Etiket: kes

  • ‘Her 5 gençten biri, her 3 kadından biri işsiz; emekten yana bir bütçe istiyoruz’-VİDEO

    ‘Her 5 gençten biri, her 3 kadından biri işsiz; emekten yana bir bütçe istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA- KESK Dersim Şubeler Platformu, 2024 bütçesiyle ilgili bir basın açıklaması yaptı. KESK Dersim Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mazlum Doğan, “Ne yazık ki tüm vergi yükü gelmiş geçmiş tüm bütçelerden daha ağır bir şekilde bize, emekçi sınıflara, halka yıkılmak isteniyor” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Dersim Şubeler Platformu, 2024 bütçesiyle ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı TÜM-BEL-SEN Dersim Şube Başkanı ve KESK Dersim Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mazlum Doğan okudu.

    “TÜM VERGİ YÜKÜ EMEKÇİLERE YIKILMAK İSTENİYOR”

    Emeği ile geçinen kesimler ve halk olarak, her geçen gün daha fazla yoksullaştıklarını ve güvencesiz hale getirildiklerini belirten Doğan, “Tablo ortada. İşsizlerin sayısı 9 milyona ulaştı. Her 5 gençten biri, her 3 kadından biri işsiz. Ülkeyi OECD ülkeleri içinde resmi enflasyonu en yüksek ülke durumuna getirdiler. Tüm dünyada gıda enflasyonu düşerken bizde artmaya devam ediyor. Açlık sınırı 16 bin TL’ye, yoksulluk sınırı 49 bin TL’ye dayandı. 85 milyonluk nüfusun 51 milyonu açlık sınırı, 32 milyonu ise yoksulluk sınırı altında bir yaşam savaşı veriyor” dedi.

    Bütçe teklifine göre önümüzdeki yıl devletin her 100 TL’lik giderinin 89 TL’si vergilerden karşılanacağını ifade eden Doğan, “Peki vergiler kimden, nereden toplanacak? Ne yazık ki tüm vergi yükü gelmiş geçmiş tüm bütçelerden daha ağır bir şekilde bize, emekçi sınıflara, halka yıkılmak isteniyor” dedi.

    “VERGİLER KİMLERE, NEREYE HARCANACAK”

    Doğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    Peki büyük bölümü bize yıkılan bu vergiler nereye, kimlere harcanacak?

    Toplanacak her 100 TL verginin:

    –  17 TL’si iktidarın yurt dışından ve içinden aldığı borçların sadece faiz ödemesine,

    -16 TL’si savunma ve güvenlik harcamalarına,

    – 5 TL’si “teşvik” olarak büyük patronlara, sermayeye

    -3 TL’si hizmet alsak da almasak da müşteri garantili şehir hastanelerine, yol, köprü, havaalanı, tünel inşaatı müteahhitlerine gidecek.

    2006 yılında %40 olan genel kamu hizmetlerine ayrılan pay ise bu bütçede %29’a indiriliyor. Üstelik eğitime ayrılan bütçenin bir bölümü CEDES gibi projelerle tarikatlara, cemaatlere, hısım akraba çevresinin kurduğu vakıflara, Diyanete aktarılacak. Sağlığa ayrılan bütçenin 84 Milyar TL’si yani günlük 229 milyonu hasta garantisi verilen şehir hastanelerine gidecek.

    “BÜTÇEDEN ASLAN PAYI PATRONLARA GİDECEK”

    Kısacası bütçeden aslan payı ne eğitime ne sağlığa gidecek. Çünkü aslan payı istisna, muafiyet, teşvik olarak sermayeye, patronlara gidecek. Ülkenin ekonomisini göz gören çökertenlerin yarattığı borçların faizine gidecek.  Savunma ve güvenlik adı altında silahlanmaya gidecek. Bütçeden milyonları yakından ilgilendiren sorunlara ayrılan pay ise tirajı komik seviyelerde kalacak.

    Çünkü toplanacak her 100 TL verginin sadece:

    -4 TL’si yoksullukla mücadeleye

    – 4 TL’si tarım ve ormancılığa

    – 3 TL’si istihdama,

    – 2,7 TL’si hukuk ve adalete.

    -Sadece 400 kuruşu kırsal kalkınmaya, 360 kuruşu çocukların korunmasına ayrılıyor.

    Toplanacak her 100 TL verginin sadece 120 kuruşu bağımlılıkla mücadeleye, 53 kuruşu ise kadının güçlendirilmesine ayrılıyor.

    Öte yandan vergilerdeki fahiş artışa rağmen bütçe 2 trilyon 652 milyar TL açık veriyor.

    Ne yazık ki hala ‘hükümet yerel seçimlere giderken kesenin ağzını açacak, maaşları, ücretleri enflasyonun üzerinde arttıracak’ diyenler var.

    Oysa bu iktidar yıllardır ne zaman kaşıkla verse kepçe ile geri aldı.

    Son seçimden hemen sonra okul öncesi eğitimdeki bir buçuk milyon öğrencinin 1 öğün ücretsiz yemeğini bile kesenlerin yerel seçimlerden sonra ne yapacağını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek var mı?

    KESK olarak iktidarın kendi eliyle yarattığı enkazın tüm faturasını emekçilere, halka yıkmak istediği bu bütçeyi kabul etmiyoruz.

    “HALKTAN, EMEKTEN YANA BİR BÜTÇE İÇİN”

    • Öncelikle bütçe hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.
    • Vergide adalet istiyoruz. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını istiyoruz.
    • Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine, özelleştirme soygununa son verilmesini istiyoruz.
    • Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını istiyoruz.
    • Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini istiyoruz.
    • Başta depremzedeler ve öğrenciler olmak üzere tüm dar gelirlilere kamusal, güvenli ve sağlıklı barınma olanaklarının sağlanmasını istiyoruz.
    • Eğitimin her kademesindeki çocuklarımız için 1 öğün ücretsiz, sağlıklı yemek istiyoruz.
    • Emeğe kölelik dayatan politika ve uygulamalara son verilmesini istiyoruz.
    • İnsanca yaşamaya yetecek, yoksulluk sınırı üzerinde bir ücret istiyoruz.
    • Bütçeden engellilere yönelik kamu hizmetlerinin geliştirilmesi için ayrılan payın arttırılmasını, kamuda engelli istihdamının arttırılmasını istiyoruz.
    • Yoksulluğu önleyici, dar gelirlileri koruyucu tedbirlerin hayata geçirilmesi için Temel Gelir Güvencesi istiyoruz.

    2 ARALIK’DA MİTİNG

    2 Aralık Cumartesi günü İstanbul ve Diyarbakır’da hayata geçireceğimiz mitinglerle emeğimize, ekmeğimize, geleceğimize, bütçe hakkımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

    Yıllardır yoksulluk, işsizlik ve yağma düzenin çarkları arasında öğütülen herkesi HALKTAN, EMEKTEN YANA BİR BÜTÇE için omuza omuza vermeye mücadeleyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Darbelere karşı, demokrasiyi ve özgürlükleri savunmaya devam edeceğiz’

    ‘Darbelere karşı, demokrasiyi ve özgürlükleri savunmaya devam edeceğiz’

    PİRHA- KESK, 15 Temmuz darbesinin 4. yılına dair yaptığı açıklamada, “KESK olarak nereden gelirse gelsin, adı ister askeri ister sivil darbe olsun tüm darbelerin, baskıcı-otoriter yönetimlerin karşısında tutum almaya devam edeceğiz. Eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın ve adaletin egemen olduğu bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonun (KESK) MYK, 15 Temmuz darbesinin 4. yılına dair basın metni yayınladı.

    “251 vatandaşımızın hayatını yitirdiği, iki binden vatandaşımızın yaralandığı 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden tam dört yıl geçti” denilen açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Aradan geçen dört yıla rağmen 15 Temmuz darbe girişimi hala aydınlatılmamış, siyasi ayağı ortaya çıkarılmamış karanlık bir sayfa olarak karşımızda duruyor. 15 Temmuz darbe girişimi başarısız olsa da dört yıldır kalıcı hale getirilen OHAL rejiminde en temel hak ve özgürlüklerimizi, sendikal hak ve özgürlüklerimizi hedef alan saldırı dalgası sürüyor. 15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olmasında, bir girişim olarak kalmasında toplumun tamamının, tüm siyasi partilerin darbe karşıtı tutumu belirleyici olmuştur. Ancak topluma ve parlamentoya yansıyan bu geniş birliktelik yıllardır ajandasında tuttuğu planları hayata geçirmeyi hedefleyenler tarafından görmezden gelinmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi demokrasi, özgürlük ve barış talep eden tüm kesimleri hedef alan bir saldırı dalgasının fırsatı haline getirilmiştir.”

    “OHAL KHK’LERİ İLE İŞİNDEN EKMEĞİNDEN EDİLMİŞ, AİLELERİ İLE BİRLİKTE AÇLIĞA, SOSYAL ÖLÜME TERK EDİLMİŞTİR”

    “Birkaç aya kalmaz kaldırırız, vatandaşa değil, kendimize ilan ediyoruz” denilerek ilan edilen OHAL yedi kez uzatıldığına dikkat çekilen açıklamada “iki yıl süren OHAL ile parlamento işlevsiz hale getirilirken, tek adam rejimi adım adım kurumsallaştırılmıştır” ifadeleri kullanılarak, şunlar dile getirildi:

    “OHAL döneminde çıkarılan KHK’ler ile hukuk ayaklar altına alınmış, anayasa rafa kaldırılmıştır. En temel hak ve hürriyetlerin, sendikal hak ve özgürlüklerin alabildiğine sınırlanması, grevlerin yasaklanması, halkın oyları ile seçilen milletvekillerinin, belediye başkanlarının hukuksuzca görevden alınması, tutuklanması, kayyım atamaları olağan hale getirilmiştir. Sessiz, tepkisiz bir toplum yaratma hedefi ile darbe girişiminde bulunan yapı ile hiçbir alakası olmayan yüzlerce medya kuruluşu, dernek ve vakıf kapatılmıştır. Ülkemiz dünyada en çok tutuklu gazetecinin, siyasetçinin bulunduğu bir ülke haline getirilmiştir. Kamu hizmetleri alanında kariyer ve liyakat tamamen ortadan kaldırılmış, torpil, kayırma ve hukuksuz güvenlik soruşturmaları ile siyasal kadrolaşmanın kapısı sonuna kadar açılmış, güvencesiz istihdam temel istihdam biçimine dönüştürülmüştür. On binlerce kişi herhangi bir yargı süreci olmadan sorgusuz, sualsiz hukuksuz bir şekilde OHAL KHK’leri ile işinden ekmeğinden edilmiş, aileleri ile birlikte açlığa, sosyal ölüme terk edilmiştir.

    “İKTİDAR HER GEÇEN GÜN DAHA FAZLA OTORİTERLEŞİYOR”

    Darbe girişimine adı karışan yapıya ne istedi ise verdiklerini itiraf edenler, 10 yıl boyunca kol kola girip “beraber yürüdük biz bu yollarda…” nakaratını tutturanlar, OHAL sürecinde çıkardıkları KHK’ler ile söz konusu yapıya karşı en başından beri mücadele ettiği tüm kamuoyunca bilenen KESK’i de hedef tahtasına koymuştur. Birçoğu sendikalarımızın yöneticisi olan 4649 KESK’li savunmaları bile alınmadan herhangi bir yargı kararı olmaksızın ömür boyu meslekten ihraç edilmiştir. Özerk, demokratik, özgür üniversite mücadelesi veren, barış talep eden akademisyenler ardı ardına açılan davların, gözaltı ve tutuklama operasyonlarının, hukuksuz ihraçların hedefi haline getirilmiştir. Tüm toplumu kuşatan baskı ortamında gidilen referandum ile OHAL rejimi kalıcı hale getirilmiştir. Kalıcı hale getirilen OHAL rejiminde en temel hak ve özgürlüklerimizi, sendikal hak ve özgürlüklerimizi hedef alan saldırı dalgası sürüyor. Bir kişinin ağzından çıkan her sözün ferman kabul edildiği otoriter rejim toplumsal rıza azaldıkça halkları kutuplaştırıcı, şoven, fetihçi politikalara daha fazla sarılıyor. Her geçen gün daha fazla otoriterleşiyor.”

    “BARIŞIN VE ADALETİN EGEMEN OLDUĞU BİR TÜRKİYE İÇİN MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    15 Temmuz darbe girişimini daha ilk günden “Allahın lütfu” olarak nitelendiren bir zihniyetin darbelerle hesaplaşmasının mümkün olmadığına dikkat çekilen açıklamada, şunlar aktarıldı:

    “Nitekim her fırsatta darbe karşıtlığını ağızlarına pelesenk edenler 15 Temmuz’un aydınlatılmasına, siyasi ayağının açığa çıkarılmasına ilişkin parlamentoya sunulan her araştırma önergesini reddetmeye, soru önergelerini cevapsız bırakmaya devam ediyor. 20 Temmuz OHAL süreci ile başlayan sivil darbe duvarına her gün yeni bir tuğla eklenmesi her geçen gün çürüyen sisteme olan toplumsal itirazı daha fazla güçlendiriyor. Demokrasiden, özgürlükten, adaletten, barış ve kardeşlikten yana olanların mücadelesi tüm engellere rağmen büyüyor. KESK olarak 15 Temmuz’un 4. yıldönümü nedeniyle darbe girişimini bir kez daha lanetliyor, askeri ve siyasal darbelere hayır, acil demokrasi” diyoruz. Başta siyasi ayağı olmak üzere darbenin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını ve sorumluların yargı önünde hesap vermesini istiyoruz. Darbelerin panzehirinin gerçek bir demokrasi, adil bir hukuk devleti, örgütlenme ve ifade özgürlüğü, güçler ayrılığı ilkesi, toplumun özne olduğu katılımcı- güçlü gerçek bir demokrasi olduğunun altını bir kere daha çiziyoruz. KESK olarak nereden gelirse gelsin, adı ister askeri ister sivil darbe olsun tüm darbelerin, baskıcı-otoriter yönetimlerin karşısında tutum almaya devam edeceğiz. Baskının, zulmün ve sömürünün hüküm sürdüğü bir ülke yerine, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın ve adaletin egemen olduğu bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    PİRHA/ANKARA