Etiket: kadın örgütleri

  • Kadın örgütleri, 6284 sayılı yasanın uygulanması için seferberlik başlatıyor-VİDEO

    Kadın örgütleri, 6284 sayılı yasanın uygulanması için seferberlik başlatıyor-VİDEO

    PİRHA-Kadın örgütleri, artan şiddet ve cinayetlere karşı 6284 sayılı yasanın uygulanması için “Seferberlik başlatıyoruz” duyurusunu yaptı. Basın toplantısında konuşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Narin’in köyünde de bir kadın ses yükseltti. Umudumuz işte o kadının sesindedir” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, “Biz Yazdık, Biz Uygulatacağız, 6284 için Seferberliğe!” çağrısı ile basın toplantısı düzenledi. Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan basın toplantısına, kadın örgütlerinin yanı sıra, sanatçı, aydın ve siyasetçiler de destek verdi.

    AKP Hükümetinin aile odaklı politikaları nedeniyle kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin arttığına vurgu yapılan toplantıda 6284’ü uygulatmak adına yeni yol haritası açıklandı.

    “SEFERBERLİK BAŞLATIYORUZ!”

    Toplantıda ilk konuşmacı olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, şiddet vakalarının günden güne yaygınlaştığını vurguladı. Aile odaklı politikalara işaret eden Ataselim şöyle devam etti:

    “Aile odaklı politikalar nedeniyle cinayetlerin artacağını söylemiştik. Örneğin bir baba, çocukları ve eşini kurşunlayarak öldürüyor. Sebep, kadının ayrılmak istemesi. Hayatımıza yön vermemize karşılar. En çok kadınlar, ‘işte koruyoruz’ dedikleri yasalarla öldürülüyor.
    2011 yılında cinayetlerde bir azalma olmuştu. 6284, ‘etkin soruşturma yürüteceksin, kadınları güçlendireceksin’ der.
    Bizi dikkate almayarak, bizi koruyabileceğinizi düşünüyor musunuz? Onların dayattığı ailelerde, erkeklerin reis olduğu bir durum var. Kadınlara, çocuklara ‘itaat et’ deniliyor. Erkekleri cesaretlendiriyorlar.

    Narin 19 günün sonunda bulundu, koca bir köyün sessiz kaldığı ifade ediliyor. Yetkililer, sorumluluklarını yerine getirmedikleri için Narin aramızda değil. Şimdi karamsar bir tablo görünse de iyi haberleri hep birlikte yayalım, 6284 seferberliğini başlatıyoruz. Narin’in köyünde de bir kadın ses yükseltti. Umudumuz o kadının sesindedir.

    6284 nedir? Ailenin korunması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair kanun. Yerli bir kanun. Peki neden uygulamıyorlar?
    Eğer bir kadın şiddete uğraması taktirde, korunmanıza dair bir kanun… uzaklaştırma verilmesi, elektrikli kelepçe gibi çok kapsamlı kararları barındırıyor. O nedenle 6284, hepimizin o kapalı kilitlerini açacaktır. Bundan sonra eğitimler yapıp, seminerler düzenleyeceğiz. Bir kadın şiddete uğradığında yanında olacağız. Kadına yönelik şiddetin son bulması aile odaklı politikalar değildir, bunu hep vurgulayacağız. Siyah ve beyaz arasında çok net fark vardır. Beyazı grileştirmeyin. Kadınların haklarını muğlaklaştırmayın.”

    “AİLENİN KÖKÜNÜ KAZIMAK İÇİN MÜCADELEDEYİZ”

    Genç Feministler Federasyonu Başkanı Güneş Akçay da yaptığı konuşmada Narin Güran cinayetinin henüz aydınlatılmadığını söyledi. “Hükümet, suçluları bulmak adına neden profesyonelce davranmıyor?” diye soran Akçay, şöyle devam etti:

    “Keşke Narin’in mezarına gelinlik koyup üzüleceğinize, küçük yaşta katledilmesine üzülseydiniz. 6284 uygulanmadığı için kadınlar öldürülüyor. Ağustos ayında 6 kadın, babaları tarafından öldürüldü. İşte AKP’nin kutsal aile anlayışı bu. Onlar için erkek, kutsal olan. Genç kadınlar, babalarının tahakkümü altında yetişsin istiyorlar. Ailelerimizden asla kopmamak, başımıza diktatör dikmek istiyorsunuz ancak o ailenin kökünü kazımak için daha fazla örgütleneceğiz.

    Bir yandan da ekonomik kriz de genç kadınların özgürleşmesinin önüne ket koyuyor. Ekonomik olarak aileye bağlıysanız eğer aileye daha bağlı kalınıyor. Burada Erdoğan’a da seslenmek istiyorum; sen de reissin ya hani, bu halk seçimlerde sana tokat attı. Bizler de evlerde erkekleri durdurmasını biliriz. Artık hiçbir kadının canının yanmasına tahammülümüz kalmadı. AKP hükümeti gençleri eğitimden uzaklaştırıyor, evlilik dayatılıyor. Kadınları 2’inci sınıf vatandaş gören anlayışınız yenilecek. Şiddet karşısında kadınlar yalnız değil demek için 6284 seferberliğini başlatıyoruz.”

    “AİLE KUTSAL DEĞİLDİR”

    Sanatçı Ceylan Ertem de basın toplantısında konuşan isimler arasındaydı. Ertem, “Yaşarken güzel günleri görmeyi umut ediyorum. Aile kutsal değildir. Kutsal olan iyiliktir, sevgidir. O nedenle mücadele etmeyi sonlandıramayız. 6284 mutlaka tekrar gündeme gelmeli. Özgürlük ne yazık ki kolay kazanılamıyor ama çok kolay kaybediliyor. Bütün eylemlerde her zaman en önde kadınlar var. Feminizm sadece kadına özgü bir şey değil. Erkekler de feminist olabilir. Biz artık mezar başlarında ağıtlar yakmak değil, şarkılar söylemek istiyoruz. Özgür ve aydın düşüncenin ters kelepçelenmediği, kadın ve çocuk cinayetlerinin olmadığı adil bir dünya diliyorum” dedi.

    “ÖRTBAS EDİLENLERİ ORTAYA KOYACAĞIZ”

    Gazeteci Tuluhan Tekelioğlu da 6284 sayılı yasanın önemine değinerek “Bizler, eğer korkuyu arkamıza atıp, omuz omuza verirsek herşeyi yapabiliriz. Günlerce ‘Narin nerede?’ diye sorduk ve en sonunda onu bulduk. Şimdi ise örtbas edilmek istenenleri ortaya koyacağız. Her kadının aynı duyarlılıkla bu konuya eğilmesi şart. Gelin birlikte 6284’ü hayata geçirelim” ifadelerini kullandı.

    Yazar Seray Şahin de kadın cinayetlerindeki artışa dikkat çekerek “Öldürdüğü eşinin ütülediği takım elbiseyle mahkemeye çıkanları görmekten yorulduk. Bu zalimler, bizden daha hızlı yasaları öğreniyorlar. Kendi yaşam hakkımızı birilerinin vicdanına bırakamayız. Narin’le ilgili şunu söylemek istiyorum; o beyaz gelinliği gördüğümde aklıma Hatice teyze gelmişti. Köy meydanında eline bir gelinlik alıp yakmıştı!” dedi.

    “19 GÜN BOYUNCA NE YAPTINIZ?”

    CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ise “Çok öfkeliyiz. Bu karanlığı birlikte kaldıracağız. Bu yasayı uygulatacağız” diyerek şöyle devam etti:

    “Bu süreçte sadece kadın cinayetleri artmıyor, işleniş biçimleri de vahşileşiyor. Şimdi herkesin gözü önünde bu cinayetleri işliyorlar. Bunları sadece ekonomik zorlukla ifade etmeye gerek yok. Eğitim politikasını değiştirerek işe başlıyorlar. Bu ülkenin her bakanının Diyanet İşleri Başkanlığı’nda gözü var görünüyor.
    Narin için çok öfkeli ve üzgünüz. Kimse artık timsah gözyaşları dökmesin. Biz gerçekleri biliyoruz. Narin, melek falan olmadı, öldü. Kara toprağın altında şimdi. Bir hukukçu olarak, sosyal medya olmasaydı biz halen Narin’i arayacaktık. Bulunsaydı dahi olayın üstü örtülecekti. Yetkililere 19 gün boyunca ne yaptıklarını soruyoruz. O insanlar korktukları için mi sustular? En kötüsü o sessizlikti. Bu zihniyeti kaldırmak hepimizin görevi. Bırakın idam çığlıkları atmayı, zihniyetin değişimi için bir tuğla da siz koyun. Peki biz şimdi bu iktidardan yasaları uygulamasını mı bekliyoruz? Yanılırız. Anayasayı uygulamayan bir iktidardan bunu bekleyemeyiz. Bu iktidar kadın mücadelesinden korkuyor. Gücümüzden korkuyorlar, o nedenle dayanışmamızı arttırmalıyız.”

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo da “İyi ki kadın mücadelesi var, iyi ki Kürt özgürlük hareketi var” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Jin, jîyan, azadî sloganımıza karşılık ‘Cenk, cihat, şahadet’ sloganı atıyorlar. Narin’in tabutuna o gelinliği örten kimse, karanlığı yaratanlar da onlardır. Bu yapı Narin’in cenaze töreninin en ön safındaydı. Kadın mücadelesi yürütenler, cezaevine konuluyor ama biz bu ulus devlet anlayışına karşı durmaya devam edeceğiz. Özgürlüğümüzden başka kaybedecek hiçbirşeyimiz yok. Jin, jîyan, azadî demeye devam edeceğiz. Yaşasın kadın dayanışması.”

    “NARİN, MADIMAK’TA YAKILANLAR GİBİ ÖLDÜRÜLDÜ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi’nden Sevim Yalıncakoğlu da hükümetin, laiklik karşıtı politikalar yürüttüğünü söyleyerek şöyle devam etti:

    “Uzun yıllardır Alevi hak mücadelesi veriyoruz ve daima eşit yurttaşlık ilkesini ön planda tutuyoruz. Özellikle ‘din derslerine hayır’ derken bir kadın mücadelesini de barındırıyoruz. Zorunlu din derslerine, ÇEDES protokolüne karşı çıktığımızda çocuklarımıza, gericiliğe karşı neden, nasıl mücadele edilmesi gerektiğini de öğretiyoruz. Bizler, bu ülkenin laikliği için de mücadele ediyoruz. ‘Narin, cennete gitti’ gibi cümleler, romantizme yönlendiriyor. Bizler, kişilerin, varolma, doğma, zamanı geldiğinde ölme hakkını da savunuyoruz. Narin öldürüldü. Tıpkı Sivas’ta Madımak’ta yakılanlar gibi. Biz bu zihniyete karşı savaşıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 8 Mart İzmir’de binlerce kadını sokaklarda birleştirdi: Birlikte güçlüyüz!-VİDEO

    8 Mart İzmir’de binlerce kadını sokaklarda birleştirdi: Birlikte güçlüyüz!-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle İzmir’de bir araya gelen kadın örgütleri taleplerini yükseltti. Yürüyüşte kadın cinayetlerine ve savaşa karşı, yaşam ve barışın savunulacağı belirtilerek, “Bugün de yıllardır olduğu gibi erkek sömürüsüne, yoksulluğa, şiddete, savaşa karşı hep bir arada mücadeledeyiz. Hep birlikte güçlüyüz” denildi.

    İzmir’de kadınlar 8 Mart dolayısıyla alanlara çıktı.

    İZMİR KADIN PLATFORMU ÖSYM ÖNÜNE YÜRÜDÜ

    İzmir Kadın Platformunun (İKP) çağrısıyla Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde bir araya gelen kadınlar, “Eşit, özgür bir yaşamı birlikte kazanacağız” yazılı pankart ile ÖSYM binası önüne yürüdü. Yürüyüşte kadınlar, sık sık “Kadın işçiler yalnız değildir”, “Dayanışma sürüyor mücadele büyüyor” ve “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

    Kadınlar haklarından vazgeçmeyeceklerini dile getirirken, Lezita ve Gates’de grevde olan kadın işçilere selam gönderildi. Ayrıca yürüyüşe İzmir Kemalpaşa’da Abalıoğlu Holding’e ait Lezita piliç eti işleme fabrikasında grevde olan kadın işçiler de katıldı.

    Açıklamada, kadınların dünyanın dört bir yanında kazanılmış haklarını gasp etmeye çalışan iktidarlara karşı, halkları daha da yoksullaştırmayı hedefleyen uygulamalara karşı, emperyalist savaşlara karşı seslerini yükselttiği ifade edildi.

    ALSANCAK İSKELEDEN YÜRÜYÜŞ

    Tevgera Jinen Azad (TJA) İzmir ve Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Kadın Meclisi’nden kadınlar ise Alsancak Vapur İskelesi önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüyerek kitleye katıldı. “Bi jin jiyan azadîyê ber bi azadîyê ve” yazılı pankart taşıyan kadınlar, katledilen Kürt kadınlarının, siyasi tutukluların ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Gültan Kışanak’ın resimlerini taşıdı.

    Erbane ve davullar eşliğinde yürüyen kadınlar sık sık, “Jin jiyan azadî”, “Biji berxedana jinan”, “Kadınlar birlikte güçlü”, “Tecride hayır barış hemen şimdi”, “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük” sloganları attı.

    Yürüyüşe DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, DEM Parti İzmir Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayı Türkan Aslan Ağaç, İzmir Barış Anneleri İnisiyatifi ve çok sayıda kadın katıldı.

    FEMİNİST GECE YÜRÜYÜŞÜ

    Öte yandan Feminist Gece Yürüyüşü için yine Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde bulunan eski Leman Kültür önünde yüzlerce kadın bir araya geldi.

    “Patriarkal kapitalizme, kutsal aileye, savaşa karşı gücümüz feminizmden” yazılı pankartın taşındığı açıklamada sık sık “Erkek adalet değil, gerçek adalet”, “Jin jiyan azadi” sloganları atıldı. Basın açıklamasının Kürtçesini Belkısa Süleymanoğlu, Türkçesini Dilek Sav, Arapçasını ise İpek Karanfil okudu.

    “KAZANILMIŞ HAKLARIMIZ SALDIRI ALTINDA”

    Dünyanın birçok yerinde sağ-muhafazakarlığın yükselişiyle toplumsal cinsiyet karşıtlığı üzerinden kadın düşmanlığının geliştiği belirtilen açıklamada, Türkiye’de de bu sağ popülist söylemleri üreten AKP-MHP iktidarı ve Yeniden Refah Partisi’nin kadınları ve LGBTİ+’ları hedef aldığı dile getirildi. Açıklamada “Kadınları ev içi ücretsiz emek, kutsal aile ve annelik üzerinden evlere hapsetmeye çalışan AKP-MHP ittifakı, İstanbul Sözleşmesi’nin de feshedilmesinin ardından 6284 Sayılı Kanun’a saldırılarını sürdürüyor. Dişimizle tırnağımızla kazandığımız haklarımızı ataerkiye teslim etmeye niyetimiz yok. Medeni Kanun’a yönelik düzenlemelerle makbul aile ve makbul kadınlık anlayışını Anayasal düzlemde kalıcılaştırmak isteyen iktidar, nafaka hakkımızdan soyadı kanununa kadar kazanılmış haklarımızı gasp ediyor” denildi.

    DEPREMDE KAYBOLAN ÇOCUKLARA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Eğitim sisteminin dincileştirilmesi, hilafet çağrılarıyla laikliğe, yaşamlarımıza yöneltilen tehditleri gördükleri ve kabul etmedikleri belirtilen açıklamada, “AKP’nin inşa ettiği emek rejiminde hayatlarımız da emeğimiz de gün geçtikçe ucuzluyor. Yoksullukla birlikte kadınlar ve LGBTİQ+’lar evlere de şiddete de daha çok hapsoluyor. Pandemiden itibaren oldukça artan kadınların ev içi ücretsiz emeği deprem süreciyle birlikte katbekat arttı. Konteyner kentlerdeki kadınlar hala temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor, konteynerın ve ailenin, hatta birlikte yaşanan tüm akrabaların bakım emeği kadınların sırtında” denildi. Açıklamada ayrıca Arap Alevilere yönelik asimilasyon ve mülksüzleştirme politikalarına değinilerek, “Depremde kaybolan çocuklara dair bir yıldır resmi bir açıklama yapılmıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş”ın tek açıklaması bu durumu yalanlamak oldu. Halbuki bu çocukların devlet eliyle çetelere, tarikatlara verildiğini biliyoruz” sözlerine yer verildi.

    SİYASİ TUTUKLULARA ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI

    AKP’nin siyasal İslam’ı ve faşizmi bir rejim olarak inşa etmeye çalışırken kadın hareketine ve devrimcilere, Kürtlere saldırmaya devam ettiğine vurgu yapılan açıklamada, “Tutsak yakınlarını ziyaret etmek, para göndermek çeşitli biçimlerde terörize edilerek sesini çıkaran ve devrimcilerle, tutuklularla dayanışan herkesin üzerinde bir korku mekanizması kurulmaya çalışılıyor. Cezaevlerindeki insanlık dışı koşullara, tecrite, hasta mahkumlara karşı gerçekleştirilen hak ihlallerine karşı ses çıkarıyoruz. Çıplak arama başta olmak üzere kadınlara ve lubunyalara yönelik cinsel şiddet biçiminde gerçekleştirilen saldırılara karşı susmuyoruz” denilerek siyasi tutuklulara özgürlük talep edildi.

    ÖĞRENCİ İNTİHARLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Yoksulluğun derinleşmesiyle öğrencileri kötü koşullara mahkûm etmeye çalışan, soruşturmalarla öğrencilerin protesto haklarını engelleyen üniversite yönetimleri ve AKP iktidarının öğrenci intiharlarından sorumlu olduğu ifade edilen açıklamada, “Yoksulluk sebebiyle üniversite eğitimine erişemeyen, aile evinde şiddete maruz kalan, erken yaşta zorla evlendirilen genç kadınlar seçeneksizliğe ve intihara sürükleniyor. Zeren Ertaş’ın katledilmesinden sonra dahi yurtlarda hiçbir önlem almayan, bozuk yemekleri öğrencilerin önüne koyan, yurtlarda ahlak bekçiliğinden vazgeçmeyen, trans öğrencilerin barınma hakkını gasp eden transfobik yurt ve üniversite yönetimlerden hesap soruyoruz. Genç kadın ve lubunya intiharları politiktir” diye belirtti.

    SAVAŞ POLİTİKASI VE MÜLTECİLERE YÖNELİK DÜŞMANLIK

    Yoksulluk ve savaş politikaları sebebiyle toplumun desteğini alamayan iktidarın, yoksulluğun öfkesini mültecilere, LGBTİQ+’lara, hayvanlara, kadınlara yönlendirdiği kaydedilen açıklamada, “Toplumsal çürümeyi de derinleştiren bu adımlarla, mülteci düşmanlığını hat safhaya ulaştırıldı. Zafer Partisi gibi iktidar artığı partilerce propagandası yapılan mülteci düşmanlığına karşı eşit ve adil bir barışı, insan haklarını savunmaya devam edeceğiz. Krizlerin faturasını mültecilere, sizden olmayan herkese kesmenizi kabul etmiyoruz” denildi.

    Eylem sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Kadın örgütleri: İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Kadın örgütleri: İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Danıştay’da görülen İstanbul Sözleşmesi duruşmasının ardından kadınlar, Danıştay önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamalarda, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı bir şekilde çıkıldığı hatırlatılarak, “Tarafsızlığı tartışılır hale gelen mahkeme üyelerinin bu davadan çekilmesini bekliyoruz” denildi. 

    İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı yürütmenin durdurulması ve kararın iptali talebiyle Danıştay 10. Dairesi’ndeki davanın duruşması görüldü.

    Kadınlar, Cumhurbaşkanlığı’nın İstanbul Sözleşmesi’nin iptali yönündeki kararının durdurulması için Danıştay’a başvurmuştu.

    Bugün Kadının İnsan Hakları Vakfı, Mor Çatı, Mardin Barosu, Muş Barosu, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadının İnsan Hakları Derneği’nin de aralarında olduğu en az 24  kurumun başvurusu sonucu dava açılmıştı.

    Mütalaasını açıklayan Danıştay Savcısı, fesih kararının iptali yönünde karar verilmesini istedi. Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    Duruşmanın ardından kadın örgütleri temsilcileri açıklama yaptılar.

    Eşik Gönüllüsü Av. Özlem Günel Tekşen, “Mart 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz, siyasi bir kararla çıkıldı” hatırlatmasında bulundu.

    Tekşen, şunları ekledi:

    “Açılan 220’den fazla davadan, duruşması yapılan 70 kadar’ı reddedildi. Kararın bağımsız ve tarafsız koşullarda verilmesi engellendi. Hala karar verilmeyen davalar mevcut. Bugün bu davaların duruşmaları için bir kez daha Danıştay’dayız. 20 Mart 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanan, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz çıkış kararının ardından; kadınlar, kadın örgütleri, barolar, meslek örgütleri, sendikalar ve siyasi partiler tarafından Danıştay’da 220’den fazla iptal davası açıldı. Danıştay makul süreyi aşan bir yargılama yaptı ve halen süren davaları dikkate almadan, duruşmalar tamamlanmadan kararını açıkladı. Duruşması yapılmayan, çoğu kadın örgütleri tarafından açılmış olan davaların duruşması bugün yapılıyor. Duruşma gününün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü takiben belirlenmiş olması tesadüf olmasa gerek. Bir kez daha dile getiriyoruz; İstanbul Sözleşmesi, Anayasa’nın 90. maddesi ve 6251 sayılı Yasa gereğince yasa hükmündedir ve hala yürürlüktedir.”

    “MAHKEME ÜYELERİNİN BU DAVADAN ÇEKİLMESİNİ BEKLİYORUZ”

    EŞİK Gönüllüsü Nezahat Demiray ise “Bugün ve bundan sonra İstanbul Sözleşmesi’ne, Anayasal hukuk düzenine ve insan hakları hukukuna sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yukarıda sayılan ve buraya sığmayan nedenlerle tarafsızlığı tartışılır hale gelen, bu durumu hukuka uygun olmayan yorumlarıyla kararlara da geçiren mahkeme üyelerinin bu davadan çekilmesini bekliyoruz, artık bu davaya bakmamaları gerekir. Hayatlarımız, haklarımız ve hayallerimiz üzerinden siyaset yapılmasına izin vermeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “YARGI, ANAYASAYI TANIMIYOR”

    Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği’nden Avukat Nagihan Bulut, Yargının Anayasayı tanımadığını belirterek, “Bugün burada daha önce çok sayıda dosyada karar vermiş bir heyetin huzurundaydık. İstanbul Sözleşmesi’nin anayasal hiçbir dayanağı olmayan Cumhurbaşkanı kararnameleri ile ortadan kaldırılamayacağını açıkça ifade ettik” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    – Danıştay Savcısı’nın İstanbul Sözleşmesi mütalaası: Fesih kararı iptal edilmeli

    – Kadınlardan Danıştay önünde açıklama: Türkiye şiddete karşı mücadeleden uzaklaştı-VİDEO

  • Fransa Alevi Kadınlar Birliği, ülkedeki kadın örgütleri ile görüştü

    Fransa Alevi Kadınlar Birliği, ülkedeki kadın örgütleri ile görüştü

    PİRHA- Fransa Alevi Kadınlar Birliği (FAKB) ülkedeki kadın örgütleri ile ortak mücadele alanlarında güç birliği ve çalışmalar yapmak adına bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmede, kadınlara yönelik şiddet ve eşitsizliklere dair paylaşımda bulunularak ortak mücadele üzerine sohbet edildi. 

    Fransa Alevi Kadınlar Birliği sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, Fransa’da çalışmalar yürüten kadın örgütleri ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini duyurdu.

    Görüşmeye Fransa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Oya Yerlikaya, Fransa Alevi Kadınlar Birliği Sekreteri Zeynep Dil ve Kadın Komisyonu Yardımcısı Rosa Peköz katıldı.

    Fransa Alevi Kadınlar Birliği tarafından yapılan görüşmelere ilişkin şunlar paylaşıldı:

    ORTAK MÜCADELE VE PROJELER

    “Yaşadığımız ülkede Alevi kadınları görünür kılma ve yaşadığımız ülkedeki kadın örgütleriyle birlikte çalışmalar yapmak için bugün ilk adımı attık. FAKB olarak, bizim dışımızdaki kadın örgütleriyle ortak mücadele alanlarında güç birliği yapmak, kadınların yaşadıkları eşitsizlikler ve haksızlıklara, kadına yönelik şiddete karşı birlikte mücadele ve birlikte çalışmalar yapmak için, Evry’de bulunan ve 1987 yılında kurulmuş, sosyal, ekonomik, kültürel ve sanatsal alanlarda kültürlerarası dernek projeleri geliştiren, teşvik eden ve destekleyen kadın derneklerinden oluşan ulusal bir ağ olan, Fia-ism(Femme Inter Association- Inter Service Migrants) derneğiyle ilk görüşmemizi yaptık.

    Bu görüşmeye; FAKB Başkanı Oya Yerlikaya, FAKB sekreteri ve aynı zamanda Essonne Alevi Kültür Merkezi Eşit Başkanı Zeynep Dil ve kadın komisyonu yardımcısı Rosa Peköz ile birlikte katıldık. Kendimizi ve çalışmalarımızı anlattık. Onların yaptığı çalışmalar hakkında bilgi aldık, birlikte neler yapabileceğimizi konuştuk. Toplantıda bizim kadar onlar da bizlerle çalışmaktan mutluluk duyacaklarını dile getirdiler.

    Bu çalışmalara, Evry de bulunan Essonne Alevi Kültür merkezimizin kadın komisyonu çalışmaları aracılığıyla başlayabileceğiz. Birlikte güzel çalışmalara imza atmak umuduyla mutluyuz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ankara’da kadın örgütleri 8 Mart eylem programını açıkladı -VİDEO

    Ankara’da kadın örgütleri 8 Mart eylem programını açıkladı -VİDEO

    PİRHA-Ankara’da Fikir Kulüpleri Federasyonu’na (FKF) bağlı kadınlar, Sosyalist Kadın Hareketi, İlerici Kadınlar Derneği ve Kadın Meclisleri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla gerçekleştirecekleri eylem ve etkinliklerin programını duyurdu. Kadınlar eylemi 6 Mart’ta saat 17.00’de Sakarya Meydanı’nda yapacaklarını belirttiler. 

    Ankara’da Fikir Kulüpleri Federasyonu’na (FKF) bağlı kadınlar, Sosyalist Kadın Hareketi, İlerici Kadınlar Derneği ve Ankara Kadın Meclisleri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla gerçekleştirecekleri eylem ve etkinliklerin programını duyurdu.

    Mülkiyeliler Birliği’nde basın toplantısı düzenleyen kadınlar, açıklamanın yapıldığı salona ‘Şiddeti sömürüyü bitireceğiz, özgür yaşayacağız’ pankartı astı.

    Kadınlar adına açıklamayı Ankara Kadın Meclisi üyesi Funda İçel okudu.

     “HER SABAH KADIN CİNAYETLERİYLE UYANIYORUZ”

    ‘Şiddeti, Sömürüyü Bitireceğiz; Eşit, Özgür Yaşayacağız’ sloganıyla 6 Mart günü saat 17:00’de Sakarya Meydanı’nda olacaklarını belirterek sözlerine başlayan İçel; “Kadınlar kriz günlerinde yoksulluğa ve şiddete mahkum edildi. ‘Nafaka düzenlemesi’ adı altında medeni haklarımız gasp ediliyor. Her sabah kadın cinayetleriyle uyanıyoruz. Kadınlar kendi hayatlarıyla ilgili kararları uygulamaya kalkıştığında şiddete uğrayıp, katlediliyor. Mevcut yasalar etkin uygulanmıyor ve cezasızlık politikaları şiddeti meşrulaştırıyor” dedi.

    “KADINLAR YOKSULLUK VE ŞİDDET ARASINA MAHKUM EDİLİYOR”

    Konuşmasının devamında LGBTIQ+ların hedef gösterildiğini kaydeden İçel, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Saldıran failler neredeyse hiç bulunamıyor, yargılanmıyor Göç etmek zorunda bırakılan kadınlar insan kaçakçılarıyla yoksulluk ve şiddet arasına mahkum ediliyor. Gençlerin tarikat ve cemaat yurtlarında intihara sürüklendiğini görüyoruz. Kur’an kurslarında üzeri örtülmüş çocuk istismarını biliyoruz. Nafaka hakkı, çocuk yaşta zorla evliliklerin meşrulaştırılmasına kadar Diyanet İşleri Başkanlığı hayatımızın her alanına fetvalara müdahale ediyor. Meşru müdafaa hakkını kullanan kadınlar yüksek cezalara mahkûm edilirken, istismar ve şiddet failleri serbest geziyor. Hala bulunabilecekken bulunamamış kayıp kadınların nerede olduğunu soruyor. Hayatın her alanında tacize, ekonomik, psikolojik, cinsel ve fiziksel şiddete maruz bırakılmayı reddediyoruz. Çoğalarak mücadeleyi büyütüyoruz.”

    “TALEPLERİMİZİ DİLE GETİRMEK İÇİN ALANLARDA OLACAĞIZ”

    Yoksulluk, sömürü ve şiddete karşı eşit ve özgür yaşamak için mücadele ettiklerini dile getiren İçel, bütün kadınları, mücadele tarihi olan 8 Mart’ta sömürüsüz ve şiddetsiz bir dünyada yaşamak için mücadelelerini en güçlü şekilde büyütmeye çağırdıklarını dile getirdi.

    İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediklerini de vurgulayan İçel, “Kadın cinayetlerini ve kadına yönelik her türlü şiddeti durdurmak için 6284 sayılı kanunun ve kazanılmış haklarımızın etkin uygulanması ve bütün haklarımız için, kadınların ve LGBTIQ+’ların istihdama katılımı önündeki tüm engellerin kaldırılması için, istismar ve şiddet davalarında cezasızlığın son bulması, adaletin sağlanması için, parasız ve nitelikli kamusal sağlık hizmeti için, nafaka hakkı için, iş yerlerinde taciz, mobing ve baskının son bulması, sendikalaşma ve örgütlenme hakkımız için, temel ihtiyaç ürünleri ve hizmetlerinin ücretsiz sağlanması için, doğum kontrol yöntemleri ve ürünleri, ped, tampon gibi hijyen ihtiyaçlarının ücretsiz sağlanması için, patronları ve onların siyasi temsilcilerini, şiddet uygulayan erkekleri kollayanları yenmek, sömürü düzenini ortadan kaldırmak için mücadele edeceğiz” diye belirtti.

    Açıklamanın ardından kadın örgütlerinden temsilciler tek tek söz alarak, 8 Mart için eylemlere katılma çağrısında bulundular.

    PİRHA/ANKARA

  • 68 kadın örgütünden Aysel Tuğluk için tahliye çağrısı!

    68 kadın örgütünden Aysel Tuğluk için tahliye çağrısı!

    PİRHA-68 tane kadın örgütü, Sağlık durumu gün geçtikçe kötüleşen tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk için ortak açıklama yayımladı. “Sağlığıyla ilgili gelişebilecek tüm olumsuz sonuçlardan idari ve adli makamlar sorumlu olacaktır” denilen açıklamada acil tahliye çağrısı yapıldı.

    Ülke genelinde faaliyet gösteren 68 kadın örgütü, Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan siyasetçi Aysel Tuğluk için ortak açıklama yayınladı. “Tuğluk’un tedavisinin olması gereken ortamda sürdürülebilmesi için bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini hatırlatıyoruz” denilen açıklamada, Tuğluk’un biran önce tahliye edilmesi istendi.

    “Aysel Tuğluk ile dayanışma zamanı” diyen 68 kadın örgütü, “Tuğluk’un sağlığıyla ilgili gelişebilecek tüm olumsuz sonuçlardan ‘cezaevinde kalamaz’ raporunu görmezden gelen idari ve adli makamlar sorumlu olacaktır” vurgusu yaptı.

    “SİYASİ TARİHİMİZDE DERİN İZLER BIRAKMIŞTIR”

    Açıklamada “Tuğluk, Kürt siyasi parti tarihinde eş genel başkanlık yapmış ilk kadındır ve eş genel başkanı olduğu Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmasıyla siyaset yasağı getirilen tek kadın milletvekilidir. Aynı zamanda hukukçudur, insan hakları savunucusudur ve de tüm hayatını, Kürtlerin onurlu bir barışla sonlanacak özgürlük ve eşitlik mücadelesine adamış bir siyasetçidir. Verdiği emekler, yürüttüğü mücadele, kendisini adadığı yaşamdaki duruşu, yakın dönem siyasi tarihimizde derin izler bırakmıştır” ifadeleri de kullanıldı.

    “ATK, DEMANS HASTALIĞINI İNKÂR ETMİŞTİR”

    Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırının da hatırlatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Annesinin cenazesine yapılan ırkçı saldırı ve gayriinsani tutuma tanıklık etmiş ve yaşadıkları, hafızasında hasarlar bırakmıştır. Tedavisini ve muayene sürecini aylarca sürdüren Kocaeli Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurulu tarafından cezaevinde kalamayacağına dair oybirliğiyle hazırlanan rapora rağmen İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından, tam tersi yeni bir rapor hazırlanmıştır. Yıllardır etik, vicdan, bilim ve hukuka aykırı raporlarla gündeme gelen bu kurum, politik mahpusların ağır ve ölümcül hastalıklarına rağmen mütemadiyen ‘cezaevinde kalabilir’ şeklindeki tıp bilimine aykırı raporlarından birini de Tuğluk için hazırlamış ve demans hastalığını inkâr etmiştir. Çelişkiler barındıran söz konusu raporlarla ilgili olarak avukatlarının ‘Üst Kurul’a yaptığı itiraza yanıt verilmemekte; hastalığının ağırlaşmasına izleyici kalınmaktadır.

    Bugün kendisine yaşatılanlara itiraz ediyor; Aysel Tuğluk’un tahliyesini talep ediyoruz. Ayrıca, ‘Kadınlar İçin Adalet’ talebimiz doğrultusunda Tuğluk ve onun gibi siyasi sebeplerle mahpus edilen tüm kadınların özgürlüklerine kavuşması talebimizi yineliyoruz. Aysel Tuğluk’un cezaevinde kalamayacağına dair, kapsamlı bir kurul raporu ortadayken, ısrarla bunun gereği yerine getirilmemesi, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere devletin sorumluluğundadır. Tuğluk’un sağlığıyla ilgili gelişebilecek tüm olumsuz sonuçlardan, ‘cezaevinde kalamaz’ raporunu görmezden gelen idari ve adli makamlar sorumlu olacaktır.

    Ona yaşatılan bu hukuksuz süreçte imzası olan tüm yetkilileri bir kez daha hukuka, bilime ve vicdana uygun davranmaya çağırıyor; Tuğluk’un tedavisinin olması gereken ortamda sürdürülebilmesi için bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini hatırlatıyor, dayanışma çağrımızı yineliyoruz.”

    İMZACI 68 KURULUŞ

    Adalar Vakfı Kadın Çalışma Grubu, Adana Kadın Platformu, AĞ-DA Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı, Alevi Kadınlar Birliği, Anadolu Kadın Hareketi, Ankara Dayanışma Akademisi’nden (ADA) Kadınlar, Ankara Kadın Platformu, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Ben Seçerim Derneği, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Datça Kadın Platformu, DAD Kadın Meclisi, Dayanışmanın Kadın Hali Derneği (DAKAHDER), Demir Leblebi Kadın Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi, Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Dikili Kadın Platformu, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, Ekmek ve Gül Dergisi, Emek Partili Kadınlar, Eskişehir Okulu Araştırma ve Dayanışma Derneği-Toplumsal Cinsiyet Çalışma Grubu, Eşitlik İzleme Kadın Grubu-EŞİTİZ, Ev-Eksenli Çalışanlar Sendikası, Foça Barış Kadınları, Günebakan Kadın Derneği, Halkevci Kadınlar, Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü, HDK Muğla Kadın Meclisi, HDP Adana Kadın Meclisi, HDP Balıkesir Kadın Meclisi, HDP Hatay Kadın Meclisi, Hubyar Kadın Meclisi, İskenderun Kadın Platformu, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, Kadın Dayanışması, Kadın Partisi, Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği, Kadın Yazarlar Derneği, Kadınlar Birlikte Güçlü, Kağıthane HDP Kadın Yönetimi, Karaburun Kadın Platformu, Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği, KESK Kadın Meclisi, Kırkyama Kadın Dayanışması, Kırmızı Biber Derneği, Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması, Mavigöl Kadın Derneği, Mersin Alevi kadın platformu, Mimoza Kadın Derneği- Mersin, Mor Dayanışma, Mor Sarmaşık, Muğla Emek Benim Kadın Derneği, Muğla Kadın Dayanışma ve Danışma Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Kadın Komisyonu, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar (ÖDAV), Rosa Kadın Derneği, SES Eşitlik ve Adalet Kadın Platformu, Sosyalist Kadın Meclisleri, TİP’li Kadınlar, TJA (Tevgera Jinên Azad) Özgür Kadın Hareketi, TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, Van Kadın Platformu, Van Star Kadın Derneği, Wernicke Korsakofflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Derneği/Çukurova, Yan Yana Girişimi Kadınları, Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği.

    PİRHA/ANKARA

  • Fransa’daki Alevi kadınlar İstanbul Sözleşmesi için alanlardaydı

    Fransa’daki Alevi kadınlar İstanbul Sözleşmesi için alanlardaydı

    PİRHA- Fransa’da bulunan Alevi kadınlar, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile tek taraflı feshedilen İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak amacıyla alanlara çıkarak kararı protesto etti.

    Strasbourg Alevi Kültür Merkezi’nde hizmet yürüten Alevi kadınlar, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile tek taraflı feshedilen İstanbul Sözleşmesi için alanlara çıkararak, sözleşmeden vazgeçmeyeceklerini haykırdı.

    Strasbourg Gar Meydanı’nda bir araya gelen birçok kadın örgütü, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için alanlardaydı. Eylemde sık sık, ‘Kadınlar üzerinde oynanan oyunlara son’, ‘Kahrolsun faşizm’ sloganları atıldı.

    Alevi kadınların da kendi sloganları, kendi dövizleri ile alana çıktığı eylemde, kadınlar sözleşmeden vazgeçmeyeceklerini kaydettiler.

    Yapılan konuşmalardaTürkiye’de yaşayan kadınlara destek mesajı verildi.

    PİRHA/FRANSA

  • Kadın örgütleri, İstanbul Sözleşmesi için bugün Kadıköy’de eylem yapacak

    Kadın örgütleri, İstanbul Sözleşmesi için bugün Kadıköy’de eylem yapacak

    PİRHA-Kadın örgütleri, AKP hükümetinin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini bugün (26 Mart) 18.30’da Kadıköy’de protesto edecek.

    AKP hükümetinin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine tepkiler her geçen gün artarak devam ediyor.

    Kadın Örgütleri, AKP hükümetinin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini bugün18.30’da Kadıköy’de Bahariye Caddesi girişinde protesto edeceğini duyurdu.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Kadın örgütleri 4-5 Ağustos’ta alanlara çıkıyor

    Kadın örgütleri 4-5 Ağustos’ta alanlara çıkıyor

    Kadın örgütleri, İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasına karşı 4-5 Ağustos tarihlerinde birçok kentte “haklarımızdan vazgeçmiyoruz” şiarıyla alanlara çıkacak. 

    İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasına karşı toplanan kadınlar, “Haklarımızdan vazgeçmiyoruz, İstanbul Sözleşmesi’ni uygula” şiarıyla alanlara çıkmaya hazırlanıyor. Edinilen bilgilere göre, kadınlar 4-5 Ağustos tarihlerinde ülkenin dört bir yanında alanlarda olacak.

    Söz konusu tarihte, AKP Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmenin tartışılması bekleniyor.

    “YAŞAM HAKKIMIZ ELİMİZDEN ALINACAK”

    Kadınların 5 Ağustos’ta alanlarda olacakları yerlerden biri Ankara. Kentteki kadın örgütleri 5 Ağustos’ta saat 19.00’da Sakarya Meydanı’nda bir araya gelecek.

    Buluşmaya dair konuşan Ankara Kadın Platformu üyesi Betül Koca, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasıyla yaşam haklarının ellerinden alınacağına vurgu yaptı.

    Koca, “Tamda bu sebeple eylemlerimizi, etkinliklerimizi, İstanbul Sözleşmesi’ni etkin uygulanana kadar sürdürmeliyiz. Bu mücadele hattına kadınların katılımı oldukça önemli ve bunun olanaklarını sağlamamız gerekiyor. Bunun için bütün kadınlarla etkin bir işbirliği, örgütlülük tesis etmemizden gerekiyor. Unutmamalıyız ki toplumsal cinsiyet eşitliğini tesis etme iradesini göstermeden bu mücadele sonuç veremez. Ancak bütüncül bir yaklaşımla bu olanakları sağlayabiliriz” diye konuştu.

    ‘BİRLİKTE HAREKET’ ÇAĞRISI 

    İstanbul Sözleşmesi’nin cinsiyetçi politikalarla karalandığına dikkati çeken Koca, “Oysa aile içi şiddet de dahil olmak üzere orantısız bir şekilde kadınları etkileyen, kadına yönelik her türlü şiddet biçimini reddediyor. İstanbul Sözleşmesi sığınak demektir, acil şiddet hattı demektir. Tacize, tecavüze, şiddete, kadın cinayetlerine dur demektir. Bu sözleşmeyi durdurmak demek şiddeti meşrulaştırmak olur” dedi.

    Koca, “Gelin birlikte hareket edelim. Tüm haklarımızın elimizden alınıp bir erkeklik rejiminin yeniden tesis edilmek istenmesine karşı ses çıkaralım. Şiddetin yasallaşmasına izin vermeyelim. Hayatlarımızdan, haklarımızdan, birbirimizden vazgeçmeyelim. Tüm bunlara rağmen birlikte durduğumuzda bize kesinlikle engel olamayacaklardır. Tüm kadınları, 5 Ağustos’ta saat 19.00’da Sakarya Meydanı’nda ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ demeye çağırıyoruz” çağrısı yaptı.

    BAZI KENTLERDEKİ PROGRAMLAR

    Kadınların gerçekleştireceği programlardan netleşenler şöyle:

    Bodrum: 4 Ağustos saat 19.00 – Tepecik Cami Meydanı

    Datça: 4 Ağustos saat 19.00 – Cumhuriyet Meydanı

    İstanbul: 5 Ağustos saat 19.00 – Kadıköy Beşiktaş İskelesi

    İzmir: 5 Ağustos saat 18.30 – Alsancak ÖSYM önü

    Samsun: 5 Ağustos saat 19.30 – Süleymaniye Geçidi

    Hatay: 5 Ağustos saat 19.00 – Antakya/ Köprübaşı

    Didim: 5 Ağustos saat 18.30 –İş Bankası önü

    Antalya: 5 Ağustos saat 19.00 – Attalos Meydanı

    Adana: 5 Ağustos saat 18.00 – Heykelli Park

    Kocaeli: 5 Ağustos saat 19.00 – Belediye İşhanı önü

    Ankara: 5 Ağustos saat 19.00 – Sakarya Meydanı

    Ayvalık: 5 Ağustos saat 19.00 – Cumhuriyet alanı

    Antakya: 5 Ağustos saat 19.00 – Köprübaşı

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar, öldürülen Pınar Gültekin için sokağa çıkıyor

    Kadınlar, öldürülen Pınar Gültekin için sokağa çıkıyor

    PİRHA – Kadınlar, katledilen Pınar Gültekin için bu akşam Türkiye’nin birçok ilinde sokağa çıkacak. 

    Muğla’nın Ula ilçesinde, 5 gündür kayıp olan ve Cemal Metin Avcı adlı erkek tarafından katledildiği ortaya çıkan 27 yaşındaki Üniversite Öğrencisi Pınar Gültekin ve tüm katledilen kadınlar için kadınlar sokaklara çıkıyor.

    Kadın Meclisleri, Ankara Kadın Platformu ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gibi kadın örgütlerinin bugün akşam (21 Temmuz) yurt genelinde Pınar Gültekin için yaptıkları eylem çağrıları şu şekilde.

    Ankara – 19:00’da Kızılay Çankaya Belediyesi önü.

    İstanbul – 19:30’da Beşiktaş Barbaros Meydanı- 20.00’de Kadıköy Eminönü İskelesi

    İzmir – 19:00’da Erbil Süel -17.30′ da Türkan Saylan önü.

    Adana – 18:30’da Atatürk Parkı önü.

    Samsun- 19:30 Süleymaniye Geçidi

  • ‘AKP-MHP ittifakının kadın düşmanı politikalarına karşı geri adım atmayacağız’

    ‘AKP-MHP ittifakının kadın düşmanı politikalarına karşı geri adım atmayacağız’

    PİRHA- Dersim’de açıklama yapan kadın örgütleri, Diyarbakır ve Antep’te gözaltına alınan kadınların serbest bırakılmasını istedi. Yapılan açıklamada, “Bir kez daha söylüyoruz; gözaltındaki arkadaşlarımızın verdiği mücadele bizim de mücadelemizdir. Bizi yok sayanlara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz, itaat etmedik, etmeyeceğiz” denildi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisleri, Demokratik Bölgelere Partisi (DBP) Kadın Komisyonu,  Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Kadın Meclisi, Kadınların Kurtuluşu, Sosyalist Dayanışma Platformu Üyesi Kadınlar, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Kadın Meclisi, Yeşil Sol Kadınlar, Diyarbakır ve Antep’de kadın siyasetçilere yönelik gözaltı saldırısına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    HDP Dersim il binasında yapılan açıklamaya HDP Dersim İl Örgütü ve Merkez İlçe Eşbaşkanları da katıldı.

    HDP ve bileşenleri kadın örgütlerinin ortak açıklamasını HDP PM üyesi Helin Yağmur Uci okudu.

    “SİYASİ SOYKIRIM OPERASYONU”

    AKP-MHP erkek ittifakının kadın düşmanı politikalarının her geçen gün artarak sürdüğü kaydedilen açıklamada, “Her sabah Kürtlere, kadınlara ve muhaliflerin evlerine yapılan baskınla uyandığımız bu ülkede; bu sabah yine bir siyasi soykırım operasyonu gerçekleştirildi” denildi.

    Sabah saatlerinde Diyarbakır ve Antep’te yapılan baskınlarda; aralarında Özgür Kadın Hareketi (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu Sözcüsü ve Jinnews editörü Ayşe Güney, Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) Eşbaşkanı Elif Haran, Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) üyesi Rabia Ataş, Bağlar Belediyesi Meclis Üyesi Panayır Çelik, HDP Yenişehir eski İlçe Eşbaşkanı Demet Özkaran,  Barış Annesi Hayriye Demir, Zekiye Güler, Figen Ekti, Rabia Ateş, Ronda Bat, Rozerin Çatak, Emine Kaya, Dilan Yakut ile Güneş Özel’in de bulunduğu çok sayıda kadınının, iktidarın kadın düşmanı politikaları sonucu gözaltına alındığı hatırlatıldı.

    Açıklamada, şunlar belirtildi:

    “Gözaltına alınan arkadaşlarımız, kadınların bin bir emekle yarattığı bir kurum olan TJA çatısında yıllardır kadın özgürlük mücadelesi yürüten; siyasette, medyada, sendikada kadın rengini var etmeye çalışan arkadaşlarımızdır. Kürt kadın hareketine yönelik bu saldırı ve faşist politikalar ilk değil, AKP-MHP erkek ittifakının ne zaman sıkışsa kadın iradesine saldırdığını rehin tutulan arkadaşlarımızdan biliyoruz. Biz kadınlar için gözaltı ve tutuklamanın; mücadelemizi bastırmak, bizleri yıldırmak anlamına geldiğini de çok iyi biliyoruz.

    Erkek egemen anlayışa karşı mücadele etmek için yola çıkarken irademizi tanımayanlarla, bizleri yok sayanlarla, karşılaşacağımızı çok iyi biliyorduk. Ancak; öğrenemedikleri bir şey var ki o da bizim direnişimizi hiçbir iktidarın alaşağı etmediği ve bastıramadığıdır. Bizi geçmişte yok sayan bu erkek egemen anlayışın devamcısı olan AKP de siyasi soykırım operasyonları ile bizleri yıldıracağını sanıyorsa en büyük yanılgı içine düşmüş demektir.

    “İKTİDARIN EN BÜYÜK KORKUSU KADINLAR”

    Biz kadınlar; AKP ve onun ortağı olan MHP’nin; toplumu baskı, sindirme ve biat ettirme siyasetine karşı umudu elimize aldık ve topluma sunmak için yola çıktık. İşte; iktidarın en büyük korkusu da kadınlar öncülüğünde gelişen bu direniş ve mücadele kararlılığıdır.

    Kadın düşmanı politikalarında ısrar eden AKP-MHP şunu çok iyi bilsin ki; Biz Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmek istenmesine, çocuk istismarının “evlilik” adı altında meşrulaştırılmasına, kayyımcı zihniyete, infaz yasasına karşı sokakları terk etmeyeceğiz. AKP’nin saldırgan, faşist, militarist, cinsiyetçi erkek anlayışına karşı özgürlük mücadelemizden bir an olsun geri adım atmadık ve atmayacağız.

    Bir kez daha söylüyoruz; gözaltındaki arkadaşlarımızın verdiği mücadele bizim de mücadelemizdir. Bizi yok sayanlara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz, itaat etmedik, etmeyeceğiz. Sesimizi kısmak isteyenlere karşı ‘Varız, Buradayız’ dedik, burada olmaya devam edeceğiz.”

    Açıklamada, hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan kadınların serbest bırakılması istendi.

    PİRHA/ DERSİM

  • Kadınlardan şiddete karşı ‘Harekete Geçiyoruz’ kampanyası

    Kadınlardan şiddete karşı ‘Harekete Geçiyoruz’ kampanyası

    PİRHA-Kadına yönelik şiddete karşı “Harekete Geçiyoruz” kampanyası başlatan Mor Dayanışma, İstanbul Kadıköy’den seslenerek tüm kadınları birlikte mücadele etmeye çağırdı. 

    Mor Dayanışma üyesi kadınlar, İstanbul Kadıköy’deki Yoğurtçu Parkı’nda yaptıkları açıklama ile kadına yönelik şiddet ve kırım politikalarına karşı “Hareket geçiyoruz” kampanyası başlattıklarını duyurdu. 

    Kadınlar AKP’li Özlem Zengin’in açıklamasını hatırlatarak, AKP’ye “kadın cinayetlerini durdurun, harekete geçin çağrısı yaptılar. Kadınlar “Yeni İstihdam Kalkanı” paketiyle kadınlara güvencesizliği ve esnek çalışmayı dayatan, kıdem tazminatımızı gasp eden kadın düşmanı politikaların engellenmesi, kadınların ve çocukların barınma ve geçinme koşullarının sağlanması için Acil Eylem Paketi Uygulansın” dediler. 

    “6 AYDA EN AZ 152 KADIN KATLEDİLDİ”

    Kadınlar tarafından gerçekleştirilen açıklamada “2020’nin ilk 6 ayında en az 152 kadın erkekler tarafından katledildi ve 88 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Kadınlar erkek egemen zihniyetten beslenen iktidar ve toplum yapısı karşısında, her gün artan kadın cinayetlerine ve çocuk istismarına karşı “Yaşamak İstiyoruz” çığlığını yükseltiyor” dediler. 

    “183 HATTI DÖNÜŞ YAPMIYOR”

    Pandemi süresince artan kadın cinayetleri, istismar ve şiddet vakalarındaki artışın sebebinin erkek egemen sistemin ve iktidar politikalarının sonucu olduğunu belirten kadınlar “Bu süreçte şiddet vakalarına dönüş yapmayan 183 hattı, kadınları doğru yönlendirmeyen ve hatta geri gönderen kolluk kuvvetleri, yetersiz sayıdaki ŞÖNİM ve kadın sığınma evleri, 6284 sayılı kanunun eksiksiz uygulanmaması kadınların yaşamlarına kast ediyor ve her gün kadınların, çocukların öldürülmesine açık kapı bırakıyor” gerçeğinin altını çizdi.

    Açıklamada “İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırılar açıkça kadınların ve çocukların yaşamlarına kast ediyor. En son AKP Genel Başkanvekili’nin sözleşmeye yönelik tehditleri nefret söylemi içeriyor ve erkek şiddeti ile mücadelede samimi olmadıklarını gösteriyor.

    İstanbul Sözleşmesi kadın mücadelesinin kazanımıdır. Saldırılar ve tehditler kabul edilemez. Sözleşmedeki haklarımızdan ve 6284’ü savunmaktan vazgeçmiyoruz.” denildi.

    “HAK GASPLARI KISKACI HER GÜN DAHA ÇOK DARALIYOR”

    Son dönemlerde gündemde olan Bekçi yasasına da dikkat çeken açıklamada “Bekçi yasasıyla mahallerimize ve özel hayatımıza yönelik keyfi uygulamaların önü açılmış oldu.“Ahlak Bekçiliği” misyonu kazandırılan yasa ile bekçiler, bekâr kadınları gözetleyebilecek, takip edebilecek. İstismar Af Yasa Tasarısı ile çocuk istismarı ve tecavüz evlilik yoluyla normalleştirilmek isteniyor. İnsan hakları savunucularına, kadın hakları aktivistlerine, LGBTİ+ lere yönelik tehditler ve saldırılar artarken Ceza İnfaz Yasası ile failler salıverildi.

    Mahalleye bekçi değil, 6284’ün eksiksiz uygulanmasını istiyoruz! Kapsamlı çocuk koruma ve izleme merkezlerinin kurulması, şeffaf, hesap verilebilir denetleme mekanizmalarının oluşturulması zorunludur.  Sığınma evleri ve yatılı gündüzlü kurumlar, kadın dernekleri ve örgütlerinin denetimine açık olmalıdır. LGBTİ’lere yönelik nefret söylemleri cezalandırılmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

    “YOKSULLUK, İŞSİZLİK EN ÇOK KADINLARI ETKİLİYOR”

    Kadın işsizliğinin %30’ları geçtiğini, 1 Milyondan fazla kadının uzun sürelerle ve kayıt dışı çalıştırıldığını, 11 Milyon kadının ev işlerinden dolayı iş gücüne katıladığını kayda geçiren açıklamada şunlar kaydedildi:

    Milyonları yoksulluğa, işsizliğe mahkûm etmeye çalışan,  depresyona,  intihara sürükleyen, kıdem tazminatımızdan güvenceli çalışma hakkımıza kadar her şeye göz dikmiş iktidarın kadın düşmanı politikaları yaşam hakkımızı gasp ediyor.

    “Yeni İstihdam Kalkanı” paketiyle kıdem tazminatımıza el koyulmaya çalışılıyor.  25 yaş altı ve 50 yaş üzeri işçilere getirilmesi planlanan BELİRLİ SÜRELİ SÖZLEŞME ile kıdem ve ihbar tazminatı tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.

    Patronlara değil kadın politikalarına bütçe istiyoruz.  Kıdem tazminatımız emeğimizin karşılığıdır! Patronların lütfu değildir, fona gidecek yatırım değildir!

    Kadın cinayetlerinin engellenmesi ve önlenmesi amacıyla kolluk kuvvetlerinin ve yargının İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 sayılı kanunu acilen eksiksiz bir şekilde uygulaması, yerel yönetimlerin Acil Şiddet Hattı’nı her mahalle için hayata geçirmesi, ŞÖNİM ve kadın sığınma evlerinin sayısının artırılması;

    “Yeni İstihdam Kalkanı” paketiyle kadınlara güvencesizliği ve esnek çalışmayı dayatan, kıdem tazminatımızı gasp eden kadın düşmanı politikaların engellenmesi, kadınların ve çocukların barınma ve geçinme koşullarının sağlanması için acil eylem paketi uygulansın!”

    “HAREKETE GEÇ”

    Açıklamada, “Bu amaçla başlattığımız “Harekete Geç” kampanyamız kapsamında mahallelerde kadın meclislerimizi kurmaya, erkek şiddetine, kadın cinayetlerine, çocuk istismarına karşı yerel yönetimlere sorumluluklarını hatırlatmaya ve karar mekanizması olacak kadın politikalarını uygulamaya ve uygulatmaya, Bekçi Yasası ile mahallerimize ve özel hayatımıza yönelik keyfi uygulamalara ses çıkarmaya tüm kadınları çağırıyoruz. İşsizlik ve yoksulluk kıskacına karşı gelmek ve kadınları, çocukları hiçe sayan ekonomi politikalarına müdahale etmek için kadın dayanışmasını büyütmeye çağırıyor, tüm kadınları harekete geçmeye davet ediyoruz” denildi. 

    PİRHA/ İSTANBUL

  • İzmir’de kadınlar, Gülistan Doku için yarın sokağa çıkıyor

    İzmir’de kadınlar, Gülistan Doku için yarın sokağa çıkıyor

    PİRHA – Kadın örgütleri, ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’ şiarıyla Gülistan Doku’nun akıbetini sormak için sokağa çıkacak.

    İzmir’de kadınlar, 5 Ocak tarihinden bu yanan haber alınamayan Gülistan Doku için yarın sokağa çıkacak.

    Alsancak’ta bir araya gelecek kadınlar, ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’ şiarıyla saat 18.00’de Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde olacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • 145 kadın örgütünden ortak bildiri: Haklarımızı korumaktan vazgeçmeyeceğiz

    145 kadın örgütünden ortak bildiri: Haklarımızı korumaktan vazgeçmeyeceğiz

    145 kadın örgütünden oluşan Türkiye Kadın Hareketi Bileşenleri bugüne kadar mücadele sonucu sağlanan haklarından ve bu hakları korumaktan vazgeçmeyeceklerini açıkladı.

    Türkiye’de kadına yönelik erkek şiddeti artarak devam ediyor. Erkekler 2018’in ilk altı ayında en az 120 kadın ve yedi çocuk öldürdü, 32 kadına tecavüz etti, 102 kadını taciz etti, 325 kadına zorla seks işçiliği yaptırdı, 189 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu, 212 kadını yaraladı.

    Giderek artan kadına yönelik şiddete karşı 145 kadın örgütü ortak bir bildiri yayımladı. Türkiye Kadın Hareketi Bileşenleri imzasıyla yayımlanan bildiride kadınlar, “Mücadelelerle kazandığımız haklarımızdan, eşitlik ve özgürlük talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz ve cinsiyet ayrımcılığını pekiştiren her türlü söylem, siyasi pratik ve uygulamanın karşısında duracak ve sorumluları teşhir edeceğiz” dedi.

    Bileşenler Türkiye’nin bütün siyasetçilerini, siyasi partilerini ve sivil toplum bileşenlerini siyasal ve toplumsal sorumluluk almaya çağırdı. Bildiride, kadınları eşit yurttaşlar olmaktan çıkarmak, emeğini sömürmek, güçsüzleştirmek isteyen bütün söylem ve politikalara karşı, tüm kadın örgütlerine “dayanışma” çağrısı yapıldı. Kadınların kendi hayatları hakkında karar verme yetkisine sahip olan özgür ve eşit bireyler olarak, kadın emeği, bedeni ve kimliği üzerinde kurulmak istenen tüm tahakküm biçimlerine karşı çıkmaya devam edeceği bildirildi.

    145 kadın örgütünün imzasını taşıyan bildiride özetle şunlar kaydedildi:

    “Her kesimden kadının, etnisite, sınıf, dini inanç, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, dil, engellilik, yaşlılık, sığınmacı/mülteci gibi farklı kimliklerini kapsayan hukuki ve fiili eşitliğin sağlanmasının, toplumsal bir sorumluluk ve devletin yükümlülüğü olarak kabul edilmesi yolunda önemli mesafeler aldık. Devletin, ulusal ve yerel eylem planları oluşturmasını sağladık.

    Bugün, ulusal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış en temel yasal haklar ve kurumlar ciddi bir tehdit altındadır. Bunun en son örneği, kadınlarla ilgili tek bakanlığın adının önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak değiştirilerek işlevsizleştirilmesi ve ardından da Çalışma Bakanlığı’na bağlanmasıdır.

    Yasalarda kadınlar lehine olabilecek her ne varsa bunları budama girişimleri bugün hızla yasaların tamamen kaldırılması taleplerine dönüşmüştür.“Aile reisliği geri getirilsin”, “çocukların velayeti babaya verilsin”, “ev içi emek nedeniyle evlilik içinde edinilen malların eşit paylaşımından vazgeçilsin”, “kadına karşı şiddetle ilgili 6284 sayılı yasa tamamen kaldırılsın”, “Avrupa Konseyi’nin şiddetle ilgili sözleşmesinden Türkiye imzasını çeksin” gibi talepler yaygınlaştırılmaya başlandı. Daha da ötesi, bu taleplerin gerçekleştirilmesinin önünde engel olarak görülen kadın örgütleri de açıkça hedef olarak gösterilmektedir.”

     

  • Melda Onur’dan Müftülük Yasası’na tepki:  Laikliğe vurulmuş en büyük darbedir-VİDEO

    Melda Onur’dan Müftülük Yasası’na tepki: Laikliğe vurulmuş en büyük darbedir-VİDEO

    PİRHA – Eski CHP Milletvekili Melda Onur, müftünün nikah kıyması için hazırlanan müftülük yasasına tepki göstererek bunun laikliğe vurulmuş en büyük darbe olduğunu söyledi. Kadın mücadelesine darbe vurulacağını belirten Onur, “Yasa, kadınların sadece ve sadece resmi nikah olmadan imam nikahıyla evliliklerini devam ettirmelerini getirebilir” dedi. 

    Haberin Videosu 

    Kadınlardan müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren yasaya tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Bu yasanın laikliğe vurulmuş en büyük darbe olduğunu söyleyen CHP’nin Eski Milletvekili Melda Onur, asıl meselenin müftülüklere nikah kıydırıp kıydırmama tercihini yapamayacak kesimlerin olduğunu belirtti.

    Hayatının odağına dini koymamış insanların nikahlarını normal nikah memurlarına kıydıracaklarını ifade eden Onur, “Ama esas itibariyle bu tercihi yapamayan daha muhafazakar alanda, belki kırsalda kadınlar ‘Ben müftü nikahı istemiyorum’ diyemeyecekler. ‘Ben resmi nikah istiyorum sadece’ diyemeyecekler.” dedi.

    “KADIN MÜCADELESİNİ GERİYE DÖNDÜRECEK”

    Türkiye’de özellikle doğuda, taşrada, daha eğitimsiz ve muhafazakar kentlerde kadınların imam nikahlılıktan resmi nikahlılığa geçme sürecinde büyük zorluklar yaşadıklarını vurgulayan Onur, şöyle konuştu:

    “Seneler boyunca imam nikahlı kalıp nüfus cüzdanını 18 yaşında, 20 yaşında 30 yaşında alan kadınlar var. Böyle bir mücadele geçti. Şimdi bunu müftülere nikah yetkisi vererek geriye döndürecekler. Bu iyi niyetli ellerde dönmeyebilir. Ama bu kötü niyetli kullanılır. Bu bir süre sonra kadınların sadece ve sadece resmi nikah olmadan imam nikahıyla evliliklerini devam ettirmelerini getirebilir. Çünkü herhangi bir imam herhangi bir resmi nikah olmadan müftüyü karşısında gördüğünde nikahının kıyıldığını zannedecek olabilir.”

    Kadın örgütlerinin bu işin takipçisi olacağına dikkat çeken CHP’nin Eski Milletvekili Melda Onur, müftü nikahının başladığı noktada mağduriyetlerin başlayacağını da ekledi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Her ilçede şiddet önleme merkezi yok ama bir müftülük var’

    ‘Her ilçede şiddet önleme merkezi yok ama bir müftülük var’

    PİRHA – Müftülüklere nikah kıyma yasa tasarısı gibi hazırlanan yasa tasarılarının kadınlara sorulmadan hazırlanmasına tepki gösteren kadınlar alanlara indiler. Ankara’da TBMM önünde basın açıklaması yapan kadınlar müfütlere nikah kıyma yetkisi tanıyan yasa tasarısının ve mağdur hakları yasa tasarısının kadınların hayatlarını doğrudan ilgilendirdiği için bu tasarılar hazırlanırken kadın örgütlerine danışılması gerektiğini vurguladılar.

    “Hayatımıza sahip çıkıyoruz”, “Bu nikah kıyılamaz” şiarıyla Türkiye’nin çeşitli illerinden Ankara’ya gelen kadınlar 2 günlük bir etkinlik düzenlediler.

    Cumartesi günü Ankara Sakarya Caddesi’nde yapılacak olan etkinliğe Ankara Valiliği’nin izin vermemesi üzerine kadın örgütleri TBMM önünde basın açıklaması yapmak istedi. Ancak basın açıklamasına da izin verilmeyince CHP milletvekilleri Şenal Sarıhan ve Veli Ağbaba ile HDP milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Sibel Yiğitalp’in devreye girmesiyle birlikte 60’a yakın kadın meclise girdi.

    “BU NİKAH KIYILAMAZ”

    Mecliste yapılan görüşmelerin ardından meclis bahçesinde basın açıklaması yapan kadın örgütleri “Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz”, “Bu nikah kıyılamaz” dediler. Kadın örgütleri adına açıklama yapan Rüya Kurtuluş, meclis kapanırken gündeme getirilen müftülere nikah kıyma yetkisi veren tasarı ve mağdur hakları yasa tasarısına dikkat çekerek meclisin ilk gününde burada olmak istediklerini vurguladı.

    “KADIN ÖRGÜTLERİNE DANIŞILARAK YAPILMALI”

    Bu iki tasarının da kadınların hayatlarını yakından ilgilendirdiğini bu yüzden de böyle yasaların kadın örgütlerine danışılarak yapılması gerektiğini söyleyen Kurtuluş, müftülerin nikah kıymasının imam nikahını azaltacağına inanmadıklarını belirtti. Türkiye’de imam nikahlı olanların ya ikinci eş ya da çocuk yaşta evlilik yapanlar olduklarını ifade eden Kurtuluş, şunları kaydetti:

    “ÇOCUK YAŞTA EVLİLİĞİN ÜZERİNİ ÖRTMÜŞ OLURSUNUZ”

    “Kadın erkek eşitliğini temel almayan, dini referanslarla hayatı düzenleyen, boşanmayı engellemeye çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın medeni hukuk alanında işi yoktur. Bu laikliğe de aykırıdır. Çocuğun nüfusa kaydında sözlü beyanı esas gören hükümler de var. Daha önceki yasada da bu vardı. Yasalar daha ileri gitmek zorundadır. Sözlü beyanla çocuğu nüfusa kayıt ettirirseniz çocuk yaşta evlendirme sonucu doğan çocukları, te​c​avüz sonucu doğan çocukları kayıt altına alamazsınız. Çocuk yaşta evliliğin üzerini örtmüş olursunuz.”

    “KADINLARIN HER İLÇEDE ŞİDDETE KARŞI BAŞVURABİLECEKLERİ YERLER OLMALI”

    Genel ahlak gibi muğlak ifadelerin yasalarda yer alamayacağının altını çizen Kurtuluş, mağdur hakları yasa tasarısının kadınların ihtiyacı olan bir düzenleme olduğunu bir kadının şiddete maruz kaldığında haklarının açık açık belirtilmiş olması gerektiğini vurguladı. Kadınların her ilçede şiddete karşı başvurabilecekleri yerler olması gerektiğini ancak Türkiye’de şiddet önleme merkezlerinin birer birer kapandığını belirten Kurtuluş, “Her ilçede bir şiddet önleme merkezi yok ama bir müftülük var. O müftülükler bünyesinde kadınlara aile danışmanlığı yapılıyor. Mağdur hakları yasa tasarısı kadın ve erkek eşitsizliğini görerek kurulmalıdır. Kadınlar sadece kırılgan grup olarak değil, cinsiyet ayrımından dolayı mağdur edilen kadınlar olarak bu yasalarda yer etmelidir” dedi.

    Bu tasarıların kadından yana hiçbir yanı olmadığını söyleyen Kurtuluş, mağdur haklarının boşanmış babaların talepleriyle değil her an öldürülme tehdidi yaşayan kadınların talepleriyle düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.

    “KADINLAR MÜCADELE İLE KAZANACAK”

    Açıklamada söz alan CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, “Kadın erkek eşitliğinin sağlanmasını sağlayacak her türlü düzenlemenin yanında, bunu bozan her türlü uygulamanın da karşısında olacağız. Dayanışma içerisindeyiz ve birlikte mücadele edeceğiz, kadınlar bugüne kadar hep kazandılar ve kazanmaya da devam edecekler” diye konuştu.

    HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ise, kadın aleyhine tüm düzenlemelerin karşılarında olduklarını belirterek, “Türkiye’de kadınların ihtiyacı ve talebi müftü nikahı ya da mağdur hakları ile kadınların daha fazla mağdur edilmesi değil. Hükümet öncelikle kadınların her gün yaşadığı şiddet ve cinayet vakaları için irade ortaya koymalıdır” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Almanya’da kadın örgütleri soruyor: Saray Güven nerede?

    Almanya’da kadın örgütleri soruyor: Saray Güven nerede?

    PİRHA- Almanya Frankfurt-Bockenheim şehrinde yaşayan, Weil am Rhein Alevi Kültür Merkezi-Cemevi üyesi 47 yaşındaki Dersimli Saray Güven’den 20 Ağustos gününden itibaren haber alınamıyor. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Saray Güven’in hayatından endişe ettiklerini belirterek, “Bir kişi daha eksilmek istemiyoruz. Bedenimiz, kararlarımız, hayatımız bizimdir” dedi. Almanya’da kadın örgütleri de bir basın açıklaması yaparak olayın aydınlatılmasını istedi. 

    Frankfurt Bölgesi Emniyet Müdürlüğü tarafından kayıp ilanıyla aranan Saray Güven basın ve kadın örgütlerinin sahiplenmesi ve desteğiyle aranıyor.
    Olayla ilgili, psikolojik sorunları olduğu iddia edilen Hayrettin Tandoğan’ın Fransa’da yakalandığı belirtildi. 

    Güven’in kayıp olmasıyla birlikte endişelerini belirten Avrupa Alevi Kadınlar Birliği de bir açıklama yaparak, “Saray’ın hayatından endişe ediyoruz. Saray Güven ve tüm yaşam alanlarına müdahale edilen kadınlar için herkesi dayanışmaya çağırıyoruz. Bir kişi daha eksilmek istemiyoruz. Bedenimiz, kararlarımız, hayatımız bizimdir” ifadelerini kullandı.

    ALMANYA’DAKİ KADIN ÖRGÜTLERİ AÇIKLAMA YAPTI

    20 Ağustos günü kaçırılan Saray Güven için Frankurt’un Zeil caddesinde de bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

    20 Ağustos günü Hayrettin Tandoğan isimli erkek tarafından kaçırılan Saray Güven’in akıbetini sormak için Frankurt’un Zeil caddesinde Amara Kürt Kadın Meclisi’nin çağrısıyla buluşan Yeni Kadın, SKB (Sosyalist Kadınlar Birliği), Courage, MLPD Almanya, ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi), ATİF (Avrupa Türkiyeli İşçiler Federasyonu), YDG (Yeni Demokratik Gençlik), Alevi Dernekleri aktivistlerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Yeni Kadın’ın, her türlü şiddete karşı HAYIR pankartı açtığı eylemde, Güven’in resimleri ve kadına yönelik şiddete karşı dövizler taşındı.

    Güven’in kaçırılmasına ilişkin süreç hakkında kısa bir bilgilendirme yapılan eylemde, kadın kurumları açıklamalar yaptı. Yapılan açıklamalarda, kadınlara yaşatılan şiddetlerin kapitalist-emperyalist sistemden beslendiğinin altı çizildi. Avrupa coğrafyasında da her geçen gün kadına yönelik şiddetin devlet destekli artış gösterdiği belirtilen açıklamalarda, Saray’ın kaçırılma olayın da olduğu gibi, günler geçmesine rağmen, olayın hala aydınlatılmadığına dikkat çekildi. Sistemin yasalarının ve adaletinin de erk’ek lehine işletildiğine vurgu yapılan açıklamalarda, Saray’ın kaçırılmasında rolü olan ve akıbetinden sorumlu tutulan Hayreddin Tandoğan isimli şahısta da görüldüğü gibi “hasta, psikolojik tedavi ” gibi sebepler ortaya atılarak, faillerin erkek egemen sistem tarafından korumaya alınmaya çalışılmakta olduğunu kaydetti. Açıklamalarda, kadın katliamlarının faillerinin gerekli cezayı almaları için mücadele ederek, sokakları mesken etmenin gerekliliğine vurgu yapıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Adalet yürüyüşüne katılan kadınlar: Eşitlik olmadan adalet olmaz-video

    Adalet yürüyüşüne katılan kadınlar: Eşitlik olmadan adalet olmaz-video

    PİRHA – Adalet Yürüyüşü’nün 22. gününde Türkiye’nin dört bir tarafından 80 farklı kadın örgütü yürüyüşe katılarak destek verdi. Yürüyüşe katılan kadınlar “Eşitlik olmadan adalet de olmaz” diye haykırdı. 

    Haberin Videosu

    Adalet Yürüyüşü’nün 22. gününde 80 kadın örgütü Barış Aktivisti Pippa Bacca’nın katledildiği yer olan Gebze’den Adalet Yürüyüşüne katıldı. Yürüyüşe katılan kadınlara PİRHA mikrofonunu uzattık.

    “ADALETİ TEMİN EDİNCEYE KADAR DEVAM EDECEĞİZ”

    Çok daha öncelerden kadınlar olarak adalet aradıklarını belirten Elif Baydur, “Mahkeme salonlarında 13 yaşında Bağdat caddesinde tecavüze uğrayan kadının Mahkemesi’nde mahkeme heyeti ‘5 dakika önce mi oradaydın? 10 dakika önce mi oradaydın?’ gibi bir soru sorma yetkisi bulabiliyorsa, o zaman bizim de adalete çok daha önceden ihtiyacımız olduğunu gördük” dedi.

    Adaleti temin edinceye kadar yürüyeceklerini ifade eden Elif Baydur şöyle konuştu:

    “Her türlü şiddete tacize, tecavüze karşı bizim adalete ihtiyacımız var. Bu yüzden buradayız bu yüzden yürüyoruz. İstanbul’da bu yürüyüş bitecek fakat devamını biz kadınlar olarak gerçekleştireceğiz. Kadınlar hiçbir zaman sokakta hak arayışından vazgeçmediler şu anda da bunun için yollardayız ve devam edeceğiz taa ki adaleti temin edinceye kadar.”

    “EŞİT ADALET VURGUSU İLE YOLA ÇIKTIK”

    Emeğin (EMEP) Partisi’nden Şenay Kumuz ise bu yürüyüşün simgelerinden biri olan Barış Aktivisti Pippa Bacca’ya işaret ederek, “Bacca’nın Türkiye’de öldürülmesi devletin kadına olan politikalarının göstergesidir” vurgusunda bulundu.

    Kumuz “Bu adalet yürüyüşü ile birlikte biz kadınlar, bu yürüyüşü hak arayışımızın bir adımı olarak  görüyoruz. Bizim için ayrı bir anlamı olan bu yürüyüşte Pipa Bacca Gebze’de öldürülmüştü. Bu kadının amacı dünyanın her yerinin yaşanılabilir olduğunu göstermekti, fakat Türkiye’de öldürüldü. Bu ölümün Türkiye’de kadına verilen değerin, devletin kadına olan politikalarını ortaya koydu. Bu yürüyüşün simgelerinden bir tanesi de Pipa Bacca’dır. Biz de bu yüzden bu noktadan yürüyüşe katılmayı uygun bulduk. Adalet talebimiz sadece soyut bir adalet talebi değil, kadınlara karşı uygulanan bütün bu politikaların yani cinayetler, toplumsal eşitsizlikler, çalışma yaşamındaki eşitsizlikler gibi tüm bunları kapsayan bir adalet arayışındayız. Temelinde ise arayışımızla erkek adaleti değil, eşit adalet vurgusu ile yola çıktık” dedi.

    “BİR GÜN DEĞİL, HER GÜN EŞİT ADALET İSTEYEREK YOLA ÇIKMALIYIZ”

    İnsan Hakları Savunucusu olan Nimet Tanrıkulu ise bu ülkede kadınların katledildiğini, bu kadın katliamlarına karşı kadınların yüzlerce yıldır yürüdüğünü belirterek eşitlik ve özgürlük taleplerini dile getirdiklerini vurguladı.

    “Kadınların özgürlüğü ve adaleti olmadığı sürece gerçek özgürlüğün olamayacağını düşünüyoruz” diyen Tanrıkulu, “Kadınların tüm kazanımları OHAL ile gasp edildi. Kadın dernekleri ve kadınların bütün mücadele alanları kapatıldı. Yerel yönetimlerde yüzlerce kadın belediye başkanımız görevlerinden alındılar. Adalet aslında bu ülkede yüzyıllardır yok. Ama gelinen noktada bunları eleştirerek yürümek bizim için çok anlamlı. Bununla birlikte bu isteklerimiz eksik, daha fazlasının olması gerekmektedir. Sadece bugün değil her gün için eşit bir adalet isteyerek yola çıkmalıyız” ifadelerini kullandı.

    “EŞİTLİK OLMADAN ADALET OLMAZ”

    Ülkede adaletsizliğin hat safhada olduğuna dikkat çeken Mercan Gül, “Adaletsizliğin her türlü haksızlığın, yapıldığı bir durumu yaşıyoruz. Bu sebeplerden dolayı biz kadınlar olarak, eşitlik olmadan adalet olmaz diyoruz. Biz de bu yüzden önce eşitlik sonra adalet diyoruz” dedi.

    Bütün kadın kurumlarının kapandığını ve kadınların işlerinden uzaklaştırılmaya çalışıldığını kaydeden Gül, “Biz kadınları eve hapsetmeye çalışan bir iktidar var. Adalet arayışımız sürekli devam edecek ve yılmayacağız, biz kadınlar korkmuyoruz” ifadesini kullandı.

    Sevim KAHRAMAN – İsmet SEFER/KOCAELİ