Etiket: kenan akbaba

  • Dede Kenan Akbaba: Zulme zulümle karşılık vermeyeceğiz-VİDEO

    Dede Kenan Akbaba: Zulme zulümle karşılık vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Kenan Akbaba, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına yönelik eleştirilerde bulunarak, Düzgün Baba Ziyaretgâhı ve Elif Ana Türbesi’ne yönelik saldırıları kınadı. Akbaba, Alevilerin taleplerinin karşılanmadığını belirterek, “Kötülüklere karşı kötülükle cevap vermeyeceğiz, ilimden ve birlikten yana olacağız” dedi.

    Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Yol Yürütücüsü  Kenan Akbaba, Alevi kurumlarının ve toplumunun başından beri Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına karşı çıktığını belirterek, Alevilerin yıllardır inançsal ve demokratik talepler için mücadele verdiğini söyledi.

    Alevilerin öncelikli taleplerinin cemevlerinin inanç merkezi olarak kabul edilmesi, zorunlu din derslerinden Alevi öğrencilerin muaf tutulması ve katliamların yaşandığı mekânların müzeye dönüştürülmesi olduğunu ifade eden Akbaba, “Bu taleplerin hiçbiri karşılanmadan bazı Alevi dedelerinin bu yapıya dahil olması doğru değildir” dedi.

    Alevi yolunun rızalık yolu olduğuna dikkat çeken Akbaba, “Toplumun rızalığı alınmadan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına teslim olunmamalıydı” ifadelerini kullandı.

    DÜZGÜN BABA VE ELİF ANA’YA YÖNELİK SALDIRILARA KINAMA

    Düzgün Baba Ziyaretgâhı ile Elif Ana Türbesi’ne yönelik saldırıları da hatırlatan Akbaba,  “İnanç merkezlerimizi tahrip etmeye çalışan bu zihniyeti bir kez daha kınıyorum. Bu tutum Türkiye’ye yakışmayan, zalimce bir anlayışın ürünüdür” diye konuştu.

    Maraş Katliamı’nın acılarının hala unutulmadığını vurgulayan Akbaba, Elif Ana Türbesi üzerinden Alevilere gözdağı vermeye çalışan anlayışı da sert sözlerle eleştirerek, “Bu zalim ve faşist zihniyeti kesinlikle kınıyor, lanetliyoruz” dedi.

    “ZULME ZULÜMLE KARŞILIK VERMEYECEĞİZ”

    Konuşmasının sonunda birlik ve dayanışma vurgusu yapan  Akbaba, “Bize karşı ne kadar zalimlik yapılırsa yapılsın bizler tarih boyunca acılarla yoldaş olmuş bir halkız. Kötülüklere karşı kötülükle cevap vermeyeceğiz. İlimden, irfandan, birlikten ve beraberlikten yana olmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSALAN/ANTALYA

     

  • Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Akbaba: Kerbela’dan bugüne acılarımız bitmedi-VİDEO

    Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Akbaba: Kerbela’dan bugüne acılarımız bitmedi-VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu sürdüren Aleviler, AKD Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde bir araya gelerek lokmalarını paylaştı. Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Kenan Akbaba, sadece Kerbela’da yaşananlardan dolayı  ciğerlerinde ateş olmadığını belirterek,” Maraş’ta, Çorum’da, Madımak ’ta, Muğla Ortaca’da aynı acıyı ve ateşi yaşadık, yaşıyoruz” dedi.

    Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu tutan Aleviler, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde bir araya gelerek oruçlarını açtı ve lokmalarını paylaştı.

    Lokmalar paylaşılmadan önce Zakir Ersin Genç’in seslendirdiği deyişler dinlendi.

    “KERBELA İNSANLIK TARİHİNİN UTANÇ SAYFALARINDAN BİRİ”

    Ardından Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Kenan Akbaba yaptığı konuşmada,  “680 yılında Hazreti Muhammed’in torunu, Hazreti Ali’nin oğlu Hazreti Hüseyin ve 72 can Kerbela’da hunharca katledildi. Bu olay dünya tarihine bir utanç vesikası ve gözyaşı duvarı olarak geçti” dedi.

    Kerbela’yı anmalarındaki amacın Hazreti Hüseyin’in simgelediği yiğitliği, dürüstlüğü ve hakikat mücadelesini yaşatmak olduğunu vurgulayan Akbaba, “Yezid’in temsil ettiği zulmü ve haksızlığı lanetliyoruz. O günden bugüne Kerbela bizim için ciğerimizde sönmeyen bir ateştir” ifadelerini kullandı.

    Sadece Kerbela’da yaşananların değil, sonraki dönemlerde yaşanan katliamların da aynı acıyı taşıdığını belirten Akbaba, “Biz Maraş’ta, Çorum’da, Sivas Madımak’ta ve Muğla Ortaca’da aynı ateşi yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

    “GERÇEĞİ SÖYLEYENLER HEP DIŞLANDI”

    Aleviler üzerinde yürütülen baskı ve katliamların tarih boyunca sürdüğünü ifade eden Akbaba, “Gerçeği söyleyenler, hakikatin yanında duranlar ve farklı halklar her dönem dışlanmış, yok edilmek istenmiştir. Bizler de onlardan biriyiz” diye konuştu.

    Alevilerin tarih boyunca özgürlüğe bağlı bir yaşamı tercih ettiğini belirten Akbaba, “Konar-göçer bir yaşam sürmüş, özgürlüğüne bağlı kalmış ve sürekli arayış içinde olmuşuzdur. Bu nedenle dışlanmış ve yok edilmek istenmişizdir. Acılarla yoldaş olduk ama kötülükle asla yoldaş olmadık, bundan sonra da olmayacağız” dedi.

    “KERBELA’NIN ATEŞİ HİÇBİR ZAMAN SÖNMEYECEK”

    Kerbela’dan bugüne yaşanan acıların ve yaraların hala canlı olduğunu vurgulayan Akbaba, “İçimizdeki yara da ateş de hiçbir zaman sönmeyecek. Ne Kerbela’nın ne de diğer katliamların acısı unutulacak. Bu acılar içimizde her zaman kor gibi yanmaya devam edecek” diyerek sözlerini tamamladı.

    Konuşmaların ardından lokma gülbengi okundu. Daha sonra lokmalar pay edilerek Muharrem oruçları açıldı.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • Konyaaltı’nda Newroz Cemi: Aşık Veysel anıldı, birlik ve inanç vurgusu öne çıktı-VİDEO

    Konyaaltı’nda Newroz Cemi: Aşık Veysel anıldı, birlik ve inanç vurgusu öne çıktı-VİDEO

    PİRHA-Antalya Konyaaltı’nda düzenlenen Newroz Cemi’nde Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 53. yılı anıldı. Cemde hem inanç ritüelleri yerine getirildi hem de Alevi kurumlarına yönelik politikalara eleştiriler dile getirildi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği’nde, Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 53. yılı dolayısıyla Newroz Cemi yürütüldü. Uryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba’nın yürüttüğü ceme, Alevi ocaklarından temsilciler, kurum yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Cemde, Newroz’un Alevi inancındaki yeri ve anlamına vurgu yapılırken aynı zamanda Aşık Veysel’in düşünsel ve inançsal mirası anıldı. Dernek Başkanı Tahsin Akpınar, Newroz’un doğanın uyanışı ve baharın gelişi olmasının yanı sıra halkların ortak bayramı olduğunu belirtti. Programda ayrıca Ali Soğucak, Aşık Veysel için yazdığı şiiri okudu.

    Cemi yürüten Dede Kenan Akbaba ise konuşmasında, Newroz öncesinde tutulan oruç ve gerçekleştirilen ritüellerin inanç içindeki yerine dikkat çekerek Aleviliğin kadim bir yol olduğunu vurguladı. Aleviliğin özünde insan sevgisi ve birlikte yaşam anlayışı bulunduğunu ifade eden Akbaba, farklı kimliklerin bir arada yaşamına vurgu yaptı.

    Akbaba, konuşmasında ayrıca Alevi köylerine cami yapılması tartışmalarına ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluş sürecine ilişkin eleştirilerde bulundu. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğini belirten Akbaba, Alevi kurumlarının sürece dahil edilmeden alınan kararları kabul etmediklerini ifade etti.

    Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından Zakir İlyas Şimşek de Aşık Veysel’in sanatını besleyen temel kaynağın Alevi-Bektaşi geleneği olduğunu belirterek, ozanın dergâh kültürü içinde yetiştiğine dikkat çekti.

    Cem, rızalık alınmasının ardından 12 hizmet erkânının yürütülmesiyle devam etti. Çerağların yakılması ve zakirlerin deyişleri eşliğinde semahlar dönüldü. Gülbeng verilmesinin ardından lokmalar pay edilerek cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • AKD Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü!-VİDEO

    AKD Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Derneği Antalya Şube’ye bağlı Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü. Cem erkânında, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan savaş ve katliamlara dikkat çekilerek, “Nerede olursa olsun insanlara, doğaya ve tüm canlılara yönelik baskı ve katliamlara karşı durmak Alevi yolunun gereğidir” vurgusu yapıldı.

    Cemi, Arzuman Ocağı evladı Ana Şehriban Mutluer ile Üryan Hızır Ocağı evladı Kenan Akbaba yürüttü. Derviş Cemal Ocağı evladı Kazım Uçarcan, Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, Ala Talu, Ersin Genç ve Efe Güldaş zakirlik hizmetini yerine getirdi. Çok sayıda yurttaşın katıldığı cem, deyişler ve semahlarla sürdü.

    “KATLİAMLARA KARŞI DUYARLI OLMALIYIZ”

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, konuşmasında güncel gelişmelere değinerek şunları söyledi:

    “Bugün dünyamız çok zor zamanlardan geçiyor. Biz bu yolun, bu aydınlanmacı yolun yolcuları olarak bu zor zamanlarda sorumsuzluk içerisinde olamayız. Gazze’de yaşanan katliam, yanı başımızda Suriye’de Alevilere ve tüm azınlıklar üzerinden geliştirilen katliamlar, Roboski’de, Rojava’da Kürtlerin durumu… Bunların tümüne duyarlı olmamız, sorumluluk anlayışıyla hareket edip bir bakış açısı geliştirmemiz gerekiyor.”

    Uçarcan, eşitsizlik üzerine kurulu iktisadi ve siyasal sistemlerin “ezen-ezilen ilişkisini” yeniden ürettiğini belirterek, Alevi yolunun dünyanın neresinde olursa olsun insanlara, doğaya ve tüm canlılara yönelik her türlü katliam ve baskıya karşı durmayı esas aldığını ifade etti.

    “ALEVİLER HİÇBİR DÖNEM SAVAŞLARDAN YANA OLMADI”

    Alevilerin tarih boyunca savaştan yana olmadığını vurgulayan Uçarcan, “Bugünden sonra da savaşlardan yana olmayacağız. Ama savaşlar olmasın diye de dilimizin yettiğince herkese anlatacağız, teşhir edeceğiz, yanlışa yanlış diyeceğiz. Biz hiçbir canlıya kıyamayız” dedi.

    Bu yıl Türkiye’nin birçok yerinde Hızır cemlerinin güçlü bir katılımla gerçekleştiğini belirten Uçarcan, bunun Alevi hareketinin toplumsal karşılığının göstergesi olduğunu dile getirdi.

    Arzuman Ocağı’ndan Ana Şehriban Mutluer, cemevlerinin er-bacının ortak hizmet verdiği meydanlar olduğunu belirterek, Aleviliğin ilim ve irfanının cemlerde öğretildiğini söyledi.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIRI OLMALIYIZ”

    Üryan Hızır Ocağı’ndan Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba ise Hızır inancının Alevilikteki yerini anlattı. Hızır’ın dara düşenin yanında olmak anlamına geldiğini vurgulayan Akbaba, şu ifadeleri kullandı:

    “Bir başkasının Hızırı olamıyorsak dışarıdan Hızır çağırmanın bir anlamı yoktur.”

    Akbaba, Hızır ayında üç gün oruç tutulduğunu, ardından lokmaların paylaşıldığını ve mezar ziyaretlerinin önemli bir erkân olduğunu hatırlattı.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından deyişler söylendi, semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması sonrası lokmalar pay edildi. Hızır erkânı, dayanışma ve hakikat vurgusuyla sona erdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Bozatlı Hızır Suriye’de katliama maruz kalan Alevilerin ve Kürtlerin yardımcısı olsun!’ -VİDEO

    ‘Bozatlı Hızır Suriye’de katliama maruz kalan Alevilerin ve Kürtlerin yardımcısı olsun!’ -VİDEO

    PİRHA- Hızır’ın bölgelere göre farklılıklar arz ettiğini belirten Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba, “Önemli olan birbirimizin Hızır’ı olabilmektir. Suriye’de Alevilere, Kürtlere ve farklı inançlara yönelik katliamlar yapılıyor. İster Suriye’de olsun ister başka bir yerde olsun birliğimizi, beraberliğimizi pekiştirmemiz için birbirimizin Hızır’ı olmak zorundayız” dedi.

    Alevi inancında kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Ocak ayının sonları ile şubat ayının ortalarına denk gelen bu dönemde Hızır oruçları tutuluyor, cem erkânları yürütülüyor, lokmalar paylaşılıyor. Anadolu’nun farklı bölgelerinde Hızır oruçlarının tarihleri, coğrafi koşullara ve pirlerin talipleriyle buluşma zamanlarına göre değişiklik gösteriyor.

    Hızır ayının anlam ve önemine dair PİRHA’ya konuşan Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba, Hızır’ın halk inancında darda zorda kalanlara, yardım dileyenlere yetiştiğini belirtti.

    “HIZIR’IN KARŞILANMASI BÖLGELERE GÖRE DEĞİŞKENLİK GÖSTERİR”

    Anadolu Alevileri olarak Hızır ayında 3 gün oruç tuttuklarını belirten Akbaba, “Bazı bölgelerimizde ise 5 gün oruç tutulur. Özellikle, ocak ayının 15’inde başlayarak şubat ayının 15’ine kadar süren Hızır ayı, Alevi pirlerinin tamamına yakını Dersim bölgelerinde çıktığından dolayı önce kendi bölgesinde bulunan taliplerinin cemlerini yaparlardı. Daha sonra ise pirler Anadolu’ya dağılarak cemlerimizi o şekilde yapardık” dedi.

    Hızır’ın karşılanmasının bölgelere göre farklılıklar arz ettiğini ifade eden Akbaba, “Örneğine Sivas, Zara, İmranlı, Divriği, Erzincan, Erzurum Kars bölgelerinde kavurgalar yapılırdı. İşte küçük küçük bıcık yapılır. Anadolu deyimiyle de küçük kete denir. Onları damların üzerine koyarlardı. onu kuşlar ne tarafa götürürse orada onun nasibinin açılacağını, o evde evleneceği inanılırdı. Hızır günü lokmalar pişmeden önce annelerimiz, eşlerimiz unları elerler onun üzerini örterdiler. Hızır o gece gelip onun elini veya atının nalını vurduğu zaman o yıl bolluğun bereketin var olacağına inanırdık” diye belirtti.

    “HIZIR HER İNSANIN KENDİ İÇİNDE VAR OLAN BİR KURTARICIDIR”

    Hızır ayında yaşadığı bir anıyı paylaşan Akbaba, “Bir gün eşim Hızır’ı için un eleyip dışarıya bırakıyor. Sabah kalkıyor önce işarete bakıyor. Hızır işaret vermiş mi, vermemiş mi? diye. O anda bakıyor ki hiçbir şey yok. Ya diyor Hızır senden de çok bir şey istemedim bir işaret koyaydın kurban olduğum diyor. Sonra lokma yapmak için bakkaldan yağ alıp eve döndüğünde tepsiyi tekrar açıyor bakıyor içinde bir yıldız işareti. Tabii o an bizi çok duygulandırmıştı” diye konuştu.

    “SURİYE’DE KATLİAMA MARUZ KALAN ALEVİLERİN VE KÜRTLERİN BOZATLI HIZIR YARDIMCISI OLSUN”

    Birbirinin Hızır’ı olabilmenin önemine vurgu yapan Akbaba, “Birbirimize dayanışma içinde olalım. Eğer bir fakirimiz varsa, onun elini tutuyorsak, ona yardımcı olabiliyorsak onun Hızır’ı oluruz. Suriye’de Alevilere, Kürtlere farklı inançlara yönelik katliamlar yapılıyor. İster Suriye’de olsun ister başka yerde olsun yaşananlar bizim acılarımızdır. Biz her zaman bu katliamların karşısındayız. Boz atlı Hızır o canlarımıza yardımcı olsun. Birliğimizi, beraberliğimizi pekiştirmemiz için yardımlarımızı esirgemeyelim. Dayanışma içinde olacağız. Onlara yardımcı olacağız. Çünkü Hızır her yerde hazır ve nazırdır” şeklinde ifade etti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Konyaaltı Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda yitirilenler için cem tutuldu-VİDEO

    Konyaaltı Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda yitirilenler için cem tutuldu-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü  Cemevi Derneği’nde Maraş Katliamı’nda yitirilen canlar için cem tutuldu. Yürütülen cemde Aleviler olarak yüzyıllardır katliamlara maruz kalındığı vurgulanırken, katliamlarla yüzleşme çağrısı yapıldı.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü  Cemevi Derneği’nde 47 yıl önce Maraş’ta katledilenler için cem tutuldu. Ceme Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, Karayağmurlu Ocağı Yol Yürütücüsü Ali Talu, Zakir Ersin Genç ve Hayri Aslanboğa katıldı.

    “ TARİHLER BOYUNCA ALEVİLER YAPILAN  HEP KATLİAMLAR BİTMEDİ,BİTMEYECEK

    Maraş Katliamının her zaman içlerinde yanan bir ateş olduğunu belirten Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, “Hiçbir zaman o ateş sönmeyecek, Maraş’ın devası bizim için hiçbir zaman bitmeyecek. Selçukludan, başlayıp cumhuriyette dahil Aleviler üzerinde yapılan katliamların hiçbir zaman bitmedi. Bizler yüzyıllardır o katliamlara, o zulümlere karşı bir gün olsun onlara bir tane zalimlik yapmadık. Acılarla yoldaş olduk ama kötülüklerle asla yoldaş olmadık ve olmayacağız. Tarih boyunca bu hep böyle geldi ve umarız bu acıları bir kez daha yaşamayız “diye belirtti.

    CEMLERİMİZİN BÜTÜN AMACI BİREYLERİ OLGUNLAŞTIRATAK TOPLUMA KAZANDIRMAK”

    Cemlerin amacının bir canı alıp olgunlaştırıp topluma kazandırmak olduğunu dile getiren Akbaba, “Eğer biz bir canı olgunlaştırıp topluma kazandırmıyorsak bugün bu cemevlerini boşa açmış oluyoruz” dedi.

    Yüz yıllardır hep katledilen kesim olduklarını ifade eden Karayağmurlu Ocağı yol yürütücüsü Ali Tolu, “Eğitim aileden başlar. Biz çocuklarımızı inanç olarak eğitmezsek cemevlerimiz de inancımız da boş kalır. Bize yönelik yapılan bu katliamlarla hayatta bitmez” diye konuştu.

    Maraş’ta katledilenler için yapılan cemde gülbenglerin okunmasının ardından deyişler ve nefesler söylendi, semahlar dönüldü. Çerağların sırlanmasının ardından lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • Hüseyin Gazi Metin Dede, Hakk’a yürüyüşünün 1. yıldönümünde anıldı!-VİDEO

    Hüseyin Gazi Metin Dede, Hakk’a yürüyüşünün 1. yıldönümünde anıldı!-VİDEO

    PİRHA-Hüseyin Gazi Metin Dede Hakk’a yürüyüşünün 1. yıldönümünde Antalya’da anıldı. AKD Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde yapılan anmada Hüseyin Gazi Metin Dede’nin bir kılavuz, Alevi yoluna gerçek anlamda ışık tutan bir dede, bir emekçi, bir devrimci, bir şair aynı zamanda bir halk ozanı olduğu vurgulandı.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde Hüseyin Gazi Metin Dede anıldı. Anmaya Hüseyin Gazi Metin Dede’nin ailesi, AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Antalya’da örgütlü bulunan Alevi kurum temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Yapılan anmada Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba’nın okuduğu gülbeng sonrasında Hüseyin Gazi Metin Dede’nin yaşamını anlatan slayt gösterimi yapıldı.

    “HÜSEYİN GAZİ METİN DEDE ALEVİLER TOPLUMU İÇİN BİR YOL ÖNDERİ BİR REHBER.BİR KILAVUZDU”

    Sunuculuğunu Bahar Gezer’in yaptığı anmada söz alan AKD Antalya Şubesi Başkanı Kazım Uçarcan, “Hüseyin Gazi Metin Dedemizin bize miras olarak bıraktığı, Alevilerin, asimilasyona karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğidir. Çok sağlam ve yaşamda karşılığı olan ilkelerle hareket eden, Yol’unu sürdüren Hüseyin Gazi Metin Dede’yi geleceğimize ışık tutma anlayışıyla onu kendimize rehber edindik. Alevilerin hak mücadelesini sürdürürken biz bu dirayeti Gazi Metin Dede gibi yol önderlerimizden alıyoruz. Gazi Metin Dede’nin şairliğinden, ozanlığından, felsefesinden alıyoruz” dedi.

    “HÜSEYİN GAZİ METİN BİR DEDE, BİR EMEKÇİ, BİR DEVRİMCİ, BİR ŞAİR HER ZAMAN HALKIN YANINDA OLAN BİR HALK OZANIYDI”

    Oğlu Müslüm Metin ise konuşmasında şunları ifade etti:

    “Babam bir halk adamıydı, bir devrimciydi.  Babam bizim çocukluk dönemimizde gerek devrimci hareket içerisinde olsun gerekse de hak mücadelesinde olsun en önde giderdi. Baba oğul ilişkisinden çok biz onunla yoldaşlık yaptık. İyi bir yoldaşımızdı.

    Babam her zaman şunu derdi: örgütlenin, örgütlenin. Toplum örgütlenirse ancak bu karanlığı yıkabilir. Bu faşist düzene karşı, bu ırkçı, gerici düzene karşı örgütlenirse çözüm bulabilir. Ayrışmayı bırakın örgütlenin derdi. Devri daim olsun babam. Işığı her zaman yanımızda olacak.”

    AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz’ın yaptığı kısa konuşmanın ardından, Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, Mehmet Karabudak ve Ersin Genç’in söylediği deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanmasından sonra okunan lokma gülbengi ile gelen canlara lokmalar pay edildi.

    Hüseyin Gazi Metin kimdir?

    Anadolu’nun kadim geleneklerini geleceğe taşıyan Sivas Divriği Çamşıh Şahin Köyünde 1939 yılında dünyaya gelen Metin, sekiz kardeş arasında büyür. Babası Mahmut, annesi Hatice olan Metin, ailenin sadeliği, köy yaşamının ritmi onun karakterinin en sağlam taşlarını döşer. İlkokulu köyünde tamamlar. Ortaokula başlar. Ancak başındaki yara eğitim hayatını 2.sınıfta bırakmasına neden olur. Hayatın yükünü erkenden sırtlanır. Çobanlık, rençberlik, bir dönem de oğluyla birlikte İstanbul sokaklarında hamallık yapar. Emek onun yol arkadaşı olur. Askerliğinin ardından Divriği Maden İşletmelerinde çalışır. Sendika çalışmalarda etkin rol üstlenir. 25 yıl boyunca alın teri döktükten sonra 1990 yılında emekli olur ve bir yıl sonra Ankara’ya yerleşir. Yıllarını cem yürütmeye, dedelik ve zakirlik yapmaya adayan Hüseyin Gazi Metin hem köyünün hem de inancının kültürel mirasını yaşatmayı sürdürür. Yazın Çamşığın Şahin köyünde kışları Ankara’da geçen bir ömür, aynı zamanda bir dede olarak toplumun rehberliğini üstlenir.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

     

     

  • AKD Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    AKD Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde, Abdal Musa Cemi yürütüldü. Cemde Hzır’ın Aleviler için önemine dikkat çekilerek, “Hızır her zaman aramızda var olan ve bizleri aşkla besleyen bir arada tutandır. Bir dostun elini tuttuğumuzda, bir hastayı ziyarete gittiğimizde, bir fakire bir mazluma yardım ettiğimizde Hızır’ın elini tutmuş gibi oluruz” denildi.

    Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde yapılan Hızır Cemi yürütüldü. Cemi Üryan Hızır Ocağı evladı Kenan Akbaba, Derviş Cemal Ocağı evladı Kazım Uçarcan, Korkuteli Büyük Köy Babası Süleyman Kutlu yürüttü. Doğukan Korcu ve Efe Güldaş cemde zakirlik yaparken, ceme çok sayıda yurttaş katıldı.

    “HIZIR ALEVİLİK İNANCININ AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR”

    Yürütülen Hızır Cemi’nde Hızır’ın Alevi inancının ve geleneğinin bir parçası olduğunu belirten Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, “Hızır her zaman aramızda var olan ve bizleri aşkla besleyen bir arada tutandır. Bir dostun elini tuttuğumuzda, bir hastayı ziyarete gittiğimizde, bir fakire bir mazluma yardım ettiğimizde Hızır’ın elini tutmuş gibi oluruz” dedi.

    SELÇUKLU, OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMLERİNDE HEP KATLİAMLARA TABİ TUTULDUK”

    Alevilerin Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde hep dışlandığını ve hep yok edilmek istendiğini vurgulayan Akbaba, “Bizler Maraş’ta, Sivas’ta, Malatya’da, Çorum’da, Roboski’de, Gezi’de, Ankara Gar’da katliamlara uğradık ama biz bir tane insan canına kıymadık. Her zaman ilim ile bilimle yürümeye ve aydın insanlar yetiştirmeye çalıştık. Çünkü aydınlar her zaman bu yolun bu kültürün ve geleneğin önderleri oldu. Bizlere o önderlerimizin gittiği ışıktan devam etmeye çalışıyoruz” diye belirtti.

    ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞININ KURULMASINA RIZALIK VERMEDİK VERMİYORUZ”

    Aleviler danışılmadan rızalığı alınmadan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruluğunu dile getiren Akbaba, “Türkiye genelinde bir oyun kurulmaya başlandı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlıyı Alevileri asimile edebilmek için elinden gelen zalimlikleri yapanlar bugün kendi kurdukları oyunlarının kendi dibinde düşmeye başladılar. Yeter ki biz gücümüzü birleştirelim, bir olalım, iri olalım, diri olalım” diye konuştu.

    “GÜNÜMÜZÜN NASIL Kİ YEZİD’İ  VE MUAVİYE’Sİ VARSA HÜSEYİNLERİ DE VAR”

    AKD Antalya Şube Başkanı, Derviş Cemal Ocağı mensubu Kazım Uçarcan da, “Maalesef tarih tekerrürden ibarettir. 1826 yılında Hacı Bektaş Veli Dergahına bir Kayyım atandı. Niye? Çünkü Aleviler o dönem doğru işler yapıyorlardı. Günümüzde de Aleviler yine doğru yerde duruyorlar. Nerede duruyorlar, masumun yanında duruyorlar ve kötülüklere karşı çıkıyorlar. Şu anda Muaviye de Yezit’te burada da tekerrür ediyor ve  günümüzün Muaviye’si de var Yezidi’de var. Ama bugün Hüseyin’ni de var” şeklinde konuştu.

    680 yılında yaşanan Hüseyin’in katliam karşısında duruşunu ve direnişini her zaman bilince çıkarmak gerektiğini belirten Uçarcan, “Özellikle böylesi günlerde bilince çıkarmak zorundayız. Neden? Çünkü̈ şu anda toplumumuza yaşamımıza aydınlarımıza gazetecilerimize ve akademisyenlerimize topyekûn bir saldırı var” ifadelerine yer verdi.

    “CUMA ERÇE BAŞKANIMIZA SORUŞTURMA AÇAN ZİHNİYETE HİZMET EDEN KURUM BAŞKANLARI VE DEDELER DE VAR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’yi bu kurumun ihbarı üzerine soruşturma açıldığını aktaran Uçarcan, “Antalya’da da bu ihbarda bulunan kişiyle aynı saflarda olan kişiler, yolumuzu yozlaştırmaya çalışan dedeler var. Bunu size anlatmak benim tarihsel görevimdir. Ben itiraz ediyorum sizin de itiraz etmeniz gerekiyor. Sizden güç alırsam daha yüksek itiraz ederim” dedi.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Kenan Akbaba Dede’den AKP’li Melih Gökçek’e tepki: Alevilere bakışı ırkçı, şoven! -VİDEO

    Kenan Akbaba Dede’den AKP’li Melih Gökçek’e tepki: Alevilere bakışı ırkçı, şoven! -VİDEO

    PİRHA- AKP’li Melih Gökçek’in, Alevilerin Hakk’a yürüme erkanına saygısızlığına tepki gösteren Üryan Hızır Ocağı dedelerinden Kenan Akbaba, “Gökçek’in Alevilere yönelik yaklaşımı ırkçı, faşist bir düşünce biçimidir. Alevilerin bu güzelliklerini henüz yeni televizyonlarda, sosyal medyadan görmeye başladılar. Ama alaycı bir şekilde bizlere bakmaya devam ediyorlar. Bu söylemi şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz” dedi. 

    https://youtu.be/03FjbZBhqjY

    Şubat ayında Antalya’da Hakk’a yürüyen Sanatçı Güven Çoşkuner, vasiyeti üzerine Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tahtacı olan Akçaenis Köyü’nde deyişler ve devriyeler ile Hakk’a uğurlanmıştı. Hakk’a uğurlama erkanından bir görüntüyü X hesabından paylaşan AKP’li eski Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek, “Bunu da gördük. Yakında orkestra ile gömülenleri görürseniz şaşmayın. Antalya’da ölmüş adama cenaze namazı kılmak yerine saz çaldılar” diyerek nefret söyleminde bulundu.

    Gökçek’in Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanını hedef alan nefret söylemine birçok sanatçı, Aydın ve Alevi kurum temsilcisi tepki gösterdi.

    Melih Gökçek’in Alevi inancına yönelik saygısızlığını Üryan Hızır Ocağı dedelerinden Kenan Akbaba, PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİLİK KADİM BİR İNANÇ BİÇİMİDİR”

    Melih Gökçek’in Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanı ile dalga geçmesini ve aşağılayıcı tavrını şiddetle kınadığını belirten Kenan Akbaba, “Alevilik kadim bir inanç biçimidir. Yüzyıllardır bu inanç içinde var olan Aleviler; sazıyla, sözüyle, muhabbetiyle bütünleşmişlerdir” dedi.

    “EMEVİ İSLAM ANLAYIŞINI ALEVİLERE EMPOZE ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Alevilerin Nesimilerden, Pir Sultanlardan, Şeyh Bedrettinlerden bugüne cenaze ekranlarında sazlarını sohbetlerini hiçbir zaman bırakmadıklarına vurgu yapan Akbaba, “Yavuz’un Alevilere yönelik bunca baskısı ve zulmü ve birtakım güçlerin Emevi İslam anlayışını bize empoze etmeye çalışmalarına rağmen dedelerimiz sazlarını sakolarının (pardösü) arasına alarak inançlarını köy köy, şehir şehir gezerek yürütmeye çalışmışlardır” diye belirtti.

    “MELİH GÖKÇEK’İ ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    Anadolu’nun her tarafında Hakk’a yürüme erkanlarını herkesin anlayabileceği dilde yerine getirdiklerini belirten Akbaba, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Biz erkanlarımızı asla gizli saklı yapmamışız. Melih Gökçek daha yeni bu yolları görüyor. Çünkü bunlar ırkçı, faşist insanlar olduğu için Alevilerin bu güzelliklerini hiçbir zaman göremediler. Yeni yeni televizyonlarda, sosyal medyadan görmeye başladılar. Ama alaycı bir şekilde bizlere bakmaya devam ediyorlar. Bu söylemi şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Akbaba: Alevi öğrencilere her yerde baskı oluyor, birlikte mücadele etmeliyiz -VİDEO

    Akbaba: Alevi öğrencilere her yerde baskı oluyor, birlikte mücadele etmeliyiz -VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Cemevi dedesi Kenan Akbaba, geçen aylarda İstanbul’da Koç Üniversitesi öğrencisinin Kürt ve Alevi kimliği nedeniyle saldırıya uğramasına tepki gösterdi. Alevi çocuklarına yönelik ülkenin her tarafında baskı, zulüm yapıldığını vurgulayan Akbaba, “Bizler ancak hep birlikte sesimizi yükseltirsek, o zaman bunları aşılabiliriz” dedi.

    TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile birlikte kaldığı Koç Üniversitesi’nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli aynı odada kalan diğer saldırgan ise kesici aletle F.B.’nin yüzünü ve karnını kesti.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre saldırı 15 Kasım 2023’te gece yaşandı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Türkiye’de’ki Alevi örgütleri yöneticileri basın açıklamalarıyla saldırıya tepki gösterdiler.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Cemevi Dedesi, Üryan Hızır Ocağı mensubu Kenan Akbaba, Kürt/Alevi üniversite öğrencisi F.B.’ye yurt odasında yapılan işkenceye tepki gösterdi.

    “OKUL YÖNETİMİNİ ŞİDDETLE KINIYORUM”

    Koç Üniversitesi’nde Kürt ve Alevi kimliği nedeniyle saldırıya uğrayan öğrenci için geçmiş olsun dilekleriyle konuşmasına başlayan Kenan Akbaba, “Okul yönetimini şiddetle kınıyorum. Türkiye’de bu çağda, bu zamanda böyle bir zihniyeti, öğrenciye yapılan bu haksızlığı kınıyorum” dedi.

    “SUÇLULAR BİR AN EVVEL ADALETE TESLİM EDİLMELİ”

    Suçluların bir an evvel adalete teslim edilmesi gerektiğini vurgulayan Akbaba, “Bu yaşananlara karşı bugün sivil toplum örgütlerimiz, Alevi derneklerimiz ve bir bütün toplum olarak kitlesel tepki verilirse ses getirir” ifadesini kullandı.

    Koç Üniversitesi’nde yaşananlara karşı Alevi kurumların yapmış olduğu basın açıklamalarına katılımlımın zayıf olmasına tepki gösteren Akbaba, “Kurumlarımızın arkasında destek veren canlarımız çok az. Daha çok destek verilmesi lazım. Bu faşist düzene karşı birbirimize ses vermemiz, güç vermemiz lazım” diye konuştu.

    “IRKÇI SALDIRILARA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE YÜRÜTÜLMELİ”

    Antalya’da öğrenci yurdunda kalan ikiz kız kardeşlerin başına gelenlere de tepki gösteren Dede Kenan Akbaba, şöyle devam etti:

    “Daha yakın zamanda iki kız kardeş bir öğrenci yurdunda aynı yatakta yatarken dünyada görülmemiş bir şekilde eşcinsellikle suçlandılar. Onları okudukları okuldan atan bir zihniyete ne diyebilirim! Bu ülkenin her yerinde baskı, zulüm, işkence ve her türlü pislik var. Bizler örgütlerimizle bir olursak, sesimizi yükseltirsek bunları aşacağımıza inanıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    > Alevi öğrenciye yurttaki oda arkadaşlarından korkunç işkence!
    > Alevi öğrenciye yurt odasında işkence eden saldırganlara üniversiteden soruşturma
    > Alevi öğrenciye işkence eden iki saldırgana tepki yağdı: Nefretiniz bitmeyecek mi?

  • ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na gidenler, Aleviler nezdinde düşkündür-VİDEO

    ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na gidenler, Aleviler nezdinde düşkündür-VİDEO

    PİRHA- Dede Kenan Akbaba, Abdal Musa birlik ceminde yaptığı konuşmada Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ziyaret eden dedeleri eleştirdi.  Akbaba, “Buralara gidip kendilerine yer bulmak isteyen fırsatçı dedeler ve dede olmayanlar bizim için düşkündür” dedi.

    Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde yapılan Abdal Musa cemini Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer, Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, Baba Mansur Ocağı evlatlarından Hüseyin Moğultay ve Zakir Efe Güldaş yürüttü.

    “CEMEVLERİ RIZA ŞEHRİMİZDİR”

    Cemevlerinin Alevilerin ibadet yeri ve Rıza Şehri olduğunu belirten Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer ise “Cem, birbirimize anlattığımız, birbirimizden öğrendiğimiz bir yerdir. Bizler, Alevi inancında Yol geleneklerini, örfünü, adetini, kurallarını cemlerde anlatırız. Öğrendiğimiz, öğrettiğimiz bu yer aynı zamanda nefeslerin birleştiği yerdir” diye belirtti.

    “ALEVİLİK, ENEL HAKK DEDİĞİ İÇİN KATLEDİLENLERİN YOLUDUR”

    Aleviliğin “Enel Hakk” dediği için katledilenlerin yolu olduğunu belirten Mutluer, Bizler her bir parçası şehrin giriş kapılarına asılan Hallac-ı Mansur’larız. Bizler, dar ağacında bile ‘açılın kapılar şaha gidelim’ diyen Pir Sultan’larız. Bizler, Anadolu’nun ışığı olan insani kamillik yolunda hazreti hünkarın dergahına niyaz-ı bent olanlarız” şeklinde ifade etti.

    “ZALİMİN YANINDA SAF TUTAN HERKES YEZİTTİR”

    Üryan Hızır Ocağı mensubu Kenan Akbaba ise “Yezit” kavramına açıklık getirerek şunları söyledi:

    “Yezit, Muaviye’nin oğlunun ismidir. Biz de Yezit, mazlumun hakkını yiyene, zalimin yanında yer alana denir. Yezidin Alevisi, Sünnisi, Kürdü, Türkü olmaz. İnsanlığın dışına çıkan herkese ‘Yezit’ diyoruz. Sünni kardeşlerimiz, canlarımızdır. Sevgimizi paylaşırız. Düğünlerimizle, bayramlarımızla, acılarımızla beraberiz. Onun için bunlara dikkat edelim, birbirimizi itelemeyelim, birbirimize sarılmamız lazım.”

    “HAKSIZLIKLARA KARŞI BİRLİK OLMALIYIZ”

    Yaşanan haksızlıklara karşı birlik ve beraberliğin oluşması gerektiğini vurgulayan Akbaba, “Ülkemizde şeriat, birer birer Anadolu’nun beşiğine nüfus etmektedir. Bugün okullarda Alevi çocukları zorla camilere götürülüp, namaz kıldırılıyor. Çocuklarımıza zorla sureler öğretiliyor. Türkiye’nin her tarafında baskılar yürütülüyor” dedi.

    “DÜŞKÜN DEDELER, KENDİLERİNE YER EDİNMEK İSTİYOR”

    “Fırsatçı” dedelerin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ziyaret ederek kendilerine alan açmak istediklerini belirten Akbaba, “Fırsatçı dedeler ve dede olmayanlar, buralara gidip kendilerine yer bulmak istiyor. Oysaki Alevi kurumlarımız bir karar almış. Buralara giden bizim için düşkündür. Çünkü cemevlerini ‘kültür evi’ yapıp, ibadetimizi ‘cümbüş’ diye niteleyen bu insanlar, bugün Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında düşkün Alevileri bir araya toplamaya çalışıyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na hiçbir kurum rızalık vermedi. Çünkü biz Mansur’ların, Nesimi’lerin, Pir Sultan’ların, Şeyh Bedrettin’lerin yolundan geliyoruz. Zaten bunlar bizim için düşkünlerdir. Bunlar, bizim için en büyük ihanetçilerdir” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİLİK RIZALIK YOLUDUR, RIZASIZ HİÇBİR ŞEY YAPILMAZ”

    Aleviliğin kadim bir inanç biçimi olduğunu belirten Üryan Hızır ocağı mensubu Kenan Akbaba, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Yolumuz rızık yolu, yediğimiz Hakk lokması, içtiğimiz vahdet şarabı, bilgimiz demimizdir. İbadet ederken bilgini arttır, nefsini arındır, menzilin Hakk olsun. Gönül kalsın, Yol kalmasın. Alevilik akıl ve sevgiye dayalı bir inanç biçimidir. Hakk gerçektir. Gerçek kimsenin tekelinde değildir.”

    Katılımın yoğun olduğu cemde gülbenglerin okunması ardından deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • ‘Devletten maaş alan dedeler Alevilerin değil, sistemin dedesi olurlar’-VİDEO

    ‘Devletten maaş alan dedeler Alevilerin değil, sistemin dedesi olurlar’-VİDEO

    PİRHA- Üryan Hızır Ocağı Yol yürütücüsü Dede Kenan Akbaba, AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dedelere maaş teklif edilmesine tepki gösterdi. Akbaba, “Dedelere maaş verilmesi, asimilasyon yolunun açılması anlamına gelir. Türkiye’de Aleviler üzerinde oyunlar oynanıyor. Dede, devletten o maaşı aldığında dedelik yapamaz, Yolun dedesi olamaz” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kesinlikle kabul etmiyor. Yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor!

    Üryan Hızır Ocağı dedelerinden Kenan Akbaba,  Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    YÜZYILLARDIR VERİLEN RIZALIK LOKMASI İLE HİZMET YÜRÜTÜYORUZ

    Geçmişten bugüne Alevilerin verdiği rızalık lokması ile hizmet yürüttüklerini belirten Kenan Akbaba, “Az verenden az, çok verenden çok görmemiş, hizmetini yürütmüş. Dede devletten o maaşı aldığında o dede dedelik yapamaz, bu yolun dedesi olamaz” dedi.

    Dedelere verilen rızalık lokmasının kaldırıldığında dedelik hizmetlerini yerine getiremeyeceklerinin altını çizen Akbaba, “Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na dede olarak atananların Türkiye’nin birçok yerine gönderileceği şu anda belli olmaya başladı. Eğer dedeler devletten bu maaşı alırsa dedeliklerini yapmamış olurlar. Çünkü o lokmanın nereden geldiğini bilmiyoruz. O lokmalar dedelerin kursağına girerse işte o zaman Yol’u bitirmiş oluruz” diye konuştu.

    DEVLETTEN MAAŞ ALAN DEDELER BU SİSTEMİN DEDESİ OLURLAR

    Dedelerin maaş almasına kesinlikle karşı olduğunu vurgulayan Kenan Akbaba, konuşmasını şöyle sürdü:

    “Bu maaşları alanlar da taraf olanlar da bu sistemin dedesidir diyorum. Eğer dedelere maaş verilecekse kurumlara eşit bir şekilde paylaştırılır. Hizmet eden dedeleri zaten kurumlarımız mahçup bırakmıyorlar. Azdan az, çoktan çok da olsa lokma veriyorlar. Biz kendi kurumlarımızda yağımızla kavrulup gidiyoruz. Biz dedeler, dedelere maaş verilmesine karşıyız.”

    Cebrail ARSLAN/ ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO
    41-‘Aleviyim diyen herkesin dedelere maaş bağlanmasına karşı çıkması gerekir’- VİDEO
    42-‘Maaşı kabul eden dedeler Alevi hakikatini ayaklar altına alıyor’-VİDEO
    43-İbrahim Erdoğan: Yolun piri olur devletin piri olmaz – VİDEO
    44- ‘Cemevi Başkanlığı bir asimilasyon kurumudur; Aleviler bu çatının altında olmamalı!’-VİDEO

     

  • ‘Cahil ve ümmetçi bir toplum yaratılmak isteniyor’-VİDEO

    ‘Cahil ve ümmetçi bir toplum yaratılmak isteniyor’-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Kızılarık Cemevi Dedesi Kenan Akbaba, ÇEDES projesine ve okullara mescit açılmasına tepki göstererek, “Okullara mescit açılması bir ülke için acı bir tablodur. Bu tamamen bilimin, ilimin önünü keserek cahil ve ümmetçi bir toplum yetiştirmenin adımıdır” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanete tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mescidi zorunlu hale getirdi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Dedesi Üryan Hızır Ocağı’ndan Kenan Akbaba, ÇEDES projesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

     “ÜMMETÇİ TOPLUM YETİŞTİRMENİN ADIMIDIR”

    Ülke genelinde ortaokuldan başlayarak ilkokullara kadar mescitlerin açılmasını şeriata doğru gidişin adımı olduğunu belirten Akbaba, “Bu bir ülke için, bu dünya için acı bir tablodur. Bu tamamen bilimin, ilimin önünü keserek cahil ve ümmetçi bir toplum yetiştirmenin adımıdır” dedi.

    Ülkenin sahipsiz olmadığının altını çizen Akbaba, “3 yaşında 5 yaşında anne kucağında olan bu çocukların dinle ne ilişkisi var. Oysaki bu okullarımızda sadece Sünni vatandaşlarımız Alevi vatandaşlarımız gitmiyor, her dinden insan okula gidiyor” diye belirtti.

    OKULLARA MESCİT YAPILMASI UTANÇ VERİCİ BİR DURUM”

    Eğer bir insan inancını öğrenecekse buna ilişkin ibadet yerleri olduğuna işaret eden Akbaba, “Buralar ilim yuvaları. Dünya teknolojiyle uğraşırken biz dinin içinden çıkamıyoruz. Bunun gündeme gelmesi bile utanç vericidir. Onun için tekrar bunu protesto ediyor, gereken neyse bizler katkıda bulunacağız” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO

     

  • Pir Süleyman Deprem: Birbirimizin Hızır’ı olmaktan başka çaremiz yoktur-VİDEO

    Pir Süleyman Deprem: Birbirimizin Hızır’ı olmaktan başka çaremiz yoktur-VİDEO

    PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevinde Hızır cemi yürütüldü. Cemde konuşan Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “Hızır birliğimizdir, güvenliğimizdir, dayanışmamızdır. Depremzedelere bir lokma ekmek taşıyanlar onların Hızır’ıdır” dedi.

     

    Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevinde Hızır cemi yürütüldü. Cem erkanını Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin Dede, Üryan Hızır Ocağı mensubu Kenan Akbaba, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı ve Zakir Hayri Aslanboğa yürüttü.

    “HIZIR DAYANIŞMAMIZDIR”

    Rızalık alınarak başlanılan cemde konuşan Süleyman Deprem şunları söyledi:

    “Hızır yeşilliktir, Hızır berekettir. Hızır kelime anlamıyla içimizdeki kudrettir. Hızır öyle giyinmiş kuşanmış birilerini kendine göre tarif ettiği bir kişi veya makam zade değildir. Hızır kudrettir. Hızır arştadır, kudrettir. Hızır birliğimizdir, güvenliğimizdir, dayanışmamızdır.

    Depremzedelere bir lokma ekmek taşıyanlar onların Hızır’ıdır, böyle bilmek lazım. Devri daim olsun babam derdi ki “Bizim bugün kapımızı kimse çalmadı. Bugün biz Hızırsız kaldık. Bugün bizim bir lokmamız bizim dışımızda birine nasip olmadı.”

    “BİRBİRİMİZE HIZIR OLMAKTAN BAŞKA GÜCÜMÜZ YOKTUR”

    Çünkü erenler kişi odur ki ne kadar paylaşırsa o kadar zengindir. Zenginlik, mal, mülk değildir. Gerçek zenginlik sevgidir, saygıdır, dayanışma, yardımlaşmadır. Bunun örneğini ne kadar gizlenirse gizlensin bu devlet çok iyi gördü. Depremde para, araba, ev, bankadaki sermaye kurtarmadı ama Zonguldak’tan, Diyarbakır’dan, Antalya’dan gelen ya da bir tırı bir tür gönül rızasıyla doldurup yemek gönderen insanlar kurtardı. Bizim dayanışmaktan başka, birbirimize Hızır olmaktan başka gücümüz yoktur.”

    Hızır ceminde 12 hizmetler ve gülbenglerin ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Dede Akbaba: Rıza lokması olmadan Kerbela’ya gidilmez -VİDEO

    Dede Akbaba: Rıza lokması olmadan Kerbela’ya gidilmez -VİDEO

    PİRHA-Kerbela’ya götürülecek dedelerle ilişkin konuşan HBVAKV Antalya Şubesi Dedesi Üryan Hızır Ocağı’ndan Kenan Akbaba, “Biz rıza lokması olmadan böyle bir yere gitmeyiz. Bu bizim taliplerimizle aramızdaki ilişkiyi de bozar. Onun için bu tür oyunlara gelmeyeceğiz. Örgütlü olmamız lazım” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Dedesi Üryan Hızır Ocağı’ndan Kenan Akbaba, Kerbela’ya götürülecek dedelerle ilişkin konuştu.

    Hükümetin asıl amacının Alevileri asimile etmek olduğunu söyleyen Akbaba, Kerbelaya giden dedelerin kurumlarının dışındaki bağımsız derneklere tabii olan dedeler olduğunu aktardı. Akbaba, Alevilerin tek isteğinin ise eşit yurttaşlık haklarının tanınması olduğunu belirtti.

    “ÜZERİMİZDE OYNANAN BU OYUNLARIN TUZAĞINA DÜŞMEYECEĞİZ”

    Aleviliğin insanlık ve sevgi üzerine kurulmuş bir yol olduğunu ifade eden Akbaba, “Biz rıza lokması olmadan böyle bir yere gitmeyiz. Çünkü kendi imkanlarımızla talibimizin bize verdiği o rıza lokmalarıyla kendimiz Kerbelaya’da başka alanlara da gideriz. Bizim üzerimize oynanan bu oyunların tuzağına düşmeyeceğiz. Zaten bizim haklı taleplerimiz var. Aleviliğin yasal statüde tanınmasını, eşit yurttaşlık verilmesini istiyoruz. Onlar bizleri Kültür Bakanlığına bağlayıp bunun üzerinden Alevi dedelerine maaş vermek istiyorlar. Alevi dedeleri böyle bir maaşı da istemiyor. Eğer bugün Alevi dedeleri bu maaşı alırsa işte o zaman Aleviliği bitirmiş oluruz. Neden bitirmiş oluruz? Bizimle talibimizin aramızdaki ilişkileri yok ederler. Ayrıca yarın başka bir bölgede Diyanet’te yetiştirdikleri Sünni âlimlerini Alevi dedesi olarak atamayacaklarını nereden bileceğiz” diye konuştu.

    “KERBELAYA GİDEN DEDELER NERDE, NASIL DEDE OLMUŞ BELLİ DEĞİL”

    Cemevlerindeki dede talip ilişkilerinin bitirilmesiyle Aleviliğinde biteceğini kaydeden Akbaba, sözlerine şöyle devam etti.

    “Onun için bu tür oyunlara gelmeyeceğiz. Örgütlü olmamız lazım. Türkiye genelinde bu tip şeyler çok oluyor. Devlet erkanına yaranmak için postları teslim ediyorlar. Hazreti Muhammed Miraç’tan döndüğü zaman o kapı açılmadı ona 3 sefer o kapıyı çaldı. 3’üncüde, ‘Ben fakirler fukaralar mecnunuyum’ deyince o kapı açıldı. Çünkü Hz. Muhammet benliğini atmadan o kapıdan içeri giremedi. Burada da bizim cemevlerimize giren herkes oradaki kurallara uyacak, dede postuna saygı duyacak. Kerbela’ya giden dedelerin %100’ü Alevi kurumlarında çalışan dedeler değil. Yani bağımsız derneklerde çalışan, nasıl dede oldukları belli olmayan o dedeler gidiyorlar. Beni de aradılar ama ben cemevlerimin ibadethane olarak tanınmadığı müddetçe katılmayacağımı söyledim. Onlarda saygı duyuyoruz, dediler ve telefonu kapattılar.”

    “BİZ EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

    Akbaba son olarak, “Tüm televizyonlarda Ramazan orucu olur bahsedilir, Recep kandili olur bahsedilir yani Sünni inancının her şeyinden bahsedilir ama Alevilerin inançlarından Muharrem orundan, Hızır orucundan asla bahsedilmez. Nevroz orucu bizim kutsallarımızdır. Aleviliğin en önemli yeridir asla bahsedilmez. İşte burada eşit yurttaşlık haklarımızı bunun için istiyoruz. Bizim her  hakkımızın verilmesi lazım. Bugün Türkiye’de bir tane Alevi vali var mı? Bir tane Alevi kaymakam var mı? Bir tane askerinin başında bir Alevi var mı? Yok. Herkes hakkıyla hak ettiği yerlere gelsin istiyoruz. Bugün Avrupa’da tüm cemevleri hemen hemen tanınmış ama bu Türkiye Cumhuriyeti’nde hala tanınmamışsa ama bu bir utanç verici bir durumdur” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Dede Akbaba: Alevilerin taleplerine kim ‘Evet’ diyorsa o adayı desteklemeliyiz-VİDEO

    Dede Akbaba: Alevilerin taleplerine kim ‘Evet’ diyorsa o adayı desteklemeliyiz-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube/Cemevi dedesi Kenan Akbaba, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Alevilerin nasıl bir tutum alması konusunda değerlendirme yaptı. İnanç merkezlerinin tanınması gerektiğini vurgulayan Akbaba “Alevilere eşit yurttaşlık haklarının verilmesi taleplerini doğrudan benimseyen kim ise Aleviler hep birlikte o adayı desteklemelidir” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube/Cemevi dedesi Kenan Akbaba, Alevi toplumunun gelecek seçimlerdeki tavrı konusunda değerlendirme yaptı.

    Üryan Hızır Ocağı mensubu olan Kenan Akbaba, seçimler öncesi bütün Alevi kurumlarının ortak karar alması gerektiğinin altını çizdi. Akbaba, Alevilerin temel taleplerine kim karşılık verirse tercihlerinin de o yönde olacağını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Alevilerin inanç merkezlerinin tanınması, Alevilere eşit yurttaşlık haklarının verilmesi, Alevilere yönelik katliam yapılan yerlerin utanç müzeleri olması, Dersim’deki katliamların tanınması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin özür dilemesi gibi talepleri doğrudan benimseyen, gerçekten bu sorunları çözecek bir siyasi var parti varsa Alevi kurumlarımızın hepsi; hiçbir kurumumuzu ayrıştırmadan Cem Vakfı, HBVAKV, AKD, PSAKD hepsi bir olacaklar. Bizim taleplerimiz bu. Bizlerin bu taleplerini karşılayan kimse gelsin onlara oyumuzu vereceğiz. Ama şu da var. Herkes ‘Adayım’ deyip ortaya çıkmayacak. Liyakat ile bizleri ve toplumu temsil edecek gücü olan insanlarımızın çıkması lazım.”

    Parlamentoda Alevilerin taleplerini yerine getirebilecek bir parti göremediğini belirten Dede Kenan Akbaba, “Alevi kurumları bu taleplerini yazıp parlamentoya götürsün. Öncelikle Alevi kurumları kendi taleplerini ortaya koyup Cumhurbaşkanı adayları kimse bu talepleri onlara öneri olarak verirler. Eğer bu önerileri hangi Cumhurbaşkanı adayı kabul ederse biz Aleviler olarak orada birlik, beraberlik içeresinde çalışmamız lazım” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Dede Akbaba: Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevlerine ziyareti iyi niyetli değil-VİDEO

    Dede Akbaba: Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevlerine ziyareti iyi niyetli değil-VİDEO

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim ziyaretine tepki gösteren HBVAKV Antalya Şubesi/Cemevi dedesi Kenan Akbaba, “Sivas, Maraş, Çorum, Malatya’da katliamlarını yaşadık. Bu yaşananlara karşı Diyanet İşleri Başkanı bir kez olsun Alevilere yapılan bu zulümlerin karşısındayız, demedi. Bugün cemevlerini ziyaret etmeleri kesinlikle iyi niyetli değil” dedi. 

    Dersim’e yönelik asimilasyon politikaları her geçen gün artarak devam ediyor. Dersim’in kültürüne, doğasına, diline yönelik asimilasyon ve yok sayma politikalarına Munzur Üniversitesi kampüsünde Tunceli Müftülüğü’nce açılan ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ eklendi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İsrafil Kışla’nın katılımıyla Dersim’de Munzur Üniversitesi içerisinde yapımı tamamlanan Hz. Ali Cami, Hz. Ali ve Hz. Fatma Gençlik Merkezleri ile Ehlibeyt Kur’an Kursu’nun geçen haftalar toplu açılışını gerçekleştirdi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ayrıca Ehl-i Beyt 4-6 yaş Kur’an Kursu öğrencileriyle bir araya gelirken, Tunceli Cemevi’ni de ziyaret etti.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Cemevi Dedesi Üryan Hızır Ocağı evladı Kenan Akbaba ile Diyanet İşleri Başkanı’nın Tunceli ve Mersin ziyaretine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Diyanet İşleri Başkanı’nın, cemevlerini ziyaret etmesinin üzüntü verici olduğunu belirten Kenan Akbaba, yüzyıllardır Alevilerin Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde olsun bir sürü katliamlar yaşadıklarını ifade etti.

    Yaşanan Alevi katliamlarına DİB’in tarih boyunca sessiz kaldığını ve “Biz Alevi canlara yapılan bu zulümlerin karşısındayız, biz Alevi canlarımızla can canayız” diyemediklerini vurgulayan Akbaba, şunları dile getirdi:

    “Bugün Alevilerin cemevlerini ziyaret etmelerini bizler anlamış değiliz. Bizim tüm ocaklarımız Tunceli’dedir. Bugün Kureyşan, Ağuçan, Üryan Hızır, Cemal Abdal ve Düzgün Baba Ocağı oradadır. Amaçları bu ocakları ele geçirip tahrip etmektir. Amaçları bellidir. Onlar ne zaman ‘Alevilerin ibadethaneleri cemevleridir’ derse, Alevilerin hakları verilirse o zaman biz de ‘İyi niyetle gelmişlerdir, misafir mihmandır, mihman Ali’dir’ deriz. Ama Alevilerin bu talepleri yerine gelmediği müddetçe kesinlikle bu ziyaretleri iyi niyetli görmeyiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • “Her zaman birbirimize sahip çıkalım, birbirimizin Hızır’ı olalım”-VİDEO

    “Her zaman birbirimize sahip çıkalım, birbirimizin Hızır’ı olalım”-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Hızır cemi gerçekleştirildi. Cemde konuşan Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin, “Hepiniz birbirinize Hızır olun” dedi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Hızır cemi gerçekleştirildi. Hızır cemini Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Dede Hüseyin Gazi Metin, Arzuman Ocağı’ndan Ana Şehriban Mutluer, Üryan Abdal Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba ile zakirler Süleyman Demir ve Hayri Aslandoğan yürüttü.

    “ALEVİLİK, EZİLENLERİN YANINDA YER ALMAKTIR”

    Hızır’a değinen Hüseyin Gazi Metin şunları söyledi:

    “Alevilik nedir? Alevilik adına yazılan kitapları, Anadolu’da yaşayan uygarlıkları inceleyen, mantığının başlığına “Allah, eyvallah” diyen ve o mantığına uymayana da asla “Allah, eyvallah” demeyen; eline, beline, diline, aşkına, eşine, işine sahip olmayı bilen 73 millete bir nazarda bakan, emanete hıyanet etmeyen, devamlı ezilenlerin yanında yer alan ve kısaca Anadolu’da yaşayanlardır.”

    “KAPIMIZA GELENİ HIZIR BİLİRİZ”

    “Bugün de ‘Hızır’ dediğiniz zaman Anadolu’da, Dersim’de, her yerde bambaşka. Bazı kaynaklara göre bir çok toplumda Hızır var ama Anadolu’da ayrı bir ismi var. O isimlerden Hızır’ın yolu, Hızır’ın tarlası, Hızır’ın ağacı, Hızır’ın orucu gibi anlamları var. Hızır bazen bir pir, bazen bir mürşit bazen doğandan gelen ölümsüzlüğün şerbetini içmiş; ama şöyle bir şeyde var ki sadece insan donundan gelen biz de kapımıza gelen insanı Hızır biliriz. Onun için hiçbir zaman kapınıza gelen insanı kapıda koymayın, Hızır’ın görevi; her yerde yardım isteyenlere yardım etmek, kışta kıyamette kalanlara karşı hepiniz kendinizi Hızır düşünün. Çünkü Hızır, Hızır olanlara yardımda bulunmaz. Birbirinize yardım edin, birbirinize yardım ettiğiniz zaman ‘Hızır gibi yetiştin’ denir. Ben şahsen bunu yaşadım Adalet Bakanı Şevket Kazan döneminde beni işimden ettiler, kitaplarımı topladılar. O zaman da beni İngiltere’ye çağırmıştı bir canımız, oraya gittim. Çağıran arkadaşa dedim ki ‘Bana Hızır gibi yetiştin’. Onun için siz de her biriniz hazır olun. Hz. Ali’nin bir sözü var ‘Komşunuzun ihtiyacı olduğunu gördüğünüz zaman istemesini beklemeden ona yardım edin’. Hızır cümlemizin yoldaşı olsun.”

    “HIZIR CÜMLE CANLARIN YARDIMCISI OLSUN”

    Şehriban Mutluer ise şöyle konuştu:

    “Canların dertlerine, kederlerine, acılarına ortak olduğumuz; sevgiden, saygıdan, hoşgörüden yana olduğumuz, kinden ve kibirden uzak olduğumuz, kendimizi özgürce ifade edebildiğimizi, evrensel haklar içerisinde birbirimize dostça, kardeşçe yaşamak için cümle canların Hızır yardımcısı olsun. Cemimiz mübarek olsun ceme gelen canların ayaklarına turap olayım.”

    “BİRBİRİMİZİN HIZIRI OLMALIYIZ”

    Kenan Akbaba da şu ifadeleri kullandı:

    “Hızır, dil, ırk mezhep, cinsiyet ayrımı yapmadan bütün insanlığın yardımcısı ve yoldaşı olsun. Hızır ayında genellikle üç gün oruç tutarız. Bazı yerlerde beş gün oruç tutulur. Hızır’ın asla değişmeyecek bir tarihi vardır. Eski hesaba göre zemherinin çıkışı şu anki hesaba göre 12-13- 14 Şubat ama Türkiye genelinde görüyoruz ki Hızır’ı bile üç, dört parçaya böldüler. Kimisi 7-8-9 Şubatta kimisi 10-11-12 Şubatta yapıyor.  Yüzyıllardır yaşadığımız bir Hızır var o da 13-14 Şubat.

    Sadece Dersim bölgesinde taliplerini görgülerini yapıp Anadolu’yu dolaşırlardı. Türkiye genelinde tüm Alevi derneklerimizin de Avrupa’nın da böyle olması lazım.

    Hepimiz birbirimizin Hızır’ı olmalıyız buraya bir sürü öğrencilerimiz geliyor, dışardan gelen çocuklarımız var; yatacak yer bulamıyorlar. Gençlerimize sahip çıkarsak biz bu yolu aşmış oluruz. Gençlerimize sahip olamazsak, toplumumuza sahip olamayız. Çocuklar, gençler, kadınlar buralara gelecek. Kadın komisyonumuz çalışıyor. Daha çok katılım olması lazım. Biz ancak böyle ibadetlerimizi daha uzun saatlere yapabiliriz. Çoğaltacağız yoksa cemlerimiz 1 saatte 1,5 saatte bitirip gideceğiz. Ağaç yaş iken eğilir.”

    12 Hizmet tamamlandıktan sonra zakir Süleyman Demir ve Hayri Aslandoğan’ın söylediği deyiş ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ile cem erkanı tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • HBVAKV Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    HBVAKV Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Muhabbet cemi gerçekleştirildi. Üryan Abdal Ocağı Dedesi Kenan Akbaba, “Son nefesini verene kadar Alevi yaşıyor son nefesinde alın kardeşim Alevilikten vazgeçtik bizi Sünni yapın diyerek cenazemizi veriyoruz hocaların eline. Bu yola ihanet etmeyelim her inanca saygımız var ama biz Alevi yaşıyorsak hakka yürüdüğümüz zaman da Alevi erkânına göre cenaze erkanlarımızı yapmamız lazım” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Muhabbet cemi gerçekleştirildi. Muhabbet Cemini Hüseyin Abdal Ocağından Dede Hüseyin Gazi Metin, Arzuman Ocağından Ana Şehriban Mutluer, Üryan Abdal Ocağından Dede Kenan Akbaba ve Zakir Hasan Akbaba yürüttü.

    “ÇOCUKLARIMIZI CEMEVLERİNE GETİRİRSEK İNANCIMIZIN BİR GELECEĞİ OLUR”

    İçimizden 10-15 tane aile ben gelecek cem de çocuklarımı alıp gelebileceğim derse bu mekânın, Aleviliğin geleceği olacaktır diyen Araştırmacı-Yazar Ali Aksüt, “Bin bir acının içinde bütün zulümlere direnmiş bir inancı eğer 21. Yüzyılda sürdüremezsek biz geleceğe ne bir inanç bırakacağız ne de cem bırakacağız. Gelin birlik olalım, beraber olalım dedelerimizin söylediklerini bir söz olarak değil, uygulanması gereken birer pratik olarak kabul edelim. Gelecek sefer buraya geldiğimizde içimizi yeni çıkan bir konuşmacının yeni bir bilgenin ve dedelerimizin söyleyeceği yeni şeylerle dolduralım biz bu cemlerde bilgi ile demlenenlerden olalım” dedi.

    “BİZİM İNANCIMIZDA KADIN ERKEK AYRIMI YOKTUR”

    Aleviliğin din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan 72 millete bir nazarda bakmak olduğunu belirten Hüseyin Abdal Ocağından Dede Hüseyin Gazi Metin, “Birileri kadın eli sıkmazken tarihten beri kadıncık anamızı posta oturtmuşlar, yol vermişler. Kadıncık ana dediğimiz kısacası Baba İlyas dönemlerinde kadınları örgütleyen anamız, Abdal Musa’ya da öncülük yapan bir anamız. Anasız yol yürünmez. Bazı dedelerimiz kadın posta oturamaz diye sözler söylüyorlar bu doğru değil. Evliyaları kadın üretti, peygamberi kadın yarattı. Bizim cebimizde kadın erkek ayrımı yok, biz de can vardır. Kadın bizim nazarımızda dişi değildir, kişidir. Bir toplumun kadınları, kızları, gençleri uyanmazsa bu toplumun ilerlemesi de mümkün değildir” dedi.

    “İNANCIMIZI GENÇLERE EMANET EDECEĞİZ”

    Biz ceme yolumuz için geliyoruz diyen Arzuman Ocağından Ana Şehriban Mutluer, “Geçmişte bu cemi yürüten atalarımız, babalarımız ve şimdide hak Muhammed Ali postunda oturan dedelerimiz 40’lar meclisinden ilham alarak gençlere emanet edeceğiz. Gençler bu yolu ilkeli ve inançlı bir şekilde yürütecek. Bugün birine sorsalar Alevilik nedir diye Alevilik insan olmaktır. Öteki insan da diyor ki ben de insanım.  Alevilik bir hüsnü aşktır, aşıkların sevdası, erenlerin dehası, bir sevda türküsüdür Alevilik” dedi.

    “ÜZERİMİZDE OYNANAN OYUNLARA GELMEYELİM”

    Son zamanlarda Hakk’a uğurlama erkânlarının artık camiye götürüldüğüne dikkat çeken Üryan Abdal Ocağı Dedesi Kenan Akbaba, “Son nefesini verene kadar Alevi yaşıyor son nefesinde alın kardeşim Alevilikten vazgeçtik bizi Sünni yapın diyerek cenazemizi veriyoruz hocaların eline. Bu yola ihanet etmeyelim her inanca saygımız var ama biz Alevi yaşıyorsak hakka yürüdüğümüz zaman da Alevi erkânına göre cenaze erkanlarımızı yapmamız lazım. Zaten üzerimizde bir sürü oyunlar oynanıyor, bu oyunlara gelmeyelim” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZI CEMEVLERİNE YÖNLENDİRELİM”

    HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Cemevimizde Hakk’a uğurlama erkanı dışında bilim yuvası oluşturarak canlarımıza hizmet verebilmek için dört tane sınıf oluşturduk. Bu sınıflarda türkçe, matematik, fen bilgisi, yabancı dil derslikleri açtık. Talepler gelirse daha da genişletebiliriz, çocuklarımızı cemevlerine yönlendirelim” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından ceme katılan canlardan rızalık alındıktan sonra çerağların uyandırlmasıyla başlayan Muhabbet Cemini Hüseyin Abdal Ocağından Dede Hüseyin Gazi Metin, Arzuman Ocağından Ana Şehriban Mutluer, Üryan Abdal Ocağından dede Kenan Akbaba ve Zakir Hasan Akbaba yürüttü. 12 hizmet tamamlandıktan sonra Zakir Hasan Akbaba’nın söylediği deyiş ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ile cem erkanı tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Dede Kenan Akbaba: Alevilere nefret söyleminde bulunanlar edepsizlik yapıyor -VİDEO

    Dede Kenan Akbaba: Alevilere nefret söyleminde bulunanlar edepsizlik yapıyor -VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Antalya Şubesi Dedesi Kenan Akbaba, AKP’li Hüseyin Besli’nin Alevilere yönelik ‘çifte kavrulmuş yalancılar’ şeklindeki nefret söylemine tepki gösterdi. Akbaba, Alevilere ve Kürtlere bu tür nefret söyleminde bulunanların edepsizlik yaptığını ve farklılıklara tahammül edemediklerini kaydetti. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Dedesi Üryan Hızır Ocağı’ndan Kenan Akbaba, Akşam Gazetesi yazarı /eski AKP Milletvekili Hüseyin Besli’nin Alevilere ve Kürtlere yönelik ‘çifte kavrulmuş yalancılar’ şeklindeki nefret söylemine ilişkin konuştu. Akbaba, bu tür nefret söylemlerinde bulunan zihniyetlerin Aleviler ve Kürtlerin bir araya gelmesine, dayanışma göstermesine tahammül edemediğini belirterek, Aleviler olarak inançlarından asla vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

    “ALEVİLERLE KÜRTLERİN BİR ARAYA GELMESİNE TAHAMMÜL EDEMİYORLAR”

    Alevilere ve Kürtlere bu tür nefret söyleminde bulunanların edepsizlik yaptığını ve farklılıklara tahammül edemediklerini ifade eden Akbaba şunları dile getirdi:

    “Bunlar edebi bilmezler. Bunlar edepsizliğin en büyüğünü yapıyorlar. Aleviler ve Kürtler bugünlerde yan yana olduğu için bunlarda bu ülkenin birliğine, beraberliğine, temeline, taş koymak istedikleri için buna tahammül edemiyorlar. Çünkü bizim yolumuz bilim ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur. ‘Bilim, gerçeği ve yolu aydınlatan ışıktır’ diyor Hünkâr Hacı Bektaşi Veli. Yunus diyor ki, ‘Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim. Dünya kimseye kalmaz.’ Muhyiddin İbnü’l-Arabî diyor ki, ‘Canı bizim canımızdır, teni bizim tenimizdir, sevgi bizim dinimizdir, başka dine inanmayız.’  Mevlâna da şunu söylüyor, ‘Sevgi dolu gönüller daima gül bahçesi olarak kalırlar. Dünya dikenlerle dolu olsa da.’”

    “BİZ ALEVİLER HER ZAMAN GÜZELLİKLER YARATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Nefret söyleminde bulunanların düşüncesinde ve kalbinde sevgi, saygı ve hoşgörü olmadığını söyleyen Akbaba, “Bunlarda sevgi kalmamış. Bunlar insan haklarını ihlal eden, mazlumun, fukaranın hakkını yiyen, zalimden yana olan bir zihniyet. Nasıl ki Ebu Süfyan, Yezi,t yüzyıllarca Alevilere Kerbela olaylarını yaşattılar, bugün de bunlar böyle saldırılarda bulunuyor. Ama biz korkmuyoruz, buradayız. Her zaman o güzelliklerimizi yaratmaya devam edeceğiz. Çocuklarımıza öğreteceğiz. Bizim silahımız kalemimiz olacak. Biz bilime uyan, karanlığı kovan, ışığa koşan canlardan olacağımızı bir kez daha buradan söylüyoruz. Bunu güzel sözlerle tamamlamak istiyorum ve diyor ki, Alim ölse de yaşar, cahil yaşarken de ölür. Arifler hem arıtır hem de arıtıcıdır. Akıl gibi zenginlik, iyi huy gibi dostluk, edep gibi miraç yoktur” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA