Etiket: kemal yıldız

  • PSAKD İzmir şubelerinden Madımak anması ve yürüyüş-VİDEO

    PSAKD İzmir şubelerinden Madımak anması ve yürüyüş-VİDEO

    PİRHA- PSAKD İzmir Şubeleri, Sivas Madımak’ta katledilenler için anma düzenledi. Yürüyüşün yapıldığı anmada, 2 Temmuz’da Sivas’ta ve bulundukları her yerde alanlara çıkma çağrısı yapıldı.

    Sivas Madımak Otelinde yapılan katliamın üzerinden tam 32 yıl geçti. Yaşamını yitiren 33 yurttaş için anma etkinlikleri sürüyor.
    2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın 32. yılı dolayısıyla katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İzmir Şubeleri anma programı düzenlendi.

    KONSER ALANINA SLOGANLARLA YÜRÜNDÜ

    Metin Kemal Kahraman’ın konserinin gerçekleşeceği Aşık Veysel Rekreasyon Alanı’ndan yürüyüşe geçen yurttaşlar, “Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar”, ” Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Sivas’ın hesabı sorulacak” sloganları ile yürüdü.

    “UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi’nde yapılan anmada konuşan Cemevi Başkanı Barış Çelik, “Aydınlık yarınlar için mücadele edeceğiz. Yanan bedenlerdi ama beynimiz ve kalbimizi yakamadılar. Onların mücadelesi bizlerin mücadelesinde devam ediyor. Suriye’de Alevi katliamı devam ediyor. Her gün 2 Temmuz gibi yaşamamız gerekiyor. Unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    “YAŞANMIŞ HİÇBİR KATLİAMLA HESAPLAŞILMADI”

    Kurumlar adına açıklamayı yapan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Ege Bölge Sorumlusu Kemal Yıldız, 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın insanlık tarihinin en kara ve utanç verici katliamlarında biri olduğu vurgulayarak, “Bu vahşi katliamın üzerinden 32 yıl geçti. Ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir dava, zaman aşımına uğratıldı. Sivas’ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas’la da, sonrası yaşanan katliamlarla da yüzleşilmedi. Yaşanmış hiçbir katliamla hesaplaşılmadı” dedi.

    “YENİ ANAYASA’DA ALEVİLER VE EZİLENLER YOK”

    Kemal Yıldız, yeni anayasa tartışmalarında ezilenlerin ve Alevilerin hak taleplerinin olmayışını eleştirerek , “Ama o masalarda yine Aleviler yok, emekçiler yok, kadınlar yok, Kürtler yok! Biz olmadan yazılan bir toplumsal sözleşme; ne eşit olabilir, ne özgür, ne de kardeşçe. Aleviler yalnızca bu ülkenin vicdanı değil; aynı zamanda kurucu iradesidir. Bu nedenle yeni anayasada Aleviler söz sahibi olmalı, yalnızca ‘konu’ değil, özne ve kurucu irade olarak kabul edilmelidir” diye belirtti.

    2 TEMMUZ ANMALARINA ÇAĞRI

    2 Temmuz’un hesabının sorulana kadar, Sivas için adalet mücadelesini büyüterek devam ettireceklerini belirten Yıldız, “32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, bugün hâlâ kalbimizde yanıyor. Karanlığa karşı aydınlık için alanlardayız. Pir Sultan Abdal’ın yolu yolumuzdur, mücadele mirasını sahiplenmeye devam edeceğiz. Er ya da geç ama mutlaka katliamların hesabını soracağız. Er ya da geç ama mutlaka biz kazanacağız. İnsanlık kazanacak, karanlık yenilecek, aydınlık kazanacak. Tüm dostlarımızı 2 Temmuz’da Sivas’a ve bulundukları her yerde alanlara çağırıyoruz. Faşist ve şeriatçı kuşatmaya Karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

    METİN KEMAL KAHRAMAN KONSERİ

    Anma sonrasında Aşık Veysel Rekreasyon Alanı’nda Metin Kemal Kahraman’ın müzik dinletisi oldu.
    Müzik dinletisi izleyicilerin yoğun ilgisini aldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Siyaset için Alevilik değil Alevilik için siyaset-VİDEO

    Siyaset için Alevilik değil Alevilik için siyaset-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu’nun öncülüğünde düzenlenen Alevi çalıştay program taslağı toplantısı üçüncü gününde sürüyor. Taslak programın 12 başlığından biri olan Aleviler ve siyasetin anlatıldığı Hasbihal taslak raporunda, Alevi kurumlarının siyasetin arka bahçesine haline dönüştüğü belirtilerek, “Alevi kurumlarının siyasete gerçekten donanımlı, yetenekli, Alevilik inancına ve toplumuna gönülden bağlı kadroları hazırlamaları ve desteklenmeleri en acil ihtiyaçtır” denildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun öncülüğünde düzenlenen Alevi çalıştay program taslağı toplantısı son gününde sürüyor.

    Taslak programın 12 başlığından biri olan Aleviler ve siyaset (Hasbihal) taslak raporu Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş tarafından açıklandı.

    Aleviler ve siyaset (Hasbihal) başlığını tartışan Çilem Küçükkeleş, Tuncer Baş, Nevzat Türkmen, Savaş Hurman, Ali Öztürk, Kemal Yıldız, Zeynel Özen adına açıklama yapan Tuncer Baş, “Birinci Dünya Savaşı’nın kaotik ortamında filizlenen genç cumhuriyet Anadolu’nun işgaline karşı direniş hattını kongreler sürecini takip eden bir meclis örgütleyerek kurmuştur. Bu haliyle cumhuriyet daha kurulmadan yöntem olarak parlamentarizmi seçmiştir. Toplum sorunlarını çözmek için olabildiğince geniş kesimleri de içine alan katılımcı bir meclis kurarak yürütme iradesini ortaya koymuştur. Türkiye’nin demokrasi yolculuğu da bu kurucu meclis ile başlamıştır. İlk meclis formel olarak daha rızalık temelli oluşmuştur. Ardından da kurucu meclisin yürütme organı olarak Cumhuriyet Halk Fırkası kurulmuştur. Cumhuriyet Halk Fırkası genç cumhuriyetin partili sisteme geçişinde ilk partisi olmuştur. 1923’te ilan edilen Cumhuriyet 1924’te oluşturulan ikinci meclis ile birlikte politik ve ekonomik hattını çizmeye başlamıştır. Cumhuriyetin ekonomik hattının temelleri 1924 yılında yapılan İzmir İktisat Kongresi ile oluşturulmuştur. Hakeza aynı yıl çıkarılan Tekke ve Zaviyeler Kanunu ve kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı ile de Türk -İslam sentezi eksenli politik hattın temelleri atılmıştır” dedi.

    ALEVİLER VE SİYASET

    Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile inanç merkezlerine el konulan Alevilerin inanç önderleriyle buluşmaktan da men edildiğini söyleyen Baş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Devletin diyanet işleri teşkilatını oluşturup resmi dinin belirlenmesi ile beraber Alevilerin de payına düşen diğer bütün farklı gruplar gibi asimilasyon, göç ve kırım olmuştur.

    Dönüşen dünya konjonkturuyle ihtiyaçlara cevap veremeyen CHP çareyi çok çok partili sisteme geçişte bulmuştur. Aleviler çok partili sisteme geçişle birlikte yeni bir umut olan demokrat partiye büyük oranda destek vermiştir. Demokrat parti süreci 1960 darbesiyle son bulmuş ve bu vesileyle her zaman Türkiye siyasetinde belirleyici bir ağırlığı olan ordu, Milli Güvenlik Kurulunu kurarak siyaset üzerindeki töhmetini kurumsallaştırmıştır. Böylelikle Türkiye hızla gelişen bir darbeler iklimine girmiştir.

    Demokrat Parti sürecinde umduğunu bulamayan Aleviler, 1965’te ilk siyasi deneyimleri olan Birlik Partisini kurmuştur. Alevi partisi iddiasıyla kurulan Birlik Partisi dönemin siyasi atmosferinde Alevi inanç ve toplumsal değerlerini yaşatamayıp bir kısmı sağ bir kısmı da sol savrulmalar yaşayarak erimiştir.

    1970’li yıllarda da sol siyasetler içinde aktif olarak yer alan Aleviler 1980 darbesiyle birlikte ağır bedeller ödediler. Bir yönüyle 1980 darbesinin toplumda oluşturduğu depolitizasyon diğer yönüyle de yükselen alt kimlik siyaseti dalgası Alevilerİ de etkiledi. Düne kadar gerektiğinde evrensel fikirler ve siyaset için Alevi kimliğini geri plana atan Aleviler, Alevi kimliğine yeniden sarıldılar. Bu kimlikleri ile görünür olmak ve Alevi kimliğiyle siyaset yapma arayışları başladı. Geçmişi 1960’lı yıllara kadar uzanan ve “Alevi” adı resmen yasak olduğu için Alevi yol ulularının adları ile kurdukları derneklerin sayısı 1980’lerin sonuna doğru hızla çoğaldı. 1993 yılında yaşanan Madımak Katliamı Alevi toplumu için bir milat oldu. Katliamın oluşturduğu tepkisellikle Alevi dernekleri ve vakıflarında sayısal bir patlama yaşandı. Bu örgütlülükler ciddi politikalar geliştirmeyip ağırlıkla tepkisel eylemlilikler üzerinden hareket ettikleri için ilerleyen süreçte belli tıkanıklıklar ve yetmezlikler baş gösterdi.

    1980 ‘den sonra siyasetin özellikle toplumdan kaçırılarak meclise hapsedilmesiyle, siyaset arenasının daralması, bu alanın sistem tarafından kriminalize edilmesi Alevilerin ilgisinin kendi inanç ve kimlik siyasetine yönelmesine sebep oldu. Yasa ve tüzüklerin sınırlılığı içinde Alevi örgütleri, inanca, kimliğe, iç eğitimden sosyal ve siyasal ihtiyaçlarına varana kadar birçok konuda çözüm üretmek gibi bir sorunla karşı karşıya kaldılar. Ofis ve büro gibi mekanlar üzerinden yürütülen faaliyetler artan sayıda cemevinin kurulması ile birlikte mekânsal bir dönüşüm de yaşadı.”

    ALEVİ KURUMLARINA OLAN GÜVEN KAYBI

    Cemevlerinin sunduğu cem, cenaze; kurban, kurs ve eğitim faaliyetleri üzerinden toplumsal bir güç merkezi olmaya başladığını söyleyen Baş, düne kadar Alevilerin önemli bir kısmının diyanetten ve devletten yardım almayı reddetmelerine rağmen gelinen süreçte cemevleri inşa edilirken oluşan yüksek maliyetler ve cemevlerinde yürütülen hizmetlerin finasmanında yaşanan sıkıntılar nedeniyle Aleviler ve belediyeler arasında ayni ve nakti bir ilişki trafiğinin oluştuğunu vurguladı.

    Alevi kurumlarının Alevi toplumunun gözünde ciddi bir güven kaybı yaşadığına dikkat çeken Baş, “Alevi kurumlarına getirilen en büyük eleştiri kurumları ele geçiren yöneticilerin bu kurumları kişisel menfaatleri için siyasete giden yolda sıçrama tahtası olarak kullandığı yönünde oldu. Kısaca alevi kurumları alevi toplumunun gözünde de ciddi itibar kayıpları yaşadı”  dedi.

    “YÖNETİMLER PROGRAMLI, KATILIM VE ŞEFFAF OLMALI”

    Alevi kurumlarının toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilir bir hale gelebilmesi için Alevi inancına ve geleneklerine uygun bir yapılanmaya girmesinin acil bir ihtiyaç olduğu söyleyen Baş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kurumlar hayatın her alanında olduğu gibi siyasette de güçlenebilmesi için Alevi toplumuyla ilişkilerini yeniden gözden geçirmelidir. Bunun için öncelikli olarak yönetim bazında ve üyelik bazında daha geniş bir Alevi kitleye ulaşması gerekmektedir. Yönetimlerin daha programlı, daha katılımcı ve şeffaf olmaları gerekmektedir.

    Siyaset kurumları ile ilişkilenirken daha ilkeli ve toplumsal temsiliyeti öne alan bir tutum içerisinde olmaları gerekmektedir. Bu ilişkiyi adaylık temelli değil siyaset temelli kurmalıdır. Böylelikle partilerin kapısında bekleyen değil, partilerin kapısına geldiği siyaseti danıştığı kurumlar oluruz. Alevi kurum yöneticileri siyasetle ilişki kurarken toplumun ve kurumlarının rızalığı temelinde hareket etmelidir.

    Siyaset için Alevi olanlar değil, Alevilik için siyaset yapanlar birbirinden ayrılmalıdır. Bu ayırım sağlanmadığı takdirde Alevi kurumları siyasetin arka bahçesi haline dönüşmektedir. Bireysel siyasal hırslar Alevilerin hak mağduriyetine uğramasına ve toplumsal anlamda güçsüzleşmesine neden olmaktadır. Bu doğrultuda Alevi kurumlarının siyasete gerçekten donanımlı, yetenekli, Alevilik inancına ve toplumuna gönülden bağlı kadroları hazırlamaları ve desteklenmeleri en acil ihtiyaçtır.” (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Başkan Yardımcısı Yıldız: Biz Aleviler varız, canımız yanarsa eyvallah etmeyeceğiz-VİDEO

    PSAKD Başkan Yardımcısı Yıldız: Biz Aleviler varız, canımız yanarsa eyvallah etmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın yıldönümünde PİRHA’ya konuşan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Kemal Yıldız, katliam sanıklarının devlet eliyle resmen ödüllendirildiklerini belirterek, “Biz Aleviler eskisi gibi korkarak ötekileştirmeye boyun eğerek biat etmeyeceğiz” dedi.

    Haberin Videosu gerlecek…

    Maraş Katliamı’nın 39. yılı nedeniyle PİRHA’ya konuşan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Kemal Yıldız, Maraş Katliamı’nda devletin resmi kayıtlarındaki ölü sayısının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

    Yıldız şöyle konuştu:

    “19-26 Aralık Maraş katliamında devletin resmi kayıtlarına göre ölü sayısı 125 olarak söylense de bu sayının çok daha fazla olduğunu biliyoruz. En az 200 ev tahrip edildi, 100’ e yakın ev ise yakıldı. Anma için ise Alevi kurumları Maraş’talar. Burada yani İzmir yerelindeki şubelerimizle anma etkinlikleri yapacağız. Tüm Alevi kurumları olarak bu süreçten bir ders çıkardığımızı sanıyoruz. Alevilerin tarihi hep acılarla doludur. Gün geçmiyor ki Aleviler üzerinde devletin derin güçleri projeler yaratmasın. Buna karşı örgütlü mücadelemizi sürdüreceğiz. Maraş bizim için çok acı bir tablodur. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Sadece Maraş değil akabinde Çorum, Sivas ve Roboski gibi saymakla bitmeyen acılarımız var. Dolayısıyla buna karşı tüm Alevi kurumları ve bize ikrar vermiş musahip kurumlar yani demokrasi güçleri ile bu sürece karşı gelebilmek için alanlarda olacağız. Demokrasiyi şiddetle değil, sokaklarda haykırarak alacağız.”

    “NE İNCİNECEĞİZ, NE İNCİTECEĞİZ”

    “Dönemin katilleri adeta devlet tarafından ödüllendirildi” diyen Yıldız şöyle devam etti:

    “Acılar, sıkıntılar yaşıyoruz. Ama her acının, sıkıntının sonunda mutluluk var diye düşünüyorum. O süreci yaşatanlar yani o dönemin katilleri adeta devlet tarafından ödüllendirildi. Ökkeş  Şendiller milletvekili yapıldı. O dönemin senaristlerinden Namık Kemal Zeybek vekil oldu ve Kültür Bakanlığına kadar getirildi. Biz Aleviler eskisi gibi korkarak ötekileştirmeye  boyun eğerek biat etmeyeceğiz. Daha örgütlü bir şekilde mevcut zalime, zulme karşı bir araya gelip yan yana olacağız. İşte en son Alevilerin yaşam alanı olan Malatya’da ailelerin evinin işaretlenmesi tekrar provakasyon girişimidir. Aleviler olarak bu oyunlara gelmeyeceğiz. Ne incineceğiz, ne inciteceğiz.  Canımız yanarsa eyvallah etmeyeceğiz, karşı duracağız. Kimse yaşam alanlarımıza müdahale edip, bizi kendine benzetmeye çalışmasın. Biz Aleviler bu ülkenin mozaiğiyiz, gerçekliğiyiz. Yapılan zulümleri de kabul etmiyoruz.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • Yamanlar Mahallesi Muhtarı: Gerici eğitim herkesin sorunu 17 Eylül’de mitingte olunmalı- VİDEO

    Yamanlar Mahallesi Muhtarı: Gerici eğitim herkesin sorunu 17 Eylül’de mitingte olunmalı- VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesi Yamanlar Mahallesi Muhtarı Kemal Aydın, gerici eğitim sistemine karşı yapılacak olan 17 Eylül Kartal Mitingi’ni PİRHA’ya değerlendirdi. Aydın, “Eğitim müfredatından çağdaş eğitimin çıkarılması, bilimsel eğitimin yok edilerek tamamen tarikat eğitimine yönelmesi çok ciddi bir süreç ve mitingi tüm halklar sahiplenmelidir”  dedi. 

    Haberin Videosu

    ABF ve Eğitim-Sen öncülüğünde gerçekleşecek olan 17 Eylül Kartal Mitingi’nin böylesi bir süreçte değerli olduğunu söyleyen Bayraklı ilçesi Yamanlar Mahallesi Muhtarı Kemal Aydın mitinge katılım çağrısında bulundu.

    “BU MESELE SADECE ALEVİLERİN MESELESİ DEĞİL”

    Gerici eğitimin bir tek Alevilerin meselesi değil tüm halkların meselesi olması gerektiğini vurgulayan Aydın, şunları belirtti:

    “Mahallemiz eski ismi ile Maraş mahallesi. Bir diğer adı ise değerlerine sahip çıkan bir mahalle olarak bilinir. Tehlikeli bir süreçten geçiyoruz ve önümüzde bir miting var. Gerici eğitime karşı eli yüreğinde olan ve faşist eğitime karşı olan herkesin iyi okuyup değerlendirmesi lazım. Bu sadece Alevi meselesi olmamalı. Türkiye’deki tüm demokratik, laikliği savunan halkların ve yüreğinde insan sevgisi olan herkesin meselesi olmalı. Bizlerin yaşadığı mahalleler başta olmak üzere Alevi, Kürt, Türk, Sünni, Ermeni ve Süryanisi ile sürece müdahil olması gerektiği düşünüyorum.”

    “EĞİTİM TAMAMEN TARİKATLARA BIRAKILIYOR”

    “Ülkede bulunan tarikatların eğitimde merkezi yerlere yönlendirilerek yaşamın gericileştirilmesi çok ciddi” diyen Kemal Aydın, son olarak şunları söyledi:

    “Eğitim müfredatından çağdaş eğitimin çıkarılması, bilimsel eğitimin yok edilerek tamamen hurafe tarikat eğitimine yönelmesi çok ciddi bir süreç. Ülkede bulunan tarikatların, merkezi yerlere yerleşmesi ve alabildiğine yaşamın gericiliğe yönlendirilmesi çok tehlikeli. Geçen bir yazı okuduğumda şuna denk geldim: Doğan Holding’de 12 bin kişi, Menzil tarikatında ise 55 bin kişi çalışıyor. Yani hiçbir iş yapmadan ülkenin gelir kaynaklarını sömürüyorlar. İnsanlar gerçek anlamda yarının ne getireceğini hesap ettiklerinde 17 Eylül Mitingi’nin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tüm semtler, mahalleler ve sokaklarda ev ev örgütlenip tüm halkların bu talebi dile getirmesi gerekiyor. Eğer halklar birbirine sahip çıkmadığı sürece hepimiz birer birer yok olmaya, çocuklarımızın da yok olmasını kendi gözlerimizle görmeye mahkum olacağız. Eli yüreğinde olan tüm halkları, özgürlüğünü, geleceğini, çocuklarını ve emeğini sahiplenen herkesi bu mitinge çağırıyorum, davet ediyorum”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • Ekimi serbest satışı yasak-VİDEO

    Ekimi serbest satışı yasak-VİDEO

    PİRHA-Star gazetesinin haberine tepki gösteren Adıyamanlı tütün üreticileri, “Tütüne yönelik uygulanan bu tür baskılar bölgede yaşayan yurttaşların ekonomik düzenini bozmaya yönelik bir politikadır” ifadelerini kullandılar.

    İşsizliğin yoğun olduğu ve çevre illere en çok mevsimlik tarım işçisi gönderen kentlerden biri olan Adıyaman’da binlerce ailenin geçim kaynağı olan ve ekonomisine çok büyük katkı sunan tütün ile ilgili Star gazetesinin haberine tepki geldi. Gazetede çıkan ‘Terörün yeni finans kaynağı sarmalık tütün’ başlıklı amacı dışında yapılan yalan bir takım haberlerden dolayı rahatsız olan Adıyaman tütün üreticileri PİRHA’ya konuştu.

    “KÖYDE EKTİĞİM TÜTÜN İLE GEÇİNİYORUM”

    “Adıyaman’da üretilen sarmalık tütün ile ilgili çıkartılan yalan yanlış haber nedeni ile tütün üretimine engelleme getirilir ise bundan binlerce aile etkilenir” diyen Kemal Yıldız, “Tütünün kaldırılması sadece üreticiyi değil başta Adıyaman esnafı olmak üzere toplumun birçok kesimini etkiler. Ben yıllardır esnaflık yapıyorum son yıllardaki durgunluktan dolayı kepenk kapatma derecesine geldim. Köyde ektiğim tütün ile ailemi geçindiriyor. Çocuklarımı okutuyorum. Adıyaman milletvekilleri başta olmak üzere toplumun bütün kesimleri tütününe sahip çıkmalıdır” dedi.

    “MADEM YASAK EKİMİNE NEDEN İZİN VERİYORSUNUZ?”

    “Tütünü çok zor şartlar altında büyük emek vererek üretiyoruz. Yediden yetmişe her kesimin tütünde emeği var” diyen Nusret Erbay, “Tarlada çok rahat bir şekilde ekiyor, aylarca emek vererek ürünümüzü kaldırıyoruz. Ama konu ürettiğimiz tütünün pazarlamasına gelince çok büyük engellerle karşılaşıyoruz. Satışı konusunda çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bazen çevre illere pazarlamak için götürdüğümüzde yolda jandarma bizleri durdurup tütünümüze bir yıllık çoluğumuzun çocuğumuzun emeğine el koyuyorlar. Dükkanlarımızı boşaltıyor, yüksek miktarda para cezaları yazıyorlar. Ben buradan yetkililere seslenmek istiyorum. Madem bu ürettiğimiz tütün yasak ise tarlada ekimine neden izin veriliyor. Ürettiğimiz tütünü satmak istediğimizde ise neden engelleniyoruz?

    “KÜRT HALKI MAHKUM EDİLMEK İSTENİYOR”

    Adıyaman ekonomisinin büyük bir kısmının bu tütün üzerinden sağlandığını ifade eden Erbay, “Adıyaman ekonomisine katkı sunacak tütüne alternatif bir ürün yok. Olaya başka pencerelerden baktığımızda tütüne yönelik uygulanan bu tür baskılar bölgede yaşayan yurttaşların ekonomik düzenine bozmaya ve zora sokmaya yönelik bir politikadır. Çünkü biz bunu daha önce kaldırılan, tütününe önce kota getirilmesi ve ardından yasaklanmasından biliyoruz. Yıllar önce yapılan bugün de sarmalık tütüne yapılmak isteniyor. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı coğrafyada tütüne yönelik bu tür engellemelerle Kürt halkı mahkum edilmek isteniyor” dedi.

    “TÜTÜNE GETİRİLECEK ENGELLEME İŞSİZLİĞİ ARTIRIR”

    Star gazetesinin yaptığı “Terör örgütlerinin yeni finans kaynağı sarmalık tütün” başlıklı haber için, “Tamamen yalan, masa başında yapılmış bir haberdir” ifadelerini kullanan Çetin Payam, “Benim dedem babam yıllardır bu işi yapıyor. Ben de üniversite mezunuyum atanamadığım için yaklaşık on yıldır bu işi yapıyorum. Yaklaşık yüzyıla aşkın bir süredir ailece bu sektörün içindeyiz. Ailemizin tütünden kazandığı paralarla okul okuduk. Şimdi de çocuklarımızın nafakasını bundan çıkartıyoruz. Adıyaman işsizliğin yoğun olduğu ve dışarıya mevsimlik tarım işçisi gönderen bir kent. Tütün üretiminin yaygınlaşması ile birlikte insanlar dışarıya gidip yevmiye ile çalışacağına kendi memleketlerinde tanıdığı insanların tarlasında çalışıyor. Eğer Adıyaman tütününe engelleme getirilirse bu da işsizliğin daha da yükseleceği ve dışarıya daha çok mevsimlik tarım işçisi göndereceği anlamına geliyor. O yüzden Adıyaman’da yaşayan herkes tütününe sahip çıkmalıdır” dedi.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN