Etiket: kaygusuz abdal

  • Kete: İktidar ‘Kararnameli Aleviler’ yaratmak istiyor-VİDEO

    Kete: İktidar ‘Kararnameli Aleviler’ yaratmak istiyor-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’kurulmasına ilişkin yayınlanan kararname ve Meclis’e gönderilen torba kanun teklifine ilişkin Şeyh Çoban Ocağı’ndan Zeynel Kete, değerlendirmelerde bulunarak, iktidarın ‘Kararnameli Aleviler’ yaratmak istediğine dikkat çekti.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasının ve kararname imzalamasının ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek. İsteyen dedelere ise kadro verilerek, maaş bağlanacak.

    Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına ve tasarının yasalaştırılmak istenmesine tepkiler gelmeye devam ederken, Alevi kurumlarının çağrısıyla Aleviler 8 Kasım tarihinde Meclis önünde bir araya gelecek.

    “KARARNAMELİ ALEVİLER’ YARATILIYOR”

    Şeyh Çoban Ocağı’ndan Zeynel Kete, PİRHA’Ya yaptığı değerlendirmede, çıkartılan kararname ile iktidarın Alevi inancını ve toplumunu nerede gördüğünü bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, “Aslında devletin ve hükümetin Alevileri ne kadar ciddiye almadığının bir göstergesidir. Kararnamelerle, yani bir kişinin imzasıyla anılan kararla inşa edilen bir sistem ve Alevi inancı Hanefi, Sünni kültürüne bağlı
    bir daire haline getirilmek isteniyor. Kontrol ve denetim altına alınmak istenen bir Alevilikle karşı karşıyayız. Bir nevi ‘Kararnameli Aleviler’ yaratılıyor” dedi.

    “TOPLUMDA HAKİKAT ARAYIŞI HALA GÜÇLÜDÜR VE CANLIDIR”

    “Aleviliğin bir sorunu yoktur, Alevilerin sorunu vardır” diyen Kete, şunları ifade etti:
    “Alevi toplumunun sorunu belki bir çok toplumun sorunlarında farklıdır yani. Bu normaldir. Özgün bir yapısı vardır. Biraz daha ağır bir sorundur. Çünkü hem imparatorluklar döneminde hem de cumhuriyet döneminde kabul edilmeyen, zındık, mülhit denilerek katli vacip denen, cumhuriyetle beraber de bu egemen tekçi ulus anlayışının, tekçi zihniyetine bağımlı hale getirilmek istenen buna biat ettirilmek istenen bir topluluk söz konusu. Böyle olunca sorunları daha ağır ve derinliklidir.

    Evet Alevi toplumu canlıdır. Alevi inancı canlıdır. Toplum dağılabilir, toplumda aykırı uçlar çıkabilir, toplum bir dönem kendi hakikatinden de uzaklaşabilir. Bu tarihsel süreç içerisinde yaşanmış  gerçekliklerdir. Ama her şeye rağmen inanç yerindedir. enerjiktir, akışkandır. Toplumda hakikat arayışı hala güçlüdür ve canlıdır. Asla ve asla bunun önüne geçemezler.”

    Bir dönem secereler üzerinden Alevilik denetim altına alınmaya çalışıldığını hatırlatan Kete, “Secere üzerinden Alevilik, özellikle Hakk yolu Alevilik kendi tarihsel hafızasında, coğrafyasından uzaklaştırmaya çalışıldı. Sadece bir yazılı metin üzerinden yol inşa edilmeye çalışıldı. Bu tutmadı. Çünkü Alevi toplumunda pirin seceresi taliptir. Talibi varsa, talibe gidiyorsa pirdir. Secere pir-talip ilişkisidir. Şimdi de kararnameler üzerinden dizayn etme süreci var. Yani artık secereyle, kararname beraber çalışacak. Artık günümüzde yeni secereler kararnamelerdir” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ DİYANETİ OLUŞTURULUYOR”

    Kete, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında devletin makbul Alevi’sini kararnamelerle ödüllendirileceğine dikkat çekerek, “Orada bir yürütme oluşturulacak, atamalar yapılacak. Tabiri caizse Alevi toplumunun bir bütünen, ekonomik, sosyal, kültürel yapısından tutun kendi erkanına varıncaya kadar belirli günlerine varıncaya kadar, bu günlerin nasıl olacağı, bu erkanları nasıl yürüteceğiyle ilgili bu atanmışlar karar verecek. Bir nevi Alevi Bektaşi Diyaneti oluşturuluyor” diye konuştu.

    “ALEVİ BEKTAŞİ TOPLUMU KARŞIT HALE GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR

    Alevi toplumunun bölünmeye çalışıldığını vurgulayan Kete, şunları dile getirdi:

    “Alevi Bektaşi toplumu karşıt hale getirilmeye çalışılıyor. Kendi iç karşıtlığını oluşturuyor. Alevilerin ‘Kültür’ kavramıyla da çok derinlikli bir bütünleşip savunma hattını biraz da bunun üzerinde oturtmak lazım. Bu kültür dairesi bizim kültürümüz değildir.

    Türkiye’de yasalar çıkarılırken ister yasa olsun, ister kanun hükmünde kararname olsun, ister işte benzeri hukuk formları olsun, hangi yasa çıkarılırsa çıkarılsın egemenler tarafından ve tekçi zihniyetin varlığını, birliğini mutlaka ve mutlaka kontrol, denetimi, garanti altına alınarak yasalar çıkarılır.
    Toplumsal muhalefet ne kadar güçlü olursa devletin demokratik tamirlere esnek hale getirilmesi de o kadar güçlü olur. O kadar bu zemin yaratılmış olur.

    Kaygusuz Abdal’ın “Bu adem dedikleri el, ayak baş değil. Adem manaya derler suretiyle kaş değil” sözünü harılamakta fayda var. Burada mana bu toplumun hakikatidir, özgürlüğüdür, var oluşudur. Aleviler ‘var olasın’ derler. Var olmak demek ne demektir? Kendi hakikatine, tarihine, coğrafyana özgürlük arayışına bağlı kalarak yaşayasın anlamına geliyor. Şimdi ister yerel yönetimler, ister merkezi yönetim olsun, Aleviliğin manasını yok edip sadece el, ayak, suretiyle, kaş haline getirilmeye çalışıyor.”

    PİRHA/ADANA

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi yürüttü.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi yürüttü. Muhabbet Cemi, Hacı Bektaş Veli ocağı yol yürütücüsü Süleyman Demir, Gülçin Akça, Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Hayri Aslandoğan ve Akın Gülyurt tarafından yürütüldü.

    Zakir Hayri Aslanboğa Kaygusuz Abdal’la ilgili yaptığı bilgilendirmede, ülkenin en ünlü şairlerinden olan Kaygusuz Abdal Alanya Sancağı beyinin oğlu ve asıl isminin ise Gaybî’ olduğunu ifade ederek, “Alevilik inancında genelinde ikrar cemi tekrar aynı bedende ikinci kez de doğmak anlamındadır. Bu yerine getirilir ve hak yolunda kabul edilir. Elmalı Tekke köyündeki Pir Abdal Musa dergahında yıllarca hizmet eder aynı zamanda bu yolda pişer. 4 kapı 40 makamdan geçer. Abdal Musa Kaygusuz Abdalı bir gün yanına çağırır ve Kaygusuz Abdal’a bir posta iki kişi oturmaz der ve onu gözcü olarak Mısır’a görevlendirir ve 40 tane derviş verilir. Finike Limanı’nda Mısır’a doğru yolculuk yapar ve orada dört tane Alevi dergâhı kurar” diye konuştu.

    Ardından yol hizmetkarı Süleyman Demir ise Kaygusuz Abdal’la ilgili şunları ifade etti:

    “Anadolu’da dört dergahtan birincisi Hacı Bektaş Veli Dergahı, ikincisi Ruşenler Köyü /Yunanistan Evros İli, Russa Köyü) yakınında bulunan  Seyit Ali Sultan Dergahı, üçüncüsü Abdal Musa Dergahı, dördüncüsü ise Mısır’da Nil kenarında Kasrü’l-ayn Dergahı. Bu dergahta yetişen aşıklar, sadıklar, saz ehli, söz ehli, muhabbet ehli dervişler dergahlarda bütün çevredeki toplumu eğiterek Anadolu Aleviliğini öğretiyorlar.”

    12 Hizmet tamamlandıktan sonra yol hizmetkarı Zakir Süleyman Demir, Mustafa Sazcı, Hayri Aslandoğan ve Akın Gülyurt ‘un söylediği deyişler ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ve lokmaların pay edilmesi ile cem erkanı tamamlandı.

    PİRHA/ANTALYA

  • Aleviler Finike’de Kâfi Baba Türbesi’ni ziyaret etti: Diyanet türbelerimizden elini çekmeli-VİDEO

    Aleviler Finike’de Kâfi Baba Türbesi’ni ziyaret etti: Diyanet türbelerimizden elini çekmeli-VİDEO

    PİRHA-Antalya’nın Finike ilçesinde bulunan Kâfi Baba Türbesi’ne ziyaret gerçekleştiren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri, nefesler seslendirerek, semah döndüler. Türbede yapılan konuşmalarda Diyanet’in Alevi türbelerinden elini çekmesi istendi. 

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği yöneticileri ve üyeleri, Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Turunçova, Yuvalılar Köyü’nde bulunan Kâfi Baba Türbesi‘ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette Kızıldeli Ocağı evlatlarından yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, türbe içerisinde nefesler, deyişler dillendirdi. Verilen gülbengin ardından türbe önünde semah dönüldü.

    “KADINCIK ANA İKİ KİŞİYE HACI BEKTAŞ’IN EMANETLERİNİ VERİYOR”

    Kâfi Baba Türbesi ile ilgili olarak bilgiler veren Araştırmacı-Yazar Ali Aksüt, Alevi-Bektaşi kültürü için önemli bir mekanda olduklarını kaydetti.

    Aksüt, “Burası 1326 yılında Bursa fethedildiği zaman; Kadıncık Ana Hacı Bektaş Veli’nin dergahında iken iki kişiye Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin emanetlerini veriyor. O iki kişiden biri Abdal Musa, biri de Seyitali Sultan Kızıl Deli. Abdal Musa 1326 yılında Bursa’nın fethinden sonra dervişler ile hükümetin arası bozulunca, “Senin başkentin, sarayın sana kalsın” dercesine Ege üzerinden Aydınoğulları’nın içerisine geliyor. Aydınoğulları’nın içerisinde kaldıktan sonra Denizli yatağında Yatağan Baba’dan tekrar el alıyor oradan da ‘Dağbağ’ dediğimiz dağlardan, denizlerden aşarak bu bölgeye geliyor. Bu bölgeye gelişinde tarihi bir önem olsa gerek. Abdal Musa rastgele bir şahsiyet değil. O insan bu bölgeye geliyor. Bu bölgede ifşaata başlıyor ve Abdal Musa bizim tarihimizde ‘Piri Sani’ diye adlandırılıyor. Birinci Pir Hacı Bektaş Veli’dir. Piri Sani 2. pir demektir. Yani “Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hakk’a yürüdü. Bundan sonra bu yolu yürütecek ikinci insan sensin” demektir. Kadıncık Ana eliyle ona bu görev veriliyor. İşte o güzel insan geliyor, burada dergahını kuruyor. Belli bir süre sonra da Elmalı Tekke köyüne gidiyor ve orada tekrar dergahını kuruyor. Orada da Hakk’a yürüyor” ifadelerini kullandı.

    “KUTSAL OLAN BİR MEKAN ALEVİ DERGAHINA ÇEVRİLİYOR” 

    Aksüt, dergaha ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Peki Abdal Musa’nın yanında kimler var? Alevi Bektaşi edebiyatının piri saydığımız Kaygusuz Abdal, Alanya beyi Hüsamettin Mahmut’un oğlu ve Karamanoğullarından. Hüsamettin Mahmut orada bir bey olacakken beyliği terk edip efsaneye göre “bir geyiğin ardına düştü de geliyor” deniyor ya bir geyiğin aslında ardına düştüğü falan yok. O bir sembolik sevgi anlatımı. Yani atalarının inancı olan bir tekkeye geliyor. İşte o sırada Kaygusuz Abdal ile birlikte buraya bir derviş daha geliyor. Buranın adı Saklı Su (Zengerder) ve sanırım eskiden Hristiyan dünyasından kalma bir mabet, sunak yeri olsa gerek. Yani burası yine bir kutsal mekân. O kutsal mekânı bir Alevi Bektaşi dergahına çeviriyorlar ve burada dergahını açıyor.”

    “TÜRBELERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkan Yardımcısı Emire Ulutaş ise Alevilere ait dergah ve türbelere sahip çıkılması gerektiğini söyledi. “Burası Alevi kurumlarına ait yerlerdir” diyen Ulutaş, şöyle konuştu:

    “Bizim isteğimiz Diyanet’in derhal elini türbelerimizden, ziyaretgahlarımızdan çekmeleridir. Ayrıca bu türbelere sahip çıkılmalı. Bunun gibi bir çok türbe var. Hala bakımsız halde olan örneğin Bali Baba Türbesi. Bizim değerlerimiz olan inançlarımızı besleyen büyük ulularımızın türbelerine sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.”

    “DİYANET’İN İKİ GÖREVLİSİ HİZMETLERİMİZİ ENGELLİYORDU”

    Kızıldeli Ocağı evladı yol yürütücüsü, Mustafa Sazcı da gerçekleştirilen ziyarete ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “Diyanet tarafından asılan tabela ile birlikte Alevilerin burada inanç esaslarına uygun bir şekilde yolunu erkanını sürmeleri yasaklanıyordu. Lokma dağıtmak, delili uyarmak telli Kur’an dediğimiz bağlamayla nefesleri dinlendirmek burada yasaklanmış ve iki Diyanet görevlisi tarafından engelleniyordu. Geçen yıl buraya geldiğimizde ciddi şekilde mücadele sonucu burada yolumuzu, erkanımızı yaşatabileceğimiz bir ortam yarattık.

    Bugün görüyoruz ki mücadelemiz sonuçlarını vermiş durumda. Kâfi Baba Türbe kapısına Diyanet tarafından asılmış olan İslamcı bir hurafe sayılan ancak Alevi Bektaşilerin inanç esaslarını yok sayan tabela bugün buradan kaldırılmış oldu. Onun dışında dergâh içerisinde bizler canlarla birlikte nefeslerimizi dillendirdik, semahlarımızı döndük, gülbengimizi verdik ve dergâh önünde tekrar semahlarımızı döndük. Bugün burada verilmesi gereken mücadelemizin başarıya ulaşması diğer dergahlarda da bunu yapabileceğimizin bir göstergesi haline geldi.

    “DİYANET’İN EL KOYDUĞU DERGAHLAR ALEVİLERE İADE EDİLMELİ”

    Antalya’da bulunan 46 dergahın korunması için mücadele edilmesi gerektiğini belirten Sazcı, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Bugün Antalya’da bulunan 46 dergâhın korunması, Diyanet tarafından el konulan dergahların tekrar Alevi kurumlarınca sahiplenilerek, Alevilere iade edilmesi konusunda büyük bir mücadele vermesi gerektiğini bizler düşünüyoruz. Bugün buraya gelen canların ayaklarına sağlık. Hakk erenler her ne dilekle her ne muratla geldilerse dileklerini, gönülden muratlarını versin aşk ile.”

    Cebrail ARSLAN/Finike-ANTALYA

     

     

     

     

     

     

     

  • Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Dergahı postnişini Hüseyin Eriş yaptıkları cemin tarihini ve kadınların erkanlardaki yerine dair PİRHA’ya konuştu. Eriş, “Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden kadınsız cem, kadınsız ibadet, kadınsız yaşam olmaz” dedi.

    Abdal Musa Dergahı postnişini ve dedelik görevi yapan Hüseyin Eriş yaptıkları cem erkanının tarihini ve kadınların erkanlardaki yeri üzerine konuşarak kadını temel alan bir anlayıştan geldiklerini ve kadınlar olmadan yaşamın olmayacağını belirtti.

    “KADINCIK ANA’NIN YORUMLADIĞI ŞEKİLDE BEKTAŞİYİZ”

    Abdal Musa Dergahı postnişini olduğunu ve 1997 yılından bu yana da dergahın hizmetlerini inançsal boyutta götürmeye çalıştığını ifade eden Eriş şunları dile getirdi:

    “Cem erkanlarında posta oturuyoruz. Ayrıca bizdeki cem erkanları biraz daha farklı oluyor. Bektaşi erkanı bizimki. İlk erkanı Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana icra ettiği için biz bu geleneğin 12 hizmet cem erkanını devam ettiriyoruz. Biz Bektaşi’yiz. Ama Balım Sultan’ın yorumladığı şekilde Bektaşi değiliz. Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana’nın erkanı yorumladığı şekilde Bektaşi’yiz. Biliyorsunuz Suluca Kara Höyük’te (Nevşehir İl merkezinin 45 km kuzeybatısında Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın kuzeydoğusunda Savat Mahallesi sınırları içinde yer alan yer) birçok etnik kökenden, birçok ırktan, inançtan insanlar var ve bu insanların hepsi bir araya geliyor bu cem erkanı düşünülüyor. Hacı Bektaş Veli bunu ortaya getiriyor ama bunun uygulayıcısı olarak icra eden olarak ömrü buna yetmiyor. Bunun icra edeni bildiğiniz gibi Abdal Musa, Kaygusuz ve Kadıncık Ana’dır. Bu erkanı biz burada yaşıyoruz, sürdürüyoruz. Bizim erkanlarda talip olur, taliplikten sonra ise derviş olur. Bunlar bir aşamadır. Bir okulu düşünün dervişlik hizmet makamıdır, dervişlikten sonra baba makamı yani icra makamı gelir. Kadıncık Ana’mız sadece ayakçı postunda ayakçı yardımcılığı yapar.”

    “KADIN OLMADAN ERKAN YÜRÜTÜLMEZ” 

    Kadınların neden postta değil de hizmette göründüğünü de sorduğumuz Eriş, “Kadıncık Ana olmadan bu erkan olmazdı. Abdal Musa, Kaygusuz ile birlikte Kadıncık Ana marifetiyle cem yaptı. Kadın orada erkanda olmadan cem olmaz. Yani aslında ana erkil bir toplumken Sünni-İslam şeriatıyla ataerkil topluma geçmişiz. Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Kadının hak ve özgürlükleri konusunda ayrışmalarımız var. Dolayısıyla biz bunları hep yaşamışız, bundan sonra da yaşıyoruz. Erkanlarda her hizmetin sahibi vardır, her hizmetin piri vardır. Baba babalık görevini yapar, gözcü gözcülük görevini yapar, saki sakilik görevini yapar. 12 hizmetin sahibi vardır ve onlar bu cemi yürütür” dedi.

    “KADINSIZ BİR CEM, KADINSIZ BİR YAŞAM YOKTUR BİZDE”

    Demsiz cem yapmadıklarını vurgulayan Eriş; “Mutlaka dem vardır bizde. Saki İmam Hüseyin pir olarak bilinir. O olmazsa zaten cem olmaz, hizmetten bir tanesi eksik kalmış olur” dedi. Eriş kadınların cem erkanlarındaki yeri ile ilgili son olarak şunları aktardı:

    “Adıyaman’da kadın eşiyle birlikte yemek yemiyor. Kadınlar bu kadar geri planda. Buradaki mesele İslamın Anadolu’ya gelip oralarda kendisini kabul ettirmesidir. Bizim cem erkanı bu değil ki. Kadın olmadan ceme girilmez. Ama sen oturupta kadınla yemek yiyemiyorsan orada bir sorun vardır. Dolayısıyla Selçuklu’dan da bu tarafa ama özellikle Osmanlı’da Yavuz’dan sonraki İdris’i Bitlisi Alevileri silmiş süpürmüş, Türkmenleri silmiş süpürmüş, kadını yok saymış. Aynı şeriatta olduğu gibi kadına değer biçmiş ve kadını geri plana itmiş. Ama işin özünde kadınsız bir ibadet, kadınsız bir eylem bizde yoktur. Eski Türklerde de bu böyle. Hakan var öbür tarafında Hatun var. Zaman zaman asimilasyona uğramışız. Bu her dönemde olmuş ama özünü hep korumuş cemler. Kadın artık her ne kadar tam değerine oturtulmasa da  bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden cemsiz kadın, kadınsız cem olmaz. Kadınsız ibadet olmaz, kadınsız yaşam olmaz.”

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

  • Tan: Kimse boşuna uğraşmasın Abdal Musa da Kaygusuz Abdal da Alevidir

    Tan: Kimse boşuna uğraşmasın Abdal Musa da Kaygusuz Abdal da Alevidir

    PİRHA- Yazar Abbas Tan, Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal’ı Sünni ve Şii gibi gösterenlere tepki gösterdi. Aleviliğin yok edilmeye çalışıldığını belirten Tan, Alevi kurumlarına ve dedelere Abdal Musa’ya ve Aleviliğe sahip çıkma çağrısında bulundu. 

    Abdal Musa Anma Törenleri’nin 2. gününde, düzenlenen ‘Alevi Bektaşi İnancında Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal’ panelinde İslam vurgusunun öne çıkmasına ve panelistlere Yazar Abbas Tan tepki gösterdi.

    Sosyal medya hesabından “Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal Alevi mi, Müslüman mı?” başlığıyla kaleme aldığı yazısında, “Kim Alevi kim Müslüman belirsiz oldu ve birbirine karıştı.
    Binlerce yıldır Aleviliği yok etmeye çalışanların yapamadıklarını günümüzde Aleviler kendi elleri ile yapmaktadırlar ve Aleviliği ortadan kaldırdıkları gibi Alevi değerlerini de bir yerlere yamamaya başladılar. Elbette bunları yapanlara Alevi denir ise” ifadelerini kullandı.

    “Sözde Aleviler, kimlerin nasıl destek verdikleri de ortada; bu desteklerle bütün güçleri ile Aleviliği yok ediyorlar” diyen Abbas tan, şöyle devam etti:

    “ALEVİLERİ KANDIRMAKLA MEŞGULLER”

    “Bir taraftan Şia diğer taraftan Sünni anlayış ve onların destekçileri sözde Alevileri kullanarak Aleviliğe iyice saldırmaya başladılar. Aleviliği bilmediği halde bildiğini sananlar ya da öyle görevlendirilenler çıkmışlar ortaya her yerde ‘Alevi İslam, Müslüman Alevi’ gibi Alevilikle ilgisi alakası olmayan kelimeler kullanarak bazı zavallı Alevileri kandırmakla meşguller.
    Alevilikte Yol nedir, erkan nedir? Dört kapı anlayışı nedir? Nasıl kamil insan olunur ve Rıza Şehri anlayışı, yaşam biçimi nedir? Rıza şehrine nasıl ulaşılır? Bunların hiç birisini bilmeyen sözde yazar çizerler ve kimi Ocak mensubu zavallılar çıkarlar ortaya ahkam keserler. Son dönemlerde bu çalışmalar hızla artmaya başladı.”

    “CEMEVLERİNE GÖNDERİLEN YÜZLERCE KİTAPLA ÇOCUKLARI ASİMİLE EDİYORLAR”

    Alevilik üzerine tez hazırlayanların ve onların hocalarının Alevilikle ilgisi olmayan insanların, Alevilikle ilgili yazılar yazdığını ve tezler hazırladığını belirten Yazar Abbas Tan, “Tezler kısa süre sonra kitaba dönüştürülerek cemevlerine, dergahlara parasız gönderilmektedir. Hem de onlarca, yüzlerce kitap cemevlerine bedava gönderilmektedir. Bazı cemevi yöneticileri ve cemevi dedeleri de kendileri dahi okumadan bu kitapları bedava diye Alevi çocuklarına vererek kendi elleri ile asimile politikalarına destek vermektedirler” dedi.

    “ABDAL MUSA DERGAHINI ZİYARETE GELENLERİN KAFASI KARIŞTIRILIYOR”

    Abdal Musa dergahını ziyarete gelenlerin kafasının karıştırılmak istendiğini, sadece Abdal Musa’yı değil Kaygusuz Abdal’ı da değiştirmeye çalıştıklarını ifade eden Tan, “Kimse boşuna uğraşmasın Abdal Musa da Kaygusuz Abdal da Alevidir. Başka bir inancı yoktur, başka inançlara da sığmazlar” vurgusunu yaptı.

    Abbas Tan, Kaygusuz Abdal’dan bir dörtlük de paylaştı.

    Kıldan bir köprü yapmışsın
    Gelsin kullar geçsin diye
    Hele biz şöyle duralım
    Yiğit isen sen geç tanrı

    Yücelerden yüce gördüm
    Erbapsın sen koca tanrı
    Allahlığı sen nereden
    Satın aldın koca tanrı

    Kaygusuz’um der burada
    Cümle mahluku yaradan
    Kaldır perdeyi aradan
    Gezelim beraber tanrı.

    ALEVİ KURUMLARINA VE DEDELERE ÇAĞRI

    “Alevi ulusu Kaygusuz Abdal’ın bu sözlerini şimdilerde Kaygusuz’a sahiplenen, ahkam kesen sözde Aleviler söyleyebilirler mi?” diye soran Tan, Alevi kurumlarına ve dedelere Abdal Musa’ya ve Aleviliğe sahip çıkma çağrısında bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL