Etiket: Kazım Açıktepe

  • Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü: Birbirimizin Hızır’ı olalım-VİDEO

    Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü: Birbirimizin Hızır’ı olalım-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü. Asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Hızır ayı nedeniyle yüzlerce yurttaş, evlerinde pişirdikleri lokmalarıyla birlikte yollara düşerek Düzgün Baba Cemevi’ne geldi. Düzgün Baba’da yapılan Hızır Cemi’ni Kureyşan Ocağı pirleri Kazım Açıktepe, Engin Seyidali Dedeoğlu, Hasan Koçer ve Yücel Balcı yürüttü.

    Hızır Cemi öncesinde Düzgün Baba Cemevi yönetimi açıklama yaptı. Açıklamayı Düzgün Baba Cemevi Başkan Yardımcısı Musa Demirtaş, okudu.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NI TANIMIYORUZ”

    Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bağlı kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın amacının Alevileri bölmek ve asimile etmek olduğunu belirten Musa Demirtaş, “Kendisine itaat eden dedelere ve cemevi başkanlarına devlet imkanlarını peşkeş çekiyorlar. Alevi Yol’undan sapmış kişiler mevcut sistemin elinde birer asimilasyon aparatına dönüşmüşlerdir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz ve bizim açımızdan yok hükmündedir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevilerin taleplerin yok saymaktadır. Bugün kendilerine Alevi dedesi diyenler utanmadan hınzır paşa sofralarına oturup, çağımızın yezitlerine methiyeler dizmektedir. Bu yol düşkünleri ocaklarımıza ve inancımıza ihanet etmektedirler” dedi.

    “HINZIR PAŞALARIN SOFRALARINA OTURUP YAĞLI PİLAVLARINI YİYENLER BİZDEN DEĞİLDİR”

    Düzgün Baba’nın evlatları olarak asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz sadece minnetimizi Hızır’dan, Düzgün Baba’dan ederiz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” diye belirtti.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLALIM”

    Herkesin birbirini sevip, birbirine saygı göstermesi gerektiğini ifade eden Kureyşan Ocağı piri Kazım Açıktepe, “Eğer birbirimizle sorunumuz varsa bunu kendi aramızda halledelim, mahkeme kapılarında sürünmeyelim. İnancımız zorda ve darda Suriye’de Aleviler katlediliyor. O nedenle inancımıza ve itikadımıza sahip çıkalım. Birbirimizin Hızır’ı olalım” diye konuştu.

    Hızır Cemi, semah dönülmesinin ardından kurban ve lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlardan çağrı: Suriye’de Alevilerin katledilmesine sessiz kalmayın!-VİDEO

    Dersimli yurttaşlardan çağrı: Suriye’de Alevilerin katledilmesine sessiz kalmayın!-VİDEO

    PİRHA-Suriye’de Alevilerin katledilmesine karşı dünya kamuoyunun ses çıkarması gerektiğini vurgulayan Dersimli yurttaşlar, “Bütün dünyanın gözü önünde Suriye’de Aleviler katlediliyor. ABD ve İsrail Ortadoğu’dan defolsun. Dünya kamuoyuna sesleniyoruz Suriye’de Alevilerin katledilmesine sessiz kalmayın” dedi.

    Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından ülkedeki kontrolü ele geçiren Hey’etu Tahrîri’ş-Şâm (HTŞ) şeriatçı örgütün; Alevi, Hristiyan, Ezidi gibi farklı inançlara mensup halklara düşmanlığı ve saldırı girişimleri büyük endişe yaratıyor.

    Dersimli yurttaşlara, Suriye’de cihatçı çetelerin Alevileri katletmesini sorduk.

    “DÜNYA KAMUOYU ARTIK SURİYE’DEKİ ALEVİ ZULMÜNE MÜDAHALE ETSİN”

    Suriye’deki Alevilerin baskı altında olduğunu ifade eden Kazım Açıktepe, “Esad’ın yaptıklarını Suriye’de yaşayan azınlıklara yaşatmamaları için dünya kamuoyuna çağrımızdır kesinlikle hiçbir inancın dışlanmadan bir arada yaşayabilecekleri bir yönetimden yanayız. Tüm dünyadaki kamuoyunu oradaki Alevi zulmüne karşı müdahale etsinler artık” diye belirtti.

    “NEDEN BÜTÜN DÜNYA SURİYE’DEKİ KATLİAMA SESSİZ KALIYOR?”

    Bütün dünyanın gözü önünde Suriye’de Alevilerin katledildiğini belirten Hasan Ekici ise “Suriye’de halkların ve inançların katledilmesini kınıyorum. ABD ve İsrail Ortadoğu’dan defolsun. İsrail, Filistin’de on binlerce insanı öldürdü. Suriye’de yaşanan katliamlar göz önündeyken neden bütün dünya buna sessiz kalıyor. Bütün dünyaya çağrımızdır Suriye’de yaşanan katliamın önlenmesini istiyoruz” dedi.

    “SURİYE’DE İNSANLARIN KATLEDİLMESİNE SESSİZ KALMAYIN”

    Alevi inancının diğer bütün inançlara saygısı olduğunu vurgulayan Veli Yıldız da “Tüm dünya kamuoyuna sesleniyorum Suriye’de Alevilerin katledilmesine sessiz kalmayın. Bugün Suriye’de azınlıkların katledilmesine seyirci olanlar yarın aynı katliamı kendileri yaşayacak” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Düzgün Baba Cemevi’nde, Gaxan kutlandı: Gaxan’da dayanışmanın ruhu var-VİDEO

    Düzgün Baba Cemevi’nde, Gaxan kutlandı: Gaxan’da dayanışmanın ruhu var-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi’nde çerağlar uyandırılıp, lokmalar pay edilip Gaxan kutlandı. Gaxan’da dayanışma ruhu olduğunu belirten Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe, “Aleviliğin özü paylaşımdır. Aleviler lokmaları dayanışmayı, birliği ve beraberliği sağlamak için paylaştırırlar. Yolumuzu sürdürmeye devam edelim” dedi.

    Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşılarken bolluk, bereket için lokmalar pişirilip dağıtılıyor. Köylerde yaşarken kapı kapı tüm evlerin dolaşıldığı bu gelenek şehirlere göçle birlikte şehirlerde de yaşatılmaya çalışılıyor.

    Gaxan ayı nedeniyle çok sayıda yurttaş, evlerinde pişirdikleri lokmalarıyla birlikte yollara düşerek Düzgün Baba Cemevi’ne geldi. Kureyşan Ocağı evlatları Cemal Can ile Kazım Açıktepe’nin okuduğu gülbengin ardından çerağlar uyandırılıp, lokmalar pay edilip Gaxan kutlandı. Daha sonra da Düzgün Baba Cemevi’nde Gaxan ile ilgili muhabbet edildi.

    “ALEVİLİĞİN ÖZÜ PAYLAŞIMDIR, YOLUMUZU SÜRMEYE DEVAM EDELİM”

    Gaxan’da dayanışma ruhu olduğunu vurgulayan Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe, “Eskiden köylüler evlerde pesareyi (çörek) pişirdikten sonra lokmaları birbirleriyle paylaşırdı. Paylaştırılan lokma vesilesiyle birbiriyle küs olanlar barışırdı. Eğer küslük lokma ile barışılacak derecede değilse köye pirin gelmesi beklenir ve pirin yürüttüğü cemde mutlaka o sorun çözülür ve küsler barıştırılırdı. Gaxan’da bir diğer önemli ritüel ise bir kişinin kız kardeşleri, halaları evlenmişse Gaxan’da ziyaret edilirdi ya gömbe yapılırdı ya da ekonomik durumu iyiyse keçi kesilirdi. Kesilen keçi tüm olarak pişirilip götürülürdü onlarda kendi komşularına dağıtırlardı. Aleviliğin özü paylaşımdır. Birbirimizin elinden tutalım, her şeyin başı sevgidir. Sevgi olmadan hiçbir şey olmaz, insanoğlu da sevgi olmadan yaşayamaz. Aleviler lokmaları dayanışmayı, birliği ve beraberliği sağlamak için paylaştırırlar. Yolumuzu sürdürmeye devam edelim” diye konuştu.

    Gaxan ile ilgili muhabbetin ardından lokma ve aşure pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Hacı Bektaş Veli hac yapmamıştır, çarpıtılıyor; amaç Aleviliği asimile etmek’

    ‘Hacı Bektaş Veli hac yapmamıştır, çarpıtılıyor; amaç Aleviliği asimile etmek’

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın web sitesinde yer alan ‘Hacı Bektaş Velî’ başlıklı yazıda Hacı Bektaş Veli’nin hac vazifesini yerine getirdiği için ‘hacı’ olduğu iddiası yer alıyor. Kazım Açıktepe Dede, “Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı yönünde tarihi kaynaklarda kesin bilgi yoktur. Alevilik inancını asimile etmek adına çarpıtılan bilgilerden biridir” dedi. Abbas Ulusoy Dede ise “Hacca bir ziyaret, gidiş ve Sünnilikteki gibi bir hac ibadeti söz konusu değildir. Hacı Bektaş Veli’nin inancında Kabe gönüldür, kıble insandır” diye belirtti. 

    MHP’nin desteğiyle AKP tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı; Alevilikten uzak bakış açısı, dedelere maaş teklif edilmesi, Alevi ansiklopedisini hazırlamak için Sünni akademisyenlere başvurması gibi sebeplerden dolayı tepkiler alıyorken buna bir yenisini daha ekledi.  Başkanlığın web sitesinde Hacı Bektaş Veli’nin hacca gittiği ve bu nedenle ‘Hacı’ ünvanını aldığı yazılarak, İslami ibadeti yerine getirdiğine işaret ediliyor.

    Sitede yer alan yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “… Hacı şeklinde anılması ise Velâyetnâme‘de hac ile ilgili anlatılan kerâmeti dolayısıyladır. Ancak biz Makâlât’ta ve Velâyet-name‘de verilen canlı bilgiler sebebiyle Veli’nin gerçekten Hac vazifesini yerine getirdiği ve Hacı olduğu kanaatindeyiz (Duran 2007: 85)”

    Sultan Hızır Samıt Ocağı dedelerinden Abbas Ulusoy ve Kureyşan Ocağı dedelerinden Kazım Açıktepe, konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundular.

    “AMAÇ ALEVİLİĞİ ASİMİLE ETMEK”

    Kazım Açıktepe, bu tür iddiaların Aleviliği asimile etme politikalarının bir parçası olduğuna dikkat çekti. Tarihi kaynaklarda Hacı Bektaş Veli’nin hac ibadetini yaptığına dair kesin bir bilgiye rastlanmadığını kaydederek şu sözleri kullandı:

    “Hacı Bektaş’ın hacca gidip gitmediği Hacı Bektaş’ın söylediği sözlerden net bir şekilde anlaşılıyor. Hacı Bektaş ‘Hararet nardadır, sacda değil. Keramet baştadır taçta değil. Her ne arar isen kendinde ara. Kudüs’te Mekke’de Hac’da değil” demiştir. Bazı kaynaklarda Ahmet Yesevi’nin öğrencisi olduğu söyleniyor ancak Hacı Bektaş’ın doğumu ile Ahmet Yesevi’nin ölümü arasında 30 yıl vardır. Bu nedenle ikisi birbiriyle kesinlikle görüşmemiştir.

    Ahmet Yesevi’nin hacca gittiğini, canının helva istediğini, Hünkar’a da bunun ayan olduğunu, Hünkar’ın hacca gidip kendisine helva verdiğini ve bu nedenle Hacı ünvanını aldığını söylüyorlar ancak tarihi kaynaklarda bunun karşılığı yoktur. Tarih boyunca Alevileri asimile etmek için mutlaka bir şeyler uydurulmuştur. Bugün de bu asimilasyona dair yoğun bir çaba var. Bu konuda kesinlikle Hacı Bektaş Veli’nin hacca gittiği yönünde doğru bir bilgi yoktur.”

    “HACI BEKTAŞ VELİ GÖNLÜMÜZÜN HACISIDIR”

    Abbas Ulusoy da Velayetname’de yazan Lokman Perende’nin canının pişi çektiğini, Hacı Bektaş Veli’ye ayan olduğunu ve hacca giderek pişileri kendisine verdiğini, Lokman Perende’nin ‘Asıl hacı Bektaş’tır’ sözleri sebebiyle hacı olduğunun ileri sürüldüğünü belirtti.

    Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı inanışına katılmayan Ulusoy, “Hacca bir ziyaret, gidiş ve Sünnilikteki gibi bir hac ibadeti söz konusu değildir. Hacı Bektaş Veli’nin inancında Kabe gönüldür, kıble insandır. Hacı Bektaşi Veli bizim hacımızdır, yani bizim gönlümüzdedir. Biz onun etrafında, o bizim etrafımızda hacıyızdır. Bu anlamda hacıdır. Dolayısıyla bu düşünceye katılmıyorum” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Açıktepe: Muharrem Orucu barışa, sevgiye ve kardeşliğe vesile olsun-VİDEO

    Açıktepe: Muharrem Orucu barışa, sevgiye ve kardeşliğe vesile olsun-VİDEO

    PİRHA-Muharrem Orucuna dair PİRHA’ya konuşan Kureyşan Ocağı pirlerinden Kazım Açıktepe, “Muharrem Orucu barışa, kardeşliğe ve sevgiye vesile olsun” dedi.

    Muharrem Orucu tutuluyor, bugün ikinci gün. Kerbela’da katledilen İmam Hüseyin ailesi şahsında bütün mazlumlar için oruç tutuluyor.

    Aleviler, Kerbela Katliamı’nın yası nedeniyle 3 gün Masum-u pak, 12 gün ise Muharrem orucu tutuyor. Oruç süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez, kurban kesilmez ve et yenmez, hiçbir canlıya eziyet edilmez. Eğlenceden uzak durulur.

    Kureyşan Ocağı pirlerinden Kazım Açıktepe, Muharrem orucuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “KERBELA’DA HZ. HÜSEYİN İLE 71 KİŞİ HUNHARCA KATLEDİLDİ”

    Kazım Açıktepe, Kerbela’da Hz. Hüseyin ile 71 kişinin susuz bırakılarak hunharca katledildiği için Anadolu Alevilerinin geçmişten bugüne kadar bu orucu tutarak matemi gönüllerinde yaşattıklarını söyledi.

    Açıktepe, “Kerbela’dan sonra Hallacı Mansur, Fazlullah ve Seyit Nesimi de katledildi. Alevi inancı yoksulun, ezilenin ve zulme uğrayanın sahiplenen bir inançtır. O yüzden geçmişten günümüze kadar katliamlarda yaşamını yitirenler mutlaka Alevi inancı içerisinde anılmıştır. İslamiyet’te Muharrem ayında kavga ve savaş olmaması gerekiyor. Ama Yezit, bu duruma saygı duymayarak Hz. Hüseyin ile 71 kişiyi katletti. Hz. Hüseyin’in duruşuna, söylemlerine, iradesine sahip çıkarak biz de bugün nerede bir zalim varsa, mazlumun yanında yer almamız gerekiyor. Muharrem Orucu’nda bütün dünyada ırkı, dili, mezhebi, rengi ne olursa olsun hiçbir coğrafyada canının acımaması için savaşın olmadığı artık sevginin, barışın, huzurun, kardeşliğin, dostluğun hakim olmasını diliyorum. Muharrem Orucu barışa, kardeşliğe ve sevgiye vesile olsun” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Sivas Madımak’ta katledilen 33 kişi Düzgün Baba Cemevi’nde anıldı -VİDEO

    Sivas Madımak’ta katledilen 33 kişi Düzgün Baba Cemevi’nde anıldı -VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler, 31. yılında Dersim’in Nazimiye ilçesindeki Düzgün Baba Cemevinde anıldı. Anmada konuşan Pir Kazım Açıktepe, “Dünyada ve ülkemizde yaşayan halklar, inançlar arasında barış, huzur, dostluk ve kardeşliğe vesile olsun. Hiç bir coğrafyada çocuklar ölmesin, analar ağlamasın, acılar son bulsun” temennisinde bulundu.

    2 Temmuz 1993 Madımak Katliamı’nın 31. yılı dolayısıyla Dersim’in Nazimiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi’nde bir anma düzenlendi. Katliamda yaşamını yitirenlerin anısına çerağlar uyandırılıp lokmalar pay edildi. Pirlerin ve anaların Gülbeng (gulbang) verdiği etkinliğe çok sayıda kişi katıldı.

    Anmada Sivas’ta katledilenlerin isimleri tek tek okunarak ‘burada’ ve ‘yaşıyor’ denildi. Düzgün Baba Cemevi’nde Yol erkân hizmeti yürüten pir Kazım Açıktepe bir konuşma yaparak katliamı kınadı.

    “YAKTIKLARI IŞIK YOLUMUZUN IŞIĞIDIR”

    “Yaktıkları ışık yolumuzun ışığıdır” diyen Açıktepe, “Dünyada ve ülkemizde yaşayan halklar, inançlar arasında barış, huzur, dostluk ve kardeşliğe vesile olsun. Hiç bir coğrafyada çocuklar ölmesin, analar ağlamasın, acılar son bulsun” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Sinan Kırmızıçiçek’e verilen hapis cezasını kabul etmiyoruz’-VİDEO

    ‘Sinan Kırmızıçiçek’e verilen hapis cezasını kabul etmiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’e 7,5 yıl hapis cezası verilmesine tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Verilen cezayı kabul etmiyoruz, cezanın bir an önce kaldırılmasını istiyoruz” dedi.

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek hakkında 2016 yılında ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla açılan davada verilen 7,5 yıl hapis cezası onandı.

    Kırmızıçiçek’e verilen 7,5 yıllık hapis cezasına Dersimli yurttaşlar, tepki gösterdi.

    “SİNAN KIRMIZIÇİÇEK BÖYLE BİR CEZAYI HAK ETMEDİ”

    Alevi kurumlarına ve yöneticilerine verilen cezaları olumlu karşılamadığını ifade eden Önder Kırmızıgül, “Alevi inancı atalarımızdan günümüze kadar gelen kadim bir inanç ve Alevi inancının temelinde sevgi, güzellik ve barış vardır. O yüzden devlet inanç merkezlerine ceza vermek yerine bu mekânlarla kucaklaşmasını istiyoruz” diye belirtti.

    Düzgün Akın ise, “Verilen kararı kesinlikle kabul etmiyoruz. Sinan Kırmızıçiçek böyle bir cezayı hak etmedi” dedi.

    “CEZAYI KABUL ETMİYORUZ”

    Sinan Kırmızıçiçek’in yıllardır Düzgün Baba Cemevi’nde emeği olan birisi olduğunu belirten Veli Yıldız, “Verilen bu cezayı kabul etmiyoruz. Bizim inancımızda eğer biri suç işlerse biz o insanı tecrit ederiz. Aleviler olarak verilen cezayı kabul etmiyoruz. Cezanın bir an önce kaldırılmasını istiyoruz” diye ifade etti.

    Düzgün Baba Cemevi Dedesi Kazım Açıktepe ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bu ne ilktir ne de son olacaktır, Aleviler bin yıllardır bütün iktidarlar döneminde baskı ve katliamlara uğramasına rağmen bu inancı bugüne kadar sürdürerek getirdiler. Sinan Kırmızçiçek ile birlikte inancımızı gelecek nesillere taşımak için burada hizmet yürütüyorduk. Verilen kararı doğru bulmuyoruz ve tekrar gözden geçirilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dede Kazım Açıktepe: Dedeler cemlere gelen canlara Yolu, erkanı anlatmalı-VİDEO

    Dede Kazım Açıktepe: Dedeler cemlere gelen canlara Yolu, erkanı anlatmalı-VİDEO

    PİRHA- Dede Kazım Açıktepe, geçmişte yapılan cemlerde her talibin piriyle karşılıklı ikrar vererek cemlerin yürütüldüğünü ancak günümüzde yapılan cemlerin ise pir-talip ilişkisi olmadığı ve ceme katılanlar birbirlerini tanımadığı için formaliteden öte bir anlam teşkil etmediğini kaydetti. 

    Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Kazım Açıktepe, geçmişte ve bugün yürütülen cemlere ve Alevi inancındaki işleyişe ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “CEME GELEN CANLARA ALEVİ RİTÜELLERİNİN ANLATILMASI LAZIM”

    Geçmişte her talip, pir birbirine ikrar verdiği için ondan rızalık almasına gerek olmadığını belirten Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Kazım Açıktepe, “Bugün ben buradaki toplumla ilk defa karşı karşıya geleceğiz. Ne o toplum benim yaşamımı ne de ben onların yaşamını biliyorum. Elbette ben o toplumdan rızalık almam lazım” dedi.

    Ceme gelen insanlara Alevi ritüellerinin anlatılması gerektiğini vurgulayan Açıktepe, şunları ifade etti:

    “Ceme gelen canlara darları, lokmayı, düşkünlüğü, müsahipliği, 4 kapı 40 makamı, rıza şehrini, gaganı, Xızı’ı, Newroz’u, yardımlaşmayı, dayanışmayı, bu Yolu, erkanları anlatmak gerekir.

    “GÜNÜMÜZDEKİ CEMLER CEM OLMAKTAN ÇIKTI”

    Bugün yapılan cemler cem olmaktan uzaklaştı. Çünkü şöyle bir şey var. Biz rızalık alıyoruz, yan yana oturmuşlar ama kimse birbirini tanımıyor. Formalite icabı gibi bir durum oluyor. Birbirinin omzunu öpüp ‘razıyım’ diyor. Bu metropolde yaşıyoruz hiç mi birimizin eksiği yok. 10 yıldır benim de böyle bir gözlemim var. Kendim dahil böyle bir şeyi yapmadık, oysa bunu uygulamamız lazım. Düşkün, müşkül olmasa da yapmak lazım. Bunu katıldığım cemlerde dedelere önerdim. Böyle bir uygulamayı yapalım ki bu insanlar görsün. Bu nasıl yapılıyor, cezası nedir? Nasıl uygulanıyor? Ne oluyor? Bunları cemlerde yapmamız, uygulamamız lazım.”

    “BAZI DEDELER TALİPLERİNİ CAMİYE GÖTÜRMEYE ZORLUYOR”

    Her talibin kendi pirini mutlaka bulması gerektiğini vurgulayan Açıktepe, “Her ne kadar zaman zaman dedelerimiz eleştirilere maruz kalıyorsa da bu yolu bugüne kadar getiren gene o taliple dedenin gönül birliğidir, ikrardır” dedi.

    Bazı ‘dedeyim’ diyenlerin taliplerini camiye götürmeye çalıştıklarını belirten Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Kazım Açıktepe, “Sonuçta cemevleri siyasete bulaştı. Bir kişi hem başkan, hem dede, hem meclis üyesi böyle bir şey olmaz. Tunceli’de cemevi dedesi, hem cemevi başkanı, hem Sosyal Hizmetler İl Müdürü. Milleti işe alıyor, işten kovuyor. Biz bunlarla nereye gideceğiz?” diye belirtti.

    “PİR HABER AJANSI ALEVİ CAMİASININ HEM GÖZÜ HEM KULAĞI HEM DE DİLİ”

    Bu arada, Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) varlığından mutlu olduğunu belirten Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, “Pir Haber Ajansı Alevi camiasının hem gözü, hem kulağı, hem de dilidir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Dede Açıktepe: Hakk’a uğurlama erkanında kadınlar arkada ve ayrı durmamalı-VİDEO

    Dede Açıktepe: Hakk’a uğurlama erkanında kadınlar arkada ve ayrı durmamalı-VİDEO

    PİRHA-Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili konuşan Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, Hakk’a uğurlama erkanlarında cemlerde olduğu gibi kadın erkek yan yana olması gerektiğini söyledi. Açıktepe, “Neden kadınlar ile erkekler bir arada değil de kadınlar ayrı bir yerde ve neden arkalarda duruyorlar?” diyerek eleştirdi. 

    Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

     “NEDEN HAKKA UĞURLAMA ERKANLARINDA KADINLAR AYRI VE ARKALARDA?”

    Halka açık olmayan yerlerde yapılan erkanlarda kendi anladıkları dilde hizmet yürüttüklerini belirten Açıktepe, “Ama Hakk’a yürüme erkanında farklı bir şeyle karşı karşıya kalıyoruz. Cenaze hizmetini de cemevinde yapıyoruz. Cemevinde olduğumuz gibi cenazede can olamıyor muyuz? Kadınlar bir tarafta arkada, erkekler bir tarafta neden böyle bir şey yaşanıyor acaba?” diye sordu.

    “ALEVİLİK; EL ELE, EL HAKK’A DÜSTURUYLA BU GÜNLERE GELDİ”

    Yolun dilden dile gönülden gönüle ‘el ele, el Hakk’a’ düsturuyla bugünlere geldiklerini belirten Açıktepe, “Pir Sultan Abdal’ın Hakk’a yürüme erkanı ile ilgili birçok nefesi var. Karacaoğlan’ın bütün aşık-ı sadıkların bununla ilgili kelamları var. Pir Sultan kendi oğlu Hakk’a yürüdüğünde ’emanetim sana Hızır’ diye nefes söylemiş. Bunların ne sakıncası var? Artık gerçekten ya kendi varlığımızı dile getireceğiz yahut da herkes vicdanlarıyla karşılaşarak bunun muhasebesini yapması gerekiyor” dedi.

    “ÖNEMLİ OLAN GELECEK NESİLLERE BU YOLUN, İNANCIN GÜZELLİKLERİNİ AKTARMAK

    Önemli olanın gelecek nesillere bu inancın güzelliklerini ve özelliklerini bırakmak olduğunun vurgulayan Kazım Açıktepe, şunları kaydetti:

    “Eline, diline, beline, nefsine hâkim olmayı, herkese aynı nazarla bakmayı, doğada bulunan her şeyi cümle Hakk bilip ona karşı saygı duymayı, nefsini öldürüp 4 Kapı 40 Makamdan geçerek kamil insanlık mertebesine varıp, rıza şehrine varmayı amaçlamayı öğretirsek, öğrenirsek bir sorun kalmayacak.

    Birçok Hakk’a yürüme erkanı hazırlanmasına rağmen, hazırlayan insan kendi imzasının olduğu cemevinde bile doğru uygulamıyor. Kendisi ‘bu böyle olması gerekir’ demiş, altına imza atmış ama uygulamıyor. Burada bir baskı mı var veya nasıl bir şey var bilmiyorum. Yol yaşamakla yürünür. Eğer bugün Pir Sultanlar yaşıyorsa, ‘açılın kapılar şaha gidelim’ diyerek serini vermişse, Mansur ‘Enel Hakk’ dediği için idam edilip kafası bedeninden ayrılıp yakılmış olmasına rağmen bugüne kadar geliyor ve gönüllerimizde yaşıyorsa, Nesimi  nasıl kendi inandığı, ikrar verdiği Yolu savunduğu için diri diri derisi yüzülmüşse ve bizler bu değerlerimizi bugüne kadar hâlâ cemlerimizde dar olarak yaşatıyorsak, pirlerimizin de gerçekten bu konuda kendi nefsini değil, kendi mevki makamını değil; insanlığı, aydınlığa, güzelliğe, sevgiye, birliğe, beraberliğe sevgiye götürmeleri gerekir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Çocuklarımız camiye götürülüp namaz kıldırılıyor, güçlü mücadele edilmeli’-VİDEO

    ‘Çocuklarımız camiye götürülüp namaz kıldırılıyor, güçlü mücadele edilmeli’-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin okullara imam atamasına tepki gösteren Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, ÇEDES projesi ile Alevi çocuklarının asimile edilmesinin bir insanlık suçu olduğunu belirtti. Açıktepe, güçlü bir mücadele yürütülürse ÇEDES projenin geri çekilebileceğini kaydetti. 

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ önceleyerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atandı. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, okullara imam atanmasına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “ÇEDES BENZERİ BİR PROJE  3-4 YIL ÖNCE MERSİN’DE UYGULANMAYA ÇALIŞILDI”

     Kazım Açıktepe, “3- 4 yıl önce 4 gün okul 1 gün cami projesi vardı ve  uygulama için pilot bölge Mersin seçilmişti. O zaman Mersin’deki kamuoyu ve milletvekillerinin girişimiyle ciddi bir kamuoyu oluşturuldu ve bu proje geri çekildi” dedi.

    “ÇEDES PROJESİ SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİL”

    Sorunun sadece Alevilerin sorunu olmadığını belirten Açıktepe, “Her gün bir yerlerde madenler için bir sürü ağaç kesiliyor, insanlar toprak altında kalıyor. Bunlara bakmayan insanlar bizim 4-5 yaşındaki çocuklarımıza çevreye duyarlılığı öğretmeye çalışıyorlar. ‘Çevreme duyarlıyım, değerlerime saygılıyım’ projesinin altında aslında ciddi bir asimilasyon politikası yatıyor” diye belirtti.

    Mersinde bir öğrencinin yaşadıklarını aktaran Açıktepe, şöyle devam etti:

    “Mersin’de bir okulda çocuklara din hocası tarafından cennet, cehennem anlatılmış. Cennette ırmaklar akıyor, bol bol şaraplar akıyor. Kadınlar erkeklere hizmet ediyor’ şeklinde anlatılmış. Çocuk eve geliyor ‘Anne ben ölmek istiyorum’ diyor. Anne ‘neden?’ diye soruyor. Burada niye yaşayacağım ki diyerek hocanın anlattıklarını anlatıyor. Çocuk ‘Ben cennete gideceğim sizi orada bekleyeceğim’ diyor.”

    “ÇEDES İLE ÇOCUKLARIMIZA YAPILAN UYGULAMALAR BİR İNSANLIK SUÇUDUR

    “21. Yüzyılda bir çocuğa bu eziyeti çektirmek gerçekten hem vicdani olarak hem de insanlık olarak suçtu” diyen Kazım Açıktepe, “Çünkü bu insanların hepsi aynı inançta değil. Bizim çocuklarımız da var, o toplumun içerisinde gitmese dışlanacak, horlanacak, çocuğun psikolojisi bozulacak. Gitse niye namaz kılmıyorsunuz, niye oruç tutmuyorsunuz, niye camiye gitmiyorsunuz?’ denilecek. Biz çocuğumuzla karşı karşıya geleceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIMIZ CAMİYE GÖTÜRÜLÜP NAMAZ KILDIRILIYOR”

    Camiye, mezarlıklara götürülen çocuklara temizlik yaptırıldığını, namaz kıldırıldığını belirten Açıktepe şunları kaydetti:

    “Bu psikolojik olarak bir zulümdür, başka bir şey değil. Onlar gitsin şeytan taşlasınlar. Eğer bizim vicdanımız temizse biz eğer doğadaki cümle varlığın hakkına saygı gösterip o şekilde yaşıyorsak, elimize, belimize dilinize, hâkim isek paylaşımı, sevgiyi eğer gönlümüzde yaşatabiliyorsak bizim şeytanları taşlamaya ihtiyacımız yok. Önemli olan içimizdeki kini, kibri paklayabilmek önemli.”

    “HEP BİRLİKYE MÜCADELE YÜRÜTMELİZ”

    Bu tür uygulamalara projelere karşı sadece bir basın açıklaması ve mitingin yetmeyeceğini ifade eden Açıktepe, “Bu konuda hem hukuki olarak hem demokratik kitle örgütlerini bu işin içerisine katarak bunun peşini bırakmamak lazım. Bunun her gün dillendirilmesi gerekiyor ki bu konuda geri adım attırılsın. Yoksa sadece bireysel olarak benim burada bir şey söylemem, sizin bir şey söylemeniz ya da kurumların bir basın açıklaması yapması ile bu proje geri çekilemez. Hep birlikte güçlü bir şekilde mücadele edilirse ancak o zaman bu projeyi geri çektirebiliriz. Çünkü Mersin’de de aynı şey yaşandı ama ciddi bir kamuoyu oluşturulduktan sonra projeyi geri çekmek zorunda kaldılar” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

     

     

  • ‘Alevi dedesiyim diyenin Hızır paşanın sofrasında işi olamaz’-VİDEO

    ‘Alevi dedesiyim diyenin Hızır paşanın sofrasında işi olamaz’-VİDEO

    PİRHA-Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve maaşlı dedeler bulma arayışına tepki gösterdi. “Dedeyim, Yol evladıyım, hizmetkarım diyen birinin ne devletin ne de bir başkasının parasına ihtiyacı yok” diyen Açıktepe, “Buna tenezzül edenlerin Hakk vicdanlarına merhamet versin. Bu Yolun pirleri onları doğru yola getirsin” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Alevi örgütleri, dedeler/pirler/analar “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor.

    Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BİLMEDİĞİMİZ KAYNAKTAN HAKKULAH ALINMASI KABUL EDİLEMEZ”

    “Kadimden bugüne atalarımızdan, Yol ulularımızdan gördüğünüz şey kesinlikle bilmediği bir kaynaktan herhangi bir hakkullak ve herhangi bir lokma kabul edilmez” diyen Kazım Açıktepe, “Bazı dedelerin talipleri Muş’ta Hınıs’ta idi. Arabanın bile olmadığı zamanda dedeler çarıklarıyla cemal cemale dar-ı didar olması için talipleriyle görüşüyorlardı. O şekilde bu Yolu bugüne dek getirdiler” dedi.

    “CEMEVLERİ ASİMİLASYON YERİ OLMAYA BAŞLADI”

    “Cemevlerini kuranların, meydana getirenlerin hepsinden Hakk razı olsun, hizmetlerini Hızır daim etsin” diyen Açıktepe, ancak şu an cemevlerinin bir asimilasyon yeri olmaya başladığını söyledi.

    “CEMEVLERİNİN DEVLETTEN YARDIM ALMASI DOĞRU DEĞİL”

    Cemevlerinin inşaatları yapıldığında devletten yardım alındığını vurgulayan Açıktepe, “Sonuç olarak da devlet bizi götürdü Kültür Bakanlığı’na bağladı. Bizim darımızı, didarımızı, cemimizi, lokmamızı, Hızır’ımızı, ziyaretlerimizi, hepsini bir şekilde bir kültürün içerisinde eritmeye çalışıyor. Bu yol nasıl bugüne kadar nasıl geldiyse bundan sonra da Pir Sultan’ın, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin Abdal Musa’nın yolundan gidenlerle devam edecek. Ama öyle bir aşamaya geldik ki gerçekten hem kendi içimizde bir asimilasyonla karşı karşıyayız, hem de devletin ve başka etkilerin sonucu asimilasyona uğratılmaya çalışılıyoruz” diye belirtti.

    “İNANÇ TARİF EDİLMEZ YAŞANIR”

    “İnanç tarif edilmez, inanç yaşanır” ifadesini kullanan Açıktepe, “Yaşadığımız bizim inancımızdır. Eğer yolumuzdaki ulularımız mesela bazen sadece bir kişiye atfediyor. Hâlbuki bu Yol Pir Sultan’ın dediği gibi;

    Halimizi hal eyledik
    Yolumuzu yol eyledi
    Her çiçekten bal eyledi
    Arıya saydılar bizi.

    O her çiçekten her toplumdan alınan güzellikle donatıldı, arı onu sürekli bala çevirdi. Yıllarca tarumar edilmesine rağmen verilen o ikrarla pir ve talip tekrar yan yana geldi ve o günden bugüne kadar ruhu getirdi” dedi.

    “DEDENİN, NE DEVLETİN NE DE BAŞKASININ PARASINA İHTİYACI VAR”

    “‘Dedeyim, Yol evladıyım, hizmetkarım’ diyen birinin ne devletin ne de bir başkasının parasına ihtiyacı olduğunu söyleyen Açıktepe  şunları kaydetti:

    Benim bağlı olduğum pirim Seyit Ali Düzgün benim evime geldiği zaman, oğlum eğer paranız yoksa, kredi kartından parayı çekip getirip bana verirsen ben bunu almam. Bunun vebali de sana ait diyordu. Eskiden dedelerimiz bu gibi mevzuları çok ince düşünürlerdi. Bugün Aleviyim diyen bazı kişiler, Hızır Paşa’nın sofrasında beslenmeye çalışanlar bir şekilde bu gibi kurumlarla ilişki kurdular. Bu gibi dedelerin Alevilikle alakaları yok.
    Alevilik düşenin, ağlayanın, yoksulun, mazlumun ve darda olanın yanındadır. Bunlarda hiçbirisinin bu özelliği olmamasına rağmen bunları getirip oraya koydular. Sözde bunlar bizi temsil edecek. Kesinlikle bunu kabul etmiyoruz. Sonuçta hakkullah bilinmeden kesinlikle alınmaz. Her kim kendi talibinin verdiği bu lokmayla kendi pirini, talibini ziyaret edebilir. Bunun imkanları vardır. Bugüne kadar nasıl olduysa bundan sonra da bu şekilde sürmesi gerekiyor. Buna tenezzül edenlerin de Hakk vicdanlarına merhamet versin. Bu Yolun pirleri onları doğru yola getirsin.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO

     

  • Nazımiye Düzgün Baba Cemevi dedesi Açıktepe, Hasret Gültekin’in heykeli önünde dara durdu-VİDEO

    Nazımiye Düzgün Baba Cemevi dedesi Açıktepe, Hasret Gültekin’in heykeli önünde dara durdu-VİDEO

    PİRHA-Hasret Gültekin’in, Hacıbektaş’ta bulunan heykeli önünde dara durarak, çerağ uyandıran, rızalık isteyen Nazımiye Düzgün Baba Cemevi ve Kureyşan Ocağı dedesi Kazım Açıktepe, “Kalbimiz buruk, acılı. Gönül isterdi ki böyle bir şey yaşanmasın. İnancımızın düsturuna göre sorunların cemde çözülmesi gerekiyordu. Biz bunu başaramadık ve o nedenle çok acı çektirdik. Acıyı yüreğimizde hissettik” ifadelerini kullandı. 

    Dersim Nazımiye Düzgün Baba Cemevi dedesi ve Kureyşan Ocağı mensubu Kazım Açıktepe, Sivas katliamında hayatını kaybeden Hasret Gültekin’in Nevşehir Hacıbektaş’ta bulunan heykeli önünde çerağ uyandırarak, dara durdu, rızalık istedi. Geçtiğimiz yıl Dersim’de yaşanan heykel tartışmasından ötürü üzgün olduğunu belirten Açıktepe, Gültekin’in heykeline Munzur Suyu dökerken, çevresine de Düzgün Baba’dan getirdiği toprağı serpti.

    “BİZDEN BÖYLE BİR TALEP GELMEDİ, AÇIKTEPE’NİN GÖNLÜNDEN GELMİŞ”

    “Hasret canımızdan rızalık almaya geldim. Dara durdum” diyen Açıktepe, ayrıca gelenlere lokma pay etti. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe de Açıktepe’nin yanında yer aldı. Açıktepe tarafından sabah saatlerinde böyle bir talebin geldiğini belirten Erçe “Bizden herhangi bir talep gelmedi. Kazım Açıktepe dedenin gönlünden gelmiş. Düzgün Baba’dan teberik, su ve lokma getirerek, Hasret canımızın huzurunda dara durmak istedi. Dedemizin böyle bir talebine rızalık vermeme gibi bir şansımız yok” dedi.

    Hasret Gültekin’in heykeli önünde dara duran Açıktepe, “Kalbimiz buruk, acılı. Gönül isterdi ki böyle bir şey yaşanmasın. İnancımızın düsturuna göre sorunların cemde çözülmesi gerekiyordu. Biz bunu başaramadık ve o nedenle çok acı çektirdik. Acıyı yüreğimizde hissettik” ifadelerinin kullandı.

    PİRHA / HACIBEKTAŞ

  • İnşaatı süren Mezitli Cemevinde aşure paylaşıldı -VİDEO

    İnşaatı süren Mezitli Cemevinde aşure paylaşıldı -VİDEO

    PİRHA- İnşaatı devam eden Mezitli Cemevinde de, aşure lokması paylaşıldı. Mezitli Cemevi Başkanı Ferdi Koç, cemevinin tamamlanması için Alevilerin katkısını beklediklerini söyledi. Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan da, “Umarım bundan sonra hayırseverler bu yapıya  bir tuğla bir briket koyar. Bir an önce bitsin istiyoruz” dedi.

    Aleviler, 12 gün boyunca tuttukları Muharrem (Yası Kerbela) Orucunu tamamladı. Aşure lokmaları da pandeminin gölgesinde paylaşıldı.

    Yapımına devam edilen Mezitli Cemevinde de, Aşure lokması Kazım Açıktepe Dedenin gulbangıyla paylaşıldı.

    CEMEVİNİ TAMAMLAMA ÇAĞRISI

    Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in katılımıyla gerçekleşen lokma paylaşımı öncesi cemevinin durumuna ilişkin bilgilendirme yapıldı.
    Meztli Cemevi Başkanı Ferdi Koç, sürecin çok ağır işlediğini belirterek, “İş insanları başta olmak üzere, Aleviler sahip çıksın cemevimizi bir an önce tamamlayalım” çağrısında bulundu.

    Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan da, her şeyin güzel yönde değişmesini istediğini ifade ederek, “Barışın da aynı şekilde dünya barışının da bu süreç sonunda olumlu şekilde bu görünen o ki Türkiye koşullarında zorda olsa. Çünkü inançlarından ötürü hala zarar gören insanlarımız var, barışı savunduğu için zarar gören insanlarımız var, kolay değil. Zaman zaman insanlarda kötülükler, kötü olabilenler mevcut ama biz umutlu olmak durumundayız, umudu korumamız gerekiyor” dedi.

    Tarhan, Alevi Kültür Dernekleri Mezitli Şubesi’yle birlikte cemevi inşaatına başladıklarını ve sürecin kolay olmadığını belirterek, şunları dile getirdi:

    “Kaba inşaatı tamamlanmak üzere. Sadece Alevilerin belli zamanlarda kullandığı mekanın ötesinde tüm halkın kullandığı, üretici işlevi olan ve neredeyse 24 saat kullanılabilen çok işlevli bir yapı olacaktır. Bugüne kadar hayırseverlerden destek geldi mi? Maalesef bunu söylemek durumundayız; bu desteği alamadık. Umarım bundan sonra hayırseverler bu yapıya bir tuğla koysun ki bir briket koysun ki bir an önce bitsin istiyoruz.”

    “DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİ KARŞILANMALI”

    İnsanların eşit yurttaşlık talebi için yapılabilecek çok basit olan yasal değişikliklerin hala yapılmadığının altını çizen Tarhan, “Cemevlerinin ibadet evi olamamış olması, Diyanet bütçesinin hala tartışılıyor olması, din dersleri konusu gibi çok çabuk çözümlenebilecek sorunlar dahi bir tarafta tutulmakta, bekletilmekte. Bunların aşılması gerekir. Daha demokratik bir Türkiye için bunları mutlaka kısa sürede çözümlenmesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • ‘Hakk’a yürüme erkanlarında sazla, nefesle canı uğurlama inancımızın gereği olmalı’ – VİDEO

    ‘Hakk’a yürüme erkanlarında sazla, nefesle canı uğurlama inancımızın gereği olmalı’ – VİDEO

    PİRHA-Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe, Alevi inancında Hakk’a uğurlama erkanlarının önemine dikkat çekerek, “İnanç yaşanandır. Yaşadığımız şekilde Hakk’a yürümemiz gerekiyor. Ancak inancımızda olmayan erkanlar yapılıyor” dedi.

    Haberin Videosu

     

    Alevi inancında Hakk’a uğurlama erkanına ilişkin değerlendirmeler yapan Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe, Alevi inancının, sevgi, muhabbet ve rızalık üzerine oluştuğunu belirterek, şunları dile getirdi:

    “Alevilik ikrarlı canlar topluluğunun inancıdır. İnancımızda Hakk’a yürüme erkanı da üç hizmetimiz vardır. Bunlardan birincisi rızalık hizmetidir. İkinci hizmetimiz Hakk meydanı birleme. Hakk meydanında gönüllerimizi birleyip gülbenk veririz. Üçüncü hizmetimiz ise sırlamadır. Yani canın bedeninin toprakla buluşmasıdır Aşık Veysel “topraktadır cümle beden nefsini öldür ölmeden” diyerek yolumuzdaki arınmanın önemini belirtmiştir. İnancımızda ölüm yoktur devriye vardır. “Ölürse ten ölür canlar ölesi değil” demiş Derviş Yunus. İnancımız Hakk ve Hakikat yolunda erenler meydanında, Pir divanında özünü Hakk’a teslim ederek darda durmayı gerektirir. Bu nedenle inancımızda Hakk’a yürümeden nefsi öldürürüz Hakk meydanında.”

    “HAKK’A YÜRÜME ERKANI DA SAZLA, NEFESLE CANI UĞURLAMA İNANCIMIZIN GEREĞİ OLMALI”

    “İnancımız bağlama ve Aşık-ı Sadıklarımızın nefesleriyle bugüne taşınmıştır. Yolumuzun, erkanımızın kuralları nefeslerimizde dile getirilmektedir” diyen Açıktepe, “Aynı zamanda acıyı kederi de dile getirir. O nedenle cem en kutsal olan erkanlarımızdan biridir. Hakk’a yürüme erkanı da sazla, nefesle canı uğurlama inancımızın gereği olmalı. İnancımızda darda indirme erkanı vardır. Hakk’a yürüdükten sonra bu da son gördüğü görgü ceminden sonra Hakk’a yürüdüğü güne kadar olan süre içerisinde ola ki birinin gönlünü kırmıştır veya herhangi bir müşkülü olmuştur, o canlardan rızalık alınması için darda indirme erkanı yapılır” dedi.

    “YAŞADIĞIMIZ ŞEKİLDE HAKK’A YÜRÜMENİZ GEREKİYOR”

    Açıktepe, Pirlerin “Aslına ermektir hüner beş vakitle avunmayız” dediğini vurgulayarak, şunları söyledi:

    “Özellikle inanç yaşanandır. Yaşadığımız şekilde Hakk’a yürümeniz gerekiyor. Ancak gördüğümüz kadarıyla yaşamımız farklı ama Hakk’a yürüdüğümüzde birkaç saat içerisinde farklı bir şekilde Hakk’a yürüme erkanı yapılıyor. İnancımızda iki kutsal meydanımız vardır. Biri cem erkanındaki meydan Hakk ve Hakikat yolunda erenler meydanında Pir divanında dara durduğumuz meydandır. İkincisi ise yine Hakk’a yürüyen canla Hakk ve Hakikat yolunda, erenler meydanında, Pir divanında durduğumuz dardır. Dar; Alevi inancında döktüğünü doldurma, düşürdüğünü kaldırma, ağlattığını güldürme, haklının hakkını teslim etmek için özünü Hakk’a teslim ederek durulan bir duruştur. Cemde neyi yapıyorsa Hakk’a yürüme erkanlarında da onu yapmalıyız. Bilgeler her kuş kendi dilinde öter her ot kendi kökünden biter diyerek bize yol göstermiştir.”

    Diren KESER/MERSİN

     

  • İhraç edilen Kazım Açıktepe Dede: Mahkemeye gitmedim, gitmeyeceğim de

    İhraç edilen Kazım Açıktepe Dede: Mahkemeye gitmedim, gitmeyeceğim de

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi İnanç Kurulu’ndan ve dernekten ihraç edilen Kazım Açıktepe Dede, söylenilenin aksine derneği mahkemeye vermediğini ve bundan sonra da vermeyeceğini açıkladı. Alevi Yol’unun erkanlarının bütün kurallarını denediklerini ancak kabul görmediğini hatırlatan Açıktepe, Yol’un gereklerinin yerine getirilmesi için bir kez daha çağrı yaptı.  

    Kureyşan Ocağı dedelerinden Kazım Açıktepe, ihraç edildikten sonra hala kurumlardan bir ses çıkmadığını PİRHA’ya gönderdiği yazılı bir açıklamayla gündeme getirdi.

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaptığını hatırlatan Açıktepe,  Temmuz 2018’den itibaren Efe Engin Dede ile birlikte İnanç Kurulu’nda hizmet vermesinin  engellendiğini ve 16 Nisan 2019 tarihinde ise dernekten ihraç edildiğini ifade etti.

    “Mevcut yönetime oy vermeyeceğimi söylediğim için 2018 Eylül’ünden 2019 Temmuz’una kadar ki geçen süre içerisinde bana hizmet yaptırmıyorlar” diyen Açıktepe açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Mersin Alevi Kültür Dernekleri İnanç Kurulu’ndan dört dede aracılığıyla defalarca dara durmayı talep ettim fakat kabul edilmedi, Kurum başkanları aracı olarak Mersin Cemevi Başkan’ı ve İnanç Kurulu Başkanıyla görüştüler bir çözüm bulunamadı.
    Mersin Cemevinde yaşanan birçok sorunu İnanç Kurul Başkanı’na anlatıp çözüm istememe rağmen talebime kayıtsız kalınınca, İnanç Kurulu kapalı Whatsapp grubuna yazdığım 5 Aralık 2018 tarihindeki yazımdan dolayı, Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi’nden 16 Nisan 2018 tarihinde ihraç edildim.”

    “40 GÜN GEÇTİ HALA GİRİŞİMLERİMİZ KARŞILIK BULMADI”

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube Başkanı ve İnanç Kurulu Başkanı’nın Erzincan’da yapılan Alevi Bektaşi (ABF) İnanç Kurulu toplantısında dara durma talebini kabul etmediğini belirten Kazım Açıktepe Dede, “Haklı hiç bir gerekçeleri olmadığı için İnanç Kurulu’ndaki ana ve dedelere bizim Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesini mahkemeye verdiğimiz iftirasında bulundular. Toplantı da bulunan ABF Genel Başkan’ı ve 9 İnanç Kurulu üyesi bizi haklı bularak üyeliğimizin geri iade edilmesi konusunda tavsiye kararı aldılar. Bu kararın üzerinden 40 gün geçmesine rağmen yaptığımız tüm girişimler bir karşılık bulamadı” dedi.

    “MAHKEME HAKKIMI KULLANMAYACAĞIM”

    İhraç edildiğinden bu yana 8 ay geçtiğini ve Mersin Cemevinde, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezinde, Alevi Bektaşi Federasyonu’nda, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nda adalet aradığını,  en son Erzincan’da ABF İnanç Kurul toplantısında anaların ve dedelerimin huzuruna çıktığını hatırlatan Kazım Açıktepe Dede, bu açıklamayı neden yaptığını da şöyle ifade etti:

    “Bu yazıyı mahkemeye gitmediğimi ve de gitmeyeceğimi siz duyarlı canlarla dostlarla paylaşmak için yazdım. Her ne kadar Dernekler Kanunu’nu kendilerine esas alsalar da inancımızın, yolumuzun kuralları işletilsin diye yola çıktım mahkeme hakkımı kullanmayacağım. Ben davamı ABF İnanç Kurulu’ndaki iki Ana ve yedi Dedenin Ocaklarına havale ediyorum. Alevi pirleri kadim inançlarını Ocaklarda, Dergahlarda pişirerek gönüllerinde mayalayıp Hak kelamı haline getirdiler. İnancımız ikrar, eşitlik, paylaşım, rızalık ve sevgi üzerine kurulmuştur.
    Yolumuzda kişi, kendi isteği ile Hakk ve Hakikat yolunda erenler meydanında Pir divanında Dar’a durarak yola girer, gelme – gelme, dönme – dönme, gelenin malı dönenin canı gider, öl ikrar verme, öl ikrarından dönme demiş pirlerimiz. (Bugün dedeler ve yöneticiler dara durmayız diyorlar.)
    Talip odur ki, Erenler meydanından dönmeye, tarikat hallerinden vazgeçmeye, Pir’inden Mürşid’inden, Rehber’inden, Müsahib’in den yüz çevirmeye, Hakikat sırrını ifşa etmeye, bu yola talip ola, Kemalete ermiş ola.

    “ALEVİ İNANCI ANCAK YAŞANIRSA GELECEK KUŞAKLARA AKTARILIR”

    Alevi inancı, yaşamın içinde yer alır. Ancak yaşanırsa gelecek kuşaklara aktarılabilir. ( Dernekler Kanunu değil.)
    Alevi Kızılbaş inancı Kamil İnsan olmanın; Dört Kapı ve her kapının oluşturduğu On Makam, yani Kırk evrede insanın kendisini geliştirip dönüştürmesi, aslına ermesiyle mümkün olduğunu söyler.
    Kadim Alevi Kızılbaş öğretisinin Pir’leri bu yolun etik kurallarını Dört Kapı Kırk makamda toplamışlardır. Canlı cansız tüm varlıkları Hakkın zerresi olarak görürler. (Dernekler Kanununu değil.)
    Dört Kapı Kırk Makam, ham olan canın nasıl pişeceğinin yol haritasıdır.
    Dört Kapı Kırk Makam Öğretisi: Kendine reva görmediğini başkasına reva görmemektir.
    Pir Hünkar Hace Bektaş’ı Veli: Can dediğimiz cevher, madende uyur (Görünmez), bitkide uyanır, hayvanlar aleminde hareket eder, insanda bilince gelir.
    Kamil insan olabilmek için bilinç, bilgi ile beslemelidir. Ruh (Vicdan, Gönül, Kalp) sevgi ile yoğurulmalıdır.
    Akıl ve sevgi içsel yolculukta en önemli rehberlerdir.
    Bunu kullanmak elimizdedir.

    “Kırklardaki gibi eşitliğe, Müsahiplikteki gibi yol kardeşliğine, Rıza Şehrindeki gibi özgürlük ve rızalığa dayalı, ikrarlı, kurumsal yapıyı isteyip onun için çaba sarf etmeliyiz” diyen Açıktepe, “Durumu kurtarmak değil, Yolumuzu ve inancımızı kurtarmak gerekiyor. Günün değil, Hakikatın peşinde olmak gerekiyor” ifadesini kullandı.

    “10 VE 12 YAŞINDAKİ İKİ ÇOCUĞA NEDEN SEMAH HİZMETİ YAPTIRILMIYOR?”

    Kazım Açıktepe Dede, ayrıca, “Gençliği olmayanın geleceği de olmaz, seçimleri değil, birbirimizi kazanalım. Bugün AKD Mersin Şubesi’nin gençliği yok. Cümle yöneticilere soruyorum 10 yaşındaki Sevin ile 12 yaşındaki Şilan’a hangi gerekçelerle semah hizmeti yaptırılmıyor” diye sordu.

    “ALEVİ YOL’UNUN ERKANLARININ BÜTÜN YOL’UNU DENEDİK AMA KABUL GÖRMEDİ”

    “Dernekler Kanunu’nun verdiği yetki ile değil yolumuzun öğretisiyle sorunlarımızı çözersek kendimiz oluruz.
    Zalimin kılıçla yapamadığını kendi ellerimizle yapıyoruz” şeklinde yazan Açıktepe, şu hatırlatmada da bulundu:

    “Alevi toplumunda sadece Pir’ler, Mürşitler Cem yapıp sorunları çözmedi. Bazen de var olan sorunların çözümü için yöredeki hatırı sayılır sözü dinlenen canlar tarafından cemaat yapılırdı. Sorunlara çare bulunurdu. Biz de Kazım Açıktepe, Efe Engin olarak Alevi Yol’unun erkanlarının bütün kurallarını denedik, fakat kabul görmedi.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Güzelgül: Alevi yol erkanında ihraç yoktur, kazandırma vardır-VİDEO

    Güzelgül: Alevi yol erkanında ihraç yoktur, kazandırma vardır-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi kurumlarında yaşanan ihraçlarla ilgili, “Bizim yolumuzda, erkanımızda ihraç etmek yoktur, kazandırma vardır” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Şubesi’nde faaliyet yürüten dedeler Efe Engin ve Kazım Açıktepe bir süre önce dernekten ihraç edilmişti. Engin ve Açıktepe, Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu’nun Erzincan’da yaptığı bölge toplantısında inanç kurulunda dara durmak istediklerini söylemişlerdi. İnanç kurulu toplantısında tartışılan konu hakkında süreç hala devam ediyor.

    Diğer yandan yaşanan ihraçlara tepkiler de gecikmedi. Alevi inancında ihracın olmadığı yönünde çeşitli paylaşımla yapıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül yaşanan ihraçları PİRHA’ya değerlendirdi. Alevi yol ve erkanında mahkeme kapılarına gitmenin olmadığına vurgu yapan Güzelgül, bu olayda tarafların mahkemelik olduklarını dile getirdi.

    “BİZİM YOLUMUZDA İHRAÇ ETMEK YOKTUR”

    Güzelgül ‘’Kendi pirimize, rehberimize, mürşidimize gidip meramımızı anlatıp müşkülat varsa müşkülat, düşkünlük varsa düşkünlük konuşulur. Sonra iki taraf bir araya getirilir ve dinlenir. Sadece pir, rehber, mürşitlerle değil bütün canlarla birlikte köy yerindeysek, oradaki canlarla veya metropolde isek cemde olan canlarla, canları dinledikten sonra müşkülatsa müşkülat, düşkünlükse düşkünlük ona göre değerlendirilip cezası neyse verilirdi” dedi.

    Alevi yol erkanında ihraç olmadığının altını çizen Güzelgül, “İhraç edilenlere belirli bir müddet verilir. O süre zarfında kendini düzeltebiliyorsa, verilen kararları uyguluyorsa o süre bittikten sonra tekrar bir toplantı yapılır hak mahkemesi kurulur. Kendileri dinlenir, dinlendikten sonra tekrar yol erkana alınır’’ şeklinde ifade etti.

    “HER KURUMUN KENDİSİNE GÖRE TÜZÜĞÜ VARDIR”

    Her kurumun kendisine göre bir tüzüğü olduğunu hatırlatan Güzelgül, bu tüzüğe müdahale etme yetkisine sahip olmadıklarını sadece yol erkan babında değerlendirme yapabildiklerini de ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Erbaş’tan sert tepki: Dedelik bir kurumdur, kurumun dedesi olmaz-VİDEO

    Erbaş’tan sert tepki: Dedelik bir kurumdur, kurumun dedesi olmaz-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) üyesi 2 dedenin ihraç edilmesine ilişkin konuşan Adıgüzel Erbaş dede, “Kurumun dedesi olur mu? Dedelik bir makamdır. Dedelik dede talip ilişkisidir, baba oğul ilişkisidir, ana-kız ilişkisidir, iki dost ilişkisidir. Dedelik başlı başına bir kurumdur” dedi.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu üyesi Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin Alevi Kültür Dernekleri (AKD) yönetimi tarafınca ihraç edilmelerine tepkiler sürüyor.

    Dün Can TV’de Nilgün Mete’nin sunduğu Can’da Gündem programına telefonla bağlanan Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı dedelerinden Adıgüzel Erbaş, ihraçlara tepki göstererek “Böyle bir şey olamaz” dedi.

    “DEDELİK BAŞLI BAŞINA BİR KURUMDUR”

    “Bir kurumda dede olur mu? Kurumun dedesi olur mu. Dedelik bir makamdır, mevkiidir. Dedelik dede talip ilişkisidir, baba oğul ilişkisidir, ana-kız ilişkisidir, iki dost ilişkisidir. Dedelik başlı başına bir kurumdur” diyen Erbaş, “Dedeyle talip arasındaki ilişki muhteşem bir olaydır. Derdiyle dertlenir, acısıyla acılanır, her şeyini paylaşır. İyi günde kötü günde birlikte olunur. Yaşam birlikteliği vardır” diye ekledi.

    “KURUMUN DEĞİL, TALİBİN DEDESİ OLUR”

    Kurum dedeliği kavramının tepki gösteren Erbaş, “Kurumun dedesiyseniz başkan ne emrederse siz onu yapmak durumundasınız. Kurumun dedesi olmaz talibin dedesi olur. Dedelik evladı resuldür birilerinin emrinde olmaz. Dedelik başlı başına bir işleyiştir, felsefedir, yaşamdır” diye ifade etti.

    Erbaş, programın sunucusu Nilgün Mete’nin “Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan bir inanç kurulu var ve toplantılar yapıyor. Bunu da mı eleştiriyorsunuz, bu kurum da mı olmamalı?” şeklindeki sorusuna ise “Hangi inancın kurulu var, hangi toplantıları yapıyorlar, hangi inanç? ‘İnanç kurulu başkanı…’ böyle bir şey olabilir mi? Aleviliğin kadimden beri gelen bir felsefesi var. ‘En-el Hak’ demiş, felsefeyi çizmiş, ne yerde aramış ne gökte aramış. Karşısındakini hak bilmiş. Hak ile hak olmuş bir inanç bu” yanıtını verdi. (HABER MERKEZİ)

  • Kurum temsilcilerinden ihraçlara tepki: Alevi hukuku işletilsin

    Kurum temsilcilerinden ihraçlara tepki: Alevi hukuku işletilsin

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD) üyesi 2 dedenin sorgusuzca ihraç edilmesine dair inanç önderleri, kurum temsilcileri ve aydınlardan tepki geldi. Yapılan yazılı açıklamada “Alevi hukukunun işletilmesi yolun bir gereğidir” denildi.

    Mersin Cem evi İnanç Kurulu üyesi Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin Alevi Kültür Dernekleri (AKD) yönetimi tarafınca ihraç edilmelerine tepkiler büyüyor.

    Kureyşan Ocağı dedelerinden Efe Engin ve Kazım Açıktepe, geçtiğimiz hafta Erzincan’da yapılan İnanç Kurulu toplantısına katılıp dara durmak istemiş fakat bu yönlü talepleri karşılık bulmamıştı.

    Birçok Alevi kurum temsilcisi ve aydının da aralarında olduğu imzacılar, ortak bir deklarasyon yayımlayarak AKD’nin tutumunu kınadı.

    “KURUMLARIMIZ ALEVİ YOLUNU YÜRÜTMEK İÇİN VAR”

    Aralarında araştırmacı yazarlar Özcan Öğüt ile Abbas Tan’ın da bulunduğu imzacı listesinin mesajının başında “Dar mı, İktidar mı?” sorusu sorularak şunlar kaleme alındı:

    “Son zamanlarda kurumlarımızda iç sorun gibi yansıtılan üye tasfiyeleri şubelere kayyum atamaları vb durumlara şahit olmaktayız. Siyasal iktidar anlayışının kurumlarımıza sirayet ettiğini en son yaşadığımız örnekle bir kez daha yönetim kadrosundakiler tarafından bizlere hissettirilmiş oldu. Kurumlarımızdaki üye tasfiyelerinden sonra inanç önderlerimiz olan dedelerimizin de tasfiye edilmesi bu anlayışı sonlandırmak adına bizleri harekete geçirmiştir. Mersin Cemevi İnanç Kurulunda yer alan Efe Engin ve Kazım Açıktepe dedelerimize ihraç kararı verilmiştir. Daha önce yine yol yürüten dedelerimizden Engin Seyitalioğlu ve Musa Kazım Engin ihraç edilmişti. Mevcut yönetimlere muhalif olduklarından dolayı ihraç edilerek cezalandırılan üyelerden sonra şimdi de dedelerimiz cezalandırılmak istenmektedir. Kurumlarımız her ne kadar dernekler yasasına göre yönetilse de Alevi yolunu yürütmek için vardır. Öyleyse yolumuz içinde olan Alevi hukukunun da işletilmesi yolun bir gereğidir. Haklının ve haksızın dar meydanında belli edilmesi sürecin de şeffaf ilerlemesi konusunda da önem kazanmaktadır. İhraçların gerçekten işlenen bir suçtan dolayı mı yoksa kendi iktidarlarını koruma duygusu ile mi yapıldığı da dar meydanında ortaya çıkacaktır. Bizler aşağıdaki imzacılar olarak: Alevi kurumlarında yaşanan tasfiyelerin son bulması ve sadece dernekler yasasının değil Alevi hukukunun da işletilmesini istiyoruz. Kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

    ABBAS TAN, FAİK ZEYNEL ABİDİN, AKİF ÖZBİLGE ALİ BABACAN, ALİ GÖKOĞLU, ALİ RIZA YILDIRIM, ATİLLA TAŞ, ALTAY MEHMET, ALİ ÇABUK AYDIN ÇAKMAKKAYA, AYDIN DENİZ, AYDIN DOST, AZİZ AYGÜN, BAYRAM ALKILIÇ, BİLAL KILIÇ, BİRGÜL SARIKAYA, BÜLENT ÖZTÜRK, CAFER KOLUMAN, CELAL KUL, CELALETTİN SEZER, CEMAL ŞAHİN, CENGİZ DOĞMUŞ, CUMA ERÇE, ÇİĞDEM KARTAL ALTAY, EFE ENGİN, ENGİN SEYİTALİOĞLU, ENVER CAN, ERDAL AYDEMİR, ERDOĞAN SEZER, FAHRETTİN SÖYLEMEZ, FAİK HARMANCI, FAZLI ASLAN, GÜLŞEN TÜRK, GÜRBÜZ DENİZ, GÜLİZAR TAŞBİLEK POLAT, HAMZA KARAYEL, HASAN GÜLÜM, HASAN KAPIKIRAN, HAYDAR GÜLBEYAZ, HAYDAR ŞAHİN, HÜSEYİN ALTAY, HÜSEYİN DEDE, HÜSEYİN KALKAN, İBRAHİM ERGİN, KAZIM AÇIKTEPE, KEMAL AKGÜN, KEMAL ALTUN, KEMAL KARAGÖZ, MAHMUT SÜMBÜL, MAZLUM KÖSE, MEHMET ALİ ÇABUK, MEHMET BOZKURT, MEHMET GÜLDİKEN, MEHMET KABADAYI, MEHMET TEKEL, MEHMET TURAL, MUHİTTİN YILDIZ, MURAT KÜSMEZ, MÜSLÜM TANK, NAMİ CEMAL KUL, NURAN KILIÇKAYA, NURETTİN AKSOY, NURSEL ÇERİ, ÖZCAN KAVAK, ÖZCAN ÖĞÜT, PINAR AYDINLAR, SALMAN SAVRANLI, SELAHATTİN ÖZEL, SELVER KAYA, SERDAR ALTUN, SERTAÇ ÇOLAK, SERVET DEMİR, SEVİM SAVUNMAZ, SEZGİN KARTAL, SİNAN MUŞLU, SONGÜL KILIÇ, SONGÜL TUNÇDEMİR,SÜLEYMAN ZAMAN, ŞERİFE KARAYEL, TUNCAY ÖZDEMİR, VAHAP ÇELEBİ, YOLCU BİLGİNÇ, YÜKSEL BEŞLİ, ZEYNEL ABİDİN ÖZBAY

  • Aydın Tonga, Açıktepe ve Engin’in ihracını yazdı: Yolda ihraç yoktur

    Aydın Tonga, Açıktepe ve Engin’in ihracını yazdı: Yolda ihraç yoktur

    PİRHA- Nisan ayında Alevi Kültür Dernekleri’nden ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ile Efe Engin’in ihraçlarıyla ilgili bir yazı yazan yazar Aydın Tonga, “‘Alevi toplumunun büyük çoğunluğu yıllarca “Devletin ya da egemen düzenin Alevisi olmayacağız, yolumuzun öğretilerine göre yaşayacağız, muktedirlerin çarkında dişli olmayacağız’ gibi söylemlerle hareket etmiş pek çok Alevi örgütü de bu söylemleri sahiplenmiştir. Fakat gelinen noktada görüyoruz ki, bırakın devleti, kimi Alevi örgütleri kişilerin kurumların örgütü haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı. 

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaparken Temmuz 2018’den itibaren İnanç Kurulu’nda hizmet vermeleri engellenen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin 16 Nisan 2019 tarihinde dernekten ihraç edilmişti. 1-2 Haziran tarihlerinde Erzincan’da gerçekleşen Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu toplantısında Açıktepe ve Engin, dara durmak istediklerini ve sorunun çözülmesini talep etmişlerdi.

    Açıktepe ve Engin’in ihraçları hala devam ediyor. Yazar Aydın Tonga ise bugün Odatv.com’da Açıktepe ve Engin’in ihraçlarını yazdı. Tonga’nın ‘Alevilikten ihraç olur mu?’ başlıklı yazısının tamamı şöyle:

    ALEVİLİKTEN İHRAÇ OLUR MU?

    İhraç; çıkarma, dışarıya atma anlamına gelmekte. Ekonomi literatüründe ise dış satım olarak ifade edilmekte. Biz bu yazıda çıkarılanlar, dışarıya atılanlar bağlamında bir ihraç gündemini ele almaya çalışacağız.

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi geçtiğimiz haftalarda Dede Efe Engin ve Kazım Açıktepe’yi sorgusuz sualsiz ihraç etti; tam kelime karşılığı olarak, cemevinden çıkardı, dışarı attı. Sorgusuz sualsiz diyoruz zira, Alevi toplumuna özgü dara durma, rızalık gibi asgari şartlar bile aranmadan dedeler hakkında bu karar verildi. Oysa biz cemevi derneklerini, iş adamları ya da herhangi bir çıkar bağından farklı olarak bir araya gelen dernekler olarak biliyorduk; ihraç da ne ola ki!

    SORU İŞARETLERİYLE DOLU İHRAÇ SÜRECİ

    İlgili şube, dedeleri Alevi inançları temelinde ‘ihraç’ etmediğine göre, bu şube ve bağlı olduğu Alevi Kültür Dernekleri (AKD), nasıl ve hangi gerekçe ile insanları ihraç edebilir? Nitekim insanlar o kurumlara Alevi kimliği ile dahil oluyor, o kurumlardan bu kimliğin yükümlülüklerini bekliyorsa, ihraca konu olan sebeplerin de bu saiklerden ortaya çıkması gerekmez mi? En nihayetinde ‘Kanarya Sevenler Derneği’nden’ değil Cemevi Dernekleri’nden bahsediyoruz!

    Yukarıda isimlerini zikrettiğimiz dedelerin ihracına giden süreç ise soru işaretlerini daha da çoğaltmakta, bir Alevi örgütlenmesinde yaşanan sürecin vahametini daha da netleştirmekte aslında. Şöyle ki, Dede Efe Engin’e 3 Ağustos 2018 tarihinde kınama cezası aldığı tebliğ edilir ayrıca dernek üyeliğinin de 1 yıl askıya alındığı bildirilir. Kararı bildiren AKD’dir. Bu arada hemen belirtelim ki, Dede Efe Engin, Mersin Şubesi Cemevi’nde 2 yıl şube yöneticiliği 4 yıl da İnanç Kurulu Üyeliği yapmış biridir. Öyle dışarıdan, zayıf bir kimlikte değildir. Üstelik AKD bu kararı 2 Temmuz günü, yani Sivas Katliamı’nın yaşandığı tarihte alır! En azından karar tarihinde bu yazılıdır. Fakat o tarihte toplantı yapılmadığı da aşikardır. Çünkü bahse konu tarihte Genel merkez yöneticilerinin programlarında Sivas Katliamı ve akabinde Çorum ve Hacıbektaş programları gözükmektedir!

    Garabetler bununla da sınırlı değildir. Devam edelim.

    SAVUNMA YOK, DİNLEME YOK, HUKUK YOK…

    Kınamaya giden süreç öncesinde Dede Efe Engin ifade vermek üzere AKD Genel Merkezi’ne çağrılır. Fakat kendisine bir suçlama yöneltilemez ve Engin’in savunması bile alınmaz. Nitekim iddiaya sebep olabilecek bilgi ve belgeler henüz toplanmamıştır. Onun için de disiplin yargılanmasına son verildiği belirtilir ve bu bir yazı ile kayıt altına alınır. Bu yazıyı imzalayanlar arasında Disiplin Kurulu başkanı da vardır. Tarih 2 Haziran 2018’dir. Fakat işte aynı tarihten 1 ay sonra Efe Engin’e kınama cezası verilir. Cezanın verildiği iddia edilen 10. madde ise cezalarla değil genel kurul işleyişi ile ilgili bir maddedir. Ne diyelim, savunma yok, dinleme yok, hukuk yok ama Alevi toplumunu temsil ediyorlarmış, öyle diyorlar.

    Öte yandan bugün Efe Engin’i ihraç eden Mersin Cemevi Şube Başkanı Hasan Kılavuz, AKD Genel Merkezi’nin verdiği kararı o günlerde eleştirmiş ve yönetim kurulu kararının aldığı şu satırlara da imza atmıştır:

    “AKD ve diğer Alevi kurumları içinde aktif olarak çalışmak isteyen şubemizin üyesi Efe Engin daima güçlü ve saygın bir Alevi hareketinden tavır almıştır. Efe Engin’in gerekçesiz sebeplerle bir yıl boyunca örgüt çalışmaları dışında tutulmasını bir haksızlık olarak değerlendiriyoruz… Kararın cemevimiz yönetimini oldukça üzdüğünü ve yazınızda belirtilen mevcut tüzüğün 10. maddesinin bu kararla ilgili bulunmadığını, AKD Genel Yönetim Kurulunuzun aldığı kararı ve tüzüğü gözden geçirerek şube yönetimimizi rahatlatacak bir karara dönüştürülmesini arz ederim.” Tarih 8 Ağustos 2018.

    İNANCA AYKIRI BİR İŞ…

    Fakat köprülerin altından yine sular akmış, çok değil daha bir yıl önce Efe Engin’i saygın bir kimlik olarak gören Mersin Cemevi Şube Başkanı Hasan Kılavuz bugün onu ihraç etmiştir. Bu arada Hasan Kılavuz son dönemde kimi Alevi kurumlarının bir araya gelerek oluşturduğu Alevi-Bektaşi Federasyonu ‘İnanç Kurulu’nun da başkanıdır. Dolayısıyla ihraç kararına imza atan yazının altında bir İnanç Kurulu başkanının imzası vardır! Fakat o inanç kurulunun diğer üyeleri Kılavuz gibi düşünmemektedir. Nitekim geçtiğimiz günlerde Erzincan’da toplanan İnanç Kurulu toplantısında Engin ve Açıktepe’nin ihraçları konuşulmuş, Kılavuz’un katılmayı istemediği bu toplantıda diğer üyeler ihraçlara karşı çıkmıştır. Bir diğer ifade ile İnanç Kurulu üyelerinin büyük çoğunluğuna göre, İnanç Kurulu başkanı, inanca aykırı bir işe imza atmıştır!

    Diğer taraftan Hasan Kılavuz’a karşı çıkan sadece İnanç Kurulu üyeleri değildir. Kılavuz’un başkanı olduğu cemevi üyelerinden bir grup da geçtiğimiz günlerde ihraçlarla ilgili bir toplantı gerçekleştirmiş ve anılan dedelere şu sözlerle sahip çıkmıştır: “…Düşkünlük sebebi olmadan Alevi dedelerini, her tuğlasında, her anında emekleri olan mekanlardan dışlamak tabiri caizse vicdansızlıktır. Canlarımız Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin hangi gerekçelerle hangi tüzük maddelerine dayanılarak ihraç edildiğinin belirgin olmaması bizleri şahsi nefret ve ikbal kaygısı önündeki engeller nedeniyle ihraç edildikleri sonucuna götürmektedir.”

    YOL’DA İHRAÇ YOKTUR

    Alevi toplumunun büyük çoğunluğu yıllarca “Devletin ya da egemen düzenin Alevisi olmayacağız, yolumuzun öğretilerine göre yaşayacağız, muktedirlerin çarkında dişli olmayacağız” gibi söylemlerle hareket etmiş pek çok Alevi örgütü de bu söylemleri sahiplenmiştir. Fakat gelinen noktada görüyoruz ki, bırakın devleti, kimi Alevi örgütleri kişilerin kurumların örgütü haline gelmiştir. Eğer böyle olmasa örgütler aldığı kararlarla ilgili demokratik bir işleyişi tercih eder, örneğin seçimlerde çarşaf listeyi seçer, hayati kararlarda canlarının rızalığını arar ve eğer canları yoldan uzaklaştırma eğiliminde bir karar alacaksa, ikrarını sorgular, dara çeker ve onu yola havale eder, yol ise onu düşkün bırakır, ihraç etmez. Çünkü yolda ihraç yoktur.

    Cemevleri ve bağlı bulundukları dernek ve vakıflar, hali hazırda kurulmuş olan diğer örgütlenmelerden farklıdır. Sahip çıktıkları ‘kutsal’ bir öğreti, tarih ve gelenek vardır. Bu yapıların amacı da o öğretiye göre bir yaşam sürmek ve yapı etrafında bir araya gelen insanlara inancın ve geleneğin gösterdiği şekilde hizmet etmektir. Bu düsturdan uzaklaşıldığı sürece, yol ile olan bağ da zayıflayacak ve hatta zamanla kopacaktır. Dolayısıyla burada esas olan tabelada yüklenilen misyon değil, pratikte kendini gösteren sorumluluktur. Efe Engin ve Kazım Açıktepe örneğinde de gördüğümüz üzere yol evlatlarını ihraca reva gören bir irade, tarihin kendilerine biçtiği inanç kıyafetini değil, adeta bir şirket kıyafetini giymiş ve insanları sorgusuz, sualsiz kınamış, yoldan uzaklaştırmış ve sonunda ihraç etmiştir. Fakat unutulmamalı ki, şirket ticari bir örgütlenmedir ve aldığı kararlar ancak kağıt üzerinde geçerlidir, toplumda değil.

    (HABER MERKEZİ)

  • Engin ve Açıktepe’nin ihracı görüşüldü, süreç devam ediyor-VİDEO

    Engin ve Açıktepe’nin ihracı görüşüldü, süreç devam ediyor-VİDEO

    PİRHA – Mersin Cemevi İnanç Kurulu’ndan hizmet vermeleri engellenen ve dernekten ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, konuyu ABF İnanç Kurulu’na taşıdı. Engin ve Açıktepe, konunun görüşüldüğünü, şuan beklemede olduklarını dile getirdi. 

    Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaparken Temmuz 2018’den itirbaren İnanç Kurulu’nda hizmet vermeleri engellenen ve 16 Nisan 2019 tarihinde ise dernekten ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, 1-2 Haziran’da Erzincan’da gerçekleşen Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu toplantısında dara durmak istediklerini, sorunun çözülmesini talep etmişlerdi.

    Erzincan Cemevi’nde hazır bulunan Engin ve Açıktepe, kurul üyeleri ile görüşme sağladı. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Efe Engin, “Önce kendi inanç kurulumuza başvurduk. Daha sonra en büyük organizasyon olarak federasyonun İnanç Kurulu’na dilekçeyle başvurduk. Önce birtakım çelişkiler oldu ama daha sonra kabul edildi” dedi.

    “KURULDA GÖRÜŞÜLDÜ; BEKLEMEKTEYİZ”

    Engin, kurul toplantısında yaşananları şöyle aktardı:

    “İçeride bizim bu konuyla ilgili açıklama yapmamızı kabul ettiler. Hüseyin Güzelgül’ün başkanlığında toplanan İnanç Kurulu’na gittiğimizde bu sorunu teşkil eden Hasan Kılavuz’un, Erdoğan Sevin’in olmadığını gördük. Muhataplarla ayrı ayrı konuşabileceklerini belirttiler. Biz de derdimizi anlattık. Biz mahkemeye başvurmadan önce bu yolun gerekli kuralları olduğu için kurula başvurduk. Kabul olunmadığı için federasyonun inanç kuruluna başvurmak zorunda kaldığımızı söyledik. Yapılan toplantıda bizi dinlediler. Bu konuda kurumlar üzerinde ancak tavsiyede bulunabileceklerini belirttiler. Yapılan görüşmede inanç kurulu üyelerimizin kanaatlerinin bizim üyeliklerimizin geri iade edilmesi kanaatleri olduğunu bize ifade ettiler. Görüşme yapılması için birkaç gün sabredilmesi gerektiğini söylediler. Biz de inancımız gereği yapılacak bir girişim varsa biz de bu konuda fedakarlık edip yasal süreleri aştırmamak kaydıyla bu konuda sabredeceğimizi, bekleyeceğimizi söyledik. ”

    “BİRLİĞE, BERABERLİĞE İHTİYAÇ VAR”

    Kazım Açıktepe ise, “Yola çıkışımızın amacı; bizlerin ihraç edilesi değildi. Biz ne ilktik ne de son olacaktık. Kurum yöneticilerinin ve inanç önderlerinin bu konuda hassasiyetlerini dile getirmek için bu yola başvurduk” dedi.

    Yaklaşık sekiz aydır bu çabalarının devam ettiğini belirten Açıktepe,”İnanç Kurulu ile görüşme yaptık. Biz yolumuzun gereklerini, darını, didarını dile getirerek yola çıktıysak bu meclisin de kararlarına uyacağız. Diliyorum, üyeliğimizin geri verilmesiyle sonuçlanır. Bundan sonra bu tür ihraçların yaşanmamasını diliyorum. Çünkü birliğe, beraberliğe, dayanışmaya daha çok ihtiyaç olduğu bir zamanda birbirimizi ötekileştirerek başkalarının yaptığı yanlışlar üzerinden kendimizi var etmemeliyiz. Kendi özümüzü dara çekmek gerekiyor. Hizmet eden herkesin bu yol erkana uyma zorunluluğu vardır. Ya yola hizmet edeceğiz yahut yoldan çekileceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ERZİNCAN