Etiket: katledildi

  • 1030. haftada karanfiller, İsmail Bahçeci ve katledilen gazeteciler için!-VİDEO

    1030. haftada karanfiller, İsmail Bahçeci ve katledilen gazeteciler için!-VİDEO

    PİRHA – 1030. hafta eyleminde, 30 yıl önce gözaltında kaybedilen İsmail Bahçeci’nin akıbetini soran Cumartesi Anneleri, İsmail Bahçeci ve katledilen bütün gazeteciler için karanfilleri Galatasaray Meydanı’na bıraktı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle başlattıkları ve Türkiye’nin en uzun soluklu eylemi olan Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, 1030. haftada devam etti.

    1030. hafta eyleminde, 30 yıl önce gözaltında kaybedilen İsmail Bahçeci için adalet istendi. Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu.

    “İSMAİL, DEFALARCA GÖZALTINA ALINIP İŞKENCE GÖRDÜ”

    Maside Ocak, 1030. haftada 30 yıldır varlığı inkar edilen, fail ve sorumluları cezasızlıkla korunan İsmail Bahçeci’yi  unutmadıklarını belirterek devamında şunlara yer verdi:

    “İsmail Bahçeci, Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda öğrenciydi. Türkiye Öğrenci Dernekleri Federasyonu başkanıydı. Politik kimliği nedeniyle  defalarca gözaltına alındı, ağır işkence gördü. 1993 yılından itibaren de polis tarafından aranmaya başlanan İsmail’i yakalamak için, polis   ailesinin Avcılar’daki evine baskınlar düzenledi. Bu nedenle İsmail evden ayrılmak zorunda kaldı. Kardeşi İsmail’e acil durumlarda ailesine haber ulaştırması için bir arkadaşının işyeri telefonunu verdi.

    GÖZALTINA ALINDIĞI REDDEDİLDİ

    24 Aralık 1994 tarihinde  Bahçeci Ailesi’ni telefonla arayan ve kendisini  İsmail’in arkadaşı olarak tanıtan biri “Oğlunuz siyasi şube polisleri tarafından gözaltına alındı” bilgisini verdi. Baba Şehmus Bahçeci, hemen Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu, ancak İsmail’in gözaltına alındığı reddedildi.

    24 Aralık 1994 tarihinden sonra Bahçeci ailesinin evine bir daha polis baskını yapılmadı. Ama kardeşinin İsmail’e telefonunu verdiği arkadaşının işyeri polis tarafından basıldı.“Yakalanan bir örgüt mensubunun üzerinde telefon numaranız çıktı” denilerek işyeri sahibi gözaltına alındı. Bazı kişiler de emniyette sorgulanırken “Sonun İsmail Bahçeci gibi olur” diye tehdit edildiklerini söyledi.

    30 YIL BOYUNCA GÖZALTINA ALINDIĞI İNKAR EDİLDİ

    Fatma ve Şehmus Bahçeci, ilgili tüm  adli ve idari kurumlara başvurdu. Hükümet yetkilileri ile görüştü. İsmail’in ailesi, arkadaşları, İnsan Hakları Derneği ve Af Örgütü  tarafından düzenlenen  kampanyalarla konu, ülke ve dünya kamuoyuna taşıdı. Ancak, 30 yıl boyunca İsmail’in gözaltına alındığı inkar edildi.30 yıldır ailesine İsmail’in akıbeti hakkında hiçbir bilgi verilmedi. Ailesi’nin tüm başvuruları sonuçsuz bırakıldı. Bugüne kadar İsmail’in akıbetini açığa çıkartacak, ceza adaletini sağlayacak etkin bir soruşturma ve kovuşturma faaliyeti yürütülmedi.

    İLGİLİLER HAREKETE GEÇMEDİ

    30 yıldır söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz:

    Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Reşat Altay, DGM İstanbul Başsavcısı Ahmet Köksal ve İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu İsmail Bahçeci’nin gözaltında kaybedilmesini engellemek için harekete geçmediler. Tüm başvurulara rağmen hareketsiz kalarak bu suçun işlenmesine ve üstünün örtülmesine olanak sağladılar.

    Kaç yıl geçerse geçsin; İsmail Bahçeci için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “MARAŞ’TA KATLEDİLENLERİN HESABI SORULMADI”

    Daha sonra Cumartesi Anneleri’nden Hanife Yıldız söz aldı. Yıldız, Maraş Katliamı’nın 46. yılına girdiğini belirterek “Maraş’ta olur Gazi’de olur nerede olursa olsun. Bu katliamları hatırlatacağız. Maraş’ta katledilenlerin hesabı hala sorulmadı failleri hala yargılanmadı. Onlar bizim ailelerimiz biz de onların ailesiyiz. Onların kayıpları bizim kayıplarımız. Buradan orada bulunan tüm ailelere selam gönderiyorum” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • TAYAD’lı Aileler: Meriç kıyısında 4 devrimci katledildi!

    TAYAD’lı Aileler: Meriç kıyısında 4 devrimci katledildi!

    PİRHA-Harika Kızılkaya, Burak Ağarmış, Özkan Güzel, Erdoğan Çakır Meriç’ten Türkiye’ye geçtikleri sırada asker tarafından öldürüldüğü iddia edilirken, TAYAD’lı Aileler, cenazeleri sahipsiz bırakmayacaklarını ifade etti.

    TAYAD’lı Aileler, Harika Kızılkaya, Burak Ağarmış, Özkan Güzel, Erdoğan Çakır’ın 31 Ekim 2023’te Meriç sınırında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından öldürüldüğünü duyurdu.

    “EVLATLARIMIZIN CENAZELERİNİ SAHİPSİZ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Harika Kızılkaya, Burak Ağarmış, Özkan Güzel, Erdoğan Çakır’ın cenazeleri Adli Tıp Kurumu’na kaldırılırken, TAYAD’lı Aileler sosyal medya hesabından, “Meriç sınırında 4 devrimci katledildi. Katledilen devrimcilerin isimleri Harika Kızılkaya, Burak Ağarmış, Özkan Güzel, Erdoğan Çakır. Meriç kıyısında katledilen 4 devrimcinin cenazeleri 3 gündür ailelerine verilmiyor. Evlatlarımızın cenazelerini sahipsiz bırakmayacağız” mesajını paylaştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dilek Doğan’ın, evinde polis kurşunuyla katledilmesinin 8. Yılı

    Dilek Doğan’ın, evinde polis kurşunuyla katledilmesinin 8. Yılı

    PİRHA-Dilek Doğan’ın İstanbul Küçükarmutlu’da ailesiyle birlikte yaşadığı eve yapılan polis baskınında,  polis Yüksel Moğultay tarafından göğsünden vurularak katledilmesinin üzerinden 8 yıl geçti. Polis Moğultay’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi tepkilere neden oldu. Ailenin adalet talebi sürüyor. 

    Dilek Doğan 18 Ekim 2015’te, İstanbul Küçükarmutlu’daki evinde arama yapan Özel Harekât polislerinden Yüksel Moğultay tarafından gösünden vurularak katledildi.

    ABD Başkonsolosluğu’na yapılan silahlı saldırıya karıştığı ileri sürülen bir zanlının yakalanması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinden 13 polis, biri zırhlı, dört sivil araçla Doğan Ailesi’nin evine gitti.

    POLİS GÖĞSÜNDEN VURMUŞTU

    Dilek Doğan, polislere ayakkabılarıyla eve girdikleri için uyararak, galoş giymelerini söyledi. Polis evde arama yaparken Dilek Doğan polis tarafından göğsünden vuruldu.

    45 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra, 25 Ekim 2015’te, hayatını kaybetti. Cenazesi, polis ablukası altında hastaneden alınarak Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Dilek Doğan’ın cenazesi, Maraş’ın Afşin ilçesinde Türkçayırı Mahallesi’ndeki cemevinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

    DAVA SÜRECİ

    Dilek Doğan’ı vuran polisin, ekibin amiri Yüksel Moğultay olduğu belirlendi. Polis Yüksel Moğultay hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 83. Maddesi’ne dayanılarak “ihmal suretiyle kasten öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı ve iddianame kabul edildi.

    Dilek Doğan öldürüldüğü sırada başka bir odada kayıt yapan polis kamerasından alınan seslerin dökümüne de iddianamede yer verildi. Yapılan ilk duruşmada sanık, tetiğe basmadığını, aileyi salona ittirdiği sırada silahının patladığını savundu ve patlamaya Dilek Doğan’ın ağabeyi Mehmet Doğan’ın neden olduğunu iddia etti.

    Davanın ilerleyen aşamalarında, Doğan’ın vurulmasından hemen sonra kayda alınan, özel harekat polislerinin kendi aralarında Moğultay’ın Dilek Doğan’ı vurduğuna yönelik konuşmalarının, ailenin tepkisinin ve başka silah seslerinin de duyulduğu görüntülere ulaşıldı.

    Savcı mütalaasında, “neticesi öngörülemeyerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlanan taksir” tanımını yaparak sanığın 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Dilek Doğan’ın ailesinin avukatı, dosyadaki delillerin yok sayıldığını ve gerçekle ilgisi olmayan, sanıkları koruyan bir mütalaa verildiğini kaydetti.

    Dava sonucunda sanık Yüksel Moğultay’ın taksirle öldürme eylemine uyan TCK’nın 85/1 maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, olayın meydana geliş şekli, kusurunun yoğunluğu, sonucun ağırlığı dikkate alınarak 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

    Moğultay, olay günü OHAL bölgesinden geldiğini, çok yorgun olduğunu, bir an önce aramayı bitirip dinlenmek istediğini anlattı. Dosyayı karara bağlayan heyet, Moğultay’ı bilinçli taksir suçundan önce 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti. Ardından da iyi hal indirimi yaparak cezayı 6 yıl 3 aya indirdi.

    Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan, “Karardan sonra paramparça oldum. Dilek’in yarası buramda duruyor. O yaram tekrar kanıyor şimdi. Her şeyimize zehir kattılar adeta. Bize dünyayı dar ettiler” diyerek karara tepki göstermişti.

    Anne Doğan, “Maraş’tan ölümden kaçtık, burada dizimizin dibinde öldürdüler” ifadelerini kullanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Koruma altındaki dağ keçisi, avcılar tarafından katledildi

    Koruma altındaki dağ keçisi, avcılar tarafından katledildi

    PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesinin Hasangazi Köyü yakınlarındaki Karor Deresi mevkiinde ‘Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ndeki yaban keçisi, avcılar tarafından katledildi.

    Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarının Korunması Sözleşmesi (BERN) ile Korunan ve Dünya Doğa Koruma Birliği’nce (IUCN) yayımlanan ‘Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ndeki yaban keçisi, Dersim’in Pülümür ilçesinin Hasangazi Köyü yakınlarındaki Karor Deresi mevkiinde avcılar tarafından katledildi.

    İhbar sonucunda bölgeye gelen ekipler, yaptıkları incelemede dağ keçisi üzerinde kurşun izine rastladı ve keçinin yakın sürede öldürüldüğünü belirlendi. Bölgede yaban keçisini vuran kaçak avcıların yakalanması için Doğa Koruma ve Milli Parklar Tunceli Şubesi ile jandarma ekiplerince çalışma başlatıldı. Bölgeden geçen tüm yollarda ekipler tarafından araçların kontrol edildiği de öğrenildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Ali İsmail Korkmaz’ın katledilmesinin üzerinden 9 yıl geçti

    Ali İsmail Korkmaz’ın katledilmesinin üzerinden 9 yıl geçti

    PİRHA-Anadolu Üniversitesi öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’deki Gezi eylemleri sırasında sivil faşistler ve polisler tarafından dövülerek katledilmişti. Ali İsmail Korkmaz, ölümünün yıl dönümünde birçok yerde eylem ve etkinliklerle anılacak. Korkmaz, hayatta olsaydı bugün 28 yaşında olacaktı.

    19 yaşındaki Anadolu Üniversitesi öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’deki Gezi eylemleri sırasında sivil faşistler ve polisler tarafından girdiği sokakta sıkıştırılmış ve dövülmüştü. Polis tarafından darp edildikten sonra eli sopalı faşistler tarafından iki defa daha darp edilmişti.

    Darp edildikten sonra gittiği hastanede tedavi görememiş, ilk tıbbi müdahaleyi ancak 20 saat sonra alabilmişti. Beyin kanaması geçirdiği anlaşılan 19 yaşındaki Korkmaz 38 gün komada kaldıktan sonra 10 Temmuz 2013’te hayatını kaybetti. Ali İsmail Korkmaz, yaşasaydı bugün 28 yaşında olacaktı.

    KATİLLERİ CEZASIZ KALDI

    Ali İsmail Korkmaz’ın ölümü ile ilgili olarak 5’i tutuklu 8 sanık hakkında ‘suç kastıyla kasten adam öldürmek’ suçundan ömür boyu hapis cezası istendi. 21 Ocak 2015 tarihinde görülen davada; polis memuru Mevlüt Saldoğan ‘kasten ölüme sebebiyet vermek’ suçundan 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezası ‘sanığın geleceğine etkisi’ göz önüne alınarak 10 yıl 10 aya indirilerek tutukluluk halinin devamına karar verildi. Tutuksuz sanık polis Yalçın Akbulut 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı, aynı gerekçeyle 10 yıl hapisle birlikte tutuklamasına karar verilerek ceza evine gönderildi.

    O sokakta fırıncılık yapan sivil faşistler İsmail, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever ise yaralama suçundan 8’er yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Cezaları suça yardım düzeyinde kaldığı için 3 yıl 4 aya indirildi. Diğer polis memurları Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin delil yetersizliğinden beraat ettiler.

    Eskişehir 2. İdare Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı’nı Ali İsmail Korkmaz’ın ailesine 57 bin 180 lirası maddi, 650 bin lirası da manevi olmak üzere toplam 707 bin 180 lira tazminat ödemeye mahkûm etti.

    Dava sürecinde duruşmalar ‘güvenlik’ gerekçesiyle Eskişehir’den Kayseri’ye alındı. Her duruşmaya Korkmaz’ın ailesi başta olmak üzere onlarca kişi katılarak sahiplendi. Dava sonucunda sanıkların bir kısmının beraat etmesi bir kısmının ise çok az cezalar alması tepkilere neden oldu. Korkmaz’ın ailesi ‘Bu ülkede adalet yok’ diyerek verilen karara isyan etti.

    ALİ İSMAİL’İN ADI BİRÇOK YERDE YAŞATILIYOR

    Korkmaz’ın ölümü sonrasında Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun (FKF) katkılarıyla Eskişehir’de bir meydana Ali İsmail Korkmaz’ın heykeli dikildi. Fenerbahçe taraftarları ‘Ali İsmail Korkmaz’ marşını besteleyerek çeşitli maçlarda bu marşı söylediler.

    Kadıköy Belediyesi tarafından Rasimpaşa Mahallesi, İskele Sokak’ta bulunan eski bir otopark alanı, parka dönüştürülerek Ali İsmail Korkmaz’ın adı verildi.

    1907 ÜNİFEB Çukurova Üniversitesi örgütlenmesi tarafından Niğde Kemerhisar’da Ali İsmail Korkmaz Hatıra Ormanı yapıldı.

    Hatay Samandağ Belediyesi tarafından ilçe girişinde bulunan bir köprüye Ali İsmail Korkmaz adı verildi.

    Korkmaz ailesi, kurdukları Ali İsmail Korkmaz Vakfı ile öğrencilere, yaşlılara, doğaya, hayvanlara, sanatçılara, esnaflara ulaşan etkinlikler yapıyor ve öğrencilere burs sağlıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ceylan Önkol’un katledilmesinin üzerinden 12 yıl geçti

    Ceylan Önkol’un katledilmesinin üzerinden 12 yıl geçti

    PİRHA-2009 yılında üzerine havan topu düşmesi sonucu katledilen Ceylan Önkol’un yaşamını yitirmesinin üzerinden 12 yıl geçti. 

    Ceylan Önkol, Diyarbakır Licê’de, 28 Eylül 2009 günü hayvanlarını otlattığı sırada Yayla Karakolu’ndan atılan havan topu sonucu katledilmişti.

    Ceylan’ın cansız bedeni 6 saat olay yerinde bırakıldı ve savcı “can güvenliği” gerekçesiyle olay yerine üç gün sonra gitti. Önkol’un annesi Saliha Önkol, kızının parçalanan bedenini eteğinde topladı, olay yerindeki bütün delilleri, Lice Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etti.

    AİHM: İHLAL YOK
    Aile avukatları, 2010 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Mayıs 2012’de ise soruşturmanın etkin ve tarafsız yürütülmemesi, soruşturmanın derinleştirilmesine yönelik taleplerin reddedilmesi, aradan geçen süreye rağmen dava açılmaması ve şüphelilerin bulunmaması nedeniyle tekrar AİHM’e ikinci başvuru yapıldı. AİHM, 5 yıl sonra 17 Ocak 2017’de Önkol ailesinin başvurusunu sonuçlandırdı ve “etkin soruşturma ve yaşam hakkı açısından ihlal olmadığına” karar verdi.

    30 Nisan 2014’te ise Ceylan’ın ölümüyle ilgili soruşturmayı yürüten Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyadaki kanıt ve raporların faillerin tespiti için yetersiz olduğuna kanaat getirdi, dosya için “daimi arama kararı” verdi.

    Önkol ailesi, patlamada sorumluluğu ve ihmali olduğu nedeniyle İçişleri Bakanlığı aleyhine 100 bin TL maddi, 150 bin TL manevi tazminat talebiyle Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Mahkeme, aileye 28 bin 208 TL tazminat ödenmesine karar verdi. Mahkeme, 5233 sayılı “Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’una” dayanarak, manevi tazminat talebini reddetti. İtiraz üzerine Danıştay, 16 Mayıs 2019’da Ceylan Önkol’un ailesine tazminat ödenmesi kararını bozdu, tazminat davasının “kusursuz sorumluluk” ilkesi veya “hizmet kusuru”  ilkesi kapsamında görülmesi gerektiğine hükmetti. Bunun üzerine İdare Mahkemesi, 8 Mart 2021’de aileye toplamda 283 bin TL ile maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

    Ceylan Önkol’un katledilmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada, birçok delil ve tanık olmasına rağmen aradan geçen 12 yılda herhangi bir gelişme sağlanamadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Anne Gülnaz Kurt: Oğlumu öldüren polis gülüyordu, oğlumun değeri 12 bin lira mıydı?-VİDEO

    Anne Gülnaz Kurt: Oğlumu öldüren polis gülüyordu, oğlumun değeri 12 bin lira mıydı?-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Okmeydanı’nda bir yakınının cenazesine katılmak için gittiği cemevi avlusunda polisin kurşunuyla öldürülen Uğur Kurt’un annesi Gülnaz Kurt, PİRHA’ya konuştu. Anne Kurt, sanık polisin hiçbir ceza almadan yüzlerine gülerek gittiğini söyledi. Kurt, “Fail hiçbir ceza almadı ki, acımız o denli büyük olmasına rağmen fail avukatıyla elini kolunu sallayarak, yüzümüze gülüp gittiler. Benim oğlumun değeri 12 bin lira mıydı?” diye sordu. 

    Uğur Kurt, 22 Mayıs 2014’te cenaze için bulunduğu Okmeydanı Cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetti. Kurt, katledilişinin 7. yılında Okmeydanı Cemevinde anılacak.

    PİRHA‘ya konuşan Anne Gülnaz Kurt oğlu Uğur Kurt’un ölümüne yol açan polisin aldığı hapis cezasının 12 bin TL para cezasına çevrilmesine isyan ediyor. Kurt, sanık polis ve avukatının mahkeme çıkışı yüzlerine gülerek gittiklerini  hatırlattı.

    Gülnaz Kurt oğlunun ölümüyle birlikte eşi ve kendisinin de öldüğünü kastederek, yaşamın kendileri için dayanılmaz bir hal aldığına vurguda bulundu.

    Kurt, ayrıca dönemin başbakanı olan Erdoğan’ın, oğulları Uğur Kurt’un öldürülmesine yol açan olayın aydınlatılması için kendilerine verdiği sözün tutulmadığına da dikkat çekti.

    “ÇOCUĞUMU YOK YERE ÖLDÜRDÜLER”

    Acılı hali ile oğlu Uğur Kurt’u anlatan Gülnaz Kurt, “Benim oğlum çok iyi, hiç kimsenin hiçbir şeyine karışmazdı. Benim çocuğum içeri girerken kimseye selam vermeden geçmezdi. Kendi ailesiyle, çocuğuyla ilgilenen, iş dışında evden çıkmayan bir insandı. Benim çocuğumu yok yere öldürdüler. Çocuğumun günahı neydi?” dedi.

    “ONLAR, YASTIĞA BAŞLARINI RAHAT KOYUYORLAR MI?”

    Oğlundan geriye bir buçuk yaşındaki oğlu ve 19 yaşındaki eşinin kaldığını sözlerine ekleyen anne Gülnaz Kurt, “Yazık günah değil miydi? O polisin babası kafasını yastığa koyabiliyor mu? Çok mu rahat uyuyorlar? Nasıl koyuyorlar başını yastığa? Benim gecem gündüzüm belli değil, ben uyuyamıyorum, yatamıyorum, kanser hastasıyım, eşim öldü. Onun acısı hepimizi bitirdi. Hepimizi mahvettiler onlar nasıl yaşıyorlar?” diye sordu.

    “OĞLUNUN KANI YERDE KALMAYACAK DİYENLER NEREDE?”

    Anne Gülnaz Kurt, dönemin başbakanı olan Erdoğan’ın, oğulları Uğur Kurt’un öldürülmesine yol açan olayın aydınlatılması için kendilerine verdiği sözü hatırlatarak sözlerin tutulmadığını söyledi.

    Kurt, “Bize sahip çıkan kimse yok, oğlumun kanını yerde bıraktılar ben buna cevap istiyorum. O zamanın başbakanı, şimdinin ise cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Ben senin arkandayım, kanı yerde kalmayacak’ diyordu. Şimdi niye bir şey söylemiyor? Benim çocuğumu kaybettirdiler. Ben şu an torunuma bir cevap bulup söyleyemiyorum” diyerek isyan etti.

     “BENİM ÇOCUĞUMUN DEĞERİ 12 BİN LİRA MIYDI?

    Fail polisin dava süreci boyunca tutuksuz yargılanmasının kendilerini çok derinden etkilediğini söyleyen anne Gülnaz Kurt, “Fail hiçbir ceza almadı ki, acımızın o denli büyük olmasına rağmen fail avukatıyla elini kolunu sallayarak, yüzümüze gülüp gittiler diyerek bizi öldüren durum da bu oldu” dedi.

    Kurt, oğlunu öldüren sanık polise 12 bin 100 TL adli para cezası verilmesinin kendilerinde derin yaralar açtığına vurguda bulunarak, “Benim oğlumun değeri 12 bin lira mıydı? Bana çocuğumu geri verseler ben dünyaları veririm. Benim polisim vursun, benim polisim öldürsün sonra da ödüllendir ve ortalığa salın. Cumhurbaşkanı duysun. Kendisi  çocuklarıyla geziyor. Bir de televizyonlara çıkıp helallik istiyor, ben sana hakkımı neden helal edeyim?” ifadelerini kullandı.

    “AVUKATIN SAATİ BENİM OĞLUMDAN DEĞERLİYMİŞ”

    Anne Gülnaz Kurt oğlunu vuran polis memurunun avukatı Tolga Yurdakul’un saatinin kordonunu kopardığı iddiasıyla kendisine dava açıldığını dile getirerek, “Demek onun saati benim oğlumdan değerliymiş” diye konuştu.

    “ÇOCUĞUMUN KANI YERDE KALMASIN”

    “Herkese çağrım şu çocuğumun kanı yerde kalmasın” diyen anne Gülnaz Kurt, “Bize söz verenler, bana arkandayım, yanındayım, gereken ne ise yapacağız diyenler nerede? Bir de gelmiş helallik istiyor. Sen bana ne yaptın ki ben sana helallik vereyim? Oğlumun katilini ödüllendirdin ve geziyor. Benim çocuğum nerede? Ben oğlumun kanının yerde kalmasından başka hiçbir şey istemiyorum” diyerek adalet çağrısında bulundu.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’da Uğur Kurt, 7 yıl önce bugün bir yakınının cenazesine katılmak için gittiği Okmeydanı Cemevi avlusunda polis kurşunuyla katledildi. Uğur’u katleden polis hakkında olası kasıtla öldürme suçundan iddianame düzenlenerek dava açıldı. Yargılama sonrası savcı 20 ila 25 yıl arası hapis dedi ancak bütün bunlara rağmen Uğur’u katleden polis 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı ve bu ceza paraya çevrildi. Yani cemevi avlusunda bir canı katletmenin bedeli 12 bin lira olarak belirlendi. Babası ve annesi tek oğullarının katledilmesine dayanamadı ve ikisi de üzüntüden kansere yakalandı. Babası Kemal Kurt geçen yıl kansere yenik düştü ama anne tüm acılarıyla yaşamaya devam ediyor.

    Pınar AKYÜZ -Ersin ÖZGÜL / PİRHA

  • Ankara’da bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi

    Ankara’da bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi

    Ankara’nın Çubuk ilçesinde Şükran T. evinde boğularak öldürülmüş halde bulundu. Evli olduğu Abdullah T. polis sorgusunda cinayeti itiraf etti.

    Ankara’nın Çubuk ilçesinde 35 yaşındaki Şükran T. isimli bir kadın, evinde boğularak öldürülmüş halde bulundu. Polis sorgusunda kadının evli olduğu erkek Abdullah T. tarafından öldürüldüğü anlaşıldı.

    Çubuk’ta 5 katlı bir binanın bodrum katındaki evine gelen çocuk, annesi Şükran T’yi (35) yerde hareketsiz yatarken görüp komşularından yardım istedi.

    Çevredekilerin haber vermesi üzerine eve gelen polis ve sağlık ekipleri, kadının yaşamını yitirdiğini belirledi.

    Polis, bir fabrikada çalışan Abdullah T’nin, cinayet saatinde fabrikada bulunmadığını tespit ederek, katil zanlısını gözaltına aldı. Abdullah T’nin ilk ifadesinde, Şükran T. ile aralarında çıkan tartışmanın büyümesi üzerine onu boğarak katlettiğini itiraf ettiği öğrenildi.

  • Evli olduğu erkek tarafından öldürülen kadın, bir gün önce Emniyet’e başvurmuş!

    Evli olduğu erkek tarafından öldürülen kadın, bir gün önce Emniyet’e başvurmuş!

    Diyarbakır’da evli olduğu erkek tarafından öldürülen Melike Demirok’un, cinayetten bir gün önce karakola başvurduğu ve Emniyet’in karakola sığınan kadının yerini katil zanlısına söylediği ortaya çıktı.

    Diyarbakır’da evli olduğu Gökhan Demirok tarafından öldürülen Melike Demirok’un, cinayetten bir gün önce karakola başvurduğu ortaya çıktı. Emniyet’in, şiddetten kaçmak için günlerce gizlenen Melike Demirok’un yerini, “hırsızlık” suçlamasıyla hakkında ihbarda bulunması üzerine Gökhan Demirok’a söylediği anlaşıldı.

    Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesi Fırat Mahallesi’nde evli olduğu Gökhan Demirok tarafından öldürülen Melike Demirok’un, bir gün öncesinde karakola başvurduğu ortaya çıktı. 8 Ocak günü akşam saatlerinde evli olduğu erkekten gördüğü şiddet nedeniyle evden kaçan Melike Demirok, 5 gün boyunca gizlendi.

    EMNİYET, YERİNİ SÖYLEDİ!

    Melike Demirok’u bulabilmek için 9 Ocak günü karakola giden Gökhan Demirok ise, “25 bin TL paramı çaldı” suçlamasında bulunduğu Melike Demirok’un bulunmasını istedi. Bir süre gizlenen Melike Demirok, kim oldukları öğrenilemeyen iki kadınla birlikte şiddet gördüğü eşinden şikayetçi olmak için 13 Ocak akşamı karakola gitti. Ancak hakkında ihbarda bulunulduğunun anlaşılması üzerine polisler Gökhan Demirok’a haber verdi. Karakola gelen Gökhan Demirok, ikna ettiği Melike Demirok’la birlikte karakoldan ayrıldı. Bir gün sonra, kendisinden haber alamayan akraba ve komşularının ihbarı üzerine evine giden polisler, Melike Demirok’un öldürüldüğünü tespit etti.

    AİLE BASKISINDAN DOLAYI BOŞANAMADI

    Demirok ile birlikte karakola giden kadınların ifadesinin alınmadığı; Melike Demirok’un geçen yıl boşanmak istediği ancak aile baskısı ile boşanmaktan vazgeçtiği öğrenildi. İşlenen cinayetle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında hakkında arama kararı çıkarılan katil zanlısı Gökhan Demirok’u arama çalışmaları sürüyor.