Etiket: kdv

  • KESK’liler bordrolarını yaktı: 85 milyonluk nüfusun 51 milyonu açlık sınırı altında!

    KESK’liler bordrolarını yaktı: 85 milyonluk nüfusun 51 milyonu açlık sınırı altında!

    PİRHA – KESK Şubeler Platformu, yaşanan ekonomik krize dikkat çekerek bordro yakma eylemi yaptı. “Enflasyonu düşürmek için tasarrufu arttırmamız şart” denilen açıklamada, “Lüks saray harcamalarından vazgeçmediler ama yüzbinlerce öğrencinin 1 öğün ücretsiz yemeğini kestiler” ifadesi kullanıldı. Açıklamada ayrıca, 85 milyonluk nüfusun 51 milyonunun açlık sınırı altında yaşadığına işaret edildi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tüm illerde maaş bordolarını yaktı. KESK Şubeler Platformu’nun Ankara’da yapılan eyleminde 2 Aralık’ta İstanbul ve Diyarbakır’da yapılacak mitinge de çağrıda bulunuldu.

    KESK Ankara Dönem Sözcüsü İbrahim Kara, emeği ile geçinen kesimlerin her geçen gün daha fazla yoksullaştığını ifade ederek, “Ülkeyi yönetenler ise yıllardır anlattıkları masallara yenilerini eklemeye devam ediyor” dedi.

    “NÜFUSUN 51 MİLYONU AÇLIK SINIRI ALTINDA”

    İbrahim Kara, açıklamasında işsizlerin sayısının 9 milyona ulaştığının ise altını çizdi. Her 5 gençten birinin işsiz olduğuna işaret eden Kara şu açıklamayı yaptı:

    Ülkeyi OECD ülkeleri içinde resmi enflasyonu en yüksek ülke durumuna getirdiler. Bugün enflasyon sırlamasında bizden sonra gelen ülkeyi tam (Macaristan) beşe katlıyoruz. Tüm dünyada gıda enflasyonu düşerken bizde artmaya devam ediyor.

    Çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek hayat pahalılığı TÜİK enflasyonunu katlıyor. Öyle ki bir bardak çay 10 TL, bir simit 10 TL. Dört kişilik bir aile üç öğün kişi başına bir çay bir simit tüketse bile aylık 7 bin 200 TL ediyor.

    Açlık sınırı 16 bin TL’ye, yoksulluk sınırı 49 bin TL’ye dayandı. 85 milyonluk nüfusun 51 milyonu açlık sınırı, 32 milyonu ise yoksulluk sınırı altında bir yaşam savaşı veriyor. Çünkü ülkede emeklilerin yarısı en düşük aylık olan 7 bin 500 TL’ye, çalışanların yarısı ise 11 bin 402 TL’lik asgari ücrete mahkûm edilmiş durumda.

    4 kişilik bir ailede tüm fertler asgari ücretle çalışsa bile yoksulluk sınırına ulaşamıyor. Ortalama kamu emekçisi maaşı ise “ilave seyyanen ödenek” oyununa rağmen ancak yoksulluk sınırının yarısına ulaşıyor. En düşük ev kirası bile asgari ücreti aşıyor. Dolayısıyla aldığımız ücretle-maaşla ayın sonunu getiremiyoruz. En temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için borçlanıyoruz. Bu yüzden halkın kredi kartı borçları geçen yıla göre iki buçuk kat arttı. Bugün her 100 kişiden 12’si borcunu ödeyemediği için yasal takipte.

    “EĞİTİME AYRILAN BÜTÇE TARİKATLARA, CEMAATLERE AKTARILACAK”

    Tüm bunlar ortadayken iktidar hala “İşçiyi, memuru, emekliyi enflasyona ezdirmedik. Yeni bir ekonomik modele geçtik. 2023 için vaat ettiğimiz hedeflere 30 yıl sonra ulaşacağız” diyerek hepimizle dalga geçiyor.

    KDV’yi ÖTV’yi, harçları, tüm kredilerin faiz oranlarını fahiş oranlarda arttırdılar.

    • Motorlu Taşıtlar Vergisini (MTV) iki kez aldılar. Ardından 1 Trilyon 120 milyarlık ek bütçenin de tüm yükünü vergilerle yine bize yıktılar.

    “Enflasyonu düşürmek için tüketimi kısmamız, tasarrufu arttırmamız şart” dediler. Ama ne uçaklarından, makam arabalarından ne de lüks saray harcamalarından, üç dört yerden aldıkları maaşlarından vazgeçmediler. Ama okul öncesi eğitimdeki yüzbinlerce öğrencinin 1 öğün ücretsiz yemeğini bile kestiler.

    İşte TBMM’de görüşülen bütçe kanun teklifi iktidarın “yeni” dediği ekonomik modelin bugün boğamıza sarılmaya çalışan elidir.

    Kısacası halk, çalışanlar vergi yükü altında ezilirken koca koca holdingler, şirketler, firmalar çalıştırdıkları asgari ücretli kadar dahi vergi ödemeyecek.

    Peki büyük bölümü bize yıkılan bu vergiler nereye, kimlere harcanacak?

    Toplanacak her 100 TL verginin:

    – 17 TL’si iktidarın yurt dışından ve içinden aldığı borçların sadece faiz ödemesine,

    –  6 TL’si savunma ve güvenlik harcamalarına,

    – 5 TL’si “teşvik” olarak büyük patronlara, sermayeye

    – 3 TL’si hizmet alsak da almasak da müşteri garantili şehir hastanelerine, yol, köprü, havaalanı, tünel inşaatı müteahhitlerine gidecek.

    Üstelik eğitime ayrılan bütçenin bir bölümü ÇEDES gibi projelerle tarikatlara, cemaatlere, hısım akraba çevresinin kurduğu vakıflara, Diyanete aktarılacak.

    KESK olarak iktidarın kendi eliyle yarattığı enkazın tüm faturasını emekçilere, halka yıkmak istediği bu bütçeyi kabul etmiyoruz.

    %1’in çıkarı için %99’u yok sayan adaletsizliğe, haksızlığa karşı çaresiz değiliz. 2 Aralık Cumartesi günü İstanbul ve Diyarbakır’da hayata geçireceğimiz mitinglerle emeğimize, ekmeğimize, geleceğimize, bütçe hakkımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

    Yıllardır yoksulluk, işsizlik ve yağma düzenin çarkları arasında öğütülen herkesi emekten yana demokratik halk bütçesi için omuza omuza vermeye mücadeleyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • KDV ve ÖTV artırımın iptali için dava açıldı

    KDV ve ÖTV artırımın iptali için dava açıldı

    PİRHA- Türkiye Barolar Birliği (TBB) KDV ve ÖTV zamlarıyla ilgili iki ayrı dava açarak Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptalini ve yürütmesinin durdurulmasını istedi.

    Türkiye Barolar Birliği, Katma Değer Vergisi’nin (KDV) artırılmasına ilişkin 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) artırılmasına ilişkin 7390 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da iki ayrı dava açtı.

    TBB’den yapılan açıklamada KDV artışına ilişkin düzenlemenin, Anayasa’nın 73. maddesinde öngörülen adil denge ilkesinden uzak olduğu, hak arama hürriyeti ile mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verebilecek içerikte bulunduğuna yer verildi.

    Dava dilekçesinde, düzenlemelerin iptali ve ÖTV artışına ilişkin dayandığı yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi’ne başvurularak iptali talep edildi. TBB, bu adımlarla düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesi ve hukuki açıdan değerlendirilmesini sağlamak amacıyla hukuki süreci başlattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tüketici Hakları Derneği’nden hükümete uyarı: Ücret ve fiyatları halkın lehine değiştirin-VİDEO

    Tüketici Hakları Derneği’nden hükümete uyarı: Ücret ve fiyatları halkın lehine değiştirin-VİDEO

    PİRHA – Tüketici Hakları Derneği (THD) Başkanı Turhan Çakar, yurttaşların yüksek fiyatlara, vergilere ve açlığa mahkum edildiğini belirterek, “Vergi ve gelir adaletsizliğinde Türkiye Dünya’da şampiyonluğa gitmektedir. Türkiye’nin en yoksul ilk on ülke arasına girmesi bir utanç göstergesidir” dedi. 

    Tüketici Hakları Derneği (THD) tüketicilerin yüksek fiyatlara, vergilere, açlığa mahkum edildiğini belirterek, konuya ilişkin basın açıklaması yaptı. Dernek binası önünde yapılan açıklamada, “Krizi yaratan faturayı ödesin” sloganı atıldı.

    “BU DÜZEN ACİLEN DEĞİŞMELİ”

    THD Genel Başkan’ı Turhan Çakar, okuduğu basın açıklamasında “Tüketiciler yüksek vergilere, fiyatlara, açlığa mahkum!” diye belirtti. Çakar’ın gündeminde yükseltilen vergi oranları da yer aldı. Dolaylı vergilerin “haksız tüketici vergisi” olduğunu belirten Çakar, “Vergi ve gelir adaletsizliğinde Türkiye şampiyonluğa gidiyor. Tüketicilerin satın alma gücü yerlerde. Tüketiciler en temel gereksinimlerini karşılayamaz durumda. Tüketicilerin ezici çoğunluğu yeterli ve dengeli beslenemiyor. Tüketicilerin sosyal yaşamı bitirildi. Bu düzen acilen değişmeli!” diye konuştu.

    “GELİR ADALETSİZLİĞİNDE DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU”

    Turhan Çakar, konuşmasının devamında, tüketicilerin artık çaresiz ve perişan durumda olduklarını belirterek, şunları söyledi:

    “Tüketiciler yüksek vergilere, fiyatlara ve açlığa mahkum edildi! KDV ve ÖTV gibi en haksız vergi türü olan dolaylı vergiler aç ve yoksul tüketicilerin sırtına yüklenmiştir. Bir tüketici vergisi olan dolaylı vergilerde yapılan son artışlarla birlikte tüketicilere büyük bir darbe vurulmuştur! Diğer taraftan, yüzde yüz arttırılan ve geriye dönük uygulanacak olan Anayasaya aykırı Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) iptal edilmelidir. Bununla birlikte, yüzde ondan yüzde on beşe yükseltilen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) bankalardan çekilecek kredileri pahalı hale getirecek ve bankalardan kredi çekecek olan tüketicileri sıkıntıya sokacaktır.

    Vergi ve gelir adaletsizliğinde Türkiye Dünya’da şampiyonluğa gitmektedir. Açıkça, emekçilerden, dar gelirlilerden, açlığa ve yoksulluğa mahkum edilen tüketicilerden alınıp bir avuç zenginin zenginliğine katkı sağlanmaktadır. Türkiye’nin en yoksul ilk on ülke arasına girmesi bir utanç göstergesidir.

    Emekli, dul ve yetimler başta olmak üzere, tüketicilerin ezici çoğunluğunun maaş ve gelir artışları fiyat artışlarının gerisinde kalmıştır. Özelliklede, son bir yılda tüketicilerin satın alma güçleri çok düşmüştür. Bu durumda tüketicilerin ezici çoğunluğu beslenme ve barınma gibi en temel gereksinimlerini bile karşılayamaz duruma düşürülmüştür. Tüketicilerin ezici çoğunluğu yeterli ve dengeli beslenmekten yoksun durumda bırakılmıştır. Tüketicilerin mahkum edildiği ekonomik sıkıntılar sosyal yaşamlarını ve sosyal ilişkilerini bitirmiştir.

    Tüketicilerin insanca yaşamına büyük darbe vuran bu düzen, yani, mevcut ekonomik ve sosyal politikalar, ücret ve istihdam politikaları, vergi ve fiyat politikaları acilen halkın, tüketicilerin; emeklilerin, emekçilerin, açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayanların lehine değiştirilmek zorundadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘TÜVTÜRK çilesi son bulsun’

    ‘TÜVTÜRK çilesi son bulsun’

    PİRHA- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Ayhan Barut, AKP iktidarının özelleştirdiği araç muayene istasyonlarının, yurttaşları canından bezdirdiğini, tekel konumundaki TÜVTÜRK’ün fahiş fiyatlarla insanları mağdur ettiğini söyledi. Zorunlu uygulama nedeniyle bir kaç dakikalık işlemler için yüksek bedeller ödendiğini aktaran Barut, “Yurttaşın cebine göz dikilmesin, TÜVTÜRK çilesi son bulsun” dedi.

    Zorunlu araç muayenesinde tek yetkili kurum konumundaki TÜVTÜRK’ün yüksek bedellerle araç sahipleri üzerinden büyük kazançlar elde ettiği konusu uzun bir süredir tartışılmakta

    CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, 2005 yılında yaklaşık 552 milyon dolara özelleştirilen araç muayene istasyonlarının TÜVTÜRK’le birlikte çeşitli mağduriyetlere yol açtığına dikkat çekti. Barut, “Otobüs, kamyon, çekici ve tankerler için KDV dahil 503 lira 86 kuruş, otomobil, minibüs, kamyonet, römork ve yarı römorklar için 372 lira 88 kuruş muayene ücreti alınıyor. Motosiklet ve motorlu bisikletler için ise KDV dahil 189 lira 98 kuruş bedel ödeniyor. Her yıl fahiş oranda artan bu ücretler, yurttaşın belini büküyor” dedi.

    “HAREKETE GEÇİLSİN, ÇÖZÜM BULUNSUN”

    Araç muayenesinde süresi geçirilen her araçtan, gecikilen her ay için muayene ücretinin yüzde 5 oranında fazla bedel ile tahsil edildiğini de anımsatan Ayhan Barut, şunları kaydetti:
    “Zorunlu uygulama kapsamında araç muayene istasyonlarına giden her araç sahibi feryat figan ediyor. Adeta tekel konumundaki TÜVTÜRK’ün yüksek muayene ücretlerinden istasyonlarda yaşadıkları olumsuzluklara kadar araç sahiplerinin tepkilerini duyan yok, yaşadıkları sorunları çözen yok. 2007 yılından geçerli olmak üzere 20 yıllık sözleşme imzalanan TÜVTÜRK’le ilgili iktidarı adım atmaya, yurttaşın sorunlarına çözüm bulmaya çağırıyoruz. Yurttaşlardan yüksek muayene ücreti alan, kredi kartıyla yapılan ödemelerde ayrıca komisyon ücreti isteyen, araç sahiplerini mağdur eden bu istasyonlarla ilgili harekete geçilmesini bekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Emekçilerden ‘Vergide adalet, ülkede adalet istiyoruz’ talebi-VİDEO

    Emekçilerden ‘Vergide adalet, ülkede adalet istiyoruz’ talebi-VİDEO

    PİRHA – DİSK Ankara Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İKK, TTB, Ankara Tabip Odası, ASMMMO Ulus meydanında yaptığı eylemde “İnsanca Bir Ücret, Vergide Adalet” diyerek taleplerini kamuoyu ile paylaştı.

    Haberin videosu

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ankara Bölge Temsilciliği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Ankara Tabip Odası (ATO) ve Ankara Serbest Mali Müşavir ve Muhasebeciler Odası (ASMMMO), vergide adalet talebiyle sokağa çıktı.

    Ankara Ulus meydanında bir araya gelen meslek örgütleri “AKP zammını al başına çal, insanca yaşamak istiyoruz, AKP elini cebimizden çek” sloganları attı.

    Kurumlar adına hazırlanan ortak metini ASMMMO Başkanı Ali Şahin okudu.

    Şahin, “Bir ülkede demokrasinin ve adaletin gelişmesinin ilk şartı adaletli bir vergi sisteminin hakim kılınmasıdır” diyerek şunları dile getirdi:

    “Çağdaş sosyal devlette gelir ve servet eşitsizliklerini azaltmada en önemli rolü, vergi politikası oynamaktadır. Anayasanın 73’üncü maddesi, ‘herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır’ diyerek, aynı anlayışı dile getirmiştir. Bu ilke, vergi oranlarının, mükellefin mali gücüne göre saptanmasını ifade eder. Vergi hukukunda ’artan oranda vergi’ denilen ve yöntemi yüksek gelir tabakalarından yüksek oranda, düşük gelir tabakalarından düşük oranlarda vergi alınması suretiyle, gelir eşitsizliklerinin azaltılmasını amaçlar. Vergi politikasının bu amaçla kullanılması, sosyal adalet ve sosyal devlet ilkelerinin bir gereğidir.

    2019 yılı en düşük gelir vergisi dilimi 18 bin lira olarak saptanmıştı. Buna göre, asgari ücretliler bile yıl içinde gelirlerinin 18 bin TL’yi aştığı için yüzde 20 kesintinin olduğu bir üst vergi dilimine çıkmış ve böylece daha fazla vergi ödemek zorunda kalmıştır.”

    “VERGİ ADALETSİZLİĞİ SÜRÜYOR”

    “Vergide adalet dendiğinde ilk akla gelen az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasıdır. Ancak dünyanın en adaletsiz vergi sistemlerinden birine sahip olan Türkiye’de yıllardır bütün vergi yükü ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren işçilerin, kamu emekçilerinin ve dar gelirlilerin omuzlarına yıkılıyor. Adil bir vergi sisteminin az ya da çok geçerli olduğu ülkelerde toplam vergilerin yüzde 75’i kazançtan-gelirden alınan vergilerden (kurumlar vergisi, servet vergisi, gelir vergisi gibi doğrudan vergiler) yüzde 25’i ise tüketimden alınan vergilerden (KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler) oluşuyor. Ancak söz konusu oranlar Türkiye’de tam tersinedir. Toplam vergi gelirlerinin dörtte üçü, ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren kamu emekçilerine, işçilere, asgari ücretlilere ve tüketicilere yıkılmıştır.

    Ardarda gelen zamlar, adını ilk defa duyduğumuz vergiler, kış koşulları, enflasyon karşısında gün geçtikçe eriyen maaşlar bizleri çok ta iyi günlerin beklemediğini göstermektedir.

    Vergi reformu yasa tasarısında ağır vergiler altında ezilen emekçi kesimini gözeten hiçbir düzenleme bulunmamaktadır. Tek derdi daha fazla vergi geliri elde etmek olan iktidarın, bu vergileri kimlerden, nerelerden toplayacağına ilişkin tahmin yapmak için kâhin olmaya gerek yok. Hala sermayeyi koruyan kollayan düzenlemeleri hayata geçirme derdinde olan iktidar, kurumlar vergisini %22 den % 18’e indiriyor. Hazineyi doldurmak için bulduğu tek çare, ücretlilerden daha çok gelir vergisi kesintisi yapmak, dolaylı vergileri daha da çok arttırmak.”

    “YOKSULLAŞMAYA HAYIR DİYELİM”

    “2020 yılında vergi, harç ve cezalardaki yeniden değerleme oranı % 22,58 olarak belirlendi. Yani, 2020 yılı için pasaport, ehliyet harçları ve trafik cezaları, Motorlu Taşıtlar vergisi oranı % 22,58 arttırıldı.

    Devlet kendi alacaklarına bu kadar zam yaparken, ücretlilere gerçekleşen değil, öngörülen enflasyona göre zam yapmaktadır.

    Şayet enflasyon hükümetin beklediği gibi %12 olarak öngörülüyorsa neden devlet alacaklarına %22,58 zam yapılıyor?  Yani Verirken %4, alırken %22.58. Kaşıkla verdiklerini kepçeyle alıyorlar.

    Elektriğe, doğalgaza, akaryakıta, çaya ve şekere yapılan fahiş zamları enflasyona yansıtmayan, gözümüze baka baka türlü oyunlar çevirenlerin, memura, emekçiye, asgari ücretliye gelince, ‘öngörülen enflasyon’ oranında düşük zam yapmasını kabul etmiyoruz.

    Tüm emekçileri ve halkımızı ağırlaşan yaşam koşullarına, hayat pahalılığına, insafsız vergi düzenine ve yoksullaşmaya karşı demokratik ve adil bir ülke için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • BES: Yoksulluk, işsizlik, savaş bütçesine hayır!-VİDEO

    BES: Yoksulluk, işsizlik, savaş bütçesine hayır!-VİDEO

    PİRHA -Büro Emekçileri Sendikası (BES) 6 Kasım’da başlayacak olan 2020 mali yılı bütçe görüşmelerine dair açıklama yaparak, “Açlık, yoksulluk, sefalet ve vergi bütçesi olan 2020 bütçesinden kamu emekçileri payını almak için toplumun en geniş kesimleriyle beraber mücadele etmeye kararlıdır” dedi.

    Haberin videosu

     

    2020 yılı bütçe görüşmeleri 6 Kasım’da başlıyor. Büro Emekçileri Sendikası da kamu emekçilerinin sorunlarını bir kez daha hatırlatmak adına Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

    “DİYANET, SEKİZ BAKANLIĞIN BÜTÇESİNİ GERİDE BIRAKTI”

    Genel Başkan Serpil Akpınar, yaptığı açıklamada kamu çalışanlarının düşük ücret ve yüksek vergiler altında yaşam mücadelesi yürüttüğüne işaret etti. Akpınar, “Yoksulluk, işsizlik, savaş bütçesine hayır!” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Bütçe açığının, ülke kaynaklarının saray ve iktidarın şatafatlı yaşantısına, gitmediğimiz hastanelere, geçmediğimiz köprülere, çocuklarımızı gönderemediğimiz özel eğitim kurumlarına, otoyol işleten firmalara ve sermayeye aktarılmasından kaynaklandığını görüyoruz.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2020 yılı bütçesi 1.1 milyar TL arttırılarak, 11,5 milyara çıkarılmıştır. Böylece, bütçe büyüklüğüne göre yapılan sıralamada 16 bakanlıktan sekizinin bütçesini geride bırakmıştır.

    2020 bütçe tasarısının dikkat çeken bir diğer kalemini savunma ve güvenlik harcamaları oluşturuyor. 2019’da 111 milyar TL olan savunma ve güvenlik harcamaları yüzde 27 arttırılmıştır. Ülkemizde eğer güvenlik sağlanmak isteniyorsa daha fazla silah alarak değil, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işletilmesi, adaletin tesis edilmesi ve içeride ve dışarıda barışın sağlanmasıyla mümkün olacaktır.

    Yine artışın çok yüksek olduğu kalemlerin başında Cumhurbaşkanlığı bütçesi gelmektedir. 2020 yılı bütçe teklifi 3,8 milyar liradır. Buna göre son 10 yılda yüzde 2 bin 659 artarak, 138 milyondan 3,8 Milyara çıkmıştır.

    Peki, bütçeden emekçinin payına düşen ne? Bütçe taslağının tamamına baktığımız zaman AKP’nin tercihini kimden yana kullandığını açıkça görüyoruz. 2020 bütçesinin de tıpkı öncekiler gibi, halkın ihtiyaçlarından çok iktidarın, yerli ve yabancı sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığı anlaşılıyor.

    İktidar bütçe açığını kapatmak için 2020 yılı bütçesinde vergi gelirlerini artırmaya odaklanmıştır. 2019 yılı toplam vergi gelirleri içerisinde, Gelir ve kurumlar vergisinin oranı yüzde 32,5, KDV ve ÖTV oranı ise yaklaşık yüzde 53’tür. Bütçeye aktarılan toplam vergi gelirlerinin %70’i dolaylı vergilerden oluşmaktadır.

    Emekçiler ekmekten kefen parasına kadar hemen hemen bütün harcamalarında KDV ödemektedir. Pırlanta hariç, benzinden tüm içeceklere, sigaradan beyaz eşyaya, elektronik ürünlerden taşıtlara binlerce kalemde de ayrıca ÖTV ödemekteyiz. Vergilendirilmiş maaşlarımızdan yapmış olduğumuz harcamalara ayrıca ödemiş olduğumuz dolaylı vergiler vergi yükümüzü daha da arttırmaktadır.

    2020 yılı için kamu çalışanlarına toplu sözleşme masasında ve sonrasında Hakem Heyetinde 4+4’ü uygun gören hükümet, yeniden değerleme oranını %22,58 olarak belirleyerek motorlu taşıtlar vergisinden pasaport harcına, trafik para cezalarından ehliyet harcına zam yapmaktan geri durmamıştır.

    Son vergi reformu tasarısında ücretliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak, gelir adaletsizliğini ortadan kaldıracak düzenlemeler yapmak yerine sermayeden alınan kurumlar vergisinde indirime gidilerek %22 den %18’e düşürülmesi AKP’nin vergi konusundaki sınıfsal tercihini kimden yana kullandığını açıkça göstermektedir.”

    “BÜTÇE KAYNAKLARI SAVAŞ İÇİN DEĞİL HALK İÇİN KULLANILMALI”

    “Doğalgazdan elektriğe, temel gıda maddelerinden barınmaya kadar her şeye % 40- %50  zam gelirken, TÜİK’in tek haneli enflasyon açıklamaları gerçek enflasyonu pazarda, manavda yaşayan halkın tepkisine neden olmaktadır. Kamu emekçisinin, yoksulun enflasyonu ile hükümetin enflasyonu arasında uzaktan yakından bir ilgi yoktur. Bizler açlık sınırına yakın ücretlerle yarı aç yarı tok yaşamaya çalışırken, ülke kaynaklarının peşkeş çekildiği bir avuç yandaş zengin servetine servet katıp debdebe içinde yaşam sürüyor. Bizler bütçe kanununda yapılacak bir düzenleme ile en düşüğü yoksulluk sınırı olan 6,750 TL’ye denk gelecek şekilde ek zam talep ediyoruz.

    Bütçe imkanlarının kamu yararına kullanılması en temel talebimizdir. Sendikamız emekten, barıştan ve demokrasiden yanadır. Bütçe kaynakları savaş için değil halk için, barış ve demokrasi için kullanılmalıdır.

    Bütçe, emekçilerin insanca yaşam taleplerini içermeli, toplumsal cinsiyete duyarlı olmalı, bütçe süreçleri açık, şeffaf ve katılımcılığa açık hale getirilmelidir.”

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Halkı kümesteki kaz misali yolan sisteme artık yeter diyoruz’ – Video

    ‘Halkı kümesteki kaz misali yolan sisteme artık yeter diyoruz’ – Video

    PİRHA – Büro Emekçileri Sendikası, vergi haftası nedeniyle yaptığı açıklamada, “Türkiye’deki gelir vergisinin son 10 yıl ortalaması alındığında toplanan verginin yüzde 92’si emekçilerin ödediği vergilerden oluşmaktadır.” dedi.

    Maliye Bakanlığı tarafından 30 yıldır her yıl kutlanan Vergi Haftası bugün itibariyle başladı. KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası da (BES) basına yaptığı açıklamada bakanlığın yapacağı etkinliklerde bulunmayacağını belirtip “Türkiye, OECD ülkeleri arasında dolaylı vergilerde birinci sırada yer almaktadır” dedi. Açıklamayı okuyan BES Genel Başkanı Serpil Akpınar şöyle devam etti:

    “Türkiye’de toplanan gelir vergisinin son 10 yıl ortalaması alındığında toplanan verginin %92’si emekçilerin ödediği vergilerden oluşmaktadır. Türkiye’de vergi sistemi ağırlıklı olarak harcamalar üzerinden alınan dolaylı vergilerden oluşmakta olup, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki oranı %70 seviyesindedir. Kişilerin gelir düzeyine bakılmaksızın herkesten aynı oranda alınan, hem vergi hem de gelir dağılımı adaletsizliğine yol açan dolaylı vergilerde, Türkiye OECD ülkeleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Emekçilerin zorunlu olarak tüketmek zorunda oldukları mal ve hizmetler için peşin olarak ödedikleri KDV ve ÖTV başta olmak üzere dolaylı vergiler de doğal olarak vergi haftasının amaç ve kapsamı dışında kalmaktadır.”

    “VERGİ SOYGUNU İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın emekçiler üzerinde vergi gelirlerini arttırmaya çalıştığına da vurgu yapan Akpınar şöyle devam etti:

    “Sermaye çevrelerine tanınan muafiyet ve istisnaların ortadan kaldırılması başta olmak üzere, bir defaya mahsus konulacak bir servet vergisi ve sonrasında herkesin kazançları üzerinden vergilendirileceği bir zeminin oluşturulması ihtiyaç iken, siyasi iktidarın tercihi sebebi ile emekçiler ve yoksul halkımız vergi yükü altında ezilmeye devam etmektedir. Bir litre benzinin %55’i, bir cep telefonunun %41’i, bir otomobil fiyatının %77’si vergilerden oluşurken, elektrik ve su faturalarında dörder, beşer kalem vergi ile karşı karşıya kalıyoruz. Başta gıda olmak üzere eğitim, sağlık, giyim vb. zorunlu mal ve hizmet alımlarında KDV, ÖTV vb. dolaylı vergileri peşin olarak ödüyoruz. Ortalama bir hesaplama ile asgari ücretin 1/3’ünün vergilere gittiği bir vergi soygunu ile karşı karşıyayız.

    “KAYNAKLAR ASKERİ HARCAMALARA AYRILIYOR”

    Maliye Bakanlığı’na “Ödediğimiz vergiler nereye harcanıyor?” sorusunu da yönelten Akpınar, açıklamasına şu cümlelerle devam etti:

    “Vergi, kamu hizmetlerinden faydalanmanın karşılığı olarak tanımlanırken, içinde bulunduğumuz dönemde verginin tanımı da değişmiş durumdadır. Neredeyse kamu hizmetlerinin tamamı piyasaya açılırken, eğitim, sağlık, yol ve köprü geçişlerinin paralı hale geldiği devlet tarafından yapılması gereken yatırımların yap-işlet-devret modeli ile fahiş fiyatlarla özel sektöre devredildiği ve bunun bedelinin kullanıp kullanılmadığına bakılmaksızın yurttaşlarımıza ödetildiği bir sistemde yaşıyoruz. Sözde vergilerimizle verilen elektrik, su vb. hizmetlerinin karşılığında ödenen faturalarda, tüketim bedeli dışında tekrar vergilerle karşı karşıya kalıyoruz. İçinde bunduğumuz ekonomik kriz koşullarında oluşan hayat pahalılığı karşısında Cumhurbaşkanın yaptığı bir konuşmada ‘Ne diyorlar? Domates, patlıcan, patates, sivri biber diyorlar. Düşünün, bir merminin fiyatı nedir?’ sözleri ülke kaynaklarının nereye harcandığının göstergelerinden biridir. Türkiye, ülkede, bölgede ve dünyada barışı ilke edinmesi gerekirken, kaynaklarını askeri harcamalara ayırmaktadır. Ülke kaynaklarını vergi alması gereken kesimlerden aldıkları borçlar karşısında ödedikleri faize, israf ekonomisine, yolsuzluklara harcanmaktadır.”

    FAZLA MESAİ KARŞILIĞI İZİN DEĞİL, MESAİ ÜCRETİ VERİLMELİ”

    Vergide adalet için mücadele edeceklerini de söyleyen Akpınar, BES olarak şu talepleri sıraladı:

    “-Milyon dolarlar kazanan futbolcuların gelir vergisi dilimini %15’lik dilimle sabitlerken, yoksulluk sınırı altında maaş ve ücretleri %20 ve daha üzeri vergi dilimine sokulmasına;

    -Sinekten yağ çıkarırcasına emekçilerden vergi alırken, sermaye çevrelerine getirdiği istisna ve muafiyetlerle Türkiye’yi vergi cennetine çeviren anlayışa,

    -Olağan hale gelen ve periyodik olarak çıkarılan vergi afları ile yükümlülüklerini yerine getirmeyen mükelleflerin ödüllendirilmesine;

    -Maaş ve ücretlerinden vergileri peşin olarak kesilen, attığı her adımda ödediği dolaylı vergilerin yükü altında ezilen emekçileri, kümesteki kaz misali yolmaya çalışan bu sisteme artık yeter diyoruz!”

    “Çalışma hayatında elde edilen her türlü ek ödeme emekli aylığına yansıtılmalıdır” diyen Akpınar, “Memur/uzman, merkez uzman/uzman arasındaki ücret adaletsizlikleri giderilmeli, uzmanlık kadrolarının iş tanımı yapılmalıdır” diyerek şöyle devam etti:

    “Görevde yükselme sınavlarında mülakat uygulamasına son verilmeli ya da yapılan sınavlar objektif kriterlere dayandırılmalıdır. Af dönemlerinde fazla çalışma yapmak zorunda kalan maliye emekçilerine fazla mesai karşılığı izin değil mesai ücreti verilmelidir. BES olarak kuruluşumuzdan bu yana adil bir vergi sistemi talebi ve emekçilerin vergi yolu ile yoksullaştırılmasına karşı mücadele ediyoruz, bu yüzden göstermelik vergi haftası kutlamalarına karşı olduk. Buradan bir kez daha, tüm maliye emekçilerini, göstermelik vergi haftası etkinliklerinin figüranı olmamaya, sendikamızın yapacağı eylem ve etkinliklere katılmaya davet ediyoruz!”

    PİRHA/ANKARA