Etiket: kafe

  • Uzmanlar uyarmıştı ama ‘Normalleşme’ sağlığı hiçe sayarak başladı

    Uzmanlar uyarmıştı ama ‘Normalleşme’ sağlığı hiçe sayarak başladı

    Şehirler arası seyahat yasağı kalktı; plaj, park, kafeler gibi insanların yoğunlukla bulunduğu alanlar yeniden açıldı. Ancak ‘Normalleşme’ kararları halk sağlığı açısından büyük riskler barındırıyor.

    Bilim insanları, koronavirüs salgınında  ‘ikinci dalga’ uyarısı yaparken, halk sağlığı hiçe sayılarak ekonomik kaygılar gözetilerek ‘normalleşme’ kararları alındı. Vaka sayılarında azalma gerçekleşmezken alınan ‘normalleşme’ kararları büyük riskler barındırıyor.

    Şehirler arası seyahat sınırlamaları gibi pek çok yasak sona ererken; plaj, park, kreş, bakımevi, restoran ve kafeler gibi alanlar yeniden açıldı.

    Bugünden itibaren hizmet vereye başlayan kafe ve restoranlar için yeni kurallar belirlendi. Restoran, lokanta, kafe, pastane, börekçi, tatlıcı ve içerisinde yeme-içme hizmeti sunan işletmelerde alınması gereken önlemler rehberi yayımlandı. Rehberde şu maddeler yer aldı:

    *Her masada el antiseptiği veya kolonya bulundurulacak.

    *Misafirlere tesise girişte termal kamera veya temassız ateş ölçümü uygulanacak.

    *Tesis girişlerinde el antiseptiği olacak ve misafirlerin ellerini antiseptikle temizlemelerinden sonra girişleri sağlanacak.

    *Maskesiz müşteri içeri alınmayacak. Misafirin yanında yoksa verilmek üzere maske bulundurulacak.

    MASALAR ARASI MESAFE HER YÖNE 1,5 METRE

    *Yemek servisi verilen masalar arası mesafe her yönden 1,5 metre, yan yana sandalyeler arası 60 cm olacak şekilde düzenlenecek. Grup halinde gelen müşteriler için masa birleştirmeleri yapıldığı takdirde diğer masalarla aradaki 1,5 metre mesafe korunacak şekilde yapılacak.

    *Masalarda sadece karşılıklı oturma düzeni sağlanacak. Masa yanlarına sandalye konulmayacak ve masa yanlarına oturma düzeni oluşturulacak.

    *Genel tuvaletlerin giriş kapıları mümkünse otomatik kapı sistemi olarak düzenlenecek. Düzenlenememesi halinde giriş kapılarının kollarının sık sık dezenfeksiyonu sağlanacak. Tesis içerisinde çocuklara ayrılmış oyun odaları hizmete açılmayacak.

  • Dersim’de doğayla iç içe bir mekan: Cafe Dar -VİDEO

    Dersim’de doğayla iç içe bir mekan: Cafe Dar -VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Munzur’un kıyısında doğayla uyum içinde olan Cafe Dar’ın görünümü hemen yanına gelen iş makinasının yeniden betonlaşmayı da getirecek olan çalışması ile bozuluyor. Üniversite mezunu gençler bu mekanın, komünal bir yapıyla devam etmesini istiyor.

    Şiyar Vural ve arkadaşları, betondan bıkanların gelip doğayla baş başa kalabileceği bir yer olarak tasarlamışlar Munzur kenarındaki Cafe Dar’ı. Kafelerine isim olarak, doğayı belki de en iyi simgelediklerini düşündükleri Kürtçe ağaç anlamına gelen ‘Dar’ demeyi seçmişler. Kafenin içinde bulunan kaya olduğu gibi bırakılmış ve oranın bir parçası olmaya devam ediyor. Doğada yeniden dönüşebilecek malzemeler ile yapılan kafede gelenlerin istedikleri gibi de müziklerini icra edebilecekleri pek çok enstrüman da yer alıyor.

    Mekanında konuştuğumuz kafenin ortaklarından Şiyar Vural, kafeyi tasarlayıp yaparken asla çimento ya da doğal olmayan malzeme kullanmadıklarını, olabildiğince doğal yapısına dokunmadan, tahrip etmeden mekanlarını oluşturduklarını söylüyor.

    “DOĞALLIĞI BİZ GİDİNCE DE DEVAM EDECEK”

    “Zemin nasılsa öyle toprak olarak bıraktık, yani biz buradan çekip gittiğimizde de kendi doğal haliyle kalmaya devam edecek. Burası da daha önce, insanların gelip içtiği ve çöpünü bırakarak gittiği bir yerdi. Biz burayı temizleyerek bu hale getirdik.” diyen Vural, bir yandan insanların içinde doğaya kaçmak duygusu olduğunu ama bir yandan da doğayı kirleterek doğaya çok saygıları olmadığını belirtmeden edemiyor.

    “KOMÜNAL BİR MEKANA DÖNÜŞTÜRDÜK”

    Kendisi de üniversite mezunu olan Vural, müşterilerin genelde üniversite öğrencileri olduğunu ve kafeyi kendi mekanları olarak görüp sahiplendiklerini ve böylece buradaki doğal ortamı da korumaya daha bir özen gösterdiklerini, buranın bir yaşamın ortamı olduğunu belirtiyor. Kafelerine gelenlerin kısa sürede kaynaşarak, kardeşleştiğini ve gönlünce takılıp dilediğince müzik yaptıklarını ifade eden Vural, “Kafemiz, bu doğal ortama gelenlerle komünal bir mekana dönüşüyor diyebilirim” diyor.

    HEMEN YANI BAŞINDAKİ ALAN TAHRİP EDİLİYOR

    Hemen yanı başındaki alana kafenin doğal yapısını tahrip edecek bir mekan yapılması planlanıyor. İş makinasının getirildiği alanın alanı tahrip ettiğini belirten Vural, “Artık betonlaşmaya doğru yavaş yavaş gidiyor ve buralara talep çıkarlar doğrultusunda giderek arttı” diye konuşuyor. Bununla birlikte betonlaşma ve doğanın tahribatının arttığına dikkat çeken Vural, yanı başlarındaki bu alanın bozulacak olmasına tepki gösteriyor.

    Vural, “Burası doğa ve herkese ait. Tapu üzerinde belki birilerine ait olabilir. Ama aslında doğanındır ve bir sonraki nesillere aynen bırakmamız lazım” diyor.

    Sevim KAHRAMAN/DERSİM

     

  • Okul önlerine kolluk kuvvetleri görevlendirilecek

    Okul önlerine kolluk kuvvetleri görevlendirilecek

    PİRHA – 15 Temmuz’un ardından ilan edilen OHAL ile Özel Güvenlik Birimleri’nin üniversitelerde yaptıkları tartışmalı müdahalelerin ardından Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı ilköğretim, ortaöğretim ve liselere de benzer uygulamalar geliyor.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan, “Okullar ve Çevresinin Daha Güvenli Hale Getirilmesine Yönelik İşbirliği Protokolü”nün detayları belli oldu. Protokol ile 81 ilde görev alacak toplam 26 bin 835 güvenlik personelinin görev tanımlarına ilişkin mevzuat yayımlandı.

    KOLLUK GÖREVLİLERİ OKUL GİRİŞ ÇIKIŞLARINI GÖREBİLECEK

    Buna göre, okul özel güvenlik görevlileri ve kolluk görevlilerinin okul giriş çıkışını görebilecek yerlerde konuşlanacağı, ani gelişen olaylara müdahale edeceği bildirildi. Güvenliği sağlamak gerekçesiyle okulların çevresinde görevlendirilecek personelin, “Güvenlik zafiyeti” olarak değerlendirdiği konuları kolluk birimlerine, görev giriş çıkış saatlerine aykırı olan durumları ise Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri’ne bildireceği ifade edildi. Özel güvenlik görevlisi sayısının, “Öğrenci mevcudu, kız öğrenci yoğunluğu, özel politika gerektiren bireylerin bulunması” gibi ölçütlere göre belirleneceği açıklandı.

    OLAYLAR SİYASİ Mİ DEĞİL Mİ DEĞERLENDİRİLECEK

    Mevzuata göre, okul çevresindeki kamuya açık alanlar İçişleri Bakanlığı’na bağlı personelce denetlenebilecek. Okula yakın kafe, internet salonu, market, büfe ve bahçe gibi kamuya açık yerler de denetime tabi olacak. Okulların çevresinde öğrencileri suça sürükleyebilecek kesici, delici, yaralayıcı cisimlerin satılması yasaklanacak. Tüm okullarda bulunacak görevliler, “Okul içinde meydana gelen ani olaylara” müdahale edecek. Olayların siyasi bir yönü olup olmadığına ilişkin yapılan değerlendirmenin ardından “gerekli” görülürse kolluk birimlerine bilgi verilecek. (HABER MERKEZİ)

  • İşyeri açtı, tüm işleri kendi yapıyor; kadın her yerde olmalı diyor-VİDEO

    İşyeri açtı, tüm işleri kendi yapıyor; kadın her yerde olmalı diyor-VİDEO

    PİRHA- Zenan Bektaş 31 yaşında, üniversitenin Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun. İstanbul Taksim’de kafe işletiyor. Ancak kafede tüm işleri kendi yapıyor. Mutfakta, serviste, alışverişte…Kadın her alanda olmalı diyor ancak çalışırken kadın olmanın zorluklarını da dile getiriyor…

    Kadınlar haklarını her alanda almak için mücadele etmeye devam ediyor. Zenan Bektaş da hakkını almak için mücadele eden kadınlardan biri. Kafe işleterek yaşamda “bende varım” diyen Bektaş, yaşam hikayesini PİRHA ile paylaştı.

    Uluslararası İlişkiler mezunu olan Zenan Bektaş, kafelerin daha çok erkekler tarafından işletildiğine dikkat çekerek, “Biz kadınlar olarak her yerdeyiz ve her yerde olmaya devam edeceğiz. Bunu hiç kimse engelleyemeyecek” dedi.

    İşte Zenan Bektaş’ın PİRHA’nın sorularına verdiği yanıtlar:

    -Sizi tanıyabilir miyiz?

    Adım Zenan Bektaş. 31 yaşındayım. İstanbul’da yaşıyorum. Dersimliyim. 5 yaşına kadar Dersim’de büyüdüm. 5 yaşımdan sonra metropole geldim.

    -Senin kafeden önce bir radyo geçmişin var. Radyodan ayrıldıktan sonra girişimcilik yapıyorsun ve kafe işletmecisi bir kadın olarak devam ediyorsun. Bu süreci senden dinleyelim?

    Uluslararası İlişkiler bölümü mezunuyum. Radyoda bir başlangıç yapmıştım. Yön Radyo’da başladım. İlk önce yaklaşık bir iki hafta, üç hafta kadar orada bir eğitim aldıktan sonra 4, 5 sene gibi bir süre radyoda çalışmaya devam ettim. Sonrasında ayrılma kararı aldım. Farklı işler yapmak istedim. Daha doğrusu biraz da kendi işimi yapma planım vardı. Ayrıldıktan sonra birkaç ay çalışmadım. Herhangi bir iş bakma gibi bir durumum da olmadı. İstanbul dışına çıktım bir süre. Sonrasında geldiğimde zaten bir anda oldu. O kadar çok hızlı gelişti ki bazı şeyler. Kafamda bir takım planlar vardı, işletmecilik yapmak istiyordum ama korkularım da vardı bununla birlikte. Ama bir adım atmak zorundaydım. Bir şeyleri yapmak zorundaydım. Başka türlü ayakta kalamazdım çünkü. Ve sonrasında tesadüf üzerine burayı bulduk. Devredildiğini duymuştuk sonra başladık.

    Kafanda öncesinde bir girişimcilik var mıydı?

    Daha öncesinde aslında vardı ama sürekli erteliyordum. Bir dönem zaten babamla birlikte bir büfe işletiyorduk. Yaklaşık 12 yıl çalıştırdı babam. Okul sürecinde yanına gidiyordum sürekli okuldan çıktıktan sonra ya da hafta sonları. Böyle bir işletmecilik deneyimim olmuştu ama tek başıma böyle bir girişimde bulunamadım. Çok istiyordum buna yönelik planlarım vardı ama aynı zamanda korkular da vardı tabi. Bu çok kolay olmadı. Sanırım biraz daha hayatın içinde yoğrulmam gerektiğini düşünüyordum ve biraz da bundan dolayı erteledim.

    “MUTFAKTA, SERVİSTE HER ALANDA VARIM”

    Peki sonuçta bir kafe işletmecisisin. Her yönüyle ilgileniyorsun. Yani mutfağından müşterisine kadar. Bunun zorlukları nedir? Nelerle uğraşıyorsun, hangi zorlukların üstesinden geliyorsun?

    Tabi ki zorlukları var. Birincisi kadın olmak zaten başlı başına bir zorluk. Bu sadece işletmecilikte değil hayatın her alanında. Ben mesela şunu söylüyorum: Evet maalesef ki yaşamış olduğumuz toplumda kadın olarak dünyaya gelmek zaten bir sıfır yenik başlamak gibi bir şey oluyor. Ve sen gücünle, emeğinle bir yerlere gelmek zorundasın. Ancak o şekilde o eşitliği sağlayabiliyorsun. Yani geriden geliyorsun hayata ve onu tamamlayabilmek adına birçok mücadelenin içerisinde yer alman gerekiyor. Bu anlamda zaten hep zorluklarını yaşadım. Ama işletmecilik anlamında tabi ki de daha da fazla sorumluluklar yükleniyor. Mutfağında, siparişlerde, serviste her alanda yer almaya çalışıyorum. Çünkü aynı zamanda da insanlarla diyalog kurmayı seven bir insanım, iletişim kurmayı seviyorum. Çünkü her bir insan benim için bir deneyim bir tecrübe oluyor. Herkesin hayat hikayesi var, herkesin bir yaşanmışlıkları var ve her bir insan benim için bir hayat ve ben başka başka hayatlar tanıyorum burada. Bu hayatlar karşısında çoğu zaman üzülüyorum, duyduklarım ya da gördüklerimin etkisi oluyor bende ama artıları da oluyor. En azından o yaşanmışlıkları gördüğümde ‘Evet burada bunun daha fazlasını yapmam gerekiyor’ diyerek adım atıyorum.

    “ÜRKÜTÜCÜ YANLARI VAR”

    Hayatın her alanında, Kadıköy ya da birçok kalabalığın olduğu bir yerde işletmecilik yapmak gerçekten ürkütücü yanları var. Çünkü bir defa hiç tanımadığın insanlarla muhatap oluyorsun. Hiç tanımadığın insanları görüyorsun. Bunun eksi yanları da oluyor. Çünkü bazen insan psikolojisi herkeste farklı oluyor tabi ki. Negatif insanlar da olabiliyor ya da huzursuzluk çıkarmak isteyen insanlar da oluyor. Yeri geliyor kadın olduğun için birçok şeye o anda maruz kalabiliyorsun. Özellikle de kadınların genelde yaşamış olduğu toplumsal bir sorun aslında. Ama maalesef ki buna çoğu kişi kulaklarını tıkayabiliyor. Her alanda zaten tacizle baş başa kalıyorsun. Yani taciz sadece bedensel anlamda temas değildir. Yani insanların sözlü tacizine de maruz kalıyorsun, göz hapsine maruz kalıyorsun mesela. Bu tabi ki insanı etkiliyor. Mesela ben buraya geldiğimde kafenin içerisindeki hareketlerim ya da tavırlarıma dikkat etmek zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü buradaki insanların hep gözü üzerimde oluyor. Sürekli sana bakıyorlar, seni takip ediyorlar, inceliyorlar, süzüyorlar falan. Bu olumlu ya da olumsuz anlamda olabiliyor. Bu yüzden de hep bir tedirginlik oluyor.

    “BEN, RAHATSIZ OLSUNLAR İSTİYORUM”

    – Kafe işletmecileri genelde erkektir. Çok nadir kadın vardır ve aslında erkek olarak adlandırılmış biraz kafeler ve bunun içerisinde güçlü bir kadın profili de çiziyorsun aslında. 

    Aslında biraz da bunu yıkmak gerekiyor. Çünkü biz şunu söylüyoruz: Biz kadınlar olarak her yerdeyiz ve her yerde de olmaya devam edeceğiz. Bunu hiç kimse engelleyemeyecek. Evet bir takım zorlukların üstesinden gelmeye çalışırken yoruluyoruz, yıpranıyoruz ya da birçok şeye maruz kalabiliyoruz ama biz inadına her yerdeyiz diyoruz ve her yerde de olmaya devam edeceğiz. Yani ister bunu kabul etsinler ister etmesinler, ister hoş görüyle karşılasınlar isterse rahatsız olsunlar. Birilerinin rahatsız olup olmaması açıkçası bir kadın olarak benim umurumda değil. Ve tam tersi ben rahatsız olsunlar istiyorum. Yani böyle yerlerde işletme anlamında kadınları daha fazla görsünler. Ben evet kafe işletmeciliği yapıyorum. Buraya erkek müşteri geldiğinde bir kadın çalışan ya da bir kadın işletmeci gördüğünde ister istemez üslubuna ve tavırlarına dikkat etmek zorunda kalıyor, kendine bir çeki düzen vermek zorunda kalıyor. Onu gördüğüm zaman bu benim çok hoşuma gidiyor. Çünkü hep yıllarca kadın olarak biz yaptık bunu. Aman bir erkek şöyle görmesin, böyle görmesin. Otururken sürekli böyle bir eziş büzüş oturmalar, buna maruz kalmalar. Ama bunu bir erkek yaptığında ben o zaman çok mutlu oluyorum ve gerçekten doğru bir şey yaptığımı işte o zaman anlıyorum ve ‘Ben bunu yapmalıyım’ diyorum. Doğru yerdeyim, doğru bir şey yapıyorum ve benim gibi birçok kadının da aslında bu alanda bu tarz girişimlerde bulunmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.

    -Kadınlar her yerde olmalı mı diyorsunuz?

    Artık sokaklara çıkıp sokaklarda bağırmak yetmiyor ya da bir şeyleri mücadele anlamında eğer sürdürmek istiyorsak bu sadece sokaklarla kısıtlı kalmamalı. Çünkü evet çıkıyoruz hakkımızı istediğimizi söylüyoruz, birçok yerde yer alıyoruz, röportajlar yapıyoruz ya da basın açıklamaları oluyor, toplumsal bir takım şeylere katılıyoruz. Kadın olarak ‘Evet biz de varız’ diyoruz. Ama bunu eyleme dökemiyoruz. Önemli olan şey bunu eyleme dökebilmek. Bu yüzden de ben çok istiyorum aslında kafe denildiğinde erkek değil kadın işletmeciler olsun. Mesela taksilere binemiyoruz çoğu zaman. Birçok şey olabiliyor. Ben mesela birkaç defa kadın taksici gördüm bu benim çok hoşuma gitmişti. Neden olmasın neden daha da fazlası olmasın. Ben şuna inanıyorum bir defa birçok alanda eğer kadınlar girişimde bulunursa ve bu tarz işlerde olursa en azından üzerimizde hissettiğimiz o baskıyı ya da maruz kaldığımız bir takım şeyleri ancak bu şekilde kısıtlayabiliriz ya da bu şekilde ortadan kaldırabiliriz. Çocuk tecavüzü olsun istismarları olsun bunlar yaşanıyor. Bunların yaşanmasının sebebi de bu aslında.”

    (HABER MERKEZİ)