Etiket: kent

  • Mersin Cemevi’nde ‘Aleviliğin kentleşmesi’ konuşuldu-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde ‘Aleviliğin kentleşmesi’ konuşuldu-VİDEO

    PİRHA- Yası Kerbela Orucu’nun açılmasının ardından yapılan sohbette “Kentleşme Sürecinin Alevi İnancı Üzerindeki Olumlu ve Olumsuz Yönleri” konuşuldu. 

    Yası Kerbela Orucu tutulmaya devam ediyor. Mersin Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar oruç açtı. Rıza Aydın nefes ve deyişler okunup, semah dönüldü. Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Baba Mansur Ocağı’ndan Hasan Kılıç, “Kentleşme Sürecinin Alevi İnancı Üzerindeki Olumlu ve Olumsuz Yönleri” başlıklı konuşma yaptı.

    Kır inancı olan Aleviliğin göçlerle birlikte kentlere taşındığını belirterek, “Kentlere yerleşen Alevilerin Sünni inancının dayatmalarına maruz kaldığını, bir çok yurttaşın Aleviliğini sakladı” dedi.

    Konuşmanın ardından çerağlar sırlanıp, sohbet sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • İBB Başkanı İmamoğlu ‘Deprem Seferberlik Planı’nı açıkladı: Her şeye sıfırdan başlıyoruz

    İBB Başkanı İmamoğlu ‘Deprem Seferberlik Planı’nı açıkladı: Her şeye sıfırdan başlıyoruz

    PİRHA-İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘İstanbul Deprem Seferberlik Planı’nı açıkladı. İmamoğlu, “Bu kadim şehri depreme dirençli hale getirebilmek için her şeyi sıfırdan başlatıyoruz” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), merkez üssü Maraş olan depremlerin ardından konuşulan İstanbul depremine ilişkin çalışmalarını ve hedeflerini “İstanbul Deprem Seferberlik Planını” başlığıyla kamuoyu ile paylaştı.

    İstanbul depremi için seferberlik başlattıklarını belirten İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İBB olarak güçlü bir inisiyatif alıyoruz, düzeni değiştiriyoruz. Deprem ve afetlere karşı bu kadim şehri dirençli bir kent haline getirmek için her şeyi tekrardan, sıfırdan başlatıyoruz” dedi.

    “DEPREM BU TOPRAKLAR İÇİN BİR GERÇEKLİKTİR”

    İmamoğlu‘nun konuşmasından öne çıkan satırlar şöyle:

    “6 Şubat 2023 ne yazık ki hepimiz için hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı sürecin başlangıcı. Bu deprem millet olarak hepimizi harekete geçirdi. Bütün milletimizin başı sağ olsun. İBB olarak tümden harekete geçerek ilk günden afet bölgesine koştuk. Sadece AFAD’ın bizi eşleştirdiği Hatay’da değil bütün bölgeye elimizden ne geliyorsa ulaştırmak için gayret ettik. Gücümüz yettiğince sürdürülebilir biçimde yaraların tümden sarılması anına kadar İstanbul halkı adına Büyükşehir Belediyesi olarak o bölgede olacağımızı belirtmek istiyorum. 2 bine yakın personelimizin halen Hatay’da bulunduğunu belirtmek istiyorum.

    Artık hayatımıza eskisi gibi devam edemeyeceğimizi hepimiz çok net olarak biliyoruz. On binlerce canımız hala belki göçük altında enkazlardan çıkarılıyorken biz normal yaşamımızı sürdüremeyiz. Hiçbirimizin buna hakkı yok. Hepimizin her şeyi yeni baştan düşünmeye son derece yüksek ihtiyacı vardır. Depremi ülkemizin birincil sorunu kabul etme zorunluluğumuz var. Deprem bu kadim topraklar için bir gerçekliktir.

    “İNİSİYATİF ALIYORUZ, DÜZEN DEĞİŞTİRİYORUZ”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak güçlü bir inisiyatif alıyoruz, düzen değiştiriyoruz. Düzeni değiştirmek zorundayız. Düzen değiştirmek cesaret ister. Cesur olabilmek için önce yanlış giden bir sürecin, düzenin parçası olmaktan net olarak kurtulmak gerekir. İBB yıllardır bu konuyu konuşuyor, 1999 yılından beri. Ancak bu düzene kalıcı ve cesur bir şekilde değişim adına gerekli adımları atamamıştır.

    “DEPREM İSTANBUL İÇİN BEKA MESELESİDİR”

    Deprem dirençli İstanbul için yüksek bir seviyeli seferberlik başlatıyoruz. Bu pek ala mümkündür. Var olmak, yaşamak istiyorsak mümkün olmak zorundadır. Deprem İstanbul için kaçınılmaz bir gerçek ve gerçek anlamda beka meselesidir. Tarihini saatini bilmiyoruz. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki deprem bu kentte yaşanacaktır. Eğer millet olarak bu kadim topraklarda neslimizi yaşatmak istiyorsak deprem dirençli yerleşim alanlarını mutlaka hızlıca oluşturmak zorundayız. Tüm halkımızla birlikte çalışmak ve birlikte başarmak istiyoruz.

    Gerçekçi stratejilere mutlaka ihtiyacımız vardır. Kaynağa ihtiyacımız vardır. Sorunun devasa büyüklükte olduğunu hepimiz biliyoruz. İşbirliğine ihtiyacımız vardır. Her kesimin harekete geçmesi ve geçirilmesi gerekiyor. Her kesimin harekete geçmesi ve geçirilmesi gerekmektedir. Bilime ihtiyacımız var. Bilim yegane ışığımızdır. Dün olduğu gibi bilimin söylediklerini görmezden gelerek yolumuza devam ettiğimizde canımızı yakan, sayısını söylemekte ve sayısını beyan etmekte bile zorlandığımız on binlerce insanımızı kaybettiğimizde yaşadığımız acıyı defalarca yaşarız. Görmezden gelerek yolumuza devam etmemiz mümkün değildir.

    Bu kadim şehri depreme dirençli hale getirebilmek için her şeyi sıfırdan başlatıyoruz. Ekiplerimiz ve bilim insanlarımız çalışmalarına aralıksız devam edecek. Seferberliğimizin üçüncü aşamasındayız. Yol haritamızı maddeler halinde sunacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Bütün kentler birbirine benzetildi, özgünlükleri yok edildi’-VİDEO

    ‘Bütün kentler birbirine benzetildi, özgünlükleri yok edildi’-VİDEO

    PİRHA-“Tarihsel Kentlerin Gelecek Açmazları” panelinde konuşan Araştırmacı Bekir Ağırdır, kentlerin tek tipleştirme sorunuyla karşı karşıya olduğunu ifade ederken, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, modern devletin kökeninde gücün iktidar aygıtında toplandığı bir sistemin olduğunu belirtti.

    Samandağ Kalkındırma Derneği ve Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen 22’inci geleneksel ‘Evvel Temmuz’ festivali devam ediyor.

    Moderatör Av. Halil İbrahim Özgün’ün yaptığı “Tarihsel Kentlerin Gelecek Açmazları” panele konuşmacı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve araştırmacı Bekir Ağırdır katıldı.

    Panelde ilk olarak konuşan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, modern devletin kökeninde gücün iktidar aygıtında toplandığı bir sistemin olduğunu belirtti.

    “ANAYASA VE YASALAR VAROLDUKÇA OTORİTERLEŞME DEVAM EDECEK”

    Araştırmacı Bekir Ağırdır da, kentlerin tek tipleştirme sorunuyla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, İstanbul’daki yapılarla Tokat’taki yeni inşa edilen yapıların aynı olduğu, kentlerin renklerinin bu nedenle yok edildiğini söyledi.

    Mevcut anayasa ve yasalar varoldukça otoriterleşmenin devam edeceğinin altını çizen Ağardır, “Bugün muhalif olan birinin başa geçmesi durumunda -ki o gözüküyor, otoriterleşmenin sona ermeyecektir” dedi.

    PİRHA/HATAY

  • Köyden kente göç onun inancını bitirmedi-VİDEO

    Köyden kente göç onun inancını bitirmedi-VİDEO

    PİRHA- “Bugün Xızır. Xızır, konu komşuya, çocuklarıma yardım etsin, kimseyi darda koymasın” diye başlıyor konuşmasına Gülşah Ceylan. İtikatın yani inancın eskisi gibi yürütülmediğine dikkat çekiyor.     

    Anadolu’nun kadim Alevilik inancının kutsallarından biri olan Xızır ayındayız. Aleviler ilk Xızır lokmalarını pişirdi ve eşit bir şekilde pay etti. İlk üç hafta Xızır lokmalarını dağıtıp ardından da oruçlarını tutacak olan Aleviler kurbanlarını kesecek. Darda olana yetiştiğine inanılan Xızır’a dua eden Aleviler cemlerini de gerçekleştirecek.

    Bu yılın ilk Xızır lokmasını yapan Erzurum Tekman Kuruca Köyü’nden İzmir’e göç eden Ceylan ailesinin evine konuk olduk. Xızır ayının ilk perşembesinde köyde bulunan ‘Quruzbaba’ ziyareti için evinde lokma pişiren Gülşah Ceylan ardından da komşularına dağıttı.

    Xızır lokmasını hazırlarken önce komşuları sonra çocukları için dua etmeye başlayan Gülşah Ceylan, eskiden köylerde cemler ana dilinde yapılırken günümüzde bunun giderek kaybolduğunu üzülerek söylüyor. Dilin önemine vurgu yapan Ceylan, özellikle ana dili olan Kırmankçi konuşuyor.

    Gülşah Ceylan, Xızır ayının Aleviler için önemli olduğunu söylüyor ve anlatıyor pişirdiği lokmayı:

    “Bugün Xızır günü. Bu Perşembe Quruzbaba için lokma pişirdim. Haftaya müsahip ve türbeler için lokma pişireceğim, diğer Perşembe ise Xızır için pişireceğim.”

    “ŞİMDİ NE PİRLER ESKİSİ GİBİ NE DE TALİPLER HER ŞEY DEĞİŞTİ”  

    Kureyşan Ocağı mensubu Gülşah Ceylan, eskiden evlerde yapılan Xızır cemlerini şimdi yapılan cemlerle karşılaştırıyor:

    “Herkes dünya derdine düşmüş. İnsanlar çok fazla mal mülk sahibi olunca her şeyi unuttu. İtikat da eskisi gibi değil. Olsaydı insanların arasında sevgi, saygı olur; pir, talip de belli olurdu. Dünya öyle hale geldi ki inançlarımızı değerlerimizi yitiriyoruz.

    Eskiden köyde kurban kesilir cem tutulurdu. Evliya çıkarılır, yıkatılır ve suyu, gelenlere içirilirdi. İnsanlar hak yolunda ağlardı. Ama şimdi cemlere gidenler birbirlerinin gözüne bakıyor. Ama şimdiki pirler de eskisi gibi değil insanların onlara karşı  inancı azalıyor. Önce deyişlerini söylesinler cemlerini yapsınlar sonra konuşmasını yapsınlar. Şimdi bir tane deyiş söylüyor sonra konuşuyor ikincisinde insanlar gelmiyor.”

    “İNSANLAR ÇOK DEĞİŞTİ”

    Ceylan, eskiden taliplerinin evlerine geldiğini ancak şimdilerde ne onların geldiğini ne de kendilerinin gittiğini belirtiyor. Ceylan, inancın köyden kente göç ile beraber zayıfladığına işaret ederek, “İnsanlar artık çok soğuk olmuş. Bir iki kere gittin mi üçüncüsünde acaba bu ne için geldi diye düşünür hale gelmişler. Eskiden misafir de çok önemliydi ama şimdi bunlar yok” diyor.

    XIZIR LOKMALARI HERKESE DAĞITILIYOR   

    Gülşah Ceylan, köydeki inanç ile burada yaşadığı inancın aynı olduğunu belirtiyor. İzmir’de de Xızır orucunu tutan ve pişirdiği lokmasını tüm komşularına dağıtan Ceylan sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Ben köyden nasıl geldiysem orada nasıl ki ziyaretlere giderken lokma pişirdiysem burada da aynısını devam ettiriyorum. Kurbanımız olursa keser cem de yaparız, olmazsa lokmamızı pişir komşularımıza dağıtırız.

    Quruzbaba ziyareti köyde ama lokmaları İzmir’de veriyoruz. Çünkü o hep kalbimizde asla onu unutmuyoruz. Önceden itikat vardı sevgi, saygı vardı şimdi yok.”

    PİRHA/İZMİR