Etiket: kara yağmurlu ocağı

  • Murtaza Molla Dede Türbesi’nin yerinde kalması için Alevi kurumlarına çağrı-VİDEO

    Murtaza Molla Dede Türbesi’nin yerinde kalması için Alevi kurumlarına çağrı-VİDEO

    PİRHA- Kara Yağmurlu Ocağı evlatlarından Ali Cengiz Gazi, Antalya’nın Zeytinköy Mahallesi’nde bulunan Murtaza Molla Dedenin Ziyaretgahı’na ilişkin bilgiler verdi. Gazi, “Molla Murtaza Dede Türbesi 7 kuşaktır Alevi Bektaşilerce ziyaret edilen, çerağ uyarılan ve lokmaların pay edildiği yerlerden biridir” dedi.

    Kara Yağmurlu Ocağı’nın evladı Ali Cengiz Gazi, Molla Murtaza Dede Ziyaretgahı olarak bilinen türbeye ilişkin bilgiler verdi. Gazi, Zeytinköyde bulunan türbenin gecekonduların yıkılması ile birlikte kaldırılma durumu ile karşı karşıya olduğunu belirtti.

    Alevi kurumlarına çağrıda bulunan Ali Cengiz Gazi, türbenin yerinde kalması için yardım etmelerini istedi.

    “MURTAZA DEDE 5 KARDEŞİ İLE BİRLİKTE HORASAN’DAN GELMİŞ” 

    Antalya’nın Zeytinköy Mahallesi’nde bulunan Molla Murtaza Dedenin, 7 kuşak öncesi Horasan’dan geldiğini söyleyen Gazi, “Bu ziyarete ait merhumun 5 tane kardeşi varmış. 5 kardeş de bulunduğumuz yere, mekâna gelmişler. Merhum Horasan diyarından geldiğinde halifeymiş, o zaman halifelik varmış. Babası da halifeymiş. Hacıbektaş’ta dedelik icazeti veriyorlarmış icazeti oradan almış” dedi.

    “HAKK’A YÜRÜDÜĞÜNDE SAĞ ELİNİN YEŞİLE DÖNDÜĞÜ SÖYLENİR”

    Molla Murtaza Dedenin, Hakk’a yürüdüğü zaman elinin yeşile dönüştüğü bilgisini aktaran Gazi, “Merhum buradan göçtüğü zaman sağ eli yeşil olmuş. Ben atalarımızdan hep bunu duydum, hep de söylenir. Herkes de buna inanıyor ben de inanıyorum” dedi.

    Dedesinin icazetli olduğunu da belirten Gazi, “Ben küçüktüm, ilkokulu yeni bitirmiştim. Dedem beni Hacıbektaş’a götürdü. Hacı Bektaş Veli Dergâhında o dönemde sorumlu Feyzullah Efendi vardı. Dedeme halifelik icazetini o yazdı” diye ifade etti.

    “ESKİDEN CEM YAPMAK YASAKTI”

    Bir Abdal Ocağı olan Kara Yağmurlu Ocağı talipleri olarak geçmişte cem yürüttüklerini ancak cemin yasak olduğunu aktaran Gazi, şunları kaydetti:

    “Eskiden cemler gizli oluyordu. Buraya Jandarma bakıyordu, insanlar kapıyı pencereyi kapatıyorlardı. Kapıda bir kişi bekliyordu. Jandarma veya herhangi bir yabancı geldiğinde hemen haber verirdi. O zaman öyleydi. Şimdi cemler yapılıyor çok rahat. Kimse rahatsız etmiyor, yolumuzu, erkanımızı yürütüyoruz.”

    Mürteza Dede Ziyaretgahının tarihinin tam olarak bilinmediğini  belirten Gazi, Türbenin olduğu yer için tam tarih veremem ama 7 kuşak geçmiş aradan. Merhumun ölüm tarihi var, doğum tarihi yok” dedi.

     “MÜSAHİPLİK GELENEĞİMİZ DEVAM EDİYOR”

    Kara Yağmurlu Ocağı’nda musahipliğin her zaman tutulduğunu belirten Gazi, “Ben musahibim, benim oğlum da musahip. Musahiplik pandemiye kadar tutuluyordu. Pandemiden (korona) dolayı insanlar bir araya gelemedi, cem erkanı da olmadı. İnsanlar sağlığına kavuştuktan ve pandemi ortadan kalktıktan sonra musahiplik geleneğimiz devam ediyor” diye konuştu.

    “TÜRBENİN YERİNDE KALMASI İÇİN ALEVİ KURUMLARINDAN YARDIM BEKLİYORUZ”

    Zeytinköyde gecekonduların yıkılıp yerine beton binaların yapılması ile birlikte ziyaretgahın yerinden kaldırılma durumunun ortaya çıktığını belirten Gazi, “Bu ziyaretgah yıllardan beri burada kendi toprağı, kendi yeri, kendi yurdu. Benim burada yerim yok. Yerim olsa burada kalması için bağış yapacağım” ifadelerini kullandı.

    Ziyaretgâhın yerinde kalmasını herkesin istediğini ifade eden Ali Cengiz Gazi, “Biz bu türbenin burada kalmasını istiyoruz, türbenin başka yere gitmemesini istiyoruz. Alevi kurumlarına, derneklerine, vakıflarına çağrıda bulunmak istiyorum. Ne olur yardım etsinler, türbe burada kalsın” dedi.

    PİR MURTAZA MOLLA DEDE TÜRBESİ ÇOK KERAMETLİ BİR YER”

    Ali Cengiz Gazi’nin eşi İnci Gazi ise çocuğu olmayan bir ailenin türbeye gelmesiyle ve rüyalarında Murtaza Molla Dedeyi görmeleri üzerine 3 erkek çocuğunun dünyaya geldiğini ve türbede adaklar adadığını ifade etti.

    “SIK SIK ZİYARETÇİLER GELİYOR”

    Uzak ve yakın yerlerden Pir Murtaza Molla Dedenin ziyaretgahına çok sık ziyaretlerin olduğu bilgisini de veren İnci Gazi, “Uzaktan yakından mübareğe (Molla Mürtaza Dedeye)ziyarete gelen çok oluyor. Burası bilinen çok kerametli bir türbe. Türbemizin burada kalmasını istiyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Dede/Zakir Etcioğlu: Sazı, ninemin semah el ritimleriyle öğrenerek zakir oldum-VİDEO

    Dede/Zakir Etcioğlu: Sazı, ninemin semah el ritimleriyle öğrenerek zakir oldum-VİDEO

    PİRHA- Kara Yağmurlu Ocağı Yol Hizmetkarlarından Zakir Tarık Etcioğlu, Ocakzade bir aileden geldiğini belirterek, sazla deyişleri çalmayı ninesinin semah el ritm hareketleriyle öğrendiğini söyledi. Yürütülen bir cemde zakirin olmaması nedeniyle o gün zakirliğe başladığını belirten Etcioğlu, zakir olmak isteyenlerin öncelikle dede ve analarla birlikte muhabbete katılıp pişmesi gerektiğini vurguladı. 

    Kara Yağmurlu Ocağı Yol Hizmetkarı aynı zamanda Fethiye Alevi Kültür Derneği Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Tarık Etcioğlu, zakirlik de yapıyor. Etcioğlu, zakirlik sürecine dair PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.

    Sazla küçük yaşlarda tanıştığını söyleyen Tarık Etcioğlu, “Türkmen çocuğuyuz, Abdal çocuğuyuz. Bizim abdallar genellikle müzisyenlikle uğraşırlar. Özellikle bu yörede de Abdallar müzisyenlikle uğraşıyorlar. Davul, bağlama, zurna halk müziği tarzında. Tabii dedelerimin yanına gidiyorum, enstrüman var, kaset çalar var. Ustalarımızın söylemiş olduğu türküler, deyişler, nefesler var. Hüzünleniyoruz. Gerek nenemin söylediği türküler, yapmış olduğu ağıtlar olsun, gerekse bu tarzda deyişlerimiz, nefeslerimiz olsun bende aşinalık oluştu” dedi.

    “BABAM SAZ ÇALMAZDI DEDELERİM ÇALARDI”

    Babasının herhangi bir enstrüman kullanmadığını belirten Etcioğlu, dedelerinin enstrüman çaldığını kaydetti. Etcioğlu, “Bir gün babam bana saz almış getirmiş, uzun saplı bir bağlama. Benim görmeyeceğim bir yere saklamış, yılbaşında sürpriz yapacak. Tabii ki sazın kokusunu aldık. Bir gün sonra bana saz verilecek ama ben bir gün önce sazı görüyorum, seslenmedim. Bir gün sonra sazı babamdan alınca çok sevinmiştim, çok mutlu olmuştum” diye konuştu.

    “SAZI, EBEMİN (ANNEANNE) EL RİTİMLERİYLE ÖĞRENDİM”

    Saz çalmasına anneannesinin vesile olduğunu belirten Etcioğlu, o süreci şu sözlerle anlattı:

    “Ben saz çalarım dedim, teybe bastım. Teyipten bir sesler geliyor ama o sesleri ben yakalayamıyorum. Akabinde ninem/anneannem beni yanına çağırdı ‘semah çal oğlum’ dedi. Eliyle ritim vererek, semah havalarını söyledi. Semah havalarıyla ilk saza başladım. Ebem söylerdi ben çalmaya çalışırdım. Anneanneye biz ebe deriz. Ebem sayesinde gerçekten de deyişlere, semahlara aşina oldum, onlarla kendimi pekiştirdim.”

    “CEMİ CEM YAPAN ZAKİRLERDİR

    Sazıyla deyiş ve nefesleri çaldığını ifade eden Etcioğlu, “Cemlerde elimizden geldiği kadar bizler de katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Bizim yolumuzda cemlerde dede rehber çok önemli ama cemleri cem yapan zakirlerimizdir. Çünkü 7 ulu ozanın sözleri bizde gerçekten vazgeçilmez birer anayasanın maddeleri gibidir. Onların sözleri sazın tınısıyla bizi mest eder. Biz de sadece müzik dinlemek için sazı dinlemeyiz” ifadelerini kullandı.

    “7 ULU OZANIN VERDİĞİ NASİHATLAR BİZLER İÇİN KUTSALDIR

    “Deyişlerimiz, nefeslerimiz saz eşliğinde bize sunulduğunda biz anlarız ki 7 Ulu Ozanımız bize bir nasihatte bulunuyor. Bizler için bu öğütler kutsaldır, o yüzden zakirlik gerçekten çok önemlidir” diyen Tarık Etcioğlu, şöyle devam etti:

    “Yeni yetişmek isteyen veya genç nesillere söylüyorum. En azından 3 nefes bir duazı-imam çalmayı tüm gençlerimiz, kızlarımız, çocuklarımız hepsi öğrensin. Çünkü saz bizim için kutsaldır. Bizim dile gelmeyişimizi dillendiren, bizim yaşantımızı anlatandır.

    “SAZ ALEVİ KÜLTÜRÜNÜN İLERİYE TAŞINMASINDA EN ÖNEMLİ SİMGEDİR”

    Evet, her dede saz çalamıyor lakin saz çalan nefes söyleyen dedelerimiz, üstatlarımız her zaman başımızın tacı. Sadece dedelerin sazını çalması değil, canların da zakirlik yapmada katkıda bulunmaları hem kültürümüzün ileriye taşımasında çok büyük rol oynar, hem de gerçekten de bu nefesleri söylerken yaşıyorsunuz, yaşarken de Alevi kimliğiniz, aydın kimliğiniz işte o zaman ön plana çıkıyor. Çünkü burada şunu yapacaksın, bunu yapacaksın, yapmayacaksın diye bir şey söylemiyorlar, bize nasihat veriyor. Kerbela’dan tutun da bugüne kadar olan bir duruşu simgeliyor.”

    “HER ZAMAN PİR SULTANLAR GİBİ DURUŞUMUZ OLMALI”

    Pir Sultan Abdal’ın “Bizim itlerimiz bile haram yemez” sözünü hatırlatan Etcioğlu, “Bizim duruşumuzu sergileyendir bağlamalar, topuzlar, üç telliler, 5 telliler. Bunlar bizim duruşumuzdur, duruşumuzu da dile getirme metodudur” dedi.

    “CEMDE ZAKİR OLMAYINCA YAPMAK ZORUNDA KALDIM”

    Zakirliğe nasıl başladığını da anlatan Etcioğlu, “Saz çaldığım için zakir ol, dediler. Ben de, zakirlik zor iş herkesin yapacağı bir görev değil, ben kapıcı olayım dedim. İkinci bir şık yoksa öyle zakir olayım, dedim. Canlar ‘sen nefesleri, ağıtlarımızı çalabiliyorsun, hizmetin zakirlik’ olsun dediler. Allah eyvallah dedim. Zakir olarak 30 yaşındaydım. Zakirlik sadece saz çalıp nefes söylemek değil. Bundan dolayı zakir olacak canlarımız öncelikle 7 ulu ozanımızı tanıması gerekiyor. O ateşin çıktığı yerde ateşin nasıl harlandığını öğrenmesi, kendisinin de ateşte biraz yanması lazım, pişmesi lazım” şeklinde konuştu.

    “ZAKİR OLACAK CANLAR; DEDELERİMİZLE, ANALARIMIZLA MUHABBETLERDE BULUNMALI”

    Tarık Etcioğlu, “Zakir olmak isteyenlerin, cemlerde, o küçük muhabbetlerde o deyişlerin nasıl söylendiğini, nasıl duyguya büründüğünü görmeleri lazım. Analarımızı, dedelerimizi görmeleri, oradaki zakirlerimizle, oradaki canlarımızla aynı sofraya oturmaları lazım ki acıysa acıyı, tatlıysa tatlıyı hem o sofrada birlikte tatması, hem de hissettiğini de vermesi gerekir” diye kaydetti.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA