PİRHA- İzmir’de çalışmalarını yürüten Kars Sarıkamış Aşağısallıpınar Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin geleneksel pikniği yoğun katılımla gerçekleşti.
2001 yılından bu yana İzmir’de çalışmalarını sürdüren Kars Sarıkamış Aşağısallıpınar Köylüleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin geleneksel pikniği halaylar ile başladı.
Buca Kaynaklar’daki bir tesiste gerçekleşen geleneksel pikniğe çok sayıda Aşağısallıpınar köyü sakinleri katıldı.
Pikniğe katılanlar, kendi imkanlarıyla yiyecek ve içeceklerini yanında getirirken, güzel havada gerçekleşen etkinlikte dernek üyeleri çalınan müzik eşliğinde halaylar çekip doyasıya eğlendi.
Piknikte bu tür etkinliklerin kaynaşma ve dayanışmayı arttırdığını ifade edilerek, birlik ve beraberlik vurgusu yapıldı.
“YAN YANA GELMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Günün anlam ve önemine dair konuşan Kars Sarıkamış Aşağısallıpınar Köylüleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fahrettin Dağdevir, “Hepimiz biliyoruz ki sosyallik eşitlik, özgürlük ve dayanışma üzerine kurulu. Biz bugün burada sosyal demokrasinin gereği olan dayanışma bilincimiz ve duygumuzla yan yanayız, omuz omuzayız. Bu sebeple bu duyguyu daha da büyütmek ve genişletmek için bu tarz etkinliklerde yan yana gelmeye devam edeceğiz” dedi.
“DERNEKLERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”
Dağdevir, yöre derneklerinin toplumu bir araya getirmede önemli bir rol gördüğüne vurgu yaparak, “Toplumumuzun kendilerine ait yöre derneklerine dair ilgisi zayıf. Bu kurumlar bizleri bir araya getirirken kültürümüzü de yaşatma çabası güdüyor. Bu kurumlarımıza sahip çıkmaz isek zamanla bir araya gelemeyeceğiz. Tüm köylülerimiz derneklerine daha çok sahip çıkmalı” diye konuştu.
Geleneksel dayanışma pikniği Grup Yıldızım’ın seslendirdiği ezgiler ile çekilen halaylarla son buldu.
PİRHA- Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasını değerlendiren Balkız, 12 Eylül ile birlikte Alevi köylerine cami yapma kampanyası başlatıldığını hatırlatarak, “Devlet bu kadar zalim olamaz, bu kadar dayatmacı olamaz, bu kadar vatandaşının önemli bir kısmını buna mecbur kılamaz, buna hakkı yoktur” dedi.
Araştırmacı Yazar, Eğitimci, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) önceki dönem başkanlarından olan Ali Balkız, Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasını PİRHA’ya değerlendirdi.
“DEVLETİN BÜTÜN ÇABASI ALEVİLERİ NASIL ALEVİLİKTEN ÇIKARIRIZ”
Özellikle 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğü sonrası Alevileri asimile etmenin araçlarının, yollarının, yöntemlerinin çeşitlendirildiğine dikkat çeken Balkız, şunları ifade etti:
“Elbette en başta zorunlu din derslerini saymak lazım. Çok daha genel Türkiye’yi kapsayan bir şey ama ona ek olarak belki birçok etkenleri var. 12 Eylül ile birlikte Alevi köylerine cami yapma kampanyası başlatıldı. Refahiye ilçesinde birçok Alevi köyüne cami yapıldı ve bu yaygınlaşarak devam edip gidiyor. Sarıkamış’taki bu örnekte son örneklerden biri elbette ancak bu son olmayacak, taze yaşamakta olduğumuz bir şey. Bu tam anlamıyla bir misyonerlik faaliyeti. Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı’nın bütün olanaklarıyla Türkiye’de Alevileri nasıl Aleviliklerinden uzaklaştırırız, nasıl Sünnileştiririz, nasıl Ramazan orucunu tutturabiliriz çabası var.”
“Alevi köyüne yol yapılacaksa yapılacaktır, köprü yapılacaksa yapılacaktır, Tarım Kredi Kooperatifi kredi verecekse verecektir, Tarım Bakanlığı damızlık verecekse verecektir, Toprak Mahsulleri Ofisi onların ürünlerini alacaksa alacaktır, bu devletin vazifesi. Devletin bu vazifesini yaparken onlardan bir şey istemesi abesliktir, haksızlıktır, hukuksuzluktur. Ne istiyor? Köyünüze cami yaparsam. Ne diyecek bizim köylü vatandaşımız git kardeşim diyecek. Ne senin camini istiyorum, ne de senin hizmetini istiyorum der mi? Der. Diyenler var mı? Var. Sayıları çok mu? Çok.
“DEVLET BU KADAR ZALİM OLAMAZ”
Aşağısallıpınar örneğinde de olduğu gibi süreç içeresinde köylülerin en azından bir kısmının çeşitli nedenlerle direnişleri kırılabiliyor. Köyün bir muhtarı var, muhtar köyü temsil ediyor. Kaymakam, vali, bu muhtarı ele geçirdiği zaman o köye köylülerin rızası adına birçok şey yaptırabiliyor. Kars’ta yaşanılan bunun son örneklerinden biri. Bu olmaz, bu olmamalı. Devlet bu kadar zalim olamaz, bu kadar dayatmacı olamaz, bu kadar vatandaşının önemli bir kısmını buna mecbur kılamaz, buna hakkı yoktur. Sanki böyle yapmakla bunu başarabileceklerini mi sanıyorlar? Hayır başaramazlar. Bahsettiğim Refahiye’deki uygulamalarda bildiğim için söylüyorum. Alevi köylerine camiler yaptılar, imam atadılar. İmam hatipli yeni okulu bitirmiş genç bir imam, 19-20 yaşında. Kendisi ezan okuyor, kendisi namaz kılıyor, kendisi minareye çıkıyor, minbere iniyor, seccadeye eğiliyor başka kimse yok. 3 gün böyle, 5 gün beş gün böyle. Genç imamın canı sıkılıyor köyün gençleri ile kahvede muhabbet ediyor işi nereye kadar vardırıyor biliyor musunuz? Genç imam ne yapsın gidip ilçe müftüsüne beni buradan alın diyor. Maaşını alıyor, yatıyor, böyle işlere çok rastlıyoruz maalesef.”
“KAMU SEKTÖRÜNDE ALEVİ ÇOCUKLARI İSTİHDAM EDİLMİYOR, EDİLMİŞ OLANLAR İSE ATILIYOR”
3-5 köy muhtarını satın alabileceklerini vurgulayan Balkız, şu örneğe dikkat çekti:
“2010 yıllarıydı Anayasa oylaması vardı. Binali Yıldırım Erzincan’da Alevi köylerini geziyor ve ‘üçer beşer oy verin biz de sizin çocuklarınızı işe alalım’ diyor. Aleviler de zaten Binali beyi seviyorlar ve her köyden 3-5-10 oy çıkıyor, mutlu oluyorlar. Sıra geliyor çocukları işe almaya. Erzincan’da bin tane kişiyi işe alıyorlar. Bir tane bile aralarında Alevi yok. Eğitim bitiyor tayin atama işleri başlayınca bir tanesinin Alevi olduğunu fark ediyorlar hemen işten atıyorlar. ‘Oyları aldık, çocuklarınızı işi almadık, bir tane gözden kaçmış onu da işten attık’ diyorlar, AKP’nin cami örneğinde olduğu gibi. Çocuklarınızı işe alacağız karşılığında rüşvet işi böyle gerçekleşiyor ne yazık ki. Alevileri bununla kandıramazlar. Olsa olsa 1-2 muhtarın gözünü korkuturlar, rüşvet verirler, çocuğunu iş alırlar, o kadar.”
PİRHA – Kars Sarıkamış’ta Alevi köyüne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılmasına ilişkin PİRHA’ya konuşan Araştırmacı Yazar Mesut Özcan, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının ürünü olan cami yaptırmaların darbeden sonraki yıllarda Vali eliyle Dersim’de de yapıldığını ifade ederek duruma tepki gösterdi.
Kars Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü olan Aşağısallıpınar’da kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami dayatmasına ve yaptırmasına tepkiler sürüyor.
PİRHA‘ya konuşan Araştırmacı Yazar Mesut Özcan, Alevileri asimile etmek adına yapılan bu projelerin 2. Abdülhamit döneminden bu yana sürdüğünü belirterek tepki gösterdi.
“HAVADAN ‘SİZİ DİNE DAVET EDİYORUZ’ BİLDİRİLERİ ATTILAR”
Özcan, şöyle konuştu:
“Bu politikalar Dersim’de 1980 darbesinden sonra oldu. Türk-İslam sentezinin bir politikası bu. Türk-İslam sentezinin başvurduğu yöntemdir bu. 12 Eylül’den önce Dersim’de Alevi köylerine camiler yapılmadan önce havadan ‘Sizi Allah’ın yoluna davet ediyoruz, dine davet diyoruz, din kardeşlik demektir’ bildirileri atılıyordu. Bunu generaller eliyle yaptırdılar.
Alevi köylerine cami yapılması, Alevilerin istediği bir şey değil. Kenan Güven, köylerine yol, su isteyen ya da herhangi bir ihtiyacını isteyenlere bu köyde cami niye istemiyorsunuz, diye sordu. Camiye gidecek kimse yok diye cevap alınca o zaman size hizmet de yok dedi. Mecburen insanlar yol, su ve diğer hizmetleri almak için dilekçe verdiler cami de istiyoruz dediler. Aslında Kenan Güven istedi camileri.
Anlaşılan bu köyde de benzer bir yöntem var. Aslında aradan ne kadar zaman geçerse geçsin Alevilere yönelik uygulanan politikaların hiç değişmediğini görüyoruz.”
“MESCİTLER BOŞ ANCAK YENİDEN CAMİ YAPTILAR”
Alevilere yönelik asimilasyon politikaların bir ürünü olan cami yaptırma projelerinin hiçbir geçerliğinin olmayacağını söyleyen Özcan, Dersim’de yaşanan duruma ilişkin şunları aktardı:
“Dersim’de Munzur Gözeleri’nin bulunduğu Ziyaret Köyü’nde mescit yapıldı. Oraya imam gönderildi. Oraya hiç kimse gitmedi. O yapı şimdi bomboş yine Dersim’in Mazgirt ilçesinde Lazvan Köyü’nde cami yapıp imam atadılar. İmam yalnız kalarak oradan ayrıldı. O camiye de kimse gitmedi.
Aktuluk’a da mescit yapıldı. Açıldığından beri hiç kimse gitmedi şu an samanlık olarak kullanılıyor. Buna rağmen Munzur Üniversitesi’nin de içinde olduğu ekip tarafından Aktuluk’ta cami yapıldı. Aşağıda mescit var olup kullanılmamasına rağmen bu camiyi yaptılar. Oraya da kimse gitmeyecek.”
‘CAMİNİZ YOK, SİZ KİMSİNİZ?’
Özcan, 80 darbesinden sonra Dersim’de Vali Kenan Güven’in halka karşı nasıl söylemlerde bulunduğuna şöyle değindi:
“Kenan Güven, sizin hangi dinden olduğunuzu nasıl anlayacağız, caminiz yok, siz kimsiniz, cami yapalım yoldan geçenler sizin Müslüman olduğunuzu anlasın diyordu.”
Sanki Dersimlilerin hangi inançtan hangi milletten geldiği belirsizmiş gibi söylemde bulunuyordu.”
“DERSİM’DE ÜNİVERSİTE VE CEMEVİ DE BU İŞİN İÇİNDE”
Özcan, Dersim’de üniversite ve cemevinin de bu politikaların içinde olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:
“Alevi köyüne cami yapma, bir dayatmadır, Alevileri asimile etme politikasıdır. Bugün Sarıkamış’ta üniversite yok. Dersim’de şimdi üniversite de, cemevi de bu işin içinde. Kenan Güven politikasının sonucu olarak Kur’an kurslarına gönderilen çocuklar bu Türk-İslam sentezinin hayata geçirilmesi için çaba harcıyorlar. Üniversite rektörünün ‘Buradaki insanların inancında boşluk var’ demişti. Şimdi cami yapılan köylerde de aynı şekilde bir düşünce ortaya çıkmıştır.”
PİRHA- Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılmasına Aşağısallıpınar köylüleri sert tepki gösterdi. Köylüler, kaymakamın diretmeleri sonucu Alevi köyüne yapılan caminin köyün dokusunu bozarak asimile edeceğini vurguladılar.
Haberin videosu
Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar bir Alevi köyü. Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri İzmir’de toplantı yaptı.
Köylülerin aradığı Aşağısallıpınar muhtarı Kutlay Emelet, cami yapımında kimseye danışılmadığına dikkat çekerek Sarıkamış Kaymakamı’nın, “Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak” dediğini aktardı.
38 haneli köylerine birçok kez gelen idareciler tarafından cami yaptırılması ve AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığının diretildiğini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, köylerinde inşaatı başlatılan camiyi kabul etmeyeceklerinin altını çizdiler.
“ALEVİ KÖYÜNE CAMİ PROJESİ 1982 ANAYASASINDA VAR”
Köylerinde yapımı devam eden cami inşaatına dair bilgilendirmede bulunan Aşağısallpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Candan, 1913 yılından beri köylerine cami yapılmasının diretildiğini ancak buna karşı sürekli direndiklerini dile getirerek, şunları söyledi:
“1913 yılından beri köyümüz var. Bu yıldan itibaren baskı ve zulme karşı gelen muhtarların hepsi dik durmuştur. Cami yapılmamıştır. Biz bu saatten sonra asimile olmak istemiyoruz. Caminin yapılması ile asimilasyona başlanacak. Hoca zoru ile çocuklarımız kuran kursuna gönderilecek. Bu proje 1982 Anayasasından beri var. Alevi köylerine cami yapıp sünnileştirmek isteniyor. Köyde bir iş yapılacaksa bizleri ararlardı. Ama cami yapılırken sorma gereği duymadılar. Köyümüze cemevi yapılsaydı bütün herkes yardım edecekti” diye konuştu.
KAYMAKAMIN CAMİ KARŞILIĞINDA HİZMETTE DİRETMESİ
“Daha önceki kaymakamlar da köye altyapı, yol yapılmasını isteyen muhtara cami yapılması karşılığında bu hizmetlerin geleceğini söylüyor” diyen Aşağısallıpınar köylülerinden Hasan Yalçınkaya, cami projesinin amacının köyün Alevi dokusunu bozmak olduğuna vurgu yaptı. Alevilere karşı fetvalar verdiğini söylediği Diyanet’in kapatılması gerektiğine de değinen Yalçınkaya, bu hatadan bir an önce dönülmesi çağrısında bulundu. Yalçınkaya şunları ifade etti:
KÖYDE AKP BİRİNCİ PARTİ SEÇİLMİŞ
“Bizi sünnileştirmek isteyen zihniyete karşıyız. Köyümüz bir ağaç ve bizler de dallarıyız. Köyümüze ihanet edildi. Alevi köylerine cami projesi Kenan Evren-Fethullah Gülen projesidir. Amaç asimile etmektir. Köyümüzün dokusunu bozmak istiyorlar. Kaymakam, daha önceki muhtara cami yapılmasını teklif ediyor ama muhtar kabul etmiyor. Köye altyapı, yol yapılmasını isteyen muhtara cami yapılması karşılığında bu hizmetlerin geleceğini söylüyor. O bölgede tek cami olmayan köy bizim köyümüzdür. Bu projeyi istemiyoruz, karşıyız. Diyanet’in kaldırılmasını istiyoruz. Diyanet demek şeriat üretmek demektir. Aleviler hakkında da çok sağlıklı düşünmüyorlar. Alevilerin yeri camidir, diyorlar. Gezi’deki Alevi çocuklarının ölümünde eli kanlı olanlar köyümüzde birinci parti seçiliyor. Köyümüzde bir ümmet toplumu yetiştirmek istiyorlar. Umarız en kısa sürede köylülerimiz aklı başına gelir ve onurlu davranarak bu hatadan geri dönerler.”
“CEMDE DIŞARI GÖZCÜ KOYARDIK UNUTTUNUZ MU ?”
Aşağısallıpınar köyünden olan ve uzun süre köyünde öğretmenlik yapan Şerafettin Dağdevir, köyün ihtiyacının cami değil altyapı ve yol olduğunu ifade ederek, “Bu köye cami yapılması tasvip edilecek bir durum değil. Cemevi Alevilerin örgütlendiği, ibadetini yaptığı bir mekandır. Köye yollanan hoca 3-4 bin lira maaş alacak. Bizim köyümüz hayvancılıkla uğraşır. Oraya ziraat mühendisi yollansa çok daha iyi olur. Caminin topluma bir faydası olmayacak. Cami yaptırmaktansa köye veteriner, ziraat mühendisi göndersinler” dedi.
Köyün yaşlılarından olan Rıfat Özdemir ise pirleri olan Babamansur Ocağı’ndan Heyrani Dede zamanında cem yapmak için köy dışına nöbetçi koyduklarını hatırlatarak, bu projeye sessiz kalan köylülerine, ‘Bunları unuttunuz mu?’ sorusunu yöneltti.
“BU DAYATMAYI KINIYORUZ”
Avrupa’da yaşayan ve Alevi kadın hareketi içerisinde hizmetler yürüten Lale Yalçınkaya, köyün kaderinin çıkarcı birkaç kişinin siyasetine kurban edilemeyeceğini vurguladı. Köylerine, Alevi yol ve erkanına uygun cemevi yapılması istendiğini ifade eden Yalçınkaya şunlara dikkat çekti:
“Köyümüze cami yapılması hepimizi üzmüştür. Uzun yıllardan beri cami köye enjekte ediliyordu. Bundan önceki bütün muhtarlar bu projeye karşı durdu. Dede soyundan gelen köy muhtarını şiddetle kınıyorum. Bu köy çıkarcı birkaç kişinin korkak siyasetinin yeri değildir. Çocuklarımızı aydınlık ve güzel günler için yetiştirmek istiyoruz. Biz bu Alevi köyünde cami değil, kendi inancımıza göre cemevinin yapılmasını istiyoruz. Bu yıllardan beri bize bunu dayatılan ve asimile eden zihniyete karşıyız. Köylülerimizin büyük çoğunun cami istemiyoruz, cemevi istiyoruz demesine rağmen bu dayatmayı kınıyoruz.”
Yaz mevsimini köyde geçiren bir diğer Aşağısallıpınar köyü sakini ise köyde bir devlet ve kaymakam baskısı olduğuna değindi. Köy sakini, “Bu yaz köydeydim ve caminin temeli atıldı. Kimsenin duymadım demesine hakkı yoktur. Bir önceki muhtara belli miktar oy verilmesi ve cami yapılması karşılığında ancak hizmetin getirileceği söylenmiştir. Ama geçen dönem ki muhtar bunu kabul etmediğini söylemişti. Bu dönem ise köyde AKP’ye 40-50 arası oy çıktı. Burada devlet baskısı, kaymakam baskısı var” ifadelerini kullandı.
“KÖYE CAMİ DEĞİL ÖĞRETMEN LAZIM”
“Kaymakam hiçbir partinin baskısını Alevi bir köyün üstünde uygulayamaz” diyen Neşe Kahraman da şöyle konuştu:
“Kaymakam devlet memurudur. Alevi bir köyün üstünde baskı uygulayamaz. Yapmak istiyor ise köyün alt yapısını yapsın. Köyde öğretmen yok, öğretmen göndersin. Cemevi yapılacak bir yere cami yapmak kimsenin haddi değildir. Önce vatandaşın fikri alınmalı. Aleviler yıllardan beri iki dağ arasına sıkışıp kalmışlar. Hep kaçmışlar. Gizli, saklı yerlerde ibadetlerini yapmışlar. Biz bu düzene boyun eğmeyeceğiz.”
“ALEVİ OLARAK DOĞDUM VE ALEVİ ÖLMEK İSTİYORUM”
“Ben Alevi olarak doğdum Alevi olarak ölmek istiyorum” diye konuşan Ziyattin Kocalar, köyün asıl ihtiyacının ziraat ve kooperatif olduğunun altını çizdi. Kocalar sözlerine, “Bizler o köyde büyüklerimizin geleneklerine bağlı olarak yetiştik. Özgürlük, demokrasi diyerek kimseyi kimseden ayırmadık. Bu köy bugüne kadar böyle yürümüştür. Zulümler, baskılar olmuştur ama Aleviler direnmiştir. İnancından vazgeçmemiştir. Köye cami yapacaklarına ziraatçiliğe, kooperatifçiliğe önem versinler. Cami bizim kapımız değildir. Bizim kapımız cemevidir. Ben Alevi olarak doğdum Alevi olarak ölmek istiyorum. sünnileşmek istemiyorum” diye sonlandırdı.