Etiket: karar

  • Bilgi Üniversitesi’nde öğrencilerin direnişi sonuç verdi, kapatma kararı geri çekildi!

    Bilgi Üniversitesi’nde öğrencilerin direnişi sonuç verdi, kapatma kararı geri çekildi!

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, öğrenci ve akademisyenlerin direnişi sonrasında Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet iznini kaldıran kararı yürürlükten çekti.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararıyla kapatılma kararı verilen Bilgi Üniversitesi öğrencileri ve öğretim üyelerinin başlattığı eylem 3. gününde sonuç verdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitenin faaliyet iznini kaldıran kararı yürürlükten çekti. Bu kararla birlikte üniversite eğitimine devam edecek.

    Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar üniversitenin faaliyet iznini kaldıran kararı yürürlükten çekilmesine dair yaptığı açıklamada, şunları ifade etti:

    “Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle İstanbul Bilgi Üniversitesinde eğitim-öğretim faaliyetleri kesintisiz şekilde devam edecek” dedi. Özvar, sürecin değerlendirildiğini ve mağduriyet yaşanmaması için kararın güncellendiğini belirterek, “Cumhurbaşkanımız, öğrencilerimizin eğitim hayatının aksamaması, ailelerimizin huzurunun korunması ve üniversite çalışanlarımızın haklarının gözetilmesi yönündeki süreci hassasiyetle yeniden değerlendirmiştir. Öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması yönündeki güçlü irade doğrultusunda karar güncellenmiştir.

    İlk karar, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yerine getirilmesi gereken zorunlu bir hukuki işlemdi. Ancak sonrasında sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız, her zaman olduğu gibi öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın beklentilerini hassasiyetle gözetmiştir. Alınan kararın öğrencilerimiz, ailelerimiz ve yükseköğretim camiamız için hayırlı olmasını diliyorum.”

    HABER MERKEZİ

     

  • Ayşegül Doğan: Bu süreç ne taviz, ne teslimiyet; barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecidir-VİDEO

    Ayşegül Doğan: Bu süreç ne taviz, ne teslimiyet; barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecidir-VİDEO

    PİRHA- PKK kongresinin sonuç bilgirgesine ilişkin konuşan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Bu fırsatın ciddiyetine uygun bir şekilde pozisyon almaya davet ediyoruz. Bu süreç ne taviz, ne teslimiyet. Ne yenme, ne yenilme sürecidir. Bu süreç, barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecidir” diye belirtti.

    PKK, 5-7 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdiği 12. Kongre’nin sonuç bildirgesini yayımladı. Bildirgede, örgütün yapısının feshedildiği ve silahlı mücadelenin sonlandırıldığı açıklandı. Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, PKK kongresinin kararlarının açıklanmasının ardından basın toplantısı düzenledi.

    Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının bugün mücadelede yitirilen isimler için saygı duruşuyla başladığını söyleyen Ayşegül Doğan, “Takdir edersiniz ki bugün siyasi hayatımızın en önemli Merkez Yürütme Kurulu toplantısını gerçekleştiriyoruz. Gündemimiz de yine Türkiye siyasetinin en önemli gelişmelerinden biri olarak adlandırabileceğimiz ‘Barış ve Demokratik Toplum’ süreci ile birlikte PKK’nin kongresini topladıktan sonra açıkladığı kararlar. Biz de bu kararlar ile başladık. Yani bugünkü Merkez Yürütme Kurulu toplantımız rutin bir toplantının ötesinde büyük bir anlam ve önem taşıyor bizim için. Ortak kederimizi yüreğimizde taşıdığımızı, tüm yitirdiklerimizin anısını, hiçbir ayrım fark etmeksizin kutsal bir emanet olarak koruyarak ortak geleceğimizi inşa etme sözümüzü yineledik ve bugün ilk kez Merkez Yürütme Kurulumuz bu hatıralar için, bunları korumak, bunlara sadakat için saygı duruşuyla başladı” dedi.

    “UMUT DOLU BİR KAPI ARALANIYOR”

    “Türkiye’nin bir asırdır gündeminde yer alan ve son 50 yılda derin toplumsal yaralar açan bir sorunun çözümünde yeni bir sayfanın açılmasına hep birlikte tanıklık ediyoruz” diyen Ayşegül Doğan, “PKK kongre kararlarını açıkladı ve fesih kararını duyurdu. Aslında beklenen oldu. 27 Şubat çağrısından hemen sonra PKK’li yöneticiler yaptıkları açıklamada bu çağrının gereklerini, koşullar sağlandığı takdirde yerine getireceklerini basın aracılığıyla sizlerin de bizlerin de takibiyle duyurmuşlardı. Bu kararın tarihsel öneminin altını çiziyoruz bir daha. Bu sadece bir fesih kararı değil. Herkesi demokratik değişim ve dönüşüme davet eden yeni bir inşa süreci. Biz DEM Parti olarak bu kararın bu yüzden de çok önemli bir karar olduğunun altını çiziyoruz. Bir dönem kapanıyor, evet. Yeni ve umut dolu bir dönemin ise kapıları aralanıyor ve hepimiz için aralanıyor. Yalnızca yeni bir tarihe tanıklık etmiyoruz. Aynı zamanda yeni bir tarih yazımına da talibiz. Dolayısıyla bugün MYK’de alacağımız kararlar, çizeceğimiz yol haritası yalnızca bu anı değil, ülkenin geleceğini şekillendirecek bir ciddiyetle tartışılıyor” ifadelerin kullandı.

    “OMUZLARIMIZDAKİ AĞIR VE KUTSAL BİR SORUMLULUKTUR”

    Ayşegül Doğan’ın açıklaması şu şekilde:

    “Bu değişim ve dönüşüm sürecindeki sorumluluğumuzun farkındayız. İlk gün de söyledik, yineliyoruz: Hem bu sorumluluğun farkındayız, hem buna hazırız, hem de bunu pamuklara sarıp sarmalamamız gerektiğini defaatle buradan ifade ettik. Önümüzdeki dönemlerde yapacağımız tüm çalışmaların bir arada, barışçı bir yaşam zeminini güçlendireceğine inanıyoruz. Bugün açıklanan kararların hepimize, özellikle de annelere, çocuklara, gençlere ve gelecek nesillere hayırlar getirmesini yürekten diliyoruz. Hayırlar getireceğine de inanıyoruz, uğur getireceğine inanıyoruz.

    Bu, erteleyebileceğimiz bir şey değil. Bu, omuzlarımızdaki ağır ve çok kutsal bir sorumluluktur. O nedenle hepimiz buna itina ile yaklaşmalıyız. Bu tarihi gün; halkların gözyaşlarıyla, acılarla dolu geçmişinden bir gelecek yaratma iradesi ve cesareti olarak görülmeli, ve bu irade ve cesaret büyük bir barışı kurmanın iradesi ve cesareti olarak kabul edilmelidir

    İKTİDAR CEPHESİNİN AÇIKLAMALARI

    Burada altını çizmek istediğimiz bir başka konu: Bıkmadan, usanmadan; komplolara, suikast girişimlerine, sabotajlara, provokasyonlara ve yıllardır tutulduğu tecride rağmen, Sayın Öcalan’ın ısrarla yürüttüğü demokratik çözüm çabalarının bugün meyvesini verdiğini görüyoruz. O yüzden bunun öneminin altını çiziyoruz.

    Koşulları, geçen dönemleri, akamete uğramış süreçleri, provokasyonları, ardındaki tarihsel arka planı hatırladığımızda; bu geçmişle birlikte bunu başarabilmiş olmak, bunu bugün ortaya çıkarmış olmak; herhangi bir karar olarak değerlendirilmemeli. Şu saatlere kadar iktidar kanadından bu konuya dair gelen açıklamaları memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek isteriz. Bu dakikalara kadar, takip edebildiğimiz kadarıyla yapılan ilk açıklamalar olumlu açıklamalardır. Ancak tabii, önümüzdeki günleri ve bundan sonrasını birlikte izleyeceğiz, göreceğiz.

    “DEMOKRATİK CUMHURİYETİ İNŞA ETME SORUMLULUĞUMUZ VAR”

    Artık demokratik siyaset zemininde, eşit yurttaşlığı ve eşitlikçi bir kardeşlik hukukunu tesis etme sorumluluğuyla karşı karşıyayız. İşte o yüzden, bundan sonrası iktidarından muhalefetine herkesi, hepimizi ilgilendiriyor diyoruz. Çünkü bu büyük bir sorumluluk, önemli bir sorumluluk. Tam 53 yıllık acı dolu bir tarihin ardından atılan bu adım, halkların birlikte yaşam isteğinin, Kürt halkının barışçıl çözüm özleminin ve eşit yurttaşlık talebinin çığlığıdır. Böyle değerlendirilmeli.

    Biz DEM Parti olarak, bugünkü kararı barış, demokrasi ve özgürlük temelinde yepyeni bir olanak olarak görüyoruz. Bu olanakta buluşmaya davet ediyoruz herkesi. Bu çok tarihsel imkânı kalıcı hale getirmek için buluşmaya, güçlerimizi birleştirmeye ihtiyacımız var. Artık görevlerimiz de belli. Silahların değil, sözlerin konuştuğu bir dönemden bahsediyoruz. Hukukun ve siyasetin işlediği bir demokratik cumhuriyeti hep birlikte inşa edebilme göreviyle ve tarihsel sorumluluğuyla karşı karşıyayız.

    “MECLİS, BU SORUMLULUĞU LAYIKIYLA ÜSTLENMELİDİR”

    Bunun elbette en önemli adreslerinden biri TBMM. Bunu epey zamandır söylüyoruz. TBMM, yüzyılın en hayırlı çalışmasını yapma sorumluluğuyla karşı karşıya. Temennimiz, Meclis’in bu sorumluluğu layıkıyla üstlenmesi ve bu şekilde yaklaşmasıdır. Başta siyaset kurumu olmak üzere toplumsal dinamikler için tarihsel bir vicdan borcuyla karşı karşıyayız.

    O yüzden yalnızca siyaset kurumu değil, toplumun tamamına, Türkiyeli tüm yurttaşlara bugün çağrı yapıyoruz. Hepimizin bu sürece katabilecekleri var. Eleştirimizle, önerilerimizle, yapıcı katkılarımızla bu süreçte hepimiz rol alabiliriz. Çünkü hep birlikte demokratik bir cumhuriyet inşa etmek istiyoruz. O yüzden sonuna kadar açılmış bu kapıdan içeri girip hepimiz, ilmek ilmek demokratik Türkiye’yi çalışarak örmeliyiz.

    “BARIŞA SES, DEMOKRASİYE NEFES OLMA ZAMANI”

    Sevgili Türkiye halkları; şimdi barışa ses verme zamanı, eşitliğe omuz verme zamanı, demokrasiye nefes olma zamanı. Biz DEM Parti olarak halklarla el ele, demokratik çözüm sürecinin güvencesi olacağız. Bu tarihî çağrının yaşam bulması için var gücümüzle çalışacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın, kimse kuşku duymasın.

    Bu çağrıyı pek çok nedenle yüreklerimizde de taşıyoruz. Bunu hiçbir zaman unutmadan, onların anısına layıkıyla bağlı kalarak; eşit, özgür, demokratik bir toplum yaratmak için var gücümüzle çalışacağız. Usanmayacağız, yılmayacağız ve bu süreci koruyacağız. Bu tarihî dönüm noktasına hep birlikte sahip çıkmamızın, dönüp dolaşıp öneminin altını çizmemizin bir başka nedeni de şu: Barış artık bir düş değil. Barış artık yalnızca bir ihtimal değil. Barış, artık yalnızca üzerine konuşabileceğimiz bir konu değil; çok daha ötesine geçti.

    İstersek, yapabilirsek, güçlerimizi birleştirirsek, gerçekten sahip çıkarsak, gerçekten tarihsel bir dönüm noktası olduğu konusunda konsensüs sağlayabilirsek, bu toplumsal mutabakat her yere yayılabilirse, bu sese herkes sahip çıkabilirse; büyük toplumsal barışı gerçekleştirebiliriz işte. O yüzden bunun öneminin ısrarla altını çiziyoruz. Kaçınılmaz bir görev olduğu için.

    “YOL HARİTAMIZ ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE NETLEŞECEK”

    Demokrasi de artık bir umut değil. Demokratikleşme de artık yalnızca üzerine konuşabileceğimiz bir konu değil; bir zorunluluk olarak karşımızda. Hepimizin ihtiyacı. Çünkü hepimizin demokratik, barışçı bir soluk almaya ihtiyacı var. Üstelik burada yine hangi kimlikten olursak olalım aynı ihtiyacı paylaşıyoruz bugün.

    Şimdi bu görev, zorunluluk ve varlık gerekçelerimizi siyasi ve hukuki adımlarla da güçlendirmek gerekiyor. Barış ve demokratik toplum hepimizin ihtiyacıysa, seyirci kalmak yerine aktif bir pozisyon almayı tercih etmemiz gerekir. Biz DEM Parti olarak herkesi ama herkesi, aynı zamanda ezberlerini bozmaya davet ediyoruz. Bu fırsatın ciddiyetine uygun bir şekilde pozisyon almaya davet ediyoruz.

    Bu süreç ne taviz, ne teslimiyet. Ne yenme, ne yenilme sürecidir. Bu süreç, barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecidir. Bu süreç ne inkâr, ne isyan; ne ret, ne imha olmasın diye sımsıkı tutunmamız gereken bir süreçtir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de ‘Özgürlük Yürüyüşü’ davasında karar açıklandı

    Dersim’de ‘Özgürlük Yürüyüşü’ davasında karar açıklandı

    PİRHA-Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada DEM Parti’nin Özgürlük Yürüyüşü’nde çalınan şarkıların örgüt propagandası taşıdığı iddiasıyla dava açıldı.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Tevgera Jinen Azad (Özgür Kadın Hareketi -TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ile sivil toplum örgütlerinin öncülüğünde 1-15 Şubat 2024 tarihleri arasında PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve fiziki özgürlüğünün sağlanması talebiyle “Büyük Özgürlük Yürüyüşü” başlatılmıştı.

    Yürüyüşün başladığı Dersim koluna katılan 5 kişi hakkında çalınan şarkılara eşlik ettikleri gerekçesiyle ‘Örgüt propagandası’ suçlamasıyla açılan dava Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Görülen duruşmada yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, Esma Anlamaz, Nazlı Çelik Öz, Özcan Gürtaş, Özer Laçin hakkında mahkeme heyeti 10 ay ceza verip, hükmün açıklamasını geri bırakma kararı verdi.

    “ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜ SUÇLAMA KONUSU YAPILDI”

    Dava avukatlarından Salih Tekin ise, görülen duruşmaya ilişkin şunları dile getirdi:

    “DEM Parti Genel Merkezi tarafından organize edilen ve 51 merkezde yapılan özgürlük yürüyüşü, savcı mütalaasında suçlama konusu yapıldı. Özgürlük yürüyüşü kapsamında Dersim’de yapılan etkinlikte çalınan şarkıların kolluk tarafından Google translate üzerinden yanlış çeviri yapılarak propaganda suçu taşıdığı iddiasıyla savcı cezalandırmayı istedi. Bizde avukatlar olarak bahsi geçen şarkılarda herhangi bir propaganda unsuru olmadığını, DEM Parti Genel Merkezi tarafından organize edildiğini, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla da propaganda unsuru içermediği gerekçesiyle beraatının verilmesini talep ettik.”

    PİRHA/DERSİM

  • Sinan Ateş cinayeti davasında karar açıklandı

    Sinan Ateş cinayeti davasında karar açıklandı

    PİRHA – Sinan Ateş cinayeti davasının karar duruşmasında Eray Özyağcı, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırken, 6 kişi tahliye edildi ve 5 kişi beraat etti. 

    Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davada karar çıktı. 22 sanıklı davada Serdar Öktem hakkında adli kontrol şartıyla tahliye kararı verilirken, Eray Özyağcı ve azmettiriciler Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Davada yargılanan 11 sanık da hapis cezasına çarptırıldı, tutuklu 6 kişi tahliye edildi ve 5 kişi beraat etti.

    Cinayetin işlendiği dönemdeki Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal’ın tutukluluğa devam kararı verildi. Tetikçi Eray Özyağcı’ya “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve Selman Bozkurt’a yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan ise 13 yıl hapis cezası verildi. Özyağcı’yı motorla olay yerinden kaçıran Vedat Balkaya’ya “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve müşteki Selman Bozkurt’a yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan da 13 yıl hapis cezası verildi. Ofis önünde keşif yapan Suat Kurt’a “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve müşteki Selman Bozkurt’a yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan ise 13 yıl hapis cezası verildi. Cinayette azmettirici olan Doğukan Çep’e “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve yine azmettirici Tolgahan Demirbaş’a “tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Eş Genel Başkanlarından Kobane tepkisi: Verilen cezaları tanımıyoruz

    DEM Parti Eş Genel Başkanlarından Kobane tepkisi: Verilen cezaları tanımıyoruz

    PİRHA-Kobane Davası’nın karar duruşmasında verilen cezalara tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, “Bugün, Sincan’da dava görülen mahkeme salonunda, İstiklal Mahkemeleri’nin ruhu, 12 Eylül, 12 Mart darbelerindeki yargılamaların ruhu tekrar hortlamıştır” dedi.

    DAİŞ’in Kobane’ye dönük saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde gelişen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında açılan davanın karar duruşmasında siyasetçilere ağır cezalar verildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları karar sonrası Sincan Cezaevi Kampüsü önünde açıklama yaptı.

    “VERİLEN CEZALARI TANIMIYORUZ”

    Kobane Davası’nda verilen cezalarla Türkiye’nin hukuk ve yargı tarihine kara bir lekenin sürüldüğünü belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Çetelerin, mafyaların güpegündüz kent meydanlarında çakarlı araçlarla insanları katledenlerin serbest dolaştığı, serbest bırakıldığı, Kürtleri asit kuyularında katleden binlerce faili meçhul cinayet işleyen JİTEM davalarını aklayan bir süreçte; Kürtler ve devrimciler bugün cezalandırıldı. Biz bu cezaları tanımıyoruz. Biz bu kararı tanımıyoruz. Selahattinler, Figenler Kobani kumpas davasında yargılananlar; Kürtlerin, Türklerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin gönlünde yüreğinde berat etmişlerdir. Bugün, Sincan’da dava görülen mahkeme salonunda, İstiklal Mahkemeleri’nin ruhu, 12 Eylül, 12 Mart darbelerindeki yargılamaların ruhu tekrar hortlamıştır. Bakırhan şöyle devam etti: “21’inci yüzyılda normalleşme, yumuşama mesajlarının verildiği bu süreçte HDP, Kürt siyaseti, devrimci, demokratlar siyaset sahnesinden silinmeye çalışılmıştır. 31 Mart’ta Kürtler, emekçiler, aslında bu adaletsiz düzene, sisteme iktidarın etkisi altındaki bu yargı kararlarına büyük bir cevap verdi. Bu cevabı almayanlar bugün Türkiye demokrasisine, Türkiye’nin geleceğine büyük bir kötülük yapmışlardır. Ama çok iyi bilsinler ki biz Kürtler, emekçiler, yoksullar yine her zaman olduğu gibi sahada omuz omuza dayanışarak bu kirli kararları boşa çıkaracağız” dedi.

    “BU KARAR YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Hukuk katliamına tanıklık ettiklerini ifade eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bugün Sincan’da alınan bu karar, Selahattin Demirtaş 43 yıl 6 ay, Figen Yüksekdağ, 30 yıl 3 ay ve diğer arkadaşlarımız yüzlerce yıla cezalandırılmıştır. Türkiye’de yargı diye bir şey kalmamıştır. Yargının almış olduğu bu karar, askeri cuntanın mahkemelerine rahmet okutacak bir karardır. Şu an bir hukuki darbe şu an bir siyasi darbe daha gerçekleşmiştir. Bu kararları alanları tıpkı Denizlerin kalemini kıranlar gibi nasıl lanetlendiyse burada bu kalemi arkadaşlarımız için kıranlar da aynı şekilde lanetlenecek ve tarihin çöp sepetinde hatırlanmamak üzere gömülecektir. Bu karar yok hükmündedir. Bugün faşizmin aldığı bu kararı tanımıyoruz, yok hükmündedir. Faşizme karşı daha çok omuz omuza, daha çok dayanışma zamanıdır” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırı davasında karar çıktı

    İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırı davasında karar çıktı

    PİRHA – İstiklal Caddesi’nde meydana gelen bombalı saldırı davasında Ahlam Albashir’in 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile bin 794 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi.

    İstanbul, Taksim’de bulunan İstiklal Caddesi üzerinde 13 Kasım 2022’de yapılan ve 6 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıya dair açılan davanın duruşması Çağlayan Adliyesi 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Aralarında bombayı olay yerine bırakan Ahlam Albashir’in da bulunduğu 36 kişinin duruşmasında karar açıklandı.

    Mahkeme, Albashir’in 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile bin 794 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi.

    Tutuklu yargılanan Hüseyin Güneş, Ahmad Alhaj Mwas, Ahmad Haj Hasan ve Hasan Ali tahliye edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çorlu Tren Katliamı Davası’nda 6 yıl sonra karar çıktı

    Çorlu Tren Katliamı Davası’nda 6 yıl sonra karar çıktı

    PİRHA – 25 kişinin hayatını kaybettiği Çorlu Tren Katliamı Davası’nda 6 yıl sonra 20’nci duruşmada karar çıktı. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi, kaza sırasında TCDD Bölge Müdürü olan Nihat Aslan’a 15 yıl, Bölge Bakım Müdürü olan Mümin Karasu’ya 17.5, Bölge Müdür Yardımcısı Levent Meriçli’ye 9 yıl 2 ay Çerkezköy Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat’a 13 yıl 9 ay bilinçli taksirden hapis cezaları vererek tutuklanmalarına karar verdi.

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinin Sarılar Köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren kazasına ilişkin yargılamanın 20’nci ve karar duruşması bugün Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ne kurulan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Yerel seçim öncesi, 29 Şubat’ta karar çıkması beklenen davanın duruşması sanıkların son sözleri alınmadığı gerekçesiyle bugüne ertelenmiş; katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları ve pek çok isim karara tepki göstermişti.

    Sanıkların son sözlerinin alınmasının ardından davada karar çıktı.

    Dönemin TCDD 1. Bölge Müdürü Nihat Aslan’ın ‘taksirle birden fazla kişinin ölümüne yol açtığı’ gerekçesiyle suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman ve yer önem ve değeri, 5237 sayılı TCK’nın 22/4 uyarınca temel cezanın alt cezadan uzaklaşılması süresince sanığın 12 yıl hapisle cezalandırmasına, verilen cezanın bilinçli takdirin oluşuma neden veren 1/2 oranında artırılarak 18 yıla artırılmasına, cezasından 1/6 oranında indirerek 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi.

    Bakım Servis Alanlarından Sorumlu Müdür Yardımcısı Levent Meriçli’ye verilen 11 yıl hapis cezası adli sicil kaydına göre takdir indirimi ile 9 yıl 2 aya indirildi.

    Bakım Servis Müdürü Mümin Karasu’ya verilen 21 yıl hapis cezası adli sicilden dolayı takdir indirimi ile 17 yıl 6 ay hapis cezasına düşürüldü.

    Altyapıdan Sorumlu 1. Bölge Bakım Servis Müdür Yardımcısı Nizamettin Aras’a verilen 10 yıl hapis cezası adli sicilden dolayı takdir indirimi yapılarak 8 yıl 4 aya düşürüldü.

    Mühendis Tevfik Baran Önder’e verilen 12 yıl hapis cezası, adli sicilden dolayı indirim verilerek 10 yıl hapis cezasına çevrildi.

    Demir Yolu Bakım Müdürü Turgut Kurt’a bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan 19 yıl hapis cezası verildi. Sicil kaydı takdir indirimi yapılarak cezası 16 yıl 3 aya indirildi.

    Mühendis Deniz Parlak’a verilen 11 yıl hapis cezası, adli sicilden dolayı indirim uygulanarak 9 yıl 2 aya düşürüldü.

    Mühendis Kubilay Başkaya’ya verilen 11 yıl hapis cezası, adli sicil kaydından dolayı indirim uygulanarak 9 yıl 2 ay hapis cezasına çevrildi.

    Çerkezköy Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat’a verilen 11 yıl hapis cezası ‘bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan önce 16 yıla, ardından da adli sicil indirimi uygulanarak 13 yıl 9 ay hapis cezasına indirildi.

    Sanıklar, Levent Kaytan, Burhan Ortancıl, Çetin Yıldırım ve Celalettin Çabuk’un da ayrı ayrı beraatlarına karar verildi.

    Duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yapıldı.

    “KARARDAN MEMNUNUZ AMA YETMEZ”

    Avukatların açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

    “TCDD Genel Müdürlüğü’ne gidecek basamağı çıkmış olduk. 4 TCDD yöneticisinin ‘bilinçli taksirle’ cezalandırılmasına karar verildi. Birinci basamak tamamlandı diyebiliriz. Dosyada etkin soruşturmayı yapmayan hâkim ve savcılar ise tarihin kara sayfasına geçtiler.  Türkiye tarihinde ilk kez kamu yöneticilerinin ceza almasıyla sonuçlandı. Karardan memnunuz ama yetmez. TCDD’yi bu hale getiren özelleştirme politikalarının temsilcisi yargılanmadığı sürece yargılanma eksik kalmaya devam edecek. Bu davanın avukatlarından Can Atalay tutuklu ve bugün burada eksiğiz. Bu kararın çıkmasında Can Atalay’ın kararı yadsınamaz. Bu cezasızlık son bulana kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

    “ÜST DÜZEY SORUMLULAR YARGILANMADIĞI SÜRECE BU DAVA BİTMEYECEK”

    Aileler ise açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

    “Üst düzey sorumlular yargılanmadığı sürece bu dava bitmeyecektir. Bugün çocuklarımız rahat uyusun. 6 yıldır hep birlikte veriyoruz bu mücadeleyi. Önemli olan adaletin sağlanmasıydı. Türkiye bir hukuk devletidir. Bu ülkede cezasızlığın bittiğine inanmak istiyoruz. Biz İsa Apaydın’ın ve diğer bürokratların peşindeyiz. Çok büyük bir mücadelenin başlangıcındayız.
    Biz bu mücadelenin tohumunu o gün balçıkların arasında atmıştık. Geç kalmış adalet adalet değildir. Baktığımız her yerde Can Atalay’ı görüyorum, onu yanımızda görmek istiyoruz. Mücadeleye inancımız tam, yolumuza devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Can Atalay: Ortada devlet krizi var, krizin çözülmesi herkesin sorumluluğudur

    Can Atalay: Ortada devlet krizi var, krizin çözülmesi herkesin sorumluluğudur

    PİRHA-AYM’nin hak ihlali kararına rağmen tahliye edilmeyen TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer aracılığıyla gönderdiği mesajında, “Bir kırılma anındayız. Demokrasiden yana olanların mutlaka ortak tutum alması tarihsel bir sorumluluktur” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Gezi Parkı davası kapsamında tutuklanan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay, işadamı Osman Kavala ile şehir plancısı Tayfun Kahraman’ı İstanbul’un Silivri ilçesindeki Marmara Cezaevi’nde ziyaret etti.

    “AYM, İKİ KEZ HAK İHLALİ OLDUĞU YÖNÜNDE KARAR ALDI”

    Ziyaret sonrası cezaevi önünde açıklama yapan Çakırözer, “Hatay Milletvekili Can Atalay, seçilmesinden bu yana 7 ay geçmesine rağmen Silivri Cezaevi’nde tutuluyor. Anayasa Mahkemesi iki kez karar aldı hak ihlali olduğu yönünde. Maalesef Can Atalay, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelip görevine başlayabilmiş değil. Bugün kendisiyle görüştüm. Dün Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında mahkeme onunla ilgili kararı Yargıtay’a gönderdi” dedi.

    CAN ATALAY: ORTADA BİR DEVLET KRİZİ VAR

    Can Atalay ise Çakırözer aracılığıyla gönderdiği mesajında, şu ifadeleri kullandı:

    “Ortada bir devlet krizi var ve bu devlet krizinin çözülmesi iktidarıyla, muhalefetiyle memlekete karşı sorumluluk duyan herkesin sorumluluğudur. Bir kırılma anındayız. Zaten yoğun bakımda olan, demokrasimizden yana olan, hukuk düzeninin zerresine sahip çıkmak isteyen tüm politik ve toplumsal kesimlerin ayrı ayrı ama mutlaka ortak tutum alması tarihsel bir sorumluluktur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargı, RTÜK’ün TELE1 kararına ‘dur’ dedi

    Yargı, RTÜK’ün TELE1 kararına ‘dur’ dedi

    PİRHA-Ankara 4. İdare Mahkemesi, RTÜK’ün TELE1 TV’ye yönelik yayın durdurma cezası hakkında oybirliğiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    RTÜK, TELE1 TV’ye Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen sözleri nedeniyle 6 Haziran’da; yedi gün yayın durdurma, beş kez program durdurma, iki kez de önceki ay reklam gelirlerinin yüzde 5’i oranında idari para cezası vermişti.

    TELE1, RTÜK’ün bu kararına karşı Ankara 4. İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma istemiyle dava açmıştı. Mahkeme, TELE1’in başvurusunu oybirliğiyle kabul ederek yayın durdurma cezasının yürütmesini durdurdu. Mahkeme, RTÜK’e 30 günlük savunma süresi verdi.

    Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin bugün aldığı karar şöyle:

    “Dava konusu işlemin yayının durdurulmasına ilişkin kısmının uygulanması halinde etkisi tükenecek nitelikte bulunması nedeniyle, davalı idarenin savunması ve ara kararı cevabı alınıp ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir karar verilinceye kadar yıkıma ilişkin işlemin yürütülmesinin durdurulmasına, idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden, olayın niteliğine ve davanın durumuna göre yürütmenin durdurulması isteminin, davalı idarenin birinci savunması alındıktan ve ara kararı gereği yerine getirildikten veya savunma ve cevap verme süresi geçtikten sonra incelenmesine, ara karar gereğinin yerine getirilmesinin yasal zorunluluk olduğunun davalı idareye bildirilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. ve 27. maddesinin 5. fıkrası gereğince savunma ve ara kararı süresinin otuz (30) gün olarak belirlenmesine, 17/07/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

    Mahkeme, RTÜK’ün kararını onaylamış olsaydı TELE1, bu gece yarısından itibaren 24 Temmuz’a kadar yayın yapamayacaktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Emsal karar: Cemevinden ecrimisil talep edilemez!

    Emsal karar: Cemevinden ecrimisil talep edilemez!

    PİRHA-PSAKD Gaziosmanpaşa Şubesi Karayolları Cemevi’nin, İstanbul Valiliği’nin “haksız işgal tazminatı” talebine karşı açtığı davada mahkeme cemevi lehine karar vermişti. İstinafa giden kararda yeniden cemevi haklı bulundu, “Ecrimisil talep edilemez” denildi.

    İstanbul’da 1994’te kurulan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Gaziosmanpaşa(GOP) Karayolları Cemevi, İstanbul Valiliği ile bir süredir davalıktı. Dava gerekçesi cemevinin ‘ticarethane’ statüsüyle araziyi ‘işgal’ ettiği iddiasıydı.İdari Mahkeme’nin cemevi lehine verdiği karara rağmen, 2011-2016 yılları arasındaki süreç için belirlenen 118 bin TL ecrimisil bedeli talebi istinafa taşındı. Davadan red kararı çıktı.

    Cemevlerinin kamu yararına kültür ve inanç hizmeti verdiğine hükmeden mahkeme, cemevinden ecrimisil talep edilmesini reddetti.

    Mahkeme kararının ardından PİRHA’ya konuşan PSAKD Sultangazi Şube Başkanı Ferhat Aktaş, GOP Karayolları Cemevi’nin özellikle hedef alınmasında Gazi Mahallesi’ne olan yakınlığı dolayısıyla bölgedeki yurttaşlar için temsil ettiği değerler olduğunu söyledi.

    Demokratik Alevi güçleri ile yıllardır sürdürdükleri mücadelede “cemevleri ibadethanemizdir” dediklerini ve bugün alınan kararla da cemevlerinin inanç merkezi olduğunun kabul edildiğine vurgu yapan Aktaş, şöyle devam etti:

    “Yargılanan tüm cemevleri adına emsal bir karar. Bizler, demokratik Alevi güçleri ile yıllardır sürdürdüğümüz mücadele cemevleri ibadethanemizdir, dedik. Bugün gelinen noktada bunun kabul edildiğini görüyoruz” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

     

     

  • Cemevleri saldırı davasında soruşturmanın genişletilmesi talebi reddedildi

    Cemevleri saldırı davasında soruşturmanın genişletilmesi talebi reddedildi

    PİRHA- Ankara’da, 30 Temmuz 2022’de Cemevi ve 2 Alevi kurumuna saldıran 3 failden 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Cemevleri saldırı davasında soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden iddia makamı taleplerin değerlendirilmesi için süre istedi.

    Ankara’da, 30 Temmuz 2022’de Cemevi ve 2 Alevi kurumuna saldıran 3 failden 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı, Baver Gül ve avukatının katılmadığı, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca’nın Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlandığı duruşmada avukatı da hazır bulundu. Müştekiler ve avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmayı çok sayıda izleyici ve sivil toplum örgütü temsilcisinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) Siyasi İşler Danışmanı Sema Kılıçer de izledi.

    “OLAY FARKLI BOYUTTA, KANITLAYABİLİRİZ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Avukatı Deniz Can Aydın önceki duruşmada sanık avukatının cemevlerinin hukuki olarak ibadethane sayılmadığını dile getirmesine tepki göstererek şunları söyledi:

    “Cemevleri’nin hukuki statüsünün tartışılması için Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine AİHM’in Cem Vakfı icra davasına bakmak gerekiyor. Eğer bunu tartışacaksak Alevilik var mıdır yok mudur tartışmaya kadar gider. Tevsii tahkikat taleplerimizi iddia makamı reddetti. Bunların gerekçesi nedir mütalaa verdiğinde açıklayacağını umuyoruz. Sanıkların da kabul ettiği birden fazla telefon numarası var ama sadece bir taneye ait kayıtlar var raporda. Tevsi tahkikat taleplerimizi kabul edip araştırmayı genişletirseniz bunun çok farklı boyutta bir olay olduğunu size kanıtlarız. Telefon mesajlaşmasında çeşmede beraber çalıştığı kişilerin beynini yıkadığının iddia edildiği mesajlar var. Bunun araştırılması gerekir. Sanık Baver olaydan 15 gün önce emniyet tarafından aranıyor, soruyoruz neden aradılar diye hatırlamıyorum diyor. Emniyetin bunu açıklaması gerekiyor. Çünkü kolluk Ogün Samast gibi birinin eline bayrak vermiş bir kolluk. Tevsi tahkikat taleplerimizin kabul edilmemesi adil yargılanma ilkesine aykırıdır. Önceki taleplerimizin kabul edilmesini talep ediyoruz.”

    Geçen celse etkin bir soruşturma yürütülmediğinin altını çizdiklerini hatırlatan Alevi Federasyonu Avukatı Serhat Ergün de, “Çok basit sorular bile sanıklara sorulmamış. Kararlar Alevi toplumunun bu dosyaya bakışını belirleyecek. Tüm taleplerimizin kabulü reddedilirse gerekçesinin açıklanmasını talep ediyoruz” dedi.

    Hrant Dink katliamında özensiz soruşturma yapıldığının görüldüğünü hatırlatan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Avukatı Ali Yılmaz ise, “Beyoğlu katliamında da ilişkileri saniye saniye televizyonda gördük. Bu olayda da büyük kayıplar olabilirdi. Mahkemenin tevsii tahkikat taleplerimizi geç olmadan kabul etmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

    SANIK AVUKATINDA TAHLİYE TALEBİ

    Tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca’nın avukatı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia ederek, sanığın tahliyesini ve tevsii tahkikat taleplerinin davayı uzatmaya yönelik olduğunu iddia ederek bu taleplerin reddini talep etti.

    İddia makamı katılan vekillerin 24. maddeden oluşan taleplerinin bulunduğu dilekçenin değerlendirilmesi için süre verilmesini ve tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini mütalaa etti.

    Tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamını talep eden Avukat Ümran Hakverdi, “Sanık dosyamız kapsamında söyledikleri ortada, sabit bir ikamet adresi ve sabit bir çalışma adresi yok. Tutukluluk halinin devamına karar verilmelidir. Madımak davasında yakalama kararı bulunan sanık getirilmediği için cezasızlık politikası işledi” diye belirtti.

    DURUŞMA 17 NİSAN’A ERTELENDİ

    Mahkeme Ahmet Ozan Karaca’nın, tutukluluk halinin devamına, dava kapsamında Adli Tıp Kurumu’ndan rapor beklenmesine ve saldırganlara kayıtlı hatların kayıtlarının incelenmesine, diğer tevsii tahkikat taleplerine ilişkin kararın diğer celsede açıklanmasına karar vererek duruşmayı 17 Nisan’a ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Cemevleri saldırı davasında soruşturmanın genişletilmesi talebi reddedildi

  • Davultepeliler, on binlerce ağacı kurtarmanın sevincini yaşıyor-VİDEO

    Davultepeliler, on binlerce ağacı kurtarmanın sevincini yaşıyor-VİDEO

    PİRHA- Davultepe köylülerin zaferle sonuçlanan mücadelesine dair PİRHA’ya konuşan yurttaşlar, on binlerce ağacın kesilmemesinden duydukları sevinci dile getirirken, bu süreçte yanlarında olanlara teşekkürlerini sundular.

    Mersin’in Mezitli ilçesine bağlı Davultepe Mahallesi’nde bulunan ve yüzlerce dönüm araziyi içine alan bölge, bir yıl önce ‘çorak alan’ gösterilip sanayi sitesi kurulmasına karar verilmişti. Karara karşı tepki gösteren çiftçiler, bahçelerinin önünde eylem yapmış Danıştay’a kararın iptali için dava açmıştı.

    Danıştay’a açılan dava sonuçlandı. Köylüler lehine karar veren Danıştay 6. Dairesi, ‘Acele Kamulaştırma Kararı’nı iptal etti.

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan yurttaşlar, mahkemenin verdiği kararın kendileri için çok önemli olduğunu belirterek, yıllarca çabaladıkları ve yetiştirdikleri ağaçların kesilmemesinin sevincini yaşadıklarını ifade ettiler.

    Davultepeli ve aynı zamanda dava avukatı Kübra Erşahin de, ‘Acele Kamulaştırma Kararı’nı iptal edilmesinin bir ilk olduğunun altını çizerek, “Bu karar Türkiye’nin farklı kentlerinde verilen  ‘Acele Kamulaştırma Kararı’nı iptali için emsal olacaktır. Mücadelemizde bizi yalnız bırakmayanlara sonsuz teşekkürler” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN 

  • Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Alevilerle ilgili Türkiye’yi bir kez daha uyardı

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Alevilerle ilgili Türkiye’yi bir kez daha uyardı

    PİRHA- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin Alevilerin başvurusuyla üzerine zorunlu din dersi ve cemevleriyle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararları görüştü. Bakanlar Komitesi, ‘devletin Alevi toplumuna, onun dinsel pratiklerine ve ibadethanelerine yönelik tutumunun, devletin nötr olma ve taraf tutmama göreviyle ve dini toplulukların özerk varolma hakkıyla bağdaşmadığına’ karar verdi.

    Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı, İzzettin Doğan ve Hasan ve Eylem Zengin başvurusuna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararları denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye kararını verdi.

    Avrupa Mahkemesi Kararlarını Uygulaması Birimi olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin aldığı kararlar şöyle:

    1. Mahkeme, bu gruptaki, diğerleriyle birlikte, daha önce aldığı kararları hatırlayarak ‘devletin Alevi toplumuna, onun dinsel pratiklerine ve ibadethanelerine yönelik tutumunun, devletin nötr olma ve taraf tutmama göreviyle ve dini toplulukların özerk varolma hakkıyla bağdaşmadığına’ karar verdi.

    Tekil yaptırımlar açısından

    2. Yetkilileri başvuruyu yapan Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı’nın 2017’den bu yana aydınlatma giderlerinden muaf tutulup tutulmadığı konusunda bilgi vermeye ve başvuruyu yapan vakfın benzer masraflarının karşılanması bakımından düzenli olarak maddi destek alması için pratik çözümler üretmeye tekrar davet etti;
    3. Bu ve diğer tekil davalardaki yaptırımların daha genel yaptırımlarla ilişkili olduğunu kaydetti.

    Genel yaptırımlar açısından

    4. Yerel mahkemelerin cemevlerinin (Alevi ibadethanelerinin) aydınlatma masraflarının karşılanmasına yönelik kararlarının mahkeme tarafından saptanan ve Alevilerin devletin dini yardımlarından ve vergi muafiyeti gibi diğer yardımlardan toptancı bir biçimde dışlanmasından kaynaklanan ayrımcılığın giderilmesinde yetersiz olduğu konusundaki önceki kararları hatırlayarak, yetkilileri Alevi inancının eşit muamele görmesinin sağlanması için kapsamlı yaptırımlar uygulamaya ve cemevlerinin aydınlatma giderlerinden muaf tutulmasına yönelik bazı pratik çözümler bulmaya davet eder;
    5. 2018 ilk ve ortaöğretim müfredatındaki zorunlu ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ derslerinin mahkeme tarafından dile getirilen sorunlar için bir çözüm olmadığını tekrar kaydetti; dolayısıyla yetkilileri Türk eğitim sisteminin devletin farklı dinler, mezhepler ve inançlar karşısında nötr ve tarafız olma, çoğulculuk ve nesnellik ilkelerine saygılı olma görevini yerine getirmesini ve Sünni İslam dışında dini ve felsefi kanaatleri olan velilerin, dini ve felsefi kanaatlerini açıklamaya mecbur bırakılmaksızın, çocukları için uygun seçenekler sunmasını sağlamaya davet eder.
    6. Bu kararlarla işaret edilen sorunların nasıl çözüleceğine ilişkin ‘Alevi inisiyatifi’ çalıştaylarıyla yapılan ulusal tartışmayı hatırlayarak yetkilileri 2010 çalıştay sonuç raporlarıyla ulaşılan uylaşımın tavsiyelerinin, belirli hukuki ve yönetsel yaptırımlarla, daha fazla gecikme olmaksızın somut bir takvim dahilinde kapsayıcı bir eylem planı oluşturularak daha iyi uygulanmasını sağlamaya davet eder; bu açıdan ayrıca 10 Aralık 2010 ve 29 Haziran 2016’da kabul edilen Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe karşı Avrupa Komisyonu Raporları gibi Avrupa Konseyi tavsiyelerinden esinlenmesini destekler.
    7. Avrupa Konseyi’nin bu konuda destek sunmak için hazır olduğunu gösteren, mahkemenin halihazırdaki benzer davalarda işaret ettiği önerileri uygulamak için yetkililerin yeni İnsan Hakları Eylem Planı’nın uygulanması çerçevesinde, belirli çözüm odaklı yaptırımlar uygulamasını kuvvetle destekler;
    8. Bu davalarda ele alınan ve çoktandır süregelen sorunlarla ilgili henüz ilerleme sağlanmadığını göz önünde bulundurarak, bu davaların Mart 2023’te yapılacak DH toplantısında ele alınmaya devam edilmesine ve genel yaptırımlara dair olumlu bir görüşü olanaklı kılacak kapsamlı bilgilerin yokluğu halinde, toplantıda Sekreterya’nın geçici ara çözüm değerlendirmesi hazırlanmasına karar verildi.

    NE OLMUŞTU?

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi olağan toplantısında, Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi (CEM) Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ile Hasan ve Eylem Zengin tarafından açılan davaya ilişkin kararın uygulanması inceledi.
    Cem Vakfı ve İzzettin Doğan’ın başvurusu üzerine AİHM, 2017 yılında, “Cemevlerinin statüsünün resmiyet kazanması” yönünde karar almıştı. Ancak Türkiye’nin bu yolda bir adım atmaması nedeniyle dosya bakanlar komitesine geldi. Türkiye’de, “zorunlu din eğitimi dersleri de dahil olmak üzere Alevilere uygulanan farklı ve ayrımcı muameleye son vermesini” içeren bir takım reformlara gidilmesi yönünde karar almıştı.

    Aleviler’i kapsayan ikinci dosya ise AİHM’in 2007 tarihli “Hasan ve Eylem Zengin” kararı. Kızlarının zorunlu din dersi alması ve tek taraflı ve tek mezhebi anlatan din derslerinden muaf tutulmasını isteyen Zengin ailesi, iç hukukta başvuruları kabul edilmeyince davayı AİHM’e taşıdı. AİHM, 2007 yılında, AİHS’in “eğitim hakkı” başlığı altındaki , “Devlet, ebeveynlerin, çocuklarının eğitim ve öğretimini, kendi dini ve düşünsel inançlarına göre yapması hakkına saygı gösterir” maddesine dayanarak Zengin ailesinin, “çocuklarının zorunlu din derslerinden muaf tutulması” talebini kabul etti.

    Bakanlar Komitesi’nin, bu iki dosyanın uygulamasına ilişkin detayları inceledi. Komite, Türkiye’nin karara uyması yolunda uyarıda bulundu.

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinin 4’üncü fıkrası uyarınca AİHM kararları, sözleşmeye imza atan devletleri bağlıyor. Bakanlar Komitesi, ulusal makamlar, başvuru sahipleri, STK’lar, İnsan Hakları Kurumları ve diğer ilgili taraflarca sağlanan bilgilere dayanarak bu kararların uygulanıp uygulanmadığını denetliyor.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • HDP’li Gergerlioğlu hakkında tahliye kararı

    HDP’li Gergerlioğlu hakkında tahliye kararı

    PİRHA- Milletvekilliği düşürülerek cezaevine konulan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında AYM’nin verdiği ‘hak ihlali’ kararı sonrası yerel mahkeme tarafından tahliye edildi.

    Anayasa Mahkemesi, milletvekilliği düşürüldükten sonra yaka paça gözaltına alınıp cezaevine konulan Halkların Demokratik Partili (HDP) Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun cezasının infazının durdurulmasını içeren hak ihlali kararını Kocaeli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

    Kararı değerlendiren mahkeme oybirliğiyle tahliye kararı verdi. Gergerlioğlu’nun ilerleyen saatlerde tahliye edilmesi bekleniyor.

    Oğlu Salih Gergerlioğlu, sosyal medya hesabından, “Sonunda karar savcılığa gönderilmiş. Bugün bırakırlar artık… Babamı almaya gidiyoruuumm” mesajı paylaştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AİHM: Ana dilde eğitim talebi için gösteri suç değil

    AİHM: Ana dilde eğitim talebi için gösteri suç değil

    AİHM, ana dilde eğitim talebiyle düzenlenen gösteri yüzünden gözaltına alınan Hakim Aydın adlı yurttaşın 2009 yılında yaptığı başvuruyu karara bağladı. Türkiye’yi haksız bulan mahkeme, başvuru sahibine 7 bin euro ödenmesine hükmetti.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Diyarbakır’da ana dilde eğitim talebiyle düzenlenen gösteri yüzünden gözaltına alınan bir üniversite öğrencisinin yaptığı başvuruda Türkiye’yi haksız buldu.

    Hakim Aydın isimli yurttaşın, 2009 yılında yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) toplantı ve gösteri özgürlüğüyle ilgili 11. maddesini ve özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5. maddenin 1. fıkrasının ihlal ettiğine hükmetti.

    Buna göre Türkiye, başvuru sahibine mahkeme masrafları da içinde olmak üzere toplam 7 bin euro tazminat ödeyecek.

    Hakim Aydın, Diyarbakır Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde eğitim görürken, ana dilde eğitimi savunan bir gösteriye katılmak suçundan 2008 yılında gözaltına alınmıştı.

    Bu gösteriye katılım dışında bir önceki yıl düzenlenen Newruz gösterilerine ve ağaç dikme faaliyetlerine katıldığı belirtilen Aydın, “terör propagandası yapmak” suçundan önce 10 ay hapis cezasına çarptırılmış, daha sonra yeni çıkan yasayla beraat etmişti.        (Kaynak: Euronews)

  • Anayasa Mahkemesi’nden üç önemli karar

    Anayasa Mahkemesi’nden üç önemli karar

    Anayasa Mahkemesi, aldığı son kararla üç kritik yasa maddesini iptal etti.

    Anayasa Mahkemesi’nin, polise sanal alemde işlenen suçlarda internet abonelerini takip etme ve kimlik bilgilerine ulaşma yetkisi veren yasa maddesini iptal etti.

    Kararda bu konunun yargının görevi olduğu belirtildi. AYM ayrıca kamuda işe alınacak sözleşmeli personel için güvenlik soruşturması yapılması hükmünü de “Sınırlarının belirsiz olduğu ve keyfiliğe neden olabileceği” gerekçesiyle iptal etti.

    Sözcü’den Asuman Aranca’nın haberine göre, art arda gelen iptallerin üçüncüsü de medya kurumlarıyla ilgili oldu. MİT veya Emniyet tarafından, ortakları ya da yönetim kurulu üyeleri arasında terör örgütleri ile irtibatlı kişiler olduğu belirlenen medya kuruluşlarının TV lisans başvurularının reddedilmesini düzenleyen yasa maddesinin de iptaline karar verildi.

  • İmamoğlu’nun eşini ve çocuğunu tehdit eden şahıs hakkında karar

    İmamoğlu’nun eşini ve çocuğunu tehdit eden şahıs hakkında karar

    Sosyal medya paylaşımlarında Ekrem İmamoğlu ve Selahattin Demirtaş’ın ailelerine yönelik cinsel saldırı tehditlerinde bulunan Hikmet Oğuz Beşel, ifadeye çağrılmasının ardından serbest bırakıldı.

    İki hafta önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 9 yaşındaki kız çocuğuna ve eşi Dilek İmamoğlu’na yönelik cinsel saldırı tehditlerinde bulunan Hikmet Oğuz Beşel ifadeye çağrıldı.

    İleri Haber’den Emre Orman’ın haberine göre, Sosyal medya paylaşımları ortaya çıkan ve tepkilere yol açan Hikmet Oğuz Beşel’in, ifadesinin ardından serbest bırakılmasına karar verildi.

    “ŞEHİT HABERLERİ GELİYORDU O YÜZDEN KÜFRETTİM”

    Düzce’de yaşayan Beşel’in, önceki paylaşımlarında HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ailesine yönelik olarak yine cinsel saldırı tehditleri içeren paylaşımları da ortaya çıkmıştı.

    Beşel’in, ifadesinde cinsel saldırı tehditleriyle dolu paylaşımlarını, “Şehit haberleri geliyordu, o yüzden küfrettim” şeklinde savunduğu öğrenildi.

  • OHAL Komisyonu 46 bin 600 başvuruyu reddetti

    OHAL Komisyonu 46 bin 600 başvuruyu reddetti

    OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu, komisyona yapılan 125 bin 600 başvurudan 3 bin 700’ü kabul, 46 bin 600’ü ret olmak üzere 50 bin 300’ünün karara bağlandığını bildirdi. İncelemesi devam eden müracaat sayısı ise 75 bin 300 olarak belirlendi.

    OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu, komisyona yapılan 125 bin 600 başvurudan 3 bin 700’ü kabul, 46 bin 600’ü ret olmak üzere 50 bin 300’ünün karara bağlandığını bildirdi.

    “OHAL KOMİSYONU ANAYASAL SINIRLARIN DIŞINA ÇIKMIŞ BİR KURUM”

    HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleriyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nu ziyaret ettiklerini belirtti.

    OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun kararlarını uzun bir süredir sorguladıklarını, uyarılar yapmalarına rağmen gerekli adımların atılmadığını anlatan Gergerlioğlu, “OHAL Komisyonu uzun süredir yüz binlerce KHK’linin kaderi üzerinde hukuksuz kararlar veriyor” ifadesini kullandı.

    Gergerlioğlu, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun “anayasal sınırların ve meşruiyet sınırının dışına çıkmış bir kurum olduğunu” söyledi.

    “125 BİN 600 BAŞVURUDAN 50 BİN 300 DOSYA İNCELENMİŞ”

    Gergerlioğlu, “20 bin takipsizlik veya beraat kararı var ancak komisyon bunları umursamıyor ve beraat kararlarına çok rahat ret kararı veriyor. Rakamlara göre, komisyona 125 bin 600 başvuru var. 50 bin 300 dosya incelenmiş ve 3 bin 700 kabul var. Şu ana kadar kabul oranı yüzde 7,5 iken son bir ay içerisinde yüzde 7,3’e düşmüş. Bu kadar ret kararı veren bir komisyonla karşı karşıyayız. Bir başka önemli haberi ise dün komisyon başkanı belirtti. Komisyon sonucunda idare mahkemelerine gidenlerden ilk karar çıkmış. İlk karar, komisyonun kararını iptal yönünde çıkmış” bilgisini paylaştı.

    KARARLARA, OHAL KOMİSYONU BAŞVURU TAKİP SİSTEMİNDEN ULAŞILABİLİR

    Komisyon kararları bildirilmek üzere, kişilerin en son görev yaptığı kurumlara teslim edilirken, başvurusu kabul edilen kişilerin atama işlemi ise en son görev yapılan kurum ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca gerçekleştirilecek.

    Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen Ankara idare mahkemeleri nezdinde ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptal davası açılabilecek.

    Başvuranlar, Komisyonun internet adresindeki “OHAL Komisyonu Başvuru Takip Sistemi” uygulaması üzerinden Komisyona yapılan başvuruların safhalarını ve kararın kabul veya reddine ilişkin bilgi edinebilecek. (HABER MERKEZİ)

  • OHAL Komisyonu 300’e yakın dosya ile ilgili kararını verdi

    OHAL Komisyonu 300’e yakın dosya ile ilgili kararını verdi

    OHAL Komisyonu’nun KHK ile meslekten ihraçlara ilişkin olarak ilk kararını verdiği belirtildi. Verilen kararlarda, çoğunlukla mesleğe iade ile başvuruların reddi yönünde hükümler yer aldı.

    Olağanüstü Hal (OHAL) Komisyonu, darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL sonrası çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile meslekten ihraç edilenlere ilişkin ilk kararlarını verdi.

    Habertürk’ün haberine göre komisyonda incelenen 300’e yakın dosya karara bağlandı.

    Habere göre Komisyon’un, incelemelerini bitirdiği dosyalarda çoğunlukla ihraç talebinin reddine yönelik kararlar var.

    Mesleğe iade yönünde kararların da az da olsa olduğu belirtilirken, bu isimlerin ise henüz belli olmadığı aktarıldı.

    AA’nın haberine göre meslekten başvurusu kabul edilenlerle ilgili kararlar, Devlet Personel Başkanlığı’na bildirildi.

    Başvurusu kabul edilen kişilerin eski statülerine ve unvanlarına uygun kadro ve pozisyonlara 15 gün içinde atanabileceği belirtildi.

    Resmi Gazete’de yayımlanan 685 sayılı KHK ile kurulan ve 22 Mayıs’ta göreve başlayan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na, bugüne kadar 103 bin 276 başvuru yapılmıştı.

    OHAL KOMİSYONUNDAN AÇIKLAMA

    OHAL Komisyonu’ndan kararlara ilişkin yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

    “685 sayılı KHK ile kurulan OHAL İnceleme Komisyonu, dosyası tekemmül eden ve incelemesi tamamlanan başvurulara dair kararlarını vermiştir. Bu kararlar içinde kabul ve ret kararları bulunmaktadır. Komisyon kararları, 685 sayılı KHK’nın 10., 12/7/2017 tarihli ve 30122 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun Çalışmasına İlişkin Usul ve Esaslar Tebliği’nin 15’inci maddesinde belirtilen ilgili kurumlara bildirilecek ve bu kurumlar tarafından başvurucuya tebliğ edilecektir.

    Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren altmış gün içinde 685 sayılı KHK’nın 11 ve ek 1 inci maddesinde belirtilen kurum veya kuruluşlar aleyhine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen Ankara idare mahkemeleri nezdinde iptal davası açılabilecektir. Diğer taraftan, 17 Temmuz 2017 tarihinden itibaren elektronik başvuru sistemi üzerinden alınan başvurular valilik veya ilgili kurumlar aracılığıyla Komisyona intikal ettirilmiş ve söz konusu başvuru süreci 23 Ekim 2017 tarihinde sona ermiştir. Komisyon tarafından elektronik ortamda başvuru alma, arşivleme ve inceleme için özel bir bilgi işlem altyapısı oluşturulmuş, başvurulara ilişkin tüm bilgiler bu sisteme kaydedilmiştir. Komisyon çalışmalarına yardımcı olmak üzere, 28’i hâkim, 30’u müfettiş ve 40’ı uzman olmak üzere toplam 190 personel görevlendirilmiştir. 22/12/2017 tarihi itibariyle Komisyona yapılan başvuru sayısı 103.276’dır. Kurumlardan intikal eden personel dosyaları, mahkeme dosyaları ve eski başvurularla birlikte toplam 212.554 evrakın tasnif, kayıt ve arşivleme işlemi tamamlanmıştır. Komisyonumuz, başvurulara ilişkin inceleme ve değerlendirme çalışmalarına devam etmektedir.”

     

  • AHİM, Semih ve Nuriye’nin başvurusunu red etti

    AHİM, Semih ve Nuriye’nin başvurusunu red etti

    PİRHA- 147 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın serbest bırakılması için AHİM’e yapılan başvuru ‘devletin eğitimcilere gayet iyi bakıyor’ denilerek red edildi.Kararı değerlendiren avukatlar ise bu kararın AHİM’in tarihinde bir ‘utanç’ olarak anılacağını söyledi.

    OHAL sonrası çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen ve “işimi geri sitiyorum” diyerek eylem başlatan, ardından açlık grevine giren, Nuriye Gülmen Semih Özakça tutuklanmasına karşı içi hukuk yolları tükenince başvurulan AHİM, tutuklu kalmalarında ‘sakınca yoktur’ denilerek, tahliye talebini red etti.

    BirGün’den Erk Acarer’in haberine göre AİHM kararında, “devletin Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya gayet iyi baktığı”, dosya içerisindeki 24 uzman hekimin raporuna rağmen “şimdilik hayati bir tehlike de görülmediği” denildi.

    Mahkemenin bu kararını değerlendiren açlık grevindeki eğitimcilerin avukatları şunları söyledi:

    “Gülmen-Özakça tedbir kararı, eğer bir gün bu çürümüşlükten kendisini kurtarabilirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tarihinde utançla ve payandası olduğu şeyle birlikte anılacaktır.”

    Halkın Hukuk Bürosu avukatları da karara karşı şunları belirtti;

    “Böylece 24 Mayıs günü başladığımız haksız tutuklamaya itiraz mücadelesinin mevzuatta öngörülen hukuksal yolu sona erdi. En azından Nuriye ve Semih için yürürlükteki kanunların izin verdiği her yola sonuna kadar ve ısrarla başvurduk. Artık geriye kalan Nuriye ve Semih’in başından beri güvendikleri ve tutkuyla sevdikleri Türkiye halkı ve onun vicdanı ile ömürlerini ortaya koyarak savundukları onurlarıdır. Onun da hukuka ihtiyacı yok, hep birlikte yanlarındayız.”

    Haber Merkezi