Etiket: kadın meclisleri

  • “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız”

    “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız”

     

    PİRHA- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, ‘Çocuk İstismarını Aklatmayacağız Hesap Soracağız’ sloganıyla Bağcılar Meydanı’nda buluştu. Burada konuşan Platform sekreteri Fidan Ataselim, “çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, ‘Çocuk İstismarını Aklatmayacağız Hesap Soracağız’ sloganıyla Bağcılar Meydanı’nda buluştu.

    “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız mesajı verilen buluşmada, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim bir konuşma yaptı.

    “ÇOCUKLAR SUSMAZ SEN DE SUSMA!”

    Yıllardır çocukların istismardan uzak gülüp oynadıkları aydınlık bir gelecek için mücadele ettiklerini belirten Ataselim, “Kadınlar yaşasın, kadın cinayetleri önlenebilir diyerek mücadele ediyoruz. Hayvanlar eziyet çekmeyebilir, bizler gibi eşit özgür yaşayabilir diyoruz. Bunun için bütünsel politikalar ileri sürülmesi gerekir” dedi.

    Bağcılar halkına geçmiş olsun dileklerini ileten Ataselim, yaşanan istismar olayıyla ilgili tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Geçmiş olsun ve son olsun bu istismarlar artık. Geçmiş olsun ve geçsin bu ihmalkarlıklar artık. Geçmiş olsun ve sorumluluğu bulunanlar, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirsinler artık. Çocuk koruma kanunu, Lanzarote Sözleşmesi etkin uygulansın artık. Klasik bir slogan vardır, hani denir ya: ‘Çocukların çıkaramadığı ses olalım.’ Ben bugün tam tersini söyleyeceğim size. 2009 nere, 2024 nere! 2009’da Metin Şenay şikayet edilmiş. Ne olmuş: yargılama yapılmış, ceza almış, yargıtaydan dosya geri dönmüş. Niye? Delil yetersizliği demişler. Bu çocuklar daha ne yapsın? Bu çocuklar daha nasıl seslerini çıkarsın? Bu insanlar, bu halk daha ne yapsın?

    “ÇOCUKLARI DUYALIM, ÇIKARTTIKLARI SESİ DUYALIM”

    Karakola gidiyor, dava açıyor, savcılığa gidiyor. Daha ne yapalım biz? Ama kimlerin ne yapmadığını biliyoruz. Yargının nasıl işlemediğini görüyoruz. Bu yüzden bugün ben, çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım, çocukların davranışlarını görelim. Çocuklarla, kendi çocuklarımızla aramıza büyük büyük duvarlar örmeyelim ki, çocuklar kendilerini bize anlatabilsinler, anlatıyorlar da. Anlattıkları zaman inanmamazlık etmeyelim, kendi çocuklarımıza güvenmemezlik etmeyelim. Etmediğinizi biliyorum. O yüzden siz suçlu değilsiniz.

    “KONUNUN ÜZERİNE GİDİLSEYDİ BU KADAR ÇOCUK İSTİRMARA UĞRAMAYACAKTI”

    Bu yaşanan olayda, 2009 yılından 2023 yılına, yıllar geçmiş, onlarca çocuğun istismarından bahsediyoruz. Elbette ihmali bulunanları söyleyeceğim. Kimin suçu vardı burada söyleyeceğim. O ilk suç duyurusunda bulunulduğunda konunun üzerine gidilseydi, yeterli araştırma yapılsaydı, istismarcı adam bulunamaz mıydı soruyorum size. Açığa çıkamaz mıydı bunca istismar? Bu kadar çocuk boşuna istismara uğradı. Uğramayabilirdi, bunun önüne geçilebilirdi. Bütün deliller toplanabilirdi. Bütün delilleri toplamayan kolluk sorumludur bu süreçte! Bir delil yetersizliğinden bahsediliyorsa eğer, o delilleri soruşturacak savcılardır sorumlu olan! Bir dava başladıysa eğer, hak ettiği cezayı vermeyenler, delil yok diyerek üzerini kapatan yargı mensuplarıdır, hakimlerdir, Yargıtay’dır sorumlu olan! Ve her seferinde ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen siyasi iktidar da sorumludur bu olanlardan.”

     

    “İHTİYACIMIZ OLAN TEK ŞEY YETKİLİLERİN YÜKÜMLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMESİ”

    İstismara uğramış çok sayıda çocuk bulunduğunu ve bunların sayılarının bilinmediğini ifade eden Ataselim, “Belki kendi çocuklarımız da istismara uğramış olabilir. Nice çocuğun o odada duvarda ismi var. Bunları bugün görüyoruz, duyuyoruz. Daha önce görülebilirdi, duyulabilirdi. Bir şey daha eklemek istiyorum. Aile Bakanlığı bir açıklama yaptı ve diyor ki, bir çocuğun koruma altına alındığını söylüyor, diğer iki çocukla ilgili ne yapıldığını bilmiyoruz. Ve tüm bu süreç içerisinde bakanlığın neler yaptığınıysa hiç bilmiyoruz. Ne yaptınız Aile Bakanlığı, soruyorum buradan ne yaptınız? Bu çocuklar niye istismara uğradı? Bakanlığın açıklamasındaki cümlelerin ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz mücadelemizden. O cümlelerden birinde şunu söylüyor: ‘Soruşturma aşaması davaya döndüğü zaman, biz de bakanlık olarak müdahil olduk. En ağır cezanın verilmesi için müdahiliz.’ Bazı hukuksal kavramlarla, cümlelerle sorumluluğunuzun üstünü örtemezsiniz. Sadece Aile Bakanlığı da değil, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı neredesiniz? Bizim ihtiyacımız olan şey, yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirmesi, çocukların üstün yararı gözetilerek istismara uğramayacakları bir hayat ortaya koymak” değerlendirmesinde bulundu.

    “MÜDAHİL OLMAK DEMEK TARAF OLMAK DEMEKTİR”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Müdahilliğin de en iyi örneğini biz gösteriyoruz. Bir istismar şüphesi ortaya çıktığı zaman, ailelerle birlikte o delilleri toplamaktan tutun da savcının istemediği raporları istemeye kadar. Hangi istismara uğramış çocuğun ailesini dinlediniz bakanlıklar, soruyorum size. Müdahil olmak demek taraf olmak demektir. Yaşamaya taraf olun kadınlar için, çocuklar için, tüm canlılar için. Elimizde imkan olmamasına rağmen biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Tek imkanımız ve gücümüz eşit özgür yaşayacağımıza olan inancımız, politik örgütlülüğümüz. Buradaki kadınlar bizim tek gücümüz! Sizin yetkiniz var, polisiniz var, yasanız var, yargınız var, her şeyiniz var! Her gün bütün ekranlarda, meydanlarda konuşma hakkınız var. Biz bu imkansızlıklarla nice kadın cinayetini durdurabiliyorsak eğer, nice istismarcıyı, faili açığa çıkartabiliyorsak, sadece davanın açılmasını beklemeden şüpheli kadın ölümlerinde gerçekleri açığa çıkartabiliyorsak, siz bakanlık olarak çok daha fazlasını yapabilirsiniz.  Yapmadınız, yapmıyorsunuz! İstismara uğrayan her bir çocuk için suçlusunuz! Ve sizler de yargılanacaksınız! Bunca yıldır her kimin ihmali varsa hepsini birer birer bizler açığa çıkaracağız. Her bir çocuğun hesabını soracağız. “

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kadın Meclisleri: Kadın cinayetlerini durdurmak isteyenler mücadelemize baksınlar-VİDEO

    Kadın Meclisleri: Kadın cinayetlerini durdurmak isteyenler mücadelemize baksınlar-VİDEO

    PİRHA- Kadın Meclisleri ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 8 Mart’a ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada,” Kadınları o kutsal ailelerin içerisine sokmaya çalışacağınıza, karakol kapılarında çantalarında şikayet dilekçeleriyle evlerine geri gönderdiğiniz, 6284’ten yararlanmasına izin vermediğiniz kadınları koruyun” denildi.

    Kadın Meclisleri ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Ankara Sakarya Caddesi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı.” Özgür şehirler, sokaklar, yaşamlar kuracağız” şiarıyla yapılan açıklamada platform adına Tuana Gençay konuştu.

    “SİZİN YAPMANIZ GEREKEN CEMAAT YURDU AÇMAK DEĞİL KADIN SIĞINMA EVLERİ AÇMAKTIR”

    Tuana Gençay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kadınları aileden ayıran zihniyeti tehlikeli buluyoruz” dediğini hatırlattı. Gençay, “Geçtiğimiz 8 Mart’tan bu yana Filistin’de, Gazze’de İsrail’in soykırım boyutuna ulaşan saldırılarını gördük. Afganistan’da kız çocuklarının okula gönderilmediğini, İran’da baş örtü dayatmasının nasıl kadınların canlarına mal olduğunu gördük. Dünyada otoriter rejimin kadınları kıskacı altına almaya çalıştığını gördük. Ülkemizde 338 kadın cinayeti işlendi, 248 kadının ise ölümü şüpheli bırakılmaya çalışıldı. Hala ölümü aydınlatılmadan 248 kadın kardeşimiz var bu ülkede.

    Kadınları o kutsal ailelerin içerisine sokmaya çalışacağınıza, karakol kapılarında çantalarında şikayet dilekçeleriyle evlerine geri gönderdiğiniz, 6284’ten yararlanmasına izin vermediğiniz kadınları koruyun. ÇEDES protokolü ile abilik ablalıkla çokta uzak olmayan bir geçmişi hatırlatmak istiyorlar bize. Görüyoruz laiklik söylemleri, laiklik karşıtlıkları sadece söylem olarak kalmadı. Diyanet’in sağlık alanından, eğitim alanına, hayatımızın her alanında kadınların kamusal alandan çıkması için kullanıldığını görüyoruz. 6284’e saldırdıklarını görüyoruz. Anayasanın işleyişine saldırdıklarını görüyoruz. Ama en önemlisi laikliğin teminatı olan Medeni Kanun’u tartışmaya açmaya çalıştıklarını görüyoruz. LGBTİQ+’ların nefretle her geçen gün hedefe koymaya çalıştıklarını görüyoruz. Hal böyleyken, yerel seçimler gelirken görüyoruz değil mi? Hiç sığınma evinden bahsetmiyor o adaylar neyden bahsediyorlar? Mahallelerde açtıkları cemaat yurtlarından bahsediyorlar. Sizin yapmanız gereken cemaat yurdu açmak değil her mahallede kadın dayanışma birimleri açmaktır, kadın sığınma evleri açmaktır. Bunları yapmayanlar kadınlar için seçimlerde hiçbir şey vaat edemezler. Seçimler gelirken ne vaat ediyor bu iktidar, bu adaylar; kadınları otobüslerle geç saate kalırlarsa evlerine bırakacaklarmış, pembe otobüsler yapacaklarmış kadınlar için. Kadınları şiddet görmesinler diye kamusal alanlardan dışlayacaklarmış. Kadın cinayetlerini böyle durdurmak mümkün değil. Kadın cinayetlerini durdurmak isteyenler buradaki kadınların söylediklerine baksın. Bizim mücadelemize baksın” dedi.

    “MÜCADELEDEN KOPARTMAK İÇİN AİLELERİNİ ARADIĞINIZ KADINLAR BUGÜN BURADA”

    Kendisini polis olarak tanıtan kişiler tarafından 25 Kadına Şiddetle Mücadele Gününü katıldığı için ailesinin arandığını belirten platform üyesi Şevval Erdoğan, 25 Kasım eylemlerine katıldığı için ailesi aranan kadınlardan biriyim kişisel verilerin korunmasını, özel hayatın gizliliğini ihlal ederek yapılan bu aramalarda aileme var olan işimi kaybedebileceği, gözaltına alınabileceğim ettiğim söylendi. Yapılan bu aramalarla evlere hapsedilen kadınların mücadelesinin önü kapatılmaya çalışılıyor. Atılan tüm bu iftiralara her zaman yaptığımız gibi anayasal haklarımızla cevap verebilmek için reşit kadınların ailelerinin bu hukuksuz aranmaları ile ilgi suç duyurusunda bulundum. Sonucunda savcılık şüphelilerin tespit edilemediğini, yeni delil bulunma imkanının olmadığını belirterek dosyayı kapattı. Bu suç duyurusunun ardından ailelerimiz aynı kişiler tarafından tekrar arandı. Biz korkmuyor ve anayasal haklarımızı kullanıyoruz.

    Hakları, hayatları için mücadele eden kadınların sayısının çoğalmasından korkmuş olanlara, ‘arkasında duramayacağınız hukuksuzluklara kalkışmayın’ diyoruz. Ankara Kadın Meclis’i üyelerinin ailelerini araması için bir polis memuru görevlendiren devlet, neden koruma kararlarına rağmen Mersin’de boşandığı erkek tarafından öldürülen Mervegül’ü, Ankara’da boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürülen Ümmühan Karagöz’ü korumak için birer polis görevlendiremedi. Bu korkusuzluğu, bu cüreti elinizden alacağız. Sizden korkmuyoruz. Mücadeleden kopartmak istediğiniz için ailesini aradığınız kadınlar bugün burada, ben buradayım” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Bir yılda 338 kadın öldürüldü, 248 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu’ – VİDEO

    ‘Bir yılda 338 kadın öldürüldü, 248 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu’ – VİDEO

    PİRHA – Kadın Meclisleri, İstanbul Eğitim Sen 3 No’lu Şube’de düzenlediği basın toplantısında 8 Mart 2023 – 8 Mart 2024 tarihleri arasında erkekler tarafından 338 kadının öldürüldüğünü, 248 kadının şüpheli şekilde ölü bulunduğunu belirtti. Açıklamada, “Artık erkek şiddeti sadece kadınları değil, aynı zamanda kadınları korumak için mücadele eden yakınlarını da hedef alıyor” denildi. 

    Kadın Meclisleri ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu(KCDP) İstanbul Eğitim-Sen 3 Nolu Şube’de düzenlediği basın toplantısında 8 Mart 2023’ten bugüne dek son 1 yılın kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü raporunu paylaştı. Basın toplantısına Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken, Özgecan Aslan’ın kuzeni Karanfil Aslan katıldı.

    Rapor verilerini Kadın Meclisleri temsilcisi Esin İzel Uysal okudu.

    “ŞİDDET BOYUT DEĞİŞTİREREK SÜRMEYE DEVAM EDİYOR”

    Raporun tamamında şunları kaydedildi:

    “Geçtiğimiz yıl 8 Mart’tan bu yana 338 kadın cinayeti işlenmiş, 248 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. Öldürülen 338 kadından 96’sı boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile 15’i ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesiyle, 26’sı bunların dışındaki diğer bahanelerle öldürüldü. 200 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 200 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.

    “KADINLAR KİMLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ?”

    Öldürülen 338 kadının 134’ü evli olduğu erkek, 47’si birlikte olduğu erkek, 36’sı eskiden evli olduğu erkek, 35’i bir tanıdık, 21’i oğlu, 19’u akrabası, 17’si eskiden birlikte olduğu erkek, 11’i babası, 6’sı kardeşi, 2’si tanımadığı biri tarafından öldürülmüştür. 10 olayda ise failin yakınlığı tespit edilememiştir.

    “KADINLAR EN ÇOK EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ”

    Geçen yıl 8 Mart’tan bu yana öldürülen kadınlardan %63’ü evlerinde öldürüldü. Kadınların 212’si evinde, 67’si sokakta, 13’ü ıssız yerde, 10’u arabada, 9’u iş yerinde, 6’sı otelde, 2’si eğlence mekanında, 11’i bunların dışında bir yerde öldürülmüştür. 8 kadının ise nerede öldürüldüğü tespit edilememiştir.

    “KADINLAR EN ÇOK ATEŞLİ SİLAHLA VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ”

    Öldürülen kadınların 200’ü ateşli silahlarla, 96’sı kesici aletle, 20’si boğularak, 12’si darp edilerek, 2’si yakılarak, 2’si yüksekten atılarak öldürüldü. 6 kadının nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi.

    “HER YAŞTAN KADIN ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ”

    8 Mart 2023’ten bu yana öldürülen kadınların 115’i 19-35 yaş arası genç kadınlar. Öldürülen 338 kadından 16’sı ise 18 yaşından küçüktü.

    “KADINLAR KORUNMAK İÇİN BAŞVURU YAPMALARINA RAĞMEN ÖLDÜRÜLDÜ”

    12 kadın koruma kararlarına rağmen öldürüldü. Öldürülen 315 kadının tedbir kararı durumu tespit edilemiyor. Bu kadınların tedbir kararı alabilecekleri kurumlara erişebilirliklerinde bir aksaklık olduğunu gösteriyor. Ulaşabildiğimiz verilere göre 36 kadın fail ile boşanmak için adli süreç başlatmış, 19 kadın ise fail hakkında polis ve savcılığa şikayette bulunmuştur.

    “FAİLLER KADINLARIN YAKINLARINI DA HEDEF ALIYOR”

    8 Mart 2023 tarihinden bu yana toplam 338 kadın cinayeti işlendi. Bu kadın cinayetlerinin 100’ünde kadınlar yakınlarıyla birlikte hedef alındı. Artık erkek şiddeti sadece kadınları değil, aynı zamanda kadınları korumak için mücadele eden yakınlarını da hedef alıyor.

    “KADINLARIN ÇALIŞMA DURUMU TESPİT EDİLEMİYOR

    Ulaşılabilen veriye göre öldürülen kadınların 60’ının bir işyerinde çalıştığı bilinmektedir; 10’u bir işyerinde çalışmazken 268’inin ise çalışma durumu ise bilinememektedir. Ulaşabildiğimiz verilere göre öldürülen 338 kadının 173’ünün çocuğu vardı, 5’i hamileydi. 140 kadının ise çocuk sahibi olup olmadığı tespit edilemedi. Ulaşabildiğimiz verilere göre bu yıl öldürülen 338 kadının 163’ü evli, 82’si bekardı. 93 kadının ise medeni haline dair bilgi tespit edilemedi.”

    “MERVE GÜL BÜTÜN KADINLAR ADINA MÜCADELE EDEN BİR ARKADAŞIMIZDI”

    Kadın Meclisleri temsilcisi Esin İzel Uysal, Mersin’de öldürülen Merve Gül’ü anarak şunları söyledi:

    “Öldüren bütün kadın arkadaşlarımız 338 kadın 8 Mart’tan beri hayatını kaybeden bütün kadınlar, her biri eşitlik ve özgürlük için mücadele eden kadınlardı. Kendi hayatlarına kendisi karar vermek isteyen yolunu kendisi çizmek isteyen kadınlardı ve iktidar bu kadınların niye öldürüldüğünü açıklayamasa da yok saymaya çalışsa da biz biliyoruz ki bu kadın arkadaşlarımız kendi hayatlarına karar vermek istedikleri için eşitlik istedikleri için özgürlük istedikleri için öldürüldüler. Ne yazık ki hayatını kaybeden kadınlar arasında Mersin’de öldürülen Merve Gül arkadaşımız da vardı. Merve Gül, bütün kadınlar adına bu mücadeleyi yürüten bütün kadınların kurtuluşunu isteyen ve bunun için mücadele eden yol arkadaşlarımızdan birisiydi. Birlikte yol yürüdüğünüz bir arkadaşımızdı ve ne yazık ki boşandığı erkek tarafından hayatını kaybetti.”

    “ÖZGÜRLÜK YOLUMUZU KENDİMİZ AÇACAĞIZ”

    Uysal, kadınlara şu çağrıda bulunarak, Bugün aramızda Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken ile birlikte Özgecan Aslan’ın kuzeni Karanfil Aslan, bizimle. Onlarla beraber bütün kadınlara bir söz vermek isteriz. Sevgili kadınlar korkmayın. Bu iktidar bütün saldırılarına rağmen ellerinden gelen arkalarına koymasınlar. Medeni Kanun’a dokunamayacaklar, 6284 Sayılı Kanun’a dokunmayacaklar. Ve biz kadın cinayetlerini durduracağız, özgürlük yolumuzu kendimiz açacağız” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Kadınların özgürlük ve laiklik yürüyüşünde biz de varız’

    ‘Kadınların özgürlük ve laiklik yürüyüşünde biz de varız’

    PİRHA- ABF Kadın Meclisi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla ‘Laik ve özgür yaşayacağız, kadın cinayetlerini durduracağız’ şiarıyla yapılan yürüyüşe katılacaklarını duyurdu.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ‘Laik ve özgür yaşayacağız, kadın cinayetlerini durduracağız’ şiarıyla 12 Kasım saat 14.00’te Kartal Meydanı’nda bir yürüyüş düzenleyecek. Yürüyüşe çok sayıda kadın örgütü ve demokratik kitle örgütlerinden kadınlar katılım gösterecek. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi de bu yürüyüşe destek vereceğini duyurdu. ABF X hesabından yapılan paylaşımda ” Kadınların özgürlük ve laiklik yürüyüşünde biz de varız. 12 Kasım’da en güçlü şekilde Kartal’da olacağız” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP ve Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi: Mücadeleyi ve örgütlenmeyi güçlendireceğiz

    HDP ve Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi: Mücadeleyi ve örgütlenmeyi güçlendireceğiz

    PİRHA- HDP ve Yeşil Sol Parti Kadın Meclisleri gerçekleştirdikleri toplantı sonrası yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada özgürlük ve eşitlik için yeniden yapılanma sürecinde oldukları ifade edildi. Açıklamada, “Mücadeleyi ve örgütlenmeyi güçlendirerek kendimizi savunacağız, çoğalacağız, birlikte inşa edeceğiz” denildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ( Yeşil Sol Parti) Kadın Meclisleri 5 Haziran tarihinde gerçekleştirdikleri toplantının sonuç bildirgesini yayınladı. Bildirgede şu ifadelere yer verildi;

    “ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK İÇİN YENİDEN YAPILANMA SÜRECİNDEYİZ”

    HDP ve Yeşil Sol Parti Kadın Meclisleri olarak, 14 ve 28 Mayıs seçim süreci ve sonuçları üzerinden değerlendirmelerimizi, eksik kaldığımız taraflarımızı, hatalarımızı, sorunlarımızı sorguladığımız ve çıkış yolu aradığımız toplantımızı gerçekleştirdik. Kadın özgürlük ve eşitlik mücadelesini savunma kararlılığıyla yeniden yapılanma sürecini tartışmanın başlangıcını bu toplantımızla yaptık.

    Seçim sürecinde kadın özgürlükçü paradigmamızın getireceği değişimden korkan iktidar ve ittifakları kadınlara yönelik saldırılarını büyütmüş ve kazanımlarımızı pazarlık konusu yapmıştır.  Bizler, seçim örgütleme çalışmalarımızda kadın düşmanı ittifakların ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, nefret söylemleriyle mücadele etmeyi her koşulda sorumluluk olarak ele aldık.

    “İTİBARSIZLAŞTIRMAYA GEÇİT VERMEYECEĞİZ”

    Bu yüzden kadın özgürlük mücadelemize yönelik yargı ve gözaltı şiddeti seçim sürecinde de aratarak devam etti.

    Seçimlerde ve sonrasında, kadın özgürlükçü paradigmayı esas alan partimizin fikriyatına yönelik oluşturulan her türlü saldırı, kadın mücadelemizin fikriyatına dönük bir saldırıdır. Kürt kadın mücadelesinin büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlarına kayyım atayan, gözaltı ve tutuklamalarla mücadelemizi sindirmeye çalışan kadın düşmanı faşist iktidarın hedefini biliyoruz. Hedeflenen kadın özgürlük mücadelemizdir, büyüyen kadın dayanışması ve örgütlülüğüdür.

    İktidarın dijital medya aracılığıyla Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan şahsında kadınların demokratik siyasette yer almasına da saldırıdır. Elbette ki bizler her türlü eleştiriye açık ve özeleştiri verilmesi gereken hususlarda özeleştiriyi verecek sorumlulukta olan bir partiyiz. Ancak ortaya atılan ve haddini aşan “eleştiri” adı altında kadın siyasetimizi itibarsızlaştıran her türlü iktidar oyunlarına da geçit vermedik, vermeyeceğiz. Bunun kadın özgürlükçü paradigmamıza yönelik bir saldırı olduğunu tüm kadınlar bilmektedir. Bu yöntemlerle ne kadın siyasetimizi durdurabilirsiniz ne de kadın mücadelemizin kazanımlarını geriye götürebilirsiniz.

    “SAVAŞA KARŞI KADIN MÜCADELESİNDE ISRARCIYIZ”

    Kürt sorununun demokratik çözümü yerine savaşa dayalı politikalar kadın düşmanı politikaları yeniden üreterek derinleştirmektedir. İmralı’da mutlak tecrit devam ettikçe hepimiz biliyoruz ki iktidar kadınlara ve kazanımlarına saldırmaya devam edecektir. O yüzden savaşa karşı onurlu barış politikaları için tecritin kalkması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.

    Biliyoruz ki, mücadele hattımız ve fikriyatımız cezaevlerinde kadın yoldaşlarımız şahsında rehin alınmak istenmektedir. Bizler her koşulda cezaevindeki siyasi tutsakların özgürlüğü için mücadeleyi yükselteceğiz. Kadın Meclisimiz yeniden yapılanma hattıyla cezaevlerinden sokaklara kadın dayanışmasını büyütecektir.

    Emeğimizle bugünlere geldik. Tarihsel olan kadın mücadelesinin kararlılığını seçim sonuçlarına asla indirgemeyeceğiz. Seçim sürecine yönelik kadın beyannamemizin içeriğini kadın hareketlerinin ve Kürt kadın mücadelesinin birikimlerini esas alarak kolektif bir şekilde hazırladık. Kadın hareketlerinin ortak mücadelesini seçim sürecinde de çalışmalarımıza yansıtma kararı aldık. Ancak seçim bildirgemizin içeriğine denk olacak bir çalışma bütünlüğünü sağlayamadığımızı tespit ettik. Bildirgemizde yer almasına rağmen temsiliyetlerini sağlayamadığımız engelli kadınlar, cinsel kimlikler, inançlar ve halklar gibi çoğulculuğu sağlayacak bir temsiliyeti siyaset olarak sağlayamadık. Yaşadığımız eksiklik bizler için kabul edilebilir değildir. Bizler, HDP ve Yeşil Sol Parti Kadın Meclisleri olarak yeniden bir yapılanma sürecine giriyoruz. Yerellerde başlatacağımız kadın toplantılarımızla mücadele hattını kararlılıkla ortaya koyacağız. Bir yandan eksikliklerimizi tamamlayacağız bir yandan yeniden yapılanmayla bütün kadınlara ulaşacak bir örgütlenme seferberliği başlatacağız. Bu süreçteki özeleştirimizi daha çok çalışarak ve mücadeleyi büyüterek sağlayacağız.

    “BİZLER HER YERDEYİZ”

    Bizler seçim sonuçlarına göre mücadelemizin haklılığını ölçmeyiz. Kaybeden kadınlar olmadığı gibi kazanan da tek adam rejimi ve kadın düşmanı ittifak değildir. Kazanımlarımızdan da gasp edilen haklarımızı geri almaktan da vazgeçmeyeceğiz. Bu dönem parlamento daha erkek egemen bir biçim almıştır. Ancak bizler bir meclisten daha fazlayız. Temsiliyeti sokaklardan meclise taşıyanlarız. Yaşamın her alanındayız.

    Otoriter rejim kendini tahkim etme konusunda yeni bir evreye girmiştir. Başta kadın hareketleri olmak üzere bütün mücadele dinamikleri yeni döneme göre yeniden yapılanma içine girecektir. Giderek yükselen erkek egemen politikalar karşısında hem toplumsal yaşamda hem partimizde hem de parlamentoda daha güçlü bir mücadele hattını yürüteceğiz. Bizler bu süreci her kurulumuzda, yerelde tartışmaya ve yol almaya hazırlanıyoruz.

    Hiç kimse bizleri itmeye çalıştıkları umutsuzluğa düşmesin. İyi ki örgütlü kadın mücadelemiz var. Kadın dayanışması ve mücadelesi var. Mecliste de sokakta da kadın düşmanlarına geçit vermeyecek olan biz kadınlar buradayız.

    “MÜCADELE ETMEK DIŞINDA BİR SEÇENEĞİMİZ YOKTUR”

    Bütün kadınlara çağrımızdır. Bizler kimliklerimizle, inançlarımızla, dillerimizle, emeklerimizle tüm farklılıklarımızla birlikte kadın dayanışmasını büyüteceğiz. Mücadele etmek dışında bir seçeneğimiz yoktur. Mücadeleyi ve örgütlenmeyi güçlendirerek kendimizi savunacağız, çoğalacağız, birlikte inşa edeceğiz.   

    Tüm baskılara rağmen seçimlerde emek harcayan, değişimde ısrar eden ve mücadelemizi yükselten kadınlara teşekkür ediyoruz. Gelecek, istediğimiz renklerle boyanmak üzere hala bizimdir.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘İçişleri Bakanlığı’nın para verdiği cemevi kadınların başını örtmesini istedi’ (2) -VİDEO

    ‘İçişleri Bakanlığı’nın para verdiği cemevi kadınların başını örtmesini istedi’ (2) -VİDEO

    PİRHA- PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi ve Kadın Meclisi Sözcüsü Fadime Türkyılmaz, kadın meclislerinde yaptıkları çalışmaları ve kadınların kurumlarda yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor. Türkyılmaz, “Kadınlar cemevlerinde yönetimde olsalar bile orada, etkinlik yapacak erkeklere hizmet ediyor. Önümüz açılmadığı gibi kesiliyor. Çünkü erkekler artık bizden korkuyor” dedi. Türkyılmaz ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nın verdiği 150 bin TL’yi alan cemevi yönetiminin semah dönen kadınların başını örtmesini, etek giyinmesini istediğini belirterek, tepki gösterdi. 

     

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi üyesi kadınlar, Ankara ve Mamak bölgesi yerelinde yaptıkları çalışmaları ve yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor.

    PSAKD Mamak şubesi ve Kadın Meclisi Sözcüsü Fadime Türkyılmaz PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede, Alevi örgütlerinde kadınlarının önünün açılmadığı gibi kesildiğini, erkeklerin kadınların direngenliğinden korktuğunu belirtti.

    Belediyelerle olan ilişkilerine de değinen Türkyılmaz, AKP’li Mamak Belediyesi’nin eksiklerini gidermeleri karşılığında belediye başkanının adının yazılı olduğu tabelayı dernek girişine asmalarını istediğini anlattı. İçişleri Bakanlığı’nın Mamak’taki cemevlerine 150 bin TL gönderdiği bilgisini de veren Türkyılmaz, bir cemevinin bu parayı kabul ettiğini söyledi.

    “HALA BUGÜN CEMEVİNDE KADINLAR BULAŞIKTAN ÖTEYE GİDEMİYOR”

    Alevi kadınlar olarak kurumlarda yeterince yer alamadıklarını ve bu konuda önlerinin açılmadığını söyleyen Türkyılmaz, kendine ‘solcuyum’, ‘ilericiyim’ diyen birçok erkeğin erkek ideolojinin etkisi altında olduğunu ifade etti.

    Kadınların önünün açılmadığı gibi kesildiğini de dile getiren Türkyılmaz, “Örneğin seçimlere gittiğimizde yönetimlerde kadın olması konusunda dayatmalarda bulunuyoruz. Ancak kadın bilinci olmayan, kendine biat edecek, erkek genel başkan ya da şube başkanı ne dediyse ‘olur başkanım’ diyecek, 90-60-90 kadın seçip onları yönetime getiriyorlar. Bizim yapmak istediğimiz ise bu değil. Aksine kadınların söz, yetki, karar sahibi olduğu ortamlar istiyoruz. Bunun için kota istiyoruz. Bazı canlar çıkıyor diyor ki, kota Alevi örgütünde ihanettir, olmamalı. Çünkü bizim felsefemiz de kadın erkek yok, can var diyorlar. Ancak bu söze sığınarak kadınları yok sayıyorlar. Hala bugün cemevinde kadınlar bulaşıktan öteye gidemiyor. Kadınlar cemevlerinde yönetimde olsa bile çay yapıyor, temizlik yapıyor, orada etkinlik yapacak erkeklere hizmet ediyor. Bundan öteye geçemiyorlar. Bu kadınlara bir görev olarak veriliyor. Ama bu tür işler kadınların görevi değil. Bu yüzden asla kadınların önünün açıldığına inanmıyorum” şeklinde konuştu.

    “ERKEKLER ARTIK BİZDEN KORKUYOR”

    Kadınların haklarını alma noktasında mücadelenin alttan dip dalga gibi gelmesi gerektiğini vurgulayan Türkyılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Haklar hiçbir zaman bize sunulmaz. Biz mücadele ederek, dişimizle tırnağımızla haklarımızı almalıyız.  Kim çıkıp da Alevi kurumlarında biz kadınların önünü açtık derse, yalan söylüyordur. Aksine kadın biraz ön plana çıktığında çelme takıyorlar, iftira atıyorlar. Daha birkaç gün önce Mamak’ta yaşadık bunu. Çünkü erkekler artık bizden korkuyor. Kadın tuttuğu taşı bırakmıyor. Kadın mücadele verdiği alanı bırakmıyor. Burjuvazi de bunun bilincinde ve hatırlarsınız ‘önce kadınları vurun’ diye bir söz vardır, tarihte söylenmiş. Kadınlar daha direngenler. Buradaki bütün kadınların ayrı ayrı hikayesi var. Hepsi çocukları için, onları büyütmek için ne zorluklarla mücadele edip bugünlere geldiler. Ama bir erkek olsaydı emin olun ya bırakıp giderdi ya da ikinci kez evlenirdi. Çoluğu çocuğu da çok umurumda olmazdı. Biz annemize ‘aba’ derdik. Anneler gerçekten abadır. Aba demek derleyen, toplayan, eteğinin altına alan, koruyandır. Biz annemize iyi ki aba demişiz. Bunun farkına anne olduktan sonra vardım.”

    “BİZ KADINLAR HER ŞEYE İKİ KAT DAHA FAZLA EMEK HARCAMAK ZORUNDA KALIYORUZ”

    Mamak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin kadınlar üzerinden çalışmalarının yürüdüğünü dile getiren Türkyılmaz, “Ayrıca ilginç bir şey yaşıyoruz, burada kadınlar olunca erkekler daha az uğruyorlar. Geçtiğimiz seçimlerde şöyle bir şey yaşamıştık. Buradaki erkekler kendi aralarında şöyle konuştular, ‘kaybettin hem de bir kadın kazandı’ Bu cümlenin içinde kin ve nefret var, ötekileştirme var, küçümseme var, yok sayma var, her şey var. O yüzden biz kadınlar her şeyi daha fazla yapmak zorunda kalıyoruz. İki kat emek harcamak zorunda kalıyoruz. Her gün burayı kadınlar açıyor. Erkekler buraya geliyor, ‘Bir çay alabilir miyim?’ diyor. Çay içer de gidin alın, diyoruz. Çünkü alışmışlar, bir kadın onlara çay getirmeli, onların attığı izmariti süpürmeli… Vallahi kimse kusura bakmasın. Biz birey olma yolunda hareket ediyorsak, bireyliğimizi de hayata geçirmek zorundayız. Kadın sorunu çözülmeden, kadınlar olmadan hiçbir konuda ilerleme sağlanamaz. Sendikalarda, derneklerde şunu yaşardık, siz bir durun, bir devrim olsun ondan sonra sizin sorununuzu çözeriz. Böyle diyen erkek arkadaşlara hemen Stalin’i örnek gösterirdim. Kadınlar kamusal alandan alındığında, kadınların bağımsız örgütü lağvedildiğinde geriye dönüş yaşanır. Bunu Sovyetler de Rusya’da gördük” dedi.

    “MAMAK BELEDİYESİ, EKSİKLERİNİZİ TAMAMLAYALIM SİZDE BİZİM ADIMIZI BURAYA YAZIN, DEDİ”

    Yaptıkları çalışmalarda belediyelerle olan ilişkilerine de değinen Türkyılmaz, Mamak Belediyesi’nin AKP’li olduğunu hatırlatarak şunları kaydetti:

    “Bir gün Mamak Belediyesi’nin bir dolmuşu derneğimize geldi. Belediyenin aracından inen arkadaş benim eskiden sendikadan arkadaşımdı. Geldi ve dedi ki, Mamak Belediye Başkanı’nın sana selamı var. İsterseniz çatınızı yapalım, şu kadar masa, sandalye verelim, eksiğiniz neyse tamamlayalım. Ama Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önüne de bir tabela asalım ve üzerine ‘Bu derneğin tüm eksikleri Belediye Başkanı Murat Köse tarafından yapılmıştır’ diye yazalım, dedi. Cevap olarak dedim ki, git o başkana söyle, biz bir masa bir sandalyeye kendimizi satacak değiliz. Değil buranın tadilatını yapmak, bize 10 katlı binalar da verseler biz satılık değiliz. İkinci olarak da seni neden buraya gönderdi biliyor musun, dedim. Çünkü sen benim eski arkadaşımsın, bunu bildiği için seni gönderdi. Ayrıca Alevisin, duygusal davranacağımızı zannetti. Bizim hiçbir şekilde Mamak Belediyesi ile ideolojik, organik ve diğer bir şekilde bağımız olamaz, olmamalıdır. Cemevleri için de aynısı geçerlidir. Belediyeler yapıyor cemevlerini, anahtarını alıyor ve üzerinde söz sahibi olacağını zannediyor. Biz bu gecekonduda kırık sandalyelerde otururuz ama onurumuzla, kimliğimizle, kişiliğimizle omurgalı olarak otururuz. Böyle düşünüyoruz.”

    “O ALINAN 150 BİN LİRA MAMAK HALKINA, ALEVİLERE ASİMİLASYON OLARAK DÖNÜYOR”

    CHP’li Çankaya ya da Yenimahalle belediyelerinden çalışmaları ve etkinleri için karşılıksız yardımlar aldıklarını kaydeden Türkyılmaz, İçişleri Bakanlığı’nın cemevlerine 150 bin TL gönderdiğini ve Mamak’ta bulunan bir cemevinin bu parayı aldığını anlatarak şunları aktardı:

    “Çankaya Belediyesi ya da Yenimahalle Belediyesi’ne gidiyoruz anmalar da etkinliklerde otobüsler, stantlar, ses sistemi vesaire ne gerekiyorsa istiyoruz. Belediyeler ilk olarak kendi bölgemiz dışında başka bir yere veremeyiz, diyorlar. Araya başkalarını sokuyorum, tanıdıklar aracılığıyla istediklerimizi alabiliyoruz. Ama Mamak Belediyesi’nden Bir çöp dahi almadık ve almayacağız da. Dün cemevi Başkanı Mehmet Uzuner buraya geldi ve cemevine 150.000 lira vereceklerini söyledi. İçişleri Bakanlığı göndermiş bu parayı. Ne yapalım, diye sordu. Ben de asla kabul etmemesi gerektiğini söyledim. Çünkü bu asimile etmenin, satın almanın diğer bir yoludur. Mehmet Uzuner o parayı almadı, almazda ama buradaki başka bir cemevi bu parayı aldı. Ve kadınlar gelip bize diyor ki, semah dönerken etek giymemizi istiyorlar, çünkü oradaki parayı alan cemevi böyle istemiş. Semah dönerken başlarını örtmeleri istenmiş. İşte 150 bin liranın bedeli bize bu şekilde yansıyor. Oysaki biz ne kafamızı örteriz ne de semah dönerken etek giyeriz. Nasılsak o şekilde semahımızı döneriz. O alınan 150 bin lira Mamak halkına, Alevilere böyle dönüyor.”

    “EV İÇİ EMEK ÜCRETLENDİRİLMEMELİ, ÇÜNKÜ BU DURUM KADINI EVE HAPSEDİYOR”

    Son olarak kadınlara çağrı yapan Türkyılmaz ev içi emek sorununa değinerek, “Bir ara ücretlendirilirsin mi ücretlendirilmesi mi diye tartışılıyordu. Biz bu ev içi emeğin asla ücretlendirilmemesinden yanayız. Çünkü ev içi emeği ücretlendirerek kadını eve hapsediyor. Devlet bunu bir ara ücretlendirdi. Evinde hasta bakan, engelli bakan, çocuk bakan kadınlara bir miktar para verildi. Böyle olunca o kadın evde kaldı ve sokağa çıkamadı. Bu kadın özgürlüğüne vurulmuş bir darbedir. O yüzden ev içi emek asla ve asla ücretlendirilmemeli ancak kadının sosyal güvenliği sağlanmalıdır. Kadına ücret verdiğinde kadın evden çıkmıyor. Kadınlara buradan örgütlenme çağrısı yapıyorum. Kadınlar örgütlenmeden özgürlük olmaz, laiklik gelmez. Laikliği neden önemsiyorum çünkü zorunlu din derslerine yıllarca karşı çıktık, 4+4‘lerle çocuk gelinler, çocuk çıraklar yetiştirdiler. Biz bunlara somut bir kazanım elde demesek de karşı çıkmaya devam ediyoruz ve edeceğiz de. Biz bitti demeden bitmez. Mücadeleye devam diyorum ve kotayı da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin tüzüğüne koyduracağıma söz veriyorum. Daha yapacak çok işimiz var. Biz birey olmadığımız sürece bu toplum ezilmeye, hor görülmeye mahkum. Biz ne ikinciyiz ne öteki ne beriki. Biz bir bireyiz. Vardık, varız, var olacağız” ifadelerini kullandı.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

    İLGİLİ HABER

    >‘Evde babalar patron, kadın işçi, çocuklar çıraktır; bunu yıkmamız gerekir’ (1)

  • ‘Evde babalar patron, kadın işçi, çocuklar çıraktır; bunu yıkmamız gerekir’ (1) -VİDEO

    ‘Evde babalar patron, kadın işçi, çocuklar çıraktır; bunu yıkmamız gerekir’ (1) -VİDEO

    PİRHA-PSAKD Mamak Şubesi Başkanı ve Kadın Meclisi Sözcüsü Fadime Türkyılmaz, kadın meclislerinin çalışmalarına ve kadınların yaşadıkları sorunlara ilişkin PİRHA’ya konuştu. Türkyılmaz, “Kadın meclisi genel merkeze bağlanmamalı, şube yönetimine bağlanmamalı. Eğer bağlanırsa oradaki başkana ters geldiği takdirde meclisi lağvedebilir. Bizim isteğimiz tüzüğe kadın meclislerinin konulmasıdır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi üyesi kadınlar, Ankara ve Mamak bölgesi yerelinde yaptıkları çalışmaları anlattı. Kadınlar, yaşadıkları sorunlara da değinerek, kadın sorununa ve çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundular. Örgütlenmenin önemine dikkat çeken kadınlar, kadın meclislerinde diğer kadınlarla bir araya geldikten sonra kendilerini daha güçlü hissettiklerini vurguladılar.

    Üç bölüm halinde yayınlayacağımız haberimizde PSAKD Mamak Şubesi ve Kadın Meclisi Sözcüsü Fadime Türkyılmaz, PİRHA’ya yaptığı değerlendirmelerde, 3 yıl önce PSAKD bünyesinde ilk kadın meclisini kurduklarını belirterek, bilinçli, güçlü ve direngen çok sayıda Alevi kadının var olduğunu söyledi.

    Kadınların örgütlenmesine yeterince önem vermediklerinin farkına vardıklarını da sözlerine ekleyen Türkyılmaz, Alevi kurumlarında oluşturulan kadın meclislerinin derneğin tüzüğüne bağlı olması gerektiğini, aksi halde bağlı olduğu başkanlığa ters geldiğinde lağvedilebileceğini ifade etti.

    “BAŞKANLIĞA KARŞIYIZ, ÇÜNKÜ BAŞKANLIK DEMEK ERK DEMEKTİR”

    Kendisine ‘başkan’ denilmesini istemediğini belirterek sözlerine başlayan ve Mamak yerelinde yaptıkları çalışmalara değinen Türkyılmaz şunları aktardı:

    “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi’nin başkanı diye tanımlamayın beni. Çünkü biz de başkanlık yok. Başkanlık erk gerektirir. Biz erke karşı olduğumuz için bizde başkanlık yoktur. O yüzden bizim adımız Mamak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi’dir ve yürütmede birkaç arkadaşımız vardır. Ama bizde başkan yoktur. Biz kadın meclisi olarak pandemide kimsenin burnunu dahi dışarıya çıkaramadığı zamanlarda burada 100 küsur öğrenciyi giydirdik. Burada ekmeği aşı olmayan insanlara ekmek, aş götürdük ve bunu yaparken de havanın kararmasını bekledik. Çünkü bizde bir elin verdiğini diğer el görmez, bu öğretiyi önemli olan yaşamda hayata geçirmektir. Sadece lafta söylemek bizi Alevi kılmaz diye düşündüğümüz için böyle bir uygulama yaptık. Pandemi sürecinde zoom üzerinden kadın meclisi olarak eğitimler yaptık. Biz kadınlar bir araya gelmeliyiz, örgütlenmeliyiz, kadın emeğinin farkına varmalıyız ve kadınsız hiçbir şeyin olmayacağını, olmadığını hayata ve insanlara aktarmalıyız dedik. En son 25 Kasım dünyada kadına yönelik şiddete karşı mücadele gününde, kadın meclisi olarak bir panel gerçekleştirdik. Panelin sonunda da halaylar çektik. Belki bu ters gelebilir bazılarına ama bizim halaylarımız birlikteliği temsil eder, gücü temsil eder, dayanışmayı temsil eder.”

    “İLK KADIN MECLİSİNİ MAMAK PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ OLUŞTURDU”

    Türkiye’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 83 şubesi olduğu ve ilk kadın meclisini Mamak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin oluşturduğu bilgisini veren Türkyılmaz, “3 yıl önce oluşturduk meclisimizi. Kurulduğumuz günden bugüne genel merkezi sürekli uyardık, kadın meclisleri oluşturun, diye. Antalya’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi’nin bir kurultayı oldu. Ancak ben buna kurultay demiyorum. Aslında o bir paneldi. Çünkü kurultay olması için bütün kadın meclislerinden görüşler alınıp, ortak bir görüş ortaya konmalıydı ama orada panelistler vardı ve konuşmalar yaptılar. Meclisimizi temsilen birkaç kadın arkadaşımız sadece konuşmalara katkıda bulundu. O yüzden bu bir panel değil kurultaydı. Tabii eksiklikler olacaktır ama pozitif bakıp önemli olan ilerleme kaydedebilmektir. Bu da bir ilkti. İlkler önemlidir. Bundan sonra da kadınlarımız kendilerini daha da geliştirecek ve daha büyük işlere imza atacaklardır” şeklinde konuştu.

    “KADIN MECLİSİ TÜZÜĞE BAĞLANMALI, AKSİ TAKDİRDE BAŞKANA TERS GELDİĞİNDE MECLİS LAĞVEDEBİLİR”

    PSAKD olarak kadınların örgütlenmesine birkaç yıl öncesine kadar yeterince önem vermediklerini ifade eden Türkyılmaz, son süreçte yapılan etkinliklerle bilinçli birçok Alevi kadının olduğunu fark ettiğini dile getirdi.

    Kadın meclislerinin belirli bir başkanlığa değil de derneğin tüzüğüne bağlanmasını istediklerini belirten Türkyılmaz sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Kadın meclislerimizin kurulduğu günden bugüne, kadın bilincine sahip bu kadar Alevi kadının olduğunu ben bilmiyordum. Bu benim de eksikliğim olabilir. Demek ki biz kadınlar sadece Pir Sultan şubeleri üzerinden iletişim kurarken kadınları ihmal etmişiz. Canavar gibi kadınlarımız var. Canavar gibi derken kürsüye çıkıp ne dediğini bilen, örgütlenmenin nasıl olması gerektiğini bilen kadınları dinledik. Kadın meclislerimiz kendi içerisinde, çalışmalarında özerk olmalıdır. Mamak’ta bu böyledir. Ancak her yerde bu şekilde olmalıdır. Kadın meclisinin yaptığı tüm işlemler Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tüzüğüne bağlı olmalıdır. Bakın tüzüğüne diyorum, yönetimine demiyorum. Burası çok önemli. Çünkü yönetim değişir ve yarın biz sizi tanımıyoruz diyebilir. Kadın meclisi böylelikle boşa düşebilir ama tüzüğe konulduğu takdirde kendi içinde özerk olarak kadınlar faaliyetlerini yürütebilirler. Kadın yönetimi genel merkeze bağlanmamalı, şube yönetimine bağlanmamalı. Eğer bağlanırsa oradaki başkana ters geldiği takdirde meclisi lağvedebilir. Bizim isteğimiz tüzüğe kadın meclislerinin konulmasıdır. Bizim dedeler grubu oluşturuldu. Dedeler aralarında başkan seçtiler. Birbirlerini yediler. Kadın meclisine başkan seçmemeliyiz. Başkan bir söylemdir, bir yapıdır. Buna da karşıyız. Yürütme kurulları oluşturulmalıdır ancak yürütme kurulları da görüştükleri konuları, aldıkları kararları tüm kadınlarla paylaşmalıdır. Eksiği ile artısı ile ortak bir akılla hareket edilmelidir.”

    “EVDE BABALAR PATRON, KADIN İŞÇİ, ÇOCUKLAR ÇIRAKTIR”

    Kadın sorununun siyaset üstü bir sorun olduğunu ve tüm kadınları kapsayıcı bir örgütlenmenin yaratılması gerektiğini vurgulayan Fadime Türkyılmaz; “Geçtiğimiz günlerde bizim genel merkezimiz bir afiş hazırlamış ve altına da ‘Kadın Meclisi’ yazmış. Afişte belirli bir kesime işaret edilerek şöyle diyor: ‘Kızlarımız kirli kilotlarını nereye koyacaklarını şaşırıyorlar?’
    Bu afişi ben paylaşmam. Neden? Çünkü sadece bu ülkede, belli bir çevreye tecavüz edilmiyor ki. Yeryüzünde tüm kadınlar ve herkes tecavüze uğruyor. KESK’te araştırma yapmıştık ve en çok tecavüze uğrayan kadınların evli kadınlar olduğu ortaya çıkmıştı. Geçtiğimiz günlerde haberlere de yansıdı. 3 yaşında bir kız çocuğu öldürüldü, dedesi babası çıktı. Oğlu askerdeyken gelinine tecavüz etmiş. Bu afiş bu kadını yok sayıyor. Yaptığımız işlerde ortak aklı devreye sokarsak, ortak kararlar alırsak daha kapsayıcı olur. Kadının partilisi olmaz. Kadın sorunu siyaset üstü bir sorundur. Ben bu derneğe gelmeden önce evde birçok işle uğraşmak durumunda kaldım. Benim kızım da gelecekti ancak evde kalıp iş yapması gerekti. İşte bu bir sorundur. Görünmez emek dediğimiz şey, kadınları sosyal hayattan alıkoyuyor. Evde babalar patron, kadın işçi, çocuklar çıraktır. Bunu yıkamamız gerekir. Kadınlar olarak asla umutsuz değiliz” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • ‘Kadınlar öldürülürken, yetkililer nerede?’-VİDEO

    ‘Kadınlar öldürülürken, yetkililer nerede?’-VİDEO

    PİRHA- Gazetecilik öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu’nun emlakçı Mustafa Murat Ayhan’ın tecavüzüne uğradıktan sonra vahşice öldürülmesini protesto etmek için Mersin’de bir araya gelen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri yaptıkları açıklamada, “Kadınlar öldürülürken, yetkililer nerede? O koltuklarda oturanlar ya görevlerini yapacaklar ya da o koltukları boşaltacaklar” dedi.

    Antalya’da 5 gün boyunca kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu’nun cenazesi ormanlık alanda bulundu. Emlakçı Mustafa Murat Ayhan’ın tecavüzüne uğradıktan sonra vahşice öldürüldüğü, beden bütünlüğü bozularak ormanlık alana gömüldüğü ortaya çıktı.

    Katliamın açığa çıkmasının ardından kadın örgütleri Azra Gülendam Haytaoğlu’nun katledilmesini ve yaşanan kadın cinayetlerini protesto etmek için birçok ilde eylem yapıldı.

    Mersin’de de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda açıklama yaptı.

    “KADINLARI KORUMASI GEREKENLER NEREDE?”

    Kadın Meclisleri üyesi Sena Selçukoğlu tarafından okunan açıklamada, “Azra’nın öldürülmesi üzerine eylemlerimizi planlarken; Cumartesi gününden beri kayıp olan Emine Gökkız’ın, cansız bedeni bulundu. Aynı gün iki kayıp kadının ölüm haberini aldık. Kadınları koruması gerekenler nerede?” diye sordu.

    “Ormanlar yanıyor, kadınlar öldürülüyor… Günlerdir binlerce ağaç, yüzlerce hayvan, onlarca insan yanarak can verdiler. Yangınlar hala söndürülmediği için ormanlar hala yanmaya devam ediyor.  Azra’yı günlerdir bulmayanları, yangınlar büyürken havadan müdahale etmeyenleri gayet iyi biliyoruz” diyen Sena Selçukoğlu, kadın cinayetleri için önlem almayanlar da; iklim krizleri için, yangınlar, seller depremler için önlem almayanların sorumlu olduğunu belirtti.

    “BİZ DOĞAYI, KADINLARI, ÇOCUKLARI KORUMAYA ÇALIŞIRKEN SORUMLULAR GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEK İÇİN NE BEKLİYORLAR?”

    Sena Selçukoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sorumluları biliyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına karar verenler, 6284 sayılı kanunu uygulamayanlar Azra’nın öldürülmesinin sorumlularıdır. Ormanları talan edenler, arsa arsa patronlara peşkeş çekenler, yangın uçağı almak yerine lüks uçaklarla ülke ziyaretlerine gidenler yangında, selde ölen canların sorumlusudur.

    Azra’yi da Emine Gökkız’ı da korumak mümkündü. Günlerce meydanlarda savunduğumuz İstanbul Sözleşmesi ile kadın cinayetlerini önlemek mümkün. İstanbul Sözleşmesi’nden tam da bu yüzden vazgeçmiyoruz. Yangınlara biz müdahale ederken, Azra Gülendam Haytaoğlu’nu biz bulmaya çalışırken, şüpheli kadın ölümlerini biz aydınlatmaya çalışırken yetkililer nerede?

    Biz doğayı, kadınları, çocukları korumaya çalışırken sorumlular görevlerini yerine getirmek için ne bekliyorlar? Biz yetkililerin yapmadıklarını anlatmaya, görevlerini yapmaları için mücadele etmeye devam edeceğiz. O koltuklarda oturanlar ya görevlerini yapacaklar, ya da o koltukları boşaltacaklar. İklim krizini, kadın cinayetlerini durdurmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Anayasayı, yasayı, sözleşmeyi uygulatacağız.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Kadın Meclisleri: Anayasadan, yasadan ve sözleşmeden vazgeçmiyoruz-VİDEO

    Kadın Meclisleri: Anayasadan, yasadan ve sözleşmeden vazgeçmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Kadın Meclisleri, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz demek için Mersin’de basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Bugün İstanbul Sözleşmesi Türkiye’de yürürlükten kalkacak. Ama sanmasınlar ki kadınlar haklarından, anayasadan, yasadan, sözleşmeden vazgeçecek. Elbette ki vazgeçmeyeceğiz. Kadınlar o Sözleşme’nin her bir maddesini mücadeleleriyle var ettiler. Uygulanması için her gün canları pahasına mücadele ettiler” denildi.

    Kadın Meclisleri, AKP hükümetinin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini protesto etmek için Mersin’de basın açıklaması yaptı. Anayasadan, yasadan, sözleşmeden vazgeçmiyoruz pankartı açıldı.

    Kadın Meclisleri adına açıklamayı Berivan Dinler okudu. Sanmasınlar ki kadınlar haklarından, anayasadan, yasadan, sözleşmeden vazgeçecek diyen Dinler, “Elbette ki vazgeçmeyeceğiz. Kadınlar o Sözleşme’nin her bir maddesini mücadeleleriyle var ettiler. Uygulanması için her gün canları pahasına mücadele ettiler. Çünkü İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatacak olandır. Bu kuru bir slogan değildir. Her bir maddesi öldürülen kadın ve LGBTİQ+ arkadaşlarımızın ardından var olmuştur. Niceleri hayatta kalabilsin diye. Ama İstanbul Sözleşmesi sadece yaşatmaz; eşit ve özgür yaşamamızın garantisidir. Bu yüzden önüne rejim değişikliğini koyanların ilk hedefi İstanbul Sözleşmesi; kadınların, LGBTİQ+ların eşit ve özgür yaşamasını hedef almak olmuştur” dedi.

    “KADINLARIN KURTULUŞ MÜCADELESİ BİR GÜNDE VAR OLMADI”

    İstanbul Sözleşmesi kadınları ve LGBTİQ+’ları şiddetin her türlüsünden “amasız, fakatsız” koruyacak olan kalkan olduğunu vurgulayan Dinler, “Türkiye’deki kadınlar, LGBTİQ+’lar “amasız, fakatsız” sözleşmesine sahip çıkıyor. İstanbul sözleşmesi, bu ülkede yaşayan herkesin eşit yurttaşlık ve korunma haklarının, yaşama haklarının güvencesidir. Anayasada, imzalanan diğer uluslararası sözleşmelerde hiçbir din, dil, ırk, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği fark etmeksizin ayrımcılık yapmadan bu hakların kullanılması gerektiği yazar. Sözleşmeyi feshedip haklarımızı elimizden almak isteyen, “yoktur öyle bir şey” diyerek tüm LGBTİQ+ları ve haklarını yok saymaya çalışanlara karşı İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. İstanbul sözleşmesinin Türk aile yapısını bozduğunu iddia ederek sözleşmeden çıkılmayı meşru göstermeye çalıştılar. Elmalı Davası bu ülkenin gerçeğidir. Çocuğunun önünde boğazı kesilerek öldürülen Emine Bulut bu ülkenin gerçeğidir. İstanbul Sözleşmesi bu gerçekler açığa çıksın, kadınlar yaşasın, çocuklar gülsün diye var. Kadınların kurtuluş mücadelesi bir günde var olmadı. Toplumların hakları için verdikleri mücadeleler, eşitlik ve özgürlük mücadeleleri tarih sahnesinde hep oldu, olmaya da devam edecek” dedi.

    “SÖZLEŞME MADDELERİ YÜRÜTÜLEN DİRENİŞ HER GÜN DEVAM EDECEK”

    Tüm bu deneyimler, tüm bu birikimler sizin hukuksuz bir kararınızla yok olmayacağını dile getiren Dinler, “İstanbul Sözleşmesi, kadınların eşit yaşamasının önündeki engelleri ve bunlara karşı çözüm yollarını anlatmaya devam edecek. Kadınların yıllardır yürüttüğü örgütlü, sistemli eşitlik mücadelemizde tüm eşitsizliklere karşı mücadele eden toplumun tüm kesimlerini yanımıza alarak yolumuza devam edeceğiz. İktidarın uygulamamakta direndiği, bizlerin ise uygulatmak için mücadele ettiğimiz sözleşme maddeleri için yürütülen direniş her gün devam edecek. Kadınlar için şiddetsiz bir yaşamı var edene, LGBTİQ+’lar için ayrımcılığa son verene, kadın cinayetlerini ve şüpheli kadın ölümlerini durdurana dek, çocukların yüksek yararını sağlayana dek durmayacağız. İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesi kararına karşı “Anayasadan, Yasadan, Sözleşmeden Vazgeçmiyoruz” demeyi Türkiye’nin dört bir yanında sürdüreceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri gazetecilerle buluştu

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri gazetecilerle buluştu

    PİRHA- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri, gazetecilerle çevrimiçi toplantı yaptı. İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesine ve kadın haklarının genel anlamda sekteye uğratılmasına karşı nasıl mücadele edileceği konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Kadın Meclisleri, çeşitli medya kuruluşlarından gazetecilerle 18 Mayıs Salı günü çevrimiçi toplantı yaptı.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, Genel Sekreter Fidan Ataselim, Melek Önder ile temsilcilerin yanı sıra çok sayıda gazetecinin hazır bulunduğu toplantıya ajansımız PİRHA’yı temsilen Nilgün Mete katıldı.

    Kadın hakları konusunda devam ettirdikleri mücadele kapsamında başlatılan “Anayasayı, yasayı, sözleşmeyi uygula” kampanyasıyla ilgili gazetecilerle karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Platformun ve Kadın Meclisleri’nin yeni mücadele yöntemi anlatılarak, gazetecilerin önerileri ve görüşleri dinlendi.

    Toplantı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav’ın konuşmasıyla başladı. Kav, hakların ihlal edildiğini, kadına yönelik şiddete ve cinayetlere karşı yasaların ve İstanbul Sözleşme’nin uygulanmasının önemine vurgu yaptı.

    Kav, kadın örgütleriyle diğer demokratik kitle örgütlerinin birlikte bir mücadele hattı örmelerinin mücadeleyi başarıya götüreceğinin altını çizdi.

    KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim de, Kadın Meclisleri ve KCDP’nin çalışmaları konusunda bilgiler verdi.

    Toplantıda konuşan gazeteciler ise, kadın haklarının ve temel insan haklarının çiğnenmesi karşısında mücadelenin genişletilmesi gerektiği üzerinde durdular.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri temsilcileri, toplantıdan memnun olduklarını, birlikte mücadelenin güç vereceğini bir kez daha vurgulayarak toplantıyı sonlandırdılar.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi için Mersin’de eylem yaptı-VİDEO

    Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi için Mersin’de eylem yaptı-VİDEO

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mersin’de düzenlediği eylemde İstanbul Sözleşmesinin Cumhurbaşkanı tarafınca feshedilmesini protesto etti. Yapılan açıklamada “İstanbul sözleşmesi tüm evrensel değerlerin, kadın mücadelesinin bir emeğidir. Bu sözleşme uluslararası çapta bir korucu hükmündedir. Bu yüzden verilen fesih kararı yok hükmündedir” denildi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, İstanbul Sözleşmesinin Cumhurbaşkanı tarafından feshedilme kararını Mersin’de yaptığı eylemle kınadı. “Kararı geri çek sözleşmeyi uygula” pankartı ile yürüyen kadınlar “Haklarımıza, hayatlarımıza sahip çıkıyoruz” dövizleri taşıdı. Platform üyeleri ayrıca sözleşmenin feshedilmesini yaktıkları renkli meşalelerle de protesto etti.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KADIN MÜCADELESİNİN BİR EMEĞİDİR”

    Kadın Meclisleri adına yapılan basın açıklamasını Özge Çabuk okudu. “Biz kadınlar özgürlük, eşitlik istiyoruz. Bu temel haklarımızı kimsenin vicdanına bırakmayacağız” denilen basın metninde şu ifadeler yer aldı:

    “Yetkililerin kâğıt parçaları olarak bahsettiği sözleşmeler bir hukuk devletinde uygulanması gereken asıl şeylerdir. Bir hukuk devleti uluslararası sözleşmeye imza atıyorsa bu sözleşmeye ‘uyacağım’ güvencesi vererek imza atacaktır. 2011 yılında İstanbul Sözleşmesinin ilk imzacısı olan Türkiye bu ülkede de kadınların eşit ve özgür bir şekilde yaşayacağına siyasi iradesini ortaya koyarak imza atmıştır. Böyle bir sözleşmeye imza atan bir hükümet birkaç sene sonra hiçbir hukuksal dayanağı olmadan keyfi bir iradeyle sözleşmeden çıkacağım diyemez. İstanbul sözleşmesi tüm evrensel değerlerin, kadın mücadelesinin bir emeğidir. Bu sözleşme kadına yönelik şiddet ve istismarın her şekilde önüne geçilmesi için uluslararası çapta bir korucu hükmündedir. Bu yüzden verilen fesih kararı yok hükmündedir.

    Bu ülkede yaşayan herkes eşit yurttaşlık hakkına sahiptir. Anayasa da, imzalanan diğer uluslararası sözleşmelerde hiçbir din, cins, ırk ve cinsel yönelim fark etmeksizin ayrımcılık yapmadan bu hakların kullanılması gerektiği yazar. Buna rağmen bu ülkede her gün LGBTİQ+ları hedef haline getiriyorlar. Bunu Boğaziçi’nde direnen arkadaşlarımızı hedef göstererek, eylemlerimizde LGBTİQ+ bayrak ve dövizlerini elimizden almaya çalışarak, sloganlarımıza karışarak yapmaya çalışıyorlar. Bizim mücadelemizi cinsel yönelim farklılıklarıyla bölmeye çalışıyorlar. Ama şunu kimse aklından çıkarmasın ki LGBTİQ+ ve kadın mücadelesi ilelebet beraber yürüyecektir. Tüm kadınlar ve LGBTİQ+ lar eşit ve özgür yaşam haklarını elde edene kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Kadın meclisleri olarak Ağrı’da, Van’da, Bitlis de yani Türkiye’nin 7 bölge 81 ilinde açık açık örgütlenerek yürümeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Eylül ayında 36 kadın katledildi!

    Eylül ayında 36 kadın katledildi!

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Kadın Meclisleri, şüpheli kadın cinayetleriyle ilgili olarak Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde basın toplantısı yaptı. Eylül ayında 36 kadının katledildiği belirtildiği açıklamada, kadın cinayetlerinin durdurulması için 12 maddelik çözüm önerisi sunuldu. 

    Eylül ayında 36 kadın erkekler tarafından katledildi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Kadın Meclisleri, şüpheli kadın cinayetleriyle ilgili olarak basın açıklaması yaptı. Öldürülen kadınların fotoğraflarının taşındığı toplantıda, basın açıklamasını Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim okudu.

    Toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle Eylül ayında 16 kadın cinayeti, 20 şüpheli kadın ölümü gerçekleştiğini belirten Ataselim, kadınların en yakınları tarafından ve evlerinde öldürüldüğüne dikkat çekti. Yine Eylül ayı içinde intihar ya da kaza süsü verilmiş, intihara sürüklenmiş, faili henüz bulunmamış çok sayıda kadın ölümünün de gerçekleştiğini ifade eden Ataselim, kadınların kendi hayatına dair karar vermek istediği için öldürüldüğünü kaydetti.

    Kadın cinayetlerinin durdurulması için İstanbul Sözleşmesinin önemine dikkat çeken KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Bunu sağlayacak olan İstanbul Sözleşmesidir. İstanbul Sözleşmesini uygulatmak için yıllarca çok yönlü ve etkili bir mücadele yürüttüğümüzü düşünüyoruz. Atılan adımlar da çıkan yasalar da bu sayededir. İstanbul Sözleşmesi kadınların güçlendirilmesi, korunması ve yaşatılması için kamuya sorumluluk yükler. Düzenlemeler yapılması gerektiğini anlatır’ diye belirtti.

    Açıklamada “Kadın cinayetlerini durdurmak için 12 ay yeter” denilerek, maddelerden her ay birinin hayata geçirilmesi durumunda sorunların bir kısmının çözülebileceğini vurgulandı ve şu çözüm önerilerinde bulunuldu:

    -“6284 etkin uygulanacak, uygulamayan kolluk birimleri için yaptırım caydırıcı olacak.

    -Şiddeti önleme merkezleri ve sığınaklar yeterli sayıya ulaşacak.

    -Boşanma süreçleri kolaylaştırılacak, şiddet varsa uzlaşma önerilmeyecek.

    -Kadınların iş yaşamına eşit ve güvenceli katılımı sağlanacak.

    -Kadına yönelik suçlarda cezasızlık son bulacak, adalet sağlanacak.

    -Şüpheli kadın ölümlerinde soruşturma süreci titizlikle yürütülecek, gerçek açığa çıkacak.

    -Bireysel silahlanma yasaklanacak.

    -Kadınlar için 7/24 çalışacak acil yardım hattı oluşturulacak.

    -Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi müfredatta yerini alacak.

    -Farklı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği olan bireylere ayrımcılık yapılmayacak.

    -Kadınlar için çalışacak ayrı bakanlık kurulacak.

    -Kurumlar arası koordinasyon sağlanacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’dan Gültekin için seslendiler: Kadın katili AKP – VİDEO

    Ankara’dan Gültekin için seslendiler: Kadın katili AKP – VİDEO

    PİRHA – Muğla’da katledilen Pınar Gültekin için Ankara’da bir araya gelen binlerce kadın, AKP iktidarına seslenerek “Suçlu sizsiniz” dedi.

    Muğla’da 5 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi 27 yaşındaki Pınar Gültekin’in ormanlık alanda ölü olarak bulunmasına ilişkin Ankara Kadın Platformu ve Kadın meclisleri Çankaya belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Ziya Gökalp Caddesi üzerinde bulunan Çankaya Belediyesi önünde bir araya gelen binlerce kadın Gültekin’in katledilmesini kınadı. Açıklama öncesi polislerin geniş güvenlik önlemleri alması ve çevrede durakta otobüs bekleyen yurttaşları alandan uzaklaştırması dikkat çekti. Polisin açıklama esnasında haber takibi yapan gazetecilerden sık sık basın kartı istemesi ve çekim yapmalarını engellemesi kadınların tepkisine neden oldu.

    “#PınarGültekin Yasta değil; İsyandayız” pankartı ve  “Kadın cinayetlerine acil önlem, Kadın cinayetleri politiktir, 6284 ve İstanbul Sözleşmesi yaşatır, Kadın katili AKP” dövizleri açıldı.

    Platform adına açıklamayı Pırıl Kurtepe yaptı. Kurtepe, “Bugün Muğla’da 5 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi 27 yaşındaki Pınar Gültekin’in ormanlık alanda cenazesine ulaşıldı. Katilin Cemal Metin Avcı’nın, bir süre önce kendisini terk eden Pınar Gültekin’in eski erkek arkadaşı olduğu ve Pınar ile yeniden birlikte olmak istediği; ancak genç kadın arkadaşımızın reddetmesi üzerine cinayeti işledi öğrenildi” dedi.

    “SUÇLU SİZSİNİZ”

    Katledilen Özgecan Aslan, Şule Çet, Ceren Özdemir ve Dersim’de kaybolan Gülistan Doku’nun isimlerini dile getiren Kurtdere, “Erkekler onlar sırf hayır dediği için, kendilerinden boşandığı veya ayrıldığı için veya hiç birlikte olmak istemediği için kadınları öldürme cesaretini nereden, kimden alıyor?” diye sordu. Kurtdere, devamında şunları dile getirdi:

    “İyi biliyoruz; Kadınlar öldürüldüğünde dahi yine o kadınların hayatını mercek altına alan, yine kadınların tercihlerini sorgulayan, öldüreni değil; öldürüleni suçlayan savcılardan, hakimlerden, medyadan, iktidardan, toplumdan bir bütün erkek egemenliğinden. Her gün kadınların yaşam güvencesini elinden alan AKP iktidarından alıyor. AKP iktidarı ve onun erkek egemen kurumları; kadınların yaşam güvencesi olan haklarına saldırarak artık sadece kadın düşmanı politikaları uygulamakla kalmıyor, kadın katili oluyor. Suçlu Sizsiniz!”

    “FAİLİ SADECE ÖLDÜREN ERKEKLER DEĞİL”

    İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların uzun zamandır mücadele sonucu elde ettiği bir kazanım olduğunu belirten Kurtdere, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede en etkin yasa iken bunu uygulayacağınız yerde kaldırmayı düşünüyorsunuz. Oysa İstanbul Sözleşmesi, hukuki güvencemizdir. İstanbul Sözleşmesini hedef alıp Sözleşmeden çekileceğini söylemek kadına yönelik şiddeti teşviktir. Sesimizin duyulması için daha kaç kadının ölmesi gerek? Bu kadın cinayetlerinin faili sadece öldüren erkekler değil, onca uyarımıza rağmen İnfaz Yasasıyla bu erkekleri salıverirken hiçbir önlem almayan, kadın örgütlerini görmezden gelen hatta bununla yetinmeyip kreminize eden yetkililerdir. Ama hayatlarımızı ailenin bütünlüğüne feda edilebilir görenler çok yanılıyor. Biz kadınların susmaya, itaat etmeye, birbirimizi yalnız bırakmaya, şiddetle yaşamaya ya da canımızdan olmaya niyetimiz yok, çok zamandır yok!” diye konuştu.

    Kurtdere son olarak, “Bugünden itibaren kadın mücadelemizden aldığımız güçle erkek egemenliğine karşı yeni bir yaşamı kadınların eşit ve özgür olduğu bir dünyayı kurmak adına adımlarımızı hızlandıracağız” ifadelerini kullandı.

    Açıklama, “Katledilen kadınlar isyanımızdır”, “Erkek vuruyor devlet koruyor”, “Jin jyan azadi” sloganları ve 26 Temmuz Pazar günü Kurtuluş Parkı’nda İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin kadınların yapacağı etkinliğe katılım çağrısı ile son buldu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ‘Korona Günlerinde Kadınlar İçin Şiddetten Korunma Kılavuzu’

    ‘Korona Günlerinde Kadınlar İçin Şiddetten Korunma Kılavuzu’

    PİRHA – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri, koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan karantina sürecinde ‘Kadınlar İçin Şiddetten Korunma Kılavuzu’ yayınladı. 

    Koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan karantina sürecinde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri, ‘Korona Günlerinde Kadınlar İçin Şiddetten Korunma Kılavuzu’ yayınladı.

    “KORONAVİRÜS GÜNLERİNDE DE KADINLAR ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEK”

    Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Şiddet ya da şiddet tehlikesi altındaki her kadının yanındayız. Meydanlarda eylem yapamıyor, davaları fiziken takip edemiyor, yapılması gerekenler için ya da protesto etmek için kitlesel buluşmalar gerçekleştiremiyor olabiliriz. Bu yüzden daha görünmez ve etkisiz olacağımızı düşünmeyin. Koronavirüs pandemisi sizi umutsuzluğa sürüklemesin. Biz varız! Biz kadınlar, bu günlerde yine fiziken olmasa da birbirimizin elinden tutacak, birbirimize güç vereceğiz. Bütün kurum ve kadınlarla dayanışma içerisinde olacağız. Yetkililerin başta yaşam hakkımız ve diğer tüm haklarımız için neler yapması gerektiğini anlatacağız. Mücadelemiz için yeni yollar keşfedeceğiz. Koronavirüs günlerinde de kadınlar asla yalnız yürümeyecek. Bu kılavuzu salgınla ilgili önlemlerden daha çok şiddet görme yönünde etkilenen tüm kadınlar için hazırladık.”

    KILAVUZ

    Kılavuzun içeriği şöyle:

    “Kadınlar için “Evler” in anlamı

    Kadınlar için “koronavirüs pandemisi” nedir?

    Kurumlar için koronavirüs günlerinde kadınlar için yapılması gereken acil durum planı

    Kadınlar için koronavirüs günlerinde şiddet karşısında haklar ve öneriler

    6284 İnfografiği

    İstanbul Sözleşmesi

    İhbar ve destek hatları”

    Kılavuza ulaşmak için: http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/uploads/file/siddetten_korunma_kilavuzu.pdf

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar ‘Asla yalnız yürümeyeceksin’ şiarıyla İstanbul’da buluşuyor

    Kadınlar ‘Asla yalnız yürümeyeceksin’ şiarıyla İstanbul’da buluşuyor

    PİRHA – Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadınlar “Asla Yalnız Yürümeyeceksin” diyerek İstanbul’da Türkiye Kadın Meclisleri toplantısında buluşuyor. 

    Öldürülen kadınların aileleri, şiddet gören kadınlar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ve Platform Genel Sekreteri Fidan Ataselim’in de katılımlarıyla gerçekleşecek buluşma Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezinde yapılacak.

    Günler öncesinden bir açıklama yapan kadın meclislerinin metni şöyle:

    “Kadın cinayetlerini durdurmak, kadına yönelik fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddete karşı mücadele etmek, kadına yönelik baskıyı durdurmak, kadınların eşitçe ve özgürce yaşayabilmesi için en somut çözümler olan 6284 sayılı kanunun ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için verdiğimiz mücadele gündeme getirilecek.

    Rabia Naz’a ne olduğunu bir kere daha soracağımız toplantıda, Şule Çet, Aysun Yıldırım davalarında olduğu gibi tüm kadınlar için şüpheli ölümlerin açığa çıkarılması ve gerçeklerin karanlıkta kalmaması için bir araya gelinecek.
    Gerek Türkiye’nin bir çok şehrinde yapılan Emine Bulut eylemlerinde, gerek 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde öldürülen kadınların aileleri ile birlikte kadın cinayetlerine sessiz kalmayarak ve Şilili kadınların dünyaya yayılan LasTesis performansını Türkiye’ye taşıyarak birçok ilde performanslar gerçekleştiren kadınlar, şimdi de geleceklerini ve hayatlarını birlikte konuşmak ve birlikte karar vermek için bir araya geliyor.”

    PROGRAM BİLGİLERİ ŞÖYLE:
    Tarih : 09.02.2020
    Saat : 13.00
    Yer : Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi

  • Kadın Meclisleri: Çocuk istismarı önlenebilir-VİDEO

    Kadın Meclisleri: Çocuk istismarı önlenebilir-VİDEO

    PİRHA- Kadın Meclisleri, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün önünde eylem düzenledi. “Çocuk istismarı önlenebilir” diyen kadınlar, karma eğitimin önemine vurgu yaptı.

    “Çocuk istismarı önlenebilir” diyen Kadın Meclisleri, okullarda Risk Tarama Formu’nun uygulanmasını isteyerek İstanbul İl Milli Eğitim önünde eylem düzenledi. Açıklamada, ”

    Karma eğitim asla ve asla tercih veya tartışma konusu olamaz. Çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişebilmesi için, hatta çocuk istismarını engellemesi için birey olarak var olabilmeleri için, çocukların birbirlerinden ayrılmamaları gerekir” ifadeleri kullanıldı.

    İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen kadınlar adına açıklamayı Fidan Ataselim okudu.

    “ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİ NEDEN UYGULAMIYORSUNUZ?”

    Uluslararası sözleşmelerin neden uygulanmadığı soran Atesilem şöyle konuştu:

    “Bugün okullar açıldı, milyonlarca öğrenci okuluna giderek yeni bir okul dönemine başladı. Biz de bu yeni eğitim-öğretim döneminde, bugün İl Milli Eğitim Bakanlığı önünde, çocuk istismarının önlenebileceğini söylemek için görevlilerin, sorumluluklarını yerine getirmeleri için buluştuk. Defalarca sormamıza rağmen, halen bu ülkede kaç çocuğun istismara uğradığını bilmiyoruz. Okullarda kaç çocuk istismar edildi bilmiyoruz. Görevi istismarın üzerine gitmek, açığa çıkarmak olanlar ise tam tersine istismarcıları aklamaya çalışıyor. Okullarda istismarın önlenebilmesi için ne yapılıyor? Cinsel sömürü ve istismara karşı koruma ve o çocuklara yardım sağlamakla görevli olan devlet ne yapıyor? Kendi hazırladığınız kanunları, strateji belgelerini, taraf olduğunuz uluslararası sözleşmeleri neden uygulamıyorsunuz?”

    “ÇOCUK İSTİSMARI ÖNLENEBİLİR”

    Konuşmasının devamında çocuk istismarının önlenebilir olduğunu söyleyen Ataselim, yapılabilecekleri şöyle sıraladı:

    • Devlet görevini yapmalı, Uluslararası Lanzarote Sözleşmesi, Çocuk Koruma Kanunu ve Yönetmeliği, Çocuk Koruma Hizmetlerinde Koordinasyon Strateji Belgesi uygulanmalıdır.
    • Her kamu kurum ve kuruluşun görevlileri/her birey, risk faktörlerini sosyal hizmetler müdürlüklerine bildirmelidir.Kendisine bildirilen kurum, olaylar hakkında gerekli araştırmayı derhâl yapmak zorundadır.
    • Çocuk koruma odaklı istatistik toplanmalı ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
    • Erken uyarı için “Risk Tarama Formu” uygulanmalıdır.
    • İstismara uğrayan çocuk için çocuk hâkimi tarafından danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık, barınma gibi koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilir.
    • Türkiye’de sadece 28 ilde 31 ÇİM var, her ilde ve ilçede Çocuk İzlem Merkezleri kurulmalıdır.
    • Çocuklar için adalet sağlanmalıdır. Ceza davası çocuğun yaşadığı travmayı ağırlaştırmamalıdır. Etkin, makul ve caydırıcı cezalandırılma sağlanmalıdır. Haksız indirimler evrensel haklar çerçevesinde sınırlandırılmalıdır.

    “KARMA EĞİTİM ŞART”

    “Karma eğitim tercih değildir” diyen Ataselim, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Önce karma eğitime bir ‘tercih’ diyeceksiniz sonrasında da karma eğitimli okullar “tercih yok” diye, ayrı hale getireceksiniz. Biz bu cinsiyetçi,  çağdışı dayatmanıza izin vermeyiz.Kadınları, kız çocuklarını toplumun içinden ayıramazsınız; bunu her denediğinizde mücadelemiz de artacak. Kız çocuklarının eşitçe eğitim alması için laiklik ve karma eğitim şart.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadın Meclisleri 11 Mart Pazar günü toplanıyor

    Kadın Meclisleri 11 Mart Pazar günü toplanıyor

    PİRHA – Türkiye Kadın Meclisi toplanıyor. Kadın Meclisleri, “Bu 8 Mart’ı dünyanın her yerinde direnişle geçiren kadınlarla karşılıyor; yaşam hakkımıza, tarzımıza, özgürlüğümüze, işimize, emeğimize ve söz hakkımıza yönelik saldırılara karşı, durmuyoruz” diyerek 11 Mart Pazar günü saat 15.00’te Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde toplanacak.

    Kadın Meclisleri toplanmak için şu çağrıyı yaptı:

    “Ne Türkiye’de ne dünyada kadınlar durmuyor, durmayacak. Bu 8 Mart’ı dünyanın her yerinde direnişle geçiren kadınlarla karşılıyor; yaşam hakkımıza, tarzımıza, özgürlüğümüze, işimize, emeğimize ve söz hakkımıza yönelik saldırılara karşı, durmuyoruz.

    Yaşam tarzımıza yönelik saldırılara karşı “Kıyafetime Karışma” diyerek meydanlardaydık. Birçok ilde, birçok farklı hayat görüşü olan kadın bir araya gelerek, saldırılara karşı tek ses olduk. Kadınlara yönelik her türlü gündemi birlikte konuşmak ve saldırılara karşı müdahale edebilmek için Kadın Meclisleri’mizi kurduk; illerden ilçelere, liselerden üniversitelere yayılarak daha da büyüdük. Şimdi de 8 Mart için buluşuyoruz.”

    “KADINLAR VE ÇOCUKLAR İÇİN ASLA YALNIZ YÜRÜMEYELİM”

    “Yalnız değiliz, dünyada da kadınlar hiç durmadı. Polonya’da kürtaj yasasına, İzlanda ve Fransa’da ücret eşitsizliğine, Arjantin’de kadın cinayetlerine, İran’da özgürlüklerine saldıranlara, ABD’de gericiliğe ve pek çok yerde #MeToo diyerek tacize karşı tek ses olan kadınlar durmadılar. Biz de durmayacağız.

    Kadınlara ve çocuklara dair her ne gündemimiz varsa ancak birlikte konuşursak, birlikte mücadele edersek kazanabiliriz. Şimdi bunun için mücadele etme ve bir araya gelme zamanı. Şimdi kadınların zamanı.

    8 Mart’ta alanları dolduracağız, 11 Mart’ta Türkiye’nin her yerinden, kendi fikri kendi gündemiyle katılacak kadınlarla Türkiye Kadın Meclisi’nde buluşacağız. Birlikte konuşarak, birlikte çözümlere ulaşacağız.

    Kadınlar durmayacak. Sen de durma. Kadınlar ve çocuklar için asla yalnız yürümeyelim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Erkeklerin kadınlara, ‘Seven kıskanır, sen hastasın’ demesi şiddet midir?-VİDEO

    Erkeklerin kadınlara, ‘Seven kıskanır, sen hastasın’ demesi şiddet midir?-VİDEO

    PİRHA- Kadın Meclisleri, 25 Ekim Kadına Şiddetle Mücadele Günü yaklaşırken hazırladığı bir videoda psikolojik şiddete yönelik kadınlara çeşitli sorular sordu. Kadınlar, erkeklerin, “Seven kıskanır”, “kıyafetini beğenmedim”, “sensiz yaşayamam”, “ben varken arabayı kullanmak sana düşmez”, “sen hastasın, sen gerginsin” sözlerinin şiddet içerdiği konusunda hemfikir. 

    Haberin Videosu…

    25 Ekim Kadına Şiddetle Mücadele Günü yaklaşırken kadın örgütleri de çeşitli etkinlikler düzenliyor, bu kapsamda videolar hazırlıyor.

    Her gün erkekler tarafından kadınların öldürüldüğü Türkiye’de kadına şiddet sadece fiziksel müdahale ile sınırlı değil. Kadınlar, fiziksel şiddetin yanında psikolojik baskı, şiddet de görüyor.

    Kadın Meclisleri de hazırladığı bir videoda kadınlara günlük yaşamlarında duymaya alışkın oldukları bazı sözlerin şiddet kapsamında olup olmadığını sordu.

    Videoda, kadınlara erkeklerin “seven kıskanır”, “gözüm tutmadı onunla görüşmeni istemiyorum”, “kıyafetini beğenmedim”, “sensiz yaşayamam”, “ben varken arabayı kullanmak sana düşmez”, “sen hastasın, sen gerginsin”, “benden ayrılırsan her şeyi anlatırım” demesi şiddet midir diye soruldu.

    Bu sorulara yanıt veren kadınların hepsi erkeklerin bu sözlerinin şiddet içerdiğini belirttiler.

    Videonun sonunda ise “Duygu ve ihtiyaçlar üzerinden küçümseme, küçük düşürme, tehdit ve zorlama korkularını ve zaaflarını kullanma, suçlu hissettirme, manüpüle etme eylemleri psikolojik şiddettir” denildi.

    Kadın Meclisleri, psikolojik, ekonomik, cinsel, fiziksel; hiçbir şiddet karanlıkta kalmayacak” ifadesini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • Ankara Kadın Meclisleri kurulması için kadınlar biraraya geldi

    Ankara Kadın Meclisleri kurulması için kadınlar biraraya geldi

    PİRHA- Ankara Kadın Meclisleri kurulması için Çankaya Segmenler Parkı’nda biraraya gelen kadınlar, bir toplantı gerçekleştirdi.  

    Kadınlar toplantıda, kadınların kıyafeti bahane edilerek saldırıya uğraması karşısında, “Kıyafetime Karışma ” diyerek meydanlarda buluşulduğu belirtilerek, dayanışmayı güçlendirip, birlikte mücadeleyi sürdüreceklerini belirttiler.

    Kadınlar şunları kaydettiler:

    “Kadınlar olarak bir mücadele adresine ihtiyacımız var. Bugün müftülük ve kıyafet, yarın kim bilir hangi tehditle karşımıza çıkacaklar. Kadınlar olarak kendi hayatımıza dair kararları biz almazsak, her seferinde onlar bizim yerimize konuşma hakkını kendilerinde bulacaklar. Birlikte yürüdüğümüz gibi birlikte gülelim, şarkılarımızı birlikte söyleyelim, geleceğimize dair kararları birlikte verelim, işte bu yüzden bir araya gelmeliyiz, örgutlenmeli ve mücadele etmeliyiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA