Etiket: kesk eş genel başkanı mehmet bozgeyik

  • KESK, Kartal Meydan’ında miting gerçekleştirdi-VİDEO

    KESK, Kartal Meydan’ında miting gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-KESK, “Emekten yana, demokratik halk bütçesi istiyoruz” şiarıyla Kartal Meydanı’nda miting gerçekleştirdi. Her geçen gün iktidarın baskı politikalarının emekçiler üzerinde artarak devam ettiğini söyleyen KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “İktidar ülkedeki bütçeyi kendi iktidarlarının geleceği için kullanıyor ve bugün ülkedeki ekonomik krizi daha fazla derinleştirdiklerini görüyoruz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), “Emekten yana, demokratik halk bütçesi istiyoruz” şiarıyla Kartal Meydanı’nda miting gerçekleştirdi. Miting öncesinde kitle miting alanına yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte ‘Emekten yana, demokratik halk bütçesi istiyoruz’ pankartı açıldı. Yürüyüşte sık sık ‘Yaşasın iş, ekmek, özgürlük mücadelemiz’ , ‘Sermayeye değil emekçiye bütçe’ sloganları atıldı.

    “İKTİDARIN BASKI POLİTİKASI EMEKÇİLER ÜZERİNDE ARTARAK DEVAM EDİYOR”

    Her geçen gün iktidarın baskı politikalarının emekçiler üzerinde artarak devam ettiğini söyleyen KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Sendikal haklarımız, toplu sözleşme haklarımız, grev yapma hakkımız, örgütlenme haklarımıza yönelik anti demokratik uygulamalar devam ediyor. 13 Aralık’ta Meclise gelecek yeni bir bütçe ile karşı karşıyayız. Geçmiş yıllarda olduğu gibi iktidar yine bütçeyi sermayeden ve yandaştan yana yapan bir politikayı ortaya çıkarmaya çalışıyor. İktidar ülkedeki bütçeyi kendi iktidarlarının geleceği için kullanıyor ve bugün ülkedeki ekonomik krizi daha fazla derinleştirdiklerini görüyoruz” dedi.

    “YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

    Kimin gücü yeter bizi görevimizden almaya diyerek sözlerine başlayan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı da, “Bizler Türkiye’de yaşayan herkesin sorumluluğunu taşıyanlarız, yaşamak ve yaşatmak için mücadele ediyoruz. Bizi görevlerimizden araçsallaştırdıkları yargı eliyle geri tutabileceklerini zannediyorlarsa yanılıyorlar. Barış olmadan insanların sağlıklı bir yaşam sürdürme olanağı yok. Gazze’de olanları hep birlikte görüyoruz, bunları izlemek için değil mücadele etmek hepimizin sorumluluğudur. TTB hepimiziz ve biz sağlık emekçileri olarak alanlardayız. Biz Akbelendeyiz, İliçteyiz ve savaşlara karşı Gazze’de ve Rojava’dayız. Biz nerede savaş varsa orada savaşı durdurmak için onların karşısında mücadelemizi büyütüyoruz” diye konuştu.

    Mezopotamya Kültür Merkezi’nden Nurcan Demircioğlu’nun müzik dinletisiyle miting sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • KESK’ten Bakanlık önünde açıklama: Maaşlar en az 45 bin TL olmalı-VİDEO

    KESK’ten Bakanlık önünde açıklama: Maaşlar en az 45 bin TL olmalı-VİDEO

    PİRHA – 2024-2025‬ yıllarını kapsayan Toplu Sözleşme görüşmelerine katılan 3 konfederasyondan biri olan KESK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. En az 45 bin TL maaş talebi bir kez daha dile getirildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) sendika temsilcileri ile hükümet yetkilileri arasında yapılacak toplu iş sözleşmelerinin ilk gününde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. KESK’liler, ekonomik krizin emekçilere ödetilmek istendiğine vurgu yaptı. KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, KESK’in demokratik bir çalışma yaşamı, grevli TİS hakkı, yoksulluk sınırının üzerinde insanca yaşayacak bir ücret talep ettiğini dile getirdi.

    “BU MASA SORUNLARIMIZA ÇÖZÜM ÜRETMİYOR”

    Mehmet Bozgeyik, 10 Ağustos’ta bir günlük iş bırakma eylemi yapacaklarını da belirterek şunları söyledi:

    “Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin düşük ücretlerin ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sağlıkta şiddete karşı etkin mücadele talepleri için 2 günlük iş bırakma eylemlerini selamlıyoruz. Yine sağlık emekçilerinin bugünkü iş bırakma taleplerinden birisi de 1 Ağustos tarihine denk getirmelerinin esas nedeni 2024-25 yıllarındı kapsayan TİS masasının yaz dönemlerine denk gelmesi, eğitim iş kolunun tatilde olduğu bir süreçte değil bütçe dönemini kapsayacak şekilde eylül ekim aylarına sıkıştırılmamış bir takvimle ve kamu emekçilerinin taleplerini önceleyerek kurulması KESK olarak geçmişten bugüne dinlendirdiğimiz bir talep. Bizler geçmiş 6 dönem boyunca 12 yıldır bu görüşmelerin, bu masanın işleyişinin kamu emekçilerinin sorunlarına çözüm üretme konusunda yol alamadığını ifade ettik. Çünkü yanlış başlayan iş yanlış devam eder. 12 yıldır bu masada hükümet, hem işveren hem hakem rolü üstlenmiş durumda. Bu masanın altı dönemdir sorunlarımıza çözüm üretmediği çok net bir şekilde açığa çıkmıştır. Gerek özlük haklarımızla ilgili 3.600 ek gösterge ile ilgili yapılan düzenlemedeki yetersizlikler gerekse kamuya atama ve göreve yükselmelerde liyakatın esas alınmadığı sözlü sınavların yaşama geçirilmiş olması bizzat sayın cumhurbaşkanımız tarafından da rahatsızlık olduğu ve çözülmesi gereken sorunlar olduğu seçim dönemlerinde dile getirilmiştir.”

    İNSANCA YAŞAMAK İÇİN ADİL ÜCRET

    Bozgeyik, bu dönem her üç konfederasyonun da tekliflerinin benzer olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

    “Kira yardımı, ulaşım, yakacak yardımı, eş ve çocuk yardımının güncellenmesinden tutalım da ücretleri yapılacak artışın 3 ayda bir güncellenmesine, vergi adaletsizliğinin giderilmesine dönük talepleri de düşündüğümüzde 3 konfederasyonun tekliflerinin böylesine birbiriyle örtüşmesi bu tespitlerimizi haklı çıkarmaktadır. Yine geçmişte 6 ayda bir toplanan kamu personeli denetleme kurulu son süreçlerde toplanmamaktadır. Evet başta da söyledik ilk düğme yanlış iliklenince zaman içerisinde yanlışlar katlana katlana büyüyerek bu noktaya geldi. Ülkenin de içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar göz önünde alındığında bu masanın mali haklarımız açısından şu ana kadarki kayıplarımızı doğru tespit edip çözüm üretmesi bizim KESK olarak en temel beklentimiz.

    TÜİK rakamlarına dayalı ücret artışları erimelere neden oldu. Enflasyon rakamlarına dair çokça bir şey söylemek istemiyoruz çünkü bugün gerçekten inandırıcılığı kalmayan bu enflasyon rakamları her fırsatta çarşı pazar alışverişlerimizde ve yaşama şartlarımız da karşımıza çıkmaktadır. Son aşamada üzülerek yeni bir ücret rejimine geçildiğini de görüyoruz. Nedir bu taban aylığa yansıtılmayan seyyanen artışlar? En düşük kamu emeklisi maaşının 22.000 TL’ye çıkartılması düzenlemesinde olduğu gibi 8077 liralık artış kök aylığa yansıtılmamış emeklilere ise yüzde 25 bir zam yapılmıştır. İnsanca bir yaşam için adil bir ücreti. Bugün içeride tekrar dile getireceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de SES üyelerinin Ali Ekber Yurt tarafından sürgün edilmesine tepki-VİDEO

    Dersim’de SES üyelerinin Ali Ekber Yurt tarafından sürgün edilmesine tepki-VİDEO

    PİRHA-SES Dersim Şubesi, sendika üyelerinin Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından ilçelere sürgün edilmesine ilişkin basın açıklaması yaparak tepki gösterdi. SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, “Kayırmacılığa ve hukuksuzluğa karşı tepki koyan Dersim şube yöneticileri ve üyelerimiz sürgün edilmişlerdir” dedi. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi, sendika üyelerinin Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından ilçelere sürgün edilmesine ilişkin basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.

    Açıklamaya SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ve Dersim’deki sivil toplum örgütleri ve siyasi parti yöneticileri katıldı. Açıklamada, ‘Birlikte örgütlenmeye, mücadeleye devam ediyoruz’ pankartı açıldı.

    “ÜYELERİMİZ SÜRGÜN EDİLMİŞTİR”

    Sosyal hizmetler alanındaki mobbing, bürokratik ve siyasal baskıların dozunu artırarak devam ettiğini belirten SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, “Pandemi döneminde bile koruyucu ekipman talep eden sosyal hizmet emekçileri terörist olarak damgalanmış ve sürgün edilmişlerdir. AKP’nin il ve ilçe başkanlıklarının özellikle taşrada kurumun iş ve işlemlerine müdahalesi sonucu torpil ve kayırmacılık kurumlarımızın en küçük birimlerine kadar sirayet etmiştir. Bu kayırmacılık ve hukuksuzluğa karşı tepki koyan Dersim şube yöneticileri ve üyelerimiz sürgün edilmişlerdir. Mahkemeyi kazanıp geri dönen üyelerimiz bu seferde ihtiyaç olmayan ilçelerde yeni birimler açılarak oralara görevlendirme adı altında sürgüne devam edilmiştir” dedi.

    “DERSİM’DE ANTİ-DEMOKRATİK UYGULAMALAR GİDEREK ARTIYOR”

    Dersim’de anti demokratik uygulamaların giderek arttığını vurgulayan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Giderek artan bir hukuksuzluğun dozajının her geçen gün artıyor. Türkiye hakkında yayınlanan raporlara baktığımız zaman Türkiye’nin hem insan hakları açısından hem de işçilerin sendikal hakları açısından baktığımızda son sıralarda yer aldığını ve artık Türkiye’nin demokrasi dışı bir ülke olduğunu görüyoruz. Tüm hukuksuzluklar ve baskılara karşı mücadelemizi geçmişten beri sürdürdüğümüz gibi hem Dersim’de hem de ülkenin birçok yerinde sürdürmeye devam edeceğiz.

    Açıklama ‘Baskılar bizi yıldıramaz’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Geçinemiyoruz’ diyen binler Gündoğdu Meydanı’nda buluştu-VİDEO

    ‘Geçinemiyoruz’ diyen binler Gündoğdu Meydanı’nda buluştu-VİDEO

    PİRHA- ‘Geçinemiyoruz’ diyen binlerin buluştuğu Gündoğdu Meydanı’nda, iktidarın fiilen uyguladığı OHAL’i resmileştirme çabası içerisinde olduğuna dikkat çekilirken, savaş politikalarına son verilmesi istendi. Emekçiler, AKP’nin yürüttüğü politikalara tepki göstererek, “Gidiyorlar, gidecekler” dedi. 

    İzmir Emek ve Demokrasi Cephesi öncülüğünde “Geçinemiyoruz insanca bir yaşam için alanlardayız” sloganıyla Gündoğdu Meydanı’nda miting düzenlendi. Binlerce yurttaşın katıldığı mitinge Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu ve Devrimci İşçi Sendikaları (DİSK) bileşenleri, siyasi partiler, Halkların Demokratik Kongresi üyeleri, İzmir Kadın Platformu, Alevi kurumları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Mitingde sık sık “Üreten biziz yöneten de biz olacağız”, “Savaşa değil halka bütçe”, “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Yaşasın devrimci dayanışma” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı.

    Mitingde KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik konuştu.

    “İKTİDAR, YOKSULLUĞA KARŞI SABRET DİYOR”

    Yurttaşlar yoksullaşırken, iktidarın ‘sabret’ dediğini belirten Bozgeyik, “Onlar sırça saraylarda lüks ve şatafat içinde yaşarlarken, sadece bir dakikalık elektrik giderleriyle onlarca işçi, emekçi geçinebilecekken bu duruma da şükretmemizi istiyorlar. Onlar iğneden ipliğe yurt dışından tüm ithalatı dolar ile yaparken ‘devletin verdiği parayı dolara çevirenler ahlaksızdır’ diyorlar. Oysa biliyorlar ki, bizlerin dolara yatıracak bir kuruş parası yok. Bırakalım paramızı dolara çevirmeyi, elimize geçen parayla ay ortasını bile göremiyoruz. Kimin ahlaksız, vicdansız olduğunu dünya âlem biliyor. Ahlaksız olanlar, ülkenin kaynaklarını talan edenlerdir” dedi.

    “HALK SOKAĞA ÇIKAMAZ HALE GETİRİLDİ”

    İktidarın baskılarla halkı korkutarak sokağa çıkamaz hale getirmek istediğini vurgulayan Bozgeyik, “Gelecek hayali ile kazandıkları üniversitelerde yurt bulamadıkları için okula gidemeyen gençlerimiz seslerini duyurabilmek için geçen hafta Ankara’da yaka paça, darp edilerek gözaltına alındı. Aynı gün Antalya mitingimizi yasakladılar. Ülkenin neredeyse tüm illerinde aylardır, hatta yıllardır anayasal hakkımız olan toplantı ve gösteri hakkımızı kullanmamızı engelliyorlar”  diye konuştu.

    “KADIN MÜCADELESİ BASKI ALTINA ALINMAK İSTENİYOR”

    Bozgeyik, kayyımların kadına yönelik şiddetle mücadele merkezleri, dernekleri ve sığınma evlerini kapattığını, kadın mücadelesi yürütenleri ise hukuksuzca gözaltına alınıp tutuklandığına dikkat çekerek, “Erkek egemenliğini yücelterek, erkek yargıyı daha da etkin hale getirerek, kadınları aile içine hapsederek, ev içi emeği, hasta, yaşlı, çocuk bakımını kadınların sırtına yükleyerek kadınları dört duvar arasına hapsetmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.

    “YAS TUTMA, DEFNEDİLME, VE ÖLÜYÜ ANMA HAKKI AYAKLAR ALTINDA”

    “Asmayıp besleyelim mi” zihniyetinin işbaşında olduğu sözlerine işaret eden Bozgeyik, “Cezaevlerinden her gün bir cenaze çıkıyor. Devletin güvencesi altındaki cezaevlerinde baskılar, şiddet, hatta taciz, tecavüz iddiaları ciddi boyutlara ulaştı. Geçen hafta yaşadığı şiddet, taciz ve istismarı gündeme getiren kadın tutuklu Garibe Gezer yetkililerin duruma seyirci kalması sonrasında yaşamına son verdi. Cezaevinde yaşamını korumadıkları gibi cenazesi için bir aracı dahi çok gördüler! Toplumsal değerlere göre yas tutma, defnedilme ve ölüyü anma hakkını ayaklar altına aldılar” diye konuştu.

    “İKTİDAR ALGI İLE ZAMMI KAMUFLE ETMEK İSTİYOR” 

    Ocak 2021’de 2 bin 825 TL asgari ücretle 384 dolar alınabilirken bugün ancak 195 dolar alınabildiğini ifade eden Bozgeyik, “2022 yılı itibariyle o kadar allayıp pullayarak, tarihi artış diyerek algı yaratmaya çalıştıkları 4 bin 250 TL ile ancak 275 dolar alınabiliyor. 109 dolarlık erimenin tarihi artış diye sunulması ancak AKP gibi rakamlara takla attıran, Ali Cengiz oyunlarında master yapan, yandaş medya üzerinden algı operasyonlarında ustalaşan bir iktidara nasip olurdu, onu da yaptılar” dedi.

    “SAVAŞ POLİTİKALARINA SON VERİLMELİ”

    Düzenli ve koşulsuz bir gelir kapsamında belirlenecek bir tutarın, temel gelir güvencesi olarak verilmesini isteyen Bozgeyik şöyle devam etti:

    “Parası bizim cebimizden çıkan, yandaşlara aktarılan hazine garantilerine son verilmesini istiyoruz. Temel gıda ürünlerinde KDV’nin sıfırlanmasını, pandemiden bu yana yapılan zamların geri alınmasını istiyoruz. Her türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, kamunun tasfiyesi anlamına gelen özelleştirme politikalarına son verilmesini istiyoruz. Kamusal, sosyal güvenlik emeklilik sisteminin güçlendirilmesini istiyoruz. Hukuksuz ihraç edilen arkadaşlarımızın derhal işlerine iade edilmesini istiyoruz. Geçinmek, insanca yaşayacak bir ücret için kaynakların silah harcamalarına, savaş politikalarına aktarılmamasını, barış ve demokrasi için kullanılmasını istiyoruz.”

    “FİİLEN UYGULANAN OHAL’İ RESMİLEŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    İktidarın ekonomik krizi gerekçe göstererek fiilen uygulanan OHAL’in yeniden resmileştirme, KHK’lar eliyle yönetme niyetlerini gizlemediğine dikkat çeken Bozgeyik, “Son günlerde basın yoluyla kamuoyunu buna alıştırmaya, hazırlamaya çalışıyorlar. Buradan uyarıyoruz, zerre kadar akıl kalmışsa böylesi bir yola girmesinler. Gidiyorlar, gidecekler… Telaşları, tehditleri, korkuları bundandır. Ne yaparlarsa yapsınlar, artık bıçak kemiğe dayandı” diye konuştu.

    Miting, Bandista Müzik Grubu’nun dinletisi eşliğinde çekilen halaylarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Bozgeyik: 2019 yılında çalışanlar yine açlık ve yoksullukla baş başa kalacak- VİDEO

    Bozgeyik: 2019 yılında çalışanlar yine açlık ve yoksullukla baş başa kalacak- VİDEO

    PİRHAÜlkede yaşanan ekonomik krizin getirileri ile birlikte belirlenen asgari ücret ilgili konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Ciddi bir kriz sürecinden geçiyoruz ve krizin giderek derinleşeceği 2019 yılında milyonlarca asgari ücretli çalışan yine açlıkla, sefaletle, yoksullukla baş başa kalacak” dedi.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, yaşanan ekonomik kriz ve asgari ücret tespit komisyonunun 2019 yılında geçerli olmak üzere uygulanacak askeri ücrete ilişkin PİRHA’ya konuştu. Asgari ücretin işçilerin ihtiyaçlarını karşılamadığını belirten Bozgeyik, 2019 yılında ise ciddi ekonomik daralmaların yaşanacağı vurguladı.

    “ÇALIŞANLAR YİNE AÇLIK VE SEFALETLE BAŞ BAŞA”

    Bozgeyik, “Aslında bu açıklanan asgari ücretin işverene maliyetinin 1.829 TL olduğunu burada ifade etmek gerekiyor. Asgari geçim indirimi yani devletin işverene yapmış olduğu 191 liralık katkı ile birlikte asgari ücret net 2.020 olmuştu” diye konuştu. Var olan bu asgari ücretin açlık sınırının bile altında olduğunu, insanca yaşayacak temel gıda, beslenme, kira, konut, eğitim, sağlık harcamalarının sürdürülebilmesi noktasında yetersiz olduğunu dile getiren Bozgeyik, şunları vurguladı:

    “TUİK rakamlarının bile çok çok altında bir ücret belirleyerek 2019 yılında milyonlarca asgari ücretli çalışılanların yine açlığa, sefalete, yoksulluğa, yoksullukla baş başa bırakacak bir belirleme yapmışlardır. Doğal olarak Türkiye’deki bu asgari ücret belirleme komisyonu aynı zamanda anti demokratik bir komisyondur. Çünkü bu komisyonda hükümet temsilcileri ve üye sayısı en fazla olan işçi sendikası ve yine işveren sendikasının beşer kişiden oluşan 15 kişilik bir komisyon belirlemiş. Doğal olarak orada Türkiye’de sadece bir işçi sendikası konfederasyonu bulunmamaktadır. Yine yüz binlerce üyesi olan farklı işçi sendikaları konfederasyonlarının da bu asgari ücret tespit komisyonunda yer almaması antidemokratik bir belirleme olarak değerlendirebiliriz.”

    “ASGARİ ÜCRET İHTİYAÇLARI KARŞILAMADI”

    Yine İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) 131 ve 135 sayılı asgari ücret belirleme ilkelerinin de Türkiye hükümeti tarafından uygulanmamış olmasına değinen Bozgeyik, asgari ücretin belirlenirken tek bir kişinin esas alınamayacağının altını çizdi.

    Bozgeyik, belirlenen asgari ücret rakamının hem işçilerin hem kendi sendikalarının ihtiyaçlarını karşılamadığını söyleyerek, “Sonuçta asgari ücret belirlenirken bir hanedeki çalışan bir işçi eşi ve en az iki çocuğu üzerinden bir ücret tespitinin yapılması gerekiyor. Bugün Türkiye’de hem TUİK’ in hem işçi sendikaların hem bizim yapmış olduğumuz araştırmalarda da bugün yoksulluk sınırının dört kişilik bir aile için 6200 rakamlarını aştığı bir süreçle karşı karşıyayız. Biz KESK olarak daha önceden de asgari ücret belirlenirken 2.800 TL olması İle ilgili görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmıştık. Oysa açıklanan rakam açısından baktığımızda bunun çok çok altında kaldığını bir de 2019 yılında var olan ekonomik krizin derinleşeceği enflasyonun daha fazla artacağı, işsizliğin daha fazla yükseleceği noktasında da TUİK’ in açıklamış olduğu rakamlar ortada” diye ifade etti.

    “2019’DA EKONOMİDE CİDDİ DARALMALAR YAŞANACAK”

    2019 yılında ciddi ekonomik daralmaların yaşanacağının altını çizen Bozgeyik, son olarak şunları ifade etti:

    “Eylül ayı İtibari ile Türkiye’de %11.4’e varan bir işsizlik rakamıyla karşı karşıyayız. Yine tarımda, inşaatta her geçen gün daha fazla bir daralma, 500 bine yakın işsiz, tarım ve inşaatta çalışanların işsizlikle yüz yüze kaldığı bir dönem olarak değerlendiriyoruz. O nedenle de 2019 yılında özellikle kamu emekçilerine yapılacak ücret artışının da var olan hükümetin ve memur Sen’in belirlemiş olduğu %4 rakamının üzerinde gerçek enflasyon üzerinde de kamu emekçileri reel kayıpları giderecek bir ücretin belirlenmesi gerek diye burada ifade etmek istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KESK ekonomik krize karşı mücadele programını açıkladı-VİDEO

    KESK ekonomik krize karşı mücadele programını açıkladı-VİDEO

    PİRHA- KESK Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Ocak 2019 ikinci yarısına kadar uygulayacağı eylem programını açıkladı. Ekonomik krize karşı mücadele programı doğrultusunda Aralık ayına kadar 5 ilde bölge mitingleri düzenlenecek, Ocak ayının ikinci yarısında ise Ankara merkezli bir Türkiye mitingi gerçekleştirilecek.

    “Yoksullaşmaya, işsizliğe, güvencesizliğe karşı birlikte mücadele” şiarıyla Tüm Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası Tüm Bel-Sen Merkezi’nde basın toplantısı düzenlendi.

    Basın toplantısında konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, iktidarın “Kriz mıriz yok, bunlar manipülasyon” sözlerine karşın tüm resmi verilerin ülkenin uçuruma sürüklendiğini gösterdiğini söyledi.

    İnsanlık dışı koşullarda çalışma ve yaşamaya mahkum edilen emekçilerin krizi de kabaran faturalar, artan işsizlik ve ödenen vergilerle iliklerine kadar hissettiğini dile getiren Bozgeyik, var olan krizin kapitalizmin yapısal krizlerinden biri olduğunu ifade etti.

    Bozgeyik, küresel kapitalizme uyum sağlamak adına 1980 askeri darbesi ile hayata geçirilen, ülkeyi ucuz emek cennetine çevirerek uluslararası mali sermayenin yağmasına açan ekonomik modelin hızla çöktüğüne dikkat çekerek AKP’nin 16 yıllık ekonomi politikalarının da bu sürecin daha derinden yaşanmasına neden olduğunu söyledi.

    İthal girdiye dayalı üretim, betona, ranta, finansallaşmaya, tüketime dayalı ekonomi anlayışıyla ihraç edilen en temel maddelerin dahi ithal edilir hale getirildiğini ifade eden Bozgeyik, “Sermayenin yürütme organı olarak çalışan, CEO bakanlarıyla hangi sınıfın egemenliğine hizmet ettiği çok açık ortada olan AKP, emekçilerin haklarını gasp ediyor, kamusal kaynakların yağma ve talanına devam ediyor” dedi.

    “ORTAK BİR MÜCADELE ZEMİNİ YARATMALIYIZ”

    KESK’in ve bağlı sendikalarının açık bir saldırı ve baskıcı politikalarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Bozgeyik, sendikal hak ve özgürlüklerin KHK’ler yoluyla yok edilmek istendiğini ifade etti. Bozgeyik, AKP hükümetinin, neoliberal politikaların önündeki her türlü engeli kaldırmak için sendikalaşmaya, örgütlü mücadeleye, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını ve muhalif her hareketi bastırmaya çalıştığını söyledi.

    KESK’in eylül ayından itibaren DİSK, TMMOB ve TTB ile birlikte tüm emek ve demokrasi güçleri ile bir araya geldiğini ve ortak bir mücadele zemini yaratmak için çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Bozgeyik, bu kapsamda ortak bir deklarasyon da yayımlandığını hatırlattı. Bozgeyik, her emek ve meslek örgütünün kendi bağımsız programını da oluşturması kararı doğrultusunda KESK’in çalışmalarına başladığını ve Ocak 2019 ikinci yarısına kadar uygulanacak olan kısa vadeli programını belirlediğini ifade etti.

    KRİZE KARŞI MÜCADELE PROGRAMI

    Bozgeyik, “Krizin bedelini emekçiler değil krizi yaratanlar ödesin” anlayışı doğrultusunda kamu emekçilerinin kayıplarını içeren bildiri ve afişler hazırlayacaklarını, tüm illerde emek ve demokrasi güçleri ile birlikte işyerlerini, mahalle ve pazar yerlerini, işçi servis duraklarını içeren çalışmalar organize edeceklerini ve metropol iller başta olmak üzere panel, çalıştay ve forum gibi aydınlatma faaliyetleri düzenleyeceklerini söyledi.

    KESK 17 KASIM’DAN İTİBAREN SOKAKLARA ÇIKIYOR

    Maaşlarda gerçek enflasyon temel alınarak artış yapılması ve gerçek bir toplu sözleşme yapılması talebi ile Kasım ve Aralık aylarında büyük kurumların önünde ve kent meydanlarında açıklamalar yapacaklarını ve iş yerlerinde bildiriler okuyacaklarını belirten Bozgeyik, krize karşı mücadele programı doğrultusunda 17 Kasım’da İzmir’de, Aralık ayının ilk haftası İstanbul’da, 9 Aralık’ta Samsun’da, 15 Aralık’ta Adana’da, 16 Aralık’ta ise Diyarbakır’da bölge mitingleri düzenleyeceklerini duyurdu.

    Bozgeyik, Ocak ayının ikinci yarısında ise Ankara merkezli bir Türkiye mitinginin örgütlenmesi için çalışacaklarını söyledi. 19-25 Kasım tarihleri arasında “Yoksulluğa, güvencesizliğe, şiddete karşı kadınlar mücadelede buluşuyor” şiarı ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” kapsamında tüm illerde eylem ve etkinlikler düzenleyeceklerini ifade etti.

    Cebrail Arslan/ANKARA

  • KESK Eş Başkanı Bozgeyik: AKP baskıcı politikalarından vazgeçmeli-VİDEO

    KESK Eş Başkanı Bozgeyik: AKP baskıcı politikalarından vazgeçmeli-VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran seçimlerinden sonra yapılan rejim değişikliği ile Türkiye’nin tamamen otoriterleştiğini belirten KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, demokratik siyasetin tamamen etkisiz hale getirildiğini kaydetti.

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, 24 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’nin değişen siyasi atmosferini değerlendirdi.

    Bozgeyik, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle kamu emekçilerine, emek ve meslek örgütlerine yapılan baskılara dikkat çekti.

    “OHAL KALICI HALE GETİRİLDİ”

    24 Haziran erken seçimlerinin ardından yapılan rejim değişikliğiyle Türkiye’nin tamamen otoriterleştiğini, demokratik siyasetin tamamen etkisiz hale getirildiğini kaydeden Bozgeyik, şöyle devam etti:

    “Yeni rejimle birlikte Cumhurbaşkanlığı sistemi üzerinden birçok KHK yayınlandı. Onlardan birisi iki yıldır devam eden OHAL’in kaldırılması kararnamesiydi. Ancak çıkartılan bu OHAL kararnamesine baktığımızda bunun bir aldatmacadan ibaret olduğu, o günden bu yana devam eden uygulamalarla açıkça ortaya çıktı. Aslında Türkiye’de OHAL kaldırılmadı, kalıcı hale getirildi. 12 Eylül döneminde uygulanan sıkıyönetim yasaları yine Türkiye’nin güvenlikli politikalarından kaynaklı uzun süre maruz kaldığımız OHAL bölge valilik uygulamaları 81 ile yayılmış oldu. Doğal olarak bu yeni uygulama ile birlikte valilere aşırı yetki verilerek hem toplantı ve gösteri haklarına yönelik açıktan müdahale, yine şehirlere giriş çıkışlarda valilerin yetkileri artırılarak istedikleri bireyi kurum temsilcisini, siyasetçisini, o ilin sınırları içerisine almama, uzaklaştırma gibi çok aşırı yetkilerle donatıldı. Bu yeni KHK anayasadaki ifade, düşünce özgürlüğüne yine 2911 sayılı toplantı ve gösteriye katılma hakkına yönelik özgürlüğümüze yine Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası ILO sözleşmelerinin 30, 35 ve 87 nolu maddelerine aykırı bir şekilde yürürlüğe konuldu.”

    ORTAK MÜCADELE VURGUSU

    Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krize de değinen Bozgeyik, krizin bedelini sol ve sosyalist kesimler, emekçiler ve mazlum halk yerine siyasi iktidarlar ve kriz sürecinden nemalanan spekülatörlerin ve uluslararası sermaye ile işbirlikçilerin ödemesi gerektiğine vurgu yaptı. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin çözülebilmesi için yeniden demokratik ve hukuksal normlara dönülmesi gerektiğine işaret eden Bozgeyik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “AKP’nin uygulamış olduğu baskıcı, otoriter, faşizan politikalarından bir an önce vazgeçmesi ve bu Cumhurbaşkanın kararnamesinde OHAL’in kalıcı hale getirilmesine ilişkin düzenlemelerin de ortadan kaldırılmasına yönelik somut adımlar atması gerekiyor. Ancak AKP şunu çok iyi biliyor; demokratik bir ortamda, demokrasinin gelişmiş olduğu bir ortamda hem bu yeni rejimi inşa edemeyeceğini, hem de bu kriz sürecini yönetemeyeceğini bildiği için bu baskı politikalarını sürekli ve kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Biz KESK olarak Türkiye’deki emek ve demokrasi güçleriyle birlikte yine demokratik siyasetten yana tutum alan; barıştan, özgürlüklerden, seküler yaşamdan yana olan tüm kesimlerle birlikte yeni dönemde bu baskı politikalarına karışı antidemokratik, totaliter, uygulamalara karşı ortak bir mücadelenin şart olduğunu buradan bir kez daha işaret ediyoruz. Tüm yasakçı zihniyete, bu uygulamalara karşı da asla geri adım atmayacağımızı bir kez daha buradan kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KESK Eş Başkanı Bozgeyik: 1 Mayıs’ta adalet talebimizi dile getireceğiz-VİDEO

    KESK Eş Başkanı Bozgeyik: 1 Mayıs’ta adalet talebimizi dile getireceğiz-VİDEO

    PİRHA – KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Son dönemlerde yaşanan gözaltı ve tutuklamalara ilişkin PİRHA’ya konuştu. Bozgeyik, “AKP, kendi politikalarına biat etmeyen başta Aleviler, Kürtler, emekçiler olmak üzere bu baskı politikalarını artırmaya devam ediyor” dedi. Bozgeyik 1 Mayıs’ta demokrasi, barış ve adalet taleplerini dile getireceklerini söyledi. 

    Son dönemlerde muhalif kesimlere yönelik gözaltı ve tutuklamalara ilişkin PİRHA’ya konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “16 yıla varan AKP iktidarının çizdiği pembe tablolar yandaş medya kararmalarına rağmen bir bir dağılıyor. Özellikle ekonomik ve siyasal bir krizin derinleştiği ülkemizde her geçen gün koşulların daha fazla ağırlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Doğal olarak içeride ve dışarıda izlemiş olduğu siyasal ve ekonomik politikalar nedeniyle sıkışan AKP hükümeti hem hukukun üstünlüğü aşçısından hem de dünya ülkeleri arasında giderek geri sıralarda yerini almaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    “AKP BASKI POLİTİKALARINI ARTTIRMAYA DEVAM EDİYOR”

    “Yine küresel toplumsal cinsiyet uçurum raporuna göre de cinsiyetçi politikalar açısından da Türkiye dünya ülkelerinin çok çok gerisinde bir sıralamada yer alıyor” diye konuşan Bozgeyik şunları kaydetti:

    “Doğal olarak bu sıkışmışlık içeresinde kendi politikalarını yürütemeyen AKP iktidarı OHAL ve KHK rejiminin de gücüyle tüm toplumsal muhalif kesimlere yönelik özellikle 20 aydır başlatmış olduğu baskı, gözaltı politikalarını her geçen gün artırarak devam ediyor.

    TUTUKLAMALARA TEPKİ

    Geçtiğimiz günler içerisinde PSAKD Genel Başkan yardımcısının da içerisinde olduğu Erzincan üyelerinin de içerisinde olduğu 16 kişi gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Böylece farklı kimliklerden, inançlardan kendisi gibi düşünmeyen ve kendi politikalarına biat etmeyen başta Aleviler, Kürtler, emekçiler olmak üzere AKP bu baskı politikalarını artırmaya devam ediyor.

    Biz buradan bir kez daha özellikle Alevi ve inanç örgütleri üzerindeki bu gözaltı, tutuklama, baskı, sindirme, asimile etmeye dönük politikaların bir an önce ortadan kaldırılmasını ve başkan ve üyelerinin tutuklamalarına son verilmesini bir kez daha buradan ifade ediyoruz.”

    HALKEVLERİ’NE YÖNELİK BASKILAR

    Son dönemlerde Halkevleri üzerindeki baskıya dikkat çeken Bozgeyik, “Yine uzun bir süredir Türkiye’de AKP’nin muhafazakâr gerici eğitim politikalarına karşı mücadele yürüten en başta sendikamız Eğitim-Sen hem de Halkevleri de bu demokratik, bilimsel, laik ve ana dilde eğitim mücadelesini de öteden beri yürütüyor. Özelikle son günlerde Halkevleri üyelerine yönelik yine Halkevi şube ve temsilciliklerine yönelikte valiliklerin yoğun bir baskısıyla karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da hem Halkevileri’nin 3 şubesi hem de Ethem Sarısülük Kütüphanesi Ankara Valiliği tarafından hiçbir yasal hukuksal gerekçe gösterilmeden keyfi bir biçimde kapatılmıştır. Bunu da kabul etmemiz mümkün değildir” diye konuştu.

    Bozgeyik şöyle devam etti:

    “Özellikle Halkevleri, mahallede çocukların demokratik bilimsel eğitim almaları, çocukların pedagojik açıdan eğitilmesi noktasında ücretsiz eğitim katkı çalışması yürüten kültürel, sosyal etkinlikler yapan, mahallelerdeki çocukların uyuşturucu, zararlı alışkanlıklardan korunmasına yönelik çalışmalar yapan bir kurum. Doğal olarak buranın kapatılması da doğru bulmadığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.”

    “AKP, ÖĞRENCİLER ÜZERİNDE BASKI SÜRECİ BAŞLATMIŞTIR”

    Bozgeyik, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik gözaltı ve tutuklamalara ilişkin şunları aktardı:

    “Özellikle AKP hem üniversiteler üzerinde, hem toplumsal muhalif kesimler üzerinde hem de demokratik, bilimsel, laik, ana dilde eğitimden yana olan özerk üniversiteden yana olan akademisyen, öğrenciler üzerinde de son günlerde yoğun bir baskı sürecini başlatmıştır.

    Özellikle Boğaziçi üniversitesinde savaşa karşı çıkan öğrenciler AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın talimatı ile önce gözaltına alınmış ve dün de çıkarıldıkları mahkemede 9 Boğaziçi öğrencisi tutuklanmıştır.”

    “AKP’NİN BASKI POLİTİKALARI: OHAL VE KHK”

    Bozgeyik, “AKP 16 yıllık iktidarı döneminde kendisine biat etmeyen kendi gibi düşünmeyen farklı inanç, kimlik ve emekçiler üzerinde yoğun bir baskı politikası geliştirmeye devam ediyor. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi ve 20 Temmuz’da AKP’nin ilan etmiş olduğu OHAL ve KHK rejimi ile birlikte sivil bir darbe sürecine dönüşen bu 20 aylık süreç içerisinde tüm muhalif kesimler AKP’nin bu baskı politikalarından etkilenmişlerdir” dedi.

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, “Kamu emekçileri işten çıkarmalarla karşı karşıya kalmışlardır. Yine 64 sendikacı arkadaşımız hala cezaevinde tutukludur. Öğrenciler, tutuklu siyaset yapan, demokratik siyaset yürüten, HDP ve CHP milletvekilleri, yine halkın oylarıyla seçilmiş olan belediye eş başkanları, doğal olarak gazeteler üzerinde son günlerde yoğun baskı var en son özgürlükçü demokrasi gazetesine hukuksuz bir şekilde kayyum atanması ve gazete ve matbaasının da kapatılması AKP’nin başından beri tek millet, tek din, tek devlet, politikalarının yanına tek basın istiyoruz sözcüğü de eklenmiştir” diye konuştu.

    Bozgeyik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Doğal olarak zaten ülkemizde 4-5 basın ve ajans objektif halkın haber alma özgürlüğünü savunan doğru habercilik anlayışı ile haber yapan bilgilendirme yapan kurumlar üzerinde de bu kayyum atama ve gözdağı verme basın emekçilerini tutuklama adımlarıyla basın üzerindeki baskılar her geçen gün artmıştır.

    Hala cezaevinde 170’e yakın gazeteci televizyoncu var.  TV10, Yol TV, Hayat TV, İMC TV gibi birçok televizyon da bildiniz gibi OHAL sürecinde kapatılmıştır.

    “1 MAYIS’TA ADALET TALEBİMİZİ GÜÇLÜ ŞEKİLDE DİLE GETİRECEĞİZ”

    AKP’nin 16 yıllık izlemiş olduğu baskı politikaları ve faşizan uygulamalara karşı bizler kamu emekçileri olarak, konfederasyonumuz KESK olarak,  tüm baskı politikalarının ortadan kaldırılmasına yönelik başta anakent illere ve 81 ilde tüm demokrasi güçleriyle birlikte başından beri saymış olduğumuz AKP baskı politikalarından etkilenen Aleviler, Kürtler, farklı etnik kimlikte olan herkes AKP’ye nasıl ki 8 Martta, Newroz’da barıştan yana, demokrasiden yana tutumlarını bir kez daha ifade etti ise biz emekçiler de bu demokrasi, barış ve özgürlüklerden yana tutumumuzu adalet talebimizi 1 Mayıs’ta en güçlü şekilde ifade edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Zorunlu din dersinin kaldırılmasını istemek sadece Alevilerin talebi olarak algılanmamalı’-VİDEO

    ‘Zorunlu din dersinin kaldırılmasını istemek sadece Alevilerin talebi olarak algılanmamalı’-VİDEO

    PİRHA-KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, yeni eğitim müfredatına karşı 17 Eylül’de Alevi kurumları öncülüğünde gerçekleşecek mitingin önemine dikkat çekerek, “Bunu sadece Alevi toplumunun talebi olarak algılamamak gerekiyor. Anadilde eğitim talebi sadece Kürtlerin talebi değil ise, zorunlu din dersinin kaldırılması da sadece Alevi toplumunun talebi olarak algılanmamalı” dedi. Bozgeyik, ortak bir mücadele ile ortak kazanımın yaratılabileceğini de vurguladı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Kamu Emekçileri Sendikası KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik yeni eğitim müfredatına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Bozgeyik, cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte 1924 anayasasından sonra Türkiye’deki çok kimlikli çok kültürlü toplumsal yapının zedelendiğini söyledi.

    Bozgeyik, “Özellikle eğitim alanında çıkarılan müfredatlar da daha çok tekçi, tek tip insan yetiştiren asimilasyoncu bir politikayla bu topraklar üzerinde yaşayan farklı kimliklerden olan Kürtler, Çerkezler, Asuriler, Süryaniler yine farklı inançtan olan Aleviler farklı mezhepten olan kesimlerin inançları, kültürleri, yok sayılarak tekçi bir müfredat anlayışı benimsenmiştir” dedi.

    “MÜFREDAT TOPLUMSAL YAPI GÖZETİLMEDEN HAZIRLANMIŞ”

    12 Eylül askeri darbesinden sonra oluşturulan 1982 anayasası ile birlikte de Türk İslam sentezli politikalarla eğimin tamamen tek tipleşmesine yönelik yoğun bir çalışma yürütüldüğüne dikkat çeken Bozgeyik sözlerini şöyle sürdürdü:

    “MEB özellikle hazırlamış olduğu müfredat programlarında Türkiye’deki çok kimlikli, çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı toplumsal yapıyı gözetmeden müfredat programları hazırlamıştır. Bunların başında da öteden beri Alevi toplumunun talepleri olan seçmeli din dersi, zorunlu din dersinin ortadan kaldırılması ve din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin dinler tarihi şeklinde öğretilmesine yönelik taleplerimiz var.”

    “TÜRK İSLAM SENTEZCİ VE MUHAFAZAKAR EĞİTİM” 

    KESK’e bağlı Eğitim Sen’in de laik, bilimsel, demokratik, anadilde eğitimle ilgili çalışmalarının olduğunu aktaran Bozgeyik, “Geçmiş dönemde de hem anadile yönelik yapmış oldukları kurultaylar, sempozyumlar, hem zorunlu din dersinin kaldırılmasına yönelik yapmış olduğu çalışmalar açısından baktığımızda buna yönelik yoğun bir talep var” ifadelerini kullandı.

    Bozgeyik, AKP iktidarı döneminde de özellikle eğitimdeki müfredat değişikliğinde Türk İslam sentezci ve muhafazakâr eğitim ideolojisi ile farklı toplumsal kimliklerin taleplerinin görmezden gelindiğine dikkat çekti.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNDİ”

    Anadil, Alevilerin cemevlerinin ibadethaneye açılması, zorunlu din dersinin ortadan kaldırılmasına yönelik tüm taleplerinin görmezden gelindiğini vurgulayan Bozgeyik, “Daha baskıcı, muhafazakâr, toplumu geriye götüren eğitim ideolojileri ile toplumu yeniden dönüştürmeye ve AKP zihniyeti doğrultusunda yetiştirilmesi noktasında çok yoğun çalışmaları var” dedi.

    17 EYLÜL’DEKİ MİTİNGE ÇAĞRI

    Eğitim müfredatındaki bu değişikliklere karşı Aleviler başta olmak üzere tüm muhalif kesimlerin tepki gösterdiğini söyleyen Bozgeyik, 17 Eylül’de yapılacak olan mitingin önemine vurgu yaptı:

    “17 Eylül’de İstanbul’da yapılacak miting yine 17 Eylül’den sonra tüm illerdeki Milli Eğitim Bakanlığı ve il müdürlükleri önünde yapacakları açıklamalar önemli. Ancak bunu sadece Alevi toplumun talebi olarak algılamamak gerekiyor. Sonuçta nasıl ki anadilde eğitim talebi sadece Kürtlerin talebi değil ise, zorunlu din dersinin kaldırılmasını da sadece Alevi toplumunun talebi olarak algılamamak gerekir.

    Belki Alevi toplumunun öncelikli talebi bu olabilir, ama bu gerçekten bu ülkede yaşayan demokratik seküler yaşamdan yana olan, laik bir sistemde yaşamak isteyen, anadilde eğitimden, demokratik eğitimden yana olan, barıştan yana olan tüm toplumsal kesimlerin talepleri olarak açığa çıkmıştır.  Bunun ortak bir mücadeleye evrilmesi önemlidir. Sendikamız Eğitim-Sen’de bu müfredatın ortadan kaldırılmasına ilişkin bir hazırlık bir çalışması var. Eğitimde bu uygulamalardan rahatsız olan tüm toplumsal kesimler bir araya gelerek özellikle bu eylem programını güçlendirmeli. Ortak bir mücadeleye dönüştürdüklerinde ortak bir kazanım ortaya çıkacaktır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA