Etiket: kenan bilgin

  • Cumartesi Anneleri, Kenan Bilgin’in akıbetini sordu – VİDEO

    Cumartesi Anneleri, Kenan Bilgin’in akıbetini sordu – VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, 30 yıl önce gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in akıbetinin açığa çıkarılması için etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesini talep etti.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle başlattıkları eylemin 1015. haftasında Cumartesi Anneleri, 30 yıl önce gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin için adalet istedi.

    1. hafta buluşmasının basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan okudu.

    “ANKARA EMNİYETİ GÖZALTINA ALINDIĞINI İNKAR ETTİ”

    105. haftada AİHM’in oybirliği ile mahkumiyet kararı vermiş olmasına rağmen iç hukukta hiçbir sonuç alınamayan Kenan Bilgin dosyası ile bir kez daha kamuoyu karşısında olduklarını belirten Arcan, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “35 yaşındaki Kenan Bilgin, 12 Eylül 1994 tarihinde Ankara Dikmen’deki bir otobüs durağından gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü. Ailesi, avukatları ve İnsan Hakları Derneği Kenan Bilgin’e ulaşmak için girişimlerde bulundu ancak Ankara Emniyeti onun gözaltına alındığını inkar etti. Bunun üzerine onbir tanık Kenan Bilgin’i şubede işkencede gördüklerini kamuoyuna açıkladı.

    “CUMHURİYET BAŞSAVCISI KEMALOĞLU’NUN GÖREVİNİ YAPMASI ENGELLENDİ”

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Bilgin Ailesi, Kenan’ın bulunmasını istedi. Kenan’ı bulmak, faillere ulaşmak için girişimlerde bulunan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapması engellendi ve Ankara’dan sürüldü. Soruşturmayı devralan Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Özden Tönük, ailenin ve tanıkların başvuruları ile ilgili gerekli girişimlerde bulunmadı. Tanık Ö.A ve M.Y. “Kenan Bilgin’i hücreden alıp götüren polisleri teşhis edebileceklerini” söylemelerine rağmen bu konuda hiçbir şey yapmadı. Sonrasında terfi ederek tanıkların, polisi ve devleti küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı iddialarda bulunduğunu içeren 3 sayfalık bir rapor yazarak dosyayı kapattı. Raporun gerçeği yansıtmadığı AİHM kayıtlarına geçtikten sonra da terfi ederek Yargıtay Üyesi oldu.

    “HİÇBİR SONUÇ ALINAMADI”

    İç hukukta sonuç alınamayınca aile AİHM’e başvurdu. AİHM yargıçları Ankara’ya gelerek araştırma ve incelemelerde bulundu. Tanıkları, savcıları, polis yetkililerini dinledi. Kenan Bilgin’in tutulduğu gözaltı merkezine giderek tanık beyanlarının mekansal uyumunu kontrol etti. Mahkeme, Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994 tarihinde güvenlik güçlerince gözaltına alındığını; kendisinin 3 Ekim 1994 tarihine kadar güvenlik güçlerinin elinde bulunduğunu; ancak bu konuda hiçbir kaydın tutulmadığını tespit ederek, Türkiye’yi oybirliği ile mahkûm etti. ( 17.07.2001 BN:25659/94) AİHM, Bilgin Ailesi’nin iddialarının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık olduğunu belirtmesine rağmen, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı “Kenan Bilgin’in Ankara Emniyeti’ne bağlı nezarethanelerden birine alındığına dair hiçbir veriye ulaşılamamıştır” dedi ve dosyada zamanaşımı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Karara yapılan itirazlar da reddedildi. Kısacası iç hukukta mevcut tüm hukuki yollar kullanıldığı halde hiçbir sonuç alınamadı.

    “AİHM KARARLARI DİKKATE ALINMAK ZORUNDADIR”

    Oysa Türkiye, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf bir ülke olarak hem de Anayasa’nın 90. maddesi gereği AİHM kararlarını tam olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Yargı makamları AİHM kararlarını dikkate almak zorundadır. 1015.  haftamızda Kenan Bilgin’in akıbetinin açığa çıkartılması ve işlenen bu insanlığa karşı suçun bilinen şüphelileri hakkında etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi talebimizi yineliyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Kenan Bilgin için, tüm kayıplarımız  için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, vazgeçmeyeceğiz.”

    BİLGİN: BU UTANCI BU BARİYERLERİ KALDIRIN

    Açıklama sonrasında söz alan Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, şunları söyledi:

    “Kenan’ın hikayesi anlatıldı. Onlar kendini bilmez insanlar tarafından gözaltına alınıp kaybedilen olaylar değildir. Bunlar devletin bir politikası olarak hayat bulmuş devletin en başındakiler bunu örgütleyip işkence hevesli polislere bu talimatlar verilmiş işkence yapan polisler de bu insanları ortadan kaldırmıştır. Biz şunu söylüyoruz ne yaparsanız yapın bu insanlar bizim gururumuz, onurumuz, şerefimizdir. Biz onlarla guru duyuyoruz, onların düşündüklerini düşünüyoruz, yapmak istediklerini yapmaya çalışıyoruz. Siz ise şu arkadaki bariyerlerle utanın. Bu utancı kaldırın, bu bariyerleri kaldırın.”

    Cumartesi Anneleri’nin eylemi, Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Suçlara ortak olmaktan vazgeçin

    Cumartesi Anneleri: Suçlara ortak olmaktan vazgeçin

    İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin dosyasındaki kararı hatırlatarak, “İnsanlığa karşı işlenmiş suçların sorumlularını zamanaşımı kararlarıyla aklamak, çürüyen bir hukuk politikasının göstergesidir” dedi.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 912’ncisini online gerçekleştirdi. Cumartesi Anneleri bu haftaki eylemlerinde 12 Eylül 1994’te gözaltında kaybedilen sosyalist işçi Kenan Bilgin’in akıbetini sordu.

    Bu haftaki açıklamayı okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, zamanaşımı ile dosyaların kapatılmasına dikkat çekti. Yoleri, 20 Eylül’de zamanaşımı süresi dolacak olan JİTEM, Musa Anter ve gözaltında kaybedilen Ayten Öztürk davasında mahkeme heyetinin duruşmayı 21 Eylül’e erteleyerek, zamanaşımı süresinin dolmasının beklendiğini söyledi.

    ‘ÇÜRÜYEN HUKUK POLİTİKASI’

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a seslenen Yoleri, “Zorla kaybetmeler dahil olmak üzere, insanlığa karşı işlenmiş suçların sorumlularını zamanaşımı kararlarıyla aklamak, çürüyen bir hukuk politikasının göstergesidir. Yürüttüğünüz hukuk politikalarıyla fail ve sorumluların suçlarına ortak olmaktan vazgeçin” ifadelerini kullandı. Yoleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) oy birliğiyle mahkumiyet kararı vermiş olmasına rağmen Kenan Bilgin davasının da zamanaşımına uğradığını hatırlatarak, adaletin sağlanmadığını belirtti.

    BİLGİN DOSYASI KAPATILDI

    Yoleri, Bilgin’in 35 yaşında Ankara Dikmen’deki otobüs durağından gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü ifade etti. Yoleri, Bilgin’in akıbetini sormak girişimlerde bulunulduğunu ancak emniyetin Bilgin’in gözaltında olduğunu inkar ettiğini belirtti. Sonrasında 11 tanığın Bilgin’i emniyette işkence edilirken gördüklerini kamuoyuna açıkladıklarını hatırlatan Yoleri, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Bilgin Ailesi, Kenan’ın bulunmasını istedi. Kenan’ı bulmak, faillere ulaşmak için girişimlerde bulunan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapması engellendi ve Ankara’dan sürüldü. Soruşturmayı devralan savcı Özden Tönük ailenin ve tanıkların başvuruları ile ilgili gerekli girişimlerde bulunmadı. Tanıkların, polisi ve devleti küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı iddialarda bulunduğunu içeren 3 sayfalık bir rapor yazarak dosyayı kapattı.”

    ZAMANAŞIMI GEREKÇESİYLE TAKİPSİZLİK

    İç hukuktaki girişimlerin sonuçsuz kalması nedeniyle davanın AİHM’e taşındığını belirten Yoleri, AİHM’in oybirliği ile Türkiye’yi mahkum ettiğini vurguladı. Yoleri, “AİHM, Bilgin Ailesi’nin iddialarının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık olduğunu belirtmesine rağmen, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ‘Kenan Bilgin’in Ankara Emniyeti’ne bağlı nezarethanelerden birine alındığına dair hiçbir veriye ulaşılamamıştır’ dedi ve dosyada zamanaşımı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Karara yapılan itirazlar da reddedildi. Kısacası iç hukukta mevcut tüm hukuki yollar kullanıldığı halde hiçbir sonuç alınamadı” diye belirtti.

    ‘AİHM KARARLARI DİKKATE ALINMAK ZORUNDA’

    Yoleri, Türkiye’nin hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) taraf bir ülke olarak hem de Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereği AİHM kararlarını tam olarak yerine getirmekle yükümlü olduğunu hatırlatarak, “Yargı makamları AİHM kararlarını dikkate almak zorundadır. Kaç yıl geçerse geçsin; Kenan Bilgin için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 213 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri Kenan Bilgin’i sordu: Sineye çekmeyeceğiz, mücadele edeceğiz !

    Cumartesi Anneleri Kenan Bilgin’i sordu: Sineye çekmeyeceğiz, mücadele edeceğiz !

    Cumartesi Anneleri 858. hafta eylemlerinde 12 Eylül 1994’te gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in akıbetini sordu. Kayıp yakınları, tüm kayıplar için adalet istemekten ve kayıplarla buluşma mekanı olan Galatarasay’dan vazgeçmeyeceklerini kaydetti. 

    Kayıp yakınları, iktidarlar değişse de devlet politikası olan bu inkar ve cezasızlık politikalarına karşı hak ve adalet mücadelesini sürdürüyor. Gözaltında kaybedilen sevdiklerinin akıbetlerinin açıklanması ve tüm sorumluların yargılanması için eylemlerine devam eden Cumartesi Anneleri 858. hafta eyleminde, ’94 yılında kaybedilen Kenan Bilgin’in dosyası kamuoyuyla paylaşıldı.

    AİHM’in oybirliği ile mahkumiyet kararı vermiş olmasına karşın iç hukukta hiçbir sonuç alınamadığı belirtilen açıklamada, “858. haftamızda Kenan Bilgin’in akıbetinin açığa çıkartılması ve işlenen bu insanlığa karşı suçun bilinen şüphelileri hakkında faal soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi talebimizi yineliyoruz. Bu talebimizin gerçekleşebilmesi için yargı sisteminin, bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak, dışarıdan yapılan baskılara direnecek kadar güçlü bir yapıya kavuşturulmasına gereksinimimiz olduğunu bir kere daha hatırlatıyoruz” denildi.

    “KENAN‘IN SESİNİN TANIĞI OLDUM”

    Eylemde ilk olarak konuşan Kenan’ın gözaltında olduğuna tanıklık eden Sair Çoban, kendisinin de o süreçte gözaltında olduğunu ve havalandırmaya çıktığında karşı hücrede birinin kendini göstermeye çalıştığını aktararak, “Hücrenin mazgallarından birisini elini çıkarda kendini göstermeye çalışıyordu sonra haykırdı, ‘adım Kenan Bilgin. Kaydımı yapmadılar beni öldürecekler’ diye. Bunun birebir tanığı oldum. Ben işkenceden dönerken yine aynı sesi duydum. Kenan’ın sesinin tanığı oldum. Birkaç gün geçtikçe sonra hücreden hiç ses çıkmadı.  Büyük olasılık MİT’in Ankara bölgesinde ki bir tesise götürdüler ve Kenan yoldaşı katlettiler” dedi.

    “KENAN HÜCREDEN ADINI HAYKIRDI”

    Ardından ikinci tanık olan Özer Akdemir, gözaltında olduğu hücresinin işkence yapılan yere yakın olduğunu belirterek, “Arkadaş işkenceye götürüldüğünde işkencenin sesini duyuyordum. Bir gün bu arkadaş mazgaldan bağırdı ‘adım Kenan Bilgin. Kaydım yapılmadı’ şeklinde sözler söyledi. Bir iki gün sonra da oradan aldılar Kenan’ı “ ifadelerini kullandı.

    “SİNEYE ÇEKMEYECEĞİZ”

    Daha sonra söz alan Kenan’ın kardeşi Naciye Bilgin Ökdemir ise, 27 yıldır abisini aradıklarını ifade ederek, “12 Eylül deyince aklıma kaos, acı, kayıp geliyor. Annem oğlunun adını sayıklayarak hayata gözlerini yumdu. Bu kadar vahşice bir şey olamaz. İnsanları katlede ede bir dünya iyi insan kaybedildi. Biz bu davanın peşini bırakmayacağız. Adalet yerini bulana kadar mücadele edeceğiz. Evde oturup gözaltında kaybettirmeleri sineye çekmeyeceğiz” diye belirtti.

    Eylemde bu hafta basın metnini Cumartesi İnsanlarından Ümmühan Kaya okudu.

    “FAİLİ BULMAK İSTEYEN SAVCI SÜRÜLDÜ”

    Kaya, Kenan Bilgin’in Ankara’nın Dikmen ilçesinde otobüs durağından gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüğünü bilgisini paylaşarak, “Ailesi, avukatları ve İnsan Hakları Derneği Kenan Bilgin’e ulaşmak için girişimlerde bulundu ancak Ankara Emniyeti, onun gözaltına alındığını inkar etti. Bunun üzerine 11 tanık Kenan Bilgin’i şubede işkencede gördüklerini kamuoyuna açıkladı” dedi. Kaya,  ailesinin Kenan’ın bulunması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğunu ancak Kenan’ı bulmak, faillere ulaşmak için girişimlerde bulunan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapmasının engellendiğini ve başka bir yere sürgün edildiğine dikkat çekti.

    “AİHM TÜRKİYE’Yİ MAHKUM ETTİ”

    Soruşturmayı devralan savcı Özden Tönük’ün ailenin ve tanıkların başvuruları ile ilgili gerekli girişimlerde bulunmadığını vurgulayan Kaya savcının, tanıkların, polisi ve devleti küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı iddialarda bulunduğunu içeren 3 sayfalık bir rapor yazarak dosyayı kapattığını ifade etti. İç hukukta sonuç alınamaması üzerine ailenin dosyayı AİHM’e taşıdığını ve AİHM yargıçlarının Ankara’ya gelerek incelemelerde bulunduğunu belirten Kaya, “Mahkeme, Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994 tarihinde güvenlik güçlerince gözaltına alındığını; kendisinin 3 Ekim 1994 tarihine kadar güvenlik güçlerinin elinde bulunduğunu; ancak bu konuda hiçbir kaydın tutulmadığını tespit ederek, Türkiye’yi oybirliği ile mahkûm etti” ifadelerini kullandı.

    “DOSYAYA TAKİPSİZLİK VERİLDİ”

    Kaya, AİHM’in tanıkları dinlemesi ve beyanları doğrulamasına rağmen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Kenan Bilgin’in Ankara Emniyeti’ne bağlı nezarethanelerden birine alındığına dair hiçbir veriye ulaşılamadığını belirterek zamanaşımı gerekçesiyle  takipsizlik kararı verdiğini ve karara yapılan tüm itirazların reddedildiğini belirtti.

    Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf bir ülke olarak hem de Anayasa’nın 90. maddesi gereği AİHM kararlarını tam olarak yerine getirmekle yükümlü olduğunu hatırlatan Kaya, “ Yargı makamları AİHM kararlarını dikkate almak zorundadır” diyerek etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi talebini yineledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri: Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz – VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz – VİDEO

    Cumartesi Anneleri 806’ncı hafta açıklamalarında yetkililere seslendi: “Yargı sistemi yüzünden kayıplarımıza ulaşamıyoruz. 806 haftadır haykırıyoruz.”

    Cumartesi Anneleri 806’ncı hafta yaptıkları açıklamada 12 Eylül 1994’te gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Kenan Bilgin’in akıbetini sordu: “806 haftadır haykırıyoruz: Gözaltında kaybedilen isanlarımıza ulaşmak için tüm yasal yolları kullandığımız halde bir sonuç alamıyoruz.”

    “YARGI SİSTEMİ YÜZÜNDEN KAYIPLARIMIZA ULAŞAMIYORUZ”

    “Kenan Bilgin için için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” diyen Cumartesi Anneleri, yaptıkları açıklamada şunları söylediler: “Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedilen insanlarımız için hakikat ve adalet arayışımızın 806.haftasındayız.

    806 haftadır haykırıyoruz: Gözaltında kaybedilen isanlarımıza ulaşmak için tüm yasal yolları kullandığımız halde bir sonuç alamıyoruz. Çünkü yargı, denge ve denetleme sistemi içindeki kilit öneme sahip işlevini yerine getirmiyor. Temel hak ve özgürlüklerimizin güvencesi olmak yerine, haklarımızı ihlal eden devletin yurttaşa karşı uyguladığı şiddeti meşrulaştırmaya çalışan bir rol oynuyor. Kısacası, Anayasayı ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri açıkça ihlal eden keyfi yönetimlerin yarattığı adalet dağıtmayan yargı sistemi yüzünden kayıplarımıza ulaşamıyoruz.”

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin için de şunları söyledi: “806. haftamızda hukukun verdiği imkanları sonuna kadar kullandığımız halde iç hukukta sonuç alamadığımız Kenan Bilgin dosyasını bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz.

    35 yaşındaki Kenan Bilgin, 12 Eylül 1994 tarihinde Ankara Dikmen’deki bir otobüs durağından gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü. Ailesi, avukatları ve İnsan Hakları Derneği, Kenan Bilgin’e ulaşmak için girişimlerde bulundu ancak Ankara Emniyeti onun gözaltına alındığını inkar etti. Bunun üzerine 11 tanık Kenan Bilgin’in şubede işkence gördüğünü kamuoyuna açıkladı ayrıca bununla ilgili savcıya ifade verdiler.
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Bilgin Ailesi, Kenan’ın bulunmasını istedi. Kenan’ı bulmak, faillere ulaşmak için girişimlerde bulunan Ankara Cumhuriyet Savcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapması engellendi ve Ankara’dan sürüldü.
    Soruşturmayı devralan savcı Özden Tönük, tanıkların polisi ve devleti küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı iddialarda bulunduğunu içeren 3 sayfalık bir rapor yazarak dosyayı kapattı.

    İç hukukta sonuç alınamayınca dava AİHM’e taşındı. AİHM yargıçları Ankara’ya gelerek araştırma ve incelemelerde bulundu. Tanıkların, savcıların, polis yetkililerinin ifadelerini aldı. Kenan Bilgin’in tutulduğu gözaltı merkezine giderek tanık beyanlarının mekansal uyumunu kontrol etti. Mahkeme, Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994 tarihinde güvenlik güçlerince gözaltına alındığını; kendisinin 3 Ekim 1994 tarihine kadar güvenlik güçlerinin elinde bulunduğunu; ancak bu konuda hiçbir kaydın tutulmadığını tespit ederek, Türkiye’yi oybirliği ile mahkûm etti.

    AİHM, Bilgin Ailesi’nin iddialarının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık olduğunu belirtmesine rağmen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı “Kenan Bilgin’in Ankara Emniyeti’ne bağlı nezarethanelerden birine alındığına dair hiçbir veriye ulaşılamamıştır” demeye devam etti.”

    “GÖREVİZİ YERİNE GETİRİN”

    Yetkilileri göreve çağıran Cumartesi Anneleri,” Kenan Bilgin’in gözaltında kaybedilişinin 26.yılında bir kez daha adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz: AİHM kararları devlet açısından bağlayıcıdır. Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına uymaması, hukukun üstünlüğü ilkesini ağır biçimde ihlal etmesi demektir. Bu ihlale son verin; Kenan Bilgin’in gözaltında işkence ile öldürülmesi ve bedeninin kaybedilmesi ile ilgili etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmesini sağlama görevinizi yerine getirin.
    Kaç yıl geçerse geçsin Kenan Bilgin için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz! 107 haftadır hukuksuz bir biçimde bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri Kenan Bilgin için adalet istedi-VİDEO

    Cumartesi Anneleri Kenan Bilgin için adalet istedi-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eylemlerinin 754. haftasında Ankara Dikmen’deki bir otobüs durağından gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürülüp kaybedilen Kenan Bilgin için adalet istedi.

    Haberin Videosu

    Cumartesi Anneleri eylemlerinin 754. haftası da İHD İstanbul Şubesi önünde polis ablukası altında gerçekleşti. Gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının taşındığı eyleme bu hafta CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP milletvekilleri Ahmet Şık, Musa Piroğlu ve çok sayıda yurttaş destek verdi. Bu hafta dağıtılan karanfiller CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verildi.

    Bu hafta gözaltında kaybedilen Kemal Bilgin’in akıbeti soruldu. Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu.

    “SAVCI ‘SİZİ İLGİLENDİRMEZ’ DEDİ”

    Tosun, güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra başlarına ne geldiği öğrenilemeyen sevdikleri için 754 haftadır meydanlarda, sokaklarda olmaya devam ettiklerini ve devam edeceklerini söyledi. Tosun, Kenan Bilgin dosyasıyla ilgili şu bilgileri paylaştı:

    “35 yaşındaki Kenan Bilgin, 12 Eylül 1994 tarihinde Ankara Dikmen’deki bir otobüs durağından gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü. Aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 10 kişi ile birlikte burada işkenceyle sorgulandı. Gözaltı sonrasında bu kişiler mahkemeye çıkarıldığında aralarında Kenan Bilgin yoktu. Onların ‘Kenan Bilgin de bizimleydi, Kenan Bilgin’e ne yaptınız?’ sorusuna Savcı ‘o sizi ilgilendirmez’ cevabını verdi.”

    “GÖREV YAPMASI ENGELLENEN SAVCIYI SÜRDÜLER”

    Kenan Bilgin dosyasında iç hukukta sonuç alınamayınca davanın AİHM’e taşındığını ve AİHM yargıçlarının Ankara’ya gelerek araştırma ve incelemelerde bulunduğunu söyleyen Tosun, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Bilgin Ailesi, Kenan’ın bulunmasını istedi. Kenan’ı bulmak, faillere ulaşmak için girişimlerde bulunan Ankara Cumhuriyet Savcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapması engellendi ve Ankara’dan sürüldü. Dosyayı devralan savcı Özden Tönük, Kenan Bilgin’e işkence yapan polisleri teşhis edebileceklerini söyleyen tanıkların ifadelerinin, ‘polisi ve devleti küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı iddialar olduğunu’ içeren 3 sayfalık bir rapor yazarak dosyayı kapattı.”

    KENAN BİLGİN’İ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ

    Tosun, Bilgin’in faillerinin cezasızlık zırhıyla korunduğunu belirterek “Gerçek şu ki Kenan Bilgin, gözaltına alındı. Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar’ın emrindeki Terörle Mücadele Şubesi’nde işkence gördü ve kaybedildi. Devlet, Kenan Bilgin’in gözaltında kaybedilmesindeki sorumluluğunu üstlensin ve bu insanlığa karşı suç üzerindeki cezasızlığa son versin! Oğluna kavuşma düşünü gerçekleştiremeden aramızdan ayrılan Fincan Bilgin’in düşünün takipçileri olmayı sürdüreceğiz. Kenan Bilgin’i unutmadık, unutmayacağız.” dedi.

    ADALETİ SOKAKLARDA ARIYORUZ

    Gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in kardeşi olan İrfan Bilgin de kayıp yakınlarına desteğe gelen Kaftancıoğlu’na verilen cezanın hukuksuz olduğunu dile getirdikten sonra, Diyarbakır’daki annelerin oturma eylemleri için şunları söyledi:

    “Son 10 gündür Diyarbakır’da dağa giden veya dağa gönderilen gençlerin annelerinin oturma eylemleri var. Biz yıllardır burada oturuyoruz, bizi görmeyen buradaki annelerin çığlığına bakmayanlar bugün oradaki anaların üzerinden politika yapmaya başladılar. Oradaki anaların gözyaşını biz anlarız siz anlayamazsınız. Buradaki annelerin gözyaşlarına coplarla, köpeklerle, gazlarla saldırdınız. Sizin konuşmaya hakkınız yok. Annelerin feryatları aynıdır bu kadar duyarlıysanız annelerin bu ülkede neler yaşadığını görmek zorundasınız.”

    Annelere çağrıda bulunan Bilgin “Yanlış yerde oturuyorlar. Oturmaları gereken yerler bakanların ofislerinin önüdür.” dedi.

    “İKİ YÜZLÜ ADALETSİZ BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ”

    Kenan Bilgin’in dosyasının çok açık bir dosya olduğunu ve buna rağmen devletin bu dosyayı kapattığını dile getiren Bilgin, “Dosyada ne zaman katledildiği açıktır. En son yaptığımız başvuruda bize ‘AİHM Kenan Bilgin dosyasında herhangi bir bilgiye rastlanılmamıştır’ deyip dosyayı kapattılar. Gerekli olan her şeyi sunduk. Kaç gün tutulduğunu, neler sorulduğunu, ne zaman alındığını, nerede nasıl işkenceler gördüğünü. İşte biz bu kadar iki yüzlü adaletsiz bir ülkede yaşıyoruz.” diye konuştu.

    Bilgin, sözlerini son olarak “İçişleri Bakanı’nın da dediği gibi ‘Bu insanlar Sultanahmet Meydanı’nda gezerken kaybolmadı’ bu yüzden bizler sonuna kadar direneceğiz.” diyerek bitirdi.

    “SAVCILIK İÇİN BİR ŞEY İFADE ETMEDİ”

    Dava dosyasına yönelik bilgi veren Bilgin ailesinin avukatı Kamil Tekin Sürek Kenan Bilgin davasının iç hukukta sonuçsuz kaldığını duyurarak “Kenan Bilgin’le birlikte Ankara Emniyeti Siyasi Şubeye götürülen 12 kişi Bilgin’i gördüklerine dair konuşmuşlardır. İsminin Kenan Bilgin olduğunu, kendisinin öldürülmek istendiğini defalarca kez söylediler. Terörle Mücadele Şubesi’nin hücre koridorlarındaki olaylar, savcılık için hiçbir şey ifade etmedi.” diye belirtti.

    “İTİRAFÇI POLİS BİRÇOK CİNAYETİ İTİRAF ETTİ”

    AİHM’e başvurulduğunu ve 12 tanığın da dinlenerek AİHM’in, Ankara Terörle Mücadele Şubesi’ne keşfe gittiğini söyleyen Sürek, “Söylenilen çoğu şeyin doğru olmadığını gördüler. Tanıklardan bir tanesi soruşturmayı yürüten savcıydı. Daha önceki yıllarda Bilgin’e ne olduğunu bilinmediğini, dağa çıktığını söylüyordu ama hakimlerin karşısında itiraflarda bulunup olayı kabul etti. İtirafçı bir polis birçok cinayeti itiraf etti, gözaltına alınıp kaybedilen insanları da aynı şekilde itiraf etmişti.”

    “BİZLER YAŞADIĞIMIZ SÜRECE BU DAVA DEVAM EDECEK”

    Bilgin’in işkenceden sonra öldürülerek polisler tarafından gömüldüğünü kaydeden Sürek, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bu deliller yeterlidir. İrfan’ın da bahsettiği gibi bu dava bizler yaşadığımız sürece devam edecek. Bu cinayetin failleri ölmüş olsalar da sağ olsalar da ortaya çıkacak, kayıplar unutulmayacak.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Gerçekler bilinmesin diye bize Galatasaray’ı yasaklıyorsunuz- VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Gerçekler bilinmesin diye bize Galatasaray’ı yasaklıyorsunuz- VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Annelerinin eylemlerinin 702’inci haftasında da Galatasaray Meydanı’na çıkmaları engellendi. Kayıp yakını Hanife Yıldız, sinir krizi geçirdi. Sokakta oturan Cumartesi Anneleri gerçekler bilinmesin diye Galatasaray Meydanı’nın yasaklandığını belirtti.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini aramak ve adalet istemek için Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’na çıkmaları üç haftadır engelleniyor. Cumartesi Anneleri eyleminin 700’üncü hafta etkinliğinden beri Galatasaray Meydanı’nı abluka altına alan polis bu haftada da meydana çıkan tüm yolları tuttu. Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi ise Hanife Yıldız, yaşananlar karşısında sinir krizi geçirdi.

    İnsan Hakları Derneği’nin (İHD)  Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Şubesi önünde toplanan kayıp yakınları önce Galatasaray Meydanı’na doğru sessiz bir yürüyüşe geçti. İstiklal Caddesi’ne çıkan yolların polis tarafından tutulması nedeniyle Cumartis Anneleri Büyükparmakkapı Sokak’da oturma eylemi yaptı. Eyleme HDP milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Ahmet Şık, Garo Paylan, Züleyha Gülüm ile ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş destek verdi.

    “ELİMİZDEKİ FOTOĞRAF VE KARANFİLLERE KARŞI AĞIR SİLAHLI POLİSLER”

    Burada yapılan açıklamayı gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kısı Besna Tosun okudu. Tosun, gözaltında kaybetmenin bir insanlık suçu olduğunu, devletlerin yurttaşlarını gözaltında kaybedilmeden koruması ve bu suçu etkili bir biçimde cezalandırması yükümlüğünün yerine getirmesi gerektiğini hatırlattı. 700’üncü hafta eylemlerine saatler kala ağır polis şiddetiyle darp edildiklerini, gaz bombalarının hedefi olduklarını, işkence görüp yaralandıklarını ve gözaltına alındıklarını dile getiren Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2011 yılında Erdoğan’ın davet ederek görüştüğü, ‘Sizin sorununuz kabinemin sorunudur, elimizden geleni yapacağız’ dediği yaşlı annelerimiz İçişleri Bakanı’nın ağır hakaretlerine maruz kaldı. Bugün de gözaltında kaybedilen sevdiklerimizle buluşma mekanımız olan Galatasaray Meydanı tomalar, iş makineleri, çelik ve beton bariyerler ile kuşatıldı. Elimizdeki fotoğraflara ve karanfillere karşı ağır silahlı polisler konuşlandırıldı.”

    “ANNELERDEN VE MEYDANLARDAN KORKANLAR KAYBEDECEKLER”

    “Adalet talebimize Galatasaray Meydanı’nı zaptederek cevap verenlere sesleniyoruz: Bizim 702 haftadır kamuoyuna açıkladıklarımız tanık beyanlarına, kamu görevlilerinin ifadelerine, TBMM raporlarına, savcılık fezlekelerine, mahkeme tutanaklarına, AİHM kararlarına, akademik çalışmalara, kitaplara, gazete haberlerine de yansıyan gerçeklerdir. Gerçekler bilinmesin diye bize Galatasaray’ı yasaklıyorsunuz. 702 haftadır kayıplarımıza ulaşma ve onları kaybedenlerden adil bir yargı önünde hesap sorma talebimizin meşruiyetinden korkuyor ve bizi susturmak istiyorsunuz. Hukukun üstünlüğü talebimize ağır polis şiddetiyle cevap verenlere sesleniyoruz: Annelerden ve meydanlardan korkanlar Arjantin’de, Şili’de kaybettiler. Türkiye’de de kaybedecekler.”

    “KENAN BİLGİN DOSYASINDA ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”

    24 yıl önce gözaltına kaybedilen Kenan Bilgin’in dosyasını paylaşan Tosun, şunları belirtti: “12 Eylül 1994 sabahı, 35 yaşındaki Kenan Bilgin Ankara Dikmen’de otobüs durağında sivil polislerce gözaltına alındı. 11 kişi Kenan Bilgin’i Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde işkencede gördüklerine dair tanıklık etti. Ancak onun gözaltına alındığı bugüne kadar inkar edildi. Tüm yasal girişimler sonuçsuz kalınca dava AİHM’e taşındı. AİHM’deki yargılama sonucunda Mahkeme Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994 tarihinde güvenlik güçlerince gözaltına alındığını; kendisinin 3 Ekim 1994 tarihine kadar güvenlik güçlerinin elinde bulunduğunu; ancak bu konuda hiçbir kaydın tutulmadığını ve bundan sonra akıbetinin ne olduğu konusunda hiçbir kayıt ve bilginin bulunmadığını tespit ederek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni oybirliği ile mahkum etti. AİHM mahkumiyetine rağmen etkin bir soruşturma yürütmeyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ verdi.

    Ömrü oğlunun akıbetini öğrenmeye yetmeyen Fincan Bilgin’in bıraktığı yerden ‘Kenan Bilgin için adalet!’ istemekten vazgeçmeyeceğiz.”

    Açıklamanın ardından kayıp yakınları İHD İstanbul Şubesi’ne döndü.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Güzel Annenin emanet ettiği mücadeleden vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Güzel Annenin emanet ettiği mücadeleden vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – 652. haftada 1994 yılında gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin dosyasını gündeme getiren Cumartesi Anneleri geçtiğimiz günlerde Hakk’a yürüyen Güzel Şahin Anayı da unutmadı. Eylemde konuşan Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, 22 yıldır bu meydanda birçok anneyi kaybettiklerini belirterek, “Adaletin olmadığı adalet saraylarından adalet bekledik.” dedi. 

    Haberin Videosu

    Cumartesi anneleri eyleminin 652. haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen kayıp yakınları 1994 yılında Ankara/Dikmen’de gözaltına alınarak kaybedilen Kenan Bilgin dosyasında adalet talebinde bulundular.

    “ON BİNLERCE ANANIN SESİ OLDUN”

    Eylemde ilk olarak Barış Annelerinin Güzel Şahin için gönderdikleri mesaj okundu. “Yaşamı boyunca adı gibi güzel ve kocaman yüreğiyle hiç kimseyi ayırmadan, kayırmadan, ötekileştirmeden Türk’ün, Laz’ın, Çerkes’in, Arap’ın, Roman’ın, Kürt’ün, Ermeni’nin, Alevinin, Sünninin acısını yüreğinde hissederek on binlerce ananın sesi oldun. Zalimlerin öncelikle biz kadınlara ve analara mutlaka hesap vereceklerine insanlığın bu zihniyet sahiplerini tarih sahnesinden sileceğine olan inancı hep diri tutarak mücadeleni sürdürdün… Mücadele mirasını öncelikle öncelikle biz kadınlar ve analara devrederek aramızdan ayrıldın. Sana söz veriyoruz; barış, adalet ve özgürlük tüm dünyada hakim oluncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

    “YOL GÖSTERİCİ OLDU”

    Ardından Güzle Şahin için Kandıra F Tipi Hapishanesinde tutuklu bulunan kadın siyasetçiler Sebahat Tuncel ve Figen Yüksekdağ’ın mesajları okundu. Sabahat Tuncel mesajında Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan ırkçı saldırıya da değinerek şunları belirtti: “Hatun annenin cenazesine yapılan ırkçı saldırı nedeniyle büyük bir öfke yaşarken, acımız tazeyken Güzel Annenin vefatını öğrendik. Güzel Anne haksızlığa, zulme ve faşizme karşı mücadelenin en ön saflarında yüreği özgürlük sevdasıyla olan anne yol gösterici oldu. Hatun Anneye ve Güzel Anneye sözümüz özgürlük ve demokrasi olacaktır.”

    “EMANET ETTİĞİ MÜCADELE BAYRAĞINI ZAFERE TAŞIYACAĞIZ”

    Figen Yüksekdağ ise mesajında Güzel Annenin bütün hak savunucularının annesi olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: “Bütün hak savunucularının, devrimcilerin, yurtseverlerin eylem arkadaşı olan o güzel kadını selamlıyorum. Kadın siyasi tutsaklar olarak O’nun direnişini büyütecek bizlere emanet ettiği mücadele bayrağını zafere taşıyacağız.”

    “O BU MEYDANIN ANNESİ”

    Kayıp yakınları adına konuşan Ahmet Cihan, bugün bu meydanın Güzel Annesiz hüzünlü olduğunu belirterek “Bu meydan öksüz değil ama Güzel Annesiz öksüz. Güzel Anneyi devrimci, demokrat herkes bilir. Hereksin annesi Güzel Annesiz bu meydan hakikaten hüzünlü.” dedi. o 30 yaşındaki Süleyman’ın annesi. Güzel Anne bu meydanın annesi. Ben annemi kaybettim ve onu bir daha göremeyeceğim. Güzel Annesiz bu meydan öksüz kalacak” diyen Cihan, Güzel Anneden önce de bu meydanda birçok anneyi kaybettiklerini belirterek hükumete şöyle seslendi: “Vicdanınız kurusun. Daha kaç anneyi kaybedeceğiz.”

    “ADALETİN OLMADIĞI ADALET SARAYLARINDAN ADALET BEKLEDİK”

    Cihan’ın ardından konuşan Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, bu meydanda oturdukları 22 yıl boyunca birçok anneyi, babayı kaybettiklerini belirterek Güzel Annenin onlara çok şey öğrettiğini kaydetti. 22 yıldır gözaltında kayıpların son bulması için bu meydanda oturduklarını söyleyen Bilgin, “Adaletin olmadığı adalet saraylarından adalet bekledik.” dedi.

    “NE ARIYORDUNUZ DA BULAMADINIZ”

    Kenan Bilgin’in dosyasına ilişkin bilgi veren İrfan Bilgin, tanık ifadelerine rağmen iç hukukta dava bile açılmadığını, dosyayı AİHM’e taşıdıklarını ve AİHM’in Türkiye’yi mahkum ettiğini kaydetti. Adalet Bakanlığının dosyada dava açmaya yetecek herhangi bir delil bulamadıklarını söylediğini belirten Bilgin, “Adalet Bakanına soruyorum. Ne arıyordunuz da bulamadınız. 12 tane insanın tanıklığı var orada. Kaybedilen insanlar kendini bilmeyen memurların kaybettiği insanlar değil. Devlet emriyle katledildiler. Alttan yukarıya doğru çıkan olaylardır bu olaylar. Gün gelecek gün yüzüne çıkarılacak bunlar. Bu insanları unutturmayacağız. Bu insanlar bizim gururumuz. Mücadelelerini devam ettireceğiz.” şeklinde konuştu.

    “O HALKIN ANASIYDI”

    Bilgin’in ardından konuşan gözaltı kayıplarından Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, “Adıyla güzel, kendi güzel, yüreği güzel ananın şahsında tüm annelerimizi anıyorum.” dedi. Güzel Annenin sadece kendi çocuklarının annesi olmadığını söyleyen Yıldız, “O anaların da anası oldu. O benim de anam, o halkın anasıydı. Ben anadan yetim kaldım, babadan yetim kaldım, evlattan yetim kaldım ama arkadaştan yetim kalacağımı hiç düşünmedim. Ana sen merak etme. Senin o havada olan yumruğunu hiç indirmeyeceğim.” şeklinde ifade etti.

    Basın  metnini cumartesi insanlarından Meryem Göktepe okudu. Göktepe, herkesin davasının sadece hukuki esaslar gözetilerek hiçbir etki altında kalmaksızın karara bağlanması hakkına sahip olduğunu vurgulayarak Kenan Bilgin dosyasına ilişkin şu bilgileri verdi:

    “KENAN BİLGİN DOSYASINDA ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”

    “35 yaşındaki Kenan Bilgin, 12 Eylül 1994 tarihinde Ankara Dikmen’deki bir otobüs durağından gözaltına alındı. Aynı operasyon kapsamında 10 kişi daha gözaltına alınmıştı. Toplamda 11 kişi gözaltında olmasına rağmen Ankara Emniyeti Kenan Bilgin’in gözaltına alınanlar arasında olduğunu inkâr etti. Mahkemeye çıkarılan 10 kişinin “Kenan Bilgin de bizimleydi, Kenan Bilgin’e ne yaptınız?’’ sorusuna Savcı “o sizi ilgilendirmez” cevabını verdi.

    Kenan Bilgin’le birlikte gözaltına alınan kişiler yazılı bir açıklama yaparak, Kenan’ı Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde gördüklerini söyledi. Aynı dönem Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulan Avukat Murat Demir’de Kenan Bilgin’i emniyette gördüğünü kamuoyuna açıkladı. Bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Bilgin Ailesi, Kenan’ın bulunmasını istedi. Kenan’ı bulmak, faillere ulaşmak için girişimlerde bulunan Ankara Cumhuriyet Savcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapması engellendi ve Ankara’dan sürüldü. Dosyayı devralan savcı Özden Tönük, Kenan Bilgin’e işkence yapan polisleri teşhis edebileceklerini söyleyen tanıkların ifadelerinin, “polisi ve devleti küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı iddialar olduğunu” içeren 3 sayfalık bir rapor yazarak dosyayı kapattı.

    İç hukukta sonuç alınamayınca dava AİHM’e taşındı. AİHM yargıçları Ankara’ya gelerek araştırma ve incelemelerde bulundu. Bilgin soruşturmasında polisin sahte tutanak, savcının ise gerçek dışı rapor düzenlediği açığa çıktı. Türkiye AİHM’de oy birliğiyle Kenan Bilgin’i kaybetmekten mahkum oldu. Buna rağmen etkin bir soruşturma yürütmeyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 31 Mart 2017 tarihinde Kenan Bilgin’in “Ankara Emniyeti’ne bağlı nezarethanelerden birine alındığına dair hiçbir veriye ulaşılamamıştır” diyerek zaman aşımı gerekçesiyle “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verdi. 15 Mayıs 2017 tarihinde Bilgin ailesi Ankara Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak karar itirazda bulundu. Geçtiğimiz ay Ankara Sulh Ceza Hakimliği bu itirazı reddetti ve dava Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Bugüne kadar iç hukukta Kenan Bilgin dosyasında gerçeği açığa çıkartacak etkin bir soruşturma yürütülmedi.” (HABER MERKEZİ)