Etiket: kemal göksoy

  • Mersin Limanı’nda işçilerin ailelerinden protesto-VİDEO

    Mersin Limanı’nda işçilerin ailelerinden protesto-VİDEO

    PİRHA- Mersin Limanı’nda işten çıkarılan Özgüneş Taşımacılık işçileri, haklarını savunmak için aileleriyle birlikte MIP binası önünde eylem yaptı. TÜMTİS Mersin Şubesi ve DİSK, işçilerin işe alınması ve mağduriyetin giderilmesi için mücadele edeceklerini duyurdu.

    Mersin Limanı’nda Özgüneş Taşımacılık işçileri, ağır çalışma koşulları nedeniyle sendikaya üye olmuş, 2022 yılında sendika yetkisini elde etmişti. Ancak işverenin, 31 Aralık 2025 tarihinde işçilerin iş akitlerini feshetmesi ve limandan çıkmalarını engellemesi, hem işçileri hem de onların ailelerini büyük bir mağduriyetle karşı karşıya bıraktı.

    Bu gelişmenin ardından, Tüm Taşıma İşçileri (TÜMTİS) Mersin Şubesi, işçiler ve işçilerin aileleri MIP (Mersin International Port) binası önünde bir araya gelerek işten çıkarmaları protesto etti.

    “İŞÇİLER VE AİLELERİ AÇLIĞA MAHKUM EDİLİYOR”

    Basın açıklamasında konuşan TÜMTİS Mersin Şube Başkanı Savaş Gürkan, 22 gündür işe alınmalara dair direniş başlattıklarına vurgu yaparak, “Özgüneş Taşımacılık ve asıl işveren MIP işvereni, işçileri hiçbir alacaklarını ödemeden kapı önüne koymuştur. Bu yalnızca işçileri değil, onların ailelerini de açlığa mahkum etmek demektir. Yıllarca emek veren işçiye reva görülen muamele budur. Bu tutum, işverenin kârdan başka hiçbir şey düşünmediğinin açık göstergesidir” dedi.

    Sendika yetkilileri olarak konuya dair Mersin Valiliği ve Limandan Sorumlu Vali Yardımcısı ile görüşmeler gerçekleştirildiğini aktaran Gürkan, “Sorun kendilerine aktarılmıştır. Çalışma Bakanlığı’ndan gelen müfettişler gerekli soruşturmaları yapmaya devam etmektedir. Sendikamız, hukuki olarak da sorunun takipçisi olmayı sürdürmektedir. Sendikamız bu mücadeleden vazgeçmeyecektir. Özgüneş işçileri yalnız değildir. Sendika hakkımız engellenemez. Direniş kazanımla sonuçlanana kadar buradayız, yan yana ve omuz omuza olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi Kemal Göksoy da direnişe destek verdiklerini ifade edip, işçiler işe alınana kadar mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan ABD’ye Venezuela tepkisi- VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan ABD’ye Venezuela tepkisi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askerî müdahalesinin uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı açıkça ihlal ettiğini belirterek, saldırıların derhal durdurulması ve yaptırımların kaldırılması çağrısı yaptı.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, ABD’nin Venezuela topraklarına yönelik saldırısını ve Latin Amerika halklarını hedef alan girişimlerine tepki göstermek amacıyla Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. “Amerikan emperyalizmine hayır, Venezuela halkı yalnız değildir” pankartının açıldığı eylemde “Katil ABD Venezuela’dan defol” ve “Emperyalist ABD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Platform, özellikle sivil yerleşim yerlerine yapılan saldırıların ve Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro’nun esir alındığına dair açıklamaların uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık ihlali olduğunu belirtti.

    “ABD’NİN SALDIRILARI ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDİYOR”

    Platform adına basın açıklamasını okuna dönem sözcüsü Kemal Göksoy, bu saldırıların ABD emperyalizminin bir ürünü olduğuna dikkat çekerek, Latin Amerika’daki ilerici hükümetlere ve halkların bağımsızlık iradesine yönelik müdahalelerin tehlikelerini vurguladı. Venezuela’ya yönelik yapılan saldırıların sadece bir ülkenin egemenliğine değil, tüm uluslararası topluma yönelik tehlikeli bir tehdit oluşturduğunu beliren Göksoy, şunları dile getirdi:

    “Bu saldırı, ABD emperyalizminin ürünüdür. Latin Amerika’daki ilerici, kamucu hükümetlere ve halkların bağımsızlık iradesine dönük bir müdahaledir. ABD, uzun süredir Venezuela’nın kaynaklarını, özellikle kamulaştırılmış petrol sektörünü hedef almakta; bölgede yürüttüğü askerî faaliyetler, baskı ve abluka politikalarıyla Venezuela’da ve Karayipler’de on binlerce emekçiyi yoksulluğa sürüklemektedir. Venezuela topraklarına yönelik saldırılar Venezuela’nın egemenliğine yönelik ağır bir saldırı olduğu kadar, tüm uluslararası toplum için son derece tehlikeli bir emsal oluşturmaktadır. Uluslararası hukuku açıkça ihlal ederek ülkelere saldırmak, çok taraflılığın yerini en güçlünün hukukunun aldığı, şiddet, kaos ve istikrarsızlıkla dolu bir dünyaya doğru atılmış bir adımdır.”

    Son olarak uluslararası dayanışma çağrısı yapan Göksoy, Venezuela halkının ve Latin Amerika’daki emekçilerin mücadelesini desteklemeye devam edeceklerini belirtti. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, tüm uluslararası toplumun bu saldırılara karşı güçlü ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğinin altını çizdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Çevre Platformu: Doğamızı ranta kurban ettirmeyeceğiz- VİDEO

    Mersin Çevre Platformu: Doğamızı ranta kurban ettirmeyeceğiz- VİDEO

    PİRHA- Mersin Çevre Platformu, TBMM’de görüşülen doğa koruma alanlarını madencilik ile enerji projelerine açmayı öngören yeni torba yasasına tepki gösterdi. Platform, yasayla birlikte halkın yaşam kaynaklarının büyük bir tehdit altına gireceğini belirterek yasanın derhal geri çekilmesini talep etti.

    Mersin Çevre Platformu, TBMM’de görüşülmekte olan yeni torba yasa teklifine karşı basın açıklaması yaptı. “Torba yasayı geri çekin, zeytinime dokunmayın” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”, “Talan yasası geri çekilsin” ve “AKP yasanı al başına çal” sloganları atıldı. Açıklamada zeytinliklerin, meraların, ormanların ve doğal sit alanlarının madencilik ve enerji projelerine açılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.

    Basın metnini platform adına Kemal Göksoy okudu.

    “YASA GEÇERSE DOĞA KATLİAMI KAÇINILMAZ OLUR”

    Kemal Göksoy, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşülmekte olan yeni torba yasanın doğa talanını meşrulaştıracağını söyledi. Göksoy, “Bu yasa ile zeytinlikler madenciliğe, meralar, sit alanları, milli parklar ve ormanlar enerji projelerine açılacak. ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) süreçleri etkisiz hale getirilecek, halkın görüşleri yok sayılacak” ifadelerini kullandı.

    Yasanın geçmesi durumunda enerji ve maden şirketleri için ‘acele kamulaştırma’ yöntemiyle halkın geçim kaynağı olan toprakların elinden alınacağına dikkat çeken Göksoy, bunun yaşam hakkının gaspı anlamına geldiğini söyledi.

    “YAŞAM HAKKIMIZI SAVUNACAĞIZ”

    Göksoy, doğanın ve doğal varlıkların enerji ve maden projeleri uğruna yok edilmesine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek, “Ormanlar, meralar, zeytinlikler ve doğal sit alanları bizim yaşam kaynaklarımızdır. Topraklarımızı, sularımızı, ormanlarımızı ve zeytinliklerimizi rant uğruna feda ettirmeyeceğiz. Yeni maden yasası geri çekilmelidir. Biz halkız ve güçlüyüz. Bu yasanın uygulanmasına asla izin vermeyeceğiz. Demokratik ve yasal mücadelemiz devam edecektir” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

  • DİSK Mersin Şube Başkanı Göksoy: Savaşın bedellerini emekçiler ödüyor- VİDEO

    DİSK Mersin Şube Başkanı Göksoy: Savaşın bedellerini emekçiler ödüyor- VİDEO

    PİRHA- DİSK Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, barışın sağlanmasının yalnızca siyasal değil ekonomik bir gereklilik olduğunu söyleyerek, savaşın yarattığı yıkımın bedelini emekçilerin ödediğine dikkat çekti.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, barış ve çözüm sürecine dair PİRHA’ya yaptığı açıklamada barışın, demokrasinin ve adaletin tesis edilmesinin emek mücadelesi açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. “Demokrasi işçinin ekmeğidir” diyen Göksoy, savaş politikalarının en çok emekçileri etkilediğini belirtti.

    “EMEĞİN HAKKI BARIŞLA KORUNUR”

    Toplumsal barışın önemine değinen Göksoy, sürece yalnızca devlet ya da PKK üzerinden değil, toplumun tamamının ortak geleceği açısından bakılması gerektiğini ifade etti. Göksoy, “Biz emek örgütüyüz, işçi örgütüyüz. Savaşsız, sömürüsüz bir ülke ve dünya hedefliyoruz. Bu yaşamı hayata geçirebilmek adına veya bu yaşamın sürekliliğini sağlama adına barışın, demokrasinin, hakkın, hukukun, adaletin tesisi önemli” dedi.

    Barışın sağlanmasının yalnızca siyasal değil, ekonomik bir gereklilik olduğuna işaret eden Göksoy, savaşın yarattığı yıkımın bedelini emekçilerin ödediğini söyledi. “Bugün emekliler açlık sınırının altında maaş alıyor, asgari ücret ortalama ücret haline gelmiş durumda. Bunlar, savaş politikalarına harcanan devasa bütçenin sonucudur. Savaşsız, sömürüsüz bir düzen olmadan emeğin hakkı korunamaz” diye konuştu.

    BARIŞ İÇİN ÇAĞRI

    Türkiye’nin çok kültürlü yapısına dikkat çeken Göksoy, kimsenin kimseyi ötekileştirme hakkı olmadığını vurguladı:

    “Burası kozmopolitik bir ülke. Kültürlerin, dillerin, dinlerin zenginliğinin olduğu bir yer. Kültürlerin zenginliğinin olduğu bir yerden bir kültürü, bir dili, bir anlayışı birbirinden öteleyemeyiz, dışlayamayız, dışlamak da doğru değil. Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’yi, Arap’ı, kadını, işçiyi kim yok sayarsa karşısında bu toplumsal güçleri bulur. Bu ülke ortak mücadeleyle kuruldu, herkesin eşit ve özgür yaşadığı demokratik bir düzen inşa edilmelidir.”

    Göksoy, konuşmasının sonunda tüm toplumsal kesimlere çağrıda bulunarak, “Barış hemen şimdi” sloganıyla halkların kardeşliği ve demokratik bir gelecek için birlikte mücadele vurgusu yaptı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • 15-16 Haziran’ın 55. yılında emek ve demokrasi vurgusu-VİDEO

    15-16 Haziran’ın 55. yılında emek ve demokrasi vurgusu-VİDEO

    PİRHA- DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi Kemal Göksoy, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 55. yıldönümünde yaptığı açıklamada, “Demokrasi işçinin ekmeğidir. Hiçbir kuvvet örgütlü işçiyi yenemez” diyerek emeğe yönelik saldırılara karşı işçileri DİSK çatısı altında birleşmeye çağırdı.

    DİSK Çukurova Bölge Temsilciliği, 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’nin 55. Yıldönümü sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı.

    “Şanlı 15-16 Haziran izinde ekmek, adalet, hürriyet mücadelesi” pankartının açıldığı açıklamada “Yaşasın Haziran direnişimiz”, “Zam, zulüm, işkence işte AKP”, “İş, ekmek yoksa barış da yok” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi Kemal Göksoy okudu.

    “HAK, HUKUK, ADALET İŞÇİLERLE GELECEK”

    Göksoy, yaptığı konuşmada 15-16 Haziran’ın sadece bir anma değil, aynı zamanda bugünün karanlık tabloya karşı mücadele azmini büyütme çağrısı olduğunu vurgulayarak, “Bugün burada geçmişi yad etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu karanlık düzenden çıkışın yolunu da gösteriyoruz. Hep beraber haykırıyoruz: Hak, hukuk, adalet işçilerle gelecek!” dedi.

    1970 yılında işçilerin, DİSK’i ortadan kaldırmaya yönelik Anayasa’ya aykırı yasa tasarısına karşı ayağa kalktığını hatırlatan Göksoy, “15-16 Haziran, işçi sınıfının ‘Artık yeter!’ dediği gündür. DİSK’i hedef alan yasa tasarısı işçilerin haklarını gasp etmeye yönelikti. Ancak örgütlü mücadele sayesinde bu yasa uygulanamadı. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi ve işçi sınıfı kazandı” diye konuştu.

    “EMEĞE SALDIRI DEVAM EDİYOR”

    Göksoy, günümüzde de benzer saldırıların farklı biçimlerle sürdüğünü ifade etti. TÜİK’in enflasyon verilerinde sansür uyguladığını, grevlerin yasaklandığını, sendikalaşmanın çeşitli baraj ve engellerle önünün kesildiğini belirterek, “2025’in ilk beş ayında emek gelirlerinden 200 milyar TL buhar oldu. Asgari ücretlinin cebinden enflasyon yüzünden 3.336 TL eksildi ama ara zam yapılmadı” dedi.

    İktidarın ekonomik kriz ve toplumsal hoşnutsuzluklar karşısında siyasi baskıya yöneldiğini söyleyen Göksoy, “Grev hakkı, sendikalaşma hakkı, gösteri hakkı, ifade özgürlüğü derken şimdi seçme ve seçilme hakkına göz dikiliyor. Oysa demokrasi işçinin ekmeğidir. Bu hakka uzanan her el, soframızdaki ekmeğe de uzanıyor” ifadelerini kullandı.

    Konuşmasını “Hiçbir kuvvet örgütlü işçiyi yenemez!” sözleriyle tamamlayan Kemal Göksoy, tüm emekçileri DİSK çatısı altında birleşmeye, 15-16 Haziran ruhuyla mücadeleyi büyütmeye çağırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de tutuklamalara tepki: Gerekçeler hukuk dışı, Nimet Tanrıkulu’nun yanındayız!

    Mersin’de tutuklamalara tepki: Gerekçeler hukuk dışı, Nimet Tanrıkulu’nun yanındayız!

    PİRHA- İHD ve 78’liler Hareketi Mersin Şubeleri, Nimet Tanrıkulu ve Kemal Göksoy’un haksız yere tutuklandığını dile getirerek, “Asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararları sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. Nimet Tanrıkulu, Kemal Göksoy ve diğer hak savunucuları, sendikacılar, siyasetçiler  bir an önce serbest bırakılmalıdır” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) ve 78’liler Hareketi Mersin Şubeleri, İHD İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Nimet Tanrıkulu ve İHD Mersin Şube Üyesi Kemal Göksoy başta olmak üzere 9 kişinin tutuklanmasına ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda ortak bir basın açıklaması yaptı.

    HUKUK DIŞI GEREKÇELER

    Açıklamayı okuyan İHD Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Kaplan, Nimet Tanrıkulu’nun örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmasına gerekçe yapılan konuların, hukuk dışı olduğunu vurgulayarak, dosyada Kerem isimli bir itirafçının bazı kişiler hakkında yaptığı asılsız suçlamaların temel alındığını dile getirdi.

    Kaplan, “İnsan Hakları Derneği’nin kuruluşundan itibaren yer alan insan hakları savunucusu aynı zamanda 78’liler Hareketi’nin kuruluşunda yer alan ve feminist kimliği ile uluslararası çapta tanınan Nimet Tanrıkulu, 26 Kasım 2024 günü sabah evine düzenlenen bir polis operasyonunda gözaltına alındı. Tanrıkulu’nun gözaltına alındığı operasyonda birbirleriyle hiç ilgisi olmayan 14 kişi gözaltına alındı. Bu 14 kişi, sivil siyasetçiler, aralarında İHD Mersin Şubesi üyesi olan ve aynı zamanda DİSK Genel İş Mersin Şubesi Başkanı Kemal Göksoy’un da olduğu sendikacılar ve insan hakları savunucularıydı” diye konuştu.

    “DAVET ÜZERİNE GİTMİŞTİ, SUÇ SAYILDI”

    Nimet Tanrıkulu’nun Erbil ve Süleymaniye’ye gitmesinin, hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kalmasının suç sayıldığını söyleyen Kaplan şu ifadeleri kullandı:

    “Nimet Tanrıkulu ifadesinde Erbil’e tanınmış Kürt iş kadını Ferda Cemiloğlu’nun daveti üzerine gittiğini Süleymaniye’ye de birkaç kere gazeteci Celal Başlangıç’la gittiklerini çünkü orada bir yayınevi kurma çabalarının olduğunu ancak bunun ekonomik nedenlerle yapılamadığını söyledi. Bunların hepsi zaten devletin kayıtlarında, pasaport belgelerinde, havaalanı giriş çıkış kayıtlarında belirli. Ancak birçok dosyada asılsız ifadeler veren Kerem isimli itirafçı Nimet Tanrıkulu’nu bir kez Nurettin Demirtaş’la görüşürken gördüğünü söyledi. Bunun dışında yine akıl dışı bir biçimde Tanrıkulu’nun hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kaldığı iddiasına yer verildi. Sulh Ceza Hakimi, Nimet Tanrıkulu’nun kaldığı otelde hakkında soruşturma olan kişilerin bulunmasını suç saymıştır.”

    Nimet Tanrıkulu hakkında asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararının sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karar olduğunun altını çizen İsmet Kaplan, Nimet Tanrıkulu, Kemal Göksoy ve tutukluların derhal serbest bırakılması yönünde çağrıda bulundu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Genel-İş’e şafak operasyonu: Remzi Çalışkan ve Kemal Göksoy gözaltına alındı

    Genel-İş’e şafak operasyonu: Remzi Çalışkan ve Kemal Göksoy gözaltına alındı

    PİRHA- Genel-İş Genel Başkanı Remzi Çalışkan ve DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy sabaha karşı evlerine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı.

    Remzi Çalışkan ve Kemal Göksoy, Ankara merkezli soruşturma kapsamında sabaha karşı 05.00’te evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı.

    Dosyada kısıtlılık kararı olduğu öğrenildi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de emekten ve halktan yana bir yerel yönetim talebi- VİDEO

    Mersin’de emekten ve halktan yana bir yerel yönetim talebi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu yerel yönetimlerden istek ve taleplerini deklare eden bir basın açıklaması yaparak, emekten ve halktan yana bir yerel yönetim istediklerinin altını çizdi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, yerel seçimlere ilişkin Gazeteciler Cemiyeti’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda platform bileşenleri katıldı. Basın metnini platform adına DİSK/ Genel-İş Sendikası Şube Başkanı Kemal Göksoy okudu.

    YEREL YÖNETİMLERE ÇAĞRI: ‘GÜVENİLİR KENTLER İSTİYORUZ’

    Kemal Göksoy, kentte yaşanan birçok soruna değindi ve yerel yönetimlerin bu sorunları gidermekteki görevini hatırlattı. Ulaşım, ekolojik tahribat, güvensizleşen kentlerde kadınların yaşadıkları problemler, kültür sanat faaliyetlerine erişim gibi sorunları belediyelerin çözmesi gerektiğine işaret eden Göksoy, “Güvenilir, yaşanır kentler istiyoruz” dedi.

    Göksoy, yerel seçimlerin birleşik bir güç olarak davranmanın da aracı olacağına dikkat çekerek, “Bu güç kentleri ranta ve talana açan politikalara karşı hem bir cephe hem de kayyumlar ve kayyum düzenine karşı bir halk savunması olacaktır” diye konuştu.

    TALEPLER SIRALANDI

    Şeffaf, eşitlikçi, emekten ve halktan yana bir yerel yönetim istediklerini belirten Kemal Göksoy, taleplerini şöyle sıraladı:

    “- Şeffaf yönetim, şeffaf bütçe ve harcamalar halka açık olmalı. Tüm bunlarda halkın katılımı, denetimi ve kararı olmalıdır. Yerel demokrasiyi geliştirmek, belediye yönetiminde halkın söz ve karar sahibi olmasını garantiye almanın bir aracı olarak mahalle ve sokak, emek meslek örgütleri, yöre dernekleri, çevre örgütleri, Kültür sanat ve spor kuruluşları, gençlik ve kadınların temsilcilerinden Halk Meclisleri kurulmalıdır.

    -Halk meclislerinin kararları, belediye meclislerince öncelikle gündeme alınıp karara bağlanmalıdır. Halk kendi geleceğine kendisi karar vermelidir.

    -Belediyeler şirket değildir; yerel kamusal hizmetlerin özelleştirilmesi, taşeronlaştırılması ve ticarileştirilmesi kabul edilemez. Kâr getirmediği için, belediyelerin sağlık, eğitim, ulaşım, beslenme, ısınma, konut, sosyal yardım ve kültür harcamaları kısıtlanmamalıdır. Belediyeler, bu hizmetlerin halka nitelikli ve eşit bir şekilde ulaştırılması ve erişimi garantiye alınmalıdır.

    -Üretici ve tüketici kooperatifleri teşvik edilmelidir. Üreticilerin ürünlerinin karşılığını alması, tüketicilerin ise ihtiyaçlarını en ucuz ve kolay şekilde karşılaması, tüccar/rant belediyeciliğinin karşıtı olarak halkçı belediyecilik hayata geçirilmelidir.

    -Eğitim, sağlık, beslenme, ulaşım, kreş, gündüz bakım evi, yaşlı bakım evi gibi kamusal hizmetler belediyelerin başlıca faaliyet alanı olmalıdır.

    – “Kentsel dönüşüm” adı altında yandaş müteahhitlerin talan alanına çevrilen halkın barınma sorunu, –merkezi hükümetin yanı sıra– sosyal konut üreterek yerel yönetimler tarafından çözülmelidir.

    -Halkçı belediyecilik; çeşitli milliyetlerden halka hizmet ulaştırırken ana dilinden kaynaklı mağduriyet yaşanmasının önüne geçecek önlemler almalıdır.

    -Göçmenlerin barınma, istihdam, sağlık, eğitim, beslenme gibi sorunlarının çözümünde belediyeler de sorumluluk üstlenmelidir.

    -Kadının tam hak eşitliğinin sağlanması için yerel yönetimlerde söz ve yetki sahibi olması, tüm karar alma ve denetleme mekanizmalarında varlığı garanti altına alınmalıdır.

    -Cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri tanınarak toplumsal dışlamaya ve şiddete karşı gerekli önlemler alınmalıdır. LGBTİ+’ların kentin üretimine katılması için istihdam hakkı ve eşitlik birimleri burulmalıdır.

    -Gençlerin sosyal, eğitsel, kültürel gelişmesinde ve sosyal alanda temsiliyeti için gençlik merkezleri kurmalı işsizlik, uyuşturucu bağımlılığı ve mafya çetelerinin cenderesinde olan gençlerimize meslek edindirme kursları, spor ve sağlık merkezleri, kültürel ve sanatsal gelişim olanakları sağlanmalıdır.

    -Öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin eline bırakılmaması için; üniversite gençliğinin barınma sorunlarının ortadan kaldırılması için yurtlar açılmalıdır. Üniversite ve Liseye geçiş sınavları için hazırlık ve kurs merkezleri açılmalı ve sayıları arttırılmalıdır.

    -Taşeron ve güvencesiz işçi çalıştırmamalı, işçi sağlığı ve iş güvencesine önem vermelidir.”

    Göksoy, platform olarak yerel yönetimlerin çalışmalarının bu program çerçevesinde yapılıp yapılmadığını 6 aylık periyodlarla değerlendirerek raporunu da kamuoyuyla paylaşacağını duyurarak sözlerini noktaladı.

    PİRHA/ MERSİN

     

     

     

     

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Yapılan yargı ve demokrasi darbesidir- VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Yapılan yargı ve demokrasi darbesidir- VİDEO

    PİRHA- Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine tepki gösteren Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen milletvekilliğinin düşürülmesini yargı ve demokrasi darbesi olarak değerlendirdi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin DİSK Genel İş Mersin Şubesinde basın açıklaması yaptı. “Can Atalay seçilmiş milletvekilidir, milletvekilliğinin düşürülmesi anayasaya darbedir, halkın iradesine sahip çıkacağız” yazılı pankartın asıldığı açıklamada basın metnini platform adına DİSK Genel İş Şube Başkanı Kemal Göksoy okudu.

    “TBMM, ANAYASA’YI İHLAL ETMİŞTİR”

    Anayasa Mahkemesi tarafından, iki kere hak ihlali kararı verilmiş olmasına rağmen, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadığına vurgu yapan Kemal Göksoy, “Hatay halkının oylarıyla seçilmiş Can Atalay’ın milletvekilliği TBMM Genel Kurulunda düşürülmüştür. Yasama organı olan TBMM, Anayasa’nın açık hükmünü ihlal ederek, Anayasa’ya aykırı davranmıştır. TBMM, hukuk devletini ve milletin iradesini yok saymıştır” dedi.

    “ANAYASASIZ DEVLET TEHLİKESİNE SÜRÜKLENİYORUZ”

    Göksoy, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesini yargı ve demokrasi darbesi olduğunu belirterek, “Anayasasız bir devlet tehlikesine doğru sürüklendiğimizi göstermektedir. Yargının araçsallaştırılarak, muhaliflerden öç alma haline getirildiği ve hesaplaşıldığı günleri yaşamaktayız. Yargı ve adalet gücünü kullanamayan, yasalara bağlı olmayan güç, devlet niteliğini kaybeder. Devleti çetelerden ayıran en büyük güç yasalar, yasalara uygunluk ve adalet sağlama ilkesidir” sözlerini kullandı.

    Kemal Göksoy, yapılan hukuksuzluk karşısında mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.

    PİRHA/ MERSİN

  • 15-16 Haziran Direnişi’nin 53. yılında işçilerden açıklama: Kurtuluş ellerimizde- VİDEO

    15-16 Haziran Direnişi’nin 53. yılında işçilerden açıklama: Kurtuluş ellerimizde- VİDEO

    PİRHA- 15-16 Büyük Haziran Direnişinin 53. yıldönümünde konuşan DİSK Genel İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, “53 yıl önce sendikal hakları için ayağa kalkan işçi sınıfı, bugün de haklarına sahip çıkmak için birleşmek ve mücadele ederek kazanmak zorundadır” dedi.

    Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük direnişlerinden biri olan 15-16 Haziran Direnişi’nin 53. yılında DİSK Genel İş Mersin Şubesi Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı.

    “15-16 Haziran Direnişi’nin ışığında köleliğe teslim olmayacağız”, “Sağlıklı, güvenceli ve insanca bir yaşam için bildiğimiz yoldan yürüyoruz”, “Haziran’ın izinde kurtuluş ellerimizde” yazılı pankartların açıldığı açıklamada direnişte yaşamını yitiren işçiler adına saygı duruşunda bulunuldu.

    “BİRLEŞEN İŞÇİLERİ HİÇBİR ŞEY DURDURAMADI” 

    Basın açıklaması metnini okuyan DİSK Genel İş Sendikası Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, 1970’te temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapan tasarıya karşı İstanbul’da direnişin başladığını ve Türkiye’nin birçok yerine yayıldığını hatırlattı.

    Göksoy, 15-16 Haziran 1970’de on binlerce işçi DİSK’e ve sendikalarına sahip çıkmak için iki gün boyunca Kocaeli-İstanbul hattında iş bırakıp direnişe geçti. Sadece DİSK’li işçiler değil, sendikalı sendikasız diğer işçiler de katıldı bu şanlı direnişe. Yaşar Yıldırım, Mustafa Bayram ve Mehmet Gıdak adlı işçiler öldürüldü. Hükümet 16 Haziran 1970’de sıkıyönetim ilan etti, Kemal Türkler başta olmak üzere çok sayıda sendikacı ve işçi tutuklandı. Binlerce işçi işten çıkartıldı. Ama DİSK’i kapatmaya yönelik girişimler boşa çıkarıldı. 15-16 Haziran işçilerin DİSK’e güvendiği ve sahip çıktığı gündür. İşçi sınıfı haklarına el uzatıldığında neler yapabileceğini bu şanlı direniş ile gösterdi. 15-16 Haziran direnişçilerini, sendikal hakları için bedel ödeyen işçileri mücadelemizde yaşatıyoruz, yaşatacağız, yaşatmalıyız” diye konuştu.

    “İŞÇİLERİN HAKLARI TEHDİT ALTINDA”

    Bugünkü süreçte işçilerin haklarının ciddi tehditler altında olduğunu söyleyen Göksoy, “Zamlar ücretlerimizi eritiyor, alım gücümüz geriliyor. Sendikal haklarımız sistematik olarak saldırı altında. Ülkemiz dünyada sendikal hakların en kötü olduğu 10 ülkeden biri. Grevler yasaklanıyor, Anayasa’daki grev hakkımızı kullanmamız imkansız hale getiriliyor” dedi.

    Göksoy, Türkiye’de işçi sınıfının asgari ücrete mahkum edilmek istendiğini dile getirerek, güvencesiz çalışma, iş cinayetleri ve insanca çalışma koşullarının yaratılmadığına da değindi.

    Göksoy, şöyle devam etti:

    “Tüm bu sorunlar karşısında yapmamız gereken bellidir: Örgütlerimizi büyütmek, birliğimizi sağlamlaştırmak ve mücadelemizi yükseltmek. 53 yıl önce sendikal hakları için ayağa kalkan işçi sınıfı, bugün de haklarına sahip çıkmak için birleşmek ve mücadele ederek kazanmak zorundadır. 53 yıl önce de 53 yıl sonra da kurtuluş birliğimizdedir, kurtuluş ortak mücadelemizdedir, kurtuluş ellerimizdedir.”

    MERSİN/ PİRHA

     

  • DİSK alanlara çıktı: Emeğimiz, haklarımız için yaşasın 15-16 Haziran direnişimiz! -VİDEO

    DİSK alanlara çıktı: Emeğimiz, haklarımız için yaşasın 15-16 Haziran direnişimiz! -VİDEO

    PİRHA- 15-16 Haziran direnişinin 52. yılında Türkiye’nin dört bir yanında DİSK’liler hakları için alanlara çıktı. Ankara ve Mersin’de yapılan açıklamada, “Fakirden çalıp, zengine veriyorlar. Bu durumda bizlerin, işçi sınıfının, insanca bir yaşam için, haklarımızı almamız için örgütlenmemiz gerekiyor. Bir olmamız, birlik olmamız, güçlü olmamız gerekiyor” denildi.

    DİSK, 15-16 Haziran direnişinin 52. yıl dönümünde Türkiye’nin bir çok kentinde alanlara çıktı.

    DİSK, Ankara’da Ulus Meydanı’ndaki heykelin önünde basın açıklaması yaptı. Eyleme Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya’nın yanı sıra CHP’li ve HDP’li il yöneticileri de katıldı.

    ‘Yaşasın işçilerin birliği!’, ‘İnadına sendika, inadına DİSK’, ‘Direne direne kazanacağız’ sloganlarının atıldığı eylemde basın açıklamasını DİSK İç Anadolu Bölge Sorumlusu Tayfun Görgün okudu.

    “HİÇBİR BASKI BİRLEŞEN İŞÇİLERİ DURDURAMADI”

    Bundan 52 yıl önce Türkiye işçi sınıfının tarihinin yeniden yazıldığını dile getiren Görgün, 15-16 Haziran 1970’te bir araya gelen, omuz omuza veren işçilerin bu tarihi yazdığını kaydetti.

    15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin işçi sınıfının sendikal haklarını ve DİSK’i savunduğu şanlı bir direniş olduğunu vurgulayan Görgün, “O dönemin hükümeti, patronların isteği doğrultusunda DİSK’i yok etmek istiyordu. Böylece işçileri daha ucuza çalıştırmak istiyor, işçi sınıfına kölelik dayatıyorlardı. Ancak hiçbir baskı ile DİSK’i yok edemediler. İşçi sınıfını DİSK’ten koparamadılar. İşte bu nedenle dönemin hükümeti Sendikalar Kanunu’nda değişiklik yaparak DİSK’i ortadan kaldırmaya kalkıştı. Tüm tepkilere ve uyarılara rağmen Yasa Meclis’e getirilince DİSK direniş kararı aldı. İki gün boyunca İstanbul ve İzmit’te on binlerce işçinin iş bırakarak katıldığı genel direniş ve yürüyüşler yapıldı. Ne polis copları ne askeri panzerler… Hiçbir şey durduramadı birleşen işçileri” diye konuştu.

    “FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERİYORLAR”

    Yılın ilk 6 ayında resmi enflasyon yüzde 21’den 73’e fırladığına dikkat çeken Görgün, “Dar gelirlinin, asgari ücretlinin gıdadaki, mutfaktaki enflasyonu yüzde 130’a yaklaştı. Bu yılın ilk 5 ayında asgari ücretlinin 5 bin lirası yüksek enflasyon nedeniyle eridi gitti. Ülkeyi yönetenler ise bu geçim sorunlarına çare üretmek yerine, rakamlarla mücadele ediyor. Hiç kimsenin inanmadığı bir enflasyon rakamı açıklayarak bizleri daha düşük ücretlere mahkûm etmek istiyorlar. Enflasyonu olduğundan düşük göstererek emeğimizi daha da ucuzlatmak istiyorlar. Bunun adı hırsızlıktır! Fakirden çalıp, zengine vermektir” dedi.

    “BİR OLMAMIZ, BİRLİK OLMAMIZ, GÜÇLÜ OLMAMIZ GEREKİYOR”

    Mersin’de DİSK Genel-İş’e bağlı işçiler yürüyüş düzenleyip, açıklama yaptı. Açıklamaya Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri destek verirken açıklamayı DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy okudu.

    Artan enflasyona, yoksulluğa, zamlara işaret eden Göksoy, “Bizlerin, işçi sınıfının, insanca bir yaşam için, haklarımızı almamız için örgütlenmemiz gerekiyor. Bir olmamız, birlik olmamız, güçlü olmamız gerekiyor. Örgütlenmemizin, haklarımızı savunmamızın önüne çıkan engelleri omuz omuza aşmamız gerekiyor” dedi.

    İNSANCA BİR YAŞAM İÇİN TALEPLERİNİ SIRALADILAR

    İnsanca yaşamak istediklerini söyleyen Göksoy, taleplerini şöyle sıraladı:

    “-Hayat pahalılığı karşısında işçi sınıfının yaşadığı gelir kaybını telafi etmesinin en önemli yolu, sendika ve grev hakkıdır. Bu hakların kullanımın önündeki tüm yasal ve fiili engeller derhal kaldırılmalıdır

    -Başta asgari ücret olmak üzere tüm ücretler ve emekli maaşları artırılmalıdır.

    -Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturalarına yapılan zamlar geri alınmalı, temel tüketim mal ve hizmetleri vergi ve kesintiden muaf tutulmalıdır. Tüm fiyatları doğrudan etkileyen akaryakıt üzerindeki vergi yükü düşürülmelidir.

    -Enflasyon karşısında eriyen ücretler üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Kâr ve faiz gelirlerinin vergilendirildiği, çok kazananın çok vergi verdiği adil bir vergi politikası benimsenmelidir.

    -Yoksulluğu yenmek için güvenceli istihdam şarttır! Bugün başta belediyeler olmak üzere birçok iş kolunda çeşitli isimler altında devam eden tüm güvencesiz istihdam biçimlerine son verilmelidir. Kadrolu, güvenceli bir iş herkesin hakkıdır, belediye şirket işçilerine kadro verilmelidir. Emeğimiz, ekmeğimiz ve haklarımız için Yaşasın 15-16 Haziran Direnişimiz!”

    PİRHA/ANKARA-MERSİN

  • ‘Hak, hukuk ve adaletin yeniden ikame edilmesi için çalışma yapılmalı’-VİDEO

    ‘Hak, hukuk ve adaletin yeniden ikame edilmesi için çalışma yapılmalı’-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube Başkanı Hakkı Demir, 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında bir insanlık dramı yaşandığına dikkat çekerken, DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy da, “Asıl darbe 20 Temmuz darbesidir. Bu darbe demokrasi güçlerine, işçilere, emekçilere, akademisyenlere karşı yapılan bir operasyondu. Hak, hukuk ve adaletin yeniden ikame edilmesi için sendikaların, siyasi partilerin ve demokrasi güçlerinin çalışma yapması gerekiyor” dedi.

    15 Temmuz darbe girişimi ve 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL’in üzerinden 4 yıl geçti. OHAL sonrası çıkan KHK’lerle on binlerce yurttaş işinden oldu.

    Geçen 4 yılın insan hakları açısından ağır hak ihlallerine yol açtığını ifade eden İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Başkanı Hakkı Demir, şunları dile getirdi:

    “15 Temmuz bahane edilerek bir kıyım yapıldı. Bir başka iktidarın yüzyıllar boyunca yapamayacağını AKP iktidarı darbeyi fırsata çevirerek, birçok kurumu özellikle de demokratik, muhalif ve sol kurumları tasfiye etti ve yüz binlerce insanın işine bir kalemle son verildi.  Bu bir insanlık dramı. Bu insanların kendilerini savunma hakları ve çalışma hakları yok. Görevden alınanlarla beraber aileleri de açlığa mahkum edildi. Toplu olarak aileleri cezalandıramazsınız. Normal hukuk kurallarının olduğu bir ülkede bunun olması mümkün değildir ve bu durum çok ağır insan hakkı ihlalidir. Aynı zamanda OHAL ile birlikte cezasızlık da artarak devam etti ve insan hak ve özgürlüklerini 15 Temmuz sonrası budadıklarını söyleyebilirim.”

    DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy da, 15 Temmuzla birlikte ülkede yeni bir “Kurtuluş Savaşı” havası yaratıldığına dikkat çekerek, şunları söyledi:

    “Bu söylemlerin altında yatan nedenler vardı. Bunlar; önceki dönemden kaynaklı ortaklıklarının üstünü örtmek, demokrasi güçlerinin bütünlüğünü bozmak ve bu bütünlüğü bozduktan sonra kendi hedefleri doğrultusunda ortaya koydukları tek adam rejimini sağlamlaştırmak. Asıl darbe 20 Temmuz darbesidir. Bu darbe demokrasi güçlerine, işçilere, emekçilere, akademisyenlere karşı yapılan bir operasyondu. Bununla birlikte yüzbini aşan insan işinden, ekmeğinden oldu. 15 Temmuz, işinden, ekmeğinden ettiklerinin yerlerini kendi kadrolarıyla dolduran bir anlayışı da ortaya çıkardı. Aynı zamanda şunu görüyoruz; ülkede hakkı, hukuku, adaleti askıya alıp rafa kaldırdılar. Kendilerine göre yeni bir sistemi dizayn etmeye başladılar. Ancak bu sistemin ülkenin geleceğine, çocuklarına ve gençlerine bir faydasının olmadığını gördük. Bir bütün toplumun  geleceği özgürlüklerden geçer. Bütün sendikaların, siyasi partilerin ve demokrasi güçlerinin özgürlüklerin ikame edilmesi için bir çalışma yapması gerekiyor.”

    Diren KESER/MERSİN

     

     

  • Genel-İş Mersin Şubesi: Kıdem tazminatımızı gasp ettirmeyeceğiz!

    Genel-İş Mersin Şubesi: Kıdem tazminatımızı gasp ettirmeyeceğiz!

    PİRHA- Mersin’de DİSK Genel-İş tarafından bir basın açıklaması yapılarak, “Kıdem tazminatımızı gasp ettirmeyeceğiz, kıdem tazminatına dokunmayı aklınızdan bile geçirmeyin” denildi. 

    Türk-İş ve DİSK’e bağlı işçiler, hükümetin kıdem tazminatını fona dönüştürme girişimi karşısında, 81 ilde eşzamanlı açıklama yapıyor.

    Mersin’de DİSK Genel-İş Şube Başkanı Kemal Göksoy ve işçiler bir açıklama yaptı.

    “Kıdem tazminatımızı gasp ettirmeyeceğiz, kıdem tazminatına dokunmayı aklınızdan bile geçirmeyin” diyen DİSK Genel-İş Şube Başkanı Kemal Göksoy, “Türkiye işçi sınıfının doksan yıla yakın bir süredir sahip olduğu kazanılmış en köklü hakkı olan kıdem tazminatının ortadan kaldırılmasına yönelik girişimler hız kazanmıştır. Sermayenin ve iktidarların 45 yıllık düşü olarak, 11. Kalkınma Planı’ndan Yeni Ekonomik Program’a kadar bütün politika belgelerinde yer alan hedefler ve IMF’nin tüm raporlarında geçen “tavsiyelerini” hayata geçirmek doğrultusunda işçi sınıfının “sinir uçları” ile oynanmaktadır “dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bir yandan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında kıdem tazminatımız fona aktarılarak, bir yandan da 25 yaş altı ve 50 yaş üstü çalışanlar başta olmak üzere esnek-güvencesiz çalıştırmayı yaygınlaştırarak kıdem tazminatı hakkı yok edilmek istenmektedir.
    Pandemi koşullarında 82 milyon insan yaşam mücadelesi verirken, işçiler olarak bizler, canımızı, işimizi ve gelirimizi korumak için mücadele verirken, işsizlik rekorlar kırmışken, ülkeyi yönetenler kıdem tazminatımıza el uzatmakta ve daha esnek, daha güvencesiz, kölece çalışma dayatmaktadır.
    DİSK Başkanları Kurulu, salgın koşullarında dahi bir bütün olarak, sendikalı-sendikasız tüm işçilerin hak gaspına kalkışanlara karşı işçi sınıfının biriken öfkesini ve bu saldırıları püskürtme kararlılığını görmekte ve bu kararlılığı örgütlü bir güce dönüştürme iradesini dile getirmektedir.
    Ayrıca bu kadar önemli bir sürecin, Hükümet tarafından gazete köşelerine sızdırılan kimi bilgilerle, dinamik bir süreç olan çalışma hayatının tanımlı mekanizmaları işletilmeden, Anayasal bir kurum olan Ekonomik Sosyal Konsey, yasal bir kurum olan Üçlü Danışma Kurulu gibi mekanizmaları çalıştırmadan kapalı kapılar arkasında yapılan “müzakereler” yoluyla tartıştırılması kabul edilemez.”

    “DİRENİŞLE KARŞILANACAKTIR”

    DİSK’in tüm işçi sınıfını ilgilendiren bu büyük tehlikeye karşı dişe diş bir mücadele için işyerlerinde gerekli çalışmaları başlattığını belirten Göksoy, “Kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya, daraltmaya, budamaya, işçi sınıfının belirli kesimlerini bu haktan mahrum etmeye yönelik her girişim, direniş ile karşılanacaktır.
    Kıdem tazminatını bir işveren sorumluluğu olmaktan çıkaracak, iş güvencesi dayanağı işlevine son vererek işten çıkarmaları kolaylaştıracak, işverene iş sürecinde keyfiyet olanağı verecek, son ücret ile bağını kopararak kıdem tazminatının miktarını düşürecek planların müzakere edilecek hiçbir yanı yoktur. Fon, kıdem tazminatımıza, birikmiş emeğimize ve geleceğimize el koymak demektir.

    “KIDEM TAZMİNATI KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”

    “Kıdem tazminatı ile ilgili konuşulacak tek şey, mevcut sistemin güçlendirilmesi, kuvvetlendirilmesi, bir gün bile çalışsa tüm işçilerin istifa hali dahil kıdem tazminatı alacağı bir düzenlemenin yapılması ve işverenler işçilere kıdem tazminatını vermediğinde devletin kanun hakimiyetini sağlamasıdır” diyen Göksoy, şöyle devam etti:

    “DİSK Başkanları Kurulu, bir kez daha kararlılığını ve iradesini ortaya koymakta ve iktidarı uyarmaktadır: Kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir! “Kırmızı çizgi” geçilmesi mümkün olmayan bölge anlamına gelmektedir ve işçi sınıfı kıdem tazminatına o ya da bu biçimde dokunulmasına izin vermeyecektir.
    Kıdem tazminatı bize çocuklarımızın emanetidir! Kıdem tazminatına sahip çıkmak emeğimize, geleceğimize, memleketimize sahip çıkmaktır.
    DİSK Başkanlar Kurulu bu mücadeleyi omuzlama onurunu, diğer işçi konfederasyonları, emek ve meslek örgütleri başta olmak üzere tüm emek ve demokrasi güçleri ile beraber taşımak için girişimlerin başlatılması gerekliliğinin altını çizer.
    İşçi sınıfının kıdem tazminatına dair hassasiyetini, örgütlü ve kararlı bir irade olarak işyeri eylemlerine, yürüyüşlere, meydanlara, direnişlere, grevlere ve dişe diş bir mücadeleye taşıma kararlılığının altını çizen DİSK Başkanlar Kurulu, DİSK örgütünün bir bütün olarak tüm sendikalarımızla birlikte önümüzdeki günlerde açıklanacak eylem takvimini hayata geçirmek için hazır olduğunu ilan eder. Daha güçlü bir mücadele ile sokaklarda sesimizi yükselteceğimize Haklarımız için omuz omuza mücadele edeceğimizi bütün kamuoyuna duyuruyoruz.”

    PİRHA/ MESİN

  • ‘Eşitlik, demokrasi ve sömürüsüz bir yaşam için mücadele edeceğiz’-VİDEO

    ‘Eşitlik, demokrasi ve sömürüsüz bir yaşam için mücadele edeceğiz’-VİDEO

    PİRHA- DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, 15-16 Haziran ‘Büyük İşçi Direnişi’nin 50. yılına dair yaptığı açıklamada, 15-16 Haziran üzerinden 50 yıl geçse de sermaye ve sermaye hükümetlerine korku; emek ve demokrasi mücadelesi yürüten işçilere, emekçilere ise kararlılık ve mücadele aşılamaya devam ettiğini belirtti. Göksoy, “Sendikal hak ve özgürlüklerimize karşı yapılacak her saldırı karşısında eşitlik ve demokrasi için, sömürüsüz bir yaşam için emeğin Türkiye’sini kurmak için mücadele edeceğiz” dedi.

    15-16 Haziran 1970’de gerçekleşen ve “Büyük İşçi Direnişi” olarak tarihe geçen işçi eylemlerinin 50. yıldönümüne dair DİSK-Genel-İş Mersin Şubesi, Tarsus Belediyesi önünde açıklama yaptı.

    “İKTİDAR KIDEM TAZMİNATINA GÖZ DİKİYOR, İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Şube Başkanı Kemal Göksoy tarafından yapılan açıklamada, 50 yıl önce de, bugün de DİSK’in sermaye ve iktidar karşısında ayakta olduğuna dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “1970’in 15-16 Haziran’ı Türkiye işçi sınıfının en şanlı mücadele günlerinden biridir. 15-16 Haziran, Türkiye işçi sınıfının sendikalaşma hakkını korumak için harekete geçtiği gündür. 15-16 Haziran’ı yaratan işçi sınıfının gerçek mücadele örgütü olarak güvendikleri DİSK’in sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışıdır. 15-16 Haziran üzerinden 50 yıl geçse de sermaye ve sermaye hükümetlerine korku; emek ve demokrasi mücadelesi yürüten işçilere, emekçilere ise kararlılık ve mücadele aşılamaya devam ediyor. Bugün de iktidar ve sermaye, Covid-19 salgınına rağmen işçilerin hayatını riske atmıştır.  Salgının öldürücü etkisi yalnızca DİSK üyesi işçiler arasında Türkiye’nin 3.2 katıdır. Bu orana sendikal güvenceden yoksun ve kayıt dışı çalıştırılan milyonlarca işçi eklendiğinde durumun vahameti daha fazla ortaya çıkmaktadır. İktidarın ve sermayenin sendikal hak ve özgürlükleri hiçe saydığı, kazanımlarına göz diktiği uygulamalar devam etmektedir. Bunun en somut örneği ise kıdem tazminatına yönelik saldırıların devam etmesidir. Koronavirüs salgını ile birlikte neo-liberal politikalar ve uygulamaları çökerken hala kıdem tazminatına göz dikiliyor.”

    EMEĞİN TÜRKİYE’SİNİ KURMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ

    “Demokratik hak ve özgürlüklere yönelik baskıların arttığı, halk iradesinin yok sayıldığı, hukukun siyasallaştığı ve adaletin yerini bulmadığı bir dönemin içindeyiz” diyen Göksoy, “Sabrın da bir sınırı, saldırıların da bir karşılığı vardır; işçi sınıfı ve onun örgütü DİSK, 15-16 Haziran’ın mücadeleci ruhuyla tüm bu saldırılara karşı direnecek güce dün olduğu gibi bugün de sahiptir. Sendikal hak ve özgürlüklerimize karşı yapılacak her saldırı karşısında eşitlik ve demokrasi için, sömürüsüz bir yaşam için emeğin Türkiye’sini kurmak için mücadele edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • DİSK Genel-İş Mersin’de konvoy oluşturdu-VİDEO

    DİSK Genel-İş Mersin’de konvoy oluşturdu-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de koronavirüs salgını nedeniyle yapılamayan miting yerine belediye işçileri konvoy oluşturdu. Polis engeliyle karşılaşan işçiler, her gün aynı sokak ve caddelerde olduklarını belirterek, tepki gösterdi.

    Haberin videosu;

    DİSK Genel-İş’e bağlı işçiler, 1 Mayıs kutlamalarının koronavirüs salgını nedeniyle iptal edilmesine karşın her gün bulundukları caddelerde konvoy oluşturarak kutladı.

    İşyerlerinde bir araya gelen işçiler adına açıklama yapan şube başkanı Kemal Göksoy, koronavirüs salgına karşı “evde kal” çağrılarının kendilerine uğramadığını ve her gün sokaklarda, caddelerde, işyerlerinde çalışmaya devam ettiklerini belirterek, tüm işçi ve emekçilerin mücadele gününü kutladı.

    Göksoy’un ardından araçlarla konvoy oluşturuldu. Bir süre sonra araçların önü polisler tarafından kesildi. Engele tepki gösteren işçiler, her gün bu sokak ve caddelerde olduklarını ifade ederken, polis ceza kesme tehdidinde bulundu.

    Yapılan görüşmelerin ardından işçiler, balkon ve pencerelere çıkan yurttaşların alkışları eşliğinde “1 Mayıs Marşı” söyleyip konvoyu sonlandırdı.

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Mersin’de polipropilen üretim tesisi projesi durdurulmalıdır’

    ‘Mersin’de polipropilen üretim tesisi projesi durdurulmalıdır’

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü DİSK Genel-İş Şube Başkanı Kemal Göksoy, yeni bir çevre felaketine sessiz kalmayacaklarını belirterek, polipropilen üretim tesisi projesinin durdurulmasını istedi.

    Mersin’in gündeminde olan Polipropilen Üretim Tesisi Projesine ilişkin Mersin Emek ve Demokrasi Platformu basın açıklaması yayınladı.

    Platform adına DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy tarafından yayınlanan açıklamada, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şubesi’nin yayınladığı değerlendirme raporunda da belirtilen olumsuzluklardan kaynaklı olarak bu projenin hemen durdurulmasını ve yeni alternatiflerin kamuoyunun ve konunun uzmanlarının görüşü alınarak hazırlanmasını istedi.

    “PROJENİN ETKİLEYEBİLECEĞİ TARIM VE GIDA SEKTÖRLERİNE OLAN ETKİLER GÖZARDI EDİLMİŞTİR”

    Göksoy, proje alanı için temel şehircilik ilkelerinin hiçe sayıldığına dikkat çekerek, şunları belirtti:

    “Tesiste aşırı su kullanımının yol açacağı problemler ve tuzlanma dikkate alınmamıştır. Planlanan projenin etkileyebileceği tarım ve gıda sektörlerine olan etkiler gözardı edilmiştir. Tesis, ağır kirlilik oluşturan sanayi alt yapısı ile Mersin Limanı’nın verimliliğini etkileyebilme potansiyeline sahiptir. Serbest Bölge’nin gelişimini sınırlamaktadır. Karaduvar Balıkçı Barınağı’nın işlevini kısıtlayabilme ve Mersin merkezde balıkçılığı potansiyeline ciddi zararlar verebilme potansiyeline sahiptir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ilan edilen Mersin Tarsus Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’ne olan etkiler hesaplanmamıştır. Hem çalışanların hem de halkın sağlığını olumsuz etkilemesi söz konusudur.”

    “PROJE DURDURULMALIDIR”

    Doğal dengenin daha fazla kazanma hırsıyla bozulması sonucu, insanlığın uğraşmak zorunda kaldığı virüs salgını ile uğraşıldığı bir dönemde, yeni bir çevre felaketi olacak bu projeye sessiz kalamayacaklarını vurgulayan Göksoy, “Proje şimdiden duyarlı kamuoyunun tepkisini çekmiş ve çevre örgütleri ile Büyükşehir Belediyesi hukuk mücadelesi vermeye başlamıştır. Projenin yapıldığı alanın sınırları içinde olması nedeniyle de Akdeniz Belediyesi’ni yukarıda saydığımız ve başta Akdeniz sınırlarında yaşayan Karaduvar halkı ve burada çalışacak emekçileri sağlığı ve doğamız için duyarlı olmaya ve hepimiz için sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: İnsan haklarına aykırı yasayı kabul etmiyoruz

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: İnsan haklarına aykırı yasayı kabul etmiyoruz

    PİRHA- İnfaz paketinin Meclis’te kabul edilmesinin ardından tahliyeler başlarken, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklama yayınlayan DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, “Muhalif duruşları sebebiyle tutuklu ve hükümlü olanların kapsam dışında tutulmasını, bu insanlık dışı ayrımcılığı asla kabullenmeyeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Mecliste kabul edilen İnfaz Yasası’na ilişkin açıklama yaptı.

    “İKTİDAR KENDİSİNE MUHALİF OLANLARIN YAŞAM HAKKINI HİÇE SAYMAKTADIR”

    Platform adına açıklama yayınlayan DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, AKP-MHP iktidarından beklendiği gibi, kabul edilen değişiklikte evrensel hukuk normları, insan hakları ve demokratik kriterlerin esas alınmadığını belirtti.

    Göksoy,  2020 verilerine göre; 355 hapishanede toplam 282 bin 703 mahpus ile cezaevlerindeki doluluk oranı ile Türkiye tarihinde hiç olmadığı bir seviyeye ulaştığına dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Bunun sonucunda, yetersiz beslenme, ısıtılmayan ve havalandırılmayan koğuşlar, gün ışığından faydalanamama, yeterli hekim ve sağlık personelinin bulunmaması, muayene ve sevk sürelerindeki uzunluk, hijyen ürünlerinin parayla satılması, temiz ve sıcak suya erişememe, düzenli ve etkin bir sağlık hizmetinden faydalanamama, kötü muamele sebepleriyle zaten hastalık üreten bir konumda olan cezaevleri, salgın hastalıklar bakımından ise son derece riskli alanlardır. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin sağlık ve yaşam hakları devletin ve iktidarın güvencesi altındadır. Ancak iktidar tarafından meclisten geçmesi sağlanan bu düzenleme ile ortaya çıkmıştır ki, AKP-MHP bloğu yaşam ve sağlık hakkı bağlamında sadece kendisine yakın olanları düşünmektedir. Kendisine muhalif olanların yaşam ve sağlık hakkı ise açıkça ihlal edilmektedir. Bu iktidar ayrımcıdır. Muhalif duruşları nedeniyle tutuklu veya hükümlü bulunan siyasiler, geçmiş dönem milletvekilleri, belediye başkanları, gazeteciler, akademisyenler, sosyal medya paylaşımları ile düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanmış olan yurttaşlar, öğrenciler bu düzenlemenin kapsamı dışında tutulmaktadır. İktidar kendisine muhalif olanların yaşam hakkını hiçe saymaktadır.”

    “İKTİDARIN İNSANLIK DIŞI TUTUMUNA KARŞI ADALETİN SESİNİ YÜKSELTELİM”

    Göksoy, siyasi tutuklular, hasta, yaşlı ve  çocuklu tutuklu ve hükümlülerin, tahliye edilmelerini veya infazlarının ertelenmesini de kapsamayan yasanın, iktidarın insanlık düşmanı zihniyetinin bir dışavurumu olduğunu ifade ederek, şunları belirtti:

    “Yargı eliyle iktidara muhalif kesimleri tutuklamak ve haklarında hüküm kurdurmak bu iktidarın bir uygulamasıdır. İktidara bağımlı ve taraflı olan yargının cezaevlerine doldurduğu siyasi tutuklu ve hükümlülerin, muhaliflerin bu düzenlemeden faydalandırılmamaları, evrensel hukuk kurallarına, AİHM ve AYM içtihatlarına da uygun değildir. Bu yasa ile toplumda yeni yaralar açılacak ve cezaevindeki mahpuslar, adeta idam cezasının birer öznesi olacaklardır. 12 Eylül cunta başı Kenan Evren’in ‘asmayalım da besleyelim mi’ sözünün bugünkü yansıması bu düzenlemedir. AKP-MHP nezdinde iktidara muhalif olanların yaşam hakkı yoktur. Dün olduğu gibi bugün de “İktidara muhalifsen ölmen gerekir” anlayışı hakimdir. Bir kez daha söyleyelim ki, yapılan düzenlemede siyasi tutuklu ve hükümlülerin kapsam dışı bırakılması asla kabul edilemez. Hırsızların, rüşvetçilerin, mafyanın, uyuşturucu tacirlerinin, kadına yönelik şiddet uygulamış olanların, çocuk istismarcılarının, tecavüzcülerin faydalanacağı bir düzenleme, sadece iktidara muhalif olanları, düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanmış olanları kapsam dışı tutmaktadır. Muhalif duruşları sebebiyle tutuklu ve hükümlü olanların kapsam dışında tutulmasını, bu insanlık dışı ayrımcılığı asla kabullenmeyeceğimizi bir kez daha ifade ediyor, hukuk ve insan hakları örgütlerini ve kurumlarını, muhalif siyasi partileri, toplumsal muhalefetin bütün kesimlerini, sendikaları, dernekleri, meslek örgütlerini, vicdan sahibi bütün yurttaşları bu düzenlemeyi ve iktidarın bu ayrımcı ve insanlık dışı tutumuna karşı adaletin sesini yükseltmeye çağırıyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: İşçiye dua, patrona zarar telafisi kabul edilemez

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: İşçiye dua, patrona zarar telafisi kabul edilemez

    PİRHA- Koronavirüs salgınına karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan ‘Ekonomik İstikrar Kalkanı’ paketini değerlendiren DİSK/Genel-İş Mersin Şube Başkanı Göksoy, halk sağlığının gözardı edildiğini belirterek, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı paketten işçiye emekçiye kuru hamaset, 65 yaş üstüne kolonya ve maske, patronlara ise zarar telafisi çıkmıştır” dedi. Göksoy, HDP’li belediyelere yönelik kayyım atamalarına da tepki gösterdi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü ve DİSK/Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koronavirüs tedbirleri kapsamında geçtiğimiz günlerde açıkladığı önlem paketine tepki göstererek, bu salgının halk sağlığı sorunu olduğunu ve uygun önlemler alınması gerektiğini belirtti.

     “YOKSUL VE EMEKÇİLERE DUA VE SABIR, PATRONLARA PAKET”

    Göksoy, koronavirüsün, dünya halklarının sağlığını tehdit ederek yüz binleri, hastane yoğun bakımlarına düşürürken, 15 bin insanın da ölümüne yol açtığını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Türkiye için paniğe gerek olmadığından tutalım da gerekli tedbirlerin alındığına kadar pek çok garanti veren konuşmaların ardından, virüsü kapanların sayısı artarken ölümlerin de yaşandığı günlerden geçiyoruz. Koronavirüs karşısında bütün ülkeler, önlemler almakta ve önlem paketleri açıklamaktadırlar. AKP iktidarı da halkın sağlığını ve yaşamını tehdit eden bu salgına karşı önlem olarak ‘Ekonomik İstikrar Kalkanı’ adıyla önlem paketi açıkladı. Fakat açıklanan pakette halk sağlığı ve milyonlarca işçi emekçi ile ailesinin durumu göz ardı edilmiştir. AKP iktidarı önceki her kriz döneminde yaptığı gibi krizi fırsata çevirme peşinde. Koronavirüs kaynaklı yaşanan krizi, fırsata çevirme hesabıyla halkın işçi, emekçilerin ihtiyaçları ve yaşanan salgından ekonomik, sosyal, fiziksel ve psikolojik olarak korunmasının önlemlerini alınmak yerine patronların korunması için önlemler açıklanmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı paketten işçiye emekçiye kuru hamaset, 65 yaş üstüne kolonya ve maske, patronlara ise zarar telafisi çıkmıştır. İşçi emekçi aileleri yoksulluktan makarna yiyerek kriz ve korona ile mücadele ediyor. Siyasi iktidar ise kriz nedeniyle işleri yavaşlayan inşaat şirketlerinin konut satışlarını artırmak için kredi limitlerine artış getiriyor.”

    “Açıklanan paketten, halk sağlığı niçin 7/24 çalışarak hayatlarını riske atan sağlık emekçisinin, 8 milyonu işsiz milyonlarca işçinin, kamu emekçisinin, emeklinin, çiftçinin, küçük esnafın payına dua ve kolonya düşerken; sermayeye ise milyonlarca işçi, emekçi, çiftçi ve küçük esnafın vergileri ile toplanan bütçeden kaynaklar aktarılmaktadır” diyerek açıklanan ekonomik paketi eleştiren Göksoy, şunları kaydetti:

    “Hiçbir felaket sınıf ayırmaz ama onunla mücadele, onun karşısında ayakta kalmak tamamen sınıfsaldır. Deprem ya da korona hep aynı. Zengine kredi, teşvik, borç erteleme işçiye emekçiye açlık, yoksulluk ve sefalet düşüyor. Kazan kazan diyerek ülkeyi yönettikleri kapitalist ahlak budur. Kâr üzerine kurulu bu düzen değişmeli.”

    Siyasi iktidarın, “kriz fırsatçılığı” yapmaktan vazgeçerek, bu salgının halk sağlığı sorunu olduğundan hareketle uygun önlemler alması gerektiğini vurgulayan Göksoy, taleplerini şöyle sıraladı:

    “1- Herkese parasız, nitelikli ulaşılabilir sağlık hizmeti verilmelidir.

    2-  “Sağlıkçılar sağlığımızdır” ilkesinden hareket ederek sağlık emekçilerinin sağlığının korunması için gerekli bütün önlemler alınmalıdır. Yeteri kadar sağlık emekçisi istihdamı için atama bekleyen sağlık emekçileri atanmalıdırlar. Çalışma saatleri kısaltılarak, salgın süresince her ay 1 maaş tutarında fazladan ödeme yapılmalıdır.

    3- KHK ile ihraç edilen başta sağlık emekçileri olmak üzere tüm ihraçlar görevlerine iade edilmelidir.

    4- Koronavirüs testleri bütün iller ve merkezlerde yapılsın. Halk her aşamada açıkça, ayrıntılı bilgilendirilmeli ve haber alma hakkı önündeki engeller kaldırılmalıdır.”

    PİRHA/MERSİN