Etiket: kanun hükmünde kararname

  • KESK İzmir’in KHK eylemi 219. haftasında sürüyor-VİDEO

    KESK İzmir’in KHK eylemi 219. haftasında sürüyor-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerine son verilen kamu emekçilerinin, işlerine geri dönmek için başlattığı oturma eylemi 219. haftasında devam etti.

    KESK İzmir Şubeler Platformu ve Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube’nin KHK ihraçlarına karşı başlattığı oturma eylemi 219’uncu haftasında sürdü.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 2 Nolu Şubesi’nin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen kamu emekçileri için başlattıkları oturma eylemini 219’uncu haftasında devam ettirdi. “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakkı ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” pankartının açıldığı açıklamada, sık sık “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Hak, hukuk, adalet” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı.

    KRİZE DİKKAT ÇEKTİ

    Açıklamada söz alan Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube eski başkanı Hasan Ali Kılıç, “Ders araç ve gereklerini karşılayamayan öğrenciler, yurtlarda yer bulamayan öğrenciler, geçinemeyenlerin mücadeleden başka yolu yoktur. 6 yıldır hukuksuzluğun bir kaç boyutunu ifade etmeye çalıştık. Seçilen vekiller barış istedikleri için şu an tutuklular. Onlarca belediyeye kayyım atandı, halkın iradesi gasp edildi. Doğanın talanı, kadın cinayetleri hala devam ediyor. Bizim ekolojik, demokratik ve kadın özgürlükçü duruş sergilemesi lazım. Yoksa asla haklarımızı elde edemeyiz” diye belirtti.

    “İŞİMİZE GERİ DÖNECEĞİZ”

    Basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Veysel Beyazdam da, tüm ülkenin hukuksuzluk garabetine gömüldüğünü belirterek, “Ortaya çıkan görüntü devletin zor aygıtlarını kullanarak hak arayışlarının engellenemeyişidir. Bedeni ve ruhu yakan gerçek, kahrından yaşamını yitiren arkadaşlarımızdır. Tüm ülkeyi saran çoklu çürümüşlük kokusunu Anadolu coğrafyasının kültürel zenginliği olan rengarenk çiçeklerle gidereceğiz. Ve ağzımızdan dökülen ‘Haklıyız, Kazanacağız, İşimize Geri Döneceğiz’ sözleri, en güzel zafer halaylarıyla taçlanacak. Elbet bu çoraklık, çok yakın bir zamanda yeşerecektir” dedi.

    “MAZLUMUZ DİYENLER ZALİM OLDU”

    Fiili meşru mücadeleyle toplumun vicdanındaki KHK yarasına merhem olacağını söyleyen Beyazadam, “Ülke insanı için zaten zor olan yaşam koşulları ihraç arkadaşlarımız için daha yakıcı hissedilmektedir. ‘Zulüm ile abad olunmaz’ diyen dünün mazlum geçinenleri bugünün en büyük zalimi durumundadırlar. Bu toplum bu yükü daha fazla kaldırmaz. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin bileşeni olarak yönetenlere diyoruz ki; gelin bu toplumu daha fazla germeyin. Toplumsal huzurun ve barışın ilk adımı olarak işlerinden ihraç ettiğiniz arkadaşlarımızı işlerine iade edin. KHK’leri iptal edin. Akli, vicdani ve ahlaki olanı da budur. Zaten önünde sonunda olacağı da budur. Tüm emek ve demokrasi güçlerini de bu uğurda mücadele etmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • KESK, ‘Çalışma Hakkımı, İşimi İstiyorum’ diyerek Ankara’ya yürüyor

    KESK, ‘Çalışma Hakkımı, İşimi İstiyorum’ diyerek Ankara’ya yürüyor

    PİRHA-KESK, üyelerine yönelik anti-demokratik uygulamalara karşı İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş kararı aldı. 24 Mart’ta İstanbul’dan yola çıkacak olan KESK’liler, Gebze, Kocaeli, Yalova, Bursa ve Eskişehir’in ardından Ankara’ya yürüyecek.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), üyelerine yönelik baskı, ihraç ve sürgünlere karşı İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş kararı aldı. KESK Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ile bağlı iş kollarındaki MYK üyelerinin katılacağı yürüyüş, 24 Mart 10.00’da İstanbul Cevahir İş Merkezi önünde kitlesel basın açıklaması yapılarak başlatılacak.

    KESK’in 24-26 Mart 2021 “Çalışma Hakkımı/İşimi İstiyorum” Yürüyüş Programı şöyle:

    24 Mart 2021 ÇARŞAMBA

    10.00’da Cevahir İş Merkezi önünde (Mecidiyeköy) kitlesel basın açıklaması

    12.30’da Kadıköy İskelede kitlesel basın açıklaması

    15.30’da Gebze Kent Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması

    17.30’da Kocaeli İnsan Hakları Parkı’nda kitlesel basın açıklaması

    25 Mart 2021 PERŞEMBE

    10.00’da Yalova Cevdet Aydın Parkı’nda kitlesel basın açıklaması

    12.30’da Bursa Kent Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması

    17.30’da Eskişehir Migros Adalar önünde kitlesel basın açıklaması

    26 Mart 2021 CUMA

    Saat 12.30’da Çalışma Bakanlığı önünde kitlesel basın açıklaması yapılarak yürüyüş sonlandırılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • OHAL Komisyonu 126 bin başvurudan 99 binini reddetti

    OHAL Komisyonu 126 bin başvurudan 99 binini reddetti

    OHAL İnceleme Komisyonu, yaptığı açıklamada 126 bin 630 başvurudan 99 bin 140’ına ret, 13 bin 170’ine de kabul kararı verildiğini duyurdu.

    Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, bugüne kadar aldığı kararlar ile ilgili açıklama yaptı. Komisyona yapılan başvuru sayısı 126 bin 630 iken bunların 13 bin 170’i kabul, 99 bin 140’ı ret kararı aldı.

    OHAL kapsamında yayımlanan KHK’lerle 125 bin 678’i kamu görevinden çıkarma (3 bin 213 rütbe alma, 270 yurtdışı öğrencilikle ilişiği kesilme, 2 bin 761 kurum ve kuruluş kapatma) olmak üzere toplam 131 bin 922 tedbir işlemi gerçekleştirildi.

    Komisyonun karar vermeye başladığı tarihten itibaren 3 yıllık süre içerisinde toplam başvuruların yaklaşık yüzde 89’u hakkında karar verildi. Ayrıca 3 bin 520 dosya için ön inceleme kararı verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Öldükten sonra görevine iade edildi; sendika dava açacak-VİDEO

    Öldükten sonra görevine iade edildi; sendika dava açacak-VİDEO

    PİRHA- SES Malatya Şubesi, Kanun Hükmünde Kararname ile kamudan ihraç edilen ve öldükten sonra görevine iade kararı verilen eski SES Malatya Şube Başkanı Bülent Uçar’a dair basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bülent Uçar’ın yaşamını yitirmesi KHK zulmünün başlangıcıdır. OHAL komisyonuyla iade olması bu zulmün ne kadar haksız ve hukuksuz olduğunun göstergesidir” denildi.   

    Haberin videosu

    675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamudan ihraç edilen Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Eski Şube Başkanı Bülent Uçar, ihraç sürecine ve haksızlığa dayanamayarak kalp krizi geçirmiş ve hayatını kaybetmişti. OHAL Komisyonu, Uçar’ın ölümünün ardından işe iade edilmesi yönünde karar verdi.

    Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Şubesi Eşbaşkanı Zuhal Güler, Kanun Hükmünde Kararname ile kamudan ihraç edilen ve öldükten sonra görevine iade edilen eski SES Malatya Şube Başkanı Bülent Uçar’a dair basın açıklaması yaptı.

    Dönemin Malatya Devlet Hastanesi idarecileri bünyesinde oluşturulan komisyon tarafından hazırlanan gayri hukuki ve ahlaki olmayan bir liste ile Bülent Uçar’ın ihraç edildiğinin altını çizen Güler, Uçar’ın yaşamına neden olan ihraç kararınını veren o dönemki Malatya Devlet Hastanesi idarecileri hakkında yasal süreç başlatacaklarını ifade etti.

    “ÖLÜMÜNDEN DÖNEMİN BAŞHEKİMİ ERHAN BERK SORUMLU”

    29 Ekim 2016 tarihinde 675 sayılı KHK ile Bülent Uçar’ın görevden alındığını ve tekrar göreve iade edildiğini hatırlatan Güler, Uçar’ın haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç olmayı kabullenemediği için haksızlığa yenik düştüğünü söyledi.

    Uçar’ın görevine geri iade kararının ailesini ve kendilerini derinden yaraladığını ifade eden Güler şunları kaydetti:

    “Dönemin Malatya Devlet Hastanesi idareciler bünyesinde oluşturulan komisyon tarafından hazırlanan listenin ne kadar gayri hukuki ve ahlaki olduğu bu şekilde anlaşılmış oldu. Dönemin Başhekimi Erhan Berk, Bülent’in ölümünden sorumludur. İdareci olarak hiçbir soruşturma başlatmadan mevcut listeyi onaylaması yasal olarak sorumlu kılmaktadır. Bu listelerin nasıl hazırlandığı kimler tarafından hazırlandığını biliyoruz. Başhekimlik bünyesinde oluşturulan komisyonun hazırladığı liste kendilerini kurtarmak için yaptıklarını ve sonuçlarını düşünmediklerinin farkındayız. Hiçbir soruşturma yapmadan insanları işten atmak için içinde bulundukları fiili durum insanların hayatında tahribata hatta Bülent Uçar’ın yaşamına mal olmuştur.”

    “YASAL SÜREÇ BAŞLATACAĞIZ”

    “Bülent Uçar’ın ölümüne neden oldunuz” diyen Güler, Bülent Uçar’ın görevinden ihraç edilmesine sebep olan idarecilere, “Bülent suçsuz bulundu. Bu saatten sonra o dönemdeki idareciler şimdi işgal ettikleri koltuklarda vicdanınız rahat bir şekilde oturabilecek misiniz? Vicdanınız rahat mı?” sorusunu yöneltti. Bülent Uçar’ın yaşamını yitirmesinin KHK zulmünün başlangıcı olduğuna dikkat çeken Güler, ihraç kararına neden olan dönemin Malatya Devlet Hastaneleri idarecileri hakkında yasal süreç başlatacaklarını vurguladı. Güler şöyle konuştu:

    “Bülent ihraç olduktan sonra iki çocuğunun ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için iş başvuruları yapıyor ancak KHK’lı olduğu için hiçbir yerde iş bulamıyordu. Yaşamını yitireceği gün İŞKUR’a iş başvurusunda bulunmak için evraklarını teslim ettikten sonra evine gelip göğsünde ve sırtında ağrılar olduğunu söylüyor. Eşinden 112’yi aramasını istiyor. Ancak 112 kısa sürede gelmesine rağmen oracıkta yaşamını yitiriyor. Bülent Uçar’ın yaşamını yitirmesi KHK zulmünün başlangıcıdır. OHAL Komisyonuyla iade olması bu zulmün ne kadar haksız ve hukuksuz olduğunun göstergesidir.”

    “Işıklar içinde uyu yoldaşım. Çok sevdiğin mesleğine dün itibariyle iade olmuşsun. Varlığınla hepimizin hayatında güzel anılar bıraktın. İade kararıyla seni işinden ailenden uzaklaştıranlara vicdan azabı oldun. Bülent Uçar’ın yaşamına neden olan ihraç kararı ve iadesindeki durumu başta o dönem Malatya Devlet Hastanesi idarecileri olmak üzere yasal bir süreci başlatacağımızı buradan bildirmek istiyoruz.”

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • KHK’liler 5-6 Ekim’de Ankara’da buluşuyor

    KHK’liler 5-6 Ekim’de Ankara’da buluşuyor

    PİRHA- OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerle işlerinden atılan emekçiler, 5-6 Ekim’de “Büyük KHK Buluşması” sloganıyla Ankara’da bir araya geliyor.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile işlerinden edilenler Ankara’da buluşuyor.

    KHK’liler Platformu tarafından düzenlenecek olan etkinlik, 5-6 Ekim tarihlerinde “Büyük KHK Buluşması” sloganıyla Yılmaz Güney Sahnesi’nde gerçekleşecek.

    Dayanışma kapsamında yapılacak buluşmada, sergiler, kermesler düzenlenerek, KHK’ye karşı nasıl mücadele yürütülmesi gerektiği konusunda tartışmalar yürütülecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • KHK’li öğretmenler, kırtasiye dükkanında çalışıyorlar-VİDEO

    KHK’li öğretmenler, kırtasiye dükkanında çalışıyorlar-VİDEO

    PİRHA- KHK ile öğretmenlik mesleğinden ihraç edilen 4 öğretmen Erzincan merkezde yakınlarının açtığı kitap ve kırtasiye dükkanında çalışmaya başladılar. Öğretmenler, “Güçlükler, zorluklar içinde öğretmen olduk. Emeğimizin gasp edilmesini affetmeyeceğiz. Hukuki anlamda hakkımızı aramayı sürdüreceğiz” diyor.

    15 Temmuz 2016’da yapılan darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile binlerce emekçi mesleklerinden ihraç edilmişti.

    29 Ekim 2016 tarihinde yayınlanan 675 sayılı KHK ile öğretmenlik mesleğinden ihraç edilen 4 öğretmen Erzincan merkezde yakınlarının açtığı kitap ve kırtasiye dükkanında çalışmaya başladılar.

    “MADDİ VE MANEVİ KAYIPLAR YAŞADIK”

    23 yıllık öğretmen olan Nuri Koç, geçmiş dönemlerde 2 dönem Erzincan Eğitim-Sen Şube Başkanlığı yapmış ve yönetim kurullarında yer almış. 23 yıllık öğretmenlik yaşamının 20 yıla yakınını Erzincan’da geçiren Koç, “Dilimizin eğitim ile ilgili sorunlarına müdahil oldum. Demokratik eğitim, eşit özgür bir ortam için çabaladık ve Erzincan’da takdir gördük. 23 yıllık öğretmenlik hayatımızda ortaya koyduğumuz hizmet, mücadele ve çabanın karşılığı olarak işimizden, ekmeğimizden olduk. Öğrencilerimizden uzaklaştırıldık, eğitim ortamlarımızdan, sendikal faaliyetlerden uzaklaştırıldık. Maddi ve manevi kayıplar yaşadık” dedi.

    “TÜCCAR VEYA TİCARET ERBABI DEĞİLİZ”

    Yaşamlarını sürdürmek için bahçede, tarlada çalıştıklarını, ekonomik sosyal sorunları olan insanlarla bir arada olma çabalarının olduğunu belirten Nuri Koç, “Bize ve mesleğimize yakın olan kitap-kırtasiye dükkanınında, bir yakınımızın açtığı yerde çalışmaya başladık. Erzincan Eğitim-Sen’li yaklaşık 11 öğretmen mesleğinden ihraç edildi. Demokratik eğitim mücadelesi içinde çaba sarf eden arkadaşlarımızdı. KHK ile ilgili komisyonda 2 yıldan fazla süredir dosyamız bekletiliyor, herhangi bir ret kararı gelmedi. Biz tüccar veya ticaret erbabı değiliz, bu işi alanımız ile ilgili yaptığımız mücadelenin devamı olarak görüyoruz. Daha güzel ve iyi imkanların olduğu zamanlara ulaşacağız” diye ifade etti.

    17 yıl lise öğretmenliği yapan Daimi Doğan‘ın ise hakkında açılmış bir soruşturma bile yok. Eğitim-Sen Erzincan Şubesi’nde iki dönem yöneticilik yapan ve sendikal faaliyetlerde buluna Doğan, Erzincan Dersimliler Derneği’nin de iki dönem yönetim kurulunda yer almış. Anadil ile ilgili çalışmalarının ve yazarlık deneyimi olan Doğan’ın Kırmancki ‘Huyayîş Karode Şorişgêrane yo’adıyla bir derleme fıkra (mesel) kitabı var. Ayrıca Doğan, Erzincan’da iki yıl Kırmancki kurs vermiş.

    “MESLEĞİMİZDEN İHRAÇ EDİLDİĞİMİZİ BİRBİRİMİZDEN DUYDUK”

    Sadece öğretmenlik görevini yerine getirmenin yetmediğini suya sabuna da dokunmak gerektiğini söyleyen Doğan, “Biz derdi olan insanlarız. Bir gece yarısı kamudan, öğretmenlik mesleğinden ihraç edildiğimizi birbirimizden duyduk. Bu şoku atlatmak kolay değil. Okulumuza dönünce öğrencilerimizde hüzün vardı, onlar da anlamlandıramadı. Bilinmeyen çevreler ile bir takım ön yargılarla karşılaşmak zorunda kaldık. Zaman geçtikçe taşlar yerine oturuyor. Çünkü Erzincan’da herkes bizim mağdur edildiğimizin farkına vardı ve bizi tanıyorlardı” dedi. Erzincan halkından ve sendika çevresinden büyük destek gördüğünü belirten Doğan, onların yanında olduğunu bilmenin kendilerine güç verdiğini söyledi.

    “ARILAR İLE ÇOCUKLAR BİRBİRİNE BENZEMİYOR”

    “Biz öğretmen olarak doğmadık” diyen Doğan, “Zaman geldi Ege ürünlerini, zeytin ve benzeri şeyler getirip dost çevreye sattık. Zaman geldi arıcılık yaptım, arıcılıkla hayatımı sürdürmeye çalıştım. Arılarla çocuklar birbirine benzemiyor, onu gördük. Emeğin olduğu yerde güzellikler de oluyor. Bizim yerimiz öğrencilerimizin yanı. Erzincan’da kırtasiye bakımından ciddi anlamda bir boşluk var. ‘Bu boşluğu neden biz doldurmayalım?’ dedik. Öğretmenlikten ihraç edilmemizden bu yana 2 yıl 8 ay gibi bir süre geçti. Yeni bir heyecanla insana hizmet etme iradesinin içerisindeyiz. Yüreğimizin bir tarafı öğrencilerimizin yanında olmak, onların duygularına ortak olmak istiyor” diye konuştu.

    “HAKLARIMIZ ELİMİZDEN ALINDI”

    Yokluklar içerisinde eğitim sürecini tamamladıklarını belirten Doğan, şunları kaydetti:

    “Güçlükler, zorluklar içinde öğretmen olduk. Emeğimizin gasp edilmesini affetmeyeceğiz. Hukuki anlamda hakkımızı aramayı sürdüreceğiz. İhraç edildiğimizden 2 gün sonra hukuksal arayışımızı sürdürdük. Mağdur edildik, sosyal güvenlik hakkımız elimizden alındı, seyahat hakkımız kısıtlandı. Tam olarak bizden ne istendiğini bilmiyoruz. Biz bu ülkenin yurttaşlarıyız, kazanılmış bir hakkımızın gaspı söz konusu ve bu hakkın tesliminden başka yol yok.”

    “‘CAN’ KAVRAMI DEĞERLİ BİR KAVRAM”

    Doğan, kırtasiye dükkanlarının adını neden Can koyduklarını da şöyle anlattı:

    “İşletmemizin adı Can kitap-kırtasiye. Can kavramı bizim için çok değerli kavram. Biz burada 4 canız. 4 can olarak öğretmenlik mesleğine dönene kadar bu dayanışmamızı sürdüreceğiz.”

    Ali ŞEKER/ERZİNCAN

  • Kanser hastası akademisyene KHK’li olduğu için pasaport verilmedi

    Kanser hastası akademisyene KHK’li olduğu için pasaport verilmedi

    Kanser tedavisi olmak isteyen KHK’li akademisyen Prof. Dr. Haluk Savaş’ın pasaport başvurusu yargılandığı davadan beraat etmesine ve mahkeme kararına rağmen reddedildi. Duruma tepki gösteren Savaş’a kalan 9 aylık ömründe sorunu CİMER’le yazışarak çözmesi önerisi yapıldı.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamudaki görevinden ihraç edilen psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Haluk Savaş’ın kanser tedavisi için yurt dışına gitme talebi mahkeme kararına rağmen pasaportunun iptal edilmesi gerekçesiyle reddedildi.

    Savaş, yargılanıp beraat ettiği mahkemenin yurt dışı yasağını kaldırdığı halde talebinin ‘CİMER’e yazın’ denilerek reddedilmesi üzerine, “Benim ortalama beklenen ömrüm 39 ay, bunun 30 ayı geçti ‘geri kalan’ 9 ayı devletin çeşitli birimleri ile ‘yazışarak’ geçireceğiz anlaşılan” dedi.

    DEVLETİN ÖRDÜĞÜ ÖLÜM DUVARI

    Savaş’ın Twitter hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

    “Az önce TC Adana Valiliği’ndeydim; pasaport için önce tahditlerin sorgulandığı odaya girdim. Memura KHK’lı olduğumu, yargılanıp beraat ettiğimi, mahkemenin yurt dışı yasağımı kaldırdığını, iki kez tekrar etmiş kanser hastası olup yurt dışında tedavi olmak istediğimi belirttim.

    Memur bilgisayardan baktı KHK ile kamudan ihraç olduğumdan KHK ile pasaportumun iptal olduğunu bu nedenle pasaport çıkaramayacaklarını belirtti. Yani mahkemenin benim yurt dışına çıkış yasağımı kaldırması hiçbir anlam ifade etmiyor. KHK bizi yurt içinde ölmeye mahkum ediyor.

    ‘Bu KHK’ya karşı ne yapabiliriz?’ diye sordum. ‘Kanser raporlarınızla birlikte CİMER’e yazın’ denildi. Benim ortalama beklenen ömrüm 39 ay, bunun 30 ayı geçti ‘geri kalan’ 9 ayı devletin çeşitli birimleri ile ‘yazışarak’ geçireceğiz anlaşılan. Oysa Japonya, Kore, Küba, ABD’de tedavi olabilmem için yeni geliştirilmiş önemli tedavi teknikleri var. Mesela biri 2018’de Nobel Tıp Ödülü’nü alan Prof. Allison’un immunoterapisi. Şimdi bu tedavilere bir an önce kavuşmak ve hayatta kalabilmeyi denemek yerine devletin bana ördüğü ‘ölüm duvarı’yla karşılaşıyorum.

    Sağ kalırsam, önce CİMER’e, başarılı olamazsam idari mahkemeye, başarılı olamazsam bölge idare mahkemesine, başarılı olamazsam Danıştay’a, başarılı olamazsam, AYM’ye, başarılı olamazsam AİHM’e başvuracağım. TR’de ceberrut devletle uğraşmak mı daha zor yoksa azraille mi bilemedim?”

  • HDP’li Peköz, tutuklu TV10’un çalışanlarını meclis gündemine getirdi-VİDEO

    HDP’li Peköz, tutuklu TV10’un çalışanlarını meclis gündemine getirdi-VİDEO

    PİRHA-HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz, mecliste yaptığı konuşmada TV10’un kapatılması ve çalışanlarının aylardır haksız yere cezaevinde olmasını gündeme getirdi. 

    HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz mecliste yaptığı konuşmada Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Alevilerin sesi TV10 kanalını ve kanalın tutuklu çalışanlarını gündeme getirdi.

    “KHK’LER OHAL’İN GEREKLİ KILDIĞI KONULARI AŞTI”

    Mecliste torba yasa tasarıları görüşülmeye devam ediyor. 701 sayılı Olağanüstü Hal kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi hakkında konuşmak için HDP grubu adına Adana Milletvekili Kemal Peköz söz aldı.

    Hemen hemen her gün bir Kanun Hükmünde Kararnamenin görüşüldüğüne dikkat çeken Peköz, “Sözde OHAL kalktı ama ruhu yaşamaya devam ediyor” dedi.

    Birbirinden bağımsız birçok konunun bir torbaya atılır gibi yürürlüğe konduğunu ifade eden Peköz, anayasanın 121. maddesinde yer alan OHAL koşullarında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler’in Olağanüstü Hal’in gerekli kıldığı konuları aştığını kaydetti.

    Çıkarılan bir çok Kanun hükmünde Kararname’de temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığını, baskı altına alındığını veya tümden kaldırılmak istendiğini söyleyen Peköz, birbiriyle alakalı ya da alakasız birçok konunun bir torbaya atılır gibi aynı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe koymanın haksız ve hukuksuz olduğunu belirtti.

    “KAPATILMAKLA YETİNİLMEDİ MALLARINA EL KONULDU VE SATILDI”

    Alevilerin sesi TV10’un da bir Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığını hatırlatan Peköz, “Alevilerin seslerinden birisi olan TV10, Alevilerin günlük sofralarından kıt kanaat olarak biriktirdikleri ve yardımlarıyla oluşturdukları bir televizyon kanalıydı. Alevilerin yolunu, erkanını, geleneklerini ve törelerini yaşatmak için köy köy, kasaba kasaba dolaşıyor programlar yapıyordu. Büyük bir sermaye grubuna ait bir kanal değildi. Çok az çalışanıyla kıt kanaat imkanlarla bu etkinliklerini yapmaya çalışırken Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldı. Kapatılmakla yetinilmedi mallarına el kondu ve daha sonra TMSF tarafından satıldı.” şeklinde konuştu.

    “MAHKEME İKİ KEZ İDDİANAMEYİ YETERSİZ BULDU”

    TV10’un kapatılması ve mallarının satışa çıkarılmasıyla yetinilmeyip çalışanlarının gözaltına alınarak tutuklandıklarını ifade eden Peköz, “Kameraman Kemal Demir’in 7 ay sonra iddianamesi geldi ve mahkeme yetkisizlik kararı vererek İstanbul’dan Mersin’e gönderdi. Yine yöneticilerinden Veli Haydar Güleç ve Veli Büyükşahin, 10 aydır tutuklular. İki kez iddianame geldi ikisinde de mahkeme iddianameyi yetersiz buldu, reddetti. Daha sonra bir üst mahkemeye yapılan itiraz da reddedildi ve onun üzerine ses kayıtlarının istenmesine karar verildi” şeklindeki bilgileri paylaştı.

    “BELİRSİZLİK HÜKÜM SÜRÜYOR”

    Durumun her yönden haksız olduğunu dile getiren Peköz, “Bunun neresinden bakarsanız bakın. Bu insanların evleri var, aileleri var, çocukları var ve kendilerine ait yaşamları var. İddianamede ciddi bir suç unsuru bulunamadığı için iddianame iki kez reddediliyor, üst mahkeme de reddediyor. Ama bununla yetinilmiyor ve 10 aydır arkadaşlar hala tutuklular ve ne zaman yargılanacakları, ne zaman sonuç alınacağı konusunda da bir belirsizlik hüküm sürmeye devam ediyor.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Oluç, mecliste KHK hukuksuzluklarını anlattı-VİDEO

    HDP’li Oluç, mecliste KHK hukuksuzluklarını anlattı-VİDEO

    PİRHA- TBMM Genel Kurulu’nda 701 sayılı Olağanüstü Hal kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında Kanun Hükmünde Kararname dün görüşüldü. Söz alan HDP İstanbul Milletvekili Saruhan Oluç, OHAL döneminde yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekti. 

    TBMM Genel Kurulu’nda 701 sayılı Olağanüstü Hal kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında Kanun Hükmünde Kararname dün görüşüldü. OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerle yaşanan hukuksuzluklarla ilgili konuşan HDP İstanbul Milletvekili Saruhan Oluç, on binlerce insanın gözaltına alınıp tutuklandığını söyleyerek basına yönelik baskılara da dikkat çekti.

    OHAL DÖNEMİNDE BASININ DURUMU

    Oluç, “70 gazete, 18 televizyon kanalı, 6 haber ajansı kapatıldı. 20 dergi, 22 radyo kanalı kapatıldı. Alevi toplumunun sesi olan televizyonlar kapatıldı. Kürt halkının anadilinde yayın yapan, onların sesi olan televizyonlar, radyolar, haber ajansları, gazeteler kapatıldı” diye belirtti.

    “KÜRT HALKININ TARİHSEL VE KÜLTÜREL DEĞERLERİNE SALDIRILDI”

    OHAL döneminde önce Kürtçe tabelaların indirildiğini, ardından Kürtçe kursların kapatıldığını ifade eden Oluç, Kürt halkının tarihsel ve kültürel değerlerine saldırıldığını kaydederek şöyle devam etti:

    “Cadde ve sokak isimlerini değiştirdiler. Kadın dayanışma kurumlarını, kadın atölyelerini kapattılar. Açık bir şekilde Kürt halkının iradesine yönelik saldırı gerçekleştirdiler. Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 40’ına yakını kendi seçtiği belediye başkanı tarafından yönetilemiyor. Bir de istifa ettirilmiş belediye başkanları var. Ankara, İstanbul, Bursa, Balıkesir. Ağlaya ağlaya istifa ettirilmiş belediye başkanları hakkında bir tek soruşturma yok.” (HABER MERKEZİ)

  • Kamu Emekçileri 24 Haziran’da “Tamam” diyecek-VİDEO

    Kamu Emekçileri 24 Haziran’da “Tamam” diyecek-VİDEO

    PİRHA-  24 Haziran seçimlerinde yaklaşık 3 buçuk milyona yaklaşan kamu emekçilerinin oy davranışını Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar PİRHA’ya değerlendirdi. Akpınar, kamu emekçilerinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimi’ndeki ve 16 Nisan 2017  Referandumu’ndaki tavrının değişmediğini söyledi.

    Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar 24 Haziran seçimlerine yönelik düşüncelerini PİRHA’ya anlattı. İşsizlik ve yoksulluk oranının arttığına dikkat çeken Akpınar, “2002 yılında maaş alan bir kamu emekçisi, maaşıyla 16 tane çeyrek altın alırken, şu anki maaşıyla sadece 8 çeyrek altın alması, AKP iktidarı boyunca emekçilerin sürekli yoksullaştığını göstermektedir. Şu anda insanlar işsizlikten ve yoksulluktan intihar ediyor, inanılmaz bir şekilde işsizlik ve yoksullukla karşı karşıyayız” dedi.

    “KAZANILMIŞ HAKLAR  ALINDI “

    AKP’nin uyguladığı neo- liberal politikalardan dolayı en fazla hak kaybına uğrayan kesimin kamu emekçileri olduğunu söyleyen Akpınar, “AKP sağlıkta ve eğitimde dönüşüm adı altında emekçilerin mücadeleleriyle kazanmış olduğu hakları, kazanımları bir bir elimizden alınıyor. Daha önce kurum içerisinde, kurum tabiplikleri vardı, şu anda bu tabiplikler yok. 2008 yılına kadar sadece Bağ-kur, SSK ve Emekli Sandığı’na bağlı 8 tane kamu kreşi var iken, şimdi binlerce emekçinin çalıştığı SGK’ya bağlı sadece 1 kreş bulunmaktadır” diye konuştu.

    Başbakan Binali Yıldırım’ın “devlet memurlarını sözleşmeli hale getireceğiz” sözlerini hatırlatan Akpınar, kamu çalışanlarının 4B, 4C ve taşeron olarak nitelendirilen sistemlerin örgütlenmesinin engellenmeye çalışıldığına dikkat çekti.

    “HUKUKSUZCA İŞİNDEN OLANLAR SEÇİMDE HESABINI SORACAK”

    15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra kamu emekçilerinin iş güvencesinin kalmadığını belirten Akpınar, resmi kaynaklara göre soruşturma ve sorgu geçirmeden işinden atılan 116 bin kamu emekçisinin olduğu bilgisini vererek , “İşten atılmanın ne kadar tehlikeli ve siyasal iktidar tarafından ne kadar hoyratça kullanıldığını gördük. Bunun hesabı sandıkta sorulacaktır”  yorumunu yaptı.

    Kamu emekçilerinin ülke vergi gelirlerinde önemli bir paya sahip olduğuna işaret eden Akpınar, “Bu elde edilen bütçenin kamu emekçilerine bu ülke halklarına parasız, laik, ana dilde eğitim, parasız sağlık ,parasız kamu hizmeti olarak dönmesi gerekirken bizlere daha çok sömürü, daha çok savaş, daha çok ölüm ve daha çok katliam olarak karşımıza çıkmaktadır.  7 Haziranda, 16 Nisan referandumunda ve her şeyden önce Gezi’de bunu gösterdi isek, bütün kamu emekçileri  24 Haziran’da daha demokratik, daha adil ve barış içerisinde yaşayan bir Türkiye’nin inşası için kamu emekçileri tamam diyecek.” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Gülmen: Yarın tahliye olacakmış gibi hazırım, olmayacakmış gibi de direnmeye devam edebilirim

    Gülmen: Yarın tahliye olacakmış gibi hazırım, olmayacakmış gibi de direnmeye devam edebilirim

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen ve açlık grevinin 267. gününde olan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen yarın görülecek duruşma öncesi gönderdiği mesajda “Yarın tahliye olacakmış gibi hazırım, hiç tahliye olmayacakmış gibi de direnmeye devam edebilirim” dedi.

    KHK ile ihraç edilen ve açlık grevinin 267. gününde olan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen’in 6. duruşması yarın Sincan Cezaevi Kampusu’nda görülecek. Gülmen duruşma öncesi gönderdiği mesajda “Yarın tahliye olacakmış gibi hazırım, hiç tahliye olmayacakmış gibi de direnmeye devam edebilirim” dedi.
    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen ve açlık grevinin 267.gününde olan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ile serbest bırakılan öğretmen Semih Özakça’nın yargılandıkları davaya yarın devam edilecek. Numune Hastanesi tutuklu koğuşunda bulunan Nuriye’nin, 27 Kasım’da görülen duruşmasında savcının tahliye talebine rağmen mahkeme, ‘tutukluluk halinin devamına’ karar vererek duruşmayı ertelemişti.
    “KAZANDIK VE KAZANACAĞIZ”
    Mahkemenin kararını avukatı Duygu Demirel aracılığıyla Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendiren Gülmen, “Bu karar mahkemenin acizliğini gösteriyor. Ne kadar çaresiz olduklarını gösteriyor. Beni tahliye etmemeleri beni yıkmaz, esas olan direniştir ve direniş devam ediyor. Ben yarın tahliye olacakmış gibi hazırım hiç tahliye olmayacakmış gibi burada direnmeye devam da edebilirim. Bu benim için bir sıkışmışlık yaratmaz. Ama onlar en başından beri çaresizler. Çünkü bomboş bir dosya ile bize örgüt üyeliğinden ceza vermeye çalışıyorlar. Biz ise çok güçlüyüz bu gücümüzü halktan alıyoruz. Onlar gibi ayaklarımızdan prangayla bağlı değiliz. O yüzden biz kazandık ve kazanacağız” dedi. Avukat Duygu Demirel de, mahkemenin ‘Nuriye Gülmen’den onay alınması halinde duruşmada hazır edilmesi gerektiği’ şeklinde verdiği ara kararı hatırlatarak, “Hastane yönetimi de uygun görürse Nuriye’nin bu duruşmada hazır edilme olasılığı çok yüksek görünüyor” dedi.
    Davanın 6.duruşması yarın Sincan Cezaevi Kampusu’nda görülecek.
  • KHK’leri protesto eden KESK üyeleri: Her şeye rağmen adalet arayışımıza devam edeceğiz

    KHK’leri protesto eden KESK üyeleri: Her şeye rağmen adalet arayışımıza devam edeceğiz

    PİRHA – OHAL kapsamında Kanun Hükmünde Kararname’leri (KHK) protesto eden KESK üyeleri onurlu bir gelecek için mücadele eden kamu emekçileri olduklarını, çalmadıklarını, çırpmadıklarını ve kandırılmadıklarını belirttiler.

    KESK KHK’leri protesto etmek için Ankara’da bulunan Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Başkanı Serpil Akpınar’ın okudu. Akpınar, OHAL çerçevesinde tüm muhaliflerin hedef alındığı, eşitlik, adalet, barış ve insanca bir yaşam talep etmenin suç hale geldiğini vurguladı.

    “KAMUSAL ALANIN TASFİYESİ ÖNÜNDE KESK ENGEL OLARAK GÖRÜLÜYOR”

    İktidarın çıkardığı KHK’lerle kamu emekçilerinin işlerine hukuksuz bir şekilde son verdiğini söyleyen Serpil Akpınar, iktidarın ortaya bir gerekçe koymaktan aciz kaldığını, kamu emekçilerinin savunma hakkını bile yok saydığını ifade etti. Kamusal alanın tasfiyesi önünde KESK’in engel olarak görüldüğünü kaydeden Akpınar, “Siyasi iktidar, bizi yıldırmaya, korkutmaya, susturmaya çalışmaktadır. İş güvencemizi elimizden almakla, açlıkla bize diz çöktüreceğini sanan siyasi iktidar şunu bilmeli ki sendikamız kurulduğu günden bu yana kamu emekçilerinin taleplerinin yanında, kamudan hizmet alanların haklarını da savunarak bu günlere kadar gelmiştir. Kamu hizmetlerinin parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmasını savunan sendikamız, kamunun tasfiyesinin ve kamu emekçilerine dayatılan güvencesiz çalışma biçimlerinin karşısında olmuş, bundan sonrada kamunun tasfiyesine ve kamu emekçisi kıyımına karşı sonuna kadar direnecek, büro emekçilerinin onurlu sesi olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

    “BİZLER ÇALMAYAN, ÇIRPMAYAN VE KANDIRILMAYANLARIZ”

    “Bizler hakkımız olmayanı istemiyoruz. Diyoruz ki bizler yıllardır Türkiye halklarına hizmet üreten kamu emekçileriyiz, bizler çocuklarına onurlu bir gelecek için mücadele eden kamu emekçileriyiz, bizler çalmayan, çırpmayan ve kandırılmayanlarız” diyen Akpınar, OHAL Komisyonu’nun emekçilerle dalga geçmekten başka bir anlam ifade etmediğine vurgu yaptı. Her şeye rağmen adalet arayışlarına devam edeceklerini belirten Akpınar, “Bu sürecin tüm sonuçları ortadan kalkacağı gibi sorumluları mutlaka adalet önünde hesap vereceklerdir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA 

                                                                                               

  • KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen: Laikliği kazanacak hamleler yapmalıyız-VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen: Laikliği kazanacak hamleler yapmalıyız-VİDEO

    PİRHA – KESK’in OHAL ve KHK’lara yönelik mücadelesini değerlendiren KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, AKP’nin toplumda yaratmaya çalıştığı yıkıma karşı kamusallığı savunmak gerektiğini vurguladı. Gezen, AKP iktidarının KHK’ları kullanarak toplumu dönüştürmeye çalıştığını belirterek, “Laikliği kazanacak hamleler yapılması gerekiyor” dedi. 

    Haberin Videosu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) 9. Olağan Kurulunda Eş Genel Başkanlık görevine getirilen Aysun Gezen, çıkarılan Kanun hükmünde Kararnamelerle (KHK) devam eden sürece yönelik KESK’in mücadele hattının ne olacağını PİRHA’ya değerlendirdi. Kendisinin de 672 sayılı KHK ile ihraç edilen bir bilim emekçisi olduğunu söyleyen Gezen, son yayınlanan KHK’nın AKP’nin emekçilere yönelik saldırılarına devam edeceğinin kanıtı olduğunu belirtti.

    “İHRAÇ SADECE İŞTEN ATMA DEĞİL”

    Gezen, binlerce kişinin ihraç edildiği KHK’larla ilgili “Bu sadece işinden edilme değil, aynı zamanda vatandaşlık haklarının çok büyük bir kısmından yararlanamama, sivil ölüye çevrilme. Bu, kişilerle sınırlı değil. Aileleri ve toplumsal travma yaratan durumlarla birlikte milyonlarca insanı etkileyen düzenlemelerdir” dedi.

    “KHK’LARIN İPTALİNE YÖNELİK MÜCADELE HATTI YÜKSELTİLMELİ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin OHAL ve KHK’ların ne için kullanıldığına dair ipuçları verdiğini belirten Gezen, işçilerin iş güvencelerine yönelik büyük saldırılar olduğunun ve zaten KHK’nın kendisinin iş güvencesini ortadan kaldıran bir düzenleme olduğunun altını çizdi. Gezen, OHAL’in ortadan kaldırılması ve KHK’ların tüm sonuçlarıyla birlikte iptal edilmesine yönelik mücadele hattının yükseltilmesi gerektiğini kaydetti.

    “AKP KHK’LARI KULLANARAK TOPLUMU DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞIYOR”

    AKP’nin toplumda gerici, dinci eksende kültürel bir hegemonya kurma çabasında olduğunu söyleyen Gezen, AKP’nin KHK’ları kullanarak toplumu buna uygun olarak dönüştürmeye çalıştığını kaydetti. Bu gericileşmeden kadınların daha çok etkilendiğini belirten Gezen, “Mollalar gönderilerek emek boyun eğdirilmeye, tevekkül ettirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla bizim aslında sınıf mücadelesini kesintiye uğratan bu gericilikle de hesaplaşmamız ve buna karşı laikliği kazanacak hamleler yapmamız gerekiyor” dedi.

    AKP’nin yaratmaya çalıştığı yıkıma karşı kamusallığı savunmak gerektiğini vurgulayan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezer, AKP’nin liyakat usulünü tamamen ortadan kaldırdığını torpilli yöneticiler dönemini getirdiğini dile getirdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA