Etiket: katledilme

  • Suriye hapishanelerinde 4 Alevi yurttaş işkenceyle katledildi!

    Suriye hapishanelerinde 4 Alevi yurttaş işkenceyle katledildi!

    PİRHA- Suriye hükümetince tutuklanan ve 7 aydır hapishanede tutulan 4 Alevi sivil yurttaş, işkence edilerek katledildi.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suriye Geçiş Hükümeti’nin cezaevlerinde 4 Alevi’nin katledildiğini duyurdu. SOHR’un verdiği bilgilere göre; Hums kentinin El Qebo ilçesine bağlı El Qenaya köyünden olan 4 kişi, yılın başında beri tutukluydu.

    SOHR, El Tub El Şerî Hastanesi’nden alınan bir fotoğrafta dört tutukludan birinin katledildiğini ancak daha sonra, diğer üç tutuklunun da öldürüldüğü, katledilenlerden ikisinin kardeş olduğu ve El Nesir Mezarlığı’na gömüldükleri ortaya çıktığını bildirdi. Ayrıca iki kardeşin üniversite öğrencisi olduğu kaydedildi.

    SOHR’un kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre; Halep kentindeki Ebû Ebdullah El Husên El Xasîbî Alevi türbesine düzenlenen saldırının video kaydının yayılmasının ardından Suriye’nin birçok yerinde protestolar başlamış, Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı Genel Güvenlik Güçleri de geçtiğimiz Ocak ayında Qenaya köyündeki evlere baskın düzenlemişti.

    Şimdiye kadar Suriye Geçiş Hükümeti’nin cezaevlerinde çoğu Hums kentinden olmak üzere 55 kişi katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye hapishanelerinde 2 Alevi yurttaş işkenceyle katledildi!

    Suriye hapishanelerinde 2 Alevi yurttaş işkenceyle katledildi!

    PİRHA- Suriye hükümetince tutuklanan ve 3 aydır hapishanede tutulan iki Alevi sivil yurttaş, işkence edilerek katledildi.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Alevilere yönelik katliam, işkence ve hak ihlalleri devam ediyor.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) aktardığına göre Humus’un El-Sina bölgesinde gözaltına alınarak tutuklanan ve üç ay boyunca hapishanede tutulan iki Alevi sivil, Suriye hükümetinin hapishanelerinde vahşi işkenceler altında katledildi.

    2 Alevi sivilin cenazeleri aileleri tarafından alınarak toprağa sırlandı.

    Buna göre, Askeri Harekât İdaresi hapishanelerinde, güvenlik operasyonları ve kontrol noktalarında tutuklanmalarının ardından ölen tutukluların sayısı, çoğu Humus ilinden olmak üzere 38’e yükseldi. Gözaltı merkezlerindeki işkence vakalarında endişe verici bir artışa işaret ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Deniz Poyraz, katledilişinin 4. yıldönümünde mezarı başında anıldı-VİDEO

    Deniz Poyraz, katledilişinin 4. yıldönümünde mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- HDP İzmir İl Örgütü binasına düzenlenen silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz, mezarı başında anıldı. Anmada, Poyraz’ın mücadelesinin yaşatılacağı vurgulanarak, “Mücadelesini büyüteceğiz” mesajı verildi.

    17 haziran 2021 tarihinde, Onur Gencer isimli failin Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına saldırı gerçekleştirmesi sonucu katledilen Deniz Poyraz, ölüm yıldönümünde mezarı başında anıldı.

    Anmaya Deniz Poyraz’ın ailesi, arkadaşları, Barış Anneleri, Tevgera Jinên Azad (TJA), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) il, ilçe örgütleri, DEM Parti milletvekilleri Adalet Kaya ve Burcugül Çubuk’un yanı sıra çok sayıda siyasi parti temsilcisi, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaş katıldı.

    Anma özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Anmada söz alan Barış Annesi Müzeyyen Kortak, Deniz Poyraz şahsında yaşamını yitirenleri saygıyla andığını ifade ederek “Şehitlerimiz bizim onurumuzdur, başımızın tacıdır. Biz var oldukça onların yolunda ilerleyeceğiz. Sebepsiz yere Deniz katledildi. Bunu kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    “MÜCADELELERİNİ BÜYÜTECEĞİZ”

    Ardından söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, Poyraz’ın örgütlü bir saldırı ile katledildiği vurgulayarak, “Bu saldırı, barışa, eşitliğe ve birlikte yaşama iradesine yönelik bir saldırıydı. Deniz, milyonlarca insanın temsilcisiydi. Bu saldırı, politik bir saldırıydı. Bu saldırı, bu zihniyetin yansımasıydı. Kadınların, Kürtlerin, emekçilerin sesini kısmaya çalıştılar ama başaramadılar ve başaramayacaklar. Deniz, gençti yaşamı seviyordu. Eşit bir yaşam hayali vardı. Biz bugün sadece yas tutmuyoruz, yeniden söz veriyoruz Deniz’in adını, hatırasını ve mücadelesini büyüteceğiz. Adalet, hakikat, onurlu barış için bu topraklarda mücadele edildi. Deniz’i ve tüm özgürlük şehitlerini özlemle, sevgiyle, saygıyla anıyorum. Onların mücadelesini, emeğini büyüteceğiz ve anılarını yaşayacağız. Deniz Poyraz ölümsüzdür” şeklinde konuştu.

    “YORULDUM DEDİĞİMDE AKLIMA DENİZ’İN YÜZÜ GELİYOR”

    Daha sonra söz alan Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz da mücadele etmenin önemine dikkat çekerek, “Bu mücadele, kadınların, gençlerin mücadelesidir. Biz ele ele verirsek kimse bizi yenemez. Kürtlerin başı diktir, canları yanmış. Ne koşulda olursa olsun sorumluluklarını yerine getiriyorlar. Ben yoruldum dediğimde aklıma Deniz’in yüzü geliyor. Ben hep geleceğim buraya” diye konuştu.

    Kitle, anmanın ardından mezara karanfiller bırakarak Deniz Poyraz için yapılacak panele geçecek. Ayrıca Poyraz için saat 19.30’da basın açıklaması yapılacak.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Çalık Holding korumaları tarafından katledilen işçi Erol İçin İzmir’de eylem-VİDEO

    Çalık Holding korumaları tarafından katledilen işçi Erol İçin İzmir’de eylem-VİDEO

    PİRHA-  Tazminatını alamadığı için Çalık Holding’in korumaları tarafından darp edilerek katledilen işçi Erol Eğrek için İzmir’de yapılan eylemde, “Sermayenin çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen Saray iktidarının yarattığı düzen, bu cinayetin baş sorumlusudur” denildi.

    İzmir’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri tazminatını alamadığı için İstanbul’da Çalık Holding binası önünde eylem yapan işçi Erol Eğrek’in korumalar tarafından dövülerek katledilmesine ilişkin Alsancak’ta bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamada, ‘İşçi Katili Çalık Holding Hesap Verecek!’ apankartı açıldı.

    Kurumlar adına açıklamayı okuyan EMEP İl Başkanı Elif Çuhadar, “Eğrek’in  “hakkım” diyerek talep ettiği ödenmeyen tazminatın tam 540 katı, Çalık Holdinge kamu kaynaklarından aktarıldı. Holdingin şirketleri ise son üç yılda verilen bu teşvikler nedeniyle kurumlar vergisinden de kurtuldu. Erol Eğrek, hakkını aradığı Çalık Holding kapısı önünde öldürüldü. Holding, Erol Eğrek’in ölümünün ardından yaptığı açıklamada işçiye borcu olmadığını savundu. Eğrek’in “tüm haklarını alarak ayrıldığını” öne sürdü. Ancak Eğrek’in 10 yıl boyunca yaptığı başvurular, eylemler ve yargı süreçleri bu iddiayı yalanlamaktadır” diye belirtti.

    SOMA MADEN KATLİAMI HATIRLATILDI

    Soma Katliamı’nın 11. yıldönümüne değinen Elif Çuhadar, kar hırsının ve iş güvenliğinin yok sayılmasının katliamların önünü açtığına vurguda bulunarak, “AKP ve MHP iktidarının emeği yok sayan, her fırsatta sermayenin yanında saf tutan ve tüm gücüyle sermayeden yana patronları koruyan emek düşmanı politikaları değil midir canlarımızı hiçe sayan. AKP iktidarıyla yakın ilişkiler içinde olan ve bunun nimetlerinden yararlanan Çalık Holding gibi niceleri. Yarın Soma katliamının 11. Yıl dönümü Soma maden faciası görünmez bir kaza değildi. Kamu madenciliğinin yok edilmesi, iş güvenliği anlayışının görmezden gelinmesinin bir sonucudur. Basit bir ihmal değil madencilik bilgi ve birikiminin yok sayılmasının, bilimin yerine keyfiliğin, emeğe ve emekçiye saygı yerine kar hırsının bedelidir.. Çünkü kapitalizm daha fazla kar dışında hiçbir zaman başka bir şeyi önemsemez, işçi sağlığı ve güvenliğini de. Soma’daki 301 işçinin katili de sermaye, iktidar ve sendikal bürokrasinin kendisidir” dedi.

    “SORUMLU OLANLARIN YARGILANMASININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Elif Çuhadar, Erol Eğrek’in ölümünden sorumlu olanların yargılanmasına dair takipçi olacaklarını kaydederek, “Emeğinin hakkını almak için mücadele eden bir işçiydi Erol Eğrek’de. Alacakları için yasal yollarla mücadele etti, hizmet tespit ve alacak davalarını kazandı. Bu koca koca holdingin sahiplerine, yıllarca sömürdüğü işçilerin hakkını vermek zor geldi. Sermayenin çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen Saray iktidarının yarattığı düzen, bu cinayetin baş sorumlusudur. Çünkü hep korundular pervasızlıkları da bu güvenden. Ülkede daha fazla iş cinayeti, yoğun emek sömürüsü, uzun çalışma saatleri sendikasızlaştırma, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlaşmasına karşı tüm  saldırılar ancak işçi sınıfının ve  halkın örgütlü gücü ile durdurabilir” ifadeleri kullandı.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

    s

     

  • Kemal Kurkut katledildiği yerde karanfillerle anıldı-VİDEO

    Kemal Kurkut katledildiği yerde karanfillerle anıldı-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlaması sırasında polis tarafından vurularak katledilen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut, vurulduğu yerde anıldı. Kurkut’un katledildiği yere karanfiller bırakıldı. 

    Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlaması sırasında polis tarafından canlı bomba olduğu iddiasıyla katledilen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut, vurulduğu Evrim Alataş Caddesi’nde karanfillerle anıldı.

    Anmaya, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP)  Eş Genel Başkanları Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları ve Tuncer Bakırhan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Avrupa ve Federe Kürdistan Bölgesinden gelen heyetler katıldı.

    “2025 NEWROZUNU KURKUT’A HEDİYE EDİYORUZ”

    Anmada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keksin Bayındır, bu Newroz’un barış ve özgürlük Newroz’u olduğunu belirterek, “Bugün, 2017 yılında, halkın yanında, Kürt bir genç Newroz günü katledildi. 2025’te diyoruz ki hiçbir zaman Kürt gençleri katledilmesin. Bugün her yerde Newroz’u nasıl barış için kutluyorsak, artık barış ve özgürlük Newroz’u olsun. Kemal Kurkut burada katledildi. Kürtlerin üzerinde zulüm var. Bugün milyonlarla Amed Newrozunu kutlayacağız. Bugün burada, Kemal Kurkut’u saygı ile anıyoruz. 2025 Newrozunu Kemal Kurkut’a hediye ediyoruz. Demokratik çözüm ve barışı onlara armağan ediyoruz. Halkımızın, Kemal Kurkut’un, herkesin Newrozu kutlu olsun” dedi.

    Ardından Kurkut’un katledildiği yere karanfil bırakıldı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    >Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut: Barışın en temel taşı adalettir, adaletin gelmesi gerekiyor!- VİDEO

  • İHD Dersim Şubesi, 32 yıl önce katledilen Metin Can ve Hasan Kaya’yı andı-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi, 32 yıl önce katledilen Metin Can ve Hasan Kaya’yı andı-VİDEO

    PİRHA- Katledişlerinin 32. yılında Avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya’yı anan İHD Dersim Şubesi, “Metin Can ve Hasan Kaya’nın failleri yargılanmadan, hakikat açığa çıkarılmadan, adalet sağlanmadan bu mücadele bitmeyecek! Devletin cezasızlık politikalarına karşı, hakikatin ortaya çıkması ve adaletin yerini bulması için mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız” diye belirtti. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 21 Şubat 1993 yılında kaçırılıp gözaltına alınan ve 27 Şubat günü 1993 günü işkence edilerek katledilmiş bedenleri Elazığ-Dersim yolu üzerindeki Dinar Köprüsü altında bulunan İHD Elazığ Şube Başkanı Avukat Metin Can ile üyeleri Dr. Hasan Kaya’ya ilişkin açıklama yaptı.

    İHD Dersim Şubesi binasında yapılan açıklamayı Hıdır Alparslan okudu.

    “FAİLLER JİTEM BAĞLANTILIYDI, BAŞVURULAR SONUÇ VERMEDİ”

    Görgü tanıklarının faillerin JİTEM bağlantılı olduğunu ifade etmesine rağmen yapılan tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını ifade eden Alparslan, “21 Şubat 1993 tarihinde Elazığ’da kaçırılan, işkenceyle katledilen ve 27 Şubat günü Elazığ-Dersim yolu üzerinde cansız bedenleri bulunan Avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya’nın failleri, aradan geçen 32 yıla rağmen hâlâ adalet karşısına çıkarılmadı. Metin Can, İHD Elazığ Şube Başkanı olarak, Doktor Hasan Kaya ise bir insan hakları savunucusu olarak hak ihlallerine karşı mücadele etti. Ancak, dönemin devlet yetkilileriyle irtibatlı olan karanlık güçler, onları susturmak için kaçırıp katletti. O dönem İHD tarafından yetkili mercilere yapılan tüm başvurular sonuçsuz kalmış, görgü tanıkları faillerin JİTEM ile bağlantılı olduğunu ifade etmesine rağmen, JİTEM’in varlığı dahi uzun yıllar inkar edilmiştir. Devletin karanlık dehlizlerinde kaybettirilen Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım gibi failler, işledikleri cinayetlerin hesabını vermemiştir” dedi.

    “METİN CAN VE HASAN KAYA’YI ANIYORUZ”

    Alparslan, devletin cezasızlık politikalarına rağmen adaletin yerini bulması için mücadeleyi sürdüreceklerini kaydederek, “Metin Can ve Hasan Kaya’nın katledilmelerinden sonra da kayıplar ve faili meçhul cinayetler devam etti. Ancak, insan hakları savunucuları olarak bizler, hakikat ve adalet mücadelesinden vazgeçmedik. Geçen 32 yıl içinde, cezasızlık politikalarına karşı mücadelemizi sürdürdük ve her bir kaybımızın hesabını sormaya devam ettik. Bir kez daha vurguluyoruz: Metin Can ve Hasan Kaya’nın failleri yargılanmadan, hakikat açığa çıkarılmadan, adalet sağlanmadan bu mücadele bitmeyecek! Devletin cezasızlık politikalarına karşı, hakikatin ortaya çıkması ve adaletin yerini bulması için mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız. Avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya’yı, katledilişlerinin 32. yılında anıyor; mücadelelerini sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz” diye belirtti.

    PİRHA/DERSİM

     

  • DAD’tan, tutuklanan yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılma çağrısı

    DAD’tan, tutuklanan yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılma çağrısı

    PİRHA- DAD Genel Merkezi, katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’e dair yapılan açıklamaya katıldığı için tutuklanan genel merkez yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Kuzey Doğu Suriye’de katledilen gazeteciler Cihan Bilgin ve Nazım Daştan için Beyoğlu’nda bulunan Şişhane Meydanı’nda yapılan açıklamaya katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan gazeteciler ve genel merkez yöneticileri İmam Şenol’a dair açıklama yapan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, özgür basın geleneği ile dayanışma göstermek insanlık onuru olduğunu vurguladı.

    Tutuklamaların hukuki olmadığını belirten DAD Genel Merkezi, genel merkez yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    “BÜYÜK İNSANLIĞIN VİCDANI BU DURUMU KABUL ETMEYECEKTİR”

    DAD Genel Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle: 

    “Suriye’de uluslararası bir konsept sonucu tasarlandığı anlaşılan adının ‘rejim değişikliği’ olarak konulduğu kaotik bir süreç yaşanmakta. Küresel ve bölgesel güçler, bir anda iktidara taşınan IŞİD-Kaide artığı cihatçı-selefi örgütler eliyle, kendi hesaplarını halkların ve inançların geleceği üzerinde yürürlüğe koymak istemekte. Kuşku yok ki Aleviler, Kürtler ve Hristiyan halklar bu sürecin risklerini en derinden hisseden toplumların başında gelmekte.

    Bu kaos içerisinde Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi topraklarına yönelik gelişen saldırıları ellerinde ki kamera ve dillerinde ki hakikat kelamı ile dünya kamuoyuna duyurma gayretinde olan Nazım Daştan ve Cihan Bilgin isimli iki Kürt gazeteci katledildi.

    Evrensel hukukun gazetecilerin savaş bölgelerinde hedef alınmasını savaş suçu olarak nitelendirdiği bilinmektedir. Şüphesiz ‘büyük insanlığın’ vicdanı da bu durumu kabul etmeyecektir.

    ÖZGÜR BASIN GELENEĞİ İLE DAYANIŞMAK İNSANLIK ONURUDUR

    Bu vicdana sahip gazeteciler ve demokrasi mücadelesi veren insanlar birçok yerde anma törenleri ve protesto açıklamaları düzenledi. Bu açıklamalardan biri de İstanbul Şişhane’de yapılmak istenirken çoğunluğu yine gazeteci olmakla beraber toplam 59 kişi gözaltına alındı. İfade verme işlemleri sonucu 9 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında genel merkez yöneticimiz İmam Şenol’la birlikte 6 gazeteci ve iki siyasetçi de bulunmakta.

    Bu tutuklamaların asla hukuki olmadığını açıklamamız aracılığıyla dile getiriyoruz. Özgür basın geleneği ile dayanışma göstermek insanlık onurudur. İnsanlık onuru yargılanamaz. Genel merkez yöneticimiz İmam Şenol ve tutuklanan diğer 8 kişi derhal serbest bırakılmalıdır! Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

    ü

  • GÜNCELLENDİ/Gazetecilerin katledilmesini protesto eden 20 gazeteci gözaltına alındı

    GÜNCELLENDİ/Gazetecilerin katledilmesini protesto eden 20 gazeteci gözaltına alındı

    PİRHA-Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeleri takip ederken gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledilmesini İstanbul’da Şişhane Meydanı’nda protesto eden 20 gazeteci gözaltına alındı. 

    https://x.com/diskbasinis/status/1870411210396500236

    Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeleri takip eden gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin, dün saat 15.20 sıralarında Tişrîn Barajı ve Sirîn beldesi arasındaki yolda hedef alındı. İki gazeteci, SİHA saldırısında katledildi.

    Gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledilmesini İstanbul’da Şişhane Meydanı’nda protesto eden gazeteciler gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan isimler şu şekilde: Pınar Gayıp, Enes Sezgin, Osman Akın, Hayri Tunç, Yadigar Aygün, Serpil Ünal, Zeynep Kuray, Mustafa Subaşı, Saliha Aras, Rozerin Gültekin, Ferhat Sezgin, Melik Çelik, Gülistan Dursun, Elif Bayburt, Umut Taştan, Rojdan Erez, Ahmet Güneş, Pelin Laçın, Mahsum Sağlam, Can Papila.

    “ARKADAŞLARIMIZ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN”

    DİSK-Basın İş, tarafından yapılan açıklamada, “Suriye’de öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için Şişhane Meydanı’nda bir araya gelen meslektaşlarımız gözaltına alındı. Arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz!” denildi.

    https://x.com/ozgur__gelecek1/status/1870436017381028201

    Çevik kuvvet polislerinin gazetecileri abluka altına alması sırasında, bir polisin kolunda “Ölüm bizimle gelecek” yazılı ve kurt logolu peç dikkat çekti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • EŞİK: Sorumlular görevini yapsaydı Şirin hayatta olacaktı

    EŞİK: Sorumlular görevini yapsaydı Şirin hayatta olacaktı

    PİRHA- İki gündür kayıp olan 6 yaşındaki Şirin Elmas Hanilçi’nin cenazesi bulundu. EŞİK, “Sorumlular görevlerini yapsaydı bugün hayatta olacaktı” diyerek tepki gösterdi. 

    İstanbul Şişli’de kayıp olan 6 yaşındaki Şirin Elmas Hanilçi’nin Feriköy Mezarlığı’nda katledilmiş olarak bulundu. Şirin’i katleden Mustafa Örün isimli erkek, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    Şişli’de 31 Ekim’de kayıp olan Şirin’in cenazesi otopsi işlemleri için Yenibosna Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Otopsi işlemlerinin ardından aileye teslim edilen cenaze, Adli Tıp Kurumu’ndan alınarak Zincirlikuyu Mezarlığının gasilhanesine getirildi. Şirin’in cenazesinin Urfa’da toprağa verileceği öğrenildi.

    LANZAROTE SÖZLEŞMESİ HATIRLATILDI

    Şirin için açıklama yapan Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), dijital medyada, “Şirin 6 yaşındaydı… Sorumlular görevlerini yapsaydı bugün hayatta olacaktı. Türkiye, 4 Mayıs 1995’ten itibaren Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne ve 01 Nisan 2012’den beri Lanzarote Sözleşmesi’ne (Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) taraf. Buna göre çocuğun esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamak ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri almak devletin görevidir. Çocuk cinsel istismar ve cinsel sömürü suçlarında etkin soruşturma ve kovuşturma yürütmek; faillerin etkili, orantılı ve caydırıcı yaptırımlarla cezalandırılmasını sağlamak; iyi hal indirimi, haksız tahrik indirimi, infaz indirimi gibi cezasızlık sonucunu doğuracak uygulamalara geçit vermemek devletin görevidir” paylaşımında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Sokak hayvanlarını katletmeye yönelik yasa teklifi Meclise sunuldu

    Sokak hayvanlarını katletmeye yönelik yasa teklifi Meclise sunuldu

    PİRHA- AKP’nin sokak hayvanlarını katletmeyi yönelik ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’, TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

    AKP’nin sokak hayvanlarını katletmeyi öngören ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. AKP’li Güler, teklifte hayvanlara ötenazi imkanı sunacaklarını söyledi.

    AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, TBMM Başkanlığı’na sunulan ve sokak hayvanlarının katledilmesine yönelik düzenlemeler içeren “Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin konuştu. Güler, tasarının 17 maddeden oluştuğunu bildirdi.

    Güler’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    TBMM’de kabul edilen ev hayvanlarına dair sözleşme var. Hükme bağlanmış pek çok olay ve karar var. Kanunumuz sokak hayvanlarını bakım evine almayı, kısırlaştırılmayı, aşılanarak, sokağa bırakılması gibi uygulama var. 20 yıllık tarihinde raporlara baktığımızda 2.5 milyona yakın sahipsiz sokak köpeğinin kısırlaştırıldığı, 550 bine yakın sokak köpeğinin sahiplendirildiğine dair raporumuz var. Mevcut tedbirlere rağmen mahalli idarelerimizin yetersiz kaldığını görüyoruz. Bu durum nelere sebebiyet verdi. Kuduz riskli vakalar artmış durumda.

    Belli ilçelerimizde karantina uygulanan, kuduz köpek nedeniyle karantina uygulaması yapılmak zorunda kaldı. Mevcut durum böyleyken bakanlık raporuna göre birçok kazanın meydana geldiği, bu kazalarda vefat eden vatandaşımızın sayısını 50-55 olduğu ortaya çıktı. Kuduz riski taşıyan, saldırganlaşmış, rehabilite imkanı olmayan sahipsiz köpeklerin uyutulması yani ötanazi kavramını da bu düzenlemede getiriyoruz.”

    Kanunumuz tüm bu süreçlerde sokaklardaki hayvanlarla ilgili yetki belediyelerindir. Bakım, beslenme noktasında iyi örnekleri olan belediyeler olduğu gibi kanunun açık emrine rağmen maalesef bütçeyi kullanmayan, yeterli çalışma yapmayan mahalli idarelerimiz var. Bu uygulamayı yapmayanlara 6 aydan 2 yıla kadar hapis yaptırımı öngörüyoruz. Ciddi ihmaller de var. Belediye ya da farklı insanlar mücavir alanlara atarak bu işten kurtulmaya çalışıyorlar. Bunu da yaptırıma bağlıyoruz. 50 bin lira para cezası olacak bunun da. Tarım bakanlığımızın barınakların nitelikli hale getirilmesi noktasında güçlü desteğini kanunda başlık olarak yaptık. İnşallah kanun sonrası bakanlık düzenlemeler ile bunun uygulamasını nitelikli hale getirmek için çaba ortaya koyacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD, Alişer ve Zarife’yi katledilişlerinin 87. yılında andı: Tarihi miras bıraktılar

    DAD, Alişer ve Zarife’yi katledilişlerinin 87. yılında andı: Tarihi miras bıraktılar

    PİRHA- DAD Genel Merkezi, Koçgiri ve Dersim direnişinin öncü simgelerinden olan Alişer Efendi ve Zarife Ana’yı katledilişlerinin 87. yılında anarak asimilasyona karşı mücadele çağrısı yaptı. Açıklamada ayrıca Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ‘Rayberleştirme’ yönelimiyle Alevi toplumunun değerlerinin gasp edilmek istendiği belirtilerek, “Toplumumuz bu yönelime karşı tavır koymalı ve tarihte olduğu gibi güncelde de maddiyata meyleden ‘rayber’ çizgisini kabul etmemelidir” denildi.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Genel Merkezi, 9 Temmuz 1937’de Dersim’de katledilen Alişer Efendi ve Zarife Ana’yı anmak için yazılı bir açıklama yayınladı.

    “KOÇGİRİ’DEN DERSİM’E UZUN SOLUKLU MÜCADELENİN REHBERLERİ OLDULAR”

    Dersim Katliamı’nda iç ihanet ile katledilen Alişer ve Zarife’yi anan DAD Genel Merkezi açıklamasında, “Koçgiri ve Dersim’de sevgileri, direnişleri ve öncü kişilikleri ile şarkılara, destanlara konu olan Alişer ve Ana Zarife’nin, 9 Temmuz 1937’de iç ihanet sonucu katledilişlerinin 87. yıldönümünde saygıyla anıyoruz. Alişer ve Zarife Ana; hevallik(arkadaş, yoldaş) ölçüleri temelinde inşa ettikleri sevgilerini, özgürlük ve vatan gerçeği ile bütünleştirerek, Kürt Alevi toplumsallığına yönelik gelişen tekçi, inkârcı ve imhacı yönelimlere karşı omuz omuza mücadele etmiş ve Koçgiri’den Dersim’e uzanan uzun soluklu bir mücadelenin aydınlık saçan rehberleri olmuşlardır” denildi.

    “YOLA, TOPLUMSAL BİLİNCE VE KADIN ÖZGÜRLÜK TARİHİNE MİRAS BIRAKTILAR”

    Alişer ve Zarife’nin Yola, toplumsal bilince, kadın özgürlükçü tarihe sundukları katkı ve mirasa ayrıca değinilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Alişer direnişe öncülük ettiği kadar, aynı zamanda Alevi Yol itikadını sürdürmek ve toplumsal bilinci yaşatmak adına da önemli yazınsal üretimlerde bulunmuştur. Alişer, Kürtçe yayın yapan Jîn (yaşam) dergisine verdiği emekle, yazdığı şiirler ve toplumumuz arasında cereyan eden çelişkilere aydın kişiliği ile çözümler üretme gibi birçok özelliği ile öne çıkmaktadır. Bu açıdan bir insanı yaşama ve toplumsallığına karşı sorumlu kılan ahlaki-politik ve entelektüel görevlerin hepsini bir arada yapabilme kabiliyetinde bulunduğu söylenebilir.

    Ana Zarife ise toplumsal direnişlerde ve yaşamın genelinde kadını ikincil konuma atan geleneksel ataerkil yaklaşımları kendi şahsında mahkum ederek, Rêya Heq coğrafyasının kadın özgürlükçü tarihsel çizgisini karakterinde bütünleştirebilmiş ve devamında edindiği bilinç ile hem bir bütün olarak direnişe öncülük etmiş, hem de temas ettiği tüm kadınlara toplumsal bilinç taşıyarak onları da direnişin öznesi kılabilmiştir.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI ‘RAYBERLEŞTİRME’ YÖNTEMİ İLE DEĞERLERİMİZİ GASP ETMEK İSTİYOR”

    Alişer ve Zarife’yi katleden ‘Rayber’ misyonunun güncelde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın eliyle yeni bir ‘Rayberleştirme’ yönelimine evrildiğine ve Alevi toplumunun değerlerinin gasp edilmek istendiğine dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Koçgiri direnişinden sonra, Dersim’de Pir Seyit Rıza’ya mihman ve yoldaş olan Alişer ve Zarife Ana’nın öncü karakterlerinin farkında olan devlet, maddi vaatlerle düşkünleştirdiği Rayber ve arkadaşları eliyle onları katlettirmiştir.

    Güncel olarak da “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” adı altında maddi vaatlerle yeni ‘Rayberleştirme’ yöntemleri toplumumuz üzerinde denenmekte ve tüm değerlerimiz bu vesileyle gasp edilmek istenmektedir. Toplumumuz bu yönelime karşı tavır koymalı ve tarihte olduğu gibi güncelde de maddiyata meyleden ‘rayber’ çizgisini kabul etmemelidir.

    Bizler için Alişer ve Ana Zarife yaptıkları, eyledikleri, söyledikleri ve yazdıklarıyla yolumuzu aydınlatan sönmeyen birer çerağdır. 2 Temmuz’da Madımak Katliamı yıldönümünde anmada Sivas’ta haykırdığımız gibi; “Alişer’den Hasret’e, Zarife’den Hasret’e sürüyor, sürecek mücadelemiz. Alişer ve Ana Zarife şahsında Koçgiri ve Dersim’de katledilen tüm canlarımızı saygı ve bağlılıkla anarak mekanları ışık, devirleri daim olsun diyoruz. Anıları önünde dardayız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İran molla rejimi, yönetmen Bahare Lellehi cezaevinde katletti

    İran molla rejimi, yönetmen Bahare Lellehi cezaevinde katletti

    PİRHA- İran’da tutuklanan sinema yönetmeni Bahare Lellehi, cezaevinde katledilerek Kerej ilindeki Beheş Sakine mezarlığında ailesinin haberi olmadan defnedildi.

    Tawana Enstitüsü’nün raporuna göre, İran’da Jina Mahsa Amini eylemlerinde tutuklanan sinema yönetmeni Bahare Lellehi, cezaevinde katledildi. Bahare, Kerej ilindeki Beheş Sakine mezarlığında ailesinin haberi olmadan defnedildi.

    2022 yılında ahlak polisi tarafından katledilen Mahsa Amini’nin ardından gelişen eylemler nedeniyle 10 gün gözaltına alınan Bahare, 2023 yılında tekrar gözaltına alınarak tutuklandı ve aylarca kendisinden haber alınamadı.

    Tawana’ya göre Bahare ailesinin, kızlarının durumu hakkında bilgi almak için çeşitli hükümet kurumlarına yaptıkları başvurular yanıtsız kaldı. 40 yaşındaki Bahare Lellehi, sanat kariyerinde kısa film festivali ve gençlik sinema festivali jüri üyeliği yapmış, son yıllarda İran Gençlik Sinema Derneği’nin ve aynı zamanda Sure Sinema Akademisi’nin eğitmeniydi.

    “Rüyamda buklelerin dans edildiği anda”, “Bir rüyanın rivayeti”, “Ses odasında yankılar” Bahare Lellehi’nin yönetmenliğini yaptığı filmler arasında yer alıyor.

    ÖLÜMÜ AYDINLATILSIN

    İran Sinema Evi Kısa Film Enstitüsü, yönetmen Bahare Lellehi’nin cezaevinde  katledilmesiyle ilgili İran hükümetinden acil açıklama talep etti.

    Kısa film ve belgesel yönetmeni ve yapımcısı Bahare Lellehi’nin İran İslam Cumhuriyeti cezaevlerinde “öldürülmesine” ilişkin haberlerin yayınlanmasının ardından İran Sinema Evi’ne bağlı İran Kısa Film Enstitüsü yönetim kurulu başkanı, olayın aydınlatılmasını talep etti. İran Sinema Evi Kısa Film Enstitüsü sitesinde yayınladığı açıklamada, “İran Sinema Evi üyelerine ve İran Kısa Film Topluluğu’na başsağlığı dileklerimizi sunarken, yaşanan acı olayın şeffaf bir şekilde araştırılmasını talep ediyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tahir Elçi cinayetinde sanık 3 polise beraat kararı

    Tahir Elçi cinayetinde sanık 3 polise beraat kararı

    PİRHA- Tahir Elçi cinayeti davasında sanık polisler hakkında beraat kararı verildi.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan tarihi Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015 tarihinde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölümüne dair açılan davanın 11’inci duruşması, Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yapılan savunmaların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme, polisler Sinan Tabur, Fuat Tan ve Mesut Sevgi hakkında beraat kararı verdi.

    Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, çok sayıda baro başkanı, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan ile çok sayıda isim duruşmayı izledi.

    Savcının mütalaasında beraat istediği sanık polisler, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı.

    İddia makamı, celse arasında mahkemeye sunduğu esas hakkındaki görüşünü tekrar etti. Savcı, Tahir Elçi’nin nereden geldiği belli olmayan bir kurşun nedeniyle hayatını kaybettiğini ileri sürerek, suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığını belirtti. Savcı, söz konusu gerekçelerle sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

    “13 SANİYELİK GÖRÜNTÜ KAYIP”

    Tahir Elçi’nin kardeşi Mehmet Elçi, “Tahir Elçi, ‘burada çatışma ve savaş istemiyorum’ dedikten 5 dakika sonra çatışma çıktı” dedi. Elçi, “Onun vurulduğu anı çeken kamerada 13 saniyelik görüntü kayıp. Bu görüntüleri istemediler. Savcılar, birkaç tanığa tehdit ve şantajda bulunarak, Elçi’nin aleyhine ifade vermeye zorladılar. Mahkeme heyeti olarak olayı çözmemek için elinizden geleni yaptınız. İlk duruşmada Türkan Elçi’yi duruşmadan çıkarmakla tehdit ettiniz. Beraat kararı istiyorsunuz, bu doğru bir karar olmaz” diye konuştu.

     EREN: HEPİMİZ CİNAYETİN TANIĞIYIZ

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren de 4 yıl yargılamanın başlatılmasını beklediklerine işaret ederek, “Yargılama başladıktan sonra olayın aydınlatılması için birçok talebimiz oldu. Hepsini reddettiniz. Tahir Elçi dosyası neden bu kadar önemli? Çünkü cinayetin kendisi bize çok şey ifade ediyordu. Korkunç bir cinayetti. Onlarca kameranın önünde güpegündüz bir baro başkanı katledildi. Korkunçtu. Hepimiz bu cinayetin tanığıydık. Herkes bu cinayeti kimin işlediğini biliyor. Ama bunu saklayan güçler var” şeklinde konuştu.

    Eren, “Cinayetin işlendiği dönemin başbakanı ‘Bu olayın üstünün örtülmesi gibi bir durum söz konusu değil’ dedi. Bir başbakan bu durumu neden açıklamak ister. Çünkü bu ülkede böyle şeyler var. Tahir Elçi’ye karşı başlayan linç kampanyasına yargı da dahil oldu. Bizler bu dosyaya ilişkin talepte bulunan avukatlar olarak niyetimizi duruşma salonunda ifade ediyoruz; Bu dava siyasi bir suikasttır. Siyasi suikast tanımlamasını yapan ben değilim. Bu ülkenin başbakanı söyledi. O dönem başbakan gelip bu katliamın siyasi suikast davası olduğunu söyledi. Bu tanımlamayı yapan başbakanı dinleme talebini reddettiniz. Olay yeri keşif kararından vazgeçtiniz. Biz bu mahkemeden adil bir karar çıkabileceğine inanmıyoruz. Adli bir vakada olması gereken hiçbir işlem bu davada yapılmadı” ifadelerini kullandı.

    MÜTALAAYA TEPKİ 

    “Bu yargılamanın sonunda sizin adalet terazinizi göreceğiz” diyen Eren, “Ceza davasında olan usul yargılamasının bu davada olmadığını söylemek istiyorum. Bu mütalaa Tahir Elçi dosyasına sunulacak bir mütalaa değil. 3 polisin yargılanması meselesi de değildir. Bütün talepleri yerine getirip, öyle karar vermenizi talep ediyorum” dedi.

    CENGİZ: 20 YIL DA SÜRSE DAVAYI TAKİP EDECEĞİZ

    Elçi ailesi avukatlarından Orhan Kemal Cengiz, ise şunları söyledi:

    “Bu davaya bakan mahkeme ve bu cinayetin soruşturmasını yürüten savcılar taraflı ve bağımlıdır. Savcılığın getirdiği tanıklar ya işkence gördükleri ya da baskı altında ifade verdiklerini anlattılar. Bu cinayetinin üstünü örtmek, örtbas etmek için ellerinden geleni yaptılar. Tahir Elçi cinayeti aydınlatılmaması için bu soruşturmada yer alan herkes elinden gelen her şeyi yaptı. Davayı etkileyecek bütün talepler reddedildi. Birçok delil bu davada yok edildi. Barolar, sivil toplum örgütleri ısrarla bu davayı takip ediyor. Biz 20 sene de sürse bu davayı takip edeceğiz, bütün sorumlular hesap verecek.”

    YALÇIN: GEREKLİ ARAŞTIRMA YAPILMADI

    Avukat Gamze Yalçın, Elçi davasında “cezasızlık” politikasının sürdüğünü belirtti. Yalçın, savcının mütalaasında kullandığı “yapılan tüm araştırmalara rağmen’ ifadelerine işaret ederek, “Mütaaladaki bu ifadeye rağmen bu dosyada hiçbir araştırma yapılmadı. Tahir Elçi katledildiğinde sonra hiçbir soruşturma makamı, gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmamıştır. Tahir Elçi’nin vurulduğu alanda deliller numaralandırılmış olsaydı, Elçi’nin başına isabet eden mermi çekirdeği bulunur, failler ortaya çıkarılırdı. Olay yeri incelemesi yapılmaması ve delillerin toplanmaması nedeniyle deliller kayboldu. Cinayetten dört ay sonra inceleme yapıldı. Londra Üniversitesi’nden gelen rapor olmasaydı, Tahir Elçi dosyası zaman aşımından düşecek, faili meçhul kalacaktı. Soruşturma makamlarının kemikleşmiş tavrı,  yargılama makamına sirayet etti. Kovuşturma aşamasında esasa etki edecek taleplerimiz değerlendirilmedi ve deliller toplanmadı. Tüm taleplerimizi reddettiniz” dedi.

    MOLU: ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ

    Avukat Benan Molu da Tahir Elçi’nin katledildiği güne kadar hayatını cezasızlıkla mücadeleye adadığını hatırlattı. Dosyanın “etkili soruşturma” hükmünün ihlaliyle yürütüldüğünü söyleyen Molu, “Ne yazık ki hala etkili bir soruşturma yürütülmüş ve sonuç alınmış değil. Bu dosya hiçbir zaman ifade özgürlüğünü ifade eden bir baro başkanının dosyası olarak görülmedi. Yargılama ona göre yürütülmedi” tepkisinde bulundu.

    KÖKSAL: DELİLLER TARTIŞILMADAN MÜTALAA VERİLEMEZ

    Avukat Tuğçe Duygu Köksal ise “Sayın Savcı mütalaasını verdi. Mütalaasını 2 kez süre istedikten sonra son celsede verdi. Savcılık makamının mütalaa vermeye hazır olmadığını ve deliller tartışıldıktan sonra mütalaasını vereceğini söylemesini beklerdik. Mütalaaya katılmıyoruz. Mütalaaya bakıldığında basit bir insan öldürme dosyası olarak nitelendirilmiştir. Bu dosya basit bir insan öldürme dosyası değildir. Çünkü burada istihbari bir operasyonun neticesinde 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Mahkeme olay yerinde keşif yapmış olsaydı bu gün dosyada başka sanıklar da olabilecekti. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğü belli değil. Mermi çekirdeği ortada yok. Deliller bir bütün olarak karartıldı. Dolayısıyla bu operasyonun nasıl yürütüldüğü, ölümcül atışı kimin yaptığı ve deliller tartışılmadan mütalaa verilemezdi. Ama sayın savcı beraat mütalaası verdi. Görüntüler tekrar izlenmeliydi. Olay tekrar canlandırılmalıydı. Bunlar yapılmadı. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğünü bulunamadı. Mermi çekirdeği bulundu. Yani deliller toplandı ama karartıldı. Deliller toplanmadan, olay yeniden canlandırılmadan mütalaa uygulanırsa cezasızlığa sebebiyet verileceği açıktır. Ya bu karardan dönün, keşif yapılsın ya da bu yargılamayı bir bütün alarak sanıklar için ayrı değerlendirmeler yapılsın” talebinde bulundu.

    SANIK 3 POLİS HAKKINDA BERAAT KARARI

    Mahkeme, Tahir Elçi cinayeti davasında tutuksuz yargılanan sanık polisler Mesut Sevgi, Fuat Tan ve Sinan Tabur’un üzerlerine atılı “taksirle ölüme neden olma” suçunu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlarına karar verdi. Mahkeme başkanı, dosyaya dair kararın tamamını okumadan salondan ayrıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Doktor Feray Alkan, astsubay olan eski eşi tarafından katledildi

    Doktor Feray Alkan, astsubay olan eski eşi tarafından katledildi

    PİRHA- Adana’da acil tıp uzmanı olan Feray Balkan, astsubay olan eski eşi Seçkin Ergü tarafından silahla vurularak katledildi. 

    Adana’da 39 yaşındaki başhekim yardımcısı Feray Balkan, eski eşi olan astsubay Seçkin Ergü tarafından 8 Mart’ta katledildi.

    Feray Balkan’ın yaklaşık 1 yıl önce boşandığı astsubay Seçkin Ergü, Balkan’ın annesinin evinin bulunduğu apartmanın girişine gitti. Belindeki tabancayı çıkaran Ergü, eski eşi Balkan’a ateş etti. Vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan Balkan yere yığılırken, Ergü ise olay yerinden kaçtı

    Polis ve savcının olay yerinde yaptığı incelemenin ardından Balkan’ın cenazesi otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu’nun morguna kaldırıldı. Katil zanlısı Seçkin Ergü ise Balkan’ı katlettiği silah ile yakalandı.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu ise yaptığı paylaşımda, “Çok üzgün ve çok öfkeliyiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Adana’da acil tıp uzmanı meslektaşımız eski eş tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Kadınları öldüren erkek düzene karşı birbirimizden, yaşamlarımızdan vazgeçmeme ısrarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hrant Dink katledilişinin 17’nci yılında İzmir’de anıldı-VİDEO

    Hrant Dink katledilişinin 17’nci yılında İzmir’de anıldı-VİDEO

    PİRHA- İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Hrant Dink’in katledilmesinin 17’nci yılında yaptığı basın açıklaması ile andı.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Ermeni gazeteci Hrant Dink’in katledilişinin  17’nci yılına ilişkin Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili İbrahim Akın katıldı. Açıklamanın yapıldığı alanda, “Unutulmadın aramızdasın Ahpari” pankartı taşınırken sık sık, “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeni’yiz”, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı. Açıklamayı Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Dönem Sözcüsü Bülent Karakaş okudu.

    “HAKİKAT BİLİNÇLİ OLARAK GİZLENİYOR”

    Muktedirlerin kirli ortaklık sürecinde yaşanan soruşturma ve yargılama süreci, hiçbir zaman karanlığı aydınlatmadığını belirten Karakaş, adalet ve hakikatin bilinçli bir şekilde gizlendiğini ifade etti. Karakaş, “Son olarak bu cinayet planının son halkası, tetiği çeken katil, 2023 yılının temmuz ayında çıkarılan ve örtülü af niteliğindeki infaz düzenlemesinden yararlanarak geçtiğimiz aylarda serbest bırakıldı. Ne yazık ki gücümüz, bir güvercinin ruh tedirginliğinde yaşayan kardeşimizi korumaya, yaşatmaya yetmedi. Bizler, Hrant’ın şahsında biçimlenen düşünce ve düşünceyi ifade etme özgürlüğünü talep edenler, hakikat ve adalet arayışında olanlar; barış, demokrasi ve özgürlükler önüne örülen kalın duvarları yıkmaya, karanlığı aydınlığa kavuşturmaya kararlıyız” dedi.

    “SUÇLULAR ORTAYA ÇIKACAK”

    Bu cinayetin gerçek sorumluları ortaya çıkana kadar, hiçbir suçun cezasız kalmaması için yargılama süreçlerini takip etmekten, bu uğurda her koşulda mücadele etmekten, adalet arayışından asla vazgeçmeyeceklerini ifade eden Karakaş, Hrant Dink’in hala kaldırımın üstünde, beyaz örtünün altında yattığını söyledi. Karakaş, “Bizlerin kararlılığıyla suçlular ortaya çıkacak, karanlıklar aydınlanacak, gerçekleri gizleyen o kalın duvar yıkılacak. Ve işte o gün, dostumuzu yattığı yerden kaldırıp, onun anısı ile birlikte, barış içinde birlikte yaşayacağımız, demokrasinin, hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla yürürlükte olduğu,  kardeşliğin ve dayanışmanın egemen olduğu bir düzenin hüküm sürdüğü bir ülkeyi inşa edeceğiz” diye konuştu.

    Açıklama sloganlar son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Fransa’da eylemler nedeniyle sokağa çıkma yasağı

    Fransa’da eylemler nedeniyle sokağa çıkma yasağı

    Fransa’da 17 yaşındaki gencin katledilmesi ardından başlayan eylemlerde 150 kişi gözaltına alınırken, Clamart kentinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    Fransız polisinin açtığı ateş nedeniyle katledilen 17 yaşındaki sürücü Nael M. için sokaklara çıkan göstericiler eylemlerini iki gündür sürdürüyor. Ülkede başlayan eylemlere müdahale etmek için 40 bin güvenlik görevlisi görevlendirilirken, başkent Paris’te bir araya gelen göstericiler ile polis arasında çatışma çıktı.

    SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI

    Eylemler nedeniyle Fransa’nın Clamart kentinde 3 Temmuz’a kadar gece saatlerinde sokağa çıkma yasağı getirilirken, 150 kişi de gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hrant Dink, 19 Ocak’ta vurulduğu yerde anılacak

    Hrant Dink, 19 Ocak’ta vurulduğu yerde anılacak

    PİRHA- Hrant Dink katledilişinin 16. yılında eski Agos gazetesi bürosu önünde yarın (19 Ocak) anılacak. Dink için ayrıca çeşitli anma etkinlikleri de düzenlenecek.

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve insan hakları aktivisti Hrant Dink, katledilişinin 16’ncı yılında anılıyor. Dink için, vurulduğu yerde Agos Gazetesi’nin eski çalışma ofisinin bulunduğu Sebat Apartmanı’nın önünde anma düzenlenecek.

    Her yıl olduğu gibi bu yıl da anmayı düzenleyen Hrant’ın Arkadaşları, 19 Ocak Perşembe günü saat 15.00’te Şişli Halaskargazi Caddesi üzerindeki Sebat Apartmanı önünde buluşma çağrısı yaptı.

    Anmayı düzenleyen Hrant’ın Arkadaşları İnisiyatifi, “Seninleyiz Ahparig. Buradayız! İnadın, umudun, cesaretin bizimle. 19 Ocak 2023’te, saat 15.00’te, yine 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı  önünde, onu vurdukları yerde Hrant Dink’i anıyoruz” duyurusunda bulundu.

    HRANT DİNK İÇİN ANMA ETKİNLİKLERİ 

    -Berlin’deki Maxim Gorki Tiyatrosu da her yıl olduğu gibi bu yıl da 19 Ocak’ta Hrant Dink’i anıyor. Yerel saatle 20.30’da başlayacak etkinlikte Ümit Kıvanç’ın “Hafıza  Yetersiz-Hrant Dink İçin Bir Film” başlıklı çalışması izlenecek. Ümit Kıvanç ayrıca çevrim içi bağlantı ile etkinliğe katılacak, filmin oluşum süreci hakkında konuşacak.

    -20 Ocak’ta Amsterdam’da bir anma olacak. Ayhan Işık moderatörlüğündeki söyleşide Adnan Çelik ve Hovsep Hayreni konuşmacı olacak. Emrah Oğuztürk de dinleti performasıyla etkinliğe katkıda bulunacak. Yerel saatle 19.30’da başlayacak etkinliği adresi IIRE , Lombokstraat 40 Amsterdam.

    -21 Ocak Cumartesi günü Kanada Ottawa’da da bir anma etkinliği düzenleniyor. Yerel saatle öğleden sonra 15.30’da başlayacak etkinlik Ottawa Main Library’de. Cihan Erdal’ın konuşmacı olduğu etkinlikte Ömer Ongun ve Silvia Haltrop’un dans gösterisi ve Mehmet Fatih Güden’in film gösterimi de yer alacak.

    KÖLN’DE ANMA

    Türkiye Almanya Kültür Forumu’nun Alman-Ermeni Cemiyeti, Köln Ermeni Cemaati, Çok Kültürlü Forum ve TÜDAY (Türkiye Almanya İnsan Hakları Derneği) ile işbirliği içinde düzenlediği etkinliğe pek çok isim katılacak.

    21 Ocak’ta yerel saatle 16.00’da başlayacak anma etkinliğinde açılış konuşmasını Almanya Ermeni Kilisesi Başpiskoposu Serovpé Isakhanyan yapacak. Federal Tarım ve Gıda Bakanı Cem Özdemir ile gazeteci-yazar Can Dündar da video yoluyla etkinliğe katılacaklar.

    Etkinlikte Alman Ermeni Derneği‘nden Dr. Raffi Kantian moderatörlüğünde “Türkiye ve Almanya’da Gündelik Hayatta Irkçılık” başlığıyla bir panel de gerçekleştirilecek. Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Parlamentosu Başkan Yardımcısı Berivan Aymaz, Uluslararası Af Örgütü‘nden Amke Dietert, Yazar Aslı Erdoğan ve AGOS’un eski Yazı İşleri Müdürü Aris Nalcı’nın katılacağı oturumda ırkçılığın gündelik hayata sızışı ve buna karşı mücadele olanakları ele alınacak.
    Köln/Yeşiller Kent Konseyi üyesi Dilan Yazıcıoğlu ve Deutsche Welle editörlerinden gazeteci Aydın Üstünel’in sunacağı program boyunca ünlü caz piyanisti ve şarkıcısı Laia Genç eserleriyle yer alacak. Etkinlik eş zamanlı olarak Almanca ve Türkçe’ye çevrilecek. Etkinlik Alte Feuerwache Köln Kültür Merkezi’nde.

    Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi ve SolFaSol dergisi tarafından düzenlenen etkinliğin başlığı  ise “Son Gelişmeler Işığında Hrant Dink Cinayetini Yeniden Konuşmak”. Etkinlik  19 Ocak’ta gerçekleştirilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mahkemeden, Ali İsmail Korkmaz davasında sanık polise ‘basit yaralamadan’ ceza!

    Mahkemeden, Ali İsmail Korkmaz davasında sanık polise ‘basit yaralamadan’ ceza!

    Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görülen Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesiyle ilgili davada karar açıklandı. Buna göre polis Hüseyin Engin’e tekrar ‘kasten basit yaralama’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, hükmün açıklanmasının da geri bırakılmaması kararını verdi.

    Eskişehir’de 2013 yılında Gezi Direnişi sırasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın ailesinin Anayasaya Mahkemesine (AYM) yaptığı başvuru sonucunda polis Hüseyin Engin, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Sanık polis Hüseyin Engin hakkında “kasten basit yaralama” suçunda 7 ay 15 gün hapis cezası verildi.

    Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görülen Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesiyle ilgili davada karar açıklandı. Buna göre polis memuru Hüseyin Engin’e tekrar ‘kasten basit yaralama’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, hükmün açıklanmasının da geri bırakılmaması kararını verdi.

    Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinde sabah saatlerinde başlayan duruşmada, savcı mütalaasını sundu. Savcı, mütaalasında sanık polise kasten yaralama suçundan ceza verilmesini talep etti.

    AVUKATLAR ‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇTAN’ CEZA TALEP ETTİ

    Avukat Ayhan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda eziyetin geniş yorumlanması ve sanığın insanlığa karşı suçtan cezalandırılmasını talep etti.

    Mahkeme insanlığa karşı işlenmiş suç talebini reddetti.

    BASİT YARALAMADAN CEZA

    Kararını açıklayan mahkeme, sanık polis Hüseyin Engin hakkında “kasten basit yaralama” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Ayrıca bu hüküm ertelenmeyerek sanık hakkında 5 ay süreyle hak yoksunluğu kararı verildi.

    Korkmaz ailesinin avukatları, Yargıtay yolu açık olan bu kararı temyiz edeceklerini bildirdi.

    “DAVA DEVAM EDECEK, FAİLLER CEZASIZ KALMAYACAK”

    Adliye çıkışında “basit yaralamadan” verilen cezaya tepkilerini dile getiren Anne Emel Korkmaz, “Dövülerek öldürülen bir gencin sanığına 7 ay 15 gün ceza verilmesi kabul edilebilir değil. Mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.

    Daha sonra Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi ve avukatları Kayseri Baro Başkanlığı önünde basın açıklaması yaptı.

    Aile avukatı Ayhan Erdoğan, “Bu dava halen devam etmektedir. Çünkü verilen cezalar hukuken sanıkların cezalandırılması gereken oran ve maddelere ters düşmektedir. Örneğin AYM’nin tespitine dayanan sanık Hüseyin Engin’in eziyet suçundan cezalandırılmasını uygulamak yerine mahkeme eski kararı uyguladı. Benim güvenlik güçlerine önerim anayasal haklarını kullanan insanların karşısından iktidarın anayasaya aykırı emirlerini uygulama konumunda kendilerini bırakmamalarıdır. Bu yargılama aynı zamanda güvenlik güçlerine bir uyarı niteliğindedir. Bugün bu davada hüküm kesinleşti. Bizim hukukumuzda buna yer olmamasına rağmen 10 yıl sonra siyasal iktidarın ağır ithamları ve ağıza alınmayacak dilleriyle Gezi sürecine katılanların suçlaması sonrasında yeniden yargılandı ve mahkum edildi. Bu hukukta bir skandaldır. Hiçbir fail cezasız kalmayacak ve biz bitti demeden bu dava bitmeyecek” dedi.

    “ADALETİ SAVUNMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Ali İsmail Korkmaz’ın abisi Gürkan Korkmaz ise adalet vurgusu yaparak, şunları kaydetti:

    “Ali İsmail toprağın altında ama düştüğü yerde çoğalarak mücadeleyi arttırıyor. Binlerce bedende binlerce isimde onun adını yaşatıyoruz. Biz de yaşadığımız sürece, nefes aldığımız sürece adaleti savunmak için mücadelemizi devam ettireceğiz. Hak ihlaline uğramış ve uğramaya muhtemel kişilerin hakkını savunmak için Ali İsmail davası simgeseldir ve toplumun davasıdır. Bu yüzden hakkımızı alana kadar mücadelemizi bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

    Ailenin geçtiğimiz süreçte AYM’ye yaptığı başvuru sonucunda ihlal kararı verilmiş, polis Hüseyin Engin’in de yargılanmasına ve Ali İsmail Korkmaz’ın ailesine 67 bin 500 lira tazminat ödenmesine oy birliği ile karar verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ANKA Alevi Kadınlar Birliği: Ece’nin katili erkek egemen sistemdir!

    ANKA Alevi Kadınlar Birliği: Ece’nin katili erkek egemen sistemdir!

    PİRHA- ANKA Alevi Kadınlar Birliği, Almanya’nın Ulm kentindeki bıçaklı saldırıda katledilen Ece Sarıgül’ü anarak, katilin erkek egemen sistem olduğunu belirtti. 

    Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinde bağlı Ulm şehri yakınlarındaki Illerkirchberg beldesinde arkadaşıyla okula giderken uğradığı bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ece Sarıgül’ün ailesi, Ulm Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi (AKM)’de taziyeleri kabul etti.

    Her güne bir kadın cinayetinin sığdığını hatırlatan ANKA Alevi Kadınlar Birliği, bunun asıl failinin erkek egemen sistem olduğuna dikkat çekerek, “Sesimizi daha gür, daha örgütlü ve farkında çıkarmalı, insanlığın anası kadına yönelik zulmü her yer ve zeminde, ancak kadınların bilinçli ortak davranışları bitebileceğini anlamak zorundayız” diye belirtti.

    “SİSTEMİN KENDİSİ ERKEK EGEMENDİR”

    ANKA Alevi Kadınlar Birliği’nin açıklaması şöyle:

    “Ölüm, zulüm her yerde kadınların peşinde. Almanya çağdaş bir ülke, çağdaş Avrupa birliğinin ana bileşeni, en etkili ortağıdır, ne Avrupa da, nede Almanya’da, kadına şiddet, kadınlara yönelik eşitsizliğin, ağır erkek şiddeti cinayetlerin, önlenebilir olması gerekir iken, önlenemiyor! Çünkü sistemin kendisi erkek egemendir. Kapitalizmin bütün renkli dünyası ile aldatan yalancı demokrasisi ile nihayet bir avuç sömürgeci kartelin egemenlerin rejimidir. Kapitalizim insanlığın baş düşmanıdır. Savaşlardan, silahlardan, uyuşturucudan, kandan, her türlü sömürüden beslenen canavardır. Yaşanan kriminal olayında müsebibidir.

    “ACISI YÜREĞİMİZİ YAKTI”

    Almanya’nın Ulm kentinde okula giderken, iki kız öğrenci, mülteci olduğu söylenen bir saldırgan katilin saldırısına uğradı. Bu saldırıda Ece isimli 14 yaşındaki Malatyalı Alevi bir Ailenin çocuğu hayatını kaybetti. Bunun ilk olmadığı gibi son olmayacağını biliyoruz. Her gün gizli açık örtülü onlarca suç sadece kadınlara karşı işleniyor. Diğer suçları saymakla bitiremeyiz. Ecemizin ailesine tüm sevenlerine başsağlığı sabır diliyoruz. Gencecik bir hayat soldu, Ecenin acısı yüreğimizi yaktı. Ecelerimiz ölmemeli şiddet ve cinayetler durdurulmalıdır. Bu olay ateşin düştüğü yerin yandığı kriminal bir olay olarak kalmamalı sebep sonuç ilişkisi sorgulanmalıdır. Katilin mülteci olması, Almanya’da yabancı düşmanlığı, ırkçılığa malzeme edilmemelidir.

    “ZULÜM, KADINLAR BİRLİĞİ İLE AŞILIR”

    Katil Erkektir! Katil erkek egemen sistemdir! Katil dünyayı yaşanılmaz kılan cehenneme çeviren emperyalist kapitalist dünya düzenidir. Bu düzenin ürünüdür. Kadına yönelik bu davranışları, şiddeti her yer ve zeminde mahkum etmeliyiz. Sesimizi daha gür, daha örgütlü ve farkında çıkarmalı, insanlığın anası kadına yönelik zulmü, her yer ve zeminde, ancak kadınların bilinçli ortak davranışları bitebileceğini anlamak zorundayız. Ece’ler ölmesin, hayatlarını insanca eşit yaşayabilsinler diyedir mücadelemiz! Yaşamı, eşitliği, özgürlüğü savunuyoruz.”

    PİRHA/ALMANYA

    aba

     

  • Onur Şener için İzmir’de eylem: Caydırıcı cezalar verilmeli-VİDEO

    Onur Şener için İzmir’de eylem: Caydırıcı cezalar verilmeli-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da bir eğlence mekanında istek parçayı bilmediği için 3 kişi tarafından katledilen müzisyen Onur Şener için toplanan Turizm, Eğlence ve Hizmet İşçileri Sendikası (TEHİS), şiddet olaylarında caydırıcı yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunarak davaların takipçisi olacaklarını kaydetti.

    Ankara’da bir eğlence mekanında istek parçayı bilmediği için 3 kişi tarafından katledilen müzisyen Onur Şener için İzmir’de açıklama gerçekleştirildi.

    Turizm, Eğlence ve Hizmet İşçileri Sendikası (TEHİS) Ankara’da katledilen sanatçı Onur Şener için Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. “Hayatımız, emeğimiz, sanatımız değersiz değildir” pankartinin açıldığı açıklamada “Sermayeye değil muzisyene bütçe”, “Müzik, Jiyan,Azadi” ve “Emeğe, sanata, muzisyene özgürlük” dovizleri taşındı. Açıklamada sık sık “Onur Şener isyanımızdır”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Müzik susmaz, susturamaz” sloganları atıldı.

    “İKTİDAR, MÜZİSYENLERİ HEDEF HALİNE GETİRDİ”

    Basın açıklamasını okuyan TEHİS üyesi Helin Randa, pandemiyle geçen 2 yılı aşkın sürede, eğlence yerlerindeki kapatmalar ve canlı müzik yasakları sonucu müzik emekçilerinin birçoğunun işsiz kaldığını aktardı. Kimi sanatçıların yıllarca çalışıp aldığı çalgılarını satmak zorunda kaldığını dile getiren Randa, “Bu da yetmezmiş gibi iktidar pandemi sürecinde yeterince yoksulluk çeken müzisyeni hedef haline getirdi. Kayıt dışı çalışma konusunda herhangi denetim ve kural getirmeye gerek duymayan devlet kurumları, müzik emekçilerini kendi kaderine terk etti. Bunun sonucunda değerli müzisyen dostumuz Onur Şener’i canice aramızdan kopardılar” dedi.

    ‘TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’

    Ölümlerin bahaneler altına gizlenerek işlendiğini vurgulayan Randa, “Bir yandan ekmek kavgası verirken diğer yandan hayatımızı nasıl güvence altına alırız kaygısı gütmek istemiyoruz. Barların, cafelerin denetim altında olması ve bizler için güvenli alanlar oluşturulmasını istiyoruz. Denetimlerin saat 1’de yapılan müzik yasaklarına değil bizleri güvence altına alacak kanunlar ile yapılmasını istiyoruz. Müzik emekçileri ölümlerle, intiharlarla, yoksullukla, ayrımcılık ve yasaklarla gündeme gelmeyi reddediyor. Müzisyenler seslerin, sözlerin, lisanların birbirine karıştığı, birbirinden güç aldığı ezgilerle gündemde olmak için mücadele ediyor. Ölmek değil güvenceli bir hayat istiyoruz. Zehra’nın da Onur’un da katledilen tüm müzisyen arkadaşlarımızın da davasının takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR