Etiket: kavun köyü

  • Pontus kökenli Hayati Günal: Dersim’in asıl gücü dayanışma kültürü-VİDEO

    Pontus kökenli Hayati Günal: Dersim’in asıl gücü dayanışma kültürü-VİDEO

    PİRHA- Ailesinin Pontus kökenli olduğunu ve yaklaşık 160-170 yıl önce Türkleşip Sünnileştiğini anlatan Hayati Günal, yıllardır gelip yaşadığı Dersim’de Alevi inancının giderek zayıfladığını söyledi. “Musahiplik de var deniyor, kirvelik de var deniyor ama içi boşalmış durumda” diyen Günal, Dersim’in korunması gereken önemli bir inanç ve kültür merkezi olduğunu vurguladı.

    Dersim’in Kavun köyünde, dağlara bakan küçük kulübesinin önünde konuşan Hayati Günal, söze kendi hikayesiyle başladı. Ailesinin Pontus bölgesinden geldiğini, yaklaşık 160-170 yıl önce asimilasyon süreciyle Türkleşip Sünnileştiğini anlatan Günal, ailesinde bu geçmişi kabul eden tek kişinin kendisi olduğunu söyledi.

    Yaklaşık 40 yıl önce Dersimli bir kadınla evlendiğini belirten Günal, 2012 yılından bu yana yaz aylarını Kavun köyünde geçirdiğini anlattı.

    “Burada kendimize küçük bir yaşam kurduk” diyen Günal, eşinin baba ocağından kalan araziye yaptıkları kulübeyi göstererek, “Bahçe işleriyle uğraşıyoruz, doğanın içinde yaşıyoruz. Bazen de insan ister istemez bu toprakların geçmişini, bugününü düşünmeye başlıyor” dedi.

    Yıllardır Dersim’i gözlemlediğini, köylülerle konuştuğunu ve inanç üzerine okumalar yaptığını anlatan Günal’a göre, Dersim’de  Aleviliğinin temelini oluşturan birçok gelenek bugün yalnızca isim olarak yaşamını sürdürüyor.

    “Musahiplik var deniyor ama musahipliğin gerekleri yerine getirilmiyor. Kirvelik var deniyor ama kirveliğin yüklediği sorumluluklar yaşanmıyor” diyen Günal, geçmişte toplumsal yaşamın merkezinde bulunan pir-talip ilişkisinin de büyük ölçüde ortadan kalktığını söyledi.

    Eskiden köylerde yaşanan sorunların cemlerde çözüldüğünü hatırlatan Günal, “Devletin olmadığı yerde insanlar kendi hukuklarını, kendi rızalık sistemlerini kurmuşlardı. Bugün o mekanizmalar kalmadı” diye konuştu.

    Günal’a göre değişimin en görünür olduğu alanlardan biri cenaze erkanları.

    “Alevi inancında cenazeyi pir, dede ya da rehber yürütür. Şimdi ise çoğu yerde hocalar var. Yapılan ritüellerin büyük bölümü Sünni gelenekten geliyor” diyen Günal, bunun yıllar içinde yaşanan dönüşümün sonucu olduğunu ifade etti.

    Ancak tüm değişime rağmen Dersim’de hala ayakta kalan şeylerin de olduğunu söylüyor.

    “Cenazelerde insanların birbirine destek olması, düğünlerde herkesin elinden geldiğince katkı sunması çok kıymetli” diyen Günal, dayanışma kültürünün hala yaşamaya devam ettiğini belirtti.

    Konuşmasının sonunda gözünü köyün yamaçlarına çeviren Günal, asıl kaygısını şu sözlerle dile getirdi:

    “Türkiye’de başka örneği olmayan bir yer burası. Belki de son Alevi kentlerinden biri. Korunması gerekiyor. Eğer insanlar yeniden ikrar yolunda buluşabilirse, pir-talip ilişkisi yeniden canlanabilirse birçok şey değişebilir. Ama zor. Çünkü artık hayatın her alanına para girmiş durumda. Paranın belirlediği yerde ise insani değerleri korumak her geçen gün daha da zorlaşıyor.”

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersim’in Kavun Köyü’nde yaşam değişiyor: Bostanlar ayakta, köyler boşalıyor-VİDEO

    Dersim’in Kavun Köyü’nde yaşam değişiyor: Bostanlar ayakta, köyler boşalıyor-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Kavun (Köklüce) Köyü’nde yaşayan yurttaşlar, bir yandan bostanlarını ekip üretmeye devam ederken diğer yandan köylerin giderek boşalmasından, gençlerin kentlere göç etmesinden ve kültürel değerlerin unutulmasından yakınıyor. Köylüler, toprağa bağlı yaşamı sürdürmeye çalışırken geçmişin izlerini de yaşatmaya çabalıyor.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Kavun (Köklüce) Köyü’nde yaşayan yurttaşlar, üretimden kültürel yaşama kadar birçok alanda köylerin geçirdiği dönüşümü anlattı. Bir zamanlar hayvancılığın yaygın olduğu köyde bugün bostancılık ve arıcılık öne çıkarken, nüfusun büyük bölümü kentlerde yaşıyor. Köylüler, hem üretimin hem de dil ve inanç gibi kültürel değerlerin korunması için çaba gösteriyor.

    “ESKİDEN HAYVANLAR OTLARI YERDİ, ŞİMDİ BİÇMEK ZORUNDA KALIYORUZ”

    Kavun Köyü sakinlerinden Yusuf Çelik, bahar aylarında bostan hazırlıkları yaptığını belirterek köy yaşamındaki değişimi anlattı.

    Çelik, “Bu otları bostan ekeceğim için biçiyorum. Domates, biber, fasulye, kabak, salatalık; aklınıza gelen her şeyi ekiyoruz. Eskiden hayvan çoktu, otları onlar yerdi. Biz ayrıca biçmek zorunda kalmazdık. Şimdi öyle değil. Önceden hayvan besliyordum, şimdi daha çok sebze ekiyorum” dedi.

    Köy nüfusunun her geçen yıl azaldığını söyleyen Çelik, “Yazın 30-40 ev açılıyor ama kışın sadece 3 ev kalıyor. İnsanlar metropollerde yaşıyor. Gençler de yok. İş olmayınca köylerde kimse kalmıyor. Şu an arıcılık yapıyorum, bostanla uğraşıyorum. Meyve ve ceviz ağaçlarımız var. Boş durmuyoruz” diye konuştu.

    “28 YIL ÖĞRETMENLİK YAPTIM AMA AKLIM HEP KÖYDEYDİ”

    Emekli öğretmen Fetiye Günal ise yılın büyük bölümünü İzmir’de geçirse de her yaz Kavun Köyü’ne döndüğünü anlattı.

    Günal, “Kışın İzmir’de, yazın burada yaşıyorum. Bahçeyle uğraşıyorum. Domates, salatalık gibi sebzeler ekiyoruz. Kurutup kışlık erzak olarak yanımızda götürüyoruz. Çocuklarımız İzmir’de olduğu için biz de orada kalıyoruz. Yoksa gitmek istemezdim. Ben burayı çok seviyorum” dedi.

    Öğretmenlik yaptığı yıllarda bile köy özlemi çektiğini ifade eden Günal, “28 yıl öğretmenlik yaptım ama aklım hep buradaydı. Gece rüyalarıma giriyordu. Gündüz şehirde, gece köyde yaşıyordum sanki. Çocukluğumuzun anıları hiç aklımdan çıkmadı. Sonra geri dönüp ev yaptık. Şimdi her yaz burada yaşıyorum” diye belirtti.

    “ÇOCUKLARIMIZI KÖYDEN KOPARMAMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Çocuklarını ve torunlarını köyle bağlarını koparmamaları için teşvik ettiğini söyleyen Günal, köy yaşamının yeni kuşaklar tarafından tanınmasının önemine dikkat çekti.

    “Çocuklarım da geliyor. Mümkün olduğu kadar onları köyden koparmamaya çalışıyorum. Köyü tanısınlar, insanlarını bilsinler istiyorum” diyen Günal, Kürtçenin giderek unutulmasından duyduğu üzüntüyü de dile getirdi.

    Annesinin yaşadığı dönemde evde Kürtçenin daha fazla konuşulduğunu belirten Günal, “Annem yaşarken çocuklar Kürtçeyi biliyordu. Annem vefat ettikten sonra konuşan kalmadı, unutmaya başladılar. Bazen Kürtçe bilen biri olsa da konuşsak diyorum. İzmir’de Kürtçe bilen komşularım var, bazen onlarla konuşuyoruz. Kürtçe konuşmak hoşuma gidiyor. Unutmamak istiyorum. Ölene kadar da unutmayacağım” dedi.

    “İNANCIMIZI YAŞATMAKTA ZORLANIYORUZ”

    Alevi inancının ve geleneklerinin yeni kuşaklara aktarılmasında yaşanan zorluklara da dikkat çeken Günal, büyüklerin azalmasıyla birlikte birçok değerin unutulmaya başladığını söyledi.

    “İki arada bir derede kalmış bir inancımız var” diyen Günal, “Eskiden annem varken aşureydi, oruçtu, birçok şeyi birlikte yürütürdük. O vefat ettikten sonra bunların bir kısmı da geride kaldı. İnsanlar artık eskisi gibi takip etmiyor. Ben elimden geldiğince sürdürmeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersim’in dağlarında toplanan ürünler tezgahlarda!-VİDEO

    Dersim’in dağlarında toplanan ürünler tezgahlarda!-VİDEO

    PİRHA-10 yıldır dağlardan ve bahçelerden topladıkları ürünleri Dersim merkezde bulunan Dar Sokak’ta satarak geçimini sağlayan Hüseyin Ercan, “Önceden ışkın ve gulik topladık şimdi de kiraz topluyoruz. Kiraz topladıktan sonra vişne ve salatalık toplayacağız. Ekonomik olarak kötü durumdayız, çalışacağımız bir iş olmadığı için mecburen bu işleri yapmak zorundayız” dedi.

    Türkiye’de kriz derinleşerek devam ediyor. Yurttaşlar yoksulluk ve açlıkla karşı karşıya kalmaya devam ederken, işsizlik her geçen gün artıyor.

    Dersim’de ise yurttaşlar Dersim coğrafyasında yetişen ışkın, gulik, mantar, sarımsak, kiraz, dut ve adını sayamadığımız birçok meyve, sebze ve endemik bitkisiyle ekonomik krizin etkilerini azatlmaya çalışıyor.

    10 yıldır dağlardan ve bahçelerden topladıkları ürünleri Dersim merkezde bulunan Dar Sokak’ta satarak geçimini sağlayan Hüseyin Ercan (58) ile beraber Dersim Merkeze bağlı Qabûn (Kavun) köyünde kiraz toplamaya gitti bizde kendisine eşlik ettik.

    “GENELDE SATTIĞIMIZ ÜRÜNLERİ YURTIŞINDAN GELENLER ALIYOR”

    Önceden ışkın ve gulik topladıklarını şimdi de kiraz topladıklarını söyleyen Hüseyin Ercan, “Kiraz topladıktan sonra vişne ve salatalık toplayacağız. Ekonomik olarak kötü durumdayız, çalışacağımız bir iş olmadığı için mecburen bu işleri yapmak zorundayız. Kirazları topluyoruz Dersim’e götürüyoruz daha sonra da belediyenin bize vermiş olduğu yerde topladığımız kirazları satıyoruz. Dersim şuanda kalabalık olduğu için sattığımız ürünleri yetiştiremiyoruz. Genelde sattığımız ürünleri yurtdışından gelenler alıyor” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM