Etiket: kemal pir

  • ‘Kemal Pir Yoldaş’ şarkısına soruşturma başlatıldı

    ‘Kemal Pir Yoldaş’ şarkısına soruşturma başlatıldı

    PİRHA-“Kemal Pir Yoldaş” şarkısı nedeniyle sanatçı Kadir Çat hakkında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

    Aydın’da 2023 yılında bir etkinlikte söylediği “Kemal Pir Yoldaş” şarkısı nedeniyle hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla açılan davadan beraat eden sanatçı Kadir Çat’a, aynı şarkı nedeniyle bir kez daha soruşturma açıldı. Söz ve müziği kendisine ait olan şarkıyı bu yıl, Hakkari’nin Çukurca ilçesindeki Newroz kutlamasında seslendirmesi nedeniyle Çat, hakkında soruşturma açıldı. Çukurca Cumhuriyet Savcılığının “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açtığı soruşturma kapsamında Çat, ifade verdi.

    ‘DÜN DE OKUDUM BUGÜN DE OKUYACAĞIM’

    Soruşturma kapsamında ifade veren Çat, daha önce aynı şarkı yüzünden defalarca yargılandığını ve birçoğundan beraat ettiğini belirtti. Çat, söz konusu soruşturmaların tamamının Kemal Pir’in şahsı ile alakalı olduğunu ifade etti. Soruşturmalarla Kemal Pir’in terörize edilmeye çalışıldığını ifade eden Çat, ifade işlemlerinde kendisine “Kemal Pir’i nereden tanıyorsun? Kemal Pir hakkında ne biliyorsun? Kemal Pir’in örgüt kurucu üyelerinden olup olmadığını biliyor musun?” gibi sorular sorulduğunu aktardı.

    2012’den beri her konserde prensip olarak ilk olarak bu şarkıyı okuduğunu ifade eden Çat, “Okumaya da devam edeceğim. Çünkü yakın tarihte darbecilerin bu ülkeye nelerin kaybettirdiğini en iyi bu hükümet, bu devlet biliyor. Kemal Pir de 1980 faşist darbesine karşı direnen bir insandır. Ölüm orucuna girerek işkencecilere karşı bedenini ölüme yatıran bir insandır. Onun direnişi bugün binlerce insan, genç için ışık olmuştur. Bu şarkıyı söylemekten çekinmeyeceğim. Bu şarkıda bir suç unsuru yoktur. Bu şarkıyı dün de okudum, bugün de okuyacağım, yarın da okumaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

    SANATÇILARA ÇAĞRI

    Yasaklar sürerken yeni anayasa yapımı tartışmalarına işaret eden Çat, “Bu anayasada Kürt sanatı, Kürt dili, Kürtlüğe dair veya özgürlüklere dair bir şeyler olmadığını düşünüyorum. Yakın zamanda Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) konserleri yasaklandı, dergiler, gazeteler yasaklandı, basına büyük bir baskı var. Böyle bir süreç içerisinde kültür ve sanata da baskı yaparak, hiçbir şeyden ders alınmamışçasına bir baskı ortamı oluşturuluyor. Biz bunu şiddetle kınıyoruz. Çağrımız bu ülkenin muhalefetine, en çok görev onlara düşüyor. Eğer bu ülkede yeni bir yasa gelecekse bunun içinde Kürtlerin de olması gerekiyor. Kürtler bu ülkenin sigortasıdır. Bu yüzden de çevremizin, yoldaşlarımızın, dostlarımızın bu yasaklamalara, açılan davalara karşı tepkilerini göstermelerini bekliyoruz. Çağrımız bütün sanatçı dostlarımıza; yasaklamalara karşı ses çıkarmalarını bekliyoruz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ’14 Temmuz Direnişçilerini unutmayacağız’

    ’14 Temmuz Direnişçilerini unutmayacağız’

    PİRHA – 78’liler Girişimi ve Karşı Sanat Çalışmaları, 14 Temmuz Diyarbakır Cezaevi direnişinin yıldönümünde açıklama yaptı. Açıklamada, Diyarbakır Cezaevi’nin “İnsan Hakları Müzesi’ne” dönüştürülmesi talebiyle birlikte “Yarına dönük umutlara kapı açmaya muktedir olduğun bilinciyle, gerçekle yüzleşmekten ürkmeden, Diyarbakır işkence kampında askeri yüzleşmeyi/hesaplaşmayı sürdürüyoruz” denildi. 

    Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek, Diyarbakır Cezaevi’nde Esat Oktay Yıldıran’ın işkence politikalarına karşı 1982 yılında ölüm orucuna girmişti.

    Kemal Pir, 14 Temmuz 1982’de Diyarbakır Cezaevi’nde ağır işkencelerden dolayı başlayan ölüm orucu sonucunda tutuklulardan Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek ile birlikte ölüm orucunun 55. gününde yaşamını yitirmişti.

    “YÜZLEŞMEYİ/HESAPLAŞMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”

    78’liler Girişimi ve Karşı Sanat Çalışmaları, “14 Temmuz Direnişçilerini unutmayacağız!” başlığı altında yazılı bir açıklama paylaştı.

    Tutuklulara yapılan işkencelerle bilinen Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi’nin “İnsan Hakları Müzesi’ne” dönüştürülmesi için de taleplerin dile getirildiği yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi denilince ne akla gelir?

    Mütevazi, karıncayı bile incitmekten sakınan, her yaştan insanla anlaşan, rahatsızlık vermeden doğal akışı içinde otoritesini kurabilen, dolu dolu konuşan ama büyük bir alçakgönüllülükle konuşan, muazzam örgütçü, son yolculuğunda bile “mezar taşıma halkımıza borçlu gitti yazın” diyen bir ehli kâmil insan M. Hayri Durmuş akla gelir.

    Muazzam askeri yetenek ve entelektüel birikime sahip, büyük ajitatör, Ankaralı yıllarda anti faşişt direnişin başlarında yer alan, halklarımızı özgürleştirmekten başka tasası olmayan Türkiye halkının kurtuluşunu Kürt meselesinin çözümünde arayan, eğer insan Türk halkının evladı olacaksa onun gibi olsun denecek büyük enternasyonalist Kemal Pir akla gelir.

    Mütevazi, ağırbaşlı, her işin en zor işini kendisi yapmak isteyen, arkadaşlarını hep koruyan, yeri geldiğinde düşmanını bile affeden yüce gönüllü devrimci Akif Yılmaz akla gelir.

    Çok sayıda eylemin sahibi ama 90 günlük sorguda konuşmayan, mahkemede ise “Tarih doğru yazılmalı, benim yaptığım eylemlerden başkası sorumlu tutulmamalı” deyip tüm eylemlerini kabul eden, M. Hayri Durmuş’un ilan ettiği “ölüm orucuna ben de katılıyorum, bu benim katılacağım son duruşma olacaktır” cümlesini ikirciksiz kuran, yoksul bir ailenin çocuğu, özgürlük mücadelesinin Kızıl Yıldız’ı Ali Çiçek akla gelir.

    Diyarbakır İşkence kampı yaşadığımız toprakların yakın tarihinde pek çok simgesel ve özel anlama sahip bir mekân.

    Darbe döneminin en korkunç işkencelerinin yaşandığı, zulüm politikalarının merkezlerinden biri olarak tarihteki yerini alırken, Kürt meselesinde yeni zamanlarda sürecin geldiği nokta açısından bir milat olarak varlığını hep korudu…

    Bu cezaevini çevreleyen duvarlar arasında, bir yandan darbeciler korkunç zulüm mekanizmalarını, akla hayale sığmaz işkencelerini soğukkanlı bir programla uygularken, Kürt politikasında belirli bir amaca ulaşmayı hedeflediler.

    Yarına dönük umutlara kapı açmaya muktedir olduğun bilinciyle, gerçekle yüzleşmekten ürkmeden, yüzleşme ihtiyacının gerçeğe yalnızca gerçeğe ulaşma olduğunu bilen bir yerden, Diyarbakır işkence kampında askeri yüzleşmeyi/hesaplaşmayı sürdürüyoruz.

    Kürt ve Türk halkı arasında oluşan yarılmaları toplumun yeniden inşası çerçevesinde, geçiş döneminin aşılmasına katkı sunma düşüncesiyle başlattığımız çalışmamızı “Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi İnsan Hakları Müzesi olsun” çalışması ile sürdürüyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)