Etiket: kampüs cadıları

  • Kadınlar, ‘Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri Sempozyumu’nda’ buluştu – VİDEO

    Kadınlar, ‘Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri Sempozyumu’nda’ buluştu – VİDEO

    PİRHA- Türkiye Kadın hareketi, Kürt Kadın hareketi ve dünyadan feministler sempozyumla İstanbul’da bir araya geldi. Sempozyumda, kadınların yaşamın bir parçası olduğunun altı çizilerek, “Kapitalist sisteme karşı kadınlar kendi gündemlerini, kendi toplumsal dinamiklerini oluşturan bir süreci inşa ediyor. Tüm kadınların, feminist güçlerin birbiriyle dayanışmasının daha da güçlendirmek gerekiyor. AKP-MHP iktidarın saldırılarına karşı kadınlar kendi politikalarını uygulamalı” denildi.

    Mor Dayanışma, ‘Patriyarkal Kapitalizmin Krizinde Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri Sempozyumu’ düzenledi. Müze Gazhane’de düzenlenen sempozyumun ilk yarısında dünyadan deneyimleriyle Polonya’dan Zuzanna Dorota Karcz, Lübnan’dan Diana Moukkalled, Fransa’dan Arya Meroni, İtalya’dan Lucia Amorossi ve İran’dan Fatima Babakhan konuşmacı olarak yer aldı. İlk yarı soru ve cevaplar ile son buldu.

    Sempozyuma Polonya, İtalya, Lübnan, Fransa, İran ve Türkiye’den konuşmacılar katılırken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Perihan Koca ile Adalet Kaya, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Kadınlar Birlikte Güçlü, Kampüs Cadıları, sanatçılar, müzisyenler ve  Türkiye’nin birçok kentinden  çok sayıda kadın da takip etti. Sempozyumun gerçekleştiği salonun duvarlarına, “Patriyarkal kapitalizme karşı dünyanın bütün kadınları birleşin”, “ Filistin’de soykırıma İsrail ile ticarete son”, “Bizi enkaz altında bırakanlara inat yaşamı yeniden kuracağız”, “Milyonlar yoksullaştıkça zenginleşen bir avuç zenginin düzenini yıkacağız”, “ Başka bir hayat yok, sosyalist feminist mücadelede örgütlen”, “Renklerin direnişi direnişin renkleri var”,  “Savaşa karşı yaşamı, talana karşı doğayı savunuyoruz”  “Mor Dayanışma 10 yaşında yaşasın örgütlü feminist mücadelemiz” pankartları asılırken, sık sık “Yaşasın sosyalist feminist mücadelemiz” “Jin Jiyan Azadi”sloganların salonda yankılandı.

    Sempozyumun ikinci yarısında Türkiye’den kadınlar feminist deneyimlerini paylaştı. İkinci yarıda Mor Dayanışma’dan Cemile Baklacı, Kampüs Cadıları’ndan Rozona Urkun, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, Mor Liste’den Ayşecan Ay ve Kadınlar Birlikte Güçlü’den Selin Top konuşmacı olarak katıldı.

    “FEMİNİST OLMAKLA GURUR DUYUYORUM”

    Sanatçı Gaye Su Akyol sempozyuma güç veren kadınlar arasındaydı. Akyol, “Kadın olmak başlı başına bir deneyim. Her birimizin yüzlerce yıl sürecek olan anıları ve acıları vardır. Hayalleri için savaşan ve mücadelen eden bir kadının sahip olduğu başarılar herhangi bir erkeğin savaşından yüzlerce kat kıymetli. Kadınların önüne çıkarılan sorunlar, mücadele alanları o kadar geniş ki. Bugün burada hayalleri için mücadele eden, varlığıyla sisteme karşı yeterince aykırı olan bir varoluştan bahsediyoruz. Var olma mücadelimizi çok kıymetli buluyorum. Feminist olmakla gurur duyuyorum” dedi.

    “DİRENEN KADINLARIN SELAMINI GETİRDİM”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Mersin Milletvekili Perihan Koca konuşmasında  “ Ben deprem bölgesinden geliyorum. 6 Şubat depremlerinin bütün ağırlığını kadınlar üstleniyor. Kentleri yeniden yaşama hazırlıyorlar. Hatay’da enkazın altında acele kamulaştırma politikalarına karşı Dikmece’de direnen kadınların selamlarını sevgilerini getirdim sizlere. Dikmece’den Akbelen’e uzanan direnişte kömürün karasına karşı yaşamı savunan Akbelen direnişlerinin, İkizköy’deki kadınların selam ve sevgilerini getirdim. Faşist rejiminin çimentosunu oluşturan KHK’li akademisyenin selam ve sevgilerini getirdim size. Ayrıca LGBTİ+’lara dair mücadele edenlerin de selamlarını getirdim” ifadelerine yer verdi.

    “TARİH MÜCADELE EDENLERİN TARİHİDİR”

    Mor Dayanışma MYK üyesi Pelin Songül Çiçek’in moderatörlüğünde başlayan ikinci oturumda Cemile Baklacı Türkiye’de sağ faşizmin ilerleyişini ve karşı feminist mücadeleyi ele alarak “Dünya’da kapitalizmin ulaşamadığı bir toprak parçası kalmadı. Kapitalizmin ilerleyişi bir takım krizi ve yoksulluğu daha derinden yaşamamıza sebep oluyor. Seller, yangınlar, ölümler ve savaş yayılıyor ve dünyayı cehenneme sürüklüyor. Krizlerin yönetilebilmesi için iktidarların buraya uygun bir biçimde hareket etmesi gerekiyor. Bizler tarikatlar ve cemaatlerle toplumun yeniden inşa edildiği bir süreci yaşıyoruz. Toplumun yeninden inşa sürecini seçimlerle birlikte hızlandığınızı görüyoruz. Tarih mücadele edenlerin tarihidir. İktidar faşizmi kurumsallaştıramadıysa kadınların isyanından dolayıdır.” dedi.

    “KOTA UYGULAMASI LÜTUF DEĞİL GASP EDİLEN HAKLARIN GERİ ALINMASIDIR”

    Mor Liste’den Ayşecan Ay konuşmasında sendikal mücadelede feminist örgütlenmenin önemine değinerek kazanımlarının bazılarını şöyle sıraladı; “Kadınların her ay kendi belirledikleri bir günde regl izinleri, doğum izinleri 8+8+4 hafta ve şimdilik 15 günlük babalık izinlerini kazandık.” Ay konuşmasının devamında “Biz sendikada rol oynayarak hakim dili değiştirebildiğimizi gördük. Sendikalaşma önündeki en büyük engeller sendikaların kadını temsil etmemesidir. Sendika bu kadınlara ulaşamıyor. Kadın işçileri temsil etmiyorlar bunları dert bile etmiyorlar. Temsilde eşitlik için hayata geçirilen kota uygulaması lütuf değil gasp edilen hakların geri alınmasıdır. Sendikal mücadelede biz sınıfı bölmüyoruz sınıf biziz.” dedi.

    “YARA NEREDEYSE KİMLİK ÖNCE O OLUR”

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya Kürt kadın hareketinin dününü ve bugününü anlattı. Kaya, “Cumhuriyetin 100 yıllık süreci boyunca Türk ve Sunni idolojiyle, devlet şiddetiyle, asimilasyon politikalarına maruz kaldık. Yara neredeyse kimlik önce o olur. Biz kız çocuğu olmadan önce Kürt kimliğimizi öğrendik. Kadın olma meselesimiz Kürt olma meselimizle ilgili. Bizim kadın mücadelemiz önce Kürt özgürlük mücadelesiyle tanışmamızla başladı.”dedi. Kürt kadın mücadelesinin tarihsel olarak Zarife’lerin mücadelesine, Dersim’de katledilen kadınların mücadelesine dayandığına değinen Kaya, Sakine Cansız ve Gültan Kışanak’ın kitaplarında yer alan işkencelere dair örnekler verdi.  Kaya, çözüm sürecinin kadın hareketini büyük ölçüde etkilediğini ifade ederek “Barış masasında olmak, koşullarını konuşmak TJA’nın en önemli amacıydı. Kadının olmadığı her barış masası dağılmış, ya da barışın taraflarının yeniden savaştığını görüyoruz “dedi.

    Kadınlar Birlikte Güçlü adına konuşan Selin Top ortak zeminde mücadelenin önemine vurgu yaptı. Ardından Kampüs Cadıları’ndan Rozana Urkun’un üniversiteli genç kadınların örgütlenme deneyimleriyle ilgili paylaşımlarıyla sempozyum son buldu

    Dilan ŞİMŞEK-Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Berivan Çıngırlar: Yurtlarda kendimizi güvende hissetmiyoruz; kadın erkek eşitsizliği de var- VİDEO

    Berivan Çıngırlar: Yurtlarda kendimizi güvende hissetmiyoruz; kadın erkek eşitsizliği de var- VİDEO

    PİRHA- Aydın’da KYK yurdunun ihmalleri sonucu yaşamını yitiren Zeren Ertaş’ın ardından kadın öğrenciler, bir hiçbir alanda kendilerini güvende hissetmediklerini dile getiriyorlar. PİRHA’ya konuşan Berivan Çıngırlar, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde aramızdan kopartılan kız kardeşlerimizin için, bize yurtlarda, kampüslerde, sokaklarda şiddet ve baskı uygulanmasının öfkesi ile sokakları dolduracağız” dedi.

    Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı (KYK) Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda arızalanan ve öğrencilerin ısrarına rağmen bakımı yapılmayan asansörün düşmesi sonucu 22 yaşındaki Zeren Ertaş hayatını kaybetmişti. Ertaş’ın ihmale bağlı ölümünün ardından Türkiye’nin dört bir yanında devlete bağlı kurumlarda yaşanan ihmaller zinciri gözler önüne serildi. Ertaş’ın ölümünden bu yana birçok kentte eylemler düzenlendi ve arkadaşları hem Zeren Ertaş’ı anmaya hem de isyanını yükseltmeye devam ediyor.

    “ASANSÖR SORUNU TÜM YURTLARDA VAR”

    Kampüs Cadıları’ndan Berivan Çıngırlar, KYK yurtlarının içinde bile rahat giyinemediklerini, yemek sırası beklerken bayılan öğrenciler olduğunu ve yurtlarda sıkça yaşanan zehirlenme sorununu bir kez daha hatırlatarak, “Zeren Ertaş‘la birlikte kadınların öfkesini tetikleyen bir şeye dönüştü. Birçok kadının yurdundan dışarı çıktığı, öfkesini kanalize ettiği bir ortam oluştu. İlk başta Aydın’da başladı yurt eylemleri. Daha sonra İstanbul’da Manisa’da Denizli’de birçok kentte bu çıkışlar baş gösterdi. Zeren Ertaş’ın ölümü kadınların aklına ‘yerinde ben de olabilirdim’ düşüncesi getirdi ve Zeren’in yaşadıklarını yaşayan bir çok kadın varmış zaten. Asansör sorunlarının tüm yurtlarda gerçekleştiği ve hala devam ettiği bir durum var ortada” dedi.

    “KADIN ERKEK EŞİTSİZLİĞİNİN YAŞANDIĞI ÇOK FAZLA DURUM VAR”

    “Yurtlar, üniversiteye başladığımız andan itibaren “baba evi- devlet güvencesi” olarak anlatılıyor” diyen Çıngırlar şöyle devam etti:

    “Baba evi- devlet güvencesi adı altında lanse edilen yurtlarda, güvenliklerin ahlak bekçisine dönüştüğü, giriş çıkış saatlerine kadar kontrol ettiği, gece 11.00’den sonra aileyle iletişime geçilen ve iktidarın baskı mekanizması oluşturduğu bir gerçeklik var. Erkek yurtlarına baktığımızda birçok kadın arkadaşımızın da söylediği gibi gece 11.00’de gelsin 12.00’de gelsin çok umursanmıyor. Buralarda bile kadın erkek eşitsizliğinin yaşandığı çok fazla durum var.”

    “GÜVENLİKLİ BARINMA ORTAMLARI İSTİYORUZ”

    Berivan Çıngırlar, üniversite yurtlarında sorunların çözümüne ilişkin taleplerini ve çözüm önerilerini ise şöyle anlattı:

    “Biz kadınlar olarak yemek denetiminde aralarında bir öğrenci arkadaşımızın bulunduğu bir sistem istiyoruz. Giriş çıkış saatlerimize, ne giydiğimize karışılmayan yurtlar istiyoruz. Güvenlikli barınma ortamları istiyoruz. Bunun için birçok yurtta toplu dilekçe verme çalışmalarımız vardı. Öğrencilerden şöyle bir yanıt geliyor ‘ya beni fişlerlerse, ya ismim alınırsa’ bunun gibi endişeleri var. İnsanlar artık dilekçe vermeye bile çekinir hale geldi. O yüzden toplu dilekçe oluşturma kısmında zorlanıyoruz ama onun yerine alternatifler düşündük. Mesela yurt komiteleri oluşturma. Bu yurt komiteleri herhangi bir şikayet oluştuğunda dilekçe oluşturma ve bunu güvenli bir biçimde yapma çalışması içerisine girdik.”

    “BU ÖFKEYİ 25 KASIM’A TAŞIMALIYIZ”

    25 Kasım’a giderken erkek şiddetine, devletin güvencesiz yurtlarına ve kampüslerine karşı kadınları dayanışmaya çağıran Çıngırlar, “Güzel bir hareketlilik ve öfke var. Biz bu öfkeyi 25 Kasım’a da taşımalıyız. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü ve bu da bir şiddet biçimi. Hayatını kısıtlama, özgürlüğüne müdahale etme biçimi olduğu için 25 Kasım’a kadınları taşımak bizim için ekstra önemli bir noktada. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde aramızdan kopartılan kız kardeşlerimizin için, bize yurtlarda, kampüslerde, sokaklarda şiddet ve baskı uygulanmasının öfkesi ile sokakları dolduracağız. Yaşamlarımızı savunmak ve aslında ölmemek için gelerek el ele tutuşarak, dayanışmamız örerek, sıkı bir şekilde birbirimizle dayanışmaya ihtiyacımız var. Kadın dayanışmamızı büyüterek ve iktidara karşı örgütlenerek bu sistemi yeniden inşa edebiliriz. 25 Kasım’da tüm üniversiteli kadınları sokaklarda öfkemizi büyütmeye ve dayanışmaya çağırıyoruz” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Kampüs Cadıları: Kapitalist sisteminizi başınıza yıkacağız

    Kampüs Cadıları: Kapitalist sisteminizi başınıza yıkacağız

    Ekonomik krize dikkat çekmek amacıyla açıklama yapan Kampüs Cadıları, “Kriz dönemlerinde ilk olarak kadınlara saldıran patriyarkal kapitalist sisteminizi başınıza yıkmaya geliyoruz” dedi.

    Kampüs Cadıları, hayat pahalılığına karşı Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Sökmen Kampüsü önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. “Regl değil, ekonomi politikalarınız iğrenç” pankartını açan kadınlar adına açıklama yapan Selver Büyükkeleş, “Üniversiteli genç kadınlar olarak geçinemiyoruz, barınamıyoruz, en temel ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamıyoruz” dedi.

    ‘SİSTEMİNİZİ BAŞINIZA YIKMAYA GELİYORUZ’

    Büyükkeleş, kampüslerde ve yurtlarda yemek fiyatlarında artan pahalılıktan dolayı beslenemediklerini, mevcut şartlar altında kredi ve burslarda yapılan zamların bir geçerliliğinin olmadığını belirtti. Büyükkeleş, “Bir yandan zamlar artarken diğer yandan kadın işsizlik oranları da artıyor. Mezun olduğumuz zaman bizi bekleyen işsizliği ve geleceksizliği kabul etmiyoruz! Kriz dönemlerinde ilk olarak kadınlara saldıran patriyarkal kapitalist sisteminizi başınıza yıkmaya geliyoruz!” diye konuştu.

    ‘ASLA GERİ ADIM ATMIYORUZ’

    En temel ihtiyaçlardan biri olan hijyenik ped ve tamponların devlet tarafından lüks tüketim ürünü olarak tanımlandığını söyleyen Büyükkeleş, şöyle devam etti:

    “Hijyenik ped ve tamponlardan yüzde 18 vergi alınması kabul edilemez! Artan zamlarla birlikte hijyenik ped ve tamponlara ulaşmamız imkansız hale geldi. Ekonomik sebeplerle daha ucuz ve kalitesiz ürünlere yöneldikçe sağlığımız tehlikeye giriyor. Bizi bu çıkmaza sokan, sağlığımızı tehlikeye atan erkek devletten alacaklıyız! İktidarın hijyenik ped ve tamponları lüks tüketim ürünü olarak tanımlamasının altındaki kadın düşmanı politikaların farkındayız, isyan ediyoruz! Bizler ücretsiz ve ulaşılabilir hijyenik ped talebimizden asla geri adım atmıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kampüs Cadıları: İsyanımızı ve öfkemizi alıp kampüslerimize dönüyoruz! -VİDEO

    Kampüs Cadıları: İsyanımızı ve öfkemizi alıp kampüslerimize dönüyoruz! -VİDEO

    PİRHA- Kampüs Cadıları yaptıkları basın açıklamasıyla, pandemi döneminde kapanan üniversitelerdeki mücadelelerine geri döndüklerini belirtti. Kadınlar adında açıklamayı okuyan Selver Büyükkeleş, “Üniversitelerimizin bir süredir içinin boşaltılmaya çalışılarak anti demokratik bir zemine çekilmeye çalışıldığının farkındayız. İsyanımızı ve öfkemizi alıp kampüslerimize dönüyoruz!” dedi.

    Kampüs Cadıları, Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Sökmen Kampüsü Kültür Sokak önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.

    Yaptıkları açıklamada ‘Geri döndük! Kampüslerimizi mora boyamaya geliyoruz!’ yazılı pankart açan Kampüs Cadıları, pandemi döneminde kapanan üniversitelerde ki mücadelelerine geri döndüklerini belirtti.

    Kadınlar eylemde sık sık ‘Geceleri de, meydanları da terk etmiyoruz’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’ sloganları atarken açıklamayı Selver Büyükkeleş okudu.

    “KAYYUMLARLA UZLAŞMAYACAĞIZ”

    Yaklaşık iki yıl süren uzaktan eğitim süreciyle birlikte yaşam alanları olan kampüslerden uzaklaşmak zorunda kaldıklarını ifade eden Büyükkeleş şunları dile getirdi:

    “Uzaktan eğitim sürecinde artan dijital şiddete, derslerde öğrencileri taciz eden hocalara karşı kızkardeşliğimizi ve dayanışmamızı yükseltip mücadele etmiştik. Şimdi yüz yüze eğitimin başlaması ile birlikte kız kardeşliğimizi, isyanımızı ve öfkemizi alıp kampüslerimize dönüyoruz! Üniversitelerimizin bir süredir içinin boşaltılmaya çalışılarak anti demokratik bir zemine çekilmeye çalışıldığının farkındayız. Boğaziçi direnişiyle beraber kayyum rektörlere karşı çıktığımızda, üniversitelerimizde seçim istediğimizde maruz bırakıldığımız şiddeti kabul etmedik. Şimdi de kayyum rektör istemiyoruz demeye devam ediyoruz. Okula geldiklerinde ilk önce kadın çalışmaları ve LGBTİ+ kulüplerini kapatan, kadın düşmanı ve LGBTİ+fobik kayyumlarla uzlaşmayacağız.”

    “CİNSEL TACİZİ ÖNLEME BİRİMLERİNİN HER ÜNİVERSİTEDE OLMASINI İSİTYORUZ”

    Atanan kayyum rektörlerin, geldikleri gibi kadınların haklarına saldırılarının bir göstergesi olarak Cinsel Tacizi Önleme Birimleri’ni kapattığını ve işlemez hale getirdiğini söyleyen Büyükkeleş sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen en büyük kazanımlarımızdan biri olan Cinsel Tacizi Önleme Birimlerinin her üniversitede olmasını, var olan birimlerin feminist bir odakla işletilmesini talep ediyoruz. Üniversitelerimizin açılmasıyla beraber sermaye ve devlet işbirliğiyle ev ve yurt ücretleri fahiş rakamlara yükseldi. İlk haftadan yemekhaneye fiyatlarına zam geldi. Biz öğrencilerin barınma hakkını gasp eden, güvenli ve nitelikli yurtlar sağlamayanlardan alacaklıyız! Yurtlarda cinsiyet eşitsizliğine ve LGBTİ+ fobik tutumlara maruz bırakılmayı, ahlak bekçileri tarafından yurda kaçta girip çıktığımızın sorgulanmasını, tacize uğradığımızda bizlerin suçlanmasını kabul etmiyoruz!

    Güvenli kampüsleri alacağız! Yaşam alanlarımız olan kampüsler erkek egemen ve kadın düşmanı, fobik okul yönetimleri tarafından bizler için yaşanılmaz hale getirilmeye çalışılıyor. Geri geldik, buradayız. Kampüslerimiz bizler için güvenli hale gelene kadar mücadelemizden geri adım atmıyoruz. Mezuniyet törenlerinde açtığımız bayraklardan, taktığımız maskelerden, varlığımızdan dahi korktuğunuzu biliyoruz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır demeye, LGBTİ+ bayraklarımızı her yerde dalgalandırmaya devam edeceğiz. Kampüslerimizi kayyumlardan, cinsiyetçi akademiden, tacizci tecavüzcü hocalardan geri almaya geliyoruz. Biz kadınlara, LGBTİ+’lara ve kampımızdan sonra biz Kampüs Cadılarına yöneltilen, bilinçli bir şekilde gerçekleştirilmiş linç politikalarını da alaşağı edeceğiz.”

    “ÜNİVERSİTELERİ FEMİNİST MEKANLARA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ”

    Pandemide dahi geceleri de sokakları da meydanları da bırakmadıklarının altını çizen Büyükkeleş, “Şimdi kampüslere geliyoruz! 1 Temmuz’da olduğu gibi, önümüze kurduğunuz barikatları yıkmaya geliyoruz! Kampüslerde LGBTİ+ fobik, cinsiyetçi eğitimle mücadele etmeye kaldığımız yerden devam etmeye geliyoruz! Şimdi yeni dönemde; geceleri, meydanları, sokakları asla bırakmadığımızı tekrardan kahkahamızla, neşemizle, direncimizle yaşamın tüm alanlarında olacağımızı gösterme vakti. Birbirimizden ve örgütlü sosyalist feminist mücadelemizden aldığımız güçle üniversiteleri biz genç kadınlar için yaşanılabilir feminist mekanlara dönüştüreceğiz. Ortaçağda yakamadıkları cadılardan aldığımız mirasla, katledilen kızkardeşlerimizin hatırasıyla özgürlüğümüzü ve isyanımızı kuşandık. Kaldığımız yerden çok daha güçlü ve mücadele dolu bir şekilde devam ediyoruz. Geliyoruz! Kampüslerimizi mora boyamaya devam ediyoruz!” diye belirtti.

    PİRHA/HATAY

  • Hatay’da kadınlardan açıklama: Yaşamlarımızı, haklarımızı sizlere bırakmayacağız!

    Hatay’da kadınlardan açıklama: Yaşamlarımızı, haklarımızı sizlere bırakmayacağız!

    PİRHA-“Cadısın Hatırla İsyanla Özgürleş” kampanyasına dair Hatay’da açıklama yapıldı. Açıklamada, “Yaşamlarımızı, haklarımızı, hiçbir zaman sizlere bırakmayacağız. Tüm kadınları, kızkardeşlerimizi mücadeleye omuz vermeye, özgürlüğümüzü ellerimize almaya çağırıyoruz!” denildi. 

    Kampüs Cadıları “Cadısın Hatırla İsyanla Özgürleş” merkezi kampanyasını başlattı. İstanbul, İzmir, Denizli, Ankara’da başlayan eylemler Antakya’da da yapıldı. Antakya Kampüs Cadıları, Büyük Antakya Parkı’ında, yazar Margaret Atwood’un feminist distopyasından uyarlanan “Damızlık Kızın Öyküsü” dizisinin kostümleri ile alandaydı.

    Basın metnini Kampüs Cadıları adına İrem Oral okudu. Tarih boyunca ezilen, sömürülen, ikincil konuma itilen, yakılan, katledilen tüm kadınların isyanı ve cüreti ile sokaklarda olduklarını belirten İrem Oral, “Kadın şiddete, tacize maruz bırakılıyor. Her gün en az 3 kadın erkek devlet şiddeti sonucu katlediliyor. Biliyoruz ki artan şiddet ve cinayetler tesadüfi değildir” dedi.

    HAYATLARIMIZ DÖRT BİR YANDAN SALDIRI ALTINDA!

    İrem Oral, “İktidar, kadın düşmanı söylemleri ve politikaları tam önüne koymuş durumda. Mücadelemiz ile kazandığımız haklarımıza bir bir saldırıyorlar” diyerek, şunları söyledi:

    “Tüm bu politikalardan cesaret alan katiller “Seni öldürürsem 3 – 5 ay yatar, çıkarım” diyebiliyor. Şiddet ve saldırı durumlarında şikayetçi olmak isteyen kadınlar, ya faillerle barıştırılmaya çalışıyor ya da karakollardan evlere gönderiliyor. Üniversite hayatlarımız boyunca bir yandan okurken bir yandan çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Çalıştığımız yerlerde en çok karşımıza çıkan durumlar taciz ve mobbing oluyor. Bununla birlikte genç kadın işsizliği art arda kendi rekorunu kırmaya devam ediyor. Halihazırda zaten genç işsizlik rakamları resmi verilen iki katı iken genç kadın işsizlik oranı ise %52,4 ile artışını sürdürüyor.

    EVDE, KAMPÜSTE, SOKAKTA, İŞ YERİNDE GÜVENDE DEĞİLİZ!

    Bir tarafta bu saldırılar ve kadın düşmanlığı şiddetlenirken diğer tarafta ise kadınlar isyan çığlıklarıyla sokakları dolduruyor, geri adım atmıyor. Yan yana gelerek kızkardeşliği yaşamın her alanında yükseltiyor. Bizleri özel alanlarımıza sıkıştırmak isteyen, baskıcı denetim mekanizmalarıyla yaşamlarımızda tahakküm kuran patriyarkal kapitalizmi isyanımızla al aşağı etmeye söz verdik. Yakamadığınız cadıların torunları olduğumuzu sizlere her gün hatırlatarak sahip olduğumuz özgürlüğü kuşanıyoruz. Yaşamlarımızı, haklarımızı, hiçbir zaman sizlere bırakmayacağız. Tüm kadınları, kızkardeşlerimizi mücadeleye omuz vermeye, özgürlüğümüzü ellerimize almaya çağırıyoruz!”

    PİRHA/HATAY