Etiket: keşif

  • Munzur Gözeleri’nin sit statüsünün düşürülmesine ilişkin karar iptal edildi

    Munzur Gözeleri’nin sit statüsünün düşürülmesine ilişkin karar iptal edildi

    PİRHA-18 Temmuz 2023 tarihli kararı ile statüsü düşürülerek, ‘Nitelikli Doğal Koruma alanı’ olarak ilan edilen Munzur Gözeleri, Erzincan İdare Mahkemesi tarafından “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak kalması gerektiği kararı verildi. 

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescillenen Dersim’in Ovacık ilçesindeki Munzur Gözeleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 18 Temmuz 2023 tarihli kararı ile statüsü düşürülerek, ‘Nitelikli Doğal Koruma alanı’ olarak ilan edilmişti. Bu karara karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından dava açılmıştı. 1 Kasım 2024 tarihinde ise Munzur Gözeleri’nde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştı.

    Erzincan İdare Mahkemesi tarafından Munzur Gözeleri’nin “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak kalması gerektiği kararı verildi.

    “BU KARAR DERSİM HALKININ KAZANIMIDIR”

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Hazırlanan bilirkişi raporunda Munzur Gözeleri ile ilgili; “Gerek flora ve fauna unsurları ve ekolojik yapısı gerekse de inanç merkezi olması itibariyle Munzur Gözeleri yüksek peyzaj ve sosyokültürel değere sahiptir ve bu değerleri açısından şimdi ve gelecek kuşaklar açısından kesin korunması gerekli bir alan niteliği taşımaktadır. Koruma statüsü değiştirilen alanda insan faaliyetlerinin kontrolsüz biçimde artmasına neden olacak piknik alanı gibi rekreasyonel tesis ve kullanımlara yönelik uygulamalar gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Korunması gereken alanları yapılaşmaya açan, doğal dengesinin ve korunması gerekli niteliklerinin bozulmasına ve tahribata uğramasına neden olan; koruma-kullanma dengesine aykırı olan bu tür uygulamalar alanda yoğun bir peyzaj tahribatına ve kirliliğe neden olarak Munzur Gözeleri’nin genel peyzajına ve ekosisteme önemli şekilde zarar vermektedir. Bu nedenle alanın koruma statüsünü değiştiren kararın iptal edilerek “Kesin Korunacak Hassas Alanlar” kapsamına alınması yürürlükteki koruma mevzuatı ve kamu yararı açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir.” tespitine yer verilmişti.

    Daha sonra alanın bir kısmının Cumhurbaşkanı Kararıyla kesin korunacak hassas alan ilan edilmesi üzerine mahkemece ek bilirkişi raporu hazırlatılmış, ve hazırlanan ek bilirkişi raporunda da “Kesin Korunacak Hassas Alan olarak tanımlanan yerlerin, taşıdığı peyzaj, jeomorfolojik ve biyolojik özellikleri açısından kesin koruma ölçütlerini karşılayacak nitelikte doğru ve yerinde olduğu; ancak bu alana daha önce 17.07.2003 tarih ve 1409 sayılı karar ile 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen bölümün de dahil edilmesiyle Kesin Korunacak Hassas alan olarak tanımlanmasının uygun olduğu,” değerlendirmesinde bulunulmuş ve daha önce 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilen Munzur Gözelerinin tamamının kesin korunacak hassas alan niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulunulmuştu.

    Bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden hareketle karar veren Erzincan İdare Mahkemesi, daha sonra Cumhurbaşkanı Kararıyla “kesin korunacak hassas alan” ilan edilen kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verirken, “nitelikli doğal koruma alanı” statüsü taşıyan kısımla ilgili; “Uyuşmazlıkta, Munzur Gözelerinin bulunduğu alanın peyzaj, jeomorfolojik, hidrojeolojik ve biyolojik çeşitlilik özellikleri açısından Kesin Korunacak Hassas Alan ölçütlerini karşılayacak nitelikte olduğu, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlar statüsünde olan ve kamu yararı açısından mutlak olarak korunması gereken bu alanın Nitelikli Doğal Koruma Alanı statüsünü devam ettirmesi halinde bir takım insan faaliyetlerine açılmasına, dolayısıyla koruma-kullanma dengesinin bozulmasına sebebiyet verileceği, Munzur Gözelerinin “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edilen bu kısmının da daha yüksek bir koruma statüsüne geçirilmesi gerektiği yukarıda aktarılan bilirkişi raporları ile açıkça ortaya konulduğundan, “Kesin Korunacak Hassas Alan” dışında bırakılan Munzur Gözelerinin diğer kısmının “Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edilmesine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” değerlendirmesinde bulunarak iptal kararı verdi.

    Munzur Gözeleri’nin kesin korunması gereken hassas alan yani 1.Derece Doğal Sit olması gerektiği Erzincan İdari Mahkemesi gereğince de onaylanmıştır. Bu karar TMMOB şahsında Dersim halkının kazanımıdır dayanışma büyütür, geliştirir, yaşatır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Sekasur’da bilirkişi heyeti keşif yaptı: Köylülerin projeye rızası yok-VİDEO

    Sekasur’da bilirkişi heyeti keşif yaptı: Köylülerin projeye rızası yok-VİDEO

    PİRHA-Erzincan İdare mahkemesi tarafından belirlenen bilirkişi heyeti, Dersim’in Sekasur bölgesinde yapılmak istenen pomza kum ocağı projesinin olduğu bölgede keşif yaptı. Köylülerin projeye rızalarının olmadığını vurgulayan avukat Kenan Çetin, “Pomza kum ocağı projesi eğer yapılırsa burada hayvancılık bitecek, su kaynakları ve anıt mezarları tahrip edilecek” dedi.

    Dersim’in Bargini (Karabakır), Zeve (Dorutay), Orcan (Yukarı Gülbahçe) ve Desiman (Ardıç) köylerinin mera alanlarına Arven Doğu Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, pomza kum ocağı yapılmak isteniyor. Projenin yapılacağı alanın Alevi inancında önemli bir yere sahip olan Ağuçan ve Üryan Xızır Ocağı’nın tam ortasında yer alması sebebiyle köylüler tepki gösteriyor.

    Erzincan İdare mahkemesi tarafından belirlenen bilirkişi heyeti, pomza kum ocağı projesinin yapılacağı bölgede keşif yaptı. Yapılan keşife Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu üyeleri, köylüler, avukatlar, Ağuçan Ocağı Piri Hüseyin Güler, Tunceli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan, Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “PROJE YAPILIRSA HAYVANCILIK BİTECEK, SU KAYNAKLARI TAHRİP EDİLECEK”

    Projenin yapılacağı bölgenin hayvancılık açısından çok önemli olduğunu söyleyen Tunceli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan, “Eğer burada pomza kum ocağı projesi gerçekleşirse burada hayvancılık biter. O yüzden biz projeye karşıyız” dedi.

    Avukat Sinan Can ise, “Projenin yapılacağı yer inançsal bir hafıza merkezi. 1938 yılında 24 insanımız orada katledildi ve daha sonra anıt mezar yapıldı. Yapılacak proje doğaya, insan yaşamına ve inanca yapılan doğrudan bir saldırıdır” diye belirtti.

    Alevi inanç önderlerinin 1938 yılında bu bölgede katledildiğini belirten Ağuçan Ocağı Piri Hüseyin Güler, “Burada anıt mezarlarımız var. Burası Alevi inancı açısından çok önemlidir. O yüzden yapılacak projenin insanların inancına da saygı göstermesi gerekiyor” diye ifade etti.

    Köylülerin projeye rızalarının olmadığını vurgulayan avukat Kenan Çetin, “Pomza kum ocağı projesi eğer yapılırsa burada hayvancılık bitecek, su kaynakları ve anıt mezarları tahrip edilecek” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından bilirkişi heyeti projenin yapılacağı bölgede incelemeler yaptı.

    PİRHA/DERSİM

  • Sivas’ın Dipsizgöl köyündeki maden projesi için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak 

    Sivas’ın Dipsizgöl köyündeki maden projesi için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak 

    PİRHA-Sivas’ın Dipsizgöl köyünde yapılmak istenen selestin ocağı projesine gelen tepkilerin ardından 28 Ağustos’ta keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak. 

    Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl köyünün mera alanlarına BARİT Maden Türk Anonim Şirketi tarafından selestin ocağı yapılmak isteniyor. “ÇED raporu gerekli değildir” kararı ile orman arazisi üzerine kurulmak istenen selestin ocağı projesinin iptali için köylüler yargı yoluna gitmişti.

    Sivas’ın Dipsizgöl köyünde yapılmak istenen selestin ocağı projesine gelen tepkilerin ardından 28 Ağustos’ta saat 10.30’da keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak.

    PİRHA/SİVAS

     

  • Tağar Çayı’ndaki HES ve regülatör projesine ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verildi

    Tağar Çayı’ndaki HES ve regülatör projesine ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verildi

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışmasına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi, bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması kararı verdi.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başlatılmıştı.

    26 Ağustos’ta Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla Tağar Köprüsü’nde bir araya gelen yüzlerce kişi, inşaat çalışmasına tepki göstermişti.

    Tağar Çayı üzerinde kaçak şekilde inşasına başlandığı belirtilen ve sonrasında “ÇED Olumlu” kararı verilen Çemişgezek Regülatörü ve HES Projesi’ne karşı açılan davada çevre savunucularının başvurusunu değerlendiren Erzincan İdare Mahkemesi, bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi.

    “KEŞİF VE BİLİRKİŞİ İNCELEME KARARI VERİLDİ”

    Avukat Barış Yıldırım, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “İlimiz Çemişgezek ilçesi Tağar Çayı üzerinde kaçak şekilde inşasına başlanan ve müteakiben ÇED olumlu kararı verilen Çemişgezek Regülatörü ve HES projesine karşı açtığımız davada İdare Mahkemesi’nce keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verildi” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Alamut’ta yüzlerce kişi Zorlu Holding’in JES talanına karşı yürüdü-VİDEO

    Alamut’ta yüzlerce kişi Zorlu Holding’in JES talanına karşı yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Aydın’ın Bozdoğan ilçesine bağlı Alamut Mahallesi ve çevre köylerde kurulmak istenen JES projesine dair bugün bilirkişi keşfi yapıldı. Köylüler ve çevreciler yaptıkları yürüyüşle ekolojik yıkımı protesto ederek, “JES istemiyoruz” dedi. 

    Aydın’ın Jeotermal Enerji Santrali (JES) çilesi bitmiyor. Zorlu Holding’e ait Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi tarafından Bozdoğan’ın Alamut Mahallesi’nde JES yapılmak isteniyor.

    Zorlu Holding’in Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde kurmayı planladığı jeotermal elektrik santralinin ruhsat iznine karşı Alamut köylülerinin açmış olduğu davada bugün bilirkişi keşfi yapıldı.

    Dosya için atanan bilirkişilerin bazılarının ise başka bir dosyada JES’leri savunmuş olması da dikkat çekti.

    Sabah saatlerinde başlayan keşfe Alamut köylüleri, çevre dernekleri ve yaşam savunucuları yoğun bir katılım gösterdi. Akçay Havzası ve Madran Dağı Koruma Derneği, Aydın Çevre Koruma ve Kültür Derneği, Latmos Platformu, Akbelen Köyü ve Muğla Yeşil Yaşam Derneği gibi birçok ekoloji örgütleri alanda hazır bulundu.

    Alamut ve çevre köylerden gelen yurttaşlar ve ekolojistler keşfin yapıldığı saatte köy meydanından başlayarak  keşif alanına yürüdü. “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganları keşif alanına yürüyen yüzlerce kişi ekolojik yıkımına sebep olacak JES projesinin iptal edilmesi çağrısında bulundu.

    JES PROJESİNİN ÖMRÜ EN AZ 49 YIL

    Zorlu Holding bünyesinde yer alan Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi Şirketi, geçtiğimiz yıl Aydın’da çeşitli bölgelerde jeotermal kaynak aramak için 49 yıl geçerli işletme ruhsatı almıştı.  Aydın Valiliği YİKOB, Zorlu Jeotermal’in ruhsat talebini onayladı. Kararın ardından harekete geçen Zorlu Jeotermal, JES’ler kurmak için ÇED başvurularında bulundu. ÇED başvurularından bir tanesi de Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarında kalıyor.

    Proje tanıtım dosyasında yer alan bilgilere göre; şirket 948 milyonluk yatırımla yılda 160 milyon kWh elektrik üretmeyi hedefliyor. Proje kapsamında Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarındaki 148 Ada 14- 15-16 nolu parseller ve 149 Ada 4-5 nolu parsellerde, 10 adeti üretim, 9 adet reenjeksiyon kuyusu ve 1 adet alternatif olmak üzere 20 adet kuyu açılması planlanıyor.

    ZEYTİN VE İNCİR BAHÇELERİ İLE ÇEVRİLİ

    Kuyu lokasyonlarının tamamı Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli onaylı Çevre Düzeni Planı’nda ‘Sulama Alanı ve Tarım Arazisi’ olarak işaretlenmiş alanlar içerisinde kalıyor. Etrafında incir bahçelerinin ve zeytinliklerin de olduğu proje sahasının Alamut Köyü’ne olan uzaklığı ise 700 metre olacak.

    Projenin ÇED süreci devam ederken Alamutlular, Zorlu Jeotermal’e verilen ruhsat izninin iptali için  dava açtı. Dava dilekçesinde bölgeye inşa edilecek JES’lerin tarım alanlarına, yer altı ve yer üstü sularına ve yaşam alanlarına vereceği zarara dikkat çekildi.

     BİLİRKİŞİLERİN JES’İ SAVUNANLARDAN SEÇİLMESİ DİKKAT ÇEKTİ

    Dosya için atanan bilirkişi heyetinde yer alan isimler ise dikkat çekti. Mezeköylülerin JES projesine karşı açmış olduğu davada atanan Jeoloji Mühendisi Doç. Dr. Mehmet Özçelik açılacak sondaj kuyularının yüzey ve yeraltı sularını kirletme tehlikesi olmadığını ileri sürmüştü. Dava dosyasında yer alan Çevre Mühendisi Prof. Dr. İsmail Tosun da JES için dosyada belirtilen önlemlerin alınması durumda çevreye zarar vermeyeceğini iddia etmişti.

    KÖYLÜLERDEN BİLİRKİŞİYE KARŞI İTİRAZ 

    Öte yandan köylülerin bilirkişine karşı mahkemeye itiraz dilekçesi verdiği öğrenildi. Dava dilekçesinde “Tüm bu hususların yanında keşif incelemesi için görevlendirilen heyetin tümünün Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde faaliyet gösteriyor olmaları ve yine Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinden belirlenen içerisinde eldeki davamızda yapılacak keşif için görevlendirilen bazı bilirkişilerin de bulunduğu bir heyetin son olarak Aydın’ın Köşk İlçesi Mezeköy’de yapılması planlanan jeotermal elektrik santrali için verilen ÇED gerekli değildir kararının iptali için açılan davada heyet olarak bütün halde İdarenin ÇED gerekli değildir kararının “uygun” olduğu yönünde rapor verdikleri de göz önüne alındığında, aynı konu çerçevesinde eldeki davamız için görevlendirilen bilirkişi heyetinin yine Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinden seçilmiş olmasını genel yaşam deneyimine aykırı olduğunu görüyor, belirlenecek bilirkişi heyetinin farklı üniversitelerin ilgili uzman kişileri arasından da oluşturulabileceği kanaatiyle bilirkişilerin belirlenme yönteminin tarafsızlık ilkesine kamu vicdanında gölge düşüreceğine de ayrıca dikkat çekmek istiyoruz” denildi.

    PİRHA/AYDIN

    İLGİLİ HABERLER:

    Zorlu, Alevi köyü Aydın Alamut’a JES kurmak istiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    Alamutlu kadınlar doğa talanına karşı meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi-VİDEO

    Alamut’ta yüzlerce kişi ÇED toplantısını protesto ederek engelledi-VİDEO

     

  • ‘Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünün 2. dereceye düşürülmesi hukuka uygun değil’-VİDEO

    ‘Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünün 2. dereceye düşürülmesi hukuka uygun değil’-VİDEO

    PİRHA-1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen Munzur Gözeleri 2. Derece Doğal Sit Alanı’na düşürüldü. TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünün ikinci dereceye düşürülmesinin hukuka uygun olmadığını söyledi. DAM Yönetim Kurulu Üyesi Selman Yeşilgöz ise “Munzur Vadisi rant çevrelerinin ve oralarda ticaret yapmak isteyenlerin de gözdesi haline geldi. Bu talan mantığını bertaraf etmenin tek yolu tüm Dersimlilerin ortak bir mücadele etmesi gerekiyor” dedi. 

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Karar, 28 Temmuz 2023 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştı.

    TMMOB, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünü ikinci dereceye düşüren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi için dava açmıştı. Dava kapsamında bugün saat 14.00’te Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Uğur Beycan ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Yönetim Kurulu Üyesi Selman Yeşilgöz, Munzur Gözeleri’nin, 2. Derece Doğal Sit Alanı’na düşürülmesini ve 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde yapılacak keşif hakkında PİRHA’ya konuştular.

    “MUNZUR VADİSİNİN TAMAMININ KORUNACAĞI ANLAMINA GELMİYOR”

    TMMOB olarak Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünün ikinci dereceye düşürülmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle dava açtıklarını söyleyen TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Uğur Beycan, “Munzur Gözeleri’nde ekolojik alanda yaratacağı tahribat ve rantlaşmanın önünü açacağından dolayı yürütmeyi durdurma kararı alınmasına dair Erzincan İdari Mahkemesi’nde dava açtık. Kesin korunacak hassas bölge koruma statüsü, tabiri caizse çivi çakılmayacak, ‘korunacak bölge’ anlamına geliyor. Kararnamede yayınlanan nitelikli koruma alanı statüsündeki verilen koordinatlar, bir bütün olarak Munzur Vadisi’nin tamamının koruma statüsü altına alınmış anlamına gelmiyor. Kesin korunacak alandan nitelikli koruma statüsüne geçildiğinde baraj ve hidroelektrik santrali yapamıyorsunuz ama yöre balıkçılığı işletmeciliği, sulama göletleri, güneş enerjisi santralleri, kum ve çakıl eleme şantiyeleri, maden faaliyetleri yürütebiliyorsunuz. Munzur Nehri’nin sağından ve solundan itibaren o bölge alanında turizmi, günübirlik yapılaşmaları açabiliyorsunuz” dedi.

    “BU DAVA TÜM DERSİM HALKININ DAVASIDIR”

    Yani bir bütün baktığımız zaman aslında rantın önünü açan, doğayı korumayan ve sürdürülemez bir yaşamı modelleyen bir yasal düzenleme olduğunu belirten Beycan, “Munzur Gözeleri, aynı zamanda Dersim halkı için inanç merkezi. Munzur Gözeleri’nin hem inanç merkezi olması hem de ekolojik bir güzellik barındırmasından dolayı sadece bilimsel araştırmaların yapılması gereken bir yer. Bilirkişi heyeti tarafından saat 14.00’te Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak, biz de TMMOB olarak davacı kurum olarak orada olacağız. TMMOB davacı kurum ama aslında bu dava tüm Dersim halkının davasıdır. Tüm halkımızı Munzur Gözeleri ve Munzur Vadisi’nin etrafında yasal yöntemlerle ön açıp rantsal alana çevirme noktasında bir bariyer çekme pratiğinde kenetlenmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

    “TÜM DERSİMLİLERİN ORTAK MÜCADELE ETMESİ GEREKİYOR” 

    1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünün ikinci dereceye düşürülmesinin Munzur ve Pülümür vadilerini ranta açma politikasının ön ayağı olduğunu ifade eden DAM Yönetim Kurulu Üyesi Selman Yeşilgöz de şunları dile getirdi:

    “Dersim gibi bölgeler turizm alanlarına dönüştürülerek ranta açılıyor. Bu rantın da kendi taraftarlarına verilerek buralar ticarileştiriliyor. 1972’li yıllarda Türkiye’nin ilk milli parklarından olan Munzur Vadisi’nin son yıllarda görünür hale gelmesiyle beraber rant çevrelerinin ve oralarda ticaret yapmak isteyenlerin de gözdesi haline geldi. Munzur Gözeleri ve Munzur Vadisi birileri için rant ve ticari alan olabilir ama Dersimliler için Munzur Gözeleri bir yaşam kaynağıdır ve bir inanç merkezidir. Bu talan mantığını bertaraf etmenin tek yolu tüm Dersimlilerin ortak bir mücadele etmesi gerekiyor. Dersim halkını, yerel yöneticileri, siyasi partileri, meslek odalarını ve demokratik kitle örgütlerini Munzur Gözeleri’ne bekliyorum.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Munzur ve Pülümür Vadileri ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi
    -TMMOB, Bakanlık Kararının Munzur Gözeleri ile ilgili kısmının iptali için dava açtı
    -Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO
    -Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması
    -DAD Eş Başkanı Doğan’dan Munzur Gözeleri’nde keşif planına tepki: Kutsalımıza sahip çıkacağız-VİDEO

  • DAD Eş Başkanı Doğan’dan Munzur Gözeleri’nde keşif planına tepki: Kutsalımıza sahip çıkacağız-VİDEO

    DAD Eş Başkanı Doğan’dan Munzur Gözeleri’nde keşif planına tepki: Kutsalımıza sahip çıkacağız-VİDEO

    PİRHA-DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin 2. Derece Doğal Sit Alanı’na düşürülmesinin devlet aklının Alevi inancını yok etme gayretinin bir parçası olduğunu vurguladı. Doğan, “Acaba gelecekte burayı da bir meta olarak algılayıp pazarlayacaklar mı ya da yapılaşmaya mı açacaklar? Dersim halkını, 1 Kasım’da yapılacak keşifte Munzur Gözeleri’ne gelerek inancına sahip çıkma çağrısında bulunuyoruz” dedi.

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Karar, 28 Temmuz 2023 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştı.

    TMMOB, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünü ikinci dereceye düşüren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi için dava açmıştı. Dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Munzur Gözeleri’nin, 2. Derece Doğal Sit Alanı’na düşürülmesini ve 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde yapılacak keşif hakkında PİRHA‘ya konuştu.

    “MUNZUR GÖZELERİ’Nİ YAPILAŞMAYA MI AÇACAKLAR?”

    Munzur Gözeleri’nin Dersim coğrafyasının en önemli inançsal mekânlarından olduğunu ifade eden Kadriye Doğan, “Munzur Gözeleri bizim kutsalımızdır, efsaneleriyle halkın binlerce yıldır oraya niyaz olmasıyla ve yakın zamana kadar da yöre halkının çıplak ayakla basmaya kıyamadığı kutsal bildiği bir sudur. Bunun eril sistem tarafından mülkiyet olarak algılanıp 1. Derece Doğal Sit Alanı iken 2. Derece Doğal Sit Alanı’na dönüştürülmesi bize şunu düşündürüyor. Acaba gelecekte burayı da bir meta olarak algılayıp pazarlayacaklar mı? Yapılaşmaya mı açacaklar? Çok yoğun turizme mi açacaklar? Zaten şu haliyle bile o yapılan ahşap yollar bile onun doğasına dokusuna çok uygun olmamak birlikte, bunun önünün açılacağı kaygısını duyuyoruz” dedi.

    “Munzur Gözeleri bizim açımızdan korunması, dokunulmaması gereken bir mekândır” diyen Doğan şöyle devam etti:

    “Munzur Gözeleri’nin 2. Derece Doğal Sit Alanı’na düşürülmesini devlet aklının Dersim inancı ve coğrafyasına saygısızlığı, asimilasyon ve yok etme gayretinin ikinci bir tezahürü olarak algılıyoruz. Alevi inancını kutsallarıyla birlikte gelecek kuşaklara aktaracağız. Dersim halkı, inanç sahipleri ve Yol, erkan sürdürenler buna asla izin vermeyecektir.”

    “KEŞİF ESNASINDA LOKMALARIMIZLA MUNZUR GÖZELERİ’NDE OLACAĞIZ”

    Munzur Gözeleri’nin 2. Derece Doğal Sit Alanı’na düşürülmesine verilen tepkinin yerinde olduğunu belirten Doğan, “TMMOB’un açtığı dava çok kıymetli. Aslında keşif yapılmasına hiç gerek yok çünkü devlet aklı Munzur Gözeleri’nin ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Yapılan çağrı çok kıymetli, biz de Demokratik Alevi Dernekleri olarak keşif esnasında lokmalarımızla Munzur Gözeleri’nde olacağız ve kutsalımız olduğunu belirteceğiz. Tüm toplumsal kesimleri, Dersim’de yaşayan Alevi inancının tüm sahiplerine de Munzur Gözeleri’ne gelerek inancına sahip çıkma çağrısında bulunuyoruz. 1 Kasım’da orada olalım Munzur Gözeleri bizim kutsalımızdır, kutsalımıza sahip çıkalım” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Munzur ve Pülümür Vadileri ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi
    -TMMOB, Bakanlık Kararının Munzur Gözeleri ile ilgili kısmının iptali için dava açtı
    -Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO
    -Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması

  • Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması

    Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması

    PİRHA-1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen Munzur Gözeleri ikinci dereceye düşürülmüştü, TMMOB tarafından açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak. Avrupa’daki Alevi örgütleri ve Dersim dernekleri ortak açıklama yaparak, “Kutsal Munzur Gözeleri birinci sit alanı derecesinden çıkarılarak her türlü müdahaleye açık hale getirilmek isteniyor. 1 Kasım günü Kutsal Munzur Gözeleri’nde yapılacak olan keşife karşı Dersim halkını, Raa Haqi inancını yaşatan, sahip çıkan herkesi Bımbarek Çımê Munzir başında toplanmaya davet ediyoruz” dedi.

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Karar, 28 Temmuz 2023 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştı.

    TMMOB, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünü ikinci dereceye düşüren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi için dava açmıştı. Açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak.

    Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden tepki geldi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG), Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim 38 Soykırımı Karşıtı Derneği; Munzur Gözeleri’nde yapılacak keşif öncesinde Dersim halkına çağrı yaptı.

    “DERSİM’İN İNANCI, KİMLİĞİ, DİLİ, KÜLTÜRÜ VE DOĞASI SALDIRI ALTINDA”

    Munzur’un Dersim’deki Aleviler için kutsal olduğu belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:

    “Dersim, Raa Haqi (Alevi) inancı, kimliği, dili, kültürü ve doğası ile her gün yeni bir saldırıya hedef oluyor. Dersim’in hafızası yok edilmek isteniyor. Devlet, belleği ile bağı koparılan Dersim’in başkalaşıma uğrayacağını, kimliğini kaybedeceğini, geçmişi ile sıcak bağını sürdüremeyeceğini, kendisine yabancılaşıp, kolay bir şekilde asimile olacağının hesabını yapıyor. Bu nedenle hem içerden hem de dışardan yeni bir fetih harekatını yıllardan beri sürdürüyor.

    Cemevi adeta bir asimilasyon merkezine dönüştürüldü. Şehir merkezinde altıncı cami inşa ediliyor. Düzenlenen sempozyumlar ile Türklük ve Sünnilik dayatılıyor, her türlü bilimsel ve etik prensiplerden uzak Dersim’in Türk ve Sünni olduğu teorileri enjekte ediliyor. Dersim Raa Haqi-Alevi inancının merkezidir, Munzur Gözeleri de serçeşmesidir.

    Kutsal Munzur Gözeleri birinci sit alanı derecesinden çıkarılarak her türlü müdahaleye açık hale getirilmek isteniyor. Kutsal Munzur Gözeleri’ne dokunulmasına karşı dur, Munzur Gözeleri’ne sahip çık, koru. Kutsal Munzur Gözeleri Raa Raq inancının can damarı, yaşam çeşmesidir. Kem ellerin uzanmasına Dersim halkı dün izin vermediği gibi bugün de vermeyecektir. Bu nedenle 1 Kasım günü Kutsal Munzur Gözeleri’nde yapılacak olan keşife karşı Dersim halkını, Raa Haqi inancını yaşatan, sahip çıkan herkesi Bımbarek Çımê Munzir başında toplanmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Munzur ve Pülümür Vadileri ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi
    -TMMOB, Bakanlık Kararının Munzur Gözeleri ile ilgili kısmının iptali için dava açtı
    -Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO

  • Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO

    Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO

    PİRHA- “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Dersimli yurttaşlar, “Munzur Gözeleri’nin 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak kalması lazım. Hiçbir şekilde kutsal mekânlarımıza dokunulmasın” diyerek hükümete tepki gösterdiler. 

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Karar, 28 Temmuz 2023 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştı.

    TMMOB, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünü ikinci dereceye düşüren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi için dava açmıştı. Açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak.

    Munzur Gözeleri’nin, 2. Derece Doğal Sit Alanı’na düşürülmesini Dersimli yurttaşlara sorduk.

    “KUTSAL MEKÂNLARIMIZA DOKUNULMASIN”

    Dersimli yurttaşlar, Munzur Gözeleri’nin kutsalları olduğunun altını çizerek, “Bizim kutsalımız olan Munzur Gözeleri 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak kalmalı. Munzur korunmalı ve özgürce akmalı. Tüm Dersim halkının kutsallarına sahip çıkması gerekiyor” dedi.

    “DERSİM HALKI TEPKİ GÖSTERECEKTİR”

    Dersim coğrafyasının uzun yıllardır saldırı altında ve insansızlaştırılmakla karşı karşıya olduğunu vurgulayan yurttaşlar, şunları kaydettiler:

    “Munzur Gözeleri Alevi inancında kutsal bir yer olarak gösterilmesinden dolayı korunması gereken bir alan. Ancak coğrafyamızda her yere bir saldırı söz konusu bu alanların başında da Alevi inancının hâkim olduğu inanç merkezleri geliyor. Dersim’de şimdiye kadar doğaya ve inanç merkezlerine yapılan saldırılarda ortak bir tepki ortaya konuldu. Munzur Gözeleri’nin 2. Derece Sit Alanı’na düşürülmesine karşı da Dersim halkı tepki gösterecektir.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Munzur ve Pülümür Vadileri ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi
    -TMMOB, Bakanlık Kararının Munzur Gözeleri ile ilgili kısmının iptali için dava açtı

  • İliç madenlerinde keşif yapıldı; ‘Burası Türkiye’nin başına büyük bir beladır’ -VİDEO

    İliç madenlerinde keşif yapıldı; ‘Burası Türkiye’nin başına büyük bir beladır’ -VİDEO

    PİRHA- TMMOB tarafından, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninin kapasite artışı için verilen ÇED olumlu kararına karşı açılan davanın keşfi yapıldı. Türkiye’nin 1999’dan sonra ülkeyi madencilik faaliyetlerine açtığını söyleyen TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Cemalettin Küçük, “Bu madenler bugün durdurulsa bile büyük bir belayla karşı karşıya olduğumuzu bütün toplumun bilmesini isterim” dedi.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından, İliç’te Anagold Madencilik tarafından işletilen altın madeninin kapasite artışı için verilen Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) olumlu kararına karşı açılan davanın keşfi yapıldı. Keşfe avukat, teknik heyet ve TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Cemalettin Küçük katıldı. Konunun uzmanları tarafından siyanürlü maden projesinin çevre ve insan sağlığı üzerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açtığı belirtiliyor.

    “ZEHİRLİ KİMYASALLAR TÜRKİYE’NİN İÇİNDEN GEÇİP ORTADOĞU’YA AKIYOR”

    Erzincan İliç’teki maden sahasında PİRHA’ya açıklamalarda bulunan TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Cemalettin Küçük, “Burada dünyada büyük sayılacak bir maden işletmesinin başında bulunuyoruz. Coğrafyaya baktığınız zaman bir ormanlık, ağaçlık alan, otlaklar ve meraların olduğu bir bölge” dedi.

    Küçük, şunların altını çizdi:

    “Şu anda bulunduğumuz yerde, bu madencilik faaliyetinin kompleks mineral işletmesinin olduğu yeri Karasu’ya yani Fırat’ın koluna 300 metre mesafede gösteriyorlar. Bir metre mesafesi boyunca sanki çok uzakmış gibi gözüküyor. Ama burası mesafe falan değil. Bulunduğumuz yere düşen yağmur Karasu’ya iner. Yani burası, Karasu’nun içerisindeki bir maden tesisidir, yani Fırat’ın içerisindedir. Yani bütün Türkiye’nin içerisinden geçip Ortadoğu’ya akan, körfeze kadar inen bir yerin içerisindedir.”

    “KULLANILAN KİMYASAL SAYISI ÇOK YÜKSEK”

    Burada yığılan zararlı atıkların bir dağ oluşturduğunu belirten Küçük, “İçerisinde mineral bulunanları iki gruba ayırıyorlar burada. Bir tanesi sülfürlü mineraller, diğeri oksitli olanlar. Oksitli olanları öğütüyorlar, 6-11-12 milimetre arasındaki kalınlıklara kadar öğüttükten sonra bu bölgede seriyorlar. Oraya siyanürlü ya da solüsyonlu kimyasal sular vererek içerisindeki istedikleri mineralleri söküp almaya çalışıyorlar” dedi.

    Maden sahası içerisinde hiç bahsedilmeyen, göz önünde bulundurulmayan bir tesisin daha olduğunu ifade eden Cemalettin Küçük, “Filotasyon tesisinde bakır yüzdürme işlem yapıyorlar. Burada bakırı, mineralleri ya da bakırın yanındaki mineralleri cevher içerisinden ayrıştırabilmek için kullanılan kimyasal sayısı çok yüksek. Neredeyse 10’a yakın kimyasal kullanılıyor. Onların isimlerini ben bile saymakta güçlük çekiyorum” dedi.

    “FIRAT’A AKAN BİR KİMYASALIN BAŞINDAYIZ; TÜRKİYE’NİN BAŞINA BÜYÜK BİR BELA”

    Bu maden sahasını sadece atık depolama gölünden ibaret saymamak gerektiğini vurgulayan TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Cemalettin Küçük, “Burayı bir kompleks tesis olarak 10 proje biçiminde, orman sıyırmasından toprağın depolanması aşamasına kadar tüm kısımlarıyla birlikte değerlendirdiğimizde Fırat’a akan bir kimyasalın başında bulunuyoruz” diyerek acı tabloyu gözler önüne serdi ve şunları kaydetti:

    “Burası Türkiye’nin başına büyük bir beladır. Bunu bugün bile durdursak buranın ortaya çıkarmış olduğu ve bundan sonra ortaya çıkaracağı sıkıntıları ortadan kaldırmak demiyorum, sadece azaltmak için ekonomik ve emek açısından da baktığımızda çok büyük değerler harcanması gerekir. Bununla ilgili şöyle bir örnek verebilirim. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1999 senesinde Montana eyaletinde bir altın madeni, kapatıldıktan sonra atıklarının çevreye verecek olduğu zararları azaltmak üzere yapılacak olan çalışmalar için bir milyar dolarlık para ayrılmıştı. Ancak bu tesisin toplam ekonomik bedeli 50 milyon dolar. Anlayın. Tesis bedelinin yirmi katından daha fazla bir bedeli, tesisin vereceği zararı azaltabilmek için ödemek zorundaydılar.

    Bütün bu göstergelere rağmen Türkiye’nin 1999 yılından sonra ve 2000’li yıllar boyunca ülkeyi madencilik faaliyetlerine açtığını söyleyen Küçük, “Şimdi bunlar başımızda büyük bir bela. Bugün durdurulsa bile büyük bir belayla karşı karşıya olduğumuzu bütün toplumun bilmesini isterim” dedi.

    “RAPOR DENEMEYECEK BİR ŞEYİ BİLİRKİŞİ RAPORU OLARAK SUNDULAR”

    TMMOB’un açtığı davadan dolayı avukat ve teknik heyetle birlikte İliç’e geldiklerini belirten Cemalettin Küçük, herkesin her şeyi bildiğini, daha önce de keşfe geldiklerini ve aynı şeyleri tekrarladıklarını vurgulayarak şunları ekledi:

    “Daha önceki keşifte sormuş olduğumuz soruların hiçbir tanesine bilirkişi yanıt vermeyip, Çevresel Etki Değerlendirme raporu denilen ÇED raporunun aynısını kopyalayıp yapıştırarak rapor denemeyecek bir şeyi bilirkişi raporu olarak sundular. Onun için biz buna itiraz ettik. Mahkeme bu rapora dayanarak bizim davamızı reddetti ama biz bunu yeniden değerlendirip Danıştay’a itiraz ettik. İtirazlarımız kabul edildi. Bunun keşfini yapacağız.”

    Nuray ATMACA/ERZİNCAN

    İLGİLİ HABERLER:

    İliç’te Yapılması Planlanan Keşifte Bilirkişiler AKP’li; Keşfin Ertelenmesi Talep Edildi

    Danıştay, İliç’teki Altın Madeni Için Mahkemenin Kapasite Artışı Kararını Bozdu

    -‘Siyanürlü maden projesi geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açacak’

    Metalürji Mühendisi Küçük: Çöpler Altın Madeni, İliç’te Büyük Yıkıma Sebep Oldu

  • İliç’te yapılması planlanan keşifte bilirkişiler AKP’li; keşfin ertelenmesi talep edildi

    İliç’te yapılması planlanan keşifte bilirkişiler AKP’li; keşfin ertelenmesi talep edildi

    PİRHA-Erzincan İliç Anagold Altın Madeni kapasite artırım ÇED iptal davasında 5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li, akademik yeterliliklerinin olmaması ve altın madeni savunucusu olduğu için yapılacak keşfin ertelenmesini talep eden Sedat Cezayirlioğlu ve gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, anayasal suç işlendiğini kaydetti.

    Türkiye’nin dört bir tarafı madencilik projeleriyle çevrilmiş durumda ve doğa her geçen gün daha fazla tahrip ediliyor.

    Erzincan İliç’te siyanür sızıntısına yol açan Çöpler Altın Madeni’nin kapatılması için yapılan çağrılar devam ederken, Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler bölgesinde, atık havuzundan siyanür sızdığı şikâyetinin ardından 21 Haziran 2022’de faaliyetine son verilen altın madeni, üç ay sonra 23 Eylül’de yeniden açılmıştı.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), İliç’te Anagold Madencilik tarafından işletilen altın madeninin kapasite artışı için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına karşı açılan davanın duruşması 30 Kasım’da Erzincan İdare Mahkemesi’nde görülmüştü.

    Erzincan İliç Anagold altın madeni kapasite artırım ÇED iptal davasında 5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li, akademik yeterliliklerinin olmaması ve altın madeni savunucusu olduğu için yapılacak keşfin ertelenmesini talep eden Sedat Cezayirlioğlu ve gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “KEŞFİN ERTELENMESİNİ TALEP ETTİK”

    5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li ve akademik yeterliliklerinin olmaması, altın madeni savunucusu olduğu için bilirkişi heyetinde bulunan 13 kişiden 7’sine itiraz edildiği için keşfin ertelenmesinin talep edildiği belirtilen açıklamada, “Keşif bilirkişilerinden Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Serhat Vançelik 2007-2017 yılları arasında 10 yıl Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü yapıp AKP hükümetine yakın olduğundan başta bu bilirkişiyi kabul etmedik. Eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in Anagold madeni soruşturma dosyasında firari  FETÖ’cü Savcı Bayram Bozkurt ile Anagold şirketi arasındaki rüşvet alışverişinin eski AKP’li Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in oğlunun avukatlık bürosu vasıtasıyla yapıldığı bilgisi 2009 yılında Adalet Bakanlığı kayıtlarına girmişti. Diğer yandan Kanada-Amerikan altın madeni Anagold şirketine Çalık holdingin %20 ortak olması ve Çalık holdingin de AKP iktidarına yakın olması nedeniyle, AKP’li halk sağlığı uzmanı bilirkişi Prof. Dr. Serhat Vançelik’in vereceği raporun tarafsız olmayacağı belli olduğundan itirazımızla birlikte Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nden İlhan Cihaner’in hazırladığı soruşturma dosyasının da celbini talep ettik. Diğer yandan mahkeme “hidrojeolog“ bilirkişi ataması gerekirken, “hidrolik mühendisi”  bilirkişi atamış olduğundan bu bilirkişiye, Danıştay bozmasına aykırı olarak öğretim üyesi vasfını taşımayan Meteoroloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisine, koşulsuz altın madeni propagandacısı Maden mühendisi Prof. Dr. İbrahim Alp’e, özel şirket sahibi ve maden şirketlerine iş yapan Çevre Mühendisi Prof. Dr. Okan Tarık Komesli’ye, sismoloji alanında yeterli çalışması olmayan ve akademik sıfatı sismolog değil jeofizikçi olan bilirkişi Prof. Dr. Nafiz Maden’e itirazlarımızı bildirerek, keşfin ertelenmesini talep ettik” denildi.

    “TÜRKİYE TARİHİNDEKİ EN YIKICI ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞ TEHDİDİDİR”

    Akkuyu ve Akbelen davalarında olduğu gibi İliç davasında da görünüşte bir yargılama yürütüldüğü vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Siyasi  iktidarın kontrolünde olan ve AKP’li avukatların hakimliğe devşirilmesiyle oluşturulan yargı, şirketlerin davayı kazanması için yasaları uygulamamakta ve anayasal suç işlemektedirler. İliç Anagold Madeni Türkiye’nin geleceğini yok etme kapasitesine sahip bir madendir. Prof. Dr. Naci Görür Anagold altın madeninin üzerinde olduğu Yedisu fay zonuyla ilgili uyarılarını en son üç gün önce yapmış ve burada her an 7’den büyük bir deprem beklediklerini belirtmiştir. 21 Haziran tarihinde, sömürgeci Kanada ve ABD’ye ait çöpler altın madeninde siyanür borusu patlamış, Fırat’a ve doğal ekosistemlere 80 kg siyanür karışmış ve davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı maden sahasını 88 gün kapatmak zorunda kalmıştır. Hiçbir deprem, doğal afet, fırtına ve dolunun olmadığı 21 Haziran’da sakin yaz gecesinde siyanür borusunu patlatan Anagold Madeni, her an 7’den büyük bir deprem olacağı kesin olan Yedisu fay zonu üzerinde, Fırat nehrine karışmak üzere atık havuzunda bekleyen 66 milyon ton sülfürik asitli, siyanürlü atığıyla ve depremde etrafa dağılmak üzere bekleyen siyanür boruları içindeki siyanürüyle; Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en yıkıcı ve aktif çevre, ekoloji ve halk sağlığı tehdididir.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Dersim’de krom madeni projesi için keşif yapıldı

    Dersim’de krom madeni projesi için keşif yapıldı

    PİRHA-Dersim’de Çambulak, Çat, Yalmanlar ve Eskigedik üçgeninde kalan Kızılçayır mevkiinde hayata geçirmek istenilen “4. Grup Krom Maden Ocağı Projesi”ne karşı açılan davada mahkeme keşif gerçekleştirdi.

    Dersim’de Çambulak, Çat, Yalmanlar ve Eskigedik üçgeninde kalan Kızılçayır mevkiinde Dosteli Madencilik Yatırım A.Ş. şirketi tarafından krom madeni ocağı projesi hayata geçirilmek isteniyor. Projenin iptali için avukat Barış Yıldırım tarafından açılan dava kapsamında Erzincan İdari Mahkemesi keşif kararı verilmişti.

    Erzincan İdare Mahkemesi, heyeti aralarında jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, çevre mühendisi, maden mühendisi ve orman mühendisinin de bulunduğu uzman bilirkişi heyeti ile birlikte proje sahasında keşif yaptı.

    Öğlen saatlerinde başlayan keşif sırasında köylüler, dosya avukatı Barış Yıldırım, davalı taraf ve şirket yetkilileri de hazır bulundu. Şirket yetkilileri maden ocağının çevreye zararı olmayacağını ileri sürdü. Avukat Barış Yıldırım ise mahkeme heyetine ayrıntılı sunum yaparak maden projesinin yol açacağı ekolojik tehditleri dile getirdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Akbelen Ormanı’nda bilirkişi keşif yapacak

    Akbelen Ormanı’nda bilirkişi keşif yapacak

    PİRHA- Ağaç kıyımının yapıldığı  Muğla’nın Milas ilçesinde yer alan Akbelen Ormanı’nda bilirkişi keşfi yapılma kararı alındı.

    Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan 740 dönümlük Akbelen Ormanı’nın kesilmesine karşı köylülerin direnişi sürüyor. Birçok sivil toplum örgütü, siyasi parti ve çevre derneklerinin destek ve dayanışma ziyaretleri de devam ediyor.

    Çevre dernekleri ve Akbelen halkının ormanda maden tahsisinin iptali için Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü’ne açtığı davada, bilirkişi keşfine karar verildiği öğrenildi. Kararda, Akbelen Ormanı’nda 30 Temmuz Cuma günü saat 11.30’da keşif yapılacağı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Pınar Gültekin cinayetinde bağ evinde keşif yapılacak

    Pınar Gültekin cinayetinde bağ evinde keşif yapılacak

    Muğla’da Cemal Metin Avcı isimli erkek tarafından katledilen Pınar Gültekin’in öldürüldüğü bağ evinde bu ay keşif yapılacak. 

    Muğla’da Cemal Metin Avcı isimli erkek tarafından katledilen Pınar Gültekin’in öldürüldüğü bağ evinde bu ay keşif yapılacak.

    Katil zanlısı Cemal Metin Avcı ile kardeşi Mert Can Avcı, mahkemece belirlenen tarihte, olay yeri inceleme ve bilirkişi ekiplerinin de hazır bulunacağı keşif için cezaevinden Menteşe ilçesindeki bağ evine getirilecek. Olay mahallinde taraf avukatları da hazır bulunacak.

    Gültekin ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, kendilerinin davanın bütün aşamalarında cinayetin tek başına işlenemeyeceğini, suç delillerini gizleme, yok etme ve değiştirmeye dair başkaca faillerin de olduğunu ifade ettiklerini hatırlattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bağcılar Cemevi Başkanı’ndan Diyarbakır Cemevi’nde keşif kararına tepki: ‘Biz varız!’-VİDEO

    Bağcılar Cemevi Başkanı’ndan Diyarbakır Cemevi’nde keşif kararına tepki: ‘Biz varız!’-VİDEO

    PİRHA- Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Diyarbakır Cemevi’nin elektrik borçlarıyla ilgili mahkemenin verdiği keşif kararına tepki gösterdi. Koç, “Kendi kafalarındaki ibadethaneye uymuyor burası, uymadığı için de buna bir formül bulmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Biz bu ülkenin yüzde 20 nüfusuna sahibiz. Varız! Siz gözünüzü kapattığınızda biz yok olmayacağız” dedi. 

    Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi ve giderlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğine dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ve Yargıtay’ın aldığı kararları AKP hükümeti yerine getirmiyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Diyarbakır Cemevi’nin 2 yıldır DEDAŞ tarafından kesilen elektriğinin bağlanması ve elektrik giderlerinin kamu tarafından ödenmesi için açtığı davada geçen hafta İstinaf Mahkemesi kararını açıkladı.

    Mahkeme, PSAKD Diyarbakır Cemevi’nin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istemesine karar verdi.

    Diyarbakır Cemevi’nin elektrik borçlarıyla ilgili olarak mahkemenin ibadethanede keşif yapma kararı, tüm Alevi kurumları ve sivil toplum örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı.

    “MAHKEMENİN KEŞİF KARARI DOĞRU DEĞİL”

    Istanbul’daki Bağcılar Cemevi’nin Başkanı Zeynel Abidin Koç, mahkemenin aldığı kararla ilgili olarak, “Doğru bir yaklaşım değil. Diyarbakır’da hakimin ‘orası ibadethane midir, değil midir, gidip bakın’ diyor. Diyarbakır’daki hakim büyük ihtimal Sünni bir vatandaşımız, kafasında bir ibadethane var. Cami, minareleri var, ezan okunan, namaz kılınan bir yer. Bunun dışında aslında hiçbir yer onun için ibadethane değil. Bilirkişi de bakacak, ‘burada namaz kılınmıyor’ diyecek, demek ki burası ibadethane değil. Çünkü kendi kafasındaki ibadethaneye uymuyor burası, uymadığı için de buna bir formül bulmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Doğru bir yaklaşım değil” diye konuştu.

    “BU ÜLKENİN YÜZDE 20 NÜFUSUNA SAHİBİZ”

    Koç, hakim ve savcılara seslenerek, “Sizler halkınız adına kararlar veriyorsunuz. Birileri için karar vermiyorsunuz.  Halkınızın yüzde 20’si Alevi, bunu hiç kimse unutmasın. Biz bu ülkenin yüzde 20 nüfusuna sahibiz. Varız! Siz gözünüzü kapattığınızda biz yok olmayacağız. Yaşamımıza devam edeceğiz. Artık bu tarz ufak tefek olaylardan vazgeçmelerini talep ediyoruz” dedi.

    İSTANBUL/PİRHA

  • Mahkemeden tepki çeken karar: Diyarbakır Cemevinde keşif yapılacak

    Mahkemeden tepki çeken karar: Diyarbakır Cemevinde keşif yapılacak

    PİRHA- İstinaf Mahkemesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır DEDAŞ tarafından kesilen elektriğinin bağlanması ve elektrik giderlerinin kamu tarafından ödenmesi için açtığı davada kararını açıkladı. Mahkeme, cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istedi. 

    Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevinin elektriği, ödenemeyen faturalar nedeniyle Ekim 2018’de kesilmişti. İbadethane olan cemevine, ticarethane aboneliği dayatması yapıldığı için normalden yüksek gelen faturaların tutarı 214 bin liraya ulaşmıştı.

    2015 yılında Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına dayanarak, “Cemevi ibadethanedir. Aydınlatma giderleri ödenmelidir” kararı vermişti.

    Bu karar üzerine cemevleri, cami, sinagog, havra gibi “ibadethane” statüsüne girdi. Buna göre, cemevlerinin aydınlatma giderleri Diyanet bütçesinden ödenecek; belediyeler cemevleri için arsa tahsisi yapabilecekti. Ancak Aleviler cemevi giderlerinin diyanet bütçesinden karşılanmasını istemiyor.

    Diyarbakır’da 2001 yılında hizmete açılan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), yargı kararlarında cemevlerinin ibadethane statüsünde sayıldığı, camilere tanınan ücretsiz elektrik tüketim hakkının Alevilerin ibadet yeri olan cemevine de tanınması gerektiğini belirterek, iptal edilen elektrik aboneliğinin geri verilmesi için DEDAŞ’a dava açmıştı.

    Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davada elektriği kesilen cemevinin elektrik sarfiyat bedelinden muaf tutulması gerektiği belirtildi. Yaşanan mağduriyetin giderilmesi ve ilerde oluşabilecek tarifi imkânsız zararların önlenmesi için dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı verilerek cemevinin elektriğinin yeniden bağlanması da talep edildi. Davalı DEDAŞ ise davanın reddedilmesini istedi.

    Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin cemevine elektrik bağlanması için yaptığı ihtiyati tedbir talebini reddetti. Kararın gerekçesinde, davacı tarafın imkansız zararların ne olduğunu belirtmediği kaydedildi.

    Enerji Piyasası Kanunu’nun Genel Aydınlatma başlıklı geçici 6. Maddesinin 3. Fıkrasında yapılan düzenleme ile ibadethane özelliği olan, ibadete açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelerin aydınlatma giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konulacak ödenek ile karşılandığı hatırlatıldı.
    Gerekçede ayrıca, “Dava dilekçesindeki talebin ise cemevi binası, morg, cenaze yıkama yeri, taziye yeri, yönetim odası ve cem salonu olarak geçen bölümler olarak belirtildiği, her bölümün bir bütün veya ayrı ayrı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin davanın esasına girmek ve yargısal faaliyetin sonucunda tespit ile mümkün olacağı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir” denildi.

    CEMEVİ AVUKATI DAVAYI İSTİNAF MAHKEMESİ’NE TAŞIMIŞTI

    Önceki dönem PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Cafer Koluman, davayı İstinaf Mahkemesi’ne götürdü. İstinaf dilekçesinde, dernek binasındaki bölümlerin tamamının ibadethane olan cemevi ile bütünleşmiş birer parça olduğu, cemevi binasındaki bu hizmet bölümlerinin bu inanca mensup tüm toplumun ibadetine açık olduğu vurgulandı.

    Derneğin istinaf talebini inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin verdiği kararın hukuka uygun olduğuna karar verdi. İstinaf Mahkemesi, kararın gerekçesinde  “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır” dedi.

    Kanunda, topluma açık ibadethane niteliğindeki yerlerin aydınlatma giderlerinin Diyanet İşleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanmasının düzenlendiği de belirtildi.

    MAHKEME: İBADETHANE OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA YETERLİ DELİL YOK!

    Kararda davaya konu olan cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığı savunularak şunlar kaydedildi:

    “Abonelik tesisi talep edilen derneğin her bölümünün değerlendirilerek ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin ve bu bölümlere ait aydınlatma giderlerinin tespiti gerektiğinden ve bu hususun yapılacak yargılama faaliyeti ile tespit edilebileceği, abonelik tesisi talep edilen yerin bir bütün olarak ibadethane niteliğinde olup olmadığı hususunda bu aşamada dosyada yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle de gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususunun dosya kapsamında bu aşamada ispatlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve esas yönünden yasaya uygun olduğundan, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.”

    CEMEVİ VE DEDAŞ 9 TEMMUZ’DA UZLAŞMIŞTI

    Bu arada, 214 bin Lira elektrik borcu olan Diyarbakır Cemevi, 9 Temmuz’da DEDAŞ ile uzlaşıp, 85 bin TL ödeyerek borcunu kapatmıştı.

    Diyarbakır Cemevi Başkanı Aydın Atlı, 10 Temmuz’da PİRHA’ya verdiği bilgide, “DEDAŞ daha önce 136 bin liraya indi. Daha sonra uzlaşma yoluyla 85 bin lirada anlaştık, elektrik açıldı. Şimdi abone işlemlerini başlatıyoruz” demişti.

    PİRHA/ DİYARBAKIR