Etiket: kamu emekçileri sendikası

  • On binlerce emekçi Ankara’dan seslendi: Bütçe savaşa değil, yoksulluğa ve barışın tesisine kullanılsın-VİDEO

    On binlerce emekçi Ankara’dan seslendi: Bütçe savaşa değil, yoksulluğa ve barışın tesisine kullanılsın-VİDEO

    PİRHA- KESK’in Ankara’daki mitinginde bütçenin ekolojik yıkım, doğan talanı, savaş, güvenlikçi politika ve silahlanmaya aktarılmasına tepki gösteren on binlerce emekçi, ülkenin kaynaklarının yoksulluğun ve işsizliğin önlenmesi, adaletin, barışın ve demokrasinin tesis edilmesi için kullanılması çağrısında bulundu.

    Anadolu Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen sendika üyeleri, taleplerini taşıdıkları pankartlarla duyurmaya devam ediyor. “Yoksulluk sınır üzerinde maaş”, “Vergide adalet”, “Ulaşım, barınma, beslenme desteği”, “Ücretsiz bir öğün yemek”, “Yan ödemeleri emekliliğe yansıt” ve “İktidarların çıkarları için değil! Kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar ve tüm hak sahipleri için sosyal hizmet” pankartlarını taşıyan KESK üyeleri ,Türkiye’nin dört bir yanından “Geçinemiyoruz” demek için Ankara’ya geldi.

    AKM önünden Tandoğan Meydanı’na yürüyüş başladı. Yürüyüş boyunca halkın geniş kesimlerini yoksullaştıran ekonomi yönetimine, TÜİK’in gerçeği yansıtmayan enflasyon açıklamalarına, yüksek enflasyon karşısında hâlâ ücretlerin baskılanmaya çalışılmasına, eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere yeterince bütçe ayrılmamasına karşı mücadele çağrıları yapıldı. Savaşı derinleştiren politikalara itiraz eden KESK’liler, savaşa harcanacak bütçenin halkın temel gereksinimlerine harcanmasını talep etti.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun, Ankara’da düzenlediği “Geçinemiyoruz” mitingine on binler katıldı. AKM önünden Tandoğan’a kadar yapılan yürüyüşün ardından meydanda yapılan mitingde halkın geniş kesimlerini yoksullaştıran ekonomi yönetimine, TÜİK’in gerçeği yansıtmayan enflasyon açıklamalarına, yüksek enflasyon karşısında hâlâ ücretlerin baskılanmaya çalışılmasına, eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere yeterince bütçe ayrılmamasına karşı mücadele çağrıları yapıldı. KESK’liler taşıdıkları dövizlerle, attıkları sloganlarla kayyum atamalarına da tepki gösterdi.

    KADINLAR TALEPLERİYLE ALANDA

    Kadınlar da kendi talepleriyle miting alanındaydı. Yoksullaştırma politikalarından en çok kadınların ve LGBTİ+’ların etkilendiğini vurgulayan KESK’li kadınlar, merkezi bütçenin de toplumsal cinsiyet ayrımı körü olmaması gerektiğini ifade etti.

    Son dönemde artan kadın cinayetlerine ve yoğunlaşan kadına yönelik şiddete değinen KESK’li kadınlar “Haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkıyor, emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki binlerce yıllık erkek egemen sömürü düzenine karşı mücadelede birleşiyoruz!” dedi.

    KAYYIMLAR GÜNDEMDE 

    Mitingin gündemlerinden biri de kayyım atamaları oldu. KESK’liler taşıdıkları dövizlerle, attıkları sloganlarla kayyum atamalarına tepki gösterdi. Kayyımun halkın iradesinin gaspı olduğunu ifade etti.

    Yoksulluğa Karşı Mücadelede Birleşiyoruz! şiarıyla, 50 binden fazla kamu emekçisi ve halkın katılımıyla düzenlenen mitingde ortak metni KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ve Ahmet Karagöz okudu.

    “ÇARKLAR; RANT, SOYGUN ÜZERİNDEN DÖNÜYOR”

    Koçak ve Karagöz‘ün konuşmalarından başlıklar şöyle:

    “Bundan tam 10 yıl önce yine burada, Ankara’da “Emek, Demokrasi, Barış ve Adalet” mitingimizde hep bir ağızdan “Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz! Diye haykırmak istemiştik. Aradan 10 yıl geçti. Bozuk düzende sağlam çark olmayacağını her gün daha ağır bir biçimde yaşamaya devam ediyoruz. Çünkü bu bozuk düzenin çarkları yıllardır dönmeye devam ediyor. Çarklar; yıllardır ülkemizi emperyalist kapitalist sisteme, yabancı ve yerli tekellere daha fazla bağımlı hale getiren uluslararası sermayenin yağmasına yol açan neo-liberal politikalarla dönüyor. Bu ülkede çarklar; yıllardır borçlanmaya, ranta, betonlaşmaya dayalı bir ekonomik model üzerinden dönüyor.   Çarklar, sadece sanayide, teknolojide, enerjide değil tarımda, hammaddede hemen her alanda dışarıya bağımlı hale getirilmesi ile dönüyor. Bu ülkede çarklar; yıllardır hepimizden, halktan alınan vergilerle, kaynaklarla kurulan; PETKİM’den TÜPRAŞ’a, SEKA’dan TEKEL’e, TEDAŞ’dan SÜMERBANK’a, yem fabrikalarından, limanlara, şeker fabrikalarından madenlere kadar tüm kamu işletmelerini, fabrikaları özelleştirme soygunu ile yok pahasına yabancı ve yerli sermayeye peşkeş çekilmesi ile dönüyor. Çarklar; Kadın emeğinin değersizleştirilmesi, bakım sorumluluğunun kadına yüklenmesi üzerinden dönüyor.

    KAYYIM, KHK, İHRAÇLAR..

    Bizim söylediklerimizi bir yana; 22 yıldır ülkeyi yönetenler bu bozuk düzenin çarklarının nasıl ve kimin için döndürdüklerini zaten açık açık itiraf ediyorlar. Döviz kuru ve enflasyon rekor üstüne rekor kırarken dönemin Maliye Bakanı çıkıp aynen şöyle demişti. “Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar. Çarklar dönüyor”. Doğru çarklar dönüyor. Ama nasıl dönüyor? Çarkların içinde kimler eziliyor ? Emek karşıtı, sermaye yanlısı bütçelerle, adaletsiz vergi sistemi, özelleştirme talanı ve kamunun tasfiye edilmesi ile düzenin çarkları biz emekçileri eziyor. TÜİK’in sahte rakamları ile düşük gösterilen enflasyonla, açlık sınırında ücretlerle, angarya çalışmayla, güvencesiz istihdamla çarklar bizi eziyor. Hak arama yollarımızı kapatan, insan hakları ihlallerini körükleyen güvenlikçi politikalarla, darbelerle, sıkıyönetimlerle, OHAL’lerle, kayyum darbeleri ile çarklar bizi eziyor.

    Grev yasaklarıyla, sendikal hak ihlalleri ile torba yasalarla KHK’lerle, sorgusuz sualiz ihraçlar, açığa almalar, sürgünlerle çarklar bizi eziyor. Doğayı talan eden, yaşam alanlarımızı yok eden ranta dayalı betonlaşma ile çarpık kentleşme ile düzenin dişlileri bizi yok ediyor. Kadın yoksulluğunun, güvencesizliğinin eşitsizliklerin derinleştirilmesi ile bu çarklar bizi eziyor. Kısacası bu bozuk düzenin çarkları; yıllardır halkı, emekçileri, kadınları, yoksullaştırarak,  bir avuç zengini daha zengin etmek için dönüyor.

    SAVAŞ POLİTİKALARI

    Bu iktidarın savaş ve rant politikalarının sonuçları; seçilmiş milletvekillerinin halen cezaevinde tutulması Belediye Başkanlarının, Eş Başkanlarının yerine kayyım atanması, halk iradesinin ayaklar altına alınmasıdır. Demokrasinin, hukukun, adaletin, sendikal hak ve özgürlüklerin kırıntılarının bile rafa kaldırıldığı, tek adam rejiminin ferman düzenidir. Siyasal iktidarın ırkçı, gerici bir anlayışla laikliği hedef alması, etnik ve inanç kimlikleri üzerinden toplumun ayrıştırılması ve kutuplaştırılmasıdır.  Kontrolsüz iç ve dış göçün yarattığı göçmen ve sığınmacı sorunları üzerinden ırkçılığı yeniden üretilmesidir. Yaşanan sorunların sebebi savaştan kaçarak ülkemize sığınan yoksul halklar değil emperyalist güçlerin ve yerli işbirlikçilerinin savaş tamtamlarıdır.

    “KAYYIM TOPLUMSAL BARIŞA DARBEDİR”

    Demokrasinin varlığının temel koşulu halk iradesine saygı duymaktır. Bunun aksine her türlü karar ve müdahale halkın demokratik iradesinin gasp edilmesidir. Bir kez daha altını çiziyoruz. Kayyım; halk iradesine, emeğe, toplumsal barışa darbedir. Kayyım; yerel yönetim emekçilerini işinden, ekmeğinden eden, toplu sözleşmelerini iptal eden, sürgünü, sendikal ayrımcılığı, angarya çalıştırmayı rutin hale getiren emek düşmanlığının adıdır. Kayyım; yolsuzluktur, boşaltılan kasalar, Yandaşlara belediyelerde kadro açmak, ihale dağıtmak, halkın omuzlarına katmerli borçlar yüklemektir. Kayyım; rantçı belediyecilik anlayışı karşısında olanlara, eşit yurttaşlık temelinde, bir arada barış içinde yaşamak isteyen halklara yönelik bir gözdağıdır. Kayyım; halkla belediye arasına konulan beton duvarlardır.

    “KÜRT SORUNUNUN DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ VE ALEVİLERE EŞİT YURTTAŞLIK”

    Bizler eşit, özgür, laik ve demokratik bir ülkede barış içinde bir arada yaşamak istiyoruz. Bu nedenle saltanatlarını sürdürmek için acıdan ve gözyaşından, kutuplaştırmadan, çatışmadan beslenenlerin karşısında bir arada olmaya devam edeceğiz. Başta laiklik olmak üzere Cumhuriyetin bütün kazanımlarını, izlerini hafızalarımızdan silmeyi hedefleyen zihniyete karşı; “Laiklik” ve “Demokratik Cumhuriyet” mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.

    Kürt sorununun demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesinden yanayız. Halklarımız barış özlemini ortak yaşam eşit yurttaşlık talebini açıkça ortaya koymuştur. Barış süreci yeniden örülmeli, başta Kürt halkı ve Aleviler olmak üzere halkların eşit yurttaşlık talebinin anayasal güvence altına alınması için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Koçak ve Karagöz taleplerini şöyle sıraladı:

    “-Öncelikle bütçe hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını, emekçilerin ve emek örgütlerinin bütçe sürecine katılım sağlayabileceği yasal bir düzenleme yapılmasını istiyoruz.
    -Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını, kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini istiyoruz.
    -Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini, kadınların güvenceli istihdamının arttırılmasını, kadınları şiddetten koruyacak kamusal hizmetlerin genişletilmesini istiyoruz.
    -Vergide ve ücretlerde adalet istiyoruz. Bunun için; tükettiğimiz her şeyden alınan KDV, ÖTV gibi tüm dolaylı vergilerin düşürülmesini,
    -Yoksulluk sınırına kadar olan maaşların, birinci vergi diliminde sabitlenmesi ve %10’a çekilmesini istiyoruz.
    -Vergilerimizden oluşan bütçeden alıp Kamu Özel İş birliği (KÖİ) projelerine, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemine aktarılan Hazine garantilerine son verilmesini istiyoruz.
    -Vergilerimizin, ülkenin kaynaklarının güvenlikçi politikalara, silahlanmaya değil; istihdamın arttırılması, yoksulluğun ve işsizliğin önlenmesi, adaletin, barışın ve demokrasinin tesis edilmesi için kullanılmasını istiyoruz.
    -Maaşlarımızda her geçen yıl artan kayıpların karşılanmasını istiyoruz.
    -Asgari ücretin bir işçinin ailesi ile insanca yaşamaya yetecek seviyeye, en düşük emekli aylığının ise asgari ücret seviyesine çıkarılmasını istiyoruz. Biliyoruz ki bunu yapmak için sadece sermaye çevrelerinden almadıkları vergilerin onda biri yeterlidir.
    -En düşük kamu emekçisi maaşının kira, aile, yakacak yardımları ile yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını istiyoruz.
    -Sözleşmeli, taşeron, ücretli, vekil gibi hür türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, tüm çalışanların güvenceli-kadrolu istihdam edilmesini istiyoruz.
    -Eğitimin tüm aşamalarında çocuklarımıza ücretsiz, bir öğün yemek içilebilir su istiyoruz.
    -Uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan ve temel hakkımız olan; Gerçek Grevli Bir Toplu Sözleşme Yasası talep ediyoruz.
    -Kamuda işe alımlarda, siyasi kayırmacılığa son verilmesini, gençlerimizin işe girmesini engelleyen mülakatın ve güvenlik soruşturmalarının kaldırılmasını istiyoruz.
    -Haksız hukuksuz şekilde KHK’lar ile ihraç edilen tüm emekçilerin derhal görevlerine iade edilmesini talep ediyoruz.
    -Eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm kamu hizmetlerinin ücretsiz, anadilinde, ulaşılabilir ve nitelikli hale getirilmesini, bütçelendirilmesini bu alanda özel sektörün teşvikinden vazgeçilmesini istiyoruz.”

    Miting sanatçı Suavi’nin konseriyle son buldu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Kemer sıkın çağrısı yapılan ‘tasarruf paketi’ Meclis önünde protesto edildi -VİDEO

    Kemer sıkın çağrısı yapılan ‘tasarruf paketi’ Meclis önünde protesto edildi -VİDEO

    PİRHA- Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu VE Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, “Kamuda Verimlilik ve Tasarruf” paketini Meclis’in önünde yapılan basın açıklaması ile protesto etti. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) “Kamuda Verimlilik ve Tasarruf” paketini Meclis’in önünde yaptığı basın açıklaması ile protesto etti.

    “Kamuda Verimlilik ve Tasarruf” adıyla duyurulan paketle de yoksulun, emekçinin cebinden alıp zenginin cebine aktaran düzenin devamını sağlamak üzere “kemer sıkın” çağrısı yapılmak istendiğini belirten kurumlar adına basın metnini  okudu.

    Açıklamada “AKP paketi al başına çal”, “Güvenceli iş, güvenceli gelecek istiyoruz”, “Saraya değil, emekçiye bütçe”, “KHK’ler gidecek, biz kalacağız” sloganları atıldı.

    “HALKIN YAŞADIĞI SORUNLARI DAHA DA DERİNLEŞTİREN DÜZENLEMELER ÇIKTI”

    KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz konuşmasına, Özel Sektör Öğretmenlerinin direnişini, Hakkari halkının irade gaspına karşı verdiği mücadeleyi ve Filistin halkını selamlayarak başladı.

    Karagöz, “Bu programlardan, paketlerden her defasında emeği ile geçinen kesimlerin, halkın yaşadığı sorunları daha da ağırlaştıran düzenlemeler çıkmıştır. Son olarak 13 Mayıs 2024 Pazartesi günü Cumhurbaşkanı yardımcısı ve Hazine ve Maliye Bakanı’nın katılımı ile düzenlenen toplantıda ‘Kamuda Verimlilik ve Tasarruf’ adlı bir paket daha açıklanmıştır. Ancak bu cilalı kavramlarla ambalajlanıp piyasaya sürülen paketin içeriğine baktığımızda tablo tamamen değişmektedir” dedi.

    “İTİBARDAN TASARRUF OLMAZ DİYENLER SARAYLARINA YENİLERİNİ EKLİYOR”

    “Neden tasarrufa ihtiyaç duyuyoruz? Eğer ortada bir israf varsa bu israfın kaynağı nedir?” diye soran Karagöz, “Evet, bu ülkede yıllardır sürdürülen bir israf vardır” dedi ve şunları ekledi:

    “Ülkenin kaynakları yıllardır beton ekonomisine gömülmekte, kentlerin yağmalanmasına, doğanın tahrip edilmesine, silahlanmaya harcanmaktadır.  Sermayeden, patronlardan, zenginlerden alınması gereken vergiler; ‘muafiyetlerle’, ‘indirimlerle’, ‘istisnalarla’, ‘aflarla’ bir kalemde silinmektedir. Kamu Özel İşbirliği Projesi adı altında, şehir hastanelerinin, havalimanlarının, yol ve köprülerin müteahhitlerine hazineden garanti olarak milyonlarca dolar aktarılmaktadır. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyenler özel uçaklarına, makam arabalarına, yazlık-kışlık saraylarına, köşklerine yenilerini ekliyor.”

    “EMEKÇİLERE KEMER SIKIN ÇAĞRISI DEVAM EDİYOR”

    Ahmet Karagöz, tüm bunların faturasının emeği ile geçinen kesimlere ve yoksullaştırılan halka yıkıldığını söyleyerek, “Üstelik ülkeyi yönetenler her krizde ‘Hepimiz aynı gemideyiz. Geminin batmaması için hepimizin fedakârlık yapması lazım’ nutukları atmıştır. Ancak her seferinde fedakârlık yapan, kemer sıkan, emeğinin karşılığını almadan kazan dairesinde canhıraş çalışarak geminin yol almasını sağlayan işçiler, emekçiler olmuştur. %1’lik asalak kesim ise biz işçilerin, emekçilerin emeği ile su üstünde kalabilen geminin özel kamaralarında lüks bir hayat sürmeye devam etmiştir. Tüm bunlara rağmen iktidar ‘Kamuda Verimlilik ve Tasarruf Paketi’ adını verdiği paketle yoksulun cebinden alıp zenginin cebine aktarmayı temel alan bu düzenin bekası için (!) bir kez daha emekçilere, halka ‘kemer sıkın’ çağrısı yapmaktadır” ifadelerine yer verdi.

    HAKKI YOK EDİLMEK İSTENEN VATANDAŞA, İŞÇİLERE, GENÇLERE, KADINLARA ÇAĞRI

    Bu paketin gerçekte emekçilere ve halka saldırı, kamu hizmetlerini tamamen tasfiye etme paketi olduğunu belirten Karagöz, şöyle devam etti:

    “Bu nedenle DİSK, KESK, TMMOB, TTB olarak öncelikle iktidarı yıllardır sıkmaktan kemerinde delik kalmayan milyonlara tasarruf çağrısı yapmaktan vazgeçmeye, elini artık cebimizden çekmeye davet ediyoruz.  Bu ülkede çalışanların insanca bir yaşam sürmesi, vatandaşların refahının arttırılması için gerekli kaynağın, tasarrufun adresi bellidir. O adres emek sömürüsünden, faizden, ranttan, vergi aflarından, hazine garantilerinden, silah tüccarlığından, üç beş yerden alınan maaşlardan beslenenlerdir. Eğer hedef gerçekten tasarruf etmek ise önce buradan başlanmalıdır. Başta sendikalar, konfederasyonlar, meslek örgütleri olmak üzere tüm emek örgütlerini, kamu hizmetlerinden yararlanma hakkı yok edilmek istenen vatandaşları, işçileri, emekçileri, kamuda işe girme imkânı ortadan kaldırılarak işsiz bırakılmak istenen gençleri, güvencesiz çalışmanın dayanağı haline getirilmek istenen kadınları bu saldırı ve tasfiye paketine karşı omuz omuza vermeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’ten deprem bölgesinde çocuklar için oyun atölyesi-VİDEO

    KESK’ten deprem bölgesinde çocuklar için oyun atölyesi-VİDEO

    PİRHA- Sendikalar da depremzedelerle dayanışmak için afet bölgesinde. Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Adıyaman Koordinasyon çadırlarında çocuklara resim atölyesi kurarak, depremzede çocukların yaşadığı travmayı oyunlarla aşmaya ve sosyal alan ihtiyacını karşılamaya çalışıyor.

    Maraş merkezli iki büyük depremin ardından hemen harekete geçen Kamu Emekçileri Sendikası, deprem bölgesinde kurduğu çadırlarla çalışmalarına devam ediyor.

    Depremde çok sayıda üyesini kaybeden, şube binaları yıkılan KESK, bölgedeki insanların acil gereksinimlerinin karşılanması için çalışmalarını sürdürüyor. Konfederasyon, depremden etkilenen illerde koordinasyon çadırları kurarak gönüllü ekibi ile Adıyaman ve çevre illere gitmişti.

    Depremin etkilediği tüm illerde halkla birlikte, oluşturulan koordinasyon merkezlerinde başta yemek, barınma, hijyen gibi ihtiyaçları karşılamak için çalışan Kamu Emekçileri Sendikası, diğer yandan tüm koordinasyon merkezlerinde çocuk odaklı çalışmalarını sürdürüyor.

    OYUN ALANI KURULDU

    Bu kapsamda Adıyaman’da depremzedelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında çocuklara oyun alanı da kuruldu.

    KESK Koordinasyon Çadırı’nda depremzedelerin bulunduğu alanda oluşturulan masaların etrafında bir araya gelen çocuklar ile her gün farklı etkinlikler organize ediliyor.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • İzmir’de 232 hafta KHK eylemi: KESK, mücadele tarihidir-VİDEO

    İzmir’de 232 hafta KHK eylemi: KESK, mücadele tarihidir-VİDEO

    PİRHA- KESK İzmir Şubeler Platformu’nun 231. hafta KHK eyleminde KESK’in 27’nci yılına dikkat çekilerek, “KESK ilmik ilmik bugüne örülen emek ve demokrasi mücadelesinin tarihidir” denildi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 2 Nolu Şubesi’nin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen kamu emekçileri için başlattıkları oturma eyleminin 231’incisini Karşıyaka İskelesi karşısında gerçekleştirdi.

    “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakkı ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Hak, hukuk, adalet” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Yaşasın KESK yaşasın örgütlü mücademiz” sloganları atıldı. Bu haftaki açıklamada KESK’in 27’nci kuruluş yıldönümüne dikkat çekildi.

    KESK 27 YAŞINDA

    Açıklamayı yapan Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Veysel Beyazadam, KESK’in kuruluşunun 27’inci yılı olduğunu anımsattı. KESK’in tarihi tek başına bir emek mücadelesi değil aynı zamanda anti demokratik politikalara, faşizme, tekçiliğe, milliyetçiliğe, şovenizme, kadın düşmanı politikalara karşı da mücadele tarihi olduğunu vurgulayan Beyazadam, “KESK’in tarihi, 12 Eylül karanlığını yırtanların, bugüne ilmik ilmik ördükleri emek ve demokrasi mücadelesinin tarihidir. KESK’in tarihi, yandaş sendikaların emekçilerin hak ve çıkarlarını sermayeye, iktidara peşkeş çekmesine karşı emekçilere ‘iyi ki KESK var’ dedirten umudun, inancın tarihidir” dedi.

    ZULÜM DÖNEMİ

    En başından bugüne “Hak verilmez, mücadele ile alınır” ilkesinden taviz vermediklerini dile getiren Beyazadam, “Bundan sonra da rüzgâr gücüyle değil rüzgâra karşı durarak yükselttiğimiz mücadele bayrağımızı dalgalandırmaya devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimlerinin önünde her zaman zorlu süreçler, çetin mücadeleler olmuştur. Bugün de kelimenin tam anlamı ile bir zulüm döneminden geçiyoruz” diye belirtti.

    ‘KHK’LILAR EŞSİZ İZ BIRAKIYOR’

    Çoklu hukuksuzluklarla mücadele eden KHK’lilerin, hakikat mücadelesinden vazgeçmeyerek emek, barış ve demokrasi mücadelesinde eşsiz bir iz bıraktıklarını ifade eden Beyazadam, “Eğer ülkede birlikten, beraberlikten ve huzurdan söz edilecekse bunun ilk basamağı KHK’lerle işlerinden edilenlerin derhal işlerine iade edilmeleri olacaktır” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’deki KESK’li kadınlardan çocuk istismarına tepki: İktidar suç ortağıdır-VİDEO

    İzmir’deki KESK’li kadınlardan çocuk istismarına tepki: İktidar suç ortağıdır-VİDEO

    PİRHA- Çocuk istismarı ve şiddetine tepki gösteren İzmir KESK’li kadınlar, “Cemaatlerle iş birliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı ile siyasi iktidar çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın suç ortağıdır” dedi.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının, babası tarafından 6 yaşındayken evlendirilmesi ve çocukluğu boyunca istismar ve tecavüze maruz bırakılmasına ilişkin Karşıyaka İskele’de bir araya gelen KESK İzmir Kadın Platformu, basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamada “Çocuklarımızı Karanlığınıza Teslim Etmeyeceğiz” yazılı pankart açılırken sık sık “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Eşit laik anadilde eğitim”, “İstismarı aklama yargıla” sloganları atıldı. Açıklamayı kadınlar adına Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) İzmir 5 No’lu Şube Kadın Sekreteri Aygül Şengül okudu.

    Açıklamada, AKP-MHP iktidarı döneminde eğitim sisteminin dini vakıf ve cemaatler eliyle örgütlenmeye çalışıldığı bir alan haline getirildiğine dikkat çekildi.

    “ÇOCUK İSTİSMARI GÖZLER ÖNÜNE SERİLDİ”

    Yaşananları hatırlatarak konuşmasına başlayan Şengül, “Bir kadının çocukluğu boyunca üstelik ailesinin onayıyla istismara maruz bırakıldığına dair beyanları ile adları taciz, tecavüz ve katliamlarla anılan cemaat, tarikat ve dini vakıflar, bir kez daha bir çocuğun çaresizliğe mahkûm edilmesine, yıllarca istismara maruz kalmasına yol açmasıyla karşımıza çıkmıştır. Öte yandan söz konusu skandal, artık neredeyse her gün bir yenisiyle karşılaştığımız kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismarın korkunç boyutunu gözler önüne sermektedir. Ayrıca, söz konusu vakfın Milli Eğitim Bakanlığı ile ‘iş birliği’ ile yürüttüğü eğitim projelerinin bilinmesi, en önemli faaliyet alanının eğitim olması, 7. sınıftan itibaren öğrencilerin kaydını alarak hafızlık dersi vermesi de durumun ne kadar vahim olduğunu bir kez daha göstermektedir” diye belirtti.

    “İKTİDAR, ÇOCUK EVLİLİKLERİNİN YOLUNU AÇTI”

    Eğitim sisteminin dini faaliyetler, MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler eliyle örgütlenmeye çalışıldığı bir alan haline getirildiğini vurgulayan Şengül, “Bu zihniyetin kadınlara ve özellikle kız çocuklarına reva gördüğü yaşam tarzı ise eğitim sisteminden ve toplumsal hayattan dışlayarak, kadını yok sayıldığı bir yaşama hapsetmektir. Türkiye’de milyonlarca kız çocuğu, hâlâ eğitime, sosyal ve yasal haklara erişememekte, erken yaşta evlenmeye zorlanmaktadır. Özellikle kız çocukları, çocuk işçiliğine, ev içi emek sömürüsüne, yoksulluğa, şiddete, istismara ve ayrımcılığa daha fazla maruz kalmaktadır. Siyasi iktidarın sorunu çözmek yerine katmerleştiren politikaları ise süreci giderek ağırlaştırmaktadır. Öyle ki iktidar çocuk evliliklerinin yolunu açan, şiddet ve istismar faillerinin elini kolaylaştırıp cesaretlendiren yasal düzenlemelerle, kız çocuklarını eğitimden, toplumsal hayattan koparıp güçsüzleştiren, geleneksel ataerkil rollere hapseden politikaları meşrulaştırmaktadır. Bu bağlamda, okula erişemeyen kız çocuklarına dair son resmi veriler durumun ne kadar vahim ve kaygı verici boyutlara ulaştığını göstermektedir” dedi.

    CEMAATLER İLE İMZALANAN PROTOKOLLER

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2021-2022 eğitim öğretim yılı okullaşma istatistiklerine göre, ilkokulda 195 bin, ortaokulda 298 bin, lisede 373 bin kız çocuğu eğitimin dışında olduğuna dikkat çeken Şengül, “Açık öğretimde okuyan kız çocuğu sayısını ise 636 bin 270 olarak belirten istatistikler toplamda 1,5 milyonu aşkın kız çocuğunun eğitim sisteminin dışında bırakıldığını göstermektedir. Eğitime devam etmeyen kız çocukları şiddet, istismar riski altında yaşamlarını sürdürmekte, çocuk yaşta evliliğe maruz bırakılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı ise bu konuda hiçbir çalışma yürütmemekte aksine cemaat, tarikat ve vakıflarda yaşanan istismar vakaları ortadayken, protokoller imzalayarak gerici zihniyetin okulların içine girmesine izin vererek çocukları istismara açık hale getirmektedir” sözlerine yer verdi.

    “AKP-MHP ELİYLE EĞİTİM DİNSELLEŞTİRİLİYOR”

    AKP-MHP iktidar bloğunun eliyle eğitimin dinselleştirildiğini kaydeden Şengül, “Dini tarikat ve cemaatlerin çocuklara ve topluma karşı işlediği suçlar ise siyasi iktidar ve yargı tarafından sürekli hasıraltı yapılmakta,  bu suçların üstü örtülmeye çalışılmaktadır. Ancak bizler Eğitim Sen olarak çocuklarımızı bu karanlığa teslim etmemek için gerçeği ısrarla söylemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Şengül son olarak şunları söyledi:

    “Çocuğu koruyan uluslararası sözleşmeleri uygulamayan, failleri aklayan, cezasızlık politikalarında ısrar eden yargı, çocukları korumayan kolluk kuvvetleri, evlilik yaşının 12’ye düşürülmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı, laik ve eşit eğitim hakkını yok sayan, cemaatlerle iş birliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı, tekçi, gerici ve cinsiyetçi temelde bir toplum inşasını hedefleyen siyasi iktidar çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın suç ortağıdır. 6 yaşındaki çocukları evlendiren, istismarı meşrulaştıran gerici, ataerkil zihniyetinizi kabul etmiyoruz! Çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz. Laik, eşit ve demokratik bir eğitim, çocuklarımıza özgür bir dünya bırakma mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • KESK İzmir eylemi 213. haftasında: Bedel ödeyenler de, ödetenler de unutulmayacak-VİDEO

    KESK İzmir eylemi 213. haftasında: Bedel ödeyenler de, ödetenler de unutulmayacak-VİDEO

    PİRHA- KESK İzmir Şubeler Platformu, ‘İşimize, ekmeğimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz, KHK’lar gidecek biz kalacağız’ şiarıyla 213. kez sokağa çıktı. OHAL komisyonunun cezalandırma aparatı olarak kullanıldığının altı çizilen açıklamada, ret kararlarının hukuksuzluğu perçinleştirdiği ifade edildi.

    İzmir’de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerine son verilen kamu emekçilerinin, işlerine geri dönmek için başlattığı oturma eylemi 213. haftasında devam etti. Karşıyaka Çarşı’da gerçekleşen eylemde kamu emekçileri sık sık “KHK’ler gidecek, biz kalacağız” ve “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Direne direne kazanacağız sloganları atıldı. Eylemde, “İhraç Tecrittir, Tecrit İnsan Hakları İhlalidir, Hak İhlallerine Hayır” yazılı pankartlar açıldı.

    Basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen İzmir 2 No’lu şube Başkanı Veysel Beyazadam, OHAL şartlarının kağıt üzerinde kalkmış olsa da hala OHAL kalıntısı olan kanunlarla emekçi kıyımına devam edildiğini vurguladı. Beyazadam, OHAL komisyonunun red kararlarını reddettiklerini söyleyerek, bir an önce bu hukuksuzluktan vazgeçilmesi ve tün ihraçların derhal işlerine iade edilmesi çağrısını yineledi.

    “EN BÜYÜK KAMU EMEKÇİSİ KIYIMI YAŞANDI”

    Beyazadam, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında cumhuriyet tarihinin en büyük kamu emekçisi kıyımı gerçekleştirildiğini ifade ederek, “Öncesi ve sonrasıyla çokça izaha muhtaç olan o süreç, iktidar sahipleri tarafından Allah’ın bir lütfu olarak nitelendirildi. Ülkenin demokrasi geçmişi çoğu zaman sancılı olsa da kapsayıcı bir normalleşme yerine ceberrut bir yönetim anlayışını benimseyen iktidar, devletin zor aygıtlarını kullanarak tam bir totaliter görüntüye yöneldi. Hukukun dizayn edildiği bir yerden adalet beklemek ne denli safdillikse demokrasiyi bir tren olarak görenlerden demokrat tutum beklemek aynı konumdaydı. KHK’lerle 136 bin dolayında kamu emekçisini işlerinden ihraç eden iktidar, darbe girişimini fırsata dönüştürmüş oldu. Kendi bekasını hakim kılmak için onlarca ölüyü ve yüzlerce yaralıyı feda etmekten çekinmeyenler arkadaşlarımızı da hedef tahtasına koydular. Yeni dizayn edilen bu cenderede muhalif tek ses istenmiyordu. Ancak bilinmelidir ki özgürlüğün sesi kısılamaz ve kısılmayacak” dedi.

    “KHK’Lİ ARKADAŞLARIMIZ DİRENMEYE DEVAM EDİYOR, VAZGEÇMEDİLER”

    Devleti yönetenlerin en üst noktadan seslendirdikleri “Ağaç kökü yesinler” söylemi tarihin utanç  sayfalarında yerini aldığını belirten Beyazadam, ihraç edilen birçok kamu emekçisinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiklerini söyleyerek, “Tarihi, sosyolojik, etik, teolojik nereden bakarsanız bakın en temel evrensel bir hak olan savunma hakkı görmezden gelinerek yürütme kendini yargı yerine koymuştu zaten. Adalet bakanının “İdari tasarrufla ihraç ettik” söylemi tarihin utanç sayfalarında yerini aldı. Doğrudan yaşam hakkına saldırı niteliğinde olan bu tutum ve söylemlerle de yetinilmedi. Pasaportlarına el konulan arkadaşlarımıza adeta ne burada ne de başka bir ülkede yaşam hakkı tanımıyoruz denildi. Diplomaları işlevsiz kılındığı için gündelik işlerle evlerine ekmek götürmeye çalışan birçok arkadaşımızı bilmedikleri işlerde çalıştıkları için iş cinayetlerinde kaybettik. Kendileri yetmezmiş gibi yakınları da benzer hak kayıplarına uğratıldı. Kimi bir nefes alabilmek adına ülke dışına giderken boğuldu kimi zindanlarda çürütüldü. Her ne yaptılarsa arkadaşlarımızı yolundan döndüremediler. Ülkenin birçok yerinde uğradıkları haksızlıkları anlatmaya devam eden KHK’li arkadaşlarımız direnmeye devam ediyor. Ne onlar vazgeçti bu yoldan ne de onlara omuz veren arkadaşları” diye konuştu.

    “BEDEL ÖDEYENLER VE BEDEL ÖDETENLER UNUTULMAYACAK”

    OHAL komisyonunun cezalandırma aparatı olarak kullanıldığının altını çizerek, ret kararlarının hukuksuzluğu perçinleştirdiğini dile getiren Beyazadam, “ Mevcut istatistiklere bakıldığında açıkça görülecektir ki Komisyon, arkadaşlarımızın dosyalarını en sona bırakarak görevini yerine getirmektedir. Uyduruk istihbarat adı altındaki raporlar ve evrensel hukukta hiçbir karşılığı olmayan kurum kanaati gibi bir garabet yetmezmiş gibi arkadaşlarımızın dosyalarını inceleyen komisyon bizler için kabul edilemez kararlara da imza atmaktadır. KHK’lerle işlerinden ihraç edilmelerine itiraz eden KESK üyesi arkadaşlarımızın dosyalarını inceleyen komisyon ret kararları vererek hukuksuzluğu perçinleştirmektedir. Bu kararlar bizler için yok hükmündedir. Asıl kendini yargılaması gerekenler arkadaşlarımızı yargılayamazlar. Bir bütün olarak sizleri de kararlarınızı da retlerinizi de reddediyoruz. Bir an önce bu hukuksuzluktan vazgeçilmeli ve tüm arkadaşlarımız derhal işlerine iade edilmelidir. Ülkenin emek ve demokrasi mücadelesini verenleri  ne bu uğurda bedel ödeyenleri ne de bedel ödetenleri unutmayacaktır. Gün gelecek hukuk kazanacak, adalet yerini bulacak ve tüm arkadaşlarımız işlerine dönecektir” ifadelerini kullandı.

    Açıklama, sloganlar ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • İzmir’deki emek ve meslek örgütlerinden tarikat ve cemaat tepkisi-VİDEO

    İzmir’deki emek ve meslek örgütlerinden tarikat ve cemaat tepkisi-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de emek ve meslek örgütleri, cemaat ve tarikat yurtlarında yaşanan ölüm ve cinsel istismarlara tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Dört bir yanı kaçak, izinsiz ve denetimsiz cemaat ve tarikat yurtlarıyla dolu ülkemizde; bir çocuğumuzun, bir gencimizin daha intihar etmesine, tacize uğramasına, öldürülmesine tahammülümüz kalmadı!” denildi. 

    İzmir’de bulunan emek ve meslek örgütleri, cemaat ve tarikat yurtlarında yaşanan ölüm ve cinsel istismarlarına tepki amaçlı basın açıklaması yaptı.

    Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube’de gerçekleşen ve ‘Gerici Toplum İnşa Etme Anlayışı Çocuklarımızı Öldürüyor’ pankartının asıldığı açıklamaya Devrimci İşçi Sendikası, Kamu Emekçileri Sendikası, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, İzmir Tabip Odası ve İzmir Barosu temsilcileri katıldı.

    Kurumlar adına açıklamayı okuyan KESK İzmir Platformu Dönem Sözcüsü Veysel Beyazadam, daha önce birçok tarikat yurdunda yaşanan, ölümler, cinsel istismarlar konusunda sesiz kalan, “bir kereden bir şey olmaz” diyen zihniyetin politik uygulamalarına yeter diyerek, cemaat, tarikat ve vakıf yurtlarının derhal kamulaştırılması çağrısında bulundu.

    “CEMAATLER, SIRTINI İKTİDARA DAYAMIŞ DURUMDA”

    Cemaat ve tarikatları ülkenin içine sokulduğu sosyal, ekonomik, siyasal krizleri  fırsat bilerek ve sırtını iktidara dayayarak  giderek güçlenmeye çalıştığına vurguda bulunan Beyazadam, “Kamusal ve Laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşan iktidarın, gerici toplum inşa etme politikaların sonucunda cemaatlerin ve tarikatların eğitim üzerindeki ağırlığı giderek artmıştır. Geçilmeyen köprülere, uçulmayan hava alanlarına milyarlar harcayan iktidar, eğitime, öğrencilerin barınma burs gibi gereksinimlerine yeterli yatırımı yapmamış, çaresiz vatandaşlar için tarikat ve cemaatler zorunlu adres durumuna sokulmuştur” dedi.

    “BİRÇOK YURTTA YAŞANANLAR TOPLUM HAFIZASINDA YERİNİ KORUYOR”

    Beyazadam, geçtiğimiz günlerde ailesinin baskısıyla kaldığı cemaat yurdunda yaşadığı baskıları ve gelecek kaygısını anlatıp yaşamına son veren Enes Kara’yı hatırlatarak, “Ne acı ki Enes ilk değildi. Ülkenin her tarafı bir kısmı  izinli ama çoğunluğu kaçak ve izinsiz cemaat ve tarikat yurtları ile dolu. Aladağ’ da, Karaman’da, Kaimder’de, Alimder’de ve daha birçok yurtta yaşanan acı olaylar toplum hafızasında yerini korurken, Enes Kara’nın haberi hepimizin yüreğini burktu. Kamusal ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşan iktidarın gerici toplum inşa etme politikaları sonucunda gençler, bu yurtlarda intihar ediyor, tacize uğruyor ve öldürülüyor. Türgev, Tügva, Ensar, Semerkand, ve İlim Yayma Cemiyetleri gibi vakıflara ait beş yüzün üzerinde yurt bulunurken, izinsiz ve kaçak yurt sayıları on binlerle anılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “TARİKAT, CEMAAT VE VAKIF YURTLARI DERHAL KAMULAŞTIRILMALI”

    Cemaat ve tarikatların eğitimin herhangi bir aşamasına, herhangi bir biçimde dahil olmasının engellenmesi ve mevcut cemaat, tarikat ve vakıf yurtlarının derhal kamulaştırılması çağrısında bulunan Beyazadam, şöyle konuştu:

    “Dört bir yanı kaçak, izinsiz ve denetimsiz cemaat ve tarikat yurtlarıyla dolu olan ülkede, bir çocuğu ve gencin daha intihar etmesine, tacize uğramasına, öldürülmesine tahammülümüz kalmadı! Okul öncesinden yüksek öğretime kadar her aşamada eğitim ücretsiz, nitelikli ve laik bir kamusal hizmet olarak sunulmalıdır. Öğrencilerin eğitim, öğretim ve barınma ihtiyaçları kamusal kaynaklar tarafından karşılanmalıdır Cemaat ve tarikatların eğitimin herhangi bir aşamasına, herhangi bir biçimde dahil olması engellenmelidir. Mevcut cemaat, tarikat ve vakıf yurtları derhal kamulaştırılmalıdır. Okullardaki dinselleştirme politikalarına son verilmeli, müfredattaki tüm dinci-gerici unsurlar kaldırılarak, eğitim-öğretim bilimsel ve laik temelde şekillendirilmelidir. Daha önce birçok tarikat yurdunda yaşanan, ölümler, cinsel istismarlar konusunda sesiz kalan, “bir kereden bir şey olmaz” diyen zihniyetin çocuklarımızın hayatını yok eden gerici politik uygulamalarına artık yeter. Bu ölüm ve istismarları kanıksamayacağız, susmayacağız. Kamusal, laik, demokratik, eşit, bilimsel, anadilinde yürütülen ve cins ayrımcı olmayan bir eğitimin inşa edilmesi için mücadeleye devam edeceğiz.”

    PİRHA/İZMİR

  • Kamu Emekçileri 24 Haziran’da “Tamam” diyecek-VİDEO

    Kamu Emekçileri 24 Haziran’da “Tamam” diyecek-VİDEO

    PİRHA-  24 Haziran seçimlerinde yaklaşık 3 buçuk milyona yaklaşan kamu emekçilerinin oy davranışını Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar PİRHA’ya değerlendirdi. Akpınar, kamu emekçilerinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimi’ndeki ve 16 Nisan 2017  Referandumu’ndaki tavrının değişmediğini söyledi.

    Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar 24 Haziran seçimlerine yönelik düşüncelerini PİRHA’ya anlattı. İşsizlik ve yoksulluk oranının arttığına dikkat çeken Akpınar, “2002 yılında maaş alan bir kamu emekçisi, maaşıyla 16 tane çeyrek altın alırken, şu anki maaşıyla sadece 8 çeyrek altın alması, AKP iktidarı boyunca emekçilerin sürekli yoksullaştığını göstermektedir. Şu anda insanlar işsizlikten ve yoksulluktan intihar ediyor, inanılmaz bir şekilde işsizlik ve yoksullukla karşı karşıyayız” dedi.

    “KAZANILMIŞ HAKLAR  ALINDI “

    AKP’nin uyguladığı neo- liberal politikalardan dolayı en fazla hak kaybına uğrayan kesimin kamu emekçileri olduğunu söyleyen Akpınar, “AKP sağlıkta ve eğitimde dönüşüm adı altında emekçilerin mücadeleleriyle kazanmış olduğu hakları, kazanımları bir bir elimizden alınıyor. Daha önce kurum içerisinde, kurum tabiplikleri vardı, şu anda bu tabiplikler yok. 2008 yılına kadar sadece Bağ-kur, SSK ve Emekli Sandığı’na bağlı 8 tane kamu kreşi var iken, şimdi binlerce emekçinin çalıştığı SGK’ya bağlı sadece 1 kreş bulunmaktadır” diye konuştu.

    Başbakan Binali Yıldırım’ın “devlet memurlarını sözleşmeli hale getireceğiz” sözlerini hatırlatan Akpınar, kamu çalışanlarının 4B, 4C ve taşeron olarak nitelendirilen sistemlerin örgütlenmesinin engellenmeye çalışıldığına dikkat çekti.

    “HUKUKSUZCA İŞİNDEN OLANLAR SEÇİMDE HESABINI SORACAK”

    15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra kamu emekçilerinin iş güvencesinin kalmadığını belirten Akpınar, resmi kaynaklara göre soruşturma ve sorgu geçirmeden işinden atılan 116 bin kamu emekçisinin olduğu bilgisini vererek , “İşten atılmanın ne kadar tehlikeli ve siyasal iktidar tarafından ne kadar hoyratça kullanıldığını gördük. Bunun hesabı sandıkta sorulacaktır”  yorumunu yaptı.

    Kamu emekçilerinin ülke vergi gelirlerinde önemli bir paya sahip olduğuna işaret eden Akpınar, “Bu elde edilen bütçenin kamu emekçilerine bu ülke halklarına parasız, laik, ana dilde eğitim, parasız sağlık ,parasız kamu hizmeti olarak dönmesi gerekirken bizlere daha çok sömürü, daha çok savaş, daha çok ölüm ve daha çok katliam olarak karşımıza çıkmaktadır.  7 Haziranda, 16 Nisan referandumunda ve her şeyden önce Gezi’de bunu gösterdi isek, bütün kamu emekçileri  24 Haziran’da daha demokratik, daha adil ve barış içerisinde yaşayan bir Türkiye’nin inşası için kamu emekçileri tamam diyecek.” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KHK’leri protesto eden KESK: KHK’ler bizi yıldıramayacak

    KHK’leri protesto eden KESK: KHK’ler bizi yıldıramayacak

    Hafta sonu çıkarılan iki KHK’yi protesto eden KESK, Türkiye genelinde yaptıkları basın açıklamalarıyla KHK’lere boyun eğmeyeceğini vurguladı. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyesi kamu çalışanları, hafta sonu çıkartılan 695 ve 699 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) Türkiye genelinde yaptıkları eylemlerle protesto etti.

    ANTEP: KHK’LERE DİRENECEĞİZ

    KESK Antep Şubeler Platformu’nun, Büro Emekçileri Sendikası (BES) Antep Şube binasında yaptığı toplantıya çok sayıda sendika üyesi katıldı. Toplantının yapıldığı salona, “Ne darbe, ne OHAL, demokratik Türkiye” yazılı pankart asıldı.

    Açıklama yapan BES Şube Başkanı Yunus Çiçek, hükümetin KHK’ler ile KESK’lileri hedef aldığını belirtti. KHK’yle 138 KESK üyesinin ihraç edildiği bilgisini veren Çiçek, şunları belirtti:

    “Sırf Semih Özakça’yı ziyaret ettiği için Eğitim-Sen üyesi Sinop Eğitim Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. İrfan Mukul da ihraç edildi. KESK nereden, kimden gelirse gelsin, tüm darbelere, vesayet sistemlerine karşı olan ve bunun için bedel ödeyen bir konfederasyondur. Bugün de, 15 Temmuz sonrasında KESK’i ‘darbe destekçisi’ olarak itham edemeyeceklerini bilenler, yıllardır kararlılıkla sürdürdüğümüz emek ve demokrasi mücadelemizi ‘suç’ gibi göstermektedir. Oysa bir sendikanın, konfederasyonun;  anayasa ile yasalarla, ülkemizin altında imzası bulunan uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla güvence altına alınmış bulunan sendikal hak ve özgürlükleri kullanması ‘suç’ değildir. Bizler çocuk, kadın ve emekçiler olarak KHK’larla hayatımızın karartılmasına izin vermeyeceğiz. Çıkarılan KHK’ler ile umutsuzluğa, yılgınlığa kapılmamızı bekleyenleri yanıltmaya devam edeceğiz. KHK’ler bizleri yıldıramayacak. KHK’lere direneceğiz” diye konuştu.

    ADIYAMAN: DÜŞMAN HUKUKU OLUŞTURULUYOR

    BES Adıyaman Şubesi de, 695 sayılı KHK ile ihraç edilen sendikalarının eski yöneticisi ve üyesi olan Mehmet Aydın için basın toplantısı düzenledi. BES şube binasında yapılan toplantıdan konuşan Şube Başkanı Şahin Mehmet Binicier, OHAL’in kaldırılmasını ve SGK çalışanı Mehmet Aydın ile tüm ihraçların göreve iade edilmesini istedi. OHAL’in ilanı ve sonrasında yayınlanan KHK’lerle ülkenin geldiği noktaya dikkat çeken Binicier, “Ülke olarak tarihimizin belki de en karanlık döneminden geçiyoruz. 15 Temmuz darbe girişimini ‘Allah’ın bir lütfu’ olarak nitelendiren AKP iktidarı, yeni siyasal rejimini inşa etmek için saldırılarına her gün bir yenisini ekliyor. Son olarak pazar gecesi yayımlanan 2 KHK, 17 aydır sürdürülen OHAL hukuksuzluğunun ülkede demokrasi, adalet, eşitlik, özgürlük, insanca bir yaşam isteyen milyonları hedef aldığını, bu kesimlere yönelik adeta bir düşman hukuku oluşturduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır” diye belirtti.

    MERSİN: FAŞİZME KARŞI TEK SES VE TEK YÜREK OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    KESK Mersin Şubeler Platformu da, Mersin Özgür Çocuk Parkı’nda yaptıkları açıklamayla KHK’leri protesto etti. Darbe girişiminin siyasal ayağına ilişkin tek bir adım dahi atılmadığını hatırlatan KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Yılmaz Bozkurt, OHAL’in siyasi iktidarın ve sarayın elinde tek adam diktatörlüğü hedefinin önündeki engelleri temizleme silahına dönüştürüldüğünü söyledi. KHK’lerin Türkiye’yi yönetenlerin korkusunun ürünü olduğunu belirten Bozkurt, siyasi iktidarın KHK’lerle onlarca hukuksuzluğa imza attığını ifade etti. AKP iktidarının insanların hayatlarını KHK ile cehenneme çevirmesine seyirci kalmayacaklarını kaydeden Bozkurt, “Pazar gecesi çıkarılan KHK’lerle ülkenin üzerine çöken karanlık, daha zifiri hale getirilse de umutsuzluğa, yılgınlığa kapılmamızı bekleyenleri yanıltmaya devam edeceğiz” dedi. Bozkurt,  “OHAL ve KHK rejimiyle örülen açık faşizme karşı emek, demokrasi ve barış mücadelesinde tek ses ve tek yürek olmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    ANTALYA: KAN BANYOSU ÇAĞRISI YAPANLARIN CEZASIZ KALMASI İSTENİYOR

    Antalya’da ise Attalos Meydanında yapılmak istenen basın açıklamasına müdahale eden polis zor kullanarak kitleyi alandan uzaklaştırmasının ardından basın açıklaması Eğitim-Sen Antalya Şubesi binasında yapıldı. KESK adına Basın metnini okuyan KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Pazar gecesi yayımlanan iki KHK, 17 aydır sürdürülen OHAL hukuksuzluğunun ülkede demokrasi, adalet, eşitlik, özgürlük, insanca bir yaşam isteyen milyonları hedef aldığını, bu kesimlere yönelik adeta bir düşman hukuku oluşturduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır” dedi.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’in 5 kez uzatıldığına dikkat çeken Bozgeyik “OHAL siyasal iktidar ve Saray’ın elinde tek adam diktatörlüğü hedefinin önündeki engelleri temizleme silahına dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.

    696 sayılı KHK’ye dikkat çeken Bozgeyik, şunları ifade etti:

    “696 sayılı KHK ile AKP-SARAY iktidarının baskı rejimine karşı çıkan herkese adeta düşman hukuku ve linç kültürü dayatılmaktadır.’Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza atarak ölümlere, katliamlara, savaşa karşı sesini yükselten, barış isteyen akademisyenler ‘terörist’ ilan edilirken kan banyosu çağrısı yapanların cezasız kalması sağlanmak isteniyor. Terör tanımının sürekli genişletildiği, terörün kapsamının ve kimlerin terörist olduğunun bizzat iktidar tarafından keyfi bir şekilde belirlendiği bir ortamda cezasızlık kapsamının AKP karşıtı her türlü eyleme yaygınlaştırılabileceği açıktır. Buna karşın Ceza Muhakemeleri Kanununda yapılan değişikliklerle yıllardır sınırlanan savunma hakkının tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik ciddi ve tehlikeli boyutlarda düzenlemeler getirilmiştir. Örneğin zorunlu müdafiiliğin kabul edildiği hallerde müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilecektir. Dolayısıyla müdafii olmaksızın hüküm tesis etmek mümkün olabilecektir. Gerek duruşmanın hazırlık aşamasında, gerekse duruşmada her türlü bilgi, belge, ifade, rapor artık okunmayacak; ‘anlatılacak’tır. Yine 10 yıl üzerindeki hapis cezaları için yapılan itirazlarda Yargıtay’ın duruşmalı görüşme zorunluluğu kaldırılmaktadır.’”