Etiket: kantarma

  • Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren için Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü!-VİDEO

    Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren için Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü!-VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren için Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü.

    Ziyaret için gittiği İngiltere’den dönerken havaalanında kalp krizi geçirip Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren için Mersin Cemevi’nde Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü.

    Mersin Cemevi Başkanı Seyit Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz tarafından yürütülen erkanda, Süleyman Deprem ve Ayhan Danyeli nefesler okudu.

    Rızalık alınan Hüseyin Soysüren doğduğu Kantarma’ya uğurlandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren Hakk’a yürüdü!

    Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren Hakk’a yürüdü!

    PİRHA- Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren geçirdiği kalp krizi sonrası Hakk’a yürüdü.

    Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren ziyaret için gitti İngiltere’den dönerken havaalanında kalp krizi geçirdi. İlk müdahale havalanında yapılırken, yapılan müdahale Hüseyin Soysüren’in yaşama tutunmasına yetmedi.

    Hakk’a yürüyen Hüseyin Soysüren için Mersin Cemevi’nde 7 Haziran’da Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütülecek. Daha sonra doğduğu Kantarma’ya uğurlanacak Hüseyin Soysüren burada toprağa sırlanacak.

    PİRHA/MERSİN

    Hüseyin Soysüre’in ajansımıza vermiş olduğu görüşler:

    >Mersin Cemevi İnanç Kurulu: 2026, eşitlikçi ve barışçıl bir toplumun inşa yılı olmalı

    >10 Aralık mitingine çağrı: Alevilerin mücadelesi karşılıksız bırakılmamalı

    >Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez

    >Cevahir Soysüren Ana: Xızır’ın aşkıyla inancımızı sürdürüyoruz

     

     

  • Büyük Mehmet Yüksel Dede’nin eşi Hatice Yüksel Ana Hakk’a yürüdü

    Büyük Mehmet Yüksel Dede’nin eşi Hatice Yüksel Ana Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Sultan Sinemilli Ocağı pirlerinden Büyük Mehmet Yüksel Dede’nin eşi Hatice Yüksel Hakk’a yürüdü. 

    Sultan Sinemilli Ocağı’nın önemli isimlerinden Büyük Mehmet Yüksel Dede’nin eşi Hatice Yüksel Ana Hakk’a yürüdü.

    Hatice Yüksel Ana Elbistan’a bağlı Kantarma Köyü’nde toprağa sırlandı.

    Hatice Yüksel’in Hakka yürümesi, Sinemilli Ocağı talipleri, Kantarma Köyü sakinleri ve Alevi toplumu içerisinde büyük üzüntüyle karşılandı.

    Yol ve erkan çevrelerinden yapılan açıklamalarda, Hatice Yüksel’in yaşamı boyunca ocak kültürüne, meydan hizmetlerine ve toplumsal dayanışmaya katkı sunduğu ifade edildi.

    HABER MERKEZİ

  • Elbistanlı Hukukçu Abuzer Erdoğan Rosenheim Belediye Başkanı Seçildi

    Elbistanlı Hukukçu Abuzer Erdoğan Rosenheim Belediye Başkanı Seçildi

    PİRHA- Maraş’ın Elbistan ilçesi Kantarma köyünden olan 31 yaşındaki Abuzer Erdoğan, Almanya’nın Rosenheim kentinde oyların yüzde 53,4’ünü alarak belediye başkanı oldu.

     Almanya’nın Bavyera Eyaletinde bulunan Rosenheim kentinde,hafta sonu yapılan yerel seçimlerde Sosyal Demokrat Parti (SPD) adayı Abuzer Erdoğan oyların yüzde 53,4’ünü alarak belediye başkanı oldu.

    Uzun yıllardır CDU/CSU’nun güçlü olduğu 65 bin nüfuslu Rosenheim’da SPD’nin galip gelmesi, parti genelinde büyük bir moral kaynağı oldu.

    Rosenheim doğumlu, Maraş’ın Elbistan ilçesi Kantarma köyünden olan 31 yaşındaki Abuzer Erdoğan, Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde (LMU) hukuk eğitimi aldı.

    HABER MERKEZİ

  • Pir Mehmet Yüksel nefeslerle toprağa sırlandı-VİDEO

    Pir Mehmet Yüksel nefeslerle toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- 26 Ocak’ta Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı pirlerinden Pir Mehmet Yüksel, Elbistan’ın Kantarma köyünde toprağa sırlandı.

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Pir Mehmet Yüksel 26 Ocak 2026’da İngiltere’in Sheffield kentinde tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürümüştü. Pir Yüksel için Sheffield Alevi Kültür Merkezi’nde Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldükten sonra doğduğu topraklar olan Elbistan’ın Kantarma köyüne uğrulandı.

    Pir Mehmet Yüksel için, Elbistan’ın Kantarma köyünde Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü. Erkana ailesinin yanı sıra Kantarma Sinemilli dedeleri, Alkaslı yurttaşlar, TV 10’da birlikte çalıştığı, Veli Büyükşahin, Hüseyin Kelleci, İsmail Yıldırım ve Mehmet Demir ile demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Erkanda başlangıçta Sinemilli Ocağı’ndan Tacım Bakır dede konuşurken, erkanı İskenderun Cemevi Başkanı  ve Sİnemilli Ocağı’ndan Kemal Soysüren yürüttü.

    Hakk’a Uğurlama Erkanı’nda deyişler ve nefesler okunurken, Pir Mehmet Yüksel, annesi Hatice Yüksel Ana’nın yanında toprağa sırlandı.

    PİRHA/MARAŞ

    İLGİLİ HABERLER

    >Pir Mehmet Yüksel, Hakk’a yürüdü!-VİDEO

    >Pir Mehmet Yüksel deyişlerle doğduğu topraklara uğurlandı-VİDEO

    >Alevilerden Hakk’a yürüyen Pir Mehmet Yüksel için taziye mesajları

     

     

  • Pir Mehmet Yüksel, Hakk’a yürüdü!-VİDEO

    Pir Mehmet Yüksel, Hakk’a yürüdü!-VİDEO

    PİRHA – Sinemilli Ocağı’na mensup Pir Mehmet Yüksel, tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü.

    İngiltere’in Sheffield şehrinde yaşayan ve uzun süredir mücadele ettiği hastalığa yenik düşen Pir Mehmet Yüksel, Sheffield Alevi Kültür Merkezi’nde yürütülecek Hakk’a Uğurlama Erkanı’ndan sonra doğduğu Elbistan Kantarma köyünde annesi Hatice  Yüksel’in yanında sırlanacak.

    PİRHA/İNGİLTERE

  • Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan’ın Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü-VİDEO

    Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan’ın Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan’ın Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü.

    Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Kantarma köyünden Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan Hakk’a yürüdü. Mersin Cemevi’nde yürütülen Hakk’a Uğurlama Erkanını Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede yürüttü.

    Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan, Çarşamba günü Kantarma’da toprağa sırlanacak.

    PİRHA/MERSİN

  • Akademisyen Erhan Özdemir: Cem erkanlarını her toplum kendi dilinde yapmaktadır-VİDEO

    Akademisyen Erhan Özdemir: Cem erkanlarını her toplum kendi dilinde yapmaktadır-VİDEO

     

    PİRHA- Etnomüzikiloji ve Antropoloji alanlarında çalışma yapan Akademisyen Erhan Özdemir, cem erkânlarında 7 ulu ozanın deyiş ve nefeslerinin söylenmesinin Anadolu’da bir kültür haline geldiğini, ancak bu geleneğin Bölge illerinde değişkenlik gösterdiğini söyledi. Özdemir, Bingöl, Adıyaman, Maraş bölgelerinde cemlerin Kürtçe yapıldığını da belirterek “Ana dillerinde, eski yapıda cemler yürütülüyor. İlla Türkçe olacak şartı yok. Bu biraz da kitaplardan okunan bilgiler sonucunda oluşan politik bir baskı durumu” dedi.

     

    Araştırmacı Erhan Özdemir, cem ibadetleri esnasında gerek 12 hizmet gerekse de söylenen deyiş ve nefeslerin bölgelere göre ne gibi farklılıklar gösterdiğine dair PİRHA’ya konuştu.

     

    Etnomüzikiloji ve Antropoloji alanlarında çalışma yapan Akademisyen Erhan Özdemir, cem erkanlarında 7 ulu ozanın deyiş ve nefeslerinin söylenmesinin Anadolu’da bir kültür haline geldiğini, ancak farklı bölgelerde 7 ulu ozanın farklı isimlerle de yer aldığını belirtti. Özdemir, “Kimi yerlerde Pir Sultan Abdal yer alıyor, kimi yerlerde ise yer almıyor. Bazı bölgelerde de “Esîri” yer alıyor. Bu durum bölgelere göre sürekli değişken bir yapı gösteriyor” dedi.

    “NEFESLERİN İLLA 7 ULU OZANA AİT OLMASI ŞEKLİNDE BİR GELENEK YOK”

    Kimi bölgelerde yürütülen cemlerde 7 ulu ozan geleneğinin olmadığını da belirten  Özdemir, “Aslında bu durum sonradan icat edilmiş bir gelenek. Tabii ki belli cemlerde illa okunması gerektiği söyleniyor fakat şahsiyetler sürekli değişkenlik gösteriyor. Cemde illa 7 ulu ozandan okunmalı mı? Ya da onların dışındaki âşıklardan okunmuyor mu? sorgulamak lazım” diye konuştu.

    “ANADOLUDA ALEVİLİK ZENGİN BİR MOZAİK”

    Türkiye’de yaşanan Aleviliği bir mozaik olarak tarifleyen Özdemir, “Alevilik birbirinden çok farklı yapıda. Tokat’a gidiyorsunuz başka bir yapı var, Adıyaman’a gidiyorsunuz bambaşka bir yapı var. Tahtacıların daha değişik cem yürütme biçimleri var. Her birinde farklı olduğu için son dönemlerde bir ortaklaştırma çabası da var. Ben bu ortaklaştırmayı ideolojik ve yanlış görüyorum” dedi.

    Her bölgenin kendi geleneksel yapısıyla cem erkanlarını yürütmesinin doğal olduğunu belirten Özdemir, “Örneğin Kantarma (Sinemilli) bölgesinde bir cem yaptığınızda cem esnasında 7 ulu ozan denilen kişilerin hepsinden okunmayabiliyor. Aynı zamanda o bölgenin kendi âşıkları da var. Sevdalı, Kul Fakrî var, onların da beyitleri okunuyor” diye ekledi.

    “BİNGÖL BÖLGESİNDE NEFESLER DOĞAÇLAMA SÖYLENİR”

    Bingöl civarında yürütülen cemlere 7 ulu ozanın hiç birisinin olmadığını da vurgulayan Özdemir, “Kendileri, ana dillerinde, özellikle Zazaca (Kirmanckî) dilinde doğaçlama olarak söylenir. O bölgede kutsal kabul edilen ulularının  üzerine serbest tarzda yani uzun hava denilen formda okuyorlar. Cemlerinde bir Pir Sultan Abdal veya bir Virani’den deyiş yok” diye ifade etti.

     

    Cemlerdeki 12 hizmetin bölgelere göre değişken bir yapı gösterdiğini vurgulayan Özdemir, “Alevilikte bir felsefe vardır; 3 can bir cem diye. Onun için o bölgelerde 12 hizmetin olmadığı cemler de var. Mesela Adıyaman, Bingöl bölgelerindeki cemlerde 12 hizmet görülmüyor” dedi.

    BİNGÖL VE ADIYAMAN’DA CEM ERKANLARI ANADİLİNDE YAPILIR”

    Genellikle cemlerde nefes, deyiş ve beyitlerin Türkçe söylendiğine dair bir yanlış söylemin olduğunu belirten Özdemir, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Aksine benim yaptığım araştırmalarda Bingöl, Adıyaman, Maraş (Kantarma) bölgelerinde Zazaca Kirmanckî) ve Kurmancî dillerinde cemler yapılıyor. Doğaçlama olarak kendi dillerinde kendi bölgelerinin ulularını o anda çağırıyorlar. Dersim’de ‘Venge Hakk’ diyorlar. Hakk’ı çağırma erkânı vardır orada. Orada kendi ana dillerinde, eski yapıda cemler yürütülüyor. Türkçe olma şartı yok. Ben bunun politik bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum. Oysaki sahaya çıkıldığında bunun böyle olmadığı görülüyor. Yani bir Bingöl’deki Dersim’deki, Adıyaman’daki köy cemine gittiğinizde oradaki insanlar kendi ana dilinde cem, muhabbet yürütüyor”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • Kantarma Pirlerinden Mustafa Deprem’in Hakk’a yürüyüşünün 6. yılı

    Kantarma Pirlerinden Mustafa Deprem’in Hakk’a yürüyüşünün 6. yılı

    PİRHA- Kantarma pirlerinden Mustafa Deprem’in bugün Hakk’a yürüyüşünün 6’ıncı yılı.

    Pankreas kanseri nedeniyle  10 Kasım 2017’de Hakka yürüyen Kantarma pirlerinden Mustafa Deprem’in bugün aramızdan ayrılışının 6’ıncı yıldönümü.

    Deprem, son  olarak TV10’da hazırlayıp sunduğu “Yol Erkân” programında tarihten günümüze Alevi inancı ve toplumuna dair konular ele alıyordu.

    Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) ve TÖB-DER’de mücadele yürüten Deprem, uzun yıllar Almanya’nın Köln kentinde yaşıyordu. Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Pirler Kurulu’nda yer alan Mustafa Deprem, Maraş Girişimi bünyesinde de çalışmalar yürütüyordu. Deprem, sağlık durumundan dolayı çalışmalarına ara vermek zorunda kalmıştı.

    MUSTAFA DEPREM KİMDİR?

    70’lerin başından itibaren Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) ile başlayan siyasi mücadelesini bunun yanı sıra meslek örgütü olan dönemin etkin sendika hareketi TÖB-DER’de de yönetici olarak sürdürdü. 1970’ler ve 80’ler aynı zamanda mahkeme, yargı ve hapis hayatıyla da tanışma dönemi oldu. Özellikle 1980 Askeri Cunta döneminde, bütün diğer devrimci ve ilericilerle birlikte çok yoğun ve uzun süreli işkence ve hapis cezalarına çarptırıldı. 90’lı yıllardan itibaren Almanya’da siyasi mülteci olarak yaşamını sürdüren Mustafa Deprem Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Pirler Kurulu’nda ve Maraş Girişimi bünyesinde çalışmalar yürüttü. 2012’den itibaren ise TV10 televizyonunda “Yol Erkân” programını hazırlayıp sundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi: İnsanlar yüzünü doğup, büyüdüğü topraklara yönlendirecektir

    Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi: İnsanlar yüzünü doğup, büyüdüğü topraklara yönlendirecektir

    PİRHA-Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, köylere dönüş ve ekolojik yaşam çağrısını yinelerken, “Temiz su ve organik gıda ihtiyacı kaçınılmaz olarak insanların yüzünü tekrar doğup büyüdüğü topraklara yönlendiriyor, yönlendirecektir. Umarım düşlerimiz yaşamımız olur” ifadelerini kullandı.

    5 Ekim 2019’da Maraş’ın Elbistan ilçesinin Axtil Köyü Kocapınar mezrasında kadınların öncülüğünde 5000 badem ağacı dikerek başlayan Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, faaliyetlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımlarken, köylere dönüş ve ekolojik yaşama yönelik çağrısını yineledi.

    “İNSAN NEREYE GİDERSE GİTSİN YÜREĞİ HEP BIRAKTIĞI YERDEDİR”

    Yapılan açıklama şu şekilde:

    “Sosyal, siyasal ve ekonomik nedenlerden dolayı 1960’larda başlayan 70 ve 80’lerde hızlanan 90’larda ise doruğa çıkan göçler sayesinde doğup büyüdüğümüz toprakları terk etmek zorunda kaldık. Her ne kadar bazı kesimlerce “İnsanın doğduğu yer değil, doyduğu yer vatanıdır” gibi bir düşünce savunulsa da -hatta yer yer buna uygun bir yaşam pratiği de sergilense- yaşanan gerçeklik hiç de öyle değildir. Çünkü biz biliyoruz ki insan nereye giderse gitsin yüreği hep bıraktığı yerdedir.

    Kaldı ki kişi kendini gittiği yere ait hissetse de -yaşanan kültür şoku ve asimilasyon sayesinde- gün gelecek ait olduğu kimliğe yabancılaşacak ve hiçbir yerde kabul görmeyecektir. Avrupa’dan gelen yöre insanlarının sıklıkla dile getirdikleri “Avrupa’da bize yabancı, memlekette Almancı diyorlar” söylemi bu bağlamda hayli düşündürücüdür.
    2000’li yıllara gelindiğinde bölge köyleri hiçbir yerde rastlanmayan bir yalnızlığa terk edildi. Birkaç yaşlının ayakta tutuğu köyler adeta mezarlığa dönüştü. Ancak son yıllarda Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi’nin “Köylerimizi mezarlığa değil de yaşam alanına çevirelim” çağrısı bölgede karşılık bulmuş ve gelinen aşamada 100 binlerce meyve ağacının toprakla buluşturulması sonucu bölge adeta küllerinden yeniden doğuyor.

    “ALEVİ FELSEFESİNE GÖRE HER CANLININ YAŞAM HAKKI VARDIR”

    Kuşkusuz her yeni doğum sancılı olur. Bölgedeki arazilerin katma değerinin yükselmesi özellikle bölge dışındaki bazı kesimlerin iştahını kabartmış ve gayri ahlaki bir biçimde ata yadigarı arazi ve meralara saldırılar yapılmıştır, yapılmaktadır. Özcesi coğrafyadaki tahribat sadece insan ve değerlerine değil, aynı zamanda doğada yaşayan tüm canlılara uygulanmaktadır. Ve bu tahribat da özellikle Kürt ve Alevi coğrafyasında uygulanmaktadır. Elbette ki bunun sosyal ve siyasal nedenleri bilinmektedir. Ancak bu çevreler bilmeliler ki, Alevi felsefesi bu coğrafyayla bütünleşmiş bazen bir suda bazen bir ağaçta bazen bir taşta kendi ifadesini bulmakta ve doğa var oldukça bu felsefe de varlığını sürdürmeye devam edecektir.

    Zira Alevi felsefesine göre her canlının bir yaşam hakkı ve ruhu vardır. Dolayısıyla ekolojik yaşamın da korunması gerekiyor. Bu bağlamda demografik yapıyı değiştirmeye yönelik HES, maden arama ve bilinçsizce yapılan kazı çalışmalarına karşı duyarlı olmak gerekiyor. Kaldı ki doğa da boşluk kabul etmez. Pazarcığın Terolar köyünde yaşananlar bunun canlı bir örneğidir. Benzer gelişmelerin yaşanmaması için güçlü bir sahiplenme gerekiyor. Başta yöre kurumları olmak üzere bölge ile ilgili kaygıları olan herkesin tez elden gelişmelere karşı duyarlı olması elzemdir.  Birçok insan bunu bölgecilik ya da toprak fetişizmi olarak görebilir. Ancak yaşanan gelişmelerin önü alınmaz ve karşı bir tutum geliştirilmezse, yakın zamanda bunun hem sosyal hem de ekonomik sonuçları olacaktır.

    “KIRAÇ TOPRAKLAR SU İLE BULUŞTURULACAK”

    Coğrafyada yaşanan bu olumsuzluklara rağmen, -yeterli olmasa da- bölge ile ilgili önemli çalışmalar da yapılmaktadır. Özellikle de Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi’nin çalışmaları ve çağrıları gerek yurt dışında gerekse metropolde yaşayan bölge insanının yönünü kadim topraklara çevirmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak metropollerdeki konutlara taş çıkaracak yapılar inşa edilmektedir. Bu inşa süreci sadece barınma alanında değil, sosyo-kültürel alanda da yürütülmektedir. Söz konusu Sevdilli köyünde yapılan “Hasan Usta Kültür ve Cem Evi” , Kürecik merkezde yapılan “Kürecik Halk Kütüphanesi”, Yapılı pınar köyünde yakın zamanda inşaatı başlayacak olan “Ali Haki Edna Köy Evi” bunlardan bazılarıdır.

    Diğer yanda kıraç topraklar su ile buluşturularak, modern ve sulu tarıma yönelik önemli adımlar atılmıştır. Gelinen aşamada sadece Alxas köylerinde 50 bini geçkin meyve fidanı toprakla buluşturulmuş, ki, bunun 18 bini Alxasın tarihe tanıklık eden Axtil köyünde dikilmiştir. Bunun yanında badem, alıç, aspir gibi besin değeri yüksek bitkiler yetiştirilerek, ürün çeşitliliğine gidilmiştir. Kuşkusuz yapılacak toprak analizleri sonucunda bu çeşitlilik daha da artacaktır. Söz konusu katma değeri hayli yüksek olan “salep”, “ahududu”, “bibriye”, “lavanta”, “ada çayı” ve “goji berry” bitkisini yetiştirmeye yönelik çalışmaların olduğunu biliyoruz. Benzer çalışmaların Kürecik ve Sinemilli köylerinde de yapılmaktadır. Özellikle Elbistan’ın Nergele köyünde Avrupa ve bölgede yaşayan halkın dayanışması ile on binlerce meyve fidanı toprakla buluşturulmuştur. Festival havasında geçen fidan dikimine hareketimiz imkanları ölçüsünde güç ve destek vermiştir.

    “UZUN BİR ARADAN SONRA MUHABBET CEMİ DÜZENLENDİ”

    Bölgede, Yaşamı Yerinde ve Yenide İnşa Hareketi çalışmalarını sadece ekonomik alanda değil aynı zamanda sosyal ve kültürel alanda da yürütmektedir. Bu bağlamda Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile birlikte Maraş’ta 2 günlük bir program gerçekleştirildi. Birinci gün Ate Elif, Hemî Tazı ve Ali Koto’nun mekanları ziyaret edilmiş, ardında Sinemilli Ocağının Kantarma köyünde uzun bir aradan sonra muhabbet cemi düzenlenmiştir.

    Bölgenin su, kanalizasyon, yol, telefon, internet vb. birçok alt yapı sorunu oluğu bilinmektedir. Mevcut sorunlar kişilere ve kurumlara bırakılmayacak kadar ağırdır. Burada resmi kurumların ve yerel yönetimlerin de devreye girmesi gerekir. Bu da ancak sorunlara duyarlı bir toplumla mümkündür. Bu bağlamda Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi bölgede halkla birlikte ilk defa -150 yıldır çözüm bekleyen Axtil’in Serçe kuyusu mezrasının su sorununun giderilmesi için- bir imza kampanyası başlatmış ve toplanan imzalar gerekli mercilere teslim edilmiştir.

    Aynı zamanda sorunu gündeme taşımak için yazılı ve görsel basına bilgi verilmiştir. Görsel basının bizzat bölgeye gelerek, sorunu kamuoyuna taşıması, yerel mercileri harekete geçirmiş ve sorunları giderme konusunda bölge halkına söz vermiştir.

    “HER AĞAÇ KENDİ KÖKÜ ÜZERİNDE YEŞERİR”

    Elbette ki yapılacak çalışmaların hem ekonomik hem de bir insan değeri vardır. Bu da ancak kooperatif, dernek, vakıf benzeri örgütlenmemeden geçer. Bu tür örgütlenmeler hem benzer çalışmaları çoğaltacak hem de kadim inancımız gereği ihtiyaç sahibi kesimlere yardımda bulunacaktır. Zira birçok kesim bırakalım tarla bağ-bahçe sahibi olmaya, köyde bir ev yeri bile yoktur. Söz konusu kooperatif türü örgütlemeler hazine arazilerini satın alarak, ihtiyaç sahiplerine paylaştırabilir.

    Yukarıda dile getirilen arzu ve istekler birçok kişi ve kuruma ütopik gelebilir. Ancak biz biliyoruz ki toprak tohumu kabul etti. Yapılması gereken bu tohumun yöre sanatçıları, yazarları, kanaat önderleri, iş insanları, inanç önderleri ve duyarlı tüm kesimleri tarafından yeşertilip, paylaşılmasıdır. Söz konusu ilgili kesimlerle bölgenin geleceği ile ilgili bir çalıştay düzenlenebilir. Diğer yanda toplumbilimciler de yakın gelecekte köylere tersi bir göçün yaşanacağını ve ekolojik bir yaşamın kaçınılmaz oluğunu belirtiyor. Kaldı ki bölgede yaşanan gelişmeler bu sosyolojik tespitlerimizi doğrulamaktadır. Özellikle de temiz su ve organik gıda ihtiyacı kaçınılmaz olarak insanların yüzünü tekrar doğup büyüdüğü topraklara yönlendiriyor, yönlendirecektir. Umarım düşlerimiz yaşamımız olur. “Her dar la sar koki xa heşın dawı” (Her ağaç kendi kökü üzerinde yeşerir)”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Doğa, inanç ve kültür buluşmasında Elbistan Kantarma Köyü’nde cem olundu

    Doğa, inanç ve kültür buluşmasında Elbistan Kantarma Köyü’nde cem olundu

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, Maraş’ın Elbistan ilçesi Kantarma Köyü’nde doğa, inanç ve kültür buluşması gerçekleştirdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi’nin “Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir” şiarı ile başlattığı kültür buluşmaları Kantarma Köyü’nde devam etti.

    Programın ikinci gününde de ilgi bir hayli yüksek oldu. Konuşmalarla başlayan programda ilk olarak DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu söz aldı. “Alevilikte ocakların önemi ve Yol’un Birliği” konusunda açıklama yapan Kulu, şunları kaydetti:

    “Bu evrende gördüğümüz dokunduğumuz tanımladığımız ne var ise Hakk’ın zerresinden oldu. Onun için bizim Yol’umuz Hakk yoludur. Ve bizim yanı başımızda duran her dağ her taş her nehir her ağaç kutsaldır. Bizim yaşamımız hak ve hakikati söylemekten başka bir yol değildir. Biz dünyayı mülk olarak görmeyiz. Dünyayı mülk olarak görenler iktidar kurar, zulüm inşa eder. Oysa bizim inancımızın özü de sözü de şudur; bizim Yol’umuz var ve biz Yol’a ikrar Vermişiz. Ve şunu söylemişiz; Yol her şeyden yücedir. Ondan yukarıda duran hiçbir şey yoktur. Talip, pir, mürşit o Yol’a taliptir. Ama Hakk da o Yol’a taliptir. Çünkü biz Hakk’ın zerresiyiz.”

    “İNANCIMIZ HALA ZULÜM ALTINDA”

    HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan ise Aleviliği yaşatma konusunda mücadelenin sürdüğünü belirterek şunları söyledi:

    “HDP içerisinde çalışmalarıma başladığımda Alevilikle ilgili bilgileri de araştırmaya başladım. Bir Alevi çocuğu olarak Maraş Katliamı’nda ölüm sırasını bekleyen sizlerden biri olarak o duyguları yaşadım. Pir Sultan Abdal der ki ‘Ne mutlu ki eğri zamanda doğru yerde durabilene’… Tüm zamanlar bizim için eğriydi, hala da bu eğri olma durumu hızla ve derin şekilde devam ediyor ama bizler hala doğru yerde dik durmaya, mücadele etmeye devam ediyoruz.
    Kültürümüz bu topraklarda büyük zulümler yaşadı. Unutmayacağız unutturmayacağız. Maraş Katliamı’nı yaşadık ve bugün hala inancımız zulüm altında. Dolayısıyla tüm dünyada yaşayanlar gibi eşitlik istiyoruz. Şu an dünyanın dört bir yanına savrulan topluluğuz. Ve bugün bir çatı altında buluştuk. Ancak üzerimize öyle bir sistem kuruldu ki çoluk çocuğunu alan yurt dışına gitmek durumunda kaldı. Ama ne mutlu ki bize, bu öze yeniden kavuştuk. Tekrar doğamıza, inancımıza, kültürümüze sahip çıkma adına buralardayız.”

    Yapılan konuşmaların ardından Pir Tacim Bakır ile, Hüseyin Gümüş ve Cengiz Aslan’ın zakirliğinde cem yürütüldü.

    Pir Tacim Bakır, yaptığı konuşmalarda Alevilikte kadının önemine işaret ederek, Kadın eşitimizdir, anamızdır ve kainatın sürdürülmesinde olan en kutsal doğurgan, yani canımızdır” vurgusu yaptı.

    12 hizmetin yürütülmesinin ardından iki günlük kültür buluşmaları Kantarma Köyü’nde son buldu.

    Mehmet KOCAMER/MARAŞ

     

  • Elbistan’ın Kantarma Köyü’nde doğa, inanç ve kültür buluşması gerçekleştirilecek

    Elbistan’ın Kantarma Köyü’nde doğa, inanç ve kültür buluşması gerçekleştirilecek

    PİRHA-DAD ile Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, 13-14 Temmuz tarihlerinde Maraş’ın Elbistan ilçesi Kantarma Köyü’nde doğa, inanç ve kültür buluşması gerçekleştirecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, “Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir” şiarıyla Maraş’ın Elbistan ilçesi Kantarma Köyü’nde 13-14 Temmuz tarihlerinde doğa, inanç ve kültür buluşması gerçekleştirecek.

    13 Temmuz Çarşamba günü Ate Elif, Hemi Tazi ve Ali Quto türbelerinin ziyaretiyle başlayacak olan programda ikinci gün Tacim Baba, Hüseyin Gümüş ile Cengiz Aslan’ın zakirliğinde cem yapılacak. 14 Temmuz günü ayrıca konuşmalarda gerçekleşecek. DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan “Kadın, Doğa, Yaşam ve İnanç” başlıklı, DAD Eş Başkanı Musa Kulu “Hakikat Arayışımız ve Hakk Yol Alevilik” başlıklı, Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi’nden Ahmet Güden “Yaşamı Yeniden İnşa Etmek, Mekanda Rıza Gerçeği” başlıklı, Mehmet Kömür ise “İnanç ve Kültür Gerçekleşmesinde Anadilin Önemi” başlıklı konuşmalarını yapacak.

    Program lokmaların pay edilmesi ile sona erecek.

    PİRHA / MARAŞ

  • Pir Deprem: Devlet, yarın maaşa bağladığı dedelere cübbe de giydirir!-VİDEO

    Pir Deprem: Devlet, yarın maaşa bağladığı dedelere cübbe de giydirir!-VİDEO

    PİRHA-Pir Süleyman Deprem, iktidarın Alevi politikalarını eleştirdi. Cemevlerinin statüsü ve dedelere verileceği iddia edilen maaş hakkında konuşan Deprem, “Alevilik, bugünkü sömürü sisteminin karşısında bir anlayışa sahiptir. Aleviler asla devletten medet ummamış, rızalık ve komünal yaşam birliği ile kendilerini her dönem finanse etmişlerdir. Eğer bugün iktidardan maaş alacak bir dede var ise ileride onlara cübbe de giydirilecektir” yorumunu yaptı.

    AKP iktidarının, Alevilere yönelik projeleri, tartışmaları da beraberinde getirdi. Alevi kanaat önderleri, bir bütün olarak cemevlerinin ‘Kültür merkezi’ olarak adlandırılacağı iddialarına karşılık sert tepki göstermeye devam ediyor.

    “ALEVİLER HİÇBİR DÖNEMDE DEVLETTEN MEDET UMMADI”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, dedelere verilmesi planlanan maaş konusuna işaret ederek, “Yapılanlar, Ocak Aleviliğini yok etme planıdır” dedi.

    Deprem, Aleviliğin yaşam felsefesi olarak, sömürü sistemlerinin daima karşısında bir anlayışa sahip olduğunu vurgulayarak “Aleviler, hiçbir dönemde ‘devlet’ denilen özel mülkiyetin tahakküm aracına asla müdahil olmamış ve asla ondan medet ummamışlardır” dedi.

    Pir Süleyman Deprem, Alevilerin, rızalık ve komünal yaşam birliği ile kendilerini her dönemde finanse ettiğinin altını çizerek şu aktarımda bulundu:

    “Bu ortak yaşam kültürü, sömürü sisteminin baş düşmanıdır. İktidarını koruyabilmek için devletler, ortak yaşamın ortadan kaldırma gayreti içerisindedir. Böyle olunca hiçbir devlet anlayışı asla Alevilerin özel olarak kendi yapıları ile var olmalarına tahammül edemez. Alevi açılımlarını geçmişte görüp, neye mal olduklarına şahit olduk. Her şeye rağmen ‘Evet’ diyenlerin düştükleri hataları da gördük. Ama biz biliyoruz ki Alevilik hiçbir dönem örgütlü devlet yapısı ile uyuşmaz. Bu söylem düşmanlık anlamında değil…

    Devlet şimdi diyor ki ‘yeni bir Alevi açılımı yapacağım ve cemevlerine ‘Kültür Evi’ diye statü vereceğim’. Önce şöyle düşünelim; kadim Alevi tarihinde dört duvarla belirlenmiş bir cemevi kültürümüz yoktur. Bütün yeryüzü bizim için cem yapacak alandır. Ancak yeni şartlarda tabi tutulduğumuz, özellikle sürgün politikası doğrultusunda kaçmak zorunda kaldığımız kentlerde bir araya gelmek için, eşit yurttaşlık hakkımız olan, ortak ibadet için bir yere ihtiyaç duymuş ve bunun adını ‘Cemevi’ koymuşuz.

    Şimdi sen kalkıp ‘Bu ülkenin %99’u İslam’dır’ dersen, Ermeni, Süryani, Keldani ve Alevileri yok sayarsan o zaman bugünkü açılımın şartlarını değerlendirdiğimizde yine benimle oyun oynuyorsun.”

    “OCAK ALEVİLİĞİNİ YOK ETME PLANI”

    Pir Süleyman Deprem, AKP iktidarının, Aleviliği temelden yok etme çabası içerisinde olduğuna vurgu yaptı. İktidarın, ‘Ocak Sistemi’ne yöneldiğini ifade eden Deprem şunları söyledi:

    “Alevi katliamcısı Ebu Suud’u referans göstererek bir devlet yönetiyor, yaptığın köprü ve diğer inşaların adını katliamcı olan ‘Osman’ ya da ‘Yavuz’ koyup ardından bizlere açılım yapacaklarını söylüyorlar. Ve diyorlar ki ‘dedelere maaş bağlayacağız’.

    Bugün Aleviliğini kaybetmiş ya da Aleviliğini pazara çıkarmış birçok unsur bulursun. Bunların üzerinden gerçek Ocak Aleviliğini yok etme planıdır bu. Bugüne kadar Aleviler, asla pirlerini hiçbir şeye muhtaç etmemişlerdir. Rızalık kenti yaşam kültürü ile pire demişlerdir ki ‘Senin ailenin geçimini biz sağlayacağız. Sen bizim yolumuzu yürüteceksin.’

    Bakın Pirlerimizin ne sarığı ne de cübbesi vardır, sembolik hiçbir şeyleri yoktur ve doğaldırlar. Ama yarın maaşa bağladığı pire bir cübbe giydirecekler. Ve o pire diyecekler ki ‘sen şu kuruma tabii olarak çalışacaksın’ ve o kurum da Diyanet olacaktır.”

    “PİR, DEDE TAYİN EDEN ÖRGÜTLER OLMAMALIDIR”

    Süleyman Deprem, dedeleri maaşa bağlamak ya da cemevlerine statü verme konusundaki belirleyicinin siyasi iktidar olamayacağına vurgu yaptı.

    Deprem, “Alevilik konusunda hiçbir dini temsilcinin, belirleme hakkı ve haddi yoktur. Hıristiyanlara Hıristiyanlığı öğrete biliyor musun? Peygamberiniz de diyor ki ‘Senin dinin sana, benim ki bana’ ama kalkmışsın benim inancım üzerinden talimat veriyor ve beni biryerlere bağlama gayreti gösteriyorsun. Bu ne demokratiktir ne insani ne de ahlaki…Bizlerin kadimden bu yana talip, rehber, pir, mürşit hiyerarşik yapımız vardır. Biz, ocaklarımız bünyesinde örgütleniyoruz. Bizlerin bir inanç kuruluna, ikinci bir Diyanete ihtiyacımız yok. Pir, dede tayin eden örgütler olmamalıdır. Yüzlerce İslami tarikat var, bunların hiçbirisi yasal olarak örgütü değil. Ortadoğu’da da yasal olarak örgütlü bir Alevi tarihine rastlayamazsınız. Bu yasadışılık değil meşruluktur. Yaresanlar, Kakailer, Ehli Hakklar… Irak, İran ve Suriye’deki hangi Alevi camiası yasal olarak örgütlüdür? Öyle bir talepleri de yok. Bizim örgütlülüğümüz kadimden beri ocaklarımızdır” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde Hatice Yüksel Ana için taziyeler kabul edildi-VİDEO

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde Hatice Yüksel Ana için taziyeler kabul edildi-VİDEO

    PİRHA- Hatice Yüksel Ana, Maraş Elbistan’ bağlı Kantarma köyünde toprağa sırlanırken, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde taziyeler kabul edildi.

    İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüyen ve 1 Mayıs Mahallesi’nde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevi’nde Hakk’a uğurlama erkanı yürütülen Sinemilli Ocağı’ndan Mehmet Mustafa Yüksel Dede’nin eşi, Mehmet Yüksel dedenin annesi Hatice Yüksel Ana yakılan ağıtlarla Elbistan Kantarma’da toprağa sırlandı.

    Bugün ise, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde Sinemilli Ocağın’da Hatice Ana’nın sürgündeki oğlu Mehmet Yüksel Dede taziyeleri kabul etti.

    Elif TABAK/İNGİLTERE

    İLGİLİ HABERLER

    Mehmet Yüksel dedenin annesi Hatice Yüksel Ana Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Hatice Yüksel Ana Kantarma Köyü’ne uğurlandı -VİDEO

  • Hatice Yüksel Ana Kantarma Köyü’nde toprağa sırlandı-VİDEO

    Hatice Yüksel Ana Kantarma Köyü’nde toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Hatice Yüksel Ana, Maraş Elbistan’ bağlı Kantarma köyünde toprağa sırlandı.

    İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüyen ve 1 Mayıs Mahallesi’nde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevi’nde Hakk’a uğurlama erkanı yürütülen Sinemilli Ocağı’ndan Mehmet Mustafa Yüksel Dede’nin eşi, Mehmet Yüksel dedenin annesi Hatice Yüksel Ana’nın naaşı sabah saatlerinde Elbistan’ın Kantarma köyüne getirildi.

    Aile üyeleri ve çok sayıda yurttaşın katıldığı Hakk’a yürüme erkanını Sinemilli Ocağı’ndan Tacim Bakır yürüttü. Hizmetlerin yerine getirilmesinin ardından yakılan ağıtlarla Hatice Yüksel Ana toprağa sırlandı.

    İlgili Haberler:

    Mehmet Yüksel dedenin annesi Hatice Yüksel Ana Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Hatice Yüksel Ana Kantarma Köyü’ne uğurlandı -VİDEO

     

     

    PİRHA/MARAŞ

     

  • Kantarma Pirlerinden Mustafa Deprem mezarı başında anıldı-VİDEO

    Kantarma Pirlerinden Mustafa Deprem mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Pankreas kanseri nedeniyle geçtiğimiz yıl 10 Kasım’da hakka yürüyen Kantarma Pirlerinden Mustafa Deprem mezarı başında anıldı.

    Pankreas kanseri nedeniyle geçtiğimiz yıl 10 Kasım’da Hakka yürüyen Kantarma Pirlerinden Mustafa Deprem mezarı başında anıldı. Köln Mühlheim Mezarlığı’nda yapılan anmaya Deprem’in ailesi ve yakınları katıldı.

    Pir Veli Uğur’un yaptığı açılış konuşmasının ardından, Pir Hüseyin Bildik dar gulbangı okudu. Dostları tarafından yapılan kısa konuşmaların ardından mezar başındaki anma son buldu.

    LEVERKUSEN DERGAHI’NDA ANMA

    Pir Mustafa Deprem için Leverkusen Alevi Dergahı’nda da bir anma gerçekleştirildi. Anma çerağların uyandırılması ile başladı. Çerağların uyandırılmasının ardından Deprem’in çocukları birer konuşma yaptı.

    Deprem’in hayatını anlatan sinevizyon gösterisinin ardından diğer konuşmalara geçildi. Feda temsilcisi Jinda Deniz, Can Tv adına Hüseyin Narlı, mücadele arkadaşı Suat Bozkuş, Deprem’in hem sol mücadelesini, hem de inanç eksenli yaptığı çalışmaları anlattı.
    Anma’da Deprem’in yakınları da kısa birer konuşma yaptı. Cemo Doğan’ın seslendirdiği deyişlerin ardından lokma gulbangı verildi.
    Anmanın sonunda Deprem için lokmalar pay edildi.

    MUSTAFA DEPREM KİMDİR?

    Mustafa Deprem 70’lerin başından itibaren Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) ile başlayan siyasi mücadelesini, meslek örgütü olan dönemin etkin sendika hareketi TÖB-DER’de de yönetici olarak sürdürdü.
    1970’ler ve 80’ler Deprem’in aynı zamanda mahkeme, yargı ve hapis hayatıyla tanışma dönemi oldu. Özellikle 1980 Askeri Cunta döneminde, bütün diğer devrimci ve ilericilerle birlikte çok yoğun ve uzun süreli işkence ve hapis cezalarına çarptırıldı.
    90’lı yıllardan itibaren Almanya’da siyasi mülteci olarak yaşamını sürdüren Mustafa Deprem Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Pirler Kurulu’nda ve Maraş Girişimi bünyesinde çalışmalar yürüttü. 2012’den itibaren ise TV10 televizyonunda “Yol Erkân” programını hazırlayıp sundu.

    LEVERKUSEN/ALMANYA

  • Sinemilli Ocağı mensubu Meryem Deprem için cenaze erkanı düzenlendi-VİDEO

    Sinemilli Ocağı mensubu Meryem Deprem için cenaze erkanı düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Paris Pir Sultan Alevi Dergahı kurucularından, Sinemilli Ocağı Mensubu Meryem Deprem Hakka için Paris Pir Sultan Alevi Dergahı’nda cenaze erkanı düzenlendi.



    Uzun süredir yakalandığı pankreas kanseri tedavisi gören Meryem Deprem geçtiğimiz gün Hakka yürümüştü.  Sinemilli Ocağı Mensubu Meryem Deprem aynı zamanda Paris Alevi Dergahı’nın da kurucuları arasındaydı. Burada faaliyet te yürüten Deprem çalışmalarına hastalığı nedeniyle ara vermişti.

    Meryem Deprem için Paris Pir Sultan Alevi Dergahı’nda cenaze erkanı düzenlendi. Pir Rıza Yağmur ve Melek Ana’nın  yürüttüğü erkana  Meryem Deprem’in ailesi, yakınlarının yanında çok sayıda kişi katıldı. Erkanda ilk olarak çerağlar uyandırıldı.

    Erkanın ardından Paris Pir Sultan Dergahı Eşbaşkanı Hüsniye Küçükkeleş, FEDA Eşbaşkanı Veli Kaya, Meryem Deprem’in ablası Zeynep Kaçar, FEDA üyesi Mustafa Gökpınar birer konuşma yaptı.
    Ardından Pir Rıza Yağmur tarafından rızalık istenerek cenaze gulbangı okundu.

    Meryem Deprem Perşembe günü memleketi Kantarma’da toprağa sırlanacak.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Sinemilli Ocağı Mensubu Deprem: Hiçbir süreğe ‘Alevilik budur’ diye dayatılamaz-VİDEO

    Sinemilli Ocağı Mensubu Deprem: Hiçbir süreğe ‘Alevilik budur’ diye dayatılamaz-VİDEO

    PİRHA- Sinemilli Ocağı Mensubu Süleyman Deprem, hiçbir süreğe “Alevilik budur” diye dayatılamayacağını kaydederek, “Alevilik tek başına Tahtacılık, Çepni, Bektaşilik, Yaresanlık, Kakailik değildir. Aleviliğin ilke ve esasları kadimden bu yana belirlenmişti. Bu ilkeler doğrultusunda ortak bir birliktelik sağlanmalı” dedi.

    Yüzyıllardır asimile edilmeye çalışılan, kadim ve özgün bir inanç olan Alevilik inancının, “Yol bir sürek bin bir“ anlayışı çerçevesinde ortak bir anlayış oluşturma tartışmaları devam ediyor. Bu çalışmalardan biri de birçok Alevi inanç önderi, aydın ve sanatçının imzasının bulunduğu ’Alevi yolu ve Erkanı’ üzerine hazırlanan geniş kapsamlı bildiri idi. Bildiri başlangıç açısından önemli olsa da bir çok kesim tarafından eleştiri de aldı. Bildirinin hazırlık aşamasına katılan Sinemilli Ocağı mensuplarından Süleyman Deprem ile Alevilik inancına yönelik uygulanan asimilasyon politikalarını ve Alevilerin ortak değerler ve ilkeleri oluşturma çabalarını konuştuk.

    “KANTARMA ASİMİLE EDİLMEK İÇİN SEÇİLEN PİLOT KÖYLER ARASINDAYDI” 

    Süleyman Deprem Sinemilli Ocağı merkez köyü Kantarma pirlerinden Rıza Deprem’in 3. oğlu. Deprem, köylerine yönelik, “1960 yılına kadar tüm ilkeleri ile yaşayabilen bir yerdi” diyor ve ekliyor:

    “Koçgiri’nin alt tarafında kalan Sinemilli bölgesinde Alevilik daha az yozlaştı. Israrla Aleviliğini 1960’lara kadar tüm yapısı ile korumaya gayret eden bir bölgeydi. Nihayetinde 60’tan sonraki darbelerle birlikte asimilasyon politikaları için özellikle pilot bölgesi seçilen alanlardan bir tanesidir. Ayrıca bizim bölgemizdeki devlet saldırıları çok daha eskilere dayanıyor.”

    “KENDİ DEĞERLERİN OLMADAN BİZ OLAMAZSIN”

    Aleviliğin son 20 yıldır Türkiye’de gündeme getirildiğini belirten Deprem, daha öncesinde dikkate alınmayan, özellikle yok edilmesine göz yumulan bir inanç olarak görüldüğünü dile getiriyor.

    Deprem Alevi değerlerinin kaybolmasında sol ve sosyalist mücadele geleneğinin de katkısı olduğunu savunuyor. Deprem bu görüşünü ise şöyle açıklıyor:

    “Eski sol ve sosyalist mücadele geleneğinde her şey emek sermaye çelişkisi üzerinden değerlendirildi. Bunun böyle olmadığını özellikle Sovyetler sisteminin çöküşü ile birlikte gördük. Sovyetler çöktüğünde halkların çatışması dönemi başladı. 80 yıllık eğitim ve kültürden sonra nasıl böyle bir şey olabilir. Toplumlar kendi toplumsal kültürel ve sosyal değerleri üzerinden var olmadıkça, diğer toplumları olduğu gibi kabullenmeden, diğer toplumları kendileri gibi olmaya zorladıklarında, asla o birliktelik oluşmayacaktır.”

    Alevilik değerlerini es geçerek, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinin eksik kalacağını kaydeden Deprem, “Kendin olmadan, kendi değerlerin üzerinden yürümeden, biz olamazsın. Alevilerin hoş görüsü kadimden bu yana var. Mesela Alevilerin evlerinde misafir olan sünni inançtan insanlar için bir seccade bulunurdu. Bu hoşgörü vardı. Ama öyle bir noktaya taşıdılar ki, Alevi Sünniyi birbirine düşman etmeye başladılar.”

    “ORTAK BİR BİRLİKTELİK SAĞLANMALI”

    Cumhuriyet kurulduğundan bu yana asimilasyon politikalarının değişmediğine vurgu yapan Deprem, şunları belirtiyor:

    “Özellikle  Tekke ve Zaviye Kanunu ile birlikte Alevi kurumları, ocaklar, dergahlar yasaklandı. Yani Alevilik yasaklandı. O günden bu yana özellikle Türk İslam sentezi doğrultusunda İslamın Hanefi Sünni kanadından olmayanların hepsi yok sayıldı. O günden bu yana asimilasyon politikaları devam ediyor. Politik yapılanmalar içerisinde de Alevilik es geçildi. Kendi inancımızı, felsefemizi yok sayarak hiçbir kültür içerisinde var olma şansımız yoktur.”

    Son dönemlerde Alevilerde sorgulama arayışını olumlu bulan Deprem, “Yol bir sürek bin bir” anlayışına sahip çıkan ortak bir misyonun da oluşmadığını söylüyor. Deprem sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Bu anlamıyla sorgulama sürecinde ister istemez ayrı örgütlenmeler ve görüşler olacaktır. Bunların hiçbirini yok saymadan, Alevilik şemsiyesi altında ortak ilkeler oluşturulması gerekiyor. O felsefenin bütünlüğü içerisinde tabii. Hiçbir süreğe Alevilik budur, diye dayatılamaz. Alevilik tek başına Tahtacılık, Çepni, Bektaşilik, Yaresanlık, Kakailik değildir. Aleviliğin ilke ve esasları kadimden bu yana belirlenmişti. Bu ilkeler doğrultusunda ortak bir birliktelik sağlanmalı.”

    “VARLIĞIN BİRLİĞİ ÜZERİNDEN GÖRÜŞ BİRLİĞİ”

    4 Nisan’da Hacı Bektaş’ta okunan bildirinin hazırlık çalışmalarına yönelik ise şunları kaydetti:

    “Abdal Musa’da, Çorum’da, Mersin Çamalan’da, İzmir Narlıdere’de bu çalışmaları ve tartışmaları yürüttük. Oraya 3 sene katılanların hiçbirisi bir kurum adına katılmadı. Kurumun içinde de olsa. Pirler, analar, aydın ve sanatçılar katıldı. Aleviliğin yol erkanı üzerinden tartışmalar yürütüldü. Aleviliği tekrar kendi ilkeleri üzerine oturtmak için ne yapmalıyız sorusu tartışıldı. Alevi yol erkanı, hakka yürüme erkanının ritüeli, müsaiplik, nikah ritüeli gibi Aleviliğin temel değerleri üzerinden, 4 semavi dinden bulaşan katışıklarını arındırarak, bu konular tartışıldı. Varlığın birliği üzerinden Aleviliğin ifade edilmesi üzerinden görüş birliğine varıldı.”

    “ELEŞTİRİLER KAPSAMINDA DAHA GENİŞ BİR ÇALIŞTAY DÜZENLENMELİ” 

    Bildiriye eleştirilerin olduğunu ve bunu doğal karşıladığını kaydeden Deprem, bu tartışmaları gündemde tutmak gerektiğini, gelen eleştirilerin ise normal olduğunu ifade ediyor. Deprem şöyle devam ediyor:

    “Aramıza katılıp daha sonra bizi eleştirenler de oldu. Biz yaptık bitti de demiyoruz. Biz bir tartışma başlattık. Herkes katkısını sunsun. Bu bir başlangıçtır. Bir araya gelelim. Tüm kamuoyuna yansıyacak şekilde tüm temsilcilerle yapalım. Bizim de o çalıştaylarda bir sürü eksiğimiz çıktı. Tekrar bir araya gelip eleştiriler ve eksikliklerimizi tekrar gözden geçirerek daha geniş katılımlı bir çalıştay süreci de başlatılabilir. Bizim sunumdan sonra bütün kurumlar kendilerini gözden geçirme zorunluluğu duydular.”

    “BİREYLER ÖZÜNÜ DARA ÇEKEREK İKRAR VERMELİ”

    Alevilerin kendi özüne ikrar vermesi gerektiğini dile getiren Deprem, “Sonra sevdiğine ikrar vermeli, sonra bu ikrarı birlikte harmanlayıp pirin huzurunda cem erkanına bu ikrarı vererek başlamalı. Biz bu ülkenin kuruluşundan bu yana Alevi yol erkanını kaybettik. Öncelikle Ocakların işlerliğini sağlamak, dergahların faaliyetlerini sağlamak lazım. Özünü dara çekerek bireylerin önce ikrar vermesi lazım.”

    Elif SONZAMANCI/KÖLN