Etiket: kcdp

  • Kadınlardan Sibel Külah için mücadeleyi yükseltme çağrısı – VİDEO

    Kadınlardan Sibel Külah için mücadeleyi yükseltme çağrısı – VİDEO

    PİRHA – Kadınlar, boşanma aşamasında olduğu erkek Adem Külah tarafından katledilmek istenen Sibel Külah için mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu.

    Antep’in Merveşehir mahallesinde oturan Sibel Külah, boşanma aşamasında olduğu Adem Külah tarafından dövülerek bayıltılmış, sonrasında koli bandıyla bağlanarak başında aşağı kezzap dökülerek katledilmek istenmişti.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇEKİLMEK ERKEK EGEMEN ZİHNİYETİNE CESARET VERİYOR”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Antep İl Eş Başkanı Hatice Sönmez, iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmesinin erkek egemen zihniyetine cesaret verdiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Sibel arkadaşın yaşadığı olay aslında bize yabancı değil. Baba şiddeti, erkek arkadaş şiddeti, koca şiddeti, sokakta yürürken şiddete uğruyorlar. Bu da kadınların uğradığı şiddetlerden biri.”

    İktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmesi ile erkek egemen zihniyetine cesaret verdiğini vurgulayarak, “Şiddet uyguluyor, öldürüyor ya da evliyken kadını eve hapsediyor. Hem maddi hem manevi hem psikolojik şiddete başvuruyor. Kadın sesini çıkarınca da ya ölümle ya da yakınlarını öldürmekle tehdit ediyor. Fail, mahkemede kravat takınca, takım elbise giyince bir de birazcık saygılı konuşunca iyi hal indiriminden yararlanıyor ve birkaç ay cezaevinde yatıp tekrar çıkıyor” diye konuştu.

    BEL’İN AİLESİ SUSTURULMAYA ÇALIŞILIYOR

    Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Antep Temsilcisi Endam Hatice Özaslan, Sibel Külah’ın ailesinin susturulmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Aile Bakanlığı tarafından ‘bu olay inceleme altında, herhangi bir yere basın açıklaması, röportaj, dayanışma içerisinde bulunmayın’ diye belirtmişler. Sibel eşi taraf tarafından saatlerce şiddete uğrayarak eli, ayağı, kolu koli bandıyla bantlanıyor ve eşi tarafından kafasına kezzap dökülüyor. Sibel’in katledilmesi öngörülüyor yani. Biliyoruz ki bunu cesaretlendiren devlet politikasıdır. Bugün kadın hakları tanınmıyorsa, İstanbul Sözleşmesi çıkarıldıysa, kolluk kuvvetleri ve devlet tarafından erkekler korunuyorsa kadınların bugün de ‘bir kadın öldü’ demesi, normalleştirilmek isteniyor” dedi.

    RENİŞİMİZ SÜRECEK”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Antep Temsilcisi Tuğba Aşık ise iktidarın erkek şiddetini meşrulaştıran sistematik politikalar ürettiğini belirterek, “ İktidar arabuluculuk, aile yılı, kutsal aile gibi şeylerden söz ederek kadınları ailenin içine hapsetmeye çalışıyor.Biz artık erkekleri cesaretlendiren sistematik politikalardan vazgeçilmesini istiyoruz. Sibel için de, Rojin için de, Ayşe için de; hepsi için direnmeye devam edeceğiz. Erkek egemen sistem yerle bir olana kadar da direnişimiz sürecek” ifadelerine yer verdi.

    Cevahir FINDIK/ANTEP

     

  • Antep’te kadınlar Sibel Külah için adalet istedi! – VİDEO

    Antep’te kadınlar Sibel Külah için adalet istedi! – VİDEO

    PİRHA – Antep’te KCDP ve Demokratik Kadın Platformu’nun çağrısıyla Balıklı Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, Sibel Külah’ın uğradığı saldırının iktidarın kadın düşmanı politikalarının bir sonucu olduğuna dikkat çekti.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Antep Demokratik Kadın Platformu’nun çağrısıyla Balıklı Meydanı’nda buluşan kadınlar, boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından canice şiddete uğrayan Sibel Külah için basın açıklaması yaptı. Açıklamayı KCDP Antep Temsilcisi Tuğba Aşık okudu.

    “KADIN YAŞAMINI YOK ETMEYE YÖNELİK BİLİNÇLİ BİR İŞKENCE”

    Tuğba Aşık, Sibel Külah’ın uğradığı şiddetin fail Adem Külah tarafından planlanarak gerçekleştirildiğini belirterek “Koli bandıyla bağlanarak başından aşağı kezzap dökülmesi, bu saldırının bir ‘anlık öfke’ değil, kadının yaşamını yok etmeye yönelik bilinçli bir işkence olduğunu göstermektedir”  dedi.

    “FAİLLER SİSTEMATİK OLARAK KORUNUYOR”

    Kadınlara yönelik şiddetin cezasızlık politikalarıyla büyütüldüğünü ve faillerin sistematik olarak korunduğuna vurgu yapan Aşık, kadınların kendi hayatları hakkında karar verdiğinde erkek şiddetine maruz kaldığını belirtti. Sibel Külah’ın da boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından şiddete maruz kaldığını belirten Aşık, “Bu ülkede bir kadının boşanma aşamasındayken yüzüne kezzap dökülebiliyorsa bir uzlaşı yapılabilirmişçesine tutup arabuluculuk sistemini gündeme getiremezsiniz” dedi.

    “SİBEL İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının bedelini kadınların hayatlarıyla ödediğini belirten Aşık, Sibel Külah’ın uğradığı saldırının iktidarının kadın düşmanı politikalarının bir sonucu olduğunun altını çizdi. “Sibel için adalet istiyoruz. Ayrımcı indirimleri  kesinlikle kabul etmiyoruz” diyen Aşık, Şişli’de bir çöp konteynerinde kafası bedeninden ayrılmış şekilde bulunan Durdona Khokimova’yı hatırlatarak Sibel Külah’ın uğradığı şiddetin münferit olmadığını belirtti. Kadınların yaşam hakkının pazarlık konusu olmadığını söyleyen Aşık son olarak şunları söyledi:

    “Münevver’den Durdona’ya kadın cinayetlerini durduracağız. Ayrıca Sibel’in  sürecinin de takipçisi olacağız. Başından sonuna kadar, ne gerekiyorsa yapacağız. Yargılama sürecini de takip edeceğiz.”

    NE OLMUŞTU?

    Antep’in Merveşehir mahallesinde oturan Sibel Külah, boşanma aşamasında olduğu erkek Adem Külah tarafından şiddete uğramış ve koli bandıyla bağlanarak başından aşağı kezzap dökülerek katledilmek istenmişti.

    Olayın ardından kaçan, sonrasında polise teslim olan fail Adem Külah, Sibel Külah’ın ailesini arayarak “Gelin cenazenizi alın. Kızınızı öldürdüm” demişti. Gaziantep Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Sibel Külah ise yanık ünitesinde tedavi altına alınmıştı.

    PİRHA/ANTEP

  • ‘Bir yılda 338 kadın öldürüldü, 248 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu’ – VİDEO

    ‘Bir yılda 338 kadın öldürüldü, 248 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu’ – VİDEO

    PİRHA – Kadın Meclisleri, İstanbul Eğitim Sen 3 No’lu Şube’de düzenlediği basın toplantısında 8 Mart 2023 – 8 Mart 2024 tarihleri arasında erkekler tarafından 338 kadının öldürüldüğünü, 248 kadının şüpheli şekilde ölü bulunduğunu belirtti. Açıklamada, “Artık erkek şiddeti sadece kadınları değil, aynı zamanda kadınları korumak için mücadele eden yakınlarını da hedef alıyor” denildi. 

    Kadın Meclisleri ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu(KCDP) İstanbul Eğitim-Sen 3 Nolu Şube’de düzenlediği basın toplantısında 8 Mart 2023’ten bugüne dek son 1 yılın kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü raporunu paylaştı. Basın toplantısına Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken, Özgecan Aslan’ın kuzeni Karanfil Aslan katıldı.

    Rapor verilerini Kadın Meclisleri temsilcisi Esin İzel Uysal okudu.

    “ŞİDDET BOYUT DEĞİŞTİREREK SÜRMEYE DEVAM EDİYOR”

    Raporun tamamında şunları kaydedildi:

    “Geçtiğimiz yıl 8 Mart’tan bu yana 338 kadın cinayeti işlenmiş, 248 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. Öldürülen 338 kadından 96’sı boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile 15’i ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesiyle, 26’sı bunların dışındaki diğer bahanelerle öldürüldü. 200 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 200 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.

    “KADINLAR KİMLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ?”

    Öldürülen 338 kadının 134’ü evli olduğu erkek, 47’si birlikte olduğu erkek, 36’sı eskiden evli olduğu erkek, 35’i bir tanıdık, 21’i oğlu, 19’u akrabası, 17’si eskiden birlikte olduğu erkek, 11’i babası, 6’sı kardeşi, 2’si tanımadığı biri tarafından öldürülmüştür. 10 olayda ise failin yakınlığı tespit edilememiştir.

    “KADINLAR EN ÇOK EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ”

    Geçen yıl 8 Mart’tan bu yana öldürülen kadınlardan %63’ü evlerinde öldürüldü. Kadınların 212’si evinde, 67’si sokakta, 13’ü ıssız yerde, 10’u arabada, 9’u iş yerinde, 6’sı otelde, 2’si eğlence mekanında, 11’i bunların dışında bir yerde öldürülmüştür. 8 kadının ise nerede öldürüldüğü tespit edilememiştir.

    “KADINLAR EN ÇOK ATEŞLİ SİLAHLA VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ”

    Öldürülen kadınların 200’ü ateşli silahlarla, 96’sı kesici aletle, 20’si boğularak, 12’si darp edilerek, 2’si yakılarak, 2’si yüksekten atılarak öldürüldü. 6 kadının nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi.

    “HER YAŞTAN KADIN ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ”

    8 Mart 2023’ten bu yana öldürülen kadınların 115’i 19-35 yaş arası genç kadınlar. Öldürülen 338 kadından 16’sı ise 18 yaşından küçüktü.

    “KADINLAR KORUNMAK İÇİN BAŞVURU YAPMALARINA RAĞMEN ÖLDÜRÜLDÜ”

    12 kadın koruma kararlarına rağmen öldürüldü. Öldürülen 315 kadının tedbir kararı durumu tespit edilemiyor. Bu kadınların tedbir kararı alabilecekleri kurumlara erişebilirliklerinde bir aksaklık olduğunu gösteriyor. Ulaşabildiğimiz verilere göre 36 kadın fail ile boşanmak için adli süreç başlatmış, 19 kadın ise fail hakkında polis ve savcılığa şikayette bulunmuştur.

    “FAİLLER KADINLARIN YAKINLARINI DA HEDEF ALIYOR”

    8 Mart 2023 tarihinden bu yana toplam 338 kadın cinayeti işlendi. Bu kadın cinayetlerinin 100’ünde kadınlar yakınlarıyla birlikte hedef alındı. Artık erkek şiddeti sadece kadınları değil, aynı zamanda kadınları korumak için mücadele eden yakınlarını da hedef alıyor.

    “KADINLARIN ÇALIŞMA DURUMU TESPİT EDİLEMİYOR

    Ulaşılabilen veriye göre öldürülen kadınların 60’ının bir işyerinde çalıştığı bilinmektedir; 10’u bir işyerinde çalışmazken 268’inin ise çalışma durumu ise bilinememektedir. Ulaşabildiğimiz verilere göre öldürülen 338 kadının 173’ünün çocuğu vardı, 5’i hamileydi. 140 kadının ise çocuk sahibi olup olmadığı tespit edilemedi. Ulaşabildiğimiz verilere göre bu yıl öldürülen 338 kadının 163’ü evli, 82’si bekardı. 93 kadının ise medeni haline dair bilgi tespit edilemedi.”

    “MERVE GÜL BÜTÜN KADINLAR ADINA MÜCADELE EDEN BİR ARKADAŞIMIZDI”

    Kadın Meclisleri temsilcisi Esin İzel Uysal, Mersin’de öldürülen Merve Gül’ü anarak şunları söyledi:

    “Öldüren bütün kadın arkadaşlarımız 338 kadın 8 Mart’tan beri hayatını kaybeden bütün kadınlar, her biri eşitlik ve özgürlük için mücadele eden kadınlardı. Kendi hayatlarına kendisi karar vermek isteyen yolunu kendisi çizmek isteyen kadınlardı ve iktidar bu kadınların niye öldürüldüğünü açıklayamasa da yok saymaya çalışsa da biz biliyoruz ki bu kadın arkadaşlarımız kendi hayatlarına karar vermek istedikleri için eşitlik istedikleri için özgürlük istedikleri için öldürüldüler. Ne yazık ki hayatını kaybeden kadınlar arasında Mersin’de öldürülen Merve Gül arkadaşımız da vardı. Merve Gül, bütün kadınlar adına bu mücadeleyi yürüten bütün kadınların kurtuluşunu isteyen ve bunun için mücadele eden yol arkadaşlarımızdan birisiydi. Birlikte yol yürüdüğünüz bir arkadaşımızdı ve ne yazık ki boşandığı erkek tarafından hayatını kaybetti.”

    “ÖZGÜRLÜK YOLUMUZU KENDİMİZ AÇACAĞIZ”

    Uysal, kadınlara şu çağrıda bulunarak, Bugün aramızda Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken ile birlikte Özgecan Aslan’ın kuzeni Karanfil Aslan, bizimle. Onlarla beraber bütün kadınlara bir söz vermek isteriz. Sevgili kadınlar korkmayın. Bu iktidar bütün saldırılarına rağmen ellerinden gelen arkalarına koymasınlar. Medeni Kanun’a dokunamayacaklar, 6284 Sayılı Kanun’a dokunmayacaklar. Ve biz kadın cinayetlerini durduracağız, özgürlük yolumuzu kendimiz açacağız” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ataselim: İntihar denilerek üzeri kapatılamaz, Rojvelat’ın başına ne geldi?- VİDEO

    Ataselim: İntihar denilerek üzeri kapatılamaz, Rojvelat’ın başına ne geldi?- VİDEO

    PİRHA – Batman’da cansız bedenine ulaşılan Rojvelat Kızmaz hakkında konuşan KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Rojvelat kardeşimizin durumu başlı başına şüpheli bir durum. O yüzden bu konunun intihar denilerek üzerinin kapatılmaması lazım” dedi. Ataselim ekledi: Bu son olsun artık diye diye her gün kadınların şüpheli ölümlerini görmeye, failleri bulunamamış kadın cinayetlerini görmeye devam ediyoruz.

    Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Batman’da cansız bedenine ulaşılan Rojvelat Kızmaz hakkında PİRHA’ya konuştu.

    “ROJVELAT’I BULANLAR AİLE ÜYELERİ OLDU”

    Kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin toplumun önemli bir sorunu olduğuna dikkat çeken Ataselim, “Yıllarca ‘Gülistan Doku nerede?’ dedik. Gülistan bulunmadı. Hala daha Gülistan Doku nerede diye sormaya devam ediyoruz. Gülistan bulunmadığı sürece nice Gülistanlar olmaya devam edecek maalesef. Rojvelat kardeşimiz de bunun bir örneği. Aslında bu gibi süreçler kolluğun, savcılığın el birliğiyle etkin bir süreç işletmesi gerekirken türlü ihmaller barındıran süreçler. O yüzden hala daha ‘Gülistan nerede?’ diyoruz. Rojvelat kardeşimizi bulan da aile üyeleri oldu. Bu aslında kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin toplumumuzun ne kadar önemli bir sorunu olduğunu bir kez daha gösteriyor” dedi.

    “BU BAŞLI BAŞINA ŞÜPHELİ BİR DURUM”

    Rojvelat Kızmaz’ın kaybolduktan sonra cansız bedenine ulaşılmasının başlı başına şüpheli bir durum olduğunu dile getiren Ataselim, şöyle konuştu:

    “Bu son olsun artık diye diye her gün kadınların şüpheli ölümlerini görmeye, failleri bulunamamış kadın cinayetlerini görmeye devam ediyor durumdayız. Burada Rojvelat kardeşimizin durumu başlı başına şüpheli bir durum. O yüzden bu konunun intihar denilerek üzerinin kapatılmaması lazım. Rojvelat kardeşimiz kaybolduğunda, erkek kardeşi ihbarda bulunduğunda hiç harekete geçmemiş olanlar şimdi Rojvelat’ın cansız bedenine ulaşıldığında harekete geçip üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirecekler mi? Bunu da görmüş olacağız.”

    Ülke genelinde kadın cinayetleri konusunda kentten kente durumun değiştiğini, kolluğun tavırlarının değiştiğini görebildiklerini kaydeden Ataselim, “Bir muhalif olan kesim kendi hakkını aradığı zaman, mücadele ettiği zaman derhal telefonunun son iki hanesiyle bile nerede olduğu anında bulunurken, anında gözaltına alınırken, kadına yönelik şiddet failleri, kaybolan kadınlar böyle bir anda ivedilikle bulunmuyor”diye konuştu.

    “ÖNLEYİCİ VE KORUYUCU TEDBİR KARARLARI ŞİDDET FAİLLERİNE TEBLİĞ EDİLEMEDİĞİ İDDİASIYLA UYGULANMIYOR”

    6284 sayılı Kanun kapsamında önleyici ve koruyucu tedbir kararları çıkmış olsa bile bu sefer de şiddet failine tebliğ edilemediği iddiasıyla kararların uygulanmadığını söyleyen Fidan Ataselim, şunları kaydetti:

    “6284’ün etkin uygulanması lazım, buna asla dokunmamalarını sağlamamız lazım. Rojvelat’ın herhangi bir adli başvurusu var mıydı yok muydu araştırılması lazım. Yakınlarıyla paylaştığı şüpheli bir durum var mıydı araştırılması lazım, üzerine gidilmesi lazım. Kadın faillerinin bulunmadığı gibi 6284 sayılı Kanun kapsamında önleyici ve koruyucu tedbir kararları çıkmış olsa bile bu sefer de şiddet failine tebliğ edilemediği iddiasıyla kararlar uygulanmıyor. Ve o kadınlar şiddetle baş başa bırakılıyor. Her an nereden çıkacağı belli olmayan şiddet faillerinden kadınları koruduklarını iddia ediyorlar. Ve o şiddet faillerini bulamadıklarını, tebliğ edemediklerini iddia ediyorlar. Bunlar söz konusu olamaz. İstedikleri zaman bütün imkanlarını seferber ettiklerini görüyoruz. Kadınların yaşaması için bu seferberliğe ihtiyaç var, kadınların haklarının tırpanlanması için değil.”

    “ADALETE OLAN GÜVENİ YENİDEN TESİS EDECEK OLANLAR SADECE BİZ KADINLAR DEĞİLİZ”

    Rojvelat Kızmaz’ın Gülistan Doku’nun arkadaşı olduğunu ifade eden Ataselim, herkesin aklına türlü sorular geldiğini belirterek, “Neden Rojvelat’ın başına böyle bir şey geldi?, Buna sebep olanlar kimler?, Gülistan Doku ile Zaynal Abarakov ile bir bağı var mı? Herkesin aklına bunlar geliyor. Ve bu şüpheli pozisyonundaki kişiler korunuyorsa neden korunuyor? Bu anlamıyla hem siyasi iktidarın politikaları hem açığa çıkmamış cinayetler hala kayıp olan Gülistan Doku bu anlamıyla bütün şüpheleri hepimizin aklına getiriyor. Bu şüpheleri ortadan kaldıracak olan şey, adalete olan güveni yeniden tesis edecek olan şey sadece bizler ve öldürülen kadınların, kayıp kadınların aileleri olmasak gerek değil mi? Yetkililerin bunları açığa çıkarması gerekir ki o zaman aklımızda bu tür şüpheler oluşmasın” diye konuştu.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • KCDP: Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız, Medeni Kanun’a dokunamayacaklar- VİDEO

    KCDP: Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız, Medeni Kanun’a dokunamayacaklar- VİDEO

    PİRHA – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu(KCDP), Adalet Bakanlığı, Aile Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın 4-5 Ocak’ta Taksim The Marmara Otel’de yapacağı Medeni Kanun Çalıştayı’nı protesto ederek “Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Adalet Bakanlığı, Aile Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın 4-5 Ocak’ta Taksim The Marmara Otel’de yapacağı Medeni Kanun Çalıştayı’nda “kadınların kazanılmış haklarının yeniden tartışmaya açılacağını” belirterek Taksim’de bulunan The Marmara Otel önünde protesto düzenledi.

    “LAİKLİĞE, MEDENİYETE BİZ SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, yapılacak toplantıya kimin katılacağını ne konuşulacağını gizlediklerini söyleyerek “Neden burada protesto ettiğimizi merak ediyor olabilirsiniz. Yarın öbür gün Medeni Kanuna el uzatacakları zaman tüm tarafları ile görüştük diyecekler, herkesi davet ettik diyecekler inanmayın. Bu yüzden kanıt olsun diye buradayız” dedi.

    Ataselim, şunları kaydetti:

    “Medeni kanuna öyle ya da böyle el uzatmak demek hilafet çağrılarının yapılabildiği, AYM kararlarının hiçe sayıldığı bu günlerde laikliğe savaş açmak demektir. Medeni kanun medeniyet demektir. Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız, Medeni kanuna dokunamayacaklar.”

    “NAFAKA HAAKINDAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Ataselim, nafaka hakkına dikkat çekerek, “Kadınlar boşandıklarında yoksulluğa düşüyorlarsa, bu yoksulluğu ortadan kaldırmak önce devletin sorumluluğudur. Ama hala işsiz kadınlar, hala kadınlara evde otur diyorlar, hala eğitim alamıyor tüm kız çocukları. Bu sorunları çözmüyorlar. Ama nafakadan mağdur olan erkekler var diyorlar. Yoksulluk çok eşitlik yok! Nafaka hakkına dokunamazsınız. Korkma!  Eşitçe okuyup, çalışmak için, o evlerin içerisinde eşitlikçi ilişkiler için mücadele edeceğiz. Ve bunu sağlayana kadar da nafaka hakkından asla vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

    “BİZİ ŞİDDET FAİLLERİ İLE KİMSE BARIŞTIRAMAYACAK”

    Şiddetin olduğu yerde arabuluculuğun söz konusu olamayacağını söyleyen Ataselim, şöyle devam etti:

    “Boşuna aile şuraları yapılmadı. Her mahallede kadın danışma merkezleri yokken irşat büroları açanlar kadınları anca köle olacakları evlere hapseder. Öldürülen kadınların %41’i evli oldukları erkekler tarafından öldürüldü. 30 kadın boşanma aşamasındaydı. Kadınların ihtiyacı olan korunmak yani 6284’ün etkin uygulanmasıdır. Şiddetin olduğu yerde arabuluculuk söz konusu olamaz. Korkma! Bizi şiddet failleri ile kimse barıştıramayacak, geleceğimizi karartamayacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar, ‘Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü’nde buluştu-VİDEO

    Kadınlar, ‘Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü’nde buluştu-VİDEO

    PİRHA- KCDP ve Kadın Meclisleri’nin çağrısıyla Kartal’da Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü düzenlendi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Kadın Meclisleri, İstanbul Kartal’da miting düzenledi. “Laiklik ve özgürlük” şiarıyla bir araya gelen kadınlar, “Anayasal işleyişe ve Medeni Kanun’a el uzatanlara, ÇEDES’e ve karma eğitim düşmanlarına karşı yürüyoruz” diyerek alana girdi.

    Yüzlerce kadın Eskişehir, İzmir, Ankara, Bursa ve çevre illerden kalkan otobüslerle İstanbul’a gelerek mitinge katılım gösterdi. Kadınlar sık sık, “Patriyarka mezara, yaşasın kadınlar”,  “Zeren’e sözümüz, hesap soracağız”, “Hayatıma, hakkıma, kıyafetime karışma” sloganları attı.

    “KÜRT HALKI VE ALEVİLER İÇİN DE VARIZ”

    KCDP Sekreteri Fidan Ataselim, “Yarım olan biz miyiz onların akılları mı?” diye sorarak konuşmasına başladı. Ataselim, “Kadınlar sadece kadınlar için değil LGBTQ+’lar, çocuklar, Kürt halkı ve Aleviler için de varız. Sevgili arkadaşlarım, yürüyüşe çağrı yaparken de çokça meselelerden bahsettik; kadınlar her gün öldürülmeye devam ediyor. ‘Saat kaçmış, neredeymiş, ne içmiş, sevgilisi miymiş?’ Bütün bu söylemler ile öldürülen kadınların anılanlarına dahi saygı duymuyorlar. Öldürülen kadınların yakınları da var burada bizimle. O ‘balkondan düştü’ denilen kadınların aileleri var. Arkadaşlar, biz yaşam mücadelesi verirken, yaşama tutunmaya çalışırken tıpkı söyledikleri gibi bize sesleniyorlar. Mutlaka bir şey yapmıştır diyorlar” dedi.

    Ataselim, “ÇEDES protokolüne, zorunlu din derslerine ve niteliksiz eğitime dikkat çekerek, “Tek adamı da, siyasi iktidarı da, yobazları da söz olsun ki durduracağız” vurgusu yaptı.

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Ekim ayında 19 kadın katledildi

    Ekim ayında 19 kadın katledildi

    PİRHA- KCDP tarafından açıklanan verilere göre 2023 Ekim ayında 19 kadın erkekler tarafından katledildi 18 kadının ölümü ise şüpheli.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), ekim ayı raporunu açıkladı. Rapora göre, ekim ayında 18’i şüpheli olmak üzere 37 kadın yaşamını yitirdi. Katledilen 19 kadının 5’i boşanmak istediği, barışmayı ve evlenmeyi reddettiği gibi bahanelerle, 1’i gündelik bir tartışma bahanesiyle katledildi. 13’ünün ise hangi gerekçesiyle katledildiğinin öğrenilemediği paylaşıldı.
    Kadınların 1’i evli olduğu erkek, 2’si eskiden birlikte olduğu erkek, 1’i kardeşi, 1’i birlikte olduğu erkek, 1’i eskiden evli olduğu erkek, 1’i oğlu ve 1’i akrabası tarafından katledildi. 1 kadının kim tarafından katledildiği ise öğrenilemedi. Bu verilere göre, ekim ayında kadınların yüzde 58’i evli olduğu erkek tarafından katledildi.
    YÜZDE 68’İ EVİNDE KATLEDİLDİ
    Bu ay katledilen kadınlardan 13’ü evinde, 3’ü sokakta, 1’i kamusal alanda, 1’i ıssız yerde katledildi. 1 kadının katledildiği yer tespit edilemezken, kadınların yüzde 68’i evlerinde katledildi. Ekim ayında katledilen kadınların yüzde 63’ü ateşli silahla katledildi.
    PİRHA/İSTANBUL 
  • KCDP’yi kapatma davası reddedildi

    KCDP’yi kapatma davası reddedildi

    PİRHA- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) hakkında ‘ahlaka aykırı faaliyet yürütmek’ iddiasıyla ve kapatılması talebiyle açılan davanın 4’üncü duruşması bugün görüldü. Dava reddedildi.

    Dernek, “Aile mefhumunu yok saymak, aile yapısını parçalamaya çalışmak, kadın haklarını savunma kisvesi altında ahlaksız faaliyetler yürütmek” gibi iddialar üzerine “kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek” suçlamasıyla karşı karşıyaydı. Kimlik tespitlerinin ardından saat 11.00’de başlayan duruşmada hakim, Kadın Cinayetini Durduracağız Platformu’na açılan kapatma davasını reddetme kararı verdi. Karar sonrası adliyede ‘kadın cinayetlerini durduracağız’ sloganları atıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘KCDP davası öncesi açıklama: Bizi asla durduramayacaklar’

    2-‘KCDP davasında adliye önündeki kadınlar gözaltına alındı’

  • KCDP davası öncesi açıklama: Bizi asla durduramayacaklar-VİDEO

    KCDP davası öncesi açıklama: Bizi asla durduramayacaklar-VİDEO

    PİRHA- “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” iddiasıyla hakkında kapatma davası açılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’nin dördüncü duruşması öncesi konuşan Fidan Ataselim, Tayyip Erdoğan’a kendi sözlerini hatırlatarak “Ayarını bozduğunuz kantar gün gelir seni tartar” diye seslendi. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’ne, “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” gerekçesiyle açılan kapatma davasının bugün görülen üçüncü duruşması öncesinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Kadın cinayetlerini durduracağız” sloganlarının atıldığı açıklamada KCDP Temsilcisi platformun avukatlarından Leyla Süren, platformun genel sekreteri Fidan Ataselim ile erkek şiddeti sonucu öldürülen kadınların yakınları konuşma yaptı. Açıklamaya çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasi parti destek verdi.

    “BİZİM MEDENİ HAKKIMIZ SİZİN PAZARLIK KONUNUZ DEĞİLDİR”

    Açıklamada ilk olarak KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim konuştu. Ataselim şöyle dedi:

    “Bu ülkenin dört bir yanında mücadele veren sevgili kadınlar hoşgeldiniz. Derneğimize yönelik hukuksuzca açılmış bir davayla karşı karşıyayız. Erdoğan Türkiye yüzyılı adalet yüzyılı olacak diyor. Bugün bunu göreceğiz. Bugün buradan hukuk mu çıkacak başka bir karar mı çıkacak göreceğiz. Bu mahkemeden hangi karar çıkarsa bizim kararımız değişmeyecek. Bizi asla durduramayacaklar. Biz nerede kadına şiddet olursa çocuk istismarı olursa orada bizi görmeye devam edecekler. Adalet bakanı aile hukukunu baştan ele alacağız diyor. Bakan kadınlar öldürülürken erkeklerin mağduriyetinden söz ediyor. Bizim medeni haklarımız sizin pazarlık konusu değildir. Bize kapatma atma davası açtılar. Bu ülkenin yetkilileri görevlerini yerine getiremiyorken biz öldürülen kadınların aileleri ile birlikte mücadele ediyoruz. Ölümle burun buruna yürüyen kadınlarla birlikte mücadele ediyoruz. Sanmasınlar ki Taliban zihniyetine izin vereceğiz. Bize kapatma davası açanlar kadın katillerini, tecavüzcüleri serbest bıraktılar. Sonra da adaletten söz ediyorlar. Neyin adaleti. Adalet denilen şey sadece patronlara ve erkekler için mi? Biz gerçek adaleti kadınlar için LGBT’ler için her gün yoksullukla baş başa bırakılan yurttaşlar için gerçek adaleti sağlayacağız Erdoğan’a şunu diyorum “ayarını bozduğunuz kantar gün gelir seni tartar”.

    Urfa Ensar Vakfın’daki çocuk istismarı soruşturmasında ismi geçen Asım Sultanoğlu’nun Urfa’ya Milli Eğitim Müdürü olarak atanmasını 34 gündür adliye önünde protesto eden Emine Gizem Çetiner “Ben bu davayla bir kereden bir şey olmaz diyen zihniyetin aynı olduğunu düşünüyorum bu zihniyete karşı her yerde mücadele edeceğim” dedi.

    “MÜCADELE EDENİN KAZANACAĞINA İNANIYORUZ”

    Platformun avukatı Leyla Süren de şunları ifade etti:
    “Bir seçim geçirdik, bu seçimde kadınların çocukları hakları masaya yatırıldı. Bu dava sözde kendilerine mağdur diyen erkeklerin şikayeti ile açıldı. Savcı üç kere sordu kanuna aykırı bir eylemi var mı buna dair delil var mı diye yanıt hayırdı. En sonunda arkadaşlarımızın özel katıldığı eylemler, fişlemeler göz önüne alındı. 24 saatte bize kapatma davası açıldı. Bugün karar bekliyoruz. Bütün temennimiz hukuka güvenimiz sürsün istiyoruz. Bizimle uğraşacaklarına kadın katilleriyle uğraşsınlar. İki dava arasında yüzlerce cinayet davasına girdi arkadaşlar. Dört çocuk istismarı davasına girdik. Toplamda 112 duruşmaya girdi avukatlarımız. Bizim derneğimizi kapatmayın. Biz sonuç ne olursa olsun mücadele edenin kazanacağına inanıyoruz.”

    “BİZ KİMDEN ADALET ARAYACAĞIZ”

    Erkek şiddeti sonucu öldürülen Ceyda Yüksel’in annesi Filiz Demiral “Benim kızım ilişkiyi reddettiği için öldürüldü. Hakim erkeğe ceza vermedi ben kimden adalet arayacağım. Davanın ilk gününden beri platform benle mücadele etti hiç yalnız bırakmadı. İyi ki varlar ama adalet sisteminin görevlileri yanımızda yoktu. Biz kimden adalet arayacağız” dedi.

    “TÜRKİYE’DEKİ KADIN DAYANIŞMASINI BÖLEMEZSİNİZ”

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır milletvekili Ceylan Akça konuşmasında “Biz bugün burada size destek için geldik. Ankara’da da HDP’li kadınların partisini kapatmak isteyen zihniyet var. Biz bu zihniyetle Ankara’daki zihniyete karşı mücadele ediyoruz. Türkiye’nin her yerindeki kadın dayanışmasını bölemezsiniz. Kadın mücadelesini bölemeyeceksiniz. Buradayız” ifadelerine yer verdi.

    Duruşma sürüyor…

    PİRHA/İSTANBUL 

     

  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Temmuz ayında 25 kadın katledildi

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Temmuz ayında 25 kadın katledildi

    PİRHA- KCDP’nin yayınladığı rapora göre, temmuz ayında 25 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 9 kadının ise ölümü şüpheli. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) yayınladığı 2023 Temmuz ayı raporuna göre 25 kadın öldürüldü, 9 kadının ise ölümü şüpheli.

    Raporda “Türkiye’de kadın cinayetlerini durdurma mücadelemiz 13 yıldır devam ediyor. Platform olarak, ihtiyacı tespit ettiğimiz 2010 yılından itibaren kadın cinayeti verilerini kamuoyuna açıklıyoruz. Bakanlıklar ise kaç kadının, neden, nasıl, kim tarafından öldürüldüğünü açıklamak yerine, kadın cinayeti verilerinin yanlış hazırlandığını söyleyerek gerçekleri çarpıtıyor. Kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri gerçekliğini açıklamakla birlikte, kadın cinayetlerini durdurmak için somut çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi de devletin görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi için de ilgili tüm bakanlıkların, tüm mekanizmaların harekete geçirilmesi için mücadeleye devam edeceğiz.” ifadelerine yer verildi

    KADINLAR EN ÇOK KENDİ EVİNDE ÖLDÜRÜLDÜ 

    Kadınların 12’si evinde, 4’ü sokakta, 2’si otelde, 2’si arabada, 1’i arazide, 1’i ıssız yerde, 1’i işyerinde, 1’i su ve kenarında  öldürülmüştür. 1 kadının öldürüldüğü yer tespit edilememiştir. Bu ay öldürülen kadınların %48’i evlerinde öldürüldü.

    KADINLAR EN ÇOK EVLİ OLDUĞU ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ

    Temmuz ayında öldürülen 25 kadının 8’i evli olduğu erkek, 7’si birlikte olduğu erkek, 3’ü eskiden evli olduğu erkek, 2’si oğlu, 1’i akrabası, 1’i babası, 1’i tanıdığı biri tarafından öldürülmüştür. 2 kadını öldüren kişi ile yakınlığı tespit edilememiştir. Bu ay kadınların %32’si evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.

    KADIN, ÇOCUK ve DOĞA DÜŞMANLARININ İLK ADIMLARI

    Raporun devamında şunlar ifade edildi:

    “Son 20 yıl boyunca kadın, çocuk ve doğa düşmanı ideolojilerini uygulayan siyasi iktidar seçim sonrası ilk icraatları olarak bu ideolojilerini devam ettirdi. Kanun koyucular, kanunları korumakla görevli olanlar yine kanunları kendileri ihlal ettiler. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı ilk açıklama ise; kız çocukları için ayrı okul açılması gerekliliği oldu. Bu ihtiyacın sebebi ise; kız çocuklarının okullaşma oranın düşük olması, ailelerin sınıfta erkek çocuk var diye kız çocuklarını okula göndermek istememesi olarak belirtildi. Bu noktada ihtiyaç duyulan şey kız çocuklarına ayrı okul açılması değil bu düşünce ve ideolojinin düzeltilmesidir. Kız çocuklarına ayrı okul açılması eğitimde ayrımcılık ve ötekileştirmedir. Kadın olmanın üzerindeki toplumsal baskıyı ve toplumsal cinsiyet normlarını daha küçük yaşlardan beri içselleştirmelerine neden olacak bir uygulamadır. Siyasi iktidarın ve yeni kurulan hükümet kadın düşmanı politikalarına rağmen örgütlü mücadelemiz devam ediyor. Kadın Meclisleri her zaman yanında!”

    (HABER MERKEZİ) 

  • Hakan Öztürk öldürülen kadınların aileleriyle buluştu: Kadınların çığlığı o mecliste duyulmalı

    Hakan Öztürk öldürülen kadınların aileleriyle buluştu: Kadınların çığlığı o mecliste duyulmalı

    PİRHA- Yeşil Sol Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı Hakan Öztürk, bayramın üçüncü gününde Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcileri ve öldürülen kadınların aileleri ile buluştu.

    Öztürk; “ Kadın örgütlerinin sözü parlamentoda yer alsaydı İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmaz, 6284 tartışılmazdı” dedi. Ve sözlerine şu ifadeleri ekledi; “Mecliste kadınlarla ilgili bir yasa görüşülecekse bütün kadın örgütleri güncel olarak görüşmelerde yer almalı. Kadınların sözü mecliste ancak böyle yükselir, meclis ancak tüm toplumsal muhalefetin parlamentoda olmasıyla güçlü olur”

    Buluşmaya, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri temsilcileri Fidan Ataselim, Dilber Sünnetçioğlu ve Şirin Yalıncakoğlu, Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım, Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken katıldı.

    “EŞİTLİKÇİ ADAYLARIN MECLİSTE YER ALMASI ÇOK ÖNEMLİ”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, önümüzdeki dönemde eşit temsilden uzak bir meclisle karşı karşıya bulunulduğunu söyledi. Ataselim “Karşımızda kadın düşmanı bir ittifak var. Yürüttüğümüz mücadelenin mecliste kendini fikirsel olarak temsil etmesini ve eşitlikçi adayların mecliste çokça yer almasını çok önemli görüyoruz.” dedi.

    “KADIN VE EŞİTLİK BAKANLIĞI KURULMALI”

    Ataselim, kadınların sorunlarıyla bizzat ilgilenecek bir bakanlığın kurulması gerektiğini söyleyerek “2011 yılında kadınlarla ilgili çalışmalar yapan Kadın ve Aile Bakanlığı vardı. Sonra ismi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı oldu, sonra Çalışma Bakanlığıyla birleştirildi. Kadının ismi komple bakanlıklardan kalkmış durumda. Bu düzeyde kadın cinayetlerinin işlendiği ve kadın haklarının örselendiği bir Türkiye’de bu konularla bizzat ilgilenen bir ‘Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’ kurulmalı.” sözlerini kaydetti.

    “ŞU ANKİ HÜKÜMET KADINLARIN HİÇİBR ZAMAN YANINDA OLMADI”

    8 Şubat 2018’de öldürülen Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım “Şu anki hükümet kadınların hiçbir zaman yanında olmadı. İstanbul Sözleşmesi feshedildi. 6284’e gözlerini diktiler. Suçlu hep kadın, haksız hep kadın. Kadınlar kendi mücadelelerini verirken hep haksız konuma düşürüldü. Biz sizlerden adalet bekledik, kadın haklarını tanımanızı istedik, eşitlik bekledik. Ama onlar hep kadını eve kapatmak istedi. Oysa kadınlar bu ülkenin gücüdür” dedi.

    “SİZ 6284’E GÖZ DİKERSENİZ BİZ DE İKTİDARINIZA GÖZ DİKERİZ”

    13 Ekim 2017 tarihinde öldürülen Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken, 6284’ü tartışma konusu haline getiren Cumhur İttifakı’na seslenerek “Siz 6284’e göz dikerseniz biz de sizin iktidarınıza göz dikeriz. Ezilenin, işçinin ve özellikle kadınların gücüyle sizin iktidarınızı alırız. Hiç kimse şüphe duymasın 6284’ü de İstanbul Sözleşmesi’ni de geri alacağız. ”  dedi. Palandöken, Öztürk’e dönerek “Bizim çok önemli bir sözümüz var. Asla yalnız yürümeyeceksin. Bizler de sizinle yürüyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

     

    “KADIN DÜŞMANLARINA OY YOK”

    Buluşmaya katılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu seçime yönelik tutumlarını “Kadın düşmanlarına oy yok. Kadın haklarını, eşit temsiliyete hassasiyet göstermeyen, mevcut hakları da kadınların ellerinden almak isteyen hiçbir fraksiyona, partiye, düşünceye oy yok. Biz kadınları yok sayanları hep yok saydık, yine yok sayacağız. Karşılarında sonsuz bir mücadele göstereceğiz ve başaracağız.” dedi.

     

    “KADINLARIN EMEKÇİLERİN ÇIĞLIĞI O MECLİSTE OLMALI”

    “Bütün sistem kadınların, emekçilerin çığlığı o mecliste duyulmasın diye kurulmuş” diyen Öztürk “O çığlık duyulmadığı müddetçe utanç verici bir ülkede yaşıyoruz. Bizim vatandaşlarımızın çoğunun açlık sınırı altında ücret alması ne demek? Bütün haksızlığa uğramış toplumsal kesimlerin çığlığını birleştirmeliyiz. Tek yumruk olup, bu iktidarı göndereceğiz” dedi.

    DİLAN ŞİMŞEK/ İSTANBUL

     

  • KCDP davası öncesi açıklama: Bizi kapatmak isteyenlerin devrini kapatacağız-VİDEO

    KCDP davası öncesi açıklama: Bizi kapatmak isteyenlerin devrini kapatacağız-VİDEO

    PİRHA- “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” iddiasıyla hakkında kapatma davası açılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’nin üçüncü duruşması öncesi konuşan Avukat Leyla Süren, “Biz kadınların, avukatların, gönüllülerin, ailelerin mücadeleleri artık ittifak pazarlık masasına meze yapılır hale gelmiştir” dedi. Platformun genel sekreteri Fidan Ataselim ise “Bizi kapatmaya çalışanların devrini kapatacağız” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’ne, “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” gerekçesiyle açılan kapatma davasının bugün görülen üçüncü duruşması öncesinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Kadın cinayetlerini durduracağız” sloganlarının atıldığı açıklamada KCDP Temsilcisi Gülsüm Kav, platformun avukatlarından Leyla Süren, platformun genel sekreteri Fidan Ataselim ile erkek şiddeti sonucu öldürülen Ceyda Yüksel’in annesi Filiz Demiral konuşma yaptı.

    “HAYATI ÇALINAN HERKESİN HESABINI SORACAĞIZ”

    Bütün zorluklara rağmen mücadelelerini sürdürdüklerini vurgulayan Gülsüm Kav, şunları söyledi:

    “Bu üçüncü duruşmamız. Her hava şartında, her türlü zorlukta kadın cinayetlerini durdurmaya ve bunun için mücadele etmeye kararlıyız. Bir yıldır bizi uğraştırdıkları şeye bakın. Bir yılda uğraşılacak şey bu mudur? Kadınlar öldürülmesin diye mücadele eden kadınların derneğini kapatmak mıdır? Depremde binlerce insanımızı kaybettik. Zaten bir kriz var. Aileye zarar veriyormuşuz diye bizi kapatmaya çalışıyorlar ya, o aileler açlık sınırında yaşıyor. Bu memlekette, bu ekonomik krizde bu kadar rezalet varken ve bu rezalet deprem ile bu kadar açığa çıkmışken, konu biz miyiz? Kadın cinayetlerini durdurmaya kararlıyız. Bunu böyle bilsinler. Bu davadan hangi sonuç çıkarsa çıksın bu memlekette önlenebilir ölümle hayatından olan, hayatı çalınan herkesin hesabını soracağız.”

    “KADINLARIN MÜCADELESİ PAZARLIK MASASINA MEZE YAPILIR HALE GELDİ”

    Konuşmasına 5 Nisan Avukatlar Günü’ne değinerek başlayan Av. Leyla Süren ise “5 Ekim’den bu yana 95 davaya girmişiz, 161 duruşma yapılmış. Biz hala burada kanuna ve ahlaka aykırı gelmekten yargılanıyoruz. Bir derneğin tabelası, sandalyesi, masası kanuna aykırı gelemez. Gönüllü avukatları, gönüllüleri ve kayıp aileleridir o zaman aykırı gelen. Biz katilleri yakaladığımız için mi ahlaka aykırı davranıyoruz? Şubat ayında deprem varken 11 kadın öldürüldü. Türkiye’de ilk kez 12 şüpheli kadın ölümü oldu. İlk kez şüpheli ölüm, kadın cinayeti sayısını geçti. Çünkü diyorlar ki, “Zaten kimse işini yapmıyor bari gizleyerek öldürelim.” Bu yüzden bu dava çok önemlidir. Biz kadınların, avukatların, gönüllülerin, ailelerin mücadeleleri artık ittifak pazarlık masasına meze yapılır hale gelmiştir” dedi.

    “BİZİ KAPATMAYA ÇALIŞANLARIN DEVRİNİ KAPATACAĞIZ”

    14 Mayıs seçimlerini hatırlatan Fidan Ataselim de şöyle konuştu:

    “Bizler her gün kadınlar öldürülürken, kadınların yaşaması için mücadele ediyoruz. Kadınlar eşit, özgür yaşasın diye mücadele ediyoruz. LGBTİQ+’lara ayrımcılık yapılmasın, nefret cinayetlerine kurban gitmesinler diye mücadele ediyoruz. Kim eşitsizliğe, haksızlığa uğrarsa onun yanında yer alıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden hangi anlayış imzayı geri çekti? Bu anlayış Taliban anlayışıdır. İran’daki molla rejiminin anlayışıdır. Bu anlayışı tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Bizi kapatmaya çalışanların devrini kapatacağız. Kadın düşmanlarını göndereceğiz.”

    “CUMHURBAŞKANINA HAKKIMI HELAL ETMİYORUM”

    Ceyda Yüksel‘in annesi Filiz Demiral ise iktidara istifa çağrısında bulunurken, “Platformun kapatılması, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi sırf tarikatlardan oy kaybetmemek içindir. Kadınların üzerinden siyaset yapıyorlar. Kadın cinayetlerinin politik olduğunu bu yüzden hep söylüyoruz. Cumhurbaşkanına hakkımı helal etmiyorum. Asla da helal etmeyeceğim. Ölüler hakkını helal edemez. Kızımdan hak helalliği isteyebilir mi? Hakkımı da oyumu da vermiyorum. Hükümetin istifa etmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • KCDP: Şubat ayında erkekler 11 kadını öldürdü, 12 kadının ölümü şüpheli

    KCDP: Şubat ayında erkekler 11 kadını öldürdü, 12 kadının ölümü şüpheli

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) 2023 Şubat raporunu kamuoyu ile paylaştı. Rapora göre 11 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 12 kadının ise ölümü şüpheli olarak yer aldı. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) 2023 Şubat ayına ilişkin raporunu yayınladı. Raporda 11 kadının öldürüldüğü, 12 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğu ifade edildi. Yapılan açıklamada “Kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri gerçekliğini açıklamak da devletin görevidir. Yıllardır bu görevini yerine getirmeyen siyasi iktidar, ne pandemi sebebiyle ölenlerin ne de depremde ölenlerin sayısını şeffaf bir şekilde açıklamamıştır. Yetkililerin yapmadıklarını biz kendi imkanlarımızla yapmaya çalışıyoruz” denildi.

    6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremler sebebi ile şüpheli kadın ölümlerinin medyada yeterince görünür olmadığı raporda “Deprem 10 ilde bu denli yıkım oluşturmuşken, on binlerce kişi enkaz altındayken tüm gözler de deprem bölgesindeydi. Bu durum çok doğal olmakla birlikte yine bu durum sebebiyle kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü haberlerinin basına tam olarak yansımadığı kanaatindeyiz” ifadeleri ile belirtildi.

    ŞUBAT’TA 11 KADIN CİNAYETİ İŞLENDİ

    Raporda öne çıkan satır başları şöyle:

    “Bu ay 11 kadın cinayeti işlenmiş, 12 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. Öldürülen 11 kadından 4’ü boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 2’si ekonomik bahane ile öldürüldü. 5’inin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 5 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.

    “DEPREMDE ÖLÜMLERİ DE KADIN CİNAYETLERİNİ DE DURDURACAĞIZ” 

    2022 Şubat-2023 Şubat arasında 23 kadının öldürüldüğü anda failler hakkında koruma kararı bulunuyordu. 6284 sayılı kanunu ve kapsamındaki tedbirleri etkin uygulamayan siyasi iktidar bu ölümlerin sorumlusudur. Depremde ölümler de kadın cinayetleri de durdurulabilir. Gerekli önlemleri alıp bütünlüklü bir şekilde çözüm üretilmesi gerekiyor. Kadınları korumayı amaçlayan kanunları uygulamayan aynı siyasi iktidar imar kanunlarını, yapı denetim kanunlarını ve deprem yönetmeliklerini de uygulamayarak en az 45 bin yurttaşın ölümüne neden oldu. İhmal etmeyi felsefesi haline getiren siyasi iktidar deprem bölgesini kendi kaderine terk etti. 20 yıllık yönetimleri boyunca hayati önem taşıyan kurumların nasıl içlerinin boşaltıldığına, nasıl işlevsiz hale getirdiklerine, nasıl yolsuzluk iddialarının odağına geldiğine şahit olduk. Tüm bu süreçte yardımlardan daha hızlı ve önce yapılan şey ise halkı susturmaya çalışmak ve halka karşı tehditler savurmaktı. Deprem sürecinde bir dayanışma platformu olarak kullanılan Twitter kapatıldı. İhmalleri eleştiren ve protesto eden yurttaşlar gözaltına alındı.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun feshi için açılan dava ertelendi-VİDEO

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun feshi için açılan dava ertelendi-VİDEO

    PİRHA-Kadın cinayetlerini Durduracağız Platformu’na açılan kapatma davası öncesi üye kadınlar ve aileler basın açıklaması yaptı. Kızları, anneleri ölen ailelerin konuşmalarında “Mücadelemiz engellemeyecek” vurgusu öne çıktı. Duruşma, 11 Ocak 2023’e ertelendi. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) feshi için açılan davanın ikinci duruşması görüldü. Duruşma 11 Ocak 2023’e ertelendi.

    Davada yasal olarak dernek olarak görünen platform, “kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütme” ve “aile yapısını parçalamak” ile suçlanıyor. Mahkeme öncesi kurum üyeleri ve ilişkide olduğu davaların aileleri, İstanbul Adliyesi Çağlayan yerleşkesi önünde açıklama yaptı.

    “KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURANA KADAR DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklamada ilk olarak KCDP Başkanı Gülsüm Kav söz aldı. Kav, “Bugün aslında hiç açılmaması gereken bir dava için bir kez daha adliyedeyiz. Daha önce defalarca katledilen kadın kardeşlerimiz için geldiğimiz adliyeye bu sefer bu şekilde getirilmekten kimse utanmıyor ama biz utanç duyuyoruz. Bu dava memleketimizde derhal düşürülmesi gereken davalardan biridir.” dedi. İlk celse ile ikinci celse arasında temel hak ve özgürlüklere saldırıların gerçekleşmeye devam ettiğini belirten Kav, gazetecilerin mesleğini etkileyecek dezenformasyon yasasına da değindi. İçişleri Bakanlığı’na bağlı bürokratların da kadın katili olarak çıktığını gördüklerini hatırlatan Kav, “Dolayısıyla bu davanın arkasında kim, kimler var apaçık ortaya çıkıyor. Kendimizi sizlerin varlığıyla ve büyük bir özgürlük mücadelesinin parçası olduğumuz için çok güçlü hissediyoruz” dedi. İran’daki kadın direnişini de selamlayan Kav onların dediği gibi, “Bir kişi gidersek bin kişi olarak döneceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz. Kadın cinayetlerini durdurana kadar devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Polis raporunda henüz inceleme yapılmadan intihar olarak kaydedilen Şebnem Köker’in babası da açıklamaya katıldı. Abdullah Köker, “Kızım intihar etti diyerek susturdular ta ki Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu elimi tutana kadar” dedi. Katil zanlısının KCDP’nin dayanışması sonrası ağırlaştırılmış müebbet ile yargılandığını söyleyen Köker, savcıların değil platformun yanında durduğunun altını çizdi.

    “DERNEĞİMİZİN ELİMİZİ TUTMASIYLA DAVALARIMIZ AÇILIYOR VE KATİLLER CEZA ALIYOR”

    İstanbul Sefaköy’de çalıştığı binanın 3. katından atlayarak intihar ettiği iddia edilen Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım da Çağlayan Adliyesi önündeydi. “Bu dava bize açılmıştır” diyen Yıldırım, 55 aydır kızının davasının açılmadığını da hatırlattı. Hükümete seslenen Yıldırım, “Bize sahip çıkmadınız şimdi de derneğimizi kapatmaya çalışıyorsunuz. Derneğimizin elimiz tutmasıyla davalarımız açılıyor ve katiller ceza alıyor. Derneğimizi kapatamayacaksınız, asla yalnız yürümeyeceğiz” dedi.

    “AHLAKSIZLIK KİMDE?”

    Boşanmak istediği erkek 2013 yılında Muhterem Evcil’i katletti. Evcil’in kızı Melis Göçmen annesinin öldürüldüğünde 13 yaşında olduğunu belirtti ve o günden bugüne annesinin mezarının başında yalnızca KCDP üyesi kadınların olduğunu söyledi. “Ne savcı, ne hakim kimse destek olmadı. Şimdi kalkıp kadın cinayetlerini durdurmak için bir çaba, bir savaş veren bu kadınları ahlaksızlıkla suçluyorlar. Siyasi olarak geçtim vicdanen nasıl söyleyebiliyorlar anlamıyorum.  ‘Ahlaksızlık, ahlaksızlık’ diyenler 13 yaşındaki çocukları kendine eş olarak görebiliyor. Çok merak ediyorum, ahlaksızlık kimde? Türkiye’nin hiçbir yerinde güvende değiliz ama güvene sokacağız. Platformun kapatılacağını sanmıyorum ama velevki kapatıldı. Sanmayın ki ‘Yapacak bir şey yok ‘ deyip kulağımızın üstüne yatacağız. Yeni bir platformu açarız. Öleceksek de bu yolda öleceğiz” diye konuştu.

    “DEVLETİN YAPMADIĞINI BİR PLATFORM DERNEKLEŞEREK YAPMAYA ÇALIŞIYOR”

    Ardından, Ayşe Tuğba Arslan’ın annesi, Pınar Gültekin’in babası konuştu. İstanbul Barosu adına Nazan Moroğlu da açıklamaya katıldı.

    Moroğlu, “Değerli mücadele arkadaşlarım, biraz önce aileleri dinledik. Hepimiz aynı acıyı duyuyoruz. Neden bir hukukçu olarak tepki gösteriyorum? Derneklerin açılması da kapatılması da kanunda düzenlenmiştir. Kanunda yeri olmayan gerekçeler ile dava açılamaz. Ancak neden kapatılmak istendiğini de biliyoruz. Devletin yapmadığını bir platform dernekleşerek yapmaya çalışıyor. Neden bizi her türlü sınırlıyorlar? Çünkü kadınların güçlenmesi, o ülkenin güçlenmesindir. Yani ne demokrasi ne kalkınma ne de insanca yaşam isteniyor. Böyle bir yönetim olamaz ” ifadelerine yer verdi.

    Açıklamanın ardından duruşma görüldü. Mahkeme heyeti duruşmayı 11 Ocak 2023’e erteledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • KCDP: Derneğimizi kapatamayacaklar, hodri meydan!-VİDEO

    KCDP: Derneğimizi kapatamayacaklar, hodri meydan!-VİDEO

    PİRHA-Hakkında “Kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek” suçlamasıyla kapatma davası açılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 5 Ekim’de görülecek ikinci duruşma öncesi basın toplantısı yaptı. Yapılan konuşmalarda, “Derneğimizi kapatamayacaklar. Hodri meydan. Seçim sandığı geldiğinde hesabını soracağız. Kadına karşı şiddet dünyanın en yaygın insan hakları ihlalidir. Sadece yaygın değil aynı zamanda en zalimane şiddet biçimiyle karşı karşıya kadınlar” denildi. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği hakkında “Kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek” suçlamasıyla açılan kapatma davasının 5 Ekim günü görülecek olan ikinci duruşması öncesi basın toplantısı düzenlendi.

    Şişli’deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya Kadın Meclisleri’nden Dilber Sünnetçioğlu, Avukat Leyla Süren, KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, LGBTİQ+ Meclisi’nden Ilgın Gürses, İstanbul Barosu’ndan Nazan Moroğlu, Eşitlik İçin Kadın Platformu’ndan Hülya Gülbahar, Kırklareli Barosu’ndan Oylum Yaman, Ekmek ve Gül’den Sevda Karaca ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan (TİHV) Ümit Efe de katıldı.

    “DERNEĞİMİZİ KAPATAMAYACAKLAR, HODRİ MEYDAN”

    “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği Hukuksuz Davalarla Kapatılamaz” sloganıyla yapılan açıklamada ilk olarak söz alan Dilber Sünnetçioğlu, “Kadınlar yaşasın, diye mücadele ediyoruz. Derneğimiz kapatılmak isteniyor. Nedenini çok iyi biliyoruz. Kadınların eşit ve özgür yaşamak istemesi, kendi kararlarını almak istemesidir. Kadınları korkutamayacak, durduramayacaksınız. Onların yaşam şeklini kabul etmiyoruz. Bu dava için sadece bir kısım insanlar maşa olarak kullanılıyor. Derneğimizi kapatamayacaklar. Hodri meydan. Seçim sandığı geldiğinde hesabını soracağız. Yurt dışında ödül alıyoruz ama burada kapatılmak istiyoruz” dedi.

    Av. Leyla Süren ise “KCDP, ailelerin desteğiyle kurulmuş bir dernektir. Kadın hareketinin sesinin kısılması için açılmış bir davadır. Savcılık, “Derneğin hukuka ve ahlaka aykırı bir eylemi var mı?”diye araştırdığında herhangi bir örneğe rastlamıyor. Tüm muhalefeti susturmak üzere açılmış bir davadır” diye konuştu.

    “SİYASAL HEGEMONYALARI BİTTİ, KÜLTÜREL HEGEMONYA KURMA ÇABALARI NAFİLE”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği Genel Sekreteri Fidan Ataselim de “İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması modern ve medeni haklarımıza yönelik saldırıların göstergesiydi. Şimdiye kadar hiç olmadığı kadar kadın cinayetleri artırıyor. Yaptıkları nefret söylemleri ve geliştirdikleri politikalar ile saldırılarla karşılaşıyoruz. Bütün bunlara rağmen direncimizin arttığını düşünüyoruz. Derneğimizi kapattırmamak bütün muhalefete güç verecektir. Yaşam ve eşit olma haklarımız, özgürlüklerimiz pazarlık malzemesi olamaz. Siyasal hegemonyaları bitti. Kültürel hegemonyalarını kurma çabaları nafile” ifadelerini kullandı.

    LGBTİQ+ Meclisinden Ilgın Gürses ise 18 Eylül günü İstanbul Saraçhane’de gerçekleştirilen LGBTİ+ karşıtı eyleme değinirken; “Saraçhanedeki eylemi devlet kurumları alenen örgütlüyor. RTÜK bu eylemin reklamını yaptı. Her eylemi yasaklayan İstanbul Valiliği bu eylemi örgütledi. Sömürmek istediklerinde zaten biz aileyiz. Saldırmalarının nedeni, siyasi iktidar ekonomik krizin de etkisiyle büyük bir çıkmazda. Bu süreçte bu tarz saldırılar artıyor. Ama bu şekilde kazanamazlar. Her saldırıda bize olan destek artıyor. Bizim için mücadele bundan sonra ya eşitlik hakkımızı verirsiniz ya da söke söke alırız” dedi.

    “KADINA KARŞI ŞİDDET DÜNYANIN EN YAYGIN İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

    2018 yılında öldürülen Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım da kapatma davasına tepki göstererek, “Kızım 2018 yılında intihar süsü verilerek öldürüldü. Daha sonra dosyası kapatıldı. Kızımın cinayete kurban gittiği daha sonra ortaya çıkarıldı. Derneğimize “aile yapısını bozuyor, ahlaksızlık” denilerek kapatma davası açılıyor. Benim kızımın dosyası kapatıldığında ahlaksızlık yapılmadı mı? Derneğimiz, bizlerin yalnız olmadığını gösterdi. Bize güç verdi. Mücadelemizde bizimle yürüdüler” şeklinde konuştu.

    İstanbul Barosu’ndan Nazan Moroğlu ise, kapatma davasına karşı dernek ile dayanışma içerisinde olduklarını belirtti. Eşitlik İçin Kadın Platformu’ndan Hülya Gülbahar da, “Kadına karşı şiddet dünyanın en yaygın insan hakları ihlalidir. Sadece yaygın değil aynı zamanda en zalimane şiddet biçimiyle karşı karşıya kadınlar. İddianameyi incelediğimde hukuk adına utandım. Hukukta adalet yok. Eşit, özgür, mutlu ve huzurlu yaşamak istiyoruz. Bu davalar gelip, geçecek. Hepimize karşı açılmış bir dava olarak görüyoruz” dedi.

    Kırklareli Barosu’ndan Oylum Yaman “Derneğin hukuksuzca kapatılmak istenmesi kadınların örgütlenme hakkına yönelik yapılan bir saldırıdır. 5 Ekim’de Çağlayan Adliyesi’nde olacağız” ifadelerini kullanırken, TİHV’den Ümit Efe de “Dernek, insan hak ve özgürlükleri açısından önemli bir ışık oldu. Bu totaliter sistem insanın özne olma çabasını çalarak, talebi görünmez kılıyor” diye konuştu.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Ocak ayında 26 kadın katledildi

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Ocak ayında 26 kadın katledildi

    PİRHA- KCDP, kadına yönelik şiddete dair Ocak 2022 raporunu açıkladı. Raporda 26 kadının katledildiği açıklanırken, kadınların yüzde 58’inin evlerinde yaşamını yitirdiği aktarıldı.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), erkek şiddetine dair Ocak 2022 raporunu açıkladı. Rapora göre, geçen ay 26 kadın katledildi, 28 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Kadınların en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildiği belirtilen raporda, 26 kadından 13’ünün hangi bahaneyle katledildiği tespit edilemediği, 11’inin ise boşanmak istemesi, barışmayı, ilişkiyi reddetmesi gibi hayatına dair karar almak istediği için katledildiği aktarıldı.

    Raporda, Ocak ayı verilerine dair şu bilgi yer aldı:

    “26 kadının 13’ü eşi, 5’i tanıdık, 3’ü eskiden tanıştığı, 2’si oğlu, 1’i akrabası ve 1’i birlikte olduğu erkek tarafından öldürülmüştür. Kadınların 1’inin faille olan yakınlığı tespit edilemedi. Kadınların 15’i evinde, 4’ü sokak ortasında, 2’si iş yerinde, 2’si arabada, 1’i ise restoranda öldürülmüştür. Kadınların yüzde 58’i evlerinde yaşamını yitirdi. Bu ay öldürülen kadınların 13’ü ateşli silahlarla, 7’si kesici aletlerle, 3’ü boğularak, 3’ü darp edilerek öldürüldü.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ RAPOR

    >Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Ocak 2022 Raporu

     

  • KCDP’den dev şikâyet dilekçesi: Yüzlerce kadın hayatta olabilirdi

    KCDP’den dev şikâyet dilekçesi: Yüzlerce kadın hayatta olabilirdi

    PİRHA- İstanbul Zincirlikuyu’da bir binaya astıkları dev şikayet dilekçesi ile kadın cinayetlerine dikkat çeken Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını protesto etti.

    Kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanlığı kararı ile feshedilmesini protesto için Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), İstanbul Zincirlikuyu metrobüs durağı yakınındaki bir binanın üzerine “Ölmek İstemiyorum” yazılı dev bir şikayet dilekçesi astı.

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan platform, “Bir kadının ‘Ölmek istemiyorum’ diyerek verdiği yaşam mücadelesinin sadece bir örneği. Kadınlar yaşamak için defalarca dilekçe vermek zorunda kalmasın diye İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayacağız” paylaşımında bulundu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANSAYDI BUGÜN YÜZLERCE KADIN HAYATTA OLABİLİRDİ”

    Konuya dair platform tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    “Bu dilekçenin sahibi kadın gibi her gün onlarca, binlerce kadın bu dilekçeleri veriyor. Hayatta kalabilmek, şiddetten uzak yaşamak için karakollarda, adliyelerde mücadele ediyoruz. Şikayetler dikkate alınmadığında kadınlar olarak sistematik şiddete maruz kalıyoruz. Bu nedenle de bu devasa dilekçe örneğini herkesin görmesini istedik. İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermek istedik. Arzu Aygün’ün 9, Tuba Arslan’ın 23, Nahide Opuz’un 36, Sevtap Şahin’in tam 60 kez resmi makamlara başvurmasına rağmen, koruma talepleri dikkate alınmadı ve şikayetçi oldukları erkekler tarafından öldürüldüler. Bu şikayetler dikkate alınsaydı, İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı bugün yüzlerce kadının hayatta olabilirdi.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 2020 yılında 300 kadın erkekler tarafından öldürüldü

    2020 yılında 300 kadın erkekler tarafından öldürüldü

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2020 yılı raporunu açıkladı. 300 kadının öldürüldüğü belirtilen raporda 171 kadının ise “şüpheli” olarak ölüm kayıtlarına geçirildiği yazıldı.

    Kadın cinayetleri 2020 yılında da artıştaydı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) 2020 yılı raporuna göre 300 kadın, erkekler tarafından öldürüldü, 171 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu.

    Platform, yılın son ayında aynı gün içinde Aylin Sözer, Selda Taş, Vesile Dönmez ve Betül Tuğluk’un katledildiğini vurgulayarak şu bilgileri aktardı:

    “Öldürülen 300 kadından 182’sinin neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 22’si ekonomik, 96’sı da boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü. 182 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.”

    “KADINLAR EN ÇOK EŞLERİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ”

    Raporda 2020 yılında öldürülen 300 kadının 97’sinin evli olduğu erkekler tarafından öldürüldüğüne dikkat çekilirken, 54’ü birlikte olduğu erkek, 38’i tanıdık birisi, 21’i eskiden evli olduğu erkek, 18’i oğlu, 17’si babası, 16’sı akraba, 8’i eskiden birlikte olduğu erkek, 5’i kardeşi, 3’ü tanımadığı şahıslar tarafından öldürüldü. 23 kadının ölümüne sebep olan kişilerin yakınlık durumu ise tespit edilemedi.

    Kadınların 181’i evinde, 48’i sokak ortasında, 15’i işyerinde, 14’ü de arazide, 11’i arabada, 5’i otelde, 4’ü ıssız bir yerde, 1’i odun deposunda, 1’i kuaförde öldürüldü. 20’sinin öldürüldüğü yer tespit edilemedi. Kadınların % 60’ı evlerinde öldürüldü.

    Kadın cinayetlerinin 170’i ateşli silahlarla, 83’ü kesici aletle, 26’sı boğularak, 10’u darp edilerek, 2’si yakılarak, 1’i kimyasal madde ile 1’i de yüksekten atılarak işlendi.

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, 266 KADININ ÖLDÜĞÜNÜ AÇIKLADI

    KCDP, 2020 yılında 300 kadının öldürüldüğünü bildirirken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “6284 Kanun kapsamındaki kadın cinayetlerinde 2019’da maalesef 336, 2020 yılında ise 266 kadın hayatını kaybetti” açıklamasını yaptı.

    (HABER MERKEZİ)