PİRHA-Dersim’de Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği öncülüğünde, sokak hayvanlarının katledileceği yasanın AYM tarafından onaylanmasına tepki gösterilerek, Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapıldı. Dersim Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ezgi Doğan, “Çözüm basit Türkiye’de 4 milyon köpek, 1393 belediye, 264 iş günü, günde 11 kısırlaştırma ile bu iş tamam” dedi.
7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16 maddesinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle AYM’de açılan dava olumsuz sonuçlandı.
Dersim’de Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği öncülüğünde “Uyutma” adı altında sokak hayvanlarının katledileceği yasanın AYM’de onaylanmasına tepki gösterilerek, Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapıldı. Yürüyüşte sık sık ‘Kanlı yasa istemiyoruz’ sloganları atıldı.
Açıklamada, ‘Yaşatarak, yaşamayı öğreneceğiz’ pankartı açıldı Açıklamayı Dersim Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ezgi Doğan okudu. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de destek verdi.
Bugüne kadar kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat yasasını tanımayan belediyelerin ölüm yasasını sahiplenmelerine tepki göstererek sözlerine başlayan Dersim Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ezgi Doğan, “Toplamaları köpek başına para vererek ihaleye sundular. Çözüm basit Türkiye’de 4 milyon köpek, 1393 belediye, 264 iş günü, günde 11 kısırlaştırma ile bu iş tamam. Yıllarca kısırlaştırma yapmayan belediyeler, üretime destek verenler, satın alanlar, katliam yasasını destekleyenler ve bu yasayı yürürlüğe koyan hükümet, destekleyen vicdansız belediyeler, yasayı iptal etmeyen Anayasa Mahkemesi, bu hayvanların vebali sizin üzerinizde” diye belirtti.
“İKTİDAR, HAYVANLARI UYUTARAK KISA YOLDAN SORUNU ÇÖZMEYE ÇALIŞIYOR”
Devletin sokak hayvanlarını koruma gibi bir görevi olduğunu belirten CHP Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, “Sokak hayvanlarını uyutarak yok etmek, sosyal devlet anlayışına uymamaktadır. Hasta olan ya da saldırgan olan sokak hayvanları resmi kurumlarca tedavileri için barınaklara alınabilir. Ama ne yazık ki ekonomik olarak çıkmaza giren iktidar, kısa yoldan hayvanları uyutarak sorunu çözmeye çalışmaktadır” diye ifade etti.
“YENİ YASAL DÜZENLEME EVRENSEL HUKUK İLKELERİNE AYKIRI”
Yeni yasal düzenlemenin evrensel hukuk ilkelerine ve anayasaya aykırı olduğunu ifade eden Avukat Özgür Ulaş Kaplan, “Mevcut Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın hiçbir maddesinde ya da herhangi bir kısmında hayvanların öldürülmesine yönelik bir hüküm bulunmamaktadır. Bu anlamda da idareye bu tür yetkiler verilmesi tamamen hukuka aykırıdır” dedi.
“EN DOĞRU YÖNTEM, KISIRLAŞTIRMA YÖNTEMİDİR”
Yaşamlarını etkileyen yasalara karşı birlikte ses çıkartılması gerektiğini dile getiren DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Ciddi bir hayvan popülasyonu var. Ama bu popülasyon barınaklara doldurarak ve katlederek çözülecek bir popülasyon değil. En doğru yöntem, kısırlaştırma yöntemidir. Ama siz ısırıyor gibi bahanelerle eğer bir katliam yasası çıkartıyorsanız burada çok ciddi bir şekilde bir zihniyet sorunu var” diye konuştu.
PİRHA – Yaşam Hakkı Savunucuları, hayvanların katliamını öngören yasaya karşı 3 günlük açlık grevine başladı. Yapılan basın toplantısında “Katliam Yasası’ derhal geri çekilmeli, hayvanların yaşam ve özgürlük haklarını güvenceye alan yeni bir yasa oluşturulmalı. Hayvan hakları anayasal güvence altına alınmalı” denildi.
7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16 maddesinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle AYM’de açılan dava olumsuz sonuçlandı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan başvuru ile sokak hayvanlarının katledilmesinin önünü açan ve kamuoyunda “katliam yasası” olarak adlandırılan yasanın iptali istenmişti. AYM Genel Kurulu, başvuruyu esastan görüşerek karara bağladı ve kanunun iptal istemini reddetti.
Kanun, sahipsiz hayvanların kedi ve köpek ayrımı olmaksızın toplatılmasını, sahipsiz veya güçten düşmüş köpeklerin sahiplendirilinceye kadar bakımevinde tutulmasını, yerel yönetimlerin, sokakta yaşayan hayvanları ancak bakımevine aldıktan sonra rehabilite edeceklerini, belli şartlar durumunda hayvanların öldürülmesi ve ötanazisi hakkındaki usul ve esasları barındırıyor.
HAYVAN HAKKI SAVUNUCULARI, İTİRAZLARINI SÜRDÜRÜYOR!
Yaşam Hakkı Savunucuları, AYM kararı ardından İstanbul, İzmir ve Eskişehir’de açlık grevine başladı. 2 Ağustos 2024’te AKP-MHP ortaklığıyla meclisten geçirilen “katliam yasası”na karşı İstanbul’un Kadıköy ilçesinde basın açıklaması yapıldı.
Açıklamanın yapıldığı salona “Katliam yasasına karşı topyekün mücadeleye! Bu suça ortak olmayacağız!” yazılı pankart asıldı.
Basın açıklamasını Merve Tufan ile Arzum Kalfa okudu.
“Ölüm Yasasına karşı yaşamı savunuyoruz!” diyerek açıklamaya başlayan Arzum Kalfa, şunları söyledi:
“İktidarın katliam yasasını uygulamayacağının sözünü veren CHP, yasa geçtikten sonra hızla toplamalara başlayıp hayvanları ölüm kamplarına hapsederek AKP’nin yaşam hakkını hedef alan rejimini kalıcı hale getirdi. Bu rejim, 7 Mayıs 2025’te Anayasa Mahkemesi tarafından da onaylandı. Hukuku ve vicdanı değil, iktidarın nefret siyasetini esas alan AYM, ölümcül bir yasa karşısında yaşamdan yana değil, ölümden yana karar verdi. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, devletin “hukuk devleti” niteliklerini hiçe saymıştır. Belirlilik, suçta ve cezada kanunilik, cezaların şahsiliği gibi temel ilkeler rafa kaldırılmış; bağımsız olması gereken yargı, iktidarın politikalarını meşrulaştırmakla yetinmiştir. Bizler, İzmir, İstanbul ve Eskişehir’de yaşayan yaşam savunucuları olarak, hayvanların yaşam hakkı için açlık grevine başlıyoruz. Bu grev, yalnızca bir protesto biçimi değil; barınak denen ölüm kamplarında açlıkla, susuzlukla, hastalıkla boğuşan, diri diri gömülen, aç bırakılan can dostlarımızla kurduğumuz bir dayanışma köprüsüdür. Açlığımız onların açlığıdır. Direnişimiz onların sesi, onların nefesidir. Bu yasa, bilime, vicdana, kamu yararına ve anayasal ilkelere aykırıdır. Yerel yönetimler ve kamu kurumları yıllardır sorumluluklarını yerine getirmezken, kısırlaştırma, aşılama ve rehabilitasyon çalışmaları için ayrılması gereken kaynaklar nereye harcandığı belirsiz bütçelerde buharlaşırken, çözüm diye sunulan şey yalnızca tecrit ve ölümdür. Yerel yönetimler ve kamu kurumları üzerine düşeni yapmazken, hayvanlar ‘çözüm’ adı altında ölüm kamplarına hapsedilmekte, öldürülmekte veya ölümden beter yaşam koşullarına maruz bırakılmaktadır.
“ALGI OPERASYONLARIYLA KÖPEKLER DÜŞMANLAŞTIRILDI”
Bugün köpekler, algı operasyonlarıyla toplumun düşmanı ilan edilmiş, çocukların güvenliği bahanesiyle nefretin hedefi haline getirilmiştir. Oysa biz biliyoruz ki, çocukların güvenliğini bahane edenler bu ülkede çocuk istismarını aklayan, çocuk işçiliğini görmezden gelenlerdir. Kamusal huzuru tehdit eden, sokak köpekleri değil; hayatı değersizleştiren bu yıkım politikalarıdır. Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, toplama ve katletme olaylarında ciddi bir artış yaşanmıştır. Niğde’de ölüm çukurlarına atılan köpekler, Erzincan’da anestezi verilerek diri diri gömülenler, Osmaniye’de canlı gömüldüğü halde yaşamak için çırpınan hayvanlar, Altındağ’da ölüm çukuruna atılan hamile köpek, Mamak’ta açlıktan birbirini yemek zorunda bırakılanlar, Ümraniye’de zindanlara hapsedilen, Gebze’de canlı canlı poşetlenip çöpe atılanlar, Türkiye’nin dört bir yanında silahla, dirgenle, zehirle, dövülerek ya da açlığa mahkûm edilerek katledilen binlerce hayvan… Bunların hiçbiri ‘istisna’ değil, yasanın doğrudan sonucudur.”
“YEREL YÖNETİMLER BU SUÇA ORTAK!”
Arzum Kalfam, katliam sürecinin sadece merkezi iktidarla sınırlı kalmadığını, yerel yönetimlerin de suça ortak olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘yasaya uymayacağız’ yönündeki açıklamalarına rağmen CHPli belediyelerin, ölüm politikalarını fiilen uyguladığına şahit oluyoruz. Belediye çalışanlarının hayvanları öldürmek ve hapsetmek için adeta sıraya girdiğine tanıklık ediyoruz. Bu kişiler, yıllardır mevcut yasaları uygulamayan, tedavi edilmesi gereken hayvanları ‘ötanazi’ adı altında öldüren, hayvanlara karşı sevgi ve sorumluluk taşımayan kişilerdir. Hayvanların geleceği ve politik olarak son derece hayati bir mesele, yalnızca maaş kaygısıyla ya da işini kaybetme korkusuyla hareket eden kişilere bırakılamaz. Bu konuda etik, vicdani ve bilimsel temellere dayanan, şeffaf ve denetlenebilir yapılar kurulmalı; süreçler hak savunucularıyla işbirliği içinde yürütülmelidir. Osmangazi Belediyesi’nde toplatılıp kayıtsız şekilde öldürülen hayvanlar, Mamak Belediyesi barınağında açlıktan birbirini yemek zorunda bırakılan köpekler… Bu katliamlar bir politik tercihin sonucudur. Bu nedenle bugün, muhalefete açık çağrımızdır: Katliamın neresinde durduğunuzu açıkça gösterin. Sessizlikle, oyalamayla değil; somut adımlarla bu yasanın karşısında durun. Aksi halde biz durmayacağız ve bu iki yüzlülüğü her seferinde ifşa etmeye devam edeceğiz. Ayrıca Türkiye’nin dört bir yanında İl Hayvan Koruma Kurulları eliyle, Valiliklerin baskısıyla hukuksuz kararlar alınmaktadır.
• Sahiplenilen hayvan sayısına keyfi sınırlar getirilmektedir.
• Yasaklı ırk ya da hasta olduğu iddia edilen hayvanların öldürülmesi için veteriner hekimlere meslek etiğine aykırı baskılar yapılmaktadır.
• Yasa, 2028’e kadar sürece yayılarak uygulanması gerekirken, kapasitesi olmayan barınaklara baskı yoluyla kapasite aşımı dayatılmaktadır.
• Hayvanların yönetmeliğe dahi uygun olmayan alanlara kapatılması için kararlar çıkartılmaya çalışılmaktadır. Özellikle belirtmek istiyoruz. Muhalefet belediyelerin veteriner hekimlikleri, maddi kaygılardan dolayı bu hukuksuz maddelere şerh koymamakta ve katliama ortak olmaktadır. Bu şartlar altında, ‘uygulama’ demek ‘katliam’ demektir.”
TALEPLER
Basın açıklamasının “talepler” bölümünü okuyan Merve Tufan, şunları söyledi:
“‘Katliam Yasası’ derhal geri çekilmeli, hayvanların yaşam ve özgürlük haklarını güvenceye alan yeni bir yasa oluşturulmalı. Yeni yasada 5199 sayılı kanunun 6.maddesindeki ‘kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat’ ilkesi korunmalı. Hayvan hakları anayasal güvence altına alınmalı.
Ölüm kampı barınaklar derhal hayvan hastanesine dönüştürülmeli. Kırdan kente kısırlaştırma seferberliği başlatılması için tüm il ve ilçelerde kısırlaştırma ve ilkyardım üniteleri oluşturulmalı.
Toplamalar derhal durdurulmalı. Hayvanlar için tedavi merkezine dönüşene kadar tüm barınaklarda şeffaf yönetime geçilmeli; gönüllülerle ortak protokoller imzalanmalı. Barınaklar7/24 halkın ziyaretine açık olmalı; hayvanların haklarına yönelik ihlallerin tespit edilebilmesi için her bölümün net şekilde gözlenebildiği kamera sistemine geçilmeli. Çalıştığı kurumda bulunmayan ama çağrıldığında gelen ‘icapçı veteriner hekim’ uygulaması tamamen kalkmalı, her il ve ilçede 7/24 çalışan veteriner hekim ve teknik kadro sağlanmalı. Özellikle ‘muhalefet’ partileri belediyelerinden bu konuda açık beyan ve somut adımlar talep ediyoruz.
‘Pet’ olarak kategorize edilerek bir meta gibi alınıp satılabilen tüm hayvanların üretim ve satışı yasaklanmalı, yasağa aykırı hareket ederek suç işleyenlere caydırıcı ceza uygulanmalı.
Hayvana şiddete caydırıcı cezalar getirilmeli ve hayvana şiddeti kurumsal hale getiren belediyeler de bu kapsama alınmalı.
Toplum huzuru ile barışını bozacak şekilde hayvanları hedef haline getirip, hayvanlara ve hayvan hakkı savunucularına yönelik şiddeti ve öldürmeyi aşılayan, güzelleyen yazılı ve sözlü medya şirketlerine ve sorumlularına caydırıcı idari para cezaları getirilmeli, Güvenli Sokaklar Derneği ve benzer hayvan düşmanı oluşumlar kapatılmalı, yöneticileri yargılanmalı. Bu nedenle herkesi, tüm yaşam hakkı savunucularını, kadın, kuir, çocuk hakkı savunucularını, engelli hakkı savunucularını, çevre hareketi aktivistlerini, sivil toplum kuruluşlarını, dernekleri, devrimcileri, sosyalistleri, komünistleri, anarşistleri, adalet için mücadele eden ve etmek isteyen herkesi bu adaletsizliğe karşı ses çıkarmaya, hukuksuz olan bu katliam yasasına karşı direnme hakkını kullanmaya çağırıyoruz. Sokaklarımızı, yemeğimizi, acımızı, mutluluğumuzu, sevgimizi, evimizi paylaştığımız dostlarımızın ölüme gönderilmesine seyirci kalmayacağız. Biz bu suça ortak olmayacağız!”
Okunan basın metni ardından, hayvan katliamlarını kanıtlayan görseller paylaşıldı.
PİRHA- Adalet Bakanlığı önünde bir araya gelen yaşam savunucuları, Adalet Bakanlığı ve yargı mercilerinin en az hayvan katilleri kadar suçlu olduğunu ifade etti.
Hayvan hakları savunucuları, hayvanların katledilmesini içeren yasa tasarısının Meclis’ten geçmesinin ardından artan hayvan katliamlarına dikkat çekmek için Adalet Bakanlığı önünde açıklama yaptı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ekoloji Meclisi, Hayvan Yaşam Hakları Konfederasyonu, Ankara Barosu, Hayvan Hakları Merkezi, Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi ve Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi üyelerinin katıldığı eylemde, “Cezasızlığa son verin hayvan katliamlarını durdurun” yazılı pankart açıldı.
Konuya ilişkin açıklama yapan Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi Üyesi Neşe Özkanoğlu Türkiye’de son aylarda artarak devam eden hayvanlara yönelik şiddet ve katliamları yakından takip ettiklerini söyledi. Özkanoğlu, “Ağustos ayında Niğde Barınağında zehirli iğnelerle katledilerek ölüm çukurlarına atılan, Altındağ’da işkence edilerek katledilen, Gebze’de iğne yapılıp yarı canlı poşetlere koyulan ve boğularak öldürülen hayvanlarla ilgili yasal olarak neler yapıldığını soruyoruz” diye sordu.
Hayvan katliamlarından yalnızca katledenlerin suçlu olmadığının altını çizen Özkanoğlu, “Bu katliamlar hepinizin eseridir. Suç işleyenler kadar buna sebep olan, seyirci kalan, soruşturulmasına engel olarak örtbas eden ve yeterli cezayı vermeyen kamu kurumları, bakanlık ve yargı mercileri de en az onlar kadar suçludur” ifadelerini kullandı.
“KATLİAM YASASI ACİLEN İPTAL EDİLMELİDİR”
Hak, hukuk ve adalet arayışlarını sürdüreceklerini ifade eden Özkanoğlu, şunları kaydetti:
“Hak savunucusu hukukçular olarak Adalet Bakanlığına sesleniyoruz. İsminde adalet kelimesi geçen bakanlığınızdan, bunun gereğini yerine getirmesini ve hayvanları katledenlerin yargılanmalarının önünün açılmasını talep ediyoruz. Niğde katliamı örtbas edilemez, bizzat barınak çalışanlarından 3 kişinin tanık olduğu olayda bin civarında hayvanın ölüm fermanını verenler yargılanmak zorundadır. Bunun önünü kesenlerin de kime veya neye hizmet ettiğini sorgulayarak gereken ceza verilmelidir. Bir kez daha Anayasa Mahkemesi’ne de katliam yasasını acilen iptal etmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.”
PİRHA – Yüzlerce yaşam hakkı savunucusu, sokak hayvanlarının öldürülmesini öngören ‘katliam yasasına’ karşı Maltepe’de düzenlenen mitingde yan yana geldi. Yaşatacağız Platformu adına okunan ortak açıklamada “İktidar, katliam yasası ile kan kokan geçmişine bir yenisini daha eklemek istiyor” denildi.
Yaşatacağız Platformu öncülüğünde, yüzlerce yaşam hakkı savunucusu, sokak hayvanlarının öldürülmesini öngören “Katliam yasasına” karşı Maltepe’de miting gerçekleştirdi.
Mitinge, Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi, Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi, DİSK İstanbul Bölge Temsilciliği ve KESK İstanbul Şubeler Platformu destek verdi.
Miting boyunca “Hayvan cinayetleri politiktir, Toplayamazsın, Hapsedemezsin, Öldüremezsin, Yasayı sokakta biz yazacağız, AYM yasayı derhal iptal et, MHP elini hayvanlardan çek, AKP elini hayvanlardan çek, CHP elini hayvanlardan çek” sloganları atıldı.
Yaşatacağız Platformu’nun ortak basın metnini Sevcan Çamlıdağ ve Ersin Tek okudu.
“BİZ BU YASAYA ALIŞMIYORUZ”
Yaşatacağız Platformu’nun açıklaması şöyle:
“Adına yasa dedikleri bu katliam fermanı hayvana yönelik şiddeti sıradanlaştırmaya çalışıyor. Ancak biz alışmıyoruz! Tek bir dostumuzun dahi zarar görmesine tahammülümüz yok! Yasayı istemeyen %85’iz biz, halkın ta kendisiyiz! Elit saraylardan gelen talimatlarla, gece yarıları yapılan apar topar ahlaksız ve pişkin oylamalarla yasa yapılamaz. Çünkü yasal olan her şey meşru değildir. Tıpkı çocukları, göçmenleri, kadınları, LGBTİ+’ları engellileri, yaşlıları, Kürtleri, Alevileri öldürelim mi diye oylama yapamayacağınız gibi hayvanların yaşamını veya özgürlüğünü de oylama konusu yapamazsınız! Hayvanların tıpkı bizler gibi yaşamaya, özgürce yaşamaya hakkı var. Bu yüzden yaşamak için kimsenin merhametine, vicdanına ihtiyaçları yok. Tarihin bize pek çok kez gösterdiği üzere biliyoruz ki yasalar halk tarafından sokakta yazılır. İşte bizim hayvan dostlarımıza sözümüz var: Biz gerçek bir hayvan hakları yasasını sokakta hep birlikte yazacağız!
“HALK KATLİAM VE TECRİT YASASINI İPTAL ETMENİZİ BEKLİYOR”
Tekrar söylüyoruz! İktidar, katliam yasası ile kan kokan geçmişine bir yenisini daha eklemek istiyor. Hatırlayalım; Roboski’de bir gece yarısı köylülerin ve hayvanların nasıl savaş uçakları tarafından bombalandığını! Hatırlayalım; Gezi’de faşist güruh tarafından sokak ortasında sopalarla linç edilen Ali İsmail Korkmaz’ı, ekmek almak için giderken katledilen Berkin Elvan’ı! Hatırlayalım; Yandaş sermaye ihya edilecek diye evlerine ekmek götürebilmek için yerin yüzlerce metre altında kömür ararken Soma’da toprağa diri diri gömülen 301 madenciyi! Hatırlayalım; AKP’nin “öfkeli çocuklar” diye sahiplendiği eli kanlı cihatçıların Reyhanlı’da, Suruç’ta Ankara’da patlattığı, bombalarla öldürdüğü yüzlerce insanı! Hatırlayalım; halkın çaresizliğinden faydalanarak oy almak için çıkardığı imar aflarıyla, 6 Şubat depreminde günlerce göçük altında bıraktığı, sonra soğuktan donarak öldürdüğü insanları ve hayvanları! Ve şimdi, Katliam Yasası ile sokakta yaşayan dostlarımızı bizden almak istiyorlar! Bir kere daha tüm öfkemizle haykırıyoruz; tek bir dostumuzu vermemek için, yasa iptal edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz! Ve buradan Anayasa Mahkemesinin başkan ve üyelerine sesleniyoruz: Halkın ezici çoğunluğu bu yasayı istemiyor, iptal başvurusunun ilk incelemesini yaparken yürürlüğünü durdurmadınız. Halk sizden bu katliam ve tecrit yasasını derhal iptal etmenizi bekliyor!
“AKP VE MHP VEKİLLERİNİ AFFETMEYECEĞİZ!”
Bugün bir kez daha buradayız. Öldürmek isteyenlere inat, sosyal medya trollerine inat, iktidar medyasına inat, muhalefet edermiş gibi görünen ama hayvanların yaşam hakkını savunmaya gelince ortalıktan kaybolan muhalefete inat, buradayız. İktidar, hayvanların yaşamını korumak isteyenleri elitist diye yaftaladı. Bizler elitmişiz. Saraylarından, lüks sitelerdeki villalarından bizlere elitist dediler. Bizler kirasını ödeyemeyenler, geçinemeyenler, barınamayanlar, emekli maaşını yettiremeyenler, yol parasını bile hesap ederek yaşayanlarız. Bu toplumun büyük çoğunluğu, milyonlarız. Mahallelerde, meydanlarda, sokaklardayız. Katliam yasası iptal edilene kadar hayvan dostlarımız için sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Mücadelemiz uzun da olsa, acı da olsa, zor da olsa bu bir avuç azınlığa hayvanları teslim etmeyeceğiz! Teslim Etmeyeceğiz! Teslim etmeyeceğiz! Bu halk, karşısındaki trol ordusuna, iktidarın bütün olanaklarına rağmen yılmıyor, geri adım atmıyor. Halktan kaçırarak mecliste bir oyun gibi el kaldır indir talimatını yerine getiren vekillerin utanmaz gülüşleri hafızamızdan asla silinmeyecek. Hayvanları öldürmek için canhıraş çalışan AKP ve MHP vekillerini unutmayacağız! Affetmeyeceğiz!
“BİZLER KAZANACAĞIZ”
Hep birlikte, AYM’nin derhal yasayı iptal etmesi için her alanda, çok daha güçlü şekilde ses çıkarmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki, bizler bu yasayı durdurabiliriz. AYM’nin bu yasayı iptal etmesi için bıkmadan usanmadan tüm gücümüzle haykıralım! Bizler biliyoruz, kazanacağız. Er ya da geç kazanacağız. Hayvanlar kazanacak, çocuklar kazanacak, yaşam kazanacak, barış kazanacak!
“SİZ ÖLDÜRMEK İSTİYORSUNUZ, BİZ YAŞATACAĞIZ!”
Dostlarımızı sizin vahşet planlarınıza teslim etmeyeceğiz! Biz yaşamdan yana olanlar; kana susamış bu iktidara, sahte haberlerle toplumu manipüle eden trol ordusuna, sosyal medyada tonlarca para döktüğünüz sahte bot hesaplara, kendisine gazeteci deyip meslek etiğini yok sayarak hayvanların yaşam hakkını anketler açarak bir avuç takipçisiyle tartışmaya açanlara, her gün bilimden uzak, yeni nefret söylemleri ile toplumu kutuplaştıranlara, halkın parkını halka kapatanlara, halkın meclisine halkı almayanlara, protesto hakkını engelleyenlere, gözaltına alanlara karşı; hayvanları, sokakta yaşayan köpekleri, dostlarımızı savunuyoruz! Savunmaktan vazgeçmeyeceğiz! Buradayız! Bir yere gitmiyoruz! Her şeyin bittiğini söyleyenlere ufak bir mesajımız var; biz daha yolun başındayız ve biz bitti demeden bitmez! Sokakta yaşayan hayvanları bizden koparmak isteyen yasaya karşı, öfkemizi ve bilincimizi daha gür ve daha güçlü örgütlemeye devam edeceğiz! Biz yarattığınız bu çirkinliğin içinden, yaşam için, hayvanlar için, tüm türler için, özgür bir dünya için güzellik çıkarmaya kararlıyız. Sizin nefretiniz ve kanlı yasanız kaybedecek, bizim yaşam kararlığımız ve mücadele azmimiz kazanacak. Siz öldürmek istiyorsunuz, biz özgür yaşatacağız, yaşatacağız, yaşatacağız!”
PİRHA-Hayvanseverler, Katliam Yasası’nın iptali için Ankara’da yürüyüş düzenledi. Yapılan açıklamada, “Şimdi dosya Anayasa Mahkemesi’nin önünde, mahkeme bu yasayı derhal iptal etmelidir. Akmakta olan ve akıtılacak kanın sorumluluğuna hükümet ve meclisle beraber ortak olunmamalıdır. Tarihe utançla geçecek bu yasa derhal durdurulmalıdır” denildi.
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Hayvan, Yaşam, Özgürlük İnisiyatifi, Sokaktayım Yanındayım İnisiyatifi, KESK ve bir çok kurum tarafından ‘Katliam Yasasını Tanımıyoruz’ şiarı ile Ankara Kolej Metro’da buluşma gerçekleştirilip Sakarya Caddesine yürüdü. Basın açıklamasını Burcu Erbil okudu.
Bir katliamın meclisin önüne getirileceğinin zikredilmesinden bu yana 129 gün geçtiğini belirten Erbil, “Söylemesi kolay ama sindirmesi kolay değil. Türkiye’yi yöneten AKP-MHP bloğu, 129 gün önce sokakta yaşayan hayvanları katletmeye dönük yasa tasarısını meclisin gündemine getireceğini söyledi. O günden beri sokaktayız, dostlarımızın yanındayız.
Yasayı hızla komisyona taşıdılar, yaşam hakkı savunucularından kaçırarak, yasa aleyhine konuşma yapan vekil ve uzmanların sözlerini keserek komisyondan geçirdikleri yasayı, yine yangından mal kaçırır gibi meclise taşıdılar ve yasalaştırdılar” dedi.
“KİMİN YAŞAYIP KİMİN YAŞAMAYACAĞINA KARAR VERME HAKKINI KENDİNİZDE NASIL BULUYORSUNUZ?”
Türkiye’de hayvan katliamları bu yasayla başlamadığını vurgulayan Burcu Erbil şunları söyledi:
20 yıldır yürürlükte olan 5199 sayılı yasa çoğu belediye tarafından uygulanmadı! Yasanın 6. maddesinde yerel yönetimlere kısırlaştırma, aşılama ve yerinde yaşatma sorumluluğu veren, öldürmeyi değil yaşatmayı amaçlayan bu yasa 20 yıldır uygulanmadı! Görevini yerine getirmeyen belediyelere ses çıkartılmadığı gibi, toplanan, öldürülen, hapsedilen hayvanlar da görmezden gelindi. Yetmedi, hayvanlara dönük nefret cinayetleri işleyen failleri cezasızlıkla ödüllendirdiler. Tıpkı kadınları, LGBTİ+’ları öldüren erkekleri, işçileri ‘iş kazası’ adı altında katleden patronları, çocukları öldüren kurumları, yetkilileri, bütün bir ilişkiler ağını cezasızlıkla ödüllendirdikleri gibi.
Önce İstanbul Sözleşmesi’ni bir gece kararnamesi ile iptal ettiler, şimdiyse hayvanları öldürmeyi yasalaştırdılar. Sürmekte olan katliamları önce sümenaltı edip sonra da yasal zemine kavuşturmak otoriter rejimlerin 100 yılı aşkındır başvurdukları bir yöntem. Kimin yaşayıp kimin yaşamayacağına karar verme hakkını kendinizde nasıl buluyorsunuz? Siz öldürmeyi isterken bizler tüm canlılar için en temel hak olan yaşam hakkı için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz!”
“TARİHE UTANÇLA GEÇECEK BU YASA DERHAL DURDURULMALIDIR”
“Sokakta yaşayan hayvanları katletmek istemelerinin sebebi bu toplumu her alanda disiplin altına almak istemeleridir” diyen Erbil şunları ekledi:
“Türkiye toplumu şu anda tarihinin en büyük yoksullaşmasını yaşıyor. Maaşlar henüz hesaba yatmadan erimiş oluyor, barınamıyoruz, geçinemiyoruz. Biz yoksullaşıyoruz, patronlar ise zenginleşiyor. Biz barınamıyoruz ama müteahhitler kalkınıyor. Tam da bu yüzden AKP-MHP bloku artık bu ülkeyi yönetemiyor!
Şimdi dosya Anayasa Mahkemesi’nin önünde, mahkeme bu yasayı derhal iptal etmelidir. Akmakta olan ve akıtılacak kanın sorumluluğuna hükümet ve meclisle beraber ortak olunmamalıdır. Tarihe utançla geçecek bu yasa derhal durdurulmalıdır.
Hükümet, bugün pek çok şehirde yükselen bu sesi duymazdan gelemez! Bugün yaşamı savunmak için, köpeklerin toplama kamplarında yaşamaya ve ölmeye zorlanmasına karşı sesimizi yükseltmek için, köpeklere karşı yükseltilmeye çalışılan nefret politikalarına dur demek için bu meydanda buluştuk. 129 gündür direnişteyiz! Katliam yasası geri çekilinceye kadar burada ve birçok meydanda, sokakta, kamusal alanda sokaktayım yanındayım demeye devam edeceğiz.”
“YAŞAM İTTİFAKI KURMAK ZORUNDAYIZ”
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Türkiye’nin diğer şehirlerindeki eylemlere selam yollayarak, “Bugün buraya bir milletvekili olarak gelmedim. Komisyonda mücadele ettik ama vekillerin yer halkın yanıdır. Burada bir mücadele çağrısında bulunmak istiyorum. Karşınızda bir ölüm ittifakı var ve biz bu ölüm ittifakı karşısında bir yaşam ittifakı kurmak zorundayız. Başta yerel yönetimler olmak üzere ben buradaki herkese yaşam ittifakını kurma çağrısında bulunuyorum” dedi.
“YALANLARLA HALKI KANDIRIP KUDUZ İLE KORKUTMAYA ÇALIŞTILAR”
Veteriner Hekim Elif Türker, yasa süreci boyunca yetkililere bilimsel gerçekleri anlatmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:
“Dünyanın neresine giderseniz gidin kuduzun aşılarla önlenebilecek bir hastalık olduğunu bilirsiniz. Görevlerini yerine getirmeyenler yalanlarla halkı kandırıp kuduz ile korkutmaya çalıştılar. Dünyanın neresine giderseniz gidin sokaktaki hayvanların popülasyonun kontrol altına alınmasının tek bir yolu vardır; Yakalayıp kısırlaştırıp yerinde yaşatmak” diyerek dünyadan örnekler verdi. Türker, hayvan hakkı savunucularına çağrı yaparak ortak mücadele çağrısında bulundu.
“BU DOSYALARIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi adına konuşan Tuğba Gürsoy, kolluk güçlerinin ve yandaş medyanın eylem etkinlikler yapmalarını engellediğini söyledi. Gürsoy, yasanın 60’ıncı gününde 600’den fazla hayvan öldüğünü belirterek kolluk güçlerine yasaların uygulanması çağrısında bulunarak protestonun anayasal hakları olduğunu ifade etti. Gürsoy, “AKP-MHP’li vekillerin imzalarıyla bütün Türkiye’de hayvanlar ölüyor öldürülüyor” diyerek Niğde’de yaşanan hayvan katliamına karşı Niğde Valiliğinin soruşturma izni vermediğini söyledi. Gürsoy, “Bu dosyaların peşini bırakmayacağız. Ne sokakları bırakacağız ne Meclis açıldıktan sonra Meclis’i bırakacağız” diye ekledi.
“SOKAK HAYVANLARININ YAŞAM HAKLARI VAR”
Hukukçu Dayanışması Avukat Doğan Erkan ise kurumlar adına tutum belgesini okudu. Erkan, konuşmasında şu maddeleri sıraladı:
-Sokak hayvanlarının yaşam hakları olduğunu, kendi haklarının öznesi olduklarını,
-Anayasanın koruma altına aldığı çevre hakkının sokak hayvanlarını da kapsadığının tartışmasız olduğunu, çevre hakkını korumanın devletin ve vatandaşların ödevi olduğunu,
-Devletin bu ödevinden vazgeçemeyeceğini, ancak vazgeçmesi halinde vatandaşların ödevinin sürmeye devam edeceğini,
-Hiçbir sosyal devletin yaşam hakkı ve yaşatma göreviyle çelişen düzenleme ihdas edemeyeceğini, ederse bu düzenlemenin hukuksal olmayacağını,
-Yaşam hakkına, uluslararası normlara ve anayasaya aykırı düzenleme ve uygulamalara karşı tüm yurttaşların direnme hakkı olduğunu,
-Yerel yönetimlerin, merkezi iktidardan gelecek bu dizgeye aykırı emir ve talimatları reddetme hak ve görevleri olduğunu, en üst norm ve görevlerinin yaşatmak olduğunu,
-Hayvanların yaşam ve sağlık hakkını gözeten hiçbir yerel görevli, hekim ya da yurttaşın adli-idari-cezai soruşturmaya tabi tutulamayacağını,
-5996 sayılı Yasa uyarınca hayvanlar için sağlık önlemleri ve tedavileri noktasında alınacak tedbir ve uygulamalara karar verme kamusal yetkisinin münhasıran Veteriner Hekimlere ait olduğunu,
-Veteriner Hekimlerin bağımsız deontolojik yetkisinin üstünde hiçbir otorite olmadığını, veteriner hekimlere yaşam hakkına ve yaşatma görevine aykırı hiçbir emir ve talimat verilemeyeceğini, hukuka aykırı bir emir ve talimata karşı direnmenin hak olduğunu,
-Tüm otoritelerin ve yurttaşların yaşatma ödevinin sokak hayvanlarına dönük bilimsel sonucunun kısırlaştırmak, aşılatmak ve yerinde yaşatmak olduğunu vurgularız.
Eyleme, Can Irmak Özinanır ve Murat Cangökçe şarkıları ile eşlik etti. Eylem, şarkılar ve sloganlar ile sona erdi.
PİRHA – Sokakta yaşayan köpeklerin öldürülmesini öngören kanun teklifinin TBMM Genel Kurulundan geçip yasalaşmasına dair konuşan Veteriner Hekim Mustafa Tepret, “Böyle bir etik çatışmanın, çelişkinin içerisine düşürülmek bizi gerçekten çok üzüyor. Veteriner hekimler kiralık katiller değiller” dedi.
Sokakta yaşayan hayvanların öldürülmesinin önünü açan “Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Genel Kurulu’ndan geçti.
Kabul edilen maddelere göre “Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlar” veterinerler tarafından öldürülebilecek.
“Katliam Yasası”nın en tartışmalı maddesi ise veterinerler tarafından veya veterinerler gözetiminde sokak hayvanlarına uygulanacak olan ötanazi hususu. Ancak veteriner hekimlerin meslek etiği açısından hayvanları yaşatmak, hasta olanları tedavi etmek gibi bir sorumlulukları da var.
Hem etik hem de insani açıdan çelişkili bu yasanın detaylarını Veteriner Hekim Mustafa Tepret ile konuştuk.
Mustafa Tepret, Mecliste AKP-MHP oylarıyla kabul edilen hayvan yasasının faturasının veteriner hekimlere çıkartıldığının altını çizdi. 5996 sayılı kanunda da belirlenen ötanazi üzerine konuşan Tepret, AKP iktidarının “muğlak bir ifadeyle” hayvanların öldürülebilmesine kapı açtığını belirtti. Tepret, sokak hayvanlarının iktidar tarafından saldırgan olduğu söylemlerine de değinerek “Saldırganlığın kesinlikle belirlenmiş bir çerçevesi yok. Kime saldırgan diyeceğiz? Havlayan köpeğe mi, huzursuz olan köpeğe mi ya da mahallede bir kişi çıkıp şikayet edip ‘bu köpek saldırgan’ dediğinde o direk kabul edilecek mi? Bu konular inanılmaz muğlak” dedi.
“VETERİNER HEKİMLER DAYANIŞMAK ZORUNDA”
Mustafa Tepret, veteriner hekimler için yeni bir süreç başladığını da ifade ederek şunları söyledi:
“İş Hukuku’nu iyi öğrenmemiz gereken bir sürece doğru gidiyoruz. Bütün veteriner hekimlerin nasıl çalışacağını, hangi durumlarda işten çıkarılacağını hangi durumlarda İş Mahkemesi’ne başvurmasının mümkün olduğunu öğrenmesi gereken bir sürece doğru gidiyoruz. Bütün veteriner hekimler birbirleriyle dayanışmak zorunda. Ve Türk Veteriner Hekimler Birliği’ne hukuki destek anlamında ciddi bir iş düşüyor. Kırsaldaki bir barınağa binlerce köpek geliyor, acaba oradaki veteriner müdüründen alınacak talimat nasıl olacak? Ben bir belediye veteriner hekimi değilim ama onların yerinde olsam bunu kabul etmeyip gerekirse İş Mahkemeleri’nde bir sürece girerdim.”
“BU ÇOK CİDDİ BİR ETİK ÇELİŞKİ”
Bizler Veteriner Hekim Andı ile mezun oluyoruz ve herhangi bir şekilde etrafımda canlı hasta gördüğümde benim bunu tedavi etme zorunluluğum var. Böyle bir zorunluluğumuz olmasa bile sokak hayvanlarını ücret almadan tedavi ediyoruz. Gerekirse kendi cebimizden ilaç desteği yapıyoruz. Bu konuda bir dayanışma bekliyoruz. ‘Bu hayvanları birlikte tedavi edelim’ diyoruz. Dolayısıyla belediyede çalışan veteriner hekimler de benzer süreçlerden geçiyorlar. Onlar da bir Veteriner Hekim Andı ile mezun oluyorlar. Sen o kararı verdin, o hayvanı öldürdün ya da öldürmedin bu çok ciddi bir etik çelişki, etik düzlem. O yüzden o etik düzleme veteriner hekimleri şu an ittiler.”
“HALK CEPHESİNİ KURMAYA İHTİYACIMIZ VAR”
Siyasi iktidarların çıkarları olduğunda kimi manipülasyonların olabileceğini belirten Tepret, Hayvan Hakları Yasası’nın bu manipülasyonlardan bir tanesi olduğunu söyledi. Tepret, “Yaklaşık 2 haftadır meydanlarda bir araya gelen insanların içerisinde muhafazakar insanlar da farklı görüşten insanlar da vardı. Gerçekten bu manipülasyon oralarda çok güzel kırılıyor. Başka bir cepheden başka bir cephe kuruluyor. Bizim o halk cephesini kurmaya ihtiyacımız var. Bu çok değerli bir şey.
“VETERİNERLER İNTİHAR ETMEYE BAŞLADI!”
Veteriner hekimlik yapmak çok zor bir şey ama bir taraftan da çok güzel bir meslek. Bir hayvana can olmak, yardım etmek… Bu kadar zor ve stresli tarafları da varken bir de böyle bir etik çatışmanın, çelişkinin içerisine düşürülmek bizi gerçekten çok üzüyor ve veteriner hekim arkadaşlarımız artık intihar etmeye başladı. Ben bunun AKP iktidarının suçu olduğunu biliyor ve söylüyorum. En son olarak, veteriner hekimler kiralık katil değiller diyebilirim.”
Kamuoyunda tepkilere neden olan ve sokak köpeklerinin öldürülmesini öngören 17 maddelik “160 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, Genel Kurul’da iki gün boyunca 28 saat süren görüşmelerin ardından AKP ve MHP oylarıyla yasalaştı. Teklif, 224 “Hayır” oyuna karşılık 275 “Evet” oyuyla sabaha karşı kabul edildi.
Teklifin görüşmeleri, Meclis Genel Kurulu’nda 28 Temmuz’da başladı. Pazar günü 14 saat süren görüşmelerde, sokak köpekleri için “ötanazi” tartışmasına neden olan ilk 5 madde kabul edildi. Pazartesi yeniden toplanan Genel Kurul’da, muhalefetin itirazlarına rağmen 14’üncü saatin sonunda teklifin tüm maddeleri kabul edilerek Meclis’ten geçti. Katılım oranının en yüksek olduğu günlerden birini yaşayan Genel Kurul, 30 Temmuz saat 03.50’de teklifin yasalaşmasıyla 1 Ekim Salı gününe kadar tatile girdi.
Muhalefet sıraları, “Tarihe kara gün olarak geçecek, ‘evet’ oyu verenleri ne tarih affedecek ne insanlık. Bu insanlık tarihine utançla geçecek bir düzenlemedir. Barınaklar ölüm merkezidir. Milyonlarca hayvan orada ölür, buna tahammül edemezler. Çocuklarınıza kanlı bir miras bıraktınız” sözleriyle duruma tepki gösterdi.
PİRHA – Sokak hayvanlarının katledilmesinin yolunu açan kanun teklifinin ilk 5 maddesi Meclis’te AKP-MHP oylarıyla kabul edildi.
Sokak hayvanları ile ilgili düzenlemeler içeren ve kamuoyunda tepkilere neden olan 17 maddelik “Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin ilk 5 maddesi, Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Görüşmelerin 14’üncü saatinde kabul edilen tartışmalı 5’inci madde, sokak köpeklerinin katledilmesinin yolunu açıyor.
Muhalefetin 5’inci maddenin tekliften çıkarılması için verdiği önergeler reddedilirken, teklif üzerine görüşmeler bugün devam edecek.
PİRHA – AKP Milletvekili Mehmet Baykal’ın TBMM’ye sunulan, Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’ndaki “Gece telefonum çaldı, hanım da yanımda. Açtım. Hayvan hakları yasası için diyor… Dedim ki asıl sizi uyutmamız lazım bu saatte uyanıksanız” cümleleri büyük tepki topladı.
AKP milletvekillerinin imzasıyla TBMM’ye sunulan, Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’ndaki görüşmeleri sürüyor.
AKP Milletvekili Mehmet Baykal’ın Komisyonda sarf ettiği sözler ise hayvan hakları savunucuları ve katliam yasasını reddeden milletvekilleri tarafından büyük tepki topladı.
“BU SAATTE ASIL SİZİ UYUTMAMIZ LAZIM”
AKP Milletvekili Mehmet Baykal’ın komisyonda sarf ettiği cümleler ise şöyle:
“Gece telefonum çaldı, hanım da yanımda. Açtım. Hayvan hakları yasası için diyor… Dedim ki asıl sizi uyutmamız lazım bu saatte uyanıksanız.”