Etiket: Kazım Genç

  • Av. Kazım Genç: Biz bitmedi demeyince Sivas davası bitmez-VİDEO

    Av. Kazım Genç: Biz bitmedi demeyince Sivas davası bitmez-VİDEO

    PİRHA- Gerici güçlerce 35 canın yakılarak öldürüldüğü Sivas Madımak Katliamı davası avukatlarından Kazım Genç, sonuçlanmayan davaya yönelik PİRHA’ya konuştu. Genç, “Bu dava göstermelik bir davadır. Bu dava olayı planlayan, organize eden ve sahneleyenleri korumaya ve gün yüzüne çıkmasını engellemeye yönelik bir davadır. O yüzden de; biz bitmedi demeyince Sivas davası bitmez” dedi.

    Sivas Katliamı üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen gerçek failler yargılanmadı. Sivas Madımak Katliamı davası avukatlarından PSAKD’nin eski Genel Başkanı Kazım Genç, Sivas Madımak katliamı davasının sadece katliam olarak değil insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

    Somut gerçeği de kabullenmek gerektiğine vurgu yapan Genç, “Yani Sivas Madımak Katliamı o dönemde devletin derin yerlerinde kurgulandı ve Sivas’ta sahnelendi. Bu gerçeği kabul etmeden, o davada somut gerçeğe ulaşmak ve formalite gereği yapılan yargılamaları gerçek yargılamalar olarak kabul etmek doğru değil” değerlendirmesinde bulundu.

    “DAVANIN ÜSTÜ KAPATILDI”

    Geçtiğimiz günlerde Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde 35 kişinin yakılarak öldürülmesine ilişkin davadan dosyası ayrılan 3 firari sanık Murat Karataş, Eren Ceylan ve Murat Sonkur hakkındaki dava sanıkların yakalanmasına karar verilek 28 Kasım’a ertelendi. Duruşma 45 saniye sürdü.

    Duruşmaya yönelik sorumuzu yanıtlayan Genç, “O günün belediye başkanı bugün bir partinin genel başkanı noktasına gelmiş. Olaydan sonra milletvekili oldu. O günün aktif failleri hiç birisi yakalanmadı, hiç birisi hakkında soruşturma yapılmadı. O dönemin işlerini yapmayan kamu görevlileri hakkında hiçbir şekilde idari tahkikat yapılmadı.
    Daha sonra bir yasa çıkardılar. 5 yıla kadar olan cezalar af kapsamına alındı ve üstü kapatıldı” dedi.

    “BİZ BİTMEDİ DEMEYİNCE, SİVAS DAVASI BİTMEZ”

    Katliamı planlayan, organize edenlerin araştırılmadığını vurgulayan Genç, duruşmalarda kameralarda görüntülere takılan, maşa diye tabir edilen insanların yargılandığını kaydetti. Genç sözlerine şöyle devam etti:

    “Şöyle düşünün ki bir katliam gerçekleşiyor bu katliamda 35 insan öldürülüyor ve bu katliama katılanların sayısının 15 bin olduğu görüntülerde net. Ama siz bu dosyayı formalite yargılamayla 125 kişiyi yargılayarak ve onların 35′ ini beraat ettirerek, 25-30′ una 3-5 yıl ceza vererek ve sadece 33’üne idam vererek kapatıyorsunuz.

    Bu dava göstermelik bir davadır. Bu dava, olayı planlayan, organize eden ve sahneleyenleri korumaya ve gün yüzüne çıkmasını engellemeye yönelik bir davadır. O yüzden de; biz bitmedi demeyince Sivas davası bitmez.”

    “TAHLİYE EDİLENLERİN BİRÇOĞU KAYBOLDU”

    Sivas 2 Temmuz davası ilk başladığında hukuka aykırı bir şekilde düşük cezalar verildiğine vurgu yapan Genç, “Birçok insanda bu düşük cezalar nedeniyle de tahliye edilmişti. Dosya Yargıtay’a gitti ve Yargıtay katliamdan kaynaklı 149. madde nedeniyle ağır ceza vermek gerektiğini söyleyerek bir bütün olarak bozdu ve mahkeme ondan sonra biraz rayına oturdu. Fakat o ilk düşük verilen cezalar nedeniyle tahliye edilenlerin birçoğu kayboldu, yurt dışına çıktılar. Bir daha bulunamadılar. Bu dosya aslında 33 kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis verdi. Onların cezaları kesinleşti, onların bir kısmı yatıyorlar ve bir kısmı firardalar” dedi.

    “ADRESİNİ TESPİT ETTİKLERİMİZ, YİNE KAYBOLUYOR”

    Dava avukatlarından Kazım Genç, yargılama sürecine yönelik şöyle devam etti:

    “Ama ilk tahliye edilenlerden ele geçirilemeyen ve davanın başından beri hiç ele geçirilemeyen Cafer Erçakmak gibi olanların dosyaları ayrılmıştı.
    Cafer Erçakmak 2-3 sene önce ölünce onun da dosyası ayrıldı ve kapandı. O dönemden kalmış olan ve Türkiye’de olmayan ve bu nedenle yakalanmayan, bizim ısrarla kırmızı bültenle aranması ve teslim edilmesi gerektiğini söylediğimiz firari sanıklar hakkında dosya sunduk. Tabii bunlar hakkında iadeli tutuklanma kararı da var.

    Kırmızı bültenle arandıkları için yakalanmaları anlamında süreç işliyor. Biz Alevi örgütleri aracılığı ile tespit ettiklerimizin adresini mahkemeye sunuyoruz. Fakat yazışma yaptığımız güne kadar oradan da toz toprak olup gidiyorlar. Son mahkemede bunun tipik bir örneği oldu. Sanıklarla ilgili yapılan arama, yazılan yazıya cevap yok. Tabii 45 saniyelik bir duruşma oldu.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD’nin 15. Olağan Genel Kurulu’nda mücadeleye devam vurgusu-VİDEO

    PSAKD’nin 15. Olağan Genel Kurulu’nda mücadeleye devam vurgusu-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 15. olağan genel kurulunda içinde bulunulan sürece dikkat çekilerek mücadeleye devam etme vurgusu yapıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 15. olağan genel kurulu bugün Ankara’da başladı. İki gün sürecek olan kurulda bugün konuşmalar yapılarak raporlar açıklandı.

    “İKTİDAR KANLI BİR SÜREÇ YAŞATTI BİZE”

    Genel kurulda konuşma yapan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, içinde bulunulan sıkıntılı süreçte birlik olmak gerektiğine vurgu yaptı. Kaplan şunları belirtti: “Bizler birimizin eksikliğini tamamlamak zorundayız. 7 Haziran seçimlerini iyi tahlil edemedik. Karşılıklı anlayışın olduğu bir zemin yakalandı 7 Haziran’da ve başarılı bir sonuç alındı. Mevcut iktidar bunu hazmedemeyerek o günden bu güne kadar kanlı bir süreç yaşattı bize.

    “SOKAK İŞGAL EDİLDİ”

    15 temmuz darbe süreci ile birlikte sokak işgal edildi. Her türlü darbeye karşı olan bir toplumuz. Darbe girişiminden sonra sokağa çıkanlarla aynı tutumun sahibi olamazdık. Çünkü sokağa çıkanlar bizi hedef aldı. Demokrasiyi hedef aldı.

    “ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLEYİN DEDİK”

    Arkasından  OHAL ilan edildi. Yapmak istediğimiz birçok etkinliğimizi iptal etmek durumunda kaldık. Devletin ve Sarayın bütün ısrarlarına rağmen davetlerine icabet etmedik. Bizimle görüşmek istiyorsanız önce Alevilerden özür dileyin dedik. Bizi aradılar özür dilemelerinde ısrarlı olduk. Onların kırmızı çizgileri içinde olduğumuzu biliyorduk. Bunu nereden biliyoruz. Gözaltına alınan yöneticilerimizden biliyoruz.

    Dokunulmazlık konusunda da muhalefet partisinin hata yaptığını düşündük ve sitemlerimizi kendilerine ilettik. Şuanda Alevi kurumlarının geldiği nokta iyi bir nokta değil. Bizler zorunlu din dersleri kaldırılsın dediğimizde arkadan dolanıp yeni dini dersler konuluyor. Diyanet işleri kaldırılsın dediğimizde ‘Diyanetten pay istiyoruz’ diyen Alevi kurumları var. Bugün cami-cemevi projesi atıl duruyor.

    “BÜTÜN SORUNLARIMIZI BİR KENARA BIRAKMAK ZORUNDAYIZ”

    Bu genel kuruldan delegasyonun sağduyusuyla çıkacak yönetim kurulu kim olursa olsun Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ni en iyi şekilde yöneteceğinden hiç kuşkum yok. Ama önümüzde 24 Haziran seçimleri var. Ona hazırlanmamız lazım. 25 Haziran’da biz ne Kürt sorununu tartışabiliriz ne de Türk sorununu. O zamana kadar bütün sorunlarımızı bir kenara bırakmak zorundayız.

    Hiçbir yayın organımız yok. Hepimizin evlere girerek birer medya olmamız gerekiyor ki bu mendeburdan kurtulalım. Yoksa salonlarda bundan kurtulmanın bir yolu yok.

    15 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar. Bu yönetimin travmalarından en büyüğünü Alevi toplumu yaşıyor. Protesto ederek sandığa gitmeyerek sonucun kime yaradığını hepimiz biliyoruz. Hepimiz birer cumhurbaşkanı adayı gibi çalışmalıyız.”

    “YILLARDIR DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK KONUSUNDA YOL ALAMIYORUZ”

    Kaplan’ın arkasından söz alan CHP Milletvekili Şenal Saruhan, örgütlü bir mücadelenin hak savunuculuğunda ne kadar önemli olduğunun önemini Pir Sultan Abdal örgütlülüğünden öğrendiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz yıllardır demokrasi, özgürlük, eşitlik konusunda yol alamıyoruz. Bunun nedeninin halk için mücadelede birik konusundaki eksiklikten kaynaklandığını düşünüyoruz. OHAL’de bir seçime gidiyoruz, baskın bir seçimle karşı karşıyayız. Hepimiz biliyoruz ki yeniden yanmamak için, yeniden cezaevlerinde kalmamak için, yeniden çocuklarımızla kol kola girebilmek, cezaevlerine hapsedilmiş milli iradeyi özgür alanlara taşıyabilmek için bu seçim sürecini olağan üstü bir kararlılık ile birlikle yürütmek zorundayız. Söze değil eyleme, eve değil sokağa ama sokaktan da başka evlere girmek durumundayız.”

    “İRADEMİZİN ÇALINMASINA KARŞI İŞ BİRLİĞİ YAPACAĞIZ”

    HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen ise eşitliği, özgürlüğü ve demokratik anayasayı şu ana kadar hiç göremediklerini kaydetti. Şuandaki durumun geçmişle kıyaslanamayacak kadar tehlikeli olduğunu belirten Bilgen, “Her türlü hırsızlık gibi ekmeğimiz alın terimiz nasıl çalınıyorsa seçimlerde irademizin çalınmasına karşı iş birliği yapacağımıza demokrasi kaygısı olanlarla birlikte çalışacağımıza dair söz veriyorum partim adına. Farklılıklarımız olabilir ama sizin yıllardır yürüttüğünüz aslında Türkiye’nin bütün kesimlerinin derdinin devası olacak eşit yurttaşlık eksenli söylem birliğinin yararlı olacağını biliyoruz ve partimiz adına taahhütte bulunuyoruz. Milletvekilliği konusunda her türlü iş birliğine ortaklaşmaya açığız. Siyaset biraz da ayak oyunu. Dolayısıyla hangi turda ne kadar iş birliği yapılacak, hangisi kazandırcaksa birlikte tartışacağız.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız da faşizmin kurumsallaştığını ve hukukun, adaletin ayaklar altına alındığını kaydetti.

    “BİR TESLİM OLMA HALİ VAR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş ise ülkede uzayan bir diktatörlükle birlikte bir teslim olma halinin var olduğuna dikkat çekerek buna teslim olmayacaklarını belirtti.

    “BİRLİKTE HAREKET EDERSEK BAŞARILI OLURUZ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, siyasal iktidarın barışmamak için ayak direttiğini ifade ederek “Anayasayı değiştirdiler, OHAL ilan ettiler ama yönetemediler. Herkesin bunu görmesi gerekiyor. Yapılacak tek bir şey var demokrasi ve insan haklarından yana olan herkes birlikte hareket ederse başarılı oluruz.” dedi.

    “ORTAK BİR DÜŞÜNCEDE BULUŞMALIYIZ”

    Emek Partisi adına konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, “Tekçi anlayışın geldiği son noktadayız. Tek bayrak, tek dil, tek dinden sonra tek parti yönetimine geldik. Bize şu görev düşüyor. Bugün ki iktidarı 2019’a bırakmamak için ona göre mücadele etmeliyiz. Eğer barış, özgürlük, eşitlik istiyorsak yan yana gelip ortak bir düşüncede buluşmalıyız” şeklinde ifade etti.

    “EZİLEN KESİMLER BU İKTİDARA BOYUN EĞMEYECEK”

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs de “Alevi toplumu ve ezilen toplumlar bu toplumda direnirse özgürlük türküleri son bulmaz. Alevi hareketini bitirmek istediler. Ancak Alevi toplumu yaptığı miting ve eylemlerle bugün Türkiye’de bir daha var olduğunu gösterdi. 24 Haziran’da yapılacak seçimde de Türkler, Aleviler ve ezilen tüm kesimler bu iktidara boyun eğmeyecektir.” dedi.

    “DÖNEN DÖNSÜN BİZ DÖNMEYECEĞİZ”

    PSAKD’nin önceki genel başkanlarından Kazım Genç, Pir Sultancılar olarak AKP iktidarının zulmüne karşı direneceklerini vurgulayarak “Çünkü biz derisi yüzülen Nesimilerden ve Pir Sultanlardanız. Dönen dönsün biz dönmeyeceğiz. Biz susarsak bizi susturanlar çok olur. Bizi savaşa da götürürler, bizi hapishanelere de götürüler. Ancak hepimiz yan yana durup asıl olan demokrasi dersek başarılı oluruz.” şeklinde konuştu.

    “BİRİKEN BİR MÜCADELE VAR”

    Yine PSAKD’nin önceki genel başkanlarından olan CHP Milletvekili Necati Yılmaz da yaşanılan sürece dikkat çekerek şunları belirtti: “Yaşadığımız sürecin adı konulmuş durumda. Türkiye’de yeni bir devletin temelleri ve faşizmin temelleri kurumsallaşmış durumda. Ancak bunu yapacak durumları da kalmamış. Biriken bir mağduriyet, biriken bir haksızlık var. Ancak bizde de biriken bir mücadele var. Kendimizi inancımızı ve bilincimizi yeniden keşfettik.”

    “DAR MEYDANLARI YAPMAK ZORUNDAYIZ”

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı ve Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül ise gelinen noktada Türkiye’nin son yüz yılın en karanlık dönemini yaşadığına işaret ederek “Bu tarihi dönemde kuruluşundaki aşk ve azimle, samimiyetle çalışmak üzere Pir Sultan Abdal örgütlülüğüne her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktayız.” dedi.

    Konuşmaların ardından geçtiğimiz haftalarda tutuklanan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter’in ceza evinden gönderdiği mesaj okundu.

    TV10 EYLEMİNE DESTEK

    Ayrıca basına yönelik baskılara da dikkat çekilen gelen kurulda kapanan Alevi televizyonları TV10 ve Yol TV de unutulmadı. Pir Sultan örgütlülüğünün TV10 çalışanlarının her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda sürdürdüğü hak arama mücadelesinin yanında olduğu vurgulandı. (HABER MERKEZİ)

  • Av. Kazım Genç: Şeriatçı eğitime karşı Alevi aileler dava açmalı-VİDEO

    Av. Kazım Genç: Şeriatçı eğitime karşı Alevi aileler dava açmalı-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’deki eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) önceki genel başkanlarından olan Avukat Kazım Genç, Aleviliğin otantik yapısının korunması için cemevlerinde Alevilik derslerinin verilmesi gerektiğini söyledi. Genç, zorunlu din derslerine karşı hukuksal sürecin de sonuna kadar sürdürülmesini istedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) önceki genel başkanlarından olan Avukat Kazım Genç, Türkiye’deki eğitim sistemi ve laiklik üzerine değerlendirmelerde bulundu. “İçinde Alevilerin de olduğu sol ve sosyal demokratların yıllardır alanlarda attıkları bir slogan var ‘Türkiye laiktir laik kalacak.’ Bu AKP öncesi de vardır, AKP sonrası da var. Bu büyük bir yanılgı” diyen Genç, Türkiye’nin temel yasası olan anayasasıyla bile laik olmadığını vurguladı.

    “LAİKİZ ALGISI YARATARAK BİLDİKLERİNİ YAPTILAR”

    Genç, şöyle konuştu:

    “Yani anayasanın ikinci maddesi devletin ilkelerini sayıyor. Bu ilkeleri sayarken birincisini laiklik olarak sayıyor. 4. maddesi ve 2. maddesinde söylenen devletin temel niteliklerinin değişemeyeceğine ilişkin madde değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceğini yazıyor. Yani laikliği ve laikliğin değişemeyeceğini güvence altına alıyor 2. ve 4. maddeyle. Ama geliyor 24. maddeyle daha kültür nedir, ne demektir bunu algılamaktan yoksun, 9, 10 yaşındaki çocuklara din kültürü adı altında din eğitimi veriyor. Bu da yetmiyor 136. maddeyle İslam dinini geliştirip korumak için Diyanet İşleri Başkanlığı oluşturuyor.”

    Bütün bunların hepsi yan yana getirildiğinde ülkenin zaten laik olmadığını ancak iktidarın laikiz algısı yaratarak bildiklerini yaptıklarını ifade eden Kazım Genç, “O dönemlerde zaten çok yoğun imam hatipler açılmadı mı? Liselerin ortaokul bölümleri imam hatip haline getirilmedi mi? Yani bugün bir bütün olarak gelip devletin ve ülkenin tepesine çökmüş olan AKP şeriatçı zihniyetinin temelleri 1960’larda, 70’lerde açılan imam hatipler ve onların ortaokul bölümleriyle sağlanmadı mı?” şeklinde ifade etti.

    “HER ALANI DİNSEL RİTÜEL HALİNE GETİRDİLER”

    Anadolu’nun yasaklı inancı olan Aleviliğin korunması gerektiğini ve Anadolu’nun hem inancı, hem kültürü, hem felsefesi, hem yaşam şekli olarak sahip çıkılması gerektiğini ifade eden Genç, Aleviliği şeriatçı devletin korumasının mümkün olmayacağını bunu yapacak olanın Alevi toplumu ve Alevi örgütleri olacağını da ekledi.

    Cemevlerinde Alevilik dersleri verilmesi gerektiğine dikkat çeken Genç, “Zorunlu din dersine karşı açılan ve kazanılan davalara rağmen ki Hasan Zengin Türkiye davasının 2007’de kararını aldık hala devlet uygulamıyor. Biz bununla Anayasa’nın 24. maddesindeki din dersi uygulamasının kalkacağını düşünürken değişik değişik seçmeli olarak yeni dersler koydukları gibi eğitimin her alanında edebiyatta, müzikte, hayat bilgisinde, Türkçe’de dini ritüelleri yükleyerek her alanı dinsel ritüel haline getirdiler. Şimdi bu nedenle bizim Anadolu’nun yasaklı inancı olan Aleviliği koruyup, kollayıp o mistik ve otantik haliyle kalmasını sağlayabilmemizin tek bir yolu var cemevlerimizde devlet okullarında müfredatta verilmiş olan dinsel eğitimden farklı olarak Alevi inancını öğretmemiz gerekiyor.” dedi.

    “HUKUKSAL SÜREÇTE SONUNA KADAR GİDİLMELİ”

    Zorunlu din derslerine karşı hukuksal sürecin sonuna kadar denenmesinin önemine de dikkat çeken Genç, sözlerine şöyle devam etti:

    “Aleviler bu konuda korkaklar. Korkak davranıyorlar. Niye çünkü kendileriyle ilgili bir şey değil çocuklarıyla ilgili bir şey. Burada arkadaşlarımız var. Onların da çocuklarıyla ilgili davalarını ben yürüttüm birkaç kişinin. Mesela bir çocuğumuzla ilgili davada artık yürütmeyi durdurma kararı aldık diye çocuk din dersine girmiyordu. Arkadaşları dediler ki ‘Ali sen gavur mu oldun?’

    “DİN DERSİNE GİRMEDİĞİ İÇİN ŞERİATÇI ÖĞRETMENLER ZAYIF VERDİ”

    Bir başka çocuğumuzda gene yürütme durdurma alıp derse girmediğinde çok zeki olan bu çocuğun beden eğitimi, müzik, resim gibi beceri dersleri birinci dönem 5’ti. İkinci dönem o şeriatçı öğretmenler tarafından 1’e, 2’ye düşürüldü. Çocuklarla ilgili olduğu için velilerimiz çocuklarımızın bu tür sıkıntıları yaşamaması için tabiri belki ağır gelebilir ama korkak davranıyorlar. Oysaki bizim bu konuda çocuklarımızın geleceği için cesaret göstermemiz lazım. Bir dava yürütmek lazım.

    İkincisi okulda öğretilen din kültürü ve ahlak bilgisi dersiyle ilgili velilerimiz çocuklarına ‘Bu matematik, Türkçe gibi senin öğrenmen gereken ve sınıfını geçmen gereken ve üniversiteye girerken bu konuda çıkacak sorulara cevap vermen gereken bir dersten ötesi değil. Bunu bil yeter.’ Tabi eğitim o kadar yoz ve bağnaz olarak veriliyor ki çocuğa okulda öğretilen ‘kadının eli sıkılmaz.’ Eve gelip diyor ki ‘Bize dediler ki  bir kadın elini sıkma.’ Bunlardan korumak lazım çocuğu. Yani çocuk Alevilikle şeriatçı bağnaz bir eğitim olan Sünni eğitimin arasına sıkışıp travma yaşamamalı. Bu travmadan da çocuklarımızı korumak zorundayız.   (HABER MERKEZİ)

  • Dünyadaki bütün Alevi hareketinin ortak birliğini sağlayacak konfederasyon önerisi-VİDEO

    Dünyadaki bütün Alevi hareketinin ortak birliğini sağlayacak konfederasyon önerisi-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Alevi Çalıştayı’nda son konu da tartışıldı. Konu başlıklarından Alevi kurumlarında tüzük taslak raporu sunuldu. Bu raporun ardından sonuç bildirgesi ile çalıştay sona erecek.

    Alevi kurumlarında tüzük bölümünde Meral Altun, Hasan Gülüm, Müslüm Metin, Zeynel Abidin Koç, Kazım Genç ve Sedat Mutlu’nun yer aldı. Tüzük komisyonu sonuç raporunu Hasan Gülüm okudu.

    Gülüm, bu çalışmanın tüm Alevi örgütlerin tüzük hükümlerinde olması gereken temel başlıklar olarak düşünüldüğünü söyledi.

    Alevilerin son dönemlerde kurumsal yapıları belirleyen yasaların iç hukuku etkileyecek noktaya geldiğini söyleyen Gülüm, kanunlarla belirlenen tüzük kurumlarda yönetme şekli olarak erk oluşturduğunu ifade etti.

    Gülüm sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün en çok şikayet edilen dejenerasyon fark edilmeden kurumlarımızda iktidar kültürü oluşturmuştur. Bu durum kendi hukukumuzun işlememesine ve kurumlarda da demokrattık muhtevayı geriye itmiştir. Kendi hukukumuzda olması gereken kuralların kabul görülmese de işletilmesi gerekmektedir. Yüzyıllardır devletsiz kanunsuz hukukunu belirleyen alevler de bugün kanunlarla belirlenen tüzüklerde demokratik kuralları işletilmemesi yaşanan sorunlarda birdir. Bu nedenle tüzük kanunla belirlenen deyip geçilmesi gereken bir hukuk olmamalıdır.”

    “DAR DİDAR HUKUKU İŞLETMELİYİZ”

    Bu tüzüğün dayatılan kuralların dışında iç hukukun en demokratik yanını sunmak istediklerini söyleyen Gülüm, hazırladıkları tüzükte amaçlarını şöyle özetledi:

    “Tüzükteki zorunlu hükümler dışında kaybettiğimiz iç hukukumuzu, bulunduğumuz alanlarda hayata geçirmeyi öncelikle hedefledik. Yaşadığımız sorunlarda, çözüm merkezine dar didarı koymayan bunun yerine kanunların bile yapmadığı demokratik kuralları işletilmektedir. Yolda ortaya çıkan sorunlarımızı cem olmayı, dar didar hukuku ile işletmeliyiz.

    Tüzüğe dair hükümlerin kendisini tartışmadan daha inanç kurulumuzun belirlediği ana başlığın tüzükte temel başlık olarak kabul ettik.

    Bu tüzük kadim halk olan Aleviler için 4 kapı 40 makam ile kurulan rızalık şehrinde rızalık lokması ile kültürünü sürdüren, Muhammet-ali kutsallığını kalbinde taşıyan hazreti Hüseyin direnci, Pir sultanın inancı ve direnişi ile hünkâr Hacı Bektaş velinin bilinci ile doğa insan ilişkisini temel alan,  temelinde insan sevgisi bulunan, her dine mezhebe inanca saygı duyan ve hoşgörüyle bakan, dil din ırk renk farkı gözetmeyen, eline beline diline sahip olma ilkelerini şart koşan ve bunu muhasiplik kurumu ile gerçekleştiren, gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi ihtiyaçları gideren. insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleri ile kendi kendilerine yargılamalarını sağlayan; eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, asıl doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik ,hazinesi bilgi, meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş insani kâmil yani erdemli insan yaratmayı öngören, bütün çalışmaların hepsini en demokratik kurallar üzerinden yürüten bir çalışmayı esas almalıdır. Bu hüküm uygulanır olsaydı hüküm yazmamıza gerek yoktur. Uyulması gerek her şeyi tarif etmiş durumdadır.”

    “TEMSİLİ DEMOKRASİ DEĞİL, DOĞRUDAN DEMOKRASİ”

    Gülüm, bu hükümlere bağlı kalarak tüzüklerde olması gerekenleri madde madde sıraladı:

    • Derneklerimizde ki yönetim kadrolarında kanınlar eşit temsil edilmelidir. Bu konuda tüzüğümüzde yarısı kadın yarısı erkek şeklinde kesin hükümler olmalıdır.
    • Derneklerimizde bugünü yarına aktaracak gençlerimiz ve çocuklarımız yok denecek kadar az Alevi Gençlik Federasyonu tüm tüzüklerde konulmalı bunun aynı zamanda her federasyonda kendi gençlik sekretaryası kurarak desteklemelidir.
    • Dernek organlarında seçilen yöneticilere mutlaka sınırlamalar getirilmelidir.2 dönemden fazla yöneticilik yapılamaz hükmü konulmalıdır.
    • Yol yürüten dedelerin derneklerde başkanlıklarına aday olmamalıdır.
    • ‘Gelin Canlar Bir Olalım ‘ şiar ile Dünya’daki bütün Alevi hareketinin ortak birliğini sağlayacak konfederasyonun kurulması için çalışma yapılmalıdır.
    • Alevilerin tüzüklerinde bulunan disiplin kurulu iki şekli ile işletilmelidir. İç hukukumuz inanç önderlerinin oluşturduğu dar-ı didar hukuku içinde çözülmelidir. Kurumsal sorunlarımız dair olan kısım disiplin kuruluna çözülmelidir. İç hukukun verdiği karar disiplin kurulunda tartışılmadan karar olarak uygulanmalıdır.
    • ‘Gönül kalsın, yol kalmasın’ sözünden hareketle derneklerimizdeki faaliyetleri aksatacak davranışlarda bulunmamalıdır.
    • Danışma kurulu bugün buradaki çalıştayda olduğu gibi farklı alanlarda emek veren canlarla, üç ayda bir, yılda dört kez bir araya gelmelidir. Bu aynı zamanda kurumsallaşmalıdır.
    • Federasyonlar bünyesinde bilim kurulu, hukuk kurulu kurulmalı bunlar tüzüklerde kurumsallaşmalıdır.
    • Federasyon seçimlerinde tüm bileşenlerin eşit oranda temsil edildiği bir yönetim şekli olmalıdır.
    • Kurumlarımızda yönetim belirleme şeklinde temsili demokrasi yerine, doğrudan demokrasi kullanılmalıdır. (HABER MERKEZİ)

     

  • Av. Kazım Genç: Sivas Katliamı’nı katliam olarak görmemesi devletin itirafıdır-VİDEO

    Av. Kazım Genç: Sivas Katliamı’nı katliam olarak görmemesi devletin itirafıdır-VİDEO

    PİRHA – Adalet Bakanlığı’nın Sivas Katliamı’na ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne vermiş olduğu savunma ile ilgili PSAKD’nin Eski Genel Başkanı Kazım Genç PİRHA’ya konuştu. Genç, “Sivas Katliamı’na, kendisine insanım diyen kim yaşam hakkı ihlali yok diyebilir” diyerek tepki gösterdi.

    Adalet Bakanlığı, Sivas Katliamı davasının zaman aşımı ile düşmesi nedeniyle AYM’ye yapılan bireysel başvuruya savunma gönderdi. Bakanlık, savunmasında katliamdan “olay” diye bahsetti.

    Katliamdan sağ kurtulan başvurucuların “yaşam hakkı ihlali” iddiasının tartışılır olduğunu savunan bakanlık, başvurucuların artık “mağdur sıfatını” taşımadıklarını öne sürdü.

    “KATLİAMDA, HANGİ İNSAN YAŞAM HAKKI İHLALİ YOK DİYEBİLİR”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD’nin Eski Genel Başkanı Kazım Genç, bakanlığın bu savunmayı yapmasını en hafif tabiri ile kınıyoruz. Yani Sivas madımak otelde 33 canımız 2 otel görevlisi 35 insanımızın katledildiği bir ortamda hangi kendisine insanım diyen, burada insan yaşam hakkı ihlali yok diyebilir ki. Öyle görünüyor ki bunlar sırf usulü yerine getirmek, gelen geçer cevaplar vererek acaba kafa bulandırmayı nasıl yapabiliriz anlamındaki savunmalardır” diye konuştu.

    “KATLİAM OLARAK DEĞERLENDİRMEMEK DEVLETİN AÇIKÇA İTİRAFIDIR”

    “İsminde adalet olan bir bakanlığın 35 insanın yakılarak katledildiği bir oteldeki bu katliamı yaşam hakkı ihlali yoktur savunmasına dayandırması kınamanın çok ötesindeki sözleri hak ediyor. Ne yazık ki bizim nezaketimiz ve öğretimiz buna izin vermiyor” diye tepkisini dile getiren Genç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak. Kahrolsun laiklik, yaşasın şeriat sloganlarıyla bir öğretiye, bir inanca ilişkin insanların etkinliklerinde ve o insanları yok etmeye yönelik olan ve saat 13.00 sıralarında başlayıp 20.00 kadar 6-7 saat süren ve devletin acziyeti ve belki de aklımızda hala var olan ve o günden sonra var olan soru işaretleri ile bir yerlerden birilerinin katkısıyla kurgulanmış olan bu katliamı, katliam olarak değerlendirmemesi devletin açıkça itiraf etmesidir. ‘Evet bu meselenin bir yerinde benden birileri vardı; O yüzden de katliam olarak değerlendiremem. Kendimi katliam sanığı katliam suçlusu yerine koyamam’ savunması yapıyor.”

    “BAKANLIK, NASIL OLUMSUZ KARAR ÇIKARTIRIM İŞGÜZARLIĞI YAPIYOR”

    Genç, dava hakkında şu bilgiyi verdi:

    “Ceza davası yürüdü tamamlandı ve orada tazminatlara hükmetti söylemi de şöyle doğru değil. Ceza davasının bir kısmı hala sürüyor. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde. O da zaman aşımının içine katıldı. Kapatmaya çalışıyorlar. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlara zaman aşımı olmaz. 5327 sayılı yasamızın 85 maddesine dayanarak bunları söylüyoruz. Dava kısmen sürüyor.”

    Av. Kazım Genç, “Adalet Bakanlığı değişik değişik yerlerden hukuka uygun olmayan argümanlar sunarak, Anayasa Mahkemesi’ni bu konuda nasıl olumsuz karar, başvuranların aleyhine nasıl olumsuz bir karar çıkartabilirim işgüzarlığı yapmaktadır. Hiç birisinde hukuki neden bir tutar yan bulunmamaktadır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Dersim’de yaşatılan travmanın izleri: 5 gün kendini mutfağa kilitledi-VİDEO

    Dersim’de yaşatılan travmanın izleri: 5 gün kendini mutfağa kilitledi-VİDEO

    PİRHA – Ankara Dersim- Der, Makina Mühendisleri Odası’nda Dersim 38 Terselesi’ne ilişkin panel düzenledi. Panele PSAKD Eski Başkanı Kazım Genç, Prof Dr. Gülnaz Karatay ve Doç Dr. Burhanettin Kaya katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise Av. Ali Sarıgül yaptı.

    Haberin videosu

    Ankara Dersim-Der Dersim 38 Tertelesi konulu panel düzenledi. Panele Prof Dr.Gülnaz Karatay, Doç Dr. Burhanettin Kaya konuşmacı olarak katıldı.

    Prof Dr. Gülnaz Karatay Dersim’de travma sonrası asimilasyonu şöyle değerlendirdi:

    “Ailelerin daha çok sorun yaşadığını, ailelerin çocuklarına daha mesafeli yaklaştığını, orta yaş insanlarda depresyonun daha çok yaşandığını gösteren, kanser oranlarının mağdur insanlarda daha çok olduğunu gösteren birçok çalışma örnekleri var. Örneğin bunlar nasıl ortaya çıkıyor? Travma sonrası asimilasyon. Peki sonuçları nelerdir:

    -İntihardır, alkolizmdir. Aile içi şiddettir. Çocuklarda ihmal ve istismar yaklaşımdır, diğer bir takım sosyal problemler olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Dersim’de intiharlara ilişkin yaptığımız çalışmada 10 yıllık bir analiz yaptık. Hangi ilçede, hangi mahallede baktık. Daha derin anlaşılması gerekiyor. TÜİK verilerine göre Dersim intihar sıralamasında ilk sırada. Sizce bu tesadüf olabilir mi? Bunun travmayla bir bağlantısı olabilir mi? Neden dersimde intiharlar daha yüksek. 2014, 2015, 2016 yılında ilk sıralarda. Alkol kullanımında yüksek. Alkol kullanma oranları. Sigara kullanım oranı %22, alkol % 47… Biz burada düzenli bir içiciden bahsetmiyoruz deneme ve ara sıra alkol kullanımından bahsediyoruz. Yasadışı madde kullanımı %4 esrar başta olmak üzere bunlar tesadüf olabilir mi? Travmayla bir ilişkisi olabilir mi?  Geçmişiyle ve günümüzle ilişkisi var mı? Bunlara bakmak gerekiyor.”

    ASİMİLASYON KİMLİK SORUNLARI

    Karatay, bir başka şey göçe zorlama, evlatlık verme. Bunların ne gibi sonuçlara yol açtığını, bir takım belgesellerde izledik” diyerek gözlemlerini şöyle aktardı:

    “Dersimliler, asimilasyon, kimlik sorunları, korku, güvensizlik, ayrımcılık, vs gündelik yaşam içerisinde ayrımcılığa sistematik bir şekilde maruz kalmış.
    Özetlersek depresyon, şüphecilik, paronayak. Buraya gelmeden iki gün önce bir arkadaşım anlattı. 3 yıl önce bir eve gidiyor kapıyı çalıyor. 80 yaşında bir kadın kapıyı açıyor. Kadın kapıyı açtıktan sonra kendisini mutfağa kilitliyor. 5 gün boyunca kilitliyor. Merak ediyor neden, neden gelmiyorsun diye. Yıllardır böyle yaşadım diyor. Komşulara yabancılara güvenmediğini söylüyor. Bu az rastlanan bir şey değil.”

    “KÜLTÜRÜ DİLİ GELENEĞİ KALDIRMAK TRAVMADIR”

    Doç. Dr. Burhanettin Kaya, yaşanan travmalarla ilgili şunları ifade etti:

    “Travmayı aşmak için travmanın tanımını gözden geçirmek gerekiyor. insanın fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü zedeleyen, tehdit eden, dehşete düşüren onu çaresiz bırakan olağan ve olağandışı bütün deneyimler bütün yaşantılar travma tanımı içerisinde giriyor. Tabii bu tanım birçok açıdan da yetersiz. Bu yetersizliği gösteren travmalarla deneyimlerle kavramlar arası uyumsuzluk. Düşünün ki insan hakları aktivistlerinin, derneklerin, örgütlerin, ulus ve uluslararası örgütlerin bu alanda çalışanların çabası ile bu kavramlarda güncelleniyor ve daha gerçekçi ve daha bugünü anlaşılır hale geliyor. Şiddet, travmayı üreten kavramdır. İnsanı kendisini üretememesi, çoğaltamaması ifade edememesi bile bir travmanın mağduru olduğunu gösterir.
    Sadece bedenine yönelik bir eylem değil onun kültürünü, dilini, geleneğini, yaşam tarzını, sunabilecek tüm olanakları ortadan kaldırmak aslında travmanın içine giriyor.”

    DERSİM’E YAŞATILMIŞ ZULMÜN ORTAYA ÇIKARILMASINI İSTİYORUZ

    Ankara Dersim -Der’in düzenlediği Dersim 38 Tertelesi panelinde PSAKD’in Eski Başkanı Hukukçu Kazım Genç de, Dersim 37/38 Ortak Bellek Platformu ‘nun 02 Haziran 2012 tarihinde yapılan ilk toplantısının sonuç bildirgesini aktardı:

    -Dersim’e yaşatılmış zulmün ve toplu kıyımın tüm açıklığı ile ortaya çıkarılmasını;

    Dersim’in canlı tanıklarının anlatımlarının bir tarih arşivi olarak toplanmasını;

    Seyit Rıza, idam edilen diğer yol arkadaşları, hapishanelerde ve sürgünde ölenlerin mezar yerlerinin açıklanmasını;

    Dersim’in  “kayıp ve zorla alınan çocuklarının” listesinin ve kimlere verildiklerinin açıklanmasını ve aileleri ile soy bağının kurulması ve sürdürülmesini;

    Dersim sürgünlerinin ve nereye sürüldüklerinin tam listesinin açıklanarak, akrabaları ile iletişimlerinin sağlanmasını;

    Dersim ’in inkar edilen, aşağılanan, horlanan Alevilik inancı ve kimliğine yönelik her türlü söz ve söylemin ayrımcılık ve nefret suçunu oluşturduğuna ilişkin yasal düzenlemelerin yapılmasını

    -Dersim katliamı nedeni ile devletin resmi olarak özür dilemesini

    Ülkemizde hiçbir zaman hiç kimseye karşı; katliam ve kıyım yaşanmaması için “farkındalık” yaratılması için gerekli ve zorunlu olan hukuki düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-16/VİDEO

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-16/VİDEO

    PİRHA- Mevcut örgütlenme düzeyinin Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap verip vermediğini, veremiyorsa çözüm önerilerinin ne olduğunu tartışmaya açtığımız yazı dizisinin bu bölümünde PSAKD’nin Eski Genel Başkanı Kazım Genç’in görüşlerine yer verdik.

    Haberin Videosu

    Ocaklar ve Dergahlar sistemi üzerinden yüzyıllarca kendi kendisine yeten ve bu anlamda demokratik, çoğulcu karakterini koruyup günümüze kadar getiren Alevi toplumu, kent kültürüyle birlikte yeni sorunlar ve bu sorunların doğurduğu ihtiyaçlarla karşı karşıya kaldı.

    Buna cevap üretmek için özellikle 1990’lardan itibaren günümüze kadar Türkiye ve Avrupa başta olmak üzere çok sayıda dernek, vakıf, cemevi, dergah, federasyon gibi yapılar kurarak inancıyla birlikte toplumsal varlığını sürdürmeye çalıştı. Ancak artan asimilasyon ve tekçi politikaların yoğunluğu da dikkate alındığında bu örgütlenme düzeyinin hem Alevi toplumunun ihtiyaçlarına hem de ülkemizin genel sorunlarına cevap olmada yetersiz kaldığı aşikar.

    Bu bilgiler ışığında aynayı kendi yüzümüze yani Alevi örgütlenmesine tutarak mikrofonu Alevi pirlerine, kadınlarına, kurum temsilcilerine ve bilinen isimlerine sorduk.

    Dizi yazımızın 16. bölümünde sorularımızı Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Eski Genel Başkanı Kazım Genç‘in görüşlerine yer verdik.

    Sayın Genç Alevi Örgütlenmesine genel anlamda baktığımızda tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap veriyor mu? Yeterli görüyor musunuz, Görmüyorsanız neden?

    Kazım Genç: Alevi toplumunda çift yönlü örgütlenmeler var. Doğru olan da bu bence. Birinci örgütlenme ocaklarla olan örgütlenme bunlara ilişkin daha çok inançsal ağırlıklı geçmişten günümüze Aleviliğin taşınması ve günümüzden geleceğe Aleviliğin günün şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak ve inancını yaşayabilecek şekilde insanlar unutmadan otantik haliyle yaşanmasını sağlama görevi. Bir de Alevilerin toplumsal demokratik kitle örgütleri bazında örgütlenmesidir ki bu örgütlenme de Türkiye’deki, Alevi toplumunun hak ve hukukunu korumak ve mağduriyetlerine karşı ses yükseltmek ve buna sahip çıkmakla ilgilidir.

    “ALEVİLİK ÇAĞIN GEREKSİNİMLERİNE GÖRE KENDİNİ UYARLAR”

    Birincisi inanç ağırlıklı olduğu için ben o konuda bir şey söylemeyi kendi açımdan doğru görmüyorum. Çünkü orada birebir ocaklar, ocakzadeler  ve onların temsilcilerinin bunu çağın gereklerine nasıl yansıtabilirler ve geleceğe nasıl taşıyabilirler üzerinden akıl yormaları ve toplumun ihtiyaçlarına ve günün gereksinimlerine cevap verecek şekilde hareket etmeleri gerekir. Çünkü bildiğimiz şöyle bir şey ki Alevilik rasyoneldir, günün  ve çağın  gereklerine kendisini uyarlar. Geçmişte kalmaz, bu güne kadar sözlü bir inanç. Dilden, dile konuşarak ulaşarak bugüne gelmiş olmasının temel dayanağıdır bundan asla vazgeçmemek gerekiyor.

    “EGEMENLER ÖRGÜTLENMEMİZİ İSTEMEZLER”

    Alevilerin demokratik kitle örgütü anlamında örgütlenmelerinden vazgeçmemesi gerekir. Çünkü resmi ideoloji ve Sünni devlet yönetimi, Alevilerin kendi inançları üzerinden örgütlenmesini asla doğru görmüyorlar ki, Alevi adıyla örgüt kurmak bile yasaktı. Biz Türkiye’de Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu’nu 2002 yılında zar zor davalarla kurabildik. Bu demokratik kitle örgütü mücadelesinden vazgeçmemek gerekiyor ve bu örgütlenmeyi de daha fazla bölmeden parçalamadan bütünleştirerek yürütmek gerekiyor.

    Herhangi bir resimsel anlamda değil ama objektif bir bakış açısıyla baktığımızda Alevilik bir inanç olarak görüldüğünde bu inancın Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i olmayacağı gerçeğinden de hareketle Alevi örgütlenmesini Kürt Aleviler, Türk Aleviler, Çerkes Aleviler diye yapılan bir ayrımı doğru görmediğimi de altını çizerek ifade etmek istiyorum.

    “ALEVİ OLMAYANLAR DA YAPILARIMIZDA YER ALABİLMELİ”

    Aleviler ve örgütlerde görev yapanlar belki birçok demokratik kitle örgütünde, siyasi yapılarda, sendikalarda geçmişte hizmet vermiş olabilirler ama Alevi örgütlerinde örgütlü olan insanlarımızın sadece Alevi kimliğiyle var olmalarını istemek de bana doğru gelmiyor. Çünkü demokratik kitle örgütü yapılanması dediğimizde evet yoğunluk olarak Aleviler bu işin içinde olabilir, ama Alevi olmayanların da Alevilerin mağduriyetlerine karşı durmak ve demokratik yapıyı geliştirmek anlamında yer alabilirler ve PSKAD’de Alevi olmadan örgüt yöneticisi olan ve örgüt içinde üye olan arkadaşlarımız canlarımız vardır.

    “MÜCADELE YETERİNCE GELİŞTİRİLEMİYOR”

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç ve ibadet özgürlüğü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, ibadet merkezleri ve kutsal mekanlarının kabul görmesi ile demokratik toplum gibi temel talepleri konusunda yeterli bir mücadelenin verildiğini düşünüyor musunuz? Daha güçlü sonuç almak için bu konuda neler yapılabilir?

    Genç: Mücadeleyi büyütmek gerekir. Son dönemlerde yani son 3-5 yıldır veya daha da genişletilebilir Alevi örgütlerinin aktivitelerini kaybettikleri, yeteri kadar aktif olamadıkları ve olaylara ağırlıkla müdahaleyi gerçekleştiremedikleri bir algıya sahibim ve bunun üzüntüsünü duyuyorum.

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Türkiye’de ilk yaptığı 9 Kasım 2008 tarihli Türkiye’yi yerinden oynatan bir Alevi mitingi var. Ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hakkı şiarıyla yola çıktığımız ve herkesin 5 bin, 10 bin, 20 bin kişi gelecek diye bakıp da 150 binlere ulaştığımız ve Türkiye’de gündemi bir hafta Alevilerin meşgul ettiği, Alevilerin hakim kıldığı o günleri özlüyorum gerçekten.

    “BİRLİK İÇİNDE MÜCADELE BAŞARI GETİRİR”

    Keza zorunlu din dersine ilişkin verilen mücadelenin o günden beri neden bugün daha da büyütülemediğini ve neden dava sayılarının binlerle telaffuz edilecek rakamlara ulaşılmadığını ifade etmek istiyorum. Yani Aleviler din kültürü ve ahlak bilgisi dersi adı altında zorunlu olarak okutulan dersin ve daha sonra da müfredata yeni konulan inanç ağırlıklı derslere karşı hukuksal zeminde bir bütün ve birlik olarak toplu bir mücadeleyi başlatmadıkları sürece biz sadece geçmişteki davalarla elde ettiğimiz üç beş başarıyı söyler söyler dururuz. Bu da bizi geleceğe taşımaz ve gelecekteki hak, hukuk mücadelesinde muhatap alınmayı sağlamaz.

    “ÇIKARACAĞINIZ SESE GÖRE MUHATAP ALINIRSINIZ”

    Yani görebildiğim odur ki Alevi örgütleri devlet katında muhatap alınmamaktadırlar. Çünkü muhatap alınacak gücü ve iradeyi yeterli ağırlıkta gösteremediklerini düşünüyorum. Yani mücadelede eğer siz ses yükseltirseniz ve yükselttiğiniz ses verdiğiniz mücadele birilerini rahatsız ederse; sizi artık karşılarında görmek, muhatap olarak almak, sorunları dinlemek ve ne yapılabileceği konusunda görüş ve düşüncelerinizi almak isterler.

    “ÜZERİMİZDEKİ BASKI HİÇBİR ZAMAN BU DÜZEYDE OLMADI”

    Alevilerin sorunları bellidir, devletin her katı bunları en ince detayına kadar biliyordur, denilebilir. Ama hiç bu dönemdeki kadar Aleviler üzerinde baskı, zulüm olmamıştır ve buna karşı ne yazık ki kamuoyuna doğru dürüst malolmayan sadece bizim internet sitelerimizde veyahut da haber ajanslarımızda yer alan haberlerle geçiştirildiğini basının dahi dönüp bakmadığını görüyoruz. Basının da dikkatini çekecek ve Türkiye kamuoyuna malolacak eylemlilikleri geliştirmemiz ve büyütmemiz gerekiyor.

    “BİR YERDE BİR YANLIŞLIK VAR, ÇÖZÜM ÜRETMELİ”

    Alevi örgütlerinin diğer toplumsal muhalefet ile ilişkilerini ve Türkiye’nin temel sorunlarına karşı mücadelesini yeterli görüyor musunuz? Yeterli görmüyorsanız bu konuda neler yapılabilir?

    Genç: Alevi kurum üyesi arkadaşlarımızın kapasiteleri yetmezlikleri ve benzeri şeylerle izah etmek gibi bir şeye girmek istemiyorum. Ama bir yerde bir yanlışlık var ve bu yanlışlığın çözümü için bir şeyler üretilmeli, bir şeyler ortaya konulmalı. Bu bir şeyler üretmesi ve ortaya koyması gereken de demokratik kitle anlamındaki Alevi örgütlerinin inanç bağlamındaki Alevi yapılanmasının da desteğini alarak hayata geçirmeleri gerekiyor. Şimdi bunların yeteri kadar hayata geçmediğini görmekteyim.

    “SİZ MUHATAP ALMAZSANIZ SİZİ DE MUHATAP ALMAZLAR”

    10 gün kadar önce Türkiye’deki önemli bir siyasi partinin yetkilileri ‘Alevi örgütleri ve toplumu olarak gelecekte partimizden beklentileriniz nelerdir, bu konuda görüş ve düşüncelerinizi almak ve ona göre Alevilerle ilgili kendimize bir yol haritası çizmek istiyoruz’ diye yaptıkları bir toplantıya Alevi örgütlerinin geçmiş yöneticisi olmaktan kaynaklı bizi de davet ettiler. Biz o toplantıya gittiğimizde birçok Alevi örgütünden kimselerin gelmediğine tanık olduk.

    Bu kadar önemli bir platformu dahi kullanmayı ve değerlendirmeyi ötelemiş, veyahut da önemsememiş bir yapılanma bence asla doğru değil. Çünkü siz muhatap almazsanız sizi de muhatap almazlar. Sizi davet edenlere gidip derdinizi anlatmaz çözüm yollarını üretmez ve hatta gittiğiniz siyasi partinin kendi yapılanmanıza ve kendi bakış açınıza uygun görmediğiniz siyasi duruşları ve siyasi argümanları varsa bunları söylemezseniz bunlarla ilgili sağda solda laf söyleme hakkını da kendinizde bulamazsınız.

    “EL ELE VERİP DEMOKRASİYİ İNŞA ETMELİYİZ”

    Kim ne derse desin Alevi toplumu Alevi örgütleri ve ocaklarıyla beraber Türkiye’nin mağdurları ve mazlumları olarak Türkiye’nin diğer mağdurları ve mazlumlarıyla el ele olmalı.

    2008 yılında başlayan ve o günden bugüne kadar ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hakkı şiarında yer edinmiş olan demokratik hak ve hukuk mücadelesini sadece kendisi için değil bu ülkede var olan mağdur ve mazlum herkes için vermeli. Alevisinden Sünnisine, Türk’ünden Kürt’üne, Çerkes’inden Ermeni’sine Rum’una herkesin bu mağduriyetlerin yanında olduğunu ve bu mağduriyetleri aşabilmenin yolunun da el ele demokrasiyi inşa etmekten geçtiği konusunda görüş birliğine varmalı.

    “ORTAK ENERJİYE İHTİYAÇ VAR”

    Bu konuda şimdi eğer yüz üzerinden elli enerji katıyorlarsa, bunu yüz üzerinden yüz enerjiye çıkarmaları ve hatta daha da artırmaları ve iş birliğini, ortak mücadeleyi geliştirmeleri gerektiğine inanıyorum.

    Eğer bu gelişmezse herkes kendi mecrasında yalnız kalır, herkes kendi mecrasında yalnız kaldığında da biz Kürtlerin haberlerini Kürt sitelerinde, Alevilerin haberlerini Alevi sitelerinde, işçilerin mağduriyetlerini sendika sitelerinde görürüz ve egemen olan AKP iktidarı şeriatçı düzenini sürdürmeye devam eder.

    Turabi KİŞİN/PİRHA

    YARIN: DOSYA 17
    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Veli Kaya, Alevi örgütlenmesini değerlendiriyor. 

    İLGİLİ YAZILAR:

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-1

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-2

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-3

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-4

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-5

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-6

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-7

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-8

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-9

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-10

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-11

    Aleviler Alevi örgütlenmesini tartışıyor-12

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-13

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-14

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-15

     

     

  • ‘Din dersini isteyen Aleviler kimdir? Bakan’a gür sesle sorulmalı-VİDEO

    ‘Din dersini isteyen Aleviler kimdir? Bakan’a gür sesle sorulmalı-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önceki başkanlarından hukukçu Kazım Genç, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın Aleviler’in zorunlu din dersinin kaldırılmasını istemediği yönündeki açıklamalarını PİRHA’ya değerlendirdi. Genç, Alevilerin bu sözlere karşı gür ses çıkartması gerektiğini söyledi.    

    Haberin videosu

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın Aleviler din derslerinin kaldırılmasını istemiyor” sözlerini PSAKD’nin önceki başkanlarından Kazım Genç PİRHA’ya değerlendirdi.

    Genç, “Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz yapmış olduğu açıklamayla Aleviler zorunlu din dersi istiyorlar diye bir cümle kullandı. Tabii bunu bizim kabul etmemiz söz konusu değil. Zorunlu din dersine karşı yürüttüğümüz davalar ve bu davalar neticesinde aldığımız kararlar yan yana gelince buna bizim tüm Aleviler örgütleri toplumsal olarak gür bir ses çıkarmaları gerekirdi. Fakat ne yazık ki bunu göremedik.”

    Yani sayın bakanın da bunu hangi Aleviler istiyor diye açıklaması gerekir” diye konuşan Genç, “Ama biz Alevi örgütleri kitlesel olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın kapısına gitmezsek veyahut Alevi örgütleri bir bütün olarak yöneticileri 50-60 -100 kişi Milli Eğitim Bakanı’ndan randevu alıp gidip kimdir bu Aleviler diye sormazlarsa evet bu tür laflar çok olur” dedi.

    YANLIŞLARI KAMUOYUYLA PAYLAŞALIM

    Av. Kazım Genç, “Bakın size geçmişten bir anekdot anlatayım” diyerek şunları ifade etti:

    “Bir yuvarlak masa toplantısı vardı devletin kademelerinin insanlarında olduğu talim terbiye kurulundan zorunlu din dersi tartışılıyordu. Ben orada dedim ki; “Bu zorunlu din dersi davasını yürüten avukat biziz, bu davayı götürdük, AİHM karar verdi ve bu konuda kitaplarda bizim istediğimizden çok farklı olarak yer alıyor. Niye bunları bize, hem Alevi örgütlerine, yöneticilerine sormuyorsunuz” dediğimde; O dönemde tahkim kurulu başkan yardımcısı dedi ki ya biz bunları Alevi olanlara yaptırıyoruz belki siz tanımıyor olabilirsiniz dedi. Çorum İlahiyat Fakültesi Dekanı olan Osman Eğri’ye yazdırdık biz bunu dedi. Ben dedim ki biz bunu nasıl tanımayalım hem adı Osman, hem soyadı Eğri. Yani tepki koyduğunuzda yanlışlar ortaya çıkar ve yanlışları kamuoyuyla paylaştığınızda bu söylenir ve söyledikleri yanlışın altında kalırlar.”

    BU SÖYLEMLERE KARŞI GÜR SES ÇIKARTILMALI

    Kazım Genç, bu söylemlere karşı gür ses çıkartılması gerektiğini belirterek “Ne yazık ki sayın bakan bunu demiş ama Alevi örgütlerinden kamuoyuna yansımış benim görebildiğim bir eylemle karşılaşmadım, görmedim, duymadım. Belki bir basın açıklaması yapmışlardır veya bir şey demişlerdir. Oda bana denk gelmemiş olabilir. Bu küçümsenecek, kulak ardı edilecek, ya da önemsenmeyecek bir açıklama değildir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Kazım Genç: Cemevi tahsis etmek laikliğe aykırı, diyanetten fetva almak değil, öyle mi?-video

    Kazım Genç: Cemevi tahsis etmek laikliğe aykırı, diyanetten fetva almak değil, öyle mi?-video

    PİRHA- PSAKD Eski Başkanı ve hukukcu Kazım Genç, son yıllarda yaşananları “aklımızla dalga geçmek” olarak değerlendirdi. Bu açmazdan çıkmanın tek yolunun tüm ezilenlerle birlikte omuz omuza hareket etmek olduğunu vurgulayan Genç, Alevilere de çağrıda bulundu: 1 Mayısa gitmiyor isen 2 Temmuza kimseyi çağıramazsın” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Genç, Diyarbakır Büyük Şehir Belediye Başkanı olduğu dönemde ‘Alevilere cemevi tahsis ettiği için’ hakkında fezleke açılan Osman Baydemir’e destek vererek bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti.

    “FETVA ALMAK MI, CEMEVİ YAPMAK MI LAİKLİĞE TERS?”

    Çankaya’da cemevi açılsın mı açılmasın mı diye Diyanetten fetva isteyen iktidar, Cemevi tahsis ettiği için dönemin Diyarbakır Belediye başkanı Osman Baydemir hakkında fezleke hazırlıyor, bu moda deyimle aklımızla dalga geçmektir” diyen Genç, bunun kabul edilemez olduğunu belirtti.

    “BAYDEMİR TÜM İNANÇLARA EŞİT DAVRANDI”

    AİHM taşınan bir dava içinde diyanet işleri başkanlığından fetva alındığını ifade eden Genç, Osman Baydemir’in tüm inançlara eşit davrandığını, Hristiyanlara kilise, Müslümanlara cami, Alevilere de cemevi yaptırdığını belirterek, bunun laikliğe nasıl aykırı olabileceğini sordu.

    “ZORUNLU DİN DERSİ LAİKLİĞE AYKIRIDIR”

    “Laikliğe aykırılık, zorunlu din dersi, nüfustaki din hanesi ve diyanetten fetva alınmasıdır” diyen Genç, bu çarpıklığın her yerde anlatılması gerektiğini ayrıca bu sorunlara karşı Alevilerin toptan karşı çıkması gerektiğini ifade etti.

    “ALEVİLER TÜM MAĞDURLARLA BİRLİKTE HAREKET ETMELİDİR”

    Genç ayrıca, Alevilerin, demokrasi mücadelesi veren her kesimle mücadele arkadaşı olduğunu, mazlumlar ve mağdurlarla yan yana gelinmesi gerektiğini vurguladı.

    Genç ayrıca Selahattin Demirtaş’a, yine cezaevinde olan bir karikatüristin mektup yazması nedeniyle 10 ay hapis cezası almasını da eleştirdi.

    HABER MERKEZİ