PİRHA-Sivas, Şarkışla ve Yozgat Akdağmadeni köy dernekleri, ortaklaşa düzenledikleri birlik ve dayanışma kahvaltısında bir araya geldi. Yoğun katılımın olduğu programda hemşeriler hasret giderirken, kültürel bağların güçlendirilmesine vurgu yapıldı.
Mersin’de çalışmalarını yürüten Sivas, Şarkışla ve Yozgat Akdağmadeni köy dernekleri olan Veziralanı, Bozhöyük, Emlak Kavak, Yazılıtaş, Emlek Kale, Sivrialanı, Otluk, Çerçialanı, Çağlayan, Beyyurdu, Mezra, Çiçekliyurt, Yahyalı, Hüyüklüalanı, Yükselen, Kızılcıova, Sarıtekke, Alaman köyleri ve Kangal Karasüver Köyü Derneği Mersin Cemevi’nde ‘Dayanışma Kahvaltısı’ düzenledi.
BİRLİK VURGUSU!
Yüzlerce yurttaşın katıldığı kahvaltıda yöre dernekleri adına konuşma yapan Dursun Koç, birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerek, “Derneklerimizin en önemli amacı; köylerimiz arasındaki bağı güçlendirmek, örf ve adetlerimizi yaşatmak ve ihtiyaç anında birbirimizin yanında olmaktır. Çünkü biz biliriz ki birlik varsa bereket, dayanışma varsa güç vardır” dedi.
“KÖKLERİNİZİ UNUTMAYIN”
Gençlere de seslenen Koç, köklerin unutulmaması gerektiğini belirterek, “Nereden geldiğinizi bilirseniz, nereye gideceğinizi daha sağlam adımlarla belirlersiniz. Büyüklerimizin anlattığı hatıralar, geleceğimize ışık tutan önemli bir mirastır” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda organizasyonda emeği geçen dernek başkanlarına, yönetim kurulu üyelerine ve katkı sunan herkese teşekkür eden Koç, birlik ve beraberliğin daim olması temennisinde bulundu.
“ETKİNLİKLERİMİZ SÜRECEK”
Etkinlikte ajansımıza konuşan Mersin Kavak Köyü Dernek Başkanı Mehmet Ali Akpınar, Sivrialan Köyü Dernek Başkanı Turgay Altıner ve Bozhöyük Köyü Dernek Başkanı Denkay Tunç katılımından duydukları memnuniyeti dile getirerek, etkinliklere devam edeceklerinin mesajını verdi.
Kahvaltının ardından sanatçılar Eren Koç ve Cem Aksoy dinleti verdi.
PİRHA- Mersin Cemevi Kadın Komisyonu’nun düzenlediği dayanışma kahvaltısında dayanışmaya vurgu yapılarak, bir olmanın önemine dikkat çekildi.
Mersin Cemevi Kadın Komisyonu, cemevinde dayanışma kahvaltısı düzenledi. Kahvaltıya kurum temsilcileri ve çok sayıda kadın katıldı. Burada konuşma yapan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyesi Aysel Kılavuz, dayanışmanın önemine dikkat çekerek, “Bu karanlık günlerde bizim birleşmemiz, ortak lokmamızı paylaşmak çok kıymetli. Herkesin farklı dünya görüşü, inancı olabilir, önemli olan birbirimize saygılı olmamız. Bu karanlık günlerden dayanışma ve mücadele ile kurtulabiliriz” dedi.
Kahvaltının ardından Reyhan Kurtulmaz, Özcan Barut, Fatih Demirelli, Kenan Yön, Rıza Aydın deyiş seslendirdi.
İlmek Kadın Dayanışması adına Sibel Korkmaz Sarı’nın yaptığı konuşmada baskılara karşı kadın mücadelesinin önemine vurgu yaptı. Sarı şunları söyledi:
“Her sabah yeni baskılara, gözaltılara, kayyumlara uyanıyoruz. Medeni Kanun ve Ceza Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklikle ‘biyolojik cinsiyet’ ibaresini ekleyerek kadın ve LGBTİ+’ların var oluşuna yönelik yeni saldırılar geliştiriliyor. Savaşa, yoksulluğa, kadına yönelik şiddete karşı hep birlikte mücadeleyi yükseltmeliyiz.
Sosyalist mücadelenin kadın öncülerinden Sevim Belli’yi anan Korkmaz Sarı, “Nefrete inat yaşasın hayat” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Daha sonra tüm katılımcıların söz aldığı konuşmalarda kadın mücadelesinin tarihsel kökeni, kapitalizm hedefe konmadan mücadelenin eksik kalacağı, birleşik mücadelenin önemi vurgulandı.
Emekçilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, İlmek Müzik Topluluğunun coşkulu ezgileriyle sona erdi.
PİRHA- SES Dersim Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kahvaltı düzenledi. Kahvaltıda konuşan SES Dersim Kadın Sekreteri Sevgi Erol, “Özgürlük, adalet, eşitlik mücadelesi veren biz kadınlar dünyanın dört bir tarafında bir olduk, birlik olduk, sesimize ses olduk. Erkek egemen şiddete, bedenimizin ve emeğimizin sömürülmesine, özel savaş politikalarına, doğamızın talan edilmesine hep beraber ses çıkardık” dedi.
Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Kadın Meclisi 8 Mart haftasında kahvaltı düzenledi. Kadın mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimi yapılırken halaylar çekildi. Kahvaltıya katılan kadınlar elleriyle pankant boyadılar.
“8 MART, EŞİT VE ÖZGÜR BİR DÜNYAYA DAİR ÜMİTLERİZİ DİRİ TUTMAKTA”
Etkinlikten konuşan SES Dersim Kadın Sekreteri Sevgi Erol, SES Kadın Meclisi olarak bu etkinlik ile 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü selamladıklarının altını çizerek, “Direnen kadınların mirasıdır 8 Mart. New York’ta dokuma fabrikasında çalışan kadın işçilerin emek sömürüsüne karşı isyan ettiği gündür. Bu isyan İran’da Jina, Şili’de Las Tesis, Ortadoğu’da Jin Jiyan Azadî oldu. İsyan da biziz, dayanışma da biziz, gelecek de biziz. Eşit, adil, özgür bir yaşam, barış ve demokrasi için geçmişten bugüne mücadeleyi her alanda büyüten tüm kadınları saygıyla anıyoruz. 8 Mart kadınların mücadeleleriyle bugüne taşıdığı kararlılığı, eşit ve özgür bir dünyaya dair ümitlerimizi diri tutmaktadır” dedi.
Erol, Erkek egemen kapitalist iktidarın savaş ve çatışma politikalarının, ülkemizde ve dünyada kadınların yaşadığı baskı, şiddet, eşitsizlik ve yoksulluğu derinleştirdiğini belirterek şunları söyledi:
“Bütün bu savaşlara karşı, biz kadınlar olarak ölüme karşı yaşamı , savaşa karşı barışı haykırmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
Özgürlük, adalet, eşitlik mücadelesi veren biz kadınlar dünyanın dört bir tarafında bir olduk, birlik olduk, sesimize ses olduk. Erkek egemen şiddete, bedenimizin ve emeğimizin sömürülmesine, özel savaş politikalarına, doğamızın talan edilmesine hep beraber ses çıkardık.
Kadınlar olarak bizi yok sayanlara ‘duvarlarınız bize dar gelir’ diyor; tüm kadınları erkek egemen sınırlara ve kapitalist sömürüye karşı, emek ve özgürlük mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz. Bizi evle, savaşla, yoksullukla ve baskıyla kuşatmaya çalışan erkek egemen sistemin getirdiği eşitsizliğe baskıya ve bizi susturmaya, haklarımızı gasp etmeye çalışanlara karşı birleşelim, mücadeleyi büyütelim. Kadınlar örgütlendiğinde, birlikte mücadele verdiğinde dünya değişir. Yaşasın 8 Mart. Jin, Jiyan, Azadî”
PİRHA – İngiltere Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği üyeleri, dernek binasında düzenledikleri kahvaltıda biraraya geldi.
İngiltere Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği üyeleri, dernek binasında düzenledikleri kahvaltıda biraraya geldi.
Kahvaltıya, CAN TV Temsilcileri, Sanatçı Cengiz Aslan ve dernek üyeleri katıldı. İngiltere Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Şehriban Aygün, söz alarak katılan herkese teşekkürlerini ileterek, birlik mesajı verdi.
İngiltere Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şehriban Aygün ve Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Gilgin ile kahvaltı sonrası derneğin kuruluş amacına ilişkin konuştuk.
“DERNEK BİNASINI ALDIKTAN SONRA AKTİF OLARAK KULLANMAYA BAŞLADIK”
Yönetim Kurulu Başkanı Şehriban Aygün, derneğin binasını aldıktan sonra aktif olarak kullanmaya başladıklarını ifade ederek dernekte yapılan çalışmalara dair şu bilgileri verdi:
“Haftada bir gün kadınlara özel kahvaltı günü yapıyoruz. Derneğimizi genelde haftasonları aktif olarak kullanmaya çalışıyoruz. Evler küçük olduğu için cenazelerin taziyeleri derneğimizde yapılıyor. Çayımızla kahvemizle ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyoruz. İnsanlar rahat rahat acılarını paylaşıyorlar. Mutlu günlerinde de burada sevinçlerini paylaşıyorlar.”
“AMACIMIZ TOPLUMDAN KOPMAMAK”
Aygün, Tavla Köyü’nün Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Alevi Kürt köyü olduğunu dile getirerek “Sarız’da bizden başka köyler de var ama bizim köyümüz sadece Alevi Kürt toplumundan oluşan bir toplum ve araştırmalarımıza göre çoğu Elbistan’dan, Pazarcık’tan gelmişler. Sinemilli Aşiretine bağlılar. Genellikle Sinemilli Aşireti de o bölgelerde yoğun. Bizim köyde bir de Koçgiri Kabilesi var. O da benim. Bizimkiler Dersim ve Zara’dan gelip Tavla Köyü’ne yerleşmişler” dedi. Aygün, derneğin amacının ise toplumdan kopmamak, birarada yaşamak olduğunu da söyledi.
“DERNEĞİMİZDEN ÇOK MEMNUNUZ”
Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Gilgin ise derneğin kuruluş amacının toplumun hepsinin birarada olması, kaybolmaması olduğunu söyleyerek “Gençlerimizi ve yaşlılarımızın hepsi birarada olsun. Şimdiki derneğimizin kurulmasından ve aktif şekilde çalışmasından dolayı çok memnunuz” dedi.
PİRHA-PSAKD Esenler Şubesi, dernek binasında kahvaltı etkinliği düzenledi. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bu ülkede adaletle yaşayamıyoruz, bu yüzden özlediğimiz barışa kavuşamıyoruz. Bizim demokrasiden, adaletten ve barıştan yoksun oluşumuz bütün yaşantımızı etkiliyor ve korkunç bir yoksulluk ile de boğuşmak zorunda kalıyoruz” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Esenler Şubesi, dernek binasında kahvaltı etkinliği düzenledi. Etkinliğe PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Esenler Şubesi yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“ARTIK OKULLARDA İMAMLAR DERS ANLATIYOR”
Türkiye’de adaletin olmadığını söyleyen PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bu yüzden özlediğimiz barışa kavuşamıyoruz. Bizim demokrasiden, adaletten ve barıştan yoksun oluşumuz bütün yaşantımızı etkiliyor ve korkunç bir yoksulluk ile de boğuşmak zorunda kalıyoruz. Demokrasinin olmadığı bir yerde örgütlenme hakkı da olmuyor. Emekliler ve asgari ücretle çalışanlar geçim sıkıntısı yaşıyor, gençler ise hangi ülkeye gitsem diye arayış içerisine giriyor. Çocuklarımız halen okullarda zorunlu din derslerine tabi tutuluyor. Bütün okullar imam hatipleşmiş durumda. Ne yazık ki artık okullarda imamlar ders anlatıyor” diye konuştu.
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Alevi kurumlarının genel başkanları Ankara’da düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi. Yapılan konuşmalarda asimilasyona ve inkara karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı.
DEM Parti, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Türkiye Alevi Federasyonu(ADFE), Alevi Kültür Derneği(AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) genel başkanlarıyla ve kurum yöneticileriyle Ankara’da düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi.
Kahvaltıya; DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Zeynel Kete ve Kadriye Doğan, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez’in yanı sıra kurum yöneticileri de katıldı.
HATİMOĞULLARI: ASİMİLASYONA KARŞI ORTAK MÜCADELE YÜRÜTMEK GEREKİYOR
İktidarın Aleviler üzerindeki asimilasyon politikalarına değinen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Yan yana duran bir ilişki biçimini yakaladık. Savaşın etrafı sardığı bir dönemdeyiz. Tarih boyunca Aleviler üzerindeki asimilasyon mevcut iktidar ile başka bir aşamaya geçmiştir. Asimilasyona karşı ortak mücadele yürütmek gerekiyor” dedi.
BAKIRHAN: ALEVİLER VE KÜRTLER BU TOPLUMUN EN ÖRGÜTLÜ KESİMİDİR
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise “Ciddi bir kırılma yaşanıyor Ortadoğu’da. İnkarcı rejimlerin yaşama şansı yok. Dünya başka bir yere gidiyor. Örgütlü olan, güçlü olan kazanıyor. Diyanet tekçiliği dayatan bir kurum değil mi? Aleviler de bu ülkede çok şey yaşadı. Aleviler ve Kürtler bu toplumun en örgütlü kesimidir” diye konuştu.
MUSTAFA ASLAN: TÜRKİYE BİR DEĞİŞİM SÜRECİNE GİRECEK
DEM Parti Eş Genel Başkanlarının ardından söz alan ABF Başkanı Mustafa Aslan, “Bir olmaya ihtiyaç var. Türkiye bir değişim sürecine girecek. Daha çok bu süreçte, siyasi arenada gelişecek gelişmeleri bir araya gelerek konuşmaya ihtiyaç var.Bir anayasa tartışması yapılacaksa Alevi toplumunun taleplerinin de dile getirilmesini bekliyoruz. Diyalog ve müzakereden kaçmamak lazım, kendi taleplerimizi dile getirmeliyiz” dedi.
ERCAN GEÇMEZ: ALEVİ ÖRGÜTLENMESİ ÇOĞULCU BİR ÖRGÜTLENMEDİR
HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi örgütlerinin sadece bir inanç örgütü olmadığının altını çizerek, şunları söyledi:
“Türkiye’nin sorunları karşısında kafamızı kuma görmemizi istiyorlar. Alevilerin ürettikleri politikaların Türkiye için değerli olduğunu düşünüyorum. Ürettiğimiz politikaların da siyasette yansıması olması gerekiyor. Sistemin yaptığı en büyük şey düşmanlaştırmaktı. İki toplum için bunu yaptılar. Alevi örgütlenmesi çoğulcu bir örgütlenmedir. Biz demokratik mücadelemize devam edeceğiz.”
AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da, Alevilerin siyaset oluşturması gerektiğini dile getirdi. Yılmaz, “CHP dışında muhalefeti ören partilere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ortadoğu kan gölü. Alevi toplumunun siyaset oluşturması gerekiyor. Aleviler olarak demokratik zeminde siyaset üretmemiz gerekiyor. Z kuşağını çok ciddiye almamız gerekiyor. Çocuklarımız bu yozlaşmış sistem içerisinde kendi değerlerinden uzaklaşıyor. Bunu çok tehlikeli görüyorum” dedi.
CUMA ERÇE: 10 EKİM KANLARIN BİRBİRİNE KARISTIĞI BIR GÜNDÜ
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, katliamlar karşısında ortak mücadelenin önemine dikkat çekerek, “Biz bir korku duvarının içerisinde kalan toplumlarız. Bir çok meseleye doğru noktadan bakılsa bile doğru siyaseti üretilemiyor. Mücadelemizde eşit yurttaşlık talebimizin sadece Aleviler için olmadığının bilinmesini isteriz. 10 Ekim kanların birbirine karıştığı bir gündür. Anadolu’da var olan kan kardeşliği aslında o meydanda gerçekti. Katliama maruz kalan tüm kesimlerin bir arada olacağı ortamlar oluşturmamız gerekiyor” diye konuştu.
ZEYNEL ABİDİN KOÇ: İKTİDAR KENDİNE DÜŞMAN YARATTIKÇA OYLARINI ARTTIRIYOR
ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise “Yüzyıllardır Aleviliğin yaşadığı soykırımı başka bir toplum yaşasaydı iktidar olurdu. Ancak şu an Alevilerin durumu yüzyıl öncesinden daha kötü durumda. Aleviler son 30 yıldır çok önemli bir örgütlenme faaliyetine girişti. Mevcut iktidar, kendine düşman yarattıkça oylarını arttırıyor. Hedefleri ortak olanları bu masaya davet etmek lazım” ifadelerine yer verdi.
DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, ülkede Aleviler ve Kürtler’in en mağdur toplumlar olduğunun altını çizerek, “Bizlerin geçmişe dönüp hesaplaşmamız gerekiyor. Biz Alevilerin bir gücü var. Taleplerimizden bir tanesi demokrasi, barış, özgürlük. Daha sık bir araya gelip içinde bulunduğumuz durumu değerlendirip yol alacağımıza inanıyorum. Mevcut eğitim modeli ile, zorunlu din dersleri ile, ÇEDES ile mevcut iktidar tercihini yapmıştır” ifadelerini kullandı.
ZEYNEL KETE: BİZİ EN ÇOK ZORLAYAN MİLLİ MUHALEFETİN ALEVİLİĞİ DİZAYN ÇABASIDIR
10 Ekim Katliamı’nın, barış için birlik olarak söz söylediği zaman iktidarı ne kadar rahatsız ettiğini gösteren bir katliam olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, şunları kaydetti:
“Tarihsel hafıza, köklerimiz bize yol gösteriyor. Aleviler kabul ve ret ölçülerini sistemlerin dışında aramalıdır. Bizi en çok zorlayan milli muhalefetin Aleviliği dizayn etme çabasıdır. Kriz derin olabilir, bu bir sonuçtur. Kriz dönemlerinde Demokratik Alevi siyasetini ortaklaştırmazsak boşlukları doldururlar. Eşit ve özgür yurttaş kavramını kullanmak istiyorum. Eğer siyaset demokratikleşirse sorunlardan kurtulunabilir. Bu buluşmalar devam etmelidir. Demokrasi birliği oluştuğunda Alevilerin sorunları giderilebilir.”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise “Dedelere bile dede demiyorlar, cemevi uzmanı diyorlar. Diyanetin lağvedilip yerine başka bir kurum gerekiyor, bu büyük bir ihtiyaç. Hepimiz aynı söylemleri geliştiriyoruz. Birimizin Hızır’ı olmamız gerekiyor” dedi.
“BİZİM DE HAYATLARIMIZA KAYYIM ATANIYOR”
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nurullah Esat Ünsal, Alevilerin herhangi bir partinin arka bahçesi olmadığını dile getirerek, Alevilerin nasıl bir anayasa istediğinin önemli olduğunu söyledi.
ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan ise gelişmeler üzerinden muhalefetin rehavete kapılmaması gerektiğini söyledi. Kaplan, “Sizin belediyelerinize kayyım atanıyor ama bizim de hayatlarımıza kayyım atanıyor. Bu bir ortaklaşmayı sağlayabilir” dedi.
PİRHA-Elbistan’ın Köşk Köyü’nde 2 gün sürecek olan festivalin, 1’inci gününde köylüler kahvaltıda buluştu. Bir araya gelen köylüler bayramlarını kutladı.
Maraş’ın Elbistan İlçesine bağlı Köşk Köyü’nde düzenlenecek olan festival için bir araya gelen köylüler bayramın 1’inci gününde kahvaltı yapıp, bayramlaştı. Festivale, şehir dışından ve Avrupa’dan gelen köylüler de katıldı.
50’ye yakın hanesi olan köyde, Avrupa ve İngiltere’den gurbetçiler geldi. Sabahın erken saatlerinde dışardan gelen gurbetçiler yakınlarının mezarlarını ziyaret etti. Köylüler hep birlikte evden getirdikleri kahvaltılıkları imece usulü paylaşıp, kahvaltı yaptı.
Daha önceleri köyden Elbistan’a yolcu götürüp getiren İsmail Arslan, 10 sene şoförlük yapıp daha sonra Mersin’e taşındığını, festival etkinliği için köyüne ziyarete geldiğini söyledi. Arslan, eski senelerde kendi köylülerini ve civar köylüleri Elbistan merkezine kendi aracıyla zor şartlarda taşıdığını ifade etti. Arslan, “Köyümüzün toplumu şimdi daha iyi olmuş. Köyümüz şimdi daha iyi düzeye gelmiş. Birbirlerine olan saygı daha önce hiçbir zaman bu şekilde görülmemişti”dedi.
Köşk Köyü Sosyal ve Kültür Derneği tarafından Köşk Köyünde festival gerçekleştirilecek. Festivalin 2’inci gününde hayır lokması paylaşılacak, yerel sanatçılar tarafından müzik dinletisi verilecek.
PİRHA-Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, kahvaltı etkinliğinde bir araya geldi. Demokratik Alevi Derneği Ankara Eş Başkanı Mustafa Karabudak deprem döneminden itibaren kahvaltılar düzenlediklerini belirterek önümüzdeki seçimlere ilişkin, “Öztürk Türkdoğan bilindiği gibi insan hakları mücadelesinde uzun süredir mücadele ediyor. Gültan Kışanak 1980’lerde bedel ödeyen, 12 Eylül zindanlarında direnen bir arkadaşımız” dedi.
Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi kahvaltıda bir araya geldi. Kahvaltıya üyelerin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı ve siyasi parti temsilcisi de katıldı.
Kahvaltıda konuşma yapan Demokratik Alevi Derneği Ankara Eş Başkanı Mustafa Karabudak, deprem döneminden beri kahvaltılar düzenlemeye devam ettiklerinin altını çizerek, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayları Gültan Kışanak ve Öztürk Türkdoğan’dır. Öztürk Türkdoğan bilindiği gibi insan hakları mücadelesinde uzun süredir mücadele ediyor. Gültan Kışanak 1980’lerde bedel ödeyen, 12 Eylül zindanlarında direnen bir arkadaşımız ve şu an kendisi cezaevinde. Siyasal iktidarın kendi sistem hukukunu hiçe sayarak uzun süredir içeride tuttuğu bir arkadaşımız, rehindir kendisi. Buradan onu selamlıyoruz. Gültan Kışanak aynı zamanda bir Alevidir, ocak evladıdır. Biz buradan Alevilerin vicdanına sesleniyoruz. Gültan Kışanak canımıza da buradan sahip çıkacağız” dedi.
PİRHA- Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki tarihi mekanlardan On Gözlü Köprü ile Gazi Köşkü’nün yanında yer alan Şimel Kadın Kooperatifi, ürettikleri doğal ürünlerle topluma bir yandan kahvaltı ve yöresel yemekler hizmeti sağlarken, bir yandan da kadın emeğini görünür kılmaya çalışıyor.
Birçok kadına iş imkanı sunan ve kadının ev içinde görünmez hale getirilen emeğine karşı kadınlara gelir kapısına dönüşen Şimel Kadın Kooperatifi‘nin kurucularından Şimel Beğik, kooperatifin nasıl kurulduğunu, kuruluş amacını ve neler ürettiklerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“EMEĞİ GÖRÜNÜR KILMAK İSTEDİK”
Eski bir belediye işçisi olan Şimal Beğik Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyım sebebiyle işsiz kalmasıyla başlayan serüvenini şöyle aktardı:
“Ben yaklaşık beş buçuk yıldır yemek sektöründe çalışıyorum. Daha önce çeşitli işlerde çalıştım. 2010 yılında bir işletmem daha vardı. Yaklaşık dokuz ay çalıştırdım, daha sonra kapatmak zorunda kaldım. Beş yıl da belediyede çalıştım. Belediyede çalıştığım süreçte Kadın Danışmanlık Merkezi’nde çalışıyordum. Daha sonra kayyımların gelmesiyle biz de ihraç edildik. Bununla beraber yaklaşık 3 yıl işsiz kaldım. Hatta belediye ismini duyan iş vermiyordu, belediyeden atıldık diye kimse bize kapısını açmıyordu. Daha sonra Dicle Üniversitesi’nde bir kafede çalışmaya başladım. İki aylık bir çalışmaydı. İki aydan sonra “Madem ki elimden bu kadar şey geliyor. Ben kendi işimi kurayım” dedim. Daha sonra Dicle Üniversitesi’nin kafeteryalar bölümünde bir yer kiraladım ve yaklaşık beş buçuk yıldır orada ev yemekleri yapıyorum. Tabii yaparken ciddi zorluklar yaşadım, hatta kadın olduğum için böyle bir işe girişeceğimi duyanlar “Kadınsın, tek başına nasıl yaparsın? Borç altına gireceksin. Borcunu kim ödeyecek?”dedi. Bir erkeğe borçlu olmayı yakıştırıyorlar, ama bir kadına yakıştıramıyorlar. Sonra gözüm kapalı girdim o işe. Beş buçuk yıldır birçok zorluklara rağmen depreme, pandemiye rağmen hala işim devam etmekte. Özellikle kadınlar için ciddi bir iş kapısı oldu. Birçok kadına dokundu orası. Şu an 7 kadın çalışanımız var. Onun dışında evde üretip de bizim destek verdiğimiz kadınlar var. Tabii onunla beraber şöyle bir karar aldık. Bu kadar piyasa boşluğu var iş anlamında ve birçok kadın işsiz, iş yapmak istiyor. Aslında evinde birçok emeği var ama o emeği görünmüyor. Biz de o emeği kooperatif yoluyla görmek görünür kılmak istedik ve 9 ay önce kooperatifimizi kurduk.”
“KADINLARLA BİR ARAYA GELDİK KOOPERATİFİMİZİ KURDUK”
Kooperatif kurmayı uzun süredir planladığını aktaran Beğik, “Ben daha önce de bir kadın kooperatifi olsun diye düşünüyordum. Çünkü belediyede çalışırken birçok mahalle gezdim, birçok çalışmada bulundum. Özellikle toplumsal cinsiyet üzerine Kürtçe eğitimler verdim. Kadınların emeği, hayata karşı direnişini, ekonomiye karşı olan direnişini o zaman fark etmiştim. Uzun zamandır zaten düşünüyordum. Tabii araya pandemi, deprem girince kooperatifimizi kurmayı biraz ertelemek zorunda kaldık. Sonra işimizin yoğun olduğu bir günde denetimciler geldi. Denetimi yapan kişiler baktılar, birçok üretimimiz var, çok hızlı çalışıyoruz. Bunları görünce adam dedi ki “Bu kadar üretim yapıyorsunuz, niye bir kooperatif kurmuyorsunuz? Bu konuda ben de size yardımcı olurum kurulum aşamasında.” O, bu fikri verince biz zaten hazırdık kooperatif kurmaya. Sonra kadınlarla bir araya geldik, oturduk, konuştuk, kooperatifi kurmaya karar verdik. Kooperatifimiz bu şekilde kuruldu”dedi.
“BURAYI BİR GASTRONOMİ MERKEZİNE ÇVİRMEK İSTİYORUZ”
Beğik, “Bizim amacımız doğal ürün üretmek ve bu doğal ürünlerle serpme kahvaltı vermek. Biraz da burayı gastronomi merkezine çevirmeyi düşünüyoruz. Asıl büyük amacımız o. Bizim mekanımız, Hevsel bahçelerinin karşısında ve biz birçok ürünümüzü Hevsel bahçesinden temin edip o şekilde işliyoruz” diye belirtti.
Beğik, Hevsel bahçelerinden temin ettikleri meyveler ve doğal ürünlerle reyhan şerbeti, süt reçeli, otlu peynir, şakşuka, domates konservesi, şeftali reçeli gibi pek çok ürünü üreterek kooperatifte satışa sunduklarını ifade etti.
“AMACIMIZ KADIN DAYANIŞMASINI SAĞLAMAK”
Beğik, 8 kadının emeğiyle kurulan Şimal Kadın Kooperaitifi’nin amaç ve faaliyetlerini ise şöyle sıraladı:
“Kooperatifimizin iki amacı var. Birincisi doğal ürün üretmek ve hizmete sunmak. İkincisi de kadın dayanışmasını sağlamak ve kadınları bir araya getirerek kadın emeğini görünür kılmak. Görünür kılınırken de emeğinin karşılığını almasını sağlamak. Kadın emeğini nasıl görünür kılıyoruz? Mesela yıllarca evin içinde hizmet sunan kadınlar var. Çocuk bakan, temizliğini yapan, yemeğini yapan ama bunun herhangi bir karşılığı yok. Fakat bunlara ‘iş yapmayan kadınlar’ deniliyor toplumda. Mesela biri soruyor ya eşin ne iş yapıyor? Eşim çalışmıyor. Evin içindeki emek görünmüyor. Biz de bu emeği aslında biraz görünür kılmak istedik. Mesela şunu örnek verebilirim. Hani süt mayalama belki çok bir şey değil, yoğurt yapmak. Biz sütümüzü burada bir kadından temin ediyoruz, yoğurdumuzu yine aynı şekilde. Biz bunu ondan alırken kadının verdiği o emeğin karşılığını vermiş oluyoruz. O da aslında emeğin ne kadar değerli olduğunun farkına varıyor. Farkına varınca da kadın değişiyor toplumda.”
“KADINLAR HER ŞEYİ BAŞARABİLİR”
Kadınların üretime dahil olmasının önemine dikkat çeken Beğik, sözlerine şöyle devam etti:
“Ben kendi yerimi açarken hiç sermayem yoktu, sıfır sermayeyle başladım. Borçla başladım ve çevremdeki insanların baskısı vardı. İşte ‘Kadınsın, nasıl yapacaksın? Bu kadar borcu nasıl ödeyeceksin?’ Bu tür söylemler oldu, biraz da psikolojik baskı oldu. Buna rağmen ben kendime güvendim. Çünkü yıllardır zaten üretiyoruz, yapıyoruz evin içinde ama verdiğimiz emeğin bir karşılığı yoktu. Biz de bu şekilde görünür olmak istedik. Ben bütün kadınların başaracağına inanıyorum. Yıllarca evin içinde o kadar hizmet vermesine rağmen emeğin karşılığı yok, hatta tam tersi. Akşam olduğunda istenilmeyen şeyler, ondan beklenti çok fazla olduğu için hepsini karşılayamadığı zaman şiddet bile görebiliyor. Kadın emeği bizim için bu kadar önemliyken açıkçası ben de isterim ki bütün kadınlar bu emeğin farkına varsın. Bir kadının başaramayacağı şey yoktur diye düşünüyorum. Bu kadar zor şartlarda ben bu kadarını başarmışsam diğer kadınlar benim iki katımı, üç katımı başarırlar.”
“EĞİTİMDE KADINLARIN YERİ OLMALI”
Beğik, kadınlara seslenerek, “Toplumda bu kadar emek veren kadınlar varken bu emeğin karşılığını görünür kılmak için bence bütün kadınlar bir şekilde hayata dahil olsunlar. Kendilerini eve kapatmasınlar. Bunun için dernekler kurabilirler, kooperatifler kurabilirler, kooperatiflerin sayısını arttırabilirler. Özellikle eğitim olarak kız çocuklarını yetiştirirken eğitimde gerçekten kadınların yeri ayrı olmalı. Ona karşı politikalar geliştirilmeli, kadın eğitimlerine yönelik ciddi politikalar geliştirilmeli, kadın haklarına dair yine aynı şekilde. Herkesin farklı becerileri var. Bunun üzerinde gidip o beceri doğrultusunda kendini geliştirmeli ve kendine yeni bir kapı açmalı” diye konuştu.
“BURADA BİR GÜÇ BİRLEŞİMİ VAR”
Şimel Kadın Kooperatifi kurucu ortaklarından Xezal Heyv ise “2023 yılında arkadaşlarımla beraber kurduk burayı. Burada olmak neden önemli benim için? Çünkü burası bir üretim alanı. Hem de bizim gibi diğer kadın arkadaşların da çalışma alanı olacağı için önemli bir yer burası. Arkadaşlarımla birlikte burada çalışmaktan çok mutluyum. Çünkü burada bir güç birleşimi oluyor. Kadınların ayakları üstünde sağlam duruşunun bir birleşimi aynı zamanda. O yüzden çok mutluyuz arkadaşlarımla beraber böyle bir kooperatif kurduğumuz için bu alanda çalıştığımız için. Şöyle bir mesaj vermek isterim burada. Herkes kendi emeğini görünür kılabilmek için bir ortam eğer oluşturabiliyorlarsa oluştursunlar. Eminim herkes ayaklarının üstünde çok sağlam durabilir yeter ki bir şeyler yapabilsinler, bir eğitimde bulunabilsinler” ifadelerini kullandı.
“MÜŞTERİLER ÇOK MEMNUN”
Kooperatif’in ürünlerini satın alan ve kahvaltısını burada yapan müşterilerin ise oldukça memnun.
PİRHA’ya konuşan bir müşteri, “Her şey el emeği olduğu için, organik olduğu için kendi ürettikleri şey olduğu için daha bir lezzetli oluyor. Bir de kadınlar olarak bizim onlara destek çıkmamız lazım. O yüzden burayı tercih ettik ve insanı çok güzel ağırlıyorlar. Başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Bir diğer müşteri ise şunları aktardı:
“Yemekbizden sayfasının hem kurucusuyum hem de kullanıcısıyım. Şimdi Şimel Hanım’la daha önce çekim yapmıştık, paylaşmıştık. Biz beğendiğimiz şeyi paylaşıyoruz. Paylaşımdan sonra birçok aile gelip burada tekrar kahvaltısını yaptıktan sonra bize olumlu şekilde geri dönüş yaptı. Zaten ben ara ara eşimle, çocuğumla burayı tercih ediyoruz. Şimel ablayı biz tanıyoruz. Ürünlerin çoğunu kendisi yapıyor. İkincisi ise gerçekten ürünlerinde tat var. Özellikle şu menemen. Menemeni yazın konserve yapıyorlar, o şekilde yapıyorlar. Kavurma aynı şekilde. Birçok reçeli kendileri yapıyor. Ben kahvaltıyı tavsiye ediyorum.”
PİRHA – Yaşamı Yeniden İnşaa Kooperatifi, İstanbul’da bulunan Sevdilli ve Çevre Köylerle Dayanışma Kültür Derneği’nde kahvaltılı tanıtım toplantısında halkla buluştu. Kooperatifin yönetim kurulu adına söz alan Ahmet Güden, “Biz Reya Haqq coğrafyasını esas alacağız. Çalışmalarımızı ona göre yaygınlaştıracağız”dedi.
Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Toprakhisar Köyü’nde kongre gerçekleştirip bölgede çalışmalarına başlayan Yaşamı Yeniden İnşaa Kooperatifi, İstanbul’da bulunan Sevdilli ve Çevre Köylerle Dayanışma Kültür Derneği’nde kahvaltılı tanıtım toplantısında halkla buluştu.
Toplantıya Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) İstanbul Şube Sekreteri Sevim Kılıç, Avukat İbrahim Sinemillioğlu, Varto Xızır Mekanı Doğa Koruma Derneği Eş Başkanı Güllü Karagöl, yönetim kurulundan İmam Balsever, Doğan Gülveren, Habip Karagöl’ün yanı sıra CAN TV Kılame Dilan Program yapımcısı ve sunucusu Cengiz Aslan ve Aze müziğinin sahibi Hüseyin Öz katıldı.
Kahvaltıda ilk sözü alan Yazar Mehmet Kömür derneğin projelerinden bahsetti.
Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi Başkanı Ahmet Güden de “Her türlü asimilasyona maruz kaldık. Köklerimizden koparıldık. Bizim amacımız bölgede yaşamı yeniden inşa etmektir. Bu sadece Maraş ile de ilgili değildir. Biz Reya Haqq coğrafyasını esas alacağız. Çalışmalarımızı ona göre yaygınlaştıracağız”dedi.
PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde bir kahvaltı etkinliği düzenlendi. Burada bir konuşma yapan PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Ülkemizin nüfusunun yarısını oluşturan kadınlarımız, yaşamın her alanında varken karar alma organlarında, istihdamda, eğitimde, politikada aynı oranda temsil edilememektedir” dedi.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde kahvaltı etkinliği düzenlendi. Etkinlik kadın mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşuyla başladı. Konuşmaların ardından kadınlara ilişkin kısa bir sinevizyon gösterimi yapıldı.
8 Mart kadınlarının taleplerinin birlikte daha gür haykırdığı, kendilerini toplumda eşit bir birey olarak yok sayan zihniyetlere karşı çıktığı, kadını sömüren, aşağılayan, yok eden sistem ve zihniyetlere karşı omuz omuza mücadeleyi verdiği gün olduğunu belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Ülkemizin nüfusunun yarısını oluşturan kadınlarımız, yaşamın her alanında varken karar alma organlarında, istihdamda, eğitimde, politikada aynı oranda temsil edilememektedir” dedi.
Artan, şunları kaydetti:
“Kadınları toplumsal hayatın dışına iten, ayrımcı zihniyetçi politikalardan vazgeçilerek kadını sadece ailenin içinde bir parçası olarak gören, özgür birey olduğunu kabul etmeyen politik ve kültürel anlayış değiştirilmelidir. Kadının eşit özgür birey olmasını sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi tarihsel, kültürel ve dinsel hiçbir gerekçeyle engellenmemelidir.
Kadın cinayetlerinin önlenmemesini, tam tersi artarak devam etmesini endişeyle izliyoruz. Kadına yönelik şiddet, cinayet, istismar artışlarının nedeni yasaların ve cezaların yetersizliği değildir. Kadını eşit ve özgür bir birey olarak görmeyen zihniyetin beslendiği, güç aldığı sosyal, siyasal ortamın sorgulanması yapılmadan, ortadan kaldırılmadan, kadının insan haklarının ihlallerinin önlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle ülkemizde aile içinden başlayarak kamusal alanda cinsiyet ayrımcılığına ve eşitsizliğe götüren politikaların sonlandırılması gerekmektedir.
“BİN YILLARDIR SÜREN BİR KADIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VAR”
Sonrasında söz alan DEM Parti Bağlar Belediye Eş Başkan adayı Leyla Ayaz ise şunları belirtti:
“Aslında kadın mücadelesi yeni başlayan bir şey değil. Bizlerle de başlayan bir şey değil aslında. Bin yıllardır, yüzyıllardır süre gelen bir kadın özgürlük mücadelesi var. Bugün burada hepimiz mevcut sistem tarafından ötekileştirilen, hor görülen ucuz iş gücü olarak görülen kadınlar olarak aslında bu mücadeleyi biraz daha yükselten bir yerdeyiz.
31 Mart’ta Türkiye’nin genelinde bir yerel seçim olacak. Bu yerel seçimlerde insanlar mevcut iktidarın kadın politikalarının kadına bakış açılarını bildiği için bu iktidara çok güçlü bir cevap verecekler. Biz de sizlerle beraber bu kentte yaşayan bütün sivil toplum kuruluşları, bütün farklı etnik kökenler, farklı inançlarla beraber bu kenti tekrar kadın kenti yapmak için, kadınların rahatlıkla, arkalarına bakmadan gece de olsa sokakta yürüyebildikleri, kadın katliamlarının olmadığı, kadın kazanımlarının olduğu bir kent yaratmak için sizlerle beraber el ele verip mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz.”
Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde KYK yurdunda kalan 34 öğrenci kahvaltıda zehirlendi.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Alaplı Meslek Yüksekokulu’ndaki KYK Yurdu’nda kalan öğrenciler zehirlendi.
Yurtta kalan öğrenciler sabah kahvaltısında reçel, beyaz peynir, zeytin ve patates kavurması yedi. Bir süre sonra mide bulantısı ve kusma şikayeti görülen 34 öğrenci, farklı zamanlarda Alaplı Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Gıda zehirlenmesi şüphesiyle tedavilerine başlanan öğrencilerden 11’i hastanede yer kalmadığı gerekçesiyle tedbiren Ereğli ilçesindeki çeşitli hastanelere sevk edildi.
Tedavisi devam eden öğrencilerin durumlarının iyi olduğu belirtilirken, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri gıdalardan numune aldı.
PİRHA-Karatepe Mahallesi Kültür ve Dayanışma Derneği, Antalya’da örgütlü bulunan Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcileriyle kahvaltıda bir araya geldi. Etkinlikte Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, Karatepe’de cemevi yapma hazırlıklarında olduklarını duyurdu.
Antalya’da Karatepe Mahallesi Kültür ve Dayanışma Derneği Antalya’da örgütlü bulunan Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerle kahvaltıda bir araya geldi.
Yapılan etkinliğe Alevi bileşenlerinin kurum temsilcileri, Konyaaltı Belediye Başkanı, Muratpaşa Belediyesi başkan yardımcısı, Konyaaltı Belediyesi meclis üyeleri CHP İl Kadın Kolları Başkanı, CHP Konyaaltı İlçe Başkanı, Kepez İlçe Başkanı, TİP Antalya il örgütü, Halkevleri, Kızılarık Barınma Platformu ve çok sayıda yurttaş katıldı.
KARATEPE CEMEVİ İÇİN HAZIRLIKLAR BAŞLADI
Etkinlikte konuşan Karatepe Mahallesi Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Abidin İfrit, derneğin kuruluşu ve faaliyetleri hakkında bilgilendirme yaptı.
Ardından söz alan Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen ise cemevi yapımı için çalışmalara başladıkları haberini verdi. Esen,“Burada cemevi olarak üzerine bir bina yapabileceğimiz bir arsa arayışı içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum. Belediye olarak uygun konumda, uygun büyüklükte bir arsa satın alıp hem Karatepe Cemevini hem de derneği orada yaşatmak adına bir çalışma içerisindeyiz. Bunu size hem bir haber olarak hem de bir talep olarak iletmiş olayım” dedi.
TAHTACI YÖRÜKLERİN TARİHÇESİ ANLATILDI
Araştırmacı Yazar Ali Aksüt de Tahtacı Aleviler ve Yörükler konulu bir bilgilendirme konuşması yaptı. Aksüt, Tahtacı yörükler hakkında şu tarihsel bilgileri paylaştı:
“Anadolu ve Rumeli’de kışlak yurtlarıyla yazlak yurtları arasında, küçükbaş hayvanları ile konar göçer yaşam sürdüren bu Türkmen topluluklarına Yörük adı veriliyor. Tahtacılar ise yine Oğuz boylarından olup Türkmenlerden hemen hemen aynı tarihlerde Anadolu’ya gelen ancak geçmişte yine çoğu küçükbaş hayvanları ile kışlak ve yazlak yurtlar arasına konar geçer arasında yaşam sürdürürken süreç içerisinde atadan da getirdikleri ağaç işçiliği mesleğini sürdürdükleri için onların ismi de Yörük hanı Tahtacı olmuştur. Yani onlar da Yörük kümesinin kendileridir.
Yörük etnik bir kavram değil, bir yaşam tarzından isim alan kavramdır. Yani Yörük olmayı belirleyen şey konar göçer kavramıdır.
Bundan bin 200 yıl kadar önce Anadolu’ya Türkmen toplulukları akmaya başladı. Özellikle bu Karatepe köylülerini çok yakından ilgilendiriyor. 839 yılından evvel Malatya, Doğanşehir, Akçadağ, Maraş, Elbistan, Afşin gibi bölgelere ve çevresine önemli oranda Türkmen kümeleri gelmeye başladı.
Daha sonra 12. ve 13. yüzyıllarda bu gelişler daha da arttı. Bu Türkmen kümelerinin neredeyse tümü Antep, Maraş, Malatya, çevrelerinden başlayarak Çukurova üzerinden batıya doğru akarak geldiler. Gelirken tümünün de yaşantısı konar göçer yaşantısıydı, tarzıydı. Ancak süreç içerisinde sosyolojik gelişmeler nedeniyle bu topluluklar yerleşik düzene geçmeye başladılar. Yörük han yaşam tarzını terk ettiler. Kimisi ormanların kuytularında ağaç işleriyle uğraşan ağaç er, bıçkıcı, çubukçu oldular ve çok değişik adlarla anıldılar.”
Etkinlik, Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem’in okuduğu deyiş ve nefeslerle sonlandırıldı.
PİRHA- SEVDER ve DAD üyeleri pazar kahvaltısında bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Kadriye Doğan “Eğer örgütlenmezsek bizi yutmak isteyen sistemin kurbanı olmaktan kurtulamıyoruz” dedi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve SEV-DER, Yenibosna SEVDER Derneği’nde ortak kahvaltı etkinliği düzenledi. Kahvaltı DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan, SEVDER Başkanı Salman Gümüş, Yaşamı Yerinde Yeniden İnşa Hareketi adına Ahmet Güden, yöre sanatçıları Cengiz Aslan, Haydar Erdoğan ve yurttaşların yoğun katılımı ile gerçekleşti. Etkinlik Baba Mansur Ocağı Dedesi Mehmet Karabulut’un duası ile başladı.
“UMUDU YENİDEN YEŞERTMEMİZ GEREKİYOR”
Etkinliğin açılış konuşmasını SEVDER Başkanı Salman Gümüş yaptı. Gümüş konuşmasında “Yaşadığımız son seçim gündemiyle moral bozukluğu yaşamış olabiliriz ama biz hiçbir dönemde mücadelemizi bırakmıyoruz. Yaşam her alanda bize mücadeleyi dayatıyor. Yaşadıklarımız bize her alanda örgütlenmeyi dayatıyor. Onun için birlikte umudu yeniden yeşertmemiz gerekiyor. Düne göre daha da birlik içinde olma günüdür” dedi.
“BİZE DÜŞEN BİRLİK OLMAK DİRLİK VE KENETLENMEK”
Etkinliğin devamında konuşan DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan konuşmasında şu ifadelere yer verdi “Emekleriyle, varlıklarıyla bugün bize bu ortamı yaşatan sevgi kadınlar size çok teşekkür ediyorum. Yaşamaya ve direnmeye devam edeceksek bu kadınların direncindendir. Yapacağımız tek şey varolmak direnebilmek ve ayakta kalmak. Önümüzdeki süreçte işimiz oldukça zor. Çok daha ağır koşullarla karşı karşıya geleceğiz. Burada bize düşen birlik olmak, dirlik olmak, kenetlenmek ve örgütlenmek. Eğer örgütlenmezsek bizi yutmak isteyen sistemin kurbanı olmaktan kurtulamıyoruz. Onun için birlik olalım, dirlik olalım örgütlenelim geleceği birlikte kuralım”
“BİRLİKTE BİR PAYLAŞIMI KADINLARIN ELİ İLE KURDUK”
Yaşamı Yeniden Yerinde İnşa Platformu Sözcüsü Ahmet Güden konuşmasında “Birlikte bir paylaşım kuralım dedik. Ne yaptık? Kadınların elleriyle kurduk “dedi. Alevi kültürünün gelecek nesillere aktarılması gerektiğine vurgu yapan Güden, “Zaten sistemin amacı da her birimizi birbirimizden koparmaktı, dağıtmaktı. Boşalttılar, her birimiz farklı yerlere gittik. Biz istedik ki… uzaktakilerle, çocuklarımızla, torunlarımızla hep birlikte bir lokma yiyelim. Birbirimizi tanıyalım, uzaktakiler birbirini tanısın, kurumlar birbirini tanısın. Bir dayanışma kültürünün öncü olalım. Bu sebeple geldik. Biz biliyoruz ki bu topraklarda, bu coğrafyada Aleviler, Kürtler ve diğerleri yaşıyor. Bizim anadilimizde konuşmamızı istemiyorlar. Hızırı yaşamımızı istemiyorlar. Ama biz buna karşı duracağız. Bizler bunu kabul etmeyeceğiz. Biz istedik ki uzaktakiler gelsin. Bir kültürümüz var, kültürümüzü, yaşamımızı uzaktakilere göstermek istedik.
Uzaktakiler görsünler çoluk çocuk, torunlarımız burada. Yediden tut, yetmişe kadar Kürt ve Alevi kurumları bir araya gelip el ele vermeli ki atalarımızdan kalan devam etsin. Aksi takdirde elimizde kalan da kaybolacak.” dedi.
PİRHA -Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve SEV-DER üyeleri, 11 Haziran Pazar günü saat 10.00’da Yenibosna SEVDER Derneği’nde kahvaltıda bir araya gelecekler.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve SEV-DER, 11 Haziran Pazar günü saat 10.00’da Yenibosna SEVDER Derneği’nde ortak kahvaltı etkinliği düzenleyecek.
Etkinliğe yöre sanatçıları Cengiz Aslan ve Haydar Erdoğan da katılacak. Etkinliğe dair ise yapılan ortak açıklama şu şekilde:
“Kutsal olan yol ise, yol cümleden ulu ise bu geleneğin sürdürülmesi gerekir. Yaşadığımız dem-i devranda canlarımıza, kültürümüze, evlatlarımıza karşı sorumluluğumuz vardır. Zamanın ruhu durmayı değil. Hak aşkı Xızır gayreti ile kom olmamızı istiyor. Kültürümüzün yeni kuşaklara aktarılması demek aynı zamanda korunması, geleceğe taşınması anlamına gelir. Bu Hakikatten hareketle Demokratik Alevi Derneği olarak; Sev-der. Yaşamı yerinden ve Yeniden İnşa hareketi ile lokmalarımızı pay etmek istedik. İstedik ki her canımız çocukları ile gelsin. Muhabbete çocuksuz gidilmesin. Her topluluğun fikriyatı genç kuşaklar üzerinden geleceğe taşınır. Kent ortamında çocuklarımızın Reya Heq Alevi inancının toplumsal boyutunu içselleştirmesi en büyük yaşam halidir. Kahvaltı soframızı, ruhsal, zihinsel ve bedensel ikrarlaşma meydanına çevirelim. Birbirimize dokunalım, yaşananlara anlam verelim istedik. Bu mana ile canlarla birlik olmak istedik. Maddi dünyanın insanı birlikten, beraberlikten uzaklaştırdı günümüzde, canlarla, özellikle çocuklarımızla ruhsal birlikteliği sağlamak istedik. Çocuklarımız saf, temiz ve durudur. Nahak zihniyetin kirine, pasına bulaşmasın.”
PİRHA-Yeşil Sol Parti Antalya’da Alevi kurumları ile kahvaltıda bir araya geldi. Buluşmada konuşan HDP Grup Başkan Vekili ve Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Saruhan Oluç, “Yeşil Sol Parti’nin mecliste grubunun güçlü olması büyük önem taşıyor. Aksi takdirde demokratikleşme, hukuk, hak ve özgürlükler açısından baktığımızda çeşitli engellemelerin yaşanması mümkündür” dedi.
Yeşil Sol Parti, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Kızılarık Cemevi’ndeki kahvaltı programında Alevi kurumlarıyla bir araya geldi. Etkinliğe Hakların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkan Vekili ve Yeşil Sol Parti 1. Sıra Milletvekili Adayı Saruhan Oluç, 2. Sıra Adayı Canan Çalağan, HDP İl Eş Başkanı, HDK ve Yeşil Sol Parti sözcüleri, HBVAKV, PSAKD, AKD Antalya Şubeleri, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği, Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri ile yurttaşlar katıldı.
Kahvaltı programında söz alan Canan Çalağan yaptığı koşmada, “Bu ülkede büyük bir dönüşüme ve acil bir biçimde demokrasiye ihtiyaç var. 21 yıldır yaşadığımız bu zulme, adaletsizliğe, ötekileştirmeye, yok saymaya boyun eğmeyen tüm canlar olarak 14 Mayıs’a doğru yol aldık. Bu ucube tek adam rejimini ortadan kaldıracak ardından da hak ettiğimiz gibi bir yaşamı hep birlikte yeniden inşa edeceğiz. 14 Mayıs’ta eşit yurttaşlığımız adına bir tercihte bulunacağız” dedi.
“ANAHTAR ROL OYNAMAK İSTİYORUZ”
HDP Grup Başkan Vekili ve Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Saruhan Oluç ise şu ifadeleri kullandı:
“Seçime çok az bir zaman kaldı. Geçtiğimiz hafta Van’da ve Ağrı’da Kılıçdaroğlu’nun karşılanması bizler açısından önemli bir işaretti. Bu seçimin ilk turda tamamlanacağına dair güçlü işaretler olarak ortaya çıktı. Hep birlikte demokratik bir değişimi yaratmak amacıyla zaten bir mücadeleyi sürdürüyoruz.
Cumhurbaşkanını değiştirdikten sonra o cumhurbaşkanı ile uyumlu çalışacak bir meclis aritmetiğinin ortaya çıkması gerekiyor. Millet ittifakı tek başına 301 sayısına ulaşamıyor Dolayısıyla 301’in geçilebilmesi için Yeşil Sol Parti grubunun oylarına desteğine ihtiyaç var. Anahtar rol oynamak istiyoruz. Ülkede bir demokratikleşmenin olması, adaletin sağlanması, hukukun yeniden inşa edilmesi, 21. yüzyılda demokratik bir cumhuriyetin oluşumu hepimizin için önemlidir.
“MECLİS’TE GÜÇLÜ OLMASI ÖNEMLİ”
Yeşil Sol Parti’nin mecliste grubunun güçlü olması büyük önem taşıyor. Aksi takdirde demokratikleşme açısından, hukuk açısından, hukukun yeniden inşa edilmesi açısından, hak ve özgürlükler açısından baktığımızda çeşitli engellemelerin yaşanması mümkündür.”
PİRHA-Bornova Dersimliler Kültür Dayanışma Derneği ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi’nin depremzedelerle dayanışma kahvaltısında konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “14 Mayıs’ta biz bu iktidara kaybettireceğiz. Yeşil Sol Parti’ye verilecek oylar ülkenin özgürlüğü için çok kıymetli” dedi. Akın, Cumhurbaşkanı seçiminde Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini hatırlattı.
Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, depremzedelerle dayanışma kahvaltısı düzenledi.
Bayraklı’da bulunan Havuz Cafe’de gerçekleşen dayanışma kahvaltısına, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, CHP İzmir Milletvekili Adayı Esin Doğan, Pir sultan abdal Kültür Derneği (PSAKD) Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, TİP İzmir Milletvekili Adayı İrfan Değirmenci ve Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal’ın yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütü ve yurttaşlar katıldı.
“14 MAYIS TOPLUMSAL BARIŞIN TEMİNATI OLSUN”
4 Mayıs yaklaşırken Dersim Tertelesi’nde katledilenleri anarak sözlerine başlayan Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Barış Çelik, “Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz. Aydınlık yarınlar için 14 Mayıs’ta seçime gidiyoruz. Mayıs ayı anaların göz yaşı olmasın, artık huzurun ve barışın olduğu bir ay olsun. Ülkemizin aydınlık yarınları için toplumsal barış için tek adam rejimini bitirmek için Dersimli Alevi bir canımız tüm muhalefeti kendi adı etrafında toplamayı başardı. Bu ülkenin sosyalistleri, Kürtleri, Alevileri tüm ötekilerini birleştirerek bize göre barış blokunu oluşturdu” dedi.
“ALEVİLER OLARAK AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYORUZ”
Deprem bölgesinde Alevi kurumlarının, sendikaların dayanışma çadırlarına devletin müdahalesini eleştiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz, bölgedeki molozların Alevi köylerine döküldüğünü hatırlatarak, “Devleti sadece açtığımız çadırlara müdahale ederken gördük. Orada sadece Aleviler, devrimciler ve sendikalar vardı. Devletin yardımları cemaatler eliyle dağıtılıyordu. Cemevlerimiz çok kıymetli, depremzedeler için kapıları sonuna kadar açıktı. Tüm engellemelere rağmen lokmalarınızı ulaştırdınız. Deprem bölgesinde en büyük sorun asbest. Adıyaman, Maraş, Malatya ,Hatay’da da molozlar Alevi köylerine dökülüyor. Yaralar sarılırken bile ayrımcılığa maruz kalıyoruz” şeklinde konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Adayı Esin Doğan da hak ve adalet arayışı için avukat olduğunu belirterek, ülkenin demokratikleşmesinde 14 Mayıs’ın önemli bir tarih olduğunu dile getirdi.
“14 MAYIS’TA İKTİDARA KAYBETTİRECEĞİZ”
Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ise partilerinin ülkedeki tüm halklar, inançlar ve ezilenlerin ortak temsiliyeti olduğuna vurgu yaptı.
Akın, iktidarın tüm saldırılarına karşı mücadele edeceklerini sözlerine ekleyerek, şöyle devam etti:
“Depremde asıl felaket insanların yalnız bırakılmasıydı. Dayanışmanın ne kadar kıymetli olduğunu gördük. Devlet yoktu. AKP-MHP iktidarını göndermek için önümüzde tarihi bir fırsat var. Partimiz ötekilerin, Alevilerin, Kürtlerin, Çerkezlerin ortak temsilcisidir. Saray rejimini değiştirmek için bir oy kullanacağız. Cumhurbaşkanı seçiminde Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz. Bu iktidar kimin kendisine kaybettireceğini iyi biliyor. 14 Mayıs’ta biz bu iktidara kaybettireceğiz. Yeşil Sol Parti’ye verilecek oylar ülkenin özgürlüğü için çok kıymetli. Yeşil Sol Parti’nin mecliste temsili çok önemli. Cehennemin kapısını kapatıp demokratik cumhuriyetin önünü açacağız. Seyit Rıza’nın sözlerine unutmayın. O bunların oyunları ile baş edemedi ama biz onların her türlü oyunu ile baş edeceğiz” dedi.
“ÜLKE KERBELA’YA DÖNMÜŞ DURUMDA”
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de, “Bu sadece bir seçim değil. Çünkü ırkçı faşist kuşatma sokaktan okula, işyerinden eve, televizyondan kamusal alana, nefes aldığımız yerden her türlü yaşam alanına kadar sirayet etmiş durumda. Ülke Kerbela’ya dönmüş durumda. Ya Yezid olacağız yada Hüseyin, Zeynep olacağız” diye vurguladı.
PİRHA- Bursa Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, ihtiyacı olan öğrencilere destek amacıyla kahvaltı düzenledi. Etkinlik, 20 Kasım’da Atalay Grup Dora Salon’da saat 10.00-12.00 arasında yapılacak.
Bursa Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, ihtiyaç sahibi öğrencilere destek kahvaltısı düzenledi.
“Eğitim seferberliğine sen de katıl” çağrısı yapan dernek, etkinliğin 20 Kasım’da Atalay Grup Dora Salon’da saat 10.00-12.00 arasında yapılacağını duyurdu.