Etiket: Kepez

  • ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

    ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

    PİRHA- ÇEDES proje adı altında okullara imam atanmasına tepkiler yükseliyor. Kepez Alevi Bektaşi Kültür Derneği Başkanı Abidin Özkan, “Bütün bunlar ne yazık ki Alevi toplumunu, Aleviliği yok etme projesidir. Buna şiddetle karşıyız” dedi.

    Eğitimi dinselleştirme amacıyla yürürlüğe konulan ÇEDES projesi dahilinde Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında protokoller imzalandı.

    Yapılan anlaşmaların sonucunda pedagojik eğitimi bulunmayan imamlar, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerdeki okullarda görevlendirildi.

    Laik eğitim anlayışına temelden aykırılıklar içeren ÇEDES projesi, Alevi toplumunca da tepkiyle karşılandı.

    Kepez Alevi Bektaşi Kültür Derneği Başkanı Abidin Özkan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)’ projesi kapsamında okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “YILLARDAN BERİ ALEVİLER ÜZERİNDE ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    Abidin Özkan, yıllardır Alevilerin asimilasyon politikasıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Özellikle Aleviler üzerinde bir asimilasyon politikası uygulanıyor. Özellikle 20 yıldır da bu artarak geldi ve çeşitli yöntemler denendi. 4+4+4 sistem getirildi. Din dersleri kaldırılsın diye taleplerimiz varken tam tersine daha da alt sınıflara indirildi. Bu yetmezmiş gibi son zamanlarda okullara mescit yapılması kararı alındı” dedi.

    “ÇEDES, “ALEVİLİĞİ YOK ETME PROJESİ”

    ÇEDES projesi adı altında imamlar okullara danışman olarak atandıklarını vurgulayan Özkan, “Öğretmenlik sistemi bellidir ülkemizde. Öğretmen, okulunu bitirir, pedagojik formasyon derslerini alır, bu yeterliliğe sahip olduktan sonra uygun görülürse ataması yapılır. Şu anda danışmanlık adı altında okullara imam atıyorsunuz, pedagojik formasyonu var mı? Hangi eğitimi almış? Yetkisi bilgisi nedir? Bütün bunlar ne yazık ki Alevi toplumunu, Aleviliği yok etme projesidir. Buna şiddetle karşıyız” diye belirtti.

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMAMIZA RAĞMEN HİÇBİR SAVCI İŞLEME DAHİ KOYMADI”

    İmamların atanması için pilot bölge olarak en çok Alevi aydın ve demokrat insanların yaşadığı bölgelerin seçildiğinin altını çizen Özkan, şöyle devam etti:

    “İzmir’deki mitingde bunu haykırarak bağırdık ama ne yazık ki hukuk sistemi ülkemizde belli. Savcılıklara suç duyurusunda bulunulmasına rağmen savcılar bunu işleme dahi koymadılar. Valiliklere ve milli eğitim müdürlükleri hakkında suç duyurusunda bulunuldu ancak ne yazık ki dikkate alınmadı, alınacağını da sanmıyorum. Sağcısı, solcusu, bütün insanlar bir araya gelip ‘yeter artık’ demek zorundayız ki bu düzelsin. Aksi halde bir kişinin keyfiyetiyle daha çok imamlar görürüz. Zaten içi boşaltılmış bir eğitim sistemi varken, gelecekte nasıl bir gençlik, nasıl bir insan profili olacağını düşünebiliyor musunuz?”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO

  • Yeşil Sol Parti Antalya’da seçim bürosu açılışı yaptı-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Antalya’da seçim bürosu açılışı yaptı-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti’nin Antalya’daki seçim bürosu açılışında konuşan Milletvekili Adayı Canan Çağlayan, “14 Mayıs’ta ne tekçi rejim ne de sistem içi restorasyon diyeceğiz. 14 Mayıs’ta bu sistemi değiştireceğiz” dedi.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Antalya’nın Kumluca ilçesi Meydan Mahallesi ve Kepez Şafak Mahallesi’nde seçim bürosu açılışı yaptı.

    Meydan Mahallesi’nde yapılan açılışta ilk olarak konuşan Yeşil Sol Parti Antalya Milletvekili Adayı Selami Özyaşar, önemli bir süreçten geçtiklerini ve bu sürecin 14 Mayıs’ta nihai hedefine ulaşacağını kaydetti.

    Özyaşar, “Bu seçimin önemi tarihseldir ve hepimiz önümüze düşen görevi yapmak zorundayız. Ev ev dolaşarak herkesi ikna etmek zorundayız. Çünkü vereceğimiz bu kararın ileride çocuklarımızı etkileyeceğini de biliyoruz. Biz bu iktidara karşı üçüncü yol siyasetini seçmişiz ve bu yolda kazanacağız. 20 günümüz kaldı çok iyi bir çalışma ortaya koymalıyız herkes en az 5 oy kazanma hedefiyle çalışsın. Mutlaka kazanacağız” dedi.

    “DEMOKRATİK CUMHURİYETİN YOLU EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜKTEN GEÇER”

    Milletvekili Adayı Canan Çalağan ise, “Bizler eşit-özgür ve gerçek anlamda demokratik bir yaşam için seçimimizi çoktan yaptık. 21 yıllık AKP-MHP iktidarının ve tek adam rejiminin tüm inkâr, baskı, talan politikalarına karşı bir an bile mücadeleden vazgeçmedik. Bugüne kadar birlikte direndik şimdi ise birlikte değiştireceğiz. 14 Mayıs’ta ne tekçi rejim ne de sistem içi restorasyon diyeceğiz. 14 Mayıs’ta bu sistemi değiştireceğiz. Yeşil Sol Parti ile tüm toplumun kendi öz örgütlülüğüyle karar alma ve üçüncü yolu birlikte inşa edeceğiz. Demokratik cumhuriyetin yolu eşitlik ve özgürlüğünden geçer” ifadelerini kullandı.

    Meydan Mahallesi’nde yapılan açılışın ardından Antalya Kepez Şafak Mahallesi’nde seçim bürosu açılışı gerçekleştirildi. Yapılan her iki açılışta da kadın ve gençlerin çoğunlukta olduğu yüzlerce kişi katıldı. Kitle sık sık, “Jin, jiyan, azadi” sloganlar eşliğinde halaylar çekti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Antalya’da muhabbet cemi: Rıza şehri komünal, ekolojik bir toplum kurma mücadelesidir-VİDEO

    Antalya’da muhabbet cemi: Rıza şehri komünal, ekolojik bir toplum kurma mücadelesidir-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Ocağı mensubu Mahsuni Sazcı’nın evinde muhabbet cemi yapıldı. Cemde yapılan muhabbetlerde deyişlerin, nefeslerin anlam ve içeriği, Rıza Şehri, zorunlu din dersleri gibi Alevi yurttaşları ilgilendiren birçok konu üzerine sohbetler edildi.

    Kızıldeli Ocağı mensubu Mahsuni Sazcı’nın Antalya’nın Kepez ilçesinde bulunan evinde muhabbet cemi yapıldı. Yapılan ceme Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Şube Başkan Yardımcısı Emire Ulutaş, yönetim kurulu üyesi Talip Çokbilir, Döndü Fidan, Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi gençliğinden Kızıldeli Ocağı yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Naciye Çokbilir ve bölgede bulunan mahallelerden canlar katıldı.

    Cemde yapılan muhabbette ise deyişlerin, nefeslerin anlam ve içeriği, Rıza Şehri, zorunlu din dersleri gibi Alevi yurttaşları ilgilendiren birçok konu üzerine sohbetler edildi.

    Muhabbet cemini, Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi gençliğinden Kızıldeli Ocağı yol hizmetkârı Mustafa Sazcı ve Zakir Çokbilir yürüttü. Çerağ uyandırılarak başlayan muhabbet cemi 12 hizmetin yerine getirilmesiyle devam etti.

    “MALESEF Kİ ARTIK BAR GİBİ YERLERDE NEFESLERİMİZ TÜRKÜ DİYE ÇALINIYOR”

    Cem muhabbetinde söz alan Kamer Akar, musahiplik kültürüne ve Alevilik inancının dayanışma, birlik olma özelliğine değinerek şunları dile getirdi:

    “Bir şehir düşünün, bir mahalle düşünün ki herkes birbiriyle musahip. Dolayısıyla bu şehirde, bu mahallede hırsızlık olmaz, kimse aç kalmaz, küslük olmaz, kimse kimsenin arkasından dedikodu yapmaz, kimse kapısını kilitlemez. Nazilli’nin Alamut diye bir köyü var, Tahtacı köyüdür. Bu köyde musahipsiz hemen hemen kimse yok. Çok ilginçtir, ben orada bir hafta kaldım ve gözlerim açıldı.

    Aşıklarımızın, sadıklarımızın nefeslerinde tüm doğrular vardır. Her aşığın yüreğinden çıkan sazın teline vurduğu zaman orada dile gelir. Bizim telli Kur’an’ımız ne düşünürsen onu söyler sana. Yalan söz söyleyebilme şansı yoktur. Dolayısıyla Alevi Kızılbaşlıkta Kur’an’ımız var mı, var. Telli Kur’an sazdır. Aşığın nefesi, pirin sözü elimizdeki telli Kur’an’dır. Ama ne yazık ki artık barlarda, şurada burada bizim nefeslerimiz türkü olarak çalınıyor. Çok çok üzülüyoruz ama ne yazık ki bu böyle.

    Gerçeği kavrayacağız, doğruyu araştıracağız, bu konuda kafa yoracağız, Uzun, uzun düşüneceğiz. Bir dahaki sefere nasip olursa eğer ben bir film göstereceğim. Sonra o film üzerinde uzun uzun tartışacağız. Seyit Nesimi’nin 1972 yılında Azerbaycan konuşması var. Onun bir filmi var. O filmi izleyin ve üzerinde oturun günlerce düşünün.”

    “ALEVİ BEKTAŞİ İNANCINA MENSUP KİŞİLER GÜRUH-U NACİ’DİR”

    Ardından söz alan Yol yürütücüsü Mustafa sazcı ise, “Aslında bütün dinler kendisini Adem oğlu olarak görüyor. Ancak Alevi Bektaşi inancına mensup kişiler der ki biz Âdemoğlu değiliz. Çünkü Âdemoğlu benliğine, hırsına, nefsine yenilmiştir. Biz Güruh-u Naci’yiz. Temizlerin, pakların, haklıların, dürüstlerin, doğruların yolunda ilerliyoruz ve diyoruz ki dinler, mezhepler hiçbir zaman Güruh-u Naci’nin soyuna gelmemiştir. Güruh-u Naci soyuna mensup olan kişilerde din yoktur, iman yoktur. Çünkü dinide imanı da aslında sevgidir, bunun farkındadır Naci soyu. Ancak diğer toplumlara dinler indirilmiştir, kitaplar indirilmiştir. Ancak hala günümüzde gördüğümüz de şudur ki, kitapların bile düzeltme gibi imkânı olmamış o toplumları. Ortadoğu coğrafyasına baktığımızda hala kan gölü içeresinde. Mezhep savaşları, din savaşları yaşanıyor” dedi.

    “BİZİM FELSEFEMİZ, YOLUMUZ SEMAVİ DİNLERİN KİTABINA SIĞMIYOR”

    ‘Bizim inancımız, bizim yolumuz Meluli Baba’nın nefesinde buyurduğu gibi dine, imana, mezhebe ihtiyaç duymayan bir yoldur’ diyen Sazcı sözlerine şöyle devam etti:

    “Yine Meluli Baba’nın bir nefesinde, ‘Ben de bir vicdan var tıpkı din gibi’ diyor. Aslında biz dinimizi de vicdanımız olarak görüyoruz. Karşıdaki kişiye zor uygulamamayı, kötülük yapmamayı, bir din olarak, bir kural kabul ediyoruz. Yazılı bir kitabımız yok ancak nefesler de hep bunu işliyoruz. Ne diyor Hacı Bektaş Veli, ’72 millete bir nazarda bakınız.’ Bu bizim kuralımızdır. Biz diyoruz ki, kişi çok eğitimli çok bilen bir kişi olsa da insanları Kürt’tür, Türk’tür Alevi’dir, Sünni’dir, Müslüman’dır, Hristiyan’dır diye ayırıyorsa o hakikate asidir. Onu biz yolda kabul etmiyoruz, 72 millete bir nazarda bakması gerektiğini söylüyoruz. Daha sonrasına bakıyorsun Hünkâr Hacı Bektaş Veli ne güzel söylemiş, ‘İncinsen de incitme. Düşmanının bile bir insan olduğunu unutma.’ Bunu söyleyen felsefeyi semavi dinlerin dört kitabına sığdırmak büyük bir saçmalık. Çünkü bu felsefe, bu Yol, bu semavi dinlerin kitabına sığmıyor, birkaç beden büyük geliyor.”

    “YOLU, AŞIKLARIMIZIN TELLİ KUR’AN’LA SÖYLEDİKLERİYLE AÇIKLAYACAKSIN”

    Aleviliğin, diğer farklı inançlar içine sıkıştırılamayacağını ifade eden Sazcı, “Yolu açıklayacaksan burada yazan aşıkların, sadıkların ayetleri ile açıklayacaksın. Aşıklarımızın, sadıklarımızın telli Kur’an dediğimiz bağlamada söyledikleri dillendirdikleri ile yola çıkacaksın. Ne diyor ayette, işte hırsızlık yapanın kolunu çapraz kes. Bizim Alevi felsefesi bunu kabul edecek mi? Kabul etmez. Çünkü düşmanın da bir insan olduğunu unutma diyoruz. Onun için bizi semavi dinlerin kitapları içerisine sıkıştırmaya, semavi dinlerin kuralları içerisine sıkıştırmaya çalışanlara karşı aslında bu muhabbetleri büyüterek kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bizim Alevi felsefesi diyor ki, insanlar hırsızlığa muhtaç olmayacak bir sistemde yaşasın. Bu Rıza Şehri’dir. Komünal bir şekilde yaşayan, ekolojik bir toplumu kurma mücadelesidir aslında Rıza Şehri” ifadelerini kullandı.

    “RIZA ŞEHİRLERİ OLUŞTURMALIYIZ”

    Sazcı, Alevi toplumsallığının dar sistemi ile otokontrolunu sağladığına değinen Sazcı, “Eriştiğin şey için niye hırsızlık yapasın ki öyle düşünmek gerekiyor. Bizim Alevi yol erkanına uygun, küçük minyatür anlamda Rıza Şehri’nin oluşturulduğu köylerimiz var. Eskiden Meluli Baba’nın bulunduğu Kayseri Sarız bölgesi. Rıza Şehri’ni insanlar orada yaşatmış. Yedi Alevi aile birleşiyordu, birbirleriyle musahip ev oluyorlardı. Yedi aile kendi aralarında bir eve 1 kilo portakal giriyorsa diğer eve de kesinlikle 1 kilo portakal giriyordu. Bir evde tuz varsa biliyorlardı ki diğer evde de tuz var. Bu toplumda hırsızlık gibi bir durum olmuyordu. Öyle bir şey oldu mu düşkünlük mekanizması giriyordu devreye. O hırsızlığı yapan talip dara çekiliyor, diğer canlara soruluyordu. Eğer kusuru varsa ilk başta telafi etmesi için uyarılıyor ancak daha sonrasında telafi etmez ve yaptığını tekrardan yaparsa düşkünlük mekanizması işletiliyor. Düşkün olarak kabul ediliyor” dedi.

    Uyandırılan cerağların sırlanması ile sohbet son buldu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Kepez’de evde cem yapıldı; ‘Asıl cem, kişi kendini pişirerek yola girdikten sonra olur’-VİDEO

    Kepez’de evde cem yapıldı; ‘Asıl cem, kişi kendini pişirerek yola girdikten sonra olur’-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da Aleviler, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği öncülüğünde Kepez ilçesinde bir evde cem oldu. Yapılan muhabbette, kalabalık salonlarda, rızalık alınmadan yapılan cem ibadetlerinin Yol inancına aykırı olduğu vurgusu yapıldı. Cemde, okullardaki din dersleri üzerinden çocuklara dayatılan asimilasyon da ele alındı.

    Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği, Antalya’nın Kepez ilçesine bağlı Ayanaoğlu Mahallesinde cem gerçekleştirdi.

    Semah eğitmeni Turgay Satılmış’ın evinde yapılan ceme Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça, Mehmet Gündoğdu, Zakirler Süleyman Demir, Hayri Aslandoğan ve canlar katıldı. Yapılan muhabbetlerde deyişlerin, nefeslerin anlam ve içeriği ile zorunlu din dersleri konuları tartışıldı.

    “TİYATRO GİBİ YAPILAN CEMLER CEM DEĞİL”

    Zakir ve yol yürütücüsü Süleyman Demir, muhabbete başlayan isim oldu. Demir, günümüzde yapılan kalabalık cem biçimlerini eleştirerek şunları söyledi:

    “Dede alışmış, dernek cemlerine hazırlanırken kravatını takıp geliyor. Bildiğimiz sözcükleri; ‘Hakk için ibadet yapıyoruz’ deniliyor. Alevilikte cennet-cehennem kaygısı yok. Alevi Bektaşilerde cennet-cehennem, huri, kılman için ibadet anlamında muhabbet yapılmaz. Burada yapılan muhabbetler, kısaca birbirimizle rızalaşacağız, sohbetlerimiz, gönül birliğimiz, rızalık olunca bir deyiş söyleyip açacağız. Görgü, sorgu olmayan Alevi cemlerinin sadece bir gösteri amaçlı tiyatro yapar gibi hizmetleri sadece  ‘Allah, Allah ah Hüseyin vah Hüseyin’ ağla git, bu cem değil. Asıl cem, kişi kendini pişirerek yola girdikten sonra olur. Cemevleri büyüdü, salonlara 500-1000 kişi geliyor, kimse kimseyi tanımıyor. Rızalık alacaksın. Nasıl alacaksın? Kimse kimseyi tanımıyor. Kimse kimseye vekil, kefil değil. O zaman cem olmuyor. 500 kişi 1000 kişi toplanıp öyle tiyatro gibi yapılan cemler cem değil. Ama bizler buradayız. Bir Balım Sultan muhabbetiyle yapılan sohbet ayrı bir şey.”

    “ALEVİLİK DİN DEĞİL FELSEFEDİR”

    Yol yürütücüsü Mehmet Gündoğdu ise ‘4 Kapı 40 makam’ ile ilgili bilgiler verdi. Gündoğdu, Alevi Yolunun bir din değil, felsefe olduğunu vurgulayarak “Bizim felsefemizde Dört Kapı 40 Makam’da 4 ana sır vardır. Hava, su, ateş ve topraktır. Biz burada bu hizmeti yaparken yeri süpürdük, temizledik, toprağı anlattık elimize su döktük, suyla arındık. Çerağ uyandırdık ateşi kutsadık, sazlarımızla havayı kutsadık. Bunlar bizim felsefemizin içinde olmazsa olmazları, aynı zamanda 4 kapının kurallarıdır” ifadelerini kullandı.

    ÇOCUKLARIMIZI ÇOK CİDDİ BİR TEHLİKE BEKLİYOR, GÖZARDI EDİLEMEZ”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça ise okullardaki zorunlu din dersi uygulamalarına dikkat çekerek şunları söyledi:

    20. Eğitim Şura toplantısı oldu ve bu toplantıda 4-6 yaş arasındaki anaokuluna giden çocuklara din eğitimi verilmesi önerisi çıktı. Bunun arkasından Milli Eğitim Bakanlığı var. 4+4+4 uygulaması da aynı şekilde bu eğitim şurasının önerisi ile gündeme gelmişti, daha sonra yasallaştı. Ve önümüzdeki günlerde anaokuluna giden çocuklarımıza din eğitimi verilecek. Bununla ilgili bir çalışma başlatıldı. Alevi örgütleri, demokratik örgütler, bu arada imza kampanyası başlattı. Ama toplumun bu konuda çok uyanık olması lazım. Çünkü 4-6 yaşında anasınıfına giden bir çocuk, daha soyut kavramlara hazır değildir. Onlara somut objelerle hitap edebilirsiniz. O yaştaki çocuk daha evreni, çevresini, hayvanları, eşyayı tanımaya çalışırken çocukların aklına, ‘İşte sen şunu yaparsan cehenneme gideceksin. şunu söylersen cennete gideceksin’ gibi kavramlarla beyinleri kirlenecek.

    Bizim çocuklarımız, torunlarımız tehlikeye açıklar. Bu konuda çok duyarlı olmamız gerekiyor. Bu anlamda hareket halinde imza toplayan kurumlara destek vermemiz gerekiyor. Çocuklarımızı çok ciddi bir tehlike bekliyor. Biz, ‘okullarda din dersi kaldırılsın’ mücadelesini verirken, bunun üstüne üstlük anasınıfındaki çocukların hurafelerle beyinlerini kirletecekler. Bu eğitimi alan çocuklar artık biat kültürüne alışmış ve sorgulamayan çocuklar olacak. Bu çocuklar, ne gördülerse inanacaklar. Böyle bir kalıp içerisinde bir nesil yetiştirilmek isteniyor. Çok çok büyük bir tehlike, bu göz ardı edilemez.”

    “ASİMİLASYONUN HIZINI GÖRÜYOR MUSUNUZ?” 

    Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ise köylere yapılan camiler ile sürdürülen asimilasyon politikalarına dikkat çekti. Demir, “Cami projeleri Alevi köylerine ilk Tunceli’nin dört köyünde muhtarla konuşarak yapıldı. İlk başlangıç noktası orası. Bir deneme yapıyorlar; ‘yol yapacağız, edeceğiz’ diye başlanıyor. Bütün Alevi köylerine camileri yaptılar ve birer hoca da atadılar. Köylüler, önce gülüp geçtiler. Tabi ‘bizi mi değiştirecekler?’ dediler ama köydeki camiler ve atanan hoca sonucu, şu anda bütün Alevi köylerinin yüzde 90’ı Hakk’a yürüme erkanını İslam’a göre yapıyor. Orada yetişen çocuklarımızı düşünün. Hocaya, camiye alıştılar. Onlardan gelecekler de Sünni İslam’ın yasalarına alışacak. Yetmedi ‘Arapça öğreteceğiz, Osmanlıca öğreteceğiz’ diye derslerde işlenen konulara Kur’an da eklenecektir. Asimilasyonun hızını görüyor musunuz?” diye sordu.

    İÇİMİZE GİRMİŞ OLAN BU ASİMİLASYONU SÖKÜP ATMAMIZ LAZIM”

    Muhabbette söz alan Yol yürütücüsü Mehmet Gündoğdu ise asimilasyonun Alevi toplumu içinden de yöneltildiğini ifade ederek “Özeleştiri yapmamız gerekiyor” dedi.
    Gündoğdu, “Biz içimizde Allah, Muhammet, Hasan, Hüseyin, Ali, 12 imamlar verip veriştiriyoruz. Bunlar İslam… Sorguladınız mı hiç? Bunlar ne zaman girdi bizim içimize? 1500 yıl sene önce girdi. Şah İsmail’in yoluyla, Balım Sultan yoluyla girdi. Ondan önce var mıydı? Yoktu. ‘Abdal Musa Cemi’ diyoruz. Abdal Musa cemini biz öldürdük, bitirdik. Abdal Musa Cemi öyle değil, Abdal Musa cemi bir sohbet bir muhabbet demektir. Ama biz bitirdik. Bizim bir kere içimize girmiş olan bu asimilasyonu içimizden söküp atmamız lazım. O da pek kolay olmuyor. Ama benim vicdanım rahat değil, çünkü kandırıldık. Adamlar çok güzel çalışıyorlar. 500 yıl önce içimize girmiş zaten onu da söküp atamıyoruz. Ne yapacağımızın cevabı herkesin kendi vicdanında…”

    “ÖRGÜTLERİMİZE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM”

    Yeniden söz alan Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça ise “Demokratik bir devletin aslında dini olmaz” dedi. Akça, Diyanetin varlığını eleştirdiği konuşmasında “Biz şimdi ‘din dersleri kaldırılsın’ derken ana sınıflarına da din dersi koyuyor. Çocuklarımızın geleceği kontrol altına alınmış oluyor. Buna şiddetle tepki vermemiz lazım. Buna tepki veren örgütlerimize sahip çıkmamız lazım. Çocuğa, hiç kimse din öğretmez, öğretmemesi lazım. Kişi ne zaman 18 yaşına geldi, kendi araştırır ve bulur. Eğer bir devlet dini öne sürüyorsa orada laiklik bitmiştir, orada cumhuriyet bitmiştir” şeklinde konuştu.

    Çerağların uyandırılmasıyla başlayan muhabbet ceminde 12 hizmetlerin ardından lokma gülbengi ile cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Tarikat derneğinin yöneticisi aynı zamanda imam hatipte müdür yardımcısı çıktı

    Tarikat derneğinin yöneticisi aynı zamanda imam hatipte müdür yardımcısı çıktı

    PİRHA-Antalya’da bir öğrencinin kafasının kesilerek öldürülmesiyle gündeme gelen tarikat yurdunun bağlı olduğu Antalya İlim ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Barış Kaplan’ın, tarikatçı derneğin yöneticisiyken aynı zamanda İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısı olduğu ortaya çıktı.

    Antalya İlim ve Kültür Derneği adı altında faaliyet yürüten bir tarikata ait olduğu belirtilen yurtta aşçı olarak çalışan İhsan Güney (38), yurdun yemekhanesinde üniversite öğrencisi Mehmet Sami Tuğrul’un (18) başını satırla keserek öldürdü. ‘Deccal’i vurdum’ diye bağıran Güney, olayı gören öğrencilerin polise haber vermesi sonucu gözaltına alındı.

    Olay sonrası soruşturma başlatılırken Antalya 6. Sulh Ceza Hakimliği, habere ilişkin yayın yasağı getirerek dosyaya ilişkin gizlilik kararı aldı.

    TARİKAT DERNEĞİNİN YÖNETİCİSİ AYNI ZAMANDA MÜDÜR YARDIMCISI

    Sol haber sitesinde yer alan bilgilere göre, yurdun bağlı olduğu Antalya İlim ve Kültür Derneği’nin yönetim kurulu başkanı Barış Kaplan’ın, aynı zamanda Kepez bölgesinde Gıyaseddin Keyhüsrev Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısı olduğu ortaya çıktı.

    Barış Kaplan’ın adı, Antalya’nın Kepez ilçesinde bulunan Kepez Ortaokulu’nda müdür olarak çalışırken sınıfı mescide çevirme olayıyla da gündeme gelmiş, ortaokulda bulunan anaokulu sınıfı mescide çevrilerek Atatürk resimleriyle kaplı koridorlar yeşile boyanmıştı. Ayrıca okulda, anaokulu olarak kullanılan salon ibadethaneye çevrilmiş ve yerleri halıyla kaplanan salonun duvarlarına Arapça yazılar eklenmişti.

    TARİKATÇI KİMLİĞİYLE BİLİNİYOR

    Kaplan’ın okul içerisinde yaptığı faaliyetler nedeniyle hakkında daha önce soruşturma açıldığı ve soruşturma neticesinde okulundaki görevinden uzaklaştırıldığı belirtildi. Görevden alındıktan sonra İmam Hatip Lisesi’ne atanan Kaplan’ın, tarikatçı bir kimliği olduğu, daha önce Kepez Ortaokulu’nda müdür olduğu dönemde öğrencileri İmam Hatip Ortaokulu’na zorla yönlendirdiği, velileri ikna ederek çocukların kayıtlarını İmam Hatip Ortaokulu’na aldırdığı da ortaya çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kepez AKD Başkanı Yılmaz: Sünni inancını Alevilere empoze etmesinler-VİDEO

    Kepez AKD Başkanı Yılmaz: Sünni inancını Alevilere empoze etmesinler-VİDEO

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği ‘dedeler’ ile ilgili konuşan AKD Kepez Şube Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “Sünni inancını bize empoze etmesinler. Çünkü biz bir elmanın iki yarısı değiliz. Biz bambaşkayız. Kültür olarak, inanç ritüelleri olarak, yaşam tarzı olarak her anlamda çok başkayız. Gri pasaportu kabul eden dedeler hata yapıyor” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği ‘dedeler’ ile ilgili konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Kepez Şube Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz bu pasaportu kabul eden dedelerin yanlış yaptığını dile getirdi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NA KARŞIYIZ”

    Aleviler olarak inançlarını tanımayan Diyanet İşleri Başkanlığı’na karşı olduklarını belirten Yılmaz, “Tabii ki bu konuda toplumdan farklı bir şey düşünmüyorum. Sonuçta biz Diyanet İşlerine karşı çıkıyoruz. Bizim inancımızı tanımıyorlar bile. Onların verdiği bir pasaportla böyle bir eylem yapılmasını da ben doğru bulmuyorum. Tabii ki basından takip ettiğim kadarıyla biliyorum. Avrupa’da biliyorsunuz inanç kürsüleri kuruluyor dünya dinleri üzerine. Belki böyle bir şey yapabilirler ve artık Aleviliği resmi olarak tanırlarsa bu anlamda tabii ki devletin bize tanıması gereken imtiyazları kabul ederiz” dedi.

    “GRİ PASAPORTU KABUL EDEN DEDELER YANLIŞ YAPIYORLAR”

    “Diyanet İşleri çatısı altında, Sünni bir inancın baskısı altında kendi inancımızı kimseye empoze ettiremeyiz” diyen Yılmaz şöyle devam etti:

    “Onlar da kendi inançlarını bize empoze ettiremezler diye düşünüyorum. Çünkü biz bir elmanın iki yarısı değiliz. Biz bambaşkayız. Gerçekten bambaşkayız. Kültür olarak, inanç ritüelleri olarak, yaşam tarzı olarak her anlamda çok bambaşkayız. O yüzden ben bu meseleyi çok doğru bulmuyorum bunu kabul eden dedelerin de hata yaptığını düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/KEPEZ-ANTALYA

     

  • Yılmaz: Alevi yerleşkelerinde Ezan okutulması inanç haklarımıza saldırıdır-VİDEO

    Yılmaz: Alevi yerleşkelerinde Ezan okutulması inanç haklarımıza saldırıdır-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Kepez Şube Başkanı Seher Yılmaz, İstanbul Ayazağa ve Dersim’de Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasına ilişkin konuştu. Yılmaz, yapılan uygulamaları “Nasıl ki gidip bir Hristiyan’ın ibadethanesine müdahale etmiyorsam Diyanet İşlerinin de gelip bir cemevinin yanına hoparlör koyup orada beş vakit ezan okutmasını doğru bulmuyorum” sözleriyle eleştirdi.

    Alevi yerleşkelerinde okutulan ezana karşı yurttaşların tepkileri sürüyor. İstanbul Ayazağa’da, cemevi önündeki direklere yerleştirilen hoparlörlerin bir benzeri Dersim’de yapıldı. Alevi köylerinde karakollardan okutulan ezan seslerine dair Dersimli yurttaşlar eleştirilerini dile getirse de uygulamadan vazgeçilmedi.

    AKD Antalya Kepez Şube Başkanı Seher Yılmaz da İstanbul Ayazağa ve Dersim’de yapılan söz konusu uygulamaları eleştirdi. Yılmaz, Alevi köylerine yapılan camileri de işaret ederek “Hiç anlayamıyoruz. Çünkü buralara gidip ibadet eden bir topluluk yok. Biz Aleviler, her zaman şunu söylüyoruz; bir semtte veya bir ilçede bir tane cemevi yeterli, fazlasına gerek yok. Tabii ki onlar da bizi asimile etme çabası içerisindeler. Bunun hiçbir zaman tutmayacağını düşünüyorum. Malum bir dönem de cami-cemevi projeleri vardı. Bakın o projeyi çıkartanlar bugün neredeler!” yorumunu yaptı.

    “KABUL EDEMEYİZ”

    Seher Yılmaz, Alevi yerleşkelerine yapılanları “Kışkırtma” olarak adlandırırken, toplumun bu tür uygulamalara gerekli cevabı vereceğini de ifade etti. “Bir cemevinin yanına hoparlör koyup ezan okunmasını asla doğru bulmuyoruz” diyen Yılmaz, şunları söyledi:

    “Bu bir kere bizim insan haklarımıza, inanç haklarımıza saldırıdır. Bunu hiçbir zaman kabul edemeyiz. Elbette ki cami de olsun. Sünni inançtaki insanlar ibadetlerini etsinler. Bunda hiçbir sakınca yok. Ama ben onlardan değilsem; nasıl ki gidip bir Hristiyan’ın ibadethanesine müdahale etmiyorsam Diyanet İşlerinin de gelip bir cemevinin yanına hoparlör koyup orada beş vakit ezan okutmasını doğru bulmuyorum.”

    “YASAL STATÜ ALMAK ZORUNDAYIZ”

    Seher Yılmaz, Ezan üzerinden yapılmak istenen baskıya dair Alevi kurumlarının ne yapması gerektiğini de anlattı. “Önümüzdeki en büyük sorun yasal statü. Statümüzü bu devlete kabul ettirmediğimiz sürece hiçbir kazanım elde edemeyeceğiz. Öncelikli işimiz kesinlikle ve kesinlikle cemevlerine ve Alevi inancına yasal statüyü almaktır” dedi.

    Kepez Şube Başkanı Yılmaz, bütün Alevi kurumlarının bir yol haritası çizmesi gerektiğini belirterek sözlerine şu cümlelerle son verdi:

    “En başta birlik olup bunun için bir mücadele verilmeli. Bu olduğu zaman inanıyorum ki hepsi peşi sıra gelecektir. Bu Avrupa’da bir kazanım oldu. Eleştirenler de oldu, yanında duranlar da. Ben her zaman kazanımı toplumsal olarak bir kazanım olarak kabul ederim. Arkasında ne olduğu değil gelecekte bize ne getireceği önemli. Bu nedenle her şeyden önce yasal statüyü almak zorundayız.”

    Cebrail ARSLAN/Kepez-ANTALYA

     

  • Kepez AKD Başkanı: Cemevi olmadığı için apartman dairesinde faaliyet yürütüyoruz-VİDEO

    Kepez AKD Başkanı: Cemevi olmadığı için apartman dairesinde faaliyet yürütüyoruz-VİDEO

    PİRHA-AKD Antalya Kepez Şube Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, pandemi sürecini ve derneklerinde yürüttükleri faaliyetleri PİRHA’ya anlattı. Dernek yönetiminde 7 kişiden 3’nün kadın olduğunu belirten Yılmaz, “Yönetimde kadınların ve gençlerin olması çok avantajlı bir durum. Pandemi süreci faaliyetlerimizi kısıtlasa da elimizden geldiğince dayanışma içerisinde olmaya çalışıyoruz. Aleviler olarak buraya cemevi yapılmasını istiyoruz” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Kepez Şube Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, pandemi sürecini ve derneklerinde yürüttükleri faaliyetleri PİRHA‘ya anlattı.

    Kadınların olduğu, genç, dinamik bir yönetim yapısı olduğunu belirten Yılmaz, kendilerini en çok maddi yetersizliklerin zorladığını, bu durumu dayanışma ile aşmaya çalıştıklarını ancak istedikleri şekilde faaliyet yürütemediklerini anlattı. Yılmaz ayrıca belediyenin cemevi yapmak için harekete geçtiğini ancak son seçilen başkanın bu projeyi engellediğini aktardı.

    “KADINLARIN OLDUĞU GENÇ, DİNAMİK BİR YÖNETİMİMİZ VAR

    Alevi Kültür Dernekleri Kepez Şubesi’nin 2010 yılında kurulduğunu ve kendisinin de dördüncü başkanı olduğunu belirten Yılmaz şu sözlerle anlatımına başladı:

    “Ben şubemizin dördüncü başkanıyım. Bu dönem ikinci dönemim. Antalya’da seçimler olduğunda ‘Alevi Kültür Dernekleri‘ne ilk kadın başkan’ diye manşetler atılmıştı ve toplumumuz tarafından yenilikçi diye karşılanmıştık. Yönetimimizde bulunan 7 kişiden 3’ü kadın. Yönetimimizin yaş ortalaması oldukça genç, 40 yaş üstü yöneticimiz yok. Kepez Şubesi bu anlamda dinamik bir şube. Benim kadın başkan olmam çok büyük bir avantaj. İnsanlar kadınlarımızı,  gençlerimizi kendilerine daha yakın kendilerinden birisi olarak görüyor. Ama pandemiden kaynaklı çok verimli bir çalışma yapamıyoruz ve şu anda biz bir apartmanın dairesinde mücadele etmeye çalışan bir kurumuz.”

    Konuşmasına Kepez ilçesini anlatarak devam eden Yılmaz şunları aktardı:

    “Antalya’nın en büyük nüfusuna sahip ilçesi, yaklaşık 540.000 civarında. Burada yaşayan Alevi nüfusa ilişkin olarak tabii ki böyle bir istatistiki veri elimizde yok ama mahallelerde yaşayan insanlardan, bildiğimiz çevrelerden düşünürsek yaklaşık 200-250.000 civarında Alevi olduğunu söyleyebiliriz. Kepez çok kozmopolit bir yerdir. Türkiye’nin 81 ilinden insanların yaşadığı bir yer olmakla birlikte Antalya içeresinde de ‘varoş’ olarak düşünülür. Köyden göçüp gelen hemen hemen herkes Kepez‘de ilk ikametini alır.”

    “PANDEMİDEN KAYNAKLI CİDDİ ANLAMDA DAR BOĞAZA DÜŞTÜK”

    Pandemi sürecinde yaptıkları çalışmalara da değinen Yılmaz dayanışma içerisinde bu süreci götürdüklerini vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “Pandemi döneminde tabii ki bölgemizdeki insanlara ciddi destekte bulunduk. Hayırsever işadamları, siyasetçiler, bir takım STK’larla işbirliği yaparak gıda kolileri dağıttık, maddi imkânı olmayanlara katkı sunmaya çalıştık. Her yıl 20 gencimize burs vermeye çalışıyoruz. Geçen yıl pandemiden dolayı biz de çok etkilendik. Bulunduğumuz yerin mülkiyeti bize ait değil, burada kiracıyız. Alevi toplumunun maalesef kanayan yarası cemevleridir. Her türlü teknik ve fiziki koşulları artık kendimiz oluşturuyoruz. Bunların bütün maddi karşılığını kendimiz vermeye çalışıyoruz. Her şube gibi biz de sıkıntı yaşıyoruz. Bu sene çok ciddi anlamda dar boğaza düştük. Çünkü biz de etkinlikler, faaliyetler yapmadığımız zaman kasamıza herhangi bir girdi olmuyor. Geçen sene pandemi bu anlamda maalesef bizi çok etkiledi.

    “HER ŞEYE RAĞMEN YARDIMLAŞMAMIZ SÜRÜYOR”

    Faaliyetlerimizi askıya almak zorunda kaldık. Hatta pandeminin böylesi bir pik yaptığı dönemlerde de derneği hiç açamadık. Çünkü biliyorsunuz bizde asıl olan insan yaşamının kutsallığıdır, insan yaşamı her şeyden önemlidir, kimsenin hayatını tehlikeye atamazdık. Zaten yaşlı insanlar var. Bundan dolayı bir dönem açmadık. Açtığımız süreçte de dediğim gibi kolilerin sevkiyat işleriyle ilgilendik sadece.

    Geçen seneki gibi bu sene biraz verimsiz geçecek gibi görünüyor. Hatta şu anda Ramazan ayı olmasından dolayı biliyorsunuz ki  -Muharrem ayında böyle koliler falan çıkmaz tabi- çok sınırsız bir yardımlaşma içerisine girer bütün belediyeler, STK’lar, siyasi partiler vs. Şu anda biz yardımlarımızı elimizden geldiğince kendi canlarımıza yetiştirmeye çalışıyoruz. Şu an bunun koordinasyonu ile uğraşıyoruz. Bu dönem yine Sivas’tır, Hacıbektaş’tır, Abdal Musa’dır bu tür törenlerimize katılamayacağız gibi görünüyor. Sınırlı sayıda bir katılım olacağa benziyor.”

    “1 MAYISTA SOKAĞA ÇIKAMADIK, KADIN VE GENÇLİK KAMPIMIZI YAPAMADIK”

    1 Mayıs’ta alanlarda olmayı çok istediklerini ancak kısıtlama ve yasaklar nedeniyle sokağa çıkamadıklarını söyleyen Yılmaz şu ifadeleri kullandı:

    “1Mayıs’ta da malum yasak vardı yine çıkamadık. Pandeminin seyrinden dolayı tabii ki toplumsal anlamda bizim için önemli olan günler de bu şekilde sekteye uğramış durumda maalesef. Ben aynı zamanda Alevi Kültür Dernekleri’nde kadın ve gençlikten sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum. Bizim için çok önemli ve her yaz hayata geçirdiğimiz bir projemiz var, ‘kadın ve gençlik kampı’. Burada sosyal ve kültürel anlamda birçok paylaşımda bulunuyorduk. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerimiz, kadınlarımız bu kamplarımıza geliyor kültürel, sosyal ve inançsal anlamda güzel çalışmalar yapıyorduk. Geçen sene yapamadığımız gibi sanıyorum bu sene de yapamayacağız öyle görünüyor.

    “MUHARREM AYINDA CEMLERİMİZİ CANLI YAYINLARLA YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Muharrem ayında kısıtlı dahi olsa paylaşım yapmak istedik. Ama geçen seneki Muharrem ayı pandemi zamanına denk gelmişti etkin bir şeyler yapamamıştık. Bu sene ise şöyle bir proje geliştirdik. Biz canlarımızın evlerinde pişirdikleri lokmaları bu sene söylediğim gibi gençlerden oluşan ekip arkadaşlarımızla elden ele ulaştırmaya çalışacağız. Bu sene böyle bir projemiz var. Hatta teknolojinin her türlü imkânından yararlanarak internet üzerinden canlı yayınlarla cemlerimizi yapmayı hedefliyoruz.”

    “CEM YAPABİLECEK, HİZMET YÜRÜTEBİLECEK BİR MEKANDAN YOKSUNUZ

    Faaliyetlerini yürütecekleri ve inançlarının ritüellerini hayata geçirecekleri bir yer olmadığı için ciddi anlamda sıkıntı yaşadıklarından bahseden Yılmaz şunları kaydetti:

    “Elbette ki bir yerimiz olsun isterdik, her şey daha farklı olurdu. Çünkü insanlarımız her ne kadar farklı destekleri olamasa da cemevlerimize ellerinden geldikleri kadar maddi manevi desteği vermeye çalışıyorlar. Şu anda biz bir cem ibadeti yapacaksak konuksever Hacı Bektaş Veli Vakfı’nı veya Zeytinköy‘deki cemevini kullanıyoruz. Yer problemimiz olduğu için de çok büyük etkinliklerde özel bir şey yapacaksak, o tür faaliyetlerde katılım sağlayabiliyorlar ama aktif anlamda canlarımızı buraya maalesef çekemiyoruz.

    Geçen yıl Hasret Gültekin türküleri ve ‘ateşte semaha duran canlar’ etkinliği yapmıştık. Çokta güzel olmuştu, ilçemizin belediyesinin kültür salonunda yapmıştık. Yedi yöreden semahçıları çıkarmıştık, gençlerimiz, kadınlarımız büyük bir özveriyle harika bir program yapmıştık. Bu sene de ‘Pir Sultan Abdal’ adı altında yapmak istiyorduk her zamanki gibi, pandemi bize engel oldu.

    Bizim en büyük problemimiz bir mekân. Yani inancımızı dört dörtlük her türlü inançsal ritüellerimizi yerine getirebileceğimiz mekânımız olmadığı için kısıtlı imkanlarla tabii ki gençlerimizi, kadınlarımızı buraya çekmeye çalışıyoruz. Alevi toplumu maalesef ki çok zengin toplum değil. Her zaman bir ikinci sınıf vatandaş algısı var hepimizin üzerinde. Tabii ki biz belediyelere vergi veriyoruz ve bu bizim en doğal hakkımız karşılığını ibadethane olarak almak istiyoruz.”

    “BELEDİYELERE VERGİ VERİYORUZ KARŞILIĞINI İBADETHANE OLARAK ALMAK İSTİYORUZ”

    Kepez Belediyesi’nin geçtiğimiz senelerde cemevi yapmak için çalışmalara başladığını ancak son seçilen başkanın bu projeyi engellediğini aktaran Yılmaz, şunları dile getirdi:

    “Maalesef şu anda Kepez Belediyesi cemevi inşaatımızın birinci katını bitirmiş durumda sadece. Geçen dönemdeki Belediye Başkanı burayı Kepez’e kazandırmak istedi ama bu dönem bir takım geçersiz gerekçelerle bu proje iptal edildi. Şu an orası atıl bir şekilde bekliyor. Memleketin halini görüyorsunuz, insanların halini görüyorsunuz yine söylüyorum. Kepez ekonomik, kültürel düzeyi biraz geride olan bir ilçe olduğu için katkı için kimin kapısını çalabilirsiniz? Bu dar boğazda elbette insanlar içinden gelen özveriyi gösteriyorlar ama bu öyle bir iki lokma attım bunu yapalım gibi katkılarla olabilecek bir iş değil. Tabii ki bizim ülkede siyasete yön veren siyasilerin ayağını denk almasını gerektiren bir takım hamleler yapmadığımız sürece de böyle apartman dairelerinde, kiralarda kalmaya devam edeceğiz gibi görünüyor maalesef.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Düden Şelalesi yok olma tehlikesi altında!

    Düden Şelalesi yok olma tehlikesi altında!

    PİRHA- Jeoloji Mühendisleri Odası, “Doğal varlıklarımız tek tek yok edilmeye devam ediyor” diyerek Antalya’nın Kepez ilçesinde yer alan Düden Şelalesi’ndeki yapılaşmaya dikkat çekti.

    Doğal miras alanlarına yönelik tahribatlar sürüyor. Jeoloji Mühendisleri Odası, son bir yıl içerisinde jeolojik varlıklar üzerindeki yapılaşmalara dikkat çekerek son olarak Antalya’nın Kepez ilçesinde yer alan Düden Çayı ve Düden Şelale’sinin tehlike altında olduğunu belirtti.

    Mühendisler, söz konusu şelale çevresinde herhangi bir yapılaşma sonucu Düden Çayı boyunca tarımsal üretimin de zarar göreceğine vurgu yaparak şu açıklamayı yaptı:

    “Son bir yıl içinde; Gümüşhane’deki Dipsiz Göl’ün define arayıcıları tarafından yok edilmesi, Erzurum-Narman’da jeopark niteliğindeki alanda betonarme bina yapılması, Erzurum-Tortum Şelalesinde peyzaj düzenlemesi adı altında doğal çevrenin tahrip edilmesi, Mersin Cennet-Cehennem Obruğu içine asansör yapılması, Dünya’nın sayılı jeoparkı olmaya aday Kapadokya’nın, Kapadokya Alan Yönetimi Kanunu değişikliği ile imara açılması, Konya-Hadim-Çifteler Yerköprü Şelalesi’nin üzeri ve çevresine yapılan peyzaj ve çevre düzenlenmesi ile bazı tesis inşaatlarıyla tahrip edilmesi olayından sonra bugünde Antalya-Kepez’de yer alan Dünden Çayı ve Dünden Şelale’si  de kirletilerek tüketiliyor.”

    “CANLI YAŞAMI HIZLA TÜKENİYOR!”

    “Düden Çayı ve Düden Şelalesi’nin beslenme havzasında yer alan düdenlerin bulunduğu alanın bir kısmının doldurularak imara açılması, bir kısmının ise çöp depolama alanı haline getirilmesi nedeniyle yağan yağışlarla kirlenen yüzey suların yeraltına sızması ve yeraltı sularını kirletmesi, Düden Çayı’nın beslenme havzasında yer alan bazı tesislerin kirli sularını doğrudan yeraltına enjekte etmeleri ile yeraltı sularını kirletmeleri nedeniyle Düden Çayı’nda canlı yaşamın hızla tükendiği, toplu balık ölümlerinin meydana geldiği, suyun köpük şeklinde akmaya başladığı ve Düden Şelalesi’nin denize boşaldığı yerde kıyı sularının hızla kirletildiği anlaşılmaktadır.
    Doğal varlık ve kaynaklarını beton lobisinin istemleri ile ranta ve talana açarak tüketen bir Antalya anlayışıyla değil, bu tür kaynak ve varlıklarını koruyarak gelecek nesillere aktaran, jeoturizm yoluyla bölge insanının ekonomik gelişimine destek veren, kentin turizm potansiyelini çeşitlendirerek geliştiren bir anlayışla yönetilmesi gerektiği düşünülmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Bülbül, doğum yapan 274 çocuğu meclis gündemine taşıdı

    HDP’li Bülbül, doğum yapan 274 çocuğu meclis gündemine taşıdı

    PİRHA – HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 274 çocuğun doğum yaptığı ortaya çıkan Kepez Devlet Hastanesi skandalını meclis gündemine taşıdı.

    Antalya Kepez Devlet Hastanesi’nde son iki yılda yaşları 14-17 arasında değişen 274 çocuğun doğum yapması meclis gündemine taşındı. İstismara uğrayan yerli ve yabancı çocukların yaşadıklarını Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle yazılı önerge veren HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Bakanlığınız çocuk istismarının engellenmesi amacıyla ne tür önleyici girişimlerde bulunmuştur? Bakanlığınız tarafından çocuk istismarının önlenmesine yönelik farkındalığın yaratılması amacıyla ne tür çalışmalar gerçekleştirilmektedir? Çocuk istismarının önlenmesi amacıyla konu ile ilgili bütün paydaşların buluşturulduğu yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde ne tür işbirlikleri öngörüyorsunuz?” diye sordu. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kepez’de kadın olmak’ paneli: Konuşmacıların tamamı erkek

    ‘Kepez’de kadın olmak’ paneli: Konuşmacıların tamamı erkek

    Kepez Belediyesi’nin “Kepez’de Kadın Olmak” isimli sadece erkek konuşmacıların katılacağı bir ‘8 Mart paneli’ düzenlemesi tepki çekti. Etkinliğe sekiz kadın muhtar adayının da katılacağını ancak onların isimlerinin afişte yer almadığını belirten özel kalem müdürü, “Yerel seçim gelirken erkek adayların kendilerini anlatmaya ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

    Çanakkale’nin Kepez ilçesinde belediyenin 8 Mart tarihinde “Kepez’de Kadın Olmak” başlığıyla sadece erkek katılımcılarla düzenleyeceği panel, sosyal medyada tepki çekti.

    Moderatörlüğünü Doç. Dr. Mehmet Şahin’in üstleneceği programın katılımcıları şöyle; Cumhuriyet Halk Partisi Kepez Belediye Başkan adayı Birol Arslan, AKP Kepez Belediye Başkan adayı Alper Altınok, Milliyetçi Hareket Partisi Kepez Belediye Başkan adayı Serkan Ön, Demokratik Sol Parti Kepez Belediye Başkan adayı Erhan Özel ve Bağımsız Kepez Belediye başkan adayı Gökhan Bayram.

    Etkinlik, özellikle sosyal medya kullanıcılarının tepkileri üzerine gündeme geldi.

    “ERKEKLERİN KENDİNİ ANLATMAYA İHTİYACI VAR”

    Bianet’ten Evrim Kepenek’in konuya ilişkin konuştuğu belediyenin özel kalem müdürü İbrahim adlı kişi, “Panelde neden sadece erkeklerin konuşmacı olduğu?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

    “Aynı gün başka etkinlikler de olacak. Biliyorsunuz yerel seçimler geliyor. Sekiz bayan muhtar adayı da var. Onların isimlerini yazmadık görsele. Onlar da birer cümle ile kendilerini anlatacak. Ama, yerel seçim gelirken erkek adayların kendilerini anlatmaları gerekiyor. Onların kendilerini anlatmaya ihtiyacı var.”

    Özel kalem müdürü, “Peki erkekler kadın olma halini nasıl anlatabilir?” diye sorusuna ise “Empati kurabilirler. Kadınların yerel seçimlerde ne istediğini anlatabilirler” şeklinde yanıt verdi.

  • Doğan Demir’den CHP’li başkana tepki: 5 tane kültür merkezine cemevi yazdıramadı

    Doğan Demir’den CHP’li başkana tepki: 5 tane kültür merkezine cemevi yazdıramadı

    PİRHA – Antalya Kepez Orta Mahalle’de Altınova Kültür Merkezi ve Cemevi’nin  temel atma töreni gerçekleşti. Törende konuşan AKD Başkanı Demir, CHP İzmir Büyükşehir Başkanı Kocaoğlu’na eleştiride bulunarak, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı 5 tane kültür merkezine, cemevi yazdıramadı. Sadece kültür merkezi yazıyor. 200 yılla yargılanıyorsun, 20 yıl da Aleviler için yargılan” dedi. 

    Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yapımını üstlendiği Kepez Orta Mahalle’de yapılan Altınova Kültür Merkezi ve Cemevi projesinin temeli atıldı. Törene Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Doğan Demir, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Saymanı Ali Aktaş, Alevi Kültür Dernekleri yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Temel atma töreninde konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, 3 yıl önce cemevi sözü verdiklerini, ancak imarla ilgili sıkıntılar nedeniyle geç kaldıklarını söyledi. Her kesimin ihtiyaçlarına cevap verecek hizmetler gerçekleştirmenin asli görevi olduğunu belirten Türel, Alevilerin cemevi ihtiyacının görmezden gelinemeyeceğini söyledi.

    DEMİR’DEN KOCAOĞLU’NA: 20 YIL DA ALEVİLER İÇİN YARGILAN

    Türel’den sonra Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir de kısa bir konuşma yaptı. Demir,  Antalya’da daha fazla cemevine ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Demir, “Cem ve kültür merkezleri adı altında cemevleri yapıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı 5 tane kültür merkezine, hatta bir tanesi bizim tapulu arazimizde olan bu merkezlerin üstüne cemevi yazdıramadı. Sadece kültür merkezi yazıyor. 200 yılla yargılanıyorsun, 20 yıl da Aleviler için yargılan. 10 yıldır bu Aleviler sana oy veriyor. cemevi, cami, kilise, havra yazmaya korkmamak lazım. Türkiye’nin olağanüstü dönemden geçtiğini biliyoruz. Bizim toplumumuz, ülkesine karşı hiçbir zaman düşman olmamıştır. Ekonomik savaşı bertaraf etmek zorundayız. Ama acı olan şu: Biz solcular 70 ve 80’li yıllarda ‘Kahrolsun Amerikan emperyalizmi’ diye bağırdığımızda bize ‘Hain’ diyenler bugün ‘Kahrolsun Amerikan emperyalizmi’ diyor” diye konuştu.

    “BU CEMEVİ BÜTÜN ALEVİLERİN YERİDİR”

    Cemevinin hangi kuruma verileceğine yönelik Antalya’da tartışma yaşandığını söyleyen Demir, şöyle devam etti:

    “Protokol kimin adına yapılacak kavga var. Burası bütün Alevilerin olacak. Alevi bir yurttaş önce düzgün olacak, edep, yol bilecek sonra ibadetini yerine getirecek. Burada günlerdir yaşanan sıkıntıyı asla ciddiye almayın. Cemevi kime verilecek kavgasına şube başkanları izin vermesin. Bazı arkadaşlar bize ‘işbirlikçi’ diyor ama biz ülkemizin işbirlikçisiyiz. Bütün partilere eşit mesafedeyiz. İktidara oy verir vermez siz bilirsiniz, ben de vermedim. Ama insanları kutuplaştırmaya hakkı yok. Yeri geldiğinde bütün partilerle konuşuruz. Bize iftira atanlara, bizi ötekileştirenlere karşıyız.”

    4500 METREKARE

    Konuşmaların ardından Güzelşah Dede’nin gülbenk ile cemevinin temeli atıldı. Altınova cemevi, 4 bin 500 metrekarelik toplam inşaat alanı ve donatılarıyla ihtiyaca cevap verecek. Projede 2 konferans salonu, ibadethane, kütüphane, kurban kesim merkezi, sergi alanı, kurs alanları ve kafeterya olacak.