Etiket: KARAKAYA KÖYÜ

  • Ayten Kordu Karakaya’da: Taş ocağı sadece toprağı değil inancımızı da tehdit ediyor-VİDEO

    Ayten Kordu Karakaya’da: Taş ocağı sadece toprağı değil inancımızı da tehdit ediyor-VİDEO

    PİRHA- Çorum Sungurlu’ya bağlı Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı başlatılan eylemi ziyaret eden Dersim Milletvekili Ayten Kordu, köyün ziyaretlerinin taş ocağı projesi içerisinde bırakılmasına tepki gösterdi. Kordu,, “Burası aynı zamanda bir Alevi köyü ve proje içerisinde yer alan Yorgun Baba ziyaretinin kendisi var. Dolayısıyla bu köyün sadece insanına, suyuna, toprağına değil aynı zamanda inancına yönelik de ayrımcı politikaları gösteren somut bir adımdır dedi.

    Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açılmak isteniyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede jandarma eşliğinde şantiye kurarak çalışmalarını devam ettiriyor.

    ÇED ve bilirkişi raporu beklenmeden makinelerin çalışmaya devam ettiği Karakaya köyünü ziyaret eden DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı tüm duyarlı kamuoyunu desteğe çağırdı.

    “BÖLGEYİ GÖÇE ZORLAYACAK”

    Ayten Kordu, taş ocağı projesi ile köyün göçe zorlanmak istendiğini ifade ederek, ”

    Burada dinamit patlatarak kırma yoluyla bir taş ocağı inşa edilmek isteniyor. Burada gerçekleştirilecek bir taş ocağı köyün toprağını ve suyunu kurutacak, hem de göçe zorlayacaktır. Karakaya köyü burada 7 aydır direniyor. Valinin kendi yetkisini kullanarak burada bir taş ocağına izin vermesi kabul edilemez. Köylülerin taş ocağına dair başka bir alan göstermesine rağmen şirket köyün hemen dibinden numuneler alarak kendisince köyün etrafında kurnazca dolaşıyor. Karakaya’da yurttaşlarımızın yanındayız. Taş ocağı, maden projeleriyle yaşamı yaşanmaz kılmak istiyorlar. ÇED raporlarının eskiden durdurulabilir bir özelliği vardı ama bugün bu raporlara rağmen makineler bu süreçte çalışmalarına devam ediyorlar. Hukuki sürecin nasıl işleyeceği konusunu takmıyorlar. Bilirkişi gelecek ama o gelene kadar buradaki çalışmayı durdurma kararı vermeleri dahi mahkemelerde gerçekleşemiyor. Oyalama taktiği ile kepçeler çalışmaya devam ediyor” dedi.

    “ZİYARETLERİ PROJE İÇERİSİNDE BIRAKMAK AYRIMCI POLİTİKADIR”

    Karakaya köyündeki ziyaretlerinin de proje alanı içerisine alınmasının Alevilik inancına yönelik ayrımcı bir politika olduğuna vurgu yapan Ayten Kordu, ”

    Burası aynı zamanda bir Alevi köyü. Proje içerisinde yer alan Yorgun Baba ziyaretinin kendisi var. Hükümete soruyoruz; siz bütün halkları ve inançları tanıdığınızı söylüyorsunuz. Nasıl tanımaktır bu? Dağın öbür yamacında bir ziyaret daha var. Bu köy Alevi inancıyla yaşayan bir köy. Dolayısıyla sadece köyüne, insanına, suyuna, toprağına değil aynı zamanda inancına yönelik de ayrımcı politikaları gösteren somut bir adımdır. Köyü yaşam tehlikesine alan, dinamit usulü patlatma ile gerçekleştirilen bir taş ocağı projesinin yeri isabetli bir yer değildir. Çelikler Holding bu işi durdurmalıdır. Mücadeleye hem mecliste, hem hukuki yollarla devam edeceğiz. Çorum’daki ve çevre illerdeki bütün duyarlı yurttaşları Karakaya köylülerinin yanında mücadele etmeye davet ediyorum” diye konuştu.

    PİRHA/ÇORUM

  • Karakaya’da taş değil, hayat parçalanmak isteniyor!-VİDEO

    Karakaya’da taş değil, hayat parçalanmak isteniyor!-VİDEO

    PİRHA -Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde, Çelikler Holding’in taş ocağı girişimine köylüler ve DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın tepki gösterdi. Akın, valinin ‘ÇED olumlu’ kararı verme yetkisi olmadığını belirterek kararı hukuksuz buldu. Köy muhtarı Tayfun Tunç ise “Köyümüzde taş ocağına izin vermeyeceğiz, alternatif alan gösterdik ama bizi yok sayıyorlar. Sonuna kadar direneceğiz” dedi.

    Karakaya Köyü’nde taş ocağı girişimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, köyün tarihsel bir direniş geleneğine sahip olduğunu vurgulayarak, “Karakaya köyü hem tarihsel misyonu itibariyle hem de geleceğine, onuruna, havasına, suyuna sahip çıkma iradesiyle bugün Türkiye’de bir mücadelenin sembolü haline geldi. Biz de bu mücadelenin tarafı ve destekçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Akın, Çorum Valiliği’nin taş ocağı için verdiği ‘ÇED olumlu’ kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “ÇED olumlu kararı ancak Çevre Bakanlığı’nın bilimsel araştırmaları, köyün görüşlerinin alınması, yapılan etütler sonrası verilebilir. Vali ‘ÇED gerekli değildir’ diyebilir ama ‘ÇED olumlu’ kararı verme yetkisi yoktur. Bu karar, hukuka ve idari işleyişe aykırıdır.”

    Akın, bu girişimlerin arkasında bir devlet politikasının olduğunu belirterek,

    “Artık bu ülkede kurallar, normlar, hukuk yok. Fiili durumlar yaratılıyor. Bunun karşısında elimizde kalan tek şey anayasal ve meşru hakkımız olan direnme hakkıdır. Köylülerimizin yanında olacağız,” dedi.

    “KÖYÜN ÜZERİNE 190 BOMBA YAĞACAK”

    Taş ocağı girişiminin köyü doğrudan yok edeceğini ifade eden Akın, “Köyün dibindeki taşların alınması, köyün ortadan kaldırılması demektir. 20 metre yakında patlatılacak 190 bombanın taşları köyün üzerine yağacak. Bu hem insani değil hem de vicdani değil” diye konuştu.

    Akın ayrıca, köylülerin projeye bütünüyle karşı olmadığını, alternatif bir alan gösterdiklerini hatırlatarak,

    “Biz hızlı tren için taş çıkarılmasına karşı değiliz. Ama köyün ortasında bombalarla taş çıkarılmasına itiraz ediyoruz. Sermayenin çıkarı için insan yaşamı hiçe sayılıyor” dedi.

    “KAMU YARARI DİYEREK KÖYÜMÜZÜ YOK EDEMEZLER”

    Karakaya Köyü Muhtarı Tayfun Tunç da köylülerin mücadelesinin kararlılıkla sürdüğünü vurgulayarak şunları söyledi:

    “Yaklaşık 7-8 ay önce hızlı tren hattının köyümüzden geçeceğini öğrendik. Kamu yararına bir hizmete karşı değiliz, ancak köyün içinde taş ocağı açılmasına da izin vermeyeceğiz.”

    Tunç, şirket yetkililerine alternatif bir taş ocağı alanı gösterdiklerini belirtti:

    “Köyümüzde taş ocağı olmaz dedik, çünkü burada insanlar yaşıyor, içme suyumuz yok olacak, evlerimiz zarar görecek. Köylülerle birlikte başka bir taş ocağı alanı bulduk. Şirket orada çalışma yürütüyor, numuneler olumlu çıkıyor. Buna rağmen köyümüzün dibine çökmeye çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz.”

    “KARAKAYA SADECE BİR KÖY DEĞİL BİR DİRENİŞİN ADIDIR”

    Tunç, köyde yaşamın tamamen tarım ve hayvancılıkla sürdüğünü belirterek,

    “Burada insanlar yaşam mücadelesi veriyor. Kadınlarımız bahçelerinde üretiyor, çocuklarını okutuyor. Biz sadece toprağımızı değil, yaşamımızı savunuyoruz. Bizi yok etmeye kalkarlarsa bütün çevreci, doğasever herkesi buraya dayanışmaya çağırıyorum” dedi.

    Milletvekili Akın ise, Karakaya’daki mücadelenin Türkiye’deki ekolojik talana karşı verilen en onurlu direnişlerden biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu sadece Karakaya’nın değil, Türkiye’nin her köyünün, her deresinin, her ağacının meselesidir. Karakaya halkı yalnız değildir.”

    Cebrail ARSLAN/ÇORUM

     

  • Karakaya köyünde şirket tepkilere rağmen çalışmalara başladı!-VİDEO

    Karakaya köyünde şirket tepkilere rağmen çalışmalara başladı!-VİDEO

    PİRHA- Köylülerin tepkisine ve mahkeme sürecinin devam etmesine rağmen Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açmak için şirket yetkilileri jandarma eşliğinde çalışmanın yapılacağı bölgeye gitti.

    Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açılmak isteniyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede jandarma eşliğinde şantiye kurarak çalışmalara başladı.

    PİRHA/ÇORUM

    İLGİLİ HABERLER

    Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağı protesto edildi: Proje durdurulsun!

  •  Karakayalı yurttaşlar: köyümüzden bir çakıl taşı dahi vermeyeceğiz!- VİDEO

     Karakayalı yurttaşlar: köyümüzden bir çakıl taşı dahi vermeyeceğiz!- VİDEO

    PİRHA — Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde, Çelikler Holding tarafından açılmak istenen taş ocağına karşı köylülerin direnişi sürüyor. Köylüler, ÇED raporu olumlu olsa dahi projeye güvenmediklerini ve yaşam alanlarını korumak için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.

    Emek ve Demokrasi Platformu ile birlikte köylere destek verdiklerini belirten DEM Parti Meclis Üyesi Ümit Küçükbayatlı, planlanan taş ocağının köyün tam içinde, evlere yaklaşık 10 metre mesafede olduğunu ve burada dinamit patlatılacağını vurguladı. Küçükbayatlı, “Burada dinamit patlatılacak. Bilmem ne olacak ama bu köyün hepsine zarar verecek” dedi.

    “ÇED RAPORU VERENLERE GÜVENMİYORUZ”

    ÇED raporuna güvenmediklerini anlatan Küçükbayatlı, “Karakaya köyüne ÇED raporunu verenlere güvenmiyoruz” diyerek bölgedeki taşın başka bir alandan gelme ihtimalinin dahi projeyi durdurma şansı doğurabileceğine dikkat çekti. Küçükbayatlı ayrıca, taş ocağı girişimlerinin Alevi köylerine yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olduğuna ilişkin kaygılarını dile getirdi.

    Karakaya’dan Döndü Eröksüz ise bölgeye ve köylülerine yapılanı sert sözlerle ele aldı: “Bu köyde doğdum, büyüdüm. Bizim köyümüz belli bir köy olduğu için Türkiye’nin her tarafında tanındığı için bizim bu çevrelerimizi dağıtmak için ilk önce bizim köyden başlayacaklardı. Çünkü bizim köyümüz belli bir köy ve Kaypakkaya’nın köyü olduğu için” Eröksüz, yurtdışından gelerek destek verdiğini belirtti ve çağrısını tekrarladı: “Buradan bir çakıl taşını bu müteahhitlere vermek istemiyoruz. Kimse korkmasın gelsin memleketlerine, yurtlarına, çevrelerine sahip çıksınlar. Eröksüz, toprağı ve yaşamı için gerektiğinde bedel ödemeye hazır olduklarını şu sözlerle ifade etti, “Toprağım için gerekirse direnirim sonu hapiste olsa”

    “İŞ MAKİNALARINI ALIP GİTSİNLER”

    Köyün halk ozanı Satı Tunç (Mahlası: Küçük Satı) ise köyün dar bir araziye sahip olduğunu, geçim kaynaklarının sınırlı olduğunu ve taş ocağının köyü mahvedeceğini vurguladı. Tunç, “Burası bizim tek geçim geçim kaynağımız.” diyerek, su kaynaklarının zarar göreceği ve gençlerin geleceğinin tehlikeye gireceği uyarısında bulundu. Tunç, “köyümüzün düzenini bozmasınlar iş makinalarını alıp gitsinler” diyerek tepkesini gösterdi.

    Karakayalılar, ÇED raporuna karşı açtıkları davanın yanı sıra, çevre örgütleri ve milletvekillerinin desteğini de talep ediyor. Küçükbayatlı, milletvekilleri ve duyarlı kamuoyunun desteğinin önemine işaret ederek, “Çünkü doğa hepimizin, bütün canlıların. Onun için de herkesin destek vermesini istiyorum” dedi.

    Köylüler, toprağı, suyu ve yaşam alanlarını korumak için hem hukuki hem de fiili direnişi sürdüreceklerini belirtiyor.

    Cebrail ARSLAN/ÇORUM

     

     

  • Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağı protesto edildi: Proje durdurulsun!-VİDEO

    Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağı protesto edildi: Proje durdurulsun!-VİDEO

    PİRHA- Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağını protesto eden köylüler, “Karakaya köyünden size taş yok” dedi. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Karakaya köyüne bilinçli bir saldırı olduğunun altını çizerken, DEM Parti milletvekili İbrahim Akın da, Karakaya köyünün Alevi köyü olduğuna dikkat çekerek, projenin durdurulmasını istedi.

    Çelikler Holding, Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açmak istiyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede şantiye kurarak çalışmalara başladı. Karakaya halkı, tarım alanlarına uzak bir bölgeyi alternatif olarak önerdiklerini fakat şirketin kabul etmediğini aktaran Karakaya halkı, planlanan taş ocağını protesto etmek için Karakaya Muhtarlığı’nın önünden yürüyüş düzenledi. “Direne direne kazanacağız”, “Çelikler Holding köyümüzden defol” sloganlarının atıldığı yürüyüşün ardından Karakaya’lılar, iş makinalarının önünde açıklama gerçekleştirdi.

    “GÖÇ DALGASI YARATMAK İSTİYORLAR”

    Açıklamada konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Maden ocaklarının yerleri belirlenirken ya Alevi köylerini tercih ediyorlar ya da Alevilerin ziyeratgâhlarını, kutsal gördükleri mekanları ya da halkın muhalif olduğu yerleri tercih ediyorlar. Bu bilinçli bir saldırıdır. Yakılan ormanlarla, kurultulan derelerle, HES’lerle yaşam alanlarımız tehdit ediliyor. Yaşam alanlarımızı tehdit ederek yeni bir göç dalgası yaratmak istiyorlar, köyleri boşaltmak istiyorlar” dedi.

    “BAHÇELERİMİZ KURUYACAK”

    Ardından söz alan Karakaya Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Servet Demirkaya ise, “Taş ocağı köyümüzün en son evine yirmi metre, tarım arazilerimize on metre uzaklıkta. Burada siz dinamit atarken Karakaya köyünün halkı on metre ileride nasıl tarım yapacak? Burada taş ocağı olursa yer altı sularımız taşacak, habitatımız bozulacak, hayvancılık sona erecek, armut ve ceviz bahçelerimiz kuruyacak. Karakaya köyünden size taş yok. Buraya getirdiğiniz iş makinaları bizim eylemlerimizi hızlandırıyor, bizi provoke ediyor. Makinalarınız buradan çekin” ifadelerini kullandı.

    “YASAL DEĞİL”

    DEM Parti milletvekili İbrahim Akın, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kararının valilik tarafından çıkarılmasına tepki göstererek, “Artık sermaye devleti ele geçirmiş durumda. Sadece Karakaya köyü değil, her yerde bir talan siyaseti, sömürgecilik siyaseti devam ediyor. Karakaya köyü bu yüzden bir sembol. Bu direniş çok kıymetli. Şu anda valiliğin vermiş olduğu yetkiyle yapılan bu işlem anayasal olarak vali yetkisini aşmış durumda. ‘ÇED olumlu’ kararı bakanlığın yetkisine dahil. Ama vali, ÇED olumlu kararı vererek Çelikler Holding’i görevlendiriyor ardından da jandarmaya yetki veriyor. Şu anda Çorum Valisi’nin yaptığı işlem hukuken yasadışı. Bu şirketin burada olması meşru değil, hukuki değil, yasal değil. Bir an önce bu araçların buradan çekilmesi gerekiyor. Burası bir Alevi köyü. Çelikler Holding bu işi yapmaya devam ederse inanılmaz bir ayrımcılığa imza atacak. Bu ülkedeki barış için, birlikte yaşamak için bu köyün geleceğini yok etmeye kalkmayın. 500 metre ilerideki taş ocağına giderseniz bu sorun çözülecek. Kimse demiryolu için taş alınmasına itiraz etmiyor, nerede ve nasıl yapıldığına itiraz ediyor” dedi.

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Rukiye Kara ise Karakaya köyünde doğmuş olan Türkiye Komünist Partisi Marksist-Leninist (TKP-ML) önderi İbrahim Kaypakkaya’yı hatırlatarak, “Sermayeye peşkeş çekilecek toprağımız yok. Karakaya köyü yalnız değildir. Doğamızı katletmelerine müsaade etmeyeceğiz. İbrahim Kaypakkaya’yı katlettiler ama doğamızı katledemeyecekler” şeklinde konuştu.

    Açıklama, sloganlar ve alkışlarla sona erdi.

    PİRHA/ÇORUM

     

  • Karakaya Köyü’ne jandarma eşliğinde girildi!-VİDEO

    Karakaya Köyü’ne jandarma eşliğinde girildi!-VİDEO

    PİRHA- Sungurlu ilçesinin Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı sebebiyle halkın tepkisi sürüyor. “ÇED gerekli değildir” kararının verilmesinin ardından şirkete ait iş makinaları jandarma eşliğinde taş ocağının yapılacağı alana girdi. Köylülerin bekleyişi sürerken çevre illerden de bölgeye desteğe gidildiği bilgisi alındı.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesi için “ÇED gerekli değildir” kararı ardından iş makinaları bölgede faaliyetlerine başladı.

    Köylüler, projeye karşı çıkarken, taş ocağının yüklenici firması Çelik Holding, öğlen saatlerinde yaklaşık 150 jandarma eşliğinde köye girdi.

    Bölge halkı, şirket yetkililerine karşı çıkarken, jandarma ise yurttaşlara müdahalede bulundu.

    Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, gergin bekleyiş sürerken DEM Parti ve CHP’den de destek geldi.

    Köylülerle birlikte madenin açılmak istendiği yerde bekleyen DEM Parti Çorum İl Başkanı Hasan Satılmış, jandarma gözetiminde iki adet kepçenin, çalışma başlattığını söyledi. Köylülerin direndiğini aktaran Satılmış, şu bilgileri paylaştı:

    “Saat 13:00 gibi köye varabildik. Biz gelmeden önce arbede yaşanmış. Kadınları yerlerde sürüklemişler. Yaralanan kişiler olmuş. Jandarma şu an maden faaliyeti yürütenleri koruyorlar. Çünkü bu zihniyet her zaman halktan yana değil, çetelerden yanadır. Devlet kuvvetleri, ağaçları talan ediyorlar şu anda. Ağaçları kırmaya başladıklarını görüyoruz. Vatandaşlar bekleyişlerini sürdürüyor. ‘Direneceğiz’ deniliyor. Dışarıdan desteğe gelenler de var. Ankara’dan avukatlar ve vatandaşlar da geldi. CHP İl Örgütü ile Milletvekili Mehmet Tahtasız buradaydı, valiyle de görüşme yaptı. Şu an askeri anlamda ciddi bir önlem var. 50 kadar köylü varsa eğer en az 150 asker gelmiş vaziyette. Ancak direniş devam edecek, köylüler burada oturmaktalar.”

    PİRHA/ÇORUM

    İLGİLİ HABERLER

    Sanat, siyaset ve akademi camiasından Karakaya köyünün direnişine destek
    PSAKD Genel Başkanı Erçe: Karakaya köylüsünün yanındayız
    Çorum’un Karakaya Köyü, taş ocağı tehdidi altında: Proje uygulanırsa köyümüzde yaşam bitecek

  • Sanat, siyaset ve akademi camiasından Karakaya köyünün direnişine destek-VİDEO

    Sanat, siyaset ve akademi camiasından Karakaya köyünün direnişine destek-VİDEO

    PİRHA- Sanat, siyaset ve akademi camiasından bir çok isim Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı tüm duyarlı kamuoyunu desteğe çağırarak, köylülelerin direnişinin yanında oldukları mesajını verdi.

    Çorum’un Karakaya köyü yakınında planlanan taş ocağı ve kırma-eleme tesisi için Çorum Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü “ÇED olumlu” kararı vermiş ve  köylüler kararın yetki aşımıyla alındığını savunarak yargıya başvurmuştu.

    Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, köylüler taş ocağına karşı hukuksal mücadele başlatmıştı.

    Taş ocağı madenine karşı köylülerin direnişi sürerken, sanat, siyaset ve akademi camiasından birçok isim, tüm duyarlı kamuoyunu Karakaya köylülerine destek olmaya çağırdı.

    “YAŞAM ALANLARINI SAVUNANLARIN MÜCADELESİNİN YANINDAYIZ”

    Sanat, siyaset ve akademi camiasından isimlerin çağrıları şöyle:

    Eğitim-Sen Eski Genel Başkanı Nejla Kurul: Karakaya köyü bugün tehdit altında. Köylüler tehditin farkında ve taş ocağı madenine karşı direniyorlar. Karakaya köyünde taş madenine hayır diyoruz.

    Şair Şükrü Erbaş: Size sular deniliyor, siz taş ocağı diyorsunuz. Size hayatımız deniliyor, siz taş ocağı diyorsunuz. Biz yaşamı, siz ölümü savunuyorsunuz. Bunu yapmayın.

    EMEP Milletvekili Sevda Karaca Demir: Karakaya’nın mücadelesi yalnız değil. Kaz Dağları’ndan Munzur’a, Hasankeyf’ten Salda’ya kadar yaşam alanlarını savunmak için direniliyor. Her direniş tek bir köyün değil, hepimizin yaşam hakkının mücadelesi.

    Şair ve Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer: Ağaçlarımızın gökyüzüne uzanan ellerimizdir bizim. Taş ocağı doğamızı katletmek, dağımızı parçalamak istiyor. Can ve mal güvenliğimizi tehdit ediyor. Bizde aklımızla, kalbimizle yaşam alanlarını, dağını savunan Çorum Sungurlu Karakaya köylülerinin yanındayız.

    İkizköy Muhtarı Nejla Işık: Karakaya köyünde toprağı, havası, suyu için mücadele eden köylüleri Akbelen’den sevgiyle selamlıyoruz. Mücadeleleri mücadelemizdir, yalnız değiller.

    Fatih Mehmet Maçoğlu: Karakaya köyündeki taş ocağına karşı köylülerin meşru direnişi var. Köylülerin yaşam alanlarını şirketlere peşkeş çekenlere karşı mücadele veriliyor. Köylülerin mücadelesini sahipleniyor ve selamlıyorum.

    “TAŞ OCAĞI PROJESİNİ DURDURUN!”

    Prof. Dr. Özlem Şahin Güngör: Gözü doymayan vahşi madenciler bilsinler ki bizim onlara verecek ne bir damla suyumuz, ne bir dal yaprağımız, ne de tek avuç toprağımız var.

    Sanatçı Oğuz Boran: Karakaya köyünün sırtını verdiği dağa bir şirket taş ocağı yapmak istemekte. Karakaya köylüleri 5 aydır direniş göstermektedir. Direnişlerinin yanındayız ve bu yanlıştan dönülmesi çağrısında bulunuyoruz.

    Sanatçı Efkan Şeşen: Karakaya köylüleri yapılmak istenilen taş ocağı ile doğalarının yok olmasını istemiyorlar. Seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

    Sanatçı Suavi: Karakaya köyünün yaslanmış olduğu dağı  taş ocağına çevirmek istiyorlar. Valilik izninin verilmiş olması köyü ve oradaki yaşamı allak bullak etmektedir. O halkın yaşam hakkına ve mal güvenliğine saygı duyun.

    Sanatçı Orhan Aydın: Bu bir akıl tutulması değil ise nedir? İnsanlığın yaşam alanlarına saldırmaktan vazgeçin. Bırakın Karakaya köyü özgür yaşasın.

    SOL Parti Eş Sözcüsü İlknur Başer: Halka rağmen bu projeyi uygulayamazsınız. Gelin halk için, yaşam için bir karar verin ve taş ocağı projesini durdurun.

    Yazar ve Çevirmen Emrah Cilasun: İbrahim Kaypakkaya’nın köyü olan Karakaya köyünün yanındayım. Çeliker Holding, köyden defol diyorum ve herkesi destek olmaya çağırıyorum.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Genel Başkanı Erçe: Karakaya köylüsünün yanındayız-VİDEO

    PSAKD Genel Başkanı Erçe: Karakaya köylüsünün yanındayız-VİDEO

    PİRHA-Karakaya köyünün tarihsel önemine dikkat çeken PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Maden ocağını köyde açmak isteyenler bunun farkındalar. Karakaya köylüsünün yanındayız” ifadelerine yer verdi.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü ile Alaca İlçesindeki Küçükkeşlik ve Çorum merkeze bağlı Narlık köylerinde açılmak istenen taş ocakları sebebiyle yöre halkının tepkisi sürüyor.

    Çelikler Holding tarafından açılmak istenen madende yılda 3,5 milyon ton taş üretileceği belirtiliyor. Projede yılda 191 kez patlatma yapılacağı da ifade ediliyor. Bu durumun, çevre zararıyla birlikte can ve mal kaybı riskine de sebep olacağı söyleniyor.

    Taş kırma ve eleme tesisinden çıkacak yoğun tozun, bölgedeki tarım arazileriyle birlikte birçok canlı türüne de zarar vereceğine dikkat çekiliyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, açılmak istenen taş ocaklarına tepki göstererek, köylülerin yanında olduklarını belirtti.

    Cuma Erçe, Türkiye’nin bir çok bölgesinde özellikle de Alevi yerleşkelerinin, ziyaretgahlarının olduğu alanların maden sahası olarak seçilmesinin tesadüf olmadığını belirterek, “Dağlarımız, derelerimiz, sularımız, yeraltı, yerüstü zenginliklerimiz bir avuç emperyalist tekele peşkeş çekilmektedir” dedi.

    Açılacak maden ocağının tüm canlıları tehdit ettiğinin altını çizen Erçe, “Bu talana sessiz kalmamız mümkün değildir. Köylülerin direnişi sadece kendi köyleri için değildir. Köylüler hepimizi direnişe çağırmaktadır. Bizler inancımız ve felsefemiz gereği doğaya sahip çıkmak durumundayız. Doğa bir avuç sermayedara terk edilemeyecek kadar değerlidir” diye belirtti.

    Karakaya köyünün tarihsel önemine dikkat çeken PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Maden ocağını köyde açmak isteyenler bunun farkındalar. Karakaya köylüsünün yanındayız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Bolat: Köyümüz Alevi ve solcu olduğu için hedef alınıyoruz!-VİDEO

    Bolat: Köyümüz Alevi ve solcu olduğu için hedef alınıyoruz!-VİDEO

    PiRHA – Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde açılması planlanan taş ocağına köylülerden büyük tepki var. Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Sözcüsü Cumacan Bolat, 7 kilometre uzaklıkta aktif bir taş ocağı bulunmasına rağmen neden özellikle kendi köylerine yeni bir ocak yapılmak istendiğini sorguladı. Bolat, “Köyümüz Alevi ve solcu olduğu için hedef alınıyoruz” diyerek isyan etti.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü ile Alaca İlçesindeki Küçükkeşlik ve Çorum merkeze bağlı Narlık köylerinde açılmak istenen taş ocakları sebebiyle yöre halkının tepkisi sürüyor.

    Çelikler Holding tarafından açılmak istenen madende yılda 3,5 milyon ton taş üretileceği belirtiliyor. Projede yılda 191 kez patlatma yapılacağı da ifade ediliyor. Bu durumun, çevre zararıyla birlikte can ve mal kaybı riskine de sebep olacağı söyleniyor.

    Taş kırma ve eleme tesisinden çıkacak yoğun tozun, bölgedeki tarım arazileriyle birlikte birçok canlı türüne de zarar vereceğine dikkat çekiliyor.

    “BU BİR ZULÜM”

    Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Sözcüsü Cumacan Bolat, yapılması planlanan taş ocağına karşı verdikleri mücadeleyi anlatırken, “İnanın bir zulüm var. Bu zulmü gündeme getirmek istedik. Sesimizin çıktığı kadar gücümüzün yettiğince uğraşıyoruz. Lütfen bize destek olun. Tüm duyarlı insanlara sesleniyorum” ifadelerini kullandı.

    “AYNI TAŞ 7 KM UZAKTA VAR AMA ISRARLA BİZDEN ALMAK İSTİYORLAR”

    Köylerinin karşısındaki dağda ve köylerine yakın alanda halihazırda taş ocağı bulunduğunu belirten Bolat, “2-3 tane dağ var ama özellikle köyün içinden alınmak isteniyor. Yasal olarak biz de bunun takipçisiyiz, araştırıyoruz” dedi.

    Bolat, görüştükleri maden mühendislerinin yaptıkları numune testlerinde taş kalitesinin yüzde 90 aynı olduğunu tespit ettiklerini ifade ederek, “Aynı taş olmasına rağmen ısrarla bizim köyümüzden bu taşı almak istiyorlar” diye belirtti.

    “HER DİNAMİT PATLAMASI BİR EVİ YIKAR BİR CANI ALIR”

    Patlatmaların köye etkisine dikkat çeken Bolat, “Orada patlayan her dinamit bir evimizi yıkar, bir yaşamı bitirir” diyerek tehlikenin büyüklüğünü vurguladı. “Ben kendim de taş ocağında kepçe kullandım, zararlarını biliyorum” diyen Bolat, yaşanacak yıkımı bizzat bildiğini söyledi.

    Her patlamanın 3.7 şiddetinde deprem etkisi yarattığını belirten Bolat, taş ocağı faaliyetinin köyü yerle bir edeceğini iddia etti.

    “4000 YILLIK ANADOLU MİRASI YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

    Bölgenin yalnızca köy halkı için değil aynı zamanda tarihi miras açısından da önemli olduğunu belirten Bolat, “Bulunduğumuz bölgede 3500-4000 yıllık Alaca Höyük gibi tarihi bir yer var. Burası yüzde yüz etkilenecek” dedi.

    “BU BİR MADEN YASASI DEĞİL, TALAN YASASI”

    Bolat, çıkarılan yasal düzenlemelere de tepki gösterdi: “Bugün Akbelen’de ve Türkiye’nin birçok yerinde yaşananlar ortada. Beş tane firma zengin olacak diye maden yasası çıkardılar. Bu yasa maden yasası değil, talan yasası. Tapulu arazilerimize giriyorlar.”

    Taş ocağının yerleşim yerinden en az 20 km uzak olması gerektiğini belirten Bolat, “Ama bizim köyümüze sadece 20 metre mesafede. Bunu 500 metre, 1 kilometre gibi gösteriyorlar. Mesafe sıfır noktasında” dedi.

    “VALİ ŞİRKETİN DEĞİL, HALKIN VALİSİ OLMALI”

    Köy halkının resmi raporlarla desteklenen itirazlarına rağmen Çorum Valiliği’nin projeye onay vermesine sert tepki gösteren Bolat, “Vali Bey muhtarlar toplantısında ben imzayı attım diyor. Su ve orman etkilenir raporları ortadayken bunu nasıl yok sayarsınız?” dedi.  Bolat, “Vali bu işin ciddiyetini anlamıyor. Bu insanlar ölünce mi ciddiye alacaksınız? Şirketin valisi olma, halkın valisi ol. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi köylü milletin efendisidir. Şimdi şirketlerin kölesi oldunuz. Büyük mitingimizi yapacağız. Oraya şirket giremez, giremeyecek. Gözlerinizle göreceksiniz. Vali değil o şirket tüm dozerleriyle gelip kazmaya kalksa bile biz o kepçelerin önüne yatacağız. Çünkü biz haklıyız” diyerek tepkisini sürdürdü.

    “KÖYÜMÜZ ALEVİ VE SOLCU DİYE SEÇİLDİK”

    Cumacan Bolat köylerinin özellikle hedef alındığını ileri sürdü: “Bunun nedeni hem yüzde yüz Alevi ve solcu bir köy olmamız hem de anayola yakın olmamız. Bir taşla iki kuş vurmak istiyorlar. Burası aynı zamanda İbrahim Kaypakkaya’nın köyüdür. Mezarını kaldıramadılar, şimdi köyünü kaldırmak istiyorlar.”

    “350 YILLIK KÖYÜ SİLEMEZSİNİZ”

    Köyün tarihine ve halkın emeğine vurgu yapan Bolat, “Burası 350 yıllık bir köy. 50 yıl sonra emekli olup köyüme bir ev yaptım. Bir daha ev yapacak gücüm yok. Bu insanların hayatını karartamazsınız. Patlatmalarda köyler yıkılacak, tozundan toprağından herkes etkilenecek. Bu apaçık zulüm.”

    Bolat son olarak kararlılıklarını vurguladı: “Çelikler Holding’e ait hiçbir kişi, işçi, patron köye giremez. Giremeyecekler, çünkü bizim hayatımız söz konusu. Ayıptır bu. Bu bir zulüm, bunun başka bir anlatımı var mı?”

    Cebrail ARSLAN /ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    İbrahim Kaypakkaya’nın köyü de maden projesinin kıskacında!

     

  • Çorum’un Karakaya Köyü, taş ocağı tehdidi altında: Proje uygulanırsa köyümüzde yaşam bitecek

    Çorum’un Karakaya Köyü, taş ocağı tehdidi altında: Proje uygulanırsa köyümüzde yaşam bitecek

    PİRHA-Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesine, tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler karşı çıkıyor. “ÇED gerekli değildir” kararının verilmesinin ardından dava açtıklarını belirten Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Başkanı Servet Demirkaya, “Proje yapılmaya başlanırsa köyümüzün habitatı bozulacak, yeraltı suları kaybolacak, tozdan dolayı tarım arazilerinde bir şeyler yetiştirmek mümkün olmayacak. Bu durumda köyümüzde yaşam bitecek” dedi.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesi, köy halkı tarafından tepkiyle karşılandı. Tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler, projeye karşı çıkıyor. Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, taş ocağı köylülerin yaşamını olumsuz yönde etkileyecek.

    Karakaya köyü yamacına kurulduğu dağın taş ocağı yapılmak istenmesi nedeniyle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Ankara Samsun hızlı tren hattı projesi kapsamında açılması planlanan taş ocağının yılda 3,5 milyon ton taş üretmesi planlanıyor.

    Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Başkanı Servet Demirkaya, son duruma ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “PROJE UYGULANIRSA KÖYÜMÜZDE YAŞAM BİTECEK”

    “ÇED gerekli değildir” kararının verilmesinin ardından dava açtıklarını belirten Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Başkanı Servet Demirkaya, “Taş ocağı projesi için ÇED gerekli değildir kararı verdiler, bizde 30 günlük itiraz süresini kullanıp ÇED iptal davası açtık. Dava sonucunu bekliyoruz. Proje yapılmaya başlanırsa köyümüzün habitatı bozulacak, yeraltı suları kaybolacak, yılda 191 tane dinamit patlaması yapılacağı için köyümüzdeki kerpiç evler ya yıkılacak ya da çatlayacak, tozdan dolayı tarım arazilerinde bir şeyler yetiştirmek mümkün olmayacak. Ayrıca köyde yaşayanlar hasta olacak. Taş tozu vücudun eritebileceği bir bir maden tozu değil. insanlar akciğer kanserine yakalanacaklar. Bu durumda köyümüzde yaşam bitecek. Kamuoyundan yapacağımız eylemlerde bizlere destek olmalarını istiyoruz” dedi.

    PİRHA/ÇORUM

    İLGİLİ HABERLER:
    -İbrahim Kaypakkaya’nın köyüne taş ocağı tehdidi-VİDEO

  • Çorum’da 3 köye taş ocağı projesi: Köylüler eylem yaptı!

    Çorum’da 3 köye taş ocağı projesi: Köylüler eylem yaptı!

    PİRHA- Çorum’da Karakaya, Narlı ve Küçükkeşlik Köyleri sakinleri köylerine yapılacak taş ocağını protesto etmek için eylem düzenledi. Köylüler, 350 dönümlük bir alanı kapsayacak projenin doğrudan mal ve can tehlikesi oluşturacağını kaydederek, su kaynaklarının kuruyacağını belirtti.

    Tarım arazileri ve su kaynaklarını tehdit eden projeye karşı seslerini duyurmak isteyen köylülere CHP İl Başkanı Dinçer Solmaz, Emek Partisi İl Başkanı Muharrem Özünel, SOL Parti Merkez İlçe Başkanı Arif Başaran, DEM Parti PM Üyesi Ümit Küçükbayatlı ile Çorum Emek ve Demokrasi Platformu‘nun bileşenleri de destek verdi.

    Köylüler planlanan taş ocağı ile ilgili Çorum Kadeş Barış Meydanı’nda bir basın açıklaması düzenlendi.

    “Yaşam hakkı kutsaldır, taş ocağı mezardır”, “Talancı şirket, köyümüzü terk et” sloganlarının atıldığı basın açıklamasında konuşan Karakaya, Küçükkeşlik ve Narlık köylüleri adına bir konuşma yapan Servet Demirkaya, “Köylerimizi yok edecek taş ocağı hızlı tren hattı projesi kapsamında ihaleyi kazanan Çelikler Holding tarafından açılmak isteniyor. Şirket burada 350 dönüm alanda taş ocağı ve kırma eleme tesisi planlamaktadır” dedi.

    Demirkaya, Samsun-Ankara hızlı tren hattı projesi kapsamında Çelikler Holding tarafından yapılması planlanan taş ocağının 350 dönümlük bir alanı kapsayacağını belirterek, taş ocağında yılda 191 patlatma ve 3,5 milyon ton taş çıkarılmasının planlandığını aktardı. Bu durumun Karakaya Köyü sakinleri için doğrudan can ve mal tehlikesi oluşturacağını, ayrıca patlamalar nedeniyle su kaynaklarının kuruyacağını vurguladı.

    “TAŞ OCAĞI CİNAYETE DAVET NİTELİĞİ TAŞIMAKTADIR”

    Taş ocağı projesine onay vermenin ‘cinayate davet’ niteliği taşıdığınu söyleyen Demirkaya, “Köylerimizi yok edecek taş ocağı Samsun Ankara hızlı tren hattı projesi kapsamında ihaleyi kazanan Çelikler Holding tarafından açılmak isteniyor. Şirket burada 350 dönüm alanda taş ocağı ve kırma eleme tesisi planlanmaktadır. Açılacak ocağın Karakaya Köyünün hemen dibinde, kırma eleme tesisinin ise Küçükkeşlik köyü ve Narlık köyüne yakın mesafesinde görülmektedir. Karakaya Köyü açılmak istenen taş ocağının bulunduğu tepenin yamacında kurulmuş bir köydür. Dolayısıyla burada yapılacak patlatmalar nedeniyle köylüler doğrudan can ve mal tehlikesiyle karşı karşıyadır. Burada bu kadar yakında bir taş ocağı kurulması akla, bilime ve vicdana aykırıdır. Bu projeye onay vermek doğrudan cinayete davet niteliği taşımaktadır. Şirket yılda 191 kere patlatma yapılacağını ve yılda 3,5 milyon ton taş çıkarılacağını ve kırma eleme tesisinde işleneceğini ifade ediyor. Bu kadar büyük bir ocaktan çıkacak tozun kilometrelerce sahada zararlı etkileri olacağı aşikardır” diye konuştu.

    “SU KAYNAKLARI ÇEKİLECEK”

    Köylülerin su sorunu yaşadığın dile getiren Demirkaya, patlamalarla birlikte suyun tamamen yok olacağını kaydederek, “Her üç köyde hem tarım hem hayvancılık yapılmakta, köylüler yıllardır susuzluk çekilen bu bölgede kıt kanaat üretim yapmaya çalışmaktayken bu taş ocağından yıllar boyunca çıkacak binlerce ton toz bulutu tüm ürünlerin üstüne kabus gibi çökecek, bitkisel hayatı söndürecek, hayvanların yaşamasını imkansız kılacaktır. Kafasına, evinin üstüne taş düşmeyen şanslı köylüler ise yoğun toz bulutu nedeniyle hastalıklara yakalanacaklardır. Patlamalardan dolayı köylerin su kaynaklarının çekileceği muhakkaktır ve zaten susuzluk sorunu yaşanan köylerimiz bu nedenle tamamen yok edilecektir. Suyun olmadığı bir yerde yaşamdan, üretimden, insandan bahsetmek mümkün değildir. Ocaktan çıkarılacak 3,5 milyon ton taşın kamyonlarla Sungurlu karayolu üzerinden taşınacağı görülüyor” diye belirtti.

    “100 BİN KAMYON VERİMLİ TOPRAKLARIMIZI DÜMDÜZ EDECEK”

    Demirkaya yılda yaklaşık 100 bin kamyonun verimli topraklar üzerinden geçerek trafik kazalarına ve çevreye zarar vereceğini söyleyerek, “Taş ocağı ile karayolu arasında, kamyonların üstünden geçeceği noktada bölgenin yegane akan suyu olan Gelincik Deresi ve bununla sulanan bahçeler mevcut. Yolun hemen yanında köylünün büyük paralar harcayarak yaptığı 40 dönümden fazla armut ve ceviz bahçeleri ve yüzlerce arı kovanı mevcut. Yılda yaklaşık 100 bin kamyonun verimli topraklarımızı dümdüz edeceğini görüyoruz. Bölge trafiğinin bu yüz bin kamyonla aşırı yoğunlaşacağını ve üzücü can ve mal kaybına yol açacak trafik kazalarına neden olacağını tahmin etmek zor değil” ifadelerini kullandı.

    “VALİLİKLE YAĞTIĞIMIZ GÖRÜŞMEDEN SONRA PROJEYE ONAY VERİLDİĞİNİ ÖĞRENDİK”

    Vali ile yaptıkları görüşmeden sonra projenin onaylandığını öğrendiklerini söyleyen Demirkaya, şirketin projeyi hazırlarken insan, doğa, tarım ve tarih gibi hiçbir konuyu dikkate almadığını ifade etti. Demirkaya devamında şunları söyledi:

    “Bölgedeki en az üç köyümüz doğrudan, onlarca köy ise dolaylı şekilde etkilenecek; binlerce dönümlük tarım arazisi binlerce besi hayvanı olan köylerimiz şantiyeye dönecektir. Bizler bu cehennemde yaşam savaşı vermek istemiyoruz. Öte taraftan köylerimiz antik Hitit uygarlığının yaşadığı bölge içindedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın antik Hitit Yolu Projesinin de taş ocağı tarafından doğrudan zarar görecek olması, dünyaca ünlü Alacahöyük antik kentinin sadece 5 kilometre mesafede olması tamamen sorumsuzluk örneğidir. Sayın valimizle yaptığımız görüşme sonucunda ne yazık ki projeye onay verdiklerini öğrendik. Şirketin projeyi insan, tarım, tarih, doğa, dahil hiçbir konuyu ele alınmadan masa başında alelacele hazırlandığını görmekteyiz. Onay verenlerin de benzer şekilde davranmaması bizleri çok üzmektedir. ”

    PİRHA/ÇORUM

  • İbrahim Kaypakkaya’nın köyüne taş ocağı tehdidi-VİDEO

    İbrahim Kaypakkaya’nın köyüne taş ocağı tehdidi-VİDEO

    PİRHA- Çorum’un Sungurlu İlçesine bağlı Karakaya Köyü sakinleri, yapılması planlanan taş ocağa tepki gösterdi. Köylüler, projeden vazgeçilmesini istedi.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesi, köy halkı tarafından tepkiyle karşılandı. Tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler, projeye karşı çıkıyor.

    “KAYPAKKAYA’NIN KÖYÜ YOK OLMA TEHLİKESİ İLE KARŞI KARŞIYA”

    Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, taş ocağı köylülerin yaşamını olumsuz yönde etkileyecek.

    Karakaya köyü yamacına kurulduğu dağın taş ocağı yapılmak istenmesi nedeniyle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Ankara Samsun hızlı tren hattı projesi kapsamında açılması planlanan taş ocağının yılda 3,5 milyon ton taş üretmesi planlanıyor.

    PROJE, DOĞAYI VE YAŞAM ALANLARINI ETKİLEYECEK

    Köy halkı köylerinde taş ocağı istemediklerini belirterek, “Doğamıza, yaşam alanlarımıza ve geleceğimize sahip çıkıyoruz. Köyümüze yapılması planlanan taş ocağı; ormanlarımızı, su kaynaklarımızı, hayvancılığı ve tarımı tehdit etmektedir. Bu proje; sağlığımıza, çevremize ve çocuklarımızın geleceğine zarar verecektir. Köyümüzün sesi duyulsun, bu yanlıştan derhal vazgeçilsin!” dediler.

    PİRHA/ÇORUM

  • Tokat Karakaya’daki HES çalışmaları Alevilerin inanç merkezlerini tahrip ediyor

    Tokat Karakaya’daki HES çalışmaları Alevilerin inanç merkezlerini tahrip ediyor

    PİRHA -Tokat merkeze bağlı Karakaya köyü içerisinden geçen Yeşilırmak üzerine yapılması planlanan Omala Barajı Karakaya HES projesinin yapımına yeniden başlanması ile bölgede bulunan Alevilerin inanç merkezinin bulunduğu alandaki ağaçlar kesilmeye başlandı. 

    Tokat Karakaya Köyünde  Yeşil Irmak üzerine yapılması planlanan Omala Barajı Karakaya Hidroelektrik Santrali (HES) projesinin yapımına yeniden başlanması ile birlikte Alevilerin inanç merkezi olan Hubyar Sultan torunlarından Destan Derviş Türbesi ve yaşam alanları büyük bir tahribat ile karşı karşıya.

    Bölge halkının ve köylülerin mücadelesi sonucu yapımı durdurulan, Omala Barajı Karakaya HES Projesi yetkililerinin köyün dernek başkanlığı konusunda yaşadığı sıkıntıları ve muhtarlık seçimlerini fırsat bilip köyde yaşayan yurttaşlara çeşitli vaatlerde bulunarak verdiği sözlerle  HES yapımına yeniden başladı. Çalışmaların başlaması ile birlikte bölgede bulunan Destan Derviş Türbesi mücavir alanında büyük bir kıyıma yol açmış.

    Çalışmalar ile birlikte Hubyar Sultan torunlarının Destan Derviş Türbesi’nin üzerinde bulunan çeşme kurumuştu. Çalışmalar kapsamında şimdi de türbenin çevresindeki ağaçlar kesilmeye başlandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mahkemenin HES kararına tepki: Toprağın damarı kuruyacak, dergahımız zarar görecek-VİDEO

    Mahkemenin HES kararına tepki: Toprağın damarı kuruyacak, dergahımız zarar görecek-VİDEO

    PİRHA – Tokat’ta Yeşilırmak üzerine yapılması planlanan Omala Barajı Karakaya Hidroelektrik Santrali’ne köylülerin tepkileri sonucunda durdurma kararı verilmişti ancak dün görülen duruşmada mahkeme barajın devamına karar verdi. Barajın yapılmasına tepki gösteren köylüler, araziyi sulamaya su bile bulamayacaklarını belirttiler. Köylüler ayrıca HES’in Destan Dede Türbesi’nin yanından geçerek dergaha da zarar vereceğini söylediler.

     Haberin Videosu 

    Yeşilırmak üzerine yapılması planlanan Omala Barajı Karakaya Hidroelektrik Santrali köylülerin itirazı ve doğaya tahribatı hiçe sayılarak mahkeme kararıyla dün devamına karar verildi. Karakaya Köyü’nde yaşayanlar PİRHA’ya tepkilerini dile getirdi.

    “ARAZİLERİMİZ SUSUZ KALACAK”

    Karakaya Köyü’nde yaşayan Yeter Polat, kışın İstanbul’a yaz aylarında köye geldiğini söyleyerek, yapılan HES projesini kabul etmediğini ancak devletin elinden kurtulamadıklarını söyledi.

    HES projesiyle arazilerinin susuz kalacağını, ırmaklarının kuruyacağını ifade eden Polat, “Bunu istemiyoruz. Orada bulunan türbemize gelmesini istemiyoruz” dedi.

    “Aslında direnmemiz gerekir, Karadenizli kadınlar çok iyiydi” diyen Polat, “Biz iyi kötü geçinip gittik ama bundan sonrakiler ne yapacak” şeklinde konuştu.

    “YAŞLIYIZ, HES YAPILIRSA ÖLÜRÜZ”

    Akgül Şirin de HES projesinin yaşamlarını tehdit ettiğini belirterek neden istemediğini şöyle açıklıyor:

    “Ben onu hiç istemiyorum. Biz zaten yaşlıyız, bize bir şeyler olur, ölürüz. HES’in  Tekkemizin yanından geçmesini de istemiyoruz. Tekkemizde yaz aylarında 50 tane kurban kesiliyor.”

     “İÇME SULARIMIZDA POMPA VAR YARIN ODA ÇIKMAYACAK”

    İbrahim Polat ise “Orada ziyaretlerimiz var, çeşmemiz var bunların hepsi harabe olacak” diyerek, “İçme sularımızda pompa var yarın onlar da çıkmayacak. Arazimizi sulamaya bile su bırakmayacağız. Kesinlikle HES’i istemiyoruz” dedi.

    HES’in yapılmasıyla göçün de artacağını söyleyen İbrahim Polat, “Zaten göç vardı HES yapılırsa daha da artacak. Eskiden köy 140 haneydi, şimdi 15 hane kaldı” ifadelerini kullandı.

    “HES TOPRAĞIN DAMARINI KURUTACAK”

    “HES ile toprağın damarı kuruyacak hatta kurudu bile” diyen Cafer Dursun da yıllarca çiftçilik yapmış ancak HES’in suyun doğasını bozduğunu belirterek şöyle devam ediyor:

    “Tozanlı deresine gidip gördük yapılan yerleri. Ağaçlar kurumaya başlamış, bizim burada o zaman ne sebze olur ne de bitki. Irmakta da su kalmayacak belki. Çiftçilik yapıyorum, şimdilik su var ama HES yapılınca Yeşilırmak yeteri kadar akmayacak. Suların kurumasından dolayı çoğu yerde pompalarımız çıkmıyor. Mücadele ettik ama gücümüz yetmiyor. Yapılan yerleri görüyoruz, duyuyoruz hiç kimse memnun değil. HES suyun doğasını bozuyor. Oradan artan suyla sebze sulasan bozulur. Tozanlı deresinde incele yaptım, gördüm.”

    “YALNIZ KALDIK”

    Mehmet Tuğsel de yıllarca Tokat Karakaya Köyü’nde şoförlük yapmış ancak o da göç etmek zorunda kalmış. HES’in yapılmasından bugüne kadar direnenlerden olduğunu ama köylü olarak tek kaldıklarını dile getiren Tuğsel, “Bize destek veren başka bir köy olmadığı için kendi gücümüzle, dernekle, köy halkıyla mücadele etti. Tuğsel, Destan Dede türbesi en fazla zararı gören yer olduğu için köy halkı da oraya inandığı için destek verip mücadele ettik” dedi.

    Her konuda mağdur olduklarını söyleyen Tuğsel, “Şu anda doğa harikasını, ormanı bozuyor. Çeşmelerimizden su akmıyor, şifalı sularımızdan götürmeye su bulamıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Sevim KAHRAMAN – Semra ACAR / TOKAT

     

  • Tokat’ın Karakaya Köyü’nde HES projesi devam edecek

    Tokat’ın Karakaya Köyü’nde HES projesi devam edecek

    PİRHA- Yeşilırmak üzerine yapılması planlanan ve köylülerin mücadelesi sonucu Danıştay tarafından durdurulan Omala Barajı Karakaya Hidroelektrik Santral  projesinin devamına karar verildi.

    Tokat merkeze bağlı Karakaya köyü içerisinden geçen Yeşilırmak üzerine yapılması planlanan Omala Barajı Karakaya Hidroelektrik Santrali projesinin devamına karar verildi. HES projesi köylülerin mücadelesi sonucu durdurulmuştu.

    Köylüler tarafından açılan davada, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen “ÇED gerekli değildir”, kararının anılan proje gereği çevre tahribatı oluşacağı, tarım veriminin düşeceği, bölgedeki su rezervinin düşeceği, çevre toz salımının artacağı, hem bitkilerin, hem insanların hemde hayvanların olumsuz etkileneceği, çevrede yol açacağı tahribatın bilirkişi incelenmesi gerektirmeyecek kadar ortada olduğu, işlemin telefisi güç zararlara sebebiyet vereceği, hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptali ve öncelikle yürütmenin durdurulması” istenmişti.

    MAHKEMEDEN BELGE VE BİLGİLERİ TEMİN KARARI

    Tokat İdare Mahkemesi tarafından verilen ara kararda:

    • Karakaya Köyü’nün başta olmak üzere Çökelikkışla, Omala ve Kadıvakfı Köylerinin nüfus projeksiyonları, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayıları ile sulanabilir tarım arazilerinin miktarına ilişkin bilgi ve belgelerin örneklerinin gerekirse ilgili kurumlardan temin etmek üzere gönderilmesinin istenmesine,
    • Karakaya Köyü’nün içme ve kullanma suyu amaçlı var olan ve daha yakın mesafede ve ekonomik olabilecek alternatif su kaynakları ile ve hayvancılık amaçlı yüzeysel su kaynaklarının bulunup  bulunmadığı hususlarının sorularak bu kaynakların ilgili haritalar üzerinde gösterilecek şekilde yerleri, debileri, iletim şekilleri ve su kalitesi özelliklerine ilişkin bilgi ve belgelerinin örneklerinin gönderilmesinin istenmesine
    • Ataköy Barakı ile proje alanı arasında bulunan derelerin durumu, varsa debi ve su kalitelerine ilişkin bilgi ve belgelerin örneklerinin getirilmesine,
    • Ataköy Barajı çıkışı AGİ dışında akım gözlem istasyon yerleri, proje alanına mesafeleri ve varsa uzun yıllara dayalı ölçüm değerlerine ilişkin bilgi ve belgelerin örneklerinin istenmesine,
    • Gümenek Sulama Birliği kapsamında ‘Tokat Sulaması’nın teknik özelliklerine ilişkin bilgi ve belgelerin örneklerinin istenmesine,
    • Manap Su Kullanım Hakları Planlama Raporunda da yer alan aylık ortalama değerlerine ilişkin bilgi ve belgelerin örneklerinin istenilmesi kararı verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HES’ler Yeşilırmak boylarındaki Alevilerin doğasını ve ibadet yerlerini yok ediyor-VİDEO 

    HES’ler Yeşilırmak boylarındaki Alevilerin doğasını ve ibadet yerlerini yok ediyor-VİDEO 

    PİRHA – Tokat’ta Yeşilırmak üzerine yapılması planlanan baraja karşı mücadelesini sürdüren çevre aktivisti, “Bırakın bu coğrafyamız bu güzel niteliğiyle kalsın. Sermayeye peşkeş çekmeyin. Yüzyıllardır insanoğluna yaşam alanı olmuş bu güzellikler bu şekliyle kalsın. Biz doğa düşmanlarına, katillerine kolay teslim olmayacağız” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Yeşilırmak üzerine yapılması planlanan ve köylülerin mücadelesi sonucu Danıştay tarafından durdurulan Omala Barajı Karakaya Hidroelektrik Santraline ilişkin çevre aktivisti Erdoğan Doğan PİRHA’ya konuştu.

    Doğan, “Bizim de burada sıkıntılı büyük bir problemimiz var. Problemimizin adı Omala Barajı HES projesi” dedi. Bu projeye hukuki süreci çevreciler ile birlikte 2015 yılında başlattılar ve köy tüzel kişiliği adına açtıkları dava devam ederken eylemlerini sürdürdüler.

    2016’da Tokat İdari Mahkemesi’nin verdiği kararla mücadeleleri aleyhlerinde sonuçlandığını söyleyen Doğan, “Hak gaspları olmasına rağmen gelen bilirkişilerin tespiti ‘hak ihlali yoktur’ şeklinde raporlar verildi. İşte mevcut içinde bulunduğumuz ülke hukukun ne denli yozlaştığını, çürüdüğünü gösteren bir karardı bu karar. Biz bu kararı da kabul etmeyip bir üst mahkemeye taşıdık. Bir üst mahkeme bizim lehimize sonuçlandı. ÇED gerekli değildir raporunda eksikliklerin olduğuna, emisyon kararlarının doğru olmadığına, hak ihlallerinin olduğuna kanaat getirdi. Şuan raporlar düzenlenecek” dedi.

    “SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

    Hukuki sürecin devam ettiği HES’e neden karşı olduklarını Doğan, baraj için dökülen hafriyatı göstererek şöyle anlattı:

    “Bakın gördüğümüz gibi HES geldiğinde bu güzel doğayı bu hale getiriyor. Burada metrelerce genişliğinde kanaldan söz ediliyor. Bu coğrafyayı kurutacak HES’ten bahsediliyor. Biz bu yüzden istemiyoruz HES’i. Burada Türkiye’nin enerji açığından dem vuruluyor. Elektrik üreteceğiz gibi söylemler üzerinden iş yürüyor. Ama işin aslı o değil buraya yapacakları HES’in çok elektrik üretim kapasitesi yoktur. Bunlar tamamen mevcut yönetimin, AKP’nin doğayı talan eden doğayı tanımayan sermayeye peşkeş çeken dağlara, derelere, koylara göz diken bir anlayışın Anadolu halkına sunduğu zulüm.”

    Doğan, mücadelelerini sürdüreceklerini söyleyerek, “Doğanın, bu güzelliğin sermayeye peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz. Bu yoz kafalara, politikalara kesinlikle tahammül etmiyoruz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Biz bu şekilde mücadele edeceğiz. Elimizden geldiğince mücadelemiz devam edecek” dedi.

    “SUYUMUZA, DOĞAMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    HES’in iki köyün enerjisini karşılayacak boyutta olmadığını söyleyen Doğan, buradaki amacın su olduğunu ifade etti.

    Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Su önümüzdeki yıllar içerisinde büyük bir değer haline gelecek. Yine bu suyu yabancı ortaklı şirketlerle elimizden alacaklar. Biz ne olduğunu, hadisenin arkasında kimlerin olduğunu biliyoruz. Bizim mücadelemiz, kendi suyumuza doğamıza, dağımıza sahip çıkmak. Bizim mücadelemiz pervasızca doğayı tahrip eden bu şirketlerle. Biz bu mücadeleyi yürütürken devlete de yardımcı oluyoruz. Beş kuruş ödemeden dağları geçebiliyorlar, arazilere girebiliyorlar. Biz burada kendi suyumuzu savunurken Orman Bakanlığı’nın dağlarına da sahip çıkıyoruz. Kendi dağımız ama söz hakkı onlarındır. Biz bunlara da sahip çıkıyoruz.”

    HES ÇEŞMELERİ KURUTTU

    Doğan, bu tür projeler ile toprağın verimsiz hale geldiğini bunun da göçlere neden olduğunu vurguladı. Doğan, yine HES’in tahribatlarından birinin de hayvanların rahatlıkla su içebildiği, insanların su ihtiyaçlarını karşılayabileceği çeşmelerin dahi kuruduğuna dikkat çekti.

    HES İBADET ETTİKLERİ TÜRBEYİ DE YOK EDECEK

    Ayrıca Alevi köyündeki Destan Derviş Türbesi de HES’ten olumsuz etkilenen yerlerden biri.

    Doğan, “HES’in proje sınırı türbeye çok yakın yerde. Projeye türbemiz olumsuz etkileniyor denildiğinde ‘Türbeye dokunulmayacağı’ söylendi. Ama bu tamamen kelime oyunu. HES devam ettiğinde HES’in hafriyatı türbenin oraya dökülecek. Yani gelip ziyaret edeceğimiz, cem olacağımız bir alanımız kalmayacak. Biz bunun içinde HES’i istemiyoruz. Yani HES’in tahribatlarını gördük, ne gibi zararlar verdiğinin dışında bizi kültürel anlamda da etkileyecek” dedi.

    “TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Onlarca köye, canlıya hayat veren Yeşilırmak’ı ellerinden almaya çalıştıklarını söyleyen Doğan, şu çağrıda bulundu:

    “Bırakın bu güzellikler kalsın, bu coğrafyamız bu niteliğiyle kalsın. Sermayeye peşkeş çekmeyin. Yüzyıllardır insanoğluna yaşam alanı olmuş bu güzellikler bu şekliyle kalsın. Biz doğa düşmanlarına, katillerine kolay teslim olmayacağız. Mücadelemize devam edeceğiz.”

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    TOKAT

  • Köyün ortak kullanımındaki fırından gelen sıcak lezzet-VİDEO

    Köyün ortak kullanımındaki fırından gelen sıcak lezzet-VİDEO

    PİRHA- Köyün ortak kullanımı içinde yer alan fırın her hafta bir evin yoğurduğu ekmeği pişiriyor. Tokat Karakaya Köyü’ndeki kadınların ellerinde hamuru ile fırının başında yaşamın zorluklarını konuştuk. 

    HABERİN VİDEOSU

    Tokat Karakaya Köyü’nde pişirdiği ekmeğin kokusunu alarak yanlarına varıp PİRHA mikrofonunu uzatıyoruz Gülsüm Polat’a. Ekmek pişirme hazırlıkları yapan Gülsüm Polat, bir taraftan ekmeği yoğururken diğer taraftan sorularımızı cevaplıyor.

    Alevi köyü olan Kararkaya’da da kış aylarında nüfusun azalmasıyla birlikte köylerini bırakmayanlar da mevcut. Bunlardan birisi de Gülsüm Polat. Köyde oğlu, gelini ve torunlarıyla yaşıyor.

    Köyün her mahallesinde bulunan ve herkesin ortak kullandığı fırında ekmek yoğuruyor Gülsüm Polat. Hamur teknesinde 40 kilo un kullanan Polat,  “Hamur yoğurdum, ekmek pişireceğim” diyor. Ekmeği nasıl pişirdiğini ise şöyle anlatıyor Polat: Unlarımızı eliyoruz. Sonra suyunu, tuzunu ve mayasını koyup iyicene yoğuruyoruz. Ekmek mayalandıktan sonra köyün fırınında sırasıyla pişiriyoruz.”

    KIŞ AYLARINDA KİMSE KALMIYOR

    Komşusunun ekmeklerinin pişmesini beklerken kendi yaptığı hamuru da yoğurmaya devam ediyor. Yaz aylarında 15 günde bir yaktıkları fırını kışın ise ayda bir yakıyorlar. “Zaten kışın kimse kalmıyor buralarda” diyen Polat, “Bizler buranın yerlileriyiz. Kışın köyde ev çok ama insan yok içinde. 30 ev kalıyor. Kışın iki tekne hamur yapıp ayda bir fırını yakıyoruz, bize yetiyor” diyor.

    Köyde yaşamanın zorluklarının olmadığını söylüyor Gülsüm Polat. “Kışın yollarımız da açılıyor, suyumuzda var hiçbir sorunumuz yok” diyen Polat, çiftçilik yaparak arazilerini ekip biçerek geçindiklerini belirtiyor.

    Polat, göç edenlerin ise buralarda bir şey kazanamayınca gurbete gidip çalıştıklarını belirtiyor.

    Kışlıklarını da hazırladığını söyleyen Polat, “Fasulye koyuyoruz. Patlıcan, dolmalık biber, tarhana, peynir, çökelek her bir şeyimizi hazırlıyoruz” diyor.

    Semra ACAR-Sevim KAHRAMAN

    TOKAT

  • Toplaması da yapımı da zor ama…- VİDEO

    Toplaması da yapımı da zor ama…- VİDEO

    PİRHA-Tokat’da 3 ay İstanbul’da 9 ay yaşayan Satı Yılmaz’ı kuşburnu marmelatı kaynatırken görüyoruz. Yılmaz, bir günü bulan pekmezi köylülerin dayanışması ile yapıyor. Odunları biri kesmiş, karıştırma işini biri devralmış, kimi ise çalışanlara çay, yemek getiriyor. Bazısı da bu kadar kalabalığı görünce sohbete gelmiş.

    HABERİN VİDEOSU

    Yabani gül olarak da bilinen kuşburnu kendi içinde yaklaşık 400 kadar çeşidi bulunan bir bitki. Sonbahar aylarında olgunlaşan kuşburnu dikenli olan ağacı, kuşburnu meyvesinin toplanmasında güçlük çekilmesine neden olur. Günler öncesinden toplanan kuşburnu, önce yıkanıp temizlendikten sonra bakır kazanlarda kaynatılır. Sonraki gün ise sabahın erken saatlerinde başlayan ezme, kaynatma işlemleri akşam saatlerine kadar devam eder. Tokat Karakaya Köyü’nde yaşayan Satı Yılmaz da kış için hazırladığı birçok ürün gibi kuşburnu marmelatı kaynatmaya başlamış.

    Sabah 5’te kalkıp ezme işlemini yapan Satı Yılmaz, “Alüminyum dibine sarar, yanar diye bakırda kaynatıyoruz” diyen Yılmaz, pekmez kaynayana kadar koca sopa ile karıştırmayı da bir yandan sürdürüyor.

    “Saati belli değil, 4-5 saatten fazla sürede kaynıyor. Dibi simsiyah olur, yanar yenmez diye hep karıştırıyorum” diyen Yılmaz, kazanın altındaki ondan fazla odunla yanan marmelatın ateşini hep yüksek tutmaya çalışıyor.

    SAATLERCE SÜREN KAYNATMA İŞLERİ

    20 kiloya 13 kilo şeker koyduklarını söyleyen Yılmaz,Bunun altını çok yakıyoruz. Yoksa duru oluyor. Sonra sıcakken kavanozlara koyuyoruz. Ağzını aşağı doğru döndürüyoruz kapağı kapalı bir halde. İşte onları teker teker çıkarıp azar azar yiyoruz” diyor.

    Pekmez için kuşburnunun tüylerini elekten geçirdiklerini söyleyen Yılmaz, süreci şöyle anlatıyor:

    “Bir gün önce kaynatıyoruz, soğuduktan sonra ertesi gün ellerimizle yoğuruyoruz. 3-4 elekle eliyoruz. İnce elek, kalın elek, sık elek. Kolay bir hayat yok, her şey çok zor. Zahmetli bir iş.”

    DAYANIŞMA İLE YAPILIYOR

    Bu işi dayanışma ile yaptıklarını da ekleyen Yılmaz, “Eltimin gelini, komşu hepimiz yardımlaşarak salçamızı, herşeyimizi yapıyoruz. Bir gün birimizinkini, bir gün birimizinkini yapıyoruz” ifadelerini kullanıyor.

    Öte yandan kış için biber kurusu, domates, konserve, tarhana, salça ve yaprak gibi birçok şey de hazırladıklarını ve İstanbul’a götüreceklerini ekliyor Satı Yılmaz.

    Yılmaz, ateşin başında bir araya gelen komşuları ile birlmikte muhabbet eşliğinde karıştırma işlemlerine devam ediyor.

    Sevim KAHRAMAN – Semra ACAR

    TOKAT

     

  • Tokatlı Tösel ailesi: Ürünlerimiz para etse ve köyümüze geri dönsek-VİDEO

    Tokatlı Tösel ailesi: Ürünlerimiz para etse ve köyümüze geri dönsek-VİDEO

    PİRHA- Tokat Merkez’e bağlı Alevi köyü Karakaya’da yaşayan Tösel ailesi havaların ısınması ile birlikte İstanbul’dan ilkbaharda köylerine gelip tarla işleriyle uğraşıyor. İstanbul’da geçimin zor olduğunu söyleyen aile, köyde yetiştirdiklerini konserve yaparak çocuklarına gönderiyor.   

    HABERİN VİDEOSU

    Yaz aylarında Tokat Karakaya Köyü’ne, kış aylarında ise İstanbul’a giden Tösel ailesi PİRHA’ya konuştu. 30 yıl köyde yaşadıktan sonra İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Tösel ailesi, 11 yıldır İstanbul’da yaşıyor. Düzenli olarak yaz aylarında köylerine gelen aile İstanbul’da yaşayan çocuklarına ektikleri tarlalarındaki mahsulü gönderiyor.

    İstanbul’a yerleşme nedeni için, “Çocuklarım İstanbul’a yerleşince ben de mecburen yerleşmek zorunda kaldım” diyen Hatice Tösel ile kuruyan fasulyelerini tohum için ayıklarken karşılaşıyoruz. Tösel, “Fasulyeyi Mayıs’ın ilk haftası ektim. Bu ayda da kuruttum, nasip olursa seneye tekrar ekeceğim” diyor.

    “İSTANBUL’DA HAYAT ÇOK PAHALI” 

    Tösel, İstanbul’daki hayat pahalılığından şikayetçi:

    “Kendi ihtiyaçlarımı ve çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılamak için, çocuklarım her şeye para vermesin diye buradan destek veriyorum. Tarlamda yetiştirdiğim ürünleri konserve yapıp çocuklarıma götürüyorum. Kısacası yiyeceklerine yardımda bulunuyorum.”

    “YİYEBİLECEĞİM HER ŞEYİ EKİYORUM”

    Bahçesinde domates, biber, salatalık, kavun, karpuz, lahana, fasulye gibi çok çeşitli bir sebze ve meyve yetiştiren Tösel, “Yiyebileceğim her şeyi ekiyorum. Kışın yiyeceklerimin hepsini kendim yapıyorum. Burada ekiyorum, kendi ektiğimiz ürünlere ilaç kullanmıyorum, satmıyoruz da zaten” ifadelerini kullanıyor.

    “YETİŞTİRDİĞİMİZ ÜRÜNLER PARA ETMEYİNCE GÖÇ ETTİK”

    Ürün çeşitliliğinin bol olduğu bu topraklardan göçmen nedeninin ekonomik olduğunu söyleyen Tösel sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Çocuklarımın bir geleceği yok buralarda. Tarlayı ekiyoruz ama sattığımız para etmiyor. Mazot ve gübre parasına yetmiyor, bir de aldığımız emekli maaşını da üstüne veriyoruz yine yetmiyor. Onun için İstanbul’a gitmek zorundayız.”

    MAHSÜL PARA ETMEYİNCE GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALMIŞLAR

    Bu topraklarda doğan Mehmet Tösel, mahsulü para etmediği ve çocukları iş bulamadığından İstanbul’a göç etmek zorunda kalmış. Altı ay İstanbul’da altı ay Karakaya Köyü’nde kalan Mehmet Tösel, “30 yıla kadar köyde ulaşımı sağladım. Götürmeye adam bulamadım, herkes İstanbul’a gidince bizler de göç etmek zorunda kaldık” dedi.

    “Burada yiyebileceğim kadar mahsul ekiyorum” diyen Tösel, satamadığı için fazla ürün yetiştirmediğini söylüyor.

    Nisan ayında tarlayı ekmeye başlayan Tösel, “Kasım ayına kadar devam ediyoruz. Ürün yaşatması zor, hastalığı çok ama ben elimden geldiği kadarıyla organik yetiştirmeye çalışıyorum. Sudan başka bir şey vermiyorum. İlaç kullanmıyorum. Baharda gelip dikiyorum, güzün de topluyorum” diye konuşuyor.

    “ÜRÜNLERİMİZ PARA ETSE DE KÖYÜMÜZE GERİ DÖNSEK”

    “Köyümüz, ovamız güzel. Keşke ürünler para etse de geri dönsek” diyen Mehmet Tösel, “Ürünler para ederse İstanbul’daki herkes buraya döner. Çünkü İstanbul’da yaşam zor. 12 ayın yiyeceğini köyden götürenler var. Konserve ve şişe yapıyorlar. İstanbul’dakiler her gün salam, sucuk yemiyor. Mecburen köy yiyeceği yiyor. İstanbul’da yaşam zor. Köyümüz, ovamız güzel keşke ürünler para etse de geri dönsek. Mahsulün en kralı burada yetişiyor ama yapmak bir şey, satmak başka bir şey” ifadesini kullanıyor.

    DEVLETTEN ÇİFTÇİYE DESTEK YOK

    Devletin çiftçiye yardım etmediğini söyleyen Tösel, sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Devlet insanları kandırıyor. Suyun yolunu bulmuşlar, suya yol vermişler, suyu kendi taraflarına çevirmişler. Kesinlikle devlet çiftçiye bakmıyor. Ama lobiler adamlarını tek tek seçip hayali çiftçiler var onlar dosyalarını hazırlayıp veriyor ve parasını alıyor ama gerçek çiftçiye yok.”

    Sevim KAHRAMAN – Semra ACAR 

    TOKAT