Etiket: keskin bayındır

  • DBP ve HDK: Barış için eşit temsiliyet ve yüzleşme şart!

    DBP ve HDK: Barış için eşit temsiliyet ve yüzleşme şart!

    PİRHA- HDK ve DBP Eş Başkanları, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yayımladıkları mesajlarda halkların eşit temsiliyeti, kimlik ve inançların özgürce yaşaması, toplumsal yüzleşme ve demokratik barış ihtiyacına dikkat çekti.

    1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla açıklama yapan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) eş başkanları, savaşın, şiddetin ve çatışmanın gölgesinde karşılanan bu günde, halkların kendi kimlikleriyle eşit ve özgür yaşama hakkına vurgu yaptı. Yapılan açıklamalarda, sadece silahların susması değil; toplumsal adaletin, yüzleşmenin ve hakikatin açığa çıkarıldığı onarıcı bir barış ihtiyacının altı çizildi.

    “BARIŞ HER YERDE İNŞA EDİLMELİ”

    HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, barışın halkların eşitlik, inanç ve kimlik haklarıyla var olabileceği bir toplumsal düzenini yaratacağını söyleyerek, “Barış yalnızca çatışmasızlık değildir; barış, halkların eşit ve özgür bir biçimde, kimlikleriyle, inançlarıyla, kültürleriyle var olabilmesinin adıdır. Barış, toplumsal adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün ortak zeminde buluşmasıdır. Bu nedenle barışın inşası için yalnızca politika üretmek yetmez. Her mahallede, her sokakta, her evde halkın sesini duymak, talepleri örgütlemek ve yaşamın her alanında barışı savunmak gerekir” dedi.

    “BARIŞ ORTADOĞU HALKLARININ GELECEĞİDİR”

    DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Ortadoğu’da halklar ve inançların ortak geleceği açısından barış ve demokrasinin her geçen gün daha fazla önem kazandığını belirtti. Uçar, “Ortadoğu’da savaş, şiddet, çatışma ve katliamların hiç eksik olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Halklar ve inançların ortak geleceği açısından kalıcı bir barış ve demokrasinin inşası her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Barış ve demokrasi yürüyüşümüz Sayın Öcalan’ın 27 Şubat tarihli çağrısıyla birlikte büyümeye devam etmektedir. Yürüyüşümüz sürdükçe savaşların olmadığı, kadınların katledilmediği, çocuklar ve gençlerin ölmediği, kimsenin yurdundan göç etmek zorunda kalmadığı bir yaşama ulaşmak mümkün olacaktır. Kürt halkının şahsında tüm Ortadoğu halklarının verdiği barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesi, savaştan nemalanan mihrakların hevesini boşa çıkaracaktır. Bu tarihi mücadelenin sonucunda mutlaka barış dolu bir dünya inşa edilecektir. 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

    “YÜZLEŞME OLMADAN BARIŞ KURULAMAZ”

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ise şu ifadeleri kullandı:

    “Ortadoğu’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Asya’ya kadar halklar, hegemonik çıkarların, otoriter rejimlerin ve militarist siyasetlerin yıkıcı sonuçlarına maruz kalıyor. Savaş politikaları; sadece kentleri değil, insan onurunu, hafızamızı, doğayı ve geleceğimizi de yerle bir ediyor. Bu yıkıma karşı en büyük cevabımız; #barışın inşasıdır! Ancak bizler, barışı yalnızca silahların susması olarak değil, aynı zamanda adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve halkların kendi kaderini tayin hakkının güvence altına alındığı ‘demokratik bir toplum düzeni’ olarak tanımlıyoruz. Bugün her zamankinden daha fazla, halkların iradesini esas alan, çoğulculuğu benimseyen, hakikati açığa çıkaran ve yüzleşmeyi esas alan bir barışa ihtiyacımız var. Çünkü biliyoruz ki; ihtiyaç duyulan ‘toplumsal dönüşümü’ gerçekleştirecek olan barışın onarıcı gücüdür.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Alevi kurum temsilcilerinin de bulunduğu heyet Süleymaniye’ye doğru yola çıktı!

    Alevi kurum temsilcilerinin de bulunduğu heyet Süleymaniye’ye doğru yola çıktı!

    PİRHA- Alevi kurum temsilcilerinin de aralarında bulunduğu siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcisi, gazeteci ve yazarlardan oluşan grup, PKK’nin Süleymaniye’de yapacağı töreni izlemek için Diyarbakır’dan yola çıktı.

    PKK, PKK Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrı üzerine yarın Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde silah bırakma töreni düzenleyecek.

    PKK’nin “silah yakma” merasimi gözleri törenin yapılacağı Süleymaniye’ye çevirdi.

    Töreni izlemek için Diyarbakır’da bir araya gelen ve aralarında Alevi kurum temsilcileri, siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcisi, gazeteci ve yazarların da olduğu grup, Süleymaniye kentine doğru yola çıktı. Yaklaşık 150 kişilik grup, Peyas (Kayapınar) ilçesinde bulunan Amed Stadyumu önünde toplandı.

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti İstanbul milletvekili Celal Fırat, DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter, İHD, MED TUHAD-FED’den de isimler yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun, Dersim’de anıldı-VİDEO

    Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun, Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-PKK’nin öncü kadrolarından Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun, Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı. DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Topraklarımız katliamları da gördü, en büyük direnişleri de gördü. Altun ve Kaytan ailemize baş sağlığı diliyorum” diye konuştu.

    PKK’nin öncü kadrolarından Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun, Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı. Anmaya, Altun ve Kaytan’ın aileleri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, DEM Parti milletvekilleri, yerine kayyım atanarak görevden alınan Dersim Belediye Eş Başkanları, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Zeynel Kete ve Kadriye Doğan ile çok sayıda kişi katıldı.

    Engellemeleri direnişle aşan kitle, Seyit Rıza Meydanı’nda Kaytan ve Altun aileleri tarafından karşılandı.

    Derviş Cemal Ocağı evladı Hasan Hayri Şanlı ile Şıx Çoban Ocağı piri Zeynel Kete gülbeng okudu ve çerağlar uyandırıldı.

    “TOPRAKLARIMIZ KATLİAMLARI VE DİRENİŞLERİ GÖRDÜ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Topraklarımız katliamları da gördü, en büyük direnişleri de gördü. Altun ve Kaytan ailemize baş sağlığı diliyorum” dedi.

    “ALTUN VE KAYTAN, HAKİKATİN SEMBOLLERİYDİ”

    Rıza Altun ve Ali Haydar Kaytan’ın hakikatin sembolleri olduğunu vurgulayan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “50 yıldır Kürt halkı ve ezilenlerin kendini tanıması, onuru, özgürlüğüne kavuşması için aralıksız mücadele ettiler. Söylem onların mücadelesini tanımlayamaz. Hakikatin yoldaşları ve yürütücüleridir. On binlerce Derviş ve Adulêler sizin yolunuzda ve hakikatinizin yolculuğunu sürdürüyor. Onları gören, tanıyan, yazılarını okuyanlar dışında Kürt halkı, Kürdistan halkı onları tanıyor. Sorumluluğumuz, görevimiz ağırdır. Her bir şehidimizi toprağa verdiğimizde her birimizin üzerine sorumluluk düşüyor. Bugün barış umudu ortaya çıkmıştır. Onların mücadelesini büyüterek, sürdüreceğiz” diye belirtti.

    “DAĞLARIN YOL GÖSTERİCİLERİYDİ”

    Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği’nin (MEBYA-DER) yöneticisi Hanım Kaya, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Haki Karer yoldaşla başlayan bu kervana nice kahramanlarımız katıldı. Bu temelde, ‘Önderliğe Bağlılık, Hakikat ve Kutsal Yaşam’ sembolü şehit Ali Haydar Kaytan (Fuat) ve ‘Özgürlük Yoldaşlığı’ sembolü şehit Rıza Altun yoldaş şahsında mayıs ve tüm mücadele şehitlerini sevgi ve minnetle anıyor, anıları önünde saygıyla eğliyoruz. Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun arkadaşlar, ilktiler, ilklerdendiler. ‘Kürdistan sömürgedir’ tezine inandılar ve ‘insanlıkta ısrar sosyalizmde ısrardır’ sözüne tutundular; mücadeleye atıldılar. Dağların aşığıydılar, dervişiydiler, havarileriydiler, yol göstericiydiler.”

    Anma deyişlerin okunması ve lokmaların dağıtılmasıyla sona erdi. Daha sonra ise Altun ve Kaytan’ın aileleri taziyeleri kabul etti.

    PİRHA/DERSİM

  • DBP Eş Genel Başkanları: Bu anlayış ülkeyi girdaba sürüklemektedir

    DBP Eş Genel Başkanları: Bu anlayış ülkeyi girdaba sürüklemektedir

    PİRHA- DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepki göstererek, “Unutulmamalıdır ki, siyasi operasyonlar halkın iradesine saygıyı zedeler ve halkın demokratik haklarını kullanmasının önünü kapatır. Bu çerçevede alınan her karar, yapılan her girişim demokrasiye, adalete ve özgürlüklere yönelik ciddi bir tehdit oluşturur” dedi.

     

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepki gösterdi.

    “HALK İRADESİNE SAYGI DUYULMALI”

    Çiğdem Kılıçgün Uçar, şunları dile getirdi:

    “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberinde çok sayıda kişinin tutuklanması, milyonlarca yurttaşın iradesine yönelik tahammülsüzlüğün açık bir göstergesidir. Kürdistan’da yaşanan tahammülsüzlüğün bir benzeri İstanbul’da söz konusudur. İktidarın bu hamleleri, demokratik değerlere zarar vermekte, halkın adalet ve hukuka güvenini derinden sarsmaktadır. Yargıyı bir baskı aracı olarak kullanan siyasal erkin, muhalefeti dizayn etmesini ve ülkeyi kaosa sürüklemesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Toplum demokratik bir ülkenin tesis edilmesi yönünde ümitlenirken, iktidar daha fazla otoriterleşme eğilimi içindedir. Bu anlayış ülkeyi bir girdaba sürüklemekte ve ümitsizliği körüklemektedir. Bir an evvel bu hukuksuzlukların son bulması ve halk iradesine saygı duyulması gerektiği çağrısında bulunuyorum” diye kaydetti.

    “DEMOKRASİYE, ADALETE VE ÖZGÜRLÜKLERE YÖNELİK CİDDİ BİR TEHDİT OLUŞTURUR”

    Keskin Bayındır, sanal medyadan şunları ifade etti:

    “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberinde birçok kişinin tutuklanmasıyla demokratik değerler bir kez daha hedef alınmıştır. Halkın iradesinin meşruiyetini sorgulamak, demokratik siyasetin temellerini zayıflatmaktır. Demokrasi, halkın özgür iradesinin tecelli ettiği bir alandır ve bu tür müdahaleler, demokratik değerleri hiçe saymakla kalmaz, toplumsal güveni de sarsar. İstanbul gibi büyük ve çok kültürlü bir kent, uzlaşı ve birlikte yönetim anlayışıyla başarıya ulaşabilir. Ancak, siyasi operasyonların yarattığı gerilim ve baskı atmosferi, kentteki barışçıl ve yapıcı siyaseti yok etmeye yöneliktir. Unutulmamalıdır ki, siyasi operasyonlar halkın iradesine saygıyı zedeler ve halkın demokratik haklarını kullanmasının önünü kapatır. Bu çerçevede alınan her karar, yapılan her girişim demokrasiye, adalete ve özgürlüklere yönelik ciddi bir tehdit oluşturur.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

     

  • Keskin Bayındır Akdeniz Belediyesi önünden seslendi: Halk belediyesini geri alacak-VİDEO

    Keskin Bayındır Akdeniz Belediyesi önünden seslendi: Halk belediyesini geri alacak-VİDEO

    PİRHA- Kayyım atanan Akdeniz Belediyesi önünde iktidara seslenen DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır halkın tercihini her seferinde DEM Parti’den yana kullandığına dikkat çekerek, “Devlet zorbalığı ile üçüncü defa kayyım atama yolunu seçtiniz ama halk her defasında daha fazla partisine destek verdi ve veriyor. Halk belediyesini geri alacak” diye konuştu.

    Mersin’in Akdeniz Belediye Eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan ile Belediye Meclis üyeleri Özgür Çağlar, Neslihan Oruç ve Hikmet Bakırhan’ın tutuklanması ve belediyeye kayyım atanmasına karşı tepkiler 5’inci gününde devam ediyor.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, DEM Parti milletvekilleri, Mersin Barış Anneleri, siyasi parti temsilcileri ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katılımı ile ablukaya alınan belediye binası önünde basın açıklaması yapıldı.

    Açıklama öncesi kitle sık sık “Hırsız kayyım belediyeden defol”, “Jin, jiyan, azadi”, “Akdeniz ya me ye şaredari ya me ye” sloganları attı. Barış Anneleri, protestolarda kendilerini darp eden ve kameraya çeken polislere “Gidin hırsızlık yapanları çekin” diyerek tepki gösterdi. DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ve beraberindeki heyet alanda “Direne direne kazanacağız” sloganları, zılgıt ve alkışlarlarla karşılandı.

    “HALK TERCİHİNİ DEM PARTİ’DEN YANA KULLANDI”

    “Kayyım demokrasiye darbedir” pankartının açıldığı açıklamada konuşan Bayındır, “Bugün biz belediyemizin önündeyiz. Bizim gördüğümüz bu tablo bizim ayıbımız değil iktidarın ayıbı. Onları kınıyoruz. Annelerin, kadınların, gençlerin büyük emekler ile belediyemizi aldık. Birçok kesimden insanlar bize destek verdi. Halk DEM Parti belediyeyi yönetsin istedi. Halk tercihini bizim siyasetimizden yana kullandı. Ama AKP gasp etti” dedi.

    Kayyım atanmasına karşı günlerdir eylemler yapıldığını belirten Bayındır, “Biz Batman’da, Mardin’de, Halfeti’de boyun eğmedi burada da eğmeyeceğiz. Kayyımı kabul etmeyeceğiz. 3 defadır kayyım atıyorsunuz. Sizin yasalarınıza göre seçime girdik. Halk size oy vermedi ve size güvenmedi. Devlet zorbalığı ile 3’üncü defa kayyım atama yolunu seçtiniz. Unutuysanız hatırlatalım: 3 defa kayyım aradınız ama halk her seferinden fazla partisine destek verdi ve veriyor. Halk belediyesini geri alacak. Aklınızı başınıza alın. 3 defa denediniz sonuç almadınız ve alamayacaksınız. Halk bu günden sonra yine mücadelesini büyütecek. Sonuna kadar direneceğiz” ifadelerini kullandı.

    “SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ”

    İrade gaspına, zulme ve düşmanlığa karşı sonuna kadar direneceklerini belirten Bayındır, “Biz bir insanlık mücadelesi veriyoruz. Haksız olan belediyemizi ablukaya alanlardır. Zulüm ile kimse bu güne kadar abat olmadı ve olmayacak. Tarihte her zaman direnenler kazanmıştır. Onurlu bir barış için sonuna kadar direnip, kayyımlar geldiği yere geri göndereceğiz. Köşeye sıkışmış durumdalar. Kayyım ile hançeri kendilerine batırıyorlar. Sonuna kadar annelerin mücadelesi ile direneceğiz. Özgürlük ve zafere kadar yolunuz ve yolumuz açık olsun” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından kitle oturma eylemi gerçekleştirdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • DBP 7’nci Olağan Kongresi: Herkes çözüm için sorumluluk almalı-VİDEO

    DBP 7’nci Olağan Kongresi: Herkes çözüm için sorumluluk almalı-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP), 7’nci Olağan Kongresi’nde konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Gün örgütlenme, direniş ve eylemsellik günüdür” dedi. Eş Genel Başkan Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, “Çözümün bu kadar kendini dayattığı yerde herkesin sorumluluk alması gerekiyor” diye kaydetti. 

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde 7’nci Olağan Kongresi’ni gerçekleştiriyor. Kongrede konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, her kentte örgütlenmelerini büyütmeleri gerektiğine belirterek, “Uzun bir yolumuz var” dedi. Bayındır, “Başarıya ulaşana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bundan sonra ‘Kürt halk önderini nasıl özgürleştireceğiz’ diye tartışacağız. Sorumluluğumuz bu atmosferi direniş, mücadele ve özgürlük ile sonuçlandırmaktır. Gün örgütlenme, direniş ve eylemsellik günüdür” ifadelerini kullandı.

    “İKİNCİ YÜZYILI NEYİN ÜZERİNE İNŞA EDECEĞİMİZİ KONUŞALIM”

    DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, İmralı Heyeti’nin yaptığı görüşmelere işaret ederek, “İmralı’ya giden heyetten ve Sayın Öcalan’dan çok önemli çağrılar var. Bu çağrılara kimse gözünü kulağını kapatmasın. Ziyaret edilen partiler, kendi seçmenlerine dönerek söz kurması gerekiyor. Kürtlerin haklı taleplerinin kabulüne doğru gitmesi gerekir bu sürecin. Çözümün bu kadar kendini dayattığı yerde herkesin sorumluluk alması gerekiyor. İkinci yüzyılı neyin üzerine inşa edeceğimizi birlikte konuşalım. Halkları karşı karşıya getirme değil, buluşturma dönemindeyiz. Ama Rojava’yı tehdit unsuru yaparak olmaz. Bir yola ihtiyacımız var. O yolun ilk adımı da bir araya gelmektir. Kayyım rejimi devleti bir kayyım devleti haline getirdi. Emeğimizin üstüne dahi savaş politikalarıyla kayyım atandı. Cebimizden çıkan bu paralar nereye harcanacak? Rojava’ya mı, Ortadoğu’ya mı harcanacak? Bizim yüzümüz ise özgürlüklere, barışa dönük. Toplumu karşı karşıya getiren değil, Sayın Öcalan gibi bir araya getiren sözler kurun. Yeni dönemde halkların ortak yaşam iradesine ses olan herkes ile el ele, yürek yüreğe olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    DBP’nin 7’nci Olağan Kongresi’nde, mevcut Eş Genel Başkanlar Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır yeniden seçildi.

    (MA)

  • DBP, mevcut Eş Genel Başkanlarla yola devam edecek

    DBP, mevcut Eş Genel Başkanlarla yola devam edecek

    PİRHA- DBP, yeni dönemde mevcut Eş Genel Başkanlar Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile yola devam edecek. 

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), 12 Ocak’ta Ankara’da düzenleyeceği 7’nci Olağan Kongresi öncesi Amed’de halk buluşması gerçekleştirdi. Halk buluşmasına yoğun katılım olurken, buluşmaya DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Cahit Kırkazak, DEM Partili belediye eşbaşkanlarının yanı sıra birçok kentten siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    Halk buşulmasında konuşan ve tarihsel bir süreçten geçildiğini belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Devlet aklına seslenmek istiyoruz; İmralı’da gerçekleşen bu görüşme yetmez, İmralı kapıları açılmalıdır” dedi.

    Suriye’de Kürt halkına dönük gerçekleşen operasyonların yanı sıra oradaki Arap Alevilere, Hristiyanlara, Durzilere dönük ciddi katliamlar gerçekleştiğinin altını çizen Hatimoğulları, “Bütün dünya kamuoyuna, bütün uluslararası güçlere, demokrasi güçlerine Amed’den sesleniyoruz; oradaki katliamları, operasyonları durdurmak için derhal harekete geçilmelidir. Özellikle Rojava’da kurulmuş olan Özerk  Yönetim’in resmi bir statüye kavuşması için mücadelemizi daha çok yükseltmeliyiz. Biliyoruz ki; Suriye’deki tek çare Kürt halkı başta olmak üzere oradaki yaşayan bütün farklı halkların ve inançların temsiliyetini sağlayan demokratik bir Suriye’nin inşası dışında bir seçenek yoktur. Bu seçeneğin içinde de Rojava modeli hayata geçmiş bir modeldir ve bütün Ortadoğu’ya ve dünyaya örnek olmuştur. Bu modelin hayata geçerek resmileşmesinin elzem olduğunu altını çiziyoruz. O nedenle Irak, İran, Suriye ve Türkiye’de Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmelidir. Umut ediyoruz ki bu ülkeler ne demek istediğimizi iyi anlar ve buna uygun bir biçimde ciddi şekilde yol alırlar” diye konuştu.

    Halk buluşmasında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Kürt sorunu Sayın Öcalan öncülüğünde çözülmedikçe bize her yer, mücadele, direniştir” dedi. DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da, “Çözüm belli, İmralı’nın kapılarını açın, Sayın Öcalan’ın özgürlüğü sağlansın” diye belirtti.

     

    Yapılan toplantılar ve çalışmalar neticesinde DBP’nin eş genel başkanlığı görevini bir kez daha Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile yürütüleceği deklare edildi. Duyurunun ardından Eş Genel Başkanlar Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, sahneye çıkarak, halkı selamladı.
    (HABER MERKEZİ)
  • Karakoçan Kültür ve Doğa Festivali konserle devam etti: Direnmeye devam edeceğiz-VİDEO

    Karakoçan Kültür ve Doğa Festivali konserle devam etti: Direnmeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Karakoçan 1. Kültür ve Doğa Festivali konserle devam etti. Karakoçan’ın özgürlük mücadelesi için önemli bir yere sahip olduğunu belirten DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Burası Mazlum’ların memleketi. Karakoçan, her zaman direnmeye devam edecek” dedi.

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde 1. Kültür ve Doğa Festivali’nin startı bugün verildi. Festivalin ilk günü, millet bahçesinde düzenlenen konserle devam etti. Festivale Karakoçan Belediye Eş Başkanları Songül Düzgün ile Cafer Oğur, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Ayten Kordu, Ömer Faruk Hülakü, Sümeyye Boz, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, ve binlerce yurttaş katıldı.

    Karakoçan Belediye Eş Başkanları Songül Düzgün ve Cafer Oğur, yaptıkları konuşmalarda iktidarın Kürtlere dönük saldırılara değinerek mücadele çağrısı yaptı.

    “KÜLTÜRÜMÜZE, TOPRAĞIMIZA VE DOĞAMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Karakoçan’ın özgürlük mücadelesi için önemli bir yere sahip olduğunu belirten DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Burası Mazlum’ların memleketi. Karakoçan, her zaman direnmeye devam edecek. Ne yaparsanız yapın kültürümüze, toprağımıza ve doğamıza sahip çıkacağız. Mücadelemize karşı gücü kalmayan iktidar kültürümüz ve dilimize saldırıyor. Kürdistan’da doğamızı talan ediyorlar. Yangınlarla ormanlarımızı, barajlarla doğamızı katlediyorlar. Ama bugün buraya gelen Çewlîg, Dêrsim, Xarpêt ve Dep halkı bu doğa ve işgali kabul etmeyecek. Her zaman direnmeye devam edecek. Kürtler, Kürdistan’ın dört bir tarafında katliam ve talana karşı mücadele devam ediyor. Direnişimize karşı baskı ve zulüm var ama bu mücadeleyi hiçbir güç sarsamaz. Tecrit, öldürmek ve talanla kazanacaklarını sanıyorlar ama hiçbir zaman kazanamayacaklar” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Dengbej Divanı, Şevin, Kayy-Der Çocuk Grubu, Koma Sideng ve Babetna, sahne aldı.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • DBP ve DEM Parti yangın bölgesini ziyaret etti: Halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    DBP ve DEM Parti yangın bölgesini ziyaret etti: Halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti ve DBP eş genel başkanları yangınların çıktığı bölgeyi ziyaret etti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum” dedi.

    Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçesi arasında yaşanan yangında 14 kişi yaşamını yitirdi.

    Yangının yaşandığı Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Kelekê mahallesinde kurulan taziyeyi Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Van, Diyarbakır, Mardin Büyükşehir ve ilçe belediye eş başkanları ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin aralarında olduğu heyet ziyaret etti.

    “BU ACIYI AZALTACAĞIZ”

    Büyük ve ağır bir olay yaşandığını belirten DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “El ele vererek halkımız, ailemizin acısını birlikte paylaşacağız ve bu acıyı azaltacağız. Başta bütün parti ve kurumlarımızla yaşamını yitirenleri anıyor, yaralılara şifalar diliyoruz. Bu yangının sorumlusu DEDAŞ’tır. İlk andan beri biz halkımızın yanındaydık, helikopter istedik ama ateş söndürme helikopteri göndermediler. Gündüz 11’e kadar da kimse ailemize yardım etmedi. Acımız büyük tarif edilemez ama bu acıyı bütün kurumlarımızla azaltacağız” dedi.

    “AFET BÖLGESİ İLAN EDİLSİN”

    Yangına dair ciddi iddialar olduğuna dikkat çeken DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Yangının DEDAŞ’ın eksiliğiyle çıktığına dair raporlandırma ve görgü tanıkları var. Sabotaj mı DEDAŞ ihmali mi bunun ivedilikle araştırılması gerekiyor. Halkımızın defalarca uyarmasına rağmen halen odun direkleri kullanan DEDAŞ bence buranın sorumlularındandır. Buranın bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi lazım. Burada zarar gören halkımızın da zararlarının tanzim edilmesi gerekiyor” diye belirtti.

    ‘TOPLUMSAL DAYANIŞMA’ VURGUSU

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. İki eş başkanımız da çok açık ifade etti. Bugün burada acil yapılması gereken buranın Afet Bölgesi ilan edilmesi ve bu şekilde halkımızın mağduriyetinin giderilmesi birinci hedef olarak belirlenmeli. DEDAŞ birinci sorumlusudur. Bugün yiten 14 canın hakkı verilecek cezayla ailelerin yüreği bir nebze olsa soğutulur. DEM Parti olarak bizler hem hukuki hem toplumsal dayanışma bakımından gücümüz yettiğince sizlerin yanında olacağız. Büyükşehri başta olmak üzere diğer belediyelerimizle çalışmalarını yürüttüler, halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Toplumsal dayanışmayla bu acımızı dindireceğiz.”

    Heyet ardından diğer köylere geçti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Tertelesi’nin 87. Yılında Seyit Rıza Meydanı’nda anma yapıldı -VİDEO

    Dersim Tertelesi’nin 87. Yılında Seyit Rıza Meydanı’nda anma yapıldı -VİDEO

    PİRHA-Dersim Tertelesi’nin 87’inci yılında, katledilenler Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı.

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan katliamın yıl dönümü dolayısıyla Seyit Rıza meydanında anma programı düzenlendi. Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler gulbang, çerağ ve kılamlarla anıldı. Lokmalar pay edildi. Konuşmalar yapıldı.

    Anmaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşgenel Başkanı Keskin Bayındır, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanları Zeynel Kete ve Kadriye Doğan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve Nevin Kamilağaoğlu, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Britanya Alevi Federasyonu Eşbaşkanı Müslüm Dalkılıç, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Mehmet Gündüz, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, Dersim’deki sivil toplum ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    87. Yıldönümünde Dersim Tertelesi anması saygı duruşuyla başladı. Anmada, “Dersim Katliamı’nı unutma”, Dersim ismi ve eski yerleşim yeri isimleri iade edilsin”, “Xo vira meke”, “Unutma”, “Arşivler açılsın hakikat paylaşılsın” pankartları açıldı.

    Anmada ilk sözü alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları, Alevilerin hedef haline getirildiğine dikkat çekti.

    “21’İNCİ YÜZYILDA HALA ALEVİLER KATLEDİLİYOR”

    Sözlerine Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenleri anarak başlayan Hatimoğulları, “Dersim katliamı Türkiye tarihinin görmüş olduğu en büyük Alevi katliamlarından biridir. Koçgiri Dersim, Sivas, Çorum, Gazi ve Suriye’de suyun öte yanında Alevi kardeşlerimiz katledildi. Tarih boyunca Aleviler bu topraklarda katledilerek yok edilmek istendi” dedi.

    Türkiye’nin kurulduğu günden bugüne kadar farklı halklara ve inançlara tahammül etmeyen, tekçi, ırkçı ideolojik bir anlayışla bugüne kadar geldiğinin altını çizen Hatimoğulları şunları vurguladı:

    “Bugün hala ne yazık ki bunun izlerini, bunun sonuçlarını en ağır şekilde yaşıyoruz. 21 yüzyılda Aleviler hala katlediliyor, hedef haline getiriliyor. Bakın 21’inci yüzyıldayız. Bu kadar Alevi katliamı gerçekleşmiş, Alevi canımızı yitirdiğimiz bir tarihi geride bıraktığımız dönemde bile 21.yüzyılda bile hala Alevi canlarımızın evleri işaretleniyor ve hedef haline getiriliyor. Sadece bu mudur? değildir. Bugün mevcut olan bu iktidarın uyguladığı bu politikalar tıpkı tarih boyunca Aleviler nasıl katledilerek, asimile edilerek dönüştürülmeye çalışıldı ise yok edilmeye sürülmeye çalışıldıysa aslında bu inancın bu topraklardan silinmek için resmi ideoloji ne kadar çalıştıysa, şimdi aynı şekilde farklı versiyonlarda çalışmalarını sürdürüyor. Şu anda Alevilik inancını Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlayarak aslında tarih boyunca Alevilere uyguladıkları politikaların yeni bir boyuta geldiğini gösteriyor.”

    “ALEVİLER DERSİM’DE SÜNGÜ UÇLARINDAYDI”

    Alevi toplumunun asimilasyon politikalarına karşı hiçbir biçimde boyun eğmediğini belirten Hatimoğulları, “Aleviler hiçbir zaman geri adım atmadı şimdiden sonra da geri adım atmayacak. Ve Dersim katliamında Aleviler için uygulanan bütün bu politikaların sonrasında Munzur Deresi kanla aktı. Buna rağmen hiçbir biçimde Aleviler yaşam tarzlarından inançlarından geri adım atmadılar. Evet Aleviler Dersim’de süngü uçlarındaydı. Namlunun ucundaydı. Aleviler burada 38 kayalıklarında kadınlar tecavüze uğramamak için kendi canına kıydı ama geri adıma atmadı. Şimdi bizler bir kez daha diyoruz ki Alevilik inancı bu coğrafyanın hakikatidir. Tarih boyunca katliamlarla ne asimilasyon politikalarıyla diz çökmedi, çökmeyecek. Ve bundan sonra bizlere düşen en büyük görev bu coğrafyada bütün halklar ve inançlar birbirimize sarılarak birlikte yaşamalıyız. Sadece bu yetmez Bu ülkede yaşayan farklı bütün halklardan ve inançlardan insanların bu ülkenin asli yurttaşları olarak eşit yurttaşlık temelinde kendi rengiyle kendi inancıyla yaşamlarını anayasal güvence altına alınmalıdır” diye konuştu.

    “DERSİM’DEKİ HER TAŞIN ÜSTÜNDE HER ZAMAN BİR SEYİT RIZA OLACAK”

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, 87 yıl önce bu on binlerce Alevi yurttaşın devlet eliyle katledildiğini ifade ederek şu şekilde konuştu:

    “Dersim’in yarası Kürt halkının hala kabuk tutmayan yarası olarak duruyor. Pirimiz Seyit Rıza esir düştüğü zaman söylediği bir şey vardı. ‘Esir düşmemle bu mesele bitti sanıyorsunuz. Ama bilin ki Dersim’deki her taşın, altında ve her ağacın üstünde her zaman bir Seyit Rıza olacak’.  87 yıldır zulme ve katliama karşı mücadelemiz devam ediyor. Bu katliama karşı milyonlarca Kürt mücadele ediyor. Bizler Pir Seyit Rıza’nın ve yol arkadaşlarının mezar yerleri bulunana, Dersim’in ismi resmi olarak kabul edilene, bu katliama karşı hakikat komisyonu kurulana kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz.”

    Son olarak Dünya halklarının Dersim halkın mücadelesiyle dayanıştığını söyleyen Bayındır, “Bugün burada 200 kişi yokuz belki ama Kürdistan ve dünyada mazlum halklar Dersim halkının bu mücadelesine destek veriyor.  Biliyoruz ki Dersim halkı ve bizim bu mücadelemiz mutlaka başarıya ulaşacak. Bir kez daha Türkiye devletinin katlettiği on binlerce canın hatırası karşısında saygıyla eğiliyorum” şeklinde konuştu.

    “İNANCIMIZIN KÖKLERİNİN OLDUĞU TOPRAKLARDAYIZ”

    Daha sonra söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) başkanı Mustafa Aslan konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Biz buranın gerçek sahiplerindeniz. Bu topraklar bizim topraklarımız. Bizim inancımızın köklerinin olduğu topraklar. 87 yıl önce soykırımın başlangıcı olan ve sonrasında soykırımlarda, onlarca, yüzlerce insanımızın katledildiği topraklardayız.

    Eğer Madımak Katliamı gibi güncel tutmadıysak Dersim soykırımını, Çorum ve Maraş gibi güncel tutamadıysak, Alevi kurumları olarak bu bizim eksiğimiz. Üç yıldır vermiş olduğumuz karar, tıpkı Sivas, Çorum, Maraş gibi her yıl Türkiye’nin ve Avrupa’nın dört bir yanında bu soykırımı anlatmak, burada yaşananları dillendirmek ve devletin hesap vermesi için gereken tüm demokratik mücadeleyi vereceğimize söz verdik. Üç yıldır buradayız. Bundan sonra da misafir değiliz, ev sahibiyiz, sizlerle birlikteyiz.”

    “DERSİM İSMİ İADE EDİLSİN, ARŞİVLER AÇILSIN”

    Federasyon ve öncesinde dayanışma kurulu olarak 25 yıldır hem 4 Mayıslarda, hem 15 Kasımlarda örgütlü bulundukları birçok ilde terteleyi andıklarını belirten Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tuluk, taleplerini şöyle sıraladı:

    “Biz federasyon olarak yıllardır bu talepleri dile getiriyoruz. Ben öneri olarak söylüyorum. 4 Mayıs 1937’de, Millet Meclisi’nde alınan ve dönemin bütün yöneticilerinin imzasının olduğu kararın yeniden yok sayılması ve Dersim isminin iade edilmesi, o dönemde katledilen insanların itibarlarının iade edilmesi, kayıp çocukların, kayıp kızların listelerinin açıklanması, gerekirse Genelkurmay arşivlerinin açıklanması üzerine, milletvekillerimiz belki daha önce vermişlerdir ancak bu konuların aydınlatılması için meclise tekrar önerge vermelerini talep ediyorum.”

    “UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN”

    Dersim’in acılarının çok olduğunu ve günümüzde de de devam ettiğini vurgulayan Tuluk, “Mevcut sistem kendine engel gördüğü, kendi düşüncesine, dünya görüşüne uymadığı için Dersim’i sırf insani anlamda değil, kültürel anlamda da inanç anlamında da yok etmeye çalışıyor.

    Madenleri için ruhsatlar veriliyor. Parsel parsel satılıyor. Biz bu anlamda bütün dostlarımızın hem Dersim’in ekolojik sorunlarına hem kültürel sorunlarına ortak bir karşı duruş sergilemelerini bekliyoruz. Federasyon olarak da işte biraz önce Alevi kurumları ve dostlarımızla beraber bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Unutursak kalbimiz kurusun. Umarım daha güzel bir dünyada, daha güzel bir coğrafyada yaşama imkanı buluruz” dedi.

    “SÖZCÜK DEĞİL SÖZLÜKTÜR DERSİM”

    Şair Sezai Sarıoğlu’nun, “Sözcük değil sözlüktür Dersim” dizesini hatırlatarak konuşmasına başlayan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise şunları kaydetti:

    “Gerçekten de Dersim bir sözlüktür aslında. Dağları, ovası, yaylaları, bitkileri, canlılarıyla, kısacası coğrafyasıyla, diğer yanı dört kitabın sınırlarını aşan inancıyla ve bir diğer yanı da insani değerleriyle, hümanizmasıyla aslında bir sözlüktür Dersim. Ama bu sözlüğün içerisinde devleti, devletin buna karşı çıban başı olarak ilan ettiği ayrıksı sözcükler de var. Bunlardan biri inancının Alevi olması, diğeri milliyet olarak Kürt olmasıydı. Bu ayrıksı sözcükler yüzünden Dersim, çözülmesi gereken bir sorun, bir çıban başı oldu.

    “DERSİM HALKININ DİRENİŞİ DEVAM EDİYOR”

    Tabii bu birdenbire başlayan bir hareket değildi. Bir gün sabah bakanlar uyanarak, hadi gelin Dersim’i kıralım diye bir şey söylemedi. 1920’de başlayan Şark Islahat Planıyla tek dil, tek devlet, tek millet ve tek din anlayışıyla birlikte kendisine ayrıksı olan coğrafyalarda yer alan insanları yok etmesi gerekiyordu ve bunların başında da Dersim geliyordu. İhsan Sabri Çağlayangil itiraflarında şöyle söylüyor. ‘Neticede şunu söyleyebilirim. Bunlar kabul etmediler. Mağaralara mülteci oldular. Ordu onları orada fareler gibi zehirledi’ diyordu.

    Dersim her zaman Çıbanbaşı bellendi de böyle bellendi de Dersim yok mu oldu? Dersim davası bitti mi gerçekten? Hayır. Tam tersi 87 yıldır bu mücadele, bu direniş devletin yaptığı bütün baskılara karşı Dersim halkının direnişi, kavgası, devam ediyor. Devam da edecek!”

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • ‘Bu yılki Newroz Kürt sorununa çözüm kampanyasının ateşine dönüşecektir’ – VİDEO

    ‘Bu yılki Newroz Kürt sorununa çözüm kampanyasının ateşine dönüşecektir’ – VİDEO

    PİRHA – DEM Parti ve HDK 17 Mart Pazar günü İstanbul’da yapılacak olan Newroz Deklarasyonu’nu açıkladı. Deklarasyonda meydanlarda özgürlük iradesini beyan eden Kürt halkı için bu yılki Newroz’un Kürt sorununa çözüm kampanyasının ateşine dönüşeceği belirtildi.

    İstanbul’da Newroz 17 Mart Pazar günü kutlanacak. İstanbul Newroz’u öncesi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Taksim Hill Otel’de 2024 İstanbul Newroz’una dair deklarasyonu açıkladı.

    Açıklamaya DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz, Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDK Eş Sözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, Demokratik Bölgeler Partisi(DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ve çok sayıda kişi katıldı.

    “BU YILKİ NEWROZ KÜRT SORUNUNA ÇÖZÜM KAMPANYASININ ATEŞİNE DÖNÜŞECEKTİR”

    Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Eş sözcüsü Cengiz Çiçek‘in okuduğu basın metninin tamamında şu ifadelere yer verildi:

    “2024 Newroz’u, tekçi devlet geleneğinin dinci, milliyetçi ve cinsiyetçi faşizme evrildiği günümüz koşullarında, vazgeçmeyenlerin, teslim olmayanların ve zafere inananların yan yana, omuz omuza geldiği gün olacak. Bugün Kürtler, Aleviler, yoksullar, işçiler, kadınlar, gençler AKP-MHP faşizminin politikaları ve şiddet tekeli altında itaat etmeye zorlanırken, Demirci Kawa’nın Dehak’a karşı verdiği mücadelenin sembolü olan özgürlük meşalesi, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Faşist rejimin ‘çöktürme planının’ hedefinde olan Kürt halkının özgürlük mücadelesi için Newroz, sömürgeciliğe karşı başkaldırının günü olarak önemini koruyor. On yıllardır meydanlarda özgürlük iradesini beyan eden Kürt halkı için bu yılki Newroz, “Abdullah Öcalan’a fiziki özgürlük, Kürt sorununa çözüm” kampanyasının ateşine dönüşecektir.

    “İMRALI İŞKENCE SİSTEMİNİ KIRACAĞIZ”

    25 yıldır İmralı işkence sisteminde tutulan ve son üç yıldır kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak iletişimsizlik uygulamaları, Amed zindanından İmralı’ya uzanan tekçi, inkarcı, asimilasyoncu, sömürgeci devlet politikalarının güncel olanıdır. Nasıl ki dün Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın yaktığı üç kibrit yolumuzu aydınlatmışsa, bugün de Sayın Abdullah Öcalan’ın “Newroz halkı” dediği bizler, İmralı işkence sistemini kıracağız. Bunun bir gereği olarak, sömürgeciliğe ve işgalciliğe karşı Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesini yürütenler, dün olduğu gibi bugün de örgütlü iradesini ezilenler ve sömürülenler lehine kullanmaya devam edecektir.

    “BU ÇARKI KIRABİLİRİZ, KIRMAKLA MÜKELLEFİZ”

    Kürdistan’da özel savaş politikalarıyla Kürt halkına diz çöktürmeyi ve onu halk olmaktan çıkarmayı hedefleyen AKP-MHP faşizmi, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir parçasını ulusal ve uluslararası sermayeye peşkeş çekmektedir. Yanısıra halkların arasına nifak tohumları ekerek, yürüttüğü üretim ve bölüşüm ilişkileri arasındaki uçurumu savaş politikalarıyla derinleştirmektedir. Rojava ve Güney Kürdistan’da yürüttüğü işgal politikaları, AKP-MHP ittifakının iktidarda kalma garantisiyken, işçi sınıfının sömürü katsayısını sermaye lehine artırmasının da en başat kaldıracıdır. Bizler; ezilenler, yok sayılanlar, sömürülenler, demokrasi talep edenler, kimliğine sahip çıkanlar bu çarkı kırabiliriz, kırmakla mükellefiz.

    “ZAMAN DEMOKRATİK CUMHURİYET MÜCADELESİ İÇİN BİRLEŞME ZAMANIDIR”

    Kendisini milliyetçilik, dincilik ve cinsiyetçilik temelinde üreten ulus devletçiliğe karşı demokratik ulus çözümünü ortaya koyan ve bu yönüyle ezilenlerin mücadelesine ciddi katkılar sunan Sayın Öcalan üzerindeki İmralı işkence sistemini parçalamak, tüm emek, demokrasi ve özgürlük güçlerinin de sorumluluğundadır. Bu nedenle İmralı’dan başlayıp tüm topluma yayılan tecrit ve kuşatma karanlığını Newroz ateşiyle aydınlatma zamanıdır. Newroz ateşinin, Türkiye ve Kürdistan halklarının birleşik mücadelesini aydınlatması umudunu canlı tutma zamanıdır. Newroz ateşi etrafında Demokratik Cumhuriyet mücadelesi için birleşme zamanıdır.

    “AÇLIK GREVİNİN 106. GÜNÜNDE OLAN YOLDAŞLARIMIZA SES OLACAĞIZ”

    Kürdistan belediyelerine atanan kayyumlar, tutsak edilen on binler, rant uğruna depreme kurban verilenler, cenazelerine ulaşılamayan maden işçileri, barınamayan öğrenciler, açlığa ve ölüme terk edilen emekliler, elleriyle dünyayı inşa edip karşılığında yok sayılanlar, evlerin içinde görünmeyen emeğin öznesi kadınlar, köylerinden edilen köylüler, ekolojik yıkımın mağdurları. Hep birlikte Newroz alanlarına akacak hasta tutsaklara, hukuksuzca hapishanelerde tutulan Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimcilere, açlık grevinin 106. gününde olan yoldaşlarımıza ses olacağız.

    “BUGÜNÜN DEHAKLARI İLİÇ’TEKİ EKOLOJİK YIKIMA SEBEBİYET VEREN İŞÇİ KATİLLERİDİR”

    Bugünün Dehakları dünya mafyasını ülkesinde ağırlayanlardır. Bugünün Dehakları eğitimi belli bir sınıf için sağlayıp, halk çocuklarına erkenden işçiliği dayatanlardır. Bugünün Dehakları 17.500 liraya işçileri patronlara peşkeş çekenlerdir. Bugünün Dehakları boşanmak isteyen kadınları katleden erkekleri koruyan, kadınların nafakalarına göz koyanlardır. Bugünün Dehakları Filistin halkına selam gönderirken İsrail devletiyle ticari ilişkilerini sürdürenlerdir. Bugünün Dehakları İliç’teki ekolojik yıkıma sebebiyet veren işçi katilleridir.

    “ZAMAN EZİLENLERİN ORTAK MÜCADELESİNDE DAHA FAZLA ISRAR ETME ZAMANIDIR”

    İçinden geçtiğimiz tarihsel sürecin başarısı ve mücadelemizin zaferi hepimizin elzem görevidir. Newroz bayrağını bugünlere taşıyan tüm yoldaşlarımıza ve halkımıza sözümüz, özgürlük olsun. Zaman, İmralı işkence sistemini kırma zamanıdır. Zaman Kürt sorununun demokratik çözümünü ve Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlama zamanıdır. Zaman özgürlük taleplerini en güçlü şekilde haykırma ve toplumsal mücadeleyi büyütme zamanıdır. Zaman kimliğini ve kültürünü anadilinle yaşama zamanıdır. Zaman toplumun üzerine karabasan gibi çöken karanlığı Newroz ateşiyle aydınlatma zamanıdır. Zaman zindanlardaki yoldaşlarımızla özgür ortamlarda kucaklaşma zamanıdır. Zaman ezilenlerin ortak mücadelesinde daha fazla ısrar ve bunu güçlendirme zamanıdır. Bu duygu ve düşüncelerle halkların Newroz Bayramı’nı kutluyor, başarılar diliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Büyük Özgürlük Yürüyüşü’ startı verildi: Eşit bir yaşam için yürüyoruz

    ‘Büyük Özgürlük Yürüyüşü’ startı verildi: Eşit bir yaşam için yürüyoruz

    PİRHA – Van ve Kars’ta “Büyük Özgürlük Yürüyüşü” başlatıldı. Yürüyüş öncesi yapılan açıklamalarda, “Türkiye’nin temel ihtiyacı olan onurlu barış, eşit birlikte yaşam, demokratik bir ülkeyi hep birlikte oluşturmak ve adalet içindir. Buradan, Kürt halkı ve bölge halkları olmak üzere tüm demokratik kamuoyunu, barıştan yana olan, adalet, hak, hukuk değerlerine bağlı herkesi Büyük Özgürlük Yürüyüşüne katılarak destek vermeye çağırıyoruz” denildi.

    Siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri, İmralı tecridinin kaldırılması ve Kürt sorununun çözümü için Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması talepleriyle bugün Van ve Kars’ta “Büyük Özgürlük Yürüyüşü” başlattı. Yürüyüş 15 Şubat’a kadar devam edecek.

    VAN

    Yürüyüşün Van kolu, kentteki bir otelde yaptığı açıklamayla start verdi. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi açıklamaya katıldı. Yürüyüşçüler, üzerinde “Özgürlük Yürüyüşü/ Meşa Azadiyê ye” yazılı önlükler giydi.

    “TECRİT ORTAK GELECEĞİ SABOTE EDİYOR”

    DEM Parti Şırnak Milletvekili Zeki İrmez, ortak açıklamayı okudu. İmralı’daki tecridin tüm coğrafyayı kuşattığını ve “halkların ortak geleceğini sabote ettiğini vurgulayan İrmez, şunları kaydetti:

    “Adalet de, hak arayışları da, demokratik talepler de topyekün tecrit altındadır. Tüm kamuoyu bilmelidir ki, İmralı sistemi tüm ülkeye yayılan hukuksuzluk rejiminin başlangıç noktasıdır. Toplumu ve ülkeyi esareti altına alan tecrit İmralı’dan başlayarak yayıldıysa, Türkiye’nin özgür, demokratik, barışçıl, adaletli, yaşanabilir bir ortam ve gelecekle buluşturulmasının yolu da İmralı tecridinin kırılarak, büyük özgürlük yolunun açılmasından geçer. Bu amaçla bugün Büyük Özgürlük Yürüyüşünü başlatıyoruz.

    Herkes şunu iyi görmelidir ki, ülkeyi yönetme rejimine dönüştürülen tecritle, bizleri, emekçi halklarımızı, kadınları, gençleri, tüm toplumsal kesimleri nefessiz bırakmak, teslim almak istiyorlar. Öyle ki, artık Türkiye İmralılaşmıştır; Kürdistan İmralılaşmıştır! İmralı’nın kapısındaki kilit tüm Türkiye’ye vurulmuştur. Demokratik geleceğe kilit vurulmuştur. Tüm ülke kilitlenmiş durumdadır. Bunun sonucu ise ülke olarak yaşanan can kayıpları ve acılardır. Hukuksuzluk karanlığıdır, OHAL, kayyım, KHK darbesidir. Yoksulluktur, açlıktır. Mafyalaşma ve çeteleşmedir.

    Biliyoruz ki, Kürt sorununun demokratik çözümü ve kalıcı, onurlu bir barışın sağlanmasının yolu, Türkiye’nin demokratikleşmesinin, gerçek bir adalet ve hukuk sistemiyle buluşmasının yolu İmralı sisteminin sona erdirilmesinden geçer. Bu ülkede barışı, adalet, demokrasiyi ve özgürlüğü gerçekleştirmek, Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlük koşullarının sağlanmasıyla ve Kürt halkının statüsünün kabulüyle mümkündür. Mutlak tecride son vermek; egemenlerin Ortadoğu’da amacı halklar ile inançlar arasında düşmanlıkları derinleştirme politikalarını geriletmenin, demokratik ve özgür bir Ortadoğu’yu var etmenin en önemli adımlarından biridir.”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt sorunu çözülmediği sürece kaos ortamının ortadan kalmayacağına işaret etti. Bakırhan, yaşanan ekonomik krizin ve “çürümüş sistemin devam etmesinin” nedeninin Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklandığını belirtti.

    Bakırhan, “Kürt meselesi neredeyse cumhuriyet ile aynı yaştadır. Maalesef cumhuriyetin birinci yüzyılında Kürt meselesi ret, inkar ve baskı ile çözülmeye çalışıldı. Cumhuriyetin neredeyse ilk 40 yılı isyanlarla geçti, yüzyılın son çeyreği de tecrit politikaları ile geçti. Şimdi dönüp sormak lazım Kürt sorunun çözümsüzlüğü acaba Türkiye halklarına emekçilere, yoksullara, Kürtlere, Türkiye’nin bütününe ne kazandırıyor?” diye kaydetti.

    BAYINDIR: ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAYACAĞIZ

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, yürüyüşün amacının sadece Kürt halkının talepleri için olmadığını, ezilen halklar, demokratik ve özgürlük isteyenler ve Ortadoğu halkları için olduğunu ifade etti.

    DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, “ Ekonomik krizin sebebi nedir? 100 yıldır savaş yürütülüyor. Kurdistan sınırının ismini ‘teröristan’ yaptılar. Sayın Öcalan üzerinde tecrit uygulanıyor. Tecridin sebebi nedir? Hikaye, başka da bir şey yok. Kürt halkının siyasetini engellemek için tecridi derinleştiriyorlar. Kendi kanunlarınızı uygulayın. Sayın Öcalan avukatları ve aileleriyle görüşmüyor. Bu tecrit siyasetine son verin. Halkların önünü açın” çağrısı yaptı.

    OTLU’DAN ‘BİRLEŞİK MÜCADELE’ VURGUSU

    DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu da, “Buradan açlık grevindeki arkadaşlarımızın direnişini selamlamak istiyorum. Türk halkının bir evladı olarak Türkiye halklarına seslenmek istiyorum; eğer Türk halkı kendi onurunu ve özgürlüğünü kazanmak istiyorsa bu Kürt sorunundaki çözüme ortak olmak bu kardeşliğin ve eşitliğin yanında olması gerekiyor. “Yaşasın halkların kardeşliği’ sloganı 1-15 Şubat arasında bütün sokaklarda yankılanmalı” dedi.

    Açıklamanın ardından aralarında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın da bulunduğu isimler, üzerlerine giydikleri “Meşa Azadiyê/Özgürlük Yürüyüşü” önlükleri ile otelden çıkıp Musa Anter Parkı’na doğru yürüyüşe geçti.

    Yürüyüşe geçen kitleyi ablukaya alan polisler, yasaklı olduğunu dile getirdikleri yürüyüşe izin verilmeyeceğini söyleyip dağılmalarını istedi. Polisler yürüyüşte yer alanları darp etmeye başladı. Bu esnada bir kişi polislerce gözaltına alındı.

    Müdahaleye rağmen yollarına devam grup sloganlarla Wan İl Örgütü’ne geçti.
    KARS
    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve Kürt sorununun çözümü için başlatılan “Büyük Özgürlük Yürüyüşü”nün Kars kolunun yürüyüşü başladı.
    15 Şubat’a kadar devam edecek yürüyüş için kentte bulunan bir otelde açıklama yaptı. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Cengiz Çiçek, Demokratik Bölgeler Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Kerem Canpolat’ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi açıklamaya katıldı. Kars kolunda yer alan yürüyüşçüler de “Meşa Azadiyê” yazılı önlükler giydi.
    İmralı tecridinin kaldırılması ve Kürt sorununun çözümü için Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması talepleriyle bugün iki merkezde “Büyük Özgürlük Yürüyüşü” başlatıldı. Van’daki açıklamanın ardından Kars’ta da yürüyüş startı verildi. DEM Parti Şırnak Milletvekili Newroz Uysal Aslan, basın metnini okudu.

    “ANALAR ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜNÜ BİZDEN ÖNCE BAŞLATTILAR”

    Özgürlük Yürüyüşü öncesi Kars’ta konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yürüyüşün en temel amacının Öcalan üzerinde İmralı’da devam eden tecridin kaldırılması, Öcalan için özgürlüğün olanaklarının açılması, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözümünün kapısının açılması olduğunu vurguladı.

    Kars’tan yürüyüşü başlatmanın çok önemli bir anlamı olduğunu söyleyen Hatimoğulları, “Kars, farklı halkların ve inançların yaşamlarına beşiklik etmiş kadim bir kentimizdir. Burada Azeriler, Terekemeler, Yerliler, Caferiler, Kürtler, Türkler, Aleviler, Sünniler her halktan ve inançtan insanın barış ve huzur içinde yaşayabildiği kentlerimizden birisidir. Böylesi bir kent bize aslında yaşadığımız sorunların Kürt sorununda bizi bu şekilde kan ve gözyaşına boğan politik atmosferin tersine nasıl çevrilebileceğinin toplumsal bir örneğidir bizim açımızdan” diye konuştu. Kürt sorununun bir statü sorunu olduğunu ifade eden Hatimoğulları, “Bugün Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmemesi Türkiye’de bütün halkları, işçileri, emekçileri, kadınları ve Türkiye’nin genel anlamıyla demokratik atmosferinin oluşmasını engelleyen en önemli nedenlerden biridir”dedi.

    Açıklama sonrası yürüyüş başladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • DBP’nin yeni Eş Genel Başkanları Uçar ve Bayındır oldu

    DBP’nin yeni Eş Genel Başkanları Uçar ve Bayındır oldu

    Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır’ın yeni eş genel başkanlar olarak belirlendiği DBP Kongresi’nde yapılan konuşmalarda Kürt sorununun çözümsüzlüğündeki en büyük temel engel yönteminin tecrit olduğu vurgulandı.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) 6’ncı Olağanüstü Kongresini, Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirdi. Kongre salonuna, “Kürt sonuna demokratik çözüm”, “3’ncü yolda demokratik Cumhuriyete”, “Jin Jiyan Azadi”, “Tecride hayır barış hemen şimdi” pankartları asıldı. Kongreye, çok sayıda kişi ve delegelerin yanı sıra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) milletvekilleri, MYK üyeleri, Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) ve Barış Anneleri katıldı.

    Diyarbakır’da gerçekleşen kongrede, DBP’nin yeni eş genel başkanlığına önerilen Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır’ın salona gelmesi alkışlarla karşılandı.

    18 KASIM YÜRÜYÜŞÜ

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “DBP’yi özgürlük yıldızı yapacağız. DBP’nin halklara özgürlük, eşitlik umudu olduğu için gururluyuz. DBP’nin kapısı tüm özgürlük sevdalılarına açıktır. DBP halkların umudu olacaktır. DBP de tecridin kırılması için ısrarlıdır. Bu anlamda 18 Kasım’da Gemlik’e bir yürüyüş gerçekleştireceğiz. DBP tecridi kırma konusunda kararlıdır. Ve bu konuda her türlü mücadeleyi yürüteceğiz” dedi.

    “YÜZYILLIK YALNIZLIĞI YÜZ YILLIK MÜCADELE İLE ZAFERE ULAŞTIRACAĞIZ”

    Ardından söz alan DBP’nin yeni Eşbaşkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise kitleyi Kırmancki/Zazaca selamlayarak kongreyi kutladı. Kürtler üzerindeki iktidar ve devlet baskısına dikkat çeken Çiğdem, Kürtlerin diline kültürüne, mirasına her zaman sahip çıkacağını söyledi. Kılıçgün, “Önemli bir bayrağı devraldık. Daha iyisini yapmak için mücadele edeceğiz. Kürt halkının yüzyıllık yalnızlık karşısında ördüğü yüz yıllık direniş var. Bu anlamda daha büyük bir merhaleye ulaşması gerekiyor. Kürt mücadelesine 90’lardan bu yana emek veren kadın arkadaşlarımız, annelerimize teşekkür ederim. Bu partide bugüne kadar çalışan tüm arkadaşlarımızı bugün de partimizi sahiplenmeye devam ediyorum. Kürt sorununun çözümsüzlüğündeki en büyük engel ve bu engelin temel yöntemi tecrit. Tecridi sadece hukuksuzluk olarak değerlendirmek yetersizdir. Tecrit bir devlet politikasıdır. Bugün bu tarz bir rejime dönüşmüş durumda ve tecrit Kürt sorununun demokratik çözümü İmralı’da hapsediliyor” şeklinde konuştu

    EŞ GENEL BAŞKANLAR UÇAR VE BAYINDIR OLDU

    Konuşmaların ardından DBP’nin faaliyet ve mali raporları okundu. Raporlar, oylamaya sunulması sonucunda kabul edildi.

    Ardından DBP’nin eş genel başkanlığına önerilen Çiğdem Kılıçgün Uçar ile Keskin Bayındır DBP’nin yeni eş genel başkanları olarak seçildi. Kongrede DBP’nin PM, MYK üyeleri ile yeni yönetimi de belirlendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DBP Eş Genel Başkanlığına Kılıçgün ve Bayındır önerildi

    DBP Eş Genel Başkanlığına Kılıçgün ve Bayındır önerildi

    PİRHA- DBP’nin yeni Eş Genel Başkanlığı görevine Çiğdem Kılıçgün Uçar ile Keskin Bayındır önerildi.

    Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) 12 Kasım’da Ankara’da yapılacak olan 6’ncı Olağanüstü Kongre öncesi Diyarbakır’da “Örgülü toplumla özgür yaşamı kuralım” şiarıyla büyük bir konferans gerçekleştiriyor.

    Konferansta, kongrede yapılacak seçimler için önerilen isimler açıklandı. Bir süre önce ismi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) olarak değiştirilen Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ile mevcut başkan Keskin Bayındır yeni Eş Genel Başkanlık görevine önerildi.

    Divan tarafından sahneye çağrılan Bayındır ve Uçar, konferansa katılanları selamladı.

    DBP Eş Genel Başkanı Bayındır; anadilde eğitim, cumhuriyet, Ortadoğu’daki savaşlar ve tecride ilişkin konuştu. Eş Genel Başkan adayı Uçar ise, “Kürt halkı demek özgürlük demek, mücadele demek, direniş demek. Şimdi de bunları büyütme zamanı. Yolumuz açık olsun. Başarı bizimdir” sözlerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demokratik Alevi Dernekleri, DBP Genel Merkezine dayanışma ziyaretinde bulundu

    Demokratik Alevi Dernekleri, DBP Genel Merkezine dayanışma ziyaretinde bulundu

    PİRHA- DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ile çok sayıda partinin yöneticisinin tutuklanmasının ardından Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez ve Ankara şubesi Ana Fatma Cemevi yönetimi, DBP Genel Merkezine dayanışma ziyaretinde bulundu. Ziyaret sırasında yapılan açıklamada, “Hakikati söylemekten geri durulmayacağız. Hukuksuz bir şekilde genel merkezin ve il binalarının basılıp, yöneticilerinin gözaltına alınıp tutuklanmasını kınıyoruz” denildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) bileşenlerinden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) genel merkezine ve birçok il binasına 23 Aralık’ta baskınlar yapılmış, gözaltına alınan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ile çok sayıda partinin yöneticisi tutuklanmıştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez yöneticileri Sevgi Kişin Sazan, Ali Askeri Coşkun ve Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Merkezine dayanışma ziyaretinde bulundu.

    “BEDELİ NE OLURSA OLSUN HAKİKATİ SÖYLEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Ziyaret sırasında yapılan açıklamada, “Siyasal iktidarın içerde ve dışarıda sıkıştıkça saldıran politikalarının sonucu olarak, siyasal alanı kendi gibi düşünmeyenlere dar etme çabası boşunadır. Bedeli ne olursa olsun hakikati söylemekten geri durulmayacağız. Hukuksuz bir şekilde genel merkezin ve il binalarının basılıp, yöneticilerinin gözaltına alınıp tutuklanmasını kınıyoruz. Genel Başkan Keskin Bayındır şahsında tüm siyasi tutsakların biran önce serbest bırakmasını istiyoruz” denildi.

    PİRHA/ANKARA

  • DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır tutuklandı

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır tutuklandı

    PİRHA-Diyarbakır başsavcılığının başlattığı soruşturmada 14 Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il eş genel başkanıyla birlikte gözaltına alınan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır tutuklandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) bileşenlerinden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) genel merkezinde ve birçok il binasında 23 Aralık’ta baskınlarla partinin yöneticileri gözaltına alındı.

    Mezopotamya Ajansı’nın (MA) haberine göre DBP Eş Genel Başkanı Bayındır, savcılık ifadesi ardından ‘örgüt üyesi olmak’ suçlamasından tutuklanma istemiyle Diyarbakır Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Sulh Ceza Hakimliği, ifadesinin ardından Bayındır’ın ‘örgüt üyesi olmak’ suçlamasıyla tutuklanmasına karar verdi. DBP Diyarbakır Eş Genel Başkanı Hayrettin Altun ise ‘örgüt üyesi olmak’ suçlanmasıyla tutuklanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)