Etiket: katil

  • Diyarbakır Barosu Başkanı Eren: Salim Güran’ın acilen yeniden ifadesi alınmalıdır

    Diyarbakır Barosu Başkanı Eren: Salim Güran’ın acilen yeniden ifadesi alınmalıdır

    PİRHA-Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, Narin Güran’ın katledilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, “Aileden şüphe edilmekte geç kalındı. Bir an önce amca Salim Güran yeniden ifadeye alınmalıdır” dedi. Narin’in kopan bacağında et kalmadığını ifade eden Eren, aile bireylerinin bilinli olarak kaybolma saatini yanlış söylediğini de aktardı.

    Diyarbakır Barosu, Narin Güran’ın ‘kaybolmasından’ 19 gün sonra dere yatağında çuval içinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmadaki ihmallerle ilgili açıklama yaptı.

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, dosyanın faillerin ortaya çıkarılması açısından önemli bir noktaya geldiğini vurgulayarak, “Adalet açısından önemli bir noktaya geldik” dedi.

    Diyarbakır Barosu olarak dosyaya müşteki olarak başvuru yaptıklarını da açıklayan Eren, soruşturma sırasında ifade tutanaklarının satır satır basına sızdırılmasına da tepki göstererek, bu durumun süreç içerisinde faillerin işine yarayacağını söyledi.

    “AİLE ÜYELERİNE ODAKLANILMADI”

    Nahit Eren, aile üyeleri arasından ilk gözaltının arama çalışmalarının sekizinci gününde yapıldığını, abi Enes Güran’ın gözaltına alınıp bırakıldığına dikkat çekerek, aile üyelerinin süreci yanlış yönlendirmesine izin verildiğini söyledi.

    Eren, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Enes Güran vücudundaki izler yüzünden gözaltına alındı. İstanbul’a da gönderildi. Ama adli tıptan gelen rapor, kolundaki ve sırtındaki izlere dair bir DNA belirlemesi yapılmadan döndü. Sonrasında ise basın, bu izlerin kime ait olduğuna dair haber yaptı. Fakat hiçbir tespit yapılamamıştı.

    Nevzat, üzülerek ifade ediyorum, bir bacağının dışarıda kaldığını ifade tutanağında ifade ediyor. O bacak kopmuştur. Doğrudur. Yine savcı tutanağına baktığımızda, o bacağın üzerinde hiçbir et parçası kalmadığını size açıklamak istiyorum. Dizden aşağı olan bölümde hiçbir et parçasının olmaması, dışarıdan bir canlının müdahalesinin işaretidir.

    Kayalıklardaki kan Narin’in değil dendi. Hangi bilimsel veriye göre bu açıklama yapıldı? Köylülerden alınan beyan üzerine bu açıklamanın yapıldığını anlıyoruz.”

    Eren, ortaya çıkan yeni deliller uyarınca amca Salim Güran’ın savcılar tarafından acilen yeniden ifadesinin alınması gerektiğini dile getirerek, “Özellikle Enes’in gözaltına alındığı 29 Ağustos itibarıyla… Sonrasında köyde yapılan toplantılar, ki bunlar basına da yansıdı. Ağız birliği, ifade tutanaklarına yansıyor. Ne tür ifade vermeleri gerektiği, ilk gün kendilerine aktarılıyor. Olayların oluş tarzı, yer zaman itibarıyla tamamen çelişiyor. İfadelerin tamamı çelişiyor” ifadelerine yer verdi.

    Aile ‘Narin’in kaybettirildiği saati bilinçli olarak yanlış iletiyor ve soruşturma bunun üzerine kuruluyor. İfadelerde ortaya çıkan ve açıklanmayan 30 dakikayı çözdüğünüz zaman, kimler hangi konumdaydı, fail ortaya çıkacak” iddiasında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Narin Güran soruşturmasında gözaltı süresi uzatıldı

    Narin Güran soruşturmasında gözaltı süresi uzatıldı

    PİRHA- 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeninin bulunmasının ardından genişletilen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 24 kişi hakkındaki gözaltı süresi uzatıldı.

    Dİyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüyle ilgili soruşturmada gözaltına alınan aile üyelerinin de bulunduğu 24 şüpheli için 1 günlük ek gözaltı süresi çıkartıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hrant’ın katilini serbest bırakan zihniyet, Madımak katillerini serbest bırakan zihniyettir’

    ‘Hrant’ın katilini serbest bırakan zihniyet, Madımak katillerini serbest bırakan zihniyettir’

    PİRHA- Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın tahliye edilmesine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, aynı zihniyetin Sivas Madımak Katliamı faillerini serbest bıraktığını hatırlattı. Dernek, “Kardeşimiz Hrant’ın katilini serbest bırakan zihniyet onu katleden zihniyetin ortağıdır. Hrant’ın katilini serbest bırakan zihniyet, Sivas Madımak katillerini serbest bırakan zihniyetin ta kendisidir” dedi.

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i 19 Ocak 2007’de çalıştığı Agos gazetesi önünde düzenlediği silahlı saldırıda katleden ve saldırının ardından 20 Ocak 2007’de Samsun otogarında yakalanarak tutuklanan tetikçi Ogün Samast, 16 yıl 10 aylık tutukluluğunun ardından bulunduğu Bolu F Tipi Cezaevi idaresi tarafından “iyi halli” olduğu gerekçesiyle tahliye edildi.

    Pir  Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yazılı bir açıklama yaparak, yargıya olan güvenin tamamen ortadan kalktığını belirtti. Tutuklu siyasetçiler Selahattin Demirtaş, Can Atalay ve Gültan Kışanak’ın hatırlatıldığı açıklamada, katillerin tahliye edilmesi kararının saraydan verildiği ifade edildi.

    “AKP, FAŞİST ÖRGÜTLERE VERDİĞİ SÖZLERİ YERİNE GETİRMEKTEDİR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin açıklaması şöyle:

    “Tekçi, inkarcı AKP iktidarı halkımıza meydan okumaya devam ediyor. Toplumun iliklerine kadar  dokunan hamleler gerçekleştiriyor. Ülkemizde düzeni gerici, ırkçı, faşist, otoriter tek adam rejimine uygun olarak yeniden dizayn etme gayretini hızlandıran saray iktidarı ve küçük ortağı, bir katili daha serbest bırakarak, vicdanları bir kez daha kanatmıştır. AKP ve Cumhur İttifakı ortaklığı faşist ve şeriatçı bir düzeni inşa etmek için her fırsatı değerlendirmekte ve gücünü yaratılan kutuplaştırıcı siyasetten almaktadır. Son seçim galibiyetini borçlu olduğu faşist ve şeriatçı örgütlere her istediklerini veren AKP, bu örgütlere verdiği sözleri bir bir yerine getirmektedir.

    Sivas Madımak katillerini serbest bırakan AKP hükümeti, hızını alamamış ve insanlığa karşı işlenmiş bir suç olan, davası Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden 3 firari sanığın davasını da bilerek zamanaşımına uğratmıştır.

    “KATİLLER SERBEST BIRAKILIRKEN, AYDINLAR, SANATÇILAR, SİYASETÇİLER İÇERİDE”

    Katilleri serbest bırakırken, aydınları, sanatçıları, gazetecileri, siyasetçileri, devrimcileri içeride tutmaya devam etmektedir. Halkın iradesi ile seçilmiş Can Atalay ‘ı AYM kararına rağmen içeride tutan, Selahattin Demirtaş’ı hukuksuz bir biçimde alıkoyan, süresi dolduğu halde Gültan Kışanak’ı serbest bırakmayan hükümet, şimdi de Hrant Dink’in katilini serbest bırakmıştır. Bu ülkede yargıya güven tamamen kaybolmuş ve adalet sarayları, Beştepe’de bulunan sarayın arzusuna göre karar verir hale gelmiştir. Kardeşimiz Hrant’ın katilini serbest bırakan zihniyet onu katleden zihniyetin ortağıdır. Hrant’ın katilini serbest bırakan zihniyet, Sivas Madımak katillerini serbest bırakan zihniyetin ta kendisidir.

    “BELLEKLERİMİZE KAYDETTİK, HESAP SORACAĞIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak, bu hukuksuzluğa, haksızlığa, adaletsizliğe göz yummayacağız. Hak ve hakikat mücadelesinden asla geri durmayacağız. Seyit Rıza ve yoldaşların katledildiği günün yıl dönümünde Hrant’ın katili Ogün Samast’ı serbest bıraktınız. Unutmayacağız, belleklerimize kaydedeceğiz ve bir gün mutlaka hesabını soracağız. Hepimiz Hrant’ız. Yaşasın halkların kardeşliği…”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    ABF’den Ogün Samast tepkisi: Katilleri serbest bırakmak AKP’nin fıtratında var

     

     

  • ABF’den Ogün Samast tepkisi: Katilleri serbest bırakmak AKP’nin fıtratında var

    ABF’den Ogün Samast tepkisi: Katilleri serbest bırakmak AKP’nin fıtratında var

    PİRHA- Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i katleden Ogün Samast’ın tahliye edilmesi büyük tepki çekti. Yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), “Hâlâ burdayız AHPARİG. Katilleri serbest bırakmak AKP”nin fıtratında var. Artık hiç birimiz güvende değiliz” dedi. ABF ekledi: O gün Madımak otelini kuşatanlar Hrant’ı katledenlerdir.

    Agos Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i 19 Ocak 2007’de gazete binası önünde katleden Ogün Samast, tahliye edildi.

    Dink’e saldırı düzenleyen Ogün Samast, 20 Ocak 2007’de Samsun otogarında yakalanıp, 24 Ocak 2007’de tutuklanmıştı. Ogün Samast, geçen Şubat ayında cezasını çektiği Kandıra F Tipi cezaevinden Bolu F Tipi cezaevine nakledildi. Cezaevi idaresi, Samast’ın “iyi halli” olduğu iddiasıyla tahliyesine karar verdi. Hrant Dink’in katili, Şubat ayından bu yana cezasını çektiği Bolu F Tipi cezaevinden akşam saatlerinde tahliye edildi.

    Ogün Samast’ın tahliye edilmesine tepkiler gecikmedi

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), yazılı bir açıklama yaparak, “Hâlâ burdayız AHPARİG. Katilleri serbest bırakmak AKP”nin fıtratında var. Artık hiç birimiz güvende değiliz” dedi.

    Federasyon açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Madımak katillerini serbest bırakıp, yargıya darbe yapanlar şimdi de milyonlarca insanın vicdânına darbe yapmıştır. Katil olmanın dışında hiç bir özelliği olmayan Ogün Samast’ı serbest bırakmak, tüm muhalefete gözdağı vermektedir.
    Tam da Dersim Alevi Soykırımı’nın yıldönümünde tahliye edilmesi ile verilen mesajı da okuduğumuz bilinmelidir. Dünyanın gözleri önünde, emniyet müdürleri, polisler, istihbarat şefleri ve sivil faşistler tarafından katledilen Hrant Dink, sadece fikirlerini paylaşmış ve hedef alınmıştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen, tetikçi katil Ogün Samast’ın arkasında kimlerin olduğu tespit edilmedi.

    “AKP, ARTIK KATİLLERİ KORUYAN VE AKLAYAN BİR PARTİDİR”

    AKP, artık katilleri koruyan ve aklayan bir partidir. Bu gerçekliği kendileri defalarca kanıtlamıştır. Sözde İsrail’e karşı duran, demokrasi havarisi kesilip sağa sola çocuk katili ithamında bulunanlar, Madımak’ta çocukları katledenleri serbest bırakanlardır. Demokrasi sevdalısı kesilenler, Hatay halkının iradesi ile seçilmiş milletvekili Can Atalay’ı tutsak bırakanlardır. Yine sözde, eşitlik ve kardeşlikten bahsedenler Hrant’ın katilini affedenlerdir. Ama biz affetmiyoruz, unutmuyoruz!
    O gün Madımak otelini kuşatanlar Hrant’ı katledenlerdir.
    Tahir Elçi’nin katilleri çocuklarımızın geleceğini karartanlardır.
    Şu iyi bilinmelidir ki;
    Biz Aleviler ırkçı ve şeriatçılara karşı, özgürlük ve demokrasi mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.

    Bir kez daha haykırıyoruz;

    BURADAYIZ AHPARİG
    HEPİMİZ HRANTIZ
    HEPİMİZ ERMENİYİZ.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Hrant Dink’in katili serbest bırakıldı

  • Ebru Aras’ın katiline ‘iyi hal’ indirimine ailesinden tepki: Kabul etmiyoruz-VİDEO

    Ebru Aras’ın katiline ‘iyi hal’ indirimine ailesinden tepki: Kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Iğdır’da 3 aylık hamile Ebru Aras’ı öldüren fail Umut Aras’a 16 yıl hapis cezası verildi. Cezaya tepki gösteren aile, “Katil hak ettiği cezayı alana kadar, bu davanın peşini bırakmayacağız” dedi.

    Iğdır’da 1 Ocak 2020’de boşanma aşamasındaki 3 aylık hamile Ebru Aras’ı öldüren fail Umut Aras’ın duruşması Iğdır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Hamile eşi Ebru Aras’ı öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan ve daha sonra da şartlı tahliye edilen öğretmen Umut Aras’ın cezası belli oldu.

    Savcının ağırlaştırılmış müebbet ceza istediği Umut Aras’a mahkeme 16 yıl hapis cezası verdi.

    Karara Ebru Aras’ın mezarı başında isyan eden ailesi, “Vicdanları sızlatan bu kararı kabul etmiyoruz. İstinafa götüreceğiz. Katil hak ettiği cezayı alana kadar, bu davanın peşini bırakmayacağız” dedi.

    Baba Cengiz Öcüm, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına seslenerek, sağlık sorunları yaşayan torunlarının kendilerine verilmesi çağrısında bulundu. Anne Necla Öcüm ise, “Kızımı katleden Umut Aras’a neden indirim uygulanıyor?” diye sorarak, mahkemeye tepki gösterdi.

    Ailenin yanında olduklarını belirten Yeşil Sol Parti ve TİP yöneticileri, kadın katliamlarının baş sorumlusunun AKP iktidarı olduğunu vurguladı.

    PİRHA/MERSİN

  • ABF’den AYM kararına tepki: Yunis Karataş yüzlerce kişiyle örgütlü katliam yapan bir katildir

    ABF’den AYM kararına tepki: Yunis Karataş yüzlerce kişiyle örgütlü katliam yapan bir katildir

    PİRHA- 33 canın yakılarak katledildiği Madımak Katliamın’da oteli ilk ateşleyen hükümlü Yunis Karataş’a tahliye yolu açan Anayasa Mahkemesi’nin kararına Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan tepki geldi. Yazılı bir açıklama yapan ABF, “Yunis Karataş yüzlerce kişiyle birlikte örgütlü olarak katliam gerçekleştirmiş bir katildir. Hükümlünün örgütlü bir şekilde bu suçu işlediği açık ve nettir. Mahkemenin kararı kamuoyunun vicdanını yaralayan bir karardır” dedi. 

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), 2 Temmuz 1993’te 33 canın katledildiği Madımak Oteli’ndeki yangını başlattığı belirtilen sanık Yunis Karataş’a tahliye yolu açan kararına bir tepki de Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan (ABF) geldi.

    Yazılı bir açıklama yapan ABF, “Sivas Katliamı’nın 30. Yılında AKP Alevi düşmanlığına devam ediyor” dedi. Yunis Karataş’ın yüzlerce kişiyle birlikte örgütlü olarak katliam yapan bir katil olduğunu belirten ABF, “Bu karar Sivas Madımak davası katilinin-katillerinin başvurusunu kabul ederek koşullu salıvermenin önünü açmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında hükümlünün terör suçundan yargılansa dahi terör suçlusu sayılmayacağını, bunun sebebinin ise hükümlünün bir örgütle bağının tespit edilemediğidir. Oysa hükümlünün yargılandığı yasal maddeler, suç tipi, dosyadaki bilgi, belgeler ve kesinleşen mahkeme hükmü esas alındığında hükümlünün örgütlü bir şekilde bu suçu işlediği açık ve nettir” vurgusunu yaptı.

    ENDİŞE VE İTİRAZ

    ABF’nin açıklaması şöyle:

    Madımak Katliamı davasında sanık olarak yargılanan hükümlü Yunis Karataş’ın, Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 16.06.2000 tarih ve 1999/5 Esas, 2000/87 sayılı kesinleşen kararı ile ‘Anayasal Düzeni Zorla Bozmaya Kalkışmak’ suçundan idam cezasına mahkum edilmişti. Fakat AKP marifeti ile 2002 yılında bazı kanunlarda yapılan değişiklikle, cezası müebbete çevrilen mahkum, yine değiştirilen yasadan faydalanarak koşullu salıverme yönünden Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuştu. AYM’nin kabul ettiği bu başvuru kararının yeni katliamların önünü açacağına olan endişemizi ve itirazımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.

    “YUNİS KARATAŞ YÜZLERCE KİŞİYLE KATLİAM GERÇEKLEŞTİRMİŞ BİR KATİLDİR”

    Yunis Karataş yüzlerce kişiyle birlikte örgütlü olarak katliam gerçekleştirmiş bir katildir.
    2 Temmuz 1993’de Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri için Sivas’ta bulunan sanatçı, aydın, semahçı ve çocuklardan 33 canımız hunharca katledildi. ‘Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak’ suçundan Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezası bulunan hükümlülerden Yunis Karataş, Anayasa Mahkemesi’ne 22/06/2021’de başvuru yaptı. Yunis Karataş isimli katilin Anayasa Mahkemesi’ne başvuru nedeni, koşullu salıverme hükümleri uygulanmadan müddetname düzenlenmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir.

    Yunis Karataş’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının terör suçları yönünden ölünceye kadar devam edeceğini ancak kendisinin terör suçlusu olmadığını, üzerine atılı suçu bir örgüt faaliyeti kapsamında işlemediğini, terör suçları ve terör suçlusu kavramlarının terörle mücadele yasası kapsamında tanımlarının yapıldığını, terör suçu ile terör suçlusu kavramlarının farklı olduğunu, her terör suçu işleyen kişinin terör suçlusu olmadığını, terör suçlusu olmakla birlikte bir örgüt kapsamında işlenmeyen suçlarda ölünceye kadar infaz rejiminin uygulanamayacağını, herhangi bir örgüte bağlı olarak suç işlemediğini, hakkında koşullu salıverme hükümleri uygulanmadan hazırlanan müddetnamenin hatalı olduğu gerekçesiyle Sivas İnfaz Hakimliği’ne başvurmuştur. Sivas İnfaz Hakimliği 08.03.2021 tarihli kararıyla infaza konu ilamın terör suçu olması nedeniyle koşullu salıverme hükümlerinin uygulanmayacağını belirterek, Yunis Karataş’ın talebinin reddine karar vermiştir.

    “AYM, BİR SKANDALA DAHA İMZA ATTI; KATİLLERİ KOŞULLU SALIVERMENİN ÖNÜNÜ AÇTI”

    Yunis Karataş bu kez de üstelik bir ay içerisinde (22.06.2021) Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapmıştır. Anayasa Mahkemesi 26/01/2023’de oy birliği ile vermiş olduğu bir kararla Madımak davasında bir skandala daha imza atmıştır.
    Bu karar Sivas Madımak davası katilinin-katillerinin başvurusunu kabul ederek koşullu salıvermenin önünü açmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında hükümlünün terör suçundan yargılansa dahi terör suçlusu sayılmayacağını, bunun sebebinin ise hükümlünün bir örgütle bağının tespit edilemediğidir.
    Oysa hükümlünün yargılandığı yasal maddeler, suç tipi, dosyadaki bilgi, belgeler ve kesinleşen mahkeme hükmü esas alındığında hükümlünün örgütlü bir şekilde bu suçu işlediği açık ve nettir. Sonuçta görevi Anayasayı korumak olan Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasal düzeni zorla bozmaya çalışmak suçu nedeniyle kesinleşmiş ceza alan biri hakkındaki kararı, mahkemenin varlık nedenine aykırıdır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin bu kararının hukuki olmadığını, zamanın ruhuna uygun olduğunu ve egemen siyasi erkten bağımsız verilen bir karar olmadığı düşüncesindeyiz.

    “KARAR KAMUOYU VİCDANINI YARALAYAN BİR KARARDIR”

    Bu karar geri kalan bir kısım hükümlülerin de tahliye yönünden önünü açacak emsal bir karardır. Bu karar kamuoyu vicdanını yaralayan, adil olmayan ve mağdurlar açısından adil yargılanma hakkını ihlal eden bir karardır. Maalesef Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı kesin olduğu için itiraz edebileceğimiz bir merci bulunmamaktadır. Ancak hukukçularımız gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra Uluslararası Sözleşmelerden kaynaklı tüm haklarımızı kullanmak konusunda gerekli girişimleri yapacaklardır.
    Alevi Bektaşi Federasyonu olarak Madımak Katliamı davasının takipçisi ve tarafı olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.
    Hiçbir katliamı ve hak ihlallerini unutmayacağız unutturmayacağız.”

    PİRHA/ İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Erçe’den, Madımak Katliamı sanığına tahliye yolunun açılmasına tepki: Tarihi düşmanlık!

  • Şule Çet’in katillerinin avukatı Zafer Partisi’nden milletvekili adayı

    Şule Çet’in katillerinin avukatı Zafer Partisi’nden milletvekili adayı

    Pirha- Üniversite öğrencisi Şule Çet, bir plazanın 20’nci katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybetmişti. Şule Çet’in katilinin avukatı Paşa Büyükkayaer, Zafer Partisi Çorum milletvekili adayı oldu.

    29 Mayıs 2018’de Gazi Üniversitesi öğrencisi Şule Çet’in, bir plazanın 20’nci katından şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitirmesiyle ilgili davada 18 yıl 9 ay hapis cezası verilen Berk Akand ile müebbet ve 12 yıl 6 ay hapis cezası verilen Çağatay Aksu’nun avukatlığını yapan Paşa Büyükkayaer, Zafer Partisi’nden Çorum 1’inci sıra milletvekili adayı oldu.

    Büyükkayaer adaylığını, “2023 Genel Seçimleri Türk Milliyetçileri ve Atatürkçüler için tarihi bir varoluş referandumu niteliğindedir” ifadeleri ile duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Oğlunu öldüren şahsa ‘katil’ dediği için hakkında dava açılan anneye takipsizlik verildi

    Oğlunu öldüren şahsa ‘katil’ dediği için hakkında dava açılan anneye takipsizlik verildi

    PİRHA- 19 yaşında hayatını kaybeden bisiklet sporcusu Umut Gündüz’ün annesi Asuman Gündüz, oğlunu öldüren alkollü sürücü Çağdaş Şenyüz’e ‘katil’ dediği için ifadeye çağrılmıştı. Savcılık, ifadenin ‘hakaret’ suçunu oluşturmadığı gerekçesiyle anne Gündüz’e takipsizlik verdi.

    Ankara Batıkent’te 15 Temmuz 2020 tarihinde 19 yaşındaki bisiklet sporcusu Umut Gündüz, antrenman sonrası bisikletiyle evine dönerken, alkollü sürücü Çağdaş Şenyüz’ün kullandığı otomobilin çarpması sonucu yaşamını yitirmişti.

    UMUT’UN ÖLÜMÜNE SEBEP OLAN SAHIŞ ‘İYİ HAL’ NEDENİYLE TUTUKLANMAMIŞTI

    Şenyüz, kazanın ardından gözaltına alınmış ve 1.53 promil alkollü olduğu tespit edilmişti. 27 Aralık 2021’deki karar duruşmasında Umut Gündüz’ün ölümüne neden olan Şenyüz 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası almış, mahkeme iyi hal indirimi uygulayıp tutuklama kararı vermemişti.

    ANNE GÜNDÜZ KARARA SOSYAL MEDYA HESABINDAN TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

    Karara tepki gösteren anne Gündüz, twitter hesabından, “Bu yüzü iyice ezberleyin. Umut’u katleden Çağdaş Şenyüz. Alkollü ve aşırı hızlı araç kullanırken evine giden Umut’a çarpıp kaçtı. Cezası 4 ayla sınırlı kaldı. Yine alkol alıp araç kullanırken size de çarpıp kaçabilir” paylaşımı yapmıştı

    ŞAHIS, KENDİSİNE ‘KATİL’ DİYEN ANNE HAKKINDA ŞİKAYETÇİ OLMUŞTU

    Umut Gündüz’ün öldürülmesinin ardından sosyal medya üzerinden oğlunu öldüren Çağdaş Şenyüz’e yönelik ‘katil’ ifadesini kullanan anne Asuman Gündüz, ifade vermesi için Ankara Eryaman Şehit Osman Avcı Polis Karakolu’na çağırılmıştı. Şenyüz’ün anne Gündüz hakkında ‘katil’ ifadesi nedeniyle şikayetçi olduğu belirtilmişti.

    “‘KATİL’ SÖZÜ HAKARET SUÇUNU OLUŞTURMUYOR”

    Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, anne Gündüz hakkında takipsizlik kararı verildi.

    Savcılık, anne Gündüz’ün ‘katil’ sözünün hakaret suçunu oluşturmadığını belirterek ‘kovuşturmaya yer yoktur’ kararı verirken, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan soruşturmanın hala devam ettiğini kaydetti.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    Oğlunu öldüren şahsa ‘katil’ diyen Asuman Gündüz ifadeye çağrıldı

    Alkollü sürücünün öldürdüğü Umut Gündüz davasında adalet yerini bulmadı

    Umut Gündüz’ün ailesi Adalet Bakanlığı önünde eyleme başlıyor

     

  • Pınar Gültekin’i katletmişti; ağırlaştırılmış müebbet yerine ‘14,5 yıl hapis’ yatacak

    Pınar Gültekin’i katletmişti; ağırlaştırılmış müebbet yerine ‘14,5 yıl hapis’ yatacak

    Muğla’da Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı isimli erkeğe verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ‘haksız tahrikle’ 23 yıla indirildi. Gültekin ailesinin avukatı Rezzan Epözdemir, Avcı’nın 14,5 yıl hapis yatacağını, kararı istinafa taşıyacaklarını söyledi.

    Muğla’da 27 yaşındaki üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı ile suç delillerini gizleyerek yok ettikleri gerekçesiyle suçlanan kardeşi Mertcan Avcı, annesi Ayten Avcı, babası Selim Avcı, boşandığı Eda Karagün ve ortağı Şükrü Gökhan Orhan’ın yargılandığı davanın 13’üncü duruşması, Muğla 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Karar çıkan duruşmada mahkeme heyeti, 23 aydır tutuklu Avcı’ya ağırlaştırılmış müebbetten indirime giderek 23 yıl hapis, tutuksuz sanık kardeşi Mertcan Avcı, annesi Ayten Avcı, babası Selim Avcı, boşandığı eşi Eda Karagün ve ortağı Şükrü Gökhan Orhan’ın ise beraatine karar verdi.

    “TALİHSİZ KARAR, SANIK 14,5 YIL HAPİS YATACAK”

    Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı’ya verilen ‘haksız tahrik’ indirimine Gültekin Ailesi’nin avukatı Rezzan Epözdemir tepki gösterdi. Epözdemir, “Bugün burada hukuk ölmüştür, adalet ölmüştür. Bugün Muğla’da adalet ölmüştür. Diri diri yakıyor, gömüyor, bütün delilleri değiştiriyor, kimsenin inanmadığı bir kurgu savunmaya mahkeme itibar edip haksız tahrik indirimi uyguluyor” ifadelerini kullandı.

    Epözdemir çok talihsiz bir karar olduğunu, bunu istinafa taşıyacaklarını söyleyerek ”Sanık Cemal Metin Avcı, 14,5 yıl hapis yatacak” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Madımak Oteli’nde iki katilin adı anıttan çıkarıldı-VİDEO

    Madımak Oteli’nde iki katilin adı anıttan çıkarıldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD öncülüğünde verilen mücadele sonucunda Sivas Valiliği, Madımak Oteli’nde isimleri yazılı iki katilin adını anıttan kaldırdı. PSAKD Sivas Şubesi Başkanı Yıldırım, “Bu iki isim oradan kaldırıldı diye geri durmayacağız. Oranın Kültür Merkezi değil Utanç Müzesi olması gerekir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) tarafından, 2 Temmuz 1993 günü Sivas’taki Madımak Oteli’nde düzenlenen Pir Sultan Abdal etkinlikleri sırasında çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, aydın ile iki otel çalışanı, dinci-gerici gruplar tarafından yakılarak katledildi.

    Katliamdan sonraki yıllarda otelin girişinde bir kebap lokantası açıldı. Bu, mağdur yakınlarının tepkisine neden oldu. Lokanta, tepkilerin ardından 2009 yılında taşındı. Otel ise kamulaştırıldı, yenilendi ve 2011 yılında Bilim ve Kültür Merkezi olarak kullanıma açıldı.

    Merkezdeki anı köşesine, katliamda yaşamını yitiren 33 aydın, iki otel görevlisinin yanı sıra iki katilin de adı yazıldı. Listede iki katilin adının yer alması, katliam mağduru ailelerin tepkisini çekti.

    PSAKD öncülüğünde Alevi kurumları ve mağdur ailelerin mücadelesi sonuç verdi. Sivas Valiliği Madımak Oteli’nde isimleri yazılı iki katilin adını anıttan kaldırdı.

    PSAKD Sivas Şubesi Başkanı Hidayet Yıldırım konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MÜCADELEMİZ SONUCU VALİLİK İKİ KATİLİN ADINI KALDIRDI”

    Yıldırım, yıllardır verilen mücadelelerin sonuç verdiğini belirterek, Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi olması ve yönetiminin PSAKD ve mağdur ailelere verilmesi için mücadele etmeye devam edeceklerini söyleyerek şunları dile getirdi:

    “Biz bu haberi daha önceden de duymuştuk. Bugün valiliğe teyit ettirdik. Sivas’ta bulunan Madımak Oteli’nde, katliamı gerçekleştirenlerden iki kişinin adı katliamda yitirdiğimiz canlarımızın isimlerinin yazıldığı yerde yazılıydı. Bu yıl Madımak Katliamı’nın 29 yılı. Madımak Oteli bildiğiniz gibi bir kültür merkezi olarak dizayn edildi. Biz yıllardır Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi olması için mücadele verdik, veriyoruz. Orada yitirdiğimiz 33 canımızın isimlerinin yazılı olduğu yere, katliamı gerçekleştirirken ölen iki katilin de isimleri yazıldı. Bunun kaldırılması için de yıllardır mücadele veriyoruz. Ayrıca Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi yapıldıktan sonra Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve orada yaşamını yitirenlerin ailelerine yönetiminin devredilmesini istiyoruz. Bunun için de yıllardır mücadele veriyoruz. Demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve tüm Alevi örgütleri bu mücadeleyi hala devam ettiriyor.

    “OTELİN UTANÇ MÜZESİ OLMASI İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    İki ismin oradan kaldırılmasının bir kazanım olduğunu da ifade eden Hidayet Yıldırım, “Bugün önemli bir haber aldık. Otelin içerisinde katliamda yaşamını yitiren 33 canımızın yanı sıra orada çalışan iki otel çalışanı ve iki de dışarıda ‘yakın yıkın’ diye bağıran katillerin isimleri yazılmıştı. İki katilin adının oradan silinmesi için birçok eylem yaptık. Her yerde bunları dile getirdik. Bu iki katilin ismi Ahmet Alan ve Hakan Türkyılmaz. Şimdi orada 37 değil de 35 isim yazılı. Verdiğimiz mücadele ile bu iki katili oradan dışarı atmış olduk. Aleviler için bu bir kazanımdır. Emeği geçen tüm partilere, derneklere, kurumlara teşekkür ediyoruz. Madımak Oteli Utanç Müzesi olmalıdır. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz ve Madımak Oteli’nin yönetiminin Pir Sultan Abdal örgütüne ve orada yaşamını yitirenlerin ailelerine devredilmesi için mücadelemiz devam edecek. Bu iki isim oradan kaldırıldı diye geri durmayacağız. Oranın Kültür Merkezi değil Utanç Müzesi olması gerekir. Bu yıl Sivas Katliamı’nın 29. yılı ve herkesi 2 Temmuz’da Sivas’a bekliyoruz.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Deniz Poyraz davası davası başladı; fail Onur Gencer duruşmaya getirilmedi-VİDEO

    Deniz Poyraz davası davası başladı; fail Onur Gencer duruşmaya getirilmedi-VİDEO

    PİRHA- HDP İzmir il binasına yönelik saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden fail Onur Gencer’in yargılandığı davanın duruşması başladı. Fail Onur Gencer duruşma salonuna getirilmedi. 

    17 Haziran 2021’de HDP İzmir il binasını basarak Deniz Poyraz’ı katleden fail Onur Gencer’in yargılandığı davanın 3’ncü duruşması İzmir Bayraklı Adliyesi 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı. Duruşmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ile HDP Milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, İHD Onursal Başkanı Akın Birdal’ın yanı sıra Emek ve Demokrasi Güçleri, demokratik kitle örgütleri, sendika temsilcileri, kadın örgütleri, hukuk örgütleri siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına yönelik 17 Haziran 2021’de gerçekleştirdiği silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davanın 3’üncü duruşması Bayraklı Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Dava öncesi adliye önünde bir araya gelenler açıklamalarda bulundu. HDP İzmir İl Örgütü, “Katillerden hesap soracağız. Faşizm yenilecek. Biz kazanacağız” yazılı pankart açtı.

    “TETİKÇİYİ AZMETTİRENLERLER KİMLERDİR?”

    Duruşma öncesinde konuşan HDP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Saruhan Oluç, Türkiye’deki siyasi saldırıların ve katliamların arkasında devletin içinde odaklanmış olan çeşitli çetelerin ve karanlık odakların organizasyonu olduğu belirterek, “Bu tek kişinin hazırlayıp yaptığı bir cinayet, bir suikast, bir katliam girişimi değildir dedik. Türkiye’de her zaman bu tür siyasi saldırıların ve katliamların arkasında devletin içinde odaklanmış olan çeşitli çetelerin ve karanlık odakların organizasyonu olduğu bilinir. İlk kez değildir bu. Bütün bu tür saldırılarda ve katliamlarda her zaman böyle olmuştur ve devletin içinde odaklanmış olan o karanlık çeteler her türlü koruma ve kollama faaliyetini eğitim, azmettirme ve planlama faaliyetini gerçekleştirmişlerdir. İşte Deniz Poyraz arkadaşımızın katledilmesi de böyle bir iştir. Biz o nedenle ilk gün dedik ki, tetikçi belli, katil belli, o alçağın teki, onun önemi yok. Ama esas önemli olan o tetikçiyi azmettirmiş olanlar kimlerdir, o cinayeti, o suikastı planlamış olanlar kimlerdir? O tetikçiyi eğitmiş olanlar kimlerdir? O tetikçiyi azmettirenlerin içindeki siyasi ve bürokratik odaklar kimlerdir? Bunların açığa çıkarılması gerek dedik ilk gün ve ilk günden beri, ilk duruşmadan beri bugüne kadar da aynı talebimizi ileri sürdük. Ve ne yazık ki mahkeme heyeti bugüne kadar bu konuda herhangi bir adım atılması doğrultusunda gereken işlemleri yapmadı. Neden? Neyi gizliyorsunuz? Neyi koruyor ve kolluyorsunuz? Bu soruyu ilk gün sorduk sonuna kadar sormaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “TOPLUMSAL VE SİYASİ MUHALEFETİN BÜTÜN ODAKLARINA SALDIRIYORLAR”

    İktidarın korku imparatorluğuna karşı mücadeleye devam ettiklerini kaydeden Oluç, şöyle devam etti:

    “O nedenle HDP’ye, toplumsal ve siyasal muhalefetin bütün odaklarına saldırıyorlar. Hukuk, yargı diye bir şey bırakmadılar. Daha geçtiğimiz Gezi davasında bir karara vardılar. Ortada delil yok, ama Osman Kavala hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası verdiler. Ortada delil yok arkadaşlarımız hakkında 18’er yıl ceza verdiler. Kim verdi, bir ağır ceza mahkemesi heyeti. Kim var bu heyette. O heyette daha önce AKP’den milletvekili aday adayı olmuş bir kişi var. Diyeceksiniz bir kişinin ne önemi var. 3 kişiden biri böyleyse ve o mahkeme heyetinin başkanı da her türlü hukuku çiğniyorsa, o zaman işte 3 kişiden iki kişiyle bu kararı verebiliyorlar. Daha önce iki kez yargılandığı beraat ettiği davadan 3’üncü kez tekrar yargılayıp ağırlaştırılmış müebbet cezası verecek kadar hukuksuzluk yaptılar. Çünkü onlar cüppelerine ilik açmışlar. Açtıkları ilik sayesinde iktidarın karşısında el pençe divan duruyorlar.”

    Duruşma öncesi çok sayıda polis “güvenlik tedbirleri” gerekçesiyle adliye koridorunda bulundu.

    Katledilen Deniz Poyraz’ın annesi Fehime ve babası Abdüllillah Poyraz ile birlikte kardeşleri de duruşmaya katıldı.

    FAİL DURUŞMAYA GETİRİLMEDİ

    Duruşma mahkeme heyetinin gelmesiyle başladı. Fail Onur Gencer tutulduğu cezaevinden duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

    Duruşma kimlik tespitiyle devam ediyor.

    PİRHA/İZMİR

  • Deniz Poyraz’ın katili Onur Gencer 300 soruyla çapraz sorguya alınacak

    Deniz Poyraz’ın katili Onur Gencer 300 soruyla çapraz sorguya alınacak

    Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davanın 3’üncü duruşmasında 300 soruyla avukatlar tarafından çapraz sorguya alınacak. Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulması istenenler de bu duruşmada bilgi sahibi sıfatıyla ifade verecekler.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına yönelik 17 Haziran’da gerçekleştirdiği silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davanın 3’üncü duruşması 29 Nisan saat 09.00’da İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Dava avukatları olayın başından itibaren olayın örgütlü olduğu üzerinde dururken, yapılan savcılık soruşturması ve yargılama süreci ise bunun tersi yönde ilerledi. Soruşturmanın ilk aşamasında Emniyetin suçun örgütlü olduğuna yönelik bir bulgu bulamadıkları ve savcının da bu yönde karar vermesine ilişkin avukatlar itirazda bulunmuştu. İzmir Sulh Ceza Hakimliği ise bu itirazı geçtiğimiz hafta reddetti. Dava avukatları konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne itiraz etmeye hazırlanıyor.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, bu duruşmada katil sanık Onur Gencer çapraz sorguya alınacak. Dava avukatları yaptığı ayrıntılı çalışmalar sonucunda hazırladığı 300’ü aşkın soruyu Onur Gencer’e yöneltecek. Yine olayın ayrıntılı olarak ortaya çıkarılmasını isteyen avukatlar, bu duruşmada dinlenilecek olan tanıklara da soru soracak.

    Duruşma öncesinde siyasi parti, kadın, insan hakları ve hukuk örgütleri sahiplenme çağrıları yaptı. Duruşma için şehre yüzlerce kişinin gelmesi bekleniyor. Duruşma öncesi HDP İzmir İl Örgütü tarafından Bayraklı Adliyesi önünde saat 8.30’da kitlesel basın açıklaması yapılacak. Açıklama ve duruşmaya İzmir milletvekillerinin yanı sıra Gülistan Kılıç Koçyiğit, Dilşat Canbaz ve Abdullah Koç’ta katılacak. Ayrıca adliye önünde Kadınlar Birlikte Güçlü’nün de ayrı bir açıklama yapacağı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de bir kadını katleden zanlı yakalandı-VİDEO

    Mersin’de bir kadını katleden zanlı yakalandı-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de işitme engelli Edenur Candan, Mehmet Can Y. tarafından katledildi.

    Kadınlar katledilmeye devam ediyor. Türkiye’de her gün en 3 kadının katledilirken, Mersin’in Mezitli ilçesinde yaşayan ve işitme engelli olan Edenur Candan da, boğazı kesilerek katledildi.

    Toroslar ilçesinde bulunan ormanlık alanda ölmüş halde bulunan Edenur Candan’ın Mehmet Can Y. tarafından katledildiği ortaya çıktı. Jandarmanın yakaladığı katil ve ona yardım ettiği belirlenen arkadaşı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Deniz Poyraz davası 24 Ocak’ta görülecek

    Deniz Poyraz davası 24 Ocak’ta görülecek

    PİRHA- HDP İzmir İl binasına silahlı saldırıda bulunarak Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılanacağı dava 24 Ocak’ta devam edecek.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl binasına 17 Haziran 2021 tarihinde silahlı saldırıda bulunarak Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davanın ikinci duruşması 24 Ocak’ta görülecek.

    İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak duruşma öncesinde siyasi partiler, insan hakları ve kadın örgütleri, davayı sahiplenme çağrıda bulundu. Katil Onur Gencer’in ilk duruşmadaki rahat tavırlarına ve aileyi tahrik eden davranışlarına dikkati çeken kurumlar, katilin arkasındaki siyasi gücün açığa çıkarılması için mücadele edeceklerini vurguladı.

    PİRHA/İZMİR

  • Hrant Dink’siz 15 yıl!-VİDEO

    Hrant Dink’siz 15 yıl!-VİDEO

    PİRHA- AGOS gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in katledilmesinin üzerinden 15 yıl geçti. Dink, vurulduğu yerde saat 15.00’te anılacak.

    Hrant Dink, katledilişinin 15’inci yılında unutulmadı. Anadolu ve Mezopotamya’nın yetiştirdiği önemli değerlerden biri olan Hrant Dink, ömrü boyunca halkların birlikte, özür ve eşit yaşamını savundu.

    Savunduğu bu değerler ve bu değerleri savunurken yaptığı konuşmalar bazı kesimlerde rahatsızlık uyandırırken, hedef haline getirildi.

    Hrant Dink, 1954 yılında Malatya’da dünyaya geldi. 1961 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınan Hrant ve iki kardeşi, Gedikpaşa’daki Ermeni Yetimhanesi’ne yerleştirildi.

    Dink lise eğitimini Surp Haç Tıbrevank Ermeni Lisesi’nde, üniversiteyi de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Zooloji eğitimi alarak tamamladı.

    Yazım hayatına lise yıllarında ilgi duyan Hrant Dink iki kardeşiyle birlikte yayınevi kurarken, aynı zamanda büyüdüğüTuzla Ermeni Çocuk Kampı’nı yönetmeye başladı. Anadolu’dan gelen yoksul çocukların barındığı kampa devlet tarafından el konulurken, Hrant Dink defalarca gözaltına alındı. Yıllar sonra gittiği kampın harabeye döndüğünü gören Hrant Dink, “alı konulan yer hiç kimse için kullanılmamış. Keşke, engelli çocuklar, kimsesizler için kullanılsaydı. O yaratılan şey bir işe yarasaydı yine bu kadar gam yemeyecektim” diyerek, üzüntüsünü dile getirdi.

    Türkiye’de yaşayan Ermenilerin sesi, soluğu ve vicdanı olmaya çalıştı. İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ne, “Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır” diyerek Türkçe ve Ermenice bir gazete çıkarma önerisinde bulundu ve 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı çıkan Agos gazetesinin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi.

    Hrant Dink, yaşamı boyunca davalardan kurtulmadı. Duruşu ve savunduğu değerleri her yerde kendi naif üslubuyla paylaşsa da, Türkiye’deki ırkçı kesimlerin hedefinden kurtulamadı.

    Hrant Dink hakkında, Türk Ceza Kanununun 301. maddesini ihlal etmekten davalar açıldı, gazetelerde hedef gösterilip, nefret suçuna maruz kaldı.

    2002 yılında Urfa’da verdiği bir konferansta “Ben Türk değil Türkiyeliyim ve Ermeniyim” dediği için “Türklüğü aşağılamaktan” üç yıl yargılanarak, beraat etti. 13 Şubat 2004’te yayımlanan bir makalesindeki “”Türk”ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur.” sözleri nedeniyle 301. maddeden “Türklüğe hakaret” suçlamasıyla yargılandı ve aksi yönde verilen bilirkişi raporuna rağmen 6 ay hapis cezası aldı, ancak cezası ertelendi.

    Hrant Dink’i hedef gösterenler aynı zamanda Hrant’ı ‘ortadan kaldırmak’ için planlar yapmaya başlamıştı.

    Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de, Şişli’de Halaskargazi Caddesi üzerinde yer alan Agos merkez binasının çıkışında gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Katil zanlısı 19 yaşındaki Ogün Samast’tı.

    Hrant Dink, yırtık ayakkabısından sızan kanla yerde boylu boyunca uzanırken, tetikçi katil Ogün Samats ise devlet görevlileriyle Türk bayrağının altında ‘hatıra’ fotoğrafı çekiyordu.

    Hrant Dink’in hedef gösterilip katledilmesi ne ilkti, son olması için ise yüzbinler Hrant Dink’in cenaze töreninde “Hepimiz Hrant Dink’iz, hepimiz Ermeniyiz!” yazılı dövizler taşıdı ve haykırdı.

    Eşi Rakel Dink, cenaze töreninde yaptığı “Yaşı kaç olursa olsun; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim” konuşmasıyla asıl failleri işaret etti.

    Surp Asdvadzadzin Patriklik Kilisesi’nde yapılan dini törenin ardından Hrant Dink Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    Hrant Dink’in katledilmesinin ardından açılan davada gerçek failler hep korundu. 24 Ocak 2007’de tetikçi Ogün Samast ve onu azmettiren Yasin Hayal, polis haber elemanı Erhan Tuncel tutuklandı. İlk yargılama sürecinde Hrant Dink’in öldürüleceğine dair bilginin jandarma, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında olduğu ortaya çıktı.

    Bu süreçte Dink ailesi avukatlarının devlet görevlilerinin sorumluluklarına dair talepleri reddedildi. Dava devam ederken Dink ailesi avukatlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuru 14 Eylül 2010’da karara bağlandı. AİHM’in Türkiye’yi mahkumiyet kararında, “kamu görevlilerine ilişkin etkin soruşturma yürütülmediği” ve “Dink için koruma kararının çıkarılmış olması gerektiği”, “yaşam hakkının ihlal edildiği” belirtiliyordu.

    Cinayetin işlenmesinden neredeyse 9 yıl sonra, 2015 yılı sonunda 27 devlet görevlisi hakkında dava açıldı. Türkiye’deki siyasi cinayetler tarihinde bir ilk olarak il jandarma görevlileri, Ankara ve İstanbul istihbarat daire başkanları, emniyet müdürleri iddianamede “şüpheli’’ sıfatıyla yer aldı ve yargılanmaya başlandı.

    İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava 6 yıl sonra, 26 Mart 2021’de karara bağlandı. Dink Ailesi avukatları, kararın tutarsızlıklarına, tek yönlülüğüne, soruşturmanın eksik yürütüldüğüne dikkat çektiler, bazı sanıklar için verilen beraat kararlarına ve soruşturmanın yürütülme şekline itiraz ettiler ve kararın bozulmasını talep ettiler.

    Üzerinden geçen yıllara rağmen Hrant Dink cinayeti devam etmekte. Hedef gösteren, tehdit eden, cinayeti organize eden, icra eden örgütü tanımlayan bütünlüklü bir yargılama henüz gerçekleşmemiştir.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘Katil Onur Gencer, Deniz Poyraz’ı katletmeden önce 27 defa emniyeti aradı’-VİDEO

    ‘Katil Onur Gencer, Deniz Poyraz’ı katletmeden önce 27 defa emniyeti aradı’-VİDEO

    PİRHA-HDP İzmir İl binasına gerçekleştirilen saldırı ve Deniz Poyraz’ın katledilmesine ilişkin hazırlanan iddianameye dair açıklama yapan dava avukatları, savcılığın adeta katliamın boyutlarının ortaya çıkarılması için zımni bir ortaklık sergilediğini ifade ederek, Suriye’de silahlı eğitimden geçirildiği görüntülerle ortaya çıkan katilin SADAT ile bağlantısına dair soruşturmanın gerçekleştirilmediğine işaret ettiler.

    İzmir’de 17 Haziran’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl binasına gerçekleşen silahlı saldırıda yaşamını yitiren Deniz Poyraz davasına ilişkin avukatları, dava üzerine Konak’ta bulunan Kaya Prestige Otel’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıya dava avukatlarının yanı sıra HDP İl Eşbaşkanı Abdulkadir Baydur ve parti yöneticileri katıldı.

    Basın toplantısında konuşan Avukat Türkan Aslan Ağaç, soruşturmayı yürüten savcılık ve emrindeki kolluğun büyük bir uyumla cinayetin araştırılmaması için fikir birliğinde olduklarını söyledi. Kolluk güçlerinin olayın öncesi ve gerçekleştiği andan itibaren “büyük bir zaaf içerisinde” olduğunu belirten Ağaç, “Türkiye’nin üçüncü büyük şehrinde Türkiye’nin üçüncü büyük partisine yönelik yapılacak silahlı saldırı girişimine ilişkin istihbari bilgilerinin olmaması, şehir merkezinin göbeğinde kolluğun yaşadığı gecikme, bir çok kolluk birimi orada olmasına rağmen olayın yaşandığı sırada olaya müdahale etmemiş olmaları, olay yerinin denetim altına alınması konusunda yaşanan ihmaller, olay yeri incelemenin gerekli titizlikle işini yapmamış olmasını örnek vermek mümkündür.  Ancak, benzer saldırı olayları incelendiğinde hepsinde neredeyse ortak yaşanan bu zaafın tesadüf olduğunu düşünmek çok iyiniyetli bir yaklaşım olur” dedi.

    “DELİLLERİN YOK EDİLDİĞİ KANAATI OLUŞMUŞTUR”

    Polisler hakkında görevi ihmal suçundan dahi soruşturma başlatılmadığını vurgulayan Ağaç, olay yeri incelemesinin detaylı yapılmadığını talepleri üzerine 22 Haziran’da yapılan incelemede mermi çekirdeği bulunduğunu kaydetti. Saldırganın üst aramasında çantasından çıkan eşyaların ayrı tutanakla kayıt altına alınmadığını belirten Ağaç, “Katilin iş merkezine girerken elinde bulunan çanta ve polis ile ilk teması olduğunda kendisine sorulan ‘çanta nerede’ sorusundaki çanta içerisindeki eşya listesinin neden ayrıca tutanak haline getirilmediği soruşturma aşamasındaki evraklardan anlaşılamamaktadır. Çanta içerisinde yer alan eşya ve materyallerin tam listesinin neden tutanağa bağlanmadığı ve özellikle de bu eşyaların neden emanete alınmadığı açıklanması gereken hususlardandır. Aksi halde bir kısım delillin yok edildiği kanaati kamuoyunda oluşacaktır” şeklinde konuştu.

    “NEZARETHANEYE ALINMADI”

    Saldırganın emniyette çekilen fotoğraflarında nezarethanede tutulmadığının anlaşıldığını dile getiren Ağaç, “Çekilen fotoğrafta saldırganın vermiş olduğu pozdaki rahatlığı, kendisine kolluk tarafından sunulan konfordan ve gösterilen ilgiden kaynaklanmış her halde. Gözaltına alındığı sırada ‘senin adın ne abiciğim’ anlayışı gözaltı sürecinde gösterilen iltimasla devam ettirilmişe benziyor. Saldırgan katilin gözaltında olduğu saatlerde instagramında yer alan paylaşımların ve storylerin silindiği, gerçekleştirdiği silahlı saldırıya ilişkin yapılan yorumlara ‘beğendi’ yaptığı tarafımızdan tespit edilmiştir. Bunun üzerine, gözaltına alındığında telefonuna el konulup konulmadığı, el konulması gereken telefonun kim yada kimler tarafından kullanıldığına ilişkin araştırma yapılması tarafımızdan talep edilmiştir. Taleplerimize ilişkin savcılığın hiçbir işlem yapmadığı görünmektedir” diye belirtti.

    SALDIRGAN SIK SIK EMNİYETİ ARAMIŞ

    Ağaç, yapılan HTS incelemesinde saldırganın çeşitli tarihlerde 27 kez İzmir İl Emniyet Müdürlüğünü aradığının tespit edildiğini dile getirerek şöyle devam etti:

    “Bu aramaların sıklığı ve özellikle son hafta tarihleri dikkate alındığından bunun sıradan olmadığı çarpıcı olarak görülmektedir. Bu nedenle İzmir İl Emniyet Müdürlüğünden kimi / kimleri aradığı, konuşmanın içeriğinin ne olduğu büyük önem arz etmektedir. Bu nedenler ile İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne ait bu telefon numaralarına ilişkin ses kayıtları, hangi birim ile görüştüğü hatta kiminle konuştuğunun tespit edilerek soruşturma dosyasına gönderilmesi tarafımızdan talep edilmiştir. Ancak, emniyet ses kayıtlarının olmadığını söylemekle yetmiştir. Bu konuda başka bir araştırma ve soruşturma yürütülmemiştir. Katilin saldırı gerçekleştireceği hafta boyunca İl Emniyet Müdürlüğünü araması normal görülmüş ve araştırmanın derinleştirilmesi yoluna gidilmemiştir.”

    SALDIRGANIN SADAT İLE İLİŞKİSİ

    Suriye’de silahlı eğitimden geçirildiği kamuoyuna yansıyan, ülkücü işaretleriyle çeşitli silahlarla poz veren katilin SADAT ile bağlantısına dair soruşturmanın gerçekleştirilmediğine işaret eden Ağaç, “Kamuoyuna yansıyan bilgiler ışığında saldırganın SADAT ile ilişkisi olup olmadığının araştırılmasına yönelik talebimiz karşısında kolluğun yaptığı tek şey inter aktif ortamda inceleme yapmakla sınırlı kalmıştır. Bunun dışında saldırgan katilin SADAT adlı yapı ile ilişkisi olup olmadığına ilişkin derinlemesine bir araştırma yapılmadığı gibi, görüntüyü kurtarmak açısından dahi işlem yapılmamıştır. Yani bu hususu yazılı olarak şirket sorma veya şirket yetkililerinin ifadelerine başvurma gereği dahi duymamışlardır. SADAT’ın kendi internet sayfasında yaptığı açıklama nedense doğru olarak kabul edilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “SİYASİ İKTİDARIN KASTI VAR”

    Ağaç’ın ardından söz alan dava avukatlarından İmdat Ataş ise, cinayetin öncesindeki siyasal süreç ve gidişata bakıldığında bu cinayetin siyasi olduğunun anlaşıldığını söyledi. Yaşanan saldırıda siyasi iktidarın kusuru hatta kasta varacak ihmali olduğunu vurgulayan Ataş, “HDP önünde bir çadır var. Bu tür faaliyetler provokatif ve devlet eliyle polis korumasında destekleniyor. Bu çadırların kaldırılmasına dair endişelerini ifade etmelerine rağmen kaldırılmamış, hatta desteklenmiştir” dedi.

    “ÇABAMIZ SÜRECEK”

    Soruşturmanın derinleştirilmeden davanın kapatılmak istendiğini söyleyen Ataş, “Devlet yaşam hakkını ihlal etmiştir. Siyasal partinin faaliyetlerini engellemeye yönelik taraflı davranmıştır. İdarenin sorumluluğu çok açıktır. Böylesi bir cinayetin devletin bilgisi dahilinde olmadan yapılmasını mümkün görmüyoruz. Dink cinayeti bunu örneğidir. Bu yargılama aşamasında saldırının tekil değil organize bir faaliyet olduğuna dair çabamız sürecektir” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • ABD Başkanı Trump’tan Floyd’un katledilmesini protesto edenlere tehdit

    ABD Başkanı Trump’tan Floyd’un katledilmesini protesto edenlere tehdit

    ABD Başkanı Donald Trump, siyahi Amerikalı George Floyd’un polis şiddetiyle öldürülmesinin ardından Minneapolis’te başlayan gösterilerin şiddet olaylarına dönüşmesinin ardından kentin belediye başkanını ve göstericileri tehdit etti.

    ABD’de George Floyd’un polis şiddetiyle öldürüldüğü Minneapolis’teki gösterilerin 3’üncü gecesinde bir polis merkezinin ateşe verilmesi ve bazı iş yerlerinin yağmalanmasının ardından Donald Trump, Twitter üzerinden tepki gösterdi.

    Trump, “Arkama yaslanıp Amerika’nın muhteşem şehri Minneapolis’e olanları izleyemem” dedi.

    Kentte, “lider eksikliği” olduğunu savunan Trump, “Ya çok zayıf radikal solcu Belediye Başkanı Jacob Frey elini çabuk tutup şehri kontrol altına alır ya da ben Ulusal Muhafızları gönderip, işimi hallederim” ifadesini kullandı.

    Floyd’un hayatını kaybettiği Minneapolis’deki gösterilerin 3’üncü gecesinde ise Floyd’un hayatını kaybettiği 3’üncü bölgedeki polis merkezine giren göstericilerin binayı ateşe verdiği anlar kameralara yansımıştı.

    46 yaşındaki George Floyd, önceki akşam dolandırıcılık şüphesiyle Minneapolis’te polisler tarafından gözaltına alınırken, bir polisin uzun süre ensesine diziyle basmasından dolayı dakikalarca “Nefes alamıyorum” diye yalvarmıştı.

    Floyd’un, acil sağlık ekipleri tarafından kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtilirken, yoldan geçen vatandaşların cep telefonlarıyla kaydettiği görüntüler sosyal medyada paylaşılmıştı.

     

     

  • Gülsüm Elvan: Çocuk katillerini affetmeyeceğiz-VİDEO

    Gülsüm Elvan: Çocuk katillerini affetmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Gezi direnişinde polis tarafından gaz fişeğiyle vurularak öldürülen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, infaz düzenlemesiyle ilgili Twitter’da #Affetmiyoruz etiketiyle bir video paylaştı. Elvan, “Çıkartacakları yasa ile yazarları, aydınları, avukatları, gazetecileri içeride tutarak, çocuk katillerinin, tecavüzcülerin, cinayet işleyenlerin serbest bırakılmasını kabul etmiyoruz. Biz bunları affetmiyoruz. Yargılansınlar” dedi. 

    Koronavirüs salgınına yönelik önlem olarak gündeme gelen ve sonrasında AKP ve MHP koalisyonu tarafından süzgeçten geçirilerek bugün tartışılan infaz düzenlemesinin içeriği de netleşiyor. Kadın katilleri, tecavüzcüleri tacizcileri, uyuşturucu satıcıları, kaçakçılar, vergi kaçakçıları gibi birçok yüz kızartıcı suç işleyen kişiler yasa kapsamında tahliye edilmek isteniyor. Düşüncelerindem dolayı tutuklanan birçok siyasetçi, aydın ve gazeteci de infaz düzenlemesinin dışında tutularak cezalandırılıyor.

    Gezi direnişinde polis tarafından gaz fişeğiyle vurularak öldürülen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan Twitter üzerinden başlatılan #Affetmiyoruz etiketiyle paylaştığı videosu ile tüm adalet, demokrasi, emek ve özgürlük savunucularına seslendi. Anne Gülsüm Elvan, “Ben Affetmeyeceğim” dedi.

    “BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK İSTİYORUZ, AFFETMİYORUZ”

    Anne Gülsüm Elvan, “Çıkartacakları yasa ile özgürce kendini ifade edenleri, yazarları, aydınları, hak savunucularını, avukatları, gazetecileri içeride tutarak, çocuk katillerinin, tecavüzcülerin, cinayet işleyenlerin serbest bırakılmasını kabul etmiyoruz. Biz bunları affetmiyoruz. Yargılansınlar. Başka çocuklar ölmesin, katledilmesinler. Başka tecavüzler olmasın. Barış içinde yaşamak istiyoruz. Affetmiyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Mat’tan sert tepki: Tecavüzcüyü, katili serbest bırakacak yargı paketi kabul edilemez

    Mat’tan sert tepki: Tecavüzcüyü, katili serbest bırakacak yargı paketi kabul edilemez

    PİRHA -Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eş Genel Başkanı Hüseyin Mat, yeni anayasa paketine tepki göstererek, “Dünya koronavirüs ile uğraşırken, AKP/ MHP iktidarı yeni yargı paketiyle; tecavüzcü, hırsız, katil ne kadar barbar varsa serbest bırakılması için düğmeye basmış durumda. Bu yargı paketi asla kabul edilemez”dedi. 

    AKP tarafından hazırlanan 3. Yargı Paketi niteliğindeki yasa değişikliği taslağında yer alan 10 farklı değişiklik tepkiye sebep oldu. Yasa değişikliğiyle, cinsel suç işleyenlere, kadına şiddet uygulayanlara ve uyuşturucu ticaretiyle uğraşanlara, çete üyelerine infaz indirimi öngörülmesini öngören yasa teklifine gerek kadın örgütlerinden gerekse sivil toplum örgütlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    “TECAVÜZCÜLERİ AKLAYAN YARGI PAKETİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eş Genel Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda dünyada ve Türkiye’de giderek artan koronavirüs salgınından herkesin el birliğiyle kurtulacağını söyledi.

    Mat, “Dünyada var olan tüm virüslere karşı aynı hassasiyet ve kararlılıkla mücadele etmek, geleceğimize ve çocuklarımıza karşı olan sorumluluğumuzdur” dedi.

    Dünya ve Türkiye koronavirüs salgını ile uğraşırken, AKP ve MHP’nin yeni yargı paketiyle; tecavüzcüyü, hırsızı, katili ve ne kadar barbar varsa serbest bırakmak için düğmeye bastığını söyleyen Hüseyin Mat, bu yargı paketini asla kabul etmediklerini belirtti.

    “AKP-MHP FAŞİZMİ VİRÜS ÜRETİYOR”

    Cezaevlerinde tutuklu olan tüm mahpusların serbest bırakılması çağrısı yapan Mat, şöyle devam etti:

    “Koronavirüs ile nasıl mücadele ediyorsak, dünyanın en tehlikeli, daha güçlü olan ve hızlı yayılan faşizm virüsüne karşı da mücadelemizi sürdürmeye kararlılıkla devam etmeliyiz. Tek eylemleri düşünmek olan, ifade özgürlüğü hakkını kullanan, anayasada güvence altına alınan örgütlenme hakkını kullanan tüm tutsaklara, hem de şimdi özgürlük talep ediyoruz.
    Bir fabrika gibi faşizm virüsü üreten AKP/MHP sarayından başlamak üzere, Türkiye ve dünyadan doğa, çevre ve insan düşmanı olan tüm virüsleri temizleyeceğiz, söküp atacağız. Buna olan inancımız tamdır. Geçtiğimiz şu zor günlerde bir araya gelemesek de, sosyal medya aracılığı ile sesimizi, tavrımızı, itirazımızı olabildiğince yükseltelim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Abdullah Cömert’in katili polis tutuklandı

    Abdullah Cömert’in katili polis tutuklandı

    Gezi Parkı eylemlerinde Abdullah Cömert’i gaz fişeği ile vurarak ölümüne sebep olan polis memuru Ahmet Kuş’un cezası Yargıtay tarafından onandı. Kuş cezaevine konuldu.

    Hatay’daki Gezi eylemlerinde Abdullah Cömert’in ölümüne neden olan polis Ahmet Kuş tutuklandı. Davada, yargıtay bilinçli taksirle öldürme kararını onadı. Böylelikle polis Ahmet Kuş’a verilen 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasını onanmış oldu.
    CÖMERT’İN KATİLİ POLİS ALTI YIL SONRA TUTUKLANDI

    Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 14 Mart 2016’daki kararıyla, polis Kuş’u ‘kastın aşılması suretiyle öldürmek’ suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum etmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin bu cezayı bozmasının ardından dava yine aynı mahkemede görülmüştü. Sanık polis Ahmet Kuş’a 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verilmişti.

    Yargıtay sanık polis hakkındaki hapis cezasını onadı. Karar hakkında infaz yazısı yazıldı sanık polis hükmen tutuklandı.

    “YARGITAY KARARI EKSİK VE HATALI”

    Cömert ailesinin avukatlarından Eren Can Artı Gerçek’e yaptığı açıklamada Yargıtay kararının eksik ve hatalı olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Abdullah Cömert davasında sanık polis Ahmet Kuş Yargıtayın ilk kararı bozması sonrası yeniden yapılan yargılamada 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası almıştı. Bu karar Yargıtay tarafından onandı. Sanık polis hükmen tutuklandı. Verilen karar bizce eksik ve hatalıdır. Birincisi yargılama Balıkesirde yapılarak adalete erişim hakkımız sınırlanmış ve ihlal edilmiştir. İkincisi kasten işlenen bir fiil olduğu açıkken sanık kasten öldürmeden ceza almamıştır. Abdullah Cömert bir ara sokakta hedef gözetilerek gaz fişeği ile başının arka kısmından vurulmuştur. Üçüncüsü dosyada ceza alan kişi sayısı sadece bir tane polis memurudur.oysa o gün emir talimat veren amirlerin dosyaya dahil edilmesi gerekirken edilmemiştir.”

    Can, Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapacaklarını belirtti.