Etiket: kaldıraç

  • ‘Halkımızı Suriye’de soykırıma uğrayan Alevilerin sesine omuz vermeye davet ediyoruz!’ -VİDEO

    ‘Halkımızı Suriye’de soykırıma uğrayan Alevilerin sesine omuz vermeye davet ediyoruz!’ -VİDEO

    PİRHA – Suriye’de 7 Mart 2025 tarihlerinde yaşanan ve onbinlerce sivilin yaşamını yitirdiği saldırıların yıl dönümünde, Hatay’ın Samandağ ilçesinde büyük bir buluşma gerçekleşecek. “Suriye’de Soykırıma Dur De” şiarıyla düzenlenecek miting öncesi ajansımıza konuşan SYKP, Kaldıraç Hareketi ve DEM Parti temsilcileri, inanç kırımına ve emperyalist kuşatmaya karşı “halkların ortak mücadelesi tek kurtuluştur” mesajını verdi.

    Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı, Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkûm edildi.

    Saldırıların yıl dönümünde birçok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta birçok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyün bir miting yapılacak. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Suriye’de 7 Mart 2025 tarihlerinde yaşanan ve onbinlerce sivilin yaşamını yitirdiği saldırıların yıl dönümünde, Hatay’ın Samandağ ilçesinde büyük bir buluşma gerçekleşecek. “Suriye’de Soykırıma Dur De” şiarıyla düzenlenecek miting öncesi PİRHA’ya konuşan SYKP, Kaldıraç Hareketi ve DEM Parti temsilcileri, inanç kırımına ve emperyalist kuşatmaya karşı “halkların ortak mücadelesi tek kurtuluştur” mesajını verdi.

    TUNCAY YILMAZ: SİVİLLER SIRF KİMLİKLERİ ÜZERİNDEN HEDEF ALINDI

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclis Üyesi Tuncay Yılmaz, yaşananların hukuksal ve siyasal olarak bir soykırım olduğunu vurguladı. Mitingin sadece bir dayanışma değil, mezhepçi politikalara karşı bir duruş olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Geçen yıl Alevlerin yoğun yaşadığı bölgelerde binlerce insan öldürüldü. Siviller sırf kimlikleri üzerinden hedef alındı ve köyler boşaltıldı. Bu artık bir katliamın ötesinde, soykırımdır. 7 Mart mitingi mezhepçi politikalara bir ‘dur’ deme yeridir. Emperyalistlerin müdahalesi hiçbir zaman barış getirmez; sadece yeni göçler ve yıkımlar doğurur. Hemen karşımızda, Lazkiye’de kardeşlerimizin katledilmesi buradaki halkı çok öfkelendirdi. Bu yüzden bütün halkımızı bu sese omuz vermeye davet ediyorum.”

    MUSTAFA ÇELİK: ÖRGÜTLÜ HALK YAŞAMI KURTARABİLİR

    Kaldıraç Hareketi’nden Mustafa Çelik, Suriye’deki paylaşım savaşının bir sömürgeleştirme hamlesi olduğunun altını çizdi. Halkların ancak kendi özgücüyle bu kıskacı aşabileceğini belirten Çelik, şöyle konuştu:

    “2011’den bu yana Aleviler ilk hedefler arasındaydı. Bugün bölgeyi dizayn etmek isteyenler halkları birbirine kırdırıyor. Ancak biliyoruz ki bir halk eğer örgütlüyse o savaştan ve katliamlardan kurtulabiliyor. Kürtlerin ve Dürzilerin örgütlü direnişi bunun en büyük örneğidir. Miting sadece bir ses verme değil, örgütlü bir zemin yaratma çabasıdır. Kapitalist emperyalizmde katliamlar bitmez, geleceğimizi ancak devrimci bir mücadele ile insanca yaşanabilir bir hale getirebiliriz. Tek çağrımız işçi sınıfının ve halkların örgütlü gücüdür.”

    NAİM ÖZBEK: HİÇBİR İKTİDARIN SUÇU BİR İNANCA YÜKLENEMEZ

    DEM Parti Hatay İl Eş Başkanı Naim Özbek ise Suriye’deki rejim değişikliğinin ardından Alevi kimliğinin hedef tahtasına oturtulmasına ve suçların bir inanç grubuna yıkılmasına tepki gösterdi. Özbek, şu ifadeleri kullandı:

    “Yeni gelen iktidar, önceki yönetimin bütün günahlarını bugün orada yaşayan Alevilerin sırtına attı. Biz bunu baştan reddediyoruz. Hiçbir devletin veya iktidarın suçu bir inanca, bir kimliğe yüklenemez. Bu, katliamlara alan açan faşist ve ırkçı bir siyasettir. 7 Mart’ta uluslararası kamuoyuna şunu duyurmak istiyoruz: Alevilerin yaşadığı bu soykırım bir daha tekrarlanmasın. Suriye’deki insanlık dramına karşı sesimizi duyurmaya hep beraber omuz verelim.”

    Cevahir FINDIK/SAMANDAĞ

  • Samandağ’da ‘Topraklarımızı Savunuyoruz’ mitingi: Bu topraklar bizim!

    Samandağ’da ‘Topraklarımızı Savunuyoruz’ mitingi: Bu topraklar bizim!

    PİRHA- Samandağ’da “Topraklarımızı Savunuyoruz” şiarıyla düzenlenen mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu topraklardan bizi kovmalarına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Kurtderesi Mahallesi’nde köylüler, deprem sonrası başlatılan “acele kamulaştırma” uygulamalarına karşı, Topraklarımızı Savunuyoruz İnsiyatifi ismiyle, “Tapulu arazilerimiz, doğamızı, yaşam alanlarımızı koruyoruz! Narenciye ağaçları ve zeytinliklerimizin yok edilmesine karşı sesimizi yükseltiyoruz” diyerek miting gerçekleştirdi. Zeytinliklerin, narenciye bahçelerinin ve tarım arazilerinin “yeniden inşa” gerekçesiyle ellerinden alınmasına tepki gösteren köylüler, “Bu topraklar, bu ağaçlar bizim; geleceğimizdir” diyerek kararların durdurulmasını istedi. Yapılan mitinge, TİP, TÖP, SYKP, DEM Parti, EMEP, Kaldıraç, CHP; Antakya, Erzin, Samandağ, Dörtyol ilçelerinden çok sayıda çevre örgütü de köylülerin eylemine destek verdi.

    Miting, 5. Etap TOKİ projesi için kamulaştırılan zeytinlik ve narenciye bahçelerinin içinde yapıldı. Köylüler bahçelerin arasından yürüyerek miting alanına ulaştı. Kurtderesi’nin yanı sıra Vakıflı, Kapısuyu, Mağaracık ve Tekebaşı köylerinde de benzer şekilde acele kamulaştırma kararlarının alındığı, birçok arazinin sahiplerinin haberi dahi olmadan TOKİ’ye devredildiği vurgulandı. Yerel halk ve çevre örgütleri, yargı süreçleri tamamlanmadan ve çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan alınan bu kararların tarımsal üretimi, ekolojik dengeyi ve kültürel mirası tehdit ettiğini dile getirdi.

    ‘KAMU ARAZİLERİNE YAPILSIN’

    Tertip komitesi adına yapılan açıklamada, “Bu topraklar, bu ağaçlar bizim. Onlar sadece gelir kaynağı değil, kimliğimiz ve geleceğimizdir. Derhal kamulaştırmalar durdurulsun” denildi.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, mitingde yaptığı konuşmada, 6 Şubat depreminin ardından Hatay’ın devlet desteğinden yeterince yararlanamadığının altını çizerek, şunları dile getirdi:

    “Hatay oldu olası iktidarlar tarafından üvey evlat muamelesi gördü. Bu iktidar döneminde de bir fabrika açılmadı, bir yatırım yapılmadı. Halk kendi emeğiyle, alın teriyle ayakta kaldı” dedi. Deprem bölgesinde yapılan rezerv alan ilanlarına dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, “Hiçbir yerde bu kadar toprağa el konulmadı, bu kadar rezerv alan ilanı yapılmadı. Amaç Hatay’ın demografik yapısını değiştirmek ve halkın toprağı üzerinden ticaret yapmak.

    Bu alan mandalina bahçeleri ve zeytinliklerle dolu. Halk hem geçimini hem kültürünü bu topraklardan sağlıyor. Bu nedenle TOKİ’nin 5. etap projesi derhal başka bir alana kaydırılmalı. Halkın talebini duymak zorundasınız. Selam olsun toprakları için direnen analara, Samandağlılara. Bu topraklardan bizi kovmalarına asla izin vermeyeceğiz.”

    “SELAM OLSUN KURTDERESİ DİRENİŞİNE, SAMANDAĞ’IN DİK DURUŞUNA!” 

    Kazdağları’ndan Karadeniz’e kadar süren ekoloji direnişlerine de selam gönderiyorum. Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine toprağına, suyuna sahip çıkan herkesle omuz omuzayız. Bu mücadele hepimizin ortak geleceği için. Hem Samandağ’da hem şehir merkezinde bulunan taş ocakları sağlığa zararlıdır, bizi kanser ediyor. Derhal kapatılmalıdır” çağrısında bulundu. Konuşmasının sonunda dayanışma vurgusu yapan Tülay Hatimoğulları, “Bizler dayanışma ve mücadeleyle başaracağız. Selam olsun Kurtderesi direnişine, Samandağ’ın dik duruşuna!”

    “VATANDAŞIN TAPUSUNA ÇÖKME!”

    TÖP Sözcüler Kurulu üyesi ve DEM Parti Milletvekili Perihan Koca, iktidarın depremi sermaye projelerine çevirdiğini belirterek, “Depremi bir fırsat kapısı gibi görüp Hatay’ı yağlı projelerin laboratuvarına dönüştürdüler. Afet yasası, maden yasası… Hepsi memleketin kaynaklarını şirketlere peşkeş çekmenin aracı. Biz bu yağmaya karşı memleketi savunmaya geldik” dedi. TİP PM Üyesi İrfan Değirmenci, Can Atalay’ın fotoğrafı ile çıktığı kürsüde yurttaşların mağduriyetini belirterek “Yıllarca yurtdışında çalışıp alın teriyle alınan tapuları tanımıyorlar. Vatandaş ev istemiyor mu? İstiyor. Ama kamu arazilerine yapın diyor. Vatandaşın tapusuna çökme!” diye konuştu.

    Mitingde sanatçılar İlkay Akkaya ve Cevdet Bağca birer eser seslendirerek, direnişteki köylülerin yanında olduklarının mesajını verdi.

    PİRHA/SAMANDAĞ

     

  • Mamak’ta 1 Mayıs Şehidi Menekşe Erbay anıldı-VİDEO

    Mamak’ta 1 Mayıs Şehidi Menekşe Erbay anıldı-VİDEO

    PİRHA- Menekşe Erbay, Tuzluçayır Lisesi’nde yapılan 1 Mayıs kutlamaları sırasında kolluk kuvvetlerinin kuşatması karşısında, “çocuklarımızı öldürecekler” diyerek eylemdeki gençleri korumaya çalışırken, kolluk kuvvetlerinin açtığı ateş sonucu kalbinden vurularak öldürülmüştü. 1 Mayıs Şehidi Menekşe Erbay’ın anıldığı açıklamada 1 Mayıs’a çağrı yapıldı.

    Menekşe Erbay, Tuzluçayır Lisesi’nde yapılan 1 Mayıs kutlamaları sırasında kolluk kuvvetlerinin kuşatması karşısında, “çocuklarımızı öldürecekler” diyerek eylemi düzenleyen gençleri korumaya çalışırken kolluk kuvvetlerinin açtığı ateş sonucu kalbinden vurularak öldürüldü.

    AKA-DER, Alınteri, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM PARTİ) Mamak İlçe Örgütü, Halkevleri, Kaldıraç, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Mamak İlçe Örgütü ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Mamak İlçe Örgütü tarafından 1 Mayıs şehidi Menekşe Erbay, gerçekleştirilen yürüyüş ve basın açıklaması ile anıldı. Açıklama, Menekşe Erbay’ın öldürüldüğü yer olan Tuzluçayır Lisesi’nin önünde yapıldı.

    Ortak açıklama metnini kurumlar adına Engin Kılıç okudu.

    “TARİHİMİZDEN ÖĞRENİYORUZ, TARİHİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    1977’den bugüne katledilen bütün devrim şehitlerinin miras olarak bıraktıkları, devrimci değerlere sahip çıktıklarını belirten Engin Kılıç,  “44 yıl önce 29 Nisan günü öğrencilerin 1 Mayıs eylem çağrısı sonucu jandarmalar okulun etrafını çevirmiş ve eylemi engellemeye çalışmışlardı. Saldırı hazırlığı sırasında okul önüne gelen aileler ve mahalle halkı jandarma karşısında durarak devrimci öğrencilere siper olmuştur. Jandarmanın ateş açması sonucu Menekşe Erbay annemiz vurularak katledilmiştir.

    Menekşe Erbay sadece bir anne olmadığı gibi mahallemizin kültürünü ve direngenliğinide göstermiştir. Bizlere bir miras bırakmıştır. Devrimci değerlerimizi koruyan ve bu kültürü devam ettiren mahallemizin değerlerinden Menekşe Erbay bugün hala bizlere örnek olmaya devem etmektedir.
    1977’den bugüne katledilen bütün devrim şehitlerimiz bizlere bu mirası bırakmışlardır. Anılarına ve değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    “1 MAYIS’TA SENDEN OLANLARIN DİRENİŞİNE KATIL”

    “1 Mayıs’ta her alanda attığımız slogan ile açtığımız pankart ile değerlerimizi ve tarihimizi yaşatacağız” diyen Kılıç, “Bugün yaşamı örerek direnişi büyüterek bize bırakılan mirası devam ettireceğiz. Şimdi her alanda yaşamı öreceğiz.

    2024 1 Mayıs’ı yaklaşırken, bugün tüm dünyada emperyalist-kapitalist sistem, işçi ve emekçilere, ezilenlere, halklara savaş politikalarıyla ölmeyi ve daha fazla sömürülmeyi dayatmaktadır. Yönetenler ve çeteleri her geçen gün servetlerine servet katarken, diğer kutupta sefalet birikmektedir. Biz milyonlar ise, egemenlerin gözünde bu günlerin içinde yaşamaya mahkûm edilmiş olanlarız.

    Bu 1 mayıs’ta bir eline yaşamını, bir eline getirebileceğin özgür günleri al, senden olanların direnişine katıl” ifadelerini kullandı.

    Yapılan açıklamanın okunmasının ardından Tuzluçayır Lisesi’nin önüne, Menekşe Erbay’ın fotoğrafları ve karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Felaketler kıskacında arayış ve çözüm önerileri konuşuldu- VİDEO

    Felaketler kıskacında arayış ve çözüm önerileri konuşuldu- VİDEO

    PİRHA- “Felaketler Kıskacında Arayış ve Çözüm Önerileri” başlıklı panelde siyasal, toplumsal, ekonomik, hukuksal açıdan yaşanan krizlere değinildi. Panelde, çözüm önerileri ve örgütlü mücadele vurgusu yapıldı.

    Evvel Temmuz Kültür Festivali kapsamında “Felaketler Kıskacında Arayış ve Çözüm Önerileri” konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve Kaldıraç Sözcüsü Hakan İlmeç katıldı.

    “ÖZ ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZÜ GÜÇLENDİRMELİYİZ”

    Canan Yüce; kadın ve LGBTİ+’lara yönelik şiddet, yükselen faşizm, laikliğin saldırı altında olması, ekonomi, ekoloji gibi ülkenin içinde bulunduğu çoklu krizlere değindi. Deprem süreci ile ilgili de konuşan Yüce, “Bu deprem bize devletin olmadığı yerde halkın nasıl dayanışma yolları ördüğünü göstermiş oldu. Herkes gücü yettiğince muazzam bir dayanışma ördü” dedi.

    Temsili siyaset yapmanın bir yere vardıramayacağını söyleyen Yüce, hep birlikte halkın öz örgütlülüğünü mücadelesinin büyütülmesi gerekliliğine vurgu yaptı.

    “BİRLEŞİK CEPHE ŞART”

    Hakan İlmeç, en büyük sorunun var olan krizlerin karşısında yaşanan süreci tersine çevirmek için yeteri çabanın ortaya konulmaması olduğunu belirtti. İlmeç, birleşik emek cephesine ihtiyacın olduğunu ve direniş hiç bitmeyeceğini sözlerine ekledi.

    “HEP BİRLİKTE HESAP SORMALIYIZ”

    Sevda Karaca da çoklu krizlerin üstesinden örgütlü mücadele ile gelineceğinin altını çizerek şunları söyledi:

    “Pandemi, deprem, son 21 yıldır 31 bin insan iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetti. 18 yaşın altında doğum oranlarının yüzde 72 arttığı felaketler yaşıyoruz. 21 yılda 7 bin 106 kadın öldürüldü, 1 buçuk milyon çocuk örgün eğitimde değil. Her dört çocuktan biri okula aç gidiyor. Açlık sınırının altında yaşayan insan sayısı katlanarak artıyor. Her yıl biz bu felaketleri yaşarken bir kesim kar oranını artırıp zenginlik içerisinde yaşıyorlar. Tüm bunların karşında günü kurtarmaya yönelik eylemselliklere değil sermayaden, iktidardan hesap sorma araçlarına ihtiyacımız var.”

    PİRHA/HATAY

  • Ankara’da Newroz programı açıklandı: 21 Mart’ta direnişi büyütme çağrısı-VİDEO

    Ankara’da Newroz programı açıklandı: 21 Mart’ta direnişi büyütme çağrısı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’daki bazı demokratik kurumlarla ile siyasi parti, ortak açıklama ile Newroz kutlamasına çağrı yaptı. 21 Mart’ta Anadolu meydanında yapılacak kutlamaya dair “Sınırsız ve sınıfsız bir dünya için mücadele eden herkesi, direnişi büyütmeye, Newroz alanlarına çağırıyoruz” denildi.

    Ankara’daki demokratik birçok kurum ile siyasi parti, Newroz programının detaylarını açıkladı. HDP il örgütünde yapılan basın açıklamasına Kürdistan Komünist Partisi, Partizan, Alınteri, Halkevleri, AKADER, Birleşik Devrimci Hareket, Demokratik Alevi Dernekleri, Karala ve Devrimci Parti temsilcileri katıldı.

    “BU KARANLIĞI DA YENECEK OLAN NEWROZ RUHUDUR”

    HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu, Ankara Newrozunun 21 Mart’ta saat 13.00’te Anadolu meydanında kutlanacağını açıkladı.

    Sinemillioğlu, “Aydınlık günlere olan inancımızla haksızlığa, hukuksuzluğa, baskı ve sömürüye karşı birlikte mücadele etmek için tüm Ankara halkını birlikte halaya durmak için Newroz alanına davet ediyoruz” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Demirci Kawa önderliğinde Dehak zulmüne karşı isyan ateşini tutuşturup zaferle taçlandırdığı, halkların özgürlük bayramı olan Newrozu kutlamak için bugün start veriyoruz. Newroz, baharın müjdecisi, Newroz isyanın ve dirilişin simgesi, Newroz zalimlerin zulmüne başkaldırmanın adıdır. Özgür, güzel günlerin müjdecisidir. Onun için diyoruz ki gelin hep birlikte Demirci Kawa olup zalimlere ‘dur’ diyelim. Biliyoruz ki her karanlığın sonu aydınlıktır. İçinden geçtiğimiz tarihsel sürecin karanlığını da yenecek olan İşte bu Newroz ruhudur.”

    DİRENİŞİ BÜYÜTMEYE, NEVROZ ALANLARINA ÇAĞIRIYORUZ”

    AKADER temsilcisi Deniz Altay ise “Newroz, ezilenlerin zalimlere karşı zulme başkaldıranların bayramıdır” diyerek şunları söyledi:

    “Devrimci Kawa’nın, zalim Kral Dehak’a karşı zafer günüdür. Aydınlık ve ışığın karanlıkla savaşıdır. Newroz, isyan ateşidir. Ateşi umut ile ateşe cesaret ve onur ile ateşe mücadele ile harlama günüdür. Sömürüye, zulme boyun eğmeyenlerin, direnenlerin günüdür. Her halkın kendi dilinde türküler söyleyeceği, zalimlerin tarihin karanlık kuytularında gömüleceği sınırsız ve sınıfsız bir dünya için mücadele eden herkesi, direnişi büyütmeye, Newroz alanlarına çağırıyoruz.”

    Alınteri temsilcisi Zarife Çamalan da “Bu Newrozda da devrimci Kawa’nın ruhu ile alanlarda olacağız. Tüm Ankaralıları birleşik mücadeleyi yükseltmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    ORTAK YAŞAM UMUTLARIMIZI ŞAHLANDIRALIM”

    Demokratik Alevi Dernekleri adına konuşan Mustafa Karabudak da, “İnancımızda Newroz cümle varlığın uyandığı ve birbirine niyaz olduğu zamandır” diyerek şöyle devam etti:

    “Newroz Toprak Ana’nın direncidir. Bugün karanlık zamanlardan geçiyoruz. Hakk Yol Alevilerin inançları tanınmıyor, iletişim kanalları kapatılıyor, kayyumlarla seçilmiş iradeler derdest ediliyor. Yaşam hakları kısıtlanıyor. Doğa yok ediliyor, rızkını alınteri ile kazananların ekmeğine göz dikiliyor. Bir karanlık savaş arenasındayız. Nehak devran sürerken halkların ve inançların bayramı Newroz’da ‘Bir olmak, iri olmak, diri olmak’ diyerek ortak yaşam umutlarımızı şahlandıralım diyoruz. Masum-u pakların umut ve barış içerisinde yaşaması boynumuzun borcudur. Hakk Aynamız, Xızır yardımcımızdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kaldıraç dergisi okuru ve ailesi polisler tarafından tehdit edildi

    Kaldıraç dergisi okuru ve ailesi polisler tarafından tehdit edildi

    Kaldıraç okuru Elif Ceylan’ın ve ailesinin Ankara Emniyeti tarafından tehdit edilmesine ilişkin açıklama yapan Doğa Ünlü, “Baskılarınız, tehditleriniz bu çürümüş düzeni kurtaramayacak” dedi. 
    Kaldıraç Dergisi okuru Elif Ceylan ve ailesinin geçen hafta Emniyet Müdürlüğü’nden aranıp tehdit edilmesine ilişkin basın toplantısı düzenlendi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde düzenlenen toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP), Devrimci Parti,  Karala, İHD Ankara Şube yöneticileri, Gençliğin Devrimci Güçleri (Dev Güç) ve Devrimci Gençlik Birliği (DGB) katıldı.
    Basın toplantısında konuşan Kaldıraç okuru Doğa Ünlü, Ceylan’ın geçen hafta Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden olduğunu söyleyen biri tarafından arandığını belirterek, “Emniyet müdürlüğüne çağırarak konuşmak istedikleri şeyler olduğunu belirttiler. Okurumuzun yanıtı olumsuz olunca bu sefer ailesini arayarak çocuklarının tehlikede olduğunu, çocuklarının ‘iyiliğini’ istediklerini söyleyerek aileyi terörle mücadele şubesine çağırdılar” ifadelerinde bulundu.
    “HER HAFTA BURAYA GEL”
    Ünlü, ailesiyle birlikte Ankara Emniyeti’ne giden Ceylan’a polisler tarafından “Yukarda mı olmak istersin aşağıdaki nezaretlerde mi? Nereye gidersen git attığın her adımdan haberimiz olacak. Her hafta buraya çay içmeye gel, biz sana mezun olunca iş buluruz, burs bağlarız. Seni evinden alır evine bırakırız” söylemleriyle taciz ve tehdit edildiğini söyledi.
    “BASKILARA SON VERİN”
    Yapılanlar ne ilk ne de son olduğunun altını çizen Ünlü, ”Cevabımızı tarihimiz veriyor. Baskılarınız, tacizleriniz, tehditleriniz boşadır. Kendi korkularınızı bizlere bulaştırmaya çalışmaktan vazgeçin. Bu sömürü düzeni var oldukça biz devrimciler insanca ve onurlu bir yaşam devrimi savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Ceylan’ın başına gelecek her şeyden Ankara Emniyeti başta olmak üzere valilik ve devletin sorumlu olduğunu vurgulayan Ünlü, Ceylan’a yönelik baskı ve tehditlere son verilmesini istedi.
    Devrimci Gençlik Birliği üyesi Fulya Demir de yaşanan baskılara dair,  “Bazen bunu fiziki bazen de işi arkadan dolandırarak yapmaya çalışıyor. Dönem dönem artan uygulamalarla devrimci gençliği terörize etmeye çalışıyorlar” diye belirtti.
    “İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR”
    İHD Ankara Şube yönetimi üyesi Sevil Turgut ise İHD’ye son bir haftadır Gökhan Güneş ve Elif gibi birçok başvurunun geldiğini ifade etti. Turgut, “İnsan kaçırmak, ajanlaştırmak insanlık suçudur. Her yerde kamera olmasına rağmen kendilerine ‘görünmez’ diyenler, görünür durumda. İçişleri Bakanlığı konuya dair asla sesini çıkarmıyor. Biz bu uygulamaların takipçisi olacağız” şeklinde konuştu.  (MA)

     

     

     

  • ESP ve Kaldıraç gözaltılarına Mersin’den tepki

    ESP ve Kaldıraç gözaltılarına Mersin’den tepki

    PİRHA- ESP ve Kaldıraç okurlarına yapılan gözaltı operasyonuna tepki gösteren HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, “Ne devletin birbiri ardına saldırıları bu direnişi engelleyebilir ne de haktan hukuktan zerre-i miskal nasiplenmemiş olan adalet kurumu, yargı kurumu bu direnişi engelleyebilir” derken, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu da, “Yoldaşlarımız bir an önce serbest bırakılsın” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütü, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) yöneticilerine yönelik yapılan gözaltıları protesto etti.

    HDP Mersin İl Örgütü binasında yapılan açıklamaya HDP milletvekilleri Fatma Kurtulan, Rıdvan Turan ve Musa Piroğlu ile partililer katıldı.

    “HDP’NİN DİRENİŞİNİ ENGELLEYEMEYECEKSİNİZ”

    Açıklamada konuşan HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, iktidarın HDP’ye ve HDP bileşenlerine yönelik cadı avının devam ettiğini ifade ederek “AKP-MHP faşist koalisyonun gelinen noktada önündeki en ciddi muhalefet bariyeri HDP’dir. “HDP, Kürt özgürlük mücadelesi ve Türkiye sosyalist hareketinin devrimci damarının siyasi alanda realite oluşun adıdır. Çok köklü direnişler geleneğine sahiptir. Ne devletin birbiri ardına saldırıları bu direnişi engelleyebilir ne de haktan hukuktan zerre-i miskal nasiplenmemiş olan adalet kurumu, yargı kurumu bu direnişi engelleyebilir” dedi.

    HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu da, iktidarın ayakta kalabilmek için yapacağı tek şeyin toplumsal muhalefetin bütün odaklarını bastırmak ve toplumun direnme kabiliyetini ortadan kaldırmak olduğunu belirtti.

    “İKTİDARIN HALKA VEREBİLECEĞİ HİÇBİR ŞEY KALMAMIŞTIR”

    Piroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İktidarın halka verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Ülke ağır bir yoksullukla boğuşuyor. Büyük bir saldırının ortasından geçiyor. İşsizlik, yoksulluk ve sefalet halka kader olarak dayatılıyor. Aynı zamanda iktidar bu salgın ve yoksulluk koşullarında savaş politikalarını devam ettirmekten geri durmuyor. Kürt halkına karşı yürütülen düşmanlık siyaseti, Türkiye halkına baskı, zülüm ve operasyon olarak dönüyor. ESP ve Kaldıraç okurlarına yapılan saldırı tam da bunun göstergesidir. İktidarın HDP ve HDK’ye yönelik saldırıları kendi önündeki engelleri açmaya yönelik girişimlerdir. Yoldaşlarımız bir an önce serbest bırakılsın.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • ESP’den gözaltı tepkisi: Saray, sömürdüğü kitlelerin ayaklanmasından korkmakta-VİDEO

    ESP’den gözaltı tepkisi: Saray, sömürdüğü kitlelerin ayaklanmasından korkmakta-VİDEO

    PİRHA-ESP Genel Merkezi, partililerine yönelik 12 farklı kentte gözaltı operasyonuna ilişkin açıklama yaptı. ESP, “‘Bu gözaltılar hukuksuzdur’ demiyoruz, çünkü sarayın hukukunun tam olarak bu olduğunu biliyoruz ve tam da bu yüzden meşruiyetimizi hukuktan değil, işçi sınıfı ve ezilenlerin çıkarlarından ve öfkesinden alıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), 12 farklı şehirde yürütülen gözaltı operasyonlarına dair genel merkez binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya birçok siyasi partinin temsilcileri de destek verdi.

    ESP İl Örgütü adına açıklamayı okuyan Sedat Polat, “Devrimciler ve sosyalistler yeni bir siyasi kırım operasyonuyla daha karşı karşıya” diyerek partilerine dönük yapılan operasyona dair şu detayları paylaştı:

    “KURUMLAR KELİMENİN TAM ANLAMIYLA TALAN EDİLDİ”

    “ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, İstanbul İl Başkanı Ezgi Bahçeci ve HDP PM üyesi Sıtkı Güngör başta olmak üzere, aralarında ESP üyelerinin, Kaldıraç Dergisi okurlarının, avukatların, gazetecilerin ve tiyatrocuların da olduğu çok sayıda kişi ev baskınlarıyla gözaltına alındı. 12 kentte yapılan saldırı kapsamında ESP’nin Ankara’daki Genel Merkezi, İstanbul’daki Eş Genel Başkanlık İrtibat bürosu, İzmir İl binası ve Yamanlar ilçe bürosu, Etkin Haber Ajansı (ETHA), Bilim Eğitim Estetik Kültür ve Sanat Vakfı (BEKSAV) ve Yenikapı Tiyatrosu da polis tarafından basıldı. Parti tabelaları parçalandı, bilgisayarlar ve albüm kayıtları çalındı, kurumlar kelimenin tam anlamıyla talan edildi.

    Müptezel bir itirafçının önüne konan listeye imza atması ile belki de aynı eylemde bile yan yana gelmemiş onlarca sosyalist, avukat, gazeteci, tiyatrocu, öğrenci aynı ‘suç’ torbasına atıldı.

    Önceki operasyonlarda olduğu gibi, bu operasyonda da amaç aynıdır. Saray rejiminin sömürdüğü ve ezdiği kitlelerin ayaklanmasından, hesap sormasından korkmaktadır ve halkın örgütlü güçlerine saldırarak bu ihtimali elinden geldiğince boğmaya çalışmaktadır.

    ‘Bu gözaltılar hukuksuzdur’ demiyoruz, çünkü sarayın hukukunun tam olarak bu olduğunu biliyoruz ve tam da bu yüzden meşruiyetimizi hukuktan değil, işçi sınıfı ve ezilenlerin çıkarlarından ve öfkesinden alıyoruz.

    Devrimciler faşizmle nasıl mücadele edileceğini bilir. Tarihten bilir, kendi pratiklerinden bilir, eşyanın tabiatından bilir. Bu yüzden faşizmin vurduğu yer, aslında çaremiz olacak yerdir. Madem burjuva-faşist devlet halkın devrimci güçlerine devamlı saldırma ihtiyacı hissetmektedir, o halde devrimci safları hızla doldurmak ve faşizme karşı mücadeleyi yükseltmek de hepimizin sorumluluğu haline gelmektedir.”

    “YÜREKLERİNDE İNSANLIK NAMINA BİR ŞEY YOK”

    Kaldıraç gazetesi adına konuşan Besim Can ise “Bu vahşetin sebebi yüreklerinde insanlık namına bir şeyin olmamasıdır” diyerek şöyle devam etti:

    “Yalnızca ve yalnızca ceplerini ve içinde oturdukları sarayları düşündüklerinden sarayın dışındaki her şeyden korkmaktalar. Yönetemedikleri için çatlak sesleri her gün artarak boylarını aşmasından kaynaklı hapishaneler dolup taştığı için yenilerine ihtiyaç duymaktalar.”

    HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu ise AKP-MHP iktidarının güç kaybettiğine vurgu yaparak, “Artık frene basamayacak bir durumda oldukları için bütün halklar ve emekçilere her şey reva görülüyor. Yan yana daha çok birlikte olmalıyız. Bunlar gidecek illaki direnen halklar, biz kalacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, yaptıkları basın açıklaması ile Maraş, 19 Aralık Cezaevleri ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenleri andı.

    AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, Aralık ayı katliamlarını anarak basın açıklaması yaptı.

    Demokratik Alevi Derneği Mamak Ana Fatma Cemevinde yapılan açıklamayı Şube Başkanı Hasan Altun okudu.

    “Katliamları Unutmadık, unutturmayacağız” diyen Altun, şu açıklamayı yaptı:

    “Sermayenin egemenliği altında İşçi-emekçiler, Aleviler ve Kürtler inkar ve ret politikalarıyla baskı, zulüm ve işkenceyle korkutulmaya, susturulmaya çalışılmıştır. İnançlar ve kimlikler üzerinde kirli savaş politikaları açığa çıkarak ya devlet eliyle ya da sivil faşist çeteler kullanılarak katliamlar devreye sokulmuştur. Türkiye tarihinde Aralık ayı bu katliamların en yoğun yaşandığı aylardan biridir.

    1978’te Maraş’ta devlet planlı ve programlı olarak devreye soktuğu özel savaş politikalarıyla 12 Eylül’e giden yolu hazırlamıştır. Maraş’ta ev ve işyerleri yakılarak göçe zorlanan, vahşetin her türlüsünü yaşayan 100’ün üzerinde Kürt, Alevi insanının kanı dökülmüş, ortaya çıkan belgeler dönemin iktidarınca sümen altı edilmiştir. Bu kıyımı yapanları unutmadık, unutturmayacağız.

    13 Aralık 1980’de Türkiye hapishanelerinde yaşı büyütülerek katledilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi ERDAL EREN şahsında dövüşenleri, düşenleri ve tüm özgürlük savaşçılarını unutmadık, unutturmayacağız.

    19-22 Aralık 2000 tarihlerinde, Türkiye hapishaneleri eşine az rastlanır bir vahşete tanıklık etmiştir. 20 Hapishaneye eş zamanlı saldıran devlet adına ‘Hayata Dönüş’ dediği katliamda 30 devrimci tutsağı katletmiş, yüzlerce tutsak yaralanmıştır. İş makinaları,  kimyasal ve uzun namlulu silahlarla yapılan bu katliamda devrimci tutsakların canlarını ortaya koyarak teslim olmamalarını, direnişlerini unutmadık, unutturmayacağız.

    28 Aralık 2011 gecesi, Kürt halkı üzerinde yürütülen kirli savaş politikasının Roboski’de Türk Savaş uçaklarının yaptığı bombardıman sonucunda ‘terörist’ demagojisiyle çoğu çocuk 34 Kürt insanını katledenleri unutmadık, unutturmayacağız.”

    “GEÇEN YILLAR ÖFKEMİZİ SOĞUTMADI”

    Hasan Altun, AKP-MHP iktidarının, tüm muhalif halklar üzerinde baskı uyguladığını belirterek “En ufak demokratik hak talebine tahammülü kalmayan ‘ya bendensin ya da düşmansın’ nefret söylemiyle topluma gözdağı vermiştir. Sıkıştığında katliamı bile kendi tekçi, ırkçı varlığını sürdürmek için kullanmıştır” açıklamasını yaptı.

    Altun, “AKP-MHP hükümeti, halkı açlık ve ölümle hizaya getirmeye çalışmakta” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “İşçi-emekçiler, Kürt halkı, Aleviler ve devrimciler söz konusu olduğunda devlet katliamda dahil olmak üzere her türlü baskı ve sindirme aracını kullanmıştır. Gözaltı, tutuklama, işkencenin yetmediği yerde yargısız infazlar ve toplu katliamlar devreye girmiştir. Hapishanelerde uygulanan hak ihlalleri ve tecrit koşullarına karşı direnen tutsaklara yönelik her türlü baskı ve saldırı aracı devreye sokulmaktadır.

    Bizler Aralık ayında toprağa düşen devrimcileri, Alevileri ve Kürtleri unutmadık. Aradan geçen yıllar öfkemizi soğutmadı. Bugün yaşananları da unutmayacağız ve hesap soracağız.

    Her ne kadar devlet gerçekleştirdiği katliamlarda toplumu susturmak, sindirmek ve gözdağı vermek istemişse de yapılan birçok katliam 19 Aralık ve Maraş’ta olduğu gibi direniş duvarına çarparak hedefine ulaşamamıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Adil ve demokratik bir seçim için nöbette olacağız’

    ‘Adil ve demokratik bir seçim için nöbette olacağız’

    PİRHA- Aralarında Bir Adım Daha İnisiyatifi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri’nin de bulunduğu sosyalist gruplar ortak açıklama yaparak, “Adil ve demokratik bir seçim’ için okullarda, seçim kurulları önünde, seçim izleme merkezlerinde, NÖBET’te olacağız” dedi. 

    Bir Adım Daha İnisiyatifi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri, Kaldıraç, Köz, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Toplumsal Özgürlük Partisi ve Türkiye İşçi Partisi ortak bir açıklama yaparak, 24 Haziran seçimleri için “Sandık başından sokak başına, oylarımızın peşindeyiz.
    ‘Adil ve demokratik bir seçim’ için okullarda, seçim kurulları önünde, seçim izleme merkezlerinde, NÖBET’te olacağız” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Türkiye halkları demokrasiye, adalete, eşitliğe ve özgürlüğe inancını bir kez daha gösterdi. Adaletsiz, eşitsiz, baskıcı koşullar altında irademizi bir kez daha binbir emek ve fedakarlıkla 24 Haziran’da sandığa taşıyoruz.

    Şimdi irademize omuz omuza sahip çıkma zamanıdır.

    Bizler HDP ve Selahattin Demirtaş’ın seçim başarısı için ortaklaşan Demokrasi Güçleri olarak;

    Oyumuza ve geleceğimize sahip çıkmak için;

    Türkiye halklarının demokratik iradesine dönük her türlü müdehaleye karşı durmak için nöbette olacağız.

    24 Haziran’da tüm yurttaşlarımızı sandığa oy kullanmaya, okul önlerinde, seçim kurulları önünde buluşarak irademize sahip çıkmaya;
    Seçim sürecindeki her tür hile ve baskıya birlikte karşı durmaya;
    Oy sayım sonuçlarının duyurulmaya başlandığı süre boyunca ve seçim sonuçlarının netleştiği, resmi ilanın yapıldığı ana kadar tüm süreci birlikte takip etmeye,
    Ortaklaşmamızdan, dayanışmamızdan doğan sorumluluğumuzu hep birlikte yerine getirmeye çağırıyoruz.

    Asla boyun eğmeyenler ve biat etmeyenler olarak, şimdi, birliğimiz daha da büyüdü, dayanışmamız daha da sağlam, daha da güçlüyüz dünden.

    24 Haziran seçimleri, bize tarihsel bir fırsat sunuyor. Adaletsizlik ve zorbalık iktidarına DUR demenin, tam zamanı.

    Bugünü kazanalım, geleceğimize sahip çıkalım.
    Haydi! “ADİL VE DEMOKRATİK BIR SEÇİM” için buluşmaya!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Savaşa Karşı Koordinasyon: Türkiye’de ölüm sessizliği oluşturulmaya çalışılıyor-VİDEO

    Savaşa Karşı Koordinasyon: Türkiye’de ölüm sessizliği oluşturulmaya çalışılıyor-VİDEO

    PİRHA – Savaşa Karşı Koordinasyon, Ortadoğu’da vekalet savaşlarının cehenneminde “ölme/öldürme” demenin tarihsel bir sorumluluk olduğu vurgulayarak, “Ölümü değil yaşamı savunuyoruz” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Afrin’e yönelik başlatılan saldırıya karşı Savaşa Karşı Koordinasyon, İstanbul Makina Mühendisleri Odası’nda basın açıklaması düzenledi.

    Basın açıklamasına, HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, HDP 25. Dönem Milletvekili Leven Tüzel, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, Barış Bloku Eş Sözcüsü Özgür Müftüoğlu, Anti Kapitalist İhsan Eliçık, Alevi Bektaşi Federasyonu MYK Üyesi Mustafa Can, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şube Eş Başkanları Nergiz Güzel ve İmam Balsever, 78 Girişimi, Kaldıraç, ESP, Halk Evleri, Partizan, Diyalog Grubu, Yazar Erdoğan Aydın ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    Afrin’e yönelik başlatılan saldırıya karşı siyasi partiler, bireyler, sivil inisiyatifler, sendikalar, Alevi örgütleri, ,kadın kurumları, gazeteciler ve yazarların katılımı ile neden ‘Savaşa Hayır’ dediklerini açıkladılar.

    “SAVAŞ BİR BİLGİSAYAR OYUNU DEĞİLDİR”

    Basın açıklamasını okuyan Demokrasi İçin Birlik Üyesi Nesteren Davutoğlu, Fransız bir yazarın “Tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir” sözünü hatırlatarak başladı.

    Davutoğlu, seçim hesaplarının, başkanlık tahkiminin payandası yapılan Afrin’e yönelik savaşın sonuçlarını bilmediklerini ancak iyi olmayacağını söyledi.

    Savaşın bir bilgisayar oyunu olmadığı vurgulanan açıklamada, “Savaş televizyonlarda ölümü kutsayanların iştahla harita üzerinde “şurdan gireriz buradan gireriz” diye anlattıkları bir oyun hiç değildir. Savaş gerçek, ürettiği düşmanlık da gerçek. Sessizlik yanıltmasın hiçbirimizi” denildi.

    Barış istemenin, çocuklar ölmesin demenin cezalandırıldığı ve aslında istenilenin bir ölüm sessizliği olduğu belirtilen açıklamada, Ortadoğu’da vekalet savaşlarının cehenneminde “ölme/öldürme” demek tarihsel bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

    Halkları birbirine düşman kılmanın suç olduğu ifade edilen açıklamada, “İnsanlığın yarattığı değerlerin, barışı savunmayı görev kılıyor” denildi.

    “BARIŞ İSTEYENLER SUÇLU İLAN EDİLİYOR”

    Barış isteyenlerin “suçlu” ilan edildiği ve gözaltına alındığı hatta tutuklandığı hatırlatılarak, şunlar belirtildi:

    “Ülkemizde ve bölgemizde savaş değil sulh ve sükûn istiyoruz. Savaş taraftarlığının gürültüsünde gerçeklerin örtülmesine rızamız yok. Ölümleri konuşamıyoruz, gazetecilik ölüyor, çocuklara yönelik cinsel istismarlarını tartışamıyoruz, işçilerin grevlerini duyamıyoruz. Ezidîlerin yaşadığı Afrin’de kim bilir neler yanıyor? Kadın erkek, yaşlı genç, çocuk hasta yüz binlerce insanın sesi de duyulmuyor. Tıpkı Yemen gibi, tıpkı Filistin gibi. Uluslar arası sözleşmelere göre savaş yanlısı açıklama yapmak suçtur. Savaşa karşı olmak ahlaki görevdir. Savaşa karşı olmak, İsraflardan biriyle düşman diğerleriyle dost olmak değildir; onlara sorunları müzakere He halledin demektir. Bizler, düşmanlıkların toplumları tükettiğini biliyoruz.Yeni bir yaşamı var etmenin toplumları güçlendirdiğine inanıyoruz. Barışı istemek bir haktır. Ölümü değil yaşamı savunuyoruz. ”

    Açıklamanın ardından katılımcılar birer konuşma yaptı.

    “SÜREKLİ ALDATILAN BİR HÜKÜMETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    İlk sözü alan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, Afrin’de yaşanan çatışmalara tanıklık ettiklerini söyledi.

    Gürkün, “Bu bölgede bu çatışmacı, rekabetli politikaların ortağı olmak demek  Ortadoğu coğrafyasındaki savaş yangınına benzin taşımak anlamına gelmektedir. AKP hükumeti de savaşçı politikalar kapsamında almış olduğu kararla başlatmış olduğu bu operasyon tamda bu politikalara kan taşımaktır. Bu savaş emperyalist karşıtı bir savaş değil tam tersine emperyalist politikaları güçlendiren bir karardır. Türkiye’nin bir beka sorunu yoktur. Türkiye’nin AKP’nin yanlış politikaları sorunu vardır. Nitekim sürekli aldatılan bir hükumetle karşı karşıyayız. En son dün Obama’nın da aldattığını öğrendik. Sürekli aldatan bir hükümletin siyasi iktidarın isabetli kararlar alacağını düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Gürkan, hükümette seslenerek, “Bu savaş kararlarından dönmeye çağrıda bulunuyoruz. Bu operasyonlara son verin” dedi.

    “İKTİDAR PSİKOLOJİK BİR SAVAŞLA YÖNETMEYE ÇALIŞIYOR”

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü Naci Sönmez, insanlığın unutturulmaya çalışıldığı, vicdanların öldürülmeye çalışıldığı bir dönemde buluşmanın önemine dikkat çekti. Sözmez, bunun bir insanlık ve demokrasi mücadelesi olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Yaşam hakkının bir süredir ayaklar altına alındığı, yaşama hakkının tamamen siyasi iktidarın hedefi olduğu ve buna karşı ses vermenin noter vazifesi gören yargı eliyle, gözaltılarla, tutuklamalarla ve ölümle sonuçlanan bir bedel ödetilerek ağır dönemden geçiyoruz. Böylesi bir dönemde ses vermek, toplumu psikolojik bir algıyla yönetmeye çalışan iktidar karşısında biz buradayız, barış istemeye devam edeceğiz demenin çok kıymetli olduğu bir eşikteyiz. Bu bir insanlık ve demokrasi mücadelesidir.”

    “SAVAŞ İNSANLIK SUÇUDUR, BU SUÇA ORTAK OLMAYIN”

    HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, 100 yıl önce Ermenilere yapılanları hatırlatarak, “Gelin bu hatayı tekrar yapmayın” dedi.

    Paylan, konuşmasını şöyle sürdürdü.

    “Afrin’e olan savaş birçok şeyin ötesinde. Çünkü Efrin bütün bu yangının içinde kendi evini koruyabilen bu yangından uzak tutan ve her şeye rağmen çok kültürlü çok inançlı ve bir arada yaşama iradesini koruyabilen ender yerlerden birisiydi Suriye’de. Aslında bu saldırının amacı çok kültürlülüğü nasıl oluyor da koruyor noktasında bu çokluğu boğmaktır.

    Türkiye’de bir akıl tutulması vardır. Oraya saldıran tekçiliktir, orada savunulansa çoğulculuktır. Bunu Türkiye halkları bilmelidir. Orada Araplar, Türkmenler, Ermeniler, Kürtler birlikte yaşamanın yolunu bulmuşlar, bunu bulamayan bizleriz. 100 yıl önce bu hatayı çok acı bir şekilde yaptık, bunun bedelini en acı şekilde Ermeni halkı sonra Anadolu halkları ödediler. Bu hatayı bir kez daha yapmamaya çağırıyoruz. Savaş insanlık suçudur. Savaşa hayır demeyi de suç haline getiriyorlar. Hep beraber bu savaşa hayır diyelim.”

    “DİNİ SAVAŞA ALET OLMASIN”

    Anti Kapitalist Müslüman yazar İhsan Eliaçık, “Biz de Müslümanız ve İslama inanıyoruz. Dinimizin savaşa alet olmasını istemiyoruz” diyerek yaşananlara tepki gösterdi. Eliaçık, ‘Savaşa hayır’ diyenlerin yanında olacaklarını vurguladı.

    Diyalog Grubu’ndan Hüsnü Okçuoğlu, KESK, ESP, Yazar Erdoğan Aydın, Alevi Bektaşi Federasyonu MYK Üyesi Mustafa Can, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şube Eş Başkanı İmam Balsever, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, HDP Kadın Meclisi Gülsüm Ağaoğlu da birer konuşma yaparak, savaşa karşı durulması gerektiğine vurgu yaptılar. (HABER MERKEZİ)

  • AKA-DER ve Kaldıraç, doğanın talan edilmesine karşı açıklama yapacak

    AKA-DER ve Kaldıraç, doğanın talan edilmesine karşı açıklama yapacak

    PİRHA- Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER) ile Kaldıraç, bu akşam Ankara’da Sakarya Caddesi’nde doğa talanına karşı basın açıklaması yapacak. “Yağma, talan, rant düzenine karşı yaşamı savunmaya” başlığıyla hazırlanan afişte basın açıklamasının saat 18.30’da yapılacağı duyuruldu. 

    Dersim’de çıkarılan orman yangınları, Hasankeyf’in yıkılması, Cerattepe’de maden tahribatı, ODTÜ ormanlarının imara açılması toplumun, demokratik kitle örgütlerinin tepkisini çekmeye devam ediyor.

    Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER) ile Kaldıraç, bu akşam Ankara’da Sakarya Caddesi’nde doğa talanına karşı basın açıklaması yapacak. “Yağma, talan, rant düzenine karşı yaşamı savunmaya” başlığıyla hazırlanan afişte basın açıklamasının saat 18.30’da yapılacağı duyuruldu.

    (HABER MERKEZİ)