Etiket: Kangal

  • Sivas’ın Kangaltekkesi köyündeki mermer ocağı için verilen ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edildi

    Sivas’ın Kangaltekkesi köyündeki mermer ocağı için verilen ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edildi

    PİRHA- Sivas’ın Kangal İlçesine bağlı Kangaltekkesi Köyündeki mermer ocağına yönelik verilen ‘ÇED olumlu’ kararı, Sivas İdare Mahkemesi’nce iptal edildi. Köylülerin ‘ÇED olumlu’ kararına karşın açtığı davanın duruşması 29 Nisan’da görülmüştü.

    Sivas İdare Mahkemesi, 29 Nisan’da görülen duruşma sonrasında, Kangaltekkesi Köyünde kurulması planlanan mermer ocağına verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararının iptaline hükmetti.

    Sivas İdare Mahkemesi, köy sakinlerinin, bölgede açılması planlanan mermer ocağı için verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aleyhine açtığı davayı karara bağladı. Mahkeme, mermer ocağına verilen “ÇED Olumlu” kararının iptaline hükmetti.

    MAHKEME SU KAYNAKLARINA İŞARET ETTİ

    Mahkemenin kararında, faaliyete geçirilmesi planlanan mermer ocağına ilişkin davalı idarece verilen “ÇED Olumlu” kararına dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasının maden, çevre, orman ve ziraat mühendislikleri ile antropolojik ve biyolojik açıdan Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği ve üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından yerinde olduğu belirtildi.

    Bununla birlikte, maden sahasında Kangaltekkesi köyünün su kaynaklarının bulunduğuna işaret edilen kararda, köye ve Bozarmut Göleti’ne doğru akan derelerin, madencilik çalışmasından etkilenebileceği; bunun yüzey ve yer alt sularını, dolayısıyla içme sularını etkileyebileceği kaydedildi.

    ÇED RAPORUNUN HUKUKA UYARLILIĞI BULUNMADIĞI KANAATİNE VARILDI

    ÇED raporunda, Davulbaz Göleti ve proje etki alanı içinde kalan Kangaltekkesi Mahallesinde boşalım sağlayan karstik kaynaklar ve Davulbaz Regülatörü ile ilgili bir bilgiye ver verilmediğine dikkat çekilen kararda, ÇED raporu ve eklerinde yüzey ve yeraltı karst morfolojisine ilişkin değerlendirmelere ver verilmediği; jeoloji, hidrojeoloji, hidroloji ve deprem haritasının sadece harita olarak verildiği ve yeterli olmadığı, jeolojik kesitlerin proje alanındaki jeolojik yapıyı temsil edecek düzeyde sunulmadığı, uyuşmazlığa konu alanın jeololik yapısına ilişkin takip edilebilir ve izlenebilir herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği aktarıldı.

    Kararda, bu sebeple “eksik değerlendirmeye dayalı proje tanıtım dosyasına dayanılarak düzenlenen dava konusu ‘ÇED Olumlu’ kararında, belirtilen yönlerden hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı” bildirildi.

    İdare mahkemesinin kararına Danıştay’da itirazda bulunabilecek.

    PİRHA/SİVAS

    İLGİLİ HABERLER:

    Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

  • Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

    Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

    PİRHA- Sivas Kangal’a bağlı Tekke köyündeki mermer ocağına yönelik verilen ‘ÇED olumlu’ kararının iptali için açılan davanın duruşması bugün görüldü. Avukat Berat Aslı Han, “4 köyün içme ve tarım sulaması sağlayan Davulbaz Göleti’nin ve bölgede bulunan 700 yıllık tescili anıt ağacının ÇED raporunda geçmediğini, yapılacak maden ocağının Alevi inanç merkezi olan Samut Baba Tekkesi’ne vereceği zararı belirttik” dedi. 

    Sivas’ın Kangal ilçesi Tekke köyünde halkın itirazına ve mahkeme kararlarına mermer ocağı açılmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın aldığı ‘”ÇED olumlu” kararının iptali davası bugün Sivas İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Sivas İdare Mahkemesi’nde görülen davaya Sivas Çevre Platformu üyeleri, dava avukatlarından Berat Aslı Han, Barış Barışık ve Tekke köylüleri katıldı.

    “MADEN ŞİRKETİ 4,5 AYDA BÖLGEYE VEREBİLECEĞİ ZARARI VERDİ”

    Duruşmadan sonra açıklama yapan Avukat Berat Aslı Han, yürütmeyi durdurma aldıkları süreçte maden şirketinin 4,5 ayda bölgeye çokça zarar verdiğini belirterek, “Bu adalet herkese lazım olacak. Bizler davamızda bölgenin durumunu özetledik. Mermer alanı açılmak istenen alanın birkaç kilometre ilerisinde zaten mermer olacakları açılmış. Ve yeterli verim alınmadığı için bu ocaklar kapatılmış. Kangal Tekkesi köyünün Sivas gibi bozkırda yeşil alanları ve sularıyla bir vaha alanı olduğu belirttik. Yapılacak maden projesi suları, tarımı ve hayvancılığı etkileyecek. 7 Haziran’da bir keşif gerçekleşti. Bilir kişiler ile maden ocağından köye kadar yürüdük. Bilirkişiler rapor tam 5 ay 10 günde hazırladı. Lehimize bir rapor geldi ancak karşı tarafında itirazı doğrultusunda dosya ek rapora gitti. Şubat 2025 yılında durdurma kararı alabildik. 14 ay sonra gelen yürütmeyi durdurma karası sonrasında  maden şirketi 4 buçuk ay boyunca maden ocağını işletti. Çevreye verebileceği zararı zaten verdi. Biz bunun ıslahı içinde gerekli hukuki yollara başvuracağız” dedi.

    “ALEVİ İNANÇ MERKEZİ SAMUT BABA ZARAR GÖRECEK”

    Han, ‘ÇED olumlu’ raporunun iptalini beklediklerini kaydederek, “4 köyün içme ve tarım sağlayan Davulbaz Göleti’nin ve bölgede bulunan 700 yıllık tescili anıt ağacının ÇED raporunda geçmediğini, yapılacak maden ocağının Alevi inanç merkezi olan Samut Baba Tekkesi’ vereceği zararı belirttik. En kısa zamanda bu olumlu ÇED raporunun iptalini bekliyoruz” diye konuştu.

    “SİVAS VAHŞİ MADENCİLİKLE TARUMAR EDİLİYOR”

    Sivas Çevre Platformu adına konuşan Adnan Yılmaz ise, “Sivas’ın bütün yaşam alanları ne yazık ki vahşi madencilik ile tarumar edilmektedir. Tekke köyü bunun son örneklerinden birisidir. Biz yaşam savunucuları olarak hayata dair her şeyi savunmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    Tekke köyünden Süleyman Ülger de maden ocağının aktifleşmesi durumunda kimsenin köyüne gelemeyeceğini ifade ederek, “Metropollerde yaşayan 500 tane emekli insanımız var. Ortalama emekli maaşları ise 15 bin TL. 500 insanın yarısı yazın köyüne geliyor. Böylesi bir ekonomik krizde insanların gelerek bahçelerinde tarım yapıyor. Kışlık yiyeceğini çıkarıyor. Maden hayata geçerse insanların gelmesinin artık bir gereği yok” şeklinde konuştu.

    PİRHA/SİVAS

  • Sivas Bakırtepe’deki altın madenine verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

    Sivas Bakırtepe’deki altın madenine verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

    PİRHA- Sivas Kangal’a bağlı Bakırtepe köyündeki Demir Export firmasına ait altın madeninin kapasite artırımı için aldığı “ÇED olumlu” kararının iptali için açılan davanın duruşması bugün görüldü. Savunmalar ardından mahkeme heyeti kararı farklı bir tarihte açıklayacağını belirtti. 

    Sivas’ın Kangal ilçesi Bakırtepe bölgesinde, halkın itirazına ve mahkeme kararlarına rağmen siyanürle altın madeni işletmeciliği sürüyor. Bölgede Koç Holding’e ait Demir Export firması siyanürlü altın madeni için kapasite genişletmeye çalışıyor.

    Kapasite artırımı için aldığı ‘‘ÇED olumlu” kararının iptali davası bugün görüldü. Bölge halkı, “Vahşi madenciliğe karşı doğamıza ve geleceğimize sahip çıkıyoruz” diyerek, davaya çağrı yapmıştı.

    Sivas İdare Mahkemesi’nde görülen davaya Sivas Çevre Platformu üyesi Adnan Yılmaz, Ege Bölgesi Sivaslılar Federasyonu Başkanı Hüsnü Kaya, dava avukatlarından Sevda Karataş ve Bakırtepe köylüleri katıldı.

    Mahkeme heyeti kararı farklı bir tarihte açıklayacağını belirtti.

    KARATAŞ: DAVA HAK İHLALLERİ İLE DOLU

    Duruşma sonrası yapılan açıklamada konuşan Avukat Sevda Karataş çokça ihlallerle karşılaştıklarını belirterek, “Davada karşımıza çıkan ihlaller karşımıza çıkan ilk ihlaller değildi. Bugün buradan çıkacak karar olumlu olursa mücadelemizi güçlendirir, olumsuz olursa mücadeleyi güçlendirmez için başka yollar arayacağız. Mücadelenin büyümesi içinde bu sesin yaygınlaşmasını talep ediyoruz” dedi.

    YILMAZ: SİVAS, VAHŞİ MADENCİLİK ANLAYIŞIYLA TARUMAR EDLİYOR

    Sivas’ın bir çok ilçesinde devam eden maden çalışmalarının bölge topraklarını tarumar etmeyi amaçladığını kaydeden Sivas Çevre Platformu üyesi Adnan Yılmaz ise, “Bu süreç bizlerde endişe yaratıyor. Bölgede suların kesildiği, toplu ölümlerin olduğu bir ortamda maden şirketleri faaliyetlerini aynı şekilde devam ettiriyor. Maden alanı Bakırtepe köyüne 2 kilometre ötede. Alaca’nın köyünde yine aynı şekilde maden çıkarmak için çalışmalar sürdürülmektedir. Sivas’ı vahşi madencilik anlayışıyla tarumar etmeye çalışmaktalar. Bizler Sivas Çevre Platformu olarak Bakırtepe’deki dostlarımızın yanında olduğumuz gibi yaşanacak bütün mağduriyetlerde halkımızla birlikte olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    KAYA: PEŞKEŞ ÇEKİLEMEZ!

    Ege Bölgesi Sivaslılar Federasyon Başkanı Hüsnü Kaya da, “Sivas bölgesinde madenler talan ediliyor. Ama Sivas’a bir çay kaşığı kadar faydası olmaz. Bu madenler bu topraklardan götürülüyor. Sivas’ın hakkın korumak adına ülkeyi yönetenlere sesleniyoruz; buralar kimselere peşkeş çekilemez” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/SİVAS

     

     

  • Sivas Bakırtepe’deki altın madenine karşı açılan davanın duruşması yarın görülecek-VİDEO

    Sivas Bakırtepe’deki altın madenine karşı açılan davanın duruşması yarın görülecek-VİDEO

    PİRHA- Sivas Kangal’a bağlı Bakırtepe köyünde Koç Holding’in kuruluş şirketi Demir Export AŞ’nin işlettiği altın madenine yönelik ÇED raporunun iptal edilmesi için açılan davanın karar duruşması yarın görülecek.

    Sivas’ın ilçesi Kangal bölgesinde, yurttaşların itirazlarına ve mahkeme kararlarına rağmen siyanürle altın maden işletmeciliği sürüyor.

    Bölgede Koç Holding’e ait Demir Expord firmasının siyanür altın madeni için kapasite genişletmeye çalışırken madene karşı çıkan yurttaşlar şirkete karşı 12 yıldır hukuki mücadele veriyor.

    Sivas’ta Bakırtepe bölgesinin maden talanı altında kaldığını belirten Sivas Çevre Platformu üyesi Hüsnü Engin, “ÇED olumlu” kararının iptali için açtıkları davanın duruşmasına destek çağrısı yaptı.

    8 Nisan tarihine Sivas İdari Mahkemesi’nde görülecek dava saat 10.00’da başlayacak. Sivas Çevre Platformu kurucusu üyesi Hüsnü Engin, “Söz konusu karar duruşması bölge için hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle tüm çevre dostlarının mahkeme sürecine katılmaları önemli rica olunur” açıklamasında bulundu.

    PİRHA/SİVAS

  • Samut Baba Tekkesi’ndeki mermer ocağına tepki: Kutsallarımızdan elinizi çekin -VİDEO

    Samut Baba Tekkesi’ndeki mermer ocağına tepki: Kutsallarımızdan elinizi çekin -VİDEO

    PİRHA- Sultan Samut ocağı yol evlatları, Samut Baba Tekkesi’nde mermer ocağı yapılmasına tepki gösterdi. Açıklamada, “Samut Baba bir inanç merkezidir. Aleviler açısından ocağı, talibi, ikrarı olan sadece bölge halkının değil, tüm yurttan ziyaretçilerinin olduğu kutsal kabul edilen bir inanç merkezidir. Açılan mermer ocağı Sultan Samut’a, Samut Babaya bir saldırıdır” denildi.

    Sultan Samut ocağı yol evlatları, “Samut Baba Tekkesi’nde mermer ocağı istemiyoruz’ şiarı Sivas Kangal’da bulunan Samut Baba ziyaretine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamaya; Ankara Dersimliler Derneği, Tuzluçayır Cemevi, Cemal Şahin Dede ve birçok yurttaş katıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamayı Sultan Samut Ocağı Yol evlatları adına Hakan Samut okudu.

    DAD: SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, “Yaklaşık bir yıldır bu proje devam ediyor. Siyasi iktidar Alevilerin yoğun olduğu, inanç merkezlerimizin olduğu yerlerde, inancımıza karşı  projeler geliştiriyor. Kutsal alanlarımaza HES’ler ile, barajlar ile, maden aramaları ile bizlere göç politikalara uyguluyorlar. Açılmaması için, oradaki insanlarımıza, dogamıza, inancımıza zararlı olacağına dair yaklaşık 1 yıl önce mahkeme açılmış, buna rağmen çalışma devam ediyor” diyerek kurumsal olarak süreci takip edeceklerini kaydetti.

    “KUTSALLARIMIZDAN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Sivas-Kangal Tekkeköy’de bulunan Samut Baba türbesinin olduğu alana yapılması planlanan mermer ocağının çevreye, doğaya, suya, yaşam alanlarına ve Samut Baba’ya zarar vereceğini belirten Hakan Samut, “Samut Baba bir inanç merkezidir. Aleviler açısından ocağı, talibi, ikrarı olan sadece bölge halkının değil, tüm yurttan ziyaretçilerinin olduğu kutsal kabul edilen bir inanç merkezidir. Açılan mermer ocağı Sultan Samut’a, Samut Babaya bir saldırıdır. Açılacak olan mermer ocağı köydeki yaşam alanlarına zarar verecektir. Samut Baba türbesinin etrafında bulunan su gözeleri kuruyacak ve Samut Baba ile özdeşleşen su gözelerinde yaşayan balıklar yok olacaktır. Samut Baba türbesinin hemen yanında 730 yıllık dut ağacı vardır. Bu dut ağacı Orman Genel müdürlüğü tarafından koruma altına alınmıştır. Bu Dut ağacı da maddened etkilenecek, zarar görecek, kuruyacak ve yok olacaktır” dedi.

    “YOLUMUZA, İNANCIMIZA AÇIK BİR SALDIRIDIR”

    Hakan Samut, geçimini tarım ve hayvancılık ile sağlayan köy halkının zarar gördüğünün altını çizerek, “Madenin tozundan köyde tarım bitmek üzeredir. Meralar işgal edilen ve madene açılan alanlarla birlikte hayvancılık bitecektir.Köy halkı ve çevre sakinleri tarafından büyük tepkiyle karşılanan bu proje yargıya taşınmış ancak bilirkişi raporu ve mahkeme kararı beklenmeden iş makinaları çalışmaya başlamıştır. Bu kutsal mekanımıza, yolumuza, inancımıza, değerlerimize, ocağımıza açık bir şekilde saldırıdır. Maden ocaklarının çevreye verdığı zararı İliç’ten Kazdağları’ndan, kuruyan ırmaklardan, yok edilen göletlerden, katledilen ormanlardan, bitirilen yaşam alanlarından biliyoruz. Tekke Köyü’ne, Samut Baba’ya açılan maden ocağı da aynı sonuçları doğuracak, yaşam alanlarına ve Samut Baba’ya zarar verecektir. Samut Babanın türbesinin yanındaki su gözeleri Tekke Köy’ne ve çevre köylere hayat vermektedir. Su gözelerinin yok olmasıyla tarım alanlarında kullanılan su yok olacaktır” diye ekledi.

    “SAMUT BABA SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

    Samut Baba’ya yapılan maden ocağının derhal kapatılması gerektiğini vurgulayan Samut, “Samut Baba bir inanç merkezidir. Aleviler tarafından kutsal bir mekan olarak kabul edilir. Kutsal mekanlarımızdan, ecdadımızdan, ocağımızdan, pirimizden kirli ellerinizi çekin… Samut Baba sahipsiz değildir” diyerek tepki gösterdi.

    “KÖY, MERMER MADENİ İLE İŞGAL ALTINDA”

    Yol yürütücüsü Cemal Şahin ise Aleviliğin 72 millete bir nazardan baktığını belirterek, iktidarın bu doğa talanından bir an önce vazgeçmesi gerektiğini, bu uygulamalar ile topluma, doğaya ve canlılara zarar verildiğini söyledi.

    Tekke Köyü’nden Zafer Tekkelioğlu, “Doğup, büyüdüğümüz köyümüz mermer madeni ile işgal altında. Köyümüz çevre köyler arasında, Sivas’ta doğa anlamında en güzel köydür. Özellikle şu kaynakları bakımından. Su kaynaklarının bir kaç şirketin kârı için feda edilmesine karşıyız. Mermer olmadan da, altın olmadan da insanlar yaşamlarını devam ettirmiştir. Toprak olmadan, canlı olmadan, hayvan olmadan yaşamak mümkün değil diyoruz. Biz mermere ya da üretime karşı değiliz ama biz sürdürülebilir, herkesin yararlanabileceği ekonomik politikalar istiyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas’ta Bakırtepe Ziyareti, maden tehlikesi altında!-VİDEO

    Sivas’ta Bakırtepe Ziyareti, maden tehlikesi altında!-VİDEO

    PİRHA-Kangal’ın Bakırtepe olarak bilinen kutsal mekanı, maden sahası içinde bulunduğu için risk taşıyor. Sivas Çevre Platformu kurucusu üyesi Hüsnü Engin, “Böyle giderse Bakırtepe denilen bir yer kalmayacak” diyerek, maden sahasının kapatılmasını istedi.

    Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Bakırtepe Ziyareti maden sahası içerisinde olduğu için risk oluşturuyor. Yüksek bir alanda bulunan Bakırtepe Ziyareti’ndeki kuyudan çıkan suyu kutsal kabul eden insanların uğrak yeri olan yer, oluşan tozlardan ve patlatılan dinamitlerden dolayı tehdit altında.

    Sivas Çevre Platformu Kurucu Üyesi Hüsnü Engin, maden firmasının çalıştığı alanda Çetinkaya köyüne içme suyu sağlandığını, dinamit patlamasından etkilendiği için kesilebileceğini söyledi.

    İnsanların yılın belli aylarında buralara gelerek adak adadığı, dilek dilediği Bakırtepe’nin çevresinde madenlerin çıkarıldığı, kutsal mekana zarar verdiğini ifade eden Engin, ziyaretle ilgili olarak şunları söyledi:

    “Bakırtepe bir ziyaretgah. Çevrede bulunan Kınalar, Eğricek, Demiriz, Kalkım, Elkondu köyleri ayrım yapmadan yılın belli aylarında buralara gelerek adak adar, dilek diliyor. Şimdi bu ziyaret alanının altı oyuluyor. Bilirkişi raporuna göre ziyaret alanına hiçbir şekilde zarar verilmeyecekti. Şirket buraya tel örgü çekeceğini söylemişti ama hiçbir şekilde tel örgü çekilmemiş. Olabilecek sorunları inkar ediyorlar. Böyle giderse Bakırtepe denilen bir yer kalmayacak.”

    Kamber YILDIZ/KANGAL-SİVAS

  • Alevi köyü Tekke’de mermer ocağına karşı yaşam nöbeti-VİDEO

    Alevi köyü Tekke’de mermer ocağına karşı yaşam nöbeti-VİDEO

    PİRHA- Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke (Samut) köyüne 500 metre mesafede mermer ocağının açılmasına itiraz eden köylüler Samut Baba Türbesi önünde yaşam nöbeti başlattı.

    Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke köyüne 500 metre mesafedeki mermer ocağı açılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED olumlu raporu verilerek mermer ocağı açılmasına tepki gösteren köylüler, Aleviler açısından önemli bir yere sahip olan Samut Baba Türbesi’nin de mermer ocağından etkileneceğini söylemişti.

    Tekke köylüleri açılan mermer ocağına karşı Samut Baba Türbesi önünde yaşam nöbet başlattı. Tutulan ilk nöbet Artvin Hopa’da ormanlık alanda yapılan doğa kırımına karşı engel olamaya çalışırken katledilen Reşit Kibar’a adandı.

    “DAYANIŞMA DEVAM EDECEK”

    Tekke köylüleri tarafından yapılan açıklamada, “Reşit Kibar’ın öldürülüşünün 1. ayında, Türkiye’nin her köşesinde talana açılan ormanların, dağların, ovaların nöbetini tutan, toprağından, havasından, suyundan vazgeçmeyen ve direnen tüm doğa hakkı savunucularının sesi olmaya ve dayanışmaya devam edeceğiz.
    Yaşam alanlarımızı tehdit eden maden ocağı projelerine, HES’lere, nükleer santrallere, RES’lere, doğamızı sermayeye peşkeş çeken, turizm adı altında ormanlarımızı, yaşam alanlarımızı yok eden tüm saldırılara karşı Karadeniz’de, Ege’de, Marmara’da, Akdeniz’de, Doğu ve Güneydoğu’da, İç Anadolu’da, tek bir ses olup yaşam alanlarımıza sahip çıkalım çağrısında bulunan Cankurtaran Dayanışması’nın başlattığı “Yaşam nöbeti”ne kendi bölgelerimizde eş zamanlı olarak destek veriyoruz” denildi.

    PİRHA/SİVAS

    İLGİLİ HABERLER:

    Samut Baba Türbesi, mermer ocağı tehdidi altında: İliç’te, insanların başına neler geldiğini gördük-VİDEO

  • Samut Baba Türbesi, mermer ocağı tehdidi altında: İliç’te, insanların başına neler geldiğini gördük-VİDEO

    Samut Baba Türbesi, mermer ocağı tehdidi altında: İliç’te, insanların başına neler geldiğini gördük-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke köyüne 500 metre mesafedeki mermer ocağının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED olumlu raporu verilerek açılmasına tepki gösteren köylüler, “Aleviler açısından önemli bir yere sahip olan Samut Baba Türbesi de mermer ocağından etkilenecek. Mermer ocağının çalışması durumunda insanlar artık gelmemeye başlayacak” dedi.

    Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke (Samut) köyüne 500 metre mesafedeki mermer ocağının açılmasına köylülerin itirazlarına rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” ÇED olumlu raporu verildi.

    Köylüler, ÇED kararının ardından maden şirketini mahkemeye vererek kararın bozulmasını talep ediyor.

    “SU KURURSA BURADAKİ BAZI KÖYLER ETKİLENECEK”

    Açılacak madenin köydeki yaşam alanlarına zarar vereceğini ifade eden Perihan Güler, “İnanç merkeziyle birlikte türbenin yakınında bulunan 730 senelik bir ağaç da koruma altına alındı. Mermer sahasının olduğu alana yakın olan su kaynağı Davulbaz Köyü’nde bulunan ve Devlet Su İşleri tarafından açılan göleti besleyen tek su kaynağı mermer sahasının bulunduğu alanda çıkmaktadır. Su kesildiğinde gölet dolmayacak dolayısıyla sulu tarım yapan birkaç köyde bu durumdan zarar görecek” dedi.

    “SAMUT BABA’YA DİĞER ŞEHİRLERDEN İNSANLAR GELİYOR”

    Köyün üçte birine yakın bir alanın mermer ocağı tarafından alındığını belirten Tekke köyü muhtarı Hasan Tekkelioğlu, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Artık köyümüzde hayvancılık bitme noktasına geldi. İnsanlarımız mera alanları alındıktan sonra hayvancılık yapamayacaklar. Kamyona yüklenecek olan mermer blokları köy arazilerinin içinden geçeceği için ekinlerimiz toz aldığı zaman döllenmeyi etkileyerek verimi düşürüyor. Zaten kar etmiyoruz verim de alamazsak insanlar ekinlerini terk etmek zorunda kalacak. Aleviler açısından önemli bir yere sahip olan Samut Baba Türbesi de mermer ocağından etkilenecek. Sadece bizim için değil çevre köylerden ve başka şehirlerden gelecek olan insanlar burada cem yürütüyor. Mermer ocağının burada çalışması durumunda insanlar gelmemeye başlayacak.”

    “HİÇBİR MADENİ KÖYÜMÜZDE İSTEMİYORUZ”

    Senem Tekkelioğlu, “Köyümüz çevrede bir tane. İnsanlar buraya gelerek Samut Baba Türbesini ziyaret eder, hastalar şifasını bulur. Biz onun için hiçbir madeni burada kabul etmiyoruz” diye ifade etti.

    “İLİÇ’TE SOMA’DA İNSANLARIN BAŞINA NELER GELDİĞİNİ GÖRDÜK”

    İktidarın kendilerine güven vermediğini söyleyen Yusuf Budak, “Yavuz Sultan Selim, Alevileri dağlara sürdü dağlarda da maden var. Bir de devlete karşı diye bir fikir var. Biz doğayı ve insanları yok sayan, çıkarları için her şeyi ayaklar altına alan yönetimlere karşıyız. Biz Aleviler sermayeye karşı değiliz, teknolojiye karşı değiliz. Onlar için insanların inancı, değer yargıları çok önemli değil. Daha önceden İliç’te, Soma’da gördük insanların başına neler geldiğini. Biz bunlara nasıl güveneceğiz. Ülkede kaybolan ve öldürülen çocuklara, katledilen kadınlara sahip çıkamayan bir yönetime inanmıyoruz, güvenmiyoruz” diye belirtti.

    “SADECE TEKKELİLER DEĞİL HERKES MADENE KARŞI GELMELİ”

    Tekke Köyünde yaşayan bir yurttaş ise, “Ben bu köyde doğdum bu köyde büyüdüm 70 yaşında bir kadınım bu saatten sonra nereye gideceğim. Sadece Tekke köylüleri değil herkesin bu madene karşı gelmesi gerekiyor. Gurbette giden köylülerimiz bir araya gelip köylerine sahip çıksınlar. Yılanlı dağındaki madene karşı insanlar nasıl ki karşı geldilerse biz de bir araya gelip püskürtebiliriz” diye konuştu.

    Kamber YILDIZ/SİVAS-KANGAL

  • Doktorların şifa olarak yönlendirdiği kaplıca siyanür tehdidi altında-VİDEO

    Doktorların şifa olarak yönlendirdiği kaplıca siyanür tehdidi altında-VİDEO

    PİRHA-Dünyada sadece Sivas Kangal’da olduğu söylenen ve doktorlar tarafından cilt hastalığına iyi geldiği belirtilen doğal kaplıca suyu maden sahasına yakın olduğu için siyanür tehlikesiyle karşı karşıya. Kalkım Köyü Muhtarı Bedrettin Akgül, cumhurbaşkanlığının kararnamesiyle özel sit alanı olarak belirlenen bölgenin maden sahasına yakın olmasından dolayı balık türlerinin azaldığını söyledi.

    Sivas’ın Kangal ilçesi Kalkımlı Köyü’nde yer alan ve bölgede sadece bölgede iki yerde olduğu söylenen Balıklı Kaplıca suyu yakın alanda çıkarılan madenlerden kaynaklı risk altında. Madende patlatılan dinamitlerden kaynaklı suyun bulanıklaştığı, altın madenin ise siyanürle ayrıştırma işlemi yapıldığı için kaplıca suyuna karışma riskinin olduğu ifade edildi.

    “AKGÜL: DÜNYADA KANGAL’DA VE KALKIMLI KÖYÜ’NDE VAR”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Kalkım Köyü Muhtarı Bedrettin Akgül, balık türünün cilt hastalıklarına iyi geldiğini ifade ederek, doktorların tedavi için hastaları buraya yönlendirdiğini söyledi.

    Akgül, “Bu balık türleri dünyada iki yerde var. Biri Kangal merkeze yakın olan Balıklı kaplıcası ve Kalkımlı Köyü. Burası aslında Kalkımlı köyü olarak değil Turizm köyü olması gerekirken ilgisizlikten dolayı bu durumdayız. Ben buradan yetkililere sesleniyorum, bu alana sahip çıkılsın”çağrısında bulundu.

    “DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDEN İNSANLAR GELİYOR”

    Cumhurbaşkanlığının Kanun Hükmünde Kararnamesiyle koruma altına alınmasına rağmen altın madeni çıkarıldığına işaret ederek, madenlerde dinamitlerle patlatılma yapıldığında suyun bulanık aktığını belirten Akgül, balık türlerinin azaldığını ifade etti.

    Akgül, “Burada 5 çeşit balık vardı şu anda 3 çeşide düştü. Madenin bize çok zararı var. Maden alanından mabren denilen  izolastik bir maddenin altından kaçak olarak sızan siyanür burada bulunan dereyi aktığı için balık türü azaldı. Maden açılmasında sorun yok ama bu balık türlerini Kangal’da ve buradan başka yerde bulunması mümkün değil. Buraya Türkiye’den değil dünyanın birçok ülkesinden insanlar geliyor” ifadesinde bulundu.

    “BÖYLE SÜRERSE BALIKLI GÖL KALMAYACAK”

    Akgül, imkanları olmadığı için yeterli çalışmanın yapılmadığını ifade ederek, ilgili yerlerden kaplıcaların gözetim altına alınmasını ve destek verilmesini istedi. Akgül, balık türünün korunması amacıyla ‘Doktor Balıkları Koruma ve Yaşatma Derneği’nin kurduklarını ve dernekle birlikte bir çalışma yapıp daha iyi bir noktaya getireceğini belirtti.

    Bedrettin Akgül, son olarak maden işletmesi çalışmaya devam ederse balıkların yok olacağını dikkat çekerek, “Böyle sürerse balıklı göl kalmayacak ama madeni başka yere taşırlarsa sorun çözülebilir. Biz muhtarlık ve dernek olarak balıklı gölü iyi bir yere getirmeye çalışacağız” diye ifade etti.

    Kamber YILDIZ/SİVAS-KANGAL

  • Aşık Hasan Papur: Çok baskı, zulüm gördük, Yezid’in zihniyeti halen aramızda-VİDEO

    Aşık Hasan Papur: Çok baskı, zulüm gördük, Yezid’in zihniyeti halen aramızda-VİDEO

    PİRHA – Sivaslı Aşık Hasan Papur, sanatını, sahneye ilk çıkışını, yaşadıkları baskıları PİRHA’ya anlattı. “Günümüzde sanatçılara yönelik duyarsızlık diz boyu” diyen Papur, 1970’li yıllarda yaşadığı baskıları anlatarak “Çok zulüm gördük ancak şimdi de ekonomik baskı var ki o daha acı. Bir toplum çökertilmek isteniyorsa kültürü ve ekonomisi hedef alınır. Bu iki alan çökertildiği an toplum da teslim alınır” diye konuştu.

    Hasan Papur, 1952 yılında Sivas’ın Kangal ilçesi İğdeli köyünde dünyaya geldi. Alevi kültürüyle büyüyen Papur, müziğe de küçük yaşta ilgi gösterdi.

    Henüz 12 yaşındayken müzik piyasasına girmek için İstanbul’a gelen Hasan Papur, birçok beste yapıp konserler de verdi. Zengin bir müzik yaşantısı olan Hasan Papur, “Dünüm ve bugünüm/türkülerim, deyişlerim” isimli bir de kitap kaleme aldı. İleri yaşına rağmen müzikle ilişkisini koparmayan Papur, geçmişe ve günümüze dair PİRHA’ya konuştu.

    AŞIK DAİMİ ÖCÜLÜĞÜNDE İLK SAHNE DENEYİMİ!

    Çocuk yaşta İstanbul’a gelen ve ilk olarak Aşık Daimi ile tanıştığını belirten Hasan Papur, müzik piyasasına nasıl girdiğini şu sözlerle anlattı:

    “12 yaşında İstanbul’a geldim. Her köylü çocuğu gibi sarı yorganımı sırtladım, nasibimi, kısmetimi almak için ‘Taşı, toprağı altın’ denen yere, İstanbul’a geldim. Halbuki İstanbul’un taşı, toprağı dert dolu, altın değil, bizi kandırmışlar.
    İlerleyen zamanlarda Abdullah Papur ile Unkapanı’ndaki Aşık Daimi’nin dershanesine gittik. Herkes, Abdullah Papur ile beni kardeş bilirlerdi ama amca çocuklarıyız. Daimi’nin yanına gittiğimizde ‘Sazınızla bir çalıp söyleyin’ dedi. Bizi dinledikten sonra ‘Ders almanıza gerek yok. Sizin suyunuzda zaten yetenek var’ dedi. Daimi, dedemizi de iyi tanırdı. Dedemiz de çok güzel saz çalıp söylerdi. Cemlerde de zakirlik yapardı. Aşık Veysel de zaman zaman bizim köye gelirdi ancak dedemin yanında sazı eline almazdı. O zamanlar iyi çalan kişinin yanında saz ele alınmazdı. Şimdilerde ise saygı edep yok. Ağızda sigara saz çalınıyor!
    Hiç unutmuyorum, Zeytinburnu’nda Zengin Sineması vardı. Daimi’nin yanına gittiğimizde orada konser olacağını söylemişti. Bize ‘Sizi sahneye çıkaracağım’ demişti.”

    “7 YAŞ BÜYÜĞÜMDÜ AMA SÖZÜMÜ DE DİNLERDİ”

    Hasan Papur, ilk konserini 1969 yılında Abdullah Papur ile birlikte verdiğinin altını çizdi. Müzik konusunda Abdullah Papur’a öncülük yaptığını da söyleyen Hasan Papur, şöyle devam etti:

    “Abdullah Papur Mersin’de portakal bahçelerinde işçi olarak çalışıyordu. Ben de o dönem İstanbul’da gazinoda çalışıyor olmamdan dolayı plak şirketi sahiplerinin çoğu ile tanışmıştım. Abdullah Papur’u Mersin’den İstanbul’a çağırdım. Kendisi benden 7 yaş büyüktü ama benim sözümü de dinlerdi. Müziğin kalbi İstanbul’da atıyordu.
    Kasımpaşa’da 5000 kişilik Tepebaşı Gazinosu vardı. O gazinoda Abdullah Papur ile birlikte program aldık. Abdullah Papur çok seviliyor ve her konseri hınca hınç doluyordu. 1970 yılında ilk plağını yaptı ve o plak hemen tuttu. 1974-75 yıllarında da kasetler yaptı, o kasetlerde çok tutuldu ama ne yazık ki ömrü çok kısa sürdü. 22 sene bu kültürü sürdürdü ve 60’a yakın kaset çıkardı. Abdullah Papur’un sazı sesi güzeldi, ben geriye çekildim ve onun için sık sık konserler düzenledim.”

    SANATÇILARIN BULUŞMA ADRESLERİ, CEZAEVLERİ!

    Hasan Papur, müzik yaptıkları dönemin sanat emekçileri açısından çok zorlu yıllar olduğunu da ifade etti. “Her konser sonrası polis gelir bizleri götürürdü” diyen Papur, Alevi olmaları nedeniyle de ayrı bir baskıya maruz kaldığını söyledi. Hasan Papur, anlatımına şu cümlelerle devam etti:

    “Yazdığım şiirlerden dolayı 6 kez hapis hayatı yaşadım. Doğruları söylediğim için tutuklanıyordum. O yıllarda her hafta konserlerimiz olurdu ve bütün konserler sonrasında da emniyete götürülürdük.

    Yılmaz Güney ile Adana Cezaevi’nde tanışmıştım. Halbuki Adana’ya konsere gitmiştim ama sonrasında tutuklandım ve cezaevine konuldum. Yılmaz Güney’i de orada görünce mutlu olmuştum. Kendisi ile sabahlara kadar muhabbet ederdik. Cezaevinde iş günlerimiz olduğunda herkesin ismi listeye yazılır, temizlik yapılırdı. Yılmaz Güney’i ise o listeye yazmazdık. Ancak bize kızardı ve ‘Benim sizden ne farkım var?’ derdi. Ayrıca bizim bütün masraflarımızı Yılmaz Güney karşılardı. Ekonomik durumu iyiydi. Her hafta kamyonetle bize eşya gelirdi. Yiyecek, içecek hatta sigaraya kadar… Yani rahmetli, cezaevinde bize baktı diyebilirim.

    “ÇOK BASKI VE ZULÜM GÖRDÜK”

    Siyasi mahkumlara cezaevinde çok büyük baskılar vardı. Sonrasında o cezaevinde bir isyan çıktı. Toplamda 65 kişiydik ve her birimizi başka cezaevine dağıttılar. Yılmaz Güney’i ise Kayseri’ye gönderdiler. Abdullah Papur ve Aşık Yoksuli’yi ise Ceyhan Cezaevi’ne gönderdiler. Yani çok baskı ve zulümler gördük, inanın çok zor dönemlerdi. Deniz gezmişlerin yargılandığı; yani 141. ve 142. maddelerden yargılanıyorduk. Ancak o yıllarda insanlar duyarlıydı. Sanatçılara sahip çıkılıyordu. Şimdi ise duyarsızlık diz boyu. Bu durum bizi çok üzüyor. En yukarıda baskı olduğu için insanlar da vurdumduymaz olup ‘Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın’ demeye başladı. Ancak o yılan şimdilik değmiyor olabilir ama zaman geldiğinde o kişiye de değdiğinde canları çok acıyor. Bunun için birlik ve beraberlik içerisinde olursak baskılar azalır. Şimdi bir de ekonomik baskı var ki o daha acı. İnsan, çocuğuna bir kalem, defter dahi alamıyor. Denildiği gibi, bir toplum çökertilmek isteniyorsa kültürü ve ekonomisi hedef alınır. Bu iki alan çökertildiği an toplum da teslim alınır.”

    “YEZİD’İN GÜTTÜĞÜ ZİHNİYET”

    Hasan Papur, AKP-MHP hükümetinin, Alevilik konusunda yürüttükleri politikaları da değerlendirdi. Hasan Papur “Şimdilerde sinsice bir baskı var ve bu baskı daha acı. Halen Yezid’in güttüğü zihniyet aramızda. Önemli olan kişiler değil, zihniyet. İnsanları asimile etmek, ötekileştirmek halen var. Cumhurbaşkanı da açık açık ‘Taraf olmayan bertaraf olur’ demişti. ‘Bana oy vermezseniz hizmet gelmez’ diye yakın zamanda söylememiş miydi? Bu büyük bir ayrımcılık değil mi? Sana oy vermeyebilirim ama vergimi ödüyorum” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Geçmişin izlerini müzikal sunumla bugüne taşıyorlar!-VİDEO

    Geçmişin izlerini müzikal sunumla bugüne taşıyorlar!-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da yaşayan Sivaslı ve Yozgatlı bir grup yurttaş, kültürel zenginliklerini korumak adına bir araya geldi. Köy düğünlerinin yanı sıra ekin toplama dönemindeki ritüellerin kaybolmaması için çalışmalar yapan grup, önce elleriyle yöresel kıyafetler dikti, ardından kaybolmaya yüz tutmuş ezgilere ses oldu. Yaklaşık 20 kişilik grup, şimdi hem düğünlerde hem de davet edildikleri sahnelerde kültürlerini sergiliyor.

    Ankara’da yaşayan Sivaslı bir grup Alevi yurttaş, kültürel zenginliklerinin kaybolmaması için yıllar önce Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu’nda bir araya gelerek kolektif bir çalışmaya karar kıldı.

    Sivas ve kısmen de Yozgat yöresini temsilen 30 yıldır Ankara’da kültürel çalışma yapan grup, bölgeye ait kıyafet ve müziklerle birlikte birçok ritüeli canlandırarak bugüne taşıdı.

    Geleneklerini tanıtmak adına çaba sarf eden grubun organizatörlüğünü Şair Kamber Gürbüzdal yürütüyor. Grup, daha çok müzikal bir gösteri sunuyor da denilebilir.

    El yapımı özel kıyafetlerle izleyici karşısına çıkan ekibin en genci ise 45 yaşında.

    Grup, ileri yaşlarına rağmen bir hayli efor sarf edip, davul-zurna eşliğinde Sivas düğünlerinin tüm zarafetini sergiliyor.

    KENT YAŞAMINDA KÖY KÜLTÜRÜNÜ YAŞATIYORLAR!

    Kamber Gürbüzdal, sergiledikleri kültürün genelde Sivas’ın Emlek, Kangal, Çamşıh yöresi ile Yozgat’ın Akdağmadeni bölgesine ait olduğunu belirtti. Giyinilen kıyafetlerin birçoğunun el yapımı olduğunu söyleyen Gürbüzdal, günümüzde böyle bir kültürel faaliyetin, toplumda ilgi uyandırdığını anlattı. Ekip olarak kimi düğünlere de davet edildiklerini söyleyen Gürbüzdal, eskide kalan ritüelleri sergilemenin, toplumda heyecan uyandırdığını da aktardı.

    Gürbüzdal, “Kültürümüz kaybolmasın diye çabalıyoruz. Şenliklere, düğünlere de katılıyoruz” diyerek şöyle devam etti:

    “Umarım kültürümüzü yarınlara aktarmaya gücümüz yeter. Bütün çabamız bu yönde. Artık bir karşılığı da oluyor gibi. Gençler ısrarla bizleri düğünlerine çağırıyor, biz de diyoruz ki ‘O beyaz kıyafeti kim, bize ‘gelinlik’ diye öğretti? Bizim asıl gelinliğimiz, damatlığımız işte bunlar’ diyoruz. Ben de kendi düğünümü Ankara’da, tıpkı geçmişte yapılan düğünler gibi organize etmiştim. Eşimi ata bindirip öyle düğün yaptım. Şimdi ise insanlarımızdan hiçbir karşılık beklemeden çağrıldığımız düğünlere gidiyoruz. Yeter ki kültürümüze sahip çıkılsın.”

    KÖY TOPLUMUNUN DAYANIŞMASI DA SERGİLENİYOR

    Ekip, aynı zamanda insan gücü kullanarak, imece usulüyle tarlalarda nasıl ekin biçildiğinin sunumunu yapıyor.
    Şair Kamber Gürbüzdal, ellerinde oraklar, koro halinde söylenen ezgiler eşliğinde yapılan sunuma dair de şu bilgileri paylaştı:

    “Bizlerin yaşam alanları aslında dağ köyleridir. Yavuz Sultan Selim’den sonra Aleviler hep taşlı, ormanlı yerlere sığınıyor. Tabii bu yaşadıkları yerler ekilip, biçilemiyor. İnsanlar, ayakta kalabilmek için derelere, tepelere ekin yapıyor. Fakirlik de var tabii, o nedenle güçlü olunması halinde bu işlerin üstesinden gelinebiliyor. Yöre halkı, tarlaları biçerken de söyledikleri türkülerden güç alıyorlar.”

    “KİMSENİN MAĞDUR OLMASINA İZİN VERİLMEZDİ”

    Ekipte yer alan İsmail Çalışkan da geçmişte köy yaşamında yapılan yardımlaşmaya dikkat çekti. Çalışkan, geçmişte insan gücü az olan ailelere, diğer aileler tarafından destek verildiğini anlattı. Kadın-erkek hep birlikte tarlada çalışıldığını belirten Çalışkan, “İmece usulü köylerde Eylül’ün sonuna kadar bir çiftçinin dahi ekini tarlada kalmazdı. Örneğin ekinler tam toplanırken hava bulutlanır ve yağmur yağacağı anlaşılacağı anda bütün komşular yardıma koşardı. Yani hiç kimsenin mağdur olmasına izin verilmezdi” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Yeşil Sol Parti Sivas Adayı Gani Kaplan: Alevi toplumunu seçeneksiz bırakmayacağız

    Yeşil Sol Parti Sivas Adayı Gani Kaplan: Alevi toplumunu seçeneksiz bırakmayacağız

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Sivas milletvekili adayları Gani Kaplan, Hüseyin Özcan ve Mustafa Yıldız, Divriği ve Kangal ilçelerindeki köyleri ziyaret ederek çalışmalarına devam ediyor. Divriği ilçesindeki halk buluşmasında konuşan Kaplan, “Alevi toplumların sorunlarını çözmek için buraya geldim. Kaldığımız yerden başlatıp devam ettireceğiz. Alevi toplumunu seçeneksiz bırakmayacağız” dedi. 

    14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve  Milletvekili Genel Seçimi’ne 10 gün kalırken, milletvekili ve cumhurbaşkanı adayları çalışmalarını sürdürüyor.

    Yeşil Sol Parti Sivas Milletvekili Adayı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki dönem genel başkanı Gani Kaplan ve diğer adaylar Hüseyin Özcan seçim çalışmalarını devam ettiriyor.

    KANGAL’DA KÖYLER ZİYARET EDİLDİ

    Yalıncak, Pir Hüseyin köyleri sonrasında Kangal ilçesine bağlı Büyükköy, Kanlıçayır, Kuruköprü, Kalesancak, Belentarla, Zeyve ve İğdeli köylerini dolaşan adaylar ayrıca Divriği ilçesindeki Çamşıhlı köylerini ziyaret etti.

    Köy köy dolaşan adaylar kadın ve gençler başta olmak üzere yoğun ilgiyle karşılandı. Yeşil Sol Parti’nin eşit yurttaşlık isteyenlerin partisi olduğunu belirten Gani Kaplan, Aleviler başta olmak üzere yoksulların, emekçilerin, kadınların, gençlerin Yeşil Sol Parti etrafında birleşmesi çağrısında bulundu.

    DİVRİĞİ’DE HALK BULUŞMASI: ALEVİLERİ SEÇENEKSİZ BIRAKMAYACAĞIZ

    Öte yandan, Divriği ilçesinde milletvekilli adayları Gani Kaplan ve Hüseyin Özcan, belediye binasında halk buluşması yaptı. Çok sayıda kişinin katıldığı etkinlikte konuşan Gani Kaplan, tek adam rejimine karşı Kılıçdaroğlu’nu seçeceklerini ve partilerinin de güçlü bir şekilde parlamentoya girmesi için çaba göstereceklerini vurguladı.

    Alevileri alternatifsiz bırakmadıklarını vurgulayan Kaplan, “Ben Alevileri temsilen aday oldum. Alevi toplumunun sorunlarını çözmek için buraya geldim. Buraya her şeyi bilerek geldim. Kaldığımız yerden başlatıp devam ettireceğiz. Seçilemediğimiz zaman da asla geri çekilmeyeceğiz, Alevi toplumunu seçeneksiz bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/SİVAS

     

  • “Evde Türkçe konuşun” baskısı çocuklarımın anadillerini öğrenmemelerine yol açtı’-VİDEO

    “Evde Türkçe konuşun” baskısı çocuklarımın anadillerini öğrenmemelerine yol açtı’-VİDEO

    PİRHA-Okul müdürünün “Çocuklarınız ile evde Kürtçe değil Türkçe” konuşun telkini nedeniyle çocuklarına anadillerini öğretemediğini ve bu durumdan pişman olduğunu ifade eden Hatice Güzel, ” Çocuklarımız belli bir yaşa geldikten sonra “Anne neden biz anadilimizi bilmiyoruz? Neden bize öğretmediniz?” diye sordu. Anadilimizi öğretmediğimiz için pişmanız. Herkes kendi anadilini çocuklarına öğretsin” çağrısında bulundu.

    Okullarda anadilin öğretilmesine dönük engellemeler devam ediyor. Son olarak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 20 bin öğretmen atamasına ilişkin branş bazında açıkladığı kontenjan dağılımında Kürtçe için sadece 3 kontenjan ayırmıştı. Kürtçe için sadece 3 kontenjanın ayrılmasına yönelik tepkiler gelmeye devam ederken, en az 200 kontenjan ayrılması talebiyle sosyal medya üzerinden kampanyalar düzenleniyor.

    Yıllardır devam eden yasaklama ve talepleri görmezden gelme politikalarının eğitim yaşamında da yansımaları oluyor. Okul idareleri tarafından ‘Zorunlu din dersleri’ ve Kürtçe’nin lehçelerine uygulanan ‘ambargo’ inancı ve anadili farklı olan çocuklar üzerinde olumsuz sonuçlar doğruyor.

    Sivas’ın Kangal ilçesi Kırlangıç Köyü’nde yaşayan Hatice Güzel, çocuklarına anadilini öğretememe nedenini PİRHA‘ya anlattı. Çocuklarının okuduğu okulun müdürünün “Çocuklarınız ile evde Kürtçe konuşmayın” sözleri üzerine evde Türkçe konuştuklarını belirten Güzel, yaşananlardan dolayı şu an pişman olduğunu söyledi.

    “ANNE, BİZ NEDEN ANADİLİMİZİ BİLMİYORUZ?”

    Güzel, o dönem yaşadıklarını şöyle aktardı:

    “Çocuklarıma anadilini öğretemedim. İstanbul’da okula giderken, okul müdürü “Çocuklarınız ile evde Kürtçe konuşmayın. Okuma, yazmayı güzel şekilde öğrensinler” dedi. Ben de bilmediğim için evde konuşturmadım. Evde konuşmayınca çocuklar da öğrenmedi.

    Okul müdürü “Çocuklarınızı eğitmek için Türkçe öğrenmeleri gerekiyor ki rahat okusunlar” dedi. Çocuklarımız belli bir yaşa geldikten sonra “Anne neden biz anadilimizi bilmiyoruz? Neden bize öğretmediniz?” diye sordu. Anadilimizi öğretmediğimiz için pişmanız. Annem Kürtçe babam Zazaca konuşuyordu. Herkes kendi anadilini çocuklarına öğretsin.”

    Rohat EMEKÇİ-İsmail SİVASLI/SİVAS

  • Baba Mansur Ocağı’ndan Süleyman Metin Dede Hakk’a yürüdü

    Baba Mansur Ocağı’ndan Süleyman Metin Dede Hakk’a yürüdü

    PİRHA-Baba Mansur Ocağı dedelerinden Süleyman Metin Gökçeada’da kalp krizi geçirerek Hakk’a yürüdü. Süleyman Metin 3 Mayıs Salı günü saat 14.00’te İstanbul Gazi Cemevi’nden Sivas Kangal’a uğurlanarak, köyünde toprağa sırlanacak.

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Süleyman Metin bugün Gökçeada’da kalp krizi geçirerek Hakk’a yürüdü. 3 Mayıs Salı günü saat 14.00’te İstanbul Gazi Cemevi’nden Sivas Kangal’a uğurlanacak olan Metin, Mescit Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    PİRHA / İSTANBUL

     

     

  • Mahkeme, Yılanlı Dağı’ndaki mermer ocağı projesini iptal etti: Bölge Aleviler için kutsal

    Mahkeme, Yılanlı Dağı’ndaki mermer ocağı projesini iptal etti: Bölge Aleviler için kutsal

    PİRHA-Sivas’ın Kangal ilçesi Yılanlı Dağı bölgesine yapılmak istenen mermer ocağına verilen ‘ÇED olumlu’ raporunu iptal eden mahkeme, kararında bölgenin Aleviler için kutsal olarak kabul edildiğine vurgu yaptı. 

    Sivas’ın Kangal ilçesindeki Yılanlı Dağı bölgesine yapılmak istenen mermer ocağına karşı açılan davada, mahkeme ‘ÇED olumlu’ raporunu iptal etti. Mahkeme, kararında söz konusu bölgenin Aleviler için kutsal olarak kabul edildiğine vurgu yaptı.

    Gazete Duvar’dan Hazal Ocak’ın haberine göre Adel Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited şirketi, Sivas’ın Kangal ilçesi, Dağönü köyü, Küçükdağ Tepe mevkine ‘Blok Mermer Ocağı’ projesi işletme talebiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık 25 Kasım 2020 tarihinde projeye “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu” kararı verdi. Bölgede yaşayanlar ise proje alanının büyük bir kısmının orman arazisi olduğu, ayrıca Aleviler için kutsal olan Yılanlı ve Sultan Melek ziyaretlerinin bulunduğu gerekçesiyle kararın iptal edilmesi talebiyle mahkemeye başvurdu.

    BİLİRKİŞİ RAPORU: BÖLGE, ALEVİLER İÇİN KUTSAL BİR YER

    Açılan davada bilirkişi raporu bölgenin Aleviler için kutsal kabul edildiğini belirtirken; “Yılanlı Dağı ve tepesinde bulunan Sultan Melek ziyareti ve buna bağlı olarak Küçük Dağ Tepe mevkinin tamamı bölgeyle ilintili Alevi vatandaşlar tarafından kutsallık atfedilen bir yer durumundadır. Anadolu kültüründe bir coğrafyaya, bir toprağa duygusal ve inançsal bağlılık; bir bitkinin, bir ağacın toprağa bağımlılığı gibidir…” İşletme proje alanlarında mermer çıkarımının Yılanlı Dağı inançlarıyla ilintili bölgenin önemli bir kısmını kapsayacağı anlaşıldığı vurgulanan raporda “İlk etapta Yılanlı Dağı’na Dağönü ve çevre köylere ve il dışından gelenlerin ziyaret amaçlı çıkışları mermer çıkarımından büyük oranda olumsuz etkilenecektir” ifadelerine yer verildi.

    MAHKEME, ‘ÇED OLUMLU’ RAPORUNU İPTAL ETTİ

    Sivas İdare Mahkemesi, bilirkişi raporuna atıfta bulunduğu kararında proje alanının Alevi vatandaşlar tarafından kutsallık atfedilen Yılanlı Dağı ve bu bölgede bulunun ziyaret yerlerinin önemli bir kısmını kapsadığını anımsatarak söz konusu bölgeye ziyaret amaçlı çıkışların madencilik faaliyetlerinin olumsuz etkileneceğini ve bu duruma ilişkin vatandaşların zarar görmemesi için ÇED raporunda bir önlem alınmadığını vurguladı. Ayrıca kararda proje nedeniyle oluşacak toz miktarının da kontrolsüz çalışma şartları için hesaplanmadığına değinilerek projeye çok yakın konumda 4 su kaynağından ÇED raporunda hiç bahsedilmediğinin altı çizildi.

    Mahkeme son olarak ÇED raporundaki eksiklikler nedeniyle projenin çevresel etkilerini izlemenin ve denetlemenin mümkün olmadığını belirterek ‘ÇED olumlu’ kararının 15 Eylül 2021 tarihinde iptaline karar verdi. Bakanlık ve şirket temyiz yoluna giderek alt mahkemenin iptal kararının bozulması talebiyle Danıştay 6. Dairesi’ne başvurdu. Daire de başvuruyu reddederek alt mahkemenin kararını hukuka uygun buldu ve 14 Aralık 2021 tarihinde oybirliğiyle onadı.

    “ALEVİLER TARAFINDAN KUTSAL KABUL EDİLEN ZİYARETLER DİKKATE ALINMALI” 

    Kararı değerlendiren Kangal Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Hasan Aslan, Yılanlı Dağı ve çevresinde yıllardır maden ocağı açılmak istendiğini belirterek şunları söyledi:

    “Dağın eteklerinde yaşayan halk ile dağdaki yaban hayatı ve ekolojik flora görmezden gelinmekteydi. Bu karar, doğanın korunması ve bölgedeki yaşam için önemli olduğu kadar inançsal anlamda da Aleviler yönünden önemli bir gelişme içeriyor. Zira mahkemenin ‘ÇED Olumlu’ kararını iptal gerekçelerinden biri de projenin, Yılanlı dağında bulunan ve Alevilerce kutsal mekan olarak kabul edilen Sultan Melek ziyaretine ulaşımı güçleştireceği yönündeydi. Artık ülke genelinde Alevilerce kutsal kabul edilen ziyaret gibi ibadet yerlerinin de dikkate alınması bir zorunluluk halini almış oldu. Bu süreçte hukuksal anlamda tüm imkanlarımızı sonuna kadar kullandık ve hakkımızı sonuna kadar aradık. Belki her mücadele eden kazanamaz ama kazananlar her zaman mücadeleden vazgeçmeyenler olmuştur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Gençler: Dergâhımızdaki ‘külliye’ tabelası bir an önce kaldırılmalıdır-VİDEO

    Alevi Gençler: Dergâhımızdaki ‘külliye’ tabelası bir an önce kaldırılmalıdır-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na ziyaret düzenleyen Sivas Kangal Dernekleri Federasyonu Gençlik Komisyonu üyesi gençler, dergâha asılan ‘külliye’ tabelasına tepki göstererek, “Bilinmelidir ki yüzyıllardır değiştirilmeye çalışılan bu kutsal dergah biz Alevi toplumuna aittir ve öyle olacaktır” diye konuştu.

    Alevilerin, kendilerine ait dergâhların iade edilmesi talebi devam ederken; Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na asılan ‘külliye’ tabelasına yönelik tartışmalar da sürüyor. Alevi kurumları ve yurttaşlarının bu konudaki tepkilerine rağmen tabela olduğu yerde asılı duruyor.

    Sivas Kangal Dernekleri Federasyonu Gençlik Komisyonu, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na düzenledikleri ziyaret kapsamında bir açıklama yaptı.

    ”KÜLLİYE TABELASI BİR AN ÖNCE KALDIRILMALIDIR”

    Komisyon üyesi gençlerHacı Bektaş Veli’nin Hakk’a yürüyüşünün 750’inci yılında dernek olarak ziyarette bulunduklarını ifade ederken, “Ziyaretten sonra gözümüze çarpan husus ise yüzyıllardır dergah olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na külliye ibaresi eklenmesi olmuştur. Bu durum bizleri oldukça hüsrana uğratmıştır. Biz, Kangal Dernekler Federasyonu ve gençlik komisyonu olarak her inanca saygı gösteriyor; inancımıza ve dergâhlarımıza da aynı saygının gösterilmesini istiyoruz” dedi.

    Komisyon başkanı Berk İğdeli ise ‘külliye’ ibaresini kabul etmediklerini belirterek; şunları söyledi:

    “Bilinmelidir ki yüzyıllardır değiştirilmeye çalışılan bu kutsal dergah, Alevi toplumuna aittir ve öyle de olacaktır. Tüm Alevi kurumları, yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarından Alevi gençler olarak buradaki ‘külliye’ ibaresinin bir an önce kaldırılmasına yönelik adım atılmasını istiyoruz. Alevilere ait olan inanç merkezlerimiz bizlere iade edilmelidir. İnancımıza saygı duyulmalıdır.”

    Barış KOP / HACIBEKTAŞ

  • Kangal ve Karaseki halkı, 4 yıldır patlayan bombaların endişesini yaşıyor!

    Kangal ve Karaseki halkı, 4 yıldır patlayan bombaların endişesini yaşıyor!

    PİRHA- Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas’ın Kangal ve Karaseki bölgelerinde eski askeri mühimmatların patlatılmasından kaynaklı evlerde oluşan hasarları Meclis gündemine taşıdı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas’ın Kangal ve Karaseki mevkiinde eski askeri mühimmatların patlatılmasından dolayı yöre halkının yaşadığı sorunları Meclis’e taşıdı.

    Ali Kenanoğlu, Milli Savunma Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Sivas’ın Humarlı, Mısırören, Kocakurt, Havuz, Beyyurdu, Mancılık, Akpınar ve Delidoğan Deresi köylerinin olduğu bölgede kullanım ömrü dolan mühimmatların patlatılmasından dolayı evlerde hasar oluştuğunu, yabani hayvanların bölgeyi terk ettiğini ve büyük bir tedirginlik yaşandığını belirtti. Kenanoğlu ayrıca yöredeki hayvanların düşük yaptığı bilgisini de paylaşarak “Köylerin evlerinde büyük ölçüde çatlaklar ve hasarlar oluştuğu, cam ve çerçevelerin kırıldığı, sarsıntılar nedeniyle su kaynaklarının kuruduğu, kuşların bölgeyi terk ettiği, patlama alanından çocukların mühimmat parçalarını toplayıp satmasının tehlike arz ettiği, yaşanan gürültü nedeniyle çocukların ve hayvanların korktuğu, 4 yıldır mühimmatın imha edilmesine devam edildiği dile getirilmektedir” bilgisini paylaştı.

    BÖLGELER HANGİ ESASLARA GÖRE BELİRLENMEKTE?”

    Milletvekili Kenanoğlu, kaleme aldığı önergesinin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar tarafından cevaplandırılmasını talep ederek şu soruları yöneltti:

    *Askeri mühimmat patlatmalardan köylerin etkilenmemesi için yerleşim yerlerine daha uzak bir mekân neden tercih edilmemektedir?

    *Mühimmatların imha edileceği bölgeler hangi esaslara göre belirlenmektedir?

    *Köylülerin yaptığı itirazlar yetkililer tarafından neden dikkate alınmamaktadır?

    *Bu patlamaların yapılacağına ilişkin köylere önceden bilgi verilmekte midir? Uyarı yapılmakta mıdır?

    *Bu patlatmalar nedeniyle oluşabilecek hasarlar veya kayıplar Askeri yetkililerce öngörülmemiş midir?

    *Sivas Kangal ve Karaseki mevkiinde, yaşanan bu sıkıntıların son bulması için askeri mühimmatların imha edilmesi durdurulacak mıdır?

    *Bu patlamalar nedeniyle köylerde oluşan maddi hasarlar tazmin edilecek midir?

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu, Bakırtepe’ye yapılmak istenen maden ocağını Meclis gündemine taşıdı

    Kenanoğlu, Bakırtepe’ye yapılmak istenen maden ocağını Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas’ın Kangal ilçesinde bulunan Bakırtepe Ziyaretgahı’nda madencilik faaliyetlerinin başlatılması girişimi üzerine Meclise soru önergesi verdi. Kenanoğlu, “Daha önceki maden sahalarının açılmasında da görüldüğü gibi Alevi Ziyaretgâhlarının bulunduğu yörelerin maden arama çalışmalarına açılması bir tesadüf müdür?” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas’ın Kangal İlçesine bağlı Pınargözü, Eğricek ve Elkondu köylerinin yanı sıra yöre insanlarınca kutsal kabul edilen Bakırtepe Ziyaretgahı’nda da madencilik faaliyetlerinin başlatılması girişimi üzerine, maden ocağının doğaya ve çevreye vereceği zarar ile birlikte bu çalışmanın Alevi Ziyaretgahı bulunan Bakırtepe’de yapılmasının nedenleri hakkında yanıtlanması istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e soru önergesi verdi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez tarafından yanıtlamasıyla istemiyle verilen önergede şu ifadeler yer aldı:

    “GEÇMİŞİMİZİ, GELECEĞİMİZİ YOK ETMEYE ÇALIŞARAK MI İYİLEŞECEĞİZ?”

    “Demir Export adlı şirketin, yörede madencilik faaliyetlerine başlayabilmek için ÇED toplantıları düzenleyeceği söylenmektedir.

    Pandemi sürecinde sosyal medya da oldukça yayılan ve #iyileşeceğiz etiketi ile adını duyuran Demir Export, gözünü Alevi yurttaşların yaşadığı bölgede maden sahalarına dikmiştir.

    Bölgede yaşayan insanlar, madencilik adına bölgede bir kazmanın dahi vurulmasının kendilerini yaralayacağını belirterek “İyileşeceğiz diyorlardı böyle mi iyileştirecekler bizleri? Tarihimizi topraklarımızı parçalayarak mı? Geçmişimizi geleceğimizi yok etmeye çalışarak mı?” diyorlar.

    Yörede yaşayan insanlar, siyanürle altın arandığı için bölgede artık suların içilmediğini, nefes almanın güçleştiğini, yaylalarının, bostanlarının zarar gördüğünü, ekinlik alanlarının yok edildiğini, toprağın bereketinin kalmadığını, köylülerin göç etmek zorunda kaldığını, insanların astım olduğunu, çeşitli rahatsızlıkların baş gösterdiğini, yeniden sondaj arama tarama faaliyetleri yapıldığını, şimdi de maden bölgesinin genişletileceğini, bölge genişletilirse bölgede yaşama imkânlarının kalmayacağını belirtmektedirler.

    Bakırtepe Ziyaretgahı’nın da maden bölgesine dahil edilmesi için toplantılar yapmak istediklerini belirten Demir Export yetkililerine köylülerden tepki duymaktadır.

    Yöre insanı tarafından kutsal kabul edilen, dilek ve arzuların adandığı kurbanların kesildiği, ibadet edilen bölgenin maden sahası içerisine dahil edilmesine karşı çıkan köylüler, doğalarının topraklarının zehirlendiğini, şimdi sıranın Bakırtepe Ziyaretgahlarına geldiğini ifade ediyorlar.”

    “KUTSAL MEKANLARDA MADEN SAHASINA NASIL İZİN VERİLMEKTEDİR?”

    Pandemi sürecinde iktidarın ve maden şirketlerinin doğanın ve kutsalların talanına bir yenisi daha eklenmek üzeredir” diyen Kenanoğlu, şu soruları yöneltti:

    -“Sözü edilen bölgenin maden sahası yapılması için ÇED raporları alınmış mıdır?

    -Yöre insanları tarafından kutsal kabul edilen bu mekânlarda maden sahası açılmasına nasıl izin verilmektedir?

    -Çevre köylerde yaşayan insanların itirazları neden dikkate alınmamaktadır?

    -Bölgedeki bu çalışmaların, doğaya, çevreye ve Ziyaretgâhlara zarar vereceği neden göz ardı edilmektedir? Buranın bir Alevi Ziyaretgâhı olmasında bunun etkisi var mıdır?

    -Bütün bu itirazlara rağmen Bakırtepe Ziyaretgâhında madencilik faaliyetlerine izin verilecek midir?

    -Daha önceki maden sahalarının açılmasında da görüldüğü gibi Alevi Ziyaretgâhlarının bulunduğu yörelerin maden arama çalışmalarına açılması bir tesadüf müdür?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Maden araması çalışmalarına direnen Pınargözü’lülerin çığlığı mecliste-VİDEO

    Maden araması çalışmalarına direnen Pınargözü’lülerin çığlığı mecliste-VİDEO

    PİRHA – Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Alevi köyü Pınargözü’nde başlayan altın madeni sondaj çalışmalarına ilişkin köylülerin mesajını, HDP’li Kenanoğlu meclis kürsüsünde okudu. Kenanoğlu, “Vatanseverlik, iktidarın siyasi hedeflerine ‘Evet’ demek değildir. Vatanseverlik, doğamızı, suyumuzu, ormanlarımızı korumaktır” dedi. 

    Haberin videosu

    Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Pınargözü Köyü’nde Koç-Bakırtepe, altın madeni işletme sahası için yeni sondaj çalışmalarına başladı. Köylüler Halkların Demokratik Partisi Ali Kenanoğlu’na gönderdikleri mesajla konuyu meclis kürsüsünde dile getirmesini istedi.

    “LÜTFEN SESİMİZİ DUYURUN”

    Kenanoğlu, mecliste yaptığı konuşmada, Sivas Kangal Pınargözü köyüyle ilgili köylülerin Türkiye kamuoyuna iletmek istedikleri şu mesajı okudu:

    “Sivas Kangal Pınargözü köyünde Koç grubu hem demir hem de altın çıkartıyor. Altının hem tenörü düşük hem de cevher yeterli değil. Biz, 2013 yılından beri yasal yollara da başvurarak altın çıkarımıyla ilgili mücadele ediyoruz. Üç kez Danıştay’da durdurma kararı aldık. Ama hukuksuz bir şekilde altın çıkartmaya, maden çıkartamaya devam ediliyor. 2020 Mayıs ayında yeterli cevher olmadığından Bakırtepe Altın Madeni kapanacak. Şimdi yeni alanlar için köyümüzün içine kadar girdiler. Lütfen sesimizi duyurun.”

    “VATANSEVERLİK DOĞAMIZI, SUYUMUZU, ORMANLARIMIZI KORUMAKTIR”

    Vatanseverliğin iktidarın siyasi hedeflerine ‘Evet’ demek olmadığına dikkat çeken Kenanoğlu, “Vatanseverlik, doğamızı, suyumuzu, ormanlarımızı korumaktır. Bir bütün olarak coğrafyamızın, vatanımızın toprağını, ormanını, suyunu, dağını, taşını korumaktır; bunların talan edilmesine karşı çıkmaktır, tarihî değerlerimizi korumaktır. Hasankeyf’i tahrip etmekle vatansever olamazsınız. Bunların hepsi de hikayeden ibarettir” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Altın ve demir arayan şirket köyde dinamit patlattı-VİDEO

    Altın ve demir arayan şirket köyde dinamit patlattı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Kangal’a bağlı Pınargözü Köyü’nde altın ve demir aramak için sondaj çalışması yapan ve köyde dinamit patlatan Demir Export’a köylüler tepki gösterdi. 

    Haberin videosu

    Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Pınargözü Köyü’nde maden aramak için sondaj çalışmaları yapan Demir Export A.Ş. köyde dinamit patlattı. Demir Export’un köylerinde maden aramasına ve bunun için dinamit patlatmasına köylüler tepki gösterdi.

    YERLEŞİM YERİNE 60 METRE MESAFEDE DİNAMİT PATLATTI

    Gelen bilgilere göre yazın köyün kalabalık olmasından dolayı çalışma yapmayan Demir Eksport, yazlıkçıların köyden ayrılmasıyla beraber çalışmalarına yeniden başladı. Köyde sondaj çalışması yapan Demir Eksport, köylülerin evlerine 60 metre mesafede de dinamit patlattı.

    Köylülerle konuşan bir yetkili altın ve demir aradıklarını söyledi. Evine 60 metre ve köydeki en uzak yere 500 metre mesafede dinamit patlatılmasına tepki gösteren bir köylü, şunları söyledi:

    “Demir Export, bir ton dinamit kullandın sen. Peki bu dinamitin tahribi ne zarar verecek. Onu bana izah et. Sen 1956’dan beri burada çalışıyorsun, bugüne kadar hep sömürmüşsün beni. Hep beni mağdur etmişsin. Burada dünya kadar para kazanıyorsun.”

    PİRHA/SİVAS