Etiket: kayyımlar

  • Celal Fırat: Kayyım artık sadece Kürt illerinin değil, Türkiye’nin demokrasi sorunu- VİDEO

    Celal Fırat: Kayyım artık sadece Kürt illerinin değil, Türkiye’nin demokrasi sorunu- VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada yerel demokrasiye yönelik sistematik müdahalelere dikkat çekti. Fırat, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin halkın iradesinin güçlü bir şekilde sandığa yansıdığı tarihsel bir eşik olduğunu belirterek, kayyım uygulamalarının sadece bir bölgeyi değil, ülkenin tamamının demokrasisini tehdit ettiğini vurguladı.

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Meclis’te yaptığı konuşmada kayyım uygulamalarının yalnızca bir bölgeyi değil, tüm ülkenin demokrasisini tehdit ettiğini belirtti. Fırat, yerel iradenin gasp edilmesinin seçme ve seçilme hakkına açık bir müdahale olduğunu vurguladı.

    Fırat, gizli tanık beyanlarıyla seçilmişlerin görevden uzaklaştırılmasının hukukun üstünlüğü ilkesini ihlal ettiğini söyledi. Kayyım rejimine son verilmesi ve seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi çağrısında bulunan Fırat, yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesini istedi.

    “İKTİDAR HALKIN SANDIKTA VERDİĞİ UYARIYI TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR”

    Fırat konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye nüfusunun çok büyük bir kısmının muhalefet partilerinin yönettiği belediyelerde yaşıyor olması, yalnızca bir seçim sonucu değil; aynı zamanda merkeziyetçi ve tekçi yönetim anlayışına karşı yerel demokrasinin güçlendirilmesi yönünde verilmiş açık bir uyarıdır. Ama belli ki iktidar bu uyarıyı bir mesaj olarak değil, bir tehdit olarak okumuştur ve tehdide karşı yaptığı şey; halkın iradesini büyütmek değil, onu daraltmak olmuştur.”

    Fırat, özellikle Kürt illerinde yıllardır uygulanan kayyım politikalarının şimdi batıya doğru genişletildiğine işaret ederek şunları söyledi:

    “Hakkari’de, Van’da, Mardin’de denenen şey; bugün Esenyurt’ta, Şişli’de karşımıza çıkıyorsa artık mesele bir bölgenin değil, bir ülkenin demokrasi meselesidir. Bu yalnızca bir idari tasarruf değildir. Bu, seçmenin iradesine atılmış bir kayyumdur. Sandıkta yenemediğini, masa başında yenmeye çalışmaktır. Halkın verdiği yetkiyi, yargı eliyle geri almaktır. Bu, açıkça seçme ve seçilme hakkına yönelik bir müdahaledir.”

    “ADALET GİZLİ TANIKLARIN ARKASINA SAKLANMAZ”

    Fırat, yargının siyasallaştırılması yoluyla belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve tutuklanmasını hukukun üstünlüğü ilkesinin ihlali olarak nitelendirdi:

    “Gizli tanık beyanlarıyla, somut delilden yoksun dosyalarla seçilmişlerin tasfiye edilmesini kabul etmiyoruz. Çünkü adalet, gizli tanıkların arkasına saklanmaz. Adalet, güneş gibidir… herkesin yüzüne eşit doğar. Eğer bir ülkede adalet, karanlık odalarda yazılan senaryolara teslim edilmişse, orada artık hukuk değil, yalnızca karar vardır.”

    Fırat, belediyelerin mali olarak kuşatılmasına da dikkat çekerek hazine paylarının kesilmesi, SGK borçları üzerinden haciz işlemleri ve belediye şirketlerine yönelik blokelerin, milyonlarca yurttaşın cezalandırılması anlamına geldiğini ifade etti.

    “KAYYIM REJİMİNE SON VERİLMELİ”

    Fırat, yerel demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:

    “Yerel demokrasi zayıflatılırsa, demokrasi bütünüyle zayıflar. Yerel irade gasp edilirse, halkın tamamının iradesi tartışmalı hale gelir. Biz DEM Parti olarak; yerel demokrasinin güçlendirilmesini, halkın yönetime doğrudan katılımını ve kent uzlaşısını savunuyoruz. Kayyım rejimine son verilmelidir. Seçilmişler görevlerine iade edilmelidir. Yerel yönetimlerin yetkileri genişletilmelidir. Çünkü halkın iradesi, devredilecek bir yetki değil; emanet edilecek bir sorumluluktur.”

    Fırat, CHP tarafından verilen önergeyi desteklediklerini ve yerel demokrasiye yönelik sistematik müdahalelerin Meclis çatısı altında tüm boyutlarıyla tartışılması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Gülistan Sönük: Kent uzlaşısı kriminalize edilmek isteniyor-VİDEO

    Gülistan Sönük: Kent uzlaşısı kriminalize edilmek isteniyor-VİDEO

    PİRHA- Yerine kayyım atanan DEM Parti Batman Belediyesi Eş Başkanı Gülistan Sönük, Yenikapı Newroz alanında yaptığı konuşmada, “Devletin tekçiliği dayattığı bir sistemde kent uzlaşına darbe vurmak halkların demokratik yönetimine engel olmaya çalışmaktır” dedi.

    2025 İstanbul Yenikapı Newroz’una katılan ve yerine kayyım atanan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Batman Belediyesi Eş Başkanı Gülistan Sönük, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına dair PİRHA’ya konuştu. Sönük, “Bu kadar insanın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanını usulsüz, kumpas ve gizli tanık beyanlarıyla tutuklamak ülke demokrasisi açısından çok üzücü bir olay” ifadesinde bulundu.

    Kent uzlaşısına yönelik saldırılarla ilgili olarak da “Kürtlerin kazanmış olduğu belediyelere kayyım atayarak ‘Sizin kazandığınız hiçbir yerde çalışmanıza izin vermeyeceğim, Batı da ise kent uzlaşısı yönetimine girmene müdahale edeceğim’ demek istiyorlar” açıklamasında bulundu.

    “HALKIN SEÇTİĞİNİ HALK GÖREVDEN ALMALIYDI”

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görevden almasının demokrasiye vurulan bir darbe olduğunu belirten Sönük, “Türkiye’nin demokrasisinin darbe aldığı yer olarak da söyleyebiliriz hem Batman’ı hem de bir bütünen Kürdistan’ı… Bu ilk defa yaşanan bir mesele değil. Bu iktidar, bu erkçi zihniyet ilk defa kendini Kürdistan’da var etmeye çalıştı. Bizler o zaman da söyledik. Kürdistan’a atanan kayyımlar bütün bir ülkeye atanmış gibi değerlendirmek gerekiyor. Bu kadar insanın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanını usulsüz, kumpas ve gizli tanık beyanlarıyla tutuklamak ülke demokrasisi açısından çok üzücü bir olay. Çünkü biz hep halkın seçtiğini halk görevden almalı fikrini savunduk” diye konuştu.

    “KENT UZLAŞISI TUTUKLAMA GEREKÇESİ OLARAK GÖRÜLÜYOR”

    Kent uzlaşısının iddianamelerde terörize edilmesi hakkında değerlendirmelerde bulunan Sönük, iktidarın Kürtlerin kendi bölgesinde kazanmış olduğu belediyelere kayyım atayarak çalışmasını engellemek ve kent uzlaşısıyla da Kürtlere, Batı’da da ortak yönetime izin vermemek için bir operasyon gerekçesi sayıldığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Gizli tanık beyanları ilk defa Kürtler üzerinden ortaya çıkardılar. İlk olarak bizim siyasetçilerimiz, bizim seçilmişlerimiz ya da demokratik siyaset yürüten hakkında gizli tanık beyanlarıyla tutuklamalar oldu. Türkiye’de antidemokratik uygulamalar Kürtler üzerinden yapılıyor sonrasında bir bütünen Türkiye halklarına yapılıyor. Kent uzlaşısının gerekçe gösterilmesi kriminalize etme resmen. Kürtleri hiçbir yerde siyaset yapmasına izin vermeyeceğim anlamına geliyor. Kürtlerin kazandığı belediyelere ben sizin hiçbir alanda söz sahibi olmanıza izin vermeyeceğim. Batı da ise kent yönetiminde yer almana izin vermeyeceğim diyor. Muhalefete de ben Kürtlerle ilişki kurarım, sizin ilişki kurduğunuz anda ben bunu kriminalize ederim diyor ve tutuklama gerekçesi olarak öne sürüyor.”

    “KENT UZLAŞISININ KRİMİNALİZE EDİLMESİ KAYGI VERİCİ”

    Kent uzlaşısının demokratik bir toplum açısından önemine değinen Sönük, “Kent uzlaşısını, demokratik ulus dediğimiz bu yöntemi bütün bir ülkeye yaymak gerekiyor. Sadece İstanbul açısından değil, bir bütünen ülkenin demokratik bir uzlaşıya ihtiyacı var. Bunu yaparken Alevi’yi gören, kadını gören, gençliği gören bir noktada olmalı. Kent uzlaşı tam da bu demektir.  İktidarın tekçi zihniyetine karşı kent uzlaşısını kriminalize etmesi kaygı verici” şeklinde konuştu.

    “KENT UZLAŞISI ASLINDA NEWROZ ALANIDIR”

    Kent uzlaşısını Newroz’da bulunan kalabalığa benzeten Sönük, şu ifadeleri kullandı:

    “Kürdistan’da bir haftadır devam eden Newroz çoşkusu toplumda umut yaratmaya başladı. İstanbul Newroz’una baktığımızda insanlarda barışa, çözüme dair bir beklenti var. Newroz alanına baktığımızda Kürtlerin dışında başka inançtan, kimlikten insanlar gelmiş. Bu anlamda kent uzlaşısı aslında Newroz alanıdır.  27 Şubat’tan bu yana insanlar her sokağa çıktığında şunu rahatlıkla dile getiriyorlar; Kürtler üzerine düşeni yaptı sıra şimdi devlet yöneticilerinde.”

    Sönük, son olarak 2025 Mart Newrozu’nu başta kadınlar, gençler, Kürtler ve olmak üzere toplumdan izole edilmek istenen, kimliği yok sayılan, kimliği şiddetle bastırılmaya çalışılan bütün herkesin Newroz Bayramı’nı kutladı.

    Çilem KÜÇÜKKELEŞ-Rozerin TEK/İSTANBUL

  • Alevi kadınlardan 25 Kasım buluşması: Kayyım, kadın iradesine atanmıştır!-VİDEO

    Alevi kadınlardan 25 Kasım buluşması: Kayyım, kadın iradesine atanmıştır!-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi’nin düzenlediği kadın buluşmasında ayrımcılığa, şiddete karşı dayanışma ve eşitlik talebini yükseltme çağrısı yapıldı. Buluşmada ayrıca kayyımların kadın iradesine atandığına vurgu yapıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Kadın Meclisi’nin çağrısıyla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında bir araya gelenler kadınlar güncel şiddet politikalarını, eş başkanlık sistemine yönelik kayyım atamalarını, Alevi örgütlenmesindeki kadınların yerini ve çözüm önerilerini konuştu.

    Çiğli ilçesinde bulunan dernek binasında gerçekleşen buluşmada hakikat yolunda yaşamını yitiren ve katledilen kadınlar için saygı duruşunda bulunuldu, çerağlar uyandırıldı.

    “KAYYIMLAR KADIN İRADESİNE ATANMIŞTIR”

    Buluşmada ilk sözü alan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik, kayyım atamalarını eleştirdi. Eş başkanlık sisteminin olduğu yerlere kayyım atamalarının kadın iradesine atandığına söyleyen Çelik, “Kadın hakikatin kapısıdır. 25 Kasım kadına yönelik şiddetin mücadele günü. Dün Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım attı. Dersim Alevi inancının serçeşmesidir. Bizler için özel bir şehirdir. Alevilerin iradesine kayyım atanmıştır ve kabul etmiyoruz. Gülistan Sönük şahsında Batman’daki kadın iradesine de kayyım atanmıştır. Özellikle eş başkanlık sisteminin olduğu belediyelere kayyım atanması, kadınların iradesine de atanmasıdır. Biz Seyit Rıza’nın dediği gibi onlara boyun eğmeyeceğiz” diye konuştu.

    “ALEVİ KADINLAR İNANÇLARINDAN DOLAYI DIŞLANIYOR”

    Hazırlanan kurumsal metni okuyan DAD İzmir Şubesi Yöneticisi Fadime Dapaklı ise, dünya kadınlarının mücadelesine dikkat çekerek, “Kadınlar, dünyada her gün eşitsizlik, şiddet ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır. Mülteci kadınlar, savaşın ve göçün travmalarını taşırken, Alevi kadınlar inançları yüzünden dışlanmakta; Kürt kadınları hem kültürel hem de toplumsal baskılara maruz kalmaktadır. Filistinli kadınlar, işgal altındaki topraklarında özgürlük mücadelesi verirken, İranlı kadınlar özgürlük ve hakları için büyük bir direniş sergilemektedirler. Bu kadınlar, sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik şiddet, ekonomik zorluklar ve eğitimdeki engellerle de mücadele etmektedirler” dedi.

    “BİLİNCİ, DOĞRU ÖFKEYE TAŞIMALIYIZ”

    Dapaklı, devamında şunlar ifade etti:

    “25 Kasım, sadece kadına yönelik şiddetle mücadele günü değil, tüm bu kadınların hakları, özgürlükleri ve eşitlik için verdiği direnişin hatırlatıldığı bir gündür. Kadınlar, her türlü ayrımcılık ve şiddete karşı dayanışma ve eşitlik talebini yükseltmeye devam etmektedir. Bugün, şiddete uğrayan, dışlanan, ekonomik ve toplumsal zorluklarla boğuşan her kadının yanında durma, onların haklarını savunma ve özgürlüklerini kutlama zamanıdır. 25 Kasım, eşitlik ve adalet için ortak bir ses olma zamanıdır. Her gün kadın düşmanlığının her türlü görünümü ile yüz yüze geliyor ve yaşıyoruz. Var olduğumuz her alanda sistematik olarak erkek devletin mobbing, taciz, şiddetine maruz kalıyoruz. Şüpheli kadın ölümlerinin tesadüf olmadığını çok iyi biliyoruz. Kadınlarının erkekler tarafından katledildiğinin bilincindeyiz ve bu bilinci doğru öfkeye taşımak gerektiğinin farkındayız. Çünkü kadın cinayetleri politiktir.”

    Buluşma, serbest kürsü ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Tüm Bel-Sen Başkanı: Belediyelerde hizmet veren emekçilerin hakları yok sayılıyor

    Tüm Bel-Sen Başkanı: Belediyelerde hizmet veren emekçilerin hakları yok sayılıyor

    PİRHA-Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, kayyım belediyeleri başta olmak üzere salgın sürecinde belediyelerde hizmet veren emekçilerin haklarının yok sayıldığını belirtti.

    Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), başta kayyım atanan belediyeler olmak üzere birçok kurumda yaşanılan disiplin cezaları ve sürgünlere ilişkin Genel Merkez binasında basın toplantısı yaptı. Toplantıya Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, Genel Sekreter Yılmaz Yıldırımcı, Mali Sekreter Satı Buruncu ve Genel Örgütlenme Sekreteri Mumtaz Başar katıldı.

    Basın açıklaması Genel Başkan Erdal Bozkurt tarafından okundu.

    Bozkurt, koronavirüs vaka ve ölüm sayısındaki artışa dikkat çekerek, salgının kontrolden çıktığını belirterek, salgının yönetilemediği eleştirisinde bulundu. Salgınla ilgili gerekli önlemler alınmadığını belirten Bozkurt, en güvenilir meslek örgütü olan Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) de hedef alınmasıyla, demokratik kitle örgütlerinin susturulmaya çalışıldığına dikkat çekti.

    Irkçı saldırılarda yaşanan artışa değine Bozkurt, resmi kolluk güçleri tarafından işkence ve kötü muamelenin köylülerin helikopterden atılması boyutuna ulaştığını söyleyen Bozkurt, “Siyasi iktidar salgını fırsata dönüştürür bir biçimde, yaşamın her alanında baskı ve yasaklar yoğunlaştırıp tekçi rejim güçlendirmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

    COVİD-19 SALGINI KONTROLDEN ÇIKMIŞTIR.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Güvenilirliği şüpheli resmi rakamlarda dâhil hasta ve ölüm sayılarının her geçen gün daha da arttığı görülen Covid-19 salgını sağlıkçıların ve bilim insanlarının önceden uyardığı gibi kontrolden çıkmıştır.
    Salgına karşı halka açık bir yönetim anlayışı ile hareket edilip toplumda güven yaratılması, önleyici sağlık hizmetlerinin etkin kullanılıp yaygın test uygulanması, çalışma saatlerinde değişikler ile dönüşümlü ve uzaktan çalışma biçimlerinin uygulanmasıyla çalışma yaşamı başta olmak üzere toplumsal yaşamı salgın riskine göre düzenleyip sosyal devlet uygulamalarıyla vatandaşlarına destek olunması gerekirken içinden geçtiğimiz bu süreçte tam tersi uygulamalara şahit oluyoruz.”

    “TTB VE TÜM DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ SUSTURULMAYA ÇALIŞILIYOR”

    ATO’nun açıklamasına göre vakaların %70’i fabrikalar, işyerleri ve kamu çalışanlarıdır. Patronları koruma adına “çarklar dönsün” mantığıyla ücretinden başka geliri olmayan milyonlarca emekçi gerekli önlemler alınmadan çalışmak veya ücretsiz izin ödemesi adı altında asgari ücretin dahi altında ödemlerle yaşamak zorunda bırakılıyor, ekonomik ve sosyal hakları ellerinden alınıyor, salgından etkilenen sağlık çalışanlarına dâhil çalışamayan emekçilere hiçbir ekonomik sosyal destek sunulmuyor hatta bunları talep edenler “hainlik” ile suçlanıyor. Bunlar da yetmezmiş gibi salgınla ilgili gerekli tedbirlerin alınmadığına ve salgından kaynaklı sağlık emekçilerinin ölümlerine dikkat çekmeye çalışan hekimlerin en güvenilir meslek örgütü TTB’nin hedefe konulması gibi iktidar dışında tüm demokratik kitle örgütleri susturulmaya çalışılıyor. Ve yine bir yandan ekmek parası için mevsimlik işçi olarak metropol kentlere gelen emekçiler ırkçı ve ayırımcı saldırılara uğruyor; diğer yandan da resmi kolluk güçleri tarafından gözaltına alınan köylülerin helikopterden atılmasına varacak düzeyde işkence ve kötü muamele yaygınlaştırılarak siyasi iktidar salgını fırsata dönüştürür bir biçimde, yaşamın her alanında baskı ve yasaklar yoğunlaştırıp tekçi rejim güçlendirmeye çalışıyor.”

    “SALGIN” BAHANESİYLE KAZANILMIŞ HAKLARIMIZ YOK SAYILIYOR”

    Bozkurt, salgın sürecinde belediyelerde hizmet veren emekçilerin haklarının yok sayıldığını belirterek, 1 Haziran’dan sonra birçok belediyenin merkezi bütçeden aldığı paylarda yüzde 40 oranında kesintilere gidildiğini aktardı. Bozkurt, “Salgından dolayı belediyeler normal tahsilatlarını dahi yapamazken, gelirleri oldukça düşmüş olmasının yanında yapılan kesintilerle birçok belediyeyi bırakın salgınla mücadele etmeyi, çalışanların ücretlerini dahil ödeyemez noktaya getirmiştir. Ve bir kısmının hesaplarına bloke konulmuş veya haciz getirilmiştir” diye konuştu.

    EMEKÇİLERİN YAŞADIĞI HAK İHLALLERİ

    Bozkurt, kayyımlar tarafından yönetilen ve diğer bazı belediyelerde emekçilerin yaşadıkları hak ihlallerini ise şöyle sıraladı:

    *Sayıştay belediyelerin taraf olduğu toplu sözleşmelerin mali haklarına yönelik “yasaya aykırı” gerekçesiyle “kamu zararı” tespitleri yaparak yerel yönetim emekçilerinin Anayasanın 53. Maddesi ile Anayasa’nın 90. Maddesi gereğince iç hukukta doğrudan uygulanması gereken Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvenceye alınan “toplu sözleşme” hakkını özgürce kullanması hukuka aykırı bir biçimde engellenmeye çalışılıyor.

    “KAYYIM ATANAN BELEDİYELERDE BİRÇOK HUKUKSZLUKLAR YAŞANMAKTADIR”

    *Kayyum atanan belediyelerde dışardan atama ile getirilen ve birçoğu daha sonraları yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma ve taciz gibi suçlarla yargılanan yöneticiler eliyle, emeği ile geçinen aldığı maaşıyla onurlu bir yaşam mücadelesi veren üyelerimizi hedefe koymuş; meşruluğu tartışılan disiplin kurullarında, asılsız ve hukuk dışı iddialarla ya kademe durdurma, maaştan kesme yâda memuriyetten men cezalarına maruz bırakmıştır. Bu kapsamda daha önce kamuoyu ile paylaştığımız hak ihlallerine aşağıda belirtilen yenileri eklenmiştir;

    “SENDİKA ÜYEMİZ SOSYAL MEDYADA KÜRCE MÜZİK PAYLAŞIMINDAN DOLAYI İHRAÇ EDİLMİŞTİR”

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde çalışan 37 üyemiz açığa alınmış ve ardından memuriyetten çıkarma talebiyle haklarında yüksek disiplin kurulunda soruşturma açılmıştır. Mardin Büyükşehir Belediyesinde sosyal medya da kürce müzik paylaşımından dolayı hakkında disiplin soruşturması açılan bir üyemiz daha hiçbir hukuki gerekçe olmadan kamu görevinde ihraç edilmiştir. Van Büyükşehir Belediyesinde son kayyum ataması sonrası gözaltına alınan 7 üyemiz adli yargıda haklarında takipsizlik verilmesine rağmen yüksek disiplin kuruluna sevk edilmiştir. Ağrı Diyadin belediyesinde çalışan Sendikamız Van Şube Kadın sekreteri göreviyle ve mesleğiyle ilgisiz biçimde sürgün edilmiş ve kadın mücadelesi nedeniyle hakkında adli soruşturma başlatılmıştır.

    *Yerel yönetim emekçileri olarak bu süreçte yaşadığımız hak gaspları maalesef ki sadece kayyum atanan belediyelerde yaşanmamaktadır.

    “SALGIN KOŞULLARI BAHANE EDİLEREK TOPLU SÖZLEŞME SÜREÇLERİ SONUÇLANDIRILMIYOR”

    Yerel yönetim emekçileri salgın sürecinin en başından bu yana her türlü riski göze alıp büyük özverilerle kent halkına hizmet sunmaya çalışmasına rağmen ülke genelinde birçok belediyede salgın koşulları bahane edilerek toplu sözleşme süreçleri sonuçlandırılmıyor veya mevcut toplu sözleşmelere tek taraflı keyfi müdahaleler yapılarak emekçilerin toplu sözleşme ile kazandığı ekonomik ve sosyal haklarında kayıplara neden olacak biçimde kısıtlamalara gidiliyor.

    “SALGIN KOŞULLARI BAHANE EDİLEREK ÜYELERİMİZ UZAK YERLERE SÜRGÜN EDİLİYOR”

    Bazı işverenler, salgın maliyetini bahane ederek, yol ve yemek ücretlerine son verme, karşılığını ödemeden yemekhaneleri kapatma, mesai-tazminat, toplusözleşme kesintisi, maaşları ödememe gibi kazanılmış haklarımıza göz dikiyorlar.

    Yine salgın koşulları bahane edilerek emekçiler keyfi biçimde meslekleriyle alakasız yerlerde ve işlerde görevlendiriliyor ya da uzak yerlere sürgün ediliyor. Veya adeta cezalandırılır gibi keyfi biçimde filyasyon ekiplerinde görevlendiriliyor.

    “ZABITA VE İTFAİYE EMEKÇİLERİNİN MESAİLERİ ÖDENMİYOR”

    Başta Zabıta ve itfaiye emekçilerinin maktu mesai ücretleri olmak üzere birçok yerel yönetim emekçisinin sosyal hakları ya ödenmiyor ya da eksik ve geç ödeniyor. Halk sağlığını tehdit eden bu salgınla mücadelede, başta işyerlerimizdeki insan hareketliliği ve yoğunluğunun en az seviyeye indirilmesi, Cumhurbaşkanı genelgesindeki çalışma biçimlerine (idari izin, dönüşümlü çalışmak, kronik rahatsızlığı olanların uzaktan çalışması vb. ) uygun düzenleme yapılması zorunlu hale gelmiştir. Mevcut durumda yerel yönetim hizmetlerinin yürütüldüğü işyerlerinde enfekte olma riski en yüksek orana dayanmış durumdadır. Bulaşının yeni zinciri; -işyeri-toplu taşıma-ev şeklinde uzmanlarca da belirtilmektedir. Yerel yönetim emekçilerinin sağlığı kent halkının da sağlığıdır. Bu yüzden tüm yerel yönetim kurumlarında derhal ve hızla gerekli tedbirler koruyucu önlemler yoğun testler işyerlerinden başlayarak yapılmalıdır.

    “İKTİDAR SALGINA KARŞI TEDBİR ALMAK YERİNE HER ŞEYİ FIRSATA ÇEVİRİYOR”

    Bununla birlikte salgına karşı gerekli tedbirleri almak yerine adeta bu salgını fırsata dönüştürür gibi bu süreci esnek çalışmayı hayata geçirmek, emekçiler üzerindeki baskı ve denetimi arttırmak, sendikasızlaştırmak, sürgünleri, açığa alma ve ihraç uygulamalarını hayata geçirmek isteyen işverenler belediye emekçilerinin örgütlü mücadelesi ile cevaplarını alacaklardır.

    Yerel yönetim işkolunda gasp edilen bütün haklarımızı yeniden kazanacak, belediye emekçilerinin birliğini ve haklarını koruyarak mücadelemizi yükselteceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara’da HDP’nin açıklamasına polis engeli: Gözaltılar var

    Ankara’da HDP’nin açıklamasına polis engeli: Gözaltılar var

    PİRHA- HDP Ankara İl Örgütünün, parti binası önünde kayyımlara ilişkin yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahale etti. Polis, Ankara İl Eş Başkanı Vezir Coşkun Parlak darp edilerek gözaltına alındı.

    HDP Ankara İl Örgütü’nün, parti binası önünde kayyımlara ilişkin yapmak istediği basın açıklaması valiliğin yasağı gerekçe gösterilerek polis tarafından engellendi.

    Ablukaya alınan parti binasından dışarı çıkışlara izin verilmedi. Parti binasından çıkmaya çalışan partililere müdahale edilerek, HDP Ankara İl Eş başkanı Vezir Coşkun Parlak, polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

    Polis, çekim yapmaya çalışan basın mensuplarının çekip yapmasını da engelledi. Polisin müdahalesini protesto eden partililer, “Kahrolsun AKP faşizmi”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “HDP halktır halk burada” sloganlarını attı.

    Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    Alişan Şahin, Deniz Akıl, Zeyno Bayramoğlu, Mehmet Şerif, Veli Saçılık, Nihat Akdoğan ve isimleri henüz belirlenemeyen 3 kişi.

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim HDP: Kayyımlara karşı direnmeye devam edeceğiz-VİDEO

    Dersim HDP: Kayyımlara karşı direnmeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA – HDP Dersim İl Örgütü, kayyımlara karşı oturma eylemi gerçekleştirdi. 

    Haberin videosu

    Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Örgütü, kayyım atamalarına karşı oturma eylemine bugün de devam etti.

    Sanat Sokağı’nda yapılan oturma eylemine siyasi parti ve kurum temsilcileri, Peri Belediye Eş Başkanları, il eş başkanları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KAYYIMLAR, GÜCÜNÜ CEZASIZLIK ANLAYIŞINDAN ALMAKTADIR”

    Açıklamayı okuyan HDP Dersim İl Eş Başkanı Özlem Toprak, “Seçilmiş Belediye Eş Başkanlarının yerine atandıkları günden 31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimlere kadar hiçbir hukuksal gerekçe göstermeden dile, kültüre, doğaya, ekonomiye, kadınların kazanılmış haklarına, çocukların anadilinde eğitim görmesine saldıran kayyımlar hakkında soruşturma açılıp yargılanmaları gerekirken Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine yeni kayyımlar atanmıştır. Tam bir kültürel ekonomik ve siyasal kırıma dönüşen kayyım uygulamaları merkezileşme ve tekçi politikalarının bir ürünüdür. Kayyımlar halkın kültürel değerlerinin, anadilinin, doğanın, kadının, sanatın ve Kürt düşmanıdır. Gücünü de Ankara’dan desteklenen cezasızlık anlayışından almaktadır” ifadelerini kullandı.

    “EYLEMLER, KAYYIMLAR GERİ ÇEKİLENE DEK SÜRECEK”

    “Haftalardır ülkenin her tarafında kayyım ve onların temsil ettiği anlayışa karşı sokaklarda omuz omuza direndiğimiz halklarımız, kadınlar, gençler, bileşenlerimiz, ittifaklarımız, milletvekillerimiz, kurum temsilcileri, dost siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ile birlikte direnmeye devam edeceğiz” diyen Toprak, eylemlerin kayyımlar geri çekilene, belediye eş başkanları görevlerine dönene kadar süreceğini belirtti.

    Sessiz gerçekleşen oturma eylemi, alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Kayyım ve gözaltılar Gazi Mahallesi’nde protesto edildi-VİDEO

    Kayyım ve gözaltılar Gazi Mahallesi’nde protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Gözaltı ve kayyımları protesto eden Demokratik Alevi Derneği, Hüseyni duruştan vazgeçmeyeceklerini kaydetti. 

    Haberin Videosu

    HDP’nin Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine atanan kayyımlar protesto edilmeye devam ediyor. Kayyım ve gözaltılar İstanbul Gazi Mahallesi’nde de protesto edildi. Protestoya HDP, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eyüp Şubesi, Gazi Cemevi, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Şubesi Pir Sultan Abdal Cemevi, Dersim Dernekleri yöneticileri ve çok sayıda yurttaş destek verdi. Eylemde “Halkın iradesi gasp edilemez gözaltılar serbest bırakılsın” pankartı açıldı.

    Basın metnini okuyan DAD Eyüp Şube Eşbaşkanı Nergiz Güzel, zor zamanlar yaşandığına vurgu yaparak “İnanç örgütü olarak inancımızı yaşatmak adına yaptığımız çalışmalar engellenmekte baskı altına alınmaktadır. Gecenin kör karanlığında hanelerimize rızasız girip evlerimizi basılıyor ve gözaltına alınıyoruz. Günümüz yezitleri şunu bilmelidir ki Hüseyni duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Hak ve hakikat mücadelemizden bir adım geri atmayacağız.” dedi.

    DAD önceki dönem genel merkez eş başkanı Dursun Demirtaş, İnanç ve Kültür Sekreteri Pir Ali Doğan’ın hala gözaltında olduğunu hatırlatan güzel, gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılmasını istedi.

    Kayyumlara da tepki gösteren Güzel, siyasal iktidar sandıkta başaramadığını kayyım eliyle başarmak istemektedir.

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş da kısa bir konuşma yaptı. Gözaltılara ve kayyımlara tepki gösteren Karataş, yaşanan tüm hukuksuzluklara rağmen inadına barış, insan hakları, kardeşlik diyeceklerini kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL