Etiket: kağıt

  • Bir eğitimcinin gözünden eğitim sistemindeki çarpıklıklar-VİDEO

    Bir eğitimcinin gözünden eğitim sistemindeki çarpıklıklar-VİDEO

    PİRHA – Karma eğitimin kaldırılmasına tepki gösteren Eğitim-Sen üyesi, eğitimci Ersoy Balcı, eğitim sistemini değerlendirdi. Ersoy, kız- erkek çocukların yan yana oturtulması gerektiğini vurgulayarak, kırtasiye malzemesindeki artışın eğitim-öğretim hayatını etkilediğinin de altını çizdi. 

    2018-2019 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte eğitim sorunları da tartışılıyor.

    Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı, okulların açılması ve kapanmasına ilişkin esasların düzenlendiği yönetmelikte yapılan değişikliklerle Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezlerinde karma eğitim yapılması şartını kaldırdı.

    “KIZ VE ERKEK ÇOCUKLAR YAN YANA OTURTULMALI”

    Eğitim-Sen üyesi Ersoy Balcı, karma eğitimin kaldırılmasını ve eğitim sistemini değerlendirdi. Karma eğitimin kaldırılmasını istemediğini söyleyen Balcı, “Biz okulda hiçbir şekilde cinsiyet ayrımı yapmamaya çalışıyoruz” dedi.

    Okullarda bir kız bir erkek öğrencinin yan yana oturtulması gerektiğini söyleyen Balcı, “Hayatım boyunca hep bunu yaptım ve çok faydasını gördüm. Çocuk yanındaki kız çocuğuyla ya da kız çocuğu yanındaki erkek çocuğuyla daha iyi iletişim kuruyor. Daha sıcak ilişkiler kuruyor. O toplumda gördüğümüz  o tacizlerin hiçbiri böyle yaklaşıldığı zaman hiçbiri olmayacaktır. Bir kız öğrenci bir erkek öğrenciden ne kadar uzaklaştırılırsa o kadar sorunun derinleşeceğini düşünüyorum. Karma eğitimin kaldırılmasına karşıyım, beraber olmalı” şeklinde konuştu.

    “EĞİTİM SİSTEMİYLE ÇOK OYNANIYOR”

    Eğitim sisteminde sürekli değişikliklerin yapıldığını kaydeden Ersoy Balcı, verdiği örnekle konuyu şöyle açıkladı:

    “Daha önce birinci sınıfı aldığımda el yazısıyla çalışıyorduk, birinci sınıfın ortalarına doğru Milli Eğitim Bakanı Twitterdan ‘El yazısını kaldıracağız’ dedi. Biz apar topar düz yazıya geçtik. Çocuklarımızın şu an ki yazısı ne el yazısına benziyor ne düz yazıya benziyor. Karma karışık bir yazı ortaya çıktı. Bu basit bir örnek. Çok oynandığı için bu tür sorunlar ortaya çıkıyor.”

    “KALİTELİ ÖĞRETMEN YETİŞTİRİLMİYOR”

    Balcı, nitelikli öğretmenin de yetiştirilmediğini belirterek, “Bizim üniversitede aldığımız eğitim asla ve asla bu okullarda öğretmenlik yapmaya yetmiyor. Biz öğretmenliği meslekte görüyoruz. Yıllar geçtikçe, tecrübede anlıyoruz. Öyle olgunlaşıyoruz. Bir çok üniversitede verilen eğitimin yeterli olmadığını düşünüyorum” dedi.

    “KIRTASİYEDEKİ ZAMLAR EĞİTİM ÖĞRETİM HAYATINI ETKİLİYOR”

    Öte yandan dövizdeki yükseliş kırtasiyecileri etkilediği gibi öğretmenlerin aldığı kaynak kitapların fiyatını da etkiledi.

    Okullarda aldıkları kaynak kitapları geçen sene 45 ile 50 liraya aldıklarını ancak şu anda 90 lira olduğunu belirten Balcı, “Bazı kitapçılar okula gelip ürünlerini sergiliyor, o fiyatlara baktığımızda kitaplar 90 liraya kadar çıkmış durumda. Daha önce tek kitaplar 5-6 liraya en fazla 10 liraya bulduğumuz kitapları şu an 15-20 liradan aşağıya bulamıyoruz” dedi.

    Son kırtasiye zamlarının öğrencileri de öğretmenleri de etkilediğini söyleyen Balcı, öğretmenlerin etkinlik yapmaya korktuklarını çünkü kırtasiye malzemelerinin pahalı olduğunu belirtti.

    Yoksul ailelerin alacak güçleri olmadığı için masraf olmasını istemediklerini belirten Balcı, kırtasiyedeki zamların eğitim öğretim hayatını etkilediğini vurguladı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Kırtasiye malzemeleri yüzde 80 zamlı; çoğu veli kalem bile alamıyor’-VİDEO

    ‘Kırtasiye malzemeleri yüzde 80 zamlı; çoğu veli kalem bile alamıyor’-VİDEO

    PİRHA – 2018-2019 eğitim- öğretim yılının başlamasıyla birlikte velileri de telaş sardı. Kırtasiye malzemelerinin fiyatları velileri zor duruma düşürüyor. Veliler, artan maliyetlerden şikayetçi, kırtasiyeci ise gelen zamlardan. Öğrenci velileri, zamlardan dolayı çocuklarına okul malzemeleri almadıklarını belirtiyor. 

    Dövizdeki yükseliş en çok kağıt ürünlerini ve ithal ürünlerin satıldığı kırtasiye sektörünü vurdu. Dolayısıyla bu krizden en çok etkilenenler de öğrenci velileri oldu. Çocukların kırtasiye malzemeleri, okul kıyafeti, çanta derken alış-veriş büyük bir meblaya mal oldu. Tabi fiyat artışları velileri etkilediği gibi kırtasiyecileri de etkiledi. Veliler aldıkları malzemeyi ya parça parça ya kredi kartıyla almak ya da veresiye yazdırmak zorunda kalırken, kırtasiyeciler de zanlardan şikayetçi oldu.

    PİRHA olarak, İstanbul Gazi Mahallesi’nde kırtasiye alış-verişlerini hala tamamlayamayan velilere ve bu işi üç yıldır yapan Yaren Kırtasiye sahibine mikrofonumuzu uzattık.

    “ELİME PARA GEÇTİKÇE GIDIM GIDIM ALIYORUM”

    İki öğrencisi çocuğu olan Azize Özer, bir çocuğuna kırtasiye malzemesi alırken, diğerine alamadığını söylüyor. Bir ürüne yüzde 200 zam geldiğini belirten Özer, “Ben nereye şikayet edeyim. Zabıta müdürlüklerine mi şikayet edeyim. Zabıta müdürlükleri bir işe yaramıyor çünkü” dedi.

    İki tane A4 kağıdı aldığını ve bunun için 44 lira verdiğini belirten Özer, kalanları sonra alacağını, toptan alamadığını belirterek, “Elime para geçtikçe gıdım gıdım almaya çalışıyorum” dedi.

    Asgari ücretle geçindiklerini söyleyen Özer, 600 lirayı çocukları için harcadıklarını söylüyor.

    Son zamanlarda her şeye gelen zamlardan şikayetçi olan Özer, “Şu zamlara bir el atsınlar” çağrısında bulundu.

    “ANA OKUL MASFARI 600 LİRA”

    Nuran Öztürk de kırtasiyeye, kalan ihtiyaçları almak için gelen velilerden. Bir hafta geçmesine rağmen çocuklarının ihtiyaçlarını ancak kredi kartıyla alabildiklerini söyleyen Öztürk, “200 TL ödedim. Ama daha çanta, suluk vb şeyleri almadım. Her şey çok zamlı. 20 liralık tişört 30 lira olmuş. Her şeyi iki fiyat olmuş. Kırtasiye malzemesi, okul aidat parası derken maaşlar gidiyor zaten” dedi.

    Oğlunun okul masrafının sadece 600 lira tutuğunun altını çizen Öztürk, “Hiçbir şey alamıyoruz. Oğlumun beğendiğini alamadım ancak beş liraya suluk aldım. Yani hiçbir şey alamıyoruz” şeklinde konuştu.

    “ÜRÜNLER İTHAL OLDUĞU İÇİN SÜREKLİ ZAMLANIYOR”

    4 yıl kırtasiyede çalışan 3 yıldır ise Yaren Kırtasiye’yi işleten Murat Çelik de yaşadığı sorunları anlattı.

    Üç yıl içinde kırtasiyecilikte çok şeyin değiştiğini söyleyen Çelik, “Özellikle dışarıdan gelen ürünler olduğu için fiyatlar çok değişti. İthal ürünler olduğu için sürekli zam geliyor” dedi.

    Ürünü satarken zorlandığını kaydeden Çelik, vatandaşın da ürünü alırken zorlandığını, kendi kârlarından kıstıklarını vatandaşların rahat almalarını istediklerini kaydetti.

    “ZAMLI ALIP ZAMLI SATIYORUZ”

    Çelik, şunları söyledi:

    “Bu da bizim için sıkıntı oluyor. Çünkü elektiriğimiz, kiramız, devletin aldığı vergiler yani çalıştığımızın yüzde sekseni vergilere gidiyor. Yani devlete çalışıyoruz.”

    Ülkede üretimin olmadığını, dışarıdan alındığı için ürünlerin pahalı olduğunu kaydeden Murat Çelik, zamlı alıp zamlı satmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.

    Velilerin alış-veriş yaparken zorlandıklarını kaydeden Çelik, “Bunun için de okul kıyafeti, çanta, öğretmenlerin istekleri var, okulların bağış paraları var. Yaklaşık bir velinin okula yaptığı harcama 300 – 400 lira arasında değişiyor. Genelde bu mahallede insanlar asgari ücretle çalışıyor, iki tane öğrencisi olan insanın bir maaşı okul masraflarına gidiyor” diye konuştu.

    “KIRTASİYE MALZEMELERİNİN TAMAMINA %80 ZAM GELDİ”

    Çoğu velinin kredi kartı kullandığını, çoğunun kredi kartı bakiyesinin yetersiz olduğunu kaydeden Çelik,  “İkinci seçenek olarak da veresiye alıyorlar” dedi.

    Dolardaki yükselişin özellikle kırtasiyecilik sektörünü çok etkilediğini kaydeden Murat Çelik, ithal ürünler olduğu için velilerin çok etkilendiğini söyledi.

    “YÜZLERCE İNSANIN KALEM ALACAK PARASI YOK”

    Kırtasiyeye gelen yüzlerce insanın bir kalem bile alacak parasının olmadığını kaydeden Çelik, bunun sadece zamlarla alakası olmadığını, insanların maaşlarının çok düşük olduğunu belirtti.

    Kırtasiyenin geneline yüzde 70 ila yüzde 80 arasında bir zam geldiğini kaydeden Çelik, bunun çözümünün ise üretimden geçtiğini söyledi.

    Semra ACAR/İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Yayınevi sorumlusu Mahir Kaya, kağıt krizinin yarattığı sorunları anlattı-VİDEO

    Yayınevi sorumlusu Mahir Kaya, kağıt krizinin yarattığı sorunları anlattı-VİDEO

    PİRHA- Doların yükselmesiyle birlikte kağıtta oluşan kriz en çok da kitapçıları etkiledi. Q20 yayınevi sorumlusu Mahir Kaya, bu krizin sektörü nasıl etkilediğini PİRHA’ya anlattı.

    Mahir Kaya, kitabevi danışmanı. 6-7 yayın evine danışmanlık ve Ankara bölge saha sorumluluğu yapan Kaya, Ankara’da  yayınevlerinin kitaplarını nerede ve nasıl sergiletilip satılacağı üzerine saha çalışması yapıyor.

    “İş bu olunca hem yayıncılarla muhatabım, hem kitap satış noktalarıyla, hem akademiyle, hem Ankara’daki kolej, anaokulu, kreşlerle” diyen Kaya’nın kitabın uzanabileceği her yere hitap eden bir görev tanımı var aslında.

    Kaya, bundan dolayı bir yayınevinin adını vermenin doğru olmadığını belirterek, genel olarak işini yayınevi danışmanlığı olarak tanımlıyor.

    Dövizin yükselmesi ile birlikte pek çok sektörde olduğu gibi kitap evleri de nasibini aldı.

    Kaya, sektörde personel, matbaa, yayınevi, dağıtım firması ve kitap evi olmak üzere 7-8 parçada başka başka krizlerin yaşandığını söylüyor.

    “AKADEMİDE, EDEBİYATTA NİTELİĞİN DÜŞMESİNE NEDEN OLACAK”

    Kaya, doların yükselmesi nedeniyle oluşan kâğıt kriziyle birlikte sektörde son dönemlerde yaşanan sorunları şöyle özetledi:

    “Başlangıç noktası olarak matbaadan hatta daha öncesine, teliften bahsedelim. Yurt dışı üretim, yurt dışından telif alınarak Türkçeye çevrilen ürünlerin tamamı döviz üzerinden satın alındığı için dövizin artması ile beraber yurt dışına borcumuz da artıyor, ya da daha cesur olmamız gerekiyor.

    Yeni bir organizasyon ya da yeni bir proje oluşturacaksak göze almamız gerekiyor. Geçmişte yurt dışı döviz borcumuzu taksitlendiriyorduk. Dövizin hareketliliği olmadığı dönemlerde taksitlendirme imkanımız olduğundan cesaret edebiliyorduk ama şimdi taksitlendirmenin de yayın evine bir zararı var. Çünkü bekleyen borç yükselmeye devam ediyor. Ondan dolayı yayıncı bir kere ithal telif üretimi noktasında sıkıntıya düşüp yerli üretime dönmenin yollarını arayacak gibi gözüküyor. Bu da hem akademide, hem de edebiyatta, akademik ve edebi metinde, niteliğin düşmesine sebep olacak gibi gözüküyor.

    Telifi geçtikten sonra kitabı çeviriyoruz. Matbaaya gönderiyoruz, kâğıt sıkıntısı ile karşılaşıyoruz. Matbaanın kendi sıkıntıları var. Kullandığı bütün sarf malzemeleri dâhil olmak üzere bütün malzemeler bunların tamiratları, tadilatları euro ve dolarla olduğu için matbaa fiyatları arttı.

    Düzenek kâğıttaki krizi zaten biliyorsunuz. Kâğıt eurodan da dolardan da daha güçlü yatırım aracı haline gelmiş durumda. İnsanlar espri ile ‘tuvalet kâğıdına yatırım yapsaydım’ diyebiliyorlar ki; bu bizim ağlanacak halimiz.

    Matbaa fiyatlarının artışı otomatik olarak kitap fiyatının da artışına sebep olan ikinci nüans oluyor. Dağıtım ağına geldiğimizde bu sefer dağıtımcılar kendi krizlerini yaşıyorlar. Çünkü yüzde 5, yüzde 10 gibi bir payla çalışıyorlar. Bizim yüzde 40’la dağıtım firmasına gönderdiğimiz bir kitap yüzde 35 ya da yüzde 30 gibi bir indirimle kitap evine gönderildi. Dağıtımın borcu trilyonlardır, karı yüzde 10’dur. Batan herhangi bir kitabevi zincirleme olarak dağıtımı ve yayın evini etkiler domino taşı gibi yıkılır yan yana.

    “SOKAK KİTAPÇILIĞI NEREDEYSE BİTTİ”

    Kitabevi krizine gelecek olursak Türkiye’de kitapçılık 90’lardan bu yana alışveriş merkezlerine sıkışmış durumda. Sokak kitapçılığı nerede ise bitti. Bitmediği kısmını da korsan kitapçılığı aldı götürüyor. Bizim sektöre herhangi olumlu bir dönüşü yok, sokaktaki kitapçılığın.

    AVM kitapçılığı da kitapçılığın döviz üzerine kurulu olduğu için bu sefer kitapçının kira maliyeti katlanıyor. Kira maliyeti katlandığında kitapçı daha çok kitap satmak zorunda kalıyor ama kitap fiyatı yükselince kitabın satış rakamı azalıyor.”

    “SEKTÖRDE EMEK HARCAYAN HERKESİ ETKİLİYOR”

    Kaya, kriz öncesinde kitap ihtiyaç listesinde yaklaşık 300. sırada olduğunu her kriz döneminde ise gerilere düştüğünü söyledi.

    KayA, “Böyle olunca kitap satış adedi azalıyor, kitabı satmanın maliyeti de yayıncılar zam yaptıkça etiket yapacak personelin sayısının artması gerekiyor. Kira artıyor, kitabın satma maliyeti de kitapçı açsından artıyor ve kitapçı çok daha zor durumda” dedi.

    “YAYINCILAR HER AN KAPATABİLİR”

    “Bu kriz sadece yayıncıyı ya da gazeteciyi etkilemiyor. Bu kriz sektörde emek harcayan herkesi etkiliyor” diyen Kaya, “Kitap evinde çalışan personel her an işsiz kalabilir. Kitap evi her an dükkanı kapatabilir, AVM’ler her an boş kalabilir. Dağıtım firmaları her an ödeme yapmayı kesebilir, yayıncılar da her an kapatabilir” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIN HAYAL GÜCÜNÜ GELİŞTİREN KİTAPLAR ARTIK HAYAL”

    Kaya çocuk kitaplarına ilişkin ise şunları söyledi:

    “Çocuk kitapları, çizgi romanlar gibi özel alanlar var. Bu alanlar biraz önce bahsettiğim gibi akademik metin ve edebi metindeki gibi kalitenin düşüşüne benzer bir gelişme söz konusu. Çocuk kitaplarına özel üretilen yurt dışına üretilen, Türkiye’deki matbaa teknolojisi ve maliyetlerin göze almamızı engellediği çeşit, çeşit, rengarenk, cıvıl cıvıl sesli, hareketli delikli kitaplar ithal ürünler olduğu için dövizle üretilip yurt dışından Türkiye’ye gümrükle tırlarla gemilerle geldiği için, artık hayatta cesaret edemeyeceğimiz işler. Bundan sonra çocuklarınız için o renkli hayal gücünü geliştirici kitapları hayal etmekten vazgeçin. ‘O eski hayalinizdi.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA