Etiket: karne

  • Eğitim-Sen ve Veli-Der’den MEB’e kırık karne: Dini protokollerle çocuklar hedef alınıyor

    Eğitim-Sen ve Veli-Der’den MEB’e kırık karne: Dini protokollerle çocuklar hedef alınıyor

    PİRHA- Eğitim-Sen ve Veli-Der Mersin Şubeleri, karne gününde MEB’e kırık not verdi. Yapısal sorunlar, eşitsizlikler, çocuk emeği ve dini protokollerin hedef alındığı açıklamada, “Parasız, laik ve bilimsel eğitim tüm çocukların hakkıdır” denildi.

    Eğitim-Sen Mersin Şubesi ve Veli-Der, Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelerek Millî Eğitim Bakanlığı’na (MEB) “karne” verdi. Eylemde basın açıklamasını Eğitim-Sen Örgütlenme Sekreteri Özgür Saçkesen okudu. Açıklamada, Türkiye’deki eğitim sisteminin derinleşen yapısal sorunlarına dikkat çekilerek, MEB’in politikaları eleştirildi.

    EĞİTİMDEKİ EKSİKLİKLER DİLE GETİRİLDİ

    Saçkesen yaptığı açıklamada, okul öncesinden yükseköğretime kadar tüm kademelerde yaşanan fiziki altyapı yetersizlikleri, taşımalı eğitimdeki sorunlar, artan eşitsizlikler ve bilimsel, laik, demokratik, kamusal eğitimin tasfiye edilmesini temel sorunlar olarak sıraladı. Eğitim sisteminin birçok kesim için erişilemez hale geldiğini belirten Saçkesen, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan çocuklar, kız öğrenciler, engelliler, mülteci çocuklar ve anadili farklı olan öğrencilerin büyük ölçüde dışlandığını ifade etti.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasını eleştiren Saçkesen, bu sistemin çocuk işçiliğini meşrulaştıran bir sömürü düzenine dönüştüğü vurguladı. Dini vakıf ve cemaatlerle yapılan protokollerin ise çocukların güvenliğini tehdit ettiğini dile getirdi.

    Proje okullara yapılan atamaların öğretmenlerin mesleki özerkliklerini zedelediğini de belirten Saçkesen, eğitimde ideolojik yönelimin her geçen gün daha da belirgin hale geldiğini söyledi. Deprem bölgelerinde ise eğitime dair yapılması gerekenlerin ciddi ölçüde yetersiz kaldığına dikkat çekti.

    KAMUSAL, LAİK VE EŞİTLİKÇİ EĞİTİM TALEPLERİ

    Eylemde şu talepler öne çıktı:

    “- Gerici ve piyasacı anlayış terk edilmeli, kamusal ve nitelikli eğitim sağlanmalı,
    – Tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller iptal edilmeli,
    – Eğitim bütçesi artırılmalı,
    – Her öğrenciye ücretsiz bir öğün yemek verilmeli,
    – Anadilde eğitim anayasal bir hak olarak tanınmalı,
    – MESEM’ler kapatılmalı, çocuk emeği sömürüsüne son verilmeli,
    – Kız çocuklarının eğitime katılımı için özel destek programları uygulanmalı,
    – Mülteci ve engelli çocuklar için kapsayıcı politikalar hayata geçirilmeli.”

    Özgür Saçkesen, “Eğitim hakkı devredilemez bir kamu hakkıdır. Tüm çocuklar için eşit, adil, parasız, nitelikli, laik, bilimsel, anadilinde ve cinsiyet eşitlikçi bir eğitim sistemi istiyoruz” diyerek açıklamayı sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Eğitim Sen’den Yusuf Tekin’e karne: Eğitimde sorunlar artarak devam ediyor-VİDEO

    Eğitim Sen’den Yusuf Tekin’e karne: Eğitimde sorunlar artarak devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen, 2024-2025 eğitim öğretim döneminin son ermesi dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada Bakan Yusuf Tekin’e “karne” verdi. Açıklamada eğitimde yaşanan sorunların artmaya devam ettiği vurgulandı.

    video eklenecek…

    2024-2025 eğitim-öğretim yılı sona erdi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası da (Eğitim Sen) Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaptığı açıklama ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın karnesini verdi.

    Yapılan basın açıklamasında eğitimde yaşanan yapısal sorunların artarak devam etmekte olduğuna dikkat çekildi. Basın metnini Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    EĞİTİM SİSTEMİ VE ÇOK KATMANLI BİR KRİZLE KARŞI KARŞIYADIR.

    2024- 2025 Eğitim Öğretim yılında çocukların; bilim dışı anlayışla, açlığa, çocuk işçiliğine, cemaat ve tarikat düzenine mahkum edildiğini belirten Kemal Irmak, şunları kaydetti:

    “ Türkiye’de eğitim sistemi, yıllardır sürdürülen piyasacı, rekabete dayalı ve sınav odaklı politikalar nedeniyle uzun süredir derin ve çok katmanlı bir krizle karşı karşıyadır. 2024/’25 eğitim öğretim yılında okul öncesinden yükseköğretime kadar eğitimin tüm kademelerinde yaşanan sorunlar, sistemin temel işlevlerini yerine getiremez hale geldiğini bir kez daha göstermiştir. Bu yapısal tıkanıklık, eğitimin niteliğinde ciddi bir gerilemeyi beraberinde getirmiştir.
    Okulların fiziki altyapı eksiklikleri, donanımsızlık, kalabalık sınıflar ve ikili öğretim uygulamaları gibi temel problemler bu eğitim yılında da çözüme kavuşturulamamıştır. Özellikle kırsal bölgelerde sürdürülen taşımalı eğitim modeli, eğitime erişimi kolaylaştırmaktan çok çocukların sosyal, fiziksel ve pedagojik gelişimlerini olumsuz etkilemektedir.”

    “MESLEKİ SAYGINLIĞI ZEDELEMİŞ VE EĞİTİMDE NİTELİĞİ OLUMSUZ ETKİLEMİŞTİR”

    Öğretmen açığı sorunun bu yıl da giderilemediğine dikkat çeken Irmak, “Nitelikli, güvenceli öğretmen istihdamı yerine, sözleşmeli, ücretli ve mülakata dayalı atama uygulamaları devam etmiştir. Bu politikalar, öğretmenler arasında adaletsizliği derinleştirmiş, mesleki saygınlığı zedelemiş ve eğitimde niteliği olumsuz etkilemiştir” dedi.

    “ÇOCUKLARIN HAKLARI VE GELECEKLERİ TEHDİT ALTINDADIR”

    Irmak, çocukların haklarının ve geleceklerinin tehdit altında olduğunu vurgulayarak şunları ekledi:

    “MEB’in açıkladığı ve 2024-2025 itibarıyla kademeli olarak uygulamaya koyduğu yeni müfredat, bilimsel içerikten uzaklaşmış, eleştirel düşünceyi baskılayan, dini referanslı bir yapıdadır. Laiklik, eleştirel düşünce, bilimsel yöntem gibi temel ilkeler müfredatta giderek daha az yer bulmakta; yerini dogmatik, tekçi ve ideolojik ögelere bırakmaktadır.

    Çocuk yaşta evliliklerin önüne geçecek, çocuk istismarını önleyecek politikaların hayata geçirilmemesi, toplumsal eşitsizliklerin eğitim yoluyla yeniden üretildiğini açıkça göstermektedir. Özellikle emekçi ailelerin çocukları, kız çocukları ve kırsal bölgelerde yaşayan öğrenciler açısından eğitime erişim, bu yıl da ciddi sorun alanlarından biri olmuştur. Çocukların hakları ve gelecekleri tehdit altındadır.”

    “EĞİTİM SİSTEMİ İÇİNDE FARKLI ETNİK, DİLSEL VE KÜLTÜREL KİMLİKLERE YÖNELİK DIŞLAYICI UYGULAMALAR SÜRMEKTEDİR”

    Kemal Irmak, eğitim sistemi içinde farklı etnik, dilsel ve kültürel kimliklere yönelik dışlayıcı uygulamaların sürdüğünü belirterek, “2024-2025 eğitim öğretim yılı, Türkiye’de eğitim sisteminin eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal karakterinden uzaklaştığı bir dönemi daha gözler önüne sermiştir. Bölgesel, sınıfsal, etnik, cinsiyet temelli ve fiziksel engellilik gibi toplumsal farklılıkların eğitim sisteminde yarattığı eşitsizlikler derinleşerek devam etmektedir.
    Eğitim sistemi içinde farklı etnik, dilsel ve kültürel kimliklere yönelik dışlayıcı uygulamalar sürmektedir. Anadilinde eğitim hakkı tanınmadığı için çok sayıda çocuk sistematik bir eğitim dışına itilme riskiyle karşı karşıyadır. Engelli çocuklar için okullarda yeterli fiziki altyapı, uzman öğretmen ve özel destek hizmetleri sağlanmamaktadır. Kamusal eğitim hakkı linç ediliyor. MEB proje okullarında büyük bir tasfiyenin peşindedir . Milli Eğitim Akademisi mesleki özerkliğe yönelik siyasal bir müdahale olmuştur. Taşımalı eğitimin kısmen kaldırılması eğitim hakkının gaspı demektir” dedi.

    “EĞİTİM HAKKINA ERİŞİMİN ÖNÜNDEKİ TÜM ENGELLER KALDIRILMALIDIR”

    “2024-2025 eğitim öğretim yılı, eğitim hakkına erişim konusunda yaşanan çok yönlü engellerin derinleştiği bir dönem olmuştur” diyen Kemal Irmak, “Eşit, parasız ve nitelikli eğitimin temel koşulları sağlanmalıdır. Her öğrenciye ücretsiz bir öğün yemek sağlanmalıdır. Eğitim bütçesi acilen artırılmalıdır. Kamusal eğitim güçlendirilmeli, piyasalaşmaya son verilmelidir. Eğitim hakkının önündeki fiziksel ve yasal engeller kaldırılmalıdır. Her çocuğun eşit, parasız, nitelikli, laik, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitime erişimi güvence altına alınmalıdır. Müfredat kapsayıcı, çoğulcu ve cinsiyet eşitliğini gözeten bir biçimde yeniden yapılandırılmalıdır. Kamusal eğitim anayasal güvence altına alınmalı, özel okul teşvikleri kaldırılmalıdır.
    Tüm öğrenciler için eşit, parasız, nitelikli eğitim olanakları sağlamak devletin ve özelde Millî Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğundadır” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim emekçileri Mersin’den iktidara seslendi!-VİDEO

    Eğitim emekçileri Mersin’den iktidara seslendi!-VİDEO

    PİRHA- 2024/’25 eğitim-öğretim yılının ilk yarısına dair açıklama yapan eğitim sendikaları, eğitim emekçilerinin yaşam koşulları giderek ağırlaştığına dikkat çekerek, “Türkiye’deki bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları nedeniyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. Herkesin eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanabilmesi için eğitim herkesi kapsamalı, yeterli sürede verilmeli, yaşam boyu ulaşılabilmeli, kamusal bir anlayışla parasız olmalı, içeriğinin çağdaş, bilimsel ve laik olmalı, resmi dil yanında diğer ana dillerde de yapılabilmelidir” dedi.

    Eğitim-Sen Mersin Şubesi ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilciliği 2024/’25 eğitim-öğretim yılının ilk yarısına dair basın açıklaması yaptı. Yenişehir Milli Eğitim Müdrülüğü önünde yapılan açıklamada, eğitimde yaşanan sıkıntılarıın arttığı vurgulandı.

    Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, Türkiye’de yıllardır çok ağır çalışma koşulları altında ve özveriyle görev yapan eğitim emekçilerinin yaşam koşulları giderek ağırlaşırken, boş kadro olmasına rağmen, uzunca bir süredir eğitim kurumlarına genel idari hizmetler, teknik personel ve yardımcı hizmetler sınıfında memur alımı yapılmadığını söyledi.

    “OKULLARDA HİJYENİN TAM ANLAMIYLA SAĞLANMASI ZORUNLUDUR”

    Eğitim öğretim yılının başından itibaren haftada üç gün çalışan geçici temizlik personelinin, okul hijyeni için yetersiz olduğunu dile getiren Sümbül, “Bu durumun olumsuz sonuçlarını yaşayan eğitim emekçileri ve veliler okullarda salgın hastalıkların yayılma riskine dikkat çekerek acil çözüm talep etmektedir. Hükümetin tasarruf politikaları kapsamında temizlik personelinin çalışma günlerinin azaltılması, okullardaki hijyen koşullarını ciddi şekilde tehlikeye atmış ve öğrencilerin sağlığını riske sokmuştur. Eğitimin niteliğini korumak ve öğrencilerimizin sağlığını güvence altına almak için okullarda hijyenin tam anlamıyla sağlanması zorunludur” diye belirtti.

    “DİNSELLEŞME YAYGINLAŞTI”

    Sümbül, eğitim öğretim yılının ilk yarısında ÇEDES projesi kapsamında okullarda yapılan ve kamuoyuna yansıyan bazı etkinlikler şu şekilde açıkladı:

    “Türkiye’nin dört bir yanında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde uygulamalı hac eğitimi verilmekte, sınıfın ortasına kurulan Kâbe maketi etrafında tavaf eden öğrenciler, ihram giyimini öğrenip şeytan taşlama pratiği gerçekleştirmektedir.

    Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 2 Aralık 2024 tarihinde okullara gönderdiği yazı ile ÇEDES Projesi kapsamında lise, ortaokul, ilkokul ve anaokullarından oluşan 99 okula cami imamlarını görevlendirmiştir. Görevlendirme listedeki din görevlilerin tamamı AKP İzmir İl Başkanı, MÜSİAD üyesi patron Bilal Saygılı’nın kendi adına yaptırdığı Ege Üniversitesi Kampüsü içerisindeki Bilal Saygılı Camisinden seçilmiştir.

    18 Aralık 2024’te Konya’da düzenlenen “Arapça Günü Etkinlikleri” kapsamında bir öğrencinin IŞİD militanı gibi giydirilip eline oyuncak silah verilerek arkadaşlarına ateş ettirildiği bir gösteri gerçekleştirilmiştir. Bu etkinlik, kamuoyunda büyük tepki toplamıştır.

    Manisa’nın Kula ilçesindeki Jeopark Ortaokulu’nda, ÇEDES projesi kapsamında düzenlenen “Filistin İçin Tek Yürek” adlı etkinlik, içerdiği sahneler nedeniyle kamuoyunda tepki çekmiştir. Gösteride, sahnede kanlı kefenler, kesik kol ve bacak maketleri sergilenmiş; ayrıca öğrencilere oyuncak silahlar verilmiştir. Etkinliğe Kula Kaymakamı, Kula Belediye Başkan Vekili, İlçe Milli Eğitim Müdürü ve diğer protokol üyeleri de katılmıştır.”

    “EĞİTİME ERİŞİM HAKKI SAĞLANMALI”

    Eğitim Sen olarak, sorunların yalnızca günübirlik tedbirlerle değil, köklü ve kamusal eğitim politikalarının benimsenmesiyle çözülebileceğini savunduklarının altını çizen Sümbül, şunları aktardı:

    “Kamusal eğitim politikalarının odağında, bilimin ışığında, eşitlik ve laiklik temelinde bir eğitim sistemi inşa etmek yer almalıdır. Kamusal eğitim, siyasal iktidarın ve bir bütün olarak devletin ekonomik ve demokratik talepleri karşılaması için zorlandığı, eğitim hizmetinin herkes için eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmasını ifade eden bir kavramdır. Bir ülkede herkesin eşit koşullarda yararlanabileceği bir eğitim hakkından bahsedebilmek için eğitimin fiziksel ve ekonomik yönden de erişilebilir olması gerekir. Eğitime erişim hakkını düzenleyen her türlü ulusal/uluslararası yasa/sözleşme, devletlere bu hakkın ayrım yapılmaksızın sağlanması yükümlülüğünü getirmektedir.

    Türkiye’deki bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları nedeniyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. Herkesin eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanabilmesi için eğitim herkesi kapsamalı, yeterli sürede verilmeli, yaşam boyu ulaşılabilmeli, kamusal bir anlayışla parasız olmalı, içeriğinin çağdaş, bilimsel ve laik olmalı, resmi dil yanında diğer ana dillerde de yapılabilmelidir. Okullarda verilen eğitimin içerik bakımından dini esaslara göre değil, bilimsel esaslara dayalı olması, eğitimin gerçek anlamda laik ve demokratik bir yapıda örgütlenmesi yönündeki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimiz bilinmelidir.”

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilcisi Nebil Birtek de, özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin, asgari ücrete hatta birçok kurumda asgari ücretin de altındaki ücretlere mahkûm edilmek istendiğini belirterek, “Özel sektör eğitim emekçisi, bizzat Millî Eğitim Bakanlığı tarafından soluksuz bırakılmak isteniyor. Boğazımıza yapışan ve bizi iliğimize kadar sömürmek isteyen sermayenin türlü hukuksuzluklarına karşı, en sorumlu kurum olarak kılı kıpırdamayan Millî Eğitim Bakanlığıdır.

    “TABAN MAAŞ HAKKIMIZI GERİ ALACAĞIZ”

    Ataması yapılmayan yüz binlerce eğitim emekçisi tabanda yığılarak özel öğretim kurumu sahiplerinin ücretli köleleri haline getirildiğini vurgulayan Birtek, şunları dile getirdi:

    “Kolejlerde, kurslarda, rehabilitasyon merkezlerinde, anaokullarında, kreşlerde, vakıf üniversitelerinde çalışan bütün eğitim emekçilerinin bugün tarihsel bir fırsatı vardır. Bu fırsat, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının tüm dar alanları zorlaya zorlaya açtığı yoldadır. Bu yolun tıkanmaması, çıkmaz bir yol haline gelmemesi de tüm özel sektör öğretmenlerinin sorumluluğundadır.

    Bugün insanca yaşamak için burada, bir aradayız! Bugün bizi görmezden gelip yalnızca patronların çıkarlarını gözetenlere başta taban maaş ve eşit işe eşit ücret hakklarımızı almadan asla vazgeçmeyeceğimizi haykırmak buradayız! Eğitimi tüccarların, müteahhitlerin, mafyanın elinden çekip almak için buradayız!

    Bugün asgari yaşama, ücretli köleliğe ve Velilerden 100 binlerce lira para alıp öğretmenlere sefalet ücretini reva görenlere isyan etmek için buradayız! Yaşasın Sendikamız! Yaşasın öğretmen dayanışmamız!  Mücadele dersini öğretmenler verecek! Taban maaş hakkımızı geri alacağız!”

    PİRHA/MERSİN

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Eğitimcilerden Milli Eğitim Bakanlığı’na karne: Milli Eğitim sınıfta kaldı! – VİDEO

    Eğitimcilerden Milli Eğitim Bakanlığı’na karne: Milli Eğitim sınıfta kaldı! – VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Mersin Şubesi ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası 2022-2023 eğitim yılını değerlendirip, Milli Eğitim Bakanlığı’na karne verdi. Bakanlığın karnesi laiklik, cinsiyet eşitliği, bilimsellik, parasız eğitim gibi alanlarda sıfırlarla dolu.

    2022-2023 eğitim ve öğretim yılının sona ermesiyle birlikte, Eğitim Sen Mersin Şubesi ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Şubesi Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) karne hazırladı. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamada eğitimciler öğrenim yılını da değerlendirdiler.

    Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, bu eğitim ve öğretim yılında da MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmediğini ifade etti.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek ise, sözleşmeli çalışan öğretmenlerin kötü koşullarına değinerek, “MEB bu çalışma koşullarını denetlemeyen, görmezden gelen, şikayetlere kulak tıkayan yaklaşımıyla bu şartların oluşumunda ve devamında suç ortağıdır” dedi.

    “DAYATMACI POLİTİKALAR ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMENLERİ MUTSUZ EDİYOR”

    Türkiye’de eğitim sisteminin uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakıldığını belirten Mahmut Sümbül, “Eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları 2022/’23 eğitim öğretim yılında devam etmiştir.Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir” şeklinde konuştu.

    Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığını söyleyen Sümbül, şöyle devam etti:

    “Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini sürdürmeye kararlıdır.”

    “İMAMA DEĞİL ÖĞRETMENLERE İHTİYAÇ VAR”

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek de, okullara imam atanmasıyla ilgili, “Arkadaşlarımız KPSS yüzünden intihar ederken, ataması yapılmayan arkadaşlarımız inşaatlarda çalışıp iş cinayetine kurban giderken, Yeni Bakan Yusuf tekin ise göreve gelir gelmez kutuplaştırmayı arttıracak ve teklik dayatması anlamına gelecek olan öğretmen yerine bazı okullara ÇEDES Programı ve manevi danışmanlık adı altında imam ataması yapmıştır. Çocuklarımızın imama değil pedagoji eğitimi almış, alanında uzman öğretmenlere ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

    Özel sektör öğretmenlerinin güvencesizliği en yoğun şekliyle yaşadığını vurgulayan Birtek, “Sözleşmeli öğretmenler on aylık sözleşmelerle, asgari ücretin altında ya da asgari ücret düzeyinde maaşlarla, eksik yatırılan sigorta primleriyle, –birçoğu- sigortasız ve yoğun mobbinge maruz kalarak çalıştırılmaktadır. Bu acımasız şartların tasarısı patronlara aittir fakat MEB bu çalışma koşullarını denetlemeyen, görmezden gelen, şikayetlere kulak tıkayan yaklaşımıyla bu şartların oluşumunda ve devamında suç ortağıdır” dedi.

    Birtek, Milli Eğitim Bakanlığı’na seslenerek öğretmenlerin gerçek taleplerini içeren bir meslek kanunu ve 5580 Sayılı Kanun’daki taban maaş hakkını geri istediklerini ifade etti.

    MERSİN/ PİRHA

  • Eğitim-Sen Mersin Şubesi, MEB’e sıfır verdi!- VİDEO

    Eğitim-Sen Mersin Şubesi, MEB’e sıfır verdi!- VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Mersin Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yıl sonu karnesine ‘sıfır’ verdi.

    Eğitim-Sen Mersin Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yıl sonu karnesini verdi. Mersin Eğitim Sen Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Sümbül tarafından açıklanan raporda, yıl boyunca eğitimde ciddi sıkıntıların yaşandığını tespit ettiklerini belirtti.

    “BİLİM KARŞITI KARARLAR UYGULANDI”

    Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan ve katlanarak artan sorunlar, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir amacının olmadığını gösterdiğini ifade eden Sümbül, “Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim karşıtı kararlar eşliğinde okullarda hayata geçirilmeye devam etmektedir” dedi.

    “EĞİTİM SÜRECİNDE FARKLI DİL, KİMLİK VE İNANÇLAR DIŞLANDI”

    Sümbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Pandemi nedeniyle uygulanan uzaktan eğitimle ilgili sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.

    Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır. Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • Kaya’dan MEB’e çağrı: İnadı bırakın, yüz yüze sınavdan vazgeçmelisiniz!-VİDEO

    Kaya’dan MEB’e çağrı: İnadı bırakın, yüz yüze sınavdan vazgeçmelisiniz!-VİDEO

    PİRHA- CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a seslenerek, “Bu pandemi döneminde çocuklarımızın, öğretmenlerimizin, velilerimizin can güvenliğini riske atacak yüz yüze sınavdan vazgeçmelisiniz” dedi. 

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a “Covid-19 virüsünün bulaşıcılık oranının arttığı bir dönemde; çocuklarımızın, öğretmenlerimizin, velilerimizin can güvenliğini riske atacak yüz yüze sınavdan vazgeçmelisiniz” çağrısında bulundu.

    “LÜTFEN BU ÇIĞLIKLARA KULAK VERİN”

    Kaya, Bakan Selçuk’a şöyle seslendi:

    “Pandemi nedeniyle eğitim yüz yüze gerçekleştirilemiyor. 750 bin ailenin evinde televizyonun olmadığı çok açık. İnternete erişemeyen bu nedenle uzaktan öğretime de erişemeyen 4.5 milyon öğrencimiz var. Siz bu durumu bilerek ilkokul hariç ortaokul ve lisede öğrenim gören çocuklarımıza birinci karnede not vermek için yüz yüze sınav yapmak istiyorsunuz. bizim velilerden, öğretmenlerden ve öğrencilerden aldığımız bu konudaki çağrı bizi duyarlı kılıyor. Lütfen bu çığlıklara kulak verin. Size bir eğitimci olarak sesleniyorum. Bu inattan vazgeçin. Karnede not olsa ne olur olmasa ne olur. Fırsat eşitsizliği var zaten, bunu devam ettireceksiniz.”

    PİRHA/ ANKARA

  • Veli-Der, MEB’e karnesini verdi: Kadrolaşma, baskı ve şiddete tam puan

    Veli-Der, MEB’e karnesini verdi: Kadrolaşma, baskı ve şiddete tam puan

    PİRHA- Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Karşıyaka Şubesi 2018-2019 öğretim yılının sona ermesi ile birlikte bir  basın açıklamasıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) karne verdi. 

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Karşıyaka Şubesi, öğretim yılının sona ermesi nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı’na karne verdi.

    MEB’e verilen karnede ‘Kadrolaşma, Baskı ve Şiddet’ ile ‘Eğitimin Dinselleştirilmesi ve Ticarileştirilmesi’ne 100 tam puan verdi. Diğer bütün derslere ise sıfır puan verildi.

    Karşıya İskelede düzenlenen basın toplantısında konuşan Veli-Der Karşıyaka Şube Başkanı Turgut Aydın, kimi öğrencilerin başarısızlık nedeniyle üzüntülü olduğunu kaydederek, “Üzüntülü çocuklarımıza sesleniyoruz. Başarısızlığın aslında senin başarısızlığın değil, eğitim sisteminizin başarısızlığıdır” dedi.

    KARNENİ GÖSTER KİTABINI AL

    Veli-Der Karşıyaka Şubesi ayrıca öğrencilere karne hediyesi olarak 450 kitap dağıttı. Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Şair Eşref İlkokulu’nda yapılan kitap dağıtımına öğrenciler büyük ilgi gösterdi.

    PİRHA / İZMİR

  • Güngördü: Eylemimi ölüm orucuna vardıracak kararlılıktayım-VİDEO

    Güngördü: Eylemimi ölüm orucuna vardıracak kararlılıktayım-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Zeytinburnu Belediyesi’ndeki işinden çıkarılan Güngördü, eyleminin 231’inci gününde Belediye Başkanı Murat Aydın için hazırladığı sembolik karneyi dağıttı. Güngördü, “Eylemimi açlık grevi ve ölüm orucuna kadar vardıracak kararlılıktayım” dedi.

    Önce Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) ardından da “ilgili müdürlüğün çalışan ihtiyacı olmadığı” gerekçesiyle Zeytinburnu Belediyesi’ndeki işinden çıkarılan Kenan Güngördü eyleminin 231’inci gününde Zeytinburnu Adliye Meydanı’nda Belediye Başkanı Murat Aydın için hazırladığı sembolik karneyi dağıttı.

    “HERKESE BU HUKUKSUZLUĞU ANLATIYORUM”

    Zeytinburnu Adliye Meydanı’nda eylemini gerçekleştiren Güngördü, mahkemeyi kazanmasına rağmen işe alınmadığını belirterek, “231 gündür meydan meydan, adım adım herkese bu hukuksuzluğu anlatıyorum.” dedi.

    Güngördü sözlerine şöyle devam etti:

    “Bugün bu meydanda Zeytinburnu Belediyesi’ne ve Başkanına bir karne hazırladım. Bu karneyi Zeytinburnu halkı adına, [Belediye Başkanının] başarısızlığının, sınıfta kalmışlığının göstergesi olarak halkımıza dağıtıyorum.”

    “ZEYTİNBURNU BELEDİYESİ SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    “Zeytinburnu belediyesi suç işlemiştir. Haksız ve hukuksuzca 19 yıllık bir kamu çalışanını işten atmıştır. Mahkemeye başvurmama ve kazanmama rağmen halen işsizim. Buradan herkesin empati yapmasını istiyorum. Sadece kendi çocuklarının üzerinden, kendi eşlerinin üzerinden empati kurmasını istiyorum. Eğer onlar haksızlığa uğramış olsaydılar, acaba bu adaletsizliğe ve hukuksuzluğa sessiz kalacaklar mıydı?”

    Eylemde, “Taşerona kadro dediniz işten attınız!”, “Zeytinburnu belediyesi mahkeme kararını uygula, hukuksuzluğu bırak, ‘işimi geri istiyorum’” pankartları açılarak “mahkeme kararı uygulansın”, “başkan şaşırma sabrımızı taşırma”, “yaşasın onurlu mücadelemiz” sloganları atıldı.

    “EYLEMİMİ AÇLIK GREVİ VE ÖLÜM ORUCUNA VARDIRACAK KARARLILIKTAYIM”

    Konuyla ilgili PİRHA’ya açıklama gönderen Güngördü, Meclisteki tüm vekillere konuyu ivedilikle çözmeleri yönünde çağrı yaptığını belirterek, “Aksi durumda eylemimi açlık grevi ve ölüm orucuna kadar vardıracak kararlılıktayım.” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Güngördü, 24 Nisan 2017’de İstanbul 12. İdare Mahkemesi’ne başvurmuş, işe iadesini talep etmişti.

    İtirazların ardından başvuruyu 19 Eylül’de karara bağlayan mahkeme, Güngördü’nün yoksun kaldığı tüm özlük, mali ve sosyal haklarının dava açma tarihi olan 24 Nisan’dan itibaren işletilerek kendisine ödenmesine karar vermişti.

    Güngördü’nün işe tekrar başlayacağı gün olan 20 Kasım’da işe girişi yapılmış ardından birkaç saat sonra “ilgili müdürlüğün çalışan ihtiyacı olmadığı” gerekçe gösterilerek işten çıkarılmıştı.

  • Öğrencisizlikten müze haline gelen okul-VİDEO

    Öğrencisizlikten müze haline gelen okul-VİDEO

    PİRHA- Bir zamanlar tebeşir kokan, kapısında çocukların şen kahkahalarının duyulduğu okul 6 yıldır öğrencisiz idi. Şimdilerde yine öğrencisi olmasa da 50 yıl öncesinden günümüze çocukların karneleri ve yaptıkları işlerinin bir araya getirildiği okulda geçmişin tozlu sayfaları açıldı. Sivas’ın Davulalan Köyü’nde 51 yıllık bir okul geçmişi müze haline geldi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Çeşitli nedenlerle birçok Alevi köyünde yaşanan-yaşatılan göç nedeniyle geçmişte yaşam kokan mekanlar ya harabeye dönüyor ya da Davulalan köyünde olduğu gibi hala bağlarını koparmamış olanlar tarafından yeni bir çehreye kavuşturuluyor.

    Davulalan Köyü Sosyal Eğitim Vakfı tarafından 1960’da başlayıp 50 yıldan fazla eğitim hizmeti veren Davulalan İlköğretim Okulu müzeye dönüştü. 51 yıl boyunca okulda çekilmiş fotoğraflar, yapılmış ödevler, alınmış karneler gün yüzüne çıkartıldı. Yıllar önceki fotoğrafları ve çocukluk anıları ile karşılaşan köy sakinlerinin mutluluğu gözlerinden okunuyor. Bu çocuklardan biri de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan. Müze haline dönüştürülen okulu görmeye gelenlerle dünü bugünü konuştuk.

    Ankara’da yaşayan Devran Batır, 1993’de dernek olarak kurulan ve 1997 yılında vakıf olarak faaliyetlerine devam eden Davulalan Köyü Sosyal Eğitim Vakfı üyesi. Köye yönelik projeleri 300 üye ile birlikte yürüttüklerini vakfın bir çalışması da bu müze.

    KÖYÜN ORTAK YAŞAM ALANI

    Davulalan İlköğretim Okulu’nun müzeye dönüştürme fikrinin nasıl oluştuğunu şöyle anlatıyor Batır:

    “1960 yılından 2011 yılına kadar eğitim sürdü. 2011’den sonra taşımalı eğitime geçildi ve burası da harabeye döndü. Buradan her geçişimizde bizi üzüyordu. Köylülerimizden ve üyelerimizden bu yönde talepler geldi. Bizden önceki yönetim projelendirmiş, burayı restore etmeye karar verdik. Davulalan Köyü eğitim ve tarih müzesi olarak tasarlandı. Burası köyün ortak yaşam alanı. Eskiden köylerde harman yerleri vardı. Artık o alanlar yok oldu. Bu okul aynı zamanda öyle bir ihtiyacı da karşılamış olacak.”

    51 yıllık anıların bir araya getirildiği okul köylülerin ortak anılarını birleştirmiş. Batır, “Eğitim hayatını burada tamamlayanlar çok duygulandılar” diye tanımlıyor müzenin köy halkında yaşattığı hissi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan da ilkokul beşe kadar bu okulda okumuş. Müze olan okulu gezerken denk geliyor ve Kaplan’ın aldığı notlar, çocukluk fotoğraflarına bakıyoruz. “Çok dayak da yedik bu sınıflarda” diyor.

    EĞİTİM İÇİN KÖYDEN GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALDI

    “Buralar cıvıl cıvıldı. Bir dönem 6 öğretmenin olduğu bir okuldu burası” diyen Kaplan şimdi ise okulun öğrencisizlikten müze haline geldiğini söylüyor.

    Herkes bir nedenden köyünden göç etmek zorunda kalmış. Kaplan ve diğer köylülerin göç nedeni ise eğitim. Kaplan, “Buralar doğduğumuz yerler, buraya gelince toprak bize gülümsüyor. Bizler zorla göç ettirilmedik bu coğrafyadan eğitim için göç etmek zorunda kaldık. Türkiye coğrafyasının çok büyük bir bölümünde zorla göçe tabi tutulan, köyleri yakılıp, yıkılan köylerimiz var. Bu köye geldiğimde onları çok daha iyi anlıyorum” diyor.

    “O GÜNKÜ EĞİTİM BUGÜN LİSELERDE VERİLMİYOR”

    İlkokul eğitimini bu okulda tamamlayan Kaplan döneminde aldığı eğitimin oldukça kaliteli olduğuna da şu sözlerle değiniyor:

    “140 öğrenci vardı, birleştirilmiş sınıflarda okuyorduk. Birleştirilmiş sınıflarda okumamıza rağmen ilk beşe kadar verilen eğitim, bugün liselerde verilmiyor. O zaman ki öğretmenler mesleğini öğretmek için eğitilmiş öğretmenlerdi. Eski köy enstitüleri devamı olan öğretmen okullarından gelen öğretmenlerdi. Bize tarımı, çiftçiliği her şeyi burada öğrettiler. İlkokulda yaptığımız deneylerle elektrik üretimini bile öğrendik. Büyük bir proje olsaydı köyde kendi elektriğimizi üretecek hale gelmiştik. Basit buhar makinesiyle dinamoyu döndürüyordu o da elektriği üretiyordu.”

    “DEVLET ÖĞRETMEN YETİŞTİREN KURUMLARA ACİL DÖNMELİDİR”

    70’li yıllardaki eğitim sistemini şimdiki eğitim sistemi ile karşılaştıran Kaplan büyük bir uçuruma dikkat çekiyor. Şimdiki eğitim müfredatının o yıllardaki eğitimin çok gerisinde olduğuna dikkat çeken Kaplan sözlerini şöyle sürdürüyor:

    O dönemlerde çok çeşitli dersler vardı. Tarım dersleri vardı, yurttaşlık bilgisi dersleri vardı, deneye dayalı fen bilgisi dersleri vardı. Şimdi ise 60’lı 70’li yılların eğitim sisteminin çok gerisindeyiz. Son zamanlarda hükümetin tasarı olarak karşımıza getirdiği eğitim sistemine baktığımız zaman, tamamen bilimsellikten uzak, dinci temellere dayalı bir eğitim sistemi var. Bu sistemde zamanla bizleri Araplaştırmaya çalışıyor. Bu devlet öğretmen yetiştiren kurumlara acil dönmelidir. Şimdi ezberci bir sistem var. Test sistemi eğitim sisteminin çöküşüdür.”

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    SİVAS/DAVULALAN