Etiket: kavut

  • ‘Hızır ayı Alevi inancında kutsal bir aydır, Hızır herkesin yardımcısı olsun’-VİDEO

    ‘Hızır ayı Alevi inancında kutsal bir aydır, Hızır herkesin yardımcısı olsun’-VİDEO

    PİRHA-Hızır ayının Alevi inancında kutsal bir ay olduğunu ifade eden Kureyşan Ocağı evladı Hüseyin Yanlız, “Hızır ayında insanlar lokma dağıtır ya da kurbanı olan kurbanı keser. Hızır ayında kim hangi inanç veya ırktan olursa olsun Hızır herkesin yardımcısı olsun” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Kureyşan Ocağı evladı Hüseyin Yanlız, Hızır ayının Alevi inancındaki önemini ve Hızır ayında yapılan ritüelleri PİRHA’ya anlattı.

    “HIZIR AYINDA İNSANLAR LOKMA DAĞITIR, KURBANINI KESER”

    Hızır ayının ocak ayı boyunca sürdüğünü söyleyen Hüseyin Yanlız, “Hızır ayı Alevi inancında kutsal bir aydır. Hızır sırdaştır, canı isteyene yoldaştır, evin bereketidir, yolcunun yoldaşıdır. Eskiden köyde Hızır ayında oruç tuttuğumuzda çeşmede akan suyu getirip evin içerisine ve ahıra serperdik. Yine Hızır ayında kavut yapılırdı. Arpayı sacın üzerinde kavuruyorduk daha sonra el değirmeniyle çevirdiğimiz arpayı un haline getiriyorduk ve tavanın içerisine yağ ve su ekleyip unu kavuruyorduk. Kavutu yapıp komşuya dağıtıyorduk biraz da biz yiyorduk kalan kavutu da hamur leğeninin içerisine seriyorduk ve un ambarının üzerine koyuyorduk sabah kalkıp bakıyorduk acaba Hızır bizim eve gelmiş mi diye? Hızır ayında kim hangi inanç veya ırktan olursa olsun Hızır herkesin yardımcısı olsun” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Pir Hamza Takmaz: Hızır Alevilerde enerjidir; birlik ve barış olmazsa Hızır da olmaz!-VİDEO

    Pir Hamza Takmaz: Hızır Alevilerde enerjidir; birlik ve barış olmazsa Hızır da olmaz!-VİDEO

    PİRHA- Dirlik, bereket, bolluk simgesi olan Hızır’a dair konuşan Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, “Alevilik ve Hızır anlayışı yok edilmeye çalışıyor. Hızır bizde enerjidir, çağıranın yardımcısıdır. Eskiden toplumumuzun sorgu ve denetimi vardı, bütün sorunlar orada çözülürdü. Şimdi ise devletin kapsısında çözülüyor. Öyleyse orada birlik olur mu, Hızır olur mu?” dedi.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Bu aylarda pirler taliplerini dolaşarak, sorgu ve görgülerini görür.

    Hızır ayında olduğumuz bugünlerde Aleviler bulundukları her yerde Hızır lokmalarını pay ediyor.

    Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, Hızır’a ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    HIZIR, AYLARI KAPSAR VE BELLİ GÜNLERE SIĞDIRILAMAZ”

    1995 yılından itibaren Cem Vakfı’nın Hızır ayını bilinçli olarak tek bir güne denk getirdiğini söyleyen Takmaz, bu tarihlere Hızır’ın asla sığmayacağını ve Alevi süreklerinin her birinin kendi özgünlükleri dahilinde Hızır’ı kutlaması gerektiğini belirtti.

    Takmaz, “Cem Vakfı’nın koyduğu 11-12-13 Şubat tarihlerinden rahatsızım. Keza bu Avrupa’da da takvimlere böyle girmiş. Bence Hızır ayının ikinci haftasından sonra hangi güne denk geliyorsa son günü Perşembe olacak şekilde yapılmalıdır. Bütün sürekler ve bu süreklerin bölgeleri Hızır’ı farklı günlerde kutlar. Bu da onların renkliliği. Hızır, ayları kapsar ve belli günlere sığdırılamaz. Yani tekleştirme olan yerde de zenginlik olmuyor. Hızır ayları neden ise dizayn edilerek yönlendirilmeye çalışılıyor. Herkes kendi güzelliği ile kalmalı diye düşünüyorum” dedi.

    “EVLER TEMİZLENİR, ZİYARETLERE GİDİLİR, LOKMALAR PAYLAŞILIR”

    Takmaz, Hızır ayının geleneksel ritüellere dair şu bilgileri paylaştı:

    “Tüm canların Hızır ayını kutluyorum, huzur ve barış diliyorum. Eski hesaba gelen Ocak ayının 13’ünden sonra gelen ilk Perşembe Hızır ayı karşılanır. Reya Heq dediğimiz ocaklar sisteminde Hızır orucu 4 hafta boyunca tutulur. Ocaklar, onların talipleri olan aşiretler bu ay içerisinde sırayla oruç tutarak Hızır’ı hanelerinde var ederler. Hızır bu dönemde dondan dona dönüşür, onun varlığı her yerde, anda hissedilir. Eskiler Hızır’ı nerde çağırır isen hazırdır derlerdi. Hızır ayında köylerdeki evler toprak olduğundan tabana şerbet serperek güzel bir parlak görünüm verilir. Yataklar, döşekler yıkanır ve kapılar açık bırakılır. Hızır ayında nehirlerden getirilen sular evlere ve hatta hayvanlara serpiştirilirdi. Dergahlara ve ziyaretlere gidilip teberik getirilirdi. Oruç bitimi de kavut yapılırdı. Buğday sacın üzerinde kavrulduktan sonra destar (el değirmeni) ile öğütülürdü. Bu öğütme aşamasında deyişler, gulbanglar söylenirdi. İşte o iş bir aşk haline getiriliyordu. Kavut pişirilmeden önce bir gün kilerlerde veya mutfağın penceresinde üzerine bir bez örtülerek saklanırdı. Sabaha kadar Hızır o kavuta gelip uğramışsa kurban kesilirdi. Kavut üzerinde bir pençe, el veya farklı bir işaret olur ise Hızır’ın geldiği anlaşılırdı. Bunları yaşadık, gördük.”

    “SORGU VE BİRLİK OLMAYAN YERDE HIZIR OLUR MU?”

    Pir Hamza Takmaz, zorlu geçen ve çalışma imkanlarını kısıtlayan kış aylarının Alevi toplumu için ibadet ayları olduğunu belirterek, “Yaz ayları bizim için sürekli çalışma zamanıdır. Çetin geçecek kışa hazırlık yapılır. Kış ayları biz Aleviler için ibadet aylarıdır. Bayramlar bu aylarda kutlanır. Hızır bittikten sonra 9 Mart’ta güneş ışınları toprağa dik düşer ve canlılık yeniden başlar. Aleviler bu aylarda asla küs kalmazdı. İşte Aleviliğin burada gördüğü en büyük zarar halk mahkemelerinin kalkmasıdır. Sorgu ve denetimin kaldırılmasıdır. Her talibin piri geliyordu. Onların geleceğini bilen herkes barışırdı. Onlar dahi kimseyi küs bırakmazdı. Kimse de benlik yapmazdı. Kavga eden, kini kibiri olan devletin kapısındadır. Öyleyse burada birlik olur mu, Hızır olur mu?” diye sordu.

    “GAĞAN, HIZIR VE HEWTEMALE SAHİP ÇIKIN, ÇOCUKLARINIZA ANLATIN”

    Geleneksel ritüeller olan Gağan, Hızır, Hewtemal’in gelecek nesillere aktarılamadığına değinen Takmaz, “Alevilik ve Hızır anlayışı yok edilmeye çalışılıyor. Maalesef Hızır anlayışının yok olduğunu görüyoruz. Çocuklarımıza bunu aktaramıyoruz. Bu ritüeller, kutsallar olmadığı zaman Alevilik de olmuyor. Bu kadar güzel erdemliliği yok etmeye başladık. Hızır ayı içerisine her Perşembe çerağlar yakılsın. Metropollerde iseler dahi Pazar günleri bir araya gelsinler. Alevilerin pire, mürşide, talibe ve erkana ihtiyacı var. Yola ikrar vermeye ihtiyacı var. Toplum olarak önümüze bir şey koyamadığımız için, hep geçmişimizi yontup götürüyoruz. Çocuklarınıza sahip çıkın. Sistemin zorunlu din dersleri baskısının altında çocuklarınız asimilasyona uğruyor. O çocuklar Hızır ayının, Gağanı, Hevtemalın ne olduğunu bilmezler. Peki nasıl öğrenecekler?. Bizlerden yani ailelerden öğrenecekler” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/DERSİM

     

     

  • Dersim’de bir Xızır geleneği: Qawut -VİDEO

    Dersim’de bir Xızır geleneği: Qawut -VİDEO

    PİRHA – Hızır ayında Hızır’ı karşılamak için her yıl yapılan Hızır Qawutu Dersim ve birçok Alevi coğrafyasında önemli bir gelenektir. Dersim merkeze bağlı Hawsîk (Böğürtlen) köyü sakinleri de Xızır ayı için kavut yaptılar. Köylülerden Ayfer Ökdemir, “Hızır ayında Kavut yapmak geleneğimizde hep var. Cuma sabahı yapıyoruz ve köylüleri çağırıp birlikte yiyoruz” dedi.

    Bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, barışı, sevgiyi simgelen Xızır’ın (Hızır) Dersim Alevi inancındaki yeri çok önemlidir. Her yıl, Şubat ayının bölgelere göre değişen günlerinde Xızır Orucu tutulur. Dersim’de Xızır ayı gelenekleri kapsamında en önemli etkinlik, Hızır Qawutu (Kavut) yapmaktır. Xızır ayında Xızır’ı karşılamak için her yıl yapılan Xızır Qawutu Dersim ve birçok Alevi coğrafyasında önemli bir gelenektir.

    “XIZIR AYINDA QAVUT YAPMAK GELENEĞİMİZDE HEP VAR”

    Dersim merkeze bağlı Hawsik (Böğürtlen) köyü sakinleri Xızır ayı için kavut yaptılar.

    Buğdayı yıkayıp ayıkladıktan sonra değirmen taşında öğüterek Kavut yaptıklarını belirten köylülerden Ayfer Ökdemir, “Hızır ayında Kavut yapmak geleneğimizde hep var. Cuma sabahı yapıyoruz ve köylüleri çağırıp birlikte yiyoruz. Buğdayı elediğimiz sırada altta kalan taneleri Cuma sabahı tuz serpip hayvanlara veriyoruz. Kimileri şerbetli yapıyor biz ise tuzlu yapıyoruz. Yağı da eritiyoruz, qawutun orta kısmını açıyoruz ve yağı döküp yiyoruz” dedi.

    “BU YOL XIZIR’IN YOLUDUR”

    Kürtçe konuşan köylü kadınlardan Karanfil Ökdemir ise şunları söyledi:

    “Taşla sapının uyumlu olması gerekiyor. Bu Yol Xızır’ın yoludur, unutmayalım. İnsanlar orucunu tutsunlar, niyazını yapıp dağıtsınlar, iyi olur. Çünkü bu yol bizim yolumuzdur. Bırakmayalım. Xızır olduğu yerde duruyor, biz Xızır’ı bırakmışız.”

    QAVUTUN YAPILMA AŞAMALARI

    Hızır ayına ilişkin yapılan Hızır Qawutu’nun yapılma aşamaları şöyle:

    Buğday önce sacda kızgın ateşle kavrulur. Kavrulan buğdaylar eski bir teknik olan taşlarla öğütülür ve sonra elekle elenir. Eleme işleminden sonra kimse el vurmayacak şekilde leğene bırakılarak Hızır beklenir. Eğer ev halkının kalbi temizse Hızır akşam eve gelip hazırlanan Qawuta (Kavut) dokunur. Ve sabah Hızır’ın geldiğini hisseden aile kurban keser.

    Hızır’ın bir olduğuna ancak zorlu kış şartlarından dolayı Dersim’de tüm ilçe ve köylere ayrı ayrı gittiğine inanılır. Bu nedenle her ilçede üç farklı zamanda oruç tutulur.

    Hızır orucunun son günü olan Perşembe kurbanlar kesilir ve komşulara zengin fakir ayırt edilmeden eşit şekilde dağıtılır. Ayrıca Perşembe günü lokmalar hazırlanır mezar ve ziyaretlere gidilir.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’in yöresel yemeklerinden Keşkek, Cebelek ve Kavut-VİDEO

    Dersim’in yöresel yemeklerinden Keşkek, Cebelek ve Kavut-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Dekge (Toratlı) köyünde Dersim’in yöresel yemeklerinden olan Keşkek, Cebelek ve Kavut yapıldı. Şimdiki gençlerin yöresel yemekleri kendileri gibi yememesinden şikayetçi olan köylüler, “Keşkek’te sadece yağ döküyoruz, Cebelek’te ise içerisine sarımsaklı yoğurt döküyoruz” dediler.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Dekge (Toratlı) köyüne gitmek için yola revan olduk. Köye girdiğimiz ilk andan itibaren köylüler tarafından çok sıcak karşılandık. Köydeki ilk eve girdiğimizde köylülerin Dersim’in yöresel yemeklerinden olan Keşkek, Cebelek ve Kavut’u yaptığını gördük. Bir yandan üç yöresel yemeğin bir arada yapılmasından dolayı haberini yapmak için kameramızı hazırladık bir yandan da yapılan yöresel yemeklerle ilgili köylülerden bilgiler aldık.

    “ŞİMDİKİ GENÇLER YÖRESEL YEMEKLERİMİZİ YEMİYOR”

    Şimdiki gençlerin yöresel yemekleri kendileri gibi yememesinden şikayetçi olan köylüler Keşkek’in nasıl yapıldığını, Cebelek ile arasındaki farkı ve neden şimdi Kavut yaptıklarını kameralarımıza şöyle anlattı:

    “Bulguru pişirdik içerisine koyduğumuz unu karıştırıyoruz tekrar biraz pişireceğiz sonra tepsiye koyup içini oyup yağ koyacağız ve Keşkek’i yiyeceğiz. Keşkek’te sadece yağ döküyoruz Cebelek’te ise içerisine sarımsaklı yoğurt döküyoruz. Biz Kavutu sadece Xızır ayında yemiyoruz, canımız istediğinde kolaylıkla pişirip yiyebileceğimiz bir yemek türü.”

    Daha önce mihman olduğumuz köylerde yöresel yemekler yemiştik ama 3 tane yöresel yemeğin bir arada yapılmasına ilk defa şahitlik etmenin mutluluğu ve köyden ayrılana kadar bize ailelerinden biri gibi davranılması bizi derinden etkiledi. Bugün şehirlerde insanlar kendi komşularını bile tanımazken, köylerde ise halen tanımadığı insanlara böylesine misafirperver davranılması bizde hayata dair bir umut ışığının olduğunu gösterdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Pir İnanç Dolu: Zor dönemlerden geçiyoruz, herkes birbirine Hızır olmalı-VİDEO

    Pir İnanç Dolu: Zor dönemlerden geçiyoruz, herkes birbirine Hızır olmalı-VİDEO

    PİRHA-Hızır’ın zorda ve darda kalanın yardımcısı olduğunu belirten Ağuçan Ocağı pirlerinden İnanç Dolu, “Sadece bu ayda değil, aslında yaşamın içerisinde herkes birbirine Hızır olmalıdır. Çünkü zor dönemlerden geçiyoruz” dedi. Dolu, Alevi inancının özünü çocuklara anlatmak gerektiğini söyledi. 

    Hızır ayı Alevilerde kutsal kabul edilir. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur.

    Hızır Aleviler için bir kurtarıcıyı temsil eder. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkânları kurulur. Hızır orucu tarihleri Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde değişiklikler gösterse de Ocak ayının sonlarından itibaren başlayarak Şubat ayı ortalarına kadar devam eder.

    Oruçlar bazı yörelerde 7 gün tutulur. Dersim yöresinde köy ve aşiretlere göre değişkenlik göstererek 4 farklı haftaya yayılır. Bu tamamen coğrafi şartlar ve pirlerin talipleriyle buluşabilmesiyle ilgili bir durumdur. Hızır orucu gece yarısından itibaren başlar ve akşam gün batımına kadar devam eder. Hızır oruçlarıyla beraber sadece bir yıl geride kalmaz, aynı zamanda bütün canlılar açısından oldukça zorlu geçen kış şartları da yavaş yavaş sona ermeye başlar.

    Ağuçan Ocağı pirlerinden İnanç Dolu, Hızır ayının Alevi inancındaki önemini ve Hızır ayında neler yapıldığını PİRHA’ya anlattı.

    “HIZIR DARDA KALANIN YARDIMCISIDIR”

    Hızır’ın zorda ve darda kalanın yardımcısı olduğunu söyleyen İnanç Dolu, “Hızır ayında Dersim coğrafyasında pirlerin talipleriyle cem olur. Bizim toplumumuzun ibadetinin en yoğun olduğu görgülerin görülüp cemlerin tutulduğu bir aydır. Hızır bizim inancımızda sahipsizlerin sahibi, kimsesizlerin kimsesidir. O yüzden kim bir mazluma elini uzatmışsa o mazlumun Hızırıdır. Sadece bu ayda değil aslında yaşamın içerisinde herkes birbirine Hızır olmalıdır çünkü zor dönemlerden geçiyoruz.  Hızır ayının en önemli ritüellerinden birisi de kavuttur. Yıkanılan buğday sacda kavrularak el değirmeninde öğütülür daha sonra herkes kendi tepsisine kavutunu koyar. Perşembe günü kurbanlar kesilir, lokmalar pay edilir, çerağlarlar uyandırılır. Pir gelip cem olunacağında cem meydanında lokmalar pay edilir, semahlar dönülür ama kavut kimsenin olmadığı bir odaya konulur yanına da bir çerağ uyandırılır. Hızır’ın gelip kendi payını alması beklenir. Cuma sabahları da kavut evlerde pişer” diye belirtti.

    “ÇOCUKLARIMIZA İNANCIMIZIN GÜZELLİLERİNİ ANLATMALIYIZ”

    Alevi toplumunun cemevi inşaatlarından artık vazgeçmesi gerektiğini vurgulayan İnanç Dolu, şöyle devam etti:

    “Sadece cemevleri yaparak Alevi olunmaz. İnsan yaşamın içerisinde sosyal adaletiyle, paylaşımıyla, zor durumda olana yetişmekle Alevi olunur. Aleviler inancımıza sahip çıkmalı ve çocuklarımıza bu inancın güzelliklerini anlatmalıdır. Dünden bugüne sözlü gelenekle devam eden Alevi inancının özünü çocuklarımıza anlatırsak bundan sonra da inancımız devam eder. Gençlerimizi inancımızdan haberdar edersek Hızır da darda kalana, zorda olana kavuşacaktır.”

    Cihan BERK/ELAZIĞ

  • Hozat’ın Zımek köyünde Hızır Kavut’u öğütüldü-VİDEO

    Hozat’ın Zımek köyünde Hızır Kavut’u öğütüldü-VİDEO

    PİRHA-Hızır ayı Aleviler için kutsaldır; bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeler. Dersim’in Hozat ilçesinin Zımek köyünde Hızır ayı nedeniyle kavut öğütüldü.

    Hızır ayı Aleviler için kutsaldır; bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeler. Hızır aylarında oruç tutulur, kavut yapılır, ziyaretlere gidilerek lokmalar pay edilip çerağlar yakılır, kurbanlar tığlanır.

    Hızır ayındaki en önemli ritüellerden biri de kavrulmuş öğütülmüş buğdaydan yapılan kavuttur. Köylüler bir araya gelip lokma yapar. Kavut yapılıp ocak önüne konur ve Hızır’ın o evi ziyaret ederek kavuttan lokma alacağına inanılır. Hızır’ın bu kavuttan lokma alması berekettir, bolluktur.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Zımek köyünde Hızır ayı nedeniyle kavut öğütüldü. Köylüler öğütülen Kavut’u cuma günü pişirecekler.

    PİRHA/DERSİM

  • Yazar Seyfettin Elaldı: Hızır, dört kitap dinlerinden de çok eskidir

    Yazar Seyfettin Elaldı: Hızır, dört kitap dinlerinden de çok eskidir

    PİRHA- Yazar Seyfettin Elaldı ‘Xizir (Hızır)’ başlıklı yazısı ile içinde bulunduğumuz ayı “neşe ve bayram” günleri olarak tarif ederken, “Xizir en eski köklü inançlardan biridir. Xizir en başta temizlik, dayanışma, çaresizliğe çare sembolüdür” dedi.

    Baba Mansur Ocağından Yazar Seyfettin Elaldı (Seyfi Mûxûndû) kaleme aldığı ‘Xizir (Hızır)’ başlıklı yazısı ile içinde bulunduğumuz ayın özelliklerini anlattı.

    Aynı zamanda eğitimci olan Seyfettin Elaldı, Hızır’ın Alevi inancında bir matem ve ağıt karşılığı olmadığını belirterek bir tür ‘bayram’ niteliği taşıdığını söyledi. Elaldı, Hızır’ın Kale Gaxand (yılbaşı) ile başladığını belirterek 21 Mart Newroz ile de son bulduğunu aktardı.

    Seyfettin Elaldı, geçmişten günümüze gelen şu Hızır duasını da paylaştı:

    “Ya Xizir, Ya Xizir, Ya Xizir,

    Ya Xizir’ê kalê rî sipî, Ya Xizir’ê ser Kelek û gemîyan,

    Ya Xizir’ê ser rê û dirban, Tu ji mera ardimçî buwîy.

    Yê ki nexaşe ser rê û çolane, Berf û pûk û ğezewanda mane,

    Tu jêra desti gar wîy.

    Nexaşan ra pîr û kalanra balîfwîy, Rêwîçîyan ra, rê;

    Yê ki ser rê û dirbanda,

    Bêsuc bê gune Mapisanda mane,

    Wan ra nig û Quwet wiy.

    Yê ki tengîyandane wan ra  per û qanat wîy.

    Birçîyan ra, Sêwiyan ra sî û Sutar wîy.

    Sufreyê Haq  nesîw wîy,

    Bi destê kesk û Hêşîn xarin nesîw wîy.

    Ya Xizir, Ya Xizir, Ya Xizir’ê kalê rî sipî

    Tu kalê roy tengîye yî,

    Tu kesî tengîyê da nehelî.

    Roja mahşerê Diwana Elî da yaz kî

    Hû bi eşqa Xizir wîy…”

    EN KÖKLÜ İNANÇLARDAN BİRİSİ HIZIR!

    Seyfettin Elaldı, Hızır’ın en köklü inançlardan biri olduğunun da altını çizdi. Hızır’ın en başta ‘temizlik, dayanışma, çaresizliğe çare sembolü’ taşıdığını söyleyen Seyfettin Elaldı, şu bilgileri aktardı:

    “Hızır ayı başlayınca her şeyden evvel ev temizliği yapılır. Evin içi şerbetlenir, yani yer ve duvarlar boyanır gibi kireçli su ile temizlenir. Kaynatılmış buğday (hedik) ipe dizilip ahıra asılır. Bereketli olacağına inanılır. 12-13-14 Şubat’ta oruç tutulur. Oruç süresince 12 imam süresi tersine oruç Hızır sembolü olan su ile açılır. Gençler yemekten sonra tuzlu yiyecekler yiyip su içmeden uyurlar ve gece rüyada kimin elinden su içerlerse onunla evleneceği umudu yaşarlar. Yas tutulmaz bilakis neşe ve bayram havası ile sürdürülür. Oruç açılırken Kurmanci okunan dua ise:

    “Xana Xizir wîy. /

    Çaviya Mansur, /

    Ava Minzûr wîy. /

    Dostê me buxwe, /

    Dijmin jî kur bîwîy, /

    Fitara me nezara Xizirda qewûl biwîy”

    Türkçesi:

    (Hızır hanesi ola, Mansur’un gözesi ola, Dostlarımız yesin, Düşman kör olsun. İftarımız Hızır nazarında kabul ola.)

    Kirmacki (zazaki) dua ise:

    “Ya bimbarek!/

    Xêr ama xêr şêrê/ 

    Şifte hometa xo peroyîne re,/

    Dora ra têpîya ma rê bêrê comerdîye./

    Ma; Oeda û bela ra/ Tenge û xirave ra,/

    Bixelesne ra, /

    Ma bindestîye de meverde,/

    Otacî xayîn ü mixenetî meke.”

    Türkçesi:

    (Ya mübarek! Hayır ile geldin hayır ile gidesin. Önce bütün kullarına, sonra da bize cömertliğini göster. Kaza ve beladan, Zahmet ve kötülükten kurtar. Altta koma bizi. Haine ve muhannete muhtaç eyleme.)”

    “ÜRÜNLERİN BOL OLMASI İÇİN HAVAYA QAUT SAVRULURDU”

    Seyfettin Elaldı, Hızır oruçlarının tutulduğu günlerde yapılan ritüeller hakkında da bilgi paylaşarak, “Qaut-Qawut-Kavut, buğdayın sacdan kavrulup (kavurga) el değirmeninde öğütüldükten sonra suda haşlanıp pilav haline getirilir. Ortası çukurlaştırılıp, yağ dökülür lokma halinde yağa batırılarak yenir. Köy halkı ev ev gezerek her hanede bu lokmadan nasiplenip yerler. Eskiden yapılan cemde Hızır Qautu yendikten sonra sofraya getirilen kaşıklar ateşe atılır. Eğer ateşte yanmayan bir kaşık varsa bu Hızır’ın yemek yediği kaşık olarak inanılır” dedi.

    Elaldı, Hızır ayında hazırlanan ‘Kavut’a dair de şunları kaydetti:

    “Hızır Qaut’u buğday kavrulup öğütüldükten sonra toz halinde üstü düzeltilip üstü açık bırakılır. Ertesi sabah üzerinde el izi olup olmadığına bakılır. Bunun sebebi Xizir el vurup vurmadığına bakılır. Eğer üzerinde el izi varsa Hızır’ın geldiğine inanılır. Ayrıca toz halindeki Qaut’tan bir avuç dışarıda havaya savrulur. Bunun yapılmasının sebebi ise o yıl ürünlerin bol olması yani bereketli olması dileğinde bulunulur. Yaz için de bir miktar Qaut ayrılır. Yazın harmanda buğday ile samanı ayırmak, yani savurma yapmak için Qaut havaya atılıp Hızır’dan rüzgar estirilmesi dilenir.

    Kışın tipi ve fırtınalarda ise bunun tam tersi bir istekte bulunulurdu. Yola giden insanların yolu açılması tipi ve fırtınanın kesilmesi amacı ile Qawut havaya atılarak rüzgârın kesilmesi talep edilirdi.”

    Yazar Seyfettin Elaldı, Hızır ayında ziyaret edilen mekanları ve kutsal görülen aksesuarları da şu şekilde sıraladı:

    Gola Xizir (Hızır Gölü)

    Dîyara Xizir (Hızır Dağı/Hızır Diyarı)

    Xana Xizir (Hızır Mekanı/Hızır Ocağı)

    Nigê Xizir (Hızır’ın ya da atının ayak izi)

    Çoy Xizir (Hızır’ın değneği, Hızır’ın Asası)

    Kanîya Xizir (Hızır pınarı)

    Destê Xizir (Hızır’ın el izi)

    “XİZİR, DÖRT KİTAP DİNLERİNDEN DE ÇOK ESKİDİR”

    Alevilerde Hızır’ın bir dayanışma sembolü olduğunu anlatan Seyfettin Elaldı, “Darda kalana yardım Hızır’ca bir davranıştır” diyerek Hızır hakkındaki bilgilerini şu şekilde sıraladı:

    “Eğer yardım elimizi uzatmıyorsak Ali-Xizir bizden yüz çevirir. Bu yaşam Alevi’nin temel düşüncelerinden biridir. Hızır, mevcut Dört Kitap dinlerinden çok eskidir ve Sümerlerin eski derya ve yer tanrıları ikilemiyle, hatta Sümerler’den önceki aynı inanç öğeleriyle ilişkilidir. Xizir, bütün inanç çağlarını, insanlığın inanç evrelerini kendi özetinde sunan bir simgedir.

    İyilik, doğruluk, dürüstlük ve bilgelik gibi yüksek ahlak ve erdem simgesidir. Yani O her dönemde bu doğrultuda yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.”

    (HABER MERKEZİ)