖSTERECEĞİZ”

    Antalya Kadın Dayanışma Merkezi üyelerinden Dilek Eldeniz ise dayanışma vurgusu yaparak şunları söyledi:

    “Kardeşlerim, bacılarım, birlikte yararları saracağız. Bütün ülkede hepimiz aynı yası, aynı acıyı yaşadık. Hepimizin başına gelebilirdi, bunun tesellisi yok ama dayanışmayla, mücadeleyle haklarımızı arayarak, yan yana durarak, belki bazen hiç konuşmadan göz göze el ele acılarımızı, duygularımızı paylaşarak daha güçlü yarınlar için bir arada olmaya gayret göstereceğiz. burada olmaya devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Ayrımcılığa ve kutuplaşma siyasetine geçit vermeyeceğiz’-VİDEO

    ‘Ayrımcılığa ve kutuplaşma siyasetine geçit vermeyeceğiz’-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Kadın Meclisi, iktidarın meclise getirdiği ‘Başörtüsü Kanununa’ dair açıklama yaparak, “Ayrımcılığa ve kutuplaşma siyasetine geçit vermeyeceğiz” dedi. Kadın Meclisi, başörtüsünün kutuplaşma aracı olarak kullanıldığına dikkat çekti. 

    AKP, başörtüsü konusunda hazırladığı Anayasa değişikliği teklifini Meclise sundu. Teklif, AKP, MHP ve BBP’nin imzasıyla Meclis’e gelirken, HDP komisyon toplantılarına katılmayacağını açıkladı.

    Yeşil Sol Parti Mersin İl Eş Sözcüsü de, konu hakkında parti binasında basın açıklaması düzenledi. Yeşil Sol Parti Mersin Kadın Meclisi Sözcüsü Zeliha Burcu Acar tarafından yapılan açıklamaya kadın kurumları ve HDP’li yöneticiler destek verdi.

    “BAŞÖRTÜSÜ SORUNU, KUTUPLAŞMA ARACI OLARAK KULLANILMIŞTIR”

    Zeliha Burcu Acar, kadın bedeni, giyimi, kuşamının kadınların taleplerinden bağımsız olarak seçim sürecinin malzemesi haline getirilerek manipüle edilmesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Türkiye’nin ikinci yüz yılının nasıl şekilleneceğini belirleyecek olan seçim sürecinin başlamış olması ile eş zamanlı yapılan başörtü tartışmalarında meselenin haklar meselesi olmadığını da görmek gerekir. Başörtüsü sorunu, yakın Türkiye siyasetinde kutuplaşma aracı olarak kullanılmıştır” dedi.

    “ANAYASAYA TEKLİFİNİN GERİ ÇEKİLMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ

    Kadın, LGBTİ+ ve Çocuk Haklarına, toplumsal cinsiyet eşitliğine, din ve vicdan hürriyetine bakış açısı evrensel insan haklarıyla açıkça çelişen iktidarın anayasaya teklifinin geri çekilmesini sağlayacaklarını vurgulayan Zeliha Burcu Acar, şunları ifade etti:

    “Anayasa’nın bizzat iktidar bloku eliyle fiilen askıya alındığı, ülkenin anayasasızlık cenderesine sıkıştırıldığı, iktidar-hukuk ikilisinin birbirine entegre haline geldiği bir dönemde, meclise sunulan anayasa değişikliğinin çok ciddi tehlikeler barındırdığının farkındayız. Başörtüsü de dâhil olmak üzere Türkiye’nin tarihsel sorunları oy kaygısına malzeme yapılacak meseleler değildir. Türkiye toplumu ve biz kadınlar, ne geçmişin restorasyonuyla sınırlı bir siyasal ufka, ne de totaliter rejime mahkûm değiliz. Yeşil Sol Parti olarak, bileşeni olduğumuz HDP ve tüm demokrasi güçleri ile birlikte, dünden bugüne mücadelesini yürüttüğümüz eşitlikçi ve özgürlükçü üçüncü yolu Türkiye’nin ikinci yüz yılına hâkim kılarak, demokratik bir anayasayla taçlandıracağız.

    Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi olarak kadın ve LGBTİ+ örgütleriyle omuz omuza yürüyerek, toplumun her kesiminin sürece dâhil olmasını sağlayacak, mecliste, sokakta ve yaşamın tüm alanlarında sesimizi, sözümüzü yükselterek anayasaya teklifinin geri çekilmesini sağlayacağız ve tek adam rejimine son vereceğiz.”

    PİRHA/MERSİN