15. Avrupa Dersim Kültür Festivali kapsamında ‘Kadın Sorununda Cins ve İnanç Kırımı’ konulu panel düzenleniyor.
Etiket: kadın sorunu
-

Ayvadaş: Cemevinde hem Alevi hem de kadın kimliğimle var olmaya çalışıyorum – VİDEO
PİRHA – PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi yöneticisi Şengül Şimşek Ayvadaş, Alevi kadınların kurumlarda kendilerini geri planda tuttuğunu belirterek, “Toplum içerisinde var olmak mı, yoksa toplum içerisinde söz sahibi olmak mı? Biz Alevi kadınları bunu hala çözemedik” dedi. Ayvadaş, cemevlerinin her köşesinde var olmaya çalıştıklarını kaydetti.
Alevi kadınların Alevi kurumlarında yer almaları, yönetimde bulunmaları önemli bir mesele. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi yöneticisi Şengül Şimşek Ayvadaş, cemevinde Alevi kadınların durumunu PİRHA’ya anlattı.
Ayvadaş, Alevi kadınların cemevlerine türkü söylemeye, semah dönmeye geldiklerini, konserli bir şey yaptıkları zaman bileşkelerinin çok olduğunu ancak konunun eğitime ya da bir panele geldiği zaman salonun, panelin yarısında boşalmaya başladığını söyledi.
“CEMEVLERİMİZİN HER KÖŞESİNDE VAR OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”
PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi’nde yaklaşık 3 yıldır görev yaptığını söyleyen Ayvadaş, “Bizim görev tanımımız yok. Hepimiz eşit bir şekilde düzgün bir çalışma sergiliyoruz. Cemevlerimizin her köşesinde var olmaya çalışıyoruz. Bu varoluşun içerisinde hem Alevi kimliğim, hem de kadın kimliğimle var olmaya çalışıyorum”dedi.
Kadın kimliğine neden vurgu yapmak istediğini söyleyen Ayvadaş, “Toplum içerisinde ikinci, hatta üçüncü sırada yer alırken, konuşurken bile konuşma üslubumuzda ikinci üçüncü perdede yumuşak konuşmaları seçerken, burada biraz daha farklı bir konumdayız. Söz sahibiyiz. Fikirlerimiz soruluyor ve cevaplarımız dikkate alınıyor.”
“KADIN SADECE EVDE DOMİNANT, EVDE SÖZ SAHİBİ”
Kadınların hep bir hizmet etme, arkayı toplama derdinde olduklarını da ifade eden Ayvadaş, şöyle konuştu:
“Alevi kadınlardan toplum içerisinde yer alanları var ama çok fazla geri planda kalanları da var. Çünkü biz ataerkil bir toplumdayız, erkek egemenliğindeyiz. Kadın sadece evde dominant. Evde söz sahibi bunun dışında çok fazla alanlarda söz sahibi değil. Mesela kurumumuza gelen kadın canlarımız kendini ifade etmekte çok zorlanıyorlar. Amaçları sadece buraya gelirken dini açıdan ceme gelmek ya da toplu bir yemek organizasyonunda bize yardım etmek. Ne kadar da farklı bir çalışma içerisine gelsek de yaradılışımız itibariyle hep bir hizmet etme, arkayı toplama derdindeyiz.”
“KENDİNİ EVE HAPSETMİŞ, DIŞ ÇEVREYLE KENDİNİ SOYUTLAMIŞ BİR ALEVİ KADIN KİTLESİ VAR”
Kurum içerisinde kendini yetiştirmiş eğitimli kadınların var olduğunu söyleyen Ayvadaş, aynı zamanda kendini eve hapsetmiş, dış çevreyle kendini tamamen soyutlamış bir Alevi kadın kitlesinin de olduğuna dikkat çekti. Ayvadaş, aynı zamanda cemevine gelen kadınların genelde konser, türkü gibi etkinliklerde yer alıp panel, eğitim gibi etkinliklerde yer almamalarına vurgu yaparak şunları ifade etti:
“Biz bu kitleye ulaşmaya çalışıyoruz. Buraya çağırmaya, burada bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Belirli bir yerden sonra tıkanıyoruz. Mesela eğitim çalışmaları yapmaya çalışıyoruz, kitap okumaya çalışıyoruz. Okuma yazmayı kavrayamamış okuduğunu anlamayan bir toplum içerisinde birdenbire çok büyük şeyler yapamıyoruz. O yüzden daha basit, daha doğal, anlaşılabilir dilde bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ama bunun sürekliliği maalesef olmuyor, üçüncü haftadan sonra dağılmaya başlıyor. Ortak bileşkelerimizde türkü söylemeyi seviyoruz. Türkü söylemeye, semaha geliyorlar. Konserli bir şey yaptığımız zaman bileşkemiz çok, ama eğitime ya da bir panele olduğu zaman maalesef salon, panelin yarısında boşalmaya başlıyor. Çünkü ‘eve gitmem lazım, çocuğun yanına gitmem lazım, yemeğim yok’ gibi mazeretler ortaya çıkıyor.”
“ALEVİ KADINLAR TOPLUM İÇERİSİNDE ‘BEN BURADAYIM’ DİYEMİYOR”
Alevi kadınların ekonomik özgürlüklerini çok iyi kazanamadıklarını de belirten Ayvadaş, “Yani toplum içerisinde ‘ben buradayım’ diyemiyorlar. Bizim ilk önce bunu aşmamız lazım. Her yerde olmamız lazım, kadınlar olarak her yerde olmamız lazım”dedi.
Ayvadaş, Alevi kadınların kazanılabilmesi, cemevlerine gelip gitmesi, Alevi örgütlülüğüne katılabilmesi için düşündükleri projeyi ise şöyle anlattı:
“Alevi kadınlarına yapılabilecek en güzel şeylerden biri istihdam sağlayabileceğimiz alanlarda onları cemevlerinde, kendi ekmeklerini kendi harçlıklarını çıkartabilecek bir duruma getirmemiz lazım. Biz mesela böyle bir proje düşünüyoruz. Burada mantı kapatmak istiyoruz. Çünkü ne kadar da eğitimli görünseler de eğitimle alakalı bir şeye geldiği zaman vazgeçiyorlar ama olay hanımlığa, el işine geldiği zaman o noktada varlar.”
“ALEVİ KADINLAR KONUŞMAYA GELİNCE KENDİLERİNİ GERİ ÇEKİYOR”
PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi yöneticisi Şengül Şimşek Ayvadaş, “Yönetici konumundayken burada birçok şey daha rahat ilerliyor. Söz sahibi olabiliyoruz. Biz burada çok güvendeyiz. Çünkü ben burada türkü söylerken, semah dönerken, folklor oynarken hiç kimsenin beni sorgulamayacağını biliyorum. O yüzden biz burada kendimizce mutlu ütopik bir ortam kurmuşuz. Ama toplum içerisinde bu güveni göremediğimizde kendimizi geri çekiyoruz. Kendisini ön plana çıkartabilen çok fazla arkadaş yok. Biz burada yönetimde 5 kadınız. Herkesin belirli bir potansiyeli var. Herkes farklı görevler yapmak istiyor. Ama konuşmaya geldiğinde kendilerini geri çekiyorlar. Toplum içerisinde var olmak mı yoksa toplum içerisinde söz sahibi olmak mı? Biz Alevi kadınlar bunu hala çözemedik. Eğer bunu çözersek bence daha başarılı olacağız” diye konuştu.
Devrim FINDIK/İSTANBUL
-

İsveç Parlamentosu’nda Türkiye’de kadına şiddet paneli
PİRHA- İsveç Parlamentosu’nda Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve insan hakları ihlallerin tartışıldığı panelde, AKP hükümeti döneminde kadına cinayetlerinin yüzde 1400 oranında artış gösterdiğine dikkat çekildi. Türkiye’de Kürt ve Alevi sorunu gibi iki kritik fay hattına üçüncü olarak kadın sorununun eklendiği vurguladı.
İsveç Parlamentosu, Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve insan hakları ihlallerinin ele alındığı ve tartışıldığı bir panele ev sahipliği yaptı.
Sosyal Demokrat İşçi Partisi ve Dayanışma Derneği’nin örgütlediği panele İsveç PEN Kulubü adına yazar Elisabeth Olin, Uluslararası Af Örgütü adına Maja Åberg, Sol Parti Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü Yasmine Poiso Nilsson, Sosyal Demokrat İşçi Partisi Milletvekili ve Parlamento Dış Politika Komisyonu üyesi Anders Öberg, Dayanışma Derneği Eşbaşkanı Feyyaz Kerimo, kadın hakları aktivisti avukat Hülya Gülbahar katıldı.
Sosyal Demokrat İşçi Partisi Milletvekili Anders Österberg, Türkiye’de giderek artan şiddetten sadece kadınların değil çocukların da etkilendiğini, yayımlanan istatistiklerin geçtiğimiz yıl 378 çocuğun cinsel taciz ve tecavüze uğradığını söyledi.
Geçtiğimiz yıl Türkiye’de 20 çocuğun şiddet sonucu yaşamını yitirdiğini belirten Österberg, “Bunlar devletin verdiği rakamlar. Gerçek sayıların bunun çok üstünde olduğu biliniyor” dedi.
TEMELSİZ SUÇLAMALARLA TUTUKLANDI
Uluslararası Af Örgütü’nden Maja Åberg, örgütlerinin bundan iki hafta önce Türkiye’de gerçekleşen insan hakları ihlalleri raporunu kamuoyuna açıkladığını hatırlattıktan sonra Türkiye’de AKP hükümetinin gerçekleştirdiği kapsamlı tutuklamalardan insan hakları savunucularının ve Uluslararası Af Örgütü yöneticilerinin de etkilendiğini ve örgütün en üst düzeydeki görevlilerinin temelsiz suçlamalarla tutuklandıklarını söyledi. Ülkede süregelen baskıcı ortam ve işten atılmaların aileler içinde sorunlara neden olduğunu ve kadınlara yönelik şiddetin artmasına yol açtığını belirtti.
ERDOĞAN KÜRT MEDYASINI HEDEF ALDI
Sol Parti Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü Yasmine Poiso Nilsson, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen Olağanüstü Hal koşullarında AKP hükümetinin tüm muhaliflere yönelik saldırılarını arttırdığını, medyayı susturduğunu ve özellikle de Kürt medyasını hedef aldığını belirterek şunları kaydetti: “Kanun Hükmündeki Kararnamelerle 160 medya kuruluşu kapatıldı. Bunlardan çoğunluğu Kürt medyasıydı. Kadınlar tarafından kurulan ve sadece kadın gazetecilerin görev yaptığı dünyanın tek kadın ajansı JINHA kapatıldı. Erdoğan Interpol’u kullanarak yurtdışında yaşayan gazeteciler ve AKP muhaliflerini tutuklatmaya ve susturmaya çalıştı. Tüm bunlar Erdoğan’ın saldırılarını ülkenin sınırları dışına taşırdığını gösteriyor.”
Erdoğan’ın saldırılarından Kürt belediyelerinin de etkilendiğini söyleyen Nilsson, “85 belediyenin seçilmiş başkanları yakalandı ve tutuklandı. 3 Kasım 2016 akşamı 12 HDP milletvekili gözaltına alınarak cezaevlerine gönderildi. 6 bin HDP’li gözaltına alındı, bunlardan 2 bini aşkını halen cezaevlerinde” diyerek HDP’ye yönelik saldırıların yoğunluğuna dikkat çekti.
Türk devletinin Efrîn’i işgal etmesini de kınayan Nilsson, Erdoğan’ın uygulamaya koyduğu gerici politikanın kadın ve çocuklara yönelik şiddetin artmasına yol açtığını somut rakam ve örneklerle dile getirdi.
Kendisinin Sol Parti lideri Jonas Sjösted ile birlikte HDP ile dayanışmak amacıyla Türkiye’ye birkaç kez gittiklerini hatırlatan Nilsson, “Sol Parti, İsveç hükümeti ve Avrupa Birliği’nden Türkiye’nin gerçekleştirdiği ihlallere karşı güçlü bir duruş göstermesini talep ettik ve etmeye devam edeceğiz” dedi.
KÜRDİSTAN’DA FEMİNİZM GÜÇLENDİ
İsveç PEN Kulubü’den Yazar Elisabeth Olin konuşmasını, daha çok Türk devletinin uyguladığı asimilasyon ve inkar politikası üzerinde yoğunlaştırdı.
Kürtlerin Türklerden çok daha önce bölgede yaşadıklarını, farklı dil, kültür ve gelenekleri olduğunu hatırlatan Olin, 1980’lerde PKK’nin kurulmasından sonra Kürdistan’da feminist hareketin güçlenmeye başladığı değerlendirmesini yaptı.
Türkiye’de geçmişten beri güçlü olan ataerkil yapı ve anlayışların Erdoğan döneminde hükümet ve devletin desteğiyle daha da güçlendiğini belirten Olin, Türkiye’de kadın ve çocuklara yönelik şiddetin AKP hükümeti döneminde belirgin bir artış gösterdiğini, çocuk evliliklerinin arttığını gözlemlediklerini ifade etti.
AKP DÖNEMİNDE KADINA ŞİDDET KAT KAT ARTTI
Kadın hakları aktivisti ve Avukat Hülya Gülbahar, Erdoğan’ın 2010 yılında kadın-erkek eşitliğine inanmadığını söylemesinden sonra Türkiye’de kadınların kazanımlarının adım adım ortadan kaldırıldığını söyledi. Gülbahar, “AKP döneminde bazılarının dediklerinin tersine kadına yönelik şiddet görünür olmadı, kat kat arttı… Türkiye’de kadına yönelik şiddet dediğimiz zaman bunun içinde ekonomik, toplumsal, psikolojik ve cinsel şiddeti de görmemiz gerekir dedi.
Gülbahar, araştırmaların şiddete uğrayan kadınların yüzde 92’sinin kurumlara başvurmadığını gösterdiğini ve medya ve devletin yayınladığı istatistikler temel alınarak açıklanan rakamların gerçekleri yansıtmasını belirttikten sonra şunları kaydetti.
“Bugün Türkiye’de günde en az 3 kadın öldürülüyor. Bazı yerlerde bu cinayetler failler ve devletin işbirliğiyle dışarıya yansıtılmıyor. 2002 yılında AKP’nin iktidara geldiği tarihten itibaren kadına yönelik şiddet ve cinayetler arttı. AKP döneminde kadın cinayetleri % 1400 oranında artış gösterdi. Ben buna cins kırımı diyorum. Türkiye’de iki kritik fay hattı var. Bir Kürt sorunu, ikinci Alevi sorunu ama ne yazık ki buna üçüncü önemli sorun olan kadın sorunu eklenmiyor.”
(Kaynak:ANF)

ANF Images 

