Etiket: katledilen gazeteciler

  • İHD İzmir Şubesi: Gazetecilere yönelik saldırıların failleri tespit edilerek yargılanmalı-VİDEO

    İHD İzmir Şubesi: Gazetecilere yönelik saldırıların failleri tespit edilerek yargılanmalı-VİDEO

    PİRHA- İzmir’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri, gazetecilerin katledilmesine yönelik İHD İzmir Şube binasında basın toplantısı yaptı. burada yapılan açıklamada, gazetecilerin katledilmesinin hak ihlali olduğuna dikkat çekildi.

    İzmir’de bulunan siyasi parti ve ve sivil toplum örgütleri, gazetecilerin katledilmesine yönelik İzmir İnsan Hakları (İHD) Şube binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda “Gazetecilik suç değildir” pankartı açıldı.

    Toplantıya birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisinin yanı sıra gazeteciler de katıldı. Toplantıda, gazetecilerin katledilmesinin suç olduğu vurgulandı. Açıklamayı İHD İzmir Şube yöneticisi Ahmet Çiçek okudu.

    Çatışma bölgelerinde sürekli gazetecilerin hedef alındığını belirten Çiçek, “Basına yansıyan bilgilere göre, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin, 19 Aralık’ta Suriye’de yaşanan gelişmeleri takip ederken uğradıkları saldırı sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir. Daha dün, Filistin Sivil Savunma Teşkilatı, Al-Awda Hastanesi yakınındaki olayları izleyen 5 gazetecinin, yayın araçlarının İsrail hava saldırısıyla hedef alınarak öldürüldüğünü bildirdi. Gazetecilerin yaşam hakkı, yalnızca bir insan hakkı değil, aynı zamanda özgür ve demokratik bir toplumun sürdürülebilirliği için vazgeçilmez bir değerdir. Uluslararası İnsancıl Hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri’nin açık bir ihlalidir. Savaşa taraf olmayan sivillerin öldürülmesi, Roma Statüsü’nün 8/2/b/ii. maddesi uyarınca savaş suçu olarak tanımlanmıştır. Gazetecilerin yaşam hakkının ihlali, yalnızca bireysel bir hak kaybı değil, halkın gerçeklere erişim hakkına yönelik topyekûn bir saldırıdır” dedi.

    GAZETECİLERİN GÖZALTINA ALINMASI

    Gazetecilerin katledilmesini protesto etmek amacıyla bir araya gelen gazetecilerin ve yurttaşların baskı uygulanarak gözaltına alındıklarını hatırlatan Çiçek, “Ancak bu vahim ihlallerin protesto edilmesi bile baskıyla karşılanmaktadır. Gazetecileri ve ifade özgürlüğünü savunan kişilere yönelik kolluk güçleri tarafından defalarca saldırı düzenlenmiş, çok sayıda insan gözaltına alınmış ve en az 7 gazeteci tutuklanmıştır. Üstelik, İstanbul Barosu’nun bu konuda etkin soruşturma çağrısı ve gözaltıların serbest bırakılması talebi sonrası baro hakkında hızlı bir şekilde soruşturma başlatılmıştır” şeklinde konuştu.

    “MUHALİF GAZTECİLİK SUÇ HALİNE GETİRİLMİŞTİR”

    Çiçek, halkın haber alma özgürlüğünün uluslararası sözleşmelerle korunma altına alındığını belirterek, “Devletler, bu hakların korunması ve etkin kullanılması için yükümlüdür. Ancak ülkemizde, özellikle muhalif gazetecilik yapmak adeta suç haline getirilmiştir. Bazı medya organlarında Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için yapılan “zaten teröristtiler” yönündeki ithamları şiddetle reddediyoruz. Gazetecilerin çatışma bölgelerinde maruz kaldıkları saldırılar, yalnızca mesleki faaliyetlerini engellemekle kalmıyor, en temel insan hakkı olan yaşam haklarını ellerinden almaktadır. Bizler, aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak, gazetecilerin yaşam hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün, gazeteciliğin ve halkın haber alma hakkının önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “GAZETECİLERİN YAŞAM HAKKINI KORUMAK ORTAK SORUMLULUĞUZDUR”

    Çiçek devamında şunları ifade etti:

    “Devletler ve uluslararası kuruluşlar, çatışma bölgelerinde gazetecilerin korunması için etkili önlemler almalı ve gazetecilere yönelik saldırıları önlemek adına güçlü mekanizmalar oluşturmalıdır. Gazetecilere yönelik saldırıların failleri derhal tespit edilmeli ve ulusal ya da uluslararası yargı önünde hesap vermeleri sağlanmalıdır. Basın özgürlüğünün korunması ve gazetecilerin yaşam haklarının güvence altına alınması için uluslararası dayanışma artırılmalı, bu tür saldırılara karşı hukuki ve siyasi yaptırımlar uygulanmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu saldırılar yalnızca gazetecilere değil, tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Gazetecilerin yaşam hakkını ve mesleklerini özgürce icra etme haklarını korumak, hepimizin ortak sorumluluğudur.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • Gazetecilerin katledilmesinin araştırılması önergesi reddedildi

    Gazetecilerin katledilmesinin araştırılması önergesi reddedildi

    PİRHA – DEM Parti’nin, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledilmesinin araştırılması istemiyle Meclis’e verdiği önerge MHP, AKP ve İYİ Parti’nin oyları ile reddedildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis İdari Amiri ve Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in Türkiye’nin SİHA saldırısında Kuzey ve Doğu Suriye’de katledilmesinin araştırılması talebiyle verdikleri araştırma önergesi kapsamında konuştu.

    Saliha Aydeniz, her iki gazetecinin gerçeklerin çarpıtılmasını ve özel savaş politikalarını teşhir ettiğini ve hakikati dile getirdiklerini söyledi. Saliha Aydeniz, “Hakikatin sesiydi onlar; tam da bu yüzden hedef alındılar. Gazetecileri katletmek bir devlet geleneği; Ape Musa’dan Özgür Ülke’nin bombalanmasına, 1990’lı yıllardan bugüne değişen hiçbir şey yok” dedi.

    “GAZETECİLERİN HEDEF ALINMASI SAVAŞ SUÇUDUR”

    Gazetecilerin hedef alındığını anımsatan Saliha Aydeniz, “Beş yılda federe Kürdistan’da ve Kuzeydoğu Suriye’de 13 gazeteci katledildi, 7 gazeteci yaralandı. Çatışma bölgelerinde faaliyet yürüten gazetecilerin çalışma ve yaşam hakları Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler aracılığıyla güvence altına alınmış olmasına rağmen gazeteciler hedef alınıyor. Bu, açıkça bir savaş suçudur” diye kaydetti.

    “GAZETECİLER NEDEN KATLEDİLDİ?”

    Saliha Aydeniz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu gazeteciler neden katledildi? Nagihan, jineoloji çalışmalarıyla kadınların özgürlüğünün yolunu çizdiği için mi? Nazım Daştan, cenazesi yedi gün sokak ortasında kalan Taybet ananın yaşadıklarını kamuoyuna taşıdığı için mi? Peki ya Cihan, Ortadoğu’nun geleceği için büyük bir anlam taşıyan kadın devrimini kalemiyle bütün dünyaya anlattığı için mi? Gazetecileri koruyan komite, aracının üstünde büyük harflerle ‘basın’ yazılmış olmasına rağmen bombalandığını açıkladı. Ne kadar tanıdık değil mi? İşte önümüzde 28 Aralık var, Roboski yıl dönümü. O zamanın yalanlarını bugün de söyleyecek misiniz yoksa suçlarınızla, ayıbınızla bu sefer yüzleşecek misiniz? Zihniyet, Kemal Korkut’u katleden değil, belgeleyeni tutuklayan, haber takibindeki gazetecinin başına silah dayayan, Hakkâri’deki fuhuş çetesini haber yapan gazeteciyi gözaltına alan Ape Musa’yı sokak ortasında katleden zihniyettir.

    HAKİKATTEN KORKUYORLAR

    Şunu iyi bilin, demokratik görünmeye çalıştığınız dış dünya yaşananları çok net görüyor ve bu onların iştahını kabartıyor. Bir yanda hakikati savundukları için canlarıyla bedel ödeyenler, diğer tarafta ısrarla çözümsüz bırakılan hakikatlerle ilgili söz söyledikleri için terörist ilan edilenler. İşte Merdan Yanardağ, Seyhan Avşar, Özlem Gürses, Can Dündar ve daha birçok kişinin yaşadıkları, siyasi iktidarın hakikatinden ne kadar korktuklarını gözler önüne seriyor.

    POLİS, ÖZNUR DEĞER’İ SÖZLÜ TACİZ ETTİ

    Özgür basın emekçileri gerçeği dile getirdikleri için hedefte; Metin Göktepe’den Cihan Bilgin’e, Nazım Babaoğlu’ndan Gülistan Tara’ya hakikati savunanların sesi ya öldürülüyor ya da susturulmak isteniliyor. Öznur Değer, arkadaşı Cihan Bilgin’in taziyesinde kolluk tarafından sözlü taciz edildi; oradaydık, bunun tanığıyız. Kitleyi çeken kolluğun kameralarından da gayet açık görülecek ki sözlü tacizin üstünü örtmek ve çarpıtmak için hızlı bir şekilde gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı. Buradan, bu kürsüden halk adına soruyoruz: Peki bunu yapan kolluk adına da soruşturma başlattınız mı? Tabii ki hayır. Yargı ve hukukun iktidarın siyasi çıkarı uğruna bir araç olarak kullanıldığı çok açık ortada.

    UTANÇ TABLOSU

    Katledilen arkadaşlarını andıkları için 7 gazeteci daha tutuklandı, kadınlar çıplak aramaya maruz kaldılar. 48 gazeteci bu ülkede tutuklu. Türkiye, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158’inci sırada. Bu, tam bir utanç tablosudur. Zamanında gazetecilik kısmen de olsa objektifti, Mehmet Ali Birand sayın Abdullah Öcalan’la yaptığı röportajla tarafsızlığı için takdir edilmişti çünkü görevi asıl olanları olduğu gibi yansıtmaktı ama bugün Nevşin Mengü Salih Müslim’le yaptığı söyleşi için gözaltına alınıyor.

    KALEMLERİ HİÇ YERE DÜŞMEDİ

    Unutulmamalıdır ki geçmişten bugüne hakikati karanlıkta bırakmak isteyenlere karşı hakikatin kalemi, kamerası, mikrofonu hiç yere düşmedi, düşmeyecek. Bu topraklarda kimse sansürden, baskıdan, bombalardan artakalan bir hayatı tesadüfen yaşamak zorunda kalmamalıdır. Hepimiz hakikati konuşmanın, yazmanın, göstermenin bedel gerektirmediği bir dünyada yaşama hakkına sahibiz. Tam da bu sebeple gazetecilerin ölümleri aydınlatılmalı, sorumlular en ağır cezaya çarptırılmalıdır.”

    “TERÖRİST OLARAK YAFTALAMAKTAN VAZGEÇİN”

    Söz alan CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, kürsüde Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin gazetecilere ilişkin açıklamasını okudu. Gazetecilerin Türkiye’de yaşadığı sorunlara işaret eden Konuralp, Daştan ve Bilgin’in katledilmesini protesto eden gazetecilerin tutuklanmasına da dikkat çekti. Konuralp, “İktidar, gazetecileri hedef alan söylemlerini sorgulamalı. Tehditlerinden ve baskılardan vazgeçilmelidirler. Bu baskı ve saldırıların hedefi görünürde gazeteciler olsa da özünde ülke demokrasisidir. İfade özgürlüğü, eleştiri hakkı ve haber yapma özgürlüğü hiçbir baskıya boyun eğmez. Susturulan her gazeteci, karartılan her gerçek halkın bilgiye erişim hakkının gasp edilmesi demektir. Halkın haber alma hakkını savunan gazeteciler her türlü tehdide rağmen kalemlerini bırakmadı, bırakmayacak’ ” dedi.

    Konuralp, “Hoşunuza gitmeyen haberleri yazan, yorumlayan, dile getiren gazetecileri kriminalize etmekten, terörist olarak yaftalamaktan vazgeçin” dedi.
    İYİ Parti adına söz alan Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, önergeyi desteklemediklerini ifade etti.

    AKP, TÜRKİYE’NİN YAPMADIĞINI SAVUNDU

    Söz alan AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Daştan ile Bilgin’in bir gazeteciler cemiyetine üye olup olmadığını sorguladı. Yayman, “Türkiye’den nasıl yurt dışına çıkmışlar? Karakozak’ta, Münbiç’te ne yapıyorlar? Türkiye Cumhuriyeti yapmış gibi bir algı operasyonu var; asla bunu kabul etmiyoruz. Çıkın, açıkça bunu kim yapmışsa söyleyin. Gazeteciler Cemiyeti niye buna sahip çıkmıyor, Gazeteciler Cemiyeti bu konuyla ilgili niye açıklama yapmıyor?” diyerek, katliamı savundu.

    Bu sırada DEM Partililer, “Önergeye onay verin, kimin yaptığını ortaya çıkaralım” diyerek, tepki gösterdi.

    Tartışmaların ardından oylamaya sunulan önerge, AKP, MHP ve İYİ Parti oyları ile reddedildi.

    (HABER MERKEZİ)