Etiket: kampanya

  • Mersin’den Dersim’e otizmli çocuklar için köprü: Dayanışmanızı bekliyoruz-VİDEO

    Mersin’den Dersim’e otizmli çocuklar için köprü: Dayanışmanızı bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Mersin’den Dersim’e otizmli çocuklar için dayanışma kampanyası yürütülüyor. 230 çocuğun ayakkabı ihtiyacını karşılamayı hedefleyen Gazeteci Erol Kamalak, “Dayanışmanızla bir çocuğu mutlu edebilirsiniz” dedi.

    Gazeteci Erol Kamalak, Dersim’de ihtiyaç sahibi otizmli çocuklar için ayakkabı kampanyası başlattı. Kampanyaya destek çağrısında bulunan Kamalak, “Dayanışmanızla bir çocuğu mutlu edebilirsiniz” dedi.

    230 çocuğun ayakkabı ihtiyacını karşılayacaklarını belirten Kamalak, Mersin’de yaşayan ve destek olmak isteyen yurttaşların ayakkabıları Mersin Cemevi’ne getirebileceğini ifade etti.  AKD Mersin Cemevi sosyal medya hesabında ayakkabı numaralarının yazdığını ifade eden Kamalak, il dışından katkı sunmak isteyenlerin ise Limonluk Mah. 100. Yıl Caddesi Yenişehir/Mersin adresinden  Mersin Cemevi’ne yardımlarını ulaştırabileceğini söyledi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için sosyal medyada kampanya başlatıldı

    Tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için sosyal medyada kampanya başlatıldı

    PİRHA- İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri, HDK faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için kampanya başlattı.

    İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri, İstanbul’da HDK faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle 18 Şubat’ta gözaltına alınan ve 21 Şubat günü aralarında gazeteci, sanatçı, sendikacı, avukat ve siyasi parti temsilcisi 30 kişinin serbest bırakılması talebiyle kampanya başlatıldı.

    #SiyasiTutsaklaraÖzgürlük etiketiyle başlatılan kampanyada, 30 kişinin 60 gündür iddianame dahil hazırlanmadan haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu bulunduğu ifade edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için kampanya başlattık-VİDEO

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için kampanya başlattık-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen’in, ‘Haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için Eğitim Sen’de birleşelim’ şiarıyla 17 Mart’ta startını verdiği örgütlenme kampanyasına ilişkin Eğitim-Sen Dersim Şubesi’nde açıklama yapıldı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Türkiye’deki siyasal, sosyal, anti-demokratik gelişmelerle ekonomik taleplerimizi birleştirerek genel grev, genel direniş örgütlemeye çalışacağız” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Dersim Şubesi, ‘Haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için Eğitim Sen’de birleşelim’ şiarıyla 17 Mart’ta startını verdiği örgütlenme kampanyasına ilişkin şube binasında basın toplantısı düzenledi.

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak’ın da katıldığı basın toplantısında açıklamayı Eğitim-Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner, okudu.

    “EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİNİ ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Yaşam koşullarının giderek kötüleştiği bir süreçten geçtiklerini ifade eden İlhan Öner, “Eğitim Sen olarak, eğitim ve bilim emekçilerinin haklarını, insanca yaşam koşullarını ve güvenceli çalışma hakkını savunmak için yeni bir örgütlenme ve mücadele kampanyası başlatıyoruz. “Haklarımız, Taleplerimiz ve Geleceğimiz İçin Eğitim Sen’de Buluşalım” şiarıyla yola çıktığımız bu kampanya ile eğitim ve bilim emekçilerinin en geniş kesimlerine ulaşmayı ve onlarla ortak bir gelecek örgütlemek birlikte mücadeleyi ilmek ilmek örmeyi hedefliyoruz. Bugün beş ilde eş zamanlı olarak başlattığımız kampanya ile eğitim ve bilim emekçilerinin taleplerini daha geniş kitlelere duyurmayı, dayanışmayı büyütmeyi ve ortak mücadeleyi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Eğitim ve bilim emekçilerini hak kayıplarına karşı birleşmeye ve örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

    “İNSANCA BİR EMEKLİLİK AYLIĞI İSTİYORUZ”

    Öner, kampanya taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    -Gelir vergisi dilimlerindeki adaletsizlik nedeniyle emekçiler her geçen gün daha fazla yoksullaşmaktadır. Vergi dilimi uygulaması nedeniyle maaşlarımız yılın ilk yarısından itibaren azalmaya başlamaktadır. Vergi dilimi uygulaması nedeniyle yaşadığımız mağduriyetin giderilmesini talep ediyor, vergide adalet istiyoruz.

    -Eğitim ve bilim emekçileri arasında aynı işi yapanlar arasında farklı maaş uygulaması eşit işe eşit ücret ilkesine aykırıdır. Özellikle Öğretmenlik Mesleği Kanunu sonrasında eğitim kurumlarında oluşan farklı maaş uygulaması büyük bir adaletsizlik ve eşitsizlik yaratmıştır. Eğitim kurumlarında eşit işe eşit ücret politikasıyla çelişen tüm uygulamalara son verilmelidir.

    -Ek ödemeler yerine maaşlarımızda kalıcı iyileştirme istiyoruz! Maaşlarımızın büyük bölümü ek ödemelerden oluşmaktadır. Taban aylıklarımızın uzun yıllardır düşük oranda belirlenmesi eğitim ve bilim emekçilerinin emekli olduklarında düşük emekli aylığı almasına neden olmaktadır. Ek ödemelerin tamamı taban aylığa yansıtılmalıdır.

    -Türkiye’de özellikle Ekim 2008’de yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda (SSGSS) yapılan değişiklikler, emekli aylıklarının her geçen yıl düşmesine neden olmuştur. Eğitim ve bilim emekçileri olarak emekli olduğumuzda açlık ve yoksulluk içinde yaşamak istemiyoruz! İnsanca bir emeklilik aylığı talep ediyoruz.”

    “GENEL GREV, GENEL DİRENİŞ ÖRGÜTLEMEYE ÇALIŞACAĞIZ”

    “Dünyanın her yerinde sınıflar arası ekonomik uçurum ne kadar artarsa o ülkedeki iktidar da o kadar otoriterdir” diyen Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bir taraftan otoriter rejime karşı mücadele ederken bir taraftan da ücretler arasındaki ücretlendirme farkını ortadan kaldırmak haklarımız, taleplerimiz ve geleceğimiz için bir kampanya başlattık. Kampanyayı yereldeki şubelerimizdeki arkadaşlarımız 1 Mayıs’a kadar sürdürecekler ama bunun öncesinde kent meydanlarında imza stantları açacağız ve Türkiye’deki siyasal, sosyal, anti-demokratik gelişmelerle ekonomik taleplerimizi birleştirerek genel grev, genel direniş örgütlemeye çalışacağız. Eğer ülkede yaşanan siyasal kaos, kargaşa, iradeye müdahale, halkları yok sayma, hukuku ortadan kaldırma hali devam ederse tüm emekçilerin genel grev, genel direnişi örgütleme hakkı da oldukça meşru bir hale geliyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • HDK, Barış Deklarasyonu’nu Açıklıyor-CANLI

    HDK, Barış Deklarasyonu’nu Açıklıyor-CANLI

    Halkların Demokratik Kongresi, Taksim’de “Barış için 1 milyon imza” kampanyasının deklarasyonunu açıklıyor

     

  • DMD hastası 12 yaşındaki Boran tedavi için dayanışma bekliyor – VİDEO

    DMD hastası 12 yaşındaki Boran tedavi için dayanışma bekliyor – VİDEO

    PİRHA – DMD hastası 12 yaşındaki Hüseyin Boran Çul’un tedavisi için zaman daralırken, babası Hüseyin Çul, Boran’ın sağlığına kavuşabilmesi için 3.4 milyon dolara ihtiyaçlarının olduğunu  söyledi. Baba Çul, tedavi için kısıtlı zamanlarının olduğunu belirterek kamuoyuna dayanışma çağrısı yaptı.

    İstanbul’da yaşayan 12 yaşındaki Hüseyin Boran Çul, yıllardır nadir görülen bir kas hastalığı olan DMD (Duchenne Muskuler Distrofi) hastası. Henüz 6 günlükken iki ayağında da doğumsal bir anomali olan Pes Ekinovarus (çarpık ayak) tespit edildi. Boran, uzun süren tedavilerin ardından 8 yaşında merdivenleri çıkamamaya başlayınca doktorlar DMD’den şüphelendi. Yapılan gen ve kan tahlilleri sonrasında Boran’ın DMD hastası olduğu kesinleşti.

    4 yıldır bu hastalıkla mücadele eden, yaşıtları gibi koşup, oynayamayan Boran’ın hastalığına Elevidys isimli gen terapisi, umut olabilir.

    Bu gen terapisi 21 Haziran 2024 tarihinde Boran’ın yaş grubu için onay aldı. Ancak Boran ABD’deki Boston Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ve 3.4 milyon dolar tutarındaki tedaviye ulaşamıyor.

    Hüseyin Boran’ın babası Hüseyin Çul, Boran’ın hastalığına dair süreci ve tedavi için taleplerini PİRHA’ya anlattı.

    “BORAN’IN OLASI BİR TEDAVİDE AYAKTA DURMASI, FİZİĞİNİN DİRİ DURMASI GEREKİYOR”

    Boran’ın hastalığının tanısının 4 yıl önce konulduğunu ifade eden Hüseyin Çul, şunları anlattı:

    “Doğuştan Pes Ekinovarus denen çarpık ayak hastalığıyla başladık sürece. Bu süreci giderdik. İşin ortopedik tarafını hallettik. Boran yürümede güçlük çekiyordu. Sonrasında merdiven çıkmada zorlanınca doktorlar başka bir şey olabileceğinden şüphelendiler. Bu sebeple bizi üniversite hastanesine kas bölümüne sevk ettiler. Sevk ettikleri gün, Boran’ın kan tahlilinden DMD (Duchenne Muskuler Distrofi) tanısı olabileceğinden şüphelenildi. Sonra birer ay arayla gen testi yaptırdık. Maalesef iki testin sonucunda da Boran’ın DMD olduğu kesinleşti. Biz de bu süreçte hastalığın ne olduğu, nerelerde tedavi olunabileceğini, hastalığın ilerleyiş sürecini, nasıl gidebileceği noktasında araştırmalar yaptık. Dünyanın birçok ülkesinden İngiltere’den tutun da Amerika’ya, Japonya’ya, Hollanda’ya bu hastalıkla ilgili çalışmalar yapan doktorlarla kontaklar kurduk. Biz hastalık sürecinde Boran’ın vücudunun, fiziğinin diri durması gerektiğini ve kas yapısının diri durması gerektiğini, olası bir tedavide zinde ve ayakta durması gerektiğini öğrendik. Biz bunun için mücadele ettik.”

    “75 GÜN VALİLİK İZNİ BEKLEDİK”

    DMD tanısını aldıklarında 3 yıl geride kaldığını belirten Hüseyin Çul, “Boran o sırada 8 yaşındaydı biz Boran’ın yaş grubunun da onay almasını bekledik. 21 Haziran’da ise FDA, 4 yaş ve üzeri olan yürüyebilen bütün çocuklar için tedaviyi onayladı. Şu an da bu tedavi dünyada sadece üç ülkede uygulanıyor. Başta Amerika, Katar ve Dubai’de uygulanıyor. Hem maliyetli hem zor hem de her çocuğa uymayan bir tedavi. Biz yaş grubunun genişletildiğini öğrenince Dubai’deki hastane ile yazışmaya başladık. 8 Temmuz’da Dubai’deki hastaneye gittik. Oradaki kontroller sonrası tedaviye uygun olduğumuzu öğrendik. Sonrasında Valilik izni, Sağlık Bakanlığı, İdare Mahkemesi süreci başladı. Bu süreç de 75 gün sürdü. Maalesef bu noktada hem Valilik hem Sağlık Bakanlığı hem İdare Mahkemesi bizi ciddi anlamda yordu. Nihayetinde 30 Eylül akşamı Valilikten İdare Mahkemesi kararıyla kampanyayı başlatabileceğimiz konusunda onay geldi. Şu an yüzde 2’yi devirdik yüzde 3’e doğru gidiyoruz kampanyanın total noktasında. İlerlediğimizi düşünüyoruz. Çocuklarımızın kolayca tedaviye ulaşabilmelerini dilerdik ama maalesef geldiğimiz noktada biz ailecek dostlarımızla, arkadaşlarımızla, yöre kurumlarımızla, STK’lerle bir olarak bu tedaviye ulaşmaya çalışıyoruz. Günümüz ekonomik koşullarında da bu çok kolay değil” diye konuştu.

    “BORAN YÜRÜYORKEN TEDAVİNİN YAPILMASI GEREKİYOR”

    Hüseyin Çul, kamuoyuna şu çağrıda bulundu:

    “Kamuoyundan, insanlardan, STK’lerden, bizi görüp duyan insanlara çağrımızdır bu kampanyaya ulaşabilmemiz için 3.4 milyon dolara ihtiyacımız var. Valilik iznini aldık, yasal olarak biz bu süreci yürütüyoruz. Aile, dostlar olarak bu parayı bizim toplama imkanımız yok. Sesimiz ne kadar çok kitleye yayılır ne kadar çok insana varırsa biz bu kampanyayı kısa sürede tamamlarız ve Boran’ı tedavisine kavuştururuz. Çünkü Boran şu an DMD hastası olup ayakta olan nadir çocuklardan birisi. Tedavimiz de ayakta olan çocukları kapsıyor. Yürümenin bittiği noktada süreç farklılaşıyor, tedavi farklılaşıyor. Karşımıza ne çıkacağını bilmiyoruz. Boran yürürken, ayaktayken tedavinin biran önce olması gerekiyor.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyasının startı Almanya’da verildi-VİDEO

    ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyasının startı Almanya’da verildi-VİDEO

    PİRHA-Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenledikleri ansiklopedi yazılım kampanyası Almanya’nın Dortmund kentinde başladı. Alevi inancı açısından önemli bir günü yaşadıklarını belirten Yazar Hasan Hayri Ateş, “Aleviler kendi tarihini kendileri yazmalıdır. Bu çalışma ile inancımızı gelecek kuşaklara taşıma amacındayız. Hep birlikte ansiklopedimizi yapalım ve geleceğe kalıcı bir adım atalım” dedi.

    Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenledikleri kampanyanın startını bir etkinlikle verdi. Almanya’nın Dortmund kentinde gerçekleştirilen etkinlik Derviş Cemal Ocağı Pirlerinden Rıza Yağmur’un verdiği gulbang ile başladı. Rıza Yağmur, “Son 50 yıl Aleviler açısından çok korkunç bir süreçti. İnşallah Aleviler bu süreçten direnerek çıkar” diye belirtti.

    “ALEVİLER KENDİ TARİHİNİ KENDİLERİ YAZMALIDIR”

    Moderatörlüğünü Elif Sonzamancı‘nın yaptığı etkinlikte ilk olarak Yazar Hasan Hayri Ateş söz aldı. Ateş kampanyanın amaçlarına yönelik bilgiler verdi. Alevi inancı açısından önemli bir günü yaşadıklarını belirten Yazar Hasan Hayri Ateş, “Bugün Alevi toplumunun birçok sorunla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Aleviler kendi inançlarını ve kültürlerini geleceğe taşıma noktasında ciddi sorunlar yaşıyor. Türkiye gibi ülkelerde Alevi inancı yasaklı olmasından dolayı Alevilerin kendi tarihini yazması zorunluluktur. Sözlü tarihle yıllardır taşıdığımız inancımızı ve kültürümüzü gelecek kuşaklara artık başka yollarla taşımamız lazım. Alevi Ansiklopedisi fikri böyle bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkmıştır. Türkiye devleti kadim Alevi hafızasını bir yandan ortadan kaldırmaya çalışırken bir yandan da Alevilere yeni bir bellek oluşturmaya çalışıyor. Ya bize dayatılan tarihe teslim olacağız ya da Alevi inancını biz yazacağız. Aleviler kendi tarihini kendileri yazmalıdır. Bu çalışma ile inancımız gelecek kuşaklara taşıma amacındayız. Alevi Ansiklopedisi çalışması tüm Alevilerin destek vermesi halinde başarıya ulaşacaktır” dedi.

    “YAPILAN ÇALIŞMA ÇOK DEĞERLİ”

    Ateş’in ardından 27. Dönem HDP milletvekili Kemal Bülbül söz aldı.Yapılan çalışmanın çok değerli olduğunu söyleyen Bülbül, “Türkiye’nin, Avrupa’nın, Ortadoğu ve Alevilerin gündemi çok yoğun. Dünyanın her tarafında yoğun bir biçimde Alevilerin olmasına rağmen inancımız halen yasak. Yol yola girilerek öğrenilir, yol devam ediyor ama yolcu yok. Asıl mesele gündemlerimizi ortak yürütebilmekte. Yayınlanan yeni müfredatta Alevi inancı yok. Bizim en büyük görevimiz inancımızı ve kültürümüzü kendi çocuklarımıza aktarmak. O yüzden Alevi Ansiklopedisi çalışmasına her türlü desteği vereceğim” diye ifade etti.

    “UMARIM BUNDAN SONRA İNANCIMIZI BİZ YAZARIZ”

    Ağuçan Ocağı evladı Cemal Cenan ise, “Pirlerimiz tüm zorluklara karşı inancımızı bugünlere getirdi. Bizim inancımızı hep başkaları yazdı umarım bundan sonra inancımızı biz yazarız” dedi. Pir Hüseyin Bildik Alevi inancının yaşatılmasının önemine dikkat çekti.

    ‘Aleviler kendi ansiklopedisini yazıyor’ kampanyasının başlangıç etkinliğine videolu mesaj gönderen DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete , “Bu kampanyaya destek verilmesi gerekiyor. Alevi Ansiklopedisi kampanyası Aleviler açısından tarihi bir sorumluluktadır” diye ifade etti.

    “DEVLET KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    Alevi inancının bugüne kadar devlet tarafından reddedildiğini ifade eden DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Türkiye’de Alevilerin inancı reddedilip devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. O yüzden Alevi Ansiklopedisi çalışması çok değerli. Bundan sonra da zulme karşı direnmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    “DEVLET VE SERMAYE GÜCÜ OLMAMASI DEĞERLİDİR”

    Aleviler olarak en zor şartlarda inançlarını yerine getirmeye çalıştıklarını vurgulayan DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “AKP’nin kendi Alevisini yaratmaya çalıştığı bu dönemde Rıza Şehri Akademisi’nin başlattığı Alevi Ansiklopedisi çalışması çok önemli. Gelin canlar bir olalım, inancımızı gelecek kuşaklara aktarmak için elimizden geleni yapalım” diye ifade etti.

    Alevi Ansiklopedisi hazırlığının kendisini heyecanlandırdığını belirten Kalcımık Sinemili Ocağı Evladı Hasan Erkişi, ansiklopedinin tamamlanmasının elzem olduğunu ifade ederek, “Bugün burada bir adım atıyoruz önemli olan bunu sonlandırmak ve ansiklopediyi yayınlamak. Alevilik esas olarak sözlü geleneğe dayanıyor. Alevi ansiklopedisinin yanında Alevi sözlüğü eksikliği var” dedi.

    Alevi inancını bugünlere kadar yaşatan sözlü tarih geleneğinin önemine değinen Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik, “Ancak inancımızı ve kültürümüzü yarınlara taşımamız gerekiyor. Bu kampanyanın arkasında herhangi bir devlet veya sermaye güçlerinin olmaması bizim için çok daha değerlidir. Tam da bizim arzuladığımız kirlenmemiş ve kirletilmemiş toplumsal ve tarihsel hakikatimizin bugünden yarına vücut bulması anlamıyla değerli ve kıymetlidir” diye konuştu.

    PİRHA/ALMANYA

     

     

     

  • Güneş bebeğin annesi: Ne olur Güneş’i ilacına kavuşturalım-VİDEO

    Güneş bebeğin annesi: Ne olur Güneş’i ilacına kavuşturalım-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinde hayatta kalmayı başaran  Güneş bebek, SMA-1 hastalığıyla mücadele ediyor. Güneş bebeğin tedavisine dönük gerekli para için kampanya yürütülürken, anne Gülben Aydın, her geçen gün zamanın daraldığını vurgulayarak, “Ne olur Güneş’i ilacına kavuşturalım” çağrısında bulundu.

    Spinal Musküler Atrofi (SMA-1) hastalığının tedavisinde kullanılan ilaç (ZOLGENSMA) SGK tarafından karşılanmazken, çocukların aileleri kendi imkan ve kampanyalar aracılığıyla SMA’lı çocuklarının tedavilerini yapmaya çalışıyor.

    Bu bebeklerden biri de Güneş bebek. 6 Şubat depremlerinde hayatta kalmayı başaran Güneş bebek, SMA-1 hastalığıyla mücadele ediyor. Güneş bebek için zaman kısalırken, tedavisi için yürütülen kampanya %73’e ulaştı. Kampanyanın %75’e ulaşması durumunda kamu kurumlarının da destek vereceği belirtildi.

    ZAMAN DARALIYOR!

    Güneş bebeğin annesi Gülben Aydın, PİRHA’ya konuştu.

    Gülben Aydın, Güneş’in 22 Temmuz’da doğduğunu, 25 gün sonra topuktan alınan kan ile Sma Tip-1 kas hastası teşhisi konulduğunu ifade ederek, “Kampanya 2 Ocak’ta hızla başladı ama ülkemizi yasa boğan deprem ile Güneş hem teyzesini ve iki kuzenini hem de evimizi, iş yerimizi kaybettik. Kumbaraları, zarfları her şey enkazın altında kaldı. Şu an Güneş bir konteynerde yaşam mücadelesi veriyor ve 11 kilo. 13 kilo olmadan ilacın alınması gerekiyor” dedi.

    Her geçen gün zamanın daraldığını vurgulayan Gülben Aydın, “Ne olur Güneş’i ilacına kavuşturalım” çağrısında bulundu.

    Diren KESER/HATAY

    İLGİLİ HABERLER

    >Güneş bebek için kritik zaman: Hadi hep birlikte Güneş’e hayat olalım-VİDEO

  • Yönetmen Çayan Demirel için kampanya: Hapis cezası iptal edilsin

    Yönetmen Çayan Demirel için kampanya: Hapis cezası iptal edilsin

    PİRHA – Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ve yönetmen Çayan Demirel’e, ‘Bakur’ belgeseli nedeniyle 2’şer yıl hapis cezası verilmesinden sonra sosyal medya üzerinden destek kampanyası başlatıldı.

    Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yönettikleri Bakur” (Kuzey) belgeselinde ‘terör örgütü propagandası yapmak’ iddiasıyla Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan ve 2 yıl hapis cezasına çarptırılan yönetmen Çayan Demirel için sosyal medyadan destek kampanyası başlatıldı.

    “ÇAYAN DEMİREL’E VERİLEN HAPİS CEZASI İPTAL EDİLSİN”

    Kampanyaya katılan sosyal medya kullanıcıları şu ifadeleri kullandı:

    “%99 engeliyle hapishane koşullarında yaşamını tek başına sürdürebilmesi mümkün olmayan Belgesel Sinema Yönetmeni Çayan Demirel’e verilen hapis cezası, (sağlık durumu dikkate alınarak) iptal edilsin”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mamak’ta okul önlerinde ‘Okulda imama hayır’ dilekçeleri dağıtılmaya başlandı- VİDEO

    Mamak’ta okul önlerinde ‘Okulda imama hayır’ dilekçeleri dağıtılmaya başlandı- VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri ve meslek örgütleri, okullara imam atanması projesi olan ÇEDES’in iptali için ortak dilekçe kampanyasına başladı. Okullara imam atama projesine karşı ortak çatı altında birleşen kurumlar, ‘Mamak Bilimsel Eğitim Platformu’ adı altında Mamak’ta okul önlerinde dilekçe dağıtımına başladı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler, sivil toplum örgütleri, siyasi parti ve sendikalar; Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Müdürlüğü (MEB) ile Gençlik ve Spor Bakanlığı ortaklığında imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında okullara imam atanmasının iptali için ortak dilekçe çalışması başlattı.

    Mamak Bilimsel Eğitim Platformu, Mamak’ta okul önlerinde stantlar açarak ÇEDES projesinin iptal edilmesine ilişkin bildiriler ve dilekçeleri velilere dağıtıyor. Platform açılan stantlarda ortak bildirilerini de okuyor.

    “ZENGİNE FEN DERSİ, YOKSULA DİN DERSİ”

    Ortak bildiride şu ifadeler yer alıyor:

    “AKP iktidarı, kindar nesil projesinin yeni bir ayağını örüyor. ÇEDES projesi ‘Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ gibi masum bir sloganla okullara ‘manevi danışman’ adı altında imam, vaiz, müezzzin, Kur’an Belletlerini atıyor. MEB’in yeni programıyla tüm ülkede ve Mamak’ta okullarda din dersleri, laik bilimsel, çağdaş eğitimin üstüne çıkarıldı.

    Bu program ve projedeki amaçları çocuklarımızı laik bilimsel eğitimden yoksun bırakmak, yeterli bir eğitim olmadan geleceğe hazırlıksız yetiştirmek bu sayede düşünmeyen, sorgulamayan, araştırmayan, kendilerine itaatkar, istedikleri makul dindar, kindar nesli yetiştirmektir. Matematik, fen bilgisi gibi derslerin sayısı 4 saate kadar düşerken, din ve ahlak dersi adı altındadaki ders grupları zorunlu seçmeli halde, haftada 6 saate kadar çıkartıldı. Çocuklarımızı ve geleceğimizi karanlığa bırakmamak için laik, bilimsel, eşit eğitim demekten vazgeçmeyeceğiz.”

    Mamak Bilimsel Eğitim Platformu, dilekçeleri teslim ederken evrak numarası ve tarih alınması gerektiğini belirterek, “ÇEDES projesine karşı çıkıyoruz. Bilimsel eğitim hakkımızı tekrar savunmak adına imamlar camiye, atanamayan öğretmenler okula gitsin istiyoruz. Velilerimize bir itiraz dilekçesi sunuyoruz. Velilerimiz bunu doldurduktan sonra okul aile birlikleri ile birlikte, müdür ya da müdür yardımcısına teslim edip resmi işlem olarak adlandırılması için evrak numarası ve tarih almaları gerekiyor” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZIN BÖYLE BİR PROJEYE ALET EDİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    ÇEDES projesinin iptaline ilişkin çalışmalarda yer alan öğrenci velisi Aslıhan Han, dilekçe ve bildiri çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:

    “Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve hükümetin bazı uygulamalarından velilerin haberi yok. Özellikle bu son yıllarda yapmaya çalıştığı eğitimin dinselleştirilmesinin bir parçası olarak ÇEDES projesini uygulamaya koydu ve biz bunun başka illerde uygulandığını biliyoruz. Bu illerde özellikle bizim bulunduğumuz okulda da bu çalışmaların başlayacağını, ÇEDES projesi kapsamında buraya din görevlilerinin atanacağını duymuştuk. Bu nedenle biz veliler olarak ve Mamak’taki demokratik kitle örgütleri olarak, burada hem velileri bilgilendirmek hem de buna karşı bir farkındalık yaratmak ve duyarlı olunması için bir çalışma başlattık. Bu çalışmanın bir kısmı ‘ÇEDES projesi nedir?’ bunu anlatan bildirileri dağıtmak. Diğeri de okul idarelerine dilekçe vererek böyle bir projeyi bu okulda kabul etmiyoruz, çocuklarımızın böyle bir projeye alet edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda da velilerin görüş ve önerilerini içeren bir dilekçe hazırlıyoruz. Velilere bunu sunuyoruz ve veliler idareye iletiyorlar.”

    “ÇOCUKLARIMIZIN BİLİMSEL EĞİTİM ALMASI KONUSUNDA AİLELER İLE ORTAKLAŞIYORUZ”

    Din görevlilerinin okullarda ‘manevi danışman’ olarak yer almaması konusunda ailelerin ortak bir noktada buluştuğunun altını çizen Han, “Bizim bugün yaptığımız çalışmada şunu fark ettik. Mamak gibi böyle daha demokrat, laikliği savunan bir bölgede bile ÇEDES projesinden birçok velinin haberi yok. Bu kapsamda velilerin bilgilendirilmesine ağırlık verilmesi gerektiğini anladık” diye konuştu.

    Aslıhan Han şöyle devam etti:

    “Şunu açıkça ifade etmek gerekirse, çocuğunu yazın Kur’an kursuna gönderen, bazı çocuklarını da imam hatip okullarına gönderen aileler bile bu okula Diyanet’in bir görevli atamasını ya da bir vakıftan bir görevli gelmesini, manevi danışman olarak atanmasını kabul etmiyorlar. Çünkü onlar da şöyle söylüyor: Her şeyin bir yeri var isteyen aileler zaten çocuğunu Kur’an kursuna gönderiyor. İsteyen çocuğunu imam hatibe gönderiyor. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarına böyle dini ifadelerle, dini argümanlarla din görevlisinin atanmasını ve görevlendirilmesini doğru bulmuyoruz.
    Bu sadece bizim için değil. Yani belki siyaseten farklı düşünebiliriz, belki görüşlerimiz farklı olabilir bu tür ailelerle ama kaybımız ortak, çocuklarımız. Çocuklarımızın bilimsel eğitim alması konusunda ailelerle ortaklaşıyoruz. Bence bu bizim hareket noktamız aynı zamanda.”

    Buse Nehir DEMİR/ Ankara

     

     

     

  • Eren Keskin: Mazlum İçli ve hakları ihlal edilen her tutuklu için kampanya başlatılacak- VİDEO

    Eren Keskin: Mazlum İçli ve hakları ihlal edilen her tutuklu için kampanya başlatılacak- VİDEO

    PİRHA- İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, 2014’te IŞİD çetelerine karşı yapılan eylemlerde 4 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Mazlum İçli nezdinde tüm haksızca tutuklu kalanların tahliyesi için kampanya başlatılacağını söyledi. Keskin, “Kürt sorunundaki çözümsüzlük politikaları, aynı coğrafyanın çocuklarını birbirine nasıl düşman edebildi bunu konuşmak gerekiyor” dedi. 

    IŞİD çetelerine karşı 6-8 Ekim 2014’de gerçekleştirilen eylemlerde Yasin Börü’nün de aralarında bulunduğu 4 kişiyi öldürme iddiasıyla 14 yaşında tutuklanan Mazlum İçli’ye, yargılandığı Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından  “ülke bütünlüğünü bozma” ve “4 kişiyi öldürmek” suçlarından toplam 124 yıl hapis cezası verildi. İçli’nin olay günü Diyarbakır’a 140 kilometre uzaklıkta bir mahalledeki düğünde olmasının yanı sıra birçok somut delile rağmen karar Yargıtay tarafından onandı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, 2014 yılında henüz 14 yaşındayken tutuklanan ve 124 yıl hapis cezası alan Mazlum İçli için başlatılacak kampanyaya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Bu hukuksuzluğa maruz kalanın sadece Mazlum İçli olmadığını ifade eden Keskin, “Mazlum içli henüz 14 yaşındayken 2014 yılında cezaevine girdi. Aslında Mazlum İçli tek değil. Aynı bölgenin çocukları birbirleriyle kavga ettiler. Mazlum’un cezaevinde, Yasin Börü’nün ölmüş olmasının dışında esas nedeni tartışmak gerekiyor” dedi.

    Keskin şöyle devam etti:

    “Kürt sorunundaki çözümsüzlük politikaları, aynı coğrafyanın çocuklarını birbirine nasıl düşman edebildi? Bunu konuşmak gerekiyor. Mazlum İçli’nin bu olayı gerçekleştirmediği ortaya çıktı. Yasin Börü ve diğer üç kişinin öldürüldüğü anda Mazlum İçli, Diyarbakır’a 140 kilometre uzakta bir düğünde müzisyenlik yapıyor. Bu HTS kayıtlarıyla tespit edildi. Düğün görüntüleri, şahitler vardı. Maalesef bütün bu deliller mahkeme tarafından kabul edilmedi. Mazlum hakkında ceza isteyen savcı daha önce beraatini istedi. Bu dosya hakikaten şu anda Gezi mahpuslarının, Kobane davasında yargılanan arkadaşlarımızın, cezaevine düşünceleri nedeniyle giren herkesin maruz kaldığı hukuksuzluğun bir sonucu.”

    “Mazlum İçli çocuk olarak girdiği cezaevinde 23 yaşında bir genç olarak işlemediği bir suç nedeniyle kalmaya devam ediyor” diyen Keskin, “İnsan hakları savunucuları olarak hukukun geldiği noktadan çok rahatsızız. O nedenle Mazlum İçli’nin dosyası özel bir dosya olarak kabul edilebilir ama genelde herkesi kapsayacak bir kampanya yapılabilir, diye düşündük. 1 Eylül’den sonra bu kampanya açıklanacak. Hakları ihlal edilerek cezaevlerinde tutulan tüm insanlarımızın tahliyelerini isteyen bir kampanya olacak” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    IŞİD’ Kobane’ye saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde gerçekleştirilen eylemler sırasında yaşamını yitiren 4 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Mazlum İçli hakkında, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” ve Yasin Börü ile birlikte 4 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla toplam 124 yıl hapis cezası verildi. 14 yaşında tutuklanan ve Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce yargılanan İçli, S.Ç. isimli kişinin teşhisine dayandırılarak 7 Ekim 2014 günü Bağlar ilçesinde yaşanan olaylarda Yasin Börü, Ahmet Dakak, Hasan Gökguz ve Riyat Güneş’ın ölümünden sorumlu tutuldu. İçli’nin, olay günü 140 kilometre uzaklıktaki bir düğünde müzik ekibinde olduğu görüntüleriyle kanıtlanmasına rağmen 29 Eylül 2021’de görülen duruşmada 124 yıl hapis cezası verildi. İçli’ye verilen ceza, 16 Ağustos’ta ise Yargıtay tarafından onandı.

    Dilan ŞİMŞEK – Eren GÖKTEPE / İSTANBUL 

     

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’ndan deprem kampanyası

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’ndan deprem kampanyası

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Maraş’ın Pazarcık İlçesi’nde meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki depremin ardından dayanışma çağrısı yaptı. Yapılan çağrıda, “Dayanışmayı güçlendirmek için çaba göstereceğiz. Bunun için çalışmalara başlanmıştır. Deprem bölgelerine ulaştırılmak üzere bir kampanya başlatıyoruz” denildi. 

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın bilgisine göre sabah saat 04.17’de Maraş’ın Pazarcık ilçesinde 7,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yaşanan deprem cumhuriyet tarihinin en büyük depremlerinden biri olarak kayıtlara geçti.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Maraş’ın Pazarcık İlçesi’nde meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki depremin ardından dayanışma çağrısı yaptı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılan dayanışma çağrısında, şöyle denildi:

    “Merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olan, 7.4 büyüklüğünde depremde hayatlarını kaybeden yurttaşlarımıza baş sağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Göçük altında kalanların da bir an evvel çıkarılmasını umuyoruz. Dersim Emek ve demokrasi platformu bileşenleri olarak dayanışmayı güçlendirmek için çaba göstereceğiz. Bunun için çalışmalara başlanmıştır. Deprem bölgelerine ulaştırılmak üzere bir kampanya başlatıyoruz. Çadır, konserve, kuru gıda, uyku tulumu, battaniye, mont, bot, kışlık kullanılmamış giysi, kullanılmamış içlik, kullanılmamış çorap, bere atkı, eldiven. kadın pedi, çocuk bezi, çocuk maması, elektrikli soba, el feneri, powerbank öncelikli ihtiyaçların deprem bölgelerine gönderilmesine dair Emek ve Demokrasi platformu bileşenlerimize ulaşabilirler. Yapılacak yardımlar, Dersim Belediyesi Kadın Yaşam merkezinde toplanarak ihtiyaç sahiplerine gönderilecektir. Halkımızı dayanışmaya çağırıyoruz.”

    İletişim: 0 428 212 13 27 – 0 533 928 09 71

    PİRHA/DERSİM

  • HDP’nin ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası Erzincan’da anlatıldı

    HDP’nin ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası Erzincan’da anlatıldı

    PİRHA-HDP’li heyet, ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası kapsamında Erzincan’da Alevi kurumlarını ziyaret etti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 5 Mayıs itibari ile başlattığı ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyasını sürdürüyor. HDP, söz konusu çalışmayla birlikte Alevilerin taleplerinin yer aldığı bir de kitapçık hazırladı. Ülkenin dört bir yanına geziler düzenleyen HDP’liler, yurttaşlara kampanyalarını anlatmaya devam ediyor.

    HDP Alevi Masası Eş Sözcüsü Songül Tunçdemir ve HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen Erzincan’da, ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası kapsamında Erzincan Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Erzincan Şubesi, Erzincan Dersimliler Derneği, Yalınca Köyü Cemevi, Geçit Beldesi Cemevi ve Ulalar Cemevi’ni ziyaret ettiler.

    Erzincan’da yapılan ziyaretlerde Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı Kampanyası anlatılıp, Alevi gündemi değerlendirildi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Miting öncesi sosyal medyada #DersimYesilKalsin etiketiyle kampanya başlatıldı

    Miting öncesi sosyal medyada #DersimYesilKalsin etiketiyle kampanya başlatıldı

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, doğa talanına karşı 8 Ekim saat 13.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda miting yapacak. Miting öncesi sosyal medyada #DersimYesilKalsin etiketiyle kampanya başlatıldı. 

    Türkiye’de yer altı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi. 2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti.

    Son olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, aralarında Dersim’in Pülümür İlçesindeki üç bölgenin de yer aldığı 285 maden sahası için ihale açacağını duyurdu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, doğa talanına karşı 8 Ekim’de “Biz kazanacağız, yaşam alanlarını savunuyoruz” şiarıyla saat 13.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda miting yapacak. Miting öncesi sosyal medya #DersimYesilKalsin etiketiyle kampanya başlatıldı.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Dersim’de doğa talanına karşı 8 Ekim’de miting yapılacak
    >‘Dersim’in doğasına saygı duyan herkesi 8 Ekim’de yapacağımız mitinge çağırıyoruz’-VİDEO

  • ‘HDP’nin ‘Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı’ kampanyası Türkiye halklarını kucaklıyor’-VİDEO

    ‘HDP’nin ‘Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı’ kampanyası Türkiye halklarını kucaklıyor’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Malatya Ören Şube Başkanı Mazlum Köse ve Felsefeci-Yazar Mehmet Akkaya, HDP’nin başlatmış olduğu ‘Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı’ kampanyasını değerlendirerek, “HDP bizim bütün taleplerimizi, sorunlarımızı ve çözüm önerilerini ülke genelinde her kesime giderek anlatıyor. Bu çalışma toplumsal bir devrime işaret eden açıklamalarla birlikte yürütülüyor. Türkiye halklarını kucaklayacak bir kampanya olmuş” dediler.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 5 Mayıs itibari ile başlattığı ‘Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı’ kampanyası sürüyor. HDP, söz konusu çalışmayla birlikte Alevilerin taleplerinin yer aldığı bir de kitapçık hazırladı. Ülkenin dört bir yanına geziler düzenleyen HDP’liler, yurttaşlara kampanyalarını anlatıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Ören Şube Başkanı Mazlum Köse ve Felsefeci-Yazar Mehmet Akkaya HDP’nin başlatmış olduğu ‘Alevilere eşit yurttaşlık’ kampanyasını değerlendirdi.

    “HDP BU KAMPANYAYLA BİRLİKTE ALEVİLERLE MÜSAHİP OLDU, HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERECEĞİZ”

    HDP’nin başlatmış olduğu kampanyayı ve çalışmayı bir inanç kurulunun başkanı olarak çok kıymetli bulduğunu ifade eden PSAKD Malatya Ören Şube Başkanı Mazlum Köse, şunları dile getirdi:

    “HDP bizim bütün taleplerimizi ve sorunlarımızı, bunun yanı sıra sorunlarımızın çözümlerini siyasi parti olarak kabul edip, ülke genelinde her kesime giderek anlatıyor. Bu çok değerli. Aleviler yüzyıllardır bu ülkede ciddi sorunlar yaşıyorlar. İnançları kabul edilmiyor, ibadethaneleri kabul edilmiyor, bugüne kadar katliamlara uğradılar. Alevilerin kendi örgütlülüklerini yaratmakla birlikte müsahip kurumlara da ihtiyaçları vardır. HDP, Alevilerin taleplerini, sorunlarını ve çözümlerini gündeme getirerek bizimle müsahip olduğu için bu çalışma ayrıca çok kıymetli. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Bizler de Alevi kurumları olarak bu çalışmanın destekçisi olacağımızı, üzerimize düşen bütün desteği vereceğimizi buradan iletiyoruz.”

    “TÜRKİYE HALKLARINI KUCAKLAYACAK BİR KAMPANYA OLMUŞ”

    Felsefeci-Yazar Mehmet Akkaya da kampanyanın önemine vurgu yaparak, İstanbul’da yaşamasına rağmen çalışmalar kapsamında Malatya’ya geldiğini belirtti.

    Eşit yurttaşlık konusunun sadece Alevileri kapsayan bir durum olmadığını söyleyen Akkaya, “Bu kampanya kimliksel sorunu olan Aleviler dışındaki inanç gruplarını da içine alacak şekilde düşünülmüş. Bu çok doğru bir karardır. Eşit yurttaşlık sorununun ekonomik, toplumsal, sosyal sorunlara kadar genişletilerek düşünülmüş olması çok önemli. Bizim geçmiş yüzyılımızı değerlendirip yaşadığımız sorunlara çözüm bulmak için emek harcanmış. Böyle bir çalışmayı sanırım ilk defa HDP yaptı, bir siyasi parti olarak. Alevilerin, Kürtlerin, sol- sosyalist kesimlerin, emekçilerin yani her kesimin eşit yurttaşlık temelinde bir araya gelmeleri gerektiği belirtiliyor. Sorunlarımız bir iktidar değişikliği ile çözülmeyecektir. Bu çalışma toplumsal bir devrime işaret eden açıklamalarla birlikte yürütülüyor. Sistemin HDP’yi ötekileştirmesi söz konusu. Ancak HDP gittiği her yerde çok büyük ilgi görüyor. Türkiye halklarını kucaklayacak bir kampanya olmuş. Bu seçim sonuçlarına da yansıyacaktır diye düşünüyorum” dedi.

    PİRHA/MALATYA

  • Dersim’de ‘Okulda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek her çocuğun hakkı’ kampanyası-VİDEO

    Dersim’de ‘Okulda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek her çocuğun hakkı’ kampanyası-VİDEO

    PİRHA-Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, ‘Okulda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek her çocuğun hakkı’ şiarıyla başlattığı kampanyaya dair basın toplantısı yaptı. Dernek, “Mahallelerde, okul önlerinde, işyerlerinde bulunduğumuz her yerde bu hakkın bir an önce tanınması ve güvence altına alınması için çalışacağız” diyerek, herkesi kampanyaya katılmaya ve desteklemeye çağırdı.

    Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, ‘Okulda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek her çocuğun hakkı’ şiarıyla başlattığı kampanyaya dair basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Çağla Yolaşan yaptı.

    “EKONOMİK KRİZ ARTIK ÇOCUKLARIN SAĞLIĞINI ETKİLEMEYE BAŞLADI”

    Beslenme hakkının koşulsuz olarak her çocuğa sağlanması gereken temel bir hak olduğunu söyleyen Çağla Yolaşan, “Ekonomik kriz koşulları artık çocukların sağlığını etkilemeye başladı. Öğrenciler arasında yapılan araştırmalar gösteriyor ki geçtiğimiz yıl her 4 çocuktan biri okula aç gitti. Sağlıklı, doyurucu ve besleyici gıdaya erişim, ailesinin imkânlarına bağlı olmaksızın her çocuğun hakkı. Bu hakka erişim çocukların bugünkü fiziksel sağlıklarını, bilişsel/zihinsel gelişimlerini, akademik gelişimlerini ve okula devamlılıklarını etkilediği gibi çocuk işçiliği, çocuk yoksulluğu, ileri yaşlarda ortaya çıkacak kronik sağlık sorunları gibi çocukların geleceklerini de etkileyecek çok boyutlu sonuçlara ve eşitsizliklere yol açıyor. Beslenmeye bağlı kansızlık, bodurluk, obezite, öğrenme güçlüğü, düşük bağışıklık gibi hastalıklarda artış yaşanıyor” diye ifade etti.

    “OKULLARDA ÜCRETSİZ YEMEK SAĞLANMASI SADECE BUGÜNÜN KONUSU DEĞİL”

    Okullarda ücretsiz yemek sağlanmasının sadece bugünün konusu olmadığını belirten Yolaşan, şöyle devam etti:

    “Yıllar öncesinden beri gerekliliği gündemde olan, araştırmalara konu olan, çeşitli biçimlerde hayata geçirilen, etkileri tespit edilen, bugün de dünyada yüzden fazla ülkede yaşam bulan bir uygulama. Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği olarak beslenme hakkının koşulsuz olarak her çocuğa sağlanması gereken temel bir hak olduğunu ve bu hakkı sağlamanın devletin ertelenemez görevidir. Bunun etkili, pratik, hayata geçirilmesi mümkün ve milyonlarca çocuğun yaşamını doğrudan etkileyecek yöntemlerinden biri ise okullarda çocuklara ücretsiz öğünler sağlanması. Çocuklarımızın bu hakkının güvencesi Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere yerel yönetimlerdir. ‘Okulda 1 öğün ücretsiz, sağlıklı yemek her çocuğun hakkı’ diyerek başlattığımız kampanyamızı sizlerle de paylaşıyoruz.”

    “HERKESİ KAMPANYAYA KATILMAYA VE DESTEKLEMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Hedeflerinin, 2023-2024 eğitim öğretim yılında, çocukların bu hakka kavuşmuş olarak eğitim hayatına başlaması olduğuna vurgu yapan Yolaşan, “Mahallelerde, okul önlerinde, işyerlerinde bulunduğumuz her yerde bu hakkın bir an önce tanınması ve güvence altına alınması için çalışacağız. Çocuklarımızın sağlığı ve geleceği için hakkımız olanı birlikte kazanalım. Bütün velileri, kadınları, muhtarları, emek ve meslek örgütlerini, okul aile birliklerini, veli gruplarını, platformları, yerel yönetimleri bu kampanyaya katılmaya ve desteklemeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Araştırmaları Merkezi, ‘Her güne bir Kırmancki kelime’ kampanyası başlattı-VİDEO

    Dersim Araştırmaları Merkezi, ‘Her güne bir Kırmancki kelime’ kampanyası başlattı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), UNESCO’nun tehlike altındaki diller listesinde yer alan Kırmancki diline dikkat çekmek için ‘Her gün bir kelime ve deyim-atasözü’ paylaşma kampanyasına başlattı. DAM Başkanı Selman Yeşilgöz, “Hedefimiz Kırmancki’ye dikkat çekmek ve insanların ana dillerine sahip çıkmalarını sağlamaktır” dedi. 

    UNESCO’nun 2018’de yayınladığı raporda dünyada konuşulan 6 bin dilden 2 bin 500’ü tehdit altında. Türkiye’de ise konuşulan 15 dil tehlike altındayken 3 dil ise çoktan yok oldu.

    Ülkemizde 4 ile 6 milyon arasındaki kişinin anadili olan Kırmançki (Zazaca) yok olma tehlikesi altında olan diller arasında ve UNESCO bu dil için 30 yıl ömür biçiyor.

    Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), UNESCO’nun tehlike altındaki diller listesinde yer alan Kırmancki diline dikkat çekmek için ‘Her güne bir Kırmançki kelime’  kampanyası başlattı.

    “HEDEFİMİZ İNSANLARIN ANA DİLLERİNE SAHİP ÇIKMALARINI SAĞLAMAKTIR”

    Dersim Araştırmaları Merkezi’nin ana amaçlarından birinin de dil olduğunu belirten Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Başkanı Selman Yeşilgöz, “Kırmancki UNESCO’nun araştırmasına göre yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan diller arasındadır. Yaptığımız kampanyayla hedefimiz Kırmancki’ye dikkat çekmek ve okullar açıldığında dille ilgili sınıflar açılıyor, buralara velilerin ve öğrencilerin kayıtlarını yaptırmasıdır. Dersim’de asimilasyon politikası uygulanıyor, bunun en belirgin özelliği de dil üzerindendir. Hedefimiz Kırmancki’ye dikkat çekmek ve insanların ana dillerine sahip çıkmalarını sağlamaktır” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘HDP’nin ‘Alevilere eşit yurttaşlık’ kampanyası önemli; panzehir görevi görecektir’-VİDEO

    ‘HDP’nin ‘Alevilere eşit yurttaşlık’ kampanyası önemli; panzehir görevi görecektir’-VİDEO

    PİRHA- Ahmet Koçak ve Vedat Tekten, HDP’nin başlatmış olduğu ‘Alevilere eşit yurttaşlık’ kampanyasını değerlendirerek, “İktidar tarafından oluşturulan gerginliğin karşısında bu kampanya bir panzehir görevi görecektir. Eşit yurttaşlık haklarımızı köklü anayasal değişiklikler olmadan sağlayamayız. Bu yöndeki mücadelemizi dostlarımızla birlikte sürdüreceğiz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 5 Mayıs itibari ile ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyasını başlattı. HDP, söz konusu çalışmayla birlikte Alevilerin taleplerinin yer aldığı bir de kitapçık hazırladı. Ülkenin dört bir yanına geziler düzenleyen HDP’liler, yurttaşlara kampanyalarını anlatmaya devam ediyor.

    Gazeteci ve Alev Yayınları Yöneticisi Ahmet Koçak ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, HDP’nin başlatmış olduğu ‘Alevilere eşit yurttaşlık’ kampanyasını değerlendirdi.

    “AYRIMCI, ÖTEKİLEŞTİRİCİ DİLİN ATTIĞI BİR SÜREÇTE BU KAMPANYA ÇOK KIYMETLİ”

    Gazeteci ve Alev Yayınları Yöneticisi Ahmet Koçak, HDP’nin başlatmış olduğu kampanyanın, Alevilerin yıllardır dile getirip de diğer partilerin gündemine almadığı bir mesele olduğunu ifade etti.

    20 yıldan daha fazladır Alevilerin eşit yurttaşlık talebi için mücadele verdiklerini de kaydeden Koçak, “Buna bir siyasi partinin duyarlı olması, bunu bir kampanyaya dönüştürmesi çok kıymetli. Mevcut iktidar son dönemde gittikçe ayrımcı, ötekileştirici dili daha da arttırmaya başladı. Tam da bu dönemde toplumların, inançların birbirine karşı iktidar tarafından oluşturulan gerginliğin karşısında bu kampanya bir panzehir görevi görecektir, diye düşünüyorum. Tabii buranın başka bir ayağı daha var. İnancın etnik kimlik üzerinden değerlendirildiği bir süreçte yaşanıyor. Alevilik sanki sadece Türk inancıymış gibi lanse ettirilmeye çalışılıyor. Alevilik bir inançtır. Dolayısıyla etnik bir kimlikle ifade edilmesi doğru bir şey değil. Tüm etnik kimlikten insanlar Alevi olabilir, Aleviliği benimseyebilir. Bu yüzden bunun karşısında da bu kampanyanın bu süreçte çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİ HAKETTİĞİNİ ALAMAYAN TÜM KESİMLERİN TALEBİ OLMALIDIR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten ise Aleviler olarak, eşit yurttaşlık konusunda ittifak kurabilecekleri tüm siyasi ve sosyal güçlerle birlik olmaya hazır olduklarını dile getirdi.

    Eşit yurttaşlık talebinin sadece Aleviler için değil ülkemizde yaşayan tüm yurttaşlar için temel istek olmasını belirten Tekten, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu talep sadece Alevi toplumu için değil Türkiye’de yaşayan azınlıkları, yönetimden ya da yasalardan hak ettiği karşılığı bulamamış insan topluluklarını da buna dahil ederek, anayasal haklarımızın eşit olarak kullanımından yana olan herkesin talebi olmalı. Biz bu kampanyayı önemsiyoruz, destekliyoruz. Bu arada iktidarın da yürüttüğü saçma sapan kampanyalar var ama hiç eşit yurttaşlıktan bahsetmiyor. Ulufe dağıtma, sadaka mantığıyla bir ihtiyacınız var mı kafasıyla hareket ediyor. Biz bunları samimi ve dostça bulmuyoruz. Tarihsel müttefiklerimizle, musahip kurumlarımızla birlikte bir mücadele cephesinin oluşturulmasını, o cephede ortak mücadele verilmesini elbette ki destekliyoruz. Eşit yurttaşlık haklarımızı köklü anayasal değişiklikler olmadan sağlayamayız. Bu yöndeki mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Koçyiğit: Alevilerin taleplerini görünür kılmak istiyoruz-VİDEO

    HDP’li Koçyiğit: Alevilerin taleplerini görünür kılmak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, partisinin Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun başlatmış olduğu ‘Alevi toplumuna eşit yurttaşlık’ kampanyasına ilişkin konuştu. Koçyiğit, “Yaklaşık 25 milyon Alevi yurttaş var ülkemizde ve bu yurttaşların inançları yok sayılıyor. Biz bu durumun görünür olmasını istediğimiz için böyle bir kampanya başlattık” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası, ‘Alevi toplumuna eşit yurttaşlık’ kampanyası başlattı. HDP’li milletvekilleri ve partililer kampanya kapsamında ülkenin dört bir yanında ziyaretler gerçekleştirerek kampanyanın içeriğini yurttaşlara anlatıyor.

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Can TV’de katıldığı ‘Canda Bu Sabah’ programında kampanyaya ilişkin konuştu.

    25 milyon Alevi yurttaşın taleplerini görünür kılmak için bu kampanyayı başlattıklarını söyleyen Koçyiğit, seçimler yaklaşırken Alevilerin gücünün farkına varmalarını istediklerini ifade etti. Alevilik inancının ve ritüellerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun da altını çizen Koçyiğit, HDP olarak asimilasyon politikalarına karşı net bir şekilde karşı olmaya devam edeceklerini aktardı.

    “25 MİLYON ALEVİNİN TALEPLERİNİ GÖRÜNÜR KILMAK İÇİN BU KAMPANYAYI BAŞLATTIK”

    Bütün ezilenlerin, sistem tarafından ötekileştirilenlerin yan yana gelmesi ve sistemin demokratikleşmesi için ortak mücadele yürütmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerine başlayan Koçyiğit, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bizim özellikle Alevilik meselesini spesifik bir başlık olarak ele almamızın nedeni var. Ezelden beri bu coğrafyada Aleviler hiçbir zaman iktidarlaşmadı, hiçbir zaman iktidarla barışmadı. Aleviler her zaman dışlanmışlar, yok sayılmışlar ve katliamlara uğramışlar. 21. Yüzyıldayız ve Alevilik Avrupa’da tanınırken, Avrupa’da kendine özgü bir inanç olarak kabul edilirken, kendi coğrafyasında hala yok sayılıyor, hala asimile edilmeye çalışılıyor. Bu inancın mensupları kişi, 2 kişi, 3 kişi, 5 kişi değil. Milyonlardan bahsediyoruz. Yaklaşık 25 milyon Alevi yurttaş var ülkemizde ve bu yurttaşların inançları yok sayılıyor. Bu çok korkunç bir durum aslında. Bu anlamıyla biz bu durumun görünür olmasını istediğimiz için böyle bir kampanya başlattık.”

    “KİM ALEVİLİĞİN SORUNLARINI KENDİNE DERT EDİYOR?”

    Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin HDP’nin de talebi olduğunu söyleyen Koçyiğit, HDP’nin bu talebi dillendirmek ve bu talebin görünür olmasını sağlamak için çalıştığını kaydetti.

    Seçimlere doğru giderken Alevilere bir kez daha güçlerinin farkına varması çağrısında bulunduklarını söyleyen Koçyiğit, “Bu ülkede kim Alevilerin dertleriyle dertleniyor? Kim sizin inancınızın asimile edilmesini kendisi için bir sorun olarak görüyor? Hangi siyaset Aleviliğin dışlanmasını, cemevlerinin ibadethane olarak görülmemesini kendisi için dert ediyor? Biz halkımızın buna dair sorular sormasını istiyoruz. Bugün çocuklarımız okullarda zorunlu din dersleriyle asimile edilmeye çalışılıyorsa, Dersim gibi bir yerde kurslar eliyle asimilasyon politikaları hayata geçirilmeye çalışılıyorsa, dedeler Kerbela’ya götürülmeye çalışılıyorsa bunu herkesin oturup düşünmesi gerekiyor. Biz bunlara açık ve net bir şekilde karşıyız ve karşı olduğumuzu dile getiriyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLİK İNANCI VE RİTÜELLERİ YOK OLMAK ÜZERE”

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebinin her zaman yanında olduklarını ve bu talebi sahiplendiklerini ifade eden HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, son olarak şunları dile getirdi:

    “Biz bu talebin görünür olması, Alevilerin siyasette sözünü söylemelerini istiyoruz. Bu anlamıyla bir aracılık rolü oynadığımızı da düşünüyorum. Bu talep Alevilerin talebi, HDP’lilerin değil. Biz Alevilerin taleplerini sahiplenen, bu taleplerin görünür olmasını sağlamaya çalışan bir partiyiz. Bu diğer sorunlara duyarsızız, diğer sorunları dışlıyoruz ya da diğer ezilen kesimlerin taleplerini görmezden geliyoruz anlamına gelmez. Aleviler yüzyıllardır bu topraklarda sorunlar yaşıyorlar. Alevi inancını Anadolu coğrafyasında, Mezopotamya’da bitirmeye dönük bir yaklaşım olduğunu açıkça görüyoruz. Bu kampanyayı bu yüzden de başlattık. Bu inanç için varlık yokluk aşamasına gelmiş kritik bir dönemden geçiyoruz. Bu anlamda herkesin, her bir Alevinin bu meseleye daha özenli yaklaşması, daha duyarlı davranması gerektiğini düşünüyoruz. İnanç ve inancın ritüelleri yok olmakla yüz yüze.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP heyeti Alevi kurumlarını ziyaret ederek, kampanyayı anlattı

    HDP heyeti Alevi kurumlarını ziyaret ederek, kampanyayı anlattı

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu tarafından “Alevi toplumuna eşit yurttaşlık” çalışması kapsamında İzmir’de Alevi kurumları ziyaret edildi. Görüşmelerde  Alevilerin sorunlarının çözümünün eşit yurttaşlıktan geçtiği belirtildi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun, başlattığı “Alevi toplumuna eşit yurttaşlık” çalışması kapsamında İzmir’in Balçova ve Seferihisar ilçelerinde alevi kurumlarını ziyaret etti.

    HDP MYK üyesi İdil Uğurlu, Parti Meclisi üyeleri Hacay Yılmaz, Tevfik Kaçar, HDP Milletvekili Kemal Bülbül, HDP İzmir İl Eş Başkanı Çınar Altan’dan oluşan heyet ilk olarak Balçova’da bulunan Alevi Bektaşi Derneği’ni ziyaret etti. HDP heyetini dernek yönetimi ve üyeleri karşıladı.

    “12 EYLÜL ANAYASASI YIRTILMADAN EŞİT YURTTAŞ OLAMAYIZ”

    Ziyaret sırasında konuşan Milletvekili Kemal Bülbül, 12 Eylül Anayasası ile eşitliğin sağlanamayacağını vurguladı. Bu anayasanın bazı kimlikleri kutsallaştırırken diğerlerini aşağıladığını kaydeden Bülbül, “Türkiye’de 9 kere anayasa yapılmış. Bunların hiçbirinde halkın görüşleri sorulmamış, onlar bu sürece dahil edilmemiş. Hiçbir anayasa düzenlemesinde Türklük dışında farklı etnik kimliklerden söz edilmemiş. Türk kimliği gibi diğer kimlikler de onun kadar övülesi ve sevilesidir. 12 Eylül anayasası yırtılmadan eşit yurttaş olamayız” dedi.

    Eşit yurttaşlık için yeni bir anayasa süreci başlatılması gerektiğini ifade eden Bülbül, aynı şekilde tüm kimliklerden söz edilen ve anadilde eğitim yapılan eğitim programı oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Yine Alevilerin Koçgiri Katliamı’ndan bu yana sistematik katliam ve sürgün politikaları ile karşılaştığını kaydeden Bülbül, “Bu katliamların yargılamalarının hiçbirisi hukuka göre yapılmadı. Eşit yurttaşlık hakkı talebinde bu dosyalar yeniden açılmalı, uluslararası hukukun gerektiği ölçüde yargılamalar yapılmalı. Sahiden özür dileyen, onarıcı hukukla yaklaşılması gerekiyor” diye belirtti.

    “ALEVİLERİN İBADETHANESİNİN YASALAR NEZDİNDE KABUL EDİLMEMESİ CİDDİ HAK İHLALİDİR”

    Alevi toplumuna eşit hizmette yapılmadığını sözlerine ekleyen Bülbül, şunları söyledi:

    “Alevi toplumunun ibadethanesinin yasalar nezdinde kabul edilmiyor olması ciddi bir hak ihlalidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’in cemevleri ve zorunlu din derslerine yönelik kararları var. Fakat AKP bunu uygulamıyor. Alevi toplumuna eşit yurttaşlık dediğimizde bu konunun işsizlik, Kürt sorunu, Türkiye’deki sosyolojik, siyasi, kültürel bütün sorunlarla bağı olduğunu kabul edelim. Alevi toplumun eşit yurttaşlık hakkından söz ederken Alevilere benzer halklar, sosyal grup ve cinsiyetlerin de haklarından söz etmiş oluyoruz. Alevilerin 2023’e giderken eşit yurttaşlık mücadelesini yükseltmesi gerekiyor.”

    SEFERİHİSAR’DA DA ALEVİLERLE BULUŞULDU

    HDP Heyeti Seferihisar ilçesinde bulunan Alevi Kültür Derneği’ni de ziyaret etti.

    Burada dernek yönetimi ve yurttaşlar tarafından karşılanan heyet, eşit yurttaşlık üzerine konuşmalar yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu: Alevilerin talebi sadaka değil, statü ve eşit yurttaşlık talebidir-VİDEO

    Kenanoğlu: Alevilerin talebi sadaka değil, statü ve eşit yurttaşlık talebidir-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası tarafından kamuoyuna duyurulan “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyasına dair bilgiler paylaştı. Alevilerin en uzun süreli hak gaspına uğrayan topluluk olduğunu belirten Kenanoğlu, “Alevilerin talebi sadaka değil. Alevilerin talebi statü ve eşit yurttaşlık talebidir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, partisinin Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masasınca düzenlenen ve 5 Mayıs günü Dersim’de kamuoyu ile paylaşılan “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyasına dair açıklamalarda bulundu. Kampanya kapsamında hazırlanan ve bölge gezilerinde yurttaşlara dağıtılan kitapçığa ilişkin bilgiler veren Kenanoğlu, “Bu talepler HDP’nin oturup da kendisinin yazmış olduğu talepler değil. Bir bütün olarak bu talepler Alevilerin demokratik olarak zaten yıllardır mücadelesini verdikleri bir mücadele hattının sonucunda oluşmuş taleplerdir. Umarım bu çalışma yerini bulur ve Aleviler kısa sürede özellikle önümüzdeki seçimler sürecinden sonra yapılacak yeni bir anayasada yerlerini alırlar” diye konuştu.

    “ALEVİLER EN UZUN SÜRELİ HAK GASPINA UĞRAMIŞ TOPLULUKLARDIR”

    Türkiye’de Alevilerin önemli bir nüfusa sahip topluluk olduğunu belirten Kenanoğlu, “Aleviler esasında yaşadığı bütün coğrafyalarda en uzun süreli hak gaspına, hak mahrumiyetine uğramış olan topluluklardır. İnkara, imhaya, asimilasyona ve katliamlara uğramışlar. Merkezi otoriteye karşı tavır almaları, yerel yönetim anlayışlarını benimsemeleri, inançsal savundukları değer yargılarının egemen inanç tarafından reddedilmesi, onlara çok aykırı gelmesinden kaynaklı olarak birçok kez sapkın ilan edilmeleri gibi birçok sebep de sayabiliriz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN TALEBİ SADAKA DEĞİL, EŞİT YURTTAŞLIKTIR”

    HDP’nin başlatmış olduğu kampanya ile ilgili olarak “Alevilerin temel haklarıyla, inançsal özgürlükleriyle, inançsal haklarıyla ilgili olarak ortaya koydukları bir yazılı metin yok. Yani bir bildiri dahi yok. O nedenle HDP’nin yapmış olduğu bu çalışma esasında 100 yıllık cumhuriyet tarihini ele aldığımızda bir siyasi partinin yapmış olduğu ilk çalışmadır” yorumunda bulunan Kenanoğlu, şöyle konuştu:

    “Alevilerin talebi sadaka değil. Alevilerin talebi statü ve eşit yurttaşlık talebidir. İktidar da İçişleri Bakanlığı aracılığıyla bir komisyon oluşturdu. Bunlar da Türkiye’deki neredeyse bütün cemevlerini ve köyleri dolaşıyorlar. İhtiyacınız nedir? Ne istiyorsunuz? Eksiğiniz nedir? diye soruyorlar. “Bizim sorunumuz eşit yurttaşlık. Cemevinin ibadethane olmasını istiyoruz” dedikleri zaman da “Bu bizi aşan şeyler. Biz bunu karşılayamayız. Bu merkezi iktidarın sorunudur. İşte tuğla, çimento, beton, boya, badana ne ihtiyacınız varsa onları verelim, diyorlar. Mesele yine dönüp dolanıyor ve sadaka siyasetine dolaşıyor. Kendine bağlama taktiği olarak da bunu kullanıyorlar. Alevilerin sorunu sadaka değil, statüdür. Eşit yurttaşlık hakkıdır. O nedenle Alevilere eşit yurttaşlık hakkının tanınması ile ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bu kapsamda bu kitapçığı oluşturduk.”

    “ALEVİLERE YÖNELİK YASAKÇI ANLAYIŞ ORTADAN KALDIRILMALIDIR”

    Kenanoğlu, kampanya kapsamında oluşturulan kitapçığın içeriğine dair ise şunları kaydetti:

    “Alevilere yönelik yasakçı anlayışın ortadan kaldırılması için bütün yasaların taranması gerekiyor. Yani enerji piyasası kanunundan, köy kanununa, orman kanunundan, imar kanununa kadar bütün kanunların ve yönetmeliklerin tek tek taranması gerekiyor. Buralarda Alevilerin içerisinde yer almadığı yasaların Alevilerin de, cemevlerinin de içerisinde yer alacağı şekilde düzeltilmesi gerekiyor. Cemevlerinin Alevilerin ibadethane olduğunu kabul edilmesi gerekiyor.

    “LAİK, DEMOKRATİK, ÖZGÜRLÜKÇÜ VE ANADİLDE EĞİTİM OLMALIDIR”

    Diğer taraftan eğitim sistemi, laik, demokratik, anadilde ve özgürlükçü olmalıdır. Özellikle son dönemlerde tamamen İslami ağırlıklı eğitimler verilmeye başladı. Derslerin bilimsel eğitime yönelik bilimsel metotlarla olması gerekiyor. Din derslerinin kesinlikle okullarda olmaması gerekir. Arap, Kürt, Roman gibi Alevi etnik grupların kendilerinin anadilde ibadet hakkı ve ibadet ve eğitim hakkı korunmalıdır. Bunlar yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Alevi inanç merkezleri Alevilere iade edilmelidir. Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talebi çerçevesinde Alevilerin kutsal günleri var. Bunlar resmi ve idari tatil olmalı.

    “ALEVİLERİN YAŞAM ALANLARI KORUNMALIDIR”

    Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanı diye bir kurumun olmaması gerekiyor. Alevilerin yaşam alanları korunmalıdır. Alevilerin kutsalı ya ibadethaneleri sadece cemevleri ya da tekkeler, dergahlar değildir. Bunun dışında Alevilerin kutsal bağları, ağaçları, suları da vardır. Alevi inancı böyle bir inançtır. Dolayısıyla bütün bunların korunması, kollanması gerekiyor. Bu tür yerler inanç merkezi olarak görülmediği için buralara yönelik mermer ocakları, HES’ler, çeşitli maden faaliyetleri, izinleri verilmeye başlandı. Bütünüyle bunların ortadan kaldırılması, Aleviler için kutsal kabul edilen dağların, ziyaret yerlerinin, çeşmelerin, suların, akarsuların, ağaçların, mekanların koruma altına alınması gerekiyor. Kamuda hem hizmet anlamında hem de personel anlamında Alevilere yönelik ciddi bir ayrımcılık söz konusu. Özellikle son dönemlerde getirilen mülakat sistemiyle birlikte Alevi çocukları tümüyle bu sistemin dışına itilmiş durumdalar. Tümüyle bunun ortadan kaldırılması için hem bu konuda cezai yaptırımların arttırılması hem de liyakat sistemi bir sınavla kamu personeli olması gerekiyor.

    “ALEVİ KATLİAMLARI İLE YÜZLEŞİLMELİDİR”

    Alevilere uygulanan katliamlarla da yüzleşme yapılmalıdır. Katliamlarla ilgili yeniden bir hukuki süreç başlatılmalıdır. Arkasındaki siyasi irade ortaya çıkartılmalıdır. Kadınlara ve farklı cinsiyet kimliklerine yönelik ayrımcı politikalara son verilmeli. Aleviler bu konuda çok daha inançsal olarak “can” kavramını kullanan ve hiçbir şekilde cinsiyet ayrımcılığı yapmayan bir topluluktur. Ancak Alevilere de bunu hatırlatmak gerekiyor. Çünkü cemevleri içerisinde de gerek yönetim kadrolarında olsun, gerek hizmet kadrolarında olsun özellikle kadınların ikinci plana atıldığını daha çok hizmetkar anlamında onlara bakıldığını bilmemiz gerekiyor.”

    “TALEPLER, HDP’NİN KENDİ TALEPLERİ DEĞİLDİR”

    HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu sıraladığı talepler için “Bu talepler HDP’nin oturup da kendisinin yazmış olduğu talepler değil” diyerek, “Bir bütün olarak bu talepler Alevilerin demokratik olarak zaten yıllardır mücadelesini verdikleri bir mücadele hattının sonucunda oluşmuş taleplerdir” ifadelerini kullandı.

    Diğer siyasi partilere bu konuda yol gösterdiklerini de kaydeden Kenanoğlu, “Bu bizim Türkiye siyasi hareketine bir katkımızdır. Tüm siyasi partiler örnek alarak bu çalışmayı geliştirebilirler. Katkı sunar, daha da geliştirebilirler. Umarım bu çalışma yerini bulur ve Aleviler kısa sürede özellikle önümüzdeki seçimler sürecinden sonra yapılacak yeni bir anayasada yerlerini alırlar” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL