Etiket: katar

  • Katar duyurdu: Gazze’de ateşkes yarın sabah başlayacak

    Katar duyurdu: Gazze’de ateşkes yarın sabah başlayacak

    PİRHA-Katar Dışişleri Bakanlığı, İsrail ve Hamas arasında uygulanması beklenen ateşkesin yarın yerel saatle 07.00’de başlayacağını duyurdu. Bakanlık, ilk esir grubunun saat 16.00’da serbest bırakılacağını duyurdu. Ateşkes, Türkiye saatiyle yarın saat 08.00’de başlayacak.

    Katar, Gazze’de ateşkesin yarın sabah başlayacağını duyurdu. İsrail ve Hamas arasında esir takası anlaşması sağlanmıştı.

    Katar Dışişleri Bakanlığı, İsrail ve Hamas arasında uygulanması beklenen ateşkesin yarın yerel saatle 07.00’de başlayacağını duyurdu. İsrail ve Hamas arasında varılan anlaşma neticesinde Gazze’de yarın Türkiye saatiyle 08.00’de ateşkes başlayacak.

    Ateşkesi duyuran Katar Dışişleri Bakanlığı, esir takası anlaşması kapsamında ilk esir grubunun saat 16.00’da serbest bırakılacağını duyurdu

    (HABER MERKEZİ)

  • Ercüment Akdeniz: Katar’daki stadyum inşaatlarında 6500 göçmen öldü-VİDEO

    Ercüment Akdeniz: Katar’daki stadyum inşaatlarında 6500 göçmen öldü-VİDEO

    PİRHA – Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü sebebiyle yaptığı açıklamada “Dünya, vatanında yaşayabilenler kadar yerinden yurdundan edilen göçmenlerin ve mültecilerindir! Önyargılara, her türden dışsallamaya ve ırkçılığa karşıyız” diye konuştu.

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü vesilesiyle basın toplantısı düzenledi. Emek Partisinin Genel Başkanlık İrtibat Bürosu’nda göçmenlerle bir araya gelen Akdeniz, 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü’nde Katar 2022 Dünya Kupası maçının yapıldığını belirtti. Akdeniz, “Kupa heyecanı kadar, Katar’da hayatını kaybeden göçmen işçilerin hatırlanması, hesabının sorulması gereken bir Uluslararası Göçmenler Günü olarak kayıtlara geçmelidir” dedi.

    “6500 GÖÇMEN İŞÇİ CAN VERDİ”

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Katar’da stadyum yapımında iş kazaları nedeniyle yaşamını yitiren göçmenleri de anarak “Onların acısını paylaşıyorum” dedi. Akdeniz, 18 Aralık’ın, her yıl Uluslararası Göçmenler Günü olarak kutlandığını vurgulayarak şu konuşmayı yaptı:

    “Bu yıl Katar’da düzenlenen Dünya Futbol Turnuvası’nın final maçı da aynı güne denk geldi. Peki, neden böyle bir tercih yapıldı? Mülteciler için mi, elbette hayır. Katar milli günü olduğu için. Katar halkının ulusal değerlerine elbette saygılıyız. Sorun şudur ki, 10 yıl boyunca yapımı süren stadyum inşaatlarında binlerce göçmen işçi can verdi. Fakat onlar için bırakalım bir anıt açılışını, bir saygı duruşu bile yapılmadı. Dolayısıyla 18 Aralık Pazar günü, kupa heyecanı kadar, Katar’da hayatını kaybeden göçmen işçilerin hatırlanması gereken, hesabının sorulması gereken bir Uluslararası Göçmenler Günü olarak kayıtlara geçmelidir.

    Körfez Arap ülkelerde uygulanan ‘kafala’ sistemi milyonlarca işçiyi adeta köleleştirdi. İşveren kefilliğini şart koşan bu çalışma sistemi göçmen emekçilerin ekonomik, sendikal, sosyal ve hukuksal haklarını yok sayıyor. Hindistan, Pakistan, Nepal, Filipinler ve Kenya gibi ülkelerden toplanan milyonlarca göçmen işçi Katar’da 10 yıl boyunca ter döktü. Kimi kaynaklar en az 6500 göçmen işçinin can verdiğini kaydediyor. Buna karşın işçilerin davaları sümen altı ediliyor, ailelerine tazminat dahi verilmiyor. Çok uluslu şirketler işçi kanı üzerinden karları katlıyorlar. Bugün yeryüzü üzerinde sayıları 300 milyonu aşan göçmenlerin ezici çoğunluğu işçidir. Katar örneği, uluslararası alanda göçmen işçilerin neler yaşadığının tipik bir resmidir. Dolayısıyla göçmen işçilerin haklarını es geçen tüm 18 Aralık anmaları bize göre sahtedir.

    “ULUSLARARASI SENDİKALAR BU SÜRECİN MÜDAHİLİ OLMALI”

    Katar 2022 hazırlık ve inşa sürecine, iş kazaları ve iş cinayetlerine ilişkin etkin bir soruşturma başlamalıdır. Tüm bilgiler, ölüm ve yaralanmalar şeffaf biçimde açıklanmalıdır.

    İşçi ailelerine, eş ve çocuklarına ulaşılmalı ve bu aileler, tüm haklarıyla birlikte, dava sürecine dahil edilmelidir.

    Stadyum, havayolu, ulaşım vb. inşaatlarda işçi canını yok sayan şirketlere ağır ve caydırıcı cezai yaptırımlar getirilmelidir.

    Katar’da ölen göçmen işçiler uluslararası işçi sınıfının bir parçasıdır, sınıf kardeşlerimizdir. Uluslararası sendikalar bu sürecin müdahili olmalı ve toplu işçi kırımına karşı iş bırakma dahil çeşitli eylemleri gündemine almalıdır.

    Bu düzen değişmedikçe göçler durmayacaktır. Buna mukabil göçlere neden olan kapitalist egemen devletler ‘sınır güvenliği’ altında uluslararası sığınma ve iltica haklarını rafa kaldırıyor. Açıkça söylüyoruz; dünya, vatanında yaşayabilenler kadar yerinden yurdundan edilen göçmenlerin ve mültecilerindir! Önyargılara, her türden dışsallamaya ve ırkçılığa karşıyız. Yerlisi göçmeniyle emekçi halklar el ele vermeli, sömürü ve savaşa karşı birleşmelidir.

    Önceleri göçmenler için bir transit ülke olan Türkiye, AKP Hükümeti ve emperyalistlerin pragmatik göç politikaları nedeniyle adeta ‘baraj ülke’ haline geldi. Bu politika hem göçmenleri hem de yerli halkı mağdur etti. Suriye savaşı ve göçünün 12’nci yılında sorun daha da ağırlaşıyor. Düzen partileri ise köklü insani çözüm yerine, yabancı düşmanlığına kapı açıyorlar. Bunu asla kabul etmiyoruz.”

    “DÜNYANIN BÜTÜN EZİLEN HAKLARI BİRLEŞİN”

    İran’daki baskıcı rejimin katliamlarına da değinen Akdeniz, “Elbette bu durum yeni göçleri tetikleyecek. Masha Amini ve öldürülen diğer insanlar şahsında halkın özgürlük çığlığını selamlıyoruz. Ve bir insanlık suçu olan idamların derhal durdurulması ve yasaklanması çağrısını yapıyoruz” dedi. Akdeniz sözlerine, “Dünyanın bütün işçileri, ezilen haklar ve göçmenler birleşin” diye son verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Katar’a suların neyini satıyoruz; su kaynaklarımızı mı veriyoruz?’-VİDEO

    ‘Katar’a suların neyini satıyoruz; su kaynaklarımızı mı veriyoruz?’-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP’nin son 10 yıl içerisinde Katar’a sattıklarını ve 26 Kasım 2020 tarihinde Katar ile yapılan 10 ayrı anlaşmayı TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirdi. Kenanoğlu, “Katar’a suların neyini satıyoruz? Su kaynaklarımızı mı veriyoruz neyi veriyoruz Katar’a? Kamuoyuna açıklanmıyor, burası gizli tutuluyor” dedi. 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP’nin son 10 yıl içerisinde Katar’a sattıklarını ve 26 Kasım 2020 tarihinde Katar ile yapılan 10 ayrı anlaşmayı TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirdi. Kenanoğlu, konuşmasında Katar’a satılan her şeyin Cumhurbaşkanlığı gözetiminde, denetiminde ve garantörlüğünde, kamuoyundan gizlenerek yapıldığını belirterek yapılan anlaşmaların niteliğinin ve niceliğinin açıklanması gerektiğini söyledi. AKP’li vekillerin bunlar sizi neden rahatsız ediyor? sorusuna ise Kenanoğlu, “Su kaynaklarımızın Katar’a satılması bizi rahatsız ediyor!” diyerek cevap verdi.

    Kenanoğlu’nun konuşması şöyle:

    “Tabii, ben size iktidarın on yıllık bir Katar aşkından bahsedeceğim. Bu on yıl içerisinde neler verildi, neler satıldı? Memorial Sağlık Grubunun yüzde 40 hissesi, “English Home”un yüzde 40’ı, Alternatif Bank, BMC’nin yüzde 49’u, Finansbank’ın tamamı, Digitürk, Boyner… Türkiye’nin en pahalı yalısı, Trabzon’daki arsalar, Ege Portföy ki İsviçre Sigortayı da kapsıyor, Banvit Tavuk, oteller var ve Kanal İstanbul’un tabii, ne kadarı satıldı, onu bilmiyoruz, bir de hediye uçak var.

    “CUMHURBAŞKANI ORGANİZASYONUYLA YAPILAN SATIŞLAR”

    Şimdi, diyorlar ki “Bunlar özel şirket.” Şimdi, bunların tamamı da bu son on maddedeki satış anlaşmasında da Cumhurbaşkanlığı gözetiminde, denetiminde ve garantörlüğünde yapılıyor bu satışlar yani özel şirketlerle doğrudan bir ilişki yok, doğrudan Cumhurbaşkanı organizasyonuyla yapılan satışlar bunların hepsi.

    Şimdi, son 10 anlaşmada önemli şeyler var: Tabii, Borsa İstanbul’un yüzde 10’nu var, İstinye Park AVM var, Haliç Altın Boynuz var, proje var, Ortadoğu Antalya Liman Projesi var ve bir tane var. Su Yönetimi Anlaşması var. Su Yönetimi Anlaşması. Esas sorun burada, bu su yönetimi anlaşması nedir? Yani, biz Katar’a suların neyini satıyoruz? Su kaynaklarımızı mı veriyoruz neyi veriyoruz Katar’a? Burası kamuoyuna açıklanmıyor, burası gizli tutuluyor. Esasında bunların açıklanması gerekiyor. Bu su anlaşması son derece stratejik bir durumdur. Türkiye’nin bu konudaki su sorunu yaşayan ülkeler içerisinde olduğunu biliyoruz. Katar’ın da denizlerden su elde ettiğini biliyoruz. HES’lerle zaten su kaynaklarımız başka bir şeye dönüştürüldü. şimdi bu su anlaşmasıyla, su yönetim anlaşmasıyla ne yapılmak isteniyor? bunun açıklanması gerekiyor? (AK PARTİ sıralarından “Rahatsız mı etti!” sesi) Tabii ki rahatsız ediyor, bu ülkenin bir yurttaşı olarak su kaynaklarının Katar’a satılması bizi rahatsız ediyor arkadaş.

    Katar’la yapılan ticari anlaşmanın niteliği ve niceliği kamuoyuna açıklanmalıdır. Borsa İstanbul ne kadara satıldı? Sözleşme detayları nelerdir? Neden Katar’a doğrudan satış yapıldı, başka talipli var mıydı? Orta Doğu’da birçok ülkenin ambargo uyguladığı Katar’a yönelik bu denli sıkı ekonomik ilişkilerin gerçekleştirilmesinin dış politikaya etkisi nedir? Bunlar göz ardı edilmeden mi yapılıyor? Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye yönelik ambargosunun Katar’la olan ilişkilerinde ki etkisi nedir?

    “TEK ADAM TÜRKİYE’NİN BİRİKİMİNİ KİMSEYE HESAP VERMEDEN SATMAKTADIR”

    Diğer taraftan, Varlık Fonu bir aile şirketidir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, tek adam Türkiye’nin yüzyıllık birikimini kimseye hesap vermeden satmaktadır. Bu sistem var oldukça; yoksullaşma, mülksüzleşme ve dışa bağımlılık artacaktır. Varlık Fonu adı altında-Sayıştay başta olmak üzere- her türlü denetimden uzak bir sistemle bütün bu satışlar yapılmaktadır.

    Şimdi, biz şunu söylüyoruz: Mutlaka ve mutlaka demokrasi güçleriyle birlikte bu ülkeyi biz yöneteceğiz ve en başta da bu Varlık Fonu’nu kapatacağız, bu ülkeyi bu beladan kurtaracağız.

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payını Katar’a kaça sattınız?’

    ‘Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payını Katar’a kaça sattınız?’

    PİRHA- CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi Borsa İstanbul Hisselerinin Katar’a satılışını Meclis gündemine taşıdı.

    Hakverdi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevaplaması için verdiği soru önergesinde, Katar’a satılan Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk hissesinin ne kadara satıldığını ve ödeme şartlarını sordu. Önergesinde Borsa İstanbul’da İşlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri 1 trilyon 99 milyar liraya ulaşıyor diyen Hakverdi, şeffaflıktan ve denetimden uzak Varlık Fonu’na ait şirketlerin hangi kriterlerle kime nasıl satıldığı bilinmiyor. Milli servetimizin bu şekilde harcanması kabul edilemez” dedi.

    “BORSA İSTANBUL’UN YÜZDE 10’LUK PAYINI KAÇA SATTINIZ?”

    Hakverdi konu ile ilgili şunları kaydetti.

    “Fon’da ne yapıldığının bilinmemesi ve kamuoyuna yansımaması için ise birçok özel yasa çıkartıldı. Örneğin, millete ait şirketlerde ne olduğunu, millet adına denetleyen Sayıştay, Varlık Fonu’nda devre dışı bırakıldı. Sayıştay, Varlık Fonu’nu hiçbir şekilde denetleyemiyor. Kamu zararı açısından rapor düzenleyemiyor! Sayıştay yasası bu özel düzenleme için değiştirildi. Fon, Kamu İhale Yasası kapsamından da çıkarıldı. Sayıştay fona devredilen bazı şirketlerde inceleme yapabiliyor. O şirketlerin alt şirketlerinde ise hiçbir şekilde denetleme yapamıyor.

    Ziraat Bankası’ndan, Türk Hava Yollarına, Botaş’tan PTT ve Borsa İstanbul’a kadar neredeyse Türkiye’nin en değerli şirketlerini sorgusuz sualsiz yöneten TVF yönetimi bünyesine kattığı ve kar eden birçok kurumu ise zarar ettirmeye başladı. Denetimden ve şeffaflıktan uzak aile şirketi gibi yönetilen TVF ve fona dair şirketler ilgili alınan kararlar kamuoyu tarafında tepki ile karşılanmakta. Borsa İstanbul’u kaça sattılar kimse bilmiyor.

    “KATAR DEVLETİ VE SERMAYESİ ÜLKEMİZLE YAKINDAN İLGİLENİYOR”

    Özellikle 2003 yılından beri Katar devleti ve sermayesi ülkemizle yakından ilgileniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Katar tarafından hediye edilen uçaktan, Tank Palet Fabrikası’nın satışına ve Kanal İstanbul güzergâhındaki arsaların Katar Emirinin annesine satışına kadar birçok parasal ilişki bu ilgi ve alakanın boyutlarını ortaya seriyor. Ülke adeta Erdoğan Ve Katar emirinin ailesi tarafından aile şirketi gibi yönetiliyor.”

    Bu çerçevede Hakverdi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması için şu soruları sordu:

    1. Katar ile imzalanan protokolün şartları nelerdir?
    2. İşlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri 1 trilyon 99 milyar liraya ulaşan ve Katar’a satılan Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk hissesinin satış fiyatı nedir? Ödeme şartları nedir ve neye göre belirlenmiştir?
    3. Borsa İstanbul’un hisse devri kararı ne zaman alınmıştır? Bu satış için başka teklif alınmış mıdır? Alınmamış ise Katar’ın en yüksek fiyatı veren ve en güvenilir yatırımcı olduğuna kim ya da kimler karar vermiştir?

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ABD Katar ile “terör ve finansmanıyla mücadele” anlaşması imzaladı

    ABD Katar ile “terör ve finansmanıyla mücadele” anlaşması imzaladı

    PİRHA-ABD Körfez krizinin hafifletilebilmesi amacıyla Katar ile “terör ve finansmanıyla mücadelede” anlaşması imzaladı. Anlaşma salı günü dışişleri bakanları Rex Tillerson ve Muhammed bin Abdurrahman el Tani tarafından imzalandı. Katar’a yaptırım uygulayan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır ise yaptırımların kaldırılmayacağını duyurdu.

    ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın üst düzey danışmanı R.C. Hammond, Tillerson’ın Katar ziyareti sırasında iki ülke arasında ‘terör ve finansmanıyla mücadele’ anlaşması imzalandığını duyurdu.

    ANLAŞMA SONRASI BASIN AÇIKLAMASI 

    Tillerson ortak basın toplantısında “bu anlaşmanın terörizmin yeryüzünden silinmesine yardımcı olacağını’ ve öncelikli amacın terörün mali kaynaklarını kurutmak olduğunu” söyledi.

    Katar Dışişleri Bakanı el Tani de “terörün finansmanını önleme amacıyla ABD ile anlaşma imzalayan ilk ülke olduklarını” söyledi ve yaptırımcı ülkeleri anlaşmaya katılmaya davet etti.

    AMBARGO DEVLETLERİNİN YAPTIRIMLARI DEVAM EDECEK

    Katar ile diplomatik ilişkilerini dondurarak, yaptırım uygulayan ülkeler ise anlaşmanın yetersiz olduğunu ve bu ülkeye güvenilemeyeceğini duyurdu. Suudi Arabistan haber ajansının haberine göre ambargo devletleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır, Katar terörü desteklemekten ve finanse etmekten vazgeçene kadar yaptırımların kaldırılmayacağını açıkladılar.

    NE OLMUŞTU?

    Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn, aşırılık yanlısı grupları desteklediği ve İran’la yakın ilişkilere sahip olduğu iddiasıyla geçen ay Katar ile tüm ilişkilerini kesmiş ve bu ülkeye ambargo uygulamaya başlamışlardı.

    4 ülkenin 13 maddelik talepleri arasında Katar’ın, el Cezire televizyonunu ve Türkiye’nin ülkedeki askeri üssünü kapatması da yer alıyordu. Bir diğer talep de, Katar’ın Körfez’de doğalgaz sahasını paylaştığı İran ile ilişkilerini sınırlandırmasıydı.

    Doha yönetimi tüm bu talepleri reddetmişti.

    Söz konusu liste ABD’nin Körfez ülkelerinden, Katar’dan ne istediklerini açıkça söylemelerini talep etmesi üzerine açıklanmıştı.

     

  • Katar’a 48 saat ek süre

    Katar’a 48 saat ek süre

    PİRHA-Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır, Katar krizinde arabulucu olarak görev alan Kuveyt hükümetinden gelen talep sonrası Katar’a ek süre vermeyi kabul ettiğini bildirdi. Ortadoğu Haber Ajansı da ek süre verildiğini duyurdu. 

    Katar’a 10 gün önce sunulan talepler arasında İran ile ilişkilerin zayıflatılması, İslamcı gruplara verilen desteğin kesilmesi, Doha merkezli El Cezire ve diğer kanallarının yayınlarını durdurulması ve Katar’daki Türkiye askeri üssünün kapatılması yer alıyor.

    AFP Haber Ajansı Doha Yönetimi’nin, Suudi Arabistan, Mısır, bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin uyguladığı ambargonun kaldırılması için şart koştukları 13 maddelik talep listesine cevabını arabulucu Kuveyt’e teslim ettiğini duyurdu. Ancak yanıtın ayrıntıları paylaşılmadı.

    DIŞİŞLERİ BAKANLARI ÇARŞAMBA GÜNÜ KAHİRE’DE TOPLANACAK

    Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, 13 maddelik şartları sunan dört ülkenin dışişleri bakanlarının çarşamba günü Kahire’de bir araya gelip Katar’a yönelik atılacak adımları ele alacaklarını bildirdi.

    Katar Savunma Bakanı Halid el-Atiyye’yse Sky News Britain kanalına verdiği demeçte, “ülkesinin gerekirse kendisini savunmaya hazır olduğunu” belirtti. Dört ülkenin taleplerinin ülkenin egemenliğine saldırı anlamı taşıdığını söyleyen Atiyye, “Askeri müdahale aşamasına gelmemeyi umuyoruz ancak biz her zaman hazırlıklıyız. Ülkemizi savunmaya hazırız” dedi.

    NE DEDİLER?

    Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdulrahman El Tani, daha önce yaptığı açıklamada, taleplerin ülkesinin egemenliğini ihlal ettiğini söylemişti. Talepleri kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirten El Tani, “Talep listesi, reddedilsin diye hazırlanmış, kabul edilsin ya da müzakere edilsin diye değil” demişti.

    Katar’ın Ankara Büyükelçisi Al-Şafi bugün yaptığı açıklamada, “Türkiye ile olan savunma ilişkilerimizi kesmemizi talep ediyorlar. Bu mantıksız bir durum” dedi.

    Suudi Arabistan, BAE, Yemen, Mısır ve Bahreyn 5 Haziran’da yaptıkları açıklamayla Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiklerini duyurmuştu. Ülkelerinin hava sahasını Katar’a kapatan Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn, Katarlı diplomatların 48 saat içinde ülkelerinden ayrılmasını istemişti. Suudi Arabistan ayrıca Katar’ın tek kara sınırını da kapatmıştı.

    Dört ülkeye daha sonra Yemen, Libya ve Maldivler de eklendi.