Etiket: keçiören

  • Keçiören’de Sivas Madımak Katliamı anması: Hesabını soracağız!-VİDEO

    Keçiören’de Sivas Madımak Katliamı anması: Hesabını soracağız!-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Keçiören Şubesi, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Açıklamada, “Er ya da geç ama mutlaka katliamların hesabını soracağız. Er ya da geç ama mutlaka biz kazanacağız” denildi.

    Sivas Madımak Otelinde yapılan katliamın üzerinden tam 32 yıl geçti. Yaşamını yitiren 33 yurttaş için anma etkinlikleri sürüyor.
    2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın 32. yılı dolayısıyla katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Keçiören Şubesi anma programı düzenlendi.
    Yunus Emre Direniş Parkı’dan yürüyüşe geçen yurttaşlar Keçiören Şubesi’ne “Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar”, ” Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Sivas’ın hesabı sorulacak” sloganları ile yürüdü.

    “YAKANLARI DA AKLAYANLARI DA UNUTMAYACAĞIZ”

    Açılış konuşmasını yapan PSAKD Keçiören Şube Başkanı Ayhan Demir, “Sivas Katliamında faşist düzenin iş başında olduğunu belirten Biz yakanları da aklayanları da unutmayacağız. Biz Kerbela’ları yaşadık, biz Sivas’ı yaşadık, biz Gezi’leri, Gazi’leri yaşadık sanmasınlar ki biz korktuk, unuturuz” dedi.

    “SİVAS İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK DEVAM ETTİRECEĞİZ”

    PSAKD Gençlik ve Keçiören Şube Sekreteri Deniz Soluğan basın açıklamasını okudu. Açıklamada Soluğan, şunları kaydetti:

    “2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı. Bu topraklarda direnişin simgesi, Alevi inancının hak, hakikat ve adalet yolundaki temel direklerinden biri olan Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın anısına düzenlenen etkinliklerin dördüncüsünde, semah dönen gençlerimiz, ozanlarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız, aydınlarımız, bu halkın vicdanı ve geleceği olan 33 canımız 2 Temmuz 1993 Cuma günü Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi.Katillerin sloganlar eşliğinde yaklaştığı, güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı, dönemin siyasi iktidarının sessizliğiyle gölgelenmiş bu katliam, sadece Türkiye’nin değil, insanlık tarihinin kara lekesi; bu coğrafyada farklı olana, inanca, düşünceye ,aydınlığa ve insanlığa karşı işlenmiş bir insanlık suçudur.

    Bu vahşi katliamın üzerinden 32 yıl geçti.
    Ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir dava, zaman aşımına uğratıldı. Sivas’ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas’la da, sonrası yaşanan katliamlarla da yüzleşilmedi. Yaşanmış hiç bir katliamla hesaplaşılmadı. Hesabı verilmedi. Çünkü katiller, bizzat siyasi iktidarlar tarafından korundu, bu tür cinayetler ve cinayet şebekeleri, gerici, ırkçı, faşist çeteler, örgütler cesaretlendirildi, dolayısıyla katliamlar teşvik edildi. Katiller ve onları koruyup kollayanlar, devlet protokollerinde yer buldu. Sivas Madımak Katliamı buna verilecek en bariz örnektir. Sivas katilleri ve onları savunan avukatlar el üstünde tutuldu, ödüllendirildi. Çünkü Sivas’ı yakanlar da aklayanlar da aynıydı.
    Değerli basın emekçileri, sevgili dostlar! katilleri de, bu katliamı planlayanları da, aklayanları da tanıyoruz. Zihniyetlerini biliyoruz. Ülkemizin ve hatta dünyanın geleceğini karartmak isteyen bu zihniyet ile mücadelemiz yeni değildir. Tarihimiz bu anlayış ile mücadele tarihidir. Tarihin hiçbir döneminde karanlığa teslim olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Yüzleşme ve hesaplaşma olmadan bu topraklara barış ta, demokrasi de, özgürlük te gelmeyecektir. 2 Temmuz’un hesabı sorulana kadar, Sivas için adalet, herkes için adalet mücadelemizi büyüterek devam ettireceğiz.”

    “HERKESİ 2 TEMMUZ’DA ALANLARA ÇAĞIRIYORUZ”

    2 Temmuz öncesi ve sonrası her yerde alanlarda olacaklarını belirten Deniz Soluğan, herkesi 2 Temmuz’da alanlarda olmaya çağırdı. Soluğan şunları ifade etti:

    “33 canımızı anmak için alanlardayız. Faşist ve gerici kuşatmaya karşı eşit yurttaşlık, laiklik, özgürlük ve demokrasi için alanlardayız. Karanlığa karşı aydınlık için alanlardayız. Pir Sultan Abdal’ın yolu yolumuzdur, mücadele mirasını sahiplenmeye devam edeceğiz. Er ya da geç ama mutlaka katliamların hesabını soracağız. Er ya da geç ama mutlaka biz kazanacağız. İnsanlık kazanacak, karanlık yenilecek, aydınlık kazanacak. Emperyalizm yenilecek, mazlum halkların birleşik mücadelesi kazanacak. Savaş ve savaş baronları kaybedecek, barış ve bunun için mücadele eden canlar kazanacak…
    Emekten , laiklikten , eşitlikten yana olan, özgür ve kardeşçe yaşayacağımız aydınlık Türkiye diyen, halkına ses, karanlığa ışık olan tüm dostlarımızı 2 Temmuz’da Sivas’a ve bulundukları her yerde alanlara çağırıyoruz!”

    “ALEVİLİK SADECE BİR İNANÇ DEĞİLDİR, BİR DURUŞTUR”

    “Alevilik sadece bir inanç değildir, bir duruştur” diyen PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Önder Günaltay, şunları ekledi:

    “32 yıl önce önceki zihniyet ile şu an ki zihniyetin aynı olduğunu biliyoruz. Suriye’deki Alevi katliamına sessiz kalan zihniyet o zaman Sivas’ta da sessiz kaldı. Katiller ödüllendirildi. Alevilik sadece bir inanç değildir, bir duruştur. Hak ve hakikat yoludur. Mazlumun yanında durmaktır. Ülkede bu karanlığı yapan zihniyet barış süreci başlattı. Biz diyoruz ki barış sadece Diyarbakır’dan geçmez, Hacıbektaş’tan da geçer. Alevilerin sözünü Alevilerden başkası söyleyemez.”

    Erdal Beyazgül, Ersin Perçin, Sadık Erkmen, Ata Okyanus Gündüz katliamda yaşamını yitirenler anısına ezgiler seslendirirken PSAKD Keçiören Şube Semah Topluluğu semah döndü.

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Keçiören İlçe Binası önünde açıklama: Saldırılar bizi yıldıramayacak

    DEM Parti Keçiören İlçe Binası önünde açıklama: Saldırılar bizi yıldıramayacak

    PİRHA- DEM Parti Keçiören İlçe binasına iki gün önce yapılan saldırıyı kınayan Ankara İl Eş Başkanı Fatih Kanat, bu tür baskı ve saldırılara boyun eğmeyeceklerini ifade etti.
    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ankara İl Örgütü, 2 Nisan gece saatlerinde kimliği belirsiz kişi veya kişilerce saldırıda bulunulan Keçiören İlçe binası önünde açıklama yaptı. Açıklama metnini İl Eş Başkanı Fatin Kanat okudu.

    “NEFRET SÖYLEMLERİNDEN ARTIK VAZGEÇİN”

    Kanat, saldırıların sebebinin yaratılan nefret söylemleri olduğunu belirtti. Kanat, “Şunu belirtmek istiyoruz, bu tür saldırılar bizleri asla yıldıramayacak mücadelemizden vazgeçiremeyecek. Sonuç olarak bizler barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürüten bir partiyiz bunun için varız ve bunun için var olmaya devam edeceğiz. Bu saldırıyı lanetle kınıyoruz. Bu tür saldırılara karşı yetkilileri bir kez daha uyarıyoruz; Nefret dili ve söylemlerinden artık vazgeçin. Son seçimlerin ortaya koyduğu tablo ülke açısından bir fırsat ve barış zemini tablosudur. Buna uygun davranın ve bu fırsatı görmezden gelmeyin ülkenin ve toplumun önünü açın diyoruz” diye ekledi.

    (MA)

  • DEM Parti Keçiören ilçe binasına saldırı!

    DEM Parti Keçiören ilçe binasına saldırı!

    PİRHA -DEM Parti’nin Keçiören’deki ilçe binasına kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişilerce saldırı yapıldı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) Keçiören ilçesindeki şube binasına saldırı yapıldı. Gece saatlerinde yaşanan olayda ilçe binasının camları kırıldı.

    Konuya ilişkin açıklama yapan DEM Parti Ankara İl Eş Başkanı Fatin Kanat, “Van’daki büyük hırsızlığın ardından partimize yönelik baskı ve saldırılara bir yenisi eklendi. Keçiören ilçe binamız saldırıya uğradı” dedi.

    Kanat, söz konusu saldırının gece geç saatlerde, bina boşken yapıldığını da aktardı.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas’ta katledilenler Ankara’da anıldı: 29 asır da geçse Madımak Katliamını unutmayacağız!

    Sivas’ta katledilenler Ankara’da anıldı: 29 asır da geçse Madımak Katliamını unutmayacağız!

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Keçiören Şubesi, Sivas katliamında yaşamını yitiren 33 yurttaş için anma programı düzenledi. Yapılan açıklamalarda “Devlet, tarihimizle ve yaşatılan katliamlarla yüzleşmeli ve hesabını vermelidir. Madımak Oteli tartışmasız, Utanç Müzesi olmalıdır” denildi.

    Sivas Madımak Otelinde yapılan katliamın üzerinden tam 29 yıl geçti. Yaşamını yitiren 33 yurttaş için birçok ülkede anma etkinlikleri sürüyor. PSAKD Keçiören Şubesi de katliamın yıldönümünde sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerektiğini vurgulayarak “Madımak katliamı, toplumun ayrışması, kutuplaştırılması için bilinçli seçilmiş bir Alevi Katliamıdır” açıklamasını yaptı.

    “29 ASIR DA GEÇSE İNSANLIK SUÇLARINI UNUTMAYACAĞIZ”

    Şube binası önünde yapılan anmada basın açıklamasını Keçiören Şube Sekreteri Deniz Soluğan okudu. “İnsanlık suçlarının” unutulmayacağının altını çizen Soluğan şunları söyledi:

    90’lar ile biriken sorunlar 2001 krizini yarattı ve kriz sonrası iktidara gelen AKP hükümeti, sistemin iktidardaki yeni yüzü olarak halka sunuldu. Cumhuriyet tarihi boyunca benzerlerine birçok kez tanıklık ettiğimiz krizler yeni diye sunulan yönetimler eliyle aşılmak istenmiş ama özü hiç değişmeyerek hep baskı, katliam ve demokratik her talebin şiddetle bastırıldığı yönetimler devam etmiştir. Bugün yaşadıklarımız, bize bir kez daha göstermiştir ki örgütlü olmayan halklar, iktidarların politikalarına teslim olmaya mahkumdurlar. Yeni dönem diye sunulan bu süreçte de Ankara Gar, Roboski, Suruç ve Gezi katliamlarını yaşadık. Diğer yandan çıkarılan KHK’larla başta eğitim alanı olmak üzere yüz binlerce kamu emekçisi haksız hukuksuz şekilde işten atılmış, muhalif basın yayın organları ile muhalif tüm demokratik kurumlar kapatılmış, gazeteciler akademisyenler başta olmak üzere haksız ve hukuksuzluğa karşı çıkan herkes tutuklanmıştır.

    Diğer yandan, başta sendikalar, meslek odaları, dernekler, vakıflar gibi bir çok kurum ve kuruluşu kendi siyasal iktidarlarına hizmet edecek şekilde yandaş kurumlara dönüştürmek istenmiş, buna karşı direnenler ise terörize edilerek toplum, kutuplaştırılmaya devam edilmiştir. Kürt sorununda demokratikleşmeyi değil, güvenlik eksenli savaş politikalarını esas alan süreç devam etmektedir. Bir yandan seçilen belediye başkanları, eş genel başkanları ve milletvekilleri görevlerinden alınıp tutuklanırken diğer yandan aileler tarifsiz acılar yaşamışlardır. Katledilen çocuklar buzdolabında saklanmış, Taybet Ana’nın cenazesi günlerce yerde kalmıştır. Ankara’da Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesinin mezardan çıkarılması adeta alkışlanmıştır.

    AKP iktidarı eliyle toplum üzerinde inşa edilen bu tekçi iktidar ilişkisine halk tarafından verilen desteğin azaldığını gören egemenler son dönemlerde daha da saldırganlaşmıştır. Çubuk’ta bir asker cenazesine katılan CHP Genel Başkanı, linç edilerek öldürülmek istenmiştir. Saldırganların içinde bulunan bir kadın Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evi hedef göstererek “evi yakın” diye bağırmıştır. Bütün bunlar kolluk kuvvetlerinin gözü önünde yapılmıştır.

    Her geçen yıl kadın cinayetleri ve istismarları katlanarak artmaktadır. İnsan yaşamını güvence altına alan Uluslararası İstanbul Sözleşmesinin imzacısı olmaktan çekilme kararı, adeta kadın cinayetlerini destekler biçimdedir.

    Yine geçtiğimiz günlerde Gezi davası ile ilgili verilen karar, Canan Kaftancıoğlu’na verilen siyaset yasağı, Alevi-Kürt-kadın aktivist Aysel Doğan’ın cenazesine yapılan saldırı, aydın ve ilerici sanatçıların konserlerinin yasaklanması, AKP zihniyetinin ilerici, aydın tüm ötekilere olan hıncının kanun dışı-kanun üstü uygulamalarının örnekleridir.

    Aleviler olarak bir kez daha diyoruz ki;

    Cem evlerimiz Alevilerin ibadethanesi olarak bir an önce kabul edilmeli ve Anayasal güvence altına alınmalıdır.

    Kapatılan ve vakıflar aracılığı ile el konulan dergâhlarımız gerçek sahibi olan biz Alevilere geri verilmelidir.

    Her türlü ayrımcılık son bulmalı ve kime karşı olursa olsun nefret söylemleri en ağır biçimde cezalandırılmalıdır.

    Alevi köylerine cami yapılmasından vaz geçilmeli, her türlü asimilasyon politikasına son verilmelidir. Alevilerin Kutsal Mekânlarına yapılmak istenen baraj, HES, maden ve taş ocağı projeleri derhal iptal edilmelidir.

    Zorunlu din dersleri, tüm eğitim kurumlarının her kademesinden kaldırılmalı, eğitimin içeriği bilimsel ve çağdaş normlara kavuşturulmalıdır.

    Alevi inancının asimilasyonu ve yaşamın her alanının gericileştirilmesinin kurumsal karşılığı olan, Laik ve demokratik Cumhuriyetin önündeki en büyük engel Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılıp, lav edilmelidir.

    Devlet, tarihimizle ve yaşatılan katliamlarla yüzleşmeli ve hesabını vermelidir.  Madımak Oteli tartışmasız, Utanç Müzesi olmalıdır.

    Biz Aleviler, kimsenin inancından, kimliğinden, dilinden, kültüründen, cinsiyetinden dolayı ötekileştirilmediği, horlanmadığı, öldürülmediği, herkesin barış içinde bir arada kardeşçe yaşadığı, hakça bölüşümün esas alındığı, savaşların ve sömürünün son bulduğu kısacası inancımızda Rızalık Şehri olarak tarif edilen bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu dünyayı bütün ötekiler ile birlikte inşa edeceğiz. Haramilerin saltanatını er ya da geç ama mutlaka yıkacağız. Katliamların hesabını mutlaka soracağız.

    Değil 29 yıl, 29 asır da geçse Madımak katliamını ve diğer işlenmiş insanlık suçlarını unutmayacağız.

    Değerli Canlar, gelin hep birlikte, Katliamın 29. Yılında mücadelemizi daha da yükselterek, tüm saldırılara karşı Alevi Örgütlerimizin ve Alevi halkının birliğini sağlayalım, Madımak Katliamında yitirdiğimiz Canlarımızı unutturmak isteyenlere karşı gereken cevabı hep birlikte verelim.

    Madımak Katliamı’nı Unutmadık, Unutturmayacağız!”

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD GYK Üyesi Aydoğan: Keçiören’de Alevilere ulaşmakta zorlanıyoruz-VİDEO

    PSAKD GYK Üyesi Aydoğan: Keçiören’de Alevilere ulaşmakta zorlanıyoruz-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) GYK Üyesi Sercan Aydoğan, Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Alevi örgütlülüğünün zayıfladığını belirterek “İnsanlar hala cemevine gelirken dahi ‘acaba başıma bir iş gelir mi?’ diye kaygılanıyor. O korkuyu atmak ve yeniden örgütlü olabilmek adına çalışmalar yürütüyoruz” dedi. Aydoğan, Pir sultan Abdal’ı anmak için 25 Haziran’da Banaz’da olacaklarını da söyledi. 

    PSAKD Genel Yönetim Kurulu üyesi Sercan Aydoğan, Ankara’nın en büyük ikinci ilçesi olan Keçiören’deki Alevi örgütlenmesine dair PİRHA’ya konuştu. Aydoğan, ortalama 940 bin nüfuslu ilçede geçmiş yıllardaki gibi bir bağın kalmadığını belirterek, sadece üç mahallede Alevi yoğunluğunun olduğunu söyledi.

    Aynı zamanda PSAKD Keçiören Şubesi’nin eski yöneticilerinden olan Aydoğan, ilçelerindeki Alevi yurttaşların artık dağınık yaşam sürdüklerini belirterek şu bilgileri paylaştı:

    “Aleviler burada dağılmış durumda. Çeşitli mahallelerde yaşıyorlar ama dağınık bir toplum diyebiliriz. Onlara ulaşmakta zorlanıyoruz. Diğer bölgelerdeki gibi, yani Tuzluçayır, Batıkent, Dikmen gibi bir toplam yok maalesef elimizde. Burada 3 mahalle içerisinde olabildiğince cana ulaşmaya çalışıyoruz. Bu anlamda geçmişte çok sayıda çalışma yaptık. Pandemi de bizi bayağı yordu.”

    “KEÇİÖREN ZOR BİR BÖLGE”

    Sercan Aydoğan, tüm olanaksızlıklara rağmen 2 Temmuz anması için hazırlıklarının sürdüğüne de işaret etti. 30 Haziran’da PSAKD Keçiören Şube’de 2 Temmuz anması yapacaklarını belirten Aydoğan, insanların halen bulundukları bölgede kimliklerinden ötürü korku yaşadıklarını da ifade ederek şunları söyledi:

    “Diğer birçok bölgede insanlar korkularını atmış, kimliklerini rahat bir şekilde ifade ediyor olabilir ama burada halen o gerçeklik var. İnsanlar buradan geçerken dahi ‘acaba başıma bir şey gelebilir mi?’ düşüncesi içerisindeler. Pir Sultan Keçiören Şube olarak bizler birçok şeyi kırdığımızı düşünüyoruz. Bir anlayışı buraya yerleştirdik. Güzel de bir çalışma ekibimiz var ama tabii diğer bölgelerde olduğu gibi yaptığımız çalışmalar sonrasında çok kişiye ulaşma olanağımız olamıyor. O nedenle zor bir bölge gerçekten. Daha çok sağ siyasetin hakim olduğu bir bölge. Bu anlamda kendimizi anlatmamız da zorlu oluyor.”

    “BANAZ’DA OLMAK BİZLER İÇİN ÖNEMLİ”

    Sercan Aydoğan, şube faaliyetleri sebebiyle sürekli kolluk denetimi altında olduklarını da söyledi. Aydoğan, yakın zamanda şube binalarını değiştirerek yeni adreste faaliyetlere başladıklarını belirtip, “Yeni adresimize geçmemizle birlikte çok sayıda etkinlik gerçekleştirdik. Öğrencilerimize burs verdik. Buraya geçmemizle birlikte aslında bir ivme de kazandık. Şimdilik bağlama kurslarımız devam ediyor. Semah eğitimimizi ise henüz oluşturamadık. Sadece kadınlar geliyor. Erkekleri bulamadığımız için de henüz o yönlü eğitimlere başlayamadık” dedi.

    Aydoğan, 25-26 Haziran’da yapılacak Banaz anmaları için de çalışma yürüttüklerini belirterek şunları söyledi:

    “Alevi örgütlülüğünün demokratik alanda en önemli ayağı Pir Sultan Abdal Derneği. Dolayısıyla bu gücünü de inanç önderimiz olan Pir Sultan Abdal’dan alıyor. O anlamda Pir Sultan’ı her sene Banaz’da anmak aynı zamanda tekrar kendisini diriltmek, inandığı, bildiği, güvendiği söylemi tekrar canlandırmak anlamına geliyor. Bu açıdan Banaz’da olmak bizler için önemli. Bütün canların da orada bulunmasını temenni ediyorum. Bizler şu anda temsili düzeyde katılabiliyoruz. Derneğin ilk kurulduğu yıllarda otobüslerle gidebiliyorduk ama bu dönemlerde gerçekten o kitlesel anlamda bir sayı toplamını yan yana getiremiyoruz.”

    Eren GÜVEN /ANKARA

  • ATO ve SES Ankara Şubesi’nden saldırıya uğrayan sağlık emekçilerine dayanışma ziyareti

    ATO ve SES Ankara Şubesi’nden saldırıya uğrayan sağlık emekçilerine dayanışma ziyareti

    PİRHA- ATO ve SES Ankara Şubesi, sağlık emekçilerinin saldırıya uğradığı Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. ATO Genel Sekreteri Muharrem Baytemür, “Sağlık ve şiddetin yan yana gelmesi kabul edilecek bir durum değil” dedi. Sağlık çalışanlarına silah, bıçak ile değil sevgi ile gidin” dedi.

    Ankara Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi yöneticileri, dün sağlık emekçilerinin saldırıya uğradığı Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ziyarette bulundu. Ziyaret sonrası hastane önünde açıklama yapan ATO Genel Sekreteri Muharrem Baytemür, hastanede kabul edilemez bir saldırının yaşandığını söyledi. Saldırının ülkedeki şiddetin bir parçası olduğunu dile getiren Baytemür, “ Sağlık ve şiddetin yan yana gelmesi kabul edilecek bir durum değil” dedi.

    “HASTANEYE SİLAHLA BIÇAKLA DEĞİL SEVGİYLE GİDİN”

    Baytemür, “Sağlık çalışanlarına silah, bıçakla değil, sevgiyle gidin. Sağlık çalışanlarının buna çok ihtiyacı var. Pandemi nedeniyle sağlıklarını hiçe sayarak, 30 bin çalışan enfekte oldu, 100’den fazla kişi hayatını kaybettiğini ifade eden ve olaya dair bilgileri de paylaşan Baytemür konuşmasının devamında şunları ifade etti.  “Kapıyı kırmaya çalışmışlar, güvenlik görevlileri müdahale etmese daha kötü şeyler yaşanabilirdi. Sağlık çalışanlarından yaralanan yok. Umarım bir daha böyle bir şey yaşanmaz. Bir ölüm anında verilen tepki, ölen kişinin hayatını kurtarmaya çalışan kişiye yönelmesi çok acı verici. Görüntülerde görülen yer hasta müdahale yeri. Yurttaşlarımız sağlık çalışanlarına sahip çıkması gerek, bu çok önemli. O kapı açılsaydı ne olacaktı? Bunu düşünmek bile korkutucu” diye konuştu.

    “HASTALARIMIZI YAŞATIRKEN YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    SES Ankara Şube Eş başkanı Nazan Karacabey ise sağlık çalışanlarıyla yaşadıkları psikolojik etkiden dolayı görüşemediklerini, sağlık çalışanlarının dinlenmek için evlerine gittiklerini, hastane başhekimi ile görüşme gerçekleştirdiklerini aktaran Karacabey, “Arkadaşlarımız ellerinde var olan malzemeleriyle güvenliklerini sağlamaya çalışıyor. Çok korkmuşlar, izlerken bizim bile tüylerimiz diken, diken oldu. ‘Yaşatırken yaşamak istiyoruz’ diye bizim bir söylemimiz var. Tam da buna denk düşen bir görüntü aslında. Bir taraftan pandemiyle mücadele ediyorsunuz, bir taraftan da şiddete maruz kalmamaya çalışıyorsunuz” diye belirtti.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Ankara’da HDP binasına saldırı

    Ankara’da HDP binasına saldırı

    HDP Keçiören İlçe binasına dün gece kimliği belirsiz iki kişi tarafından saldırı düzenlendi.

    Ankara’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Keçiören İlçe binasına dün gece kimliği belirsiz iki kişi tarafından saldırı düzenlendi. Saldırganlar, bina önünde bulunan parti bayraklarını yaktı. Saldırının ardından olay yerine gelen polis, yakılan bayrakları topladı.

    Biri kadın biri erkek olduğu öğrenilen iki saldırgandan, ismi öğrenilemeyen erkeğin gözaltına alındığı belirtildi.

    HDP Keçiören İlçe Eşbaşkanı Behram Dağ, saldırıyla ilgili ifade vermek üzere İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı.

    İlçe örgütü saldırıyla ilgili suç duyurusunda bulundu.

     

  • “Biz kazandığımızda hak kazanacak, halk belediye yönetecek”

    “Biz kazandığımızda hak kazanacak, halk belediye yönetecek”

    PİRHA – HDP Keçiören Belediye başkan Adayı Diyadin Fırat “Kazanmamız durumunda modernizmi yaşama geçireceğiz” diyerek belediyecilik konusunda yapacaklarını anlattı.  

    Halkların Demokratik Partisi’nden Ankara Keçiören belediye başkan adayı olan Diyadin Fırat, seçimleri kazanması durumunda nasıl bir yönetim oluşturacağını PİRHA’ya anlattı.

    Otuz yıldır Ankara’da yaşadığını belirten Fırat, aslen Erzurumlu ve son 10 yıldan beri de Kürt siyaseti içerisinde faaliyet yürüten bir isim.

    Ankara’nın en büyük ikinci ilçesi Keçiören’den aday olan Fırat, ilçenin sorunlarına dikkat çekti. “Karmakarışık bir kentleşme mevcut” diyen Fırat’ın aktarımları şöyle:

    “HALKIN TALEPLERİNE TERCÜMAN OLMAK İSTİYORUZ”

    “En büyük sorun; Keçiören halkını temsil etmeyen adaylara yönetimin mecbur bırakılmasıdır. Mevcut adaylara baktığınız zaman geçmişlerinin halkın aidiyetleriyle çok uyuşmadığını görürsünüz. Yani bu adayların gayri resmi bir takım ilişkiler içerisinde olup devletin desteğini aldığını, Keçiören halkının bunu hak etmediğini düşünüyoruz. HDP olarak orada halkın temel taleplerine tercüman olmak istiyoruz.”

    HALK BELEDİYE YÖNETECEK”

    Yerel seçimleri kazanması durumunda yapacaklarına değinen Fırat “Cumhuriyet kurulduktan sonra yönünü Avrupa’ya, batıya verdi. Yani modernizmi yaşama geçireceğiz. Yani hak, adalet, özgürlük, eşitlik noktasındaki alanları açacağız” dedi.

    Halkın kendi kendini yönetmesi gerektiğini de ifade eden Fırat, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü: “Halk, ‘bu belediye benim, belediyeyi ben yöneteceğim. Belediyeye sosyal, siyasal,  kültürel, ekonomik katkı yapabileceğim’ diyebilmeli. Yani işçiler, köylüler, memurlar, emekliler, belediyenin önünden geçtiği zaman ‘işte bu benim belediyem’ diyebilmeli. Ayrıca yurttaşlar, talep ve projelerini belediyenin ilgili organlarına rahatça sunabilmeli. Yani biz kazandığımızda hak kazanacak, halk belediye yönetecek.”

    “TEHDİT KİMSEYE YARAR GETİRMEYECEKTİR”

    Fırat, parti olarak seçimleri kazanma konusunda iddialı olduklarını da belirterek “Bizim diğerleri ile kazanma ihtimalimiz eşittir. Halka kendimizi anlattığımızda halkın bize teveccüh edeceğini biliyoruz” dedi.

    HDP’nin sokakta çalışma yürütmesinin zorluklarına da işaret eden Fırat “Önceki dönem geçirdiğimiz seçimlerde bir takım taciz ve tehditlerde bulunuldu. Fakat bunların kimseye bir yarar getirmeyeceğini düşünüyoruz. Devletin bu konuda eşit ve tarafsız davranması, bütün siyasi partilere eşit mesafede muamele etmesini bekliyoruz” dedi.

    Cebrail ARSLAN – Eren GÜVEN/ANKARA

  • Şenel’in seçim vaadi: En büyük cemevini Keçiören’e yapacağız

    Şenel’in seçim vaadi: En büyük cemevini Keçiören’e yapacağız

    PİRHA – CHP-İYİ Parti İttifakı’nın Keçiören Belediye Başkan Adayı Güçlü Şenel, başkan seçilmesi durumunda Ankara Keçiören’e Türkiye’nin en büyük cemevini yapacağını söyledi. Şenel, kenti kurulacak mahalle meclisleri ile yöneteceğini, bu sayede halkın yönetime doğrudan katılımının sağlanacağını da sözlerine ekledi.

    Millet İttifakı’nın Ankara Keçiören Belediye Başkan Adayı Güçlü Şenel, Alevi yurttaşlarla bir araya geldi. Belediye başkanı olması durumunda ülkenin en büyük cemevini Keçiören’de inşa edeceğini söyleyen Şenel, Alevi vatandaşların ibadetlerini rahatça yapabilecekleri, yaklaşık 10 dönümlük cemevi kompleksi yapacaklarını belirtti. Şenel, cemevinin tüm giderlerinin belediye tarafından karşılanacağını da sözlerine ekledi.

    Belediye başkan adayı Şenel’in vaatleri arasında ‘Mahalle meclisleri’ formülü de yer aldı. Bu sayede toplumun tüm kesiminin yönetimde olacağını ifade eden Şenel, “Meclisler, dernek başkanları, mahallenin okul müdürleri, cami imamı ve Alevi dedelerinden oluşacak” dedi.

    10 DÖNÜMLÜK CEMEVİ VAADİ

    Şenel, Keçiören ilçesinde büyük bir cemevinin olması gerektiğine vurgu yaparak sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Aleviler bu ülkenin öz evlatlarıdır. Keçiören’de maalesef büyük bir cemevimiz yok. Cemevi Derneği’ne on yılda zorla Ovacık’ta 345 metrekarelik bir yer verdiler. O da 80 bin lira karşılığında lütfettiler. Bu alan yetmez. Eğer o arsanın olduğu yerde milli emlak arazisi varsa arsayı büyüterek on dönümlük büyük bir cemevi yapacağız. Burası Türkiye’nin en büyük cemevi olacak. Ben bu sözü verirken sizlere de güveniyorum. Çünkü belediyeyi kadınlarımız ve gençlerimizle idare edeceğiz. Bu gücü sizden alacağız.“

    “BEN BU HİZMETE TALİBİM”
    Şenel, seçim anketlerinde Keçiören ilçesinde önde olduklarını da iddia ederek “Rakibim Turgut Altınok’un adı var canı yok. Daha önce üç dönem belediye başkanlığı yaptı artık dinlensin. Keçiören’i yeni bir yüz idare etsin. Benim belediyeyi almam demek bizim almamız demektir. Çünkü Keçiören’de doğmuş, büyümüş, Keçiören’in karında kışında yaşamış bir evladınız olarak ben bu hizmete talibim” dedi.

    PİRHA / ANKARA

     

  • ‘Keçiören’de kentsel dönüşüm Alevileri göçe zorladı’- VİDEO

    ‘Keçiören’de kentsel dönüşüm Alevileri göçe zorladı’- VİDEO

    PİRHA – Ankara Keçiören’de bulunan PSAKD Keçiören Şubesi’nin faaliyetlerini anlatan Sercan Aydoğan, mahallenin sorunlarını dernekte hep beraber tartıştıklarını belirtti. Aydoğan, birçok yerde bulunan Alevilerin yapılan kentsel dönüşümle göçe zorlandığını kaydetti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Keçiören Şubesi’nin açılmasındaki zorlukları ve yaptıkları etkinlikleri PİRHA’ya anlatan PSAKD Genel Örgütlenme Sekreteri Sercan Aydoğan, mahallelinin derneğe sahip çıktığını  söyledi.

    Derneğin 2009 yılında Ankara Kilyos sokakta kurulduğunu kaydeden Aydoğan, o dönem faaliyetlerini yürütmekte, kira ve dernek giderlerini karşılamakta zorlandıklarını belirtti.

    Aydoğan, Hüseyin Kulaksız adlı bir canın derneğe yer tahsis ettiğini ve ondan sonra dernekte ciddi faaliyetlerin yürütüldüğünü söyledi.

    “TÜRKİYE ÇAPINDA BİR ORGANİZASYON GERÇEKLEŞTİRDİK” 

    2011 yılında Hıdır Ellez etkinliğini 7 bin kişinin katılımı ile gerçekleştirerek ve daha sonrasında Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Gadir Hun Bayramını organize ettiklerini söyleyen Aydoğan, bunun Türkiye çapında bir organizasyon olduğunu kaydetti.

    BURAYA PSAKD ŞUBESİNİ AÇARKEN 3 KURUŞ PARAMIZ YOKTU”

    Dernek binasının yerinin küçük olmasından dolayı daha büyük bir yere taşındıklarını ve taşınırken maddi olarak Alevilerin yardım ettiğini söyleyen Aydoğan, mahallelinin kendilerine sahip çıktığını belirtti.

    “MAHALLEMİZİN SORUNLARINI HEP BİRLİKTE TARTIŞIYORUZ”

    Aydoğan, sözlerini şöyle sürdürdü;

    “Geçtiğimiz günlerde Muharrem ayı etkinliklerimiz oldu, 11 gün boyunca sürdü. Pir Haber Ajansı olarak buradaydınız, çekim yaptınız. Etkinliklerde her gün farklı yüzlerle tanış olduk, hemhal olduk. Hem muhabbet ettik, hem de muhabbetimizi artırdık. Mahallenin sorunlarına dair ne yapabiliriz, İncirli, Keçiören bölgesinde nasıl bir örgütlenme modeli, demokratik kurumlarla nasıl bir inşaya girişebiliriz, bunlar üzerinde konuştuk, verimli bir sohbet oldu.”

    “DAYANIŞMAYI BİRLİKTE İNŞA EDİYOR, BİRLİKTE BAŞARIYORUZ

    Yaptıkları etkinliklerde katılımın yüksek olduğunu söyleyen Sercan Aydoğan, “Şunu belirtmek lazım, Kerbela umutsuzluğa karşı umudu, yenilgiye karşı direnişi örgütledi. Ve biz de 1400 yıl sonra Kerbela’yı yine yaşatıyoruz. Keçiören’de, İncirli’de dayanışmayı birlikte inşa ederek, birlikte bir şeyleri başararak yapıyoruz. Umarım daha büyük mekanlarda daha çok insana hitap ederiz, değerli canları burada ağırlarız” diye konuştu.

    “KEÇİÖREN DİRENİŞ GELENEĞİ OLAN BİR BÖLGE”

    Keçiören’in direniş geleneği olan bir ilçe olduğunu belirten Aydoğan, ilçeden Alevilerin göç ettiğini dile getirdi.

    “19 Mayıs Mahallesi’nde yarı yarıya bir oran var. 19 Mayıs Mahallesi ve özellikle Batıkent başta olmak üzere çok göç verdi. Aleviler, Aktepe’de, Ata Park’ta, Kuşcağız’da yoğun olarak yaşıyorlardı hatta Yüksel Tepe’de de yaşıyorlardı. Ama Yüksel Tepe’ye kentsel dönüşüm yapıldığı için orada yaşayanlar dağıldı.”

    Aydoğan, son olarak derneklerinin bulunduğu yerde ağırlıklı olarak Alevlerin yaşadığına işaret etti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Kadın Dayanışma Atölyesi’nde kadınlar tüm sorunlarını birlikte çözüyor 2-VİDEO

    Kadın Dayanışma Atölyesi’nde kadınlar tüm sorunlarını birlikte çözüyor 2-VİDEO

    PİRHA- Ankara’daki Kadın Dayanışma Atölyesi’nde kadınlar tiyatrodan diksiyona, takıdan İngilizce kurslarına kadar tüm faaliyetleri gerçekleştiriyor. Hayatları boyunca hiç tiyatroya gitmemiş olan ve kendi yazdıkları oyunları tiyatroda sergileyen atölyedeki kadınlar yaşadıkları değişimi PİRHA’ya anlattılar.

    Yaklaşık 8 yıl önce Ankara Keçiören Danişment 19 Mayıs Mahallesi’nde mahalle muhtarlığı bünyesinde kurulan Kadın Dayanışma Atölyesi’nde, takı, el becerilerini geliştirme, koro, resim, oya, iğne, vitray, keçe kurslarının yanı sıra, üniversite öğrenciler tarafından çocuklara dersler de veriliyor. Gençlere yönelik olarak tiyatro çalışmalarıyla birlikte Keçiören semt tiyatrosunun oluşması, kalıcı olması noktasında ise etkili oluyor.

    Kadın Dayanışma Atölyesi’nin en önemli çalışması ise kadınların halk eğitim merkezinde aldıkları tiyatro ve diksiyon eğitimleri. Kadınlar bu kurslar ile birlikte kendi yaşamlarından yola çıkarak güncel olayları ülke gerçekliği ile buluşturarak oynayacakları oyunların tamamının senaryolarını kendileri yazıyor.

    İşin en çarpıcı noktası ise tiyatroyu oynayan ve senaryosunu yazan kadınların ağırlıklı olarak hayatları boyunca hiç tiyatroya gitmemiş olmaları. Bunu gerçekleştiren kadınlar kendi yazdıkları oyunları zaman zaman farklı şehirlerde seyirci ile buluşturuyorlar.

    “BURASI, DAYANIŞMAYI BÜYÜTTÜĞÜMÜZ YER”

    Atölye çalışmalarında yer alan kadın aktivist Güldan Kılıçoğlu atölyenin mahalledeki kadınlarla birlikte yürütülen bir çalışma olduğunu söylüyor. Kılıçoğlu, kadınlarla birlikte oturup sorunlarını konuştukları ve dayanışmayı büyüttükleri bu yerde mahalledeki tüm kadınlara da ulaşmaya çalıştıklarını ifade ediyor.

    “BİRLİKTE KARAR VERİP BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRİYORUZ” 

    Atölyede verilen çeşitli kurslarla kadınların hem el becerilerini geliştirdiklerini hem de ev ekonomisine katkı sunduklarını belirten Kılıçoğlu, burada çeşitli film gösterimleri, söyleşiler ve şenlikler de düzenlediklerini ekliyor. Ayrıca atölyede kadınlarla birlikte ülke gündemini, kadınlarla ilgili konuları değerlendirdiklerini söyleyen Kılıçoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Var olan sorunlarla ilgili nasıl mücadele edebiliriz bunlara birlikte karar verip birlikte gerçekleştiriyoruz. Bizim en önemli özelliklerimizden biri de biz burada ne yapacaksak, hangi etkinliği, hangi faaliyeti yapacaksak hep beraber karar veriyoruz. Buranın her türlü ihtiyacını birlikte karşılıyoruz.”

    “KADIN DAYANIŞMASI BÖYLE OLUR”

    Ev hanımı olan Münevver Gündoğan atölyeye 2 yıldır katılıyor. Zor bir dönemden geçerken Kadın Dayanışma Atölyesi ile tanışan Gündoğan, atölyenin kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Atölyenin ortamından çok keyif aldığını belirten Gündoğan, kadınlarla beraber birbirlerine destek olmaya, eksikliklerini beraber tamamlamaya çalıştıklarını söyleyerek “Kadın dayanışması böyle olur” diyor.

    Atölyeye 3 yıl önce katılan Zerrin İğdeler de ev hanımı. 3 yıl içerisinde atölyede çok güzel dostluklar kurduklarını belirten İğdeler, verilen kursların yanında her yıl çeşitli geziler ve piknikler düzenlediklerini ve önümüzdeki 3 Kasım’da Sinop’a bir gezi düzenleyeceklerini söylüyor. İğdeler, tüm kadınları atölyeye davet ediyor.

    Tiyatro Yönetmeni Kımız Bozkır da atölyede emek veren kadınlardan. Çalışmaya önce etkinliklerle başladıklarını ifade eden Bozkır, 2 yıldan sonra tiyatro yapmaya karar verdiklerini ve ilk olarak da kendi sorunlarını yazdıkları bir oyunu oynadıklarını kaydediyor.

    “KEÇİÖREN SEMT TİYATROSUNU KURDUK”

    8 Mart’larda kadınlara yönelik çalışmalar yaptıklarını söyleyen Bozkır, semtte oturanlarla birlikte bir semt tiyatrosu kurduklarını ekliyor. Oynadıkları oyunların sorunlarını yansıtmasına dikkat ettiklerini ifade eden Bozkır, tiyatronun Keçiören Semt Tiyatrosu olarak kalmasını istediklerini ve yönetmenlerini de kendi içlerinden yetiştirmelerini istediklerini belirtiyor.

    “ÇOCUKLARI VE KADINLARI SİSTEME TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Kadının toplumda ikinci plana atılmış olmasına vurgu yapan Bozkır, kadın erkek ayrımına karşı olduklarını her zaman dile getireceklerini, çocukları ve kadınları sisteme teslim etmeyeceklerini söylüyor.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA 

  • Dayanışma Atölyesindeki kadınlar: Kendimiz yazıyoruz ve oynuyoruz-VİDEO

    Dayanışma Atölyesindeki kadınlar: Kendimiz yazıyoruz ve oynuyoruz-VİDEO

    PİRHA- Ankara’daki Kadın Dayanışma Atölyesi’nde kadınlar tiyatrodan diksiyona, takıdan İngilizce kurslarına kadar tüm faaliyetlerini gerçekleştiriyor. Hayatları boyunca hiç tiyatroya gitmemiş olan ve kendi yazdıkları oyunları tiyatroda sergileyen atölyedeki kadınlar yaşadıkları değişimi PİRHA’ya anlattılar.

    Yaklaşık 8 yıl önce Ankara Keçiören Danişment, 19 Mayıs Mahallesi’nde mahalle muhtarlığı bünyesinde kurulan Kadın Dayanışma Atölyesi’nde, takı, el becerilerini geliştirme, koro, resim, oya, iğne, vitray, keçe kurslarının yanı sıra, üniversite öğrenciler tarafından çocuklara dersler de veriliyor. Gençlere yönelik olarak tiyatro çalışmalarıyla birlikte Keçiören semt tiyatrosunun oluşması, kalıcı olması noktasında ise etkili oluyor.

    Kadın Dayanışma Atölyesi’nin en önemli çalışması ise kadınların halk eğitim merkezinde aldıkları tiyatro ve diksiyon eğitimleri. Kadınlar bu kurslar ile birlikte kendi yaşamlarından yola çıkarak güncel olayları ülke gerçekliği ile buluşturarak oynayacakları oyunların tamamının senaryolarını kendileri yazıyor.

    İşin en çarpıcı noktası ise tiyatroyu oynayan ve senaryosunu yazan kadınların ağırlıklı olarak hayatları boyunca hiç tiyatroya gitmemiş olmaları. Bunu gerçekleştiren kadınlar kendi yazdıkları oyunları zaman zaman farklı şehirlerde seyirci ile buluşturuyorlar.

    “İTAAT EDEN KADINLAR DEĞİL, MUHALİF KADINLARIZ” 

    Fatma Abu Şelade, Keçiören Kadın Dayanışma Atölyesi’nin kuruluşundan beri içinde. Bu atölyenin kadınların hayatında bir şeyler yaratabilmek ve güçlerini birleştirip mücadele edebilmek adına kurulmuş bir kurum olduğunu söyleyen Şelade, “O amaçla kadınlarla beraber koro çalışması, tiyatro çalışması, el becerilerini geliştirme kursları düzenliyoruz” diyor.

    Şelale sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Bizler itaatkâr değil, muhalif kadınlarız. Bizler neye muhalifiz? Bizler kadına şiddeti ve dört duvarı reva görenlere muhalifiz, kadına şiddet uygulayanlara ufak cezalarla serbest bırakanlara muhalifiz, bizler krizlerle cebimizde zaten 3 kuruş olan ekmeğimizi elimizden alanlara muhalifiz, günden güne bizi yoksullaştıran, sisteme muhalifiz, bizler eğitim sistemini sürekli değiştirerek ve çocuklarımızı karanlık bir geleceğe sürükleyenlere muhalifiz. Yani bizler sistemin yaratmaya çalıştığı makbul kadınlar değiliz, bizler muhalif kadınlarız.”

    “KENDİMİZ YAZIYORUZ, KENDİMİZ OYNUYORUZ

    Şelade, en önemli çalışmalarından birinin 2010 yılında 8 Mart etkinliğindeki tiyatro serisiyle başladığını söylüyor.

    Şelade, “Tiyatro kadının sesini yükseltebileceği sahnede de sözünü söyleyebileceği en verimli alanlardan biri. Bizim tiyatro çalışmamızın bir özelliği şiddetten yoksulluğa kadar birçok konuyu ele aldığımız kendi problemlerimizi yazdığımız oyunları kendimizin oynamasıydı. İçinde bulunduğumuz durumu, sorunları dile getirebileceğimiz en uygun alan olarak görüyoruz tiyatroyu, sanatsal bir eylem olduğu içinde ayrıca önemsiyoruz.” diyor.

    “ATÖLYEMİZDEKİ ÇALIŞMALARI, KOLEKTİF OLARAK YÜRÜTÜYORUZ

    Emekli Öğretmen Fatma Öcalan ise kadın dayanışma atölyesine 3 yıldır katılıyor.

    Öcalan sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Burada tüm arkadaşlarımın emekleri ile yaptıkları çantalar ve takıları sergilerimizde atölyeye gelir olsun diye satıyoruz. Biz arkadaşlarla birlikte tüm atölyenin gelir giderlerini beraber karşılıyoruz. Yoksa herhangi bir yerden bir gelirimiz yok. Şu anda da el işi faaliyetlerimizden kuyumculukla ilgili takı çalışmalarımız var. Burada bir faaliyet yapıldı. Arkadaşlarımız buranın gelirine bir katkı olması için yaprak sardılar. Biz gelirlerimizi bu şekilde sipariş alarak yapıyoruz.”

    “KADIN ATÖLYESİYLE TANIŞTIM, EVDE DURAMAZ OLDUM”

    Ev kadını olan Gülay Gelerler ise şöyle konuşuyor:

    “Bu mahalleye Bursa’dan taşındım. Taşındığımda hiç çevrem yoktu. Dolayısıyla arkadaşımla beraber buranın varlığından haberdar olduk. İlk olarak şiir atölyesi olarak başladık buraya. 4 yıl oldu çok keyif aldık. Akabinde türkü koromuz vardı, takı kursumuz başladı. Vitray, keçe, dikiş gibi bir sürü kursumuz oldu. Her dönem değişiyor tabii bunlar bizim talebimiz doğrultusunda yapılıyor. Artık eve sığamaz oldum, evde durmak bana boş geliyor, kendimi kötü hissediyorum, sanki hiçbir şeyle uğraşmıyormuşum gibi geliyordu. Hiçbir yerde konuşamadığımız halde tiyatro sahnesine çıktığımızda hiç kimse yokmuş gibi eğleniyoruz ve kendi güvenimizi kazanıyoruz.”

    ÇOCUKLARINA DESTEK İÇİN ATÖLYEYE KATILDI

    Ev kadını ve 2 çocuk annesi olan Çiğdem Akkaya da 2 yıl önce kadın dayanışma atölyesi ile tanışmış. Atölyeye çocukları için katıldığını söyleyen Akkaya, “Sosyal faaliyetlerde aktif ve onlarla beraber olamıyorum ama ben de çocuklarım için buradayım. Eğitimlerinde destek oluyorlar. Hafta sonu üniversiteli abileri kızıma da oğluma da eğitimlerinde eksik olan derslerinde yardımcı oluyorlar.” ifadelerini kullanıyor.

    “ÖZGÜVENİM ARTTI”

    Akkaya sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “İyi ki bu atölyeyi tanıdım. Tanımadan önce tabii görüşlerimiz farklıydı. Ben kapalı bir insandım, zihniyet olarak da kapalıydım. En azından kendime öz güvenim geldi. Çocuklarıma daha iyi bir anne olmak için çabalıyorum. Tek başıma çocuklarıma bakmaya çabalıyorum. Onlar için hayatta olmaya ve güçlü olmaya çabalıyorum. Onlara da benim gibi güçlü olmayı ve hayatla daha güçlü mücadele etmeyi, kendi haklarını savunabilmelerini öğretmeye çabalıyorum. Onlardan ne gördüysem ben de zihin olarak çok açıldım, daha çok motivasyonum yükseldi.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Keçiören’de Sosyalist bir muhtar: Her türlü baskıyla karşı karşıyayız-VİDEO

    Keçiören’de Sosyalist bir muhtar: Her türlü baskıyla karşı karşıyayız-VİDEO

    PİRHA- Ankara Keçiören 19 Mayıs Mahallesi Muhtarı Ali Gölpınar, muhtarlık olarak organize ettikleri halk etkinliğinin gerekçe gösterilmeden Valilik tarafından iptal edildiğini belirtti. Gölpınar, “Her türlü baskıyla karşı karşıya kalıyoruz. Ama zorluklar bizi yıldırmıyor” dedi. Gölpınar, muhtarlık bünyesinde Kadın Dayanışma Ağı ve Gençlik Kültür Evi oluşturduklarını dile getirdi. 

    Ankara Keçiören 19 Mayıs Mahallesi Muhtarı Ali Gölpınar, çalışmalarını, etkinlikleri, yaşadıkları baskıları PİRHA’ya anlattı.

    Keçirören’de 1 milyona yakın nüfus yaşadığını ve 51 mahallenin olduğunu belirten Ali Gölpınar, “Keçiören deyince herkesin acaba diye seslenişi ile karşılaşıyoruz” dedi.

    “Milliyetçi, muhafazakâr seçmenin fazla olmasına rağmen biz burada İncirli, Sanatoryum, Basın Evleri, Karargah Tepe, Piyango Tepe civarlarında yaşayan sol, sosyalist, devrimci, Alevi vatandaşların yoğunlukta yaşadığı bir adadayız” diyen Gölpınar, şunları ifade etti:

    “Bu adada 6 mahallenin muhtarı demokrat, sosyal demokrat, sol, sosyalist arkadaşlardan oluşuyor. Ben kendim ÖDP üyesiyim, Birleşik Haziran Hareketi, Pir Sultan Abdal Derneği ve Halkevleri üyesiyim.
    Biz burada demokrasi mücadelesi veriyoruz. Bizi sindirmeye yıldırmaya, boyun eğdirmeye çalışıyorlar. Biz bu sindirme ve yıldırma politikalarına asla boyun eğmedik, dün de eğmedik. Dün nasıl Mahirler, Denizler, Fikri Sönmezler teslim olmadıysa, İbrahim Kaypakkayalar işkence tezgâhlarında teslim olmadıysa, Zeynel Abidin Ceylanlar, Soner İlhanlar, Gökhan Çifçioğulları, bu bölgede Keçiören’i özgürleştirmek için hayatlarını feda eden devrimciler nasıl teslim olmadıysa biz de burada kendi gücümüz oranında mücadele etmeye çalışıyoruz.”

    “İŞİMİZ ZOR AMA BASKILAR BİZİ YILDIRMIYOR”

    Keçiören’de yaşamanın, işlerinin zor olduğunu söyleyen Gölpınar, “Ama zorluklar bizi yıldırmıyor. Her türlü baskıyla karşı karşıya kalıyoruz. Daha geçen hafta muhtarlık tarafından organize ettiğimiz ücretsiz halk şenliğimiz Ankara Valiliği tarafından gerekçe gösterilmeden yasaklandı. Bu yasağın arkasındakini biz net görüyoruz. Bizim biraraya gelmemizi istemiyorlar. Sen ÖDP’sin ayrı dur, sen CHP’sin ayrı dur diyorlar. Sen Kürt’sün ayrı dur, sen Alevisin ayrı dur. Ama biz inadına Alevisiyle, Sunisiyle Türk’üyle, Kürt’ü ile sağ zihniyete karşı, egemen milliyetçi, muhafazakâr kesime karşı sol bir duruşu sergilemekten imtina etmeyeceğiz” diye konuştu.

    OTOBÜS SEFERLERİNDE DE AYRIMCILIK

    Her türlü baskıya boyun eğmeyeceklerinin altını çizen Ali Gölpınar, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Baskı illa copla, biber gazıyla şunla, bunla değil. Örneğin bizim mahallelerimizde hizmet yürütmüyorlar, hizmet getirmiyorlar. Otobüs seferlerinde inanılmaz derecede ayrımcılık var. Otobüs plakasında Piyango Tepe yazısına dahi tahammül edemiyorlar. Piyango Tepe yazısını otobüsten sildirmeye çalışıyorlar. Mahallelerimizin kaldırımları olsun, yolları olsun, diğer belediye hizmetleri olsun daima 2 sınıf, ötekileştirme öteleme, hizmeti aksatma yönüne gidiyorlar. Ama biz inanıyoruz ki bu karanlık ilelebet devam etmeyecek ve bu karanlığı onlar yırttı, geleceği biz aydınlatacağız. Onların ve devrimcilerin izinde emekçilerin izinde halkın sorunlarına sahip çıkacağız. Ve biz muhtarlık olarak hep şiarımız şu oldu: Mahallemizin sakini değil sahibi olacağız.”

    KADIN DAYANIŞMA ATÖLYESİ, ÜCRETSİZ KURSLAR   

    2 dönem muhtarlık yaptığını belirten Keçiören 19 Mayıs Mahallesi Muhtarı Ali Gölpınar, “2 dönemdir bütün mahalledeki arkadaşlarımızla, kadınlarla, gençlerle mahallede ücretsiz kurslar veriyoruz. Muhtarlığımıza bağlı kadın dayanışma atölyemiz var. Kadın dayanışma atölyesinde hayatında bir defa tiyatroya gitmemiş kadınlar tiyatro oyunu oynuyor, tiyatro yazıyor, el işi yapıyor, ev ekonomisine destek oluyorlar. Atölyede ürettiklerini çeşitli pazarlarda, belediye tezgâhlarında ya da imece usulü ile kendi aralarında ev ekonomisine destek için üretimde bulunuyorlar” dedi.

    GENÇLİK KÜLTÜR EVİ DE VAR

    Muhtarlığa bağlı Gençlik Kültür Evi’nin de olduğunu dile getiren Ali Gölpınar, “Üniversitede okuyan öğrenci arkadaşlarımız gönüllü öğretmenlik yapıyor, bağlama, gitar kurslarımız var. Şimdi otantik kadın semah kursu açacağız. Bütün bunların altında yatan temel neden dayanışma. Dayanışma ile her türlü sorunun aşılabileceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Bütün bu faaliyetleri yürütürken işin ekonomik boyutunun, faaliyetlerin nasıl parasız yapıldığına dair sıkça sorularla karşılaştıklarını belirten Gölpına, “Bizim temel şiarımız dayanışma, ezilenlerin inceliğidir diyoruz. Ezilenlerin dayanışması, her türlü sermayedarların dayanışmasından daha güçlüdür ve bu sermayeyi ezilenlerin dayanışması yenecektir diyoruz” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA 

  • PSAKAD Keçiören Şubesinde aşure lokması pay edildi-VİDEO

    PSAKAD Keçiören Şubesinde aşure lokması pay edildi-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ankara Keçiören Şubesi Cem evinde Yas-ı Muharrem bitimi ile birlikte aşure lokması pay edildi. Keçiören AKD Şube Başkanı Muzaffer Başbağ, “Kerbela vakası Alevilere yaşatılmıştır. Bunun sonucunda Yezit denen o zat tarihin çöplüğüne çoktan gömülmüştür” dedi.

    PSAKD Ankara Keçiören Şubesi Cemevi’nde Yas-ı Muharrem bitimi ile birlikte aşure lokması pay edildi.

    Aşure lokmasına CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlı Aka, PSAKD Mamak Şube Başkanı ve YK üyeleri, CHP Ankara İl YK üyeleri, CHP Keçiören ilçe YK üyeleri, Keçiören CHP Meclis Üyeleri, Keçiören Halk Evleri, ÖDP Gençlik Örgütü, Keçiören bölgesine bağlı İncirli, 19 Mayıs, Çiçekli, Basın Evleri, Piyango tepe mahalle muhtarları, Ovacık Dernek Başkanı ve YK Üyeleri, Çorum Alaca Köy Derneği Başkanı ve yüzlerce can katıldı.

    Çorum Alaca Yöresinden Erzincan Bağıttaş Koca Leşker evlatlarından Dede Mehmet Yüce’nin gülbengi ile lokmalar gelen canlara pay edildi.

    “YEZİT TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖMÜLDÜ”

    Bir konuşma yapan Keçiören AKD Şube Başkanı Muzaffer Başbağ, “Muharrem ayı Aleviler için İslam âlemi için bir kırılma noktasıdır. Onun için kaynattığımız çorba matem çorbası Hz. Hüseyin’in, Muhammed’in Ehl-i beytinden tek bir kişi hayatta kalmıştır oda Zeynel Abidin’dir. Bu nedenle insanlar hüznün içinde birden sevinç yaşamışlardır. Onun için bu çorbalar mersiyeler, deyişler, gözyaşları, oruçlar Hz. Hüseyin için yad edilmektedir. Kerbela vakası Alevilere yaşatılmıştır. Bunun sonucunda Yezit denen o zat tarihin çöplüğüne çoktan gömülmüştür diyerek sözlerini tamamladı.

    “HİÇBİR GÜÇ BİZE DİZ ÇÖKTÜREMEZ”

    Daha sonra söz alan 19 Mayıs mahalle muhtarı Ali Gölpınar ilk ve son sözümüz şu olsun diyerek başladığı konuşmasında, “Eninde sonunda biz kazanacağız. Zalimlerin zulmünü yeneceğiz. Hiç bir güç bize diz çöktüremez. Yüz yıllardır kardeşçe yaşadığımız bu coğrafyada kardeşliğimizi hiçbir güç bozamaz. Kardeşliğimizi ve birarada durmamızı sağlayan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

    Ardından PSAKD Mamak Şube’den canlar deyişler eşliğinde semah döndü. Daha sonra sanatçı Ali Mürşit Göktaş, Zakir Esra Yalçın ve Onur Kocamaz’ın duaz-ı imam deyişleri devam etti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Keçiören Emek ve Demokrasi Güçleri’nden Alevilere yönelik saldırılara tepki

    Keçiören Emek ve Demokrasi Güçleri’nden Alevilere yönelik saldırılara tepki

    Ankara Keçiören Emek ve Demokrasi güçleri son zamanlarda Alevilere yönelik artan saldırı girişimlerine karşı sokağa çıktı, basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Alevi Sünni biz birlikte güçlüyüz” denildi

    Keçiören Emek ve Demokrasi son zamanlarda Alevilere yönelik saldırı girişimlerine karşı sokağa çıkarak basın açıklaması yaptı. Danişment göbekte yapılan açıklamada Malatya’da Alevilerin oturdukları evlerin işaretlendiğine ve sonrasında Kurtuluş Kiliseleri Derneği Temsilciliği’ne yapılan taşlı saldırı hatırlatılarak faillerin hâlâ yakalanmadığını belirtildi. Saldırıların yeni olmadığı vurgulanan açıklamada Malatya Katliamı’ndan bu yana bu ve benzeri saldırı girişimlerinin olduğu belirtilerek, geçtiğimiz sene IŞİD hücre evinde Ankara’da bulunan Dikmen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın krokilerinin çıktığı hatırlatıldı.

    OHAL’in kaldırılmasının, Türkiye halklarının ortak talebi olduğu belirtildi ve “OHAL uygulamalarına derhal son verilmelidir. Haksız ve hukuksuz bir şekilde kamudan ihraç edilenlerin talebi ‘iş ve ekmek’lerini istemekten ileri gitmemektedir.  Kamu çalışanlarının bu talebi dikkate alınmalıdır” denildi.

    Açıklamada şu sözlere yer verildi:

    Alevilerin toplum içinde yaşam hakkına saygı duyulması talebi, toplumun demokratikleşmesi ile mümkündür. Laiklik uygulamalarından gün be gün uzaklaşılması, diyanet eliyle yükseltilmek istenen tek inancın varlığı, başka inançları veya inançsız topluluklarla birlikte Alevilerin de toplumdan ayrıştırılmasını öngörüyor. Laiklik, Aleviler ve bu kesimler için ekmek ve su gibidir. Laik olmayan bir toplumda Alevilerin yaşaması güçtür.

    Aleviler bu ülkede toplumun farklı kesimiyle birlikte yaşamak istiyor. Aynı şeyleri düşünmek zorunda değiliz, ancak ortak bir gelecek tasavvuruyla birlikte aynı ülkede var olabiliriz. Malatyaspor taraftarının Beşiktaş maçında açmak istediği ancak federasyon tarafından engellenen pankartı  tekrarlıyoruz: ‘Alevi Sünni biz birlikte güçlüyüz’. Toplumu ayrıştıran politikalardan derhal vazgeçilmelidir. Aleviler vardır, Alevilik haktır.”

    (Kaynak: Sendika.Org)